İADE EDİLDİLER
Irak GüvenlikMedya Ağı tarafından sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada, Esad rejimine bağlı bin 905 askerin Suriye makamlarının çıkardığı aftan yararlanmaları üzerine El-Kaim Sınır Kapısı’ndan Suriye tarafına teslim edildiği duyuruldu.
YAZILI TAAHHÜTNAME ALINDI
Askerlerin gitmeden önce ailelerine geri dönmeleri hususunda kendilerinden yazılı taahhütnamenin alındığına dikkat çekilen açıklamada, Irak Savunma Bakanlığı’nın elindeki silahların da kurulacak yeni Suriye hükümetine teslim edileceği ifade edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı himayelerinde, ‘İletişimde Yapay Zeka: Eğilimler, Tuzaklar ve Dönüşüm’ temasıyla 13-14 Aralık tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Forumu’nun (Stratcom Summit’24) açılışı yapıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tebrik mesajının okunmasıyla başlayan programın açılış konuşmalarını Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve İletişim Başkanı Fahrettin Altun gerçekleştirdi.
‘TÜRKİYE İLETİŞİM MODELİ DE BU ANLAYIŞIN EN ÖNEMLİ TEZAHÜRÜDÜR’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda okunan mesajında ” Türkiye’nin samimi duruşu ve fedakarane gayretleriyle zihinlerdeki yeri daha da belirginleşen ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonumuz, adaleti, emniyeti ve hakikati merkeze alan bir iletişim anlayışıyla şekillenmektedir. Binlerce yıllık devlet tecrübemizden ve kadim değerlerimizden aldığımız ilhamla oluşturduğumuz ‘Türkiye İletişim Modeli’ de bu anlayışın en önemli tezahürüdür. Türkiye İletişim Modeli, ekonomiden kültür ve sanata, dış politikadan turizme, sanayi ve teknolojiden eğitime uzanan geniş bir yelpazede ülkemizin asıl potansiyelini göz önünde bulunduran yenilikçi bir iletişim stratejisidir. Türkiye İletişim Modeli, güçlünün değil haklının sesini duyurmak için cesur ve ilkeli habercilik anlayışından taviz vermeyen bir yaklaşımın ürünüdür. İletişim Başkanlığımız, TRT’miz ve Anadolu Ajansımız başta olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşlarımızın gayretleriyle İsrail’in 7 Ekim 2023 tarihinden bugüne devam eden katliamından bütün dünyanın haberdar olmasını sağlamak, bu yaklaşımın en somut çıktılarından biri olmuştur” ifadelerine yer verdi.
‘GÜÇLÜ BİR SİBER GÜVENLİK BAŞKANLIĞI KURUYORUZ’
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Sibel güvenlikle ilgili uzun süredir bir çalışma sürdürüyoruz. ve olgunlaştırmış durumdayız. Türkiye’de yeni bir kurumsal yapı oluşturacağız. Cumhurbaşkanlığımıza bağlı güçlü bir Siber Güvenlik Başkanlığı kuruyoruz. Bu şekilde ürünleri, şirketleri, süreçleri akredite eden, denetleyen ve doğru bir şekilde, emniyetli bir şekilde bu süreçlerin yönetimine katkı sunan kurumsal yapımızı bir adım daha ileriye taşıyacağız. Meclisimizin gündemi müsait olduğu anda bu kanunun meclisimize sunacağız. Ayrıca cumhurbaşkanlığımızın kararnamesi ile onu tamamlayıcı bir düzenleme gerçekleştireceğiz. Yapay zekanın getirdiği fırsatları en iyi şekilde değerlendirirken riskleri en aza indirmek için kapsayıcı ve çok boyutlu politikalara ihtiyaç olduğu bir gerçektir. Türkiye olarak Milli Teknoloji Hamlemiz ve Dijital Gelecek vizyonumuz doğrultusunda yapay zeka ekosistemimizi güçlendiriyor, tüm süreci yönetme gayreti içinde ilerliyoruz. 2021 yılında yayımlanan 5 yıllık Ulusal Yapay Zeka Stratejimizi belirlemiştik. Stratejimizin odağında yapay zeka teknolojilerine ilişkin insan kaynağımızı geliştirmek, teknik altyapımızı kuvvetlendirmek ve kaliteli veriye erişimi kolaylaştırmak var” dedi.
‘SURİYE’YE MÜDAHALE EDİLMESİNİ KESİNLİKLE DOĞRU BULMUYORUZ’
Yılmaz, Suriye’nin dış müdahaleden bağımsız yeniden inşa edilmesi gerektiğine vurgu yaparak “Suriye’de uzun süredir devam eden otoriter bir rejimi devrildi ve Suriye halkı yeni bir dönem başlattı. Bu yeni dönem bir geçiş süreci ile birlikte devam ediyor. Tabii ki birçok belirsizlikleri içeriyor, tabii ki birçok riskleri içeriyor. Ancak Suriye’nin geleceği için büyük umutlar da içerdiğini ifade etmek isterim. Türkiye Cumhuriyeti olarak bizim temennimiz bu geçiş sürecinin en sağlıklı şekilde işlemesi ve tüm Suriye halkını kapsayacak şekilde farklı dinlerden farklı mezheplerden, farklı kimliklerden, Suriye halkının tamamını kapsayan içeren bir anlayışla devam etmesidir. Suriyeliler bunu hak ediyor. Suriye Suriyelilerindir diyoruz. Dışarıdan Suriye’ye müdahale edilmesini kesinlikle doğru bulmuyoruz. Bu halk çok büyük acılar çekti. Suriye’de istikrarsızlığı arttıracak, Suriye halkına yeni maliyetler oluşturacak dış müdahalelere kesinlikle karşı olduğumuzu buradan ifade etmek istiyorum. Bir taraftan Türkiye’ye dönük terör tehditlerini engellerken, bununla mücadele ederken, diğer taraftan Suriye’nin yeniden inşası ve ekonomisi ile siyasetiyle güven ortamında insanların yaşadığı bir coğrafyaya dönüşmesi konusunda her türlü gayreti sarf edeceğiz” ifadelerini kullandı.
‘DİJİTAL İÇERİKLERİN YAKLAŞIK YÜZDE 15’İNİN YAPAY ZEKA TARAFINDAN ÜRETİLİYOR’
İletişim Başkanı Altun ise, “Yapay zeka yatırımları bugün itibariyle 200 milyar dolara yaklaşmış durumda ve bu yatırımlar günden güne artıyor. Sağlıktan finansa, eğitimden e-ticarete, mal üretiminden askeri alanlara ve elbette medya-iletişim alanına kadar birçok sahada yapay zeka çalışmaları hız kazanıyor. Yapılan araştırmalar 2024 yılı itibarıyla dünya genelinde 500 milyondan fazla insanın, yapay zeka tabanlı uygulamaları aktif olarak kullandığını ortaya koyuyor. Yine 2024 yılı itibarıyla tüm dijital içeriklerin yaklaşık yüzde 15’inin yapay zeka tarafından üretiliyor oluşu da bir diğer çarpıcı veri olarak karşımızda bulunuyor. Yapay zeka eliyle üretilen yalan ve dezanformatif içerikler, ulusal düzlemde olduğu kadar uluslararası düzlemde de toplumlar arası kutuplaşmayı körüklüyor. Bunu fırsat bilen dijital nefret merkezleri; ırkçılık, yabancı karşıtlığı, İslamofobi, nefret söylemi gibi yıkıcı fikirlerle toplumları ifsat ediyor” diye konuştu.
‘ÜLKEMIZ SURIYE’DE MAZLUMUN YANINDA, ZALIMINSE TAM KARŞISINDA DURMUŞTUR’
Ülkemizin bölgede ve küresel alanda barış için çalıştığını belirten Altun, “İki gün önce Etiyopya ve Somali arasında imzalanan Ankara Antlaşması, ülkemizin bu yöndeki çalışmalarının, Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın barış diplomasinin en son ve somut örneklerinden biri olduğu gibi aynı zamanda Türkiye’nin dünya siyasetine nasıl etki ettiğini, sadece Ortadoğu, Balkanlar, Kafkasya ve Karadeniz jeopolitiğini değil, Afrika jeopolitiğini de etkileyen önemli bir küresel oyuncu olduğunu da gözler önüne sermektedir. Ülkemiz, milyonlarca Suriyeliye ev sahipliği yapmış, Suriye’de mazlumun yanında, zaliminse tam karşısında durmuştur. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye olarak Suriye’nin ve Suriyeli kardeşlerimizin barış ve huzur içinde yaşaması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Şunu tekrar, güçlü bir şekilde vurgulamak isterim; Biz şuna inanıyoruz. Suriye üzerinde yapılacak siyasi, coğrafi ve etnik mühendislik girişimlerini kabul etmemiz asla mümkün değildir” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HAMANEY’DEN DİKKAT ÇEKEN İFADELER
Esad’ın ülkeden kaçışı sonrasında ilk kez konuşan İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney dikkat çeken ifadeler kullandı. Hamaney, “Esad’ın düşüşünün ABD ve İsrail’in ortak planının sonucu olduğunu” öne sürdü.
“KANITLARIMIZ VAR”
İran’ın dini lideri “Suriye’de olanların ortak bir Amerikan-Siyonist planının sonucu olduğuna dair hiçbir şüphe olmamalı. Evet, komşu bir devlet açık bir rol oynadı ve oynamaya devam ediyor. Bu herkes tarafından görülebilir. Ancak asıl komplocu, birincil planlayıcı ve komuta odası ABD ve Siyonist rejimde bulunuyor. Kanıtlarımız var ve bu kanıt şüpheye yer bırakmıyor” şeklinde konuştu.
“İRAN DAHA DA GÜÇLENECEK”
Hamaney, Beşar Esad’ın devrilmesinden sonra İsrail karşıtı “direnişin” zayıflamasının Tahran’ın gücünü azaltmayacağını söyledi. Hamaney “direnişin anlamını bilmeden, direniş zayıfladığında İslami İran’ın da zayıflayacağını düşünüyor. İran güçlü ve kudretli ve daha da güçlenecek” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BRUGELETTE, 11 Aralık (Xinhua) — Belçika’daki Pairi Daiza Hayvanat Bahçesi’nde doğan üç dev panda Tian Bao, Bao Di ve Bao Mei, salı günü Çin’e dönüş yolculuğuna çıktı. Bu gelişme, iki ülke arasındaki panda koruma programında önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“SON DERECE NİTELİKLİ BİR ADAY”
Trump, Guilfoyle hakkında şu ifadelere yer verdi: “Kimberly uzun yıllardır yakın bir dost ve müttefik. Hukuk, medya ve siyaset alanındaki geniş deneyimi, keskin zekâsıyla birleşince, ABD’yi temsil etmek ve çıkarlarını korumak için son derece nitelikli bir adaydır”
“TRUMP’IN GÜNDEMİNİ YERİNE GETİRMEYİ SABIRSIZLIKLA BEKLİYORUM”
Sosyal medya hesabından Trump’ın adaylık teklifini kabul ettiğini duyuran Guilfoyle, şu ifadeleri kullandı:
Başkan Trump’ın Yunanistan’a büyükelçi olarak atanması yönündeki adaylığını kabul etmekten onur duyuyorum ve ABD Senatosu’nun desteğini kazanmayı sabırsızlıkla bekliyorum. Başkan Trump’ın tarihi zaferi, Amerikan halkına ve dünya çapındaki özgürlük sever müttefiklere umut ve iyimserlik getiriyor.
Amerika’nın kuruluşunu şekillendiren, Yunanistan’da doğan demokratik değerlerdi. Ve şimdi, hem yurt içinde hem yurt dışında daha iyi günler getirerek bu tarihi onurlandırma fırsatına sahibiz. Büyükelçi olarak Trump’ın gündemini yerine getirmeyi, Yunan müttefiklerimizi desteklemeyi ve yeni bir barış ve refah dönemini başlatmayı sabırsızlıkla bekliyorum.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkan Yardımcısı Salih Zeki Murzioğlu, Samsun TSO Meclis Başkanı Haluk Akyüz ve Yönetim Kurulu üyelerinden oluşan heyet, Gürcistan’ın Batum kentinde düzenlenen 13. Uluslararası İnşaat Malzemeleri, Teknolojileri ve Gayrimenkul Fuarı (Batumi Build 2024) açılış programına katıldı. Ardahan Valisi Hayrettin Çiçek, Gürcistan’ın Acara Özerk Cumhuriyeti Ekonomi ve Maliye Bakanı Jaba Putkaradze, Türkiye’nin Batum Başkonsolosu Adnan Altay Altınörs, Gürcistan’ın Trabzon Başkonsolosu Nikoloz İashvili’nin yanı sıra Doğu Karadeniz Bölgesi’nin birçok ilinden oda başkanı ve yöneticilerinin katılım sağladığı fuara iştirak eden Samsun TSO heyeti, sektörlerdeki yenilikçi çözümleri ve teknolojik gelişmeleri yakından gözlemleme fırsatı buldu. Samsun TSO Yönetimi ayrıca, üç gün süren fuarda, stant ziyaretleri yaparak, ikili iş görüşmeleri gerçekleştirdi.
Yatırımda Türkler ilk sırada
Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Başkan Yardımcısı Salih Zeki Murzioğlu, fuara katılan oda başkanlarıyla birlikte ayrıca, bir dizi ziyaret ve temaslarda bulundu. Murzioğlu başkanlığındaki iş dünyası heyeti, Batum temaslarına Acara Özerk Cumhuriyeti Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Giorgi Romanadze’yi ziyaret ederek başladı. Oda başkanlarını ağırlamaktan dolayı memnuniyetini dile getiren Romanadze, Acara Özerk Cumhuriyeti’nde yatırım yapan yabancı iş insanları arasında Türklerin ilk sırada olduğunu ifade ederek, “Burada yatırım yapmak isteyen Türk iş insanları bizimle temasa geçip yola çıkarsa ilerideki seneler için avantaj olur. Şirket kurma işlemlerinden hukuk işlerine kadar her türlü hizmetimiz bulunuyor. Türk iş insanları kurumumuzu Gürcistan’daki evleri gibi hissedebilirler. AB ülkelerine ticarette de çeşitli avantajlarımız bulunuyor” diye konuştu.
Murzioğlu: “Karşılıklı diyaloğu önemsiyoruz”
Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Başkan Yardımcısı Salih Zeki Murzioğlu, Acara Özerk Cumhuriyeti’nin Türk iş dünyası ile iyi ilişkileri olan bir bölge olduğunu ifade ederek, “Gürcistan bizim için çok önemli bir komşu. Dost ve kardeş ülke. Aynı zamanda çok büyük ticari partneriz. Uzun yıllardan beri süregelen ticari ve kültürel ilişkilerimiz var. Ekonomilerimizi büyütmek için birbirimize muhtacız ve ticaret odaları birlikte çalışınca büyük fayda sağlayacağız. Onun için karşılıklı diyaloğu çok önemsiyoruz” dedi.
Türk firmaları Acara’da çok güçlü
Ardından aynı heyet Acara Özerk Cumhuriyeti Finans ve Ekonomi Bakanlığı’nı da ziyaret ederek Bakan Yardımcısı Ucha Surmanidze ile görüştü. Türkiye ile hemen hemen her sektörde çalıştıklarını vurgulayan Surmanidze, “Acara’nın 7 milyar Lari bütçesi var. İnşaat, gıda ve teknoloji sektörleri ön planda. 2018 yılından bu yana ekonomimizde yüzde 15 büyüme var. Direkt yabancı yatırımlarımız gün geçtikçe artıyor. Ağır sanayimiz yok ve turizme önem veriyoruz. Geçen yıl 1 milyon 100 bini Türk olmak üzere 2 milyon 200 bin turist ağırladık. Türkiye-Gürcistan ticaret hacmi 3 milyar doları geçti. Türk firmaları Acara’da çok güçlü. Çapraz Kümülasyon Anlaşması’nı tekstilde başardık. Mobilya ve inşaatta da başarmak istiyoruz. En büyük sıkıntımız nitelikli eleman konusunda yaşanıyor” diye konuştu.
Surmanizde, yatırım imkanları, vergi ve yatırım sistemi hakkında da heyete bilgi verdi.
İkili iş görüşmeleri yapıldı
Heyet ayrıca, Batum Başkonsolosu Adnan Altay Altınörs’le bir araya gelerek, Gürcistan’daki genel ekonomik durum, Acara ve diğer bölgelerdeki yatırım fırsatları, sektörlerin durumu ve diğer konularda görüş alış verişinde bulundu. Samsun TSO heyeti program çerçevesinde, oda koordinatörlüğünde yürütülmekte olan Avrupa İşletmeler Ağı Karadeniz Projesi kapsamında, proje ortağı Trabzon TSO ile birlikte ikili iş görüşmeleri organizasyonu gerçekleştirdi. Programa, inşaat sektöründe faaliyet gösteren Samsun TSO Meclis Başkanı Haluk Akyüz, Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Süleyman Hızır ve gümrük müşavirliği alanında faaliyet gösteren Yönetim Kurulu Üyesi Ayhan Çakır katıldı. İnşaat alanında birçok sektörden firmaların katıldığı etkinlikte, Gürcistan’daki sektör temsilcileri ile 150’den fazla ikili iş görüşmesi yapıldı. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SURİYE’de muhalif grupların başkent Şam’ın kontrolünü ele geçirmesi sonrası Kırşehir’de yaşayan Suriyeliler kutlama yaptı.
Kentte yaşayan Suriyeliler, Cacabey Meydanı’nda kutlama yaptı, lokum ve çikolata dağıttı. Polis ekipleri de herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması adına çevrede güvenlik önlemi aldı. Samir El Hüseyin (60), “Esad’ın 53 senelik yönetimi yıkıldı. Çok mutluyuz. 2015 yılında Türkiye’ye geldim. Ne zaman Suriye tamamen temizlenirse bizler de yeniden Suriye’ye döneceğiz” dedi.
‘3 AYA KADAR ÜLKEMİZE DÖNECEĞİZ’
Kırşehir’de yabancı öğrenciler temsilcisi İsa Tiryaki ise “60 yıllık bir hüküm yıkıldı. 13 yıl sonra bunu başardılar. Türkiye’ye çok teşekkür ederiz. Suriyeli kardeşlerimizi toparladı buraya getirdi. Orada savaşın ortasında bırakmadı. Zaten Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’ın verdiği mesajı aldık. Herkes evine yurduna yeniden dönecek. 3 aya kadar tüm Suriyeli kardeşlerimiz yeniden kendi ülkelerine giderek yeniden hayat kuracaklar” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından aktarılan bilgiye göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İspanya Dışişleri, Avrupa Birliği ve İşbirliği Bakanı José Manuel Albares ile Belçika’nın başkenti Brüksel’de NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı kapsamıda bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede, Suriye’deki gelişmeler, Ukrayna’daki son durum ve NATO çerçevesindeki iş birliği konularının ele alındığı bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZLANDA seçimlerinde Sosyal Demokrat İttifak birinci parti oldu.
İzlanda’da 30 Kasım’da yapılan seçimler sonucunda 2021 seçimlerinde yüzde 9 oy ile 6 milletvekili kazanan Sosyal Demokrat İttifak, yüzde 21’in üzerinde oy alarak milletvekili sayısın 15’e yükseltti.
Son 4 seçimin birincisi, iktidardaki Bağımsızlık Partisi ise yüzde 19 oy alırken milletvekili sayısı 16’dan 14’e düştü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şeyhanlıoğlu, Afganistan’ı Asya’nın kalbi olarak tanımladı ve ülkenin Çin, Rusya ve Türk-İslam dünyası arasında stratejik bir köprü olduğunu vurguladı. Afganistan’ın tarih boyunca, İskender’den Moğollara kadar birçok güç için önemli bir geçiş noktası olduğunu belirtti.
19. yüzyılda Afganistan’ın Rusya ve İngiltere arasında “Büyük Oyun”un merkezi olduğunu hatırlatan Şeyhanlıoğlu, bu dönemde Afganistan’ın Hindistan için bir tampon bölge görevi gördüğünü ifade etti. 20. ve 21. yüzyıllarda ise ülkenin sırasıyla Sovyetler Birliği ve ABD tarafından işgal edildiğini, ancak her iki gücün de burada tutunamadığını belirtti.
Afganistan’ın günümüzde Çin’in Kuşak-Yol Projesi ve Orta Asya enerji kaynaklarının aktarımı için kilit bir role sahip olduğunu söyleyen Şeyhanlıoğlu, ülkenin bağımsızlık mücadelesini kazanarak işgallerden kurtulmasının önemine dikkat çekti.
İslam dünyasının Afganistan’a sorumluluğu
Afganistan’ın bağımsızlık mücadelesi ve toparlanma çabalarını desteklemenin İslam dünyasının sorumluluğu olduğunu vurgulayan Hüseyin Şeyhanlıoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Afganistan, İslam dünyasının tarih boyunca en büyük destekçilerinden biri olmuştur. 1923’te Türkiye’yi tanıyan ilk devlet Afganistan’dır. Bugün ise İslam ülkelerinin, ekonomik kalkınma ve altyapı geliştirme projeleriyle Afganistan’a destek olmaları gerekmektedir.”
Afganistan’ın yıllarca süren işgallerden sonra büyük bir potansiyele sahip olduğunu ifade eden Şeyhanlıoğlu, özellikle uyuşturucu üretiminin ciddi şekilde azaltıldığını ve ekonomik toparlanma sürecinin başladığını belirtti. Çin ile Afganistan arasında 60 milyar dolarlık ticari anlaşmaların imzalandığını hatırlatarak, bu iş birliklerinin Afganistan için bir dönüm noktası olduğunu söyledi.
“Mevlana insani yardım paktı” önerisi
Prof. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu, Afganistan’ın kalkınması ve refahı için “Mevlana İnsani Yardım Paktı” adı altında bir dayanışma önerisinde bulundu. Bu paketin, eğitim, sağlık ve altyapı gibi alanlarda Afganistan’a destek sağlamayı amaçladığını ifade etti.
Şeyhanlıoğlu, Afganistan’ın yalnızca bölgesel bir güç olmadığını, aynı zamanda Türk dünyası ve İslam dünyasının stratejik bir müttefiki olduğunu belirtti. Şeyhanlıoğlu, “Afganistan’ı korumak ve desteklemek, 21. yüzyılın felaketleriyle yüzleşen İslam dünyası için bir vefa borcudur” diyerek açıklamalarını sonlandırdı. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İRAN’ın İnsan Hakları Konseyi Genel Sekreteri Garibabadi, İsrail’in BM Genel Kurulu’ndan çıkarılması gerektiğini söyledi.
İran İnsan Hakları Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Kazım Garibabadi, İsrail’in Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’ndan çıkarılması için dört üst düzey BM yetkilisine başvurduklarını bildirdi. Garibabadi açıklamasında, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, BM Ekonomik ve Sosyal Konsey Başkanı Robert Rey, BM Kadın Komisyonu Başkanı ABD al-Aziz Umm al-Wasil ve BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk’e çağrıda bulundu.
Kazım Garibabadi başvurusunda, İsrail’in BM’den ihraç edilme cezasına çarptırılması gerektiğini ve çok sayıda BM üyesinin, İsrail’in BM Genel Kurulu üyeliğinin sona erdirilmesi yönünde talepleri olduğunu ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar resmi temaslarda bulunmak üzere İngiltere’ye geldi. Bakan Bayraktar, başkent Londra’da İngiltere Enerji Güvenliği ve Net Sıfır Bakanı Ed Miliband ile bir araya geldi. Bayraktar sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Ülkemizi enerjide merkezi konuma taşıyacak yatırım ve anlaşmaları planlı ve kararlı bir şekilde imza altına almaya devam ediyoruz. Birleşik Krallık Enerji Güvenliği ve Net Sıfır Bakanı Sayın Ed Miliband ile temiz enerjiye geçiş, düşük karbonlu hidrojen ekonomisi, şebeke modernizasyonu, bölgesel enterkonneksiyonlar ve küçük modüler reaktörler gibi önemli iş birliklerini kapsayan ‘Enerji ve İklim Diyaloğu’ konulu mutabakat zaptı imzaladık. Enerji arz güvenliğimize ve bağımsızlığımıza yönelik adımlarımıza yenisini eklediğimiz anlaşmanın her iki ülkeye de hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.
Bakan, enerji ve finans sektörünün önde gelen yatırımcılarıyla bir araya geldi
Bakan Bayraktar, Londra temasları çerçevesinde ayrıca, İngiltere’nin enerji ve finans sektörünün önde gelen yatırımcılarıyla bir araya geldi. Bayraktar görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “JP Morgan moderatörlüğünde gerçekleşen bu özel buluşmada Türkiye’nin her alandaki yapısal reformlarla, stratejik ve tarihi yatırımlarla ulaştığı potansiyeli büyük takdir topladı. Uzun süredir dünyada ve bölgemizde yaşanan tüm olumsuz gelişmelere ve buna bağlı ekonomik daralmalara rağmen Türkiye’nin ortaya koyduğu performans, hedefine kilitlenen bir okun yaydan çıkma sürecini anımsatıyor. Gösterilen ilgiyi ve reel yaklaşımları doğru yolda olduğumuzu göstermesi açısından çok anlamlı buluyorum” dedi.
Bakan, iki ülke arasında enerji projelerine yönelik finansman imkanlarını ele aldı
Öte yandan Birleşik Krallık’ın ihracat kredi finansmanı kurumu olan UK Export Finance’ın kıdemli yöneticileriyle bir toplantı yapan Bayraktar, iki ülke arasında enerji projelerine yönelik finansman imkanlarını ele aldı. Bayraktar, programı çerçevesinde BP Üretim ve Operasyonlar Başkan Yardımcısı Gordon Birrell ve BP Türkiye Ülke Başkanı Tümkan Işıltan’ı da kabul ederek mevcut iş birliklerini ve yeni projeleri değerlendirdi. – LONDRA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği MÜSİAD Fuarı ve Uluslararası İş Forumu Kongresi’nde konuştu. Erdoğan, “Göç başlığı her açıldığında konuyu hemen düzensiz göçle mücadele parantezine alıp güvenlikleştirmek doğru bir tavır değildir. Düzensiz göç baskısıyla yüzleşen her devlet gibi elbette Türkiye’de illegal göç akınlarıyla mücadelesini tavizsiz sürdürecektir. Hudutlarımızın güvenliğini, namusumuz gibi koruyacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜYAP Fuar Merkezi’nde Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği MÜSİAD Fuarı ve Uluslararası İş Forumu Kongresi’nde konuştu. Burada 88 ülkeden gelen iş insanlarına hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası iş forumunun ‘İnsani ve iktisadi boyutuyla göç’ teması altında tertiplenmesi takdire şayandır” dedi.
‘HUDUTLARIMIZIN GÜVENLİĞİNİ, NAMUSUMUZ GİBİ KORUYACAĞIZ’
Erdoğan, “Göç konusu sadece bizim gibi geçiş güzergahındaki ülkeler için değil, gelişmiş gelişmekte olan fark etmeksizin tüm dünya için günümüzün en hassas meselelerinden biridir. Türkiye açısından göç, dünyanın birçok ülkesine kıyasla çok daha eski bir kavramdır. Biz gerek coğrafi konumumuz gerekse beşeri ve kültürel bağlarımız sebebiyle tarih boyunca göç hareketleriyle muhatap olmuş bir ülkeyiz. Osmanlı Devleti’nin toprak kayıpları 19. yüzyıldan itibaren hızlanınca Kırım’dan Kafkaslardan ve Balkanlar’dan yoğun göçler aldık. Son iki asırda başı dara düşen, sürgüne uğrayan soydaşlarımızı muhabbetle bağrımıza bastık. Müslümanlarla birlikte gün oldu Musevi ve Hristiyanlara da kapımızı açtık. 2011 yılından itibaren Suriye’deki iç savaştan kaçan komşularımıza da sahip çıkan biz olduk. Bugün çoğu Suriye’den 3,5 milyon civarında yerlerinden edilmiş insana ev sahipliği yapıyoruz. Yine bugün ekseriyeti Almanya’da olmak üzere Avrupa’nın farklı ülkelerinde 6 milyonu aşkın kardeşimiz hayatlarına devam ediyor. Yaşadıkları ülkelerin ekonomisine önemli katkılar sunuyor. Kimi ülkeler, göç meselesine menfaat penceresinden yaklaşabilir, kimi ülkeler bunu etik ve kültürel bir tehdit olarak ele alabilir kimileri ise bu meseleyi sadece güvenlik ekseninden okuyabilir ama biz Türkiye olarak göç olgusunu çok boyutlu bir şekilde, özellikle insani değerleri merkeze alan bir yaklaşımla bakmak zorundayız. Şimdiye kadar sayısız toplantıya araştırmaya sempozyuma konu olan bu meseleyi bütünlüklü bir anlayışla okumak, buna göre doğru kalıcı ve uzun vadeli politikalar geliştirmek mecburiyetindeyiz. Göç başlığı her açıldığında konuyu hemen düzensiz göçle mücadele parantezine alıp güvenlikleştirmek doğru bir tavır değildir. Düzensiz göç baskısıyla yüzleşen her devlet gibi elbette Türkiye’de illegal göç akınlarıyla mücadelesini tavizsiz sürdürecektir. Hudutlarımızın güvenliğini, namusumuz gibi koruyacağız. İlave tedbirlerle daha da tahkim edeceğiz. Aynı şekilde kayıt dışılığın sıfırlanmasına yönelik kararlı politikalarımızdan geri adım atmayacağız” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSRAİL VE HİZBULLAH ATEŞKESE ÇOK YAKIN
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun dün gece İsrailli yetkililerle yaptığı güvenlik istişareleri sırasında Hizbullah’la yeni ortaya çıkan ateşkes anlaşmasını “prensipte” onayladığı öne sürüldü. CNN International’ın haberine göre hükümete yakın kaynaklar, İsrail’in Lübnan hükümetine ilettiği anlaşmanın bazı ayrıntıları konusunda hâlâ çekinceleri olduğunu söyledi.
