Vogue dergisine konuşan bir çocuk annesi 43 yaşındaki Olivia Munn, bu yeni operasyon için de bıçak altına yatmanın hayatı için verdiği en iyi karar olduğunu saklamadı.

BİR SEÇİM YAPMAK ZORUNDA KALDI
Komedyen John Mulaney ile nişanlı olan Olivia Munn; rahim ve yumurtalıklarını aldırmakla kendisini yatalak bırakabilecek hormon ilaçları kullanma arasında bir seçim yapmak zorunda kaldığını anlattı. Bunun için bıçak altına yatmanın da aldığı en iyi karar olduğunu sözlerine ekledi.
Bu son opeasyondan sonra hissettiğini de tam bir çöküş diye nitelendirdi Olivia Munn. “Hayatınız boyunca bu bedenle birlikte oluyorsunuz. Regl oluyorsunuz, doğurganlığı hissediyorsunuz. Bunun aniden elinizden gitmesi zor bir durum” dedi.
Olivia Munn daha önce de iki memesini alındıktan sonra hissettiklerini açık yüreklilikle anlatmıştı.

TESTLERİ ‘TEMİZ’ ÇIKTI, DOKTORUNUN DİKKATİ SAYESİNDE HASTALIK ANLAŞILDI
Tam da film çekimi nedeniyle Almanya’ya gitme planı yaptığı dönemde meme kanserine yakalanan bu ünlü Olivia Munn.
Geçen yıl hem kendisi hem de nişanlısı John Mulaney’i çok sarsan kanser teşhisini ve sonrasında yaşadıklarını People dergisine anlattı Munn.
Bu konuda daha önce de konuşan Munn, kız kardeşiyle birlikte bir dizi test yaptırdıklarını ve sonuçların “temiz” çıktığını öğrendi anlattığına göre.
Fakat bunun ardından doktoru kanser riskini ölçmek için bir başka teste soktu yıldızı. Orada riskin yüksek oldUğu ortaya çıkınca da daha detaylı tetkikler yapıldı.
İşte bunun sonucunda Olivia Munn’un iki memesinde de kötü huylu tümöre rastlandı. Hemen ardından da tedavi başladı.

‘EVDE SOYUNDUM VE AYNAYA BAKTIM… O ZAMAN TAMAMEN YIKILDIM’
Olivia Munn, geçen yıl 24 Mayıs’ta iki memesinin ve tümörlerin alındığı 10 saat süren bir ameliyat geçirdi.
Ondan sonra da estetik cerrahi yardımıyla fiziksel görüntüsü tekrar eski haline geldi. Ama elbette onun yaşadıkları böyle iki cümleye sığdırılacak türden olmadı.
Munn, işte o ameliyattan sonra yaşadıkları hakkında konuştu. Kendisini iki memesi alınmış bir halde aynada görmenin beklediğinden çok daha zor bir durum olduğunu anlattı.
Geçirdiği uzun operasyonun ardından üç gün hastanede kaldı Munn. Sonra da evine gitti ve dinlenmeye çekildi. Bir hafta sonra kontrole gittiğinde ise fiziksel değişimiyle ilk kez ayna karşısında yüzleşti.
“Kendimi ayna karşısında ilk kez o halde gördüm ve şoke oldum” diye anlatmaya başladı Munn. “Her ne kadar doktorum böyle harika göründüğümü söylese de bu görüntü beni uyuşturdu. Bir şoktu. O anda aynaya baktığımı ve hiçbir şey hissetmediğimi hatırlıyorum. Sadece doktorun söylediklerini dinlediğimi hatırlıyorum” diye anlattı o anı.
Olivia Munn her ne kadar o ilk anda şoka girip herhangi bir duyguya kapılmasa da eve gidip bir kez daha ayna karşısına geçtiğinde durum değişti.
O anları da şöyle ifade etti Munn: “Eve gittiğim zaman soyundum ve yeniden aynaya baktım. İşte o anda tamamen yıkıldım.”

YAŞADIKLARINI İLK OLARAK SOSYAL MEDYADAN ANLATTI
Munn, bu yılın mart ayında nişanlısı John Mulaney ile birlikte Oscar ödül törenine katılmıştı. Bunun ardından da o güne kadar gizli tuttuğu bu hastalık öyküsünü anlattı güzel yıldız.
Olivia Munn, sosyal medya paylaşımında yaşadıklarını şöyle anlattı: “Geçen on ay içinde dört kez operasyon geçirmek zorunda kaldım. Günlerimin büyük bir bölümünü yatakta geçirdim. Sonra da kanserle ilgili hayal edebileceğimden bile çok fazla şey öğrendim.”
Olivia Munn, sürpriz bir şekilde bu süreçte sadece iki kez ağladığını söyledi. Bu durumu da “Sanırım ağlamak için zaman yokmuş gibi geldi bana. Odak noktam daraldı ve açık fikirli kalma yeteneğimi yitirmeme neden olacak duygularımdan arınmaya çalıştım.”
Olivia Munn, hastalığın tedavisi sırasında yaşadıklarını dışarıya fazla yansıtmamayı tercih etti. Enerjisi olduğunda ve oğlunu parka götürdüğü zaman insanların kendisini görmesine izin verdi.
Munn sosyal medya mesajında hastalığını insanlarla paylaşabilmek için de bazı zorlukları aşması gerektiğini yazdı.

İKİ MEMESİ DE ALINDI
Olivia Munn, açıklamasına göre nadir görülen ama çabuk ve hızlı gelişen Luminal B tipi meme kanserine yakalandığını açıkladı.
Üstelik söylediğine göre hastalık iki memesinde de yer etmişti. Biyopsiden 30 gün sonra her iki memesi de operasyonla alındı.
Fakat Munn, yine de kendini şanslı hissediyor. Çünkü kanseri çok fazla zaman ve seçenek bulunan bir süreçte fark edildi.
Güzel oyuncu paylaşımında bu hastalıkla günün birinde yüzleşecek olan her kadının kendisiyle aynı olanaklara sahip olmasını dilediğini de satırlarına ekledi.
Paylaşımını başta doktorlar ve arkadaşları olmak üzere tedavi süresince kendisine destek olan herkese teşekkür ederek bitirdi güzel oyuncu.

Olivia Munn ile Mulaney’in bir tane erkek evlatları bulunuyor.
]]>
Bunların başında da oyuncuların rol gereği meslektaşlarıyla yakınlaşmaları gereken sahnelerde yer almaları geliyor.
Romantik sahnelerde ya da cinsellik içeren filmlerde oynayan aktörler profesyonellik gereği karşılarındaki oyuncularla belli sınırları hiçbir zaman aşmıyorlar.

Emily Blunt’ın rol aldığı filmlerdeki erkek oyuncularla samimi sahnelerde yaşadıklarını anlattığı yayın epey ses getirdi
Zaten Hollywood’da çok sıkı tutulan kurallar gereği setlerde bu tür zorlayıcı sahneler çekilirken her zaman bir “samimiyet koordinatörü” bulunduruluyor.
SETTE ÖZEL GÖREVLİLER ÇALIŞIYOR
Samimiyet koordinatörleri tiyatro, film ve televizyon yapımında seks sahnelerine veya diğer mahrem sahnelere katılan aktörlerin ve aktrislerin refahını sağlayan ekibin bir üyesi olarak çalışıyorlar.
Şu sıralar Ryan Gosling’le başrolünü paylaştıkları The Fall Guy filmiyle gündemde olan yıldız oyuncu Emily Blunt bu konuyla ilgili yaptığı açıklamayla herkesi şaşkına çevirdi.

