Bir açılışta PKK’lıların sabaha kadar “Kayserili faşist bakan ne işin var? burada” diye bağırdıklarını dile getiren Bakan Özhaseki, “50 sene önce duvarda gördüğüm bir afişten sonra ‘Bunlar ne istiyor?’ dedim. Nereyi bölmek istiyorlar ? Bu ülkenin içerisinde bir devlet mi kurmak istiyorlar. Ne yazık ki zaman içerisinde çukur eylemleri ile birlikte paçavralarını bayrak diye çekerek öz yönetim ilan ettik demek gafletinde bulundular. Ben o dönemde bakandım. O bölgelere ömrümde ilk defa gittim. Şırnak’a, Cizre’ye, Yüksekova’ya her tarafa gittim. Orada karşımdaki muhataplarımızın birçoğu da PKK’nın siyasi uzantılarıydı. Bir açılışta onlar karşımdayken emin olun şunları aynen yüzlerini söyledim. ‘Dün gece Cizre’ye geldim hizmet ediyorum. Su getirdim, kanalizasyonunuzu yapıyorum, PKK’ların yıktığı evleri yapıyorum ama bana sabaha küfür ettiniz. PKK’lılar sabaha kadar Kayserili faşist bakan ne işin var burada diye bağırdınız durdunuz bana. Evet Kayseriliyim, sünniyim, Türkmen çocuğuyum ama size hizmet ediyorum’ dedim. Siz bana ‘Faşist bakan burada ne işin var?’ derken birkaç kilometre ötede okyanus ötesinde gelmiş olan coniler var. 10 bin kilometreden gelmişler. ‘O conilere sorsanıza ne işiniz var? burada’ diye. ‘Amerikalılara sorsanıza ne işiniz var burada?’ diye. Milyarlarca harcıyorlar. Çocuklarınızın eline veriyorlar dağa gönderiyorlar. Sonra da kurşunlar bize dönüyor kardeşliğimiz bombalıyorlar. Asıl o kitapsızlara sorun ne işiniz var burada diye. Bunlar size eşiklik mi getirecek, özgürlük mü getirecek. Nereye gittiler de insanlık götürdüler, nereye gittiler de özgürlük getirdiler. Her gittikleri yere kan, bela, sel götürdüler. Cenabı Hakka şükürler olsun PKK’yı da, FETÖ’yü de, DHKP-C’yi de, IŞİD’i de toprağa gömdük bir daha çıkamayacaklar inşallah” şeklinde konuştu.
“DEPREM BÖLGESİNDE ŞUANA KADAR DAĞITTIĞIMIZ KONUT SAYISI 76 BİNİ BULDU”
6 Şubat depreminden etkilenen illerde yapılan konutlar teslim edilmeye devam ettiğini ve gece-gündüz çalıştıklarını kaydeden Bakan Özhaseki, “Bir taraftan da yerin altında depremsellik var. Ne yazık ki kural böyle konmuş. Biz ona kafa tutamayız. Onu bilerek hareket edip, uygun şekilde hal almaktan başka çaremiz yok. En son 6 Şubat’ta hatırlayın iki tane deprem. Tam 18 ilimiz etkilendi. 14 milyon insanımız da zarar gördü. 680 bin evimiz yıkıldı. 170 bin işyerimiz yerle bir oldu. Maddi hasar çok büyük. 100 milyar doların üzerinde. Toprağa verdiğimiz kardeşlerimizin sayısı 53 bin 500. Çok büyük bir acı. O günden beri çalışıyoruz. O asrın felaketi asrın dayanışmasına döndürdük. 100 binlerce ev yapıyoruz. Köylerimizde çelikten evlerde yapıyoruz. Şehirlerimizi merkezini ve altyapısını yapıyoruz. Şuana kadar dağıttığımız konut sayısı 76 bini buldu. Her ay 10-15 bin ev vermeye devam edeceğiz. Ama biz böyle çalışırken tam bin tane şantiyede 110 bin kişilik orduyla çalışıyoruz. 4 bin 333 köyümüzde çelikten evler yapıyoruz. Fakat muhalefet çıkmış hani nerede evler diyorlar. Kimi verdiniz heralde akrabalarınıza veriyorsunuz. Allah ıslah etsin bunları. Biz gece-gündüz çalışıyoruz. Nasrettin Hoca’ya demişler ki, hocam adam olmanın yolu nedir demişti evladım kulaktır. Nasıl oluyor hocam demişler. Demiş ki karşınızdaki konuşurken can kulağı ile dinleyeceksiniz ki ne diyor anlayabilesiniz. Birde ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun ki, adam olmayı öğrenin. Allah bizim muhalefete de kulak versin ne diyelim. Ama biz yolumuzdan şaşmayacağız. Biz hizmetten başka bir şey bilmeyiz. Allah’ın izniyle hizmet edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“KILIÇDAROĞLU HERKESİ KANDIRMIŞ; ANADOLU LİSANI İLE ‘KEKLEMİŞ’
Cumhurbaşkanlığı seçimine giderken iki tane ittifak olduğunu hatırlatan Bakan Özhaseki, “Birisi Cumhur İttifakı, öbürü de Millet İttifakı. Cumhur ittifakı tarafından sizim ortaklığımız net. Özümüz, sözümüz bir. Biz yerli, milliyiz. Bizim ezan, bayrak ve bu vatan bölünmez diye bir derdimiz var. Ne söylüyorsak özümüzdeki söylüyoruz. Fakat karşı tarafta bir ittifak vardı. Önce 6’lıyız diyorlardı bizde masanın altından PKK kafasını gösteriyor saklamayın diyorduk. Sonradan Kılıçdaroğlu herkesi kandırmış, Anadolu lisanı ile keklemiş. İçişleri Bakanlığını da, MİT’i de vermiş. 8 oldu ortaklık. Sonradan dünyanın en başarısız iki belediye başkanını da ortak aldılar 10 oldu. Şunu iyi bilelim bu 10 tane grubun hiçbir şekilde görüşleri birbirine benzemez. Sosyal olaylara, siyasi meselelere bakışları, askeri noktalardaki görüşleri aynı değil benzemezler çetesi gibiler. Fakat bir araya gelmişler tek şey istiyorlar. Cumhur İttifakı, Recep Tayyip Erdoğan gitsin ne olursa olsun. Bunun dışında söyledikleri hiçbir şey yoktu. Aslında birbirlerini sevmezler. Birisi bir gün olsun diğerini özleyip te yanına çay içmeye bile gitmemişler. Hani şair diyor ya, hadi gel şu Süleymaniye’yi yıkalım desem iki kazma kürek iki de ırgat gerek. Hadi gel yeniden yapalım desem önce bir Sinan sonradan da Süleyman gerek. Yapmak zor iş yapmaktan gerçekten zor. Ama çok şükür Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde gece gündüz demeden çalışıyoruz” dedi.
