Fuarın bu yıl en ilgi gören standı 1 Nisan’da global marka yapılanmasını 14 ülkede aynı anda duyuran Beko Europe’a aitti.
YILDA 24 MİLYON ÜRÜN SATIYORUZ
Whirpool markasıyla birleşmenin ardından dikkat çeken Beko Europe, fuarda dört marka ve 2 bin metrekarelik alanıyla kendini gösterdi. Biz de Arçelik Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Akın Garzanlı’nın misafiri olarak bir grup gazeteciyle fuarı ziyaret ettik.
Garzanlı yeni yapılanmayla birlikte Avrupa’nın bir numaralı beyaz eşya üreticisi halinge geldiklerini söyledi. Verdiği bilgilere göre şirket; 57 ülkedeki iştirakleri aracılığıyla 55 bin çalışana ulaştı. 13 ülkede 45 üretim tesisi var. Beko’nun sahibi veya limitli marka kullanım hakkı olduğu marka sayısı ise 22’ye ulaştı. 2023’te 8 milyar ’luk konsolide ciroya ulaşan bu dev yapının pazarlama stratejilerini belirlemek kolay iş mi? Soruyu Akın Garzanlı yanıtladı: “Elbette, kolay değil. Önceliklerinizi belirlemeden olmuyor. Bunu her marka için ayrı ayrı yaptık. Örneğin Beko’da öncelik kalite ve sürdürülebilirlik. Fason üretim yapmayacağız. Arçelik markası için öncelik inovasyon ve teknoloji. Bu başlıklar odağında pazarlama stratejilerini oluşturduk. Birleşmenin ardından Avrupa’nın bir numarası oluyoruz. Toplam 11 fabrika, 20 bin çalışan ile bu pazardayız. Örneğin İtalya’da her üç üründen biri bizim markamızı taşıyor.
Çok büyük bir oprasyon. Ciro olarak 5.5 milyar Euro’y ifade ediyor. Baktığınızda her segmentte müşteriye hitap eden markamız var.
FIRIN İHRACATININ YÜZDE 10’U
Bu şirket yılda 24 milyon ürün satıyor. Biz şimdi Avrupa’da kalite iletişimini artıracağız. Pandemiden sonra 500 Euro’luk segment büyüdü Avrupa’da. Bu bizim için bir fırsat. Ama bunun yanında 25 yıl kompresör garantili buzdolaplarımız var. A -20 enerjili bulaşık makinemiz, A -50 çamaşır makinemiz var. Bunları daha çok anlatacağız.”
Garzanlı’nın verdiği bilgilere göre Beko’nun dünya çapında 31 Ar-Ge ve tasarım merkezi ve ofisi var. Buralarda 2 bin 300’ün üzerinde araştırmacı görev yapıyor. Bugüne kadar 3 bin 500’den fazla uluslararası tescilli patent başvurusunda bulunulmuş. Dedi ki Garzanlı, “Fikir aşamasından üretime geçme sürecinde çok şanslıyız. Bunun da avantajlarını kullanıyoruz. Mutafak ürünlerinde pişiriciler son dönemde öne çıktı. 150 milyar dolarlık pazar. Yılda 132 milyon adet pişirici ürün satılıyor dünyada. Bunun yüzde 10’u Türkiye’de üretiliyor. Üretimin de yüzde 65’i ihraç ediliyor. İşte o ihracatın yüzde 10’u Bolu fabrikamızdan çıkıyor. Şimdi Mısır’da yeni yatırım var. Orada da pişirici cihazlar üreteceğiz.”
Türkiye Cumhuriyet ’nın (TCMB) sıkılaşma adımları ile ilgili değerlendirmede bulunan Avdagiç, “Bizim ülke olarak en kısa zamanda, etkili bir şekilde enflasyonu aşağıya çekmemiz lazım. Enflasyonu aşağıya çekeceksek; hiçbir şeye dokunmadan, hiç kimsenin konfor alanına giriş yapmadan bunu dünyada başaran hiçbir ülke yok” dedi.
Enflasyonu düşürmenin belli kuralları, kaideleri, konseptleri olduğunu kaydeden Avdagiç, şöyle devam etti:
“Türkiye de Orta Vadeli Program’la (OVP) enflasyonla mücadele için bir kurallar manzumesi ortaya koydu. Bununla ilgili 6-8 ay civarında elde edilen çıktılar, yüzde yüz beklentiyi karşılamasa da ağırlıklı olarak trendler bu istikamette makul bir şekilde ilerliyor. Bundan sonra bazı mikro konulardan hareket ederek kısır döngüye itmememiz lazım. Burada zaman içinde tabii ki dokunuşlar yapılacak ama biz kalıcı ve hızlı bir şekilde enflasyonu düşürmek zorunda olan bir ülkeyiz. Hepimizin selameti için, iş dünyası açısından, vatandaşlar açısından, hükümet açısından, uluslararası itibarımız açısından, daha uygun şartlarda iç ve dış borçlanmanın sağlanması açısından, fiyat istikrarı açısından her yönden bizim en öncelikli hedefimiz enflasyonu kalıcı şekilde düşürmek. Dolayısıyla bunu düşürmek için ortaya konan paketin sıhhatli çalışması konusunda hep beraber gayret göstermemiz lazım. Bu sadece iş dünyasının, ihracatçıların, ithalatçıların, kamunun yapacağı bir adımla olmaz. Topyekun, toplum olarak bunu benimsemeli, özümsemeli, içselleştirmeliyiz. Politikanın uygun bir şekilde yürütülebilmesi için 85 milyonun, çocukları çıkartırsak 65-70 milyonun ortak sorumluluğu var. Bu ortak sorumluluk içinde bunu en kısa zamanda başarabiliyor olmamız lazım.”
Avdagiç, ekonomi politikalarıyla alakalı olarak rasyonel bir sürecin devam ettiğini, burada bazı bireysel irrasyonel çıkışların genelleme yapılıp oradan hareket edilmemesi gerektiğini belirtti. Avdagiç, son 12 aylık enflasyonla son 12 aylık kur değişimi arasında bir korelasyon olduğunu, şu anda kurla enflasyon arasındaki ilişkinin makul bir dengede gittiğini aktardı.
ASGARİ ÜCRETE ARA ZAM YAPILACAK MI?
Avdagiç, asgari ücrette ara zam beklentilerine ilişkin olarak asgari ücretin yıl başında 1 yıllık açıklandığını dolayısıyla bütün iş dünyasının bütçelerini buna göre yaptığını belirterek, “Bizim spekülasyonlarla işimiz yok. Biz İstanbul Ticaret Odası’yız. Kamunun belirlediği bir asgari ücret var. Bunu belirlerken ortaya koyduğu bir çerçeve var. Biz ve temsil ettiğimiz şirketler, kamunun ortaya koyduğu bu çerçeveyi ve buradaki takdiri gündeme alarak bütçemizi yaptık. Devletin bununla ilgili gündeme getirdiği bir söylem var biz bu söylemin bu sene geçerli olduğunu öngörüyoruz” dedi.