Şu sıralar Ryan Gosling’le başrolünü paylaştıkları The Fall Guy filmiyle gündemde olan Emily Blunt öpüşürken zorlandığı ismin Gosling olmadığını, çok iyi anlaştıklarını ve ailecek görüştüklerini söyledi
Geçtiğimiz gün The Howard Stern Show’a katılan ve sohbet esnasında “Kimyamın uyuşmadığı insanlar oldu. Onlarla çalışırken iyi vakit geçirmedim” diyerek başrolü paylaştığı kimi erkek oyuncularla samimi sahneler çekerken ne kadar zorlandığını itiraf etti.
YILDIZ OYUNCUDAN İTİRAF ÜSTÜNE İTİRAF GELDİ
Ünlü sunucu Howard Stern’in ısrarla bu aktörlerin kim olduğunu sorması üzerine sessiz kalan Emily Blunt “Bazen bu garip bir şey. Bazen gerçekten zahmetsiz bir uyum yakalayabilirsiniz, ama bu ekrana yansımaz. Biriyle doğal bir uyumunuz olduğunda bu sahneleri çekmek daha kolay oluyor” dedi.

Blunt ayrıca, bir rol arkadaşıyla kimyası uyuşmadığında onda sevdiği bir şeyler bulup ona konsantre olmaya çalıştığını “Güzel gülüyor olabilirler ya da insanlarla konuşma tarzlarını beğeniyorum. Kibarlar. Yani, rastgele bir şey de olabilir. O kişide sevdiğim bir şey bulup buna odaklanıyorum” diyerek anlattı.
“BAZI ROL ARKADAŞLARIMI ÖPMEK ZORUNDA KALINCA MİDEM BULANDI”
Güzel yıldız bunu çoğu zaman başarsa da kimi zaman sette yaşadığı bu yakınlaşmalar, özellikle de öpüşme sahnelerinde çok zorlandığını itiraf etti.

Emily Blunt ünlü oyuncu ve yönetmen John Krasinski ile evli, eşler A Quiet Place filminde birlikte başrol oynamıştı
Emily Blunt Howard Stern’in sorusu üzerine bazı rol arkadaşlarını öpmesi gereken sahnelerde midesinin bulandığını ve kusamamak için kendisini zor tuttuğunu ağzından kaçırıverdi.
Bu itiraf üzerine de gözler hemen Blunt’ın başrolü paylaştığı Hollywood’un yıldız oyuncularına çevrildi.

Güzel yıldız Tom Cruise’la da Yarının Sınırında filminde rol aldı
GÖZLER HEMEN BİRLİKTE ÇALIŞTIĞI OYUNCULARA ÇEVRİLDİ
Blunt son yıllarda Jungle Cruise filminde Dwayne Johnson, A Quiet Place filminde eşi John Krasinski ve Oppenheimer filminde Cillian Murphy ile birlikte rol almıştı.

Emily Blunt ve Matt Damon 2011 yapımı Kader Ajanları filminde
Ryan Gosling’le birlikte rol aldığı yeni aksiyon-komedisi The Fall Guy’ın tanıtımı için Stern’ün programına katılan Blunt, 43 yaşındaki Barbie yıldızının kesinlikle birlikte çalışmaktan keyif aldığı bir aktör olduğunun altınız çizdi ve midesini bulandıran kişinin o olmadığı konusunda ısrarcı davrandı.

Emily Blunt ve Cillian Murphy Oppenheimer filminde karı kocayı canlandırmıştı
TEK KONUŞAN O OLMADI: BİR GÜNDE 10 AYRI KİŞİYLE ÖPÜŞMEK ZORUNDA KALIYORDUM
Emily Blunt rol arkadaşlarıyla öpüşmek istemediğini açıklayan tek aktris değil. Bu ayın başlarında Anne Hathaway, oyuncu ajanslarının seçmeler için kendisinden bir günde 10 kadar kişiyle öpüşmesini istediklerini açıklamıştı.
Oyuncular arasındaki uyumu önceden görmek ve çekimlere buna göre başlamak isteyen film şirketleri ve yapımcıların kendisini bu yüzden zorladıklarını söyleyen Anne Hathaway bunu iğrenç bulduğunu söylemişti.

Anne Hathaway de kariyerinin başlarında ekrandaki kimyalarını ölçebilmek için teste tabi tutulduğunu ve bir günde 10 farklı oyuncuyla öpüşmek zorunda kaldığını açıklamıştı
O yıllarda kariyerinin başlarında olduğunu ve sektörde de bu tür durumların normal karşılandığını söyleyen Anne Hathaway, kendisinin de rolleri kaybetmemek için bu durumdan heyecanlıymış gibi davranmaya çalıştığını ancak artık bu tür zorlamaların yapılmadığını söylemişit.
]]>Bunların başında da oyuncuların rol gereği meslektaşlarıyla yakınlaşmaları gereken sahnelerde yer almaları geliyor.
Romantik sahnelerde ya da cinsellik içeren filmlerde oynayan aktörler profesyonellik gereği karşılarındaki oyuncularla belli sınırları hiçbir zaman aşmıyorlar.

Emily Blunt’ın rol aldığı filmlerdeki erkek oyuncularla samimi sahnelerde yaşadıklarını anlattığı yayın epey ses getirdi
Zaten Hollywood’da çok sıkı tutulan kurallar gereği setlerde bu tür zorlayıcı sahneler çekilirken her zaman bir “samimiyet koordinatörü” bulunduruluyor.
SETTE ÖZEL GÖREVLİLER ÇALIŞIYOR
Samimiyet koordinatörleri tiyatro, film ve televizyon yapımında seks sahnelerine veya diğer mahrem sahnelere katılan aktörlerin ve aktrislerin refahını sağlayan ekibin bir üyesi olarak çalışıyorlar.
Şu sıralar Ryan Gosling’le başrolünü paylaştıkları The Fall Guy filmiyle gündemde olan yıldız oyuncu Emily Blunt bu konuyla ilgili yaptığı açıklamayla herkesi şaşkına çevirdi.

Şu sıralar Ryan Gosling’le başrolünü paylaştıkları The Fall Guy filmiyle gündemde olan Emily Blunt öpüşürken zorlandığı ismin Gosling olmadığını, çok iyi anlaştıklarını ve ailecek görüştüklerini söyledi
Geçtiğimiz gün The Howard Stern Show’a katılan ve sohbet esnasında “Kimyamın uyuşmadığı insanlar oldu. Onlarla çalışırken iyi vakit geçirmedim” diyerek başrolü paylaştığı kimi erkek oyuncularla samimi sahneler çekerken ne kadar zorlandığını itiraf etti.
YILDIZ OYUNCUDAN İTİRAF ÜSTÜNE İTİRAF GELDİ
Ünlü sunucu Howard Stern’in ısrarla bu aktörlerin kim olduğunu sorması üzerine sessiz kalan Emily Blunt “Bazen bu garip bir şey. Bazen gerçekten zahmetsiz bir uyum yakalayabilirsiniz, ama bu ekrana yansımaz. Biriyle doğal bir uyumunuz olduğunda bu sahneleri çekmek daha kolay oluyor” dedi.