]]>Törende konuşan Bakan Özhaseki, bu dönemde özellikle 2 konuyla çok yoğun ilgilendiklerini belirterek, “Birisi 6 Şubat’ta meydana gelen ‘100 yıl’ dense de, ‘Asrın felaketi’ dense de şahsi kanaatimi söylüyorum; 1000 yıllık Anadolu medeniyetimizde başımıza gelebilecek en büyük felaketin izlerini giderebilmek. Oradaki yaraları sarabilmek için büyük bir gayretimiz var. Bu bizi bayağı meşgul ediyor. Sonra da haliyle, yaklaşan depremler karşısında şehirlerimizi daha dirençli hale getirebilmek, konutlarımızı, iş yerlerimizi daha güvenli hale getirebilmek için de bir mücadele içerisindeyiz. Bu konu da elbette ki bizleri müthiş şekilde yoruyor ve onlarla meşgul olmaya devam ediyoruz” dedi.
‘KENTSEL DÖNÜŞÜM YAPIN, EN AZINDAN MANİ OLMAYA ÇALIŞMAYIN’
Bakan Özhaseki, 6 Şubat depremlerini anlatarak, “O günlerde rastladığımız bizim birçok yabancı misyon şefi arkadaşlar bu depremin ‘4’te biri eğer bizde olsaydı biz altından kalkamazdık’ diye hep ifade etmişlerdir. Bizler vicdanen huzurluyuz. Elimizden geleni yapıyoruz ama bir de o dönemde deprem turistleri vardı. Nüfusları milyonlarca, malum belediyeler o bölgelere sadece birkaç gün sonra özel jetlerle geldiler. İçerisi basın ordusu dolu. Yanlarına sosyal medya fenomenlerini aldılar özel jetlerine. İndikten sonra onları bir iki çadıra götürdüler. Onlar da orada selfieler çekindiler; bıraktılar gittiler. Onların da Allah iyiliğini versin. Onlar da zaten her dönemde böyle bir gariplikler içerisinde hayatlarını devam ettiriyorlar. Kentsel dönüşüm yapmaya kalkarsınız, ‘Efendim biz kentsel dönüşüme değil de rantsal dönüşüme karşıyız.’ Mecliste de geçenlerde bütçe görüşmelerinde dedim ki ‘Bu sözü söylemeyin. Yeter ya 20 yıldır. Bir tane kentsel dönüşüm yapın ne olur. Size rantsal dönüşüm yapın diyen mi var?’ Rantsal dönüşüm yapanın zaten Allah cezasını versin. Ne demek rantsal dönüşüm? Koca koca belediyeler var elinizde imkanlar var. Gelin bir tane yapın ya. Adam gibi bir kentsel dönüşüm yapın. En azından mani olmaya çalışmayın. Mani olamazlarsa davalar açıyorlar. Arkasından başka türlü de devam ediyor. Ne diyelim, kimisi iş yapmaya uğraşır, eser bırakmaya uğraşır, hayırlı bir iş yapayım diye çabalar, kimisi de mani olmak için çırpınır durur. Bu dünya zaten böyle devam edip gidiyor” diye konuştu.
‘İNSANLAR CAN ÇEKİŞİYOR, İKTİDARIN GİDİP GİTMEMESİYLE NE ALAKASI VAR?’
Bakan Özhaseki, konuşmasının devamında, “O günden beri hiç boş durmadık. Gece gündüz demeden çalıştık. O bölgelerde 1 saniyemiz bile boş geçmedi. Binden fazla şantiyemiz var. 300 bin kadar inşaat şu anda devam ediyor. 4 bin 333 tane köyde, 50, 100, 150 tane çelik karkastan evler yapıyoruz. O evleri de bir uçtan teslim ediyoruz. Şehir merkezlerine başladık. Şehir merkezlerinde, o merkezlere açılan ana caddelerdeki binaları kimlikli yapabilmek adına yine inşaatlara başladık ve bir taraftan da teslim ediyoruz. Yarın dağıtacağımız konutlarla birlikte 75 bin kadar konutu teslim etmiş olacağız. Biz böyle çırpınırken birileri de mani olmaya çalıştıkları gibi bir taraftan da laf atmaktan geri durmuyorlar. 1 ay kadar önce ana muhalefetin genel başkanı ‘Nerede bu evler?’ diye bağırıyordu. ‘Sizin başarınız burada sıfır’, bir şeyler diyorlar eline tabela almış. Bir başka genel başkan çıkmış diyor ki ‘Evleri kimlere verdiniz? Siz yüzde 100 AKP’lilere veriyorsunuz, arabalarınıza dağıtıyorsunuz değil mi?’ falan diyor. Zaten depremin ilk olduğu günlerde isim vermeyeyim, bir genel başkanla yardımcısı konuşuyor. Ramazan günü fazla da rahatsız olmalarını da istemiyorum, içimiz de yanıyor bu söylediklerinden dolayı ama şöyle söylüyorlardı; ‘Bu iktidar var ya depremin altında kalır.’ Kardeşim insanlar can çekişiyor, iktidarın gidip gitmemesiyle ne alakası var? Hepimiz seferberlik halindeyiz. Aylarca oradaydık” dedi.
