Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Konya Çevre Yolu 2. Kesimi” açılış töreninde konuştu.
Göreve geldikleri günden beri eser ve hizmet siyasetiyle Konya’ya ve Konyalılara layık olmak için gece gündüz çalıştıklarını belirten Erdoğan, “Üretimin, istihdamın ve ihracatın artırılması, şehrin dengeli şekilde kalkınması için tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız.” ifadesini kullandı.
Hem Konya’ya hem de bölgeye ekonomik, ticari ve tarımsal olarak katkı yapacak projelerine, yatırımlarına ve hizmetlerine her gün bir yenisini eklediklerini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Doğu-batı ve kuzey-güney istikametindeki ulaşım ağlarının adeta kavşak noktası olan Konya’nın, kara, demir ve hava yolu ulaşımının geliştirilmesi, temel önceliklerimizden biridir. Şu rakamı özellikle dikkatinizi çekiyorum, bugüne kadar ulaştırma alanında Konya’ya güncel rakamla 146,7 milyar liralık kamu yatırımı yaptık. Şehrimizi kuzeyde Ankara ve Eskişehir’e, batıda Isparta, Afyonkarahisar ve oradan İzmir’e, doğuda Aksaray, Niğde ve oradan Kayseri’ye, güneyde ise Antalya, Karaman ve Mersin’e bölünmüş yollarla bağladık. Ülkemizin en yüksek ayaklı ve en uzun dengeli konsol köprüsü olan Eğiste-Hadimi Viyadüğü’nü inşa ederek Konya’nın Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesi’ne kesintisiz, konforlu ve güvenli ulaşımını temin ettik.
Şurası da çok önemlidir, Konya’mızın 2002’de 167 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 22 yıl içinde tam 1286 kilometreye çıkardık. Bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol ağı ise 97 kilometreden 1296 kilometreye yükseldi. Yollarımızı daha güvenli, daha modern yapıya kavuşturduk. Konya-Ankara Yolu’nu, Konya-Akşehir-Afyonkarahisar Yolu’nu, Konya-Aksaray Yolu’nu, Konya-Karaman Yolu’nu, Konya-Belören-Hadim Yolu’nu şehrimizin istifadesine sunduk. Konya’yı Akdeniz’e en kestirme yoldan bağlayan 5 kilometre uzunluğundaki Demirkapı Tüneli’ni hizmete açtık.”
“Konya Çevre Yolu, şehrimize kazandırdığımız en önemli yatırımların başında geliyor”
Alacabel Tüneli ve bağlantı yolları ile Akşehir- Yunak Yolu, Taşkent- Balcılar Yolu, Ereğli-Halkapınar-İvriz Yolu ve Seydişehir- Bozkır Yolu gibi 11 ayrı kara yolu projesinin çalışmalarının da devam ettiğini bildiren Erdoğan, “İnşallah bu projeleri de yakın zamanda nihayete erdirecek ve Konyalı kardeşlerimizle birlikte bölgenin tüm şehirlerinin emrine vereceğiz.” dedi.
Konya’nın şehir içi ve şehirler arası ulaşımdaki merkezi konumunu güçlendirecek, tarım, ticaret ve sanayi birikimini çok daha üst seviyelere taşıyacak kara yolu yatırımlarını sürdürdüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk kısmı 22, ikinci kısmı 46, üçüncü kısmı ise 54 kilometre olmak üzere 122 kilometre uzunluğundaki Konya Çevre Yolu, şehrimize kazandırdığımız en önemli yatırımların başında geliyor. Projeyle Konya’nın transit trafik yükünü çevre yoluna aktaracak, şehir içinde kalan eski çevre yolundaki trafik yoğunluğunu azaltacağız.” bilgisini paylaştı.
“Yıllık 6 milyar lira tasarruf edeceğiz”
Ülkenin turizm ve ticaret merkezlerine hızlı ve güvenli trafik akışını sağlayacak, Konya’nın ulaşım imkanlarını çeşitlendirmiş olacaklarını bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Böylelikle şehrimizin ekonomik, sosyal ve ticari gelişimine de kayda değer katkılar yapacağız. Projemizin birinci kısmını, 2020’de tamamlayarak trafiğe açmıştık. Bugün ise ikinci kısmın Afyonkarahisar ve Aksaray aksındaki 30 kilometrelik kesimini ulaşıma açıyor, hizmete sunuyoruz. 3 köprü, 3 köprülü kavşak, 1 viyadük, 18 alt geçit ve 57 menfezin yer aldığı bu kesime tam 44 bin fidan diktik. İkinci kısmın geriye kalan 16 kilometrelik bölümü yani Aksaray- Adana aksı arasındaki 16 kilometrelik kesiminde çalışmalar devam ediyor. İnşallah yakın zamanda onu da tamamlıyoruz.
Bugün hizmete verdiğimiz Afyonkarahisar-Aksaray arasındaki 30 kilometrelik kesim ile mevcut yol üzerinden 40 kilometre katedilerek sağlanan ulaşımı 10 kilometre kısaltmış oluyoruz. Aynı şekilde seyahat süresini 49 dakikadan 17 dakikaya düşürüyoruz. Böylece zamandan 4,6 milyar, akaryakıttan 1,4 milyar olmak üzere yıllık toplam 6 milyar lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zararlı karbon emisyonunu tam 81 bin 400 ton azaltıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda çevre yolunun yapımında emeği geçenleri tebrik etti.
Notlar
Törene, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Ticaret BakanıÖmer Bolat, AK Parti genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri ile Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ve diğer ilgililer katıldı.
Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir tablo hediye etti. Konya Müftüsü Ali Öge’nin yaptığı duanın ardından yolun açılış kurdelesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve protokoldekiler tarafından kesildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli Eğitim Bakanlığınca, öğrencilerin fiziksel aktiviteye teşvik edilmesi, gıda okuryazarlığı konusunda bilinçlendirilmesi, gıda güvenliği ve kalitesinin artırılmasının sağlanması, geleneksel tatlarla buluşturulması ve gıda israfının engellenmesi hedefiyle yürütülen “Okulumda Sağlıklı Besleniyorum Projesi” Durmuş Tufan Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde de uygulandı.
Öğrenciler, proje kapsamında okul bahçesindeki 100 metrekarelik alana patates tohumlarını ekti.
Etkinlikte öğrencilere sağlıklı beslenmenin önemi ve ambalajlı gıdalar yerine geleneksel Türk mutfağına yönelik ev yapımı yemeklerin faydaları anlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Düzce Üniversitesi Süs ve Tıbbi Bitkiler Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜSTİBAM) ile Kariyer Geliştirme ve Mezun İzleme Uygulama Araştırma Merkezi iş birliğinde düzenlenen “Bağ, Bahçe, Çiçek” seminerlerinin ilki DÜSTİBAM Botanik Bahçesi Müzesi ve Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. DÜSTİBAM Müdürü Prof. Dr. Necmi Aksoy’un açılış konuşması ile başlayan programa konuşmacı olarak Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi Ziraat Teknikeri Mehmet Ali Altıokka katıldı.
Düzce Üniversitesi Botanik Bahçesi’nin kuruluşunda verdikleri destekten dolayı Düzce ve Sakarya Belediyelerine teşekkür eden Prof. Dr. Necmi Aksoy, Botanik Bahçesi’nde çok sayıda tıbbi ve aromatik bitki bulunduğunu söyledi. Tıbbi ve aromatik bitkiler yönünden çok değerli bir doğaya sahip olan Düzce’de bu bitkilerin
çok farklı türlerinin yer aldığını dile getiren Prof. Dr. Aksoy, “Bilim insanları olarak bu türlerin çalışmalarını yaparak, korunmalarını ve üretilmelerini sağlamalıyız” dedi.
Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi’nin kuruluşu, tasarımı, hedefleri ve gerçekleştirdikleri faaliyetlerden bahseden Altıokka, “Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliği” başlıklı sunumunda tıbbi ve aromatik bitkilerin neden yetiştirilmesi gerektiğini anlattı. Doğadan toplanması, kültüre alınması ve tarla hazırlık aşamalarını ayrıntılı bir şekilde ele alan Altıokka, sulama sistemleri, toprak ve gübre çeşitleri, hasat, kurutma, muhafaza yöntemleri, hibe ve teşvik gibi birçok konu hakkında bilgiler verdi. Bilinçsiz kullanımın önüne geçmek amacıyla etiket levhaları kullanılması gerektiğini ifade eden Altıokka, dünyada 72 bin bitkinin tıbbi amaçla kullanıldığını vurguladı. Çin ve Hindistan’ın tıbbi ve aromatik bitkilerin hem üretiminde hem de kullanımında dünyada ilk sıralarda olduğunu belirten Altıokka, bu bitkilerin ülkemizde ise sanayi, sağlık ve turizm sektörlerinde kullanıldığını söyledi. Altıokka, doğadan bilinçsizce toplanması sonucu türlerin tehlikeye girdiğine dikkat çekerek, “Bitki türlerinin tarımının yapılmasıyla kaliteli ve istenen miktarda ürün temini sağlanması garanti altına alınmış olur ve doğal türlerimizde kurtulmuş olur” dedi.
Soru-cevap bölümüyle devam eden program, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurum’umuzun geleceğine yön verecek 2025 yılı bütçesiyle alakalı yaptığı değerlendirmede, ” Bütçemizi, şehrimizin önceliklerine ve vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına göre şekillendirerek, her alanda kalkınmayı hedefleyen projelere kaynak ayırdık. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan altyapıya, kültür ve sosyal projelerden tarım ve turizme kadar tüm alanlarda Erzurum’un güçlü geleceği için planlamalarımızı gerçekleştirdik. 2025 yılı, şehrimiz için yatırım ve hamle yılı olacak. Erzurum’u kalkındıracak, vatandaşlarımızın hayat kalitesini artıracak projelere öncelik vererek, hizmet yolculuğumuza emin adımlarla devam edeceğiz. Şehrimizi daha yaşanabilir, daha modern ve daha güçlü bir Erzurum yapmak için var gücümüzle çalışıyoruz.” şeklinde konuştu. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DENİZLİ’de ceviz üreticilerini 2 milyon TL dolandıran 11 şüpheli, JandarmaSuç Araştırma Timi (JASAT) tarafından Manisa’da ‘Çetin Ceviz’ adı altında düzenlenen operasyonla yakalandı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerin tamamı, üreticilerin zararlarını karşılamaları üzerine savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.
Denizli’nin Pamukkale, Honaz, Güney ve Tavas ilçesinde ceviz üreticileri, dolandırıldıkları gerekçesiyle jandarmaya başvurdu. Olayla ilgili İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı JASAT, araştırma başlattı. Ceviz üreticilerinin, elindeki ürünleri alan şüphelilerin paralarını ödeme sözü verdikleri ancak ödeme yapmadıkları belirledi. Şüphelilerin bazı üreticileri ise aldıkları cevizlerinin parasını EFT ile ödeme yapmış gibi gösterip, ardından ödemeyi iptal ederek dolandırdıkları da tespit edildi.
Şüphelilerin bu şekilde 6 ceviz üreticisini toplam 2 milyon TL dolandırdığı belirlendi. JASAT ekipleri yaptıkları çalışmada ceviz üreticilerini dolandıran şüphelilerin Manisa’nın Kırkağaç ilçesinde olduğunu belirledi. Şüpheli 11 kişi, ‘Çetin Ceviz’ adı verilen operasyonla önceki gün yakalandı. Jandarmadaki işlemlerinin ardından şüphelilerin tamamı adliyeye sevk edildi. Bu sırada adliye önünde bekleyen şüpheli yakınlarının ise alkış tutması dikkat çekti. Adliyeye çıkarılan bir şüphelinin ‘Devam, devam’ demesi dikkat çekti.
Şüphelilerin, üreticilerin zararlarını karşılaması sonrası 11 kişi savcılık tarafından serbest bırakıldı. Cevizler ise Manisa’da bir depoda bulundu.
Haber – Kamera: Ramazan ÇETİN/ DENİZLİ,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ziraat Fakültesi öğrencileri üniversite tarafından yetiştirilen kivileri hasat etti
SAMSUN – Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarafından özel yetiştirilen kiviler, Bahçe Bitkileri Bölümü öğrencilerince arazi uygulaması kapsamında hasat edildi. OMÜ Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ümit Serdar, “Asıl amaç derstir. Kiviyi tanımak, kivi hasadında nelere dikkat edilmeli gibi bilgileri öğrencilerimizin uygulamalı olarak öğrenmesi çok güzel” dedi.
OMÜ Ziraat Fakültesi öğrencileri derslerini sınıf ortamının yanı sıra arazide uygulamalı olarak da işliyor. Atakum ilçesi Kaya Güney Mahallesi’ndeki Ali Nihat Gökyiğit Araştırma İstasyonu, öğrencilerin en verimli şekilde eğitim alması için birçok imkanı bünyesinde bulunduruyor. Birçok meyvenin ve sebzenin yetiştirilmesine tanıklık eden öğrenciler, arazi uygulaması kapsamında kivi bahçesine girerek hasat yaptı.
“Kiviye dokunuyor, kiviyi tanıyorlar”
OMÜ Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ümit Serdar, “Öğrencilerimizle birlikte kivi hasadı yapıyoruz. Bu sene çok kurak bir yıldı. Burayı yeterince sulayamadık. O nedenle meyvelerimiz biraz küçük oldu. Öğrencilerimiz kuraklıkta ne oluyor, meyve ne kadar büyüyebiliyor bunu görme fırsatı buldu. Dişi ve erkek bitkileri görüyorlar. Budamanın önemini anlıyorlar. Bazı ağaçlar çok güzel budanmış ve onlarda daha iri meyveler var. Dolayısıyla Ondokuz Mayıs Üniversitesi için uygulamalı eğitim çok önemli. Asıl amaç ders. Kiviyi tanıma ve kivi hasadında nelere dikkat edilmeli gibi bilgileri öğrencilerimizin uygulamalı olarak öğrenmesi çok güzel” diye konuştu.
“Mühendislik için önden hazırlık”
Ziraat Fakültesi öğrencisi Eylül Comart, “Uygulama için buradayız. Kivi hasadına başladık. Derslerde uygulama bizler için çok iyi oluyor. Kendimiz hasadı yapıyoruz. Mühendislik için önden bir hazırlık oluyor” şeklinde konuştu.
Öğrenci Zehra Çakıcılar, “Bahçe bitkileri genel meyvecilik dersinde uygulama yapmaya geliyoruz. Kivi, fındık, kestane gibi hasatlar yapıyoruz. Bunlar ileriye dönük yatırım olarak bize geri dönüş oluyor” ifadelerini kullandı.
Ziraat Fakültesi’nde öğrenci ve aynı zamanda Samsun’daki bir okulda öğretmen olan Selçuk Yıldırım, “Bu tarım sevdası bu yaştan sonra bizi öğrenciliğe itti. Eğitimde en büyük sorunlardan bir tanesi eğitimin teoride kalması, pratiğe geçmemesidir. Fakültemizin çok geniş uygulama sahaları mevcut. Bu noktada fakültemiz gerçekten çok avantajlı. Bağcılıkta, kivide, kestanede uygulamalar yapıyoruz” açıklamasında bulundu.
Öğrenciler kivi hasadının yanı sıra istasyonda yetiştirilen kestane, fındık, mantar gibi mahsullerin de hasatlarını yaparak uygulamalı olarak öğrenme fırsatı buluyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tarım ve Orman Müdürlüğü’nce merkez Bayraktar köyünde kadın çitçilere yönelik “Büyük Baş Hayvancılıkta Sağım Hijyeni ve Sanitasyon” eğitimi verildi.
Büyükbaş hayvancılıkla uğraşan üreticilere yönelik hazırlanan “Sağım Hijyeni ve Sanitasyon Kursu”nda kadın çiftçilere modern ve hijyenik süt üretiminin temel ilkelerini anlatılıyor.
Kars İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nce alanında uzman eğitmenler tarafından verilen eğitimde, sağım hijyenine yönelik doğru uygulamalar, ekipman temizliği, süt kalitesini artıran yöntemler ve hijyen kurallarının ekonomik katkıları gibi konular ele alınıyor.
Eğitimde katılımcılar sağım ekipmanlarının doğru kullanımı ve temizliği, süt sağımı sırasında hijyen kurallarına uyulması, çiğ süt üretiminde kalite standartlarının korunması ve Hayvan sağlığının korunması ve hastalıkların önlenmesi konularında bilgi sahibi oluyor.
Tarım İl Müdürlüğü’nce bu tür eğitimlerin devam edeceği öğrenildi. – KARS
EkonomiGüncelTarımKadınYerelkars
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE Bilimler Akademisi’nden (TÜBA) Prof. Dr. Doğan Yaşar, Türkiye’nin iklimsel değişikliklerin etkilerine hazırlıklı olmadığını belirterek, “Artık klasik su kullanımından vazgeçmemiz, yer altı barajları yapmamız, tarımsal sulamada damlamaya geçmemiz, suyumuzu barajlardan kapalı ortama getirmemiz ve büyük metropollerde kanalizasyonla yağmur sularını ayırıp, yağmur sularını yeniden barajlara basacak sistemler geliştirmemiz gerekiyor. Arıtmalardan çıkan suyun tarıma verilmesi lazım” dedi.