Blunt ayrıca, bir rol arkadaşıyla kimyası uyuşmadığında onda sevdiği bir şeyler bulup ona konsantre olmaya çalıştığını “Güzel gülüyor olabilirler ya da insanlarla konuşma tarzlarını beğeniyorum. Kibarlar. Yani, rastgele bir şey de olabilir. O kişide sevdiğim bir şey bulup buna odaklanıyorum” diyerek anlattı.
“BAZI ROL ARKADAŞLARIMI ÖPMEK ZORUNDA KALINCA MİDEM BULANDI”
Güzel yıldız bunu çoğu zaman başarsa da kimi zaman sette yaşadığı bu yakınlaşmalar, özellikle de öpüşme sahnelerinde çok zorlandığını itiraf etti.

Emily Blunt ünlü oyuncu ve yönetmen John Krasinski ile evli, eşler A Quiet Place filminde birlikte başrol oynamıştı
Emily Blunt Howard Stern’in sorusu üzerine bazı rol arkadaşlarını öpmesi gereken sahnelerde midesinin bulandığını ve kusamamak için kendisini zor tuttuğunu ağzından kaçırıverdi.
Bu itiraf üzerine de gözler hemen Blunt’ın başrolü paylaştığı Hollywood’un yıldız oyuncularına çevrildi.

Güzel yıldız Tom Cruise’la da Yarının Sınırında filminde rol aldı
GÖZLER HEMEN BİRLİKTE ÇALIŞTIĞI OYUNCULARA ÇEVRİLDİ
Blunt son yıllarda Jungle Cruise filminde Dwayne Johnson, A Quiet Place filminde eşi John Krasinski ve Oppenheimer filminde Cillian Murphy ile birlikte rol almıştı.

Emily Blunt ve Matt Damon 2011 yapımı Kader Ajanları filminde
Ryan Gosling’le birlikte rol aldığı yeni aksiyon-komedisi The Fall Guy’ın tanıtımı için Stern’ün programına katılan Blunt, 43 yaşındaki Barbie yıldızının kesinlikle birlikte çalışmaktan keyif aldığı bir aktör olduğunun altınız çizdi ve midesini bulandıran kişinin o olmadığı konusunda ısrarcı davrandı.

Emily Blunt ve Cillian Murphy Oppenheimer filminde karı kocayı canlandırmıştı
TEK KONUŞAN O OLMADI: BİR GÜNDE 10 AYRI KİŞİYLE ÖPÜŞMEK ZORUNDA KALIYORDUM
Emily Blunt rol arkadaşlarıyla öpüşmek istemediğini açıklayan tek aktris değil. Bu ayın başlarında Anne Hathaway, oyuncu ajanslarının seçmeler için kendisinden bir günde 10 kadar kişiyle öpüşmesini istediklerini açıklamıştı.
Oyuncular arasındaki uyumu önceden görmek ve çekimlere buna göre başlamak isteyen film şirketleri ve yapımcıların kendisini bu yüzden zorladıklarını söyleyen Anne Hathaway bunu iğrenç bulduğunu söylemişti.

Anne Hathaway de kariyerinin başlarında ekrandaki kimyalarını ölçebilmek için teste tabi tutulduğunu ve bir günde 10 farklı oyuncuyla öpüşmek zorunda kaldığını açıklamıştı
O yıllarda kariyerinin başlarında olduğunu ve sektörde de bu tür durumların normal karşılandığını söyleyen Anne Hathaway, kendisinin de rolleri kaybetmemek için bu durumdan heyecanlıymış gibi davranmaya çalıştığını ancak artık bu tür zorlamaların yapılmadığını söylemişit.
]]>Hastalığı henüz ilk evredeydi… İki memesi birden alındı ve sonrasında kemoterapi tedavisi gördü. Estetik cerrahi sayesinde hastalık yüzünden kaybettiği fiziksel görünümüne yeniden kavuştu.
Onun söylediğine göre ise bu tedavinin en zor kısmı, iki memesinin de alındığı ameliyattan sonra bedeninin değişen halini bir ayna karşısında görmekti.
Henüz 43 yaşında olan bir çocuk annesi oyuncu gördüğü tedavinin ardından sağlığına kavuştu. Şimdi iyi ve yaşadığı zorlukları büyük bir samimiyetle paylaştı.

HER ŞEY YOLUNDA GİTSEYDİ FİLM ÇEKİMİNDE OLACAKTI
Tam da film çekimi nedeniyle Almanya’ya gitme planı yaptığı dönemde meme kanserine yakalanan bu ünlü Olivia Munn.
Geçen yıl hem kendisi hem de nişanlısı John Mulaney’i çok sarsan kanser teşhisini ve sonrasında yaşadıklarını People dergisine anlattı Munn.
Bu konuda daha önce de konuşan Munn, kız kardeşiyle birlikte bir dizi test yaptırdıklarını ve sonuçların “temiz” çıktığını öğrendi anlattığına göre.
Fakat bunun ardından doktoru kanser riskini ölçmek için bir başka teste soktu yıldızı. Orada riskin yüksek oldUğu ortaya çıkınca da daha detaylı tetkikler yapıldı.
İşte bunun sonucunda Olivia Munn’un iki memesinde de kötü huylu tümöre rastlandı. Hemen ardından da tedavi başladı.

‘EVDE SOYUNDUM VE AYNAYA BAKTIM… O ZAMAN TAMAMEN YIKILDIM’
Olivia Munn, geçen yıl 24 Mayıs’ta iki memesinin ve tümörlerin alındığı 10 saat süren bir ameliyat geçirdi.
Ondan sonra da estetik cerrahi yardımıyla fiziksel görüntüsü tekrar eski haline geldi. Ama elbette onun yaşadıkları böyle iki cümleye sığdırılacak türden olmadı.
Munn, işte o ameliyattan sonra yaşadıkları hakkında konuştu. Kendisini iki memesi alınmış bir halde aynada görmenin beklediğinden çok daha zor bir durum olduğunu anlattı.
Geçirdiği uzun operasyonun ardından üç gün hastanede kaldı Munn. Sonra da evine gitti ve dinlenmeye çekildi. Bir hafta sonra kontrole gittiğinde ise fiziksel değişimiyle ilk kez ayna karşısında yüzleşti.
“Kendimi ayna karşısında ilk kez o halde gördüm ve şoke oldum” diye anlatmaya başladı Munn. “Her ne kadar doktorum böyle harika göründüğümü söylese de bu görüntü beni uyuşturdu. Bir şoktu. O anda aynaya baktığımı ve hiçbir şey hissetmediğimi hatırlıyorum. Sadece doktorun söylediklerini dinlediğimi hatırlıyorum” diye anlattı o anı.
Olivia Munn her ne kadar o ilk anda şoka girip herhangi bir duyguya kapılmasa da eve gidip bir kez daha ayna karşısına geçtiğinde durum değişti.
O anları da şöyle ifade etti Munn: “Eve gittiğim zaman soyundum ve yeniden aynaya baktım. İşte o anda tamamen yıkıldım.”