‘NE YAZIK Kİ DİLLERİ BİRAZ KİRLİ’
Bakan Özhaseki, “Ev yapımlarına sert zeminlerde bilim adamları nasıl tarif etmişlerse 1 ay sonra başladık. ‘Acelenizde ne oluyor canım? Niye başlıyorsunuz ki evlere?’ diyenler şimdi ‘Evler nerede?’ demeye başladılar. Sonra da ‘Akrabalarınıza dağıtıyorsunuz’ falan demeye başladılar. Hepsine açık duyuruda bulunduk. Bakın şu anda yarınki dağıtacaklarımızla 75 bin tane evimiz hazır ve dağıtıyoruz. Gelin göstereyim. Bin tane şantiyemiz var. 110 bin kişilik orduyla çalışıyoruz orada. 4 bin 333 tane köyde şantiye kurduk evler yapıyoruz. 50 tane, 100 tane hem de mis gibi evler. Mis gibi evler dediğim için bile dillerine düştüm. Hakikaten mis gibi evler, çelik karkaslı evler. İnsanlar tek başına belki de ekonomik gücü olup da onları yaptırma imkanı bulamayabilirler ama Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı, ‘Madem yapıyoruz biz en güzelini yapalım, depreme de dirençli olsun.’ Hiçbir masraftan kaçınmadan emin olun bu evler yapılıyor orada. Fakat bu arkadaşlarımızın ne yazık ki dilleri biraz kirli. Bu deprem üzerinden bile siyaset yapmaya devam ediyorlar. Keşke deprem üzerinden siyaset yapılmasa. Bu arkadaşlar bazen ağzından çıkanı, ne dediklerini bilmiyorlar. Bazen de çabalıyoruz, söylüyoruz ama bir türlü söylediklerimizde anlamak istemiyorlar” diye konuştu.
Muhalefet belediyelerine ‘Algı belediyeciliği’ eleştirisinde bulunan Bakan Özhaseki, “5 dönem büyükşehir belediye başkanlığı yapmış bir kardeşiniz olarak her seçim geldiğinde millet önüne çıkardım, derdim ki ‘Bakın bana bir yetki verdiniz, mühür verdiniz, bütçe verdiniz, ben de 5 senede şunları yaptım; gücüm bunlara yetti. Eğer müsaade ederseniz önümüzdeki dönemde şunları yapmak istiyorum.’ Bundan daha makul, daha meşru bir şey olabilir mi? Millet de değerlendirir. Herkese bakar, ‘Tamam bu adam gitsin’ derdi. Ben de devam ederdim. Tabii oyumu da yükseltirlerdi. Allah razı olsun. Sorumluluğum artardı ama şimdi benim bu yaşta anlayamadığım yeni bir belediyecilik modası çıktı. ‘Algı belediyeciliği’ diyorlar, başını İstanbul çekiyor zaten. Kentsel dönüşüm için ayrılan para 500 milyonun altında fakat algı operasyonları için ajanslara verilen para 890 milyon lira civarında. Kentsel dönüşüme ayırdığın parayla reklama ayırdığın para bari eşit olsaydı. Ben bunu anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum. Ne yapıyor peki o ajanslar? Fenomenleri ayarlıyorlar. Sosyal medyadaki hesabında güçlü adamları buluyorlar, paralar veriyorlar. Peki o paraları alanlar ne yapıyor? Başkan efendi oturuyor, alkışlıyorlar, ayağa kalkıyor, alkışlıyorlar, gülüyor, alkışlıyorlar, yatıyor, alkışlıyorlar. Tatile gidiyor, çalışıyormuş gibi gösteriyorlar. İş yapmıyor, yapıyormuş gibi gösteriyorlar. Vallahi ben bu belediyeciliği anlayamadım. Böyle bir anlayış, doğru bir anlayış değil. Bunların hepsi geçer gider ama kalıcı olan işte buradaki eserler, yapılanlar. İnşallah biz bundan sonra da Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, önderliğinde hizmet ve eser belediyeciliğine devam edeceğiz” dedi.
Bakan Özhaseki’nin konuşmalarının ardından hak sahiplerine anahtar teslimi gerçekleştirildi.
]]>ÖZHASEKİ: YENİ DÖNEMDE İKİ TANE DAHA MİSYON BİÇTİK
Yeni dönemde kendilerine iki tane daha misyon biçtiklerini ifade eden Bakan Özhaseki, “Birincisi hepimizin hatırlayacağı gibi 1 sene kadar önce 6 Şubat’ta büyük bir deprem atlattık. Oradaki hasarların sarılması, yaraların sarılması insanlarımızın orada evlerine kavuştururulması gibi önemli bir görevimiz var. İkincisi de Türkiye bir deprem ülkesi. Böyle bir ülkede başta İstanbulumuz olmak üzere birçok ilimizi depreme karşı dayanıklı, dirençli hale getirebilme mücadelesi. Bu iki işimiz aslında bakanlığımızın ana asli işlerinin de önüne geçmiş vaziyette. Bir sene kadar önce, birisi gece yarısı 04.00 gibi, birisi gündüz, 13.00 gibi iki tane şiddetli deprem, uzun süren bir deprem. Bu uzun sürmesinden ve yerleşim yerlerinin en yakınından geçmesinden dolayı da müthiş bir hasar var. 18 ilimiz bundan etkilendi. 14 milyon insan zarar gördü. 680 bin evimiz yıkıldı. 170 bin kadar da o bölgelerde iş yeri gibi tek katlı müştemilatlar yıkıldı. Maddi hasar 100 milyar doların üzerinde. Manevi hasar mı diyorsunuz? 53 bin 500 kardeşimizi toprağa verdik. Emin olun onların aileleri, çevresi ve yakınlarında ocaklarında hala gözyaşı tütüyor. Evleri teslim ettiğimizde gidip o evlerde bir çay içmek için sohbet ettiğimizde biraz sonra hepimiz ağlayarak çıkıyoruz evlerden” dedi.