36 SAAT İÇİNDE AÇIKLAYACAKLAR
Reuters’ın aktardığı habere göre, Lübnanlı 4 üst düzey kaynak ABD Başkanı Joe Biden ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, Hizbullah ile İsrail arasında 36 saat içinde ateşkes ilan etmesinin beklendiğini söyledi. Fransa Cumhurbaşkanlığı ve Beyaz Saray henüz söz konusu durum hakkında bir açıklama yapmadı.
3 AŞAMADAN OLUŞUYOR
İsrail merkezli yayın organı Haaretz ise ateşkes önerisinin 3 aşamadan oluştuğunu iddia etti. Birinci aşamada Hizbullah güçleri Litani Nehri’nin kuzeyine çekilecek. Bu adımı İsrail güçlerinin konuşlu olduğu Lübnan sınırlarından çekilmesi izleyecek. Üçüncü ve son aşamada ise İsrail ve Lübnan arasında tartışma konusu olan sınır bölgelerinin tespit edilmesi için müzakereler start alacak. Öte yandan Hizbullah’ın çekildiği bölgelere ise Lübnan ordusu yerleşecek.
Söz konusu plan, 2006’da Hizbullah ile İsrail arasındaki savaşı sona erdiren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararına dayanıyor.
“İLERLEME KAYDEDİLDİ”
Öte yandan İsrail Hükümet Sözcüsü David Mencer, Lübnan’da ateşkese doğru ilerlendiğini ancak ele alınması gereken bazı “sorunlar” olduğunu belirtti. İsrail devlet televizyonuna konuşan ve adı açıklanmayan bir yetkili ise, Lübnan’da ateşkese varılması için yürütülen müzakerelerde “önemli ilerleme kaydedildiğini” söyledi. İsrailli yetkili, Lübnan’da ateşkese “her zamankinden daha yakın olunduğunu” dile getirerek, “Sürpriz olmazsa gelecek günlerde bir anlaşma (ateşkes) olabilir.” ifadesini kullandı.

Uluslararası İlişkilerPolitikaFransaLübnanİsrailDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Farklı ülkelerden enerji bakanları, yerli ve yabancı sivil toplum örgütü, uluslararası kuruluş temsilcileri, akademisyenler, medya mensupları ve iş dünyasının önde gelen isimlerin katılımıyla gerçekleşen forumda katılımcılar, küresel düzeyde diyalog imkanı yakalayarak enerji sektörünün geleceğine yön verecek.
Forumun ana oturum konuşmaları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz tarafından yapılacak.
Bakan Bayraktar moderatörlüğündeki “Dirençli Bir Gelecek için Zorluklar ve Fırsatlar” başlıklı Bakanlar Oturumu’nda geleceğin enerji politikaları ele alınacak.
Oturumda, Azerbaycan Enerji Bakanı Parviz Shahbazov, Bulgaristan Enerji Bakanı Vladimir Malinov, GürcistanEkonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Levan Davitashvili, Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto, Moldova Enerji Bakanı Victor Parlicov???????, Libya Petrol ve Gaz Bakanı Khalifa Abdulsadek, Sırbistan Enerji ve Maden Bakanı Dubravka Djedovic Handanovic ile Özbekistan Enerji Bakanı Jurabek Mirzamahmudov??????? konuşmacı olarak yer alacak.
“Gaz Güvenliğinin Yeni Dinamikleri: Bölgesel Perspektifler” başlıklı BOTAŞ özel oturumu, “Akıllı Enerji Dönüşümünde Yeni Teknolojiler ve Yakıtlar için Beklentiler”, “Enerji Dönüşümünün Finansmanı: Beklentiler ve Öncelikler” oturumlarının yapılacağı Forum, “Anadolu Ajansı Teşekkür ve Değerlendirme Toplantısı” ile sona erecek.
İstanbul Kongre Merkezi’nde gün boyu sürecek forumda enerji sektöründe bölgesel hedefler, doğal gaz arz güvenliğinin sağlanmasında Türkiye’nin rolü, enerji dönüşümünün finansmanı gibi konuların yanı sıra, sektördeki bölgesel ve uluslararası gündemlerle birçok başlık ele alınacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çakar, Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de düzenlenen Avrupa’nın en önemli teknoloji ve startup etkinliklerinden Slush 2024’te AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Slush’ın Avrupa’nın en kapsamlı teknoloji ve startup etkinliklerinden birisi olduğunu belirten Çakar, etkinliğe Türk girişimci ve yatırımcılarının ilgisinin her yıl giderek arttığını söyledi.
Çakar, etkinliğin ilk yılında Türkiye’den 40 kişilik katılım olduğunu anımsatarak, şunları kaydetti:
“Fuarın kayıtlarına göre, bu yıl Türkiye’den iştirakçi sayımız 400 civarında. Türkiye’den öğrencilerimiz, genç girişimcilerimiz var. Burada tabii sayının bu kadar yüksek olmasında, devletimizin ve kalkınma ajanslarımızın sağladığı desteklerin de çok büyük önemi var. Girişimcilerimize ayrıca Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisinin de çok büyük bir katkısı var. Hem bunların eş güdümünün sağlanmasında ve hem buraya getirilmelerinde bireysel katılımcıların da kendi aralarında gruplaşarak geldiklerini görebiliyoruz. Dolayısıyla bunun verimli sonuçlarla bize döneceğine gönülden inanıyoruz.”
“Türkiye Ticaret Bakanı Finlandiya’yı ziyaret edecek”
Türkiye’nin Helsinki Büyükelçisi Deniz Çakar, Türkiye ile Finlandiya arasındaki ticari ilişkilere de değinerek, iki ülke arasındaki ticaretin istikrarlı şekilde geliştiğini belirtti.
Türkiye ile Finlandiya arasında 2023’te 2,1 milyar avroluk bir ticaret hacmine ulaşıldığını aktaran Çakar, şöyle konuştu:
“Bu konuda biz de yakın takipçisiyiz. Dolayısıyla bu yıl içinde benzer bir rakamı yakalayacağımızı düşünüyoruz. İlk 8 ay rakamları 1,2 milyar avro civarında. Bunun yıl sonuna kadar 2 milyar avroyu bulacağını tahmin ediyoruz. Şimdilik ilişkilerimiz çok farklı bir mecrada. Ticari ilişkilerimizde öncelikle 2022’de Türkiye’de Ekonomi ve Ticaret Ortak Komisyon toplantısı yapıldı. Şimdi bunun ikinci ayağı Şubat 2025’te yapılacak. Ticaret Bakanımızı ve büyük bir heyeti ağırlayacağız. Burada bu tür ziyaretlerin ticari ilişkilerin gelişmesine de çok büyük katkısı var. Finlandiya şirketlerinden ilgiyi görüyoruz. Türk şirketlerimizin de aynı şekilde özellikle yeşil dönüşüm, yenilenebilir enerji ve dijitalleşme konusunda bize ve firmalarımıza büyük fırsatlar olduğunu düşünüyoruz.”
Çakar, Türkiye ile Finlandiya arasındaki iyi olan ilişkilerin istikrarlı bir seviyede ve olumlu çerçevede ilerlediğini, bunun NATO şemsiyesi altına alınmasıyla savunma sanayi dahil daha farklı bir boyuta geçtiğini belirterek, şunları söyledi:
“Finlandiya ile zaten iyi olan ilişkilerimiz açıkçası 2024 itibarıyla en iyi seviyesine çıkmıştır. Tarihinin en iyi seviyesinde. Bunda NATO bünyesi çerçevesinde iki kanat ülkesi olarak, Finlandiya en kuzeyde Türkiye’de güneyde, zaten bir ortak paydamız var. Dolayısıyla üstlendiğimiz sorumluluklar arasında benzerlikler var. Ancak Finlandiya ile ilişkilerimizin bu yıl bir de 100’üncü yılını kutluyoruz. NATO çerçevesinde hem savunma alanında hem NATO’nun gereği çerçevesindeki alanlarda yakın işbirliğimiz devam ediyor. Bu işbirliğimizin derinleşmesi çerçevesinde Finlandiya ile savunma sanayii konusunda işbirliğimizin artması söz konusu. Çünkü bu ikimizin de menfaatine.”
“Görüşmeler arttıkça birbirimizi çok iyi anlamaya başladık”
Çakar, “Son iki yılda iki kere Finlandiya Cumhurbaşkanı’nı ağırladık. Türkiye ve Finlandiya ile ilişkilerimiz düzenli mekanizmalarla ilerledi. Bunlar arasında terörizm alanı olsun, İçişleri, Adalet, Dışişleri bakanlıkları olsun ve NATO üyelik sürecinde oluşturulan daimi ortak mekanizma olsun çok sık bir görüşme trafiği var.” diye konuştu.
Bütün bu görüşme trafiğinin her iki tarafın da yararına olduğuna işaret eden Çakar, “Birincisi, birbirimizi çok daha iyi anlamaya başladık. İkincisi, sorunlarımızı görüşme yoluyla aşabileceğimizi anlıyoruz ve bunlar için çözüm üretme gayretine giriyoruz ki bu da çok kıymetli iki ülke ilişkilerinde.” ifadelerini kullandı.
“Finlandiya, teknoloji, inovasyon ve startup bakımından dünya pazarlarına açılan bir kapı niteliğinde”
Deniz Çakar, Finlandiya ile ticaret, teknoloji ve yatırım fırsatlarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Slush etkinliğinde de gördüğümüz gibi Türkiye’de çok dinamik, teknoloji odaklı yetişen gençlerimiz ve girişimcilerimiz var. Bu girişimcilerimizin Finlandiya üzerinden dünya pazarlarına açılma konusunda büyük fırsatlara sahip olacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla odaklandığımız alan esasen yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve yüksek teknoloji alanlarında genç girişimcilerimizin, firmalarımızın Finlandiya ile ortak işbirliği konusunda çalışması.”
Üçüncü ülkelerde işbirliği fırsatları
Çakar, Finlandiya’nın Türkiye’nin belirli coğrafyalardaki etkinliğinden çok etkilendiğini aktararak, Finlandiya yetkililerinin ve iş dünyasının Afrika ve Orta Asya bölgesinde müteahhitlik dahil Türkiye ile ortak işbirlikleri, ortak yatırımlar ve birlikte çalışma arzusu olduğunu anlattı.
Ukrayna’nın yeniden inşasına dikkati çeken Çakır, “Burada da savaş döneminde bile Ukrayna’da işlerini aksatmadan devam eden Türk inşaat sektörünün Finlandiyalı inşaat sektöründeki meslektaşlarıyla yapabilecekleri, onlara verebilecekleri bilgiye dayalı destekler var ve birlikte hareket edebilirler. Biz bunun da gerçekleşmesini öngörüyoruz ve bekliyoruz.” dedi.
“Finler ve Türkler birbirine yakın halklar”
1924’te Türkiye Finlandiya diplomatik ilişkilerini kuran anlaşmanın imzalandığını hatırlatan Çakar, şöyle konuştu:
“Bu çerçevede her iki ülkenin büyükelçiliği de hem Ankara’daki meslektaşım hem biz, burada halklarımızı daha yakınlaştırmak, kurumlarımızı daha yakınlaştırmak için ciddi gayret sarf ettik ve bunun sonuçlarını da görüyoruz. Esasen Finler ve Türkler birbirine yakın halklar. Sadece arayı çok açık tutmamak lazım. Bu ilişki sıklığının gerek halklar arasında gerek resmi makamlar arasında gerek ticaret ve ekonomi alanında ve NATO bünyesinde askeri işbirliğimiz çerçevesinde sıcak bir şekilde geliştirilmesi ve derinleştirilmesinin, her iki ülkeye de sonsuz fırsat ve yarar sağlayacağı kanaatindeyim.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kazakistan, Suriye krizine çözüm bulmak amacıyla 2017 yılında başlatılan Astana süreci toplantılarına ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Toplantı kapsamında garantör ülkeler, Türkiye, Rusya ve İran heyetleri ile Suriye rejimi ve muhalefet temsilcileri arasındaki görüşmeler dün başlarken, bugün ise toplantının ana oturumu yapıldı. Oturumda Kazakistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Alibek Bakayev, toplantının sonuç bildirisini okudu.
Garantör ülkeler, uluslararası topluma Gazze’ye engelsiz insani erişim sağlama çağrısı yaptı
Bildiride, Astana süreci garantörleri İran, Rusya ve Türkiye’nin İsrail’in Gazze’de devam eden katliamları ve suç teşkil eden saldırılarının yanı sıra Lübnan ve Batı Şeria’daki saldırganlığını şiddetle kınadığı ve derin endişe duyduğu belirtilerek, “(Garantör ülkeler) Başta BM Güvenlik Konseyi olmak üzere uluslararası topluma acil ve kalıcı ateşkes ve Gazze’ye engelsiz insani erişimi sağlanması çağrısı yaptı” ifadeleri kullanıldı.
Bildiride, “(Garantör ülkeler) Lübnan’da acil ateşkes çağrısında bulunmuşlar, BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 Sayılı Kararının (2006) uygulanmasının altını çizmişler ve toplu sivil ölümlerin yanı sıra büyük çaplı altyapı yıkımına uğrayan Lübnan’a acil insani yardım ulaştırılmasının lüzumunu vurgulamışlardır. İsrail silahlı kuvvetleri tarafından UNIFIL’in kasıtlı olarak hedef alınmasına dair büyük kaygılarını dile getirmişlerdir” denildi.
Garantör ülkeler Türkiye, Rusya ve İran’ın BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), BM kuruluşları ve tüm insani yardım kuruluşlarının, Lübnan’daki çatışmaların tırmanmasının ardından Lübnan’dan Suriye’ye geçmek zorunda kalanlara yönelik acil müdahale tedbirleri geliştirmesi gerektiğini vurguladığı aktarılan bildiride, “(Garantör ülkeler) İsrail’in Suriye’deki tüm askeri saldırılarını kınadı. Bu eylemlerin uluslararası hukuku, uluslararası insancıl hukuku, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini, bölgedeki istikrarı bozduğunu ve gerilimi tırmandırdığını kabul etmiş, bu saldırılara son verilmesi çağrısında bulundu” denildi.
Bildiride, Türkiye, Rusya ve İran’ın, Suriye’nin egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün yanı sıra BM Şartı’nın hedef ve ilkelerine olan sarsılmaz bağlılıklarını teyit ettikleri kaydedildi.
Bildiride, “(Garantör ülkeler) Terörle mücadele, Suriyelilerin BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin katılımıyla Suriyelilerin güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde geri dönmeleri için uygun koşullar oluşturmak, siyasi süreci yoğunlaştırmak ve tüm Suriyelilere engelsiz insani yardım akışını sağlamak amacıyla Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkilerin karşılıklı saygı, iyi niyet ve iyi komşuluk temelinde yeniden tesis etmeye yönelik çabaların önemini vurguladı” ifadeleri kullanıldı.
Bildiride, “(Garantör ülkeler) Terörizmin tüm şekil ve tezahürleriyle mücadele etme ve Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünü zayıflatan ve sınır ötesi saldırılar ve sızmalar dahil olmak üzere, komşu ülkelerin milli güvenliğini tehdit eden ayrılıkçı gündemlere karşı durma konularında birlikte çalışmaya devam etme yönündeki kararlılıklarını ifade etmişlerdir. 23 Ekim 2024 tarihinde Ankara’da TUSAŞ binasına yönelik gerçekleştirilen saldırı dahil olmak üzere, terörist grupların eylemlerini ve Suriye’nin muhtelif bölgelerinde, farklı isimlerle faaliyet gösteren ve sivil tesisleri hedef alarak sivil kayıplara neden olan terörist grupları kınamışlardır. Suriye’nin kuzeyine dair alınan tüm kararların bütünüyle tatbik edilmesinin lüzumuna dikkat çekmişlerdir” denildi.
Garantör ülkelerin, İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ndeki (İGAB) üçüncü taraflarca durumu daha da istikrarsızlaştırabilecek her türlü yıkıcı faaliyetin önlenmesinin önemini vurguladığı kaydedilen bildiride, “(Garantör ülkeler) Suriye’nin kuzeydoğusundaki durumu kınadı ve bölgede kalıcı güvenlik ve istikrarın ancak bu ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunması temelinde elde edilebileceğin konusunda mutabık kaldı. Suriye’ye ait olması gereken petrol ve diğer kaynakların devam eden yasadışı ele koyma ve transferini reddettiklerini yineledi. Bu unsurların ve tek taraflı yaptırımların Suriye’deki ekonomik durumu olumsuz etkilediğini vurguladı. Terör destekçisi ülkelerin, Suriye devletinin birliğine zarar veren eylemlerini kınadılar” denildi.
Bildiride, Rusya, Türkiye ve İran’ın 23. tur Astana görüşmelerinin 2025 yılının ilk yarısında yapılmasına karar verdikleri belirtildi.
BM ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi temsilcilerinin yer aldığı görüşmelere gözlemci olarak Ürdün, Irak ve Lübnan heyetleri de katıldı. 21. tur Astana görüşmeleri, bu yılın ocak ayında yapılmıştı. – ASTANA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Medeniyetimizin doğup yeşerdiği, bereketiyle tarihe geçmiş gönül coğrafyamızın eşsiz güzellikleri, böyle devam ederse yalnızca hatıralarımızda yaşayan birer masal olarak kalacak. Çocuklarımıza böyle karanlık ve ümitsiz bir gelecek miras bırakmayı kabul edemeyiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29’uncu Taraflar Konferansı (COP29) kapsamında düzenlenen Dünya Liderleri İklim Zirvesi’ne katılmak için gerçekleştirdiği resmi ziyarete eşlik eden Emine Erdoğan, ‘Ekolojik Eğitim’ başlıklı etkinlikte iklim gönüllüsü gençlerle buluştu. Emine Erdoğan, himayesindeki Sıfır Atık Projesi çerçevesinde kurulan Sıfır Atık Vakfı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in eşi Mihriban Aliyeva’nın başkanlığını yürüttüğü Haydar Aliyev Vakfı ve Özbekistan Zamin Uluslararası Halk Vakfı işbirliğinde düzenlenen etkinlikteki konuşmasında, kardeş Azerbaycan’da gençlerle buluşmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. COP29’un hayırlara vesile olmasını dileyen Emine Erdoğan, Azerbaycan’ı örnek ev sahipliğinden dolayı kutladı.
‘TÜRK DÜNYASI’NDAN YAKILAN MEŞALE, UMUTLARIMIZI TAZELİYOR’
Bilim insanlarının iklim krizinin boyutlarının hesaplanabilir veya öngörülebilir olmaktan çıktığına ilişkin sözlerine dikkati çeken Emine Erdoğan, artık her yeni yaz mevsiminin, ‘tarihin en sıcağı’ olarak kayıtlara geçtiğini, ‘şimdiye dek görülen en şiddetli yağış, en büyük kuraklık, en yıkıcı sel’ gibi rekor tanımlamaların daha sık duyulduğunu dile getirdi.
Emine Erdoğan, “Geleceğe dair bütün senaryoların iyimserliğini kaybettiği bir dönemde, Türk dünyasından yakılan meşale, umutlarımızı tazeliyor. İçinde bulunduğumuz bu karanlık tabloya karşı en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, bir umut ışığı. Sorun artık bizden uzaktaki bir yerde, kutuplarda buzulların erimesiyle ya da hayatımızda görmediğimiz canlıların neslinin tükenmesiyle sınırlı değil. Sorun olduğumuz yerde, evimizde, soframızda, soluduğumuz havada, içtiğimiz suda” diye konuştu.
Araştırmaların bu gidişat ile gelecek 25 yıl içinde gıda üretiminin yarısının kaybedilebileceğini gösterdiğini belirten Emine Erdoğan, “Dünyadaki sıcaklık artışının tetiklediği, doğal afetler, açlık ve kuraklık, iklim göçlerini ve çatışmaları daha da şiddetlendiriyor” dedi.
Türk milletlerinin ana vatanı Orta Asya’nın da bu küresel sorunun etkilerini derinden yaşadığına dikkati çeken Emine Erdoğan, “Medeniyetimizin doğup yeşerdiği, bereketiyle tarihe geçmiş gönül coğrafyamızın eşsiz güzellikleri, böyle devam ederse yalnızca hatıralarımızda yaşayan birer masal olarak kalacak. Çocuklarımıza böyle karanlık ve ümitsiz bir gelecek miras bırakmayı kabul edemeyiz” değerlendirmesini yaptı.
Yeryüzüne emanet nazarıyla bakan, toprağını yurt bilip sahip çıkan gençlerin, daha yaşanabilir bir dünya için en büyük güvence olduğunun altını çizen Emine Erdoğan, “Bu yok oluşu tersine çevirecek dönüşümün öncüleri olacak yegane umudumuzsunuz. Ne mutlu size ki en güzel yaşlarınızda etrafınızı saran tüketim kültürünün sahte haz çağrılarına değil, o hazzın yok etmek üzere olduğu tabiatın yardım çığlığına kulak veriyorsunuz. Şunu çok iyi bilmenizi isterim, hayalini kurduğunuz doğa dostu bir yaşam modeli, içinde yaşadığınız coğrafyanın kültür ve inanç kodlarında saklı” diye konuştu.
Emine Erdoğan, Türk kültüründe doğanın yalnızca insanlığın evi ve vatanı değil, aynı zamanda hayat felsefesini şekillendiren eşsiz bir ilham kaynağı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Unutmayın ki iklim değişikliği sorunu, son yüzyılın ürettiği bir sorun. ve sizler, bundan çok daha köklü ve vicdan yüklü bir mirasın emanetçilerisiniz. Yaşadığı çağın imkanlarıyla geçmişten aldığı gücü birleştiren sizler, inanıyorum ki başlattığımızı tamamlayacak, bu gidişatı tersine çevireceksiniz. Türkiye olarak 2017’de himayemde başlattığımız ve kısa sürede küresel bir harekete dönüşen Sıfır Atık Projesi de gücünü bilhassa gençlerden alıyor. 7 senede 7 kıtaya yayılan projemiz, doğanın geçirdiği tahribatın tamirinin hala mümkün olduğunu gösteriyor. Şu bir gerçek ki, iklim krizi, ülke sınırlarını aşan, siyaset üstü bir meseledir.”
‘BEYANIMIZA 40’DAN FAZLA DEVLET BAŞKANI EŞİ DESTEK VERDİ’
Bu kapsamda, öncelikle ortak bir çerçevede buluşmak amacıyla Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in ‘Küresel İyi Niyet Beyanı’nı imzaladığını anımsatan Emine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün beyanımıza 40’dan fazla devlet başkanı eşi ve uluslararası temsilci imzasıyla destek verdi. İyi Niyet Beyanı’nın dijital imzaya açılmasıyla dünyanın dört bir yanından, farklı kültür ve milliyetten on binlerce insan çevre dostu bir yaşam sözü verdi. Her birinizi imzanızla hareketimize destek vermeye, bu büyük ‘sıfır atık’ ailesine dahil olmaya davet ediyorum.”
Emine Erdoğan, başkanlığını yürüttüğü Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Danışma Kurulu bünyesinde, iyi örneklerin bulunması ve çoğaltılması üzerine çalıştıklarını vurgulayarak, “Değişimi bekleyen değil, değişimi başlatan gençlere çok ihtiyacımız var. Gerek Türkiye olarak gerekse Birleşmiş Milletler çatısındaki projelerimiz kapsamında, tüm imkan ve araçlarımızla çevre gönüllüsü gençlerimizin her zaman destekçisi olacağımızı bilmenizi isterim” diye konuştu.
Emine Erdoğan, buluşmanın gerçekleşmesine vesile olan Mihriban Aliyeva’nın yanı sıra Haydar Aliyev Vakfı, Sıfır Atık Vakfı, Özbekistan Zamin Uluslararası Halk Vakfı ve Birleşmiş Milletler ile programda emeği geçenlere şükranlarını sunarak, daha adil ve yaşanabilir bir dünyada yeniden buluşabilmeyi diledi.
MİHRİBAN ALİYEVA’DAN EMİNE ERDOĞAN’A TEŞEKKÜR
Mihriban Aliyeva da konuşmasında Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Sıfır Atık Projesi’nden bahsederek, “Farklı projelerde çevreyi koruduğu için hem kendi miraslarını hem bizim mirasımızı koruduğu için çok teşekkür ediyorum” dedi.
Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un eşi Aygül Caparova ile Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in eşi Ziroat Mirziyoyeva da ülkelerinin iklim değişikliğiyle mücadele konusunda yaptığı çalışmalara ilişkin bilgi verdi.
GENÇLERİN KALKINMASINA YÖNELİK STRATEJİ BELGESİ İMZALANDI
Konuşmaların ardından gençlerin kalkınmasına yönelik strateji belgesi imzalandı. İmzayı Türkiye adına Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum attı. Programa, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da katıldı. Ardından Emine Erdoğan, lider eşleri ve bakanlar Kurum ve Yumaklı ile Sıfır Atık Vakfı ve Haydar Aliyev Vakfı tarafından açılacak ‘Dayanışma Merkezi’ adlı ortak pavilyonu ziyaret etti.
Buradaki stantları gezen Emine Erdoğan, farkındalık oluşturmak üzere geliştirilen ‘Düşünce Taşı’ adlı bölümde plastik kirliliğiyle mücadele için taş attı. Ardından Emine Erdoğan, Bakan Yumaklı ile Azerbaycan’ın Shamaki Bölgesi’ne canlı bağlanarak, ağaç dikme kampanyasını başlattı.
‘SIFIR ATIK’ TEMALI ÜLKE STANDINI GEZDİ
Emine Erdoğan, Azerbaycan, Kırgızistan ve Özbekistan’ın lider eşleri ve bakanlar Kurum ve Yumaklı ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın ‘Sıfır Atık’ temalı ülke pavilyonunu da gezdi. COP29 kapsamında hazırlanan ve ‘Sıfır Atık Projesi’nin detaylarının zengin içerikler ile anlatıldığı pavilyonda lider eşleri, özellikle ziyaretçiler için hazırlanan “Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı”nı okuyup, dijital olarak imzalanabilinen ekranları inceledi.
Türkiye’nin çevre ve iklim değişikliği, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik gibi konulardaki çalışmalarının tanıtıldığı içeriklerin yer aldığı beş farklı led ekran ve dijital kioskların olduğu alanı gezen lider eşleri, Türkiye’ye özgü endemik bitkiler ile nesli tükenmekte olan hayvanların dijital tanıtımlarının yapıldığı hologramlar hakkında da bilgi aldı. Hologramlarda turna, Anadolu parsı ve karakulak ile Eber sarısı, İtecik lalesi ve ters lale yer aldı.
Daha sonra Emine Erdoğan, lider eşleriyle tabandan tavana led ekranlarla çevrelenen ve insanlığın doğaya verdiği zararı ve bunların yarattığı sorunların soyut bir dille anlatıldığı, Türkiye’nin sıfır atık ve 2053 net sıfır emisyon hedeflerine vurgu yapılan ‘Sonsuzluk Odası’nı da gezerek, birlikte fotoğraf çektirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Burdur’da Mehmet Akif Ersoy Bilim ve Sanat Ödülleri Töreni’ne katılan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş törenin ardından STK temsilcileri ile bir araya geldi. İl Genel Meclisi Toplantı Salonu’nda Burdurlu STK temsilcilerine hitap eden Numan Kurtulmuş Burdur’un tarımdan tarihi yapılarına, üniversitesine kadar önemli potansiyele sahip olduğunu belirterek sivil toplum kuruluşlarının halkın sesini siyasete yansıtabilecek güçlü çalışmalar içinde olması gerektiğini belirtti. Kurtulmuş “Anadolu coğrafyasının bugüne kadar sürekli birtakım türbülansların, mücadelelerin içinde olmuş, çok şükür bugüne kadar Türkiye güçlü bir ülke olarak varlığını sürdürmüştür. Bölgede özellikle bundan sonraki süreçte birtakım gelişmelerin ortaya çıkacağını, bu gelişmelerin artarak devam edeceğini ve hiç şüphesiz bu bölgede olan her bir gelişmenin doğrudan ya da dolaylı olarak Türkiye’ye etkileyeceğini, etkilemekte olduğunu biliyoruz. Onun için öncelikle dünyadaki, bölgedeki gelişmelere hazırlıklı olmak, büyük devlet refleksiyle ve büyük millet refleksiyle bunlara karşı cevaplarımızı hazırlamamız, kendimizi güçlü şekilde tahkim etme mecburiyetimiz vardır. Her şeylerden önce bu bölgede güçlü şekilde ayakta durabilmenin ötesinde bizim koşmak mecburiyetimiz var. Bölge halkları Türkiye’nin güçlü bir liderliğine muhtaçtır. Bunu neredeyse gittiğimiz tüm uluslararası platformlarda açık açık yüzümüze söylüyorlar” dedi.
“Bir asır evvel ne oyunlar oynuyorlarsa şimdi de aynısını yapıyorlar”
“Bir asır evvel Osmanlı Cihan Devleti’nin dağılma sürecinde hangi oyunlar oynandıysa bugün de aynı oyunlar oynanıyor” diyen Kurtulmuş, “Kurdurulan terör örgütleriyle Osmanlı Cihan Devleti parçalanma sürecinin içerisine nasıl sürüklendiyse, bugün de aynı şekilde emperyalist güçler yıllardır bölgemizde ve Türkiye’de terör örgütlerine destek veriyorlar. Bu örgütlerin hepsinin silah destekleri, istihbarat destekleri, lojistik destekleri, siyasi destekleri kimler tarafından sağlanıyor. Bu büyük güçler, bu terör örgütlerinin arkasında durmasın inanın birkaç gün içerisinde yıkılır giderler. Afrika’da insanların içecek yarım bardak suyu yok. Yarım lokma ekmeği yok. Ellerinde on binlerce dolarlık ölüm makineleri var. Orada Boko Haram isimli örgüt kurduruyorlar. Başka uluslardaki örgütleri oraya taşıyorlar. Her ülke arasında terör örgütleri vasıtasıyla sınır ihtilafları çıkartarak birbirlerine düşman hale getiriyorlar. Bu oyunu bozmak zorundayız” ifadesinde bulundu.