ZORLUK ÇEKTİ AMA SONUNDA İYİLEŞTİ: Ameliyat ve kemoterapinin zorluklarını sonuna kadar yaşasa da Olivia Munn gördüğü tedavi sonucu sağlığına kavuştu. Zaten hemen ardından da bir estetik operasyon geçirdi ve kaybettiğİ iki memesinin yerine yenileri yapıldı. Geçen sonbaharda yine bir kadın için normal olan fiziksel görüntüsüne kavuşan Olivia Munn, bu duruma da uyum sağladı. Munn, bir süre kanserin geri gelmesini önlemek amacıyla hormon tedavisi görecek.

YAŞADIKLARINI İLK OLARAK SOSYAL MEDYADAN ANLATTI
Munn, bu yılın mart ayında nişanlısı John Mulaney ile birlikte Oscar ödül törenine katılmıştı. Bunun ardından da o güne kadar gizli tuttuğu bu hastalık öyküsünü anlattı güzel yıldız.
Olivia Munn, sosyal medya paylaşımında yaşadıklarını şöyle anlattı: “Geçen on ay içinde dört kez operasyon geçirmek zorunda kaldım. Günlerimin büyük bir bölümünü yatakta geçirdim. Sonra da kanserle ilgili hayal edebileceğimden bile çok fazla şey öğrendim.”
Olivia Munn, sürpriz bir şekilde bu süreçte sadece iki kez ağladığını söyledi. Bu durumu da “Sanırım ağlamak için zaman yokmuş gibi geldi bana. Odak noktam daraldı ve açık fikirli kalma yeteneğimi yitirmeme neden olacak duygularımdan arınmaya çalıştım.”
Olivia Munn, hastalığın tedavisi sırasında yaşadıklarını dışarıya fazla yansıtmamayı tercih etti. Enerjisi olduğunda ve oğlunu parka götürdüğü zaman insanların kendisini görmesine izin verdi.
Munn sosyal medya mesajında hastalığını insanlarla paylaşabilmek için de bazı zorlukları aşması gerektiğini yazdı.

İKİ MEMESİ DE ALINDI
Olivia Munn, açıklamasına göre nadir görülen ama çabuk ve hızlı gelişen Luminal B tipi meme kanserine yakalandığını açıkladı.
Üstelik söylediğine göre hastalık iki memesinde de yer etmişti. Biyopsiden 30 gün sonra her iki memesi de operasyonla alındı.
Fakat Munn, yine de kendini şanslı hissediyor. Çünkü kanseri çok fazla zaman ve seçenek bulunan bir süreçte fark edildi.
Güzel oyuncu paylaşımında bu hastalıkla günün birinde yüzleşecek olan her kadının kendisiyle aynı olanaklara sahip olmasını dilediğini de satırlarına ekledi.
Paylaşımını başta doktorlar ve arkadaşları olmak üzere tedavi süresince kendisine destek olan herkese teşekkür ederek bitirdi güzel oyuncu.

OĞLUNUN FOTOĞRAFI HEP YANINDAYDI: Olivia Munn, her dört operasyonunda da oğlu Malcolm’ın fotoğrafını yanından ayırmadığını belirtti. “Her operasyon öncesinde oğlumun çerçeveli bir fotoğrafını baş ucuma koydum. Böylece her seferinde uyanıp gözlerimi açtığımda gözlerimin göreceği ilk şey o oldu.”

NİŞANLISI DA MÜCADELESİ İÇİN TEŞEKKÜR ETTİ
Olivia Munn ile John Mulaney, 2021 yılından bu yana birlikteler. Çiftin iki yaşında Malcolm adında bir oğlu bulunuyor.
Mulaney de sevgilisinin hastalık açıklamasından sonra Olivia Munn’un paylaşımına “Bu kadar iyi savaştığın ve bizim için orada olduğun için teşekkürler. Malc ve ben sana hayranız” diye yorum yazdı.
]]>

Pars ile fotoğraflarını sayfasında paylaşan Ebru Şallı altına “Ömürlük sarılma… Ben hep seninleyip, hep…” notunu düştü.
‘MÜCADELE EDİYORUZ’ DEMİŞTİ
Ebru Şallı, 2019 yılı mayıs ayında verdiği bir röportajda “Pars’ı halsizlik ve kemik ağrıları nedeniyle doktora götürdük. Yapılan tetkiklerin hemen ardından tedavi süreci başladı. Son bir yıldır ailece hastalıkla mücadele ediyoruz” demişti.
GÖZYAŞLARINI TUTAMADI
Ebr Şallı, Pars’ın hastalık sürecini katıldığı programda gözyaşları içinde anlatmıştı.

‘O HASTANE ODASI BENİM İÇİN CENNET BAHÇESİYDİ’
“Tanıyan Pars’tan çok etkilenirdi. ‘Bu nasıl bir çocuk’ derlerdi. Gerçek bir melekti. Bu hayatta bir melek doğurmuşum ve dokuz yıl bir melek ile yaşamışım. Kimseyi kıramaz, azıcık üzüldüğü an onu toparlamaya çalışır, müthiş bir sevgi çıkıyordu içinden. Pars hep başkaydı. Boyun ağrısı üzerine hastaneye gittik. Doktorlar bir hafta boyunca çabalamalarına rağmen tam olarak sorunun ne olduğunu bulamadılar, kan tahlillerinin iyi çıkmasına rağmen ağrısında bir değişiklik olmadı. Ultrasonda da çıkmadı. MR çekildi, o zaman öğrendik. İlk duyduğunuz an bir annenin ya da babanın dünyasının yıkıldığı an. Çok büyük bir acı. Meğer ağrıları zaman zaman yaşıyormuş ve ‘geçer’ diye düşünüp söylemiyormuş. İlk defa okulda ağladığı bir an oldu, ağrısı çok fazlaydı. Çok hızlı ilerleyen bir türdü…”
‘VERDİĞİM İLİK YÜZDE 100 TUTTU’
“2.5–3 yıllık süreçte tedavi ile çok güzel cevaplar aldığımız dönemler oldu. Cevap vermesi büyük bir şeydi. Bıraktığımız an tekrar hızlı şekilde atak yaptı, ağrılar başladı. Doktor aynı protokolü uygulayamayacağı için kemik iliği nakline geçmemize karar verdi…Dünyada bu iliği bulamadık. Aile bireylerine bakıldı. Bende literatürde olmayan bir doku çıktı ve o doku Pars’ta da vardı. Doktor ‘iliğiniz tutmuyor ama bu doku sizde var ve Pars’ta da olduğuna göre bir anlamı var’ dedi. İlik dahil her şeyimi vermek istiyordum. İlik verdim…Çok başarılı bir nakil gerçekleştirdiler. İlik yüzde 100 tuttu. Bu mutlu haberi alıp, evimize geçtik. Herkes çok sevindi ve ‘artık bir şey olmaz’ dedik. Olmayan çok var çünkü. B negatif kan bulmak çok zordu…Bir yandan ünlü biri olmak zor ve çocuğa böyle bir anı bırakmak istemiyordum. O yüzden kimseye anlatmadık, paylaşmadık. O hastane odasında o kadar güzel günlerimiz geçti ki. O hastane odası benim için cennet bahçesiydi.Pars görünmez oldu işte. Ben onun hakkında konuşurken her zaman böyle ağlamam, sık sık yanına giderim, güzel şeyler konuşurum, gülerim. Acımı daha farklı yaşıyorum. Kimseye bunun hesabını vermek zorunda değilim. Benim onunla aramda olan diyalogu, duyguyu kimse bilemez.”