“ORADAKİ İNSANLARIN HAKLARINI VEREBİLMEK İÇİN GECE GÜNDÜZ GAYRET EDİYORUZ”
Deprem bölgesindeki insanların haklarını verebilmek için gece gündüz çalıştıklarını ifade eden Özhaseki, “Çok şükür çalışıyoruz, gayret ediyoruz. Oradaki insanların haklarını verebilmek için gece gündüz gayret ediyoruz. Benim görevi devrettiğim, sonra da yeniden ondan görevi teslim aldığım Murat kardeşim o deprem bölgesinde ilk günlerde oralardaydı. Onun da başlattığı, benim de şimdi devam ettirdiğim binlerce konut yapılıyor. En azından oradaki insanlarımızın yıkılan evlerini verelim diye uğraşıyoruz. Şu anda binden fazla şantiyemiz var. 4 bin 333 köyde çelikten köy evleri yapıyoruz. Kiminde 50 tane yıkılmış, kiminde 100 kimin de 200 tane evler yıkılmış? Her birine gidip şantiye kuruyorsunuz. Oradaki köylü vatandaşımızın evini yapmaya çalışıyoruz. Ayın 19’unda inşallah yine dağıtım törenimiz var. İnşaatlar başlayalı 10 ay civarında oldu. 75 bin evi dağıtmış olacağız. Bundan sonra da orada 10 bin, 15 bin her ay ev vereceğiz. Bazen kurada çıkmadığı zaman hüzünlenenler oluyor, diyorum ki ‘Bak merak etmeyin, söz veriyorum, inşallah sizler evinize oturuncaya kadar buradayız. Bu sefer çıkmadıysa öbür sefer çıkar’” diye konuştu.
“SON 5 SENEDİR YENİ BİR BELEDİYECİLİK ANLAYIŞI ÇIKTI”
Özhaseki, “Bu arada Ergün Bey bazen muhalif arkadaşların yaptıklarından şikayet ediyor. Bu işin de kaderi bu. Biz bu kadar ev dağıtıyoruz. Ana muhalefetin genel başkanı sesleniyor; ‘Nerede bu evler? Kime verdiniz?’ Bir başka genel başkan da ‘Herhalde AK Partililere dağıtmışlardır.’ Allah ıslah etsin sizi ne diyebilirim ki? Diyorum ki; ‘Gelin hepinize o bölgeleri gezdireceğim. Bin tane şantiyemizi tek tek elinizden tutup gezdireceğim. 4 bin 333 tane köyde neler yapıyoruz göstereceğim, gelin hadi’. Gelen giden yok tabii ama dışarıdan laf atmaya gelince aynen bu şekilde devam ediyor. Son 5 senedir yeni bir belediyecilik anlayışı çıktı, o da algı belediyeciliği. Ben güçlük çekiyorum. Yapmadığı halde yapmış gibi göstermek, birilerinin emeğinin üstüne yatmak veyahut da sosyal medyacılara trilyonlar verip ‘Beni parlatın ben çok büyük bir adamım, buralara sığmıyorum. Belediye başkanlığı ne ki? Bana küçük geliyor demek’ Ne yazık ki bu dönemde bu başladı” ifadelerini kullandı.
“EVİMİZDEN ÇÖP DİYE ATTIKLARIMIZDAN BİZ 96 MİLYAR LİRA PARA KAZANDIK”
Özhaseki, “Sayın Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Hanım’ın başını çektiği ve yıllardır mücadelesini verdiği ‘Sıfır Atık’ gibi de bir projemiz var. Bakın sıfır atık sadece Türkiye’nin bir bulduğu marka değil, tüm dünyanın takip ettiği ve bizim ülkemizin kazandırdığı bir marka oldu. 30 Mart Birleşmiş Milletler’de Sıfır Atık Günü ilan edildi. Devlet başkanlarının artık sonuç bildirgelerine giriyor. Seçimden sonra bakanlık olarak biz bunu zorlayacağız. Herkesin atığı evinden dışarıya gönderirken, ‘Çöp diye çöpçüye verdik’ diye söylediği şeyleri ayrıştırılmış olarak vereceğiz, onların geri kazanımı mümkün. Şu anda geri kazanımda yüzde 35’lerdeyiz ama bunu gittikçe artırabiliriz. Birkaç yıl içerisinde sadece evimizden çöp diye attıklarımızdan biz 96 milyar lira para kazandık” diye konuştu.
TURAN: KARASURLARI’NI KENDİLERİ YAPMIŞ GİBİ İMAJ OLUŞTURUYORLAR
Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan ise şunları söyledi:
“Bu proje çevreci bir projedir. Çünkü bu projemizle birlikte şu anda Sur diplerinde toplamda 290 bin metrekare olarak kentin en niteliksiz alanlarını en nitelikli alanlar olarak kentin kullanımına açıyoruz. Fatih’te 875 bin metrekare yeşil alan vardı, bu 5 yıl içerisinde yüzde 41 oranında artırarak bu alanı 1 milyon 237 bin metrekareye çıkarttık. Biz bir iş yapmayla uğraşırken bir de İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile uğraşıyoruz. Bir gün kalkıyoruz Karasurları’nın içinde toprak temizlemişler sanki millet bahçesini onlar yapıyorlar. Bir gün kalkıyoruz Karasurları’nın içinde kütüphane yaptık diyorlar. Bir adım atıyorlar hem Karasurları’nı kendileri yapmış gibi imaj oluşturuyorlar, hem de Karasurları Kütüphanesi diyerek kütüphaneleri de biz yaptık imajı oluşturuyorlar.”
