
TEK TARAFLI BİR BAKIŞ
Öncelikle şunu söyleyeyim, Uğur Dündar’ı kimsenin linç ettiği yok. Haberin medyaya yansıdığı ilk günden beri, Uğur Dündar’ın da açıklamalarına yer veriyoruz. Faruk Bey, sadece işine gelen bölümleri yazısına almış anlaşılan. Yoksa böyle bir detayı gözden kaçırmış olamazdı. Tek taraflılığı bırakıp, nesnel yaklaşsa Uğur Dündar’ın sosyal medya paylaşımlarına haberin içinde yer verdiğimizi görürdü…
Uğur Dündar davanın medyaya yansıdığı ilk günden beri iki kız kardeş ve annelerini hedef gösteren birçok açıklama yaptı hem ekranlardan hem de sosyal medyasından. Bir zahmet onlara da yer verseydiniz yazınızda Faruk Bey. Ama verir mi vermez… Bir kadına yönelik ‘Yüz kızartıcı belgeler yayınlayacağım… İçinizden tükürme duygusu geçecek’ sözlerine de iki kelam etseydiniz. Kadına şiddetin, hedef göstermenin, itibarsızlaştırmaya çalışmanın en somut örneğidir bu sözler. Niye bunlar için bir şey demediniz? Nerede sizin nesnelliğiniz? Bizi suçladığınız ‘tek taraflılığı’ siz yapıyorsunuz…

Adli Tıp sürecine dair Dilara Gülatan’ın itirazlarını haber yapmanın neresi düşmanlık? Uğur Dündar’a soru sormanın neresi önyargılı bir tavır? Gazeteciliğin en temel kuralıdır soru sormak.
İlk günden beri Uğur Dündar tamamen karşı tarafı hor gören bir tavır sergiliyor. Buna da iki kelam etseydiniz keşke. Ama etmezsiniz… Hani diyorsunuz ya; ‘Haberler, nesnelliği yok eden duygularından arınmalı; somut veriler ve mesleki kurallar üzerinden ilerlemeliydi’ diye, bu tavsiyenizi önce siz kendinize uygulayın. Tek taraflı yayıncılığı siz yapıyorsunuz. Önyargılı olduğunuzun kanıtını da yazınızla gösterdiniz. Tutturmuşsunuz bir ‘yandaş’ söylemi, o doğrultuda gidiyorsunuz. Politik olarak kendinize yakın gördüğünüz bir gazeteciyi canhıraş savunmak adına onun yanlışlarını dile getirmemek bence en büyük yandaşlıktır. Bozacının şahidi şıracıdır misali Uğur Dündar’ın yanlışlarını yazmamaya, görmemeye devam ediyorsunuz. Sonra da nesnellikten, tarafsızlıktan bahsediyorsunuz, komik gerçekten…

DÜNDAR ‘5 ŞÜPHE’ HAKKINDA KONUŞMUYOR
Uğur Dündar’ın ayarları bozuldu! Dündar, kendisine babalık davası açan Dilara Gülatan’ı ve annesi Suphiye Orancı’yı hedef alıp “Çarşamba akşamı TV’de program yapıp anne Suphiye Orancı hakkındaki yüz kızartıcı belgeleri açıklayacağım. İçinizden tükürme duygusu geçecek” diye tehditler savurmuştu. Ancak Dündar yaptığı programda bu konuya hiç değinmedi. Halbuki elinde gerçekten sağlam belgeler olsa o yayını yapar, aynı belgeleri de mahkemeye sunardı. Öte yandan Dündar, GÜNAYDIN’ın babalık davasıyla ilgili 5 şüpheli durum hakkında da tek kelime etmiyor. Çünkü Dilara Gülatan’ın avukatlarının yaptıkları itirazın haklı gerekçeleri olduğunu o da biliyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Uğur Dündar’a açılan babalık davasını haber yapmamız bazılarını çok rahatsız etmiş anlaşılan. Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici her zamanki gibi tek taraflı yorumlamış yapılan haberleri.

