İddiaya göre, sahte isimle açtığı sosyal medya hesabından İstanbul’da yaşayan D.M. adlı kadınla tanışan Serkan Ç. (46), kendini Sakarya İl Jandarma Komutanlığında görevli olarak tanıttı.
Şüpheli, 2014’te şehit düşen bir teğmenin askeri üniformalı fotoğraflarını kendisininmiş gibi göndererek, mağdurun güvenini kazandı.
Mağdurla hiç yüz yüze görüşmeyen zanlı, D.M’den istediği bir miktar parayı da “arkadaşına ait olduğunu belirttiği” kendi banka hesabına göndertti.
REKLAM
Bir süre sonra durumdan şüphelenen ve CİMER’e başvuru yapan D.M, aldığı cevaptan şüphelinin askeri personel olmadığını öğrendi ve şikayetçi oldu.
250 BİN LİRA DOLANDIRMIŞ
Şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında Sakarya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, kendisini “askeri personel”, “jandarma yüzbaşı” gibi unvanlarla tanıtan şüphelinin kente geldiğini tespit etti.
Ekipler, şüphelinin Sakarya’da başka bir sahte isimle kendini tanıtarak evlenme vaadiyle beraber yaşadığı bir kadını 250 bin lira dolandırdığını ve askeri personel olduğunu beyan ederek, bir mobilyacıdan “borç” adı altında 5 bin lira aldığını belirledi.
Ayrıca zanlının güven telkin etmek için Sakarya 7. Komando Tugay Komutanlığı emrinde “Orduevi Müdürü” olarak çalıştığına dair sahte evrak düzenlediği de tespit edildi.
İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Erenler İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince düzenlenen operasyonda şüpheli Serkan Ç. gözaltına alındı, adreste yapılan aramada 1 sahte evrak ele geçirildi.
REKLAMTUTUKLANDI
Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheli Serkan Ç., nöbetçi hakimlikçe “nitelikli dolandırıcılık” suçundan tutuklandı.
Öte yandan jandarma ekiplerince yapılan Serkan Ç. hakkında “kadına karşı tehdit”, “nitelikli dolandırıcılık”, “hakaret”, “kişilerin huzur ve sükununu bozma, “tehdit”, “dolandırıcılık”, “güveni kötüye kullanma”, “hırsızlık”, “hükümlü veya tutuklunun kaçması”, “basit tehdit”, “resmi belgede sahtecilik” ve “özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek” suçlarından 34 kayıt ve 10 yakalama kararı bulunduğu belirlendi.
“ÖNCE GÜVEN SAĞLIYOR”
Mağdur D.M, AA muhabirine, şüpheliyle sosyal medyada bir grupta tanıştığını söyledi.
Serkan Ç.’nin kendini grup içinde askeri personel olarak tanıttığını anlatan D.M, zanlının “gözüne kestirdiği ‘kurban’ ile birebir konuştuktan sonra askeri üniformalı fotoğraflar atarak güven sağlamaya çalıştığını belirtti.
D.M, zanlının güven sağladıktan samimi konuşmaya başladığına değinerek, “İnsanların boşluğuna denk gelirse de kanıp dolandırılıyor. Önce güven sağlıyor, sonra gönül kazanıyor ve sonra da vurgun yapıyor. İnsanlar dolandırıldığını anladığında da özel görüntülerle tehdit ederek geri sindirmeye çalışıyor” dedi.
REKLAM
Şüpheliyle önce arkadaş olarak sohbet ettiklerinden bahseden D.M, “Sonra samimi konuşmaya başladı, güvenimi kazandı. Güvenimi Türk Silahlı Kuvvetlerinin adını kullanarak, şehit bir subayımızın fotoğraflarını kullanarak, artık nereden aldığını bilmediğim kışlada yapılan eğitim video ve belgeler göndererek sağladı. Demek ki bir boşluktaydık ki inandık. İnsanlara sesleniyorum, bu şekilde aldanmasınlar.” şeklinde konuştu.
D.M, 10 bin lira gönderdiği zanlının hazırlıkları tamamladıktan sonra nişan günü gelmediğini dile getirerek, şunları anlattı:
“Nişana kadar ben onun dolandırıcı olduğunu anladım ama ailem inanmadı. Ailemi bile kandırdı. Ailem ‘Sen sorun çıkartıyorsun’ dedi. ‘Sizi manipüle ediyor, kanmayın.’ dedikçe ailem bana inanmadı. Çok muazzam yalan söyleyen insanlar, bunlar bu işi meslek haline getirmişler. ‘Beni dinlemediniz benim param gitti, bir sürü masraf yaptınız, şimdi bana inandınız mı?’ dedim. Tabii inandılar ama iş işten geçmiş oldu.”
CİMER’e başvurarak şüphelinin söylediği yerde görev yapmadığını anlayınca adli mercilere suç duyurusunda bulunduğunu söyleyen D.M, özverili çalışmasıyla zanlıyı adalete teslim eden Sakarya İl Jandarma Komutanlığına teşekkür etti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Patlamada bir kişi hafif şekilde yaralanırken, binada büyük çapta hasar meydana geldi. Yaralı, ambulansta yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı.
DHA’nın haberine göre; patlamanın doğalgazdan kaynaklandığı değerlendirilirken, bina tedbir amacıyla tahliye edildi. Patlama ile birlikte çevredeki binaların camlarında ve dış cephesinde hasar meydana geldi.
“ÇOK KORKTUK SANKİ BOMBA PATLADI”
Çok korktuğunu belirten bina sakini Raziye Altuntaş, “Kombi patladı herhalde. Bizim de mutfak, kapılar hiçbir yer kalmadı. Çok korktuk sanki bomba patladı. Çamaşır makineleri nerelere kadar geldi. Patlayan binada, 5 numarada oturuyoruz” şeklinde konuştu.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA’nın haberine göre; açıklamada, aynı okulda öğrenci olan 17 yaşındaki şüphelinin, saldırıda biri öğretmen diğeri öğrenci iki kişiyi vurarak öldürdüğü, en az 6 kişiyi yaraladığı ve daha sonra olay yerinde intihar ettiği kaydedildi.
Yetkililer, 17 yaşındaki kız öğrencinin hangi motivasyonla bu saldırıyı düzenlediğini araştırdıklarını ifade etti.
Polis yetkilileri, ilk açıklamalarında, 4 kişinin hayatını kaybettiğini, 7 kişinin de yaralandığını bildirmişti. Sabahki ilk açıklamadan sonra yeni bir açıklama yapan polis yetkilileri, saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısını 2 olarak düzeltti.
Abundant Life Hristiyan Okulunun lise seviyesine kadar yaklaşık 390 öğrenciye eğitim verdiği belirtiliyor.
ABD BAŞKANI BIDEN BİLGİLENDİRİLDİ
Öte yandan, Beyaz Saray’dan saldırıyla ilgili yapılan yazılı açıklamada, Başkan Joe Biden’ın olaya ilişkin bilgilendirildiği bildirildi.
CNN’nin konuyla ilgili haberinde, ABD’de 2024 yılında 83 okula silahlı saldırı düzenlendiği ve bu yılın 2008’den bu yana en fazla okul saldırısı yaşanan yıl olduğu kaydedildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MAHKEME BAŞKANI SORDU
18 Kasım Pazartesi’den itibaren toplam 22 tutuklu sanığın savunmalarını yaptığı duruşmada, tutuksuz sanıkların beyanlarının alınmasına devam ediliyor. Bu kapsamda duruşma, tutuksuz sanık hemşire Ceren Hatice Kırım’ın savunmasıyla başladı. Mahkeme başkanı, dosyadan Hemşire Ceren Hatice Kırım’a soru sormaya başladı.
Mahkeme Başkanı: Maaşını nereden alıyordun?
Ceren Hatice Kırım: Medilife Beylikdüzü Hastanesi’nden alıyordum.
Mahkeme Başkanı: Başka bir yerden maaş alıyor muydun?
Ceren Hatice Kırım: Medisense’den de alıyordum.
Mahkeme Başkanı: Fırat Sarı’nın şirketi…
Ceren Hatice Kırım: Kaynağını sorgulamadım, mesai ücreti olarak alıyordum.