]]>‘ŞEHİRLER CANLI ORGANİZMALAR, ŞEHİRLER YAŞIYOR’
Şehirlerin yaşadığına ve sadece yapılardan ibaret olmadığına dikkat çeken Bakan Özhaseki, “Şunu hepimizin bilmesi lazım. Şehirler canlı organizmalar. Şehirler yaşıyor. Onları taşla topraktan ibaret yapılar olarak görürsek, herhalde hayatta yapacağımız en büyük hata bu olur. Ve şehirlerin üzerine bakım lazım, ihtimam lazım, gayret lazım. İşi, gücü, bütün dünyası şehri ve insanları olacak, insanlar lazım. Şehirlerin hayatı biraz insanoğlunun hayatına da benzer. İnsanoğlu bakımlı olduğu zaman, sıhhatli olduğunda, kendine çeki düzen verdiğinde, nasıl ki gürbüz bir vaziyette yaşarsa, onun da nasıl ki doğarak, daha sonra büyüyen ve gelişen bir yapısı varsa, şehirler de aynen böyle. Eğer bu bakımı siz ihmal ederseniz o şehirler yavaş yavaş gerilemeye başlar. Güzel bir söz var şehircilikte, şehirlerin geleceği o şehirde yaşayan yöneticilerin ufuklarıyla ve uğurlarıyla doğru orantılıdır. Eğer buradaki yöneticiler iyi niyetli insanlarsa. Başta tabii ki mülki idaremiz olmak üzere, yerel yöneticilerimizin tamamı irade aynı şekilde siyasilerde olduğu için onlar, sivil toplum örgütleri, şehirlerini seviyorlar. Bir araya gelip uyum içerisinde onu ileriye taşımak için gayret ediyorlarsa şehirlerin geleceği aydınlık. Değilse, Allah korusun şehirler gerilemeye başlar. Biz büyükşehiriz, kadim şehiriz vesaire diyerek, hiçbirimiz emin vaziyette değiliz. Her an şehirlerimizin üzerinde gözümüzün olması lazım. Her an ihtimam göstermemiz lazım. Her an yeni olayları takip etmemiz lazım. Yani işimiz gücümüz şehrimiz olmalı. Bunun en güzel örneklerini burada görüyoruz. Bundan dolayıdır ki mutluluk duyuyoruz. Gerek Genel Başkan Yardımcılığım döneminde, gerekse eski bakanlığım ve şimdiki bakanlık döneminde, Bursa’dan bize eğer bir teklif gelmişse hiç itiraz ettiğimi ben hatırlamıyorum. Hepsi başımızın üstüne dedik. Ve birlikte bu işleri yapmak için koşturduk” ifadelerini kullandı.
‘KENTSEL DÖNÜŞÜME AYRILAN BÜTÇENİN 2 MİSLİ, ALGI OPERASYONLARI İÇİN AJANSLARA VERİLİYOR’
Konuşmasına CHP’li belediyeleri eleştirerek devam eden Özhaseki, şunları söyledi:
“Yeni bir belediyecilik anlayışı çıktı. 30 senedir bu işin içerisinde olan bir kardeşiniz olarak net söylüyorum, anlamakta güçlük çekiyorum. Koca koca, milyonlarca nüfus olan şehirlerde, ne yazık ki Cumhuriyet Halk Partili gelen arkadaşların hiçbirisinin, biraz önceki anlattığım gibi bir belediyecilik anlayışı, ne yazık ki üzülerek söylüyorum yok. Hizmet tarafında yoklar, temel atmama törenlerinde varlar. Hatta işe takoz olmakta varlar. Ve bir taraftan da öğrendikleri yeni bir şey var, asıl anlamakta güçlük çektiğim de o. Algı belediyeciliği. Yalanlarla devam eden bir sanal dünyada kendilerini kahraman gibi gösterme yiğitliğini devam ettiriyorlar. İstanbul’da düşünüyorum şimdi, kentsel dönüşüm için gece gündüz çalışmamız lazım değil mi? Bütün bilim adamları Adalar’daki segmentin kırılacağını ve kentsel dönüşüm yapılması gerektiğini söylüyorlar. Büyük depremden bahsediyorlar. Kentsel dönüşüm için ayrılan bütçe neyse İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde, 2 misli bir para algı operasyonları için ajanslara veriliyor. Yani muhterem başkanımız diyor ki, ‘Ben çok güzel bir adamım. Ben tatile giderim ama siz beni çalışıyor gibi gösterin. Ben hatta buralara sığmam. CHP Genel Başkanı olmalıyım. O da yetmez bana. Cumhurbaşkanı olmalıyım. Alın şu parayı. Basın bana gazı. Devam edeyim, uçayım ben’. Böyle bir anlayışı gerçekten anlamakta zorluk çekiyorum. Eğer bunu yaparken, kendi öz parasıyla cebinden vererek, ajanslara ‘Beni övün’ diyorsa nahoş karşılarım ama yine de saygı duyarım. Bana ne, ne yaparsa yapsın derim. Ama belediyenin imkanlarını, millete dönmesi gereken o imkanları dönüp de sizin ajanslara, yandaşlarınıza, büyük meblağlarla ‘Beni övün’ diyerek veriyorsanız, gerçekten anlamakta zorluk çekerim. Ve ben bunun da çok meşru bir iş olduğunu da düşünmüyorum.”
‘DEPREM BÖLGESİNDE MADDİ HASAR 100 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE’
Kahramanmaraş merkezli depremleri hatırlatan Bakan Mehmet Özhaseki, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bakanlığımızın adı üstünde, 3 tane isim var. Ağır da bir yükümüz var. Çevre zaten başlı başına bir iş. Aynı zamanda iklim değişikliği ve onun getirdiği sorunları belki birazdan da birkaç cümle de olsa bahsedeceğiz. Bir taraftan da şehircilik meselesi var. Ve bu ağır işler içerisinde, kendimize 2 tane daha hedef belirledik. Birisi bundan tam 1 sene önce yaşadığımız, 2 tane üst üste 9 şiddetindeki deprem neticesinde ortaya çıkan hasarları gidermek. İkincisi de Allah korusun Marmara’da olabilecek bir depremden dolayı, şehirlerimizin yeniden güçlü ve dirençli hale getirilmesi meselesi. Değerli kardeşlerim, hatırlarsınız çok geçmedi 1 sene 1 ay kadar oldu. 04.17’de ve gündüz saat 13.00 civarında 2 tane, 3 dakika kadar süren çok şiddetli 2 depremle sarsıldık. Bu depremden etkilenen il sayısı 18’i buldu. Zarar gören insanlarımızın sayısı tam 14 milyon. Yıkılan, tahrip olan konutlarımız, dükkanlarımız, iş yerlerimizin sayısı ise 850 bin. Dile kolay maddi hasar 100 milyar doların üzerinde. Manevi hasarı mı soruyorsunuz? Onu tarif edecek bir alet, bir ölçü, daha dünyada ortaya çıkmadı. Şimdi evleri inşa ediyoruz. Çay içmeye davet ettiklerinde, evlerine çıkıp oturuyoruz. Sohbet başlıyor, haliyle dönüyor dolaşıyor mesele deprem gecesine geliyor. Sorduğumuzda herkesi bir duygu seli alıyor. Gözyaşları adeta pınar oluyor. ‘Ben eşimi, çocuğumu kaybettim’ diyenler mi istersiniz, ‘Bana evi, lütfen şu mezarlığın tam karşısından verin. Bütün evlatlarım orada yatıyor’ diyen anneleri mi sorarsınız? O kadar büyük bir acı ki hala dürtmeye devam ediyor. Ama biz de büyük bir milletiz. Gece 04.17’den itibaren Sayın Cumhurbaşkanımız ayakta. Telefonla olayı anladıktan sonra bütün bakan arkadaşlarımızı oraya gönderdi. Bütün bakanlarımız oradaydı. Değerli Mustafa Varank şahitler. Valilerimiz, kaymakamlarımız, AFAD görevlileri, naçizane ben de o dönemde AK Parti’de yerel yönetimlerden sorumluyum. Bin 390 belediyeden 810 tanesi AK Parti’li. Cumhur İttifakımıza ait 235 tane Milliyetçi Hareket Partili belediye var. Allah razı olsun. Onlarla da bir araya geldik. Binden fazla belediyemiz, gittiler deprem bölgesinde gece gündüz demeden çalıştılar. Alinur Başkanım. Rica ettik Hatay’a gitti. Bakın Hatay Cumhuriyet Halk Partisi’nde biliyorsunuz. Ama en büyük belediyelerimiz, Bursa, Konya, Kocaeli, Denizli ve 100’e yakın belediyemizi de biz Hatay’a gönderdik. Neden, insan, bizim insanımız. Siyasi tercihleri başımızın üstüne. Kime istiyorsa oy versinler, önemli değil. Ama o insanları kurtarmak, o zor günlerinde yanında olmak, bir damla da olsa su vermek insanlığın en büyük göreviydi. Gitti kardeşlerim orada çalıştı.”