İklim değişikliğinin neden olduğu yüksek sıcaklıklar, yağış azlığı ve aşırı buharlaşmanın etkileri, her geçen yıl artıyor. TÜBA Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, kuraklık ve su kaynaklarının azalmasına karşı önlem alınması gerektiğini belirterek, iklimsel değişikliklerin etkilerine karşı hazırlık yapılmadığını söyledi. Türkiye’de 2020’den itibaren 3 yıl boyunca La-Nina dönemi yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Yaşar, “Kurak bir dönem geçti. Yağışlar 2020’de yüzde 12, 2021’de yüzde 9, 2022’de yüzde 12 eksik yağdı. 3 yıl üst üste eksik yağması çok da doğal bir durum değil. 2023’te El-Nino geldi, açığı kapattı. Deniz suları olağanüstü ısındı. Deniz suyunun ısınması buharlaşmanın ve yağışların artması demek. Hepsi de gerçekleşti. Ne kadar kurak geçerse, arkadan o kadar çok şiddetli yağışlar gelir. Doğa kendini dengeler. Önemli olan kuraklığa da yağışlı döneme de hazır olabilmek. Kuraklık olduğu için barajlar boşaldı. Barajlar boş olunca hidroelektrik santraller devre dışı kaldı, biz de bütün dünyada olduğu gibi fosil enerjiye saldırdık. Bir anda kömür ve doğal gaz fiyatları arttı” dedi.
‘GÖLLER BÖLGESİ, ÇÖLLER BÖLGESİ OLDU’
Prof. Dr. Yaşar, “Konya Ovası, obruk ovasına döndü. Bunun iklimle hiçbir alakası yok, tamamen yanlış tarım desenleri nedeniyle oldu. Türkiye’nin 25 havzası var, Tarım Bakanlığı’nın her yıl nerede, ne ekileceğini belirlemesi lazım. Çok su isteyen bitkiyi az su olan yere ekerseniz, suyu yer altından çeker. Güneyde sular, yer altından çekildi ve bütün göller kurudu. Sonuçta maalesef göller bölgesi çöller bölgesi; Konya Ovası da obruk ovası oldu. İklimleri suçluyoruz, iklimlerde suç yok. Suç bizde” diye konuştu. Prof. Dr. Yaşar, 2025 Şubat ayından önce doyurucu yağış beklemediğini söyleyerek, “‘Bugün-yarın yağışlar gelecek’ deniyor ama barajları pek hareketlendirmez. Barajları hareketlendirecek yağışları şubat ve marttan sonra bekliyorum. Normalde La-Nina dönemleri 9 ila 12 ay arası sürer. Şubattan sonra La-Nina etkisini kaybedecek, denizler ısınacak. Denizler ısındıkça buharlaşma ve yağmur artacak. Deniz suyunun çok ısınması çok fazla buharlaşma demek, çok fazla buhar demek çok fazla yağış demek” dedi.
‘HER YERDE, BÜTÜN BATI ANADOLU’DA DA TEHLİKE ÇANLARI ÇALIYOR’
Bu yıl Batı Anadolu’da az yağış olduğunu dile getiren Prof. Dr. Yaşar, ” İstanbul’da barajlar, haziranda yüzde 81’di, yüzde 29’a düştü. Her yerde, bütün Batı Anadolu’da da tehlike çanları çalıyor. Artık klasik su kullanımından vazgeçmemiz, yer altı barajları yapmamız, tarımsal sulamada damlamaya geçmemiz, suyumuzu barajlardan kapalı ortama getirmemiz ve büyük metropollerde kanalizasyonla yağmur sularını ayırıp, yağmur sularını yeniden barajlara basacak sistemler geliştirmemiz gerekiyor. Arıtmalardan çıkan suyun tarıma verilmesi lazım. İzmir’de yalnızca Çiğli’den günde yaklaşık 400 bin metreküp su çıkıyor. Bu Gediz Ovası’na Menemen’e verilmeli. İzmir olarak günde yaklaşık 700 bin metreküp kullanma suyu kullanıyoruz. Suyu kullanmasını henüz bilmiyoruz. Bilimi kullanmadığınız sürece iklimleri suçluyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçimini hayvancılıkla sağlayan ve Muş’tan Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesine gelen konargöçer aile, 6 ay boyunca Kral Yolu’nda zorlu şartlarda besicilik yapacak. Bölge dron ile görüntülendiği sırada Kangal köpeği, çadırın üstünde ve çevresinde çekim yapan drona saldırmaya çalıştı. Köpeğin o anları dron kamerası ile kaydedildi. – DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uzmanlar tarafından sağlık açısından en faydalı yağın zeytinyağı olduğu belirtiliyor. Türkiye’de zeytin yetiştiriciliğinde en büyük paya sahip Ege Bölgesinde zeytinler toplanmaya başladı. Topladıkları zeytinleri zeytinyağı olarak tüketmek ya da satmak isteyen Manisa’nın Gördes ilçesindeki zeytin üreticileri, zeytinyağı çıkaran işletmelere akın etti. Gördes’in Salur Mahallesinde bu yıl yeni açılan zeytinyağı üretim tesisinde ise büyük bir yoğunluk yaşanıyor. Çiftçiler ortalama 4 kilogram zeytinden 1 kilogram zeytinyağı alıyor. Gördes’te bu yıl zeytinyağı satış fiyatlarının ise 200 ile 250 TL arasında değiştiği öğrenildi. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FİDANLAR TOPRAKLA BULUŞTU
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında, İzmir’de 15 Ağustos’ta başlayan ve 3 günden daha uzun süre ağaçların yanarak yok olduğu Karşıyaka’da Seyir Terası Bölgesi’ndeki fidan dikim etkinliğine katıldı. Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’de her yaz mevsiminde çıkan orman yangınlarının sadece ağaçların ya da birtakım canlıların yanmasına değil, halkın ciğerlerinin de yanmasına neden olduğunu söyleyerek, “Dünyadaki mevsimlere göre farklı bölgelerde yoğun orman yangınlarıyla karşılaşıyoruz. Çünkü insan hatalarıyla olan yangınlar bir yana, esas itibarıyla iklim krizi, kuraklık ve aşırı sıcaklık yüzünden çok sayıda orman yangınına şahit oluyoruz. Türkiye’de yaşanan yangınların yüzde 90’ından fazlası, insan hatalarından oluyor. Herkesin çevreye duyarlı hale getirilmesi, bu yangınları önlemek açısından çok değerli. Yeni neslin ağaçları cansız nesne şeklinde görerek değil de her birisine sevgi ve şefkatle yaklaşan nesiller olarak yetişmelerini sağlamalıyız” dedi.
‘YERYÜZÜ BABAMIZIN MALI DEĞİLDİR’
Orman yangınlarından korunmanın yolunun önce eğitimden başladığına dikkati çeken Kurtulmuş, “Bugün gençlerimizi bir araya getirmiş olmak önemli bir derstir. Türkiye esasında su bakımından zengin olan bir yer değildir. Uyanık olmalı, son yıllarda artan orman yangınlarıyla mücadele kapasitemizi her yıl biraz daha arttırarak devam ettirmeliyiz. Hem kurumsal kapasitemizi arttırıyoruz hem araç-gereçlerimizi arttırıyoruz. Ormancı kardeşlerin eğitimlerini profesyonel hale getiriyoruz. Önce koruyup sonra yeşillendirip mevcut olana da gözümüzün içi gibi bakmalıyız. Atalarımız bize hayatla haşır neşir olmayı öğretti. Hepimizin büyükleri fidan dikmiş, ağaç yetiştirmiştir. Kültürümüzde dikili ağacı olmamak bir eksikliktir. Genç nesillere dikili ağacı olmanın kainatla, evrenle barışık olmanın da bir göstergesi olduğunu öğretmemiz lazım. İnsanoğlunun modern çağlardaki en büyük yanılgısı emrine amade kılınan dünyanın ve kainatın zenginliklerini hemen şimdi bitirerek, bunu imkan olarak görmesidir. Babasının mülkü gibi görüp, bunu sınırsız bir iştahla gelir elde etmek için kullanmasıdır” ifadelerini kullandı.
‘YOLA DEVAM EDECEĞİZ’
Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dünyanın birçok yerinde ormanların açılarak oraların birtakım rant yerleri haline getirildiğini biliyoruz. Sanayileşmeyle birlikte nehirlerin zehir akar hale geldiğini biliyoruz. Başta Amazon ormanları olmak üzere dünyanın birçok yerinde kainatın en önemli varlıklarının nasıl talan edildiğini biliyoruz. Dolayısıyla insanoğlunun önce bu yanılgıdan kurtulması lazım. Yeryüzü bizim babamızın malı değildir. Bizim üzerimize düşen, gördüğümüz şeyi kendi malımız gibi almak, onu mülk edinmek değildir. Yeryüzünün bize miras bırakıldığını ve bunu en iyi şekilde devretmemiz gerektiğini nesillerimize öğretmeliyiz. Dünyanın kendi babasının malıymış gibi olduğunu düşünenlerin dünyaya vereceği hiçbir şey yoktur. Onlar sadece tahribattır, sadece dünya nimetlerinin talan edilmesidir. Başta orman varlıklarımızı arttırarak, koruyarak, bilinçlendirmeye devam ederek yola devam edeceğiz. Hz. Peygamber’in bize öğrettiği şey, ‘Kıyametin koptuğunu duysanız elinizdeki fidanı dikin’. Bu sözüyle ‘Yeryüzünde bizden sonra yaşayacak olanların hakkını verin’ demek istiyor.”
‘BU ALANA 1 MİLYON 100 BİN FİDAN DİKİLECEK’
İzmir Valisi Süleyman Elban da Karşıyaka’da 15 Ağustos’ta başlayan ve 3 günden daha uzun süren yangınının orman teşkilatı ve tüm kurumların katkısıyla söndürüldüğünü belirterek, “Yangın, bu yoğun ve fedakar çalışmalarla, 80 kilometrenin üzerine çıkan rüzgar şartlarına rağmen, insanüstü bir çabayla kısa sürede söndürüldü. Orman yangını sırasında ve söndükten hemen sonra bu alanın her metrekaresinin ağaçlandırılacağını söyledik. Ayın 18’inde orman yangını bittikten 10 gün sonra 28 Ağustos’ta alanda temizlik ve ağaçlandırma çalışması ile ilgili hazırlıklara başladık” dedi.
Bu sahada hazırlıkların tamamlandığını söyleyen Vali Elban, şöyle devam etti:
“Mart 2025’e kadar bu alana 1 milyon 100 bin fidan ve 8 ton tohum atarak 2 bin 900 hektarlık yangından etkilenen alandaki 1580 hektarlık orman alanını yeniden ayağa kaldıracağız. 1320 hektarlık alandaki yerleşim yeri ve mera dışında kalan orman olmayan yerleri de ağaçlandıracağız. Dolayısıyla daha fazla ağaca kavuşturacağız. Bu alanın birkaç sene sonra yemyeşil orman olduğunu hep birlikte nefes olduğunu göreceğiz. Bu yaz dönemi ilimiz genelinde yangından etkilenen tüm alanda ağaçlandırma çalışmaları başladı.”
Eski Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir MilletvekiliMehmet Kasapoğlu da hem bugün hem yarınlar için fidanların toprakla buluşturulacağını dile getirerek, “Toprak, su, canlı bir mirasın ötesinde birer emanettir. Çevre dostu, ağaç dostu bir neslin yetişmesi için güçlü çalışmalarımızı birlikte gerçekleştireceğiz” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Kurtulmuş ve protokol üyeleri alana fidan dikti.
Nevra UÇKAÇ/ İZMİR,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’nın merkez dışındaki en büyük, Güney Marmara’nın ise nüfus bakımından ikinci büyük ilçesi olan İnegöl’de, sonbahar renkleri ile güzel görüntüler oluştu. Sarı ve yeşilin tonlarına bürünen meyve bahçeleri dronla havadan görüntülendi.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, 2023 yılı sonu itibarıyla, 299 bin 203 kişiyle Bursa’nın merkez dışındaki en büyük, Güney Marmara’nın ise ikinci büyük ilçesi olan İnegöl, sonbaharın gelmesi ile sarı ve yeşilin çeşitli tonlarına büründü. Santa Maria cinsi armut, şeftali ve elma bahçelerindeki renk cümbüşü, dronla havadan görüntülendi.
Yağlıboya peyzaj tablosunu aratmayan görüntüler, fotoğraf sanatçısı Şaban Kılıçcı’nın objektifine yansıdı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Ayı ve vaşak, Doğa Koruma ve Milli ParklarGenel Müdürlüğünce doğaya yerleştirilen fotokapana takıldı.
Tarım ve Orman Bakanlığı DKMP Genel Müdürlüğünce yaban hayatının korunması ve izlenmesi amacıyla doğaya yerleştirilen fotokapanlar, her gün birbirinden ilginç görüntüler kaydediyor. Ormanın içerisine yerleştirilen ayı ve vaşağın görüntüsü fotokapana yansıdı. DKMP, o anları “Sabah sporu için bizim fotokapanın önünü seçen vaşak ve ayıyı selamlıyoruz” ifadesiyle paylaştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ordu’da düzenlenen ‘Arıcılık ve Arı Ürünleri Fuarı’nda sergilenen baldan döner ilgi çekti
ORDU – Ordu’da düzenlenen ‘Arıcılık ve Arı Ürünleri Fuarı’nda sergilenen baldan döner, katılımcıların ilgisini çekti.
Ordu’da ‘Arıcılık ve Arı Ürünleri Fuarı’ açıldı. Yeni Ordu Stadı kapalı otoparkında açılışı gerçekleştirilen ve 28 firmanın iştirak ettiği fuar, 27 Ekim tarihinde sona erecek. Katılımın yüksek olduğu fuarda en dikkat çeken ürünlerden birisi ise baldan yapılan döner oldu. Ordu Arıcılar Birliği standında sergilenen ve kristalleşmiş hali alması bir seneyi bulan bal döner, küçük külahlar eşliğinde katılımcılara ikram edildi. Sergilenen baldan döner ile katılımcılara, gerçek balın bu şekilde kristalleştiği de anlatıldı.
“Bal döneri gerçekten çok ilgi gördü”
İlde ilk kez böyle bir fuar düzenlendiğini belirten Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Akın Çiftçi, bundan sonraki süreçte bunu geleneksel hale getireceklerini söyledi. Fuarda sergilenen bal dönerin ilgi çektiğini ifade eden Çiftçi, “Bal döner, balımız kristal olmuş hali. Arıcılarımızın doğadan sofraya ürettiği en değerli besin maddesi kristal olunca algı oluşturuyor. Biz de burada bu balın kristalize olabileceğini ve bu şekilde tüketilebileceğini tüketiciye anlatmak adına yaptık ve gerçekten de ilgi gördü” dedi.
“Gerçek bal mutlaka kristalize olur”
Etin dönerinin yapıldığı gibi balın da dönerinin olduğunu kaydeden Çiftçi, “Balın her şekilde tüketilmesi faydalı olduğu gibi bu şekilde kristalleşmiş olduğunda tüketmek de faydalı. Sonuçta balın donmayı, arının da sokmayı olmaz. Gerçek bal mutlaka kristalize olur. Balın bu hale gelmesi içerisindeki polen ağırlığına göre 3 aydan itibaren kristalleşmeye başlar” ifadelerine yer verdi.
Fuarda baldan döner yiyen tüketiciler ise tadını ve kıvamını beğendiklerini, akışkan bala göre tadının daha yoğun olduğunu söylediler.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA – Son haftalarda Avrupa’daki büyükbaş hayvanlarda mavi dil hastalığı görülmesi üzerine birçok Avrupa ülkesi ihracatı durdurdu.
Yaklaşık bir ay içerisinde birçok Avrupa ülkesindeki hayvanlarda mavi dil hastalığı görüldü. Hastalığın kısa süre içerisinde yayılması üzerine bazı Avrupa ülkeleri ihracatı durdurdu. Sadece Polonya ve Macaristan’da ihracatın açık olduğunu söyleyen uzmanlar Türkiye’nin tedbir olarak hayvan ithalatını durdurduğunu söyledi. Ayrıca üreticilerin kendi çiftliklerinde biyogüvenlik tedbirlerini arttırmaları gerektiğini söyleyen uzmanlar tedbirlerin en üst seviyede tutulmasını açıkladı.
“Polonya ve Macaristan’da ihracat açılması yüksek görülüyor”
Polonya ve Macaristanda henüz vaka görülmediğini fakat orada da yoğun test süreci gerçekleştiğini söyleyen damızlık hayvan yetiştiricisi Tarkan Gani, “Mavi Dil hastalığı şu anda Hollanda, Danimarka, Almanya ve İtalya gibi ülkelerde görüldü. Son bir ayda çok sık görüldüğünden dolayı bu ülkeler hayvan ihracatlarını yasakladılar. Şu anda hayvanları satışa sunmuyorlar ve dışarıya göndermiyorlar. Sadece Macaristan ve Polonya’da vaka görülmedi ama hükümetimiz tedbir olarak orayı da ithalata kapatmış durumda. Avrupa’dan şu an için hiçbir damızlık hayvan ithalatı söz konusu değil. Daha öncesinden izinlerini almış işletmecilerimiz ve yetiştiricilerimiz var. Hatta oralara kaparo vermiş işletmeler var. Onlarda şu an bekliyorlar, yoğun bir test süreci geçiriyorlar. Test sürecinin ardından Macaristan ve Polonya’nın ithalata açılması yüksek görülüyor” şeklinde konuştu.
Türkiye’de henüz resmi kaynaktan açıklanan bir vaka yok
Türkiye’nin gerekli tedbirleri aldığını vurgulayan Gani, “Türkiye Cumhuriyeti dünyanın en ağır sağlık şartnamesini kullanıyor. Çok kolay bir şekilde hayvan getirilmiyor. Hayvanlar belirli testlere tabi tutuluyor. Türkiye’ye getirilmelerinin ardından tekrar kanları alınıyor. Olumsuz bir şey olduğunda hayvanlar kesime sevk ediliyor. Ülkemizde şu an için resmi kaynaklardan ben Mavi Dil açıklaması duymadım. Devletimizin tüm çabaları bu hastalığın ülkemize gelmemesi için” dedi.