“Türkiye 40 yıldır terör belasıyla uğraşan bir ülkedir”
“Türkiye 40 yıldır terör belasıyla uğraşan bir ülkedir” diyen Kurtulmuş, “Artık Allah’ın izniyle terörün sıfırlandığı, terörün artık sınırlarımız içerisinde hiçbir şekilde hüküm sürmediği bir Türkiye’yi kurmak mecburiyetindeyiz. Bunun için en büyük güvencemiz milletimizin birlik ve beraberlik ruhudur. Bu kadar çok uğraşmalarına, bu kadar çok fitne fesat çıkartmaya çalışmalarına rağmen, bu memlekette Türk’ün Kürt’le, Kürt’ün Türk’le bir problemi yoktur. Bu ülkede Alevi’yle Sünni arasındaki kadim dostluğu, kardeşliği bozacak hiçbir güç emeline ulaşamamıştır. Ne Alevi’nin Sünni’yle ne de Sünni’nin Alevi’yle bir problemi yoktur. Dolayısıyla bunu güçlü bir şekilde sağlayarak yolumuza devam edeceğiz. Siyasi görüşlerimiz, dünya görüşlerimiz, çözümlemelerimiz farklı olabilir. Türkiye’nin geleceğine yönelik tekliflerimiz farklı olabilir. Her birimizin durduğumuz noktada mezheplerimiz, meşreplerimiz, etnik kökenlerimiz farklı olabilir ama hep birlikte Türkiye’yi oluşturuyoruz ve hep birlikte 85 milyon büyük milletin fertleri olarak ay-yıldızlı bayrağın altında yaşıyoruz.” sözlerini sarf etti.
“Dünyada bedeli en ağır ödenmiş demokrasi Türk demokrasisidir”
“Dünyada bedeli en ağır ödenmiş demokrasi Türk demokrasisidir” ifadelerini kullanan Kurtulmuş “Seçilmiş başbakanları dar ağacında asılmış bir milletin evlatlarıyız. 70 yıllık çok partili siyasi hayatımızda 5 defa darbe ve darbe teşebbüsleri ile yolu kesilmeye çalışılmış bir milletiz. Ama her darbe teşebbüsünden sonra millet yeniden milli idareye sahip çıkarak ortaya çıkmış ve kendi demokrasisini tahkim etmiştir. Bugün TBMM Başkanı olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki dünyanın temsil gücü en yüksek parlamentolarından birisi TBMM’dir. Dolayısıyla bizim demokrasimizi arttırmak, Türkiye demokrasisinin vasıflarını, kalitesini arttırmakta en önemli hedeflerimizden biridir.” dedi.
“Ekonomiyi güçlendirmek için özel sektörün önünü açmamız lazım”
Bir diğer önemli hedeflerinin Türkiye’nin ekonomik gücünün daha da ileriye götürülmesi olduğunu da söyleyen TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Bugün Türkiye çok şükür dünyanın alım gücü bakımından en büyük ekonomilerinden birisidir ama bu yetmez. İnşallah önümüzdeki süreçte Türkiye’nin önde gelen ekonomilerden biri haline gelmesi için her türlü ekonomik gelişmenin önünü açmak, desteklemek, güçlendirmek mecburiyetindeyiz. Burada devletin, kamunun kurum ve kuruluşlarının üzerine düşen sorumluluk bu alanlarda yapılacak olan işleri kolaylaştırmak, yatırımcıların özellikle özel sektörün önünü açmak ve çok daha güçlü bir Türkiye ekonomisinin kurulabilmesi için mücadele etmektir” ifadelerine yer verdi.
“İHA ve SİHA’larda dünyanın önde gelen ülkelerinden biriyiz”
Türkiye’nin son yıllarda sanayi ve teknoloji alanındaki hamlelerinin dünyada ilgiyle ve dikkatle takip edildiğini dile getiren Kurtulmuş, “İHA ve SiHA’larda dünyadaki en önde gelen 2-3 ülkesinden birisiyiz. Türkiye’nin bugün helikopter motorunu tamamıyla yapabildiği, uçak motorunun da büyük kısmını yapabildiği Türkiye’nin önemli milli savunma araç ve gereçlerini üretebildiği bir nokta olduğunu biliyoruz. Bu çerçevede Türkiye’nin sadece bu üretim kapasitesinin dışında bir de çok güçlü bir mühendislik ordusunun yetiştiğini iftihar ile söyleyebiliriz. Milli savunma sanayi sektöründe çalışan Türkiye’deki mühendislerin yaş ortalaması 33’dür. ABD’deki mühendislerin yaş ortalaması 50 küsurdur. Bundan sonra savunma sanayisinde Türk mühendisleri dünyaya öncülük edebilecek bir noktaya gelmişlerdir. Bakın, TUSAŞ’da 2 hafta önce yaşanan saldırılardan hemen sonra hastanelerde yaralılarımızı ziyaret ettik. Saldırılardan kurtulmuş, hastanede yatan insanlar, eli kolu sarılı, kafası gözü sarılı. O vaziyette ‘Kalkacağız, hemen işimizin başına gideceğiz ve daha güçlü bir şekilde üretmeye, daha güçlü bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz.’ diyorlar. Allah’a şükür böylesine şuurlu bir şekilde var olan genç kadrolarımız, mühendis ve yönetici kadrolarımız var. Bu yüksek teknolojilerin sadece savunma alanında değil, her alanda fevkalade iyi yetişmiş gençlerimizin olduğunu gittiğimiz birçok kurumda görüyor ve bununla iftihar ediyoruz. Bundan 10 sene evvel, 20 sene evvel hayal zannettiğimiz alanlarda, Türkiye’nin yüksek teknolojililerle önünün hızla açılmaya başladığı, hakikaten tarihi bir fırsatın arifesinde olduğumuz açıktır. Dolayısıyla teknoloji alanında, sanayi alanındaki yatırımlarımızı güçlendirmeye, bu alanlarda gücümüzü artırmayı, ekonomik olarak Türkiye’nin daha güçlü bir ekonomi haline gelmesini temin edeceğiz” dedi.
“Dünyada artık tek güç yok birden fazla güç var”
Dünyanın yeni bir döneme girdiğini söyleyen Numan Kurtulmuş artık dünyada tek bir ülkenin hakim olduğu değil çok fazla ülkenin söz sahibi olduğu bir döneme girildiğini belirterek, “ABD’nin, 2022’nin yaz aylarında Afganistan’dan apar topar çekilmesiyle birlikte dünya siyasetinde yeni bir dönemin kapıları açıldı. Nasıl Berlin duvarının yıkılması dünyada yeni bir dönemi başlattı, yani iki kutuplu bir sistemi sona erdirdiyse Amerika’nın Afganistan’dan çekilmesiyle de Amerika’nın tek başına idare ettiğini zannettiği dünya sistemi çöktü. Şimdi yeni bir sistem, Amerika son zamanlarda ne yapacak? ‘Trump geldi şöyle mi böyle mi olur’ diye eteklerindeki pamukları dökmeye çalışıyor. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte dünya tek kutuplu bir dünya olmayacak. Bir tek ülkenin ya da bölgenin yönettiği dünya olmayacak. Dünya çok kutupluluğa doğru gidiyor. Dünyanın her bölgesinde birden fazla gücün, etkisinin olduğu çok fazla güç denklemlerinin geçerli olduğu yeni bir döneme doğru gidiyoruz” dedi.
“Türkiye kendi eksenini tahkim ediyor”
Bu süreçte Türkiye’nin hem bölgesinde hem yeryüzünde etkili bir siyasal güç olarak, etkili bir ülke olarak adından en çok bahsettirecek ülkelerden birisi olduğuna belirten Kurtulmuş, “Çok kutuplu dünya sisteminin içerisinde gücü hem Doğu hem Batı ile hem zengin hem gelişmekte olan ülkelerle hem Müslüman coğrafyasıyla hem diğer dünyanın bütün coğrafyasıyla Asya’sı, Afrika’sı, Latin Amerika’sı, Rusya’sı ile Çin’i ile Avrupa Birliği ile Amerika ile tüm dünya merkezleriyle bir tek eksek üzerinde ilişkilerimizi geliştireceğiz ve daha güçlü olacağız. Yıllardır ‘Türkiye’nin ekseni kayıyor’ deniyor ya Türkiye’nin ekseni kaymıyor, Türkiye kendi eksenini tahkim ediyor. Bizim kendi milli eksenimizi tahkim etmek, milli menfaatlerimizi esas alan dış politikayı çok daha güçlü hale getirmek mecburiyetimiz var. Nasıl içerde dirliği birliği sağladıysak dışarda da inşallah yakın çevremizden başlayarak normalleşme süreçleri çerçevesinde bölgemizdeki ülkelerle olan sorunları da hızlı şekilde telafi edip, yolumuza devam etmek mecburiyetindeyiz. Türkiye’nin güçlü olabilmesinin yolunun tek tek şehirlerin gücünden geçiyor. Ülkenin tüm şehirlerinin potansiyelini en iyi şekilde kullanabilmesi gerekiyor” diye konuştu. – BURDUR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Emine Erdoğan, COP29 kapsamında BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı unvanıyla COP29 Mavi Bölge’deki alanda BM Genel Sekreteri Guterres ile görüştü.
Görüşmede, Emine Erdoğan’ın himayelerinde başlatılan Sıfır Atık Projesi’ne ilişkin çalışmalar başta olmak üzere iklim değişikliğiyle mücadele ve çevre konuları ele alındı.
Emine Erdoğan, görüşmede ayrıca, başkanlığını yürüttüğü BM Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Sıfır Atık Danışma Kurulu’nun çalışmaları hakkında da Guterres’e bilgi verdi.
Görüşmede Emine Erdoğan’a, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş eşlik etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, ” Gazze, insanlık tarihinin dönüm noktalarından birisidir. İddialı bir şekilde söylüyorum ki bundan sonra ne uluslararası sistem eskisi gibi devam edecek ne İsrail bu şekilde saldırganlıklarını sürdürebilecek ne de Filistin davası bu haliyle devam edecektir. Filistin davası için yeni bir dönem başlamıştır. İsrail için de yeni bir dönem başlamıştır ama hepsinden önemlisi dünya için yeni bir dönemin kurulması artık kaçınılmaz olarak ihtiyaç haline gelmiştir” dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş İzmir programı kapsamında Ege Üniversitesi Rektörlüğünü ziyaret etti. İzmir Valisi Süleyman Elban ve AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı ile birlikte geldiği ziyarette Rektör Prof. Dr. Necdet Budak tarafından karşılandı. Kurtulmuş, ziyaretin ardından, Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezi’nde yapılan Ege Üniversitesi 2024-2025 Akademik Yılı Açılış Törenine katıldı. Törende, Vali Süleyman Elban, Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, İzmir Emniyet Müdürü Celal Sel, AK Parti İzmir MilletvekiliCeyda Bölünmez Çankırı ve AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı da yer aldı. Törende konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Üniversiteler Türkiye’nin geleceğinin teminatı olan yerlerdir. Üniversitelerimiz Türkiye’nin gelişmesinin, kalkınmasının, daha ileriye gitmesinin, dünyayla yarışabilmesinin en önemli merkezlerinden birisidir. İzmir’de Ege Üniversitesi de gerçekten Türkiye’de bilim hayatının öncülerinden olmuş. Cumhuriyetimizin ilk asrını geride bıraktık. Nice zor, fırtınalı günleri geride bıraktık. Bu kadar zorluktan nasıl çıktık buraya geldik derseniz, üç anahtar kelimeyi ifade etmek isterim. Bunlardan biri milli birlik ve beraberliktir. Bir diğerinin demokratik uzlaşma kültürü olduğunu ifade etmek isterim. Bir diğeri ise kalkınmacılıktır. Türkiye en zor şartlarda bile hep karşısına bir hedef olarak ‘Kalkınmacılığı’ koymuştur” dedi.
Türkiye’nin bugün sahip olduğu muazzam potansiyeliyle, önünde kendisini bekleyen fevkalade imkan ve fırsatlarla yeni dünya düzeninin kurulmasında etkili ülkelerden birisi olmaya aday olduğunu söyleyen Numan Kurtulmuş, “Bugün Türkiye’de 209 üniversitemiz var, 7,5 milyon evladımız bu üniversitelerde eğitim alıyor. Sayıları artık 10 binlerle ifade edilen bir öğretim üyesi kadrosuna sahibiz. Bu Türkiye için büyük bir gelişmedir” dedi.
‘TÜRKİYE’NİN ÇOK KUTUPLULUĞUN NİMETLERİNDEN İSTİFADE EDECEĞİ DÖNEM OLACAK’
Türkiye’nin hava alanında bir tane araç üretemezken bugün milli savunma sanayisinde dünyanın sayılı ülkelerinden biri olduğuna dikkat çeken Kurtulmuş, “Piyade tüfeğinin kurşununu üretemeyen bir Türkiye’den hayranlıkla izlendiği bir konuma gelinmiştir. Dolayısıyla bu kadar büyük imkan ve fırsatları olan Türkiye için önümüzdeki dönem, çok kutupluluğun nimetlerinden istifade edeceği bir dönem olacak. Bu süre içerisinde hem siyaset hem de akademi dünyamızın en önemli sorumluluklarından birisi yeni oluşacak dünya sisteminin insani, hakkaniyetli ve adil bir şekilde oluşması için fikir üretmek ve teklifleri ortaya sunmaktır. Bugün dünya, iklim değişikliklerinden çatışmalara, işgallere, küresel ölçekte dünyanın her tarafını ilgilendiren göçmen krizlerinden, yabancı düşmanlığına, İslam karşıtlığına kadar, çok alanda, yoğun problemlerle boğuşmaktadır. Bu süreç içerisinde bütün sorunlarla ilgili küresel bir kurum mevcuttur. Dünyada açlığı, kıtlığı önlemek için FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) diye bir kuruluş vardır ama maalesef sadece kağıt üzerinde bir kuruluştur. Dünyada göçmen meselesini halletmek için Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) diye bir kuruluş var ama bu kurum dünyadaki göçmen meselesini halledebilecek en ufak bir imkana sahip değildir. İklim krizleriyle ilgili anlaşmalar, organizasyonlar vardır ama hiçbir sorun neredeyse ele alınamamaktadır. Ayrıca dünyada barışın sağlanması için Birleşmiş Milletler diye kocaman bir bina ve o Birleşmiş Milletler’in içerisinde muhteşem bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi vardır. Fakat Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir çatışmayı önleyememektedir. Ayrıca bu çatışma bölgelerine gitsinler diye birtakım Birleşmiş Milletler Barış Gücü misyonları vardır. Bunların da çoğu hemen hemen işlevsiz, kontrolsüz bir hale gelmiştir. Uluslararası Adalet Divanı vardır. En son İsrail’in Gazze’de yapmış olduğu soykırım Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından Uluslararası Adalet Divanı’na taşındı. Türkiye olarak biz de o davaya müdahiliz. Oradan İsrail aleyhine birtakım kararlar çıkmasına rağmen uygulanabildi mi? Bütün bu kurumların hemen hepsi maalesef uygulamalarında başarısız olan, işlevleri ortadan kalkmış birtakım kurumlar haline gelmiştir” diye konuştu.
‘ULUSLARARASI KURUMLARIN BAŞARILI OLMALARI İÇİN MEŞRUİYET SAHİBİ OLMALARI GEREKİR’
Uluslararası kurumların başarılı bir şekilde devam edebilmeleri için üç tane temel şartı yerine getirmeleri gerektiğini söyleyen Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Bunlardan birincisi kendi alanlarında istikrarlı bir şekilde faaliyetlerini sürdürmeleri. İkincisiyse meşruiyet sahibi olmalarıdır. Herkese eşit davranan, herkese karşı adil davranan bir meşruiyet içerisinde hareket etmeleridir. Üçüncüsüyse etki alanlarındaki insanlara, bütün insanlığa güvence sunabilmeleridir. Bu kurumlardan hangisi istikrarlıdır? Hangisinin meşruiyeti vardır? Hangisinin insanoğluna herhangi bir güvence verdiği görülmüştür? Gazze, insanlık tarihinin dönüm noktalarından birisidir. İddialı bir şekilde söylüyorum ki bundan sonra ne uluslararası sistem eskisi gibi devam edecek ne İsrail bu şekilde saldırganlıklarını sürdürebilecek ne de Filistin davası bu haliyle devam edecektir. Filistin davası için yeni bir dönem başlamıştır. İsrail için de yeni bir dönem başlamıştır ama hepsinden önemlisi dünya için yeni bir dönemin kurulması artık kaçınılmaz olarak ihtiyaç haline gelmiştir. 7 Ekim’de İsrail’in yoğun saldırılarından sonra, 14-15 uluslararası toplantıya katıldım. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim; başlangıçta ülkelerin bir kısmı İsrail’den daha fazla İsrail’i savunurken; şimdi bu soykırım, bu insanlık suçları, bardağı taşırmış olan bu katliamlar hiç kimsenin savunamayacağı bir noktaya geldi. Cumhurbaşkanımız bütün bunları uluslararası platformlarda söylerken belki çok fazla taraftar bulmuyordu ama 14 ay sonunda geldiğimiz noktada bizim açıktan söylediklerimiz karşısında takdirlerini ve tebriklerini ifade ediyorlar.”
‘HAKLININ HAKKININ ALINDIĞI BİR BAKIŞ AÇISININ ORTAYA KONULMASI LAZIM’
Katıldığı uluslararası bir oturuma değinen Kurtulmuş, “İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliğinin askıya alınmasının konuşulma hakkı gelmiştir’ dedim. Ancak Türkiye’nin temsilcisi bunu söyleyebilir. Ancak böylesine büyük bir antiemperyalist mücadelenin içinden geçen bir milletin evladı bunu söyleyebilir. Çoğu bizatihi toplandıktan sonra geldiler, tebrik ettiler. Dünyada yeni bir sistemin kurulmasının vakti gelmiştir. Türkiye öncü olacak ülkelerden birisidir. Türkiye’nin siyaseti ve akademisi bu konuda hayati tarihi rolü oynayacak. Yeni bir dünya sistemi kurulacaksa dört tane temel noktayı ifade etmek istiyorum. Yeni bir dünya kurulacaksa şu andaki sistemin en temel yanılgılarından birisi olan güçlünün hakkını almak üzere kurulmuş olan bu uluslararası sistemin kodlarından mutlaka uzaklaşmak hatta bu konuları tamamen silmek, haklının hakkının alındığı ve teslim edildiği bir bakış açısının ortaya konulması lazım. Filistinlilere İsraillilerin yapmış olduğunun milyonda birini Filistin yapsaydı bütün dünya başlarına yıkılırdı. Çünkü öteki adamın İsrail hükümetine destekleri vardı. Gazze’de çok insan öldü. Hepimiz her gün seyrettiklerimizde, duyduklarımızda, haber aldıklarımızda kahroluyoruz. Artık sözün bittiği yer. Bugünkü küresel sistemin ikinci temel yanılgısı, dünya sistemini kuranlar sadece dünyayı değil bütün kainatı babalarının malı gibi görürler” dedi.
‘DÜNYA HİÇ KİMSENİN BABASININ MALI DEĞİLDİR’
‘Dünya hiç kimsenin, hiçbir milletin, hiçbir siyasetin, hiçbir ülkenin babasının malı değildir’ diyen Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Dünya 8 milyar insanın ortak yeridir. Bize de mülk olarak verilmiş değil, mirasçı olarak devredilmiştir. İklim anlaşmalarından sonuç çıkmamasının temel nedenlerinden birisi budur. İklim sözleşmeleri üzerinden birtakım siyasi manevra yapanların önce şunun hesabını vermesi lazım. ‘Kalkınma’ adı altında dünyanın bütün imkanlarını sömürmek isteyen bu zihniyetin büyük payı vardır. Üçüncü temel meseleyse insanlar arasında bir eşitsizlik anlayışı söz konusudur. Irk ayrımcılığı, göçmen karşıtlığı ve bugün İsrail’in yaptığı saldırıların arkasındaki temel mesele insanlar arasında hiyerarşidir. Kendilerini birinci sınıf, diğerlerini ikinci, üçüncü sınıf görüyorlar. Yeni sistemden bahsedeceksek insanların yaradılışta eşitliği prensibini içselleştirmiş anlayışı ortaya koymak zorundayız. Yeni sistemin dördüncü temel ilkesi ise milletlerin, devletlerin egemenlikte eşitlik prensibi olmasıdır. Bir Afrika’daki ufak bir devletin herhangi bir Batılı ülkeden, egemenlik bakımından bir farkı yoktur, olmamalıdır. Hiçbir devlet bir diğerinden üstün değildir. Biz farklı bir milletiz. Hiçbir zaman emperyalizmin boyunluğuna girmedik. Şu İzmir’den düşmanı nasıl denize attığımızı, hangi yoğunluklarla attığımızı dün gibi hatırlıyoruz. Bu Anadolu topraklarına girdiğimizden bu yana hangi büyük güçlerle de mücadeleler verdiğimizi biliyoruz. Hiçbir zaman köleleştirilmedik. Hiçbir zaman emperyalizmin çizmesi altında kalmadık. Hiçbir zaman bu milletin asli evlatlarından başka kimseden ise emir almadık.”
‘SAĞLIK KONUSUNDA AR-GE MUTFAĞI OLMAK İSTİYORUZ’
Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak ise “Ege Üniversitesi’nin 70’inci yılında sağlık temalı logomuzu da sizinle paylaşıyorum. Sağlık konusunda Ar-Ge mutfağı olmak istiyoruz. Köklü üniversitemizi ulusal ve uluslararası arenada hak ettiğimiz noktaya taşıma hedefiyle attığımız tüm adımlar sizlerle daha güçlenmektedir” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, ” Gazze, insanlık tarihinin dönüm noktalarından birisidir. İddialı bir şekilde söylüyorum ki bundan sonra ne uluslararası sistem eskisi gibi devam edecek ne İsrail bu şekilde saldırganlıklarını sürdürebilecek ne de Filistin davası bu haliyle devam edecektir. Filistin davası için yeni bir dönem başlamıştır. İsrail için de yeni bir dönem başlamıştır ama hepsinden önemlisi dünya için yeni bir dönemin kurulması artık kaçınılmaz olarak ihtiyaç haline gelmiştir” dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş İzmir programı kapsamında Ege Üniversitesi Rektörlüğünü ziyaret etti. İzmir Valisi Süleyman Elban ve AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı ile birlikte geldiği ziyarette Rektör Prof. Dr. Necdet Budak tarafından karşılandı. Kurtulmuş, ziyaretin ardından, Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezi’nde yapılan Ege Üniversitesi 2024-2025 Akademik Yılı Açılış Törenine katıldı. Törende, Vali Süleyman Elban, Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, İzmir Emniyet Müdürü Celal Sel, AK Parti İzmir MilletvekiliCeyda Bölünmez Çankırı ve AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı da yer aldı. Törende konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Üniversiteler Türkiye’nin geleceğinin teminatı olan yerlerdir. Üniversitelerimiz Türkiye’nin gelişmesinin, kalkınmasının, daha ileriye gitmesinin, dünyayla yarışabilmesinin en önemli merkezlerinden birisidir. İzmir’de Ege Üniversitesi de gerçekten Türkiye’de bilim hayatının öncülerinden olmuş. Cumhuriyetimizin ilk asrını geride bıraktık. Nice zor, fırtınalı günleri geride bıraktık. Bu kadar zorluktan nasıl çıktık buraya geldik derseniz, üç anahtar kelimeyi ifade etmek isterim. Bunlardan biri milli birlik ve beraberliktir. Bir diğerinin demokratik uzlaşma kültürü olduğunu ifade etmek isterim. Bir diğeri ise kalkınmacılıktır. Türkiye en zor şartlarda bile hep karşısına bir hedef olarak ‘Kalkınmacılığı’ koymuştur” dedi. Türkiye’nin bugün sahip olduğu muazzam potansiyeliyle, önünde kendisini bekleyen fevkalade imkan ve fırsatlarla yeni dünya düzeninin kurulmasında etkili ülkelerden birisi olmaya aday olduğunu söyleyen Numan Kurtulmuş, “Bugün Türkiye’de 209 üniversitemiz var, 7,5 milyon evladımız bu üniversitelerde eğitim alıyor. Sayıları artık 10 binlerle ifade edilen bir öğretim üyesi kadrosuna sahibiz. Bu Türkiye için büyük bir gelişmedir” dedi.
‘TÜRKİYE’NİN ÇOK KUTUPLULUĞUN NİMETLERİNDEN İSTİFADE EDECEĞİ DÖNEM OLACAK’
Türkiye’nin hava alanında bir tane araç üretemezken bugün milli savunma sanayisinde dünyanın sayılı ülkelerinden biri olduğuna dikkat çeken Kurtulmuş, “Piyade tüfeğinin kurşununu üretemeyen bir Türkiye’den hayranlıkla izlendiği bir konuma gelinmiştir. Dolayısıyla bu kadar büyük imkan ve fırsatları olan Türkiye için önümüzdeki dönem, çok kutupluluğun nimetlerinden istifade edeceği bir dönem olacak. Bu süre içerisinde hem siyaset hem de akademi dünyamızın en önemli sorumluluklarından birisi yeni oluşacak dünya sisteminin insani, hakkaniyetli ve adil bir şekilde oluşması için fikir üretmek ve teklifleri ortaya sunmaktır. Bugün dünya, iklim değişikliklerinden çatışmalara, işgallere, küresel ölçekte dünyanın her tarafını ilgilendiren göçmen krizlerinden, yabancı düşmanlığına, İslam karşıtlığına kadar, çok alanda, yoğun problemlerle boğuşmaktadır. Bu süreç içerisinde bütün sorunlarla ilgili küresel bir kurum mevcuttur. Dünyada açlığı, kıtlığı önlemek için FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) diye bir kuruluş vardır ama maalesef sadece kağıt üzerinde bir kuruluştur. Dünyada göçmen meselesini halletmek için Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) diye bir kuruluş var ama bu kurum dünyadaki göçmen meselesini halledebilecek en ufak bir imkana sahip değildir. İklim krizleriyle ilgili anlaşmalar, organizasyonlar vardır ama hiçbir sorun neredeyse ele alınamamaktadır. Ayrıca dünyada barışın sağlanması için Birleşmiş Milletler diye kocaman bir bina ve o Birleşmiş Milletler’in içerisinde muhteşem bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi vardır. Fakat Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir çatışmayı önleyememektedir. Ayrıca bu çatışma bölgelerine gitsinler diye birtakım Birleşmiş Milletler Barış Gücü misyonları vardır. Bunların da çoğu hemen hemen işlevsiz, kontrolsüz bir hale gelmiştir. Uluslararası Adalet Divanı vardır. En son İsrail’in Gazze’de yapmış olduğu soykırım Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından Uluslararası Adalet Divanı’na taşındı. Türkiye olarak biz de o davaya müdahiliz. Oradan İsrail aleyhine birtakım kararlar çıkmasına rağmen uygulanabildi mi? Bütün bu kurumların hemen hepsi maalesef uygulamalarında başarısız olan, işlevleri ortadan kalkmış birtakım kurumlar haline gelmiştir” diye konuştu.
‘ULUSLARARASI KURUMLARIN BAŞARILI OLMALARI İÇİN MEŞRUİYET SAHİBİ OLMALARI GEREKİR’
Uluslararası kurumların başarılı bir şekilde devam edebilmeleri için üç tane temel şartı yerine getirmeleri gerektiğini söyleyen Kurtulmuş, şöyle devam etti: “Bunlardan birincisi kendi alanlarında istikrarlı bir şekilde faaliyetlerini sürdürmeleri. İkincisiyse meşruiyet sahibi olmalarıdır. Herkese eşit davranan, herkese karşı adil davranan bir meşruiyet içerisinde hareket etmeleridir. Üçüncüsüyse etki alanlarındaki insanlara, bütün insanlığa güvence sunabilmeleridir. Bu kurumlardan hangisi istikrarlıdır? Hangisinin meşruiyeti vardır? Hangisinin insanoğluna herhangi bir güvence verdiği görülmüştür? Gazze, insanlık tarihinin dönüm noktalarından birisidir. İddialı bir şekilde söylüyorum ki bundan sonra ne uluslararası sistem eskisi gibi devam edecek ne İsrail bu şekilde saldırganlıklarını sürdürebilecek ne de Filistin davası bu haliyle devam edecektir. Filistin davası için yeni bir dönem başlamıştır. İsrail için de yeni bir dönem başlamıştır ama hepsinden önemlisi dünya için yeni bir dönemin kurulması artık kaçınılmaz olarak ihtiyaç haline gelmiştir. 7 Ekim’de İsrail’in yoğun saldırılarından sonra, 14-15 uluslararası toplantıya katıldım. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim; başlangıçta ülkelerin bir kısmı İsrail’den daha fazla İsrail’i savunurken; şimdi bu soykırım, bu insanlık suçları, bardağı taşırmış olan bu katliamlar hiç kimsenin savunamayacağı bir noktaya geldi. Cumhurbaşkanımız bütün bunları uluslararası platformlarda söylerken belki çok fazla taraftar bulmuyordu ama 14 ay sonunda geldiğimiz noktada bizim açıktan söylediklerimiz karşısında takdirlerini ve tebriklerini ifade ediyorlar.”