‘ONLARA DEPREM TURİSTİ DİYORUZ’
CHP’ye yönelik eleştirilerini Kahramanmaraş merkezli depremler üzerinden sürdüren Özhaseki, “Fakat üzüntüyle söylüyorum. Bütün bir millet ayaktayken, hiç kimse evinde oturup, huzurla akşam bir sıcak çorba içmeden, o depremzede kardeşlerimizi düşünürken, küçücük yavrularımız kumbaralarındaki paraları bozdurup oraya gönderirken, Azerbaycan’dan eski Hacı Muratların üzerine battaniye dizen bir kardeşimiz yola çıkmış ki ben yardım etmeliyim diye. Bu çileler çekilirken, nüfusu milyonlarca olan, konuştuğu zaman büyük büyük konuşan, biraz önceki belediye başkanı, özel jetlerle o bölgeye geldiler. Yanlarında 10-20 tane kamera, 10-20 tane fenomenler, sosyal medyacılar, selfieler çekindiler, bırakıp gittiler. Onlara da deprem turisti diyoruz. Resmen deprem turistiydi onlar da. Allah iyiliklerini versin. Ne diyelim başka diyecek bir şey yok. Bizim işimiz gücümüz hizmet. Hem genelde hem yerelde taş üstüne taş koymaya çalışıyoruz. Bu ülkeyi büyütmeye çalışıyoruz. Bizim tarihe karşı sorumluluğumuz var, misyonumuza karşı sorumluluğumuz var, insanlarımıza karşı borcumuz var. Sayın Cumhurbaşkanımız da öyle söylüyorlar, ‘İnsan odur ki bıraka bir eser. Eseri olmayanın yerinde yerler eser’. Biz buna inandık ve böyle devam ediyoruz. O günlerde inşaatlara başlarken deprem bölgesinde, bize diyorlardı ki ‘Aceleniz ne, ne oluyor? Durun bakalım daha artçılar var. Ne olur ne olmaz’. Halbuki biz bilim adamlarıyla konuşuyoruz. En sert zeminleri tercih ediyoruz. Alınan tüm önlemlerle birlikte inşaatlara başlıyoruz. O adamlar şimdi, ‘Nerede bu evler, kime vermişler’ vesaire diyorlar. 46 bin tane konutu teslim ettik, 8-10 ay içerisinde. Bu ayın sonuna kadar 75 bini bulacağız. Ve mayıs ayından itibaren de her ay 15-20 bin konutu depremzede kardeşlerimize teslim edeceğiz. Ev çıkmadığında hüzünlenen, üzülen kardeşlerimize, onlara da diyorum ki bakın hiç merak etmeyin. Öbür ay çıkar, olmazsa diğer ay çıkar. Biz gece gündüz buradayız. ‘Sizler, Recep Tayyip Erdoğan’dan Allah razı olsun deyinceye kadar, sizden Allah razı olsun deyinceye kadar buradayız ve gitmeyeceğiz’ diye de onlara söz veriyoruz” diye konuştu.
‘ALLAH SİZİ ISLAH ETSİN’
Konuşmasında sözü CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, deprem bölgesiyle ilgili açıklamalarına da getiren Özhaseki, “Allah kimseyi vatan garip etmesin. Kolay değil. Evinizi, yakınlarınızı kaybetmişsiniz. En sevdiklerinizi kaybetmişsiniz. Gidip konteyner kentte kalıyorsunuz. Ne kadar zor. O yüzden önce borcumuzun orada olduğunu biliyoruz. Bunun içindir ki gece gündüz o bölgede hizmet etmeye devam ediyoruz. Bu arada bizim siyasiler çıkıyorlar. Ana muhalefetin genel başkanı 1 ay kadar oluyor. ‘Nerede yapmışlar ya. Ben hiç görmedim. Yani Recep Tayyip Erdoğan söz verdi. Sonuç sıfır sıfır’ falan gibi tuhaf tuhaf elinde bir tabelayla bir şeyler söylüyor. Bir başka genel başkan çıkmış diyor ki, ‘Ev verdik diyorlar ya. Olsa olsa AKP’lilere vermişlerdir bunlar. Akrabalarına vermişlerdir canım’. Ya Allah sizi ıslah etsin diyorum. Size tek tek şantiyelerimizi göstereyim. Tam şu anda, 110 bin kişilik bir orduyla çalışıyoruz orada. 110 bin kişi. 4 bin 333 köyde köy evleri yapıyoruz. Hem de çelikten. Çelikten evler yapıyoruz. Şehirlerin meydanlarını inşa ediyoruz. Hadi gelin sizi gezdireyim. Göstereyim tek tek. Yanınıza düşeyim. Hayır kimse gelmiyor. Nasrettin Hoca’ya demişler ki, ‘Adam olmanın yolu nedir? Kulaktır oğlum’ demiş. ‘Ya hocam nasıl laf öyle?’ Demiş ki, ‘Evladım, karşındaki ne diyorsa can kulağıyla dinleyeceksin. Önce onu bir anlayacaksın. Bu çok önemli bir şey. Bir de konuşurken ne söylüyorsun, onu da kulağın duyacak.’ Ya bizimkiler ne söyleneni anlıyorlar, ne kulakları duyuyor. Garip bir haldeler. Allah iyiliklerini versin ya. Diyecek başka bir şey yok onlara” ifadelerini kullandı.