“MEDİSENSE KIDEM ÜCRETİ VERİYORDU”
Mahkeme Başkanı: Neden hastane değil de Medisense ödüyor?
Ceren Hatice Kırım: Medisense, ayrıyeten kıdem ücreti olarak veriyordu. Çok tecrübeli olduğum için.
İlker Gönen’e hasta danışıyorduk ama bir imza atmışlar mı bilemem. Hasan Basri, ’10 tane Corrosorf alıcam da kaç tane var sende’ konuşmasında hastada kullanacağım ilacı vermeyeceğimi, hastaneden ilaç çıkarmayacağımı, İlker Gönen ve Fırat Sarı ile görüşüyorum ilaç temin etmiyorum. Bir örgüt sözkonusu değildir. İfade verirken, bunlardan faydalanmak istemediğimi ama her şeyi söyleyeceğimi ifade ettim. Epikriz yazmak benim görev tanımımda yoktur, bilmem.”
“FIRAT SARI’YA NEDEN HAT VERİYORSUN?”
Cumhuriyet Savcısı’nın, ‘Fırat Sarı’ya neden hat veriyorsun, ifadelerine göre Fırat Sarı’yla irtibatın yok, ama hat veriyorsun. Verme sebebin nedir?’ sorusuna cevap veren sanık, “Çocukların yoğun bakımlarda yakından takip edilmesi gerekiyordu. Bu çocukların yakından takip edilmesi için. Kendisi bu şekilde istedi. Ben de sorgulamadım.
Çocuk nörolojisi önemli bir alan bu yüzden mantıklı geldi bu şekilde iletişim yöntemi. Sorumlu hemşire tarafından uyarılma sebebim dosyaları eksik olduğundan ben hastalara bire bir ilgilenmeyi seviyorum o yüzden sorumlu hemşireliği bıraktım” dedi.
BAŞHEKİM YILMAZ SAVUNMASINI YAPTI
Tutuksuz sanık Hatice Ceren’in ifadesinin ardından sanık kürsüsüne Ahmet Atilla Yılmaz geldi. Medilife Beylikdüzü Hastanesi’nin başhekimi olan Ahmet Atilla Yılmaz, savunmasında şunları söyledi:
“Suçlamaları kabul etmem mümkün değil. Emekli olduktan sonra SGK’dan emekli maaşı alan bir cerrahım. Beylikdüzü Medilife Hastanesi ile Bağcılar Medilife Hastanesi arasındaki farkı açıklamak isterim. Bir başhekimin hastanenin cirosunu artırma gibi bir kaygısı olmaz. Çok şükür ki bu iddianamede bebeklerin vefatı üzerinden sorgulanmıyorum. Dört kız çocuğu babası olarak böyle bir suçlama bana yöneltilmediği için minnettarım. Ancak en çok üzüldüğüm şey, sağlık çalışanlarının içinde bulunduğu durum ve onlara yönelik bakış açısıdır.”
“DANIŞMANLIK HİZMETİ ALMAK İSTİYORDUK”
Mahkeme Başkanı: Danışmanlıkla ilgili görüşmeleri kim yapmıştı?
Ahmet Atilla Yılmaz: Zaman zaman ben de yaparım, ancak bu görüşmelerin şartları ve süreçleri tam olarak net değildi. Yine de yönetim kurulu olarak bir danışmanlık hizmeti almak istiyorduk.
Mahkeme Başkanı: Sanıklardan tanıdığınız var mı?
Ahmet Atilla Yılmaz: Doktor Fırat Sarı ve Doktor İlker Gönen’i tanıyorum. Ayrıca 20 yıldır aynı bölgede çalışıyorum, bazen tanıdığım kişiler oluyor ancak nereden tanıdığımı hatırlayamıyorum.
Mahkeme Başkanı: Danışmanlık ile ilgili Fırat Sarı veya İlker Gönen ile hiç görüşmeniz oldu mu?
Ahmet Atilla Yılmaz: Doktor İlker Gönen ile hasta güvenliği hakkında konuşurduk. İlker Bey ile yaptığımız bir görüşmeyi hatırlıyorum; yenidoğanın çok önemli olduğunu söylemişimdir.
“ÖLEN BEBEĞİN AİLESİNE 20 BİN TL’Yİ GERİ ÖDEYİN”
Tutuksuz sanık hemşire Ayşe Gizem Büyükköleş, sanık sandalyesine geldi.
Mahkeme Başkanı:
Savunmanı yapacak mısın?
Sanık: Savunma yapacağım.
Ayşe Gizem Büyükköleş’in Savunması: “Birinci Hastanesi’nin yoğun bakımında hemşire olarak çalıştım. Hastaneden maaş alıyordum. Opara bebekle ilgili konuşmalarda, bebeğin büyük olduğu söyleniyordu. Ben günlük ne kadar ücret alındığını bilmiyorum. Bana sadece işime bakmam gerektiği söylendi. Doğukan, bebeği teslim aldı.
Hastanın genel durumu gayet iyi olduğu ifade edildi; sadece entübe durumdaydı. Gece boyunca stabil bir durumdaydı. Sabah saat 6 civarında başka bir hemşire arkadaşım geldi ve bebeğin bakımını birlikte yaptık. Herhangi bir sıkıntısı yoktu. Daha sonra Tuğçe Toptemel’in bebeğin monitörünün ötmeye başladığını fark ettiğini gördüm. Sorumlu hemşire, Doğukan’ı aradı.
Benim için bu ilk iş deneyimimdi. Doğukan’ın, doktora haber vereceğini düşündüm. Ancak bebek kötüleşti. Bir bilgilendirme yaptık. Benim görevim sadece bebeğin bakımını yapmaktı. Henüz 5 aylık bir hemşireyim. Ne benim ne de Tuğçe’nin ihmali yoktur.
Fırat Sarı’nın telefon numarası bende yok. Doktor Şehmuz ise gece görevde değildi. Şehmuz Bey’in geldiğini, daha sonra bir arkadaşım söyledi. Ayrıca, ailenin 20 bin lirasını geri vermeleri gerektiğini ifade etmiş.”
“ŞEHMUZ ÇELİK’İN KAŞESİ KULLANILIYORDU”
Mahkeme Başkanı: Doktor geliyor muydu?
Ayşe Gizem Büyükköleş: Kimseyi görmedim.
Mahkeme Başkanı: Gece sorun olunca ne yapıyordunuz?
Ayşe Gizem Büyükköleş: Tuğçe ilgileniyordu.
Mahkeme Başkanı: Opara bebek ilk geldiğinde kim aldı?
Ayşe Gizem Büyükköleş: Bilmiyorum ama Doğukan aldı diye duydum.
Mahkeme Başkanı: Peki, Fırat Sarı?
Ayşe Gizem Büyükköleş: Haberi var diye duydum.
Mahkeme Başkanı: Şehmus Çelik?
Ayşe Gizem Büyükköleş: Yoktu, zaten hiç görmezdik. Bazen gündüz geliyordu ama akşam hiç görmedim.
Mahkeme Başkanı: O saatlerde doktor onayı gerekiyor, değil mi?
Ayşe Gizem Büyükköleş: Şehmus Çelik’in kaşesi kullanılıyordu.
Mahkeme Başkanı: Buna şahit oldun mu?
Ayşe Gizem Büyükköleş: Hayır, olmadım.
Mahkeme Başkanı: Herkes “bilmiyorum” diyor. Hemşire bilmiyor, doktor bilmiyor, başhekime sorun deniyor. Ne biçim hastaneler bunlar?
Ayşe Gizem Büyükköleş: Ben Birinci Alan’da çalışmıyorum. Dediğim gibi, gece çalıştığım için şahit olmuyorum.
Mahkeme Başkanı: Gece nasıl oluyor peki?
Ayşe Gizem Büyükköleş: Doktor Fırat Sarı aranıyordu.
Mahkeme Başkanı: İşler Fırat Sarı ve Gönen’e mi kalıyordu?
Ayşe Gizem Büyükköleş: Ben hiç görmedim. Hasta geliyor diye bilgilendirme yapılıyordu.