Tedbirlerin üst düzeyde tutulması şart
Gani, “Dünyada çeşitli sığır hastalıkları var. Bu hastalıklardan biri de mavi dil. Şu ana kadar insana bir etkisi ortaya çıkmadı. Fakat mavi dil bulaşan hayvanda yüksek ateş yavru atımı yapıyor. Bu da bizim milli ekonomimize çok ciddi zararlar veriyor. Bu nedenle devletimizin aldığı tedbirler gayet doğru. Tüm çiftliklerde sadece mavi dil için değil biyogüvenlik tedbirleri alınması lazım. Sönmüş kireçleri çiftliklerde kullanabilirler. En bulunabilir ve masrafsız olanı bu yöntem. Çiftliklere galoşsuz kimseyi almamamız gerekiyor. Tek kullanımlık önlük kullanabilirler. Zaten dışarıdan misafir kabul etmiyoruz. Kabul ettiğimiz zamanlarda da bu biyogüvenlik şartlarını uyguluyoruz. Çiftliğimizde binlerce hayvan var. Burada birine hastalık bulaşması hepsinin hasta olması anlamına geliyor. Bu nedenle tedbirlerimizi en üst düzeyde tutmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü koordinesinde, İl Sağlık Müdürlüğü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), zabıta ve maliye ekiplerinden oluşturulan komisyonla, Bağlar Caddesi’nde geniş çaplı uygulama yapıldı.
Bölgede şüpheli görülen kişileri Genel Bilgi Toplama (GBT) yöntemiyle sorgulayan polis ekipler, araçları da inceledi.
Kafeteryalarda kapalı alanlarda tütün mamulleri içilip içilmediğini denetleyen ekipler, nargile tütünlerinin sunumuna ilişkin uygunluk belgelerini de kontrol etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kente 30 kilometre uzaklıktaki Yücetepe köyündeki vatandaşlar, yıllardır geleneksel yöntemlerle ceviz hasadı yapıyor.
Muhtarın cami hoparlöründen duyuru yapmasıyla bir araya gelen köylüler, 5 kilometre mesafedeki vadiye gelerek ceviz topluyor.
Köylüler, yamaçlarda bulunan yaklaşık 5 bin ağaçtan tek tek topladıkları cevizi, çuvallara dolduruyor, bir kısmını satıyor bir kısmını ise kışın tüketiyor.
Vahdettin Akçan, geleneksel yöntemlerle yapılan hasadın her yıl festival havasında geçtiğini söyledi.
Köyde yıllardır ceviz hasadı yaptıklarını anlatan Akçan, “Ceviz hasadı yaklaşık 10 gün sürüyor. Herkes yılın bu mevsiminde heyecanla ceviz hasadını bekliyor. Yaklaşık 5 bin ceviz ağacımız var. Cevizleri traktör ve atlarla getiriyoruz. Herkese eşit dağıtılıyor.” dedi.
Köylülerden Ramazan Yıldırım, “109 yıldır bu gelenek var. Herkes bu uygulamadan memnun. Bir sıkıntımız yok. Muhtarımız belli bir gün seçiyor ve köylülerle birlikte ceviz topluyoruz. Bu ay bir festival gibi. Heyecan var.” diye konuştu.
Ailesiyle ceviz toplayan Sevgi Akçan, “Ceviz toplama çok meşakkatli. Dik yamaçlardan yürümek çok zor. Geçen yıllarda ağaçtan düşüp ölenler de oldu. Burası köyün ortak ceviz bahçesi. Herkes istediği gibi toplayabiliyor.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TİCARET Bakanı Ömer Bolat, “Son 3 yıldan bu yana ilk kez TÜFE enflasyon oranı, Merkez Bankası politika faizinin altında kalmıştır” dedi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, bir dizi ziyaret ve toplantıya katılmak için Adana’ya geldi. İlk olarak Vali Yavuz Selim Köşger’i ziyaret eden Bakan Bolat daha sonra AK Parti İl Başkanlığı’nda düzenlenen ‘Türkiye Buluşmaları’na katıldı. Burada konuşan Bolat, “TÜFE aylık yüzde 2,97, yıllık bazda ise yüzde 49,38 olarak gerçekleşti. Son 3 yıldan bu yana ilk kez TÜFE enflasyon oranı, Merkez Bankası politika faizinin altında kalmıştır. 4 ayda TÜFE enflasyonda yüzde 26, 5 puanlık bir azalma başarılmıştır” dedi.
30 BİN DÖNÜME OSB KURULUYOR
Bakan Bolat, 22 yılda Adana’ya 240 milyar lira değerinde binlerce eser kazandırdıklarını söyledi. Adana için yapılan ve yapılmakta olan projelere de değinen Bakan Bolat, “Adana için büyük bir müjde olan konteyner limanını biliyorsunuz. Adana’mıza ticaret ve dış ticaret alanında, ihracat alanında, çok büyük katkı sağlayacaktır. Yine kimya organize sanayi bölgesinin yasal mevzuat işlemleri tamamlandı. 30 bin dönüm gibi büyük bir alanda. O da başta petrokimya sektörü olmak üzere, kimyanın değişik alanlarında Adana’ya, sanayide çok ciddi katma değer sağlayacak. Büyük bir artı değer meydana getirecek. CeyhanOrganize Sanayi Bölgesi’nde yatırımcıların beklediği ikinci etap kararı verildi. Yine Adana’mızda Karataş ilçesinde su ürünleri ihtisas bölgesi, 6 bin dönüm arazide kuruluyor. 400 milyon dolarlık bir ihracat hacmine sahip olacak. Yine Karataş ilçesinde sera organize sanayi bölgesi o da 6 bin dönüm mertebesinde olacak. Tabii Adana aynı zamanda büyük bir tarım şehri. Meşhur Çukurova’sıyla Türkiye’nin en gözde, en bereketli ovasına ev sahipliği yapan Adana, tarımla özdeşleşmiş bir şehir aynı zamanda. Adana yine gıda ve pamuk ürününe bağlı olarak da gıda sanayi ve tekstil hazır giyim sanayinin de güçlü olan bir şehrimiz. Burada da hamdolsun tarımsal üretimdeki son iki yıl çok verimli, bereketli sezonlar geçirdik. Bu alanda Tarım Bakanlığımızla birlikte gerek üreticilerimizin gelirinin korunması gerekse ihracat imkanlarının arttırılması konusunda Tarım ve Orman ile Ticaret Bakanlığı birlikte çok yoğun çalışmalar yürüttük. Bundan sonra da yürütmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
‘BU YIL İTHALATTA YÜZDE 20 AZALIŞ VAR’
Adana’nın 2023 yılında 4,1 milyar dolar ihracatı olduğunu aktaran Bakan Bolat, “Bu yıl ilk 9 ayda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,4 artışla Adana’nın ihracatı 3,2 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu da inşallah geçen yılki 4,1 milyar doların üzerinde çıkılacağını göstermektedir. 2023 yılında 4,1 milyar dolar ihracat yaparken, Adana’nın 4,2 milyar dolar da ithalatı vardı. Ama bu yıl hamdolsun ithalatta yüzde 20 azalış var. İlk 9 ayda ithalat 2,6 milyar dolarda kalmıştı. Böylece Adana, dış ticarette fazla veren, katma değer ortaya koyan bir ilimiz olarak başarılı olmuştur. Yine Ticaret Bakanlığı olarak yönetim ve denetimini Türkiye’nin ilk serbest bölgelerinden biri olan Adana Yumurtalık Serbest Bölgesi de bu yıl ihracatta büyük bir atak yaptı. Geçen yılın tamamında 1,1 milyar dolar ihracat yapan Yumurtalık Serbest Bölgesi, bu yılın ilk 8 ayında 1,6 milyar dolar ihracat yaptı. Orada bin 700 kişi istihdam ediliyor. Şu anda 30 firma 53 faaliyet ruhsatıyla çalışma yapıyorlar. Orada 30-40 yeni fabrika daha kurulması için potansiyel bulunmakta. Bunun gerçekleşmesi için çabalarımızı arttıracağız. 2022 yılında Adana’ya 48 milyon lira ihracat teşviki verdik. Hibe desteği 2023’te 2,5 kat artışla 128,5 milyon lira, Ticaret Bakanlığı olarak ihracat destekleri verdik. Bu yıl ilk 8 ayda 223 milyon lira Adana’ya ihracat destekleri vermiş bulunuyoruz. Diğer taraftan hizmetler ihracatı için Adana’ya 25 milyon lira destek vermiş durumdayız” dedi.
‘180 ÜLKEYE 230 KALEM ÜRÜN İHRACATI YAPILMAKTADIR’
Adana’da düzenlenen TEKNOFEST’e de değinen Bakan Bolat, “Türkiye 2022 senesinde sadece 250 milyon dolar savunma sanayi ihracatı olan bir ülkeydi. O da yaptığı tabanca, mühimmat gibi ürünlerin ihracatıyla sağlanıyordu. Türkiye’nin savunma sanayinde kendine yeterlilik oranı yüzde 20 idi. Şu anda yeterlilik oranı yüzde 80’e yükselmiştir. Tam 12 milyar dolarlık yıllık üretim yapılmaktadır savunma sanayinde ve 5,5 milyar dolarlık ihracat yapılmaktadır. Türkiye, savunma sanayi ihracatında 21 yılda 250 milyon dolardan 5 milyar dolara yükselmiştir. 180 ülkeye 230 kalem ürün ihracatı yapılmaktadır. 180 ülkeye, 230 farklı savunma sanayi ürünü ihracatı yapılmaktadır. Bizim savunma sanayisinde kilogram ihracatımız, 65 dolara gelmektedir. Bugün Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından 900’e yakın proje devam ettirilmektedir. İşte bütün bu eser ve sonuçlar, Adana Şakirpaşa Havalimanı’nda TEKNOFEST’te sergilenmektedir” diye konuştu.
FAHİŞ OTEL FİYATINA TEPKİ
Bakan Bolat, kentte normal şartlar altında geceliği 2-3 bin liraya oda veren bir otelin TEKNOFEST yoğunluğu nedeniyle 27 bin lira ücret istemesine yönelik bir basın mensubunun sorduğu soru üzere, “Tamahkarlıktır, çirkinliktir. Bunları engelleyeceğiz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sivrice Meslek Yüksekokulu (MYO) Arıcılık Programı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Seven ve ekibi tarafından yürütülen projeyle bal arılarında verim kaybına neden olan nosema hastalığıyla mücadeleye yönelik çalışma yapıldı.
Yaklaşık bir yıl süren çalışma sonucu moleküler tanı yöntemiyle nosema hastalığı bulunan arılara farklı dozlarda gallik asit verilerek bunun iyileştirici etkisi test edildi.
“Yapacağımız uygulamalar doğrudan verimimizin seviyesini belirlemekte”
Prof. Dr. Seven, AA muhabirine, Türkiye’nin hem coğrafi hem de ekolojik açıdan arıcılığa çok elverişli olmasına rağmen arı hastalıklarıyla senkronize ve etkin mücadele edilememesi gibi nedenlerle kovan başı bal üretiminin dünya ortalamasının altında olduğunu söyledi.
“Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü verilerine göre Türkiye, arı varlığı bakımından dünyada 3’üncü sırada olmasına rağmen kovan başı 11,3 kilogram bal üretimi ile dünya ortalamasının (17,4 kilogram) altında kalıyor.” diyen Seven, balda verim kaybına neden olan nosema hastalığının önüne geçilmesini hedeflediklerini ifade etti.
Arılarda daha çok “varroa” olarak bilinen asıl ismi varroa jacobsoni oudemans olan parazit türü ve bir protozoon hastalığı olan nosema görüldüğünü dile getiren Seven, bu hastalıkların bal verimini önemli ölçüde düşürdüğünü kaydetti.
Seven, şunları söyledi:
“Dünya bal verimi açısından düşünüldüğünde ortalamanın altında kalmamızın sebepleri arasında bölgeye uygun eko tip arının (o bölgenin saf arısı) kullanılmaması, yapılan ilaçlamaların senkronize olarak gerçekleştirilmemesi, alınan ikinci el malzemelerin sterilizasyonuna dikkat edilmemesi, hastalıklarla mücadelede etkisiz kalınması, genç ana arılarla çalışılmaması gibi faktörler yer alıyor. Bunların yanı sıra ilkbaharda ve kışlatmada yapılacak uygulamalar doğrudan bal verimimizin seviyesini belirlemekte. Dolayısıyla arıcılarımızın bu konularda dikkatli olması gerekiyor.”
Gallik asit organik bir ürün
Seven, daha çok ilkbaharda görülen nosemanın yaz aylarında özellikle nemli bölgelerde de görülebildiğini ve sindirim sistemini etkileyerek arının ölmesine neden olduğunu belirterek, hastalıklarla mücadelede arıcıların farklı materyaller kullandığını ancak bunların hiçbirinde bir standart olmadığını, etkilerinin bilimsel olarak ortaya konulmadığını kaydetti.
Varova ile mücadelede piyasada ruhsatlı ilaçlar olduğunu ancak nosemaya yönelik herhangi bir ruhsatlı ilaç olmadığını dile getiren Seven, birkaç yıl öncesine kadar arılarda nosema hastalığı ile mücadelede dünya çapında kullanılan fumagillin etken maddeli ilaçlar olduğunu ancak bunların balda kalıntı bırakması nedeniyle hem Türkiye’de hem de Avrupa Birliği ülkelerinde yasaklandığını belirtti.
Seven, şunları söyledi:
“Balda zararlı kalıntı bırakmayan bir ilaç üretilmesi noktasında organik bir ürün olan gallik asidin nosema hastalığını iyileştirici etkisini bilimsel olarak dünya çapında ilk defa ortaya koyduk. Yaptığımız çalışmada DNA izolasyona ve multiplex PCR testi ile hastalık tespit edilen arılardan elde edilen nosema sporlarını besi yerlerinde çoğaltarak, arıları hastalık yapacak düzeyde bireysel olarak elle beslemek suretiyle enfekte ettik. Son olarak hasta arıları gallik asit formülasyonları ile tedavi etmek suretiyle pozitif sonuç elde ettik. 25, 50 ve 100 mg/kg dozlarında gallik asit kullandık. Doz artışına paralel olarak nosema spor sayısında önemli düzeyde düşüş tespit ettik. Bu sonuç gallik asidin iyileştirici etkisinin kanıtıdır.”
Seven, arı hastalıklarıyla mücadelede etkili ve yeterli bir mücadelenin sergilenmesi halinde Türkiye’de bal veriminin dünya ortalamasının üzerine çıkacağına inandığını söyledi.
“Gallik asit, balın bileşiminde de bulunan organik bir üründür ancak bunun elde edilmesi, saf hale getirilmesi ve dozajının ayarlanması gerekiyor. Yaptığımız araştırmalarda gallik asidin nosema tedavisinde pozitif sonuçlarını elde ettik, bundan sonraki çalışmalarımızda bunun arı ve arıcılık ürünleri bakımından etkinliğinin tam olarak ortaya konulması ve en etkili dozunun tespitinin yapılması sağlanacaktır. Bu amaçla yine TÜBİTAK’a projemizi sunduk. Tüm bu veriler ışığında hazırladığımız yeni proje ile gallik asidin ruhsatlı bir ilaç haline dönüştürülmesine yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Şu anda görünen o ki gallik asit, nosema ile mücadelede arıcılarımızın elini güçlendirebilecek bir ürün. Sonuç olarak bundan sonraki süreçte bu hastalıkla mücadelede arıcılarımıza bir çözüm sunmayı, arıcılarımızın eline nosema ile iyi bir savaşım aracı (ruhsatlı bir ilaç) vermeyi hedefliyoruz.”
“Verimi artırmak için teknik arıcılığın gereklerini yerine getirmemiz gerekiyor”
Seven, arı hastalıklarıyla mücadele kadar bu tür hastalıkların ortaya çıkmasına neden olan faktörlere karşı etkisiz kalınmamasının da bir o kadar önemli olduğuna dikkati çekerek, tüm arı yetiştiricilerinin bir eğitim sürecinden geçmesinin çok faydalı olacağını belirtti.
Verimin artırılması için teknik arıcılığın gereklerinin yerine getirilmesi gerektiğini ifade eden Seven, bu konuda arıcıların danışabileceği Tarım ve Orman İl müdürlüklerinde arıcılık konusunda uzman personelin bulunduğunu söyledi.
Seven, üniversiteler olarak da dönem dönem eğitim programları düzenlediklerini dile getirerek, “Burada biraz daha teknik bilgi ve beceriyle, bilime, bilimin sunduğu yeni çözüm önerilerine önem vermemiz gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ISPARTA’nın Eğirdir ilçesinde kuraklık tehdidi nedeniyle su seviyesi düşen ve biyolojik kirlilik oluşan Eğirdir Gölü’nün rehabilitasyonu için hazırlanan 9 maddelik eylem planı devreye alındı.
Eğirdir Gölü’nün kuraklık tehdidi, alg patlaması ve biyolojik kirliliğe karşı korunması ve rehabilite edilmesi amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un talimatıyla ilgili kurumlar harekete geçti. Bakanlığa bağlı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü koordinesinde, Isparta Valiliği, Belediye Başkanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, Eğirdir Su Ürünleri Araştırma Merkezi, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Kurumu, üniversiteler, kamu ve özel sektör kuruluşlarıyla komisyon oluşturuldu. Arazi çalışmalarıyla beraber alınması gereken tedbirler belirlendi. Göldeki sucul bitkilerin ve dipte biriken sediment ile biyokütlenin kaldırılmasına ilişkin Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından ön fizibilite raporu hazırlandı. Süleyman Demirel Üniversitesi ile Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nden bilim insanları da Ekosistem Değerlendirme Raporu’nu (EDR) hazırladı. Bakan Kurum, bu çalışmalar ışığında belirlenen 9 maddelik eylem planını kamuoyuna duyurmuştu.
Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdür Yardımcısı Beyhan Oktar, eylem planının uygulanmaya başlandığını açıkladı. Oktar, gölün ekolojik değerini ortaya koymak, göl ve çevresindeki faaliyetleri mevzuat kapsamında sınırlandırmak ve koruma kullanma dengesini gözetme amacıyla Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün, Eğirdir Gölü ve kıyı kesimini, ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’, ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ ve ‘Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ olarak ilan ettiğini belirtti.
ÖZEL ARAÇLARLA VE DALGIÇLARLA TEMİZLİK BAŞLADI
Çalışmalar kapsamında acil müdahale olarak göl yüzeyindeki alglerin ve göl kıyısındaki ölü sucul bitkilerin temizlenmesi amacıyla amfibi sulak alan rehabilitasyon araçları tasarladığını, bu araçlarla göl yüzeyinde, göl içindeki hassas bölgelerde ise özel ekipmanlı dalgıçlarla temizlik çalışmalarına başlandığını açıklayan Oktar, gölü besleyen Çayköy Dere ağzında biriken ağaç dalları ve bitki tortusunun Devlet Su İşleri’ne ait araç ve ekipmanlarla temizlendiğini söyledi. Oktar, elde edilecek bilimsel veriler doğrultusunda dip çamuru temizliği başlatılacağını söyleyerek, “Çalışmalar kapsamında akademisyenlerimiz gölün içerisinden ve dip sedimanından 20 farklı noktadan alınan örnekleri analiz ediyorlar. Analizler tamamlandığında gölden çıkarılacak çamurun hangi bilimsel metotlarla bertaraf edileceği ve bununla ilgili yapılacak tüm önlemleri bizlere sunmuş olacaklar ve bu doğrultuda tedbirlerimizi almaya devam edeceğiz” dedi.
Isparta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Bekir Çelen de Eğirdir Gölü’nün bölge ve ülke için önemine dikkat çekerek, “Son yıllarda yaşanan iklim değişikliği ve kuraklık göldeki su seviyesinin hızla azalmasına sebep oldu. Yağış rejimindeki değişiklikler, ondan sonra sıcaklık artışları ve bölgedeki insan faaliyetleri, göl ekosistemini olumsuz etkiledi. Su seviyesinin azalmasıyla birlikte göldeki biyolojik kirlilik, alg patlamaları ve kötü koku gibi sorunlar ortaya çıktı. Eğirdir Gölümüz bölgedeki içme suyu kaynağı olmasının yanı sıra tarımsal sulama, turizm ve balıkçılık gibi birçok alanda kritik öneme sahip. Dolayısıyla bu sorunların giderilmesi acil bir ihtiyaç haline geldi. Bakanlığımızın ve yerel yönetimlerin koordinasyonuyla başlatılan rehabilitasyon çalışmaları sayesinde gölün ekosistemini koruyarak bu eşsiz doğal kaynağı gelecek nesillere aktarmayı hedefliyoruz” diye konuştu.
Haber: ANKARA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Mudanya Belediyesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi, tarımsal verimliliğin artırılması için iş birliği protokolü imzaladı.Protokol kapsamında ilk destek Ziraat Fakültesi’nden geldi. Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile yürütülen projeyle, ilçedeki tarım arazilerinin verimlilik durumu ve mevcut kullanım şekilleri analiz edilmeye başlandı.
Proje kapsamında 1,5 kilometre aralıklarla toplam 240 adet toprak örneği alınacak. Bu örneklerle, bölgedeki toprakların fiziksel ve kimyasal yapısı analiz edilerek verimlilik seviyeleri belirlenecek. Elde edilecek veriler doğrultusunda köy ve mahalle bazlı sürdürülebilir toprak yönetim stratejileri geliştirilecek. Proje ile ilçedeki üreticilere yönelik eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri de artacak. Bu sayede çiftçiler, doğru tarımsal uygulamalarla daha yüksek verim elde edecek ve hem ekonomik kazançlarını artıracak hem de toprak sağlığını koruyacak.
Mudanya’nın kültürel ve doğal zenginliklerinin yanı sıra dünyaca ünlü tarım ürünlerine sahip olduğunu belirten Başkan Dalgıç, yaşama geçirilen proje sayesinde çiftçilerin daha verimli ve bilinçli üretim yapabileceklerini söyledi. Bilimi referans alarak tarımsal sürdürülebilirliği desteklemeyi hedeflediklerini vurgulayan Dalgıç, şöyle konuştu:
“Sadece bugünü değil, geleceği de planlıyoruz”
” Tarım, Mudanya’nın en önemli geçim kaynaklarından biri. Sürdürülebilir tarım sadece bugün için değil, gelecek kuşaklar için de büyük bir önem taşıyor. Bu projeyle sadece bugünü değil, geleceği de planlıyoruz. Yapılacak analizler sonucunda çiftçilerimiz, topraklarının verimliliği hakkında detaylı bilgi sahibi olacak ve ihtiyaçlarına uygun gübreleme ve sulama yöntemlerini öğrenebilecekler. Böylece daha bilinçli ve verimli üretim yapmalarını sağlayacağız. Verimli topraklar, bilinçli çiftçiler ve sürdürülebilir tarım sayesinde Mudanya’nın tarımsal kalkınmasına katkı sağlayacağız. Tarımda sürdürülebilirliği desteklemek için çalışmalarımızı hız kesmeden sürdüreceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bir dizi program için Sakarya’ya gelen Dervişoğlu, Ferizli Belediyesini ziyaret etti, Belediye Başkanı Mehmet Ata’dan çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Daha sonra Ferizli Tarım Festivali’nin açılışına katılan Dervişoğlu, 15 Eylül’de Hendek ilçesindeki makarna fabrikasında meydana gelen patlamada hayatını kaybeden işçiye Allah’tan rahmet, yaralılara geçmiş olsun dileğinde bulundu.
Dervişoğlu, Türkiye’de tarımın iktidarın yıllardır süregelen yanlış politikaları nedeniyle bitme noktasına getirildiğini savundu.
“Üreticilere fırsat eşitliği sağlamak en temel önceliğimizdir”
Dervişoğlu, tarıma yönelik planladıkları çalışmalardan bahsederek, şunları kaydetti:
“Adalet, hürriyet ve eşitlik özlemimiz ve ihtiyacımız var. Bütün bu problemleri, bunun için yaşıyoruz. İYİ Parti olarak tarım sektörünün her bir paydaşına, her çiftçiye, her işçiye sözümüz; bu üç vazgeçilmez unsuru yeniden tesis etmek olacaktır. Üreticilere fırsat eşitliği sağlamak en temel önceliğimizdir. Türkiye’nin neresinden olursa olsun her çiftçimiz, aynı desteklere ve aynı imkanlara sahip olmalıdır. Tarım desteklemeleri adil bir şekilde dağıtılmalı ve yalnızca belirli bölgeler değil, tüm Türkiye’nin üreticileri kazanmalıdır. Bu ülkenin her köşesindeki çiftçiye aynı fırsatları sunacağız ki herkesin ürünü aynı bereketle buluşsun.”
Çiftçinin emeğinin karşılığını alamadığını belirten Dervişoğlu, hükümetin tarım politikalarını eleştirdi.
Dervişoğlu, Türkiye’nin fındık üretiminde dünyanın ihtiyacının yüzde 70’ini karşıladığını dile getirerek, “Ancak fındık üreticilerimiz de tıpkı diğer tarım sektörleri gibi adaletsiz fiyat politikalarına maruz kalıyor. Fındık hem Ferizli hem de Türkiye’nin ekonomisi için vazgeçilmez bir değerdir. Bu değeri koruyacak politikalar üretmek de kaçınılmazdır. Benim inancım; bir elin verdiği alın terinin diğer elde ekmeğe dönüşmediği bir düzenin adaletsiz olduğu şeklindedir. Biz teri alın terine, emeği hakka çevirecek bir adalet sistemini kuracağız ki her vatandaş ülkesinden ve o ülkeyi yönetenlerden razı olsun.” ifadelerini kullandı.
Yerli üretimi teşvik edip çiftçiye üretimde bağımsızlık kazandırmanın öncelik olması gerektiğine işaret eden Dervişoğlu, “Toprağına zincir vurulan çiftçi bize göre hür değildir. Allah’ın izniyle bu zincirleri hep birlikte kıracak, çiftçimizi toprağında özgür hale getireceğiz. Tarım bu coğrafyanın, güzel ülkemizin en güçlü miraslarından biridir. Bu mirası gelecek kuşaklara taşımakla mükellefiz.” diye konuştu.
Ferizli Belediye Başkanı Ata, Sakarya Ticaret Borsası Başkanı Mustafa Genç ve Sakarya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Ali Şener Bayraktar’ın da konuşma yaptığı programa, Ferizli Kaymakamı Hasan Balcı, İYİ Parti İl Başkanı Ahmet Uçak, parti yöneticileri, ilçe belediye başkanları ile partililer ve vatandaşlar katıldı.
Konuşmaların ardından Dervişoğlu ve katılımcılar, festival alanını gezdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TOPRAĞA GÖMÜLEN BUĞDAY ÇUVALLARINI TEK TEK ÇIKARDI
İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, çarpıcı bir video yayınladı. Çiftçinin elinde kalan buğdayların çuvallarla toprağa gömüldüğünü iddia eden Çömez bir araziye gitti. Çömez, toprağa gömülü çok sayıda buğday çuvalını elleriyle çıkardı.
“ALIN HER TARAF BUĞDAY”
Sert tepki gösteren Çömez şunları söyledi: “Yaptıkları rezilliğe bakın. Buğdayları nasıl gömmüşler. Bunlar Türk çiftçisinin alın teri. Göz nuru. Her taraf buğday. Aman millet yediğimiz haltı öğrenmesin diye binlerce kamyonla bu mezarları gece yarısı kaldırdınız. Devleti de böyle yönetiyorsunuz. Alın her taraf buğday. Tek kelimeyle yazıklar olsun diyorum.
“BU İHMALİN TEK TEK HESABINI SORACAĞIM”
Bu ihmalin tek tek hesabını soracağım. Tarım Bakanı sana soracağım bunu. Nasıl vicdanın sızlamadı bu buğdayları gömerken. Geceleri yatağa nasıl giriyorsunuz. Türk çiftçisi açken onların buğdaylarını mezarlara gömmeye ne hakkınız var.”

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ş.A. idaresindeki mevsimlik tarım işçilerini taşıyan 63 AEU 932 plakalı minibüs, Cumayeri ilçesi Harmankaya mevkisinde kontrolden çıkarak şarampole devrildi.
Durumun bildirilmesi üzerine bölgeye sağlık, jandarma, itfaiye ile İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) ekipleri sevk edildi.
Kazada yaralanan, aralarında çocukların da olduğu 24 kişi, sağlık personelinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.
Atatürk Devlet Hastanesi ile Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim Araştırma ve Uygulama Hastanesine kaldırılan yaralılardan 3’ünün hayati tehlikesinin sürdüğü, 8’inin taburcu edildiği, diğerlerinin ise tedavisinin sürdüğü öğrenildi.
Olay yerine gelen Cumayeri Kaymakamı Taha Furkan Sönmezel ve Belediye Başkanı Mustafa Koloğlu inceleme yaparak ilgililerden bilgi aldı.
Koloğlu, yaptığı açıklamada, şoförün ifadesine göre, minibüsün freninin boşalması sonucu yaklaşık 50 metreden şarampole devrildiğini söyledi.
Hayatını kaybeden kimsenin olmadığını dile getiren Koloğlu, “Hepimize geçmiş olsun.” dedi.
Mevsimlik tarım işçilerinin, Sakarya’nın Kocaali ilçesinde fındık toplama işlerini tamamlayarak memleketlerine dönüş yolunda olduğu öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Osmancık Belediyesince düzenlenen Pırlanta Pirinç Kültür ve Sanat Festivali kapsamında D 100 kara yolu yakınlarındaki Koyunbaba Türbesi önünde dev kazanlarla pilav pişirildi.
Osmancık Belediye Başkan Yardımcıları Kadir Eskiadam ve Ahmet Özoğlu, D 100 kara yolundan geçen araçları durdurarak, sürücü ve araçlarda bulunanlara ikram etti.
Eskiadam ve Özoğlu, pilav ikram ettikleri kişileri festival kapsamında düzenlenen “Ayıkla pirincin taşını” adlı yarışmaya katılmaya davet etti.
Yeni mahsul pirincin içine gizlenen taşı bulan yarışmacılara 5’er kilogram, bulamayanlara ise 1’er kilogramlık pirinç hediye edildi.
Eskiadam, AA muhabirine, Pırlanta Pirinç Kültür ve Sanat Festivali etkinliklerinin yoğun ilgi gördüğünü söyledi.
Etkinliklerle Osmancık pirincini tanıtmayı hedeflediklerini belirten Eskiadam, bu amaçla D 100 kara yolundan geçenlere pilav ikram ettiklerini dile getirdi.
Güzel bir etkinlik olduğunu belirten Eskiadam, “İlçemizden geçenler Osmancık pirinci ile yapılan pilavının tadına bakma fırsatı buldu. Pilav ikramımız sırasında yarışmalar da düzenledik. Çok renkli, eğlenceli bir etkinlik oldu. Festivalimiz güzel etkinliklerle devam ediyor.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bölgede kış için yiyecek hazırlığı yapan kadınların mesaisi salçayla devam ediyor.
Kuşburnu marmeladı, erişte, tarhana, şeker pancarı pekmezi ve yufka gibi ürünler hazırlayan kadınlar, doğrayarak hazırladıkları domatesleri büyük kazanlarda kaynatıyor.
Çuvallarda bekletilen ve ekşitilen domatesler, makineden geçirilerek kabuk ve çekirdeklerinden ayrıldıktan sonra özellikle bakır kazanlarda 2 veya 3 saat kaynatılarak salça haline getiriliyor.
Yoğun bir emek ile hazırlanan salçalar kış boyu kullanılmak üzere cam kavanozlarda muhafaza ediliyor.
Fatma Şimşek, AA muhabirine, doğal ürünleri kışın da tüketebilmek için hazırlık yaptıklarını söyledi.
Kışın en çok tükettikleri ürünlerden birinin salça olduğunu belirten Şimşek, salça yapılacak domatesleri çekirdek ve kabuğundan ayırma işini eskiden elde yaptıklarını, bugün ise bunu makineyle gerçekleştirdiklerini ve bunun işlerini kolaylaştırdığını vurguladı.
Aldıkları domatesi ilk olarak doğrayıp tuzlayarak üç gün kadar hem suyunun süzülmesi hem de ekşimesi için çuvallarda beklettiklerini anlatan Şimşek, “Daha sonra ise bu domatesleri makineden geçirip püre haline getirerek yaklaşık 3-4 saat kaynatıyoruz. Yavaş yavaş dibini tutturmadan kaynatıyoruz.” diye konuştu.
Dört yüz kilo domatesten yaklaşık 80 kilo salça elde ettiklerini aktaran Şimşek, kendi ürettikleri ürünleri daha güvenle tükettiklerini kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünün İyi Tarım Uygulamalarının Yaygınlaştırılması ve Kontrolü Projesi kapsamında, “Kütahya İyi Tarımda İlerliyor” programı hayata geçirildi.
Proje çerçevesinde Sekiören köyünde 100 dekarlık alanda ahududu üretimi yapan kadın üreticiler, kooperatif kurdu.
Kütahya Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Sekiören Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi işbirliğinde bu yıl ilki düzenlenen şenlik renkli görüntülere sahne oldu.
Üretim yapan kadınları tebrik eden AK Parti Kütahya Milletvekiliİsmail Çağlar Bayırcı, burada yaptığı konuşmada, üretime katkı sunan herkesin destekçisi olduklarını söyledi.
Kütahya’da tarım çeşitliğinin arttığını belirten Bayırcı, “Kadın kooperatifimiz, üretim için ‘biz de varız’ demiş ve harekete geçmişler. Bu gerçekten takdire şayan bir durum. Devletimiz ve hükümetimiz, bir şeyler yapmak düşüncesiyle yola çıkan vatandaşlarımızın yanında olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Kütahya’mızda inşallah buna benzer girişimler artacaktır.” dedi.
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Mustafa Altuğ Atalay da kadınların girişimlerini oldukça anlamlı bulduğunu söyledi.
Kadınların güzel bir başlangıç yaptığını dile getiren Atalay, “Tarım ve Orman İl Müdürlüğümüz büyük bir başarı göstermiş. Şimdi bize düşen sizi desteklemek. Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü olarak 2025 yılında bu bölgeye uygun yerli ahududu çeşidini adapte etme ve geliştirmeye söz veriyoruz.” diye konuştu.
İl Tarım ve Orman Müdürü Emre Yeniay da proje hakkında bilgiler verdi.
Kooperatif Başkanı Hatice Yakar ise amaçlarının ahududu meyvesini en iyi şekilde değerlendirerek hem üretici kadınlara hem de Kütahya’ya katkı sunmak olduğunu dile getirdi.
Konuşmaların ardından protokol üyelerinin jüri olduğu “En iyi ahududu” yarışması düzenlendi.
Ahududuların renk, tat ve görünüm olarak değerlendirildiği yarışmada dereceye giren üreticilere çeşitli ödüller verildi.
Şenlik yöresel ürünlerin yer aldığı stantların gezilmesi, ikramlar ve müzik dinletisi ile sona erdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zonguldak Valiliği İl Özel İdaresi, Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası ile Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğiyle düzenlenen toplantı, Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası toplantı salonunda yapıldı.
Toplantıda, Sera OSB’nin mevcut durumu ve gelecek planları hakkında bilgi verildi. Altyapı çalışmalarının tamamlandığı ve üstyapı inşaatına başlandığı belirtilirken, yapılan çalışmalar, ürün ve pazar hedefleri, finansal analizler, kuruluş ve işletme süreçleri hakkında detaylı bir bilgilendirme yapıldı. Yatırımcılar, projeyle ilgili sorularını sorma ve planlar hakkında fikir alışverişinde bulunma fırsatı buldu.