MESAİ SAATLERİNİN KISALTILMASI İLE İLGİLİ TARTIŞMALAR
Mesai saatlerinin kısaltılması ile ilgili tartışmalarla ilgili gelen bir soru üzerine İş kanununun kümülatif olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Avdagiç, mesai saatlerinin kısaltılması gibi sadece bir iki alt başlığın tek başına değerlendirilmesinin doğru olmayacağını dile getirdi.
Avdagiç, yapılan araştırmalara göre Türkiye’nin iş hayatının katılığı açısından dünyada açık ara “1” numara olduğunu aktardı. Böyle bir katılığı Türk iş dünyasının uzun bir süre kaldıramayacağını dile getiren Avdagiç, bütün ülkelerde iş güvencesi açısından bazı başlıklar bulunduğunu ancak Türkiye’de bu başlıkların daha ayrıntılı olduğunu söyledi.
Bu başlıkların, kıdem tazminatı, işverenin emeklilik durumunda karşı karşıya kaldığı ilave yük, işsizlik sigortası, iş güvencesi, sendikal tazminat olduğunu bildiren Avdagiç, Türkiye’nin bu 5 mekanizmanın uygulandığı tek ülke olduğunu kaydetti.
Avdagiç, bu katılıkla Türk iş dünyasının rekabetçiliğini sağlamasının mümkün olamayacağını belirterek, “İstihdam üzerindeki yüklerde çok aşamalı bir konu var. Kıdem tazminatı var. Her yıla 30 gün. İşveren, emeklilikle ilave bir yükle karşı karşıya. İşsizlik sigortamız var. Defakto olarak bunu da işveren ödüyor. İş güvencesi var. İşten çıkardığınız zaman 8 ay artı 4 ay işe iade tazminatı var. Ve sendikal tazminat var en az 12 ay. Dolayısıyla bu 5 mekanizmanın uygulandığı tek ülkeyiz. OECD ve AB ülkelerinde böyle 5’li bir yapı yok. Çalışan ben gidiyorum dediği zaman gidiyor, onunla ilgili işvereni koruyan hiçbir şey yok. En fazla ihbar süresi kadar bir çalışma mecburiyeti var. Dolayısıyla bu katılıkla önümüzdeki dönemde Türk iş dünyasının rekabetçiliğinin sağlanması mümkün değil. Yani istihdamın üzerinde hem kamunun yüklerini azaltması lazım hem de bu 5 aşamalı katılığın azalması lazım.”
Şekib Avdagiç, aylık 100 bin lira brüt maaş aldığınızda işverenin toplam maliyetiyle çalışanın eline geçenin oranının yüzde 55 olduğunu söyledi. Yani işverenin cebinden çıkan paranın sadece yüzde 55’i çalışanın eline geçiyor. Bu konudaki düzenlemeleri gözden geçirmemiz gerekiyor” dedi.
Bunun sadece işveren olayı olmadığını vurgulayan Avdagiç, “Kayıt dışılığı önlemeyi, çalışanların herhangi bir hak kaybı olmamasını, işverenlerin daha rekabetçi olmasını konuşuyoruz. Hem çalışan ve ücretler üzerindeki kamu yükünü optimize etmemiz lazım hem de bu 5’li mekanizmayı gözden geçirmemiz lazım” değerlendirmesinde bulundu.
EXİMBANK KREDİLERİ 40-50 MİLYAR SEVİYELERİNE YÜKSELMELİ
Eximbank’ın ihracatçılara verdiği desteğin ticaretin seyrini çok olumlu etkilediğini ifade eden Avdagiç, ancak reeskont kredisi kullanan firmaların bunu amacına uygun kullanması gerektiğini dile getirdi.
Avdagiç, reeskont kredilerinin ihracatı daha rekabetçi hale getirecek firmalara kullandırılması gerektiğini ifade etti. Avdagiç, “Daha evvelki KGF kredilerinde olduğu gibi bir kısım reeskont kredisi kullanıcıları bunu gerçek amacı dışında kullanırlarsa, bu sefer devlet reeskont kredisi kullananların tamamıyla ilgili tedbir almak zorunda kalır” dedi.
Beklentilerinin Eximbank kredilerinin Türkiye’nin 2 aylık ihracatına kadar yani 40-45 milyar seviyelerine yükselmesi yönünde olduğunu kaydeden Avdagiç, bunun gerçekleşmesi durumunda sürecin daha rahat yürütülebileceğini aktardı.
Savunma sanayisinde atılan adımları çok değerli bulduklarını vurgulayan Avdagiç, Türkiye’de son 20 yılda bunun da özellikle son 12 yılında savunma sanayisinde aritmetik bir yükselmeden ziyade geometrik bir yükselme olduğunu kaydetti.
Türkiye’de savunma sanayisi konusunda ciddi bir ekosistem oluştuğunu dile getiren Avdagiç, “Burada sadece ana savunma sanayi şirketlerinin olması yetmez. Alt ürün, hizmet, sistem üreten firmaların oluşması da önemli. Türkiye’nin dünya savunma sanayisi pazarında da şu andakinden çok daha etkili bir noktaya doğru hızla gittiğini görüyorum. Bu Türkiye’nin dış politikasına da çok ciddi bir katkı sağlayan unsur durumuna gelmiştir” ifadelerini kullandı.