‘BÜYÜK BİR TEHDİT VE BELA İLE KARŞI KARŞIYAYIZ’
Küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğiyle ilgili de konuşan Bakan Mehmet Özhaseki, “Bilim adamları diyorlar ki, dünyada son yüzyılda ısı 1,1 derece arttı. Akdeniz Havzasında 1,5 derece arttı. Allah korusun bu 2 dereceye çıkarsa işte kriz de o zaman başlar. Göçler o zaman başlar. Çünkü Türk milletinin bile Orta Asya’dan çıkmasının bir sebebi, evet güvenlik de vardır bu işin içerisinde ama. Çölleşmedir, tarım alamamadır, verim alamamadır. O yüzdendir ki büyük bir tehditle ve bela ile de karşı karşıyayız. Bunun sebebi ise özellikle sanayi devriminden sonra çok üretmemiz, sonra çok tüketmemiz, çok tükettikten sonra da çok kirletmemizdir. Toprağı, suyu, havayı kirletmemizdir. En büyük sebep bu. Cenabıallah evreni ve dünyayı içerisinde bir denge ile yaratmış. Ne fazladan, ne eksik bir şey var. Fakat biz gelip çok kirletip, her tarafı tahrip edip, bu dengeyi bozunca işte karşımıza bir sürü belalar çıkıyor. Heyelan çıkıyor, kuraklık çıkıyor, seller geliyor. Yangınlar bir taraftan başlıyor. Müsilaj oluyor. Ve geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde binden fazla bir bela ile de Türkiye karşı karşıya kaldı. Merkezdeki dengeleri bozmamak lazım. Bu anlamda Türkiye de büyük bir mücadele veriyor. Bir taraftan Paris İklim Anlaşması’na taraf olduk, bir taraftan 2040 yılına kadar kirletme oranımızı yüzde 41 geriye çekeceğimizle ilgili söz verdik. İklim Kanunu hazırlıyoruz, uluslararası anlaşmalara tarafız, bir taraftan da yeşili arttırmaya çalışıyoruz. Cenabıhak bile cenneti tarif ederken yeşilliklerden, bağlardan, bahçelerden, altından ırmaklar akan güzel yerlerden bahsediyor. Demek ki dünyayı güzelleştirmenin de bir yolu bu. Bizim de millet bahçesi projemiz var. 500’den fazla. 234 tanesini bitirdik. Hedefimiz 100 milyon metrekare yeşil alan oluşturmak. Cumhurbaşkanımız öyle hedef koydu” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendilerine, ‘100 milyon metrekare yeşil alan hedefi’ verdiğini ve projeleri yakından takip ettiğini hatırlatan Özhaseki, şöyle konuştu:
“Zaten Cumhurbaşkanımızla çalışıyorsanız uykuyu bir kere unutacaksınız. ‘Ben biraz birkaç gün tatile gitsem mi’ falan gibi bir lafı unutacaksınız. Gece 3’te telefonunuz çalabilir. Pazar günü, ‘Sen neredesin?’ diye sorabilir. Mustafa Varank Bakanım senelerce de arkadaşlık yaptı. Yanında ona yardımcı oldu. Bu işlere de şahittir. O hedefler koyar. Bu hedef bittiğinde de kolay kolay, ‘Tamam, iyi olmuş’ falan demez. ‘Öbürü ne oldu?’ der. Öyle bir çalışma hastası. Biz de onun yol arkadaşıyız. Onun koyduğu hedefler doğrultusunda sonuna kadar koşturuyoruz. O bize, ‘100 milyon metrekare yeşil alan yapacaksınız’ dedi. Şu anda 78-80’e yaklaştık değerli bakanım. Ve 234 tanesini açtık. 250’den fazlasının inşaatlarda devam ediyor. Bursa’mızda da 3 milyon metrekareden fazla. Bizim bakanlık olarak desteklediğimiz, yapmaya çalıştığımız da neredeyse 2,5 milyon metrekare civarında. 5 tanesini açtık. 2 tanesi bitti ama açılış için bekliyor. 3 tanesi de şu anda inşaatları devam ediyor veya proje safhasında.”
‘SIFIR ATIK PROJESİ’NDEN 96 MİLYAR LİRA GELİR ELDE ETTİK’
Emine Erdoğan’ın liderliğinde sürdürülen Sıfır Atık Projesinin de devam ettiğini vurgulayan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Bir taraftan da sıfır atık gibi bir markayı dünyaya kazandırdık. Emine Erdoğan Hanımefendi sağ olsun bu işin liderliğini üstlendi. Takip ediyor yakından. Onun takip ettiği işte şu, önce evlerimizde ayrıştırıyoruz atıklarımızı. Sonra onu ekonomiye kazandırıyoruz. Ve kalan organik atıkları da gübreye çeviriyoruz. Sıfır atık olur mu, evet oluyor, aynen böyle. Bunu dünya kabul etti. Zaten Danışma Kurulu Başkanlığına Emine Hanımefendi seçildi. Birleşmiş Milletler düzeyinde. 31 Mart da Dünya Sıfır Atık Günü ilan edildi. Bizim Türkiye’nin, dünyaya kazandırmış olduğu bir marka oldu. Bunu yaparak, biz 2023 senesi sonunda Türkiye’deki tüm atıkların, çöplerin yüzde 35’ini geri kazandık. Bundan elde ettiğimiz gelir 96 milyar lira. Arkadaşlar çöp diyerek dışarı attığımız her şey bir değer. Eğer evlerimize gerçekten hanımefendiler, kağıtları ayrı bir poşete, camları, şişeleri ayrı bir poşete, petleri ayrı bir poşete, organik atıkları ayrı poşete koyarak, bizim belediye görevlilerine teslim ederse, onların müthiş bir geri dönüşümü oluyor. Seçimlerden sonra biz bakanlık olarak o poşetleri dağıtacağız. Tüm belediyelerimize biz dağıtacağız. Onlar da evlere verecekler. Evlerde inşallah hanım kardeşlerimiz atıkları bundan sonra ayrıştırarak koyacaklar. Ve onlar da ekonomiye kazandıracağız. Dediğim gibi geçtiğimiz yıllarda elde ettiğimiz gelir 96 milyar lira. Sadece kağıt atıklardan dolayı, 432 milyon ağaç kesilmekten kurtuldu” diye konuştu.