Uzun uzun da yazı döşemiş, Uğur Dündar’ı linç ediyormuşuz. Artık muhalif olacağım diye nasıl bir evreye geçtiyse Faruk Bildirici, gerçeklik algısını da kaybetmiş anlaşılan. Yazısında baştan aşağıya bizi suçlayıcı bir üslup kullanmış. Ama Uğur Dündar’a toz kondurmamış. Yani tam anlamıyla ‘mağdur edebiyatı’ yapmış… Mağdur da tabii ki Uğur Dündar ona göre. İki kız kardeşin mağduriyeti umurunda bile değil Faruk Bey’in…

TEK TARAFLI BİR BAKIŞ
Öncelikle şunu söyleyeyim, Uğur Dündar’ı kimsenin linç ettiği yok. Haberin medyaya yansıdığı ilk günden beri, Uğur Dündar’ın da açıklamalarına yer veriyoruz. Faruk Bey, sadece işine gelen bölümleri yazısına almış anlaşılan. Yoksa böyle bir detayı gözden kaçırmış olamazdı. Tek taraflılığı bırakıp, nesnel yaklaşsa Uğur Dündar’ın sosyal medya paylaşımlarına haberin içinde yer verdiğimizi görürdü…

Uğur Dündar davanın medyaya yansıdığı ilk günden beri iki kız kardeş ve annelerini hedef gösteren birçok açıklama yaptı hem ekranlardan hem de sosyal medyasından. Bir zahmet onlara da yer verseydiniz yazınızda Faruk Bey. Ama verir mi vermez…

Bir kadına yönelik ‘Yüz kızartıcı belgeler yayınlayacağım… İçinizden tükürme duygusu geçecek’ sözlerine de iki kelam etseydiniz. Kadına şiddetin, hedef göstermenin, itibarsızlaştırmaya çalışmanın en somut örneğidir bu sözler.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘MANEVİ BABAN OLURUM’ DEDİ
Dündar’la görüştüğünü dile getiren Dilara Gülaltan, “Uğur Bey yanımda olduğunu söyledi. ‘Beni manevi baban olarak görebilirsin’ dedi. Davamız devam ediyor, o konuda da anlayışlı olduğunu söyledi. Dilekçe verdik, tekrar DNA örneği alınmasını talep ettik” dedi. Öte yandan programı arayan ve Suphiye Orancı’nın eski bir arkadaşı olduğunu söyleyen Zeynep Birinci isimli kadın, Dilara Gülaltan’ın babasının ünlü bir sanatçı olduğunu iddia etti. Birinci, Gülaltan’a “Suphiye’yle 35 yıl önce arkadaştık. Senin baban başka bir ünlü isim” dedi. Müge Anlı, söz konusu sanatçının adını yayında açıklayamayacaklarını söyledi, Gülaltan da “Ekranda söylemeyin, yeterince mağdur olduk ama ne olur bize yardım edin” dedi.

Dilara Gülaltan’la görüşen Uğur Dündar, “Son derece terbiyeli, iyi aile terbiyesi almış biri. Anne ve babasını bulma konusunda elimden geleni yapacağımı söyledim. Onun adına üzülüyorum, adına asla dava açmayacağım” dedi.
Adli Tıp raporu tahrip edilemez
Hakkında babalık davası açılan Uğur Dündar, Sözcü TV’ye konuştu: “Benimle ilişki yaşadığını söyleyen kadını hiç tanımıyorum. Kendimden çok eminim, DNA raporu da bunu tescilledi.” Dündar, Duygu Nebioğlu’nun “Adli Tıp raporunun manipüle edildiğini düşünüyoruz” sözlerine de yanıt verdi: “Hiç kimse Adli Tıp’ın raporunu tahrip edemez. O raporda imzası bulunan bilim insanlarına da hakaret kabul ederim.”
KAPISINDAN KOVDU: ‘KİMSEYİ İLGİLENDİRMEZ’
Müge Anlı, dünkü programında Suphiye Orancı’nın Almanya’daki evinin bulunduğunu açıkladı. Programın izleyicilerinden biri, eve gidip kapıyı çalarak Orancı’yla görüşmek istedi, ancak “Kocam evde, bu konu hakkında konuşmak iyi bir fikir değil” yanıtını aldı. “Aslında sadece telefon numaralarımızı bırakmak istemiştik ama Suphiye Hanım bu teklifi reddetti” diyen Anlı, Suphiye Orancı’nın “Benim çocuklarım kimseyi ilgilendirmez” dediğini ve kapısına gelen kişiyi polis çağırarak uzaklaştırdığını söyledi.
TATLISES’İN FİLMLERİNDE FİGÜRANDI
Uzun yıllardır Almanya’da yaşayan Suphiye Orancı’nın gençlik yıllarında İbrahim Tatlıses’in sinema filmlerinde figüranlık yaptığı ortaya çıktı. Orancı, Tatlıses’in başrolünde olduğu “Yalan” (1982), “Yorgun” (1983), “Sarhoş” (1986) ve “Aşıksın” (1988) filmlerinde figüran olarak rol almış. “Aşıksın”da spor salonuna giden ve İbrahim Tatlıses hayranı olan bir kadını canlandıran Orancı, “Sarhoş”ta da hemşire rolüne hayat vermiş.