Mahkeme Başkanı, savcı ve avukatlarla Ayşe Gizem Büyükköleş Arasında Geçen sorgulama:
Mahkeme Başkanı: Opara bebekten ne kadar alınacaktı?
Ayşe Gizem Büyükköleş: Günlük 20 bin lira. Ama hemşire Dilara, Şehmus Çelik’e alınan 20 bin lirayı iade edin demiş.
Mahkeme Başkanı: Bazen hemşirelere para karşılığında epikriz raporu yazdırıldığı oluyor mu?
Ayşe Gizem Büyükköleş: Ben de duydum. Arkadaşıma böyle bir şey geldi, ama biz eksikleri tamamladık, epikriz raporu yazmadık.
Mahkeme Başkanı: Bebeğin kolları bağlanmıştı, neden?
Ayşe Gizem Büyükköleş: Bebek büyük olduğu için tüpü çekmesin diye yapıldı.
“YOĞUN BAKIMDA MONİTÖRLERE GÜVENMİYORDUK”
Mahkeme Başkanı: Yoğun bakımda eksiklik mi var?
Ayşe Gizem Büyükköleş: Çok eksiklik vardı. Monitörlere güvenmiyorduk.
Mahkeme Başkanı: Denetim yapılmıyor mu?
Ayşe Gizem Büyükköleş: Bakıma gidecek cihazlar ayrı bir yerde tutuluyordu.
Savcı: Bu işten para aldın mı?
Ayşe Gizem Büyükköleş: Almadım.
Savcı: Hastane sahibi Ali Aksu’nun haberi var mıydı?
Ayşe Gizem Büyükköleş: Bilmiyorum.
Sanık Avukatı: Epikriz raporlarının eğitimini aldığınız halde nasıl tanımını yapamıyorsunuz?
Aile Bakanlığı Avukatı: Monitörler neden çalışmıyordu?
Ayşe Gizem Büyükköleş: Monitörlerin bazıları çalışmıyordu. Çok güven veren cihazlar değildi.
Aile Bakanlığı Avukatı: Üstlerinize ilettiniz mi?
Ayşe Gizem Büyükköleş: Ben iletmedim ama iletenler oldu.
SANIK DOKTOR ŞEHMUZ ÇELİK SAVUNMA YAPTI
Duruşmaya verilen aranın ardından tutuksuz sanık doktor Şehmuz Çelik’in savunması alındı. Çelik’in savunmasından dikkat çeken satırbaşları şöyle:
Mahkeme Başkanı: Savunmanı yapacak mısın?
Şehmuz Çelik: Yapacağım. Bu olayın buraya gelmesinde emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Ben her yerde çalıştım. Üzerime atılan suçlamaları kabul etmiyorum. Bazı kişilerin hakkımda yaptığı asılsız suçlamalara cevap vermek istiyorum.
Fırat Sarı tarafından Doğukan göreve getirildi ama görevini ihmal etti. Aradığımda “işim var, geç geleceğim” dedi ve başka bir hemşireye vizit yapmasını söyledi. Hasan Doğukan konuşurken “Beni sevmiyorlar” dedi. Fırat, “Senin gideceğini biliyorum” diyor. Daha sonra da “Doktorluğunu yakacağım” diyor.
“DOĞUKAN HASTALARIN TAKİBİNİ KASITLI ENGELLEDİ”
“Fırat Sarı, bana düzenli ödeme yapmadı. Sarı’nın getirdiği Doğukan, hastaların takibini bilerek ve kasıtlı olarak engelledi. Görevine gelmeyen, iş disiplinsizliği nedeniyle istemedim. Fırat Sarı’ya söyledim, halkında tutanak tutuldu. Günlük 5 bin lira para istemişler ve Hasan Basri ile paylaşmışlar.
Hayatımda hiçbir örgüte üye olmadım, hiçbir zaman örgüte hizmet etmedim. Hasta taburcu edildiğinde epikriz raporu yazılır. Sonrasında SGK’ya bildirilir. Ben SGK veya başka bir kurumu dolandırmak için hiçbir şey yapmadım, gerçeğe aykırı belge düzenlemedim.
Kaya bebekle ilgili olarak, ben Güney Hastanesi’nde 2 saat çalıştım. Anlaşmam feshedildi, yerime doktor Rıza ve doktor Hilda geldi. Kaya bebeğe, doktor Tuğçe bakmıştı. 15’inde beni aradılar ve yönetim, Hilda ile anlaşma yaptıklarını söyledi. Aynı tarihte doktor Hilda’nın çalışma kaydı var. Bir gün sonra Kaya bebek yaşamını yitirdi. Ambulans şoförü, hemşireye benim adımı yazmasını söylemiş. Sonra ifade vermem için beni çağırdılar.
“BUNLARDA VİCDAN YOKMUŞ”
Bebek Serdarova ile ilgili; çocuk kardiyolojisi olmadığını bilmelerine rağmen ambulans şoförü Gıyasettin para karşılığı bebeği buraya bırakmış. Bebek Türkmen’in ailesinden para alınmış. Bunları öğrendik, bunlarda vicdan yokmuş.
SERDAROVA BEBEK İLAÇ KESİLDİĞİ İÇİN ÖLMÜŞ
Şehmuz Çelik: Kalp hastası bir bebek vardı, ameliyat olmazsa ölecekti. Ancak parası olmadığı için hiçbir hastane bu bebeği kabul etmedi. Devamlı damardan ilaç kullanması gerekiyordu. Allah savcı beyden razı olsun. Hakan Doğukan’ın, Fırat Sarı’ya “Bu hastayla ilgilenme, boşuna uğraşma” dediğini duydum. Doğukan Taşçı, “Erkenden öldüreceksin, sorun çözülecek” diyordu. İlaçları vermeyen sorumlu hemşireydi. Şimdi soruyorum: Bu ilacı kim kesti, neden kesti?
(Serdarova bebeğin ölümüyle ilgili itiraf geldi.)
Mahkeme Başkanı: Sondan başlayalım. Oranın sorumlu doktoru kim?
Şehmuz Çelik: Ben.
Mahkeme Başkanı: Hastanın takibini doktorun bilmesi lazım. Bu sanığın savunmasını kim aldı diye katibe sormam olabilir mi?
Şehmuz Çelik: Yenidoğana bakmıyorum, başka doktor bakıyor.
Mahkeme Başkanı: Fırat Sarı’yı tanıyor musun?
Şehmuz Çelik: Tanıyorum.
Mahkeme Başkanı: Hakan Doğukan Taşçı’yı?
Şehmuz Çelik: Maalesef tanıyorum.
Mahkeme Başkanı: Maaşını nereden alıyorsun?
Şehmuz Çelik: Hastaneden.
Mahkeme Başkanı: Ama diğer ifadenizde işletmeden maaş aldığını söylemişsiniz.
Şehmuz Çelik: Maaş parasıydı.
Mahkeme Başkanı: Birkaç kez para aldım demişsiniz.
Şehmuz Çelik: Aldım ama geri verdim.
Mahkeme Başkanı: Denetimle ilgili “Şehmuz gelecek” diyorlar.
Şehmuz Çelik: Bilgim yok.
Mahkeme Başkanı: Sizin 112’de numaranız var mı?
Şehmuz Çelik: Var.
Mahkeme Başkanı: Doğukan da, “Şehmuz Çelik ben” diye 112’den hasta almış.
Şehmuz Çelik: Bilgim yok, olsa müdahale ederdim. 112’de numaram olduğunu bilmiyorum.
Mahkeme Başkanı: Şimdi sen bana soruyorsun, ben sana soruyorum. Nasıl böyle bir şey olur?
Şehmuz Çelik: Benim numaramdan kendi numarasını 112’ye vermişler.
Mahkeme Başkanı: Siz alana gittiğinizde hastaları görmüyor musunuz?
Şehmuz Çelik: Hayır, başka hastanelere para karşılığında götürüyorlar.
DÜNKÜ DURUŞMADA ÖNE ÇIKANLAR
İstanbul’da, yeni doğan bebekleri anlaşmalı özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk ederek, haksız kazanç sağlayan ve kusurlu davranışlarda bulunarak ölümlerine neden olan 22’si tutuklu 47 sanığın yargılandığı davanın dün 7. duruşması yapılmıştı.