Sera OSB’nin bölgedeki tarımsal üretimi ve ekonomiyi canlandırması beklenirken, toplantı yatırımcılar tarafından büyük ilgi gördü. Tarım sektöründe modern seracılık uygulamalarına ev sahipliği yapacak olan Sera OSB, Çaycuma ve çevresindeki üreticiler için önemli bir ekonomik fırsat sunacak. – ZONGULDAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, aronya hasadına katıldı
YALOVA – Yalova Valiliği koordinesinde düzenlenen Aronya ve Tıbbi Aromatik Bitkiler Festivali, aronya hasadıyla başladı. Yalova’nın coğrafi işaretli meyvesi olan aronyanın hasadı Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaşı’ın duasının ardından gerçekleştirildi.
Yalova’da ilk kez düzenlenen Aronya ve Tıbbi Aromatik Bitkiler Festivali çerçevesinde Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nde aronya hasadı gerçekleştirildi. 6-7 eylül tarihlerinde düzenlenen festivalin açılış hasadında konuşan Enstitü Müdürü Dr. Yılmaz Boz, aronyanın Türkiye’de ilk kez kivi gibi Yalova’da üretilmeye başladığını söyledi. Boz, ar-ge çalışmalarının sonucunu görmenin de mutluluğunu duyduklarını ifade etti.
Yalova Tarım ve Orman İl Müdürü Selçuk Yaman ise Türkiye’nin yüzölçümü olarak en küçük ili olan Yalova’nın yüzde 62’sinin de orman olduğunu hatırlattı. Bu nedenle ekonomik anlamda birim alandan getirisi yüksek ürünlerin Yalova’da üretilmesi gerektiğini dile getiren Yaman, “Aronya da tıp ki süs bitkileri gibi, kesme çiçek gibi, kivi gibi bitkilerden bir tanesi. 2012 yılında burada Araştırma Enstitüsü bu meyvenin çalışmalarına başladı. Biz de İl Müdürlüğü olarak başladık. İlk parselimizi 10 dekar olarak ilimizde kurduk ve buradan başladık. 2017 ile 2022 yılı arasında aronyaya yaptığımız yatırım yaklaşık 5.9 milyon lira, kamu yatırımı. Burada 144 çiftçimize 369 dekar alanda bahçe tesis ettik. Sadece bununla yetinmedik. 2020 yılında organik olarak bu işi yapalım dedik. Organik aronya ile ilgili 42 tane üreticimizi bu işin içine soktuk. 212 dekar alanda organik aronya üretimi Yalova’mızda yapılmakta. Bu da bizim aronya üretimimizin yüzde 42’lik kısmın denk gelmekte” diye konuştu.
Aronya için meyve suyu sıkıma, kurutma tesislerini de kurduklarını ifade eden Yaman, kendisinden önce Yalova’da görev yapan ve törene katılan İstanbul Tarım ve Orman İl Müdürü Suat Parıldar’a bugüne kadar yaptığı çalışmalardan dolayı teşekkür etti. .
Konuşmaların ardından Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın duasının ardından kesilen kurdeleyle aronya hasadı yapıldı.
Festival çerçevesinde sonrasında ise Atatürk Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü’nden 15 TemmuzDemokrasi ve Cumhuriyet Meydanına kortej yapıldı. Ardından da meydanda düzenlenen program halk oyunu gösterileriyle başladı.
“Aronyanın memleketi Yalova”
Burada konuşma yapan Yalova Valisi Hülya Kaya, “Aronya Festivali yapmamızın sebebi, aronyanın ilk Türkiye’ye girişi Yalova. Yani memleketi Yalova. Nasıl Kayseri mantısıyla anılıyorsa, diğer bazı illerimizim kendine özel bazı ürünleri varsa Yalova’nın da aronyası var. Buradan yola çıkarak bir festival hazırlığına girdik. Geçen senelerde çok güzel çalışmalar yapıldı. Hep beraber aronyanın yaygınlaştırılması, üreticiyle, toprakla buluşması, tescillenmesi, coğrafi işaretin alınmasıyla ilgili çok büyük emek verildi. Dolayısıyla bu emeği bir şekilde taçlandıralım istedik” dedi.
Kaya, en güzel aronyanın Yalova’da üretildiğini kaydetti.
2 gün sürecek festival boyunca çeşitli etkinlikler düzenlenmeye devam edecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vatandaşlar tarafından büyük bir özveri ve zahmetle toplanan kaktüs inciri, birçok hastalığa da faydalı olması sebebiyle yoğun talep görüyor. Sağlık açısından birçok faydası olduğu bilinen kaktüs inciri, son dönemde en çok merak edilen meyve türleri arasında yer alırken, Türkiye’de Akdeniz ve Ege bölgelerinde yetişiyor.
Anavatanı Güney Amerika olarak bilinen ve dikenli yapısı nedeniyle toplanması zor olan kaktüs inciri, dikkatle toplandıktan sonra pazar tezgahlarında yerini alırken içi buz dolu kasalarda soğutulup, sıcak yaz günlerinde müşterilerin beğenisini sunuluyor. Tanesi 5 lira, kilosu ise 50 TL’den satılan frenk yemişleri son dönemde büyük şehirlerde de talep görüyor. C vitamini yönünden de zengin olan kaktüs inciri meyvesinin vücuda zindelik verip, sindirim sistemini rahatlattığı ve bağırsak faaliyetlerini düzenlediği biliniyor.
“Kimisi merakından alıyor”
Tezgahında organik ve ev yapımı ürünlerini sergilemeye çalıştığını ifade eden pazarcı esnafı Tuncay Pınar; “Köy ürünlerim var. Mümkün olduğunca da doğal ürünleri satmaya çalışıyorum. Ev yapımı kekik suyu, pekmez, kırmızı toz biber gibi ürünleri tezgahıma getiriyorum. Vatandaşlarımıza faydalı olmaya çalışıyoruz. Bu kaktüs inciri de doğada kendi kendine yetişen, hiçbir katkı maddesi olmayan bir meyve. Daha önce çok bilinmiyordu yeni yeni meşhur olmaya başladı. Antalya, Alanya ve Adana yöresinde daha çok bulunuyor. Orada da frenk yemişi deniyor. Merakla gelenler oluyor soranlara anlatıyorum ve soyup yediriyorum. Kaktüs incirlerimiz yerlidir. Baltaköy’den geliyor. Şuan rağbet güzel. Millet seviyor böyle değişik şeyleri. Kimisi merakından alıyor, kimisi bildiği için alıyor. Adan, Mersin tarafında daha çok bulunduğu için o bölgelerden gelenler daha çok rağbet gösteriyor. Kiloyla da taneyle de satıyoruz. Tanesi 5 TL, kilosu 50 TL. Çok alanlara indirim de yapıyoruz. Çocuklar geliyor merak ediyor. Merak edenlere, tatmak isteyenlere yardımcı oluyoruz. Soyup tattırıyoruz” dedi.
“Stres ve yorgunluğu alıyor”
Kaktüs incirinin sağlığa faydalı olduğunu ancak kıymetinin bilinmediğini ifade eden Pınar; “Topuk dikenine iyi geldiği, iç organlarına faydalı olduğu söyleniyor. Bu meyve sindirim sistemine son derece faydalı. Kadınlarda romatizma ve kemik erimesine faydalı olduğu, erkekler de ise prostata iyi geldiği söyleniyor. Aynı zamanda vücudu güçlendirici bir etkisi olduğu da söyleniyor. Stres ve yorgunluğu alıyor. Çok faydalı bir meyve ama millet kıymetini bilmiyor. Doğada bir sürü ama toplamaya, ellemeye çekiniyorlar dikenli olduğu için. Zaten bu yüzden de ‘dikenlidir ellemeyin diyorum. Tezgaha gelen vatandaşlarımız istediğinde ben kendim dolduruyorum poşetlerine, nasıl soyulacağını gösteriyorum. Bunu evde de soyarken dikkatli olmak lazım olabildiğince maşa ile tutulmalı ya da kalın eldivenler ile tutulmalı. Tabi bu soğuk yendiği zaman daha çok faydalı ve lezzeti daha güzel oluyor” şeklinde konuştu. – AYDIN
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce Gündoğdu Mahallesi’ndeki Motorcu Balıkçı Barınağı’nda organize edilen törene, Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, Belediye Başkanı Rahmi Metin ve diğer ilgililer katıldı.
Rize Belediyesi Halk Oyunları ekibi, folklor gösterisi sundu.
Vali Baydaş, buradaki konuşmasında, “Geçen yılı 22 bin ton avla kapatmış olduk. Bu sene dua ediyoruz. İnşallah bu sezon kazasız, belasız ve bereketli geçsin. Bol, bereketli ürünler alalım. Hem bu işi yapanlar kazansın hem de vatandaşlarımız bol balık yesin.” dedi.
Pasta kesilmesi ve havai fişek gösterisinin ardından balıkçılar “Vira bismillah” diyerek teknelerle denize açıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir’in Karşıyaka ilçesinde 15 Ağustos akşamı çıkan ve şiddetli rüzgarın etkisiyle büyüyen, ev ve iş yerlerine sıçrayan orman yangınının ardından Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yangın bölgesinde açıklamalarda bulundu. İzmir Yamanlar’daki yangının kontrol altına alındığını aktaran Bakan Yumaklı, “Bölgede soğutma çalışmalarımız devam edecek. Menderes’teki yangında bütün gece boyu arkadaşlarımızın karadan olabildiği kadarki müdahalesi ve yangının çıkış anından gün batımına kadarki olan süreçte hava araçlarıyla birlikte o da belli bir alana kıstırılmıştı. Enerjisi düşürüldü. Şu anda 4 uçak 11 helikopterle çok yoğun bir şekilde karadan da arkadaşlarımız müdahale ediyorlar. Kontrol altına alınmaya en yakın olan yangınlardan bir tanesi” diye konuştu.
Urla’daki yangın kontrol altında
Dün akşam saatlerinde Urla’da çıkan yangınla ilgili son durumu aktaran Yumaklı, şunları kaydetti:
“İzmir Urla- Çeşme’de makilik alanda çıkan bir yangındı. Ekiplerimiz, oraya intikal etti ve müdahaleye başladılar. Yakında bir site vardı. Buranın risk altında olduğu düşüncesiyle Valilik tarafından boşaltılmasına karar verildi. Burası da tahliye edildi. Zarar gören herhangi bir ev ya da bir can kaybı ya da yaralanma yok. Soğutma çalışmaları devam ediyor. Burası da kontrol altında diyoruz.”
Bolu yangını kontrol altında
Ülke genelindeki diğer yangınlar ile ilgili de bilgiler paylaşan Bakan Yumaklı, “Diğer yangın da Bolu Göynük’teydi. Burası da sarp araziler, uçurumlarla dolu büyük ve geniş bir alandı. Burayla ilgili de kontrol edildi bilgisini veriyorum. Burada da soğutma çalışmaları devam edecek. Bölgedeki ağaç yapısı itibarıyla zaman zaman küçük tütmeler görülebilir. Fakat endişelendirecek bir durum söz konusu değil” ifadelerini kullandı.
” Aydın’daki yangın iyiye gidiyor”
Aydın Bozdağ’da 5 uçak, 11 helikopterle ve çok kara ekibiyle müdahale edilen, 3 gündür devam eden bir yangının olduğuna değinen Bakan Yumaklı, “Bayrak direğini bile adeta yerinden sökercesine bir rüzgar vardı orada. Buna rağmen arkadaşlarımız belli bir olgunluğa getirdiler. Çok çok iyi gidiyor. Burası da kontrol altında bilgisi verilmeye en yakın olan hatta kısmen kontrol altında diyebileceğimiz yangınlardan bir tanesi” şeklinde konuştu.
” Gördes’teki yangının enerjisi ciddi şekilde düşürüldü”
Manisa’nın Gördes ilçesinde de günlerdir devam eden yangına dair bilgiler paylaşan Yumaklı, sözlerine şöyle devam etti:
“Çok uzun ve geniş bir alana bir hat şeklinde yayılmış, şiddetli rüzgar sebebiyle bir yangın söz konusuydu. Burada da 1 uçak 10 helikopterle çok ciddi bir kara gücüyle müdahale devam ediyor. Buranın da yine enerjisi ciddi bir şekilde düşürüldü. Sadece bir noktası kaldı. Arkadaşlar oraya odaklandı. Burası da yine kontrol edildi bilgisi verilmeye en yakın yangınlardan bir tanesi.”
Bakan Yumaklı, diğer yangınlara ilişkin ise şunları söyledi:
” Karabük Ovacık’ta da 2 helikopterle birlikte müdahale sürüyor. Ulaşılamayan kayalık alanlar var. Burasının enerjisi çok ciddi bir şekilde düşürülmüş vaziyette. Zaman zaman tütmeler görülebilir. Bunlar soğutmalardan da kaynaklanıyor. Burası da kontrol edildi bilgisi verilmeye yakın yangınlardan bir tanesi. UşakEşme’deki yangına 4 helikopter ve kara ekiplerimiz müdahale ediyorlar. Buranın da enerjisi ciddi bir şekilde düşürüldü. Burada da tek bir nokta kaldı. Arkadaşlarımız buraya yoğunlaşmış vaziyetteler. Kalan 5 yangın kontrol edilmeye en yakın vaziyette.”
Ağaçlandırma çağrısı
Yanan bölgelerle ilgili ağaçlandırma çağrısında da bulunan Yumaklı, “Buraları da yeniden ağaçlandıracağız. Herkesi 11 Kasım’daki Milli Ağaçlandırma Bayramımızda bu hasarı hep birlikte gidermeye davet ediyorum” diye konuştu.
“Pazar gününe kadar hassasiyet gerekiyor”
Yangınlara karşı vatandaşları uyaran Yumaklı, son olarak şunları ekledi:
“Önümüzdeki hafta pazar gününe kadar çok yoğun bir hassasiyet gerekiyor hepimiz için. Eğer mümkünse kapalı alanların dışında açık alanlarda bir kibrit bile çakmayalım. Bir ateş veya alev oluşturacak herhangi bir eylemde bulunmayalım. Çünkü çok basit bir şeyin bile nelere mal olduğunu burada günlerdir hepimiz yaşadık. 15 Eylül’e kadar bizim hassasiyetimiz sürecek.” – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“EN ÖNEMLİ GÜVENCEMİZ GENÇLERİMİZ”
Bu dönemde oluşturulan tarım politikalarının dünya ile rekabet etmesi için bilim ve teknolojiyle desteklendiğini belirten Bakan Yumaklı, “Bu çalışmaları yaparken en önemli güvencemiz dinamizmiyle gençlerimiz. Ankara Üniversitesi’nin düzenlediği Uluslararası Tarım Teknolojileri Festivalini önemsiyorum. Hem sektörümüz hem de akademik camiamız için hayırlı uğurlu olur” ifadesini kullandı.
“YILLIK 69,2 MİLYAR DOLARLIK HASILAYLA AVRUPA’DA BİRİNCİ OLDUK”
Tarımsal üretimin geliştirmesi için atılan adımları dile getiren Bakan Yumaklı “Bitkisel üretimden hayvansal üretime, su ürünleri üretiminden tarımsal Ar-Ge’ye, kırsal kalkınma yatırımlarından, su ve sulama yatırımlarına, birçok alanda üreticilerimizi destekledik ve desteklemeye de devam edeceğiz. Yıllık 69,2 milyar dolarlık hasılayla Avrupa’da birinci, dünyada ilk 10 ülke arasındayız” diye konuştu.
“31 MİLYAR DOLAR İHRACATI SAĞLAYABİLİR NOKTADAYIZ”
Tarımsal hasıla ile tüm vatandaşların ve Türkiye’ye gelen turistlerin gıda ihtiyacının sorunsuz karşılandığını aktaran Yumaklı, şunları kaydetti:
“31 milyar ihracatı sağlayabilir noktadayız. Hem ihtiyacımız olan gıdayı üretiyoruz hem de ürettiğimizin fazlasını ihraç ediyoruz. Ancak bu bizde rehavet oluşturmamalı. Son 10 yıl içinde içerisinde içinde bulunduğumuz coğrafyada değişimleri takip ediyoruz. Savaşlar, pandemi, iklim değişikliği ve birçok etken bizim şuandaki birçok avantajımızı gelecekte farklı noktaya evirebilir.”
“2050 YILINDA TÜRKİYE NÜFUSU 105 MİLYON OLMASI BEKLENİYOR”
Yumaklı sıraladığı risk faktörlerini “yeni normal” şeklinde tanımladıklarını kaydederek, “Uzun değil, 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyar, Türkiye nüfusu da 105 milyona ulaşması bekleniyor. Bu konuda bir takım tahminler yapılıyor. Gıdaya ihtiyacı konusunda yüzde 70 gıdaya daha fazla ihtiyaç oluşacağı sonucunu getiriyor” şeklinde konuştu.
“6 BİN 500 ARKADAŞIMIZ GECE VE GÜNDÜZ ÇALIŞMAKTA”
Tarım ve Orman Bakanlığının politikalarında Ar-Ge ve inovasyona önem verildiğini vurgulayan Yumaklı, “Tarımsal Ar-Ge anlamında; 49 Araştırma Enstitümüz, 300 laboratuvarımız, 2 binden fazlası akademik seviyede olmak üzere 6 bin 500 arkadaşımız ile Türkiye’nin ihtiyacı olan tarımsal üretiminin gelişmesi için gece ve gündüz çalışmakta” diye konuştu.