‘HAKLININ HAKKININ ALINDIĞI BİR BAKIŞ AÇISININ ORTAYA KONULMASI LAZIM’
Katıldığı uluslararası bir oturuma değinen Kurtulmuş, “İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliğinin askıya alınmasının konuşulma hakkı gelmiştir’ dedim. Ancak Türkiye’nin temsilcisi bunu söyleyebilir. Ancak böylesine büyük bir antiemperyalist mücadelenin içinden geçen bir milletin evladı bunu söyleyebilir. Çoğu bizatihi toplandıktan sonra geldiler, tebrik ettiler. Dünyada yeni bir sistemin kurulmasının vakti gelmiştir. Türkiye öncü olacak ülkelerden birisidir. Türkiye’nin siyaseti ve akademisi bu konuda hayati tarihi rolü oynayacak. Yeni bir dünya sistemi kurulacaksa dört tane temel noktayı ifade etmek istiyorum. Yeni bir dünya kurulacaksa şu andaki sistemin en temel yanılgılarından birisi olan güçlünün hakkını almak üzere kurulmuş olan bu uluslararası sistemin kodlarından mutlaka uzaklaşmak hatta bu konuları tamamen silmek, haklının hakkının alındığı ve teslim edildiği bir bakış açısının ortaya konulması lazım. Filistinlilere İsraillilerin yapmış olduğunun milyonda birini Filistin yapsaydı bütün dünya başlarına yıkılırdı. Çünkü öteki adamın İsrail hükümetine destekleri vardı. Gazze’de çok insan öldü. Hepimiz her gün seyrettiklerimizde, duyduklarımızda, haber aldıklarımızda kahroluyoruz. Artık sözün bittiği yer. Bugünkü küresel sistemin ikinci temel yanılgısı, dünya sistemini kuranlar sadece dünyayı değil bütün kainatı babalarının malı gibi görürler” dedi.
‘DÜNYA HİÇ KİMSENİN BABASININ MALI DEĞİLDİR’
‘Dünya hiç kimsenin, hiçbir milletin, hiçbir siyasetin, hiçbir ülkenin babasının malı değildir’ diyen Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Dünya 8 milyar insanın ortak yeridir. Bize de mülk olarak verilmiş değil, mirasçı olarak devredilmiştir. İklim anlaşmalarından sonuç çıkmamasının temel nedenlerinden birisi budur. İklim sözleşmeleri üzerinden birtakım siyasi manevra yapanların önce şunun hesabını vermesi lazım. ‘Kalkınma’ adı altında dünyanın bütün imkanlarını sömürmek isteyen bu zihniyetin büyük payı vardır. Üçüncü temel meseleyse insanlar arasında bir eşitsizlik anlayışı söz konusudur. Irk ayrımcılığı, göçmen karşıtlığı ve bugün İsrail’in yaptığı saldırıların arkasındaki temel mesele insanlar arasında hiyerarşidir. Kendilerini birinci sınıf, diğerlerini ikinci, üçüncü sınıf görüyorlar. Yeni sistemden bahsedeceksek insanların yaradılışta eşitliği prensibini içselleştirmiş anlayışı ortaya koymak zorundayız. Yeni sistemin dördüncü temel ilkesi ise milletlerin, devletlerin egemenlikte eşitlik prensibi olmasıdır. Bir Afrika’daki ufak bir devletin herhangi bir Batılı ülkeden, egemenlik bakımından bir farkı yoktur, olmamalıdır. Hiçbir devlet bir diğerinden üstün değildir. Biz farklı bir milletiz. Hiçbir zaman emperyalizmin boyunluğuna girmedik. Şu İzmir’den düşmanı nasıl denize attığımızı, hangi yoğunluklarla attığımızı dün gibi hatırlıyoruz. Bu Anadolu topraklarına girdiğimizden bu yana hangi büyük güçlerle de mücadeleler verdiğimizi biliyoruz. Hiçbir zaman köleleştirilmedik. Hiçbir zaman emperyalizmin çizmesi altında kalmadık. Hiçbir zaman bu milletin asli evlatlarından başka kimseden ise emir almadık.”
‘SAĞLIK KONUSUNDA AR-GE MUTFAĞI OLMAK İSTİYORUZ’
Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak ise “Ege Üniversitesi’nin 70’inci yılında sağlık temalı logomuzu da sizinle paylaşıyorum. Sağlık konusunda Ar-Ge mutfağı olmak istiyoruz. Köklü üniversitemizi ulusal ve uluslararası arenada hak ettiğimiz noktaya taşıma hedefiyle attığımız tüm adımlar sizlerle daha güçlenmektedir” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BEİJİNG, 11 Kasım (Xinhua) — Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, eski bir Çin şiirinden o ünlü dizeyi alıntılayarak, “Gerçek dostlar aralarındaki mesafe ne olursa olsun her zaman birbirlerine yakın hissederler” dedi. Xi, bu ifadeyi ülkesinin Latin Amerika ve Karayipler’deki ülkelerle ilişkilerini tanımlamak için kullandı.
Xi, Peru’yu Çin’in Pasifik ötesindeki komşusu olarak tanımlıyor. İki ülke arasında binlerce mil mesafe olsa da bu ayın sonunda açılması planlanan liman bu “komşuluk ilişkilerini” daha da artıracak.
Peru’nun başkenti Lima’nın yaklaşık 78 kilometre kuzeyinde yer alan Chancay, doğal bir derin su limanı olarak dikkat çekiyor. Faaliyete geçtiğinde okyanuslara açılan önemli bir kapı ve Güney Pasifik’te önemli bir merkez haline gelecek olan liman, Şili, Ekvador, Kolombiya, Brezilya ve Paraguay gibi ülkelerden gelen kargonun yeniden dağıtılmasını sağlayacak. Ayrıca liman sayesinde Güney Amerika ve Asya arasındaki deniz kargo süresi 45 günden 23 güne inerek yarı yarıya azalacak.
Chancay Limanı, Xi’nin belirleyici rol oynadığı Çin-Peru ortak işbirliğinin öne çıkan projelerinden biri. Haziran ayında Beijing’e yaptığı ziyaret sırasında Peru Devlet Başkanı Dina Boluarte ile gerçekleştirdiği görüşmede Xi, limanın zamanında tamamlanması ve Çin ile Latin Amerika arasında yeni bir kara-deniz koridoru haline getirilmesi için ortak çaba gösterilmesi çağrısında bulundu.
Xi, Perulu mevkidaşına, “‘Chancay’den Shanghai’a’, Peru’da slogan haline gelmiş durumda ve iki ülke arasında karşılıklı fayda sağlayan işbirliğinin parlak geleceğine işaret ediyor” dedi.
Chancay ve Shanghai’ın şaşırtıcı derecede birbirine benzeyen İspanyolca telaffuzları, bazılarının kafalarını karıştırsa da Chancay’ın gelecekte Peru’nun Shanghai’ına dönüşebileceğini umut eden Peru halkı, bu sloganı tutkuyla benimsiyor.
Kuşak ve Yol işbirliği projesinin amiral gemisi konumunda olan liman, sadece iki ülke arasındaki ticareti artırmakla kalmayacak, aynı zamanda kıta içi ve ötesinde bağlantılılığı da güçlendirecek.
Çin ve Latin Amerika son on yılda Cumhurbaşkanı Xi tarafından önerilen Kuşak ve Yol İnisiyatifi kapsamında ortaklar haline geldi. Şimdiye kadar bölgedeki 22 ülke, Çin ile inisiyatife yönelik işbirliği belgeleri imzaladı. Bu işbirlikleri sonucunda Brezilya’daki Belo Monte Hidroelektrik Santrali ultra yüksek gerilim iletim hattı, Arjantin’deki Belgrano Cargas demiryolu ve Jamaika Kuzey-Güney Otoyolu gibi ortaklaşa projeler inşa edildi.
Xi, “Çin ve Latin Amerika’nın güçlü ekonomik tamamlayıcı yönleri var. Kalkınma stratejileri de karşılıklı olarak uyumlu ve işbirliğini güçlendirmek için doğal avantajlara sahipler” dedi.
Çin, 2012 yılından bu yana Latin Amerika’nın en büyük ikinci ticaret ortağı konumunda. İki taraf arasındaki ticaret, 2022 yılında önceki yıla göre yüzde 7,7 artarak 485,7 milyar ABD dolarına ulaştı. Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Ekonomik Komisyonu tarafından kısa süre önce yayımlanan rapora göre Çin, bu yıl bölgenin en hızlı büyüyen ihracat pazarı olacak.
Chancay Limanı ile birlikte Çin ve Latin Amerika arasındaki ticaretin daha da artması bekleniyor. Chancay Mega Liman Projesi Müdür Yardımcısı David Gamero, “Chancay Limanı, Peru’nun deniz yoluyla nakliye verimliliğini artırmasına ve Asya ile ticari işbirliğini derinleştirmesine yardımcı olacak” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜRESEL Güney olarak ifade edilen, uluslararası ilişkilerde söz sahibi ve gelişmekte olan ülkelerin bir araya geldiği zirve, Brezilya’nın Sao Paulo kentinde başladı. 11-13 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek organizasyon Küresel Güney’in medya alanında gelişiminin ve dönüşümünün tartışılmasına zemin hazırlıyor.
41 ÜLKE, 307 KATILIMCI
Asya kıtası dışında ilk defa düzenlenen ‘Global South Media and Think Tank Summit’ 41 ülkeden 300’ü aşkın medya mensubu, yönetici, diplomat ve hükümetlerin iletişim sorumlularını bir araya getiriyor. Rusya’dan Endonezya’ya; Arjantin’den Güney Afrika’ya kadar geniş yelpazede katılımcıya ev sahipliği yapan Sao Paulo Zirvesi’ne Türkiye’den DHA ve ODTÜ Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi ve Ankara Küresel Danışmanlık Grubu Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Bağcı davet edildi. Çin Halk Cumhuriyeti’nin global alanda söz sahibi haber ajanslarından Xinhua’nın desteğiyle geçekleştirilen zirvede İngilizcenin yanı sıra Portekizce, Çince, İspanyolca, Fransızca, Rusça ve Arapça simultane çeviriler yapılıyor.
KÜRESEL GÜNEY MEDYASININ GELİŞİMİ DESTEKLENİYOR
Globalleşen dünyada yeni iletişim teknolojilerinin etkisi, gelişmekte olan ülkelerin çok dilli tarafsız yayın yapabilmesi, doğu habere ulaşım, haber alma özgürlüğünün sınırlarının belirlenmesi, dünyadaki gelişmelerin Küresel Güney ülkeleri tarafından haberleştirme süreçlerinin reflekslerinin geliştirilmesi ve benzer başlıklarda 32 oturumun yapılacağı zirve Xinhua Genel Müdürü Fu Hua ve Brezilya İletişim Bakanı Jean Lima’nın ortak açılış konuşmasıyla başladı. Zirve, açılış konuşmalarının da özetiyle Küresel Güney’in medya alanında kuvvet kazanmasını ve dünya basınında söz sahibi olabilmek için hangi adımların atılıp atılmamasının gerektiğinin bir think-tank zemininde münazara edilmesini amaçlıyor.
3 GÜN SÜRECEK
11-13 Kasım tarihleri arasında devam edecek olan Küresel Güney Medya Zirvesi, 46 konuşmacıya ev sahipliği yapacak. Bir sonraki ev sahibi ülkenin hangisi olacağının da ortak kararla alınacağı organizasyonda gün boyu paneller düzenlenecek. Zirvenin yarınki konu başlıklarını ‘Yeni Çağ’da Karşılıklı İş birliği ve Fayda’, ‘Medeniyetler Arasında Haber Paylaşımı Konusunda Açıklık ve Kapsayıcılık’, ‘Dezenformasyonla Mücadelede Ortaklaşa Çözümler ve Doğru Habere Teşvik’ oluşturacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi ziyaret düzenlediği Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Olağanüstü Ortak Zirve Toplantısı’na katıldı. Zirvede hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail’in Gazze ve diğer Filistin topraklarında gerçekleştirdiği katliamlarda bugüne kadar yüzde 70’i çocuk ve kadın olmak üzere 50 bin Filistinli şehit oldu. Şehitlerimiz arasında siyasetçiler, direniş önderleri ve Hamas’ın siyasi kanadında ateşkes ve barış için gayret gösteren kardeşlerimiz bulunuyor” dedi.
Konuşmasında şehitlere rahmet, yaralılara da acil şifalar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Netanyahu hükümeti bir yandan İran’a yönelik askeri gerilimi tırmandırırken diğer yandan Lübnan’a saldırılarını sürdürüyor. İsrail insani yardımların dahi Gazze’ye ulaştırılmasına tahammül edemiyor, sevk edilen yardım malzemelerini aylardır Mısır’da bekletiyor. Bir yandan acil ateşkes sağlanmasına odaklanırken diğer yandan Gazze’ye insani yardımların ulaştırılması konusunda acil çözüm yolları bulmamız şarttır. Türkiye bugüne kadar Gazze’ye 84 bin tondan fazla yardım malzemesi göndermiştir. Engellemeler kalktığında çok daha fazlasını göndermeye hazırdır” ifadelerini kullandı.
“İsrail’in amacı Filistin varlığını yok etmek ve nihayetinde ilhak etmektir”
“İsrail Parlamentosu geçtiğimiz günlerde BM yardım kuruluşu UNRWA’yı yasaklamak suretiyle iki devletli çözümü ortadan kaldırmayı, Filistinli mültecilerin ana vatanlarına dönüşüne engel olmayı amaçlamaktadır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail’in amacı Gazze’ye yerleşmek, Doğu Kudüs dahil olmak üzere Batı Şeria’daki Filistin varlığını yok etmek ve nihayetinde ilhak etmektir. Adım adım buraya doğru gidiş söz konusudur, buna engel olmalıyız. Bir avuç batılı ülke İsrail’e askeri, siyasi, ekonomik ve moral açıdan her türlü desteği verirken Müslüman ülkelerin tepki göstermekte yetersiz kalması maalesef sahadaki durumun buraya gelmesine yol açmıştır. Uluslararası hukuk ve BM şartı temelinde Filistin’de soykırım suçu işleyenlere özellikle zorlayıcı tedbirler alınması için girişimlerimizi eş güdümlü halinde sürdürmemiz fevkalade önemlidir. Aramızdaki görüş ve tutum farklılıklarının ortak davalarımızda bize ayak bağı olmasına izin veremeyiz. Filistinli kardeşlerimizin de kendi içlerinde milli birlik sağlayabilmelerini gönülden arzu ediyoruz. Bunu da ayrıca teşvik ediyoruz” açıklamasını yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şu şekilde tamamladı:
“İslam ülkeleri olarak İsrail’e karşı atılabilecek adımlara öncülük etmeliyiz. Her şeyden önce İsrail’e silah ambargosu uygulanması, İsrail ile ticaretin sonlandırılması ve İsrail’in saldırganlığı sona ermedikçe uluslararası alanda tecrit edilmesi son derece mühimdir. İsrail’e silah satışının durdurulması aralarında Güvenlik Konseyi’nin daimi 2 üyesinin de bulunduğu girişimimize 52 ülke ve iki uluslararası teşkilat destek vermiştir. Güney Afrika tarafından İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı nezdinde açılan davaya teşkilat üyeleri başta olmak üzere azami sayıda ülkenin müdahil olmasını teşvik etmeliyiz. Türkiye olarak İsrail’e yönelik ticari kısıtlamaları yürürlüğe koyduk. Netanyahu hükümetine Filistin topraklarını işgalinin maliyeti olduğunu hissettirecek somut ve gerçekçi tüm önerileri hayata geçirmeye hazırız. BM Genel Kurulu, Uluslararası Adalet Divanı’nın istişari kararının hayata geçirilmesine ilişkin Filistin kararını 18 Eylül’de kabul etti. Bunun uygulanmasını yakından takip etmemizin önemli olduğunu düşünüyorum. Mevcut İsrail hükümetinin rızasını aramak suretiyle iki devletli bir çözüme ulaşmanın imkansızlığını hepimiz görüyoruz. Bu şartlar altında daha fazla ülkenin Filistin devletini tanımasını teşvik etmeliyiz. Nitekim 7 Ekim’den bu yana 9 ülke daha Filistin’i tanıdı. Güvenlik Konseyi’ndeki direncin de aşılarak Filistin devletinin BM üyesi olduğu günleri göreceğimize inanıyorum. İki devletli çözümü ilerletmek için 30- 31 Ekim tarihlerinde Riyad’da düzenlenen Uluslararası İttifak Toplantısı’na 90’dan fazla ülkenin katılması ümit vericidir. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi’nin Filistin meselesinde tek ses ve tek yürek olduğunu tüm dünyaya göstermesini Rabbimden niyaz ediyor, alınacak kararların tüm ülkeler tarafından takip edilmesini ümit ediyorum” – RİYAD
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Göç ve Diaspora Vakfı tarafından Fatih’te bir otelde düzenlenen basın toplantısında “Türkiye Göçmen Hareketliliği Raporu” açıklandı.
Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Recep Seyyar, hazırladıkları raporun sonuçlarına göre, Türkiye’de göçle ilgili oluşturulmuş algıların yanlış bilgiye dayandığını söyledi.
Türkiye’nin dünyanın mülteci toplanma alanı olmadığını belirten Seyyar, “Türkiye’de sığınmacı varlığı yoğunluklu olarak var. Suriyeliler ana gündemimizi oluşturuyor.” dedi.
Sığınmacıların bir ülkeye savaş, ağır insan hakları ihlali ve benzeri sebeplerle geldiğini aktaran Seyyar, “Türkiye Göçmen Hareketliliği Raporu”nda yer alan yabancı uyruklu düzenli göçmen verileri ile ilgili şu bilgileri paylaştı:
“Türkiye’ye gelen giden yabancı uyruklu düzenli göçmen verilerinin yer aldığı bir grafikte, 2022 ve 2023 yıllarında Türkiye’ye gelen düzenli göçmen sayılarında ciddi bir düşüş olduğu görülmekte. Türkiye’den ayrılan göçmen sayılarında da ciddi bir artış görülmekte. Daha önce Türkiye’ye yerleşmiş, bu ülkede yaşamak isteyen, düzenli bir şekilde hukuki, hukukun kendisine tanımladığı statüler ile burada bulunmak isteyen insanlar da artık Türkiye’den ayrılmakta.”
Uluslararası göç verileri üzerinden raporu değerlendiren Seyyar, “Türkiye, göçmen sayısı itibarıyla dünyada 12. ülke. En çok göçmeni barındıran ülke biz değiliz. 2021 yılı itibarıyla son 3 yıldır Türkiye’ye artık Suriyeli akını yok. Suriyelilere geçici koruma kimliği vermeyi durdurduk. Dolayısıyla 2021 yılından beri sığınmacı gelmemesine, gönüllü geri dönüş süreciyle 500 binden fazla Suriyelinin geri dönmüş olmasına rağmen, hala sığınmacı nüfusunda biz 2. sıradayız ama dünya göçmen varlığında 12. sıradayız.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’ye 2021 yılı itibariyle sığınmacı akını durdu
Vakfın “Türkiye Göç Hareketliliği Raporu”nda (2016-2023), Türkiye’nin sığınmacı sayısı bakımından dünyada 2. sırada olduğu ancak 2021 itibariyle sığınmacı akınının durduğu belirtiliyor. Türkiye’deki esas sorunun yeni sığınmacıların gelişi değil, 12 yıl önce sığınmacı olarak gelenlerin hala bu statüde kalmaya devam etmesi olduğu vurgulanan raporda, göçmen nüfusunun ülke nüfusuna oranının yüzde 7 olduğu, bu oranla dünya sıralamasında 102. sırada bulunduğu ve genel göçmen nüfusu bakımından ise dünyada 12. sırada yer aldığı bildirildi.
Türkiye’de eğitim sistemine dahil edilen sığınmacı gençlerin, eğitimlerini tamamladıktan sonra başka ülkelere göç etmeleri nedeniyle büyük bir kayıp yaşandığına dikkat çekilen raporda, Türkiye’nin eğitim süreçlerinde destek verdiği bu gençlerin, tam üretim çağında Batılı ülkeler tarafından “nitelikli göçmen” olarak kabul edilerek devşirilmesinin Türkiye için ciddi bir kayıp olduğu vurgulandı.
Bu duruma karşı çözüm olarak, eğitim süreçlerini tamamlayarak dil yeterliliği sağlayan gençlerin Türkiye’de kalıcı bir statü elde etmeleri öneriliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KURTULMUŞ, G20 PARLAMENTO BAŞKANLARI ZİRVESİ’NE KATILDI
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Brezilya’daki G20 Parlamento Başkanları (P20) Zirvesi dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Zirvede, işgalci İsrail’in Birleşmiş Milletler (BM) üyeliğinin askıya alınması teklifinde bulunduklarını aktaran Kurtulmuş, BM ile diğer uluslararası kuruluşların, siyasal ve finansal eşitsizlik ve adaletsizliklere çözüm üretemediği, barış, istikrar ve güvenceyi sağlayamadığı gerekçesiyle acilen yeni bir küresel, siyasal ve finansal mimariye ihtiyaç duyulduğu ve bu konuda gerekli adımların atılması gerektiğini söylediklerini belirtti.
BİLDİRİDE “GAZZE” YER ALMADI
Kurtulmuş, zirvenin ortak bildirisinde Orta Doğu ve Gazze konusunda bir paragraf yer almasını istediklerini ancak bazı üye ülkelerin itirazları nedeniyle bunun gerçekleşmediğini anlattı. Kurtulmuş, Brezilya Temsilciler Meclisi Başkanlığının açıklamasında Orta Doğu’daki gelişmeler, Gazze’deki vahşet ve Lübnan konularında bazı üye ülkelerin görüşlerini belirttiği, diğer ülkelerin de bu tür konuların P20’de yer almaması gerektiğini söylediklerini ifade etti.
“BU PARLAMENTO ANAYASA YAPMAYA ÇOK DAHA YAKIN”
Kurtulmuş, yeni anayasa tartışmalarına ilişkin sorular üzerine, şu ifadeleri kullandı: “Anayasa müzakereleri çok zorlu bir süreç. En başından itibaren bunu biliyoruz. Ama imkansız değil. Hatta tam tersine, ben bu parlamentonun anayasa yapmaya çok daha yetkin, çok daha yakın bir parlamento olduğunu düşünüyorum. Çünkü temsil gücü çok yüksek bir parlamento, halkın yüzde 95’inin oyları Meclis’te temsil ediliyor, 14 siyasi parti var, bunlardan 6 tanesinin de Meclis’te grubu var. Monoloğun değil, çok sesliliğin olduğu bir parlamentoya sahibiz. Partilerimiz müzakere yöntemlerini iyi tespit eder, önyargısız, ‘Ben istemem, kapıyı kapatıyorum’ demeden bu konuya yaklaşırlarsa sonuç alınabileceğini düşünüyorum.”
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş
BAHÇELİ’NİN “ÖCALAN” ÇAĞRISI
Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin, “Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın DEM Parti Meclis Grup Toplantısında konuşarak terörün tamamen bittiğini ve PKK’nın lağvedildiğini açıklaması” önerisiyle ilgili soruya ise şu yanıtı verdi: “Emperyalizmin hedefi çok açık. Ne Türkleri ne Kürtleri ne Arapları ne Acemleri ne Şiileri severler ne de Sünnileri… Kullanabilecekleri gruplarla, böl-parçala-yönet politikalarının gerçekleşmesi için çaba gösterirler. Şimdi, oynanan oyunu görüyorsak, üzerimize düşen; bölgedeki ayrışmaları, farklılıkları, çatışmaları artıracak söylemler, politikalar üretmek değil, tam aksine entegrasyonu, işbirliğini, dayanışmayı, dostluğu arttırmaktır.
“TERÖRÜN ORTADAN KALKMASI İÇİN HER TÜRLÜ ÇABAYI ORTAYA KOYACAĞIZ”
Kaldı ki Türkiye, sadece Irak’ın işgaliyle birlikte artan terörden değil, ondan önceki süreçte de terörden fevkalade mustarip olmuş, büyük bedeller ödemiş olan bir ülkedir. Tabii ki siyasetin önemli görevlerinden birisi de topraklarımızdaki terörün sıfırlanmasıdır. Bir karar vermek zorundayız. Ya emperyalizmin kurbanı olarak herkes kendi sırasının gelmesini bekleyecek ya da hep birlikte, demokratik yöntemler ve süreçler çerçevesinde Türkiye’de terörün ortadan kalkması için her türlü çabayı ortaya koyacağız.
“BİR ELİ SİLAHTA, BİR ELİ SANDIKTA SİYASET OLMAZ”
Bir eli silahta, bir eli sandıkta siyaset olmaz. Siyasetin sandıktan başka hiçbir yere el atmaması, milli iradenin haricinde başka hiçbir iradeden emir, talimat almaması, onların güdümünde hareket etmemesi lazım. Bu konuda atılacak adımlar Türkiye’yi rahatlatır. Bütün bu müzakerelerin yapılacağı yer de milli iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Ümit ederim ki terörün konuşulmadığı, terörün sıfırlandığı bir döneme geçeriz. Milletçe çok büyük bedeller ödedik, yeter artık.”
“TÜRKİYE’NİN ŞU ANDA ERKEN SEÇİM GÜNDEMİ YOK”
Kurtulmuş erken seçimle ilgili soru üzerine, “Türkiye’nin şu anda bir erken seçim gündemi yok. Oluşmayan bir gündem üzerinden konuşmanın, siyasi tartışma yapmanın çok anlamlı olmadığını düşünüyorum. Türkiye’de parlamento seçilmiş ve 2028 yılına kadar görevinin başındadır. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2028’e kadar görevinin başındadır. Milletin verdiği, yüklediği sorumluluk budur.” değerlendirmesini yaptı.
Uluslararası İlişkilerNuman KurtulmuşAbdullah ÖcalanDevlet BahçeliOrta DoğuPolitikaBrezilyaTürkiyeSiyasetGüncelTerörPKK
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>PD’nin yanı sıra ülkedeki diğer muhalefet partilerinin de desteklediği protesto gösterileri, başta başkent Tiran olmak üzere Fier, Elbasan, Dıraç ve diğer kentlerdeki bazı ana yollarda eş zamanlı gerçekleştirildi.
Protestocular ülkedeki bazı kavşak ve ana yolları saatlerce trafiği kapatırken, zaman zaman güvenlik güçleriyle protestocular arasında arbede yaşandı. Göstericiler, lastik ve farklı cisimler yaktı.
“Sivil itaatsizlik” olarak adlandırdıkları protesto ile organizatörler 2025’te düzenlenmesi planlanan genel seçim öncesi teknik (geçici) hükümetin kurulmasını talep ediyor.
Göstericiler, protestolarını devam ettireceklerini ifade etti.
Son dönemde muhalefetin farklı protestolarına sahne olan Arnavutluk’ta, ekim ayı başında da hükümet karşıtı protesto gösterisi düzenlenmişti.
Muhalefet, mensuplarının ceza almasına karşı çıkıyor
Arnavutluk’taki muhalefet, eski Başbakan Sali Berisha’ya yönelik “ev hapsi” tedbirine, eski PD milletvekili Ervin Salianji’nin mahkumiyetine ve eski Cumhurbaşkanı İlir Meta’nın tutuklanmasına karşı çıkıyor.
Eski Başbakan Berisha Aralık 2023’ten bu yana yolsuzluk şüphesiyle ev hapsinde bulunuyor.
Tiran’daki Temyiz Mahkemesi de 26 Eylül’de Salianji’nin “sahte ihbar” suçundan bir yıl hapis cezasına çarptırılmasına ilişkin bir önceki kararı onamıştı.
Eski Cumhurbaşkanı Meta ise 21 Ekim’de mal varlığını beyan etmeme, yolsuzluk ve kara para aklama iddialarıyla hakkında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’nin Dublin Büyükelçisi Hakan Olcay’ın ev sahipliğinde Herbert Park Oteli’nde yapılan resepsiyona, İrlanda Meclisi, Senatosu ve Dışişleri Bakanlığından davetlilerin yanı sıra ülkedeki diplomatik misyon şefleri ile Türk vatandaşları katıldı.
Türkiye ve İrlanda’nın ulusal marşlarının okunmasıyla başlayan programda konuşan Büyükelçi Olcay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bayram tebrik mesajını okudu.
Olcay, konuşmasında geçen hafta Ankara’da düzenlenen terör saldırısında hayatını kaybedenler için taziyede bulundu.
Resepsiyonda, İrlanda adına konuşan Senatör Gerry Horkan da iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerde en iyi dönemin yaşandığını ve ticari ilişkilerin güçlü olduğunu söyledi.
Bu yıl 163 binden fazla İrlandalının tatilini Türkiye’de geçirdiğini kaydeden Horkan, yaklaşık 20 bin İrlandalının Türkiye’de mülk sahibi olduğunu ifade etti.
Horkan, iki ülke arasında 5 hava yolu şirketi üzerinden bağlantı kurulduğuna işaret ederek, Türkiye’nin çok sayıda mülteciye ev sahipliği yapmasının önemini vurguladı.
Senatör Horkan, Türkiye’de yaşanan son terör saldırısı nedeniyle taziyelerini de iletti.
Öte yandan, Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Dublin’in sembollerinden Samuel Beckett Köprüsü’ne Türk bayrağı yansıtıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’nin Üsküp Büyükelçisi Fatih Ulusoy’un ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyona, Kuzey Makedonya Cumhurbaşkanı Gordana Siljanovska Davkova, Meclis Başkanı Afrim Gashi, Başbakan Hristijan Mickoski, Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Sashko Lafçiski, bakanlar, milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri, ülkedeki Türk kurum ve kuruluşların temsilcileri ile sayıda konuk katıldı.
İstiklal Marşı ve Kuzey Makedonya milli marşının okunmasıyla başlayan etkinlikte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın video mesajı gösterildi.
Büyükelçi Ulusoy, burada yaptığı konuşmada, bu yıl Türkiye’nin büyük önem atfettiği Kuzey Makedonya’daki büyükelçilik görevinde ilk yılı olduğunu anımsatarak müttefik, dost ve kardeş bir ülkede görev yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ’nin (TUSAŞ) tesislerine düzenlenen hain terör saldırısını lanetleyen Ulusoy, şehitlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve yaralı vatandaşlara acil şifa diledi.