7. DURUŞMADA 7 TUTUKSUZ SANIK DİNLENDİ
DHA’da yer alan habere göre yaklaşık 7.5 saat süren ve 7 tutuksuz sanığın dinlendiği duruşmanın öğleden sonraki bölümünde mahkeme heyetine savunmasını veren Avcılar Hospital başhekimi Prof. Dr. Fethi Rüştü Yıldız, çarpıcı açıklamalarda bulundu.
“BAŞHEKİM OLARAK HER ŞEYİ KONTROL EDEMEM”
Avcılar Hospital Başhekimi tutuksuz sanık Prof. Dr. Fethi Rüştü Yıldız ise savunmasında, “Işıklar Askeri Lisesi ve Gülhane Askeri Tıp Fakültesi mezunuyum. Bir süre askeri hekimlik yaptıktan sonra istifa ederek serbest hekimlik yapmaya başladım. Diyarbakır Askeri Devlet Hastanesi’nde 5 yıl görev yaptım. Ardından Kocaeli Seka Devlet Hastanesi, İstanbul Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başhekimlik yaptım.
REKLAM“BİR KUSURUM BULUNMAMAKTADIR”
Ayrıca İstanbul İl Sağlık Müdür Yardımcılığı ve Kamu Hastaneleri Kurumu Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundum. İddianamede yazan, Kerem Muhammed Tokluoğlu adlı bebeğin ölümüyle ilgili açıklamayı okumak istiyorum. Gerçekleşen ölümle ilgili herhangi bir kusurum bulunmamaktadır. Başhekim olarak herkesin tek tek ne yaptığını kontrol etme imkanım olmadığını belirtmek isterim. Savcılık makamı, sözkonusu eylemlerden haberim varmış gibi bir kanaate varmış” dedi.
“TAPE KAYITLARIYLA DEĞERLENDİRME YERSİZ”
Sanık Yıldız, “Ali Gedikbaşı detaylı bir gebelik tarama raporu hazırlıyordu. İkiz bebeklere ilişkin rapor Çam Sakura Hastanesi’nde bulunmaktadır. Bu durum aileye bildirilmiştir. Hastanemizde bulunan Nil Gülgen tarafından bu bebeklerle ilgili sezeryan doğum planlandı ve Ali Gedikbaşı bu doğumda yer almıştır. Her durum hakkında babaya bilgilendirme yapılmıştır. Bebekler alanında uzmanlar tarafından takip edilmiştir. Başhekim olmam, hastanede olan her alana müdahale edeceğim anlamına gelmez. Bebeklerin belgelerle sorunları ortaya konmuştur. Raporun tape kayıtlarıyla değerlendirilmesi yersizdir.
REKLAM“ÖLÜM ORANLARIMIZ ÇOK YÜKSEK DEĞİLDİ”
Tekrar vurgulamak isterim ki Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan raporda kusurlu olduğuma dair durum tespit edilmemiştir. Hastanemizdeki ölüm oranları çok yüksek değildi. Hastanenin yoğun bakım işletmesini onlara bıraktık diye hiçbir şeyden haberdar değiliz anlamına gelmiyordu” dedi.
“YENİDOĞAN YOĞUN BAKIMDA KÂR YÜZDE 4 VEYA 5’i GEÇMEZ”
Sanık Yıldız, “İddia edilen eylemlerin tarafımızca gerçekleştirilmesi sözkonusu değildir. Devleti zarara uğratma gibi bir durum yoktur. Bununla ilgili de delil bulunmuyor. Hastanemizde hastaların tedavi süreçleri titizlikle inceleniyor. Hastanemizin her hastayı birebir takip edip, her raporu inceleyerek, hergün onlarca işlemin aynı anda yapılması nedeniyle her hasta hakkında bire bir bilgi sahibi olmamın imkanı yoktur. İşletme hastanelerde çok yaygındır. Hatta 20 yıldır özel hastanelerde uygulanmaktadır. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinden kazanılan kazanç hastanenin toplam cirosunun yüzde 4 ve ya 5 gibi küçük bir payını oluşturmaktadır.
REKLAM“NASIL EPİKRİZ YAZILDIĞINI KONTROL ETMEME İMKAN YOK”
Hastanenin bütününü riske atılması akıl ve mantıkla uyuşmamaktadır. Şahsım ve bağlı olduğum hastanenin devleti dolandırmak gibi bir amacı olamaz. Hakkımda iddianamede tek tape vardır. O da doktor İlker Gönen ile konuşmamdır. Bu konuşmada da suç unsuru yoktur. İddia edilen eylemlerin gerçekleşmesi mümkün değildir. Hile sözkonusu değildir. Başhekim olarak görev yaptığım hastanede yalnızca yenidoğan değil birçok bölüm bulunmaktadır. Başhekim olarak tedavi gören her hastaya ne ilaç kullanıldığı nasıl epikriz yazıldığını takip etmeme imkan yok” şeklinde konuştu.
“SON 5 YILDA ÖLÜM ORANI OLDUKÇA DÜŞÜKTÜR”
Sanık Yıldız, “Epikrizler günlük ve doktorlar tarafından yazılır. Bu talimatı da sürekli veririm. Tüm epikrizleri de takip etmem mümkün değildir. Danışmanlık sözleşmesini Fırat Sarı ile kendim imzaladım. Anlaşma sadece yenidoğan hizmetlerinin daha verimli ve daha kaliteli olması için yapılan anlaşmaydı. Personel sadece bizim personelimizdi. Aradığımız personel olduğunda görüş soruyorduk. Maaşların tamamını biz ödüyorduk.
“FIRAT SARI’YA NE KADAR ÖDÜYORDUNUZ?”
Hemşirelere ayrıca verilen paralar anlaşmaya dahil değildi, bu konuda da bilgim yoktu. Mahkeme Başkanı’nın ‘Fırat Sarı ile yaptığınız anlaşma karşılığında ne kadar ödeme yapıyordunuz?’ sorusuna cevap olarak Yıldız, “Sabit bir rakam yoktu. Cirodan yüzde 35 veriyorduk. Hastanemizde son 5 yılda yüzde 2.2’dir. Son 5 yıl içinde ölüm oranı oldukça düşüktür” dedi.
DURUŞMA YARINA ERTELENDİ
İstanbul’da, bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden oldukları ve haksız kazanç sağladıkları iddia edilen 47 sanığın yargılandığı davanın duruşması, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmek üzere yarına ertelendi
“Halime bebeğin öleceğini biliyorduk!” Haberi Görüntüle
Çete elebaşı Fırat Sarı: Her şeyi anlatmak istiyorum! Haberi Görüntüle
‘Yenidoğan’ çetesi sanığı Renas Kılıç: Belediye başkanı olmak istiyordum! Haberi Görüntüle
Yenidoğan çetesi ilk kez hakim karşısında: 47 sanık için hesap zamanı Haberi Görüntüle
Hemşire Hasan Basri Gök, Opara bebeğin ölümünü anlattı! Haberi Görüntüle
“Hastane sahibi yoğun bakımdaki kameraları çıkarttı!” Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NASIL ÖLDÜĞÜ, KİMLİĞİ TESPİT EDİLEMEDİ
Habertürk muhabiri Mustafa Şekeroğlu’nun haberine göre, yapılan ihbarlar üzerine olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi. 5 yaşındaki kız çocuğunun adli tıp kurumunda yapılan incelemesinde çocuğun nasıl öldüğü ve kimliği tespit edilemedi.
KORKUNÇ GERÇEĞİ ÖĞRETMENİNE ANLATTI
Olayın üzerinden 6 yıl geçmesinin ardından cinayete kurban giden 5 yaşındaki kız çocuğunun 12 yaşındaki ablası, Esenyurt ilçesinde okuduğu okulda rehber öğretmenine, 22 Kasım’da yanına gidip, “Babam, kardeşimi öldürüp poşete koydu onu da götürüp göle attı” dedi.