Suphiye Orancı’nın, başrollerini İbrahim Tatlıses ve Hülya Avşar’ın paylaştığı “Aşıksın” filminde oynadığı ortaya çıktı.

Suphiye Orancı, 1986 yapımı “Sarhoş” filminde hemşireyi oynadı.
BENİM İÇİN KONU KAPANMIŞTIR
Uğur Dündar, dün sosyal medya hesabından şu açıklamada bulundu:
“Bugünkü bir gazetede hakkımda babalık davası açıldığı ve haziran ayında karara bağlanacağı açıklanmış. Bugüne kadar mahkemenin aldığı gizlilik kararına titizlikle uyduk ve hep sustuk. Ama mademki karşı taraftan biri konuştu, kısaca net bir cevap vereyim. Mahkemenin her iki tarafı sevk ettiği ve son sözü söyleyecek kurum olan Adli Tıp Kurumu, DNA incelemesini bitirdi ve biyolojik babalık iddiasını reddetti. Benim ve avukatım Murat Ergün için konu kapanmıştır.”

Avukat: Uğur Dündar’dan özür dilesin
Uğur Dündar’ın avukatı Murat Ergün, dava dosyasında gizlilik kararı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Gizlilik kararı olmasa ortaya çıkaracağım resmi bir evrakla tüm tartışmalara ve ahlâk dışı iddialara net bir cevap verebilirdim. Annenin de Uğur Dündar ile ilgili en ufak bir iddiası yok. En iyisi Duygu Nebioğlu ablasına sorsun, dosyada son gelişme neymiş, dosyaya gelen raporda ne yazıyormuş. Hatta ikisinin de avukatı sayın meslektaşım aynı kişi, avukatına sorsun. Öğreneceği gerçekler doğrultusunda çıksın ve kamuoyundan, Uğur Dündar’dan ve Uğur Dündar’ın ailesinden özür dilesin.”
ANNEM ORTAYA ÇIKARSA KANITLAYACAĞIZ
Duygu Nebioğlu ise DNA raporunun sonucunun değiştirildiğini öne sürdü. Nebioğlu, ablasının haziran ayında mahkemeden çıkacak karara itiraz etmeye hazırlandığını açıkladı:
“Ben Metin Akpınar’dan önce Uğur Dündar’ı öğrenmiştim. 2008’den beri bildiğim bir konu bu. Kimsenin itibarıyla oynamamaya çalıştık senelerce. Ablamın davası 2 yıldır sürüyor. Ablamı ifşa etmediğim gibi Uğur Dündar’ı da ben ifşa etmedim. Kendisinin açıklamasını gördüm ama ben babama nasıl benziyorsam, ablam da Uğur Dündar’a benziyor. Saçları turuncu, uzun boylu, manken gibi bir kadın. Şu an basın yasağı devam ettiği için sessiz kalmayı tercih ediyor. İtiraz dilekçesini hazırlıyoruz. Uğur Dündar, DNA raporunu yasal olmayan şekilde bir gazeteciye göndermiş, o gazeteci de bana gönderdi. Raporun sonucuyla oynandığını düşünüyoruz. Elbette bu konuyu kanıtlayacağız annem de ortaya çıkarsa. Kendisi annemle birlikteliğini de inkâr etmiş.”
BABAM DA BİLİYORDU
Duygu Nebioğlu, annesi Suphiye Orancı’nın neden ortaya çıkmadığı sorusuna şöyle yanıt verdi:
“Şu an korktuğu için ortaya çıkmıyor. Çok kötü olaylar yaşamış, büyük acılar çekmiş. Mahkeme sürecinde tabii ki ondan destek istiyoruz ama bu psikoloji işi. Ben babama bu konuyu (Suphiye Orancı’nın Uğur Dündar’la ilişkisini) söylemiştim. Yıllar öncesinden biliyordu. Annem de bana onun sevgilisi olduğunu söylemişti. Herkes kendi itibarını düşünüp bizim itibarımızı düşünmediği için savaş alanındayız. Mahkemede her şey ortaya çıkacak.”
İŞTE ARANAN ANNE SUPHİYE ORANCI
Metin Akpınar’ın kızı Duygu Nebioğlu, annesi Suphiye Orancı’yı bulma çabaları sonuç vermeyince Müge Anlı’nın programına başvurdu.
Duygu Nebioğlu’nun canlı yayında seslendiği biyolojik annesinin fotoğrafı ilk kez yayınlandı.