Ulusoy, terör saldırı sonrası dayanışma ve başsağlığı mesajları için Kuzey Makedonya makamlarına teşekkür etti.
Ülkedeki Türk kurumları tarafından 29 Ekim vesilesiyle farklı etkinlikler düzenlendiğini hatırlatan Ulusoy, Yunus Emre Enstitüsü ve Anadolu Ajansının (AA) geçmiş yıllardaki Cumhuriyet kutlamalarını içeren sergiyi düzenlediklerini söyledi.
Ulusoy, “Yeni yönetimiyle Üsküp’teki yeni ofisine taşınan Anadolu Ajansına da hayırlı olsun diyoruz.” dedi.
“Türkiye, Balkanlar’ın ayrılmaz bir parçasıdır”
Balkanlar’ın Türkiye’nin dış politika sahasında büyük önem atfettiği bölgelerin başında geldiğini vurgulayan Ulusoy, “Türkiye, Balkanlar’ın ayrılmaz bir parçasıdır. Bir yıl süreyle üstlendiği (NATO’nun Kosova’daki Barış Gücü) KFOR komutasını bu ay içinde devreden Türkiye, Bosna Hersek’teki ALTHEA harekatında Kuzey Makedonya birliğiyle evvelce olduğu gibi yeni dönemde de faaliyet gösterecektir.” diye konuştu.
Türkiye’nin Kuzey Makedonya’yı anayasal adıyla tanıyan ve Üsküp’te büyükelçilik atayan ilk ülke olduğunu hatırlatan Ulusoy, bağımsızlığından bu yana yakın tarihi ve beşeri münasebetlerinin bulunduğu bu dost ülkeye her alanda destek verdiklerini ve vermeye devam edeceklerini kaydetti.
Kuzey Makedonya’daki yeni hükümetin göreve gelmesinin ardından dışişleri bakanı düzeyinde ülkeye ilk resmi ziyaretin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından gerçekleştirildiğini aktaran Ulusoy, iki ülkenin üst düzey yetkililerinin bu süreç içerisinde karşılıklı ziyaretlerde bulunduğuna işaret etti.
Türkiye’de geçen yıl meydana gelen depremlerin ardından Kuzey Makedonya’nın yardım elini uzatan ülkelerden olduğunu belirten Ulusoy, Türkiye’nin de yaz döneminde Kuzey Makedonya’da çıkan orman yangınlarında yardım söndürme uçakları ve helikopter gönderen ilk ülke olduğunu ifade etti.
Türk firmalarının sağlık sektöründen bankacılığa, gıdadan turizme, eğitimden enerjiye birçok alanda Kuzey Makedonya’nın altyapısına, istihdamına ve ekonomisine halihazırda önemli katkılar sağladığına dikkati çeken Ulusoy, “Türk firmalarını Kuzey Makedonya’ya yatırım yapma konusunda teşvike devam ediyoruz. İkili ticaret hacmimizi artırma maksadıyla çabalarımıza hız verdik. Kuzey Makedonya hükümetinin de yabancı yatırımcıyı teşvik edici adımlar atması ve cazip koşullar sağlaması önem taşımaktadır.” diye konuştu.
Farklı kültür ve etnik toplulukların barış ve uyum içerisinde yaşadığı bir ülke olması açısından Kuzey Makedonya’nın bir örnek teşkil ettiğini kaydeden Ulusoy, “Kuzey Makedonya Türk toplumu ülkelerimiz arasında Vardar Nehri’ndeki Taş Köprü gibi sağlam bir bağ teşkil ediyor. Türk toplumunun bu ülkenin sadık vatandaşları olarak diğer tüm etnik topluluklarla uyum içerisinde olmasından memnunuz. Türk toplumu daima ülkenin kalkınması ve refahı için çaba göstermektedir.” ifadelerini kullandı.
Kuzey Makedonya Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı, AA standını ziyaret etti
Resepsiyon kapsamında Yunus Emre Enstitüsü ile AA işbirliğinde, geçen yıllara ait Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının AA foto muhabirleri tarafından çekilen fotoğraflarından oluşan sergi konukların ilgisine sunuldu.
Ayrıca resepsiyon kapsamında başta AA Arnavutça ve Makedonca servisi olmak üzere ülkede bulunan Türk kurumları kendilerine ayırılan stantlardan, gerçekleştirdikleri çalışmalar hakkında davetlileri bilgilendirdi.
Öte yandan, resepsiyona katılan Kuzey Makedonya Cumhurbaşkanı Davkova ve Meclis Başkanı Gashi de AA’nın standını ziyaret etti, kendilerine AA’nın çalışmaları hakkında bilgi verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’nin Priştine Büyükelçisi Sabri Tunç Angılı’nın ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyona, Kosova Başbakanı Albin Kurti, Kosova Bölgesel Kalkınma Bakanı ve Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP) Genel Başkanı Fikrim Damka’nın yanı sıra bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, ülkede görevli Türk kurum temsilcileri ile Kosova Türklerini temsilen çok sayıda konuk katıldı.
İstiklal Marşı ve Kosova milli marşının okunmasıyla başlayan etkinlikte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın video mesajı gösterildi.
Büyükelçi Angılı, burada yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun yıl dönümünü Kosova’da kutlamanın özel bir anlam taşıdığını söyledi.
Kosova ve Türkiye halklarının kalıcı dostluğunun olduğunu belirten Angılı, “Kosova boyut olarak küçük bir ülke olabilir ama Türk halkının kalbindeki yeri çok büyüktür. Güçlü bağlarımız ve köklü dostluğumuz nedeniyle burada kendimizi ikinci evimizde gibi hissediyoruz.” diye konuştu.
Başbakan Kurti de Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Şirketi’nin (TUSAŞ) Kahramankazan’daki yerleşkesine düzenlenen terör saldırısında hayatını kaybedenler için başsağlığı diledi.
Başbakanlığı döneminde iki ülke arasındaki işbirliğinin artmasından gurur duyduğunu belirten Kurti, “Ortak tarihi başarılarımızı, sürekli artan işbirliğimizi ve ortaklar, müttefikler ve her şeyden önce dostlar olarak birlikte geçireceğimiz parlak geleceğimizi gururla kutlayalım. Cumhuriyet Bayramı’nız kutlu olsun.” dedi.
Kurti ayrıca Türk yatırımcıları Kosova’da yatırım yapmaya davet etti.
Konuşmaların ardından, Türk Armoni Yıldızları Orkestrası (TÜRKAY) konser verdi.
Tören, katılımcılara ikramda bulunulmasıyla sona erdi.
Bosna Hersek
Türkiye’nin Saraybosna Büyükelçiliğindeki resepsiyona, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Denis Becirovic, Demokratik Eylem Partisi (SDA) Genel Başkanı Bakir İzetbegoviç, bakanlar, farklı ülkelerin diplomatik temsilcileri ve büyükelçilik çalışanlarının yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.
İstiklal Marşı ve Bosna Hersek milli marşı ile başlayan resepsiyonda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajı izletildi.
Türkiye’nin Saraybosna Büyükelçisi Sadık Babür Girgin, burada yaptığı konuşmada, resepsiyona gelen davetlilere teşekkür etti.
Resepsiyonda, Türkiye’nin büyük projeleri ve önemli olaylarının anlatıldığı fotoğraf sergisi de açıldı.
Öte yandan Banja Luka Başkonsolosluğunun düzenlediği resepsiyona da yerel yetkililer katıldı.
Başkonsolos Can Aygün, yaptığı konuşmada Türkiye’nin giderek güçlenen bir ülke olduğunu, birçok alanda güçlü imkanlara sahip olduğunu söyledi.
Aygün, Türkiye’nin Balkanlar bölgesini çok önemsediğini belirterek bölgede istikrarı, refahı ve halklar arasındaki ortaklığı desteklediklerini kaydetti.
Sırbistan
Türkiye’nin Belgrad Büyükelçiliği tarafından düzenlenen resepsiyona yerel yetkililerin yanı sıra diğer ülkelerin diplomatik temsilcileri ve davetliler katıldı.
Belgrad Büyükelçisi Hami Aksoy, konuşmasında Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde büyük ilerleme kaydettiğini ve birçok başarıya ulaştığını aktardı.
Dış politikada barış, istikrar ve refahı hedeflediklerini dile getiren Aksoy, “İslamofobi, yabancı düşmanlığı, düzensiz göç, iklim değişikliği, gıda ve enerji güvenliğindeki bozulmalar jeopolitik türbülansı artırmaktadır. Bunun en güncel örneği Gazze başta olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarında yaşanıyor. İsrail durdurulmalı ve kalıcı bir ateşkesi kabul etmeye zorlanmalıdır ki yıkım sona ersin.” dedi.
Aksoy, Sırbistan’daki büyükelçilik görevinin yakında sona ereceğini, iki ülke arasındaki ilişkilerin yüksek düzeyde olduğunu ifade etti.
Hırvatistan
Türkiye’nin Zagreb Büyükelçiliğinin düzenlediği resepsiyona yerel yetkililer ve çok sayıda davetli katıldı.
Zagreb Büyükelçisi Nurdan Erpulat Altuntaş, yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti’nin 101. kuruluş yılını kutlamanın onurunu ve mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
Cumhuriyet’in özellikle kadınlar ve gençler için taşıdığı anlamın çok büyük olduğunu belirten Altuntaş, şöyle konuştu:
“Eğitim, çalışma hayatı, siyasete katılım gibi alanlarda elde edilen kazanımlar, kadınlarımızın topluma katkıda bulunmalarına olanak tanırken, çocuklarımıza da güçlü birer rol model olmalarını sağlamıştır. Milli savunma sanayimizin öncü kuruluşlarından biri olan TUSAŞ’a karşı geçtiğimiz hafta düzenlenen hain terör saldırısı hepimizi derinden üzdü. Bu alçak saldırıda şehit olan vatandaşlarımıza rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın belirttikleri gibi ‘Türkiye’ye uzanan kirli eller mutlaka kırılacak, güvenliğimize kasteden hiçbir yapı, hiçbir terör örgütü, hiçbir şer odağı emellerine ulaşamayacaktır.'”
Karadağ
Türkiye’nin Podgoritsa Büyükelçiliği tarafından düzenlenen resepsiyona katılan Karadağ Dışişleri Bakanı Ervin İbrahimovic, burada yaptığı konuşmada, 29 Ekim 1923’te Türkiye’nin modernleşmesinin ve kalkınmasının temellerinin atıldığını söyledi.
Mustafa Kemal Atatürk’ün döneminin en önemli reformcularından biri olduğunu aktaran İbrahimovic, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin önemli bir bölgesel güç durumuna geldiğini belirtti.
İbrahimovic, Türkiye’yi önemli bir müttefik olarak gördüklerini dile getirerek “Bugün işbirliği yapmadığımız neredeyse hiçbir alan yoktur. Esaslı siyasi ilişkiler ekonomi, altyapı, tarım, güvenlik, sağlık, eğitim ve kültür alanlarındaki işbirliğini olumlu yönde etkilemiştir. Türk Ticaret Odası, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı ve Karadağ’daki faaliyetlerini takdirle karşıladığımız Yunus Emre Enstitüsü bu işbirliğini kolaylaştıran diğer kurumlardır.” ifadelerini kullandı.
Podgoritsa Büyükelçisi Barış Kalkavan da dünyada çatışmaların sürdüğünü belirterek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi çerçevesinde barış için tüm güçleriyle çaba gösterdiklerine işaret etti.
Türkiye ve Karadağ arasındaki ilişkilerin her alanda geliştiğini aktaran Kalkavan, şöyle devam etti:
“Büyükelçiliğimiz ve bağlı kurumları olarak Karadağ’daki mevcudiyetimizi güçlendiriyoruz. Eylül ayında Karadağ’da ilk mukim askeri ataşeliğimizi açtık. Bölgemizde bir güvenlik çıpası olarak gördüğümüz müttefikimiz Karadağ ile askeri ve savunma alanında işbirliğimizi daha da öteye taşıyacağız. Ekonomik ilişkilerimizdeki ve ikili ticaretimizdeki ivmeden memnuniyet duyuyoruz. 2024 yılının ilk sekiz ayında ticaret hacmimiz 145 milyon dolara ulaştı. Ancak bu yeterli değil, potansiyelimizin altında.”
Podgoritsa’da bulunan Milenyum Köprüsü, akşam saatlerinde Türk bayrağı renkleriyle ışıklandırıldı.
Romanya
Romanya’nın başkenti Bükreş’te de Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 101. yıl dönümü dolayısıyla resepsiyon düzenlendi.
Türkiye’nin Bükreş Büyükelçiliği tarafından Büyükelçi Özgür Kıvanç Altan’ın ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyona, Romanya Dışişleri Bakanı Luminita Odobescu ve Romanya İçişleri Bakanı Catalin Predoiu da katıldı.
Ateneul Roman Opera Salonu’nda düzenlenen resepsiyon sonrasında İzmir Devlet Senfoni Orkestrası da bir konser verdi.
Yaklaşık 1000 kişinin katıldığı resepsiyonda konuşma yapan Bakan Predoiu, konuşmasını Türkçe olarak söylediği “Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Türk milleti.” sözleriyle bitirdi.
Belçika
Brüksel Büyükelçisi Bekir Uysal’ın ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyon, başta Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile terör saldırılarında hayatını kaybeden vatandaşlar için saygı duruşuyla başladı.
İstiklal Marşı ve Belçika milli marşının okunmasının ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüntülü mesajı paylaşıldı.
Büyükelçi Uysal konuşmasında Türkiye’nin kuruluşundan bu yana geçen sürede dünyanın farklı coğrafyalarındaki diplomatik ve askeri başarılarından, insani yardımda söz ederek “Bu evrimi Cumhuriyet’imize borçluyuz.” dedi.
İçinde bulunulan yılın İş Gücü Anlaşması’yla Türk toplumunun Belçika’da varlık göstermesinin 60. yılı olduğuna değinen Uysal, “İkili siyasi ve ekonomik ilişkilerimizin gelişimi cesaret verici.” ifadesini kullandı.
Ardından TRT’nin hazırladığı “Bir Valiz 60 Yıl” belgeselinin tanıtıldığı resepsiyon, konservatuar öğrencisi Türk gençlerinin müzik dinletisiyle devam etti.
Resepsiyona katılan çok sayıda Türk ve yabancı konuğa Türk lezzetleri ikram edildi.
Yunanistan
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 101. yıl dönümü, Yunanistan’ın başkenti Atina’da, Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Çağatay Erciyes’in ev sahipliğinde, Büyükelçilik konutunda öğle ve akşam saatlerinde düzenlenen resepsiyonlarla kutlandı.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı ile diğer Yunan kamu kurum temsilcileri, yabancı ülkelerin Atina’daki diplomatik misyon şefleri, askeri ataşeleri, sanatçı, akademisyenler, iş insanları, vatandaşlar ve soydaşların da aralarında yer aldığı yaklaşık 800 kişi kutlamalara katıldı.
Kutlamaya katılanlar arasında Turizm Bakanı Olga Kefaloyanni, Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksandra Papadopulu, Yunanistan İstihbarat Teşkilatı (EYP) Başkanı Themistoklis Demiris, hükümet sözcü yardımcısı Aristotelia Peloni, Yunanistan Merkez Bankası Başkanı Yannis Sturnaras ve ABD’nin Atina Büyükelçisi George Tsunis de vardı.
İstiklal Marşı ve Yunan milli marşının okunmasıyla başlayan törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 29 Ekim video mesajı izlendi.
Büyükelçi Erciyes, törende yaptığı konuşmada, kuruluşundan 101 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin, güçlü ekonomisi, dinamik ve eğitimli genç nüfusu ve sağlam demokratik temelleri ile uluslararası toplumun güçlü, sorumlu ve aktif bir üyesi olduğunu belirtti.
TUSAŞ’a düzenlenen terör saldırısı nedeniyle Büyükelçiliğe gönderilen taziye ve dayanışma mesajlarına teşekkür eden Erciyes, konuşmasında Türk-Yunan ilişkilerine de değindi.
Büyükelçi Erciyes, iki ülke arasındaki işbirliğinin iki ülkenin de ortak menfaatine olduğunu belirterek bu vizyonla hareket eden Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Kiryakos Mitsotakis’in son 16 ayda 6 kez bir araya geldiğini hatırlattı.
Bu çerçevede iki ülke arasında tüm diyalog kanallarının yeniden işletildiğine, üst düzey ve teknik temasların arttırıldığına, birçok ortak projenin hayata geçirildiğine dikkati çeken Erciyes, işbirliğinin somut sonuçlarının ekonomi, ticaret, yatırımlar, turizm ve kültür alanlarında görülmeye başlandığını kaydetti.
Erciyes, iki ülke arasındaki dış ticaret hacminin yıl sonunda 6,2 milyar doları aşmasının beklendiğini belirterek iki ülke arasında karşılıklı turist sayılarının da bu sene sonunda rekor seviyeye ulaşmasının beklendiğini söyledi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yakın bir tarihte Atina’yı ziyaret edeceğini ve 2025’in ilk aylarında Ankara’da iki ülke arasında Yüksek Düzeyli İş Konseyi (YDİK) toplantısının yapılacağını belirten Erciyes, ikili ilişkilerdeki bu pozitif iklimin Türkiye ile Yunanistan arasındaki tüm meselelerin çözümü için de bir fırsat sunduğunu ancak bunun siyasi, psikolojik ve tarihi zorluklar nedeniyle kolay olmadığını dile getirdi.
Büyükelçi Erciyes, iki ülke arasındaki tüm ihtilafların, uluslararası hukuka ve iyi komşuluğa dayanarak samimi ve anlamlı bir diyalogla, meşru hak ve çıkarlara karşılıklı saygı gösterilmesi ve tarihten husumet yerine uyum çıkarılması suretiyle çözülebileceğine inandığını belirtti.
Bu arada, A Milli Basketbol Takımı ve Yunanistan’ın Panathinaikos ekibinin başantrenörü Ergin Ataman da Atina’daki kutlamalara katıldı.
Hem Türk hem de Yunan misafirlerin ilgi odağı olan Ataman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Cumhuriyet’imizin 101. yılını gururla kutluyoruz. Atina’dan tüm Türk halkına, Türk ulusuna selam ve sevgilerimi sunuyorum. Tabii ki bu güzel günde Cumhuriyet’imizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını minnetle anıyorum.” dedi.
Diğer yandan, Türkiye’nin Gümülcine Başkonsolosluğu tarafından da Cumhuriyet’in kuruluşunun 101. yılı vesilesiyle Yatsı Köy’de, yaklaşık 3 bin soydaşın katılımıyla resepsiyon düzenlendi.
Türkiye’nin Gümülcine Başkonsolosu Aykut Ünal, bu etkinliğe ev sahipliği yapmanın ve Yunanistan’daki soydaşlarla bir araya gelmenin kendileri için bir onur olduğunu söyledi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu gün olan 29 Ekim 1923’e atıfta bulunan Ünal, Atatürk’ün Cumhuriyet’in ilanının ardından yaptığı konuşmayı anımsattı.
Ünal, Atatürk’ün “Türk milletinin yüksek kabiliyetlere sahip olduğunu” belirttiğini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin “mesut, muvaffak ve muzaffer olacağı” inancını dile getirdiğini hatırlattı.
Atatürk ve silah arkadaşlarını saygı ve minnetle anarak konuşmasını sürdüren Ünal, Türkiye ve Yunanistan ilişkilerine de değindi.
Ünal, iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesine yönelik çalışmaların önemine dikkati çekerek yüksek düzeyde ziyaretlerin artarak devam etmesi temennisinin gerçekleştiğini belirtti.
Bu işbirliği sürecinin turizmin ötesine geçerek halklar arasındaki dostluğu pekiştirdiğini ve halkların birbirini yeniden tanıma fırsatı bulduğunu ifade eden Ünal, Türk-Yunan dostluğunu Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’ye bıraktığı bir miras olarak nitelendirdi.
Batı Trakyalı Türklere de seslenen Başkonsolos, “Sizler iki ülke arasında dostluk, kültür ve gönül köprüsüsünüz.” diyerek, Türklerin kültür ve kimliklerini koruyarak gelecek nesillere aktarmalarının önemini vurguladı.
Ünal’ın konuşmasının ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 101. yıl mesajı gösterildi.
Resepsiyonda, Cumhuriyetin 101. yılına özel hazırlanan video gösterimi de katılımcılar tarafından büyük ilgi gördü.
Resepsiyona, Başkonsolos Ünal’ın yanı sıra Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif, İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa, Dostluk Eşitlik Barış Partisi (DEB) Başkanı Çiğdem Asafoğlu, DEB Partisi Onursal Başkanı Işık Ahmet, Soydaş milletvekilleri Hüseyin Zeybek ve Özgür Ferhat ile Türk azınlık kurum ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Bulgaristan
Türkiye’nin Sofya Büyükelçiliği, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 101. yıldönümü münasebetiyle başkent Sofya’da bir otelde resepsiyon düzenledi.
Resepsiyona, Bulgaristan İçişleri Bakanı Atanas İlkov, Turizm Bakanı Evtim Miloşev, Çalışma ve Sosyal Bakanı İvaylo İvanov, Adalet Bakanı Mariya Pavlova, Dışişleri Bakan Yardımcısı Elena Şekerletova, Bulgaristan Müslümanları Başmüftüsü Mustafa Aliş Haci, milletvekilleri, Sofya’da görevli diplomat ve askeri misyon temsilcileri, Türkiye dostu kültür, sanat ve edebiyat temsilcileri katıldı.
Sofya’daki kutlama İstiklal Marşı ve Bulgaristan ulusal marşıyla başladı.
Kutlamanın ev sahipliğini yapan Türkiye’nin Sofya Büyükelçisi Mehmet Sait Uyanık, “Bu kutlu günde, Cumhuriyet’imizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını şükranla anıyor, bize miras bıraktıkları Cumhuriyet’in kazanımlarını hep birlikte coşkuyla kutluyoruz.” dedi.
Türkiye ve Bulgaristan arasındaki dostane ilişkilerin, her zaman büyük önem taşıdığını belirten Uyanık, “Ortak değerlerimiz, aramızdaki bağları güçlendirmekte ve iş birliğimizi her geçen gün daha da ileriye taşımaktadır. Ticaretten güvenliğe, turizmden kültüre kadar pek çok alanda gelişen ilişkilerimiz, iki ülke halklarının yararına hizmet etmekte, bölgemize de istikrar ve refah getirmektedir.” dedi.
Türk iş adamların, Bulgaristan’daki yatırımlarının 2,5 milyar avroya ulaştığına ve 15 binden fazla kişiye istihdam sağladığına işaret eden Uyanık, “Yaklaşık 7 milyar dolar olan ikili ticaretimizi 10 milyar dolara yükseltme yönündeki ortak hedefe doğru emin adımlarla ilerliyoruz.” ifadesini kullandı.
Etkinlikte, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın video mesajı gösterilmesinin ardından Büyükelçi Uyanık Cumhuriyet’in 101. yıl dönümüne özel hazırlanan pastayı kesti.
İsviçre
İsviçre’nin Cenevre kentinde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyet’in 101. yıl dönümü dolayısıyla resepsiyon düzenlendi.
Resepsiyon, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Burak Akçapar, Dünya Ticaret Örgütü nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Alparslan Acarsoy ve Cenevre Başkonsolosu İpek Zeytinoğlu Özkan’ın ev sahipliğinde düzenlendi.
BM’ye bağlı Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’nde (WIPO) düzenlenen resepsiyona, BM Cenevre Ofisi Medeniyetler İttifakı Özel Temsilcisi Büyükelçi Hakan Kıvanç, Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cenevre Temsilcisi Kemal Köprülü, yabancı diplomatlar, Cenevre’deki uluslararası kuruluşların temsilcileri, Türk vatandaşları ve diğer davetliler katıldı.
Resepsiyon, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Büyükelçi Akçapar, yaptığı konuşmada, böyle önemli bir gün için düzenlenen programa katılan tüm konuklara teşekkür etti.
Akçapar, “Cumhuriyet’imizin başarılarıyla övünüyoruz. Birlik ve beraberliğimizden güç alarak Sayın Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkemizi hep daha da ileri noktalara taşımak için canla başla çalışıyoruz. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, Cumhuriyet’in ilke ve değerlerine bağlı şekilde ilerlemeye devam ediyoruz.” dedi.
Etkinlikte, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın video mesajı gösterildi.
Türkiye’nin Bern Büyükelçiliğinde de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla resepsiyon düzenlendi.
Türkiye’nin Bern Büyükelçisi Emine Ece Özbayoğlu Acarsoy ve Zürih Başkonsolosu Fazlı Çorman ev sahipliğinde düzenlenen programa, yabancı diplomatlar, İsviçre Türk Toplumu (İTT) Genel Başkanı Suat Şahin, Bern’deki uluslararası kuruluşların temsilcileri, İsviçre Türk toplumunun temsilcileri ve diğer davetliler katıldı.
Büyükelçi Acarsoy, burada yaptığı konuşmada, davetlilere programa katıldıkları için teşekkür etti ve Cumhuriyet’in 101. yılını coşkuyla kutladıklarını söyledi.
İsviçre’de görev süresi sona eren Acarsoy, göreve başlamasından bu yana İsviçre makamlarına ve buradaki Türk toplumunun kendisine verdiği destekten dolayı minnettar olduğunu kaydetti.
Başkonsolos Çorman da konuşmasında katılımcılara teşekkür etti.
Etkinlikte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın video mesajı gösterildi.
Arnavutluk
Arnavutluk’un başkenti Tiran’da da Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 101. yıl dönümü dolayısıyla resepsiyon düzenlendi.
Türkiye’nin Tiran Büyükelçisi Tayyar Kağan Atay’ın ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyona Arnavutluk Sağlık ve Sosyal Koruma Bakanı Albana Koçiu’nun yanı sıra kurum temsilcileri, büyükelçiler, ülkedeki Türk kurumlarının temsilcileriyle çok sayıda davetli katıldı.
İstiklal Marşı ve Arnavutluk milli marşının okunmasıyla başlayan etkinlikte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın video mesajı gösterildi.
Büyükelçi Atay, törende yaptığı konuşmada, Türkiye ile Arnavutluk arasındaki ilişkileri özel olarak nitelendirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Fidan’ın son dönemde Arnavutluk’a yaptığı ziyaretlere de değinen Atay, 2024 yılını oldukça verimli bir yıl olduğunu kaydetti.
Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 101. yıl dönümü dolayısıyla Tiran’ın merkezinde bulunan Politeknik Üniversitesi binasına Türk bayrağı yansıtıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MOSKOVA – Rusya, uzun menzilli füzeleri kullanarak nükleer tatbikat gerçekleştirdi.
Rusya, nükleer tatbikat düzenledi. Rusya Devlet Başkanı Valdimir Putin, Rusya’nın nükleer güçlerini hazır bulundurması gerektiğini belirterek, nükleer tatbikat gerçekleştirdiklerini duyurdu. Putin, “Artan jeopolitik gerilimler, ortaya çıkan yeni dış tehditler ve riskler göz önüne alındığında, modern ve sürekli kullanıma hazır stratejik güçlere sahip olmak önemlidir. Yeni bir silahlanma yarışına girmeyeceğimizi, ancak nükleer güçlerimizi gerekli yeterlilik seviyesinde tutacağımızı vurguluyorum” dedi.
Rusya Savunma Bakanı Andrei Belousov, yaptığı açıklamada, tatbikatın amacının “düşmanın nükleer saldırısına karşılık büyük bir nükleer saldırıyı” başlatmak olduğunu belirtti.
Tatbikatta, Yars kıtalararası balistik füzesi, denizaltılardan ateşlenen Sineva ve Bulava balistik füzeleri ile stratejik bombardıman uçaklarından ateşlenen seyir füzeleri kullanıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Londra’daki ünlü Ulusal Galeri’de gerçekleştirilen etkinliğe Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, Avrupa, Kuzey Amerika ve Denizaşırı Topraklardan Sorumlu Devlet Bakanı Stephen Doughty, Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği İletişim Müşaviri Büşra Karaduman Aktuna, İngiltere Parlamentosu üyeleri ile çok sayıda davetli katıldı.
İstiklal Marşı ve İngiltere milli marşının okunmasıyla başlayan etkinlikte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın video mesajı gösterildi.
Etkinliğe görüntülü kutlama mesajı gönderen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayarak bu coşkuyu paylaşan herkese teşekkür etti.
Büyükelçi Ertaş da yaptığı konuşmada, Ankara’da geçen hafta düzenlenen terör saldırısı nedeniyle bu yılki Cumhuriyet Bayramı’na buruk girildiğini kaydetti.
Ertaş, “Bizler büyük bir ailenin fertleriyiz. Sevinçte de kederde de biriz. Farklı coğrafyalarda yaşasak da Türkiye sevgisi ve Cumhuriyet coşkusu hepimizi bir araya getiriyor, getirecek. Güzel ülkemizi, Cumhuriyet’imizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği muasır medeniyet seviyesinin üzerine, el birliğiyle çıkaracağız.” diye konuştu.
İngiliz Bakan Doughty de konuşmasında Ankara’daki terör saldırısından dolayı Türkiye’ye başsağlığı diledi.
İki ülke arasında terörle mücadelenin önemli bir bağ oluşturduğunu kaydeden Doughty, Türkiye ziyaretinde ikili ilişkileri geliştirmek için çok sayıda görüşme yaptığını ifade etti.
Doughty, hükümetin de ilişkileri derinleştirmekten yana olduğunu anlatarak “Bu nedenle Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ziyareti ve Dışişleri Bakanı David Lammy’yle buluşmasından mutluluk duyuyoruz.” dedi.
Türkiye’nin Avrupa ile Orta Doğu arasında stratejik bir konumda bulunduğunu hatırlatan Doughty, Türkiye’nin barışın sağlanması ve insani çabalarda önemli bir rol oynadığını vurguladı.