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki törende yaptığı konuşmada, Kahramanmaraş merkezli “asrın felaketi”nden sonra bölgedeki çalışmaları anlatarak, “Üzüntüyle şunu da söyleyeyim, nüfusu milyonlarca olan ve havasından geçilmeyen her gün televizyonlarda algı operasyonları çeken belediye başkanları da o bölgelere özel jetlerle geldiler. Arabalarının içi uçaklarının içi tamamıyla televizyoncu ve sosyal medya ekibiyle doluydu. İndiler, bir kişinin yanına geldiler. Hatır soruyor gibi davrandılar, selfieler çektiler, bırakıp gittiler. Bunlara da şahidiz. Bunlar da deprem turistleriydi” dedi.
İyi işler yapıldığında milletin bunu gördüğünü ifade eden Bakan Özhaseki, “Elinde envaiçeşit imkanları olduğu halde sadece artistlik yapmak için gelenleri de Allah’a havale ediyoruz. Yapacak başka bir şey yok” diye konuştu.
Bazı konuların siyaset üstü olduğunu ifade eden Özhaseki, “Birisi deprem meselesidir mesela. Birisi bu çevre meselesidir, hizmet meselesidir. Eğer insanların orada menfaati varsa iyiliği varsa orada asla siyaset yapılmaz. Deprem olduğunda Yücel Bey de Allah razı olsun, biz bölge tarif ettik gitti, aylarca çalıştı. Hatay Büyükşehir Belediyesi, Cumhuriyet Halk Partisi’nde ama baktık ki en büyük hasarı orada. Bizim AK Parti olarak en güçlü belediyelerimiz Konya, Kocaeli, Bursa, Denizli ve 100 kadar belediyemizin hepsini oraya gönderdik. Burada Cumhuriyet Halk Partisi Belediyesi var diyebilir miyiz? Asla söyleyemeyiz. Orada bizim insanımız var. Orada bizim canımız var. Orada bizim yardıma muhtaç kardeşlerimiz var” dedi.
Yolun medeniyet olduğunun altını çizen Bakan Özhaseki, “Değerli kardeşlerim, yol önemli. Çünkü yol medeniyettir. Yol kalkınmanın birinci unsurudur. Yol vasıtasıyla insanlar evlerine ulaştığı gibi ticaret de yaparlar. Sanayiciler derdine çözüm bulur, turizm de gelişir. Yol olmayan yerde turizmde gelişmez, o yüzdendir ki Türkiye’nin birçok yerinde gerçekten çok uzun mesafeli yollar yaptık. 6 bin kilometre civarında bölünmüş yol varken bu memlekette şu anda 30 bin kilometreyi geçti. Tüneller yaptık, köprüler yaptık, hepsine siz de şahitsiniz zaten. İzmir’e giden otobanın buradan geçtiğini de biliyorsunuz. O kadar çok çalışıldı ki hamdolsun yol açısından Türkiye altyapısını tamamladı da diyebiliriz. Bundan sonra da yapılmaya devam edecek. O yüzden buradaki yapılan yolun da kıymetini takdir ediyoruz. Değerli başkanımızı tebrik ediyoruz ki bu şekilde bir ıslah çalışması ile yaptığı için çok güzel bir hava verdiği için. Çünkü burası turizm beldesi sadece bir yolu dümdüz yapmak yetmez” ifadelerini kullandı.
Deprem bölgesinde binden fazla şantiye olduğunu aktaran Özhaseki, “Bakanlık olarak adeta bir ordu gibi çalışıyoruz. Tam 4 bin 333 köyümüzde ev yapıyoruz. Kiminde 50 tane yıkılmış, kiminde 30 tane, kiminde 150 tane, 200 tane hepsini yapıyoruz. 110 bin kişilik bir orduyla çalışıyoruz, binden fazla orada şu anda şantiyemiz var” dedi.
Herkese kapısının açık olduğunu ifade eden Bakan Özhaseki, “Ben bunu çok görüyorum. Hatay’a o kadar yatırım yapıyorum, 2 tane Cumhuriyet Halk Partili belediye gelip de ‘Sayın Bakanım şu işimizi yapalım’ demiyor. Hiçbir şey demeden çalışıyoruz. Onların yapacağı işleri de yapıyoruz, emin olun. Ama böyle yürümez bu işler. Ben diyorum ki Türkiye bir deprem ülkesi kentsel dönüşüm esas hangi partili olursanız olun a, b, c, d, e ne olursanız olun gelin kapı sonuna kadar açık size. Sonuna kadar beraber olalım, hizmet edelim ama gelmiyorlar. Ne yapalım? Allah onların da iyiliğini versin diyoruz. Başka da yapacak bir şey yok” şeklinde konuştu.
Dua edilmesinin ardından kurdele kesilerek yolun açılışının yapılmasıyla tören sona erdi. Törene, Vali İsmail Ustaoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, bazı milletvekilleri, kurum müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan Ülkü Yolu ve çevre düzenlemesinde 6 bin 500 metre sıcak asfalt, 5 bin 400 metre bisiklet ve yaya yolu yapıldı. 6 kilometrelik yol güzergahında modern ışıklandırmalar ve peyzaj çalışmaları gerçekleştirildi. Ayrıca yolun yanında bulunan Edremit Çayı’nda da modern teknikler ile doğaya uyumlu bir ıslah çalışması yapıldı.
]]>