‘KIRMIZI ETTE SÜRECİ İYİ TAKİP ETMEK GEREKİYOR’
Avdagiç, bir soru üzerine, kırmızı et fiyatlarıyla ilgili süreci iyi takip etmek gerektiğini vurguladı. Son bir yılda yem fiyatlarının yüzde 27 arttığını, kırmızı et fiyatlarının ise yüzde 100’ün üzerinde zam gördüğünü dile getiren Avdagiç, bunun rasyonel bir karşılığı olmadığını kaydetti.
Avdagiç, belli market zincirlerinin kırmızı et fiyatlarının en azından Ramazan ayı boyunca sabit kalması konusundaki adımlarının etkili olduğunu belirterek, buna karşılık kırmızı et fiyatlarının daha makul bir noktaya gelmesi gerektiğini aktardı.
Kırmızı ette ana girdilerde böyle bir artışı gerektirecek maliyet oluşmadığını dile getiren Avdagiç, “Atılan adımlar olumlu ancak yeterli değil. Önümüzdeki süreçte kırmızı et fiyatları daha makul bir düzeye gelecektir” ifadelerini kullandı.
]]>‘ARTIK 2071’İ PLANLIYORUZ’
Bakan Uraloğlu, bulunduğu coğrafi konumun Türkiye’ye olan avantajlarına işaret ederek, “Dört saatlik uçuşla 67 ülkeye gidebiliyoruz. Yani Afrika’dan Uzak Doğu’ya, Avrupa’ya kadar. Burada yaklaşık 40 trilyon dolarlık bir gayrisafi milli hasıla var. Yaklaşık 1,5 milyar insan var. Yine yaklaşık 8,5 trilyon dolarlık bir ticaret hacmi var. Böyle bir coğrafyada bulunuyoruz. Biz Ulaştırma Bakanlığı olarak ne yapıyoruz; insan, yük ve veri taşıyoruz. Bunun sonucunda yönetiyoruz. Oralara hizmet ediyoruz. Kara yolu, demir yolu, hava yolu, deniz yolu ve haberleşme alanımızda olan vizyonumuz, misyonumuz; yani bunlar bizim daha iyi nasıl hizmet edebileceğimizin göstergeleri. Ülke insanlarına, coğrafyaya 2053’e kadar yapmayı planladığımız yatırımların ayrıntıları var. Biz artık 2071’i planlıyoruz. 90’lı yıllarda, ‘Ertesi gün bankamatiğe acaba maaşımız yatacak mı? Devlet bunu yaptırabilecek mi’ diye endişe eden bir ülkeden bugün 2071’leri planlayan bir ülkede yaşıyoruz çok şükür. Bunda da tabii Cumhurbaşkanımızın bize açtığı ufuk gerçekten kıymetlidir. 272 milyar dolarlık bir yatırım yapmayı planlıyoruz ve ağırlıklı olarak demir yollarını yapmayı planlıyoruz” dedi.
‘2028 YILINA KADAR PROJESİNİ BİTİRECEĞİZ’
Ardından, ulaştırma yatırımlarına değinen Uraloğlu, Ankara-İstanbul arasındaki yeni hızlı tren projesi ile seyahat süresinin 80 dakikaya indirilmesini amaçladıklarını kaydederek, şöyle konuştu:
“Proje çalışmalarına başladık. Tamamen yeni bir hat, biz bunun 2028 yılına kadar projesini bitireceğiz inşallah. Yapım çalışmalarına başladık. Bu sadece, bir ulaşım aracının Türkiye’ye kazandırılması değildir. Aynı zamanda 350 kilometre hızla seyahat eden bir tren teknolojisini de bu vesileyle ülkemize kazandırmaktır. Yine yerli elektrikli lokomotifimizin seri üretimine önümüzdeki günlerde başlıyoruz. Biz şehirlerarası değil, şehir içindeki metro hatlarıyla da bakanlık olarak, metro çalışmalarımız, planlamalarımız var. Bunları da şehrin ulaşımına katkı sağlamak için yapıyoruz, destekliyoruz belediyelerimizi. Hava yoluna bakacak olursak çok tartışılan, ‘İstanbul’a yeni bir havalimanı gerekli miydi’ denilen havalimanı, şimdi Avrupa’da birinci, dünyada yedinci sırada. Geçen günkü yolcu sayısı 77 milyonu geçti. Hedefimiz, oradaki planımız 200 milyon yolcunun buradan hareket etmesi. Şimdi İstanbul Havalimanı’ndan sadece Türkiye nüfusu kadar insan seyahat etti bir yılda. Yani onun için ne kadar gerekliydi, görüyoruz. 174 ülkeyle havacılık anlaşmamız var. Neredeyse olmayan ülke kalmadı. Yani bundan sonra bence hedefimiz bu olmalı. İstanbul’da eski Haliç’e bir yat limanı kompleksi ve bir alışveriş merkezi yapıyoruz. Tarihi yapısını da koruyarak ülkemiz için kıymetli bir proje olacak. Bu sene içerisinde bunun da önemli bir bölümünü açmayı düşünüyoruz.”
‘6’NCI UYDUMUZ HAZİRANDA FIRLATILACAK’