Fidan-Lammy görüşmesinde Orta Doğu’nun da ele alınacağını kaydeden Doughty, “Ülkelerimiz ateşkesin sağlanması ve bölgedeki siviller için çok kötü şartlardaki insani durumun iyileştirilmesi için çalışıyor.” diye konuştu.
Konuşmaların ardından davetlilere piyano dinletisi sunuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BEYRUT – İsrail’in Lübnan’ın güneyine düzenlediği saldırıda 5 kişi hayatını kaybetti, 33 kişi yaralandı.
İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları devam ediyor. İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyindeki Harat Saida bölgesine düzenlediği saldırıda 5 kişi hayatını kaybetti, 33 kişi de yaralandı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, 8 Ekim 2023’ten bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 2 bin 787’ye, yaralıların sayısının ise 12 bin 772’ye yükseldiğini ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NATO’nun Kosova’daki Barış Gücü (KFOR) bünyesinde görev yapan Türk Temsil Heyet Başkanlığınca, Sultan Murat Kışlası’nda etkinlik düzenlendi.
Türk Armoni Yıldızları Orkestrası (TÜRKAY), etkinlik kapsamında konser verdi.
Konsere, Türkiye’nin Priştine Büyükelçisi Sabri Tunç Angılı, Prizren Başkonsolosu Celal Doğan, Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP) Genel Başkanı ve Bölgesel Kalkınma Bakanı Fikrim Damka, CHP MersinMilletvekiliTalat Dinçer, KDTP milletvekilleri Fidan Brina Jılta ve Enis Kervan, Kosova Türk Temsil Heyeti Başkanı Albay Zafer Sağlam ile çok sayıda davetli katıldı.
Konser öncesi selamlama konuşması yapan Albay Sağlam, davetlilerin Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayarak, Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını minnetle andı.
Yaklaşık 2 saat süren konserde Türkiye ve Kosova’nın sevilen şarkıları, TÜRKAY sanatçıları tarafından seslendirildi.
Konserde ayrıca Kosovalı sanatçılar Tolga Kazaz ve Ela Kazaz da sahne aldı.
Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti’nin 101. yılı, Kosova’da düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlandı.
Priştine Yunus Emre Enstitüsünce, Türkiye’nin Priştine Büyükelçiliği ve Ziraat Bankası’nın destekleriyle Priştine’de, Kosova, Türkiye ve Arnavutluk’tan gelen sanatçıların eserlerinin yer aldığı “Sanatın dilinden Türkiye Cumhuriyeti’nin 101. yılı” sergisi açıldı.
Yenilikçi Türk Hareket Partisi de Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle Prizren’de geniş katılımlı resepsiyon verdi.
Ayrıca Türk Gençleri Platformu ve Tüm Gençler El Ele Derneği tarafından Prizren Yunus Emre Enstitüsü salonunda “Atatürk ve Cumhuriyet” paneli düzenlendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bulgaristan Kültür Bakanı Nayden Todorov ve Türkiye Sofya Büyükelçisi Mehmet Sait Uyanık’ın organizasyonu ile Bulgaristan’da faaliyet gösteren Türk Alkomet şirketinin desteği ile düzenlenen konser, başkent Sofya’nın ‘Bılgariya” Salonunda yapıldı.
Konserde, orkestra şefi Gürer Aykal’ın yönetiminde, piyanist Gökhan Aybulus’un eşlik ettiği Tchaikovsky, Liszt ve Ulvi Cemal Erkin’in eserleri dinleyicilerle buluştu. Türkiye’nin Cumhuriyet Bayramı mutluluğu yaşatıldığı konserde, müziğin evrensel diliyle dostluk mesajı verildi.
Şef Aykal, konser öncesinde AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, ” Müzik, her zaman kültürler arasında en güçlü köprü olmuştur. Müzik, aramızdaki sınırları kaldırarak bizleri birbirimize yaklaştırır.” dedi.
Müzikte Bulgaristan ile işbirliğinin 1970’li yıllara dayanan bir geçmişi olduğunu anlatan Aykal, “Bir Bulgar’ı veya bir Türk’ü, herhangi bir yerde bir arada görürseniz, onlar kardeş gibiler. Türk ve Bulgar olarak zevklerimiz, yemek yiyişimiz bile aynı. Aramızda hiçbir şey değişik değil.” diye konuştu.
Türk müzik kültürünü dünyaya tanıtma misyonu
Aykal, inkılap tarihinde Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı devrimlerden önemlilerinden birinin de müzik devrimi olduğunu söyledi.
Atatürk’ün 1913-1915 döneminde askeri ateşe olarak görev yaptığı Sofya’daki opera kültürüne tanık olduğunu ve bu kültürü Türkiye’ye de yaşatmak istediğini belirten Aykal, gittiği her ülkede Türk müzik kültürünü tanıtma misyonunu taşıdığını aktardı.
Türk müziğinin aslında dünyada çok çalınmaya başlandığına işaret eden Aykal, “Özellikle Ahmet Adnan Saygın çok çalınıyor, çok biliniyor. Saygın’ı Amerika’da çok yönettim. Burada da tanıtmak isterim.” diye konuştu.
Bulgarları dost ve komşu bildiğini belirten Aykal, “Sofya’da kendi evimdeki gibiyim. Her zaman burada bu huzur ve rahatlığı hissettim.” dedi.
“İnsanoğlunun buluştuğu en güzel sanat müziktir”
Müzik sevgisinin babasından miras kaldığını dile getiren Aykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sokakta duyduğum hiçbir sesi ses olarak değil, nota olarak duyuyorum, araba kornalarına kadar, hepsi benim için notadır. İnsanoğlunun buluştuğu en güzel sanat müziktir. Müzik insan varlığında insan eder, insanları düşünceye sevk eder.”
Ulvi Cemal Erkin’in “Köçekçe” bestesini sunarken, bu bestenin hem Türk, hem de Bulgar müzik geleneğini birleştirdiğini anlatan Aykal, “Genç piyanistimiz Gökhan Aybuluş, o kadar yetenekli ki, resmen piyanoyu yürütür. Çok sevdiğimiz bu yetenek, Franz Liszt konçertosunu çalacak.” dedi.
Aykal, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 101’inci yıl dönümüne denk gelmesinin, konserine ayrı bir değer kazandırdığını, Bulgar sanat severlerin bu konserde komşu ve dost Türkiye’nin sıcaklığını yanlarında hissetmelerine vesile olacağını belirtti.
İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’nın 50. yıl dönümü
İzmir Devlet Senfoni Orkestrası Müdürü Keman Sanatçısı Özge Tanrıver de Cumhuriyet’in 101’inci yıl dönümünde, Cumhuriyet Bayramı’nın kutlandığı haftada Sofya’da olmaktan dolayı çok heyecanlı olduğunu söyledi.
Tanrıver, İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’nın 50’nci kuruluş yıl dönümünü bu yıl kutladıklarını belirterek, “Bu konseri Bulgaristan’da gerçekleştirmemize sebep olan Bulgaristan Kültür Bakanı ve ünlü orkestra şefi Nayden Todorov’un uzun yıllar önce orkestramızla bir konser yönetmesi ile oluşan dostluğumuzdan sonra yaptığı davetiyle, Sofya Büyükelçimiz Mehmet Sait Uyanık’ın da katkıları ile burada olmaktan dolayı çok mutluyuz.” dedi.
“Karşılaştığım en etkileyici orkestralarda”
Bulgaristan Kültür Bakan Todorov, konserin açılışında yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin milli bayramının arifesinde Türk müzik kültürünü sevenler ile burada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.” diye konuştu.
Todorov, “İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’nın Bulgaristan Konser Salonu’ndaki özel performansıyla kutlamak beni ayrıca gururlandırıyor. Karşılaştığım en etkileyici orkestralardan biri olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin Sofya Büyükelçisi Mehmet Sait Uyanık da Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanının 101. yıl dönümüne günler kala, Cumhuriyet değerlerini şekillendirirken Atatürk’e ilham veren müzikle bayramı kutlamanın kendileri için büyük bir mutluluk olduğunu belirtti.
Uyanık, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kültürel bağlarımızı güçlendirme konusundaki sürekli desteği ve bağlılığı için Sayın Bakan Todorov’a şahsen teşekkür etmek istiyorum. Bu konseri düzenleme fikri bizzat İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’nı daha önce yönetmiş olan Bakan Todorov’dan geldi. Bu orkestraya olan derin takdiri, bu etkinliği hayata geçirmemiz için bizlere ilham verdi.”
Konserde, başkent Sofya’da görev yapan çok sayıda büyükelçi ve diplomatın yanı sıra Türk kültürüne ilgi duyan Bulgar sanatçı, müzisyen ve kültür çevreleri temsilcileri de hazır bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Peru’nun başkenti Lima’da şiddet olaylarının artmasının ardından toplu taşıma sendikalarının liderliğinde otobüs şoförleri bu ay 3’üncü kez greve gitti. Şoförler, Devlet Başkanı Dina Boluarte’nin istifasını ve parlamentonun feshedilmesi çağrısında bulunarak, organize suçlara karşı daha sıkı tedbirlerin uygulanmasını talep etti. Artan gasp ve şiddet olaylarından bıkan küçük işletme sahipleri de şoförlere destek vererek greve katıldı.
Başkentte toplu ulaşımı durma noktasına getiren grev nedeniyle güvenlik önlemleri sıkılaştırıldı. Başkent dışında Cuzco, Huacho, Ayacucho ve Piura gibi şehirlerde de şoförler greve gitti.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve ABD Başkanı Joe Biden gibi dünya liderlerinin gelecek ay APEC Asya-Pasifik Zirvesi için Lima’ya gelmesi beklenirken, zirve sırasında Boluarte karşıtı 72 saatlik bir gösteri düzenleneceği duyuruldu. – LİMA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in Filistin ve Lübnan’a yönelik saldırılarına, Irak İslami Direniş Örgütü’nden misilleme geldi. Örgütten yapılan açıklamada, Lübnan’ın Tabarja bölgesindeki 1, Ürdün Vadisi’ndeki 2 ve Suriye’ye ait işgal altındaki Golan Tepeleri’ndeki 1 hayati önemdeki İsrail hedefine yönelik İHA saldırısı gerçekleştirildiği bildirildi. Saldırıların İsrail’e misilleme olarak yapıldığı vurgulanan açıklamada, “Tüm operasyonlarımız, işgale karşı direnişimizin devamı, Filistin ve Lübnan’daki halkımıza destek ve İsrail’in çocuklar, kadınlar ve yaşlılar da dahil olmak üzere sivillere karşı sürdürdüğü katliamlara karşılık niteliğindedir” ifadeleri kullanıldı. Irak İslami Direniş Örgütü’nün “düşmanın kalelerini artan bir yoğunlukla vurmayı sürdüreceği” kaydedildi. – BAĞDAT
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Filistin’in Moskova Büyükelçiliği ile Venezuela’nın Moskova Büyükelçiliğinin organizasyonuyla yapılan etkinliğe, Filistin’in Büyükelçisi Abdel Hafız Nofal, Venezuela’nın Moskova Büyükelçisi Jesus Rafael Salazar Velasquez ve çok sayıda Filistin, Rus ve Venezuela vatandaşı katıldı.
Etkinliğe Filistin bayraklarıyla katılanlar, Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun saldırılarında hayatını kaybedenlerin anısına çiçek bıraktı, Filistin lehine sloganlar attı.
Filistin’in Moskova Büyükelçisi Nofal, burada yaptığı konuşmada, İsrail’in Gazze’de soykırım yaptığını belirterek, “Gazze’de olanlar, İsrail tarafından yaratılan büyük bir sorun. İsrail bir yıldır Hamas’ın eylemlerini gerekçe göstererek sivillere saldırılar düzenliyor.” dedi.
Buna karşı çıktıklarını söyleyen Nofal, “40 binden fazla Filistinli öldürüldü, 100 binden fazla Filistinli yaralandı. Gazze yok ediliyor. Okullar bombalandığı için 645 bin Filistinli eğitim göremiyor. Hastaneler, camiler, kiliseler, binalar, yollar yok edildi. Yarın saldırılar durdurulursa Gazze’nin yeniden inşa edilmesi için 90 milyar dolara ve 10 yıla ihtiyaç var.” diye konuştu.
Filistinlilerin gıdaya ihtiyaçları olduğuna işaret eden Nofal, Gazze’de barışın sağlanması gerektiğini vurguladı.
Venezuela’nın Moskova Büyükelçisi Velasquez de Filistin, Yemen, Lübnan gibi İslam ülkelerindeki halklara uygulanan soykırıma karşı çıktıklarını belirterek, “İsrail, ABD ve Anglosakson ülkelerin desteğiyle ayrımcılık ve zulüm uyguluyor.” ifadesini kullandı.
Latin Amerika ülkelerinin İsrail’in eylemlerine karşı çıktığını söyleyen Velasquez, şöyle devam etti:
” Çocuk, kadın ve sivillere uygulanan soykırıma karşı çıkıyoruz. Buna göz yumamayız ve bunu kenardan izleyemeyiz. İsrailliler Gazze Şeridi’ni harabeye dönüştürdü. Buradaki insanlar, gıdaya erişimden, serbest hareket etmekten, sağlık hizmetlerinden yoksun. Filistin halkının yok edilmesine karşı çıkıyoruz ve bunun durdurulmasını istiyoruz. Filistin devletinin tanınması gerekiyor. Ancak bu şekilde barış sağlanabilir.”
Velasquez, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun talimatıyla birçok ülkede İsrail ve ABD’nin eylemlerine karşı etkinlikler düzenleneceğini söyledi.
“Gazze’de halk yok ediliyor”
Etkinliğe katılan Rus vatandaşlarından Oksana Hokonova, AA muhabirine, Filistinlileri desteklemek için ellerinden geleni yaptıklarını dile getirerek, “İlk önce Gazze’de durum beni bir Müslüman olarak rahatsız ediyor. Ancak Filistin’i desteklemek için mutlaka Müslüman olmaya gerek yok, insan olmak lazım. Bu durum bizi endişelendiriyor.” dedi.
Uluslararası toplumun Gazze’de akan kanın durdurulması için yeterince adım atmadığını söyleyen Hokonova, “Gazze’de halk tamamıyla yok ediliyor, etnik temizlik yapılıyor.” diye konuştu.
Moskova’da eğitim gören Venezuelalı öğrencilerden Alberto Alava da Filistin halkını desteklediklerini belirterek, “Gazze’deki trajedinin sona ermesini, Filistin halkının huzur içinde yaşamasını istiyoruz.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Almanya’da çeşitli temaslarda bulunan TBMM Avrupa Birliği (AB) Uyum Komisyonu Başkanvekili Göka, Köln’deki Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) Genel Merkezinde basına açıklamada bulundu.
Göka, Avrupa Konseyi’nde Müslüman karşıtı ırkçılık sorununun çözülmesi için siyasi muhataplarıyla görüşmeler yaptıklarını ifade etti.
Göka, “Avrupa Konseyi’ndeki siyasi muhataplarımız birçok rakamları biliyorlar, bu konunun çok ehemmiyeti olduğunu da görüyorlar. Fakat biliyorsunuz medyada Müslümana saldırı olduğunda konu farklı işlenir, Müslüman saldırırsa farklı işleniyor. Medyada önyargısız ve tarafsız bir yayın yapılması gerekiyor. Sonuçta ırkçılık herkesi tehdit eden bir zehirdir.” dedi.
Aşırı sağ partilerin birçok ülkede etkin durumda olduklarını ve Müslümanlara karşı önyargı içeren bir dille herkesi aynı kefeye koyduklarını belirten Göka, şöyle devam etti:
“Bu insan hakları açısından da kabul edilemez bir durum. Dolayısıyla önyargılı yaklaşmamak, durumları objektif şekilde ele almak lazım. Biz bu olayları takibin içerisinde oluyoruz ve buradaki makamların da olayları ciddiye alıp hızla sonuçlandırmalarını bekliyoruz. Burada herkesin çok sorumlu davranması lazım. Yani sivil toplum kuruluşlarının da medyanın da siyasetçilerin de herkesin çok daha sorumlu olması gerekiyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Ankara’nın Başkent oluşunun 101’inci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen resepsiyonda, ” Gazze’deki durum, tüm insanlık için derin bir üzüntü kaynağıdır. Sivil kayıplar, özellikle çocuklar ve kadınlar üzerindeki etkisi inkar edilemez” dedi.
Ankara’nın Başkent oluşunun 101’inci yıl dönümü dolayısıyla Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve eşi Nursen Yavaş’ın ev sahipliğinde bir resepsiyon düzenlendi. Resepsiyonda konuşan Mansur Yavaş, ülke coğrafyasında savaşların art arda gerçekleştiğine değinerek, İsrail’in Filistin ve Lübnan’a saldırılarına dikkat çekti. Yavaş, “Gazze’deki durum, tüm insanlık için derin bir üzüntü kaynağıdır. Sivil kayıplar, özellikle çocuklar ve kadınlar üzerindeki etkisi inkar edilemez. Bu yaşananlar uluslararası hukuka ve insan haklarına açıkça aykırıdır. Barışın sağlanması için acilen diyalog ve uzlaşıya ihtiyaç vardır” dedi.
‘ÇOCUKLAR İÇİN GÜVENLİ BİR ORTAM SAĞLANMALIDIR’
Uluslararası toplumun insani yardımları hızlandırması ve bu trajediyi sona erdirmek için ortak çaba göstermesi gerektiğine değinen Yavaş, “Her bir canlının yaşama hakkına saygı gösterilmeli ve geleceğimizin teminatı olan çocuklar için güvenli bir ortam sağlanmalıdır. Unutmayalım ki barış yalnızca bir hedef değil, aynı zamanda insanlık onurunun gereğidir. Tüm ülkeleri bu trajediyi durdurmak ve dayanışma için adaletin sağlanmasına davet ediyoruz. Birlikte daha güvenli bir gelecek için el birliğiyle çalışalım. Nitekim bu noktada fikrimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi yurtta barış, dünyada barıştır. Göreve geldiğimiz günden beri tarihi sorumluluğumuzun farkında olarak Atatürk’ün bizlere bıraktığı bu mirasa ve gönlünde özel bir yeri olduğunu ifade ettiği Ankara halkına layık olmak için var gücümüze çalışmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “Duruşumuzun çok iyi anlaşılması bakımından bir kere daha altını çizerek söylüyorum; çözüm süreci, diyalog, uzlaşma gibi şekere bulanmış zehirlerin, milletimize yeniden yutturulmasına asla rıza göstermeyecek ve izin vermeyeceğiz” dedi.
BBP Genel Başkanı Destici, parti genel merkezinde yapılan İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Destici, İsrail’in Gazze ve Lübnan’a gerçekleştirdiği saldırılara ilişkin, “Bugün katledilen çocuklar ve masum kadınlar, başka dinden de olsalardı, başka coğrafyada da yaşasalardı yine mazlumların tarafında olacaktık. Her zaman mazlumların yanında duracağız. Bu duruşu siyasetin gereği olarak görmüyoruz, insanlığın bir gereği olarak görüyoruz. Konunun bir diğer yönü, bölgemizin dolayısıyla Türkiye’nin güvenliğidir. Kudüs’te, Gazze’de, Filistin’de Müslümanların yok edilmesini, İsrail’in sınırlarını Türkiye’nin sınırlarına taşıyan arzımevut hayalini kademe kademe ilerletilmeye çalışıldığı; Irak’ın, Suriye’nin, İran’ın ve Türkiye’nin parçalanarak, Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi, İran’ın kuzeybatısında ve Türkiye’nin güney doğusunda bir terör devleti kurulması projesini yok sayamayız, görmezden asla gelemeyiz. Bu süreçte, ‘Filistin’de yaşananlardan bize ne’ diye ortalıkta dolaşan, farklı ideolojilerin maskesini takmış sayısız siyasetçi, sözde akademisyen, sözde gazeteci kılıklı provokatörler gördük. Kendilerini elbette ciddiye almıyoruz ama yaşananların anormalliğini ortaya koymak ve vatandaşımıza göstermek mecburiyetindeyiz. 30 bini kadın ve çocuk 50 bin sivilin ölümünden rahatsız olacak bir vicdana, yaşananların Türkiye ile ilgilisini anlayacak akla sahip olmayanlara milletin kaderini teslim edecek değiliz” dedi.
‘HİÇBİR ZAMAN SİYASİ PARTİ OLARAK KABUL ETMEDİK VE ETMEYECEĞİZ’
Bir süredir, ‘çözüm süreci’, ‘diyalog’ ve ‘uzlaşma’ terimleri üzerinden terör örgütü uzantılarını meşrulaştırma çabalarının gündeme taşındığını söyleyen Destici, “Gazeteci arkadaşlarımızın soru sormalarına gerek kalmadan, hiçbir zaman değişmemiş ve değişmeyecek olan duruşumuzu, düşüncelerimizi, tekrar anlamayanların, anlamazlıktan gelenlerin ya da anlamamakta direnenlerin anlayacağı şekilde anlatmak istiyorum. Terör örgütünün talimatı ile kurulmuş, yöneticilerini, adaylarını, politikalarını, söylemlerini kanlı bir terör örgütünün belirlediği bir topluluğu hiçbir zaman siyasi parti olarak kabul etmedik ve etmeyeceğiz. Ülkelerinde şiddetle iltisaklı olan, şiddeti yöntem olarak belirlemiş hiçbir yapılanma ve faaliyetin demokrasi zemininde hiçbir yerde bulunmasına izin vermeyen Batılı ülkeler, 40 binin üzerinde ölüme neden olmuş bir terör örgütünün uzantılarını, bağrımıza, devletimize, demokrasimize, sosyal hayatımıza hançer gibi sokmalarında iyi niyet görmüyorum, aramıyorum” diye konuştu.
‘AYNI YILANLARA ISIRILMAMALIYIZ’
“Duruşumuzun çok iyi anlaşılması bakımından bir kere daha altını çizerek söylüyorum; çözüm süreci, diyalog, uzlaşma gibi şekere bulanmış zehirlerin, milletimize yeniden yutturulmasına asla rıza göstermeyecek ve izin vermeyeceğiz” diyen Destici, “Bakınız, terör örgütünün siyasi partisi pazar günü Diyarbakır’da, İmralı canisi, 40 bin kişinin katili, terörist başına, özgürlük diye miting yapmak istiyor. Bakın, çözüm sürecinin sözünün bile edilmesi nelere cesaret veriyor, bunu görmek lazım. Geçmişte yaşananları hepimiz biliyoruz. Aynı yılanlara, aynı deliklerden ısırılmamalıyız. Valiler, ‘Hiçbir siyasi partinin bu eylemlerine müsaade yoktur’ diyor. Hasta adam Ahmet Türk çıkıyor, diyor ki; ‘Geri adım atmayacağız.’ Ne oldu? Sen ne zaman iyileştin? Ölüyordun hastanede. Bir başka terörist milletvekili çıkıyor, devlete meydan okuyor ama Diyarbakır Valimizi ve İçişleri Bakanlığımızı tebrik ediyorum” dedi.
‘İDAM CEZASI MUTLAKA GERİ GETİRİLMELİDİR’
Son günlerde yaşanan toplumsal olayların infiale neden olduğunu söyleyen Destici, infaz sisteminde değişiklikler yapılması gerektiğini ve caydırıcılık ilkesinin yeniden tesis edilebilmesi için ceza oranlarının artırılması önerisinde bulundu. Destici, “Tahliyesiz müebbet hapis cezası geri getirilmelidir. İdam, Türkiye ve Müslüman Türk milleti için bir zarurettir. İdam cezası, bugünün Türkiye’si için mecburiyettir ve idam cezası mutlaka ama mutlaka geri getirilmelidir. Bu gerçekleri ilk kez ve sadece BBP dile getirdi ve dile getirmeye devam edecektir. Çünkü BBP milletin vicdanı ve güvencesidir” diye konuştu.
Haber-Kamera: Aliekber METE-Celal ATALAY/ANKARA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Innsbruck Meydanı’nda başlayan ve Steglitz metro durağına kadar süren Filistin’e destek yürüyüşünde, İsrail’in Gazze ve Lübnan’daki saldırılarına tepki gösterildi.
Yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı yürüyüşte “Soykırımı fonlamayı durdurun”, “Cinayetleri durdurun”, “Almanya finanse ediyor, İsrail bombalıyor”, “Filistin’e özgürlük”, “Gazze’nin işgaline hayır” sloganları atıldı.
Geniş güvenlik önlemleri alan polis, gösteri esnasında zaman zaman çıkan arbedede bazı yürüyüşçüleri kısa süreliğine gözaltına aldı. Kimlik tespiti yapılmasının ardından bu kişiler salıverildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sarıyer’deki başkonsolosluk önünde toplanan grup adına açıklama yapan Kongre Koordinatörü ve BitlisEren Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adem Palabıyık, İsrail’in işgal ve istila girişimine karşı Gazze halkının verdiği mücadelenin din, ahlak ve uluslararası hukuk açısından meşru ve onurlu olduğunu söyledi.
Filistin ve özelde Gazze’nin, Osmanlı mirası ve cihadın son kalesi olduğunu vurgulayan Palabıyık, şöyle konuştu:
“Gazze, günümüzün okçular tepesidir. Gazze düşmemelidir. Devletimiz ve Sayın Cumhurbaşkanı’mız, tam anlamıyla Gazze’nin yanındadır. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın son grup toplantısında, ‘Bedeli ne olursa olsun İsrail’in karşısında duracağız.’ sözü, özellikle akademik dünyaya ve halkımıza güç vermiş ve Cumhurbaşkanı’mız küresel vicdanın sesi olmuştur. ABD’nin parlamentosunda katil Netanyahu’yu ayakta alkışlaması asla kabul gören bir tavır değildir. Bugün burada olmamızın sebebi, bu ayıbı ve utanmazlığı küresel vicdana duyurmak ve katili alkışlayanları kabul etmediğimizi vurgulamaktır.”
Gruptakiler, açıklamanın ardından Gazze’de hayatını kaybedenler için dua etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gümüşhane’de sivil toplum kuruluşları (STK) tarafından Gazze işgalinin 1’inci yıl dönümünü protesto etmek amacıyla yürüyüş gerçekleştirildi. Kent merkezinde bulunan Fatih Parkı önünde toplanan kalabalık ellerinde ‘Katil ABD Ortadoğu’dan Defol’ ve ‘Katil İsrail, Filistin’den Defol’ yazılı pankartlarla yürüyerek İsrail aleyhine sloganlar attı.
15 Temmuz Zafer Meydanı’nda sona eren yürüyüşün ardından tüm STK’ler adına basın açıklamasına okuyan AGD Gümüşhane Şube Başkanı Furkan Ustakurt, Gazze işgalinin ve Müslümanlara yapılan zulmün bir an önce sona ermesi gerektiğini söyleyerek, “Batı’yı arkasına alan İsrail, bütün bölgeyi ateşe vermeye başladı. Geçen yıl Gazze’de başlayan vahşet ve soykırım bugün Lübnan ve Yemen’e de sıçramış durumda. Bugün bu meydanda, Filistin halkının haklı mücadelesine ve direnişine destek olmak, Gazze’den sonra Lübnan’a sıçrayan, Yemen’i de hedef alan bu alçakça işgale, katliam ve soykırıma dur demek için buradayız. Türkiye, uzun zamandır bu uyarıyı yapıyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nın geçen haftaki uyarısı bu noktada çok önemli. İsrail’in bir sonraki hedefi Türkiye olacaktır. Emperyalist stratejilerle Siyonist İsrail’in arz-ı mevud hedefi birbiriyle örtüşüyor. Doğu Akdeniz’deki savaş gemilerini, katil rejime yapılan silah yardımlarını başka nasıl açıklayabiliriz? Kirli bir oyunla karşı karşıyayız. Onun için tekrar altını çizmekte fayda var: Türkiye’nin savunması Gazze’den başlar” dedi.
Basın açıklamasının ardından yapılan duaların ardından grup dağıldı. – GÜMÜŞHANE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİVAS’ta İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarınınım birinci yıl dönümü dolayısıyla Filistin halkına destek amacıyla yürüyüş düzenlendi.
Filistin Destek Platformu tarafından İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarının birinci yıl dönümü nedeniyle yürüyüş yapıldı. Tren garı önünde toplanan sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar “Direnişe Selam Siyonizme Lanet” pankartıyla birlikte İnönü Bulvarı üzerinden Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdü. Yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı yürüyüşte İsrail’in saldırılarına sloganlarla tepki gösterilirken, Filistin’e destek amaçlı dövizler taşındı. Yürüyüşün ardından platform adına basın açıklaması yapan Anadolu GençlikSivas Şube Başkanı Emre Altun, “Tüm dünyada insani ve islami değerleri kuşanmış vicdan sahibi haklar siyonist işgal politikalarını, katliamlarını protesto etmek ve Filistin direnişine destek olmak için meydanlarda. Bu dava sadece Filistin ve Gazze halkının davası değildir. Azgın bebek katillerinin utanç verici vahşetine karşı vicdan sahibi insanların ortak davasıdır. Bu dava sadece son bir yılda işlenen katliamlara değil bir asırdır devam eden soykırıma karşı olanların ve terör devletlerinin zulümleri karşısında yürekleri sızlayan ümmetin ortak davasıdır. Bu dava bölge haklarının ortak davasıdır” dedi.
Haber-Kamera: Uğur YİĞİT/SİVAS,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yalova Gönüllü Sivil Toplum Kuruluşları Platformu (GÖNÜLDER) tarafından organize edilen etkinlikte, “Nehirden Denize Özgür Filistin” sloganıyla Deprem Anıtı’ndan 15 TemmuzDemokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüyüş gerçekleştirildi.
Türkiye ve Filistin bayraklarının açıldığı yürüyüşe katılan vatandaşlar, İsrail aleyhine sloganlar atarak tekbir getirdi.