“318 BİN GENETİK MATERYAL, GEN BANKALARIMIZDA KORUMA ALTINDA”
Gerçekleştirilen Ar-Ge çalışmaları ile üreticiden verimli ve kaliteli ürünler alındığını söyleyen Yumaklı, şu ifadelere yer verdi:
“Tarla bitkilerinde bin 4, bahçe bitkilerinde bin 41 yerli ve milli tohumluk çeşidi geliştirildi. Ata Tohumu kapsamında, 37 yerel çeşit sertifikalandı ve koruma altına alındı. Tarımsal üretimin teminatı olan 318 bin genetik materyal, gen bankalarımızda koruma altında. Küresel iklim değişikliğinin her geçen gün etkisini daha fazla hissettiğimiz bir dönemde kuraklığa ve iklim değişikliğine dayanıklı tohum çeşitleri geliştirmek üzere arkadaşlarımız yoğun bir çaba sarf ediyor.”
“KIRSAL KALKINMADA PROJE LİMİTLERİNİ YÜZDE 100 ARTTIRDIK”
Bu yıl gençlere verilen hibeler noktasında yenilikler kazandırdıklarının altını çizen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programında, hibe desteğine esas kırsal kalkınmada proje limitlerini yüzde 100 arttırdık. 7 Milyon TL’den 14 Milyon TL’ye yükselttik. Yeni hayvancılık yol haritamızı açıkladık. Hayvansal üretimin arttırılması konusunda mevcut potansiyelimizi kullanma noktasında bu pozitif ayrımcılıkların yer aldığını söylemek istiyorum” şeklinde konuştu.
]]>Devamında sanatçı Tolga Saraçoğlu’nun ‘ney’ ile çaldığı su şiiri okundu. Programa katılan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, suyun doğru kullanımı ve sürdürülebilirliğe dikkat çekti.
Bakan Yumaklı, burada yaptığı konuşmada, 31 yıl önce Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda 22 Mart gününün Dünya Su Günü olarak ilan edildiğini hatırlattı.
DÜNYA SU GÜNÜ’NÜN TEMASI: BARIŞ İÇİN SUDAN FAYDALANMAK
Buradaki amacın hızla büyüyen temiz su sorununa dikkat çekmek olduğunu söyleyen Bakan Yumaklı, “Her yıl farklı bir tema vurgusu ile idrak edilen Dünya Su Günü’nün bu yılki teması ‘Barış için sudan faydalanmak’ olarak belirlendi. Hayatın var oluş nedeni olan su, tarih boyunca tüm medeniyetlerin varlığının ve gelişmesinin sebebi olmuştur” ifadesini kullandı.
“EN DEĞERLİ HAZİNEMİZ SU BİZLERE EMANET”
Tarım ve Orman Bakanlığının onlarca disiplinden binlerce çalışma arkadaşıyla Türkiye’nin tarımsal üretimine, gıdası ve ormanına yön verdiğini ifade eden Yumaklı, “Bu üçlü sacayağının var olma sebebi olan suyun yönetimi de bakanlığımıza ait. Yani en değerli hazinemiz su bizlere emanet. Bu emaneti koruyup, kollayıp, verimli şekilde kullanmak için, tüm zor şartlara karşı yoğun bir mesai harcıyoruz” diye konuştu.
Bakan Yumaklı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Vatandaşımıza evlerinde 7/24 temiz ve kullanma suyu ulaştırıyoruz. Sanayicimizin ürünlerini üretmek için ihtiyacı olan suyu her daim temin ediyoruz. Gıdamızı üreten çiftçilerimizin ihtiyaç duyduğu suyu onlarla kavuşturuyoruz. Burada; büyük bir emek, bir gayret ve büyü bir yatırım olduğunun altını çizmek istiyorum.”
Suya gelecekte bugünden daha fazla ihtiyaç olacağına dikkati çeken Bakan Yumaklı, bu gerçeğin farkında olduklarını aktardı.
“TARİHTEKİ EN SICAK 10 YIL OLDU”
Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin başta su kaynakları olmak üzere birçok konuyu yakından ilgilendirdiğine vurgu yapan Bakan Yumaklı, şunları kaydetti:
“Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO), dünyanın son 10 yılını değerlendirdiği rapordan birkaç veri vermek istiyorum. Tarihteki en sıcak 10 yıl oldu. Aşırı iklim olaylarında rekor artış gerçekleşti. Sıcak hava dalgaları, sel, kuraklık ve orman yangınlarının insan hayatını olumsuz etkiledi. Milyarlarca ekonomik zarara sebep oldu.”
2023’TE TÜRKİYE’NİN SU KAYNAKLARINDA YÜZDE 20 AZALMA BEKLENİYOR
Söz konusu durumun bir yansıması olarak Türkiye’de bir yandan kuraklık, bir yandan orman yangınları ve diğer yandan da sel felaketleriyle sık sık karşılaşıldığına dikkati çeken Bakan Yumaklı, şu ifadelere yer verdi:
“2030’da ülkemizde su kaynakları yüzde 20 azalırken, nüfusumuzun yüzde 10 oranında artacağını bekliyoruz. 2050’de durum çok daha farklı. Artan nüfusla birlikte gıda ihtiyacını karşılamak için yüzde 65 ile 70 daha fazla gıdaya ihtiyaç duyulacağını, bu gıdayı üretmek için de yüzde 55 daha fazla suya ihtiyaç duyulacağını öngörüyor uzmanlar.”
“TÜRKİYE SU ZENGİNİ BİR ÜLKE DEĞİLDİR”
Şu anda bin 313 metreküp kişi başı su kullanım potansiyeliyle su stresi çeken bir Türkiye olduğunu anlatan Bakan Yumaklı, bu oranın yıldan yıla azalmaya devam ettiğini belirterek, “Hiçbir şey yapmazsak 2030 yılında bin metreküpün altına düşerek su stresi çeken bir ülke olmaktan su fakiri olan bir ülkeye dönüşmek son derece mümkün. Türkiye su zengini bir ülke değildir. Biz de su kaynaklarımızın korunması ve verimli kullanılması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” açıklamasında bulundu.
MAVİ VATAN İÇİN BİN 744 BARAJ VE GÖLET İNŞA EDİLDİ
Su ve sulama alanında yapılan projelere değinen Bakan Yumaklı, “Güncel rakamlarla 2 trilyon 400 milyar lira yatırım ile 10 binden fazla projeye imza attık. Mavi vatanımızı korumak için; bin 744 baraj ve gölet inşa ettik. İçme ve kullanma suyu ihtiyacı için, içme suyu tesisleri hizmete aldık. Sulama projeleri ile bereketli topraklarımızı suya buluşturuyoruz” ifadelerine yer verdi.
Tarımsal sulamada; su kaynağından bitkiye kadarki mesafede suyu kapalı sistemde götürmek için büyük gayret gösterdiklerini söyleyen Bakan Yumaklı, “Şu anda yüzde 35 kapalı devre sulama sistemlerini yüzde 50’ye öncelikle yüzde 60 ve 70 oranlarına çıkarmayı hedefliyoruz” dedi.
Ulusal Su Kurulu’nun teşkil etmesinin Türkiye’nin bütün kurumlarıyla birlikte söz konusu alanlardaki kararlılığının bir göstergesi olduğunu ifade eden Yumaklı, TarımCebimde uygulamasını işaret ederek, “TarımCebimde uygulamasına eklediğimiz yeni modülle çiftçimizin ekeceği ürünle ilgili karar alma sürecini kolaylaştıracağız. Artık üreticilerimiz, yetiştirilen bitki, toprak ve sulama yöntemlerini de seçerek en doğru sulama programına en kısa yoldan ulaşabilir. Eğer bu yatırımları ve çalışmaları yapmazsak, su sıkıntısı yaşayan ülkeler arasında yer alma tehdidiyle karşı karşıya kalacağız” açıklamasında bulundu.
Programın sonunda Devlet Su İşleri Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya su testisi içinde kelimeyi şehadet yazan yazılı bir tablo hediye etti.
]]>“SAHANIN RÖNTGENİNİ ÇEKİYORUZ”
Burada konuşan Bakan Yumaklı, “Türkiye yüzyılı hedeflerimiz büyük. Türkiye yüzyılı vizyonu açıklandığı andan itibaren bizler de görevimizi icra etmek için sessiz devrimler olarak nitelenen konuları Türkiye’nin gündemine getirdik. Türkiye’nin dört bir tarafından üreticilerimiz ile bir araya gelerek üretimin yapıldığı alanları ve dinamikleri paylaşma imkanı buluyoruz. En yaygın taşra teşkilatı olan bir bakanlık olarak karşılıklı istişareler bizler açısından faydalı. Bu ziyaretlerimize devam ediyoruz. Sahanın röntgenini çekiyoruz. Bugün tarımın başkenti Adana’dayız. Tarımın her zaman için stratejik bir sektör olduğu herkes tarafından söylenir oldu. Elbette tarımsal üretimin sadece gıda arz güvenliği açısından değil sanayimizin de önemli bir ham madde kaynağı olması, ekonomimizin çarklarını çeviren önemli bir sektör olması herkes tarafından kabul edilmiş bir husus” ifadelerini kullandı.
“TARIM SEKTÖRÜ ÇOK ÇABUK ETKİLENİYOR”
Tarım sektörünün birçok sektöre göre olumsuzluklardan daha çok etkilendiğini aktaran Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Tarım sektörünün içerisindeki dinamiklerin çokta göz ardı edilebildiğini görüyoruz. Son dönemlerde oradaki emek ve gayretin tarımsal üretimle alakalı dinamiklerin herkes tarafından bilinmesi önemli. Çünkü tarımsal üretimde sizlerin kontrol edebildikleri ve edemedikleri var. 2 sene önce herkes maske takıyordu. Çok hızlı unutuyoruz. Dolayısıyla iklim değişiklikleri, göç, farklı konjonktür konular, ülkeler arasındaki anlaşmalar bizi etkileyebilir. Tarım sektörünü diğer sektörlerden çok daha hızlı etkileme potansiyeli var” diye konuştu.
“TARIM ALTYAPISINI KORUMAK GIDA GÜVENLİĞİNİ KORUMAKTIR”
Adana’nın tarım altyapısının son 22 yıldır çok güçlendiğini vurgulayan Bakan Yumaklı, daha sonra şunları söyledi:
“Son 22 yıldır Adana’nın tarım altyapısı güçlendirilmiş vaziyette. Yaklaşık 85 milyar liralık bir yatırım yapıldı. Su alanında 42 milyar liralık bir yatırım ile tesis ve alan kazandırılmış durumda. Kırsal kalkınma desteklerimiz herkesin malumu. 398 milyon adet fidan toprakla buluşturulmuş. Adana’da toplam alanı 4,5 milyar dekar alan Çukurova ovası koruma altına alınmış durumda. Bütün bunları gıda arz güvenliğimiz olarak görüyoruz. 21 ürünün coğrafi işaret tescili var. Marka konusunun son derece önemli olduğunu, üretmenin ve bunları katma değerli satabilmek çok daha önemli. Bizler gerçekten devrim niteliğinde olan uygulamaları hayata geçirmek için çalışıyoruz. Tarım kanunu yapıldı ve kullanılmayan tarım arazilerinin yeniden ekonomiye kazandırılması, sözleşmeli üretim gibi konular artık yasal düzenleme ile birlikte farklı bir yönüyle hayatımıza girmiş oldu. Bunların arasında çok uzunca bir süredir tarım sayımında TÜİK ile beraber çalışmamız sürüyor. Türkiye gibi tarımsal üretimin çok çeşitli olduğu bir ülkede bunun altyapısını hazırlamadan yapılan uygulama doğru sonuç vermeyecektir. Bu hazırlık süreci olmazsa olmaz. Hayvancılık yol haritası açıklandı. Burada özellikle planlı üretim, gençlere ve kadınlara pozitif ayrımcılık gibi hem bitkisel hem hayvansal hem de su üretiminde tek tek paylaşıyoruz. 5 ana unsur üzerinde tarımsal üretimin yol haritasını çizmiş durumdayız. Bunların da bu sektöre yatırım olarak dönmesi önemli.”
“SU ZENGİNİ BİR ÜLKE DEĞİLİZ”
Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Geçen sene Emine Erdoğan’ın öncülüğünde su verimliliği seferberliğini başlatmıştık ancak 6 gün sonra deprem oldu. O nedenle ara verdik ve yılın son çeyreğinde çalışmalara tekrar başladık. Su verimliliği seferberliğini ortaya koyduk. Bunun sadece sosyal bir proje olduğu düşünülüyor ama bu hayati bir konudur. Akdeniz kuşağında en çok etkilenecek ülkeler arasında Türkiye’nin olması nedeniyle bütün faaliyetlerimizde suyu merkeze alıyoruz. Türkiye’de kişi başına bin 313 metreküplük su kapasitesi var. Hiçbir şeye dokunmayıp bu şekilde devam ederse 2,5 katrilyonluk su ile yatırımını olan bir ülkenin 2030’lu yıllarda su fakiri olması muhtemel. Bunu durduramayız ama yönetebiliriz. Bundan sonraki dönemde de sizlerde sıklıkla göreceksiniz. Suyun 77’sini kullanan tarım ve yüzde 13’ünü kullanan sanayi sektörü olmak üzere bütün herkes faaliyetlerini yeniden düşünmek durumunda. Üretim açısından son derece bilgi ve tecrübe seviyesi yüksek illerde çok daha kolay algılanabileceğini düşünüyorum” diye konuştu.
Ayrıca Bakan Yumaklı, Adana’ya yapılacak yatırımlardan bahsetti.
Konuşmanın ardından toplantı basına kapalı devam etti. Toplantıya Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, milletvekilleri ve tarım sektörü temsilcileri ile çiftçiler katıldı.
]]>Türkiye’nin dünyanın en büyük 11’inci ekonomisi olduğunu söyleyen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “AK Parti aziz milletimizin teveccühüyle Türkiye’nin her aşamadaki gelişmesini, ilerlemesini sağlayan, adeta bir anahtar oldu. Milletimizin sesi oldu, gücü oldu. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü ve büyük Türkiye’nin lokomotifi oldu. Dolayısıyla bizler de bu teveccühe layık olmanın gayreti içerisindeyiz. İlk günkü aşkla, şevkle, Halka hizmetin Hakka hizmet olduğunu düşünen, bilen, buna inanan bir davanın mensupları olarak gece gündüz demeden çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi aşk ile koşan yorulmaz. Ülkemize yakışan vizyon ve değerlerle milletimizin duaları ve destekleriyle inşallah büyük Türkiye’yi inşa ediyoruz. Satın alma gücü paritesine göre Türkiye dünyanın 11’inci büyüklükteki ekonomisine sahip. 2023 yılındaki kişi başına milli gelirimiz 13 bin doları aştı. Tarımdan ulaşıma, milli uzay programından sağlık sistemine, uluslararası diplomasiye kadar Türkiye artık kendi kabına sığmayan, yeni ufuklara yelken açmış bir ülke. Yüzüncü yılını tamamlamış Türkiye Cumhuriyeti’nde ikinci yüzyılının da startını vermiş, güçlü, büyük ülke ancak benim bakanlığım, yani Tarım ve Orman Bakanlığının uhdesindeki hayat perspektiften bakacak olursak da bizler güçlü tarımın güçlü Türkiye’nin anahtarı olduğu anlayışıyla tarımda da inşallah üretimin ve üreticinin 100 yılını inşa etmiş olacağız” dedi.
“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BİZİM ÜLKEMİZİ DİĞER ÜLKELERDEN ÇOK DAHA FAZLA EKLEMİŞ OLACAK”
Bu günün Dünya Su Günü olduğunu hatırlatarak suyun önemine değinen Bakan Yumaklı, “Bugün 22 Mart Dünya Su Günü, suyu korumakla, suyu verimli kullanmakla ki Şanlıurfa herhalde bunun en çok kıymetini bilen illerimizden bir tanesi, belki de birincisi. Yaptığımız bütün işlerde, bütün üretimlerimizde, tarımsal üretimlerimizde suyun son derece büyük bir önemi var ancak bugüne mahsus, özellikle 2023 yılının ocak ayında Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde su seferberliği başlatmıştık. Daha sonra, 6 gün sonra maalesef dünyanın gördüğü en büyük felaketlerden birini ülkemiz yaşadı. Bir süre ara vermek durumunda kaldık ama yeniden 2023 yılının son çeyreğinde su seferberliği konusunu başlattık, neden, biraz önce söylediğimiz gibi güçlü Türkiye’nin yolu güçlü tarımdan geçer, güçlü tarım için de bizim su ve sulama açısından bütün unsurlarıyla hazır halde olmamız gerekir ancak bu da yetmiyor. Suyu verimli kullanmamız gerekir çünkü iklim değişikliği konusu bizim ülkemizi diğer ülkelerden çok daha fazla eklemiş olacak. Tarım da bunun yüzde 77’sini suyu kullandığına göre bu anlamdaki verimlilik de son derece önemliydi. Bu vesileyle Şanlıurfa’da bütün Türkiye’mize tekrar suyun hayatımızdaki öneminin bundan sonra çok daha fazla artacağını yaptığımız her işte, ister bu tarımsal üretim olsun, ister sanayi üretimi olsun, isterse diğer dallar olsun, suyun merkezde olduğunu ve olacağını tekrar belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
Şanlıurfa’ya yapılan tarım yatırımlarını da aktaran Bakan Yumaklı, “Tabi suyla alakalı ve sulamayla alakalı Şanlıurfa’ya yapılan, son 22 yılda tarımsal üretimi de katarsak 205 buçuk milyar liralık tarımsal yatırım ve destek söz konusu. Tarımsal ihracatının 12 katına çıktığı, ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi coğrafi işaretli ürünlerin Şanlıurfa için de önemine binaen 47 ürünün coğrafya işaretli ürünler kapsamına alındığını da belirtmek istiyorum. Özellikle tarımsal desteklerimizin bu manada, 2023 yılı itibariyle 37 kat arttığını da söylemek istiyorum. Süt üretimi artışı son 22 yılda yüzde 229 oldu. Arı kovanı sayısı 8 binden 206 bine çıktı. Yani 26 kat arttı. Yine iç sulardaki balık üretimi 19 kat arttı. 5 barajımız var, 4 göletimiz, 41 sulama tesisimiz var. 3.3 milyon dekar araziyi sulamaya açtık. Ayrıca bir HES yaptık. Şimdi Şanlıurfa’da yaklaşık 9.4 milyon dekarlık dokuz ova da yine koruma altına alınmış oldu. 2024 yılı yatırım programındaki 55 milyar lira maliyetli 164 adet su ve sulama tesisini Şanlıurfa’mıza kazandırmak için çalışıyoruz. Bu yıl itibariyle toplam 29 milyon lira kaynağı olan 5 yeni projemizi bitkisel üretimi geliştirmek üzere yine Şanlıurfa’ya ayırmış durumdayız. Ormancılık alanında da istediğimiz seviyede değil, bunu da geliştirmek adına 2024 yılında yaklaşık 39 milyon liralık bir kaynak yine Şanlıurfa’mıza ayrılmış durumda. 2024’te bir bal ormanı, bir millet ormanı kurulup 166 bin fidanı da dikmeyi planlıyoruz inşallah” şeklinde konuştu.