ANNE, BABA VE ESKİ EŞ GÖZALTINDA
Durumdan şüphelenen öğretmen, polis ekiplerine haber verdi. Çocuk, polis ekipleri tarafından korumaya alınırken, pedagog eşliğinde detayları anlatması üzerine ifadesi alındı. Yapılan çalışmalar sonucunda baba Cahit Eşiyok, Anne Meryem Ataman ve eski eş Zehra Ö. gözaltına alındı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürülen zanlılar, Cinayet Büro Amirliği’ndeki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
“BAKIMSIZLIKTAN ÖLDÜ GÖLE ATTIM”
Şüpheli babanın, emniyette verdiği ilk ifadesinde; “Çocuk bakımsızlıktan ölmüştü götürüp göle attım dediği” iddia edildi. Diğerlerinin ise olayla ilgilerinin olmadıklarını söyledikleri öğrenildi. Polis, şüpheli babadan alınan kan örneklerini de adli tıp kurumuna gönderdi. Şüpheli ile 2018 yılında bulunan cesedin DNA örnekleri eşleştirilecek.
KAYIP BAŞVURUSUNDA BULUNMAMIŞ
Olayla ilgili yapılan çalışmalarda, baba veya annenin, 6 yıl önce cansız bedeni bulunan 5 yaşındaki çocuklarıyla ilgili herhangi bir kayıp başvurusunda bulunmadıkları ortaya çıktı. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturmaya devam ediliyor.
ÇOCUKLAR KORUMA ALTINA ALINDI
Öte yandan ailenin diğer 3 çocuğu, devlet koruması altına alınırken Melike’nin hangi tarihte öldürülüp göle atıldığına dair araştırmalar sürüyor. Anne ve babadan alınan kan örnekleri de Adli Tıp Kurumu’nda inceleniyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DHA’nın haberine göre karara tepki gösteren üniversite öğrencisi S.A. “Beni yolda döve döve bayılttı. Bir arkadaşını aradı, ’15 dakikaya bir cenazemiz var. Mezar hazırlar mısın’ dedi. Uyandığımda onun evinin içindeydim. Kapıya yönelip, elinden kurtulmaya çalışmak isteyince Hüseyin yine dövmeye devam etti. Tabii bu süreç 7-8 saat devam etti” dedi.
“OTOBİLDE DÖVMEYE BAŞLADI”
Hüseyin S., iddiaya göre kendisinden ayrılmak isteyen sevgilisi S.A’.yı arayarak ısrarla görüşmek istedi. Hüseyin S., görüşmeyi kabul eden S.A.’yı yanında bulunan arkadaşı Bayram T. ile birlikte öğrenci yurdundan aldı. Bir kafede oturduktan sonra eğlence merkezine giden grup, 24 Kasım’da mekandan çıktı. Dönüş yolunda Hüseyin S., S.A.’yı otomobilde bayıltana kadar dövdü. Hüseyin S. arkadaşı Bayram T.’yi bıraktıktan sonra dövdüğü S.A.’yı bu kez kendi evine götürüp, darp etti. Burada saatler süren şiddetin ardından Hüseyin S., S.A.’yı kaldığı yurdun önüne bırakıp kaçtı. S.A. polise giderek şikayetçi olurken, gözaltına alınan Hüseyin S. ve arkadaşı Bayram T. suçlamaları reddetti. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 2 arkadaş, savcılık ifadelerinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
REKLAM“SENİ DÖVE DÖVE ÖLDÜRECEĞİM”
Yaşadıklarını anlatan S.A., “Benim seninle olan konularım bitti dedim. Reddettim, onu istemediğimi söyledim. 3 gün sonra tekrar mesaj yazdı. ‘Özür dilerim. Bir şeyleri tekrardan halledebilir miyim? Konuşabilir miyiz? Sana kendimi ifade etmek için her şeyi yapacağım’ diye söyledi. Ben de buluşmayı kabul ettim. Yolda giderken ‘Bugün de senin mutlu günün olacak. Seni döve döve öldüreceğim. Sana Öğretmenler Günü hediyesi bırakacağım’ dedi. Sonrasında ‘Senin bu güzelliğinden hiçbir şekilde eser kalmayacak. Bu aynaya son defa bakışın olacak’ dedi. ‘Bir daha hiçbir erkek seni beğenemeyecek’ dedi. ‘İndir beni arabadan’ dedim. ‘Şaka yaptım. Ben sana hiç öyle şey yapar mıyım?’ dedi. Sonra kafeye gittik, eğlence merkezine gittik. Problem yok, çiçekler alıyor. Kendini affettirmeye yönelik şeyler yapıyor. Eğlence merkezinden çıktık, yolda gidiyoruz. Sohbete dahil olmak isteyince sinirlenip, saçımı direksiyonun oraya yapıştırdı ve yumruk yumruğa dövmeye başladı. Bağırıyorum, yardım edin diye Bayram hiçbir şekilde yardım etmedi. Sonra Bayram’la birlikte araçtan indik. Hüseyin tekrar saçımdan tuttu ve beni yere yapıştırdı. Kaldırıma kafam çarptı. Uyandığımda arabanın içerisindeydim. Uyandığımda üzerimdeki kıyafetimin olmadığını gördüm. Ceketimi istedim. ‘Bana bir şey verin’ dedim, vermediler. Hüseyin, ‘Daha bir de ceketi mi istiyorsun’ deyip tekrar dövmeye devam etti. Telefonumu, cüzdanımı aldılar. Hiçbir yere gidemeyeyim diye arabayı kilitlediler. Sonra Hüseyin beni evine götüreceğini söyledi. Beni yolda döve döve bayılttı. Bir arkadaşını aradı, ’15 dakikaya bir cenazemiz var. Mezar hazırlar mısın’ dedi. Korkudan altıma yaptım. Uyandığımda onun evinin içindeydim” dedi.
“HER AN HER ŞEYİ YAPABİLİR”
S.A., “Kapıya yönelip, elinden kurtulmaya çalışmak isteyince Hüseyin yine dövmeye devam etti. Tabii bu süreç 7-8 saat devam etti ve sabah oldu. Hüseyin, ‘Otur oturduğun yerde seni bırakmamı bekle’ dedi. ‘Yeter artık beni bir yere götür’ dedim. Ağzım, burnun kan içindeydi. Sonra yurduma bıraktı. Bırakırken ‘Polise şikayet etmeye kalkma. Benim arkam kuvvetli, eline hiçbir şey geçmez. Torpidomda 35 bin lira param vardı, onları çaldı. Kendi kendisini bu hale getirdi derim’ dedi. Daha sonra savcılığa gittim, darp raporu aldık ama savcılık serbest bıraktı. Ve şu anda hiçbir şekilde bir korumam, herhangi bir şeyim yok. Hala serbest. Her an her şeyi yapabilir” diye konuştu.
“BU KARAR VİCDANLARI DERİNDEN YARALAMIŞTIR”
S.A.’nın avukatlarından Muhammet Çağrı Türk, “Müvekkilimiz tedirgin bir haldeydi. Şikayetçi olmaktan da tedirgindi, korkuyordu. Çünkü bir gece boyunca işkenceye maruz kalmıştı. Şikayetçi olduktan sonra şüpheli ve şüphelinin ailesi tarafından işkence görmekten korkmaktaydı. Müvekkille birlikte hastaneye gittik, raporlarını aldık ve darp edildikten sonraki fotoğraflarıyla birlikte savcılığa başvurduk. Şüphelinin eylemlerinin içerisinde 4-5 farklı suçun olduğunu görmekteyiz. Gece boyunca müvekkili tehdit etmiş, hakaretlerde bulunmuştur. Müvekkili yaralamış, gece boyunca da evinde zorla tutarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmuştur. Müvekkilin telefonu ve cüzdanına da el koyarak yağma suçunu işlemiştir. Burada bu kadar suç tipini barındıran ve gece boyunca müvekkile işkencede bulunan şüphelinin burada adli kontrol ile serbest bırakılması gerek müvekkilin gerekse toplumun vicdanını derinden yaralamıştır” dedi.
“DOSYANIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”
S.A.’nın avukatlarından Furkan Avcı ise “Müvekkilin gerek kanlı kıyafetleri gerek şüpheli tarafından ikrar edilen mesaj olsun, gerek darp raporu olsun, şüphelinin müvekkile karşı suç işlediği sabit olmasına rağmen adli makamlar tarafından adli kontrol kararı verilmesi karşısında müvekkilimizin hukuki mücadelesinde sürekli yanında olacağız. Gerekli itirazlarımızı yapacağız ve dosyanın takipçisi olacağız” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DHA’nın haberine göre olay, dün Kıbrıscık ilçesi Karacaören ve Alemdar köyleri arasında bulunan Cuma Deresi mevkiinde meydana geldi. Her ikisi de evli olan Selçuk Şahin ve Sevinç Alemdar, 2,5 yıl önce birlikte karavanda yaşamaya başladı.
HASTA OLDUĞUNU VE UYUDUĞUNU SÖYLEDİ
Alemdar’dan bir süredir haber alamayan yakınları, durumu jandarmaya haber verdi. Karavanın olduğu bölgeye giden jandarma ekiplerini, Selçuk Şahin karşıladı. Şahin, jandarma ekibine Alemdar’ın hasta olduğunu ve karavanda uyuduğunu söyledi.
KARAVANA YAKIN MEZAR AÇMIŞ
Jandarmanın Sevinç Alemdar’ı görmek istediğini söylemesi üzerine bir anda karavana giren Şahin, kendisine ait tabancayla yaşamına son verdi. Ekiplerin karavanda yaptığı incelemede Sevinç Alemdar’ın kanlar içerisinde hareketsiz yattığı görüldü. Bölgede yapılan aramada, karavanın yakınına kazılmış boş mezar bulundu. Selçuk Şahin’in, öldürdüğü Sevinç Alemdar’ı gömmeyi planladığı belirlendi.
Olayla ilgili soruşturma sürerken, Selçuk Şahin’in eşinin Eskişehir’de Sevinç Alemdar’ın ise Bursa’da yaşadığı öğrenildi. Şahin ve Alemdar’ın cenazeleri defnedilmek üzere memleketlerine gönderildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DHA’nın haberine göre Ali Baybars, yaşamını yitiren annesi Fadime Aybars’tan kalan mirasın paylaşımı için kardeşleri Duran Baybars (48), Hüseyin Baybars (46) ve Veli Baybars (49) ile 23 Kasım’da İstanbul’dan Turhal ilçesine bağlı Ulutepe köyüne geldi.
3 KARDEŞ YOĞUN BAKIMDA
4 kardeş yolda ve köyde İstanbul’dan aldıkları içkiyi içti, bir süre sonra da fenalaştı. İhbar üzerine sağlık ekipleri tarafından 4 kişi, Turhal Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Ancak kardeşlerden Ali Baybars kurtarılmadı. Diğer 3 kardeş ise Tokat Devlet Hastanesi’ne sevk edilerek yoğun bakım ünitesinde tedaviye alındı.

Kardeşlerin amcaları Bekir Baybars’ın (60) da aynı içkiden tükettiği, onun da İstanbul’da yaşamını yitirdiği belirtildi. Bekir Baybars ve yeğeni Ali Baybars otopsi işlemlerinin ardından dün Ulutepe köyünde toprağa verildi. Ali Baybars ve amcası Bekir Baybars’ın kesin ölüm nedeni, Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek raporla belli olacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CADDEDE YÜRÜRKEN ÖLDÜRDÜLER
Nesine 3. Lig 3. Grup takımlarından Çorluspor 1947 Kulübü’nün Teknik Direktörü Ersin Aka (46), caddede yürüdüğü sırada kimliği henüz tespit edilemeyen bir kişi tarafından tabancayla vurularak ağır yaralandı.
HASTANEYE KALDIRILDI KURTARILAMADI
AA ve İHA’daki habere göre çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, Aka’yı Çorlu Devlet Hastanesi’ne kaldırdı. Ancak Aka, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
ŞÜPHELİLER ŞEHİR DIŞINDAN GELMİŞ
Edirne İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, saldırıyı gerçekleştirenlerin de aralarında olduğu şüphelilerin kente geldiğini tespit etti.
13 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI
Kent merkezi ve bazı ilçelerde Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü ile Edirne İl jandarma Komutanlığı ekiplerinin desteğiyle düzenlenen operasyonda, 13 şüpheli yakalandı.
ZANLILAR TEKİRDAĞ EMNİYETİNE GÖTÜRÜLDÜ
Zanlılar, emniyetteki işlemlerinin ardından Edirne 1. Murat Devlet Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirildi. Şüpheliler, Tekirdağ’a götürülmek üzere Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi.
25 BOŞ KOVAN BULUNDU, SALDIRI KAMERADA
Saldırının olduğu bölgede 25’e yakın boş kovan tespit edilmişti. Olay anına ilişkin güvenlik kamerası görüntülerinde, saldırganın belinden çıkardığı silahla Ersin Aka’ya ateş ettiği ve ardından hızla olay yerinden kaçtığı görüldü.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DURUŞMA SAAT: 09.30’DA BAŞLAYACAK
22’si tutuklu, 47 sanığın yargılandığı dava 10.00’da başlayacak. Bugünkü duruşmada, organize suç örgütü elebaşı Fırat Sarı da kürsüye çıkıp savunma yapacak.
DÜN İLKER GÖNEN SAVUNMA YAPMIŞTI
DHA’daki habere göre duruşmanın beşinci gününde, doktor İlker Gönen savunmasını yapmıştı. İlker Gönen savunmasında şunları söylemişti: “Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, 2017 yılında çalışırken, Melih Çetinkaya hocam odasına çağırdı. Gittiğimde Fırat Sarı da oradaydı. Esenyurt Devlet Hastanesi’nde Fırat Sarı ile çalıştığını söyledi. O gün orada tanıştık kendisiyle ancak daha sonra kendisiyle bir görüşmem olmadı.

2022 yılının temmuz ayında Fırat Sarı beni aradı. Medisense isimli bir firma kurduğunu ve danışman ihtiyacı olduğunu söyledi. Özel hastanelerin yenidoğan ünitelerinde doktor ve hemşire çalıştırmakta zorlandıklarını, hasta bulmak için aracılık ettiklerini anlattı. Telefonu kapattım ve bir süre düşündüm. Daha sonra kamu hastanelerine, özel hastanelere göz attım. Neredeyse tüm hastaneler dış firmalardan hizmet aldığını gördüm.

Daha sonra Medisense’de danışman hekim olarak çalışmaya başladım. 2023 Kasım ayının sonunda kendi isteğimle devlet hastanesinde çalışmak istediğim için ayrıldım ve devlet hastanesinde çalışmaya başladım. Gıyasettin Mert ile de Fırat Sarı aracılığıyla tanıştım. 112 personeli olduğunu sonradan öğrendim. Tapelerde bir doktorun beni aradığı konuşma var.
Çam Sakura Şehir Hastanesi’nde yenidoğan ünitesinde nöbetçi olarak çalışıyordu, sonra İngiltere’ye yerleşti. Beni arayıp çok kötü bir hasta olduğunu, 112’ye bildirdiğini ama yer bulunmadığını söyledi. Bende bunun üzerine ‘Başka hasta var mı?’ diye sordum. ‘Doğumhane dolu, sevk bekleyen bir sürü bebek var.
“KAMU DA YER DOLU İSE ÖZEL HASTANEDE YER ARANIR”
Ben 2010’dan beri yenidoğan ve çocuk hastalara bakıyorum. İddianame bir tespit, belgeye, bilgiye veya otopsiye dayanıyorsa doğrudur, duyuma bağlıysa, ben bir gerçek göremedim. İstanbul Avrupa yakasında 26 tane doğum yapılan kamu hastanesi var. Avrupa yakasında yakaladık 9 bin iken, devlet hastanelerinde kuvöz oranı bin 500’dür. Bebek doğduğunda sağlık problemi varsa takip edilmeye başlanır. 1-2 saat takıp sonra iyileşince anneye verilir, iyileşmediğinde yenidoğan doktoru ile görüşülür. Yer varsa yatış olur yoksa eğer sevk işlemi başlar.