Yürüyüş sonrası basın açıklamasını okuyan GÖNÜLDER Sözcüsü Hacı Ömer Anlayışlı, İsrail’in bölgede yaptığı soykırımla ilgili bilgiler verdi.
İsrail’in saldırılarına destek veren Batılı ülkeleri eleştiren Anlayışlı, soykırımcı rejimin insanlığın başına gelmiş en büyük felaketlerden olduğunu söyledi.
Anlayışlı, yıllardır belirli aralıklarla devam eden vahşi katliam ve işgal eylemleriyle sabıkalı İsrail’in özellikle bir yıldan beri, Filistin’de soykırım suçunu en vahşi şekilde işlediğini belirterek, şunları kaydetti:
“365 gündür kesintisiz devam eden saldırılar sonucu on binlerce çocuk, kadın, yaşlı, hasta ve engelli ve yüzlerce gazeteci, sağlık çalışanı, insanı yardım çalışanı katledilmiştir. İsrail’in terörü karşısında BM ve AB gibi uluslararası örgütler engelleyici bir rol üstlenmedikleri gibi, İsrail’i koruyup kollamaktadırlar. AB’ye üye ülkeler İsrail’e silah ve para desteğinde bulunurken, BM Güvenlik Konseyi, İsrail terör örgütünün dokunulmazlığını tescilleyen bir rol üstlenmiştir. Uluslararası ilişkilerde ‘İsrail istisnacılığı’ olarak tanımlanan bu tavır, uluslararası mekanizmaları, hukuku, insan hakları sözleşmelerini işlevsizleştirmiş, uluslararası sistemin ana aktörü olan emperyalist batı ülkeleri bu siyonist soykırımın ortağı
olmuşlardır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzurum Sivil Toplum Platformunca (ESTP), İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını 365’inci gününde “Direnişe selam, siyonizme lanet” mottosuyla protesto etmek için öğlen namazı sonrası tarihi LalapaşaCami bahçesinde program düzenlendi.
Programda sivil toplum kuruluşlarının üyeleri ve vatandaşlar, taşıdıkları döviz, Türk ve Filistin bayraklarıyla Filistin’e destek verdi.
Grup adına basın açıklaması yapan Memur-Sen İl Başkanı ve Eğitim-Bir-Sen 2 Nolu Şube Başkanı Mustafa Karataş, İsrail’in 365 gündür Gazze’de soykırım yaptığını söyledi.
İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını lanetleyen Karataş, “Dünyanın bu suskunluğu çoğu çocuk ve kadın 42 binden fazla insanı katleden, hastaneleri, okulları ve ibadethaneleri bombalayan soykırımcıyı, kandan beslenen katil sürüsünü cesaretlendiriyor.” dedi.
Karataş, bazı Batılı ülkelerin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu alkışladığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Siyonist İsrail, 7 Ekim’den bu yana 17 bini çocuk, 11 bin 500’ü kadın olmak üzere 42 binden fazla Filistinli masumu katletti. Bunlar resmi rakamlar, 97 binden fazla yaralı ve on binlerce kayıp var. Bunlar istatistiki rakam değil bunların her biri insan, her biri kardeşimiz. Bunlar, bizim evlatlarımız, annelerimiz ve bacılarımız. Bunlar, insan vicdanını kanatan gerçekler.”
Gruptakiler, basın açıklamasının ardından hayatını kaybedenler için dua ederek dağıldı.
Erzincan
Erzincan’da İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına tepki göstermek amacıyla “Soykırıma İsyan, Filistine Destek Yürüşü” düzenlendi.
Öğle namazı sonrası Cami Kebir Camisi’nin avlusunda toplanan sivil toplum kuruluşu üyeleri ile vatandaşlar, Türk ve Filistin bayraklarıyla İsrail ve ABD aleyhine slogan atarak Kızılay Meydanı’na yürüdü.
Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından grup adına basın açıklaması yapan Diyanet-Sen Erzincan Şube Başkanı Zakir Yıldız, İsrail’in 365 gündür çocuk kadın demeden Gazze’de soykırım uyguladığını anımsattı.
Dünyanın bu suskunluğunun çoğu çocuk ve kadın 42 binden fazla insanı katleden, hastaneleri, okulları, ibadethaneleri dahi bombalayan soykırımcıyı, kandan beslenen katil sürüsünü cesaretlendirdiğini belirten Yıldız, şöyle konuştu:
“Batılı emperyalist güçler, İslam’a ve Müslümanlara düşmanlıklarını İsrail denen siyonist katil çete eliyle gerçekleştiriyor. Söz konusu Müslümanlar olunca bugüne kadar iddia ettikleri demokrasi, insan hakları, özgürlük gibi bütün değerlerini çiğnemeleri bundan. Aklın, idrakin ve vicdanın rafa kalktığı bu kör bir inanç, emperyalizmin desteği ile dünyayı bir cehennem çukuruna sürüklüyor.”
Basın açıklaması, duanın ardından sona erdi.
Kars
Kars’ta Memur-Sen Şubesinin öncülüğünde bir araya gelen STK’ler, İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırıları kınadı.
Sultan Alpaslan Külliyesi önünde toplanan grup, döviz ve pankartlarla Faikbey Caddesi’nde yürüyerek Gazi Ahmet Muhtar Paşa Konağı yanındaki parka geldi.
Memur-Sen Kars Şube Başkanı Ahmet Altun, saldırıları kınadı.
Siyonist İsrail’in Gazze’de 365 gündür soykırım yaptığına dikkati çeken Altun, şunları dile getirdi:
“Dünya kör, dünya sağır, dünya suskun. Dünyanın bu suskunluğu, çoğu çocuk ve kadın kırk 42 binden fazla insanı katleden, hastaneleri, okulları, ibadethaneleri dahi bombalayan soykırımcıyı, kandan beslenen katil sürüsünü cesaretlendiriyor. Çocukları öldürmeyi itikatlarının gereği sayan devlet görünümlü sapkın terör örgütü, emperyalist sistemin koruması altında bölgeyi kan gölüne çeviriyor ve soykırım siyasetini bütün bölgeye yayıyor.”
Ardahan
Ardahan’da İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarının birinci yılında tepki göstermek amacıyla “Soykırıma Hayır” yürüyüşü düzenlendi.
Kentte ikindi namazı sonrası Merkez Camisi önünde toplanan sivil toplum kuruluşu üyeleri ile vatandaşlar, Türk ve Filistin bayraklarıyla İsrail ve ABD aleyhine slogan atarak Milli Egemenlik Parkı’na yürüdü.
Burada yapılan açıklamaların ardından yürüyüş tamamlandı.
Iğdır
Iğdır’da Tansu Çiller Caddesi’nde toplanan kalabalık, Vali Yolu Caddesi’nden Millet Bahçesine yürüdü.
“Filistin’e Destek Platformu” tarafından düzenlenen etkinlikte Vali Ercan Turan, İl Emniyet Müdürü Erden Sakarya ve vatandaşlardan oluşan kalabalık, “Kahrolsun İsrail” sloganları attı.
Millet Bahçesi’nde Filistin temalı resim sergisi ve basın açıklaması düzenlendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, İran’a yönelik açıklamalar yaptı. İran’ın 2 İsrail hava üssünü vuran saldırısına değinen Gallant, “İranlılar hava kuvvetlerinin kabiliyetlerine dokunmadı. Hiçbir uçak hasar görmedi, hiçbir filo devre dışı kalmadı” dedi.
İran’a tehdit dolu mesajlar gönderen Gallant, “İran’ın İsrail’e zarar vermeye çalışırsa sonu Gazze ya da Beyrut gibi olabilir. Bize zarar verme girişiminin bizi harekete geçmekten alıkoyacağını düşünenler Gazze ve Beyrut’a bir göz atmalı. Hem savunmada hem de hücumda güçlüyüz ve bunu istediğimiz şekilde, istediğimiz zamanda ve istediğimiz yerde hayata geçireceğiz. ve bunlar bizim için sadece bir açıklama ya da sadece bir yönlendirme değil, bir çalışma planıdır” ifadelerini kullandı. – TEL AVİV
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>PAPA Franciscus, uluslararası topluma barış çağrısında bulundu.
Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus, uluslararası topluma barış çağrısı yaptı.
Papa, Vatikan’ın Aziz Petrus Meydanı’na bakan ofisinin penceresinden gerçekleştirdiği geleneksel pazar duasının ardından uluslararası gelişmelere ilişkin mesaj verdi.
Katoliklerin ruhani lideri, “Tarihimizin bu dramatik anında, savaş rüzgarları tüm halklar ile ulusları acıya sürüklerken, Filistinliler, Gazze’de ve diğer bölgelerde büyük acı çekiyor. Bunlar çoğunlukla masum siviller ve insani yardım alması gerekenler. Lübnan dahil tüm cephelerde derhal ateşkes çağrısında bulunuyorum. Lübnanlılar için, özellikle de güneyde köylerini terk etmek zorunda kalanlar için dua ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Papa Franciscus, yarının 7 Ekim 2023’ün yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, esirlerin serbest bırakılması isteğini de dile getirdi.
Papa, yarın dünya barışı için dua ve oruç günü olacağını söyleyerek, “Uluslararası topluma, intikam sarmalına son vermeleri ve İran’ın birkaç gün önce gerçekleştirdiği gibi bölgede daha büyük bir savaşa yol açabilecek saldırıların artık tekrarlanmaması çağrısında bulunuyorum” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dışişleri Bakanlığının X sosyal medya hesabından yapılan paylaşıma göre, Fidan, KKTC Başbakanı Üstel ile Ankara’da görüştü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İRAN Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan, İsrail’in saldırgan politikalarına karşı İran’ın meşru müdafaa hakkını kullanarak sert bir yanıt verdiklerini açıkladı. Pezeşkiyan, “Bu sadece gücümüzün küçük bir kısmı. İran’la bir çatışmaya girmeyin” dedi.
İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail’in bölgedeki saldırgan tutumuna karşı İran’ın verdiği tepkiyi savundu. Pezeşkiyan, “Meşru haklarımız çerçevesinde ve bölgedeki barış ve güvenlik için İsrail’in saldırılarına karşılık verdik. Bu adım, İran’ın çıkarlarını ve vatandaşlarını korumak için atılmıştır” ifadelerini kullandı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya hitaben konuşan Pezeşkiyan, “İran savaş yanlısı bir ülke değil, ancak her tehdide kararlılıkla karşılık verir. Bu sadece gücümüzün küçük bir kısmı. İran’la çatışmaya girmeyin” uyarısında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, “Buradan bir kez daha Gazze’de acil kalıcı ateşkesin sağlanması ve insani yardımların ulaştırılması çağrımızı tekrarlıyorum. Lübnan halkının ve hükümetinin de bu süreçte yanında olmamız gerekiyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, baş başa ve heyetler arası görüşmenin ardından Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ile ortak basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, Cumhurbaşkanı Stubb’u Ankara’da misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade etti. Erdoğan, “Bildiğiniz üzere Finlandiya geçtiğimiz sene NATO üyesi olmuştur. Dostluk bağlarımıza NATO müttefikliğinin eklenmesi, ikili iş birliğimizi yeni bir boyuta taşımıştır. Bugün de görüşmelerimiz vesilesiyle kıymetli mevkidaşımla Türkiye-Finlandiya ilişkilerini geliştirme yönünde ortak irademizi teyit ettik. İkili ticaret hacmimiz bir önceki yıla kıyasla geçtiğimiz sene yaklaşık yüzde 6’lık artış göstererek 2,2 milyar dolar seviyesini aşmıştır. Müşterek gayretlerimizle 5 milyar dolarlık hedefimize kısa sürede ulaşacağımıza inanıyorum. Önümüzdeki sene Finlandiya’da düzenlemeyi planladığımız Ortak Ekonomi ve Ticaret Komisyonu Toplantısını bu bakımdan önemsiyoruz” dedi.
‘BU ALANDA ATILAN ADIMLAR MEMNUNİYETLE TAKİP EDİYORUZ’
Erdoğan, görüşmede NATO müttefikleri olarak savunma sanayi alanındaki iş birliğini de ele aldıklarını ifade ederek, “Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği sürecinde üçlü muhtırayla tesis ettiğimiz daimi ortak mekanizma, terörle mücadele iş birliğimizin güçlendirilmesine yardımcı olmaktadır. Bu alanda atılan adımları da memnuniyetle takip ediyoruz. Tabii beklentilerimizi de en üst düzeyde aktarıyoruz” diye konuştu.
‘İŞ BİRLİĞİMİZİ DERİNLEŞTİRMENİN KÜRESEL MEYDAN OKUMALARLA MÜCADELE BAKIMINDAN ÖNEMLİ OLDUĞUNA İNANIYORUZ’
Erdoğan, Türkiye’nin kalıcı barış, istikrar ve refah ortamının tesisi için ara buluculuk konusunda öncü bir rol oynadığını belirterek şunları söyledi:
“Finlandiya ile Arabuluculuk Dostlar Grubunun eş başkanlığını yürütmekteyiz. Bu alandaki iş birliğimizi derinleştirmenin, küresel meydan okumalarla mücadele bakımından önemli olduğuna inanıyoruz. Görüşmelerimizde ikili münasebetlerimizin yanı sıra Gazze’de yaşanan soykırım, Lübnan’a sıçrayan Orta Doğu yangını ile Türk- Avrupa Birliği ilişkileri başta olacak şekilde güncel meseleleri değerlendirdik. Finlandiya’nın Avrupa Birliği’ne üyelik sürecimize yönelik desteğini artırarak sürdürmesine dair beklentimi Sayın Stubb ile paylaştım. İstişarelerimizde Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine olan desteğimizin bir kez daha altını çizdik. Ukrayna’daki yıkımın bir an evvel son bulması ile adil ve nihai bir çözüme ulaşılmasının ancak diplomasi yoluyla mümkün olduğuna dair kanaatimi Sayın Cumhurbaşkanına ifade ettim”
‘FİLİSTİN DEVLETİNİN TANINMASI DAHA BÜYÜK ANLAM İFADE EDİYOR’
Erdoğan, Gazze ve Lübnan’a yönelik İsrail saldırganlığının da gündemlerinin odağında yer aldığını vurgulayarak, “İsrail’in katliamlarıyla ilgili tavrımızı hem Birleşmiş Milletler’de hem de bugün Meclisimizde açık yüreklilikle dile getirdim. İsrail’in hakka, hukuka aykırı işgal ve ilhak arayışına karşı tavrımız, tüm devletlerin ve uluslararası kuruluşların asli görevidir. Buradan bir kez daha Gazze’de acil kalıcı ateşkesin sağlanması ve insani yardımların ulaştırılması çağrımızı tekrarlıyorum. Lübnan halkının ve hükümetinin de bu süreçte yanında olmamız gerekiyor. Güvenlik Konseyi başta olmak üzere barışı ve güvenliği sağlamakla görevli uluslararası teşkilatların etkisiz kaldığı bu ortamda Filistin Devleti’nin tanınması, daha büyük anlam ve önem ifade ediyor. 7 Ekim’den bu yana 9 ülke Filistin Devleti’ni tanımıştır. Hala bunu yapmayan ülkelere Filistin Devleti’ni tanıma çağrımızı tekrarlıyoruz” diye konuştu.
Finlandiyalı bir gazetecinin, Finlandiya’nın ve İsveç’in NATO’ya üyeliğinin Türkiye tarafından onaylanma süreciyle ilgili bir sorusu üzerine Erdoğan, “Finlandiya’yı biz öyle zannedildiği gibi bekletmedik” diye yanıt verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURİYET Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, ayağa kalkma tartışmaları ile ilgili “Seneye geldiğinde ekstra şartlar oluşmaz, bu meclise bir saygısızlık olmazsa ve seneye kadar seçim yapılmazsa yine ayağa kalkarız. Ondan sonraki senesi yok zaten. O zaman Sayın Erdoğan’ın grubu Cumhuriyet Halk Partili bir cumhurbaşkanı için kalkacak” dedi.
CHP Lideri Özel, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Tören Salonu’nda 28’inci Dönem 3’üncü Yasama Yılı açılışı nedeniyle düzenlenen resepsiyona katıldı. Burada basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘ayağa kalkma’ tartışmaları ile ilgili açıklamasının sorulması üzerine, “Bu açıklamanın cevap verilecek bir kısmı var. Onun yeri bu yüce çatı değil. Parti içi bir meseleye burada cevap vermema ama cevap verilecek bir kısmı var. Katıldığım tarafı da şu; Cumhuriyet Halk Partisi gerçekten sadece halk için ayağa kalkar. Biz 31 Mart seçimlerinden sonra Ankara’da emekliler için ayağa kalktık. Yerel seçimlerden sonra ilk miting ne zaman yapılmış diye geçmişe bakarsanız yıllar sonra olduğunu görürsünüz. Emekçiler için Gebze’de ayağa kalktık. Tarımdaki sorunları duyduk Rize’de çay üreticileri için ayağa kalktık. Gaziantep’te fıstık üreticileri, Hayrabolu’da fındık üreticileri ve Fındık üreticileri için ayağa kalktık. Manisa’da tarımın bütün sorunları için ayağa kalktık. Atanamayan öğretmenler için ayağa kalktık. Yani biz halk için yerel seçim zaferinden sonra hiç oturmadık. Ben 5 Kasım sürecine giderken de bugüne gelirken de çizgimizde bir milim sapma yok. Dün böyle dediğimizi başka türlü yapmıyoruz. Millet de bunu takdir etti 47 yıl sonra bizi birinci parti yaptı. Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 22 yıllık süreçte ilk kez önüne geçildi, hem de öyle böyle önüne geçilmedi. Biz ne yaptığımızı biliyoruz ve inanılmaz biçimde toplumsal karşılığı var. O yüzden içim çok rahat ama bahsettiniz paylaşımın cevap verilmesi gereken diğer kısmına burada yanıt vermem parti terbiyeme uymaz” dedi
‘YİNE AYAĞA KALKARIZ’
Özgür Özel, ayağa kalkma tartışmaları ile ilgili, “Biz bugüne kadar Abdullah Gül’e her zaman, Erdoğan’a 4 kez kalktık ama siyasi tansiyona göre kalkmadığımız da oldu. Ben siyasetin böyle gündeme gelmesinin millete yararı olduğunu düşünmüyorum. Biz makama saygıdan dolayı gelirken yeminine uygun bir konuşma bekleyerek ayağa kalktık. Konuşma bir siyasi parti lideri konuşmasıydı, giderken kalkmadık. Seneye geldiğinde ekstra şartlar oluşmaz, bu meclise bir saygısızlık olmazsa ve seneye kadar seçim yapılmazsa yine ayağa kalkarız. Ondan sonraki senesi yok zaten. O zaman Sayın Erdoğan’ın grubu Cumhuriyet Halk Partili bir cumhurbaşkanına kalkacak. Normalleşme dediğimiz; Devlet Bey’e DEM ile de el sıkıştırır, emeklinin, çiftçinin, esnafın, işçinin, memurun sorunu konuşulsun diye, ayağa kalktı kalkmadı tartışmalarını bir kenara bırakır milletin derdini konuşturur” ifadelerini kullandı.
‘FİLİSTİN’E ÖZEL UÇAK OPSİYONUNU KULLANARAK GİDECEĞİZ’
Gazze ve İsrail konusundaki gelişmeleri de değerlendiren Özel, “İsrail’in geçen sene Kasım ayından beri, devlet terörü yaptığını her zaman söylüyoruz. Söylemeye de devam edeceğiz. Başta ikinci başkanı olduğum Sosyalist Enternasyonal olmak üzere dünyanın her yerinde bu meseleyi dikkatlere sunuyorum ve Filistin için destek istiyorum” diye konuştu.
Filistin’e gidip gitmeyeceği sorulması üzerine konuşan Özel, şu ifadeleri kullandı;
“Mahmut Abbas yaptığımız telefon görüşmesinde ben ’15 Nisan’da Filistin’e gelecektim, sözleşmiştik’ deyince ‘Özgür Özel ve CHP bizden gün beklemez, geleceği günü bize bildirir’ dedi. Özel uçak opsiyonunu da kullanarak gideceğiz. Dışişleri Bakanlığı ‘Güvenliğinizi sağladığımız gün uçuşa izin vereceğiz’ dedi. Bu ayın sonuna doğru bir tarih vereceklerini söylediler. Ayrıca biz Filistin’de Ramallah’ta Sosyalist Enternasyonal toplantısı tertip etmek için konuştuk. Bu konuyu da oraya gittiğimizde görüşeceğim.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçiliğinden yapılan bilgilendirmeye göre, Kadıköy’deki yat kulübünde düzenlenen törende, uluslararası petrol ve doğal gaz uzmanı Aydın Özü’ye, İstanbul Fahri Konsolosu atama belgesi takdim edildi.
Törene, Sri Lanka’ya atanan ilk Türkiye Büyükelçisi olan İskender Okyay, Dışişleri Bakanlığı temsilcileri, diplomatlar, fahri konsoloslar, iş dünyasından temsilciler, akademisyenler ve çok sayıda davetli katıldı.
Geleneksel Sri Lanka yağ lambasının yakılmasıyla başlayan törende katılımcılara bu geleneğin amacı ve önemine ilişkin bilgi verildi.
Büyükelçi Dissanayake’nin sunumuyla devam eden etkinlikte, Fahri Konsolos Özü’nün görev ve sorumlulukları ile konsolosluk yetki alanı tanıtıldı.
Sri Lanka’nın tarihi, bağımsızlık sonrası gelişmeleri ve Osmanlı Devleti döneminden bu yana iki ülke arasındaki güçlü dostluk bağları anlatıldı.
Dissanayake, Sri Lanka’nın, Türk turistler de dahil olmak üzere artan popülaritesine ve Sri Lanka’nın Colombo Limanı’nın 2024’ün ilk çeyreğinde Alphaliner tarafından dünyanın en hızlı büyüyen limanı olarak gösterildiğine dikkati çekti.
İki ülke ilişkilerinde tarihi süreç
Görev belgesini kabul eden Özü de Türkiye ve Sri Lanka arasında uzun geçmişe dayanan ilişkilere işaret ederek şunları söyledi:
“Her iki ülke de Sri Lanka’nın bağımsızlığını kazandığı 1948’de resmi diplomatik ilişkiler kurmuş olmasına rağmen büyükelçilikler çok daha sonra kurulmuştur. İlki 2012’de Ankara’da, ardından 2013’te Kolombo’da. İki büyükelçiliğin kurulmasından bu yana siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkiler hızla ilerlemiştir. Sri Lanka’nın İstanbul Fahri Konsolosu olarak hizmet etmekten derin bir onur ve mutluluk duyuyorum. Türkiye’deki diğer Sri Lanka Fahri Konsolosları ile birlikte Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçiliği ile çalışarak iki ülke arasındaki ilişkileri daha da geliştireceğim ve Türkiye’ye çeşitli amaçlarla gelen veya burada yaşayan Sri Lanka vatandaşlarının çıkarlarını koruyacağım.”
Törende konuklara geleneksel Sri Lanka lezzetleri ve Saf Seylan çayı ikram edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAHÇELİ’DEN TOKALAŞMA YANITI: KENDİ ÜLKEMİZDE BARIŞI SAĞLAMAK LAZIM
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Meclis’te düzenlenen yeni yasama yılı resepsiyonunda gazetecilerin sorularını yanıtladı. TBMM Genel Kurulunda yeni yasama yılı açılışı sırasında Özel ve Bakırhan ile tokalaşmasının sorulmasına karşılık Bahçeli, “Yeni bir döneme giriyoruz. Dünyada barış isterken kendi ülkemizde barışı sağlamak lazım.” yanıtını verdi.

Devlet Bahçeli, bir gazetecinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni yasama yılı açılışında İsrail’e yönelik uyarılarını sorması üzerine, Erdoğan’ın muhtemel gelişmeler üzerinde kararlı bir şekilde durduğunu ve bu manada Türk milletini de uyardığını belirtti.
“EL SIKMA DEĞERLENDİRMENİN İŞARETİDİR”
Başka bir gazetecinin, “Bugün Özgür Özel’e sizin sert eleştirileriniz oldu ama sonra tokalaşmaya geldi. Nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine Bahçeli, “El sıkma değerlendirmenin işaretidir.” ifadesini kullandı. MHP lideri Bahçeli, “DEM parti ile de bir temasınız oldu. Bir başsağlığı dilemişiniz.” sözleri üzerine de “Evet, doğrudur.” dedi.

İran’ın İsrail’e yönelik füze saldırısıyla ilgili soru üzerine Bahçeli, “İran başından beri belli bir zaman aralığında müdahale etmeyi düşünen ifadeleri vardı, demek ki bugün gerçekleştirmiş oldu.” ifadesini kullandı. Bir gazetecinin HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun Anayasa’nın ilk dört maddesine ilişkin sözlerini ve sonrasında yaşanan tartışmaları hatırlatması üzerine Bahçeli, “O tartışmalar bitmiştir. Onlara sorun bizim için değişen bir şey yok.” değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan Bahçeli, resepsiyonda milli paralimpik sporcularıyla sohbet etti, fotoğraf çektirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD eski Başkanı Donald Trump, bugün yaptığı yazılı açıklamada İran’ın İsrail’e yönelik yaklaşan saldırısı konusunda uyarılarda bulunarak, mevcut ABD yönetiminin dış politika ve ulusal güvenlik konularında başarısız olduğunu ifade etti.
ABD eski Başkanı Donald Trump, mevcut ABD Başkanı Joe Biden ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris’i ülkeyi kaosa sürüklemekle suçladı. Biden ve Harris’in uluslararası tehditlerle, özellikle de İran’dan gelen tehlikelerle ilgili gelişmelerden habersiz olduğunu belirten Trump, yönetimin ülkeyi ‘sahipsiz’ bıraktığını ifade etti. Trump açıklamasında, ” Dünya yanıyor ve kontrol tamamen kaybedilmiş durumda. Ülkeyi yöneten kimse yok. Başkan Joe Biden’ın olmadığı bir yönetim var ve sürekli bağış toplamakla meşgul olan Başkan Yardımcısı Kamala Harris tamamen kayıp. Kimse işin başında değil ve Biden mı yoksa Kamala mı daha kafası karışık, belli değil. İkisi de ne olduğunu bilmiyor” dedi. Trump, kendi başkanlık döneminde İran’ın tamamen kontrol altında olduğunu belirterek, “Ben başkanken, İran tamamen kontrol altındaydı. Nakit sıkıntısı içindeydiler, tamamen kuşatılmış durumdaydılar ve bir anlaşma yapmak için çaresizdiler. Kamala onlara Amerikan parasıyla yardım etti ve o zamandan beri her yere terör ihraç ediyorlar ve Orta Doğu’yu paramparça ediyorlar” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail ordusunun İran’ın İsrail topraklarına balistik füzelerle saldırdığını açıklamasının ardından İran’dan da bir açıklama geldi. İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) misyonu, X hesabı üzerinden yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“İran vatandaşlarını ve çıkarlarını hedef alan, İran İslam Cumhuriyeti’nin ulusal egemenliğini ihlal eden Siyonist rejimin terörist eylemlerine karşı İran’ın hukuki, rasyonel ve meşru cevabı layıkıyla gerçekleştirildi. Siyonist rejim karşılık vermeye veya daha fazla kötülük yapmaya cüret ederse, ezici bir yanıtla karşılaşacaktır. Bölgesel devletlere ve Siyonistlerin destekçilerine rejimden ayrılmaları tavsiye edilir.”
Öte yandan, İran Devrim Muhafızları Ordusu, İsrail’e fırlatılan balistik füzelerin sorumluluğunu üstlendiği açıklamada, saldırının Hamas Lideri İsmail Haniye, Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah ve Nasrallah ile birlikte Devrim Muhafızları Komutanı Abbas Nilfuruşan’ın öldürülmelerine misilleme olarak yapıldığını söyledi.
Devrim muhafızları, İsrail’in karşılık vermesi halinde Kudüs’ü tekrardan hedef alacaklarını belirtti.
İsrail sivillerin sığınaklardan çıkabileceğini açıkladı
İsrail ordusu sözcüsü Daniel Hagari, İsrail’in İran’ın füze saldırısına karşılık vereceğini söyledi. Hagari “Savunma ve saldırı konularında yüksek alarm durumundayız, İsrail vatandaşlarını koruyacağız. Bu (füze) saldırısının sonuçları olacak. Planlarımız var ve harekete geçeceğimiz zamanı ve yeri biz seçeceğiz” dedi. Daniel Hagari, İran’dan İsrail’e yönelik ek bir tehdit olmadığını bu doğrultuda sivillere sığınaklardan çıkabileceklerinin bildirildiğini açıkladı.Çok sayıda füzenin düşürüldüğünü ifade eden Hagari, “Ülkenin merkezinde ve güney bölgelerinde bazı hasarlar var,” dedi. İsrail ordusu sözcüsü herhangi can kaybı bilgisi vermedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BU YIL İLK KEZ 2 FARKLI DENİZDE İCRA EDİLİYOR
Türk Deniz Kuvvetleri ev sahipliğinde, Mayın Filosu Komutanlığı tarafından 20-29 Eylül tarihleri arasında icra edilen NUSRET-2024 Fiili Mayın Harbi Davet Tatbikatı sürüyor. Türkiye’den; Deniz Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı yüzer/uçar birlikler ile dost ve müttefik ülkelerden EOD timleri ve gözlemcilerin katılımıyla gerçekleştirilenNUSRET-2024, bu yıl ilk kez İzmir Körfezi ve KaradenizEreğli yaklaşma suları olmak üzere 2 farklı denizde icra ediliyor. Tatbikata Türkiye’den 13, Romanya, Bulgaristan, İspanya, Yunanistan ve İtalya’dan 9 olmak üzere toplam 22 gemi katılıyor. 15 ülkeden 32 gözlemci personelin iştirak ettiği tatbikatta, MCM BLACK SEA unsurları da ilk kez görev alıyor.