“MAZOT VE GÜBRE DESTEKLERİ BUGÜN HESAPLARA YATACAK”
Şanlıurfa’da çiftçilere müjde de veren Bakan Yumaklı, pamuk üretiminde mazot ve gübre desteklemelerinin bugün çiftçilerin hesabına yatırılacağını belirterek, “Hep söylediğimiz gibi ianesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Bütün bu destekleri geçmişte söyledim ancak biliyorum Şanlıurfa’da da beklenen bir konu, pamuk üreticilerimizin destekleri konusu. Bugün pamuk üreticilerimize mazot ve gübre desteği ödemesi olarak 1.6 milyar TL’lik bir ödeme yapmış olacağız. İnşallah hesaplara geçmiş olacak. Bu da hayırlı uğurlu olsun. Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle şimdi tek hedefimiz ve bundan sonra ülkemize kazandırdığımız hizmetlerin zirvesi olarak gördüğümüz Türkiye yüzyılı hedeflerine ulaşmak. Daha fazla çalışmamız gerekiyor. Daha fazla yatırım yapmamız gerekir ancak diğer bir konuyu unutmamak gerekir o da gerçek belediyeciliği Şanlıurfa’ya devamını sağlayacak bir sonuca ulaşmak gerekir ki şehirlerimizin, ilçelerimizin gücüne güç katılmış olsun. Dolayısıyla ben halihazırda mevcut başkanımız olan ve AK Parti Şanlıurfa Belediye Başkan Adayı Zeynel Abidin Beyazgül ve bütün ilçe belediye başkanı adaylarımıza buradan başarılar diliyorum. El ele vereceğiz, inşallah Şanlıurfa’yı Türkiye 100 yılının parlayan yıldızlarından bir tanesi yapacağız” diye konuştu.
]]>‘TÜRKİYE’Yİ KÜRESEL BİR ÜRETİM ÜSSÜ HALİNE GETİRDİK’
Katma değerli üretim ve teknoloji geliştirme kabiliyetinin, sürdürülebilir büyümenin ve uluslararası rekabet gücünün anahtarını oluşturduğunu vurgulayan Kacır, “Gelişmiş teknolojilerin ve yenilikçi çözümlerin benimsenmesi, toplumların refah seviyesini artırıyor ve geleceğe yönelik güçlü bir vizyon sunuyor. Bu doğrultuda son 22 yılda birçok alanda büyük atılımlar gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde dev bir Ar-Ge, inovasyon ve yenilikçilik ekosistemi oluşturduk. Sanayimizin ihtiyaç duyduğu, planlı ve entegre sanayi altyapılarını hayata geçirdik. Özel sektörün yatırım iştahını ortaya çıkaracak, cazip teşvik sistemleri uygulayarak, Türkiye’yi küresel bir üretim üssü haline getirdik. Bölgesinde güç, dünyada söz sahibi bir Türkiye inşa ettik. ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ vizyonumuz doğrultusunda, güçlü girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerine sahip olmanın ne denli önemli olduğunun farkındayız. Küresel rekabetin teknoloji düzleminde gerçekleştiği günümüz dünyasında kalkınmanın anahtarı bilgi üretmek ve bunu ekonomik değere çevirmektir. Bu anlayışla teknoloji ve inovasyon ekosistemimize güç katacak adımlar atıyoruz. Başka ülkelerin girişim ekosistemlerinin dinamikleriyle kıyaslandığında daha fazla fırsat eşitliği sunan, daha demokratik bir modeli Türk girişimcilik ekosisteminde hep birlikte inşa ediyoruz. ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ hedeflerimizi gerçekleştirirken, girişimcilik kültürünü tabana yayıyoruz. Bu sürecin her aşamasını hızlandıracak altyapıları ve ihtiyaç duyulan destekleri sağlayarak girişimcilerimizin işini kolaylaştırıyoruz” diye konuştu.
1 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE TEKNOGİRİŞİM HEDEFİ
Girişimcilere verdikleri destekleri anlatan Kacır, şunları söyledi: “Teknoloji ve İnovasyon Fonu, Bölgesel Kalkınma Fonu, Bölgesel Girişim Sermayesi Fon Çağrıları, Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, Tech-InvesTR programı gibi fonların fonu ve eş finansman mekanizmalarıyla kamu kaynaklarının girişimcilerimiz için çarpan etkisi oluşturmasını sağlıyoruz. TÜBİTAK Bireysel Genç Girişimci Programı (BİGG) ile gençlerin teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerini katma değerli girişimlere dönüştürmelerini destekliyoruz. TEKNOFEST bünyesinde düzenlediğimiz girişim yarışmaları ile de gençlerimizin hayallerini, projelerini ticarileştirmelerini sağlıyoruz. Yenilikçi ve teşvik edici bir anlayışla start-up ekosistemimizi büyütmeye devam ediyoruz. Sağladığımız bu destekler ile birlikte değeri 1 milyar doların üzerinde olan teknogirişim sayımızı, ‘Turcorn’larımızın sayısını 7’ye çıkardık. Önümüzdeki dönem için de kendimize iddialı ama bir o kadar da gerçekçi hedefler koyduk. Ulusal Girişimcilik Stratejimiz doğrultusunda, 2030 yılında bu topraklardan 100 bin teknogirişimin filizlenmesini hedefliyoruz. Hayata geçirdiğimiz Turcorn 100 Programı ile küresel hedefleri olan Turcorn adaylarımızı destekliyoruz. Kurduğumuz teknoparklarla yenilikçi fikirlerin ticarileşmesi doğrultusunda girişimcilerimize gerekli ortamı sağlıyoruz. 2002 yılında yalnızca 2 teknoparkı bulunan bir ülkeyken, gerçekleştirdiğimiz atılımla teknoparklarımızın sayısını 101’e çıkardık. Teknoparklarımızı; 92 binin üzerinde Ar-Ge personelinin çalıştığı ve 10 bini aşkın teknoloji girişimine ev sahipliği yapan bir ölçeğe yükselttik.”
TARIM, TEKNOLOJİYLE BULUŞUYOR
Teknoparklarda farklı sektörleri teknoloji ile buluşturduklarını söyleyen Kacır, şunları kaydetti:
“Bu sektörlerden biri de tarım sektörü. Bugün insanoğlu değişen iklim koşulları, çevresel bozulma, artan nüfus ve savaşlar gibi sınamalarla karşı karşıyayken; gıda güvenliğimizi tesis edecek altyapıyı inşa etmeyi en az yerli ve milli savunma sanayi kadar elzem görüyor, bu yaklaşımla hareket ediyoruz. Teknolojinin hayatın her alanında yenilikçi çözümlerin kapısını araladığı 21’inci yüzyılda modern teknolojilerin tarımda kullanımının yaygınlaşması, sürdürülebilir ve verimli bir tarım altyapısı için olmazsa olmaz. Özellikle hassas tarım uygulamaları, yapay zeka, robotik sistemler, veri analizi ve uzaktan algılama gibi teknolojilerin tarımsal süreçlere entegrasyonu, tarımsal üretimin her aşamasında daha fazla hassasiyet ve sürdürülebilirlik sağlayarak, gıda güvenliği, çevresel sürdürülebilirlik ve sosyal refah arasında bir denge kurmamıza imkan tanıyor. Bu doğrultuda, teknoparklarımız bünyesinde tarım teknolojilerinde yeni girişimlerin filizlenmesinin destekçisi oluyoruz. Teknoparklarımızda tarım teknolojilerinde çalışan 257 teknoloji girişimimize bugüne kadar sağladığımız Ar-Ge teşviki 2,4 milyar lirayı aştı. Tabii tarım sektöründe doğru teknoloji çözümlerinin hayata geçmesi için teknoloji geliştiricilerinin sektörle yakın iş birliği hayati öneme sahip. Bu açıdan tarımsal ve teknolojik bilginin buluşmasına imkan tanıyan agroparklar tarım ve teknoloji sektörlerinin sinerjisini en üst düzeye çıkararak, her iki alandaki yeniliklerin birleştirilmesinde kritik bir rol oynuyor. Tarımsal inovasyonun merkez üssü olarak, sürdürülebilir ve verimli tarım uygulamalarının geliştirilmesi, test edilmesi ve uygulanması için benzersiz bir platform sunuyor.”
BAKANLIĞIN 81 MİLYON LİRA DESTEĞİYLE KURULDU
Kacır, Türkiye’nin ilk tarım ihtisas teknoparkı Mersin Agropark ile tarım ve gıda teknolojileri alanında yenilikçi girişimlerin gelişmesi ve büyümesinde öncü olacak bir altyapıyı Mersin’e kazandırdıklarını belirterek, “Bakanlığımızın 81 milyon lira desteğiyle hayata geçirdiğimiz bu merkez, teknoloji girişimlerine ev sahipliği yapacak. Aynı zamanda bünyesinde yer alan yaklaşık 730 dönümlük Ar-Ge alanı, teknopark bünyesinde geliştirilen teknolojilerin bizzat sahada uygulanmasına ve test edilmesine imkan sağlayacak. Mersin Agropark’ın, katma değerli tarımsal üretimin öncü şehirlerinden Mersin’de tarım ve gıda teknolojilerinde önemli işlere imza atacağından hiç şüphem yok. Akdeniz’in parlayan yıldızı, yurdumuzun dünyaya açılan kapılarından Mersin’imize ne yapsak az. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, ülkemizin dört bir yanında, her alanda olduğu gibi tarım ve gıda sektörlerinde de dijitalleşmeyi yaygınlaştırmak ve desteklemek adına çalışmalarımızı sürdüreceğiz” diye konuştu.
Konuşmanın ardından Kacır ve beraberindekiler, tesisi gezdi.
]]>Hayvancılık destekleme ödemelerinin cuma günü üreticilerin hesaplarına aktarmış olacağını açıklayan Bakan Yumaklı, “Kullanılmayan tarım arazilerinden suya göre tarım, tarımsal üretim planlaması, TÜİK ile başlayan tarım sayımı çalışması dahil olmak üzere ülkemizdeki sektör paydaşlarını etkileyecek bütün unsurları göz önüne alarak bu düzenlemeleri hayata geçirdik. Hayvancılık yol haritasını açıklamıştık. Gençlerin, kadınların ve aile işletmelerinin desteklenmesi, hayvan hastalıklarıyla mücadele, sürü verimliliğini ve kalitesini artırmak adına sürünün değişimi, küçükbaş hayvanlara yapılacak olan aşıların ücretsiz şekilde tamamlanması gibi birçok husus yol haritamızda açıklanmış oldu. Ülkedeki bütün yetiştiricilerin daha verimli, daha kaliteli, daha üretken şekilde üretimlerini yapabilmesi adına hayvancılık desteklerini yeniden revize ettik. Küçükbaş hayvancılığın başkenti olan Van’dan bir müjde vermek istiyorum. Anaç koyun, keçi desteği ve sürü yenileme desteği başta olmak üzere birçok başlıkta toplam 3 milyar 870 milyon liralık hayvancılık destekleme ödemelerini bu cuma günü saat 18.00’den itibaren üreticilerimizin hesaplarına aktarmış olacağız. Tüm üreticilerimize hayırlı uğurlu olsun. Van özelinde iki müjdemiz daha olacak. Su, tarımsal üretim için son derece önemli. Van-Çaldıran Çubuklu Barajı ve Sulaması Projesi’nin ihalesini 2023 yılının sonunda yapmıştık. Hava şartları müsaade ettiğinde barajın inşasına başlamış olacağız. 50 bin dekar sulama alanına sahip. 11 yerleşim yerindeki verimli tarım arazilerini suyla buluşturmuş daha verimli ve daha kaliteli üretimin temelini atmış olacağız. Van merkez ve ilçelerinde 215 milyon lira maliyetli 11 taşkın koruma projemizi de 2024 yılı yatırım programımıza aldık. Güçlü Türkiye’nin yolu güçlü tarımdan geçer. Cumhurbaşkanı’mızın bu sözü bizim de düstur aldığımız bir husustur. Van’da bu manada güçlü tarımı oluşturmak adına üretim yapan, emek sarf eden bütün paydaşlarımıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
]]>‘TARIMDA HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERECEĞİZ’
Ardından Türkiye’nin uzay konusundaki çalışmalarına değinen Yumaklı, “Çalışmalar başladığında ‘Hadi canım’ diyenler, Türkiye’nin bir evladı uzay çalışmalarına katıldığında onu küçümseyen sözler ettiler. Ama biz biliyoruz ki bugün binlerce minik evladımızın artık orayla ilgili bir tahayyülü var. Parasını verdiğimiz halde verilmeyen, kendimizi savunmamız için her yönden atak eden ülkemize, teröristlerle savaşabilmek için, insansız hava araçları gibi ihtiyacımız olan savunma malzemelerini vermekte ayak sürüyenler bugün Türkiye’nin savaş uçağını konuşuyor ve dünyada bunun dengeleri değiştireceğini her fırsatta ifade eder oldular. Bütün bunların gideceği yer büyüktür” diye konuştu.
Partilerinin Polatlı Belediye başkan adayının da bakanlık çalışanı olduğunu hatırlatan Yumaklı, “Bugün bu zor göreve talip oldu ve sizlere hizmet etmek için öne çıktı. Bizler de elbette kendisine Polatlı’ya kent tarımı dediğimiz özellikle tarımsal potansiyeli çok yüksek olanlara karşı pozitif ayrımcılığımızı göstererek inşallah her türlü desteği vereceğiz” dedi.
‘MEMLEKET TAHAYYÜLLERİ YOKMUŞ’
Her ilçede tarımsal üretim yapan vatandaşlarla bir araya geldiklerini belirten Bakan Yumaklı, “Onlar için yaptıklarımızı birbirimizle istişare ederek, onların önerilerini, duygularını, düşüncelerini, eleştirilerini ya da bizimle beraber yapmak istedikleri projelerini dinliyoruz. Yani bizim bu gezilerimizi sadece seçimle alakalandırmanın ne kadar anlamsız olduğunu da görürler. Bizler menfaat birlikteliği olanların 14-28 Mayıs’tan sonra o menfaatlerin ortadan kalktığında nasıl çil yavrusu gibi dağıldıklarını gördük. Demek ki onların memleket tahayyülleri yokmuş. Ama Sayın Cumhurbaşkanımız 28 Mayıs akşamı balkon konuşmasında bunu söyledi. Şimdi milletimiz bize bu yetkiyi verdi. Türkiye Yüzyılı’nın inşası için biz bugüne kadar olduğundan daha fazla çalışacağız. İnşallah 31 Mart’ta vatandaşımız her zamanki sağduyusuyla beraber kendisi için çalışacak. Her an kendisinin derdiyle hemhal olacak adaylara inşallah oyunu verecektir” dedi.
]]>Konya’da Medya Buluşması programına katıldı. Bakan Yumaklı, “Özellikle Kızılırmak Havzasından Konya kapalı Havzasına su aktarımıyla alakalı Hirfanlı Barajı’ndan yaklaşık 200 milyon metreküp bir suyun Konya kapalı havza alınabileceği öngörülmüştür. Bununla ilgili toprak etütleri, hidrolojik raporlar vesaire tamamlandı. Sanırım yılsonuna kadar planlama çalışmaları tamamlanmış olur” dedi.
Bir dizi açılış ve ziyaret programı için Konya’ya gelen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, ilk olarak AK Parti Konya İl Başkanlığında Medya Buluşması programına katıldı. Burada konuşan Bakan Yumaklı, “Konya, sadece şanlı tarihimizin değil aynı zamanda cumhuriyetin de marka şehirlerinden bir tanesi ve İnşallah Türkiye Yüzyılının da parlayan şehri olacak. Bunu başarmak için gerekli tecrübe, birikim, kadro Konya’da var. İnşallah yine Konya 31 Mart akşamı Uğur İbrahim Altay diyecek. Cumhur İttifakı’nın o güçlü iradesi de sandığa yansımış olacak” dedi.
Konya’nın bakanlığı için önemli şehirlerden birisi olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, “Çünkü hem bitkisel üretimde hem de hayvansal üretimde Konya, Türkiye’nin gıda ihtiyacını karşılayan en önemli şehirlerden birisi. Biz de doğal olarak Konya’ya ayrı bir önem verdik her zaman. Son 21 yılda Konya’ya tarım, orman ve su konularında yapılmış olan yatırımların toplam tutarı 189 milyar lira. Yine su alanında sadece düşünürsek 328 tesisi hizmete alındı. Bunların da yaklaşık rakamı 95 milyar lira. Ben inanıyorum ki önümüzdeki dönemde Konya tarımsal üretim anlamında yaptıklarıyla birçok şehrimize de örnek olacak ve ihracat rakamlarında arttırmış olacak” şeklinde konuştu.