Sonra 112’ye mail atılır. Hasta hakkında, hasta bilgisi, nasıl taşınacağı, doktorun nasıl bir merkez istediği soru sorulur. 112 komuta merkezi kamu hastanelerinde yer arattırır. Yüzde 99 yeri doludur. Çam Sakura bebek sayısı 188’dir. Sevk işlemi devam ederken 112 hastaya yer arar. Kamu da yer dolu ise özel hastanede yer aranır. Bebek, anne rahminden gideceği yere kadar, yaklaşık 5-6 saat yolculuk sürer. Kanuni Sultan Süleyman da çalıştığım sürede doğumhanede beklerken vefat eden bir sürü hasta gördüm. Bir tane bile erişkin hasta ile görüşmem yoktur. Ben Ümit’i ve Şerif’i hiç bilmem konuşmam yoktur. 2005 yılından beri çalışıyorum. Belgeleri, bilgileri alıp doktor hemşire çağırılıp anlat bakalım denir epikrizlere bakılır. Utanç verici şekilde suçlandığım 5 hasta ile ilgili konuşmak istiyorum.
“BEBEK YAKLAŞIK 18 SAAT SEVK BEKLİYOR”
Bebek Karakoç, ‘uzman görüşünde 5’inci sıradaki hasta olarak geçiyor. Benim suçlanmam bebeğe vitamin ve minarel vermeyip ‘bebeğin ciğerine mama kaçıp ölüyor’ bununla suçlandım. Ultrason yapılarak ‘bebeğin bağırsağında bir şey var, doğurtmamız lazım’ deniliyor. Çınarcık Devlet Hastanesi, Yalova Hastanesi’ne belirtiyor. Boş yatak bulunamıyor. Bebek yaklaşık 18 saat sevk bekliyor.
Bağcılar Medilife hastanesine gelip ameliyat ediliyor. 64 gün yatıyor. Dursun Eryılmaz bilgilendiriliyor ve 64 gün sonra ölüyor. Uzman görüşünde ‘bebek zayıflayıp, boğazına mama kaçarak öldü’ deniliyor. Danışman ekip olarak beni suçlayıp, 64 gün yatan hastanede, yenidoğan yoğun bakım hekimi neden suçlamıyorsun. Hemşire hanımın ‘mama kaçtı herhalde’ dediği tapeyi alarak savcının önüne koyuyor. Savcı ‘bebeğe vitamin verilmemiş’ herhalde diyerek dosya başka boyuta alınıyor. Her şeyde gizlilik kararı alınırken nasıl oluyor da sosyal medyada, uzman görüşü, tapeler çarşaf çarşaf olurken benim avukatım ulaşamıyor.
“TÜRKİYE’DE İLK KEZ ÖTENAZİ YAPTIRMAK İLE SUÇLANIYORUM”
İkinci hasta benim için çok önemli Mehmet Muhammet bebek, kalp masajı yaptırmama Türkiye’de ilk kez ötenazi yaptırmak ile suçlanıyorum. İlker, kalp masajı yapma dediği için ben kalp masajı yapmamışım ötenazi ile suçlanıyorum. Oksijensiz olarak doğuyor. Çocuğa başındaki Doktor Zeki bey ve Serana hanım 2 saat uğraşıyor ve sonra beni arıyor ‘dönmüyor bıraktık’ diyorlar.
Bende ‘dosya da 20 dakika daha göster’ uzman görüşü hazırlayan kişi; İlker Gönen, ’20 dakika göster’ dediyse de yaptırtmadı. Kalp masajı diyoruz, epikrize kalp masajı 1 saat görünüyor. Nerede ötenazi, nerede kalp masajı yaptırmama, bu kelimeler savcının önüne koyuluyor. Ve bakın ötenazi yapmış deniliyor, insanların vicdanı ile oynanıyor, hastaneler taşlanıyor, sağlık bakanın önüne bomba konuluyor, benim yüzümden 47 kişi bebek katli ile suçlanıyor.”
‘KİMSE DE OTOPSİYE GÖTÜREYİM DEMİYOR’
Bir başka bebeğin ölümüne değinen İlker Gönen, “Bebek Kadan, ‘Kimse annesinden çıktığı gibi toprağa girmez’ diye bir cümlem var. Suçum olabilir ama bebek katili değilim. İleri düzey ultrason istiyor doktor, aile kabul etmiyor. 45 dakika müdahale ediyor bebeğe, Cansu’ya ‘film çok kötü bir şey anlaşılmıyor’ diyorum sonra bebek vefat ediyor. Beni arayarak, ‘İlker filmi gördüm, akciğer patlaması olabilir mi?’ diyor bende ‘Nasıl olabilir, bir gün geçmiş’ diyorum. Uzman görüşü akciğer patlaması olduğunu gördüğünü ve söylemediğimi söylüyor.
Filmin radyoloji raporunda sol akciğer normal, sağ akciğer seçilemiyor diyor. Raporda da akciğer patlaması var denilmiyor ben ise akciğer patlaması var ama söylemediğim diyetle suçlanıyorum. Uzman görüşü alınır dosyası, hemşiresi doktoruna sorulur. Ben uzman görüşünü yapanı tanımam ben niye böyle suçlanıyorum. Medyaya bu kadar vermenin amacı nedir. Akciğere mama kaçtı fark etmediler, ‘ötenazi yaptılar’ dediler kimse evrak istemedi.
Ben burada çocuk katili, bebek katili olarak suçlandım. Kimse bebek katli ile mi suçlanıyorsun diye soramadı. Uzman görüşünde 3 hastayı sundum. Kimse de durun bakayım, otopsiye götüreyim demiyor. Bebek helvacı, bebeğin katil ruhla adrenalin yaptırmamakla suçlanıyorum. Bebek vefat ettikten sonra temizleniyor, defin için hazırlandığı için bebek katili olmakla suçlandım. 2 aydır ne cezaevinde ne başka yerde yatabiliyorum. Adli Tıp Kurumu evrakı incelememi diyecek” dedi.
“ANLIMIZA BEBEK KATİLİ YAZIP GÖNDERDİLER”
Karaduman bebeğin ölümüyle ilgili savunma yapan Gönen, “Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi’nde akraba evliliğiyle, metabolik hastalıkla dünyaya geliyor. Epikrizde yazıyor kanı alınmış sadece amonyak sonucu bir gün sonra çıktığından suçlanıyorum. Birinci hastada tıbbı hata ile suçlandım. Diğer hastalarda tıbbı hata ile değil katli ile suçlandım. Tapelere bakarak onlara yorumlayarak, tıbbı evraka bakılmadan suçlandım.
Yenidoğan yoğun bakımda doktor yetersiz olduğunu biliyorum. Uzman görüşü sonuç kısımda iki kere tüzüğün değiştirilmesi gerektiği söyleniyor. Yenidoğan yoğun bakım. Uzmanın olmadığı yerde ölümlerin şu kadar artar, ben 5 hastanın suçlandığımda şunları gördüm. Adli Tıp raporu 9 tane uzman oy birliği ile onaylanmış. Ben akciğer patlaması görmüş söylememişim, ötenazi yapmışım diyerek suçlandım. Alnımıza Bbebek katili yazıp gönderdiler. 2 aydır tek bir kelime anlatamadık kimseye. Yayınlarda akşam oturumlarda tıbbı görüşün nasıl hazırlandığını bilmeden bunları yaptılar. Biz bir kere yafta yedik, bir kere alnımıza bebek katili yazısı yedik” dedi.
“NE ÖRGÜT YÖNETİCİSİYİM NE ÖRGÜT İÇİNDE BULUNDUM
İlker Gönen savunmasının devamında, “Sayın savcımız suçlamasında üç ayak ile anlatmış birinci hasta yatırma ile yapmış. Ben hiç hasta yatırmadım. Hastaları geç taburcu etme, yapmadım. Bu da zordur, aileler sürekli sorar. Evrakta sahtecilik. Bir de burada epikriz, hemşire görüşü, epikrizi elektronik imzasız olmadan kimse yazamaz. Epikrizi Devlet Hastanesi’nde asistanlar yazar.