“HİÇ KOLAY DEĞİL”
“Hayatta durmaya çalışıyorum. Hiç kolay değil yaşamayanın anlayabileceği gibi bir durum yok ortada. Onunla bağlantım hep devam ediyor, sonsuza kadar da edecek. Çok büyük ve kutsal bir bağ. Çok özlüyorum.Ve bazen onun kokusunu duyuyorum işte o anlar beni zorluyor tabii. Eşsiz melek kokusu arada bir geliyor bana, şükrediyorum. Onunla yaptığımız her şeyi devam ettirmeye çalışıyorum. Devam ettirip daha fazlasını da yapacağım gücüm yettikçe”
EBRU ŞALLI İÇİNİ DÖKTÜ: KAN DONDURAN BİR CÜMLEYDİ
Zor günleri atlatmaya çalışan Ebru Şallı, kendi Youtube kanalında da içini döktü. Hayatındaki dönüm noktalarını anlatan Ebru Şallı “Çocuğu olan insanlar bence korkmalı” dedi. İşte Şallı’nın açıklamaları:
GÜZELLİK YARIŞMASI İLE TANINDIM
“95 yılında Türkiye güzeli seçilerek tanındım. Annemin ısrarı üzerine bu yarışmaya katıldım. Babamın haberinin olmadığı ve yaşımı da bir yaş büyüttüğüm doğrudur. Lise son sınıf öğrencisiydim.
90’lı yılların sonunu yakalamak benim için çok büyük keyifti. O zamanlar Top modellik revaçtaydı. Begüm Özbek’ler, Deniz Pulaş’lar, Merve İldeniz’ler… Bu isimleri yakaladım ben. Şanslıyım çünkü o bir akımdı. Ben onlarla beraber podyumda yürüdüm.”

‘TİPİM DİKKAT ÇEKTİ’
“Bütün dünya mutfaklarının kurslarına gittim. O da beni çok mutlu etti. Sürekli yemek yapıyordum. Sonra yemek kitapları yaptım, yemek programları yaptım o da bir dönüm noktasıydı benim için. İki yıla yakın diksiyon kurslarına gittim. Eğitim aldım bu konuda.”
“Benim çıktığım zamanlarda değişik bir tiptim. Koyu renk saç, mavi gözler, gamzeler Türkiye’de bayağı dikkat çekmişti. Benim hiç gece hayatım olmadı. Çünkü hep erken yatardım.”

‘EVLİ OLMADIĞIM YILLARDA ZORLANDIM’
“Evlilikçi bir yönüm var. Evlilik ve aile ortamı benim için önemli. O yüzden çok uzun süre hep evliydim, hala da evliyim. Güzel bir şey bence, olumsuz bir şey olduğunu düşünmüyorum. Çok az evli olmadığım bir süre var, o sürede de çok zorlandım. Gerçekten bunu itiraf ediyorum. Evli olmadığım birkaç yılda çok zorlandım. Kime merhaba desem adınız onunla çıkıyor. Bu ne kadar zor bir hayat!
Erken yaşta evlendiğim için kendimi bir bakıma korumuşum. Sonra o boşanma sürecinde ‘noluyo ya’ dedim.”

‘ANNE SÜTÜ İLE BESLEDİM’
“İki tane çocuk doğurmak çok güzeldi. Ben anne olmayı çok sevdim. Anaç da bi yapım var. 17 yıl önce Bero doğdu. Aralarında 6,5 yıl var sonra Ponçiğim Pars doğdu. Sadece anne sütüyle besledim çocuklarımı. Bu çok mühim bence.”

‘ÇOCUĞA KÖTÜ ANI KALSIN İSTEMEDİM’
“Bir dönüm noktam da tabii ki Ponçiğim ile yaşadığım durum. O konuyla ilgili hem konuşmak istiyorum, hem istemiyorum. Zor konuşması…
Haksız yere eleştirildiğimi düşünüyorum. Ponçiğin durumu herkesin başına gelebilir. Allah hiç kimseye vermesin ama her anne babanın başına gelebilir. Bu bi dünya, yarın ne olacağımız belli değil. Bir hastalık. İLk başta inanmak istemiyorsunuz.Pars’ın hastalığı olduğunda ben hemen ignore ettim durumu. Olmasını istemedim her anne gibi… Göğüsledim durumu. İşin içine girip, Nasıl çözeriz? Ne yapalım? Sonra zaten çabuk iyileşiyor gibi bir durum oldu. Çok güzel cevaplar aldık hastalığın tanısı konulduktan sonra. Bunu kimseye anlatmadım. Çocuğa böyle bir anı kalsın istemedim. Çünkü iyileşecekti…”

‘KİMSE EMPATİ YAPAMAZ’
“Bu durumu yaşayan tek kadın ben değilim. Tek anne ben değilim. Bunun şımarıklığını da yapmak istemiyorum. Ama insanların çok büyük konuştuğunu görüyorum. Çocukları olan insanlar nasıl korkmadan kötü yorum yapıp, kötü cümleler kullanabiliyorsunuz? Benim yaşadığım acıyı nasıl anlayabilirler? Anlama şansı var mı bir insanın? Yaşamadan anlayamaz ki! Empati yapabilir mi, bence yapamaz!”
‘YORUMLAR ACIMASIZ’
“2,5 yıla yakın ben hastanede yaşadım. Orayı bir eğlence alanına çevirdim. Biz ilik nakline giderken ‘ilik hediyesi’,’ilik eğlencesi’ diye bir oyun çıkardım.İnanılmaz bir şeydi. Bütün aile sanki diş buğdayı gibi hediye aldı. Pars çok eğlendi. İnanılmaz şeyler yaşadık. Bunları yaşamış bir insan olarak yapılan yorumları çok korkusuz, acımasız buluyorum.”

‘KAN DONDURAN BİR CÜMLEYDİ’
“Şöyle bir şey bekleniyor, bunu hissediyorum: Ebru Ponçiğini kaybetti, artık o da ölür. Olması gereken bu. Bunu mu istiyorsunuz? Benim bir tane daha oğlum var, ailem var. Hiç mi aklınıza gelmiyor böyle şeyler. Elbette yorum yapabilirsiniz ama önce vicdanınızı düşünün. Ben Pars’ımın istediği gibi burada, karşınızdayım.”
“Zaman zaman ağlıyorum. Ağlamak da insani bir duygu. Tanıdığım birisi “Ya Ebru harika, çok güzel çekimler yapıyosun, seyahatlere gidiyorsun, çalışıyorsun, her şey çok güzel gidiyor, çok güzel görünüyorsun, daha da mı gençleştin sen?” dedikten hemen sonra “Ama tabii senin iyi olma şansın yok ki… Naparsan yap” dedi. Kan dondurucu bir cümle. Kafa bu, mantalite bu…”

‘TERAPİLERLE AYAKTA DURMAYI ÖĞRENDİM’
“Ben 17 yaşından beri çalışıyorum, Türkiye Cumhuriyeti’ne vergi ödüyorum. Ben sıradan bir insan değilim. Ben hizmet veriyorum, çalışıyorum. Bir tane Ebru var bunu yapmayın!”
“Aldığım terapilerle ayakta durmayı öğrendim. Ben güçlü bir insanım bunu biliyorlar ama “Ben okadar güçlü değilim, bana güvenmeyin” diyorum. Hala terapi almaya devam ediyorum.”

‘ACIMI NASIL YAŞAYACAĞIMA BEN KARAR VERİRİM’
“Hiç kimse benden ölmemi beklemesin. Ben yaşadığım acıyı kendim biliyorum. Bunun hesabını kimseye vermek zorunda değilim. Bunun hesabını bana kimse de soramaz. Bu benim acım. Ben yaşıyorum, nasıl yaşayacağıma kendim karar veririm.”
“Biraz Allah’tan korkun. bir lokma vicdanınız olsun. Ponçik beni koruyor. Ben onunla sürekli iletişimdeyim. Bir takım şeyler de yaşıyorum zaten. Bu konuyla ilgili elinizi vicdanınıza koyarak yorum yapın, anne baba iseniz de biraz korkun.”
]]>
Ama sinema dünyasının ünlü çitfllerinden birinin başına gelen tam da bu oldu. Birbirlerinin çocukluk aşkı olan çift evlendi, her şey yolunda giderken sinema tarihine damgasını vuran filmlerde oynayan ünlü oyuncu zor bir hastalığa yakalandı.
Sonrasında hem ünlü oyuncu ve eşi hem de aile üyeleri gerçekten çok zorlu dönemler geçirdi.
Günün birinde o kaçınılmaz son geldi ve ünlü oyuncu geride gözü yaşlı eşini geride bırakarak bu dünyaya veda etti.
Onun hastalık süreci de ölümünden sonraki dönem de eşi için çok acılı geçti. Yaşadıkları hiç kolay değildi…
Eşiyle birlikte mücadele etmiş, ona güç vermeye çalışmış ama sonunda kaçınılmaz sona teslim olmuştu o da.

O DÖNEMDE YAŞADIKLARINI HİÇ UNUTMADI
Aradan yıllar geçse de gençliğinden beri aşık olduğu eşinin hastalığını öğrendikleri anı ve sonradan yaşadıklarını hiç unutmadı geride kalan eş. Önceki gün konuk olduğu bir programda da bunları bir kez daha anlattı.
Belli bir kuşak sinema seyircisi için Patrick Swayze adı çok anlam ifade eder. Özellikle de onun başrolde olduğu Dirty Dancing, Ghost (Hayalet) Point Break, Road House gibi yapımları gençlik yıllarında izleyen kuşak için.
Bu yüzden de şu anda 40’lı 50’li hatta 60’lı yaşlarını sürenlerin hafızasında da kalbinde de Patrick Swayze’nin yeri bambaşkadır.
Swayze, 2009 yılında henüz 57 yaşındayken pankreas kanseri nedeniyle hayata veda etti. Geride de onunla 1975 yılından o yana evli olan eşi Lisa Niemi kaldı.
Hastalığının ilk anından ölüm onları ayırıncaya kadar Swayze’nin yanından hiç ayrılmayan Niemi, Amy and T.J. adlı podcast yayınına konuk oldu.
Orada da eşi Patrick Swayze’nin 2008 yılında pankreas kanseri aldığında neler yaşadıklarını anlattı. Onun ölümüne kadar geçen sürece yaşanılan zorlukları ve duygular anları bir kez daha hatırladı.

“BANA BAKTI VE ‘BEN ÖLÜ BİR ADAMIM’ DEDİ”
Lisa Niemi, Swayze’nin hastalığını öğrendikten sonra kendisine dönerek “Ben ölü bir adamım” dediğini anlattı.
Sonra da sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben bu hastalık hakkında fazla bir şey bilmiyordum, ama o biliyordu.”
Swayze’nin ölünceye kadar evli kaldığı eşi Lisa Niemi, yapılan bütün tetkiklerin ardından oyuncunun hastalığının kesinleştiğini anlattı. Bu durumu doktorların Swayze’nen önce kendisine söylediklerini de sözlerine ekledi.
Haberi alan Niemi’nin dünyası başına yıkıldı. Çünkü doktorlar teşhisi ilk olarak ona söyleyerek Niemi’yi de zor durumda bırakmıştı. Niemi’nin böyle bir haberi kocasına nasıl vereceği konusunda bir fikri yoktu.

BU HABERİ ONA NASIL VERECEĞİNİ BİLEMEDİ
Sonunda eşi daha yapılan endoskopik uygulama yüzünden hala narkozun etkisindeyken teşhisi ona hemen söylememeye karar verdi Niemi. Biraz bekleyecekti.
Hastane odasında oyuncuya refakat ettiği sırada da kısacık bir uykuya daldı. Uyandığında gördüğü manzara ise yürek burkan türdendi.
Doktor, Patrick Swayze’nin yatağının yanına oturmuş ve ona hastalığını çoktan söylemişti bile.
“Doktor ona tedavi göreceğini ama hayattaki işlerini de bir an önce yoluna koyması gerektiğini söylemişti. Bunu duymak zor bir şey” diyerek o anları hatırladı Lisa Niemi.

EN ZORU SWAYZE’NİN MORALİNİ YÜKSEK TUTMAKTI
Sonrasında da hem kendisi hem de ailenin geri kalan üyeleri bütün enerjilerini Patrick Swayze’yi hayatta tutmak için harcadı. Ancak bu Niemi’nin söylediğine göre hiç kolay bir durum değildi. Tedavi sırasında Swayze’nin kendisi de bir onkolojist olan kız kardeşi de destek oldu.
Niemi’nin anlattığına göre Swayze’yi tıbbi olarak tedavi etmenin yanında onun moralini yüksek tutmak için de herkes elinden geleni yaptı. Ama işleri hiç de kolay değildi. Hatta tedavinin en zor kısmı buydu.
Onun anlattığına göre hastalık teşhisinden sonra bütün hayatları değişti ve hiçbir şey asla eskisi gibi olmadı.
Her ne kadar Swayze’ye umut aşılamaya çalışsalar da işin nereye varacağını herkes biliyordu. Ama bir yandan da Niemi’nin söylediğine göre hayatta mucizeler de oluyordu bu onların da başına gelebilirdi.
Yine de Niemi o süreci şu cümleyle özetledi: “Şunu söyleyeyim ki haftada 7 gün, günde 24 saat bir kabusun içinde yaşamak gibiydi.”

‘GİZLİ GİZLİ AĞLIYORDUM’
Niemi, her ne kadar eşine umut aşılamak içi pozitif kalmaya kendini zorlasa da bu onun için kolay olmadı.
Sık sık gizli saklı yerlerde kocasına göstermeden gözyaşı döktü. Yayında anlattığına göre de kocası Patrick Swayze onu sadece bir kez ağlarken gördü.
Bu onu korkuttu ve o olaydan sonra Niemi; kocasının onu ağlarken görmemesi için elinden geleni yaptı.
Hastalık mücadelesi sırasında Swayze ile Niemi’nin duygularını saklayamadığı anlar da oldu. Bunlardan birinde çift New Mexico’daki çiftliklerindeydi.
O sırada Swayze karısına hayatında son bir kez daha kamp yapmayı ne kadar çok istediğini söyledi.
O onları şöyle anlattı Lisa Niemi: “Birlikte yürüyorduk, güzel bir gündü. Bana döndü ve gözlerinde yaşlarla şöyle dedi: ‘Yaşamak istiyorum.”

ONUN ÖLÜMÜNDEN SONRA YENİDEN EVLENDİ
Patrics Swayze ile Lisa Niemi, ünlü oyuncunun öldüğü 2009 yılına kadar tam 34 yıl boyunca evli kaldı.
Niemi onun hayata veda etmesinden sonra bir süre yalnız yaşasa da sonunda 2014 yılında bir kez daha evlendi.
Bu seçimi nedeniyle bazıları tarafından eleştirilse de o kocasının da kendisinin mutlu olmasını isteyeceğine inandı.
Hatta 64 yaşındaki Niami, eşi Albert DePrisco ile evlenme kararını nasıl aldığını da konuk olduğu bir programda şöyle anlatmıştı: ” “Albert’e aşık oldum. Sonra da eşini kaybetmiş bir arkadaşımla bu konuyu konuştum. Bu gerçekten garip. Çünkü yeniden aşık olmam, Patrick için hissettiğim aşkla çatışmıyor. Ve birinin artık ölmüş olması onu sevmeyeceğiniz anlamına gelmiyor.”

‘HALA PATRICK’İN SESİNİ DUYUYORUM’
Yeniden evlenmesine rağmen kaybettiği eşini tamamen aklından ve kalbinden çıkarmadı Lisa Niemi. Anlattığına göre zaman zaman Swayze’nin filmlerine bir yerlerde rastladığında onunla ilgili anıları da canlanıyor.
Lisa Niemi, Patrick Swayze ile hala bir çeşit bağlantısı olduğunu şu sözlerle anlattı: ” Sesi, kafamın içinde. Yaptıklarım hakkında yorumlarda bulunuyor. Bir desteğe ihtiyacım olduğunda ya da bir şeyler olduğunda kafamın içinde ona sorular sormaya devam ediyorum. Ve kesinlikle onun bana yanıt verdiğini duyuyorum.”

ÇOCUK YAŞTA TANIŞTILAR
Lisa Niemi ile Patrick Swayze, aslında birbirlerinin çocukluk aşkıydı. Tanıştıklarında Niemi 14, Swayze ise 18 yaşındaydı. Onların aşkına aracı olan kişi de Niemi’nin annesi.
Patrick, Lisa’nın annesinden dans dersleri aldığı sırada tanıştılar, aralarında büyük bir aşk başladı. Çift, 1975 yılında evlendi. O gün verdikleri sözü de tuttular. 2009 yılında, ölüm Patrick Swayze’yi Lisa Niemi’den koparıncaya kadar birlikte kaldılar.
Bunca uzun beraberliğe rağmen çiftin hiç çocuğu olmadı. Hamile kalan Lisa düşük yapmıştı. Bu nedenle çiftin, aileyi genişletme hayali gerçeğe dönüşemedi. Ama Lisa Niemi, eşinin ölümünden sonra en büyük pişmanlığının ondan bir çocuk dünyaya getirememesi olduğunu söylemişti.

Swayze, kariyeri boyunca birçok filmde oynadı. Ama bazıları diğerlerinin önüne geçti. Bunlardan biri Jennifer Grey ile başrol paylaştığı Dirty Dancing oldu.

Swayze’nin Demi Moore ile oynadığı Ghost (Hayalet) ile bir kuşağın hafızasına kazındı.

Swayze hayatının son döneminde hastalık yüzünden çok yıpranmıştı.
]]>

HASTALIĞI YÜZÜNDEN HEM İŞİNDEN HEM AŞKINDAN VAGEÇMİŞTİ
Geçen yıl bir anda ortadan kaybolan Bella Hadid, artık çektiği acıların çok arttığını ve tedavisinin günlük hale geldiğini söyleyerek çok sevdiği modellik mesleğine de ara vermek zorunda olduğunu açıklamıştı.

Bella’nın sevgilisi Marc Kalman’la yaşadığı üç yıllık ilişkisi de bu süreçte sona ermişti. Bella, annesi Yolanda Hadid’in çiftliğine kapandı ve başucundan hiç ayrılmayan doktorları ve hemşireleriyle zorlu tedavi sürecine devam etti. Kollarına bağlı serumlarla ve üzerinde pijamalarıyla çekilmiş fotoğraflarını da hayranlarıyla paylaştı.

Bella Hadid’in kovboy aşkı Adan Banuelos, ABD’nin en ünlü at yetiştiricilerinden ve binicilerinden biri
ZOR GÜNLER GERİDE KALDI, YENİ AŞK AYAKLARINI YERDEN KESTİ!
Yaşadığı zor günleri geride bırakan ve sağlığı yeniden ayağa kalkıp mesleğine devam edeceği kadar düzelen güzel yıldız bir yandan da yeni bir aşka yelken açtı. Son birkaç aydır yayılan söylentiler Bella Hadid ve yeni sevgilisinin öpüşürken çekilmiş fotoğraflarıyla doğrulanmıştı.

Gözleri yeniden aşkla gülmeye başlayan ünlü model sır gibi sakladığı ilişkisinin ve gizli doğum günü partisinin fotoğraflarını kendi paylaşarak aşkını herkese ilan etmiş oldu
Süper model bu kez gönlünü bir kovboya kaptırdı! Hadid’in yeni aşkı, 34 yaşındaki Adan Banuelos, ABD’nin en ünlü at eğitmenlerinden ve binicilerinden bir olarak tanınıyor. Teksas’ta devasa bir çiftliği olan, burada at yetiştiriciliği yapan Banuelos, binicilik yarışlarında ve rodeolarda elde ettiği başarılarla epey ünlenmiş bir isim.

AŞKIN EN SAĞLAM KANITLARINI KENDİ ELİYLE PAYLAŞTI
Bella Hadid de bir süredir vaktinin çoğunu bu çiftlikte geçiriyor. Hatta ünlü model birkaç ay önce sevgilisinin atlarından biriyle binicilik yarışmasına katılmıştı. Bella yarışmada derece alamadı ancak at üzerindeki fotoğrafları büyük ilgi çekti.

Çiftin samimi pozları daha önce sosyal medyaya yansımıştı… Bella Hadid en sonunda yeni aşkıyla en aşk dolu özel anlarını bile kendisi paylaşarak bu ilişkinin adını koymuş oldu
Ekim ayından beri aşk yaşadıkları söylenen çiftin ilişkisi en sonunda resmileşti. Bunu da Bella Hadid kendi eliyle yaptı. 9 Ekim’deki 27. doğum gününde çekilmiş fotoğraflarını geçtiğimiz gün Instagram hesabından paylaşan Bella Hadid, yeni sevgilisiyle sarıldıkları bir fotoğrafı ve doğum günü kutlaması sırasında onu öptüğü bir videoyu da 60 milyon takipçisiyle paylaştı.

Bella Hadid çiftlik hayatını çok seviyor, üstelik uzun yıllardır da atlarla haşır neşir olan iyi bir binici… Hal böyle olunca yeni sevgilisinin yaşantısına ayak uydurması hiç zor olmadı
KÜÇÜK YAŞLARINDAN BERİ ÇİFTLİKLERLE VE ATLARLA İÇ İÇE YAŞIYOR
Bella Hadid, kovboy aşkıyla bir araya geldiğinden beri giyim tarzı da dikkat çekici bir şekilde değişti. Küçük bir kız olduğu günlerden beri at binen, annesinin çiftliğinde bolca vakit geçiren Bella Hadid, zaten atlarla ve binicilikle epey ilgiliydi.
GİYİM TARZI DA YENİ AŞKIYLA BİRLİKTE DEĞİŞTİ: BAŞINDAN KOVBOY ŞAPKASINI ÇIKARMIYOR
Artık yaptığı paylaşımlarda sevgilisinin atlarıyla birlikte verdiği tatlı pozlar olan Hadid, kovboy modasına uygun şekilde, baştan aşağı denim takımlar, jean üstler, püsküllü yelekler ve kocaman kovboy şapkalarıyla karşımıza çıkıyor.

Bella Hadid’i artık başında kovboy şapkası olmadan görmek zor…
DOĞUM GÜNÜ PARTİSİNİ AHIRDA YAPTI
Ünlü model fotoğraflarını aylar sonra paylaştığı doğum gününü de sevgilisi Adan Banuelos’un çiftliğinde kutladı. Bir avuç yakınlarının katıldığı samimi kutlama çiftlikteki kocaman ahırlardan birinde gerçekleşti. Ahırın içine asılan ışıklar ve süslerle çevrili aşıklar Bella Hadid pastasındaki mumları üfledikten sonra bolca öpüşüp sarılarak ünlü modelin yeni yaşını kutladı.

Onu dünyaca ünlü kılan Sahil Güvenlik dizisinde oynamaya başladığında henüz 18 yaşında olan Eggert, göğüsleri küçük olduğu için sete çıkınca çok utandığını itiraf etti.

Ünlü Sahil Güvenlik dizisinin setinde Nicole Eggert ve Pamela Anderson bir arada… Dizi Anderson’a dünya çapında şöhret getirse de Nicole Eggert sonrasında bir türlü istediği büyük çıkışı yakalayamamıştı
Rolü gereği diziyle ünlenen ve yıllarca konuşulan o meşhur kırmızı mayo ve bikinileri giymek zorunda kalan ünlü oyuncu vücut ölçülerinin bu rol için uygun olmadığına inandırılmış, bu yüzden de utanarak gencecik yaşında göğüslerini büyütüp silikon taktırmak zorunda olduğunu hissetmişti.
Geriye dönüp baktığında bu gençlik hatasından büyük pişmanlık duyduğunu itiraf eden ünlü oyuncu “Şimdi bunu yapan tüm bu genç kızlara bakıyorum ve ‘Tanrım, vücutlarınızı rahat bırakın!’ diyorum. Buna mecbur olduklarını düşünmeleri çok acı bir gerçek” dedi.

Nicole Eggert bu dizide oynamak için vücut ölçüleri pek de uygun bulunmayıp, sete çıktığında kendisi de kendi görüntüsünen utanınca hemen silikon taktırmak için estetik cerrahların kapısını çalmıştı
Silikon taktırmak için bıçak altına yatmasını “18 yaşında verilmiş aptalca bir karardı” diye anlatan Nicole Eggert setteki görüntüsü için yapabileceği hiçbir şey olmadığını düşünmüş, işini kaybetmemek için hemen estetik cerrahların kapısını çalmıştı.
52 yaşındaki Eggert 2015 yılında verdiği bir röportajda, 18 yaşındaki ilk operasyonun ardından bir dizi göğüs büyütme ameliyatı daha olduğunu, daha sonra da göğüslerini küçültmek için tekrar operasyon geçirdiğini anlatmıştı.

Nicole Eggert kanserden çok küçük kızını bu hayatta tek başına bırakmaktan korktuğunu itiraf etti
Eline gelen acılı bir kitleyi fark ettikten sonra hemen doktora giden ünlü oyuncu 2. evre meme kanserine yakalandığını öğrenmişti. Nicole Eggert, önce sol memesindeki tümörün ameliyatla çıkarılacağını daha sonra da kemoterapiye başlayacağını açıkladı.
Ünlü oyuncu, kanserin “geçen her saniye” içinde “büyüdüğünü” bilerek sık sık korkuya ve paniğe kapıldığını da itiraf etti. Nicole Eggert için bu zorlu sürecin en zor kısmı ise kızları 25 yaşındaki Dilyn ve 12 yaşındaki Keegan’dan ayrılma düşüncesi olmuş.

Nicole Eggert gençlik dönemlerinde Sahil Güvenlik dışında Charles in Charge gibi birçok dizide ve filmde roller üstlendi… Ancak yine de hayatının ilerleyen yıllarında büyük maddi sıkıntılar yaşadı… Şimdi ise yakın arkadaşları ünlü oyuncu için bir yardım sayfası açarak tedavi masraflarını toparlamaya çalışıyor
“Büyük kızım Dilyn bir yetişkin ama evde 12 yaşında bir kızım var ve ona bakan tek kişi benim. Ailem yok. Hiçbir şeyim yok” diyen ünlü oyuncu Hollywood’da ünlense de istediği büyük çıkışı hiçbir zaman gerçekleştirememiş ve geçmişinde büyük maddi sıkıntılara düşmüştü.
Yıllardır bekar bir anne olarak iki çocuğunu yetiştirebilmek için büyük mücadeleler veren Nicole Eggert için yakın arkadaşları bir yardım sayfası kurdu ve ameliyat ve tedavi masraflarına destek için para toplamaya başladı.

Ünlü oyuncu “Bu çok bunaltıcı bir durum ve kendimi yıpratmamak için elimden gelen her şeyi yapıyorum” diyor ve küçük kızı için güçlü görünmeye çalışıyor
Arkadaşları kitlesel fonlama platformunda “Nicole inatçıdır ve her zaman geçinmenin bir yolunu bulmuştur, ancak bu farklı. Ameliyat ve tedavi sürecinde çalışamayacak. Önünde uzun ve korkutucu bir yol var ve yardım isteyemeyecek kadar korkunç zamanlardan geçiyor” dediler.
]]>