“HEDEFİMİZ İNŞALLAH BU YILIN EYLÜL AYINDA TARIMSAL, BİTKİSEL ÜRETİMLE ALAKALI TARIMSAL ÜRETİM PLANLAMASINI DEVREYE KOYMAKTIR”
Tarımsal üretim planlaması çalışmalarıyla ilgili bilgiler veren Bakan Yumaklı, “Tarımsal üretimin planlaması sizin etki edeceğiniz ya da edemeyeceğiniz bütün unsurları bir araya getirerek, suyu merkeze koyarak, bütün kriterleri dikkate alarak, bulunduğumuz bölgede, şehirde hangi ürünü ne kadar ve nasıl ekeceğinize dair planlama konusuydu. Kurulmuş olan İl Tarım Planlama Kurulları o ildeki üreticilerden, üretici birliklerinden, ziraat odalarından, ticaret odalarından, üniversitelerden, şehrin ileri gelenlerinden yani bu alakalı taraflarından oluşan bir komisyon. Ne yapacaklar? Öncelikle kendileri bulundukları ilde hangi ürünün ekilip dikilmesi gerektiğini, olup olmayacağını, münavebe olduğunda yani bir yıl bir ürün ertesi yıl başka bir ürün ve hangi ürünlerin hangi bölgede ekilip ekilmeyeceğine onlar karar verecek. Biz bunları tüm Türkiye’de bütün illerden gelenleri kontrol etmiş olacağız. Bu bir yıllık bir çalışma değil, bir seferlik bir çalışma değil. Sürekli olarak 3 yıllık bir periyodu koyacak olan bir çalışma olacak ve bizim hedefimiz inşallah bu yılın Eylül ayında tarımsal, bitkisel üretimle alakalı tarımsal üretim planlamasını devreye koymaktır” şeklinde konuştu.
“RAMAZAN AYINA ÖZGÜ OLARAK 7 BİN 500 ARKADAŞIMIZ SAHAYA ÇIKIYOR”
Bakanlık olarak Ramazan ayı boyunca sürecek gıda denetimlerine başladıklarını belirten Bakan Yumaklı, “Bakanlık olarak bizim diğer bir sorumluluğumuz da vatandaşımızın güvenilir gıdaya ulaşması sağlamak. Bakanlık olarak 2023 yılında 1 milyon 300 bin gıda denetimi yapıldı. Bu denetimlerde 18 bin 948 işletmeye idari para cezası uygulandı. 2024’de de bu denetimlerimiz hız kesmeden devam ediyor. Ancak Ramazan ayının önemi ve farklı bir atmosferi olması sebebiyle bu denetimlerimizi daha da sıklaştıracağımızı ve Ramazan ayına özgü olarak 7 bin 500 arkadaşımızın sahaya tekrar çıktığını ifade etmek istiyorum. Başta un ve unlu mamuller; pasta ve tatlılar, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri gibi hususlarda yoğun denetimlerimiz de başlamış durumda. Özellikle bütün bunların yanı sıra iftar yapılan yerlerdeki toplu tüketim yapılan alanlardaki denetimlerimizi de yoğunlaştıracağız. Burada hijyen şartları, saklama şartları, gıdaların kullanım, son kullanım sürelerini aşmadıkları gibi içerik denetimleri de, analiz denetimleri de dahil olmak üzere yapılmış olacak. Ayrıca yine Ramazan kolilerilerinde de denetimlerimiz olacak. Burada da etiket ve son kullanım, son tüketim tarihlerini de incelemiş olacağız. Biz elbette en büyük gıda denetçisinin, halkımızın kendisinin olduğunu her zaman vurguladık. Buradan da bir kez daha ifade edelim vatandaşlarımızın karşılaştıkları herhangi bir problemin her türlü iletişim vasıtasıyla bakanlığımıza iletmeleri halinde anında bunlarla ilgili gerekli aksiyon, gerekli tedbir alınacak” diye konuştu.
“HİÇBİR ŞEKİLDE HAKSIZ KAZANCA YOL AÇACAK EYLEME İZİN VERMEYECEĞİZ”
Bakan Yumaklı, “Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte et fiyatlarında bir yükseliş yaşanacak mı” sorusu üzerine, hayvansal ve bitkisel ürünlerde vatandaşın ihtiyacının karşılanmasıyla ilgili bir problem olmadığını ifade etti. Yumaklı, “Sadece hayvansal ürünler değil, bitkisel ürünlerde de bizim ülkemizin vatandaşımızın ihtiyacını karşılamakla ilgili herhangi bir problemi yok. Bunu farklı zamanlarda ifade ettik. Rekabet Kurulunun bir tespiti var. Sektör paydaşlarının bir tespiti var. Burada herkesin şu anda özellikle son 1-2 ayda yaşanmış olan fiyat artışlarının maliyetlerle ya da ürünlerinin arzı ile bir sorunun olmadığını bütün taraflar biliyor. Biz bu konuyla alakalı Ticaret Bakanlığımızla yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Ben tekrar ifade etmek istiyorum. Hiçbir şekilde haksız kazanca yol açacak eyleme izin vermeyeceğiz. Bunlarla ilgili olanlarda bu eylemlerin karşılığını görecekler” dedi.
“ÖNEMLİ OLAN ELİMİZDE HALİHAZIRDA MEVCUT SU KAYNAKLARINI NASIL KULLANDIĞIMIZ”
Su verimliliği hakkında çalışmalarına deprem nedeni ile ara verdikleri ve tekrardan başladıklarını anlatan Bakan Yumaklı, “Hatırlarsanız su verimliliği seferberliği başlatmıştık. 2023 yılında başlatılmış ama deprem sebebiyle ara vermek zorunda kaldık. 2023 yılının son çeyreğinde tekrar başlattık. 2024 yılından itibaren de yoğun bir şekilde devam edeceğiz. Burada özellikle suyun yaklaşık yüzde 77’sini kullanan tarım sektörünün bu suyu kullanırken de metotlarından tutun da kentsel kullanıma kadar, sanayi kullanımına kadar birçok konuda büyük bir gayret sarf ediyoruz. Yani sadece suyun temini değil, aynı zamanda bunun kullanımının da çok önemli olduğunun altını çizmek için bunları söylüyorum. Özellikle Kızılırmak Havzasından Konya Kapalı Havzasına su aktarımıyla alakalı Hirfanlı Barajından yaklaşık 200 milyon metreküp bir suyun Konya Kapalı Havzasına alınabileceği öngörülmüştür. Bununla ilgili toprak etütleri, hidrolojik raporlar vesaire tamamlandı. Sanırım yıl sonuna kadar planlama çalışmaları tamamlanmış olur. İnşallah bunu da bu şekliyle çözmüş oluruz. Şunu bir daha unutmamak lazım, hani suyu oradan getirirsiniz, buradan getirirsiniz, mümkün olur olmaz. Önemli olan elimizde halihazırda mevcutları nasıl kullandığımız? Dolayısıyla bizler özellikle kapalı devre basınçlı sulamayla alakalı gerekli yatırımları Devlet Su İşlerimiz yapıyor ama aynı zamanda çiftçilerimizin, üreticilerimizin de basınçlı sulama sistemleriyle ilgili sulama ekipmanlarını veya tesisatlarını yapmalarını istiyoruz. Bunların yüzde 50’sini de bakanlık olarak maliyetini karşılıyoruz zaten” dedi.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Bakanımıza ve ekibine Konya’ya verdiği kıymetten dolayı teşekkür ediyorum. İnşallah önümüzdeki dönemde de birlikte Konya’nın tarımına ve ekonomisine iş birliği içerisinde katkı sunmaya devam edeceğiz. Konya birçok özelliğiyle öne çıkmış bir şehir olmasına rağmen en temel özelliği bir tarım şehri. Çatalhöyük’ten başlayarak Konya önemli bir tarımsal üretim merkezi oldu. Özellikle pandemi döneminde Konya’nın üretiminin Türkiye’nin gıda güvenliğinin ne kadar büyük katkı sağladığını hep birlikte izlemiş olduk. Konya bugün de birçok manada hayvanseverlikte de birinci sırada. Bunda bakanlığımızın çok önemli desteği var. Bu vesileyle tekrar tüm çiftçilerimiz ve tarım ve hayvancılıkla uğraşan tüm Konya halkı adına bakanlığımıza tekrar teşekkür ediyoruz” dedi.
Bakan Yumaklı’ya teşekkür eden AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı da, gün boyu yapılan projeleri yerinde inceleyeceklerini ifade etti.
Programa, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti Milletvekilleri, belediye başkanları, partililer ve basın mensupları katıldı.
“TÜRKİYE ÇAPINDA BU ADEDİ 100’E ÇIKARMAKLA İLGİLİ BİR HEDEFİ YÜRÜTÜYORUZ”
Organize tarım bölgeleri için uzun süredir çalışmalar yürüttüklerini belirten Bakan Yumaklı, “Bu çalışmaların en önemli ayağı da şehrin özelliklerine uygun olarak, eğer jeotermal varsa jeotermal kaynakların enerjide kullanılmasını sağlayacak organize tarım bölgeleri yapıyoruz. Ya da şeylerin farklı özelliklerine göre besi organize tarım bölgeleri kurulmaya devam ediyor. Hali hazırda Türkiye’de 60 organize tarım bölgesinin kurulumu devam ediyor. Bunlardan 40’ı tüzel kişiliğini kazanmış durumda. Bazıları bittikten sonra peyderpey üretime başlamış durumdalar. Biz Türkiye çapında bu adedi 100’e çıkarmakla ilgili bir hedefi yürütüyoruz. Inşallah çok farklı bölgelerde, farklı illerimizde öncelikle o bölgenin ihtiyacını karşılayacak, ondan sonra da etrafındaki yakın illerin ihtiyacını karşılayacak hem bitkisel hem de hayvansal üretim yapacak, organize tarım bölgelerini hayata dahil etmiş olacağız, faaliyetlerini başlatmış olacağız” dedi.
“ŞARTLAR UYGUN OLURSA BURASI BELKİ DE BU YILIN SONLARINA DOĞRU ARTIK ÜRETİM FAALİYETİNE GEÇEBİLECEK”
Devrekani Hayvancılık Organize Tarım Bölgesi ile ilgili de bilgi veren Bakan Yumaklı, “ Burada, bu bölgenin özelliklerine uygun olarak hayvancılık konusunda ciddi bir tecrübe var. Bu tecrübeyi hayata geçirecek olan, biraz dağınık olan bir yapıyı toplayacak, aynı zamanda ekonomik olarak da hayata geçirilmesini sağlayacak bir proje. Şu anda planlamalar 2025’in Haziran ayı gibi göstermekle birlikte, eğer şartlar uygun olursa burası belki de bu yılın sonlarına doğru artık üretim faaliyetine geçebilecek. Burası işletmelerimizin kendi alanları itibariyle üretime başlayabilecekleri bir alan olmuş olacak. Yaklaşık 20 bin hayvanlık bir bölge burası. 81’e yakın işletme olmuş olacak”
“GEÇTİĞİMİZ YIL 31 MİLYAR OLAN İHRACATIMIZI BU YIL DAHA ÜST RAKAMLARA ÇIKARMAK İÇİN GAYRET EDİYORUZ”
Organize tarım bölgelerini illerin tarımsal üretimlerine göre şekillendirdiklerini kaydeden Yumaklı, “Bazı illerin kendi durumlarına göre, kendi tarımsal üretimle alakalı kabiliyetlerine göre bu organize tarım bölgelerini planlamak bizim için çok önemli. Çünkü her yere bir standart organize tarım bölgesi düşünmüyoruz. Bütün bunları üreticimizin daha fazla üretmesini sağlamak, verimli ve kaliteli üretim yapılmasını sağlamak, bunların sonucunda da yakın bölgelerden başlayarak ülkenin ihtiyacı olan hem bitkisel hem daha hayvansal üretimin tüketicilere uygun şartlarda, uygun fiyatlarda ulaşmasını sağlamak hedefiyle yapıyoruz. Bunların etkileri bu yılın ortalarından itibaren faaliyete geçecek olan diğer organize tarım bölgeleriyle birlikte hissedilmiş olacak. Bütün amacımız hem bitkisel hem de hayvansal üretimi arttırmak, bütün bunları da verimli ve kaliteli bir şekilde yaparak sektörün gelişmesini ve güçlenmesini sağlamak. Elbette sadece ülkemizin ihtiyaçları için değil. Aynı zamanda çok ciddi tarımsal ürün ihracatı yapan bir ülkeyiz. Geçtiğimiz yıl 31 milyar dolar olan ihracatımızı bu yıl daha üst rakamlara çıkarmak için gayret ediyoruz” şeklinde konuştu.
‘SON 21 YILDA SEKTÖRE 312 MİLYAR LİRA DESTEK SAĞLADIK’
Hayvancılığın rekabet gücünü artırmak adına son 21 yılda önemli destekler geliştirdiklerini söyleyen Bakan Yumaklı, “Desteklemeler, kırsal kalkınma hibeleri, Ar-Ge faaliyetleri ve regülasyon olmak üzere 4’lü sacayağına oturttuk. Bu sayede son 21 yılda hayvancılık sektörüne 312 milyar lira destek sağladık. 2024 yılında da 19,1 milyar lira sağlayacağız. Yetiştiricimizin finansman ihtiyacını karşılamak için uygun oranlı krediler sayesinde yetiştiricilerimiz 114 milyar lira hayvancılık kredisi kullandı. TARSİM ile hayvancılıkta 16 milyar lira hasar tazminatı ödedik” diye konuştu.
’93 BİN PROJEYE 95 MİLYAR LİRA HİBE DESTEĞİ’
Tarımsal örgütlerle ilgili de konuşan Bakan Yumaklı, “Kırsal Kalkınma Yatırımları, Uzman Eller ve IPARD destekleri kapsamında 93 bin projeye 95 milyar lira hibe desteği sağladık. Yetiştiricimizin ekonomik hayvancılık yapması için 2 bin 731 çayır-mera ıslah projesi düzenleyerek, 20 milyon dekar alanı ıslah ettik. Kaba yem ihtiyacını karşılama oranı yüzde 69’dan yüzde 92’ye yükseldi. Tarımsal örgütlerin derecelendirilmesi konusunu gündeme getirdik. Bu konuyu çok önemsiyoruz. Tarımsal örgütlerimizin çoğunluğunun görevlerini yerine getirecek kapasiteye sahip olmadığını söylemem gerekiyor. ‘Birinci Derece’ olmaya hak kazanan örgütler, tarımsal desteklerden daha fazla yararlanacak ve karar alma süreçlerine katkı sağlayacak” dedi.
‘BU SÜREÇTEN İYİ ÇIKABİLMEK ZORUNDAYIZ’
Üretimi artırmakla alakalı çalışmalar yaptıklarını söyleyen Bakan Yumaklı, “Yapmak istediğimiz, tarımsal üretimde olduğu gibi hayvansal üretimde de 85 milyondan fazla vatandaşımızın, 52 milyondan fazla turistin ve tüm misafirlerimizin ihtiyaçlarını karşılamak. Üretimi artırıp, markalaşan ürünlerimizle ihracatı artırmak. Dünya artık farklı bir yöne doğru evrilmeye başladı. Bu süreçten iyi çıkabilmek zorundayız. 2050 yılında nüfusumuzun yaklaşık yüzde 25 artarak 105 milyonu geçeceğini bilmemiz gerekiyor. Biz de bu gerçekten hareketle, yeni normali de göz önüne alarak hayvancılık ve süt sektöründe politikalarımızı revize etmemiz gerekir” diye konuştu.
‘HAYVANCILIK YOL HARİTAMIZI AÇIKLAYACAĞIZ’
Sektörle ilgili kararları sektör temsilcileriyle birlikte aldıklarını belirten Bakan Yumaklı, “Son birkaç ayda devrim niteliğinde işler yaptık. Maalesef sektör de dahil, ilgi, istediğimiz düzeyde değil. Önce bunun kabahatini bakan olarak kendime alıyorum. Demek ki biz doğru anlatamıyoruz. Bu sektörle ilgili beni en çok acıtan şey saygı sorunu. Biz kendi işimize saygı göstermezsek, başkalarının bizim işimize saygı göstermesini nasıl bekleriz? Önümüzdeki günlerde, 2028’e kadar olan hayvancılık yol haritamızı açıklayacağız. Gündeme aldığımız, uygulamaya başladığımız durumlar var. Bugün yaptığımızı yarın değiştirmemek için çalışmalarımızı detaylandırdık. Üreticimizi kollayacak, tüketicimizi koruyacak yol haritasını sektörümüzün katkılarıyla hazırladık. Amacımız olan, kayıtlı, verimlilik ve kalite esasına, sürdürülebilirlik esasına dayalı hayvancılık sektörünü hep birlikte oluşturacağız” dedi.
‘ÇİĞ SÜTÜN AB KRİTERLERİNE UYUMLU HALE GETİRİLMESİNİ BEKLİYORUZ’
Sektörde markalaşmanın önemine vurgu yapan Bakan Yumaklı, “Süt sektörümüzde özellikle verim ve kalitenin artırılması başlığı altında çiğ sütte kalite ve hijyen, bizim politikamızın ayrılmaz bir parçası. Bu toplantı, eylem başlıklarımızdan biri olan çiğ süt eylem planının başlangıcıdır. Buradan çıkacak sonuçlarla eksik kalan bir şey varsa politikamıza ekleyeceğiz ve 2028’e kadar bu planı uygulayacağız. Süt üretiminde sürdürülebilirliğin korunması ve piyasa istikrarının sağlanması, üreticilerimizin güçlendirilmesi, çiğ sütün AB kriterlerine uyumlu hale getirilmesini bekliyoruz” diye konuştu.
Çalıştayın açılış konuşmasını gerçekleştiren Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Can da süt sektörünün ülke ekonomisine yön veren lokomotif sektörlerden biri olduğunu söyleyerek, çalıştayın sektör için olumlu sonuçlar doğuracağını belirtti. (DHA)
]]>