‘KARADENİZ’İN MAYIN GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAYA HAZIRIZ’
Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, “Karadeniz’de ve Ege Denizi’nde aynı anda farklı iki denizde mayın harbi tatbikatımızı icra ediyoruz. Türk Deniz Kuvvetleri sadece bölgesinde değil, NATO içerisinde en güçlü mayın filolarından birine sahip. Envanterimizde bulunan 11 mayın avlama gemimize ilave olarak yeni nesil yerli ve milli mayın avlama gemilerinin inşasına devam ediyoruz. Milli mayınımız MALAMAN’ı yaptık ve envanterimize aldık. Deniz mayınları içerisinde en yüksek, en üst teknolojiyi kullanarak yaptığımız bu deniz mayını dünyadaki diğer deniz mayınlarına göre çok üst bir seviyede ve envanterimizde. Karadeniz’deki Rusya- Ukrayna Savaşı’nın bitmesine müteakip Karadeniz’de bulunan mayınları imha etmek için her türlü tedbirimizi aldık. Karadeniz sahiller ülkeleri Bulgaristan ve Romanya’yla birlikte Karadeniz’in mayın güvenliğini sağlamaya hazırız” dedi.
Tatbikat sonunda, tatbikata katılan deniz ve hava unsurları, TCG Sancaktar’da tatbikatı yerinde izleyen 3 kuvvet komutanını selamlayarak tören geçişi yaptı.
Seza Nur ALPDÜNDAR/İZMİR,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Paris’teki temasları kapsamında ilk olarak OECD Genel Merkezi’nde, OECD Genel Sekreteri Sayın Mathias Cormann ile bir araya geldi.
Bakan Işıkhan, OECD’nin kurucu üyelerinden biri olarak Türkiye’nin OECD ile sürdürdüğü yakın ve güçlü işbirliğine verilen öneme dikkat çekerek, görüşmede ele alınacak konuların bu işbirliğinin daha da güçlenmesine katkı sağlayacağına yürekten inandığını ifade etti. OECD’nin, küresel düzeyde ekonomik ve sosyal refahın artırılmasına yönelik kapsamlı analizleri ve kanıta dayalı politika önerilini yakından takip ettiklerini ve bu katkıları son derece değerli bulduğunu söyleyen Bakan Işıkhan, “OECD’nin sunduğu veri ve analizler, sadece üye ülkelerin politikalarına değil, küresel çapta uluslararası politika geliştirme sürecine de yön vermektedir. OECD ayrıca, ülkeler arasında deneyim paylaşımına olanak tanıyan bir platform sunarak, küresel düzeyde karşılaştığımız sorunlara ortak çözümler üretmemize olanak sağlamaktadır. OECD’nin ortaya koyduğu analiz ve politika önerileri, yalnızca üye ülkeleri için değil, aynı zamanda uluslararası kuruluşlar için de bir kılavuz niteliği taşımaktadır. Bunun en son örneği, geçtiğimiz Temmuz ayında G20 Dönem Başkanı Brezilya’nın ev sahipliğinde düzenlenen G20 Çalışma ve İstihdam Bakanları Toplantısı’nda OECD’nin ILO ile birlikte G20 Hedefleri kapsamında sunduğu kapsamlı analizlerdir. Bu çalışma, bir yandan bu hedefler kapsamında G20 üyesi ülkelerdeki ilerlemeyi analiz ederken, diğer yandan da Ülkemizin kadın istihdamı konusunda başarılı bir şekilde yürüttüğü İş Pozitif Programı gibi G20 üye ülkelerinin iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasına olanak sağlamıştır” dedi.
‘OECD İSTİHDAM, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİTESİ ÇATISI ALTINDAKİ FAALİYETLER BAKANLIĞIMIZIN VİZYONU İLE TAM BİR UYUM İÇERİSİNDE’
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak, OECD ile uzun yıllardır devam eden güçlü işbirliğinden duyduğu memnuniyeti belirten Bakan Işıkhan, “Özellikle ‘İstihdam, Çalışma ve Sosyal İşler Komitesi (ELSAC)’ ve bu Komite altında faaliyet gösteren İstihdam, Sosyal Politika ve Göç Çalışma Gruplarındaki aktif katılımımız, Bakanlığımızın bu işbirliğine verdiği önemin en somut bir göstergesidir. ELSAC çatısı altında çalışmalarımız, nitelikli istihdam fırsatları yaratma, gelir dağılımındaki adaletsizlikleri azaltma, uluslararası göçü yönetme ve sosyal koruma sistemlerini güçlendirme gibi kritik konuları kapsamaktadır. Bu hususlar, Bakanlığımızın vizyonu ile tam bir uyum içerisindedir” şeklinde konuştu.
Bakan Işıkhan, OECD’nin sunduğu uzmanlık, analiz ve analitik desteğin, Bakanlığın politika geliştirme süreçlerine doğrudan katma değer sağladığını ve karar alma mekanizmalarını daha etkili ve isabetli hale getirdiğini söyleyerek, bunun da ülkemizin sosyal ve ekonomik gelişimine önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Bakan Işıkhan ayrıca, ELSAC kapsamında yürütülen bazı çalışmaların gönüllü katkıya dayanmasının, verilerin karşılaştırılabilirliğini ve elde edilen sonuçların kapsayıcılığını sınırlandırdığını vurgulayarak, bazı kritik alanlarda gönüllülüğe dayalı faaliyetlerin tüm üye ülkelerin katılımını içerecek şekilde genişletilmesi gerektiğini vurguladı.
Bakanlık olarak OECD ile yeşil dönüşüm alanında Türkiye’deki bölgesel işgücü piyasaları için fırsatlar ve zorlukları ele alacak projeler üzerinde çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Bakan Işıkhan, “Bu çalışmaların, 2024-2028 dönemini kapsayan Ulusal İstihdam Stratejimizin yeşil dönüşüm odağına önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Bakanlığımız, ELSAC dışındaki OECD Komitelerine ve Programlarına da katılım ve katkı sağlamaktadır. Örneğin ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde iş yaratma, sosyal katılım ve ekonomik büyümeye yönelik yenilikçi yaklaşımlarla desteklemek için oluşturulan OECD Yerel İstihdam ve Ekonomik Kalkınma Programı kapsamında aktif olarak rol almaktayız. Bu ve benzeri Programlardan Bakanlık olarak daha fazla yararlanmak istiyoruz” İfadelerini kullandı.
‘2026 YILINDA OECD BECERİLER ZİRVESİ’Nİ ÜLKEMİZDE GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ’
Dijitalleşme ve yeşil dönüşümün, üretim süreçlerinden çalışma modellerine kadar işgücü piyasasını her yönüyle etkileyen köklü değişimlere yol açtığını ifade eden Bakan Işıkhan, “Bu dönüşüm, mevcut mesleklerin gerektirdiği becerilerin hızla değişmesini zorunlu kılarken, yüksek teknolojiye dayalı yeni meslekler için yeni beceri ihtiyaçlarını da beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla, işgücü piyasasının gereksinimleriyle uyumlu becerilerin geliştirilmesi, ülkelerin sürdürülebilir kalkınması için kritik bir öneme sahiptir. Bu inançla Ülkemiz, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyoner liderliğinde, hem geleceğin işlerine yönelik insan kaynaklarının geliştirilmesi, hem de istihdam hizmetlerinin dijitalleştirilmesine yönelik birçok önemli adım atmıştır” dedi.
Bu çerçevede işgücü piyasasının gereksinimlerine uyumlu becerilerin geliştirilmesinin her zaman Bakanlığın öncelikleri arasında yer aldığını söyleyen Bakan Işıkhan, “2016 yılından bu yana düzenli olarak düzenlenen OECD Beceriler Zirveleri, toplumlarımıza değer katan ve ekonomik büyümeyi destekleyen beceri politikalarının geliştirilmesi açısından önemli bir platform olmuştur. Bu çerçevede Türkiye olarak, 2026 yılında ev sahipliğini yapacağımız OECD Beceriler Zirvesi’ni gerçekleştirerek, bu küresel çabayı güçlü bir şekilde devam ettirme konusunda büyük bir heyecan duyuyoruz. Zirvenin, OECD üyesi ülkeler arasındaki işbirliğini güçlendireceğine, en iyi uygulamaların paylaşılmasına ve beceri reformlarının etkilerinin değerlendirilmesine olanak sağlayacağına inanıyoruz. Bu bağlamda Türkiye olarak, Zirvenin başarılı geçmesi için her türlü katkıyı sağlamaya hazır olduğumuzu belirtmek isterim. OECD’nin de desteğiyle, 2026 Beceriler Zirvesi’nin, katılımcı tüm ülkeler için somut kazanımlar sağlayacak bir başarı hikayesine dönüşeceğine eminim” ifadelerini kullandı.
‘TÜM ULUSLARARASI KURULUŞLARI FİLİSTİN’DEKİ İNSANİ KRİZE SON VERMEK İÇİN AKTİF ROL ALMAYA DAVET EDİYORUM’
Gazze’de yaşanan insanlık dışı katliamı en güçlü ifadelerle kınadığını belirten Bakan Işıkhan, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı ve güçlü liderliği altında, Türkiye’nin, Filistin halkının yaşam hakkı mücadelesinde her zaman yanında olduğunu vurgulamak istiyorum. Bu trajedi karşısında uluslararası toplumun sessiz kalmaması gerektiğine inanıyoruz. Bu bağlamda, OECD başta olmak üzere tüm uluslararası kuruluşları, Filistin halkına destek olmak ve bu insani krize son vermek için aktif rol almaya ve girişimlerde bulunmaya davet ediyorum.” Şeklinde konuştu.
Bakan Işıkhan, Paris’te Türk Sivil Toplum Kuruluşları ile bir araya geldi.Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Paris’e giden Bakan Işıkhan, burada Türk Sivil Toplum Kuruluşları ile de bir araya geldi. Yurt dışındaki vatandaşların sosyal yaşamda ve çalışma hayatında karşılaştıkları zorlukların farkında olduğunu ifade eden Bakan Işıkhan, “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak yurtdışındaki birimlerimiz vasıtasıyla üzerimize düşen görevleri hakkıyla yerine getirme konusunda her türlü hassasiyeti gösterdiğimizden emin olun. Sunduğumuz hizmetlerin etkinliğinin ve verimliliğinin artırılmasına yönelik yoğun mesai harcıyoruz. Bu yönde geçtiğimiz günlerde Maltepe Üniversitesi ile yurt dışında yaşayan Türklere dair ortak çalışmalar yapılmasına ilişkin bir işbirliği protokolü imzaladık” dedi. Bakan Işıkhan, “Çeşitli sebeplerle dünyanın dört bir yanında yaşamını sürdüren soydaşlarımızın ve vatandaşlarımızın en büyük destekçisi olarak, bu protokolle temel hedefimiz, buralarda yaşadığınız süre zarfında ortaya çıkan veya şekil değiştiren sorunlarınızı bilimsel ve doğru olarak tespit etmek ve bu sorunların çözümüne yönelik etkin çözüm önerileri geliştirmek üzere araştırmalar yürütmek, projeler, sempozyum ve çalıştaylar düzenlemektir.” ifadelerini kullanarak, hızla küreselleşen dünyada hangi ülkede yaşarsa yaşasın, arada coğrafi mesafeler olsa da toplumların kader birliği içerisinde hareket etmesi gerekliliğini ortaya koydu.
‘DÜNYANIN NERESİNDE İHTİYAÇ SAHİBİ GÖRSE İMDADINA KOŞAN BİR ÜLKEYİZ’
Değişen bölgesel güç dengeleri ve gelişen teknik araçlarla birlikte ortak hareket imkanının her geçen gün daha kolaylaştığına dikkat çeken Bakan Işıkhan, “Dünyanın neresinde bir ihtiyaç sahibi görse imdadına koşan bir ülke, koruyup kollayan büyük bir medeniyetin mirasçıları olarak, yurt dışında yaşayan soydaşlarımız, vatandaşlarımız elbette bu kabiliyetin nimetlerinden yararlanan grupların başında geliyor. Bu hususta özellikle yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın ihtiyaç, talep ve sorunlarıyla ilgilenme noktasında ülkemiz oldukça ilerlemiş durumda” şeklinde konuştu.
Bakan Işıkhan, bilişim sistemlerinin çok hızlı ilerlemesi sebebiyle devletin vatandaşlara sağladığı hizmetlerin bu hıza ayak uydurmasının, özellikle yurt dışında yaşayan vatandaşlar için çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Bakanlık olarak, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın, çalışma ve sosyal güvenliğe ilişkin tüm işlem ve başvurularını Müşavirlik ve Ataşeliklerimiz, birimlerimizin olmadığı yerlerde ise Dışişleri Bakanlığımızın yurt dışı birimleri vasıtasıyla dijital olarak yapabilmesi için çalışmalara başladık. Bu kapsamda, tüm başvuruları elektronik ortama taşıyarak, vatandaşlarımızın zaman ve maddi açıdan tasarruf yapmaları şu an en önemli gündem maddelerimizden birisidir. Bunun hukuki ve teknik altyapı hazırlıklarını Sosyal Güvenlik Kurumumuz, İş Kurumu Genel Müdürlüğümüz, Dışişleri Bakanlığımız ve Ticaret Bakanlığımız ile birlikte yürütmekteyiz” dedi.
‘YURT DIŞI TEŞKİLATI BİLGİ YÖNETİM SİSTEMİ (YTYBS) İLE DAHA HIZLI VE SAĞLIKLI HİZMET SAĞLIYORUZ’
2019 yılında uygulamaya alınan Yurt Dışı Teşkilatı Bilgi Yönetim Sistemi (YTYBS) ile yurt dışındaki vatandaşların sigorta ile ilgili bilgilerini anlık olarak sorgulayabildiğini ve bu anlamda daha hızlı ve sağlıklı hizmet verdiklerini söyleyen Bakan Işıkhan, “Sistemi sürekli güncelleyerek yeni hizmetler ekliyoruz. Ülkemizde bulunan vatandaşlarımız tarafından yurt dışı teşkilatımıza yapılacak başvurular ve gönderilecek evrakın, 81 SGK İl Müdürlüğü vasıtasıyla elektronik olarak yurt dışı birimlerimize iletilmesini sağladık. Evvelce, vatandaşlarımız bu evrakları fiziki posta ile göndermek durumunda kaldığından, postanın ulaşmaması, zarar görmesi ve zaman kaybı gibi sorunlar yaşanmaktaydı. Bu sistemle birlikte, çok şükür, bu sorunların hepsini bertaraf etmiş bulunmaktayız” dedi.
Bakan Işıkhan, hükümet olarak yurt dışından emekli olan vatandaşlar için çeşitli düzenlemeler yaptıklarını ifade ederek, “Yurt dışından emekli olan vatandaşlarımızın Ülkemize araçlarıyla gelmeleri durumunda 2 yıl olan araç bulundurma süresini 4 yıla çıkarttık. Bu işlemler için Konsolosluklara onaylatılan yurt dışı emeklilik belgesinin de sistemimiz üzerinden (YTYBS) doğrudan ilgili gümrük idarelerine gönderilmesini sağlamayı planlıyoruz. Bununla, özellikle emekli vatandaşlarımızı ve kıymetli büyüklerimizi bir zahmetten daha kurtaracak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Türkiye olarak, Bakanlık olarak, yaşadığınız zorluklarla mücadele noktasında desteğimizin artarak devam edeceğinden hiç şüpheniz olmasın” ifadelerine yer verdi.
‘KUVVETLİ BİR TOPLUM OLABİLMEK İÇİN BİRLİK VE BERABERLİK RUHUNU KAYBETMEMEMİZ GEREKİYOR’
Fransa’da bulunan vatandaşların, Türkiye ile Fransa arasında bir dostluk köprüsü oluşturduğunu söyleyen Bakan Işıkhan, “İki ülkenin birbirini daha iyi anlamalarına, Türkiye’nin buradaki konumunun daha da güçlendirilmesine, Türk ve Fransa halkları arasındaki bağların pekiştirilmesine önemli katkılar sağlıyorsunuz. Sizlerin hayatın neredeyse her alanında gösterdiğiniz başarıyla, Fransa toplumu içerisinde elde ettiğiniz saygın konumla her zaman iftihar ediyoruz. Sizlerin, mensubu bulunduğunuz çeşitli iş çevreleri, meslek örgütleri ve eğitim kurumları aracılığıyla Fransa’da ülkemizin sesini duyurduğunuzu ve ülkemizi başarıyla temsil ettiğinizi biliyoruz. Vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerde hiçbir şekilde ayrımcılığa maruz kalmaksızın yaşamlarını müreffeh bir biçimde sürdürmelerini sağlamak temel gayemizdir” İfadelerini kullandı.Bakan Işıkhan, sözlerine şöyle devam etti, “Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız ve soydaşlarımız birlikte hareket edebildikleri, işbirliği yapabildikleri ölçüde seslerini duyurabiliyorlar. Kuvvetli bir toplum olabilmek, birlik ve beraberlik ruhunu asla kaybetmememizi gerektiriyor. Bütünlük içerisinde hareket, görüş ve düşünce farklılıkları ne olursa olsun, ortak davalarda birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde hareket etmekten ve yerel koşullara uyum sağlamaktan geçiyor. Derneklerimizin şimdiye kadar olduğu gibi Büyükelçiliğimiz ve Başkonsolosluklarımız ile yakın temas ve işbirliğini sürdürmesi önemlidir. Buradaki temsilcilerimiz, her türlü sorununuzun çözümünde sizlere yardımcı olmaya devam edecek, imkanlar ölçüsünde gerekli desteği vereceklerdir.”
Bakan Işıkhan, resmi ziyaretleri kapsamında Paris’te Türkiye Cumhuriyeti Paris Büyükelçisi Yunus Demirer ile bir araya geldi. Türkiye ve Fransa arasındaki ilişkilerin güçlenmesine yönelik çalışmalarını sürdüren Büyükelçi ve Büyükelçilik personellerine başarılar diledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CAN KAYBI 384’E YÜKSELDİ
Myanmar’daki askeri yönetim, Yagi Tayfunu’ndan kaynaklanan şiddetli yağışlar sonucu meydana gelen sel ve toprak kaymalarına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, 384 kişinin hayatını kaybettiği, 89 kişinin ise halen kayıp olduğu ifade edildi. Ülkenin Kayah ve Kayin eyaletlerinin de aralarında bulunduğu birçok bölgesinin tayfundan ciddi şekilde etkilendiği belirtilen açıklamada, yolların, köprülerin, evlerin ve okulların zarar gördüğü bilgisi verildi.

Myanmar askeri yönetim lideri General Min Aung Hlaing, diğer askeri yetkililer eşliğinde tayfundan etkilenen bölgeleri ziyaret etmiş ve buralardaki kurtarma, yardım ve rehabilitasyon çalışmalarını denetlemişti. Yagi Tayfunu, yaklaşık bir haftadır Vietnam’ın kuzeyi, Laos, Tayland ve Myanmar’ı kasıp kavurarak bölgede yüzlerce insanın ölümüyle sonuçlanan sel ve toprak kaymalarına neden oldu.

AFETTEN ETKİLENEN KİŞİ SAYISI 1 MİLYONA YAKIN
Bu arada, Birleşmiş Milletlerden (BM) yapılan açıklamada, Myanmar’da afetten etkilenen kişi sayısının 887 bini bulduğu ifade edildi. Öte yandan, askeri yönetim, hafta başında afetle mücadele kapsamında yabancı ülkeler ve yardım organizasyonlarından destek istemişti.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>WASHINGTON – ABD Başkanı Joe Biden, İsrail’in Lübnan’da düzenlediği saldırının ardından yaptığı açıklamada, “İsrail’in kuzeyindeki ve Lübnan’ın güneyindeki insanların evlerine güvenli bir şekilde geri dönebilmelerini sağlamak istiyoruz. Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı ve tüm ekibimiz bunu başarmak için istihbarat camiasıyla birlikte çalışıyor” dedi.
ABD Başkanı Joe Biden, kabine toplantısı öncesi Lübnan’da düzenlenen saldırıya ilişkin açıklamalarda bulundu. Biden, “İsrail’in kuzeyindeki ve Lübnan’ın güneyindeki insanların evlerine güvenli bir şekilde geri dönebilmelerini sağlamak” istediğini söyledi. Ekibinin bu amaç için çalıştığını vurgulayan Biden, “Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı ve tüm ekibimiz bunu başarmak için istihbarat camiasıyla birlikte çalışıyor. Bunu başarana kadar devam edeceğiz ama önümüzde uzun bir yol var” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, bakanlığın Nablus’taki merkez depolarından 18 Eylül’de yola çıkan tırların Gazze’ye ulaştığı belirtildi.
Sağlık Bakanı Macid Ebu Ramazan, Gazze Şeridi’ne saldırıların başlamasından bu yana ilk defa Gazze’ye ilaç gönderebildiklerini ifade etti.
İlerleyen günlerde 5 tırın daha gönderileceğini kaydeden Ebu Ramazan, ilaç ve tıbbi malzemelerin, yaralı ve hastaların acil tıbbi ihtiyaçlarını karşılamak üzere Gazze’deki hastanelere dağıtılacağını dile getirdi.
Ebu Ramazan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile Başbakan Muhammed Mustafa’nın talimatları doğrultusunda güneydeki kentlerin (Gazze Şeridi) sağlık ihtiyaçlarının karşılanması için gönderilen tırların içinde ilaç, antibiyotik, diyaliz malzemeleri ile acil servis ve ameliyathanelerde kullanılacak tıbbi sarf malzemelerinin bulunduğunu aktardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çorum Belediyesinden yapılan yazılı açıklamada, Çorum ile Gimhae belediyeleri arasında imzalanan “kardeş şehir protokolü” kapsamında 212 tarihi eserin Seul ve Gimhae müzelerinde sergilenmesinin kararlaştırıldığı hatırlatıldı.
Bu kapsamda Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çorum Belediyesi, Gimhae Belediyesi ve Güney Kore Gimhae Ulusal Müzesi’nin işbirliği yaptığı aktarılan açıklamada, 212 eserin 7 Ekim’de başlayacak sergide 6 ay sergileneceği kaydedildi.
Açıklamada, görüşlerine yer verilen Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın, kentin turizmini geliştirmek üzere önemli bir işbirliği yaptıklarını belirtti.
Aşgın, “Çorum, Hattuşa, Boğazkale, Alacahöyük’te ve Çorum Müzemizdeki arkeolojik eserler 7 Ekim 2024-2 Şubat 2025 tarihlerinde Güney Kore’nin Gimhae şehrindeki ulusal müzede, ardından Güney Kore’nin başkenti olan Seul’de sergilenecek.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Başsavcısı Merrick Garland tarafından Salı günü yapılan açıklamada, Hamas üyesi altı kişinin “ABD vatandaşlarını öldürmek, terörizmin finansmanını sağlamak için komplo kurmak ve kitle imha silahları kullanmakla” suçlandığı belirtti.
İddianamede adı geçen Hamas liderleri arasında Temmuz ayında öldürülen örgütün eski siyasi lideri İsmail Haniye, örgütün silahlı kanadının ikinci ismi Marvan İsa, grubun Gazze ve Batı Şeria dışındaki liderliğini yürüten Halid Meşal, Muhammed Deif ve Ali Baraka var.
İddianamede “tüm sanıkların ya öldüğü ya da firari olduğu” belirtiliyor. Adı geçen kişilerden Haniye, İsa ve Deif öldürüldü, Sinvar’ın halen Gazze’de saklandığı düşünülüyor.
Hamas liderleri suçlu bulunurlarsa, müebbet hapis veya ölüm gibi yüksek bir cezaya çarptırılabilirler.
İddianamede Hamas’ın onlarca yıldır gerçekleştirdiği iddia edilen saldırıların yanı sıra, yaklaşık bir yıl önce İsrail’in güneyine düzenlediği 7 Ekim saldırıları da yer alıyor.
Başsavcı Garland, “Bugün ortaya çıkan suçlamalar, Hamas’ın operasyonlarının her yönünü hedef alma çabamızın sadece bir parçası” dedi.
“Amerikalılar’ı öldüren teröristlerin ve onlara yasadışı olarak maddi destek sağlayanların peşini bırakmayacağız” diye ekledi.
İsrail ordusu, geçen Cumartesi günü Refah bölgesindeki bir yeraltı tünelinde altı rehinenin cesedinin bulunduğunu açıklamıştı.
Bunlar arasında 23 yaşındaki Amerika asıllı İsrailli rehine Hersh Goldberg-Polin de vardı.
Bunun yanında 7 Ekim saldırısında Amerikalı 42 kişi öldürülmüş, 10 kişi de rehin alınmıştı.
Başsavcı Garland konuşmasında bu kişilere atıfta bulunarak, “Hersh’in cinayetini ve Hamas’ın Amerikalılara yönelik vahşi cinayetlerinin her birini bir terör eylemi olarak araştırıyoruz” dedi.
ABD Başkanı Joe Biden Hamas’ın Goldberg-Polin’i öldürmesini kınamış ve, “Hamas liderleri bu suçların bedelini ödeyecek” demişti.
Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine saldırısında, yaklaşık 1.200 kişi öldü ve 251 kişi rehin alındı.
Gazze Sağlık Bakanlığına göre, İsrail’in devam eden askeri harekatında Gazze’de 40 binden fazla kişi öldürüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, 150 bin ton (yaklaşık bir milyon varil) ham petrol taşıyan geminin petrol sızdırıyor olabileceğini duyurdu.
21 Ağustos Çarşamba gününden bu yana saldırıya uğrayan Yunan bandıralı Sounion tankeri, Cuma gününden bu yana yanıyor.
Pentagon’un açıklamasında, tankeri kurtarmak için yapılan girişimlerin Husiler tarafından engellendiği de vurgulandı.
Tankerin taşıdığı bir milyon varil ham petrol, şimdiye kadarki en büyük petrol sızıntılarından birisine neden olabilir.
Yemen’in büyük kısmını kontrolü altında tutan İran destekli Husiler, yaklaşık 10 aydır Gazze’deki İsrail operasyonlarına karşı Filistinlilere destek için gemilere saldırdıklarını söylüyor.
Sounion, Atina merkezli Delta Tankers şirketine ait Husiler tarafından vurulan üçüncü tanker oldu. Husi militanlar, Delta Tankers’in “işgal altındaki Filistin limanlarına girme yasağını ihlal ettiğini” söyleyerek saldırıyı gerekçelendiriyor.
On aylık süreçte Husiler iki gemiyi batırdıklarını, iki mürettebatı da öldürdüklerini açıklamıştı.
Husiler yalnızca İsrail, ABD ya da İngiltere’yle bağlantılı gemileri hedef aldıklarını söylese de sıklıkla başka ülkelere ait gemiler de Husi saldırılarına hedef oluyor.
Sounion tankeri ilk olarak Çarşamba günü küçük botlardan açılan ateşle vuruldu. Ardından tanımlanamayan üç roket gemiye isabet etti ve yangına neden oldu. Hasar alan geminin motorları çalışmıyor.
Tankerdeki 25 mürettebat ve 4 özel güvenlik personeli, bir gün sonra bir Fransız destroyeri tarafından kurtarılarak Cibuti’ye götürüldü.
Ardından tankere başka saldırılar da düzenlendi. Husiler gemide çıkan yangını ve saldırılarını gösteren videolar paylaştı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Cumartesi günü yaptığı açıklamada Sounion tankerinin akıbetiyle ilgili endişelerini paylaştı.
Açıklamada, tankerden sızabilecek petrolün, 1989’da Alaska’da 257 bin varil petrolün denize karıştığı Exxon Valdez felaketinin dört katı büyüklükte bir felakete neden olabileceği kaydedildi.
Pentagon Sözcüsü Patrick Ryder, sürüklenmekte olan gemiyi çekmek için iki römorkörün gönderildiğini, ancak Husilerin saldırı tehdidinde bulunduğunu duyurdu.
Ryder, ABD’nin bölgedeki müttefikleriyle işbirliği yaparak geminin çevreye olası etkilerini azaltmaya çabaladığını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen MAÜ Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özcoşar, üniversitenin içinde yer alan duvarlara öğrenciler tarafından Gazze’ye dikkat çekmek için yapılan grafitilere ilişkin, çalışmada yer alan tüm öğrencilere teşekkür etti.
Özcoşar, “Birlikte hareket ettiğimiz sürece, mazlumların sesi daha gür çıkacak ve adaletin tesis edilmesi adına önemli adımlar atılacaktır. Gazze’nin yanında durmak yalnızca bir eylem değil, insanlığın bir gereğidir. Üniversite olarak bu bilinçle hareket etmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Çalışmada yer alan öğrencilerden Merve Günlüoğlu da yapılan çalışmanın sadece estetik bir değer taşımanın ötesinde, derin bir mesajın da taşıyıcısı olduğunu dile getirerek, her bir fırça darbesinin zulme karşı duruşlarını ve mazlumun yanında olduklarını ifade ettiğini aktardı.
Günlüoğlu, renklerin, şekillerin ve kelimelerin birleşimiyle oluşturulan eserlerin izleyenlerin ruhuna dokunarak, onları düşünmeye sevk ettiğini belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Lübnan resmi ajansı NNA’nın geçtiği habere göre, İsrail ordusuna ait hava araçları sınır bölgesinde yer alan Ayta eş Şaab beldesine hava saldırısı düzenledi.
Seyir halindeki bir motosikletin hedef alındığı saldırıda 1 kişinin öldüğü ve 1 kişinin yaralandığı kaydedildi.
Haberde, ölen ve yaralanan kişilerin kimlik bilgileri hakkında detay paylaşılmadı.
İsrail ordusu, son haftalarda Lübnan’da seyir halindeki motosiklet ve araçlara düzenlediği birçok saldırıda İran destekli Hizbullah mensuplarını hedef almıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>