İletişim ve haberleşme çalışmalarından da bahseden Uraloğlu, “Mesela geçtiğimiz günlerde Zeki Müren’in sesinden bir güncel parça seslendirildi değil mi? Birisi şimdi bir başkasının sesinden sizi arayabilir. Onun için mutlaka yerli ve milli iletişim araçlarını geliştirmemiz lazım. Haziran ayı içerisinde inşallah fırlatma rampalarımızdan Amerika’da göndermeyi planlıyoruz. Bu da 6’ncı uydumuz olacak ve kapsama alanı da çok ciddi bir şekilde Afrika’nın ve Orta Doğu’nun önemli bir bölümünü de ilave olarak kapsayacak. Bu da bizim için heyecan verici bir proje. Sizlerin yakından takip ettiği, beklediği 5G teknolojisine uygun zamanda doğru piyasa şartlarıyla geçmeyi düşünüyoruz. Muhtemelen 2026 yılında 5G’ye geçeceğiz; ama İstanbul Havalimanı’nda uyumlu olan telefonlar bunu deneyimleyebiliyor. Bazı üretim tesislerinde de deneme amaçlı ruhsat verdiğimizi söylemek isterim” diye konuştu.
]]>Bizim programın 3 temel hedefi var. Bizin en öncelikli hedefimiz enflasyonu tek haneye indirmekti. Enflasyonu ideal olarak düşük tek haneye indirmek. Fiyat istikrarından çok uzağız ama hedefimiz bu. Programın özü dezenflasyondur. İkinci hedefimiz bunu destekleyecek nitelikte mali disiplinin yeniden tesis edilmesidir. Mali disipline baktığımızda bütçe performansı iyi. Deprem felaketi yaşadık. Bütçe açığı çok arttı. Bütçe açığının yüzde 3’ün altına çekilmesi ana hedeflerimizden bir tanesidir. Borcun da milli gelire oranını kalıcı şekilde yüzde 40’ın altında tutmaktır. Cari açığı uygulayacağımız politikalarla milli gelire oranla yüzde 2,5’in altına çekmek. Sürdürülebilir cari açık. Dış borcu aşağı çekmek, ihtiyaç duyulan rezervi kalıcı şekilde sağlamak. Bu da üçüncü hedefimiz.
Bu yolculukta iki unsur daha öne çıkıyor. Bu hedeflere ulaşmada ayak bağı olan KKM’den çıkış stratejimiz var. Rezerv birikimi de gereklidir. KKM’den kademeli olarak tam çıkış öngörüyoruz. Bütün bunları kalıcı hale getirecek, mali disiplini kalıcı hale getirecek yapısal reform hedefimiz var.
Program çalışıyor. Bizim bazı alanlarda öngördüğümüzden çok daha güçlü çalışıyor. İçeride ve dışarıda tüm kesimlerin, piyasa aktörlerinin programa inanmasıdır. Risk priminde özetlendiği kanısındayım. Türkiye’nin dış kaynağa çok daha makul maliyetlerle erişmesinin önünü açtı. Baktığınız zama Türkiye’nin Ağustos’a kadar risk primi farkı gelişmekte olan ülkelerin çok üstündeydi. Ağustostan itibaren gelişmekte olan ülkelerden çok daha düşük spreadlerle uluslararası finansmana erişim sağladık. 700 CDS’ten 300’e gerileme piyasanın bu programa inandığını gösterir.
Türkiye’ye finansman girişi var mı? Geçen senenin ilk 5 ayında net çıkış yaşamış. Haziran 2023’te 11.4 milyar net portföy girişi var. Türkiye geçen sene uluslararası piyasalardan 10 milyar dolar borçlandı ama yüksek faizlerden borçlandı, faizler şimdi aşağı indi. Türkiye’de rezervler Mayıs itibarıyla 98,5 milyar dolara inmişti, şu anda 130 milyar doların üzerinde. dönüşümlü mevduatı dikkate alırsanız rezervlerdeki artış 60 milyar dolar civarındadır. DDM’deki azalmayı izlerseniz ve rezerv artışıyla birlikte düşünürseniz 60 milyar dolar düzeyinde artış var. Programın neresi iyi çalıştı derseniz bu boyutu iyi çalıştı. Bankalar Ocak-Mayıs döneminde 100 dolar borç öderken 96 dolar bulabiliyorlardı. Şu anda yüzde 138’e çıktı. Bankalar 100 dolar borç öderken 138 dolar bulabiliyor.
Reel sektöre geldiğimizde geçen sene Ocak-Mayıs döneminde 100 dolar borç ödediklerinde 73 dolar borç buluyorlardı. Bizim için uzun vadeli perspektif daha önemli. Biz dedik ki ekonomide yeniden dengelenme, iç talebin ılımlı hale geldiği, dış talebin büyümeyi destekleyici noktaya geldiği bir yapı istiyoruz dedik. Böyle bir ekonomide büyümenin kompozisyonda enflasyonu aşağı çekmemizi ve cari açığı aşağı çekmeyi sağlayacak temel koşuldur. 2023’ün ikinci çeyreğinde yurt içi talebin büyümeye katkısı 10.2 puan. Net ihracatın etkisi -6,3 puan. 3. çeyrekte düzelmeye başlıyor. Net ihracatın etkisi -6,3’ten -2,6’ya düşüyor. 4. çeyrekte 2023 yılı yurt içi toplam talebin büyümeye katkısı 4,6 puana iniyor. Net ihracatın etkisi -0,6, yani sıfıra yaklaşıyor. Net ihracatın etkisi pozitife dönmüştür. Bizim istediğimiz bu. Enflasyonu aşağı çekmenin bütün koşulları şu anda hazırlanıyor. Kalıcı şekilde.