Sonra beni çağırır, elektronik imzamı takar öyle sisteme atarım. Evrakta sahtecilikte hiç evrak imzalamadım. Savcımızda genel kanaat sonuç kısımda, tıbbı olarak suçlamada büyük puntolarla ötenazi, adrenalin vermediler kelimeleri kullanılarak bebek dosyası hazırlandı. Kimse örgüt suçlaması ile tutuklanmadı. Ana yer olan uzman görüşü, iddianamenin omurgası çürükse beli kırıktır.
Nedeni olduğunu bilmediğim ama amacın karanlık olduğunu düşündüm bir şey, TPN nedir görmedim. SGK evrak gönderme, verme işini oranın sorumlusu yapar. Ben kendi isteğimle ayrıldım. 10 aydır polis takibinin neredeyse 5 ayında yokum, Mert’in de 4-5 ay iletişim yok, örgüt yönetici yazılmış, çizilmiş nasıl oldu bilemem. Ben 2007 yılında askeriyeden Fetö baskısı ile ayrılmak zorunda kaldım. Emir alınıyorsa başhemşire, baş doktordan alınır. Hiyerarşi olarak ben, Mert bu kadar kolay ayrılacağız. Kim iş harici diğeri ile konuşmuş. Ben burada 2 aydır zülüm çekiyorum. 47 kişiden çoğu medya tarafından karar verildiği için suçlanıyor diye düşünüyorum. Ne örgüt yöneticisiyim ne örgüt içinde bulundum.
“ÖZENLİ BİLGİ VERMEK”
İlker Gönen, “Fırat Sarı ile bir ortaklaşma yoktur. Şirketi benden 4-5 yıl önce kurmuştu. Kimse benden ilaç aldı, ilaç verdi diyemez. Mahkeme Başkanın ‘Ağzınız bir olsun’ ifadesi çok geçiyor. Neden?’ Sorusuna cevap veren Gönen, “Ağzımız bir olsun mantığı tamamen özenli ve doğru bilgi vermek için” dedi.
“HATIRLAMIYORUM”
Sanık Gönen, “Fırat Sarı’yı çok hastanenin aradığını biliyorum. ‘Doktor da hemşire de bulamıyoruz’ derlerdi. Fırat Sarı’nın çevresi geniş olduğu için, ‘Bu hastane hemşire arıyor, şu hastane doktor arıyor, git görüş istersen’ derdi. Hakimin Çağla Durmuş ile aranızda geçen diyalogda ‘Kötüleşip entübe olmuş gibi göstereyim’ Bu ne anlama geliyor? sorusuna cevap veren sanık, “Tapeden okuyunca gizli gibi duruyor. Ama olan, bir önceki gün normal olduğu, son gün kötüleşerek entübe edildiği durumu.
Hakimin, ‘Hasta sayısına göre aldığınız ücrette bir değişiklik oluyor muydu’ sorusuna ise, Gönen “Emniyette de söyledim, emniyet hesapladı, her ay aldığım para belli. Çoğu hastanenin yönetimini bilmem, Fırat Sarı ile hastanelere sözleşme yapılırken gittim ama konuşulurken yanında bulunmadım. ‘Karakoç bebeğin yaşaması imkansızdı’ konuşmam da bebek anne karnında çok büyük travmalara maruz kalmış, o yüzden öyle söyledim.
Mert ile denetimi konuşurken ‘whatsapp’a geçelim’ konuşmamızın sebebi telefonun çekmemesidir, interneti kullanmamızdır. Çekmemesinin sebebini hatırlamıyorum, bir yere girmişimdir. Mahkeme başkanın, ‘Epikrizler hastanın durumuna göre hazırlanmıyor amacı SGK’dan fazla para almak, Fırat’a ‘dosyaları değiştirelim’ sorusuna sanık, dosyalar eksiktir, eksikleri gidermektir ekibin içinde olmadığım için bilmiyorum.
Savcının, ‘Benim aylarca uğraşıp kurduğum sistem’ gibi bir cümle geçiyor. Ne diyorsunuz? Sorusuna sanık, “Benim kurduğum değil de emek verdiğim. Çünkü ben çalışıyorum hastalar için, gece gidiyorum. Savcı, ‘Çağla’ya bir ses kaydı atıyorsun, sonra hemen sil diyorsun. Bu nedir? Sorusuna ise Gönen, Hatırlamıyorum” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Partisinin Taşköprü İlçe Kongresi’ne katılmak üzere memleketi Kastamonu’da bulunan AK Parti Kastamonu Milletvekili Halil Uluay, dün akşam saatlerinde rahatsızlandı.
Göğüs ağrısı şikayetiyle Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürülen Uluay’ın kalp krizi geçirdiği anlaşıldı. Anjiyo yapılan Uluay’ın hayati tehlikeyi atlattığı belirtildi. Hastanenin koroner yoğun bakım servisine kaldırılan Uluay’ın tedavisi sürüyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“HİÇ KİMSENİN GÜCÜ VE KUDRETİ YETMEZ”
Görevden uzaklaştırılan belediye başkanları ile ortak bir siyasi görüşe sahip olmadıklarını vurgulayan Çömez, hukukun evrensel kurallarının uygulanmamasına karşı olduklarını söyledi. Çömez, “Teröristbaşını bu parlamentonun çatısı altında konuşturmaya, bu parlamentonun sınırları içerisine sokmaya hiç kimsenin gücü ve kudreti yetmez. Başta Genel Başkanımız olmak üzere 30 tane İYİ Parti milletvekilinin cesedini çiğner, onu öyle konuşturursunuz. Bunu yapmaya hiç kimsenin gücü ve kudreti yetmez. Fakat burada bir siyasal süreç çalıştırılıyor, bir siyasal operasyon yapılıyor ve yapılan operasyonun arkasında da iktidarın koltuğunu koruyabilmek, koltuğunu tahkim edebilmek, yeniden seçilebilmek gibi bir oyun kurgusu var. Bunu reddediyoruz. Hukuk, adalet, insanlık, hakkaniyet diyoruz ve olaylara bu perspektiften bakıyoruz” dedi.
*Haberin görseli DHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erbakan, partisinin genel merkezindeki il başkanları toplantısı öncesinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Türkiye’de yaşayanların geleceğe dair endişe içinde olduklarını ileri süren Erbakan, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu en büyük tehdidin güven ve ahlak bunalımı olduğunu söyledi.
REKLAM
Devlet ve siyaset kurumlarına yönelik güvenin azaldığını ifade eden Erbakan, “İnsanlarımızın, güven duyacakları bir iktidara, ana muhalefete, siyaset kurumuna ihtiyacı var. Şeffaf, adil ve ahlaklı bir düzen her insanın ve her toplumun ihtiyacıdır.” diye konuştu.
Ülkede borç, faiz ve vergi ekonomisinin uygulandığını iddia eden Erbakan, 2025 yılında dar gelirlilerin ekonomik anlamda daha zor bir süreçle karşı karşıya kalacaklarını savundu.
Daha sonra basın mensuplarının soruları cevaplayan Erbakan, yeni yılda belirlenecek asgari ücret rakamlarına ilişkin soruya, iki asgari ücret alan bir hanenin en azından yoksulluk sınırında bir gelire sahip olması gerektiğini dile getirdi. Erbakan, “Yeniden Refah olarak yüzde 20-25’lik bir artışın hemen şubat ve mart ayında yine açlık sınırının altında kalacağını ifade ediyoruz. Asgari ücretin en azından 35 bin lira seviyesine gelmesi gerektiğini söylüyoruz.” dedi.
Erbakan, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve görevinden uzaklaştırılmasıyla ilgili soruya ilişkin de şunları kaydetti:
“Türkiye’de yıllardan beri yaşadığımız hukuki süreçler, yargıya, adalet kurumuna güvenin sarsılması dolayısıyla içimiz tam manasıyla rahat değil. İktidarın söylediklerinin doğru olmasını, bunun siyasi bir süreç değil, hukuki bir süreç olmasını temenni ediyoruz. Ancak burada kayyum atanması yerine, belediye meclisinin görevlendireceği bir belediye başkan vekilinin bu görevi yapmasının daha uygun olacağını ifade ediyoruz.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Toplantıda gelecek yasama yