Düzce Üniversitesi Süs ve Tıbbi Bitkiler Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜSTİBAM) ile Kariyer Geliştirme ve Mezun İzleme Uygulama Araştırma Merkezi iş birliğinde düzenlenen “Bağ, Bahçe, Çiçek” seminerlerinin ilki DÜSTİBAM Botanik Bahçesi Müzesi ve Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. DÜSTİBAM Müdürü Prof. Dr. Necmi Aksoy’un açılış konuşması ile başlayan programa konuşmacı olarak Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi Ziraat Teknikeri Mehmet Ali Altıokka katıldı.
Düzce Üniversitesi Botanik Bahçesi’nin kuruluşunda verdikleri destekten dolayı Düzce ve Sakarya Belediyelerine teşekkür eden Prof. Dr. Necmi Aksoy, Botanik Bahçesi’nde çok sayıda tıbbi ve aromatik bitki bulunduğunu söyledi. Tıbbi ve aromatik bitkiler yönünden çok değerli bir doğaya sahip olan Düzce’de bu bitkilerin
çok farklı türlerinin yer aldığını dile getiren Prof. Dr. Aksoy, “Bilim insanları olarak bu türlerin çalışmalarını yaparak, korunmalarını ve üretilmelerini sağlamalıyız” dedi.
Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi’nin kuruluşu, tasarımı, hedefleri ve gerçekleştirdikleri faaliyetlerden bahseden Altıokka, “Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliği” başlıklı sunumunda tıbbi ve aromatik bitkilerin neden yetiştirilmesi gerektiğini anlattı. Doğadan toplanması, kültüre alınması ve tarla hazırlık aşamalarını ayrıntılı bir şekilde ele alan Altıokka, sulama sistemleri, toprak ve gübre çeşitleri, hasat, kurutma, muhafaza yöntemleri, hibe ve teşvik gibi birçok konu hakkında bilgiler verdi. Bilinçsiz kullanımın önüne geçmek amacıyla etiket levhaları kullanılması gerektiğini ifade eden Altıokka, dünyada 72 bin bitkinin tıbbi amaçla kullanıldığını vurguladı. Çin ve Hindistan’ın tıbbi ve aromatik bitkilerin hem üretiminde hem de kullanımında dünyada ilk sıralarda olduğunu belirten Altıokka, bu bitkilerin ülkemizde ise sanayi, sağlık ve turizm sektörlerinde kullanıldığını söyledi. Altıokka, doğadan bilinçsizce toplanması sonucu türlerin tehlikeye girdiğine dikkat çekerek, “Bitki türlerinin tarımının yapılmasıyla kaliteli ve istenen miktarda ürün temini sağlanması garanti altına alınmış olur ve doğal türlerimizde kurtulmuş olur” dedi.
Soru-cevap bölümüyle devam eden program, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“6 GÜN BOYUNCA BAŞINDAN AYRILMADI”
İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi, Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Deniz Araştırmaları VakfıBaşkan Yardımcısı Doç. Dr. Arda Tonay, bilimsel verilere dayanarak bu davranışın şimdiye kadar dünya denizlerinde 24 yunus ve balina türünde 96 vakada kaydedildiğini belirtti. Tonay, Türk denizlerinde ilk defa görülen olayla ilgili ” Üç ayrı gözlemde de en az 6 gün boyunca başından ayrılmadığı görülüyor. Zeytinburnu’ndan Yeşilköy’e kadar birlikte aktılar. Bilimsel anlamda çok ilginç bir kayıttı” diye konuştu.

“ÖLÜ BİREYİ DİĞER BİREYİN KORUMASI OLARAK ANLATILABİLİR”
Doç. Dr. Tonay, “Mart ayında Marmara Denizi’nde afalina türü bir yunusun gösterdiği ilginç bir davranış, dört ayrı vatandaşın gözlemiyle kayıt altına alındı. Bu davranış epimeletik diye geçen bilimsel bir davranış. Canlı veya ölü bir bireye diğer bireyin yardım etmesi, onu korumaya çalışması olarak anlatılabilir. Bizim vakamızda bir erkek birey vardı. Yaklaşık 1 günden daha önce ölmüş bir bireydi ve başında bekleyen başka bir afalina, bölgeye gelen herhangi bir bottan ölüyü uzaklaştırmak için, yunusu burnuyla iterek veya yüzgecini takarak bölgeden uzaklaştırıyordu. Ölü yunusu botla gelen insanlardan uzaklaştırma çalışıyordu. Üç ayrı gözlemde de 6 gün boyunca hayvanın başından ayrılmadı. Zeytinburnu’ndan Yeşilköy’e kadar birlikte aktılar. Ölü olan yunus, 4-5 gün sonra Avcılar’da karaya vurdu. Ondan sonra da diğer epimeletik davranış gösteren bireyi daha sonra bölgede görmedik.” dedi.

“24 YUNUS VE BALİNA TÜRÜNDE 96 VAKA VAR”
Doç.Dr. Tonay, ” Şimdiye kadar 24 yunus ve balina türünde 96 vaka var bu davranışın görüldüğü. Genellikle 7’si hariç hepsi anneyle yavru arasında; yavrunun kaybı sonucu annenin yavruyla vedalaşamaması olarak görülüyor aslında. Bu 7 gözlemden sadece 2 tanesi bizim vakamıza yani iki yetişkin arasında olması bakımından bizim vakamıza benziyor açıkçası. Dediğim gibi çok nadir görülen bir davranış. Özellikle iki yetişkin arasında olması bakımından. Görüntüleri gördüğünüz zaman içiniz parçalanıyor gerçekten. Elinizden de birşey gelmiyor. Bizim tek yaptğımız yetkililere, Sahil Güvenliğe, Deniz polisine, Tarım Bakanlığı’na Balıkçılık Şube Müdürlüğü’ne haber vererek konu hakkında bölgeye teknelerin yaklaşmaya çalışmasını engellemeye çalışmak. 6 gün sonra da olay son buldu. En sonunda bilimsel makalesini yayınladık ve dünyayla paylaştık” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>