12 aylık cari açık 60 milyar doların üzerine çıkmıştı. Aralık’ta 45 milyar dolara geriledi. 2 aylık dış ticaret rakamlarına bakarsak 13,2 milyar dolarlık iyileşme var. Cari açık Şubat-Mart aylarında 30-35 milyar dolar aralığına inecek. Cari açık dramatik şekilde daralıyor, program çalışıyor. Bunlar değerli şeyler. Finansal piyasaların gördüğü resim var, bir taraftan bizim sürekli şekilde ana hedefimiz enflasyon düşmesi. Bugünkü enflasyon rakamı son 12 ayın enflasyon rakamıdır. Önümüzdeki 12 ay enflasyon düşecektir. Çok net şekilde piyasalar diyor ki inanıyoruz, enflasyon düşecek diyor.
Bence enflasyonda aylık bazda trendleri incelediğimiz zaman Ocak, kısmen Şubat trend programla uyumlu bir şekilde. Geçen sene Eylül sonrasında çok net bir trend var. Trend bizim ortaya koyduğumuz hedef patikasıyla yüzde 36 orta nokta. 30-42 arasında belirsizlik noktası var. Ocak ayında sizin bahsettiğiniz faktörler nedeniyle bir miktar yüksek çıktı. Şubat’ta da etkileri olabilir. Mart’ta da yeni baştan çok net trende oturacak. Dezenflasyon hedeflerimizle uyumlu hale gelecek. Yıllık enflasyon yüksek kalacak. Önümüzdeki senenin ilk yarısı dahil enflasyon yüksek kalacak dedik ve yükselecek dedik. Baz etkisi var, para politikası gecikmeli olarak çalışır. Aktarım mekanizmasının etkili olduğu ülkelerde dahil 18 aya yayılan aktarım mekanizması var. Para politikası gecikmeli olarak çalışacak. Dolayısıyla önümüzdeki aylarda iç talepte ılımlı seyri net olarak göreceğiz. 2021’de dolar/TL kuru 18’e çıkıyor, 2023’ün ilk çeyreğinin sonuna kadar aynı seviyede kalıyor. Kuru serbest bıraktık, geçici olarak enflasyonist. Geçen sene gelir politikalarının etkisi var, deprem olmuş, inşaat malzemeleri özellikle orada inşaat malzemelerinde çok ciddi artış var. Bu sene böyle birşey olmayacak. Vatandaşlar deprem bölgesinden göçmek zorunda kaldı, kiralar arttı. 2023’ü besleyen bir sürü enflasyon faktörü ortadan kalkacak. Kurda reel olarak değersizleşme öngörmüyoruz. Deprem etkisi sistemden çıkacak. Vergilerin etkisi çıkacak.
Para politikası MB’nin uhdesinde, orada çok değerli benden çok daha birikimli arkadaşlarımız var. Onlar işlerini biliyorlar. Onlara saygım var. Biz enflasyonu çıpalayacak noktaya geldik diyorlarsa onlara saygım var. Biz vatandaşımıza da piyasalara da iş alemine de sürpriz yapmayacağız. İlk geldiğimiz gün dedik ki, öngörülebilirlik, şeffaflık. OVP’de bizim maliye politikası konusunda ortaya koyduğumuz vizyon neyse onu uygulayacağız. Biz vergi istisnalarını gözden geçireceğiz diyor. O istisnalardan verimli olmayanla ilgili çalışma yapacağız diyor. KDV genel artışı olmayacak. Kurumlar vergisinde artış olmayacak. Gelir vergisi oranlarında artış olmayacak. MTV’de yeni düzenlemeyi aklımızın ucundan geçirmedik. Polemiklere sosyal medyayı dikkate almıyorum. Piyasalarda belirsizliği artımak, seçime yönelik olarak spekülatif amaçlı bir sürü iddia ortaya konuyor. Koyanlar da saygın olması gereken kişilikler. Kaynağını sormadan. Arasınız bana ulaşamazsan basın danışmanına ulaşırsın, iddiaları sorarsın. Bunların niyeti kötü. Gündemimizde kayıt dışılıkla mücadele dışında ve bazı istisnaların verimli olup olmadığı dışında özel çalışmamız yok.
Harcamaları kalem kalem gözden geçiriyoruz. Her bakanlık gelecek, bir sonraki sene için parayı ne için istediğini ortaya koyması lazım. Şu anda biz harcamaları gözden geçirme çalışmasını başlattık. Vatandaş bizden de tasarruf istiyor. Vatandaş bizden bunu bekliyor. Konya’da depremden sonra Ankara’da Hazine binası var. Kolonları çatladı ve 20 kişilik bir uzman ekip inceledi ve çok riskli dediler. 1 metrekare biz yer kiralamadık. 1950 kişiyi kendi bünyemizde maliyenin diğer binalarına yerleştik, 1 metrekare yer kiralamadık. Taşıtlar konusunda ne gerekiyorsa taşıt talebi varsa yerli üretim ve elektrikli alabilirsin diyoruz. Yeni araç istiyorsanız mevcudu satacaksınız. Geçen sene kurumlara hatırlattım, kurumlara hesap soracağız. Maliye ayağında dezenflasyonu destek olacağız çok net. Bütçe hedefimiz var, bunu tutturduk.
]]>

Tasarımcı Mayruk ile oyuncu Sarıtaş ailelerinin ve yakın arkadaşlarının katıldığı bir törenle nişanlandı.
Ünlü çift sosyal medya hesaplarından geceye dair kareler paylaştı.

Mayruk, nişan gecesinde transparan detayları olan beyaz dantelli bir takım giymeyi tercih etti. Sarıtaş’ın da düz siyah bir takım elbise giydiği görüldü.

İŞTE GERÇEK AŞKLARI…
Onlar televizyon ekranlarının vazgeçilmezleri… Senaryo gereği en büyük aşkı da onlar yaşıyor en büyük acıyı da onlar çekiyor. Peki ekranların en sevilen oyuncuları gerçekte kiminle sevgili, kiminle evli…
İşte ünlü oyuncuların sevgilileri ve eşleri…
Yıl 2003… Her şey yeni başlamıştı…
Funda Arar eşi Febyo Taşel ile 20 yıl önce çekilen bir fotoğrafını sosyal medya hesabından yayınladı. Ünlü şarkıcının paylaşımı büyük ilgi gördü.
Şarkıcı Funda Arar 2004 yılında prodüktör ve müzisyen Febyo Taşel ile nikah masasına oturmuştu. Oğulları Aras ile mutlu bir hayat sürdüren çift takipçilerini geçmişe götürdü.
Arar eşiyle, 20 yıl önce çekilen bu kareleri, ’20 yıl önce biz. O zamanlar fotoğraf makinesiyle çekilmiş’ notuyla yayınladı.

Kısa sürede büyük ilgi gören fotoğraflar çok sayıda beğeni ve yorum aldı.
Ünlü oyuncu ölümden döndü aşkı buldu
Oyuncu Ufuk Özkan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla sevgilisini hayranlarıyla tanıştırdı.
Geniş Aile dizisinde canlandırdığı ‘Cevahir’ karakteriyle şöhreti yakalayan Ufuk Özkan yaşadığı sağlık sorunlarını atlattı.
Siroz teşhisi konan ve hemen tedavisine başlanan oyuncu eski sağlıklı günlerine kavuştu.
Zor günleri atlatıp setlere dönen oyuncu, aşkı buldu. Özkan sevgilisi Sibel Osmanoğlu ile fotoğrafını Instagram hesabından “İyi ki” notuyla paylaştı.

Ufuk Özkan, Nazan Güneş ile 17 yıllık evliliğini 2022 yılında bitirmişti. Ufuk Özkan ve Nazan Güneş’in Eren Özkan isminde bir oğlu var.
SON SAĞLIK DURUMUNU ANLATMIŞTI
Karaciğer yetmezliği tedavisi gören oyuncu, sağlık durumu hakkında şu açıklamayı yapmıştı: “Şu an gayet iyiyim. Düzenli olarak hastane kontrollerim ve ilaç tedavilerim var. Kendime çok dikkat etmeye çalışıyorum.”

Ufuk Özkan aradığı aşkı Sibel Osmanoğlu’nda buldu.
Sürpriz ikili… Aşkını böyle ilan etti!
Futbolcu Yusuf Yazıcı gönlünü oyuncu Melisa Aslı Pamuk’a kaptırdı. Ünlü topçu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla aşkını ilan etti.
Mustafa Mert Koç’la ilişkisi sona eren Melisa Aslı Pamuk’un adı milli futbolcu Yusuf Yazıcı ile anılıyordu. Çift, ilişkilerini sosyal medyada ilan etti.

Fransa’nın Lille takımında forma giyen Yusuf Yazıcı, yurtdışında birlikte tatil yaptığı sevgilisinin fotoğrafını Instagram’da yayınlayarak aşklarını duyurdu.

Ünlü oyuncu aşka geldi… Romantik paylaşım!
İbrahim Çelikkol, sevgilisiyle romantik karesini sosyal medya hesabından takipçilerinin beğenisine sundu.
5 yıllık eşi Mihre Mutlu ile boşanan oyuncu İbrahim Çelikkol gönlünü Natali Yarcan’a kaptırmıştı.
Kameralardan uzakta birlikteliklerini sürdüren ikili kural bozdu. Ünlü oyuncu, sevgilisi Natali Yarcan’la aşk karesini sosyal medya hesabından paylaştı.
Objektiflere sevgilisini öperken poz veren Çelikkol’un romantik karesi büyük ilgi gördü.

ANLAŞMALI BOŞANDILAR
2017 yılında mimar Mihre Mutlu ile nikah masasına oturan İbrahim Çelikkol, 2019 yılında ilk kez baba olmanın mutluluğunu yaşamıştı. Ünlü çift, oğullarına Ali adını vermişti. İkili, 5 yıl süren birlikteliğin ardından tek celsede boşanmıştı.
Birkan Sokullu – Eda Gürkaynak
Son olarak Masumlar Aparmanı dizisinde ‘Han’ karakterine hayat veren Birkan Sokullu kalbini sosyetik güzel Eda Gürkaynak’a kaptırdı. Çiftin mutlu giden bir birlikteliği var.

Aşk tam gaz!
Ezgi Mola işletmeci Mustafa Aksakallı ile birlikte. Uzun zamandır aşk yaşayan çift sade bir törenle nikah masasına oturdu. İkili kısa bir süre sonra da oğullarına kavuştu.

Eşi de oyuncu
Oyuncu Hatice Şendil yapımcı, oyuncu Burak Sağyaşar ile evli çiftin Can adında bir oğlu var.

Aşkını dizi setinde buldu
Aslıhan Güner ünlü oyuncu Mert Kılıç ile evli. Şefkat Tepe dizisinin setinde tanışan mutlu çift 2013 yılında nikah masasına oturmuştu.

Rol arkadaşıyla evlendi
Oyuncu Berk Oktay gönlünü meslektaşı Yıldız Çağrı Atiksoy’a kaptırdı. Çift uzun süren birlikteliğin ardından muhteşem bir törenle nikah masasına oturdu.

Gönlünü meslektaşına kaptırdı
Ebru Özkan ünlü oyuncu Ertan Saban ile evli… Çiftin bir de kızları var.

Ruh ikizini buldu
Müge Boz basketbolcu Caner erdeniz ile evli. Çiftin Vina adında bir kızı var.

Mutlu aile
İsmail Demirci de aşkı meslektaşında buldu. Demirci, oyuncu Hande Soral ile evli. Çift Ali adında bir bebekleri var.

]]>
10 MİLYON BEYAZ YAKALIYA İŞ YOK
“Mavi yakalı, usta, operatör, kaynakçı türünde sıkıntı var. Sanayi odaları, ticaret odaları da bu sorunu dile getiriyor. Turizm sektörü de eleman sorunu yaşanıyor. Türkiye’nin ara eleman sorunu var. Ama bizdeki daha kritik. Deprem bölgesinde 600 bin konuta ihtiyaç olduğu söylenmişti. Ayrıca, başta İstanbul olmak üzere depreme hazırlanması gereken büyükşehirlerimiz var. İstanbul’da kentsel döşüm yapılmalı. Ancak bu inşaatları yapacak insan yok. Ara eleman yok. Eğitim politikamız gençleri üniversiteye yönlendiriyor. Bu yıl 3 milyon genç üniversite sınavına girdi. Düşük puan alanlar da üniversiteye yazıldı. Mevcut üniversite öğrencileriyle birlikte bu yıl 10 milyon öğrencimiz var. Bundan sonra 4 yıl hiçbir öğrenci üniversitelere alınmasa dahi 4 yıl sonra en az 10 milyon yeni üniversite mezunumuz olacak. Türkiye ekonomik yapısının 10 milyon beyaz yakalıya iş verecek imkânı yok. Üniversiteyi okuyan gençler masa başında yönetici olarak çalışmak istiyor. Eskiden işçi, usta, kalfa şeklinde bir eğitim vardı. Sanat okullarımız vardı. Üstün eğitim başarısı olanlar da üniversite okurdu. Diğer çocukların elleri işe daha erken değerdi. Ustalık öğrenirlerdi. Mavi yaka dediğimiz ara elaman olurlardı.”

Erdal Eren
ŞEFLERDEN ÇOK ALIYORLAR
Mavi yakalı bulmadaki sıkıntıdan dolayı ücretlerin borsa gibi çıktığını kaydeden Eren, “Bir operatörün maaşı 40 bin liradan 150 bin liraya kadar çıktı. Hergün değişiyor rakamlar. Mavi yakalılar şantiye şeflerinden daha çok alıyor. Bu da bir yönetme sıkıntısını da beraberinde getiriyor” diye konuştu.
UKRAYNA’DA 100 MİLYAR DOLARLIK İŞE TALİBİZ
Ukrayna’da savaştan önce 8 milyar dolarlık bir iş hacmi olduğunu belirten Eren, “Savaş devam ederken firmalarımız, Kiev’deki yıkılan köprüleri yeniden yaptık. Biz savaş sırasında da 1 milyar dolarlık iş yaptık. Savaş başladığında 8 milyar olan iş hacimiz bu sene itibariyle 9 milyar dolara çıktı. Şu an orada hala 2 firmamızın açık şantiyesi var. Bu durum Ukraynalılar tarafından taktirle karşılandı. Bilirsiniz ki Avrupalılar böyle kritik bölgelere kendi insanlarını göndermez. O nedenle de biz geçen seneden beri Ukrayna makamları ile doğrudan temas kurmaya başladık. Ukrayna’nın yeniden inşa görev gücünü oluşturduk. 31 Ocak’ta Ukrayna’nın Yeniden İnşası Forumu düzenledik. Foruma Ukrayna Toplumsal Kalkınma, Bölgeler ve Altyapı Bakanı Oleksandr Kubrakov da katıldı. Ukrayna’nın eski haline kavuşmasını sağlayacak işlerin tutarı 400 milyar dolar civarında gözüküyor. 400 miyar dolar yaklaşık 10 yıl sürecek bir iştir. Türkiye Müteahhitler Birliği üyeleri olarak alt yapı projelerine talip olmayı düşünüyoruz. Bunun rakamı da en az 100 -110 milyar dolar civarında görünüyor” diye konuştu.

RUSYA’YLA ŞU ANDA SORUN YOK
Rusya pazarının çok önemli olduğunu ve savaşa rağmen 2023 yılında 4.6 milyar dolarlık anlaşma imzalandığını kaydeden Eren şöyle devam etti: “Bizim firmalarımızın ödemeleri artık ruble olarak yapılıyor. Amerika tarafından son günlerde sıkıştırmalar yaşandı. Ama Cumhurbaşkanımızın devreye girdiği söylendi. Şu an bir yasak yok. Bu bizi çok zora sokmuştu. Sorun çözülmeseydi benim bir önerim vardı. Biz de Rusya’ya doğalgaz ödemesi yapıyoruz. Bizim alacaklarımızın karşılığında doğalgaz borcundan silinebilir. Bu doğrultuda da devletimiz bizim paramızı ödeyebilir diye düşünmüştüm.”
SUUDİ PAZARINDAN YILDA 10 MİLYAR DOLAR ALIRIZ
Suudi Arabistan’a 2030’a kadar 1.4 trilyon dolarlık inşaat yatırımı yapılacağını vurgulayan Eren şunları söyledi: “Yeni ilişkilerle birlikte Suudi Arabistan’dan yılda en az 10’ar milyar dolarlık iş almak ümidindeyiz. Doğu Avrupa’daki Avrupa Birliği üyesi ülkelerle önemli projeler yapıyoruz. 2023’te Romanya’da 3.6 milyar dolarlık alt yapı projesi yaptık. Romanya’da da büyük bir alt yapı yenileme hamlesi var. Orada da Avrupalı ülkelere iş aldırmıyoruz. Fiyat rekabetimizle ihaleleri biz kazanıyoruz. Aynı ivme ile Slovakya’dan iş almaya başladık. Polonyalı bakanlar oradaki projelerle ilgilenmemizi istiyor. Yılın son üç ayında, 2 milyar 750 milyon dolarlık sözleşme imzalandık. Şu an da imzalanmakta olan projelerimiz var. Biz dünyada imzaladığımız sözleşme miktarını 24.7 milyar dolardan 30’a çıkarma ümidindeyiz. 5 yıl içinde de dünyada yılda ortalama 50 milyar dolar iş alırız ümidimiz var.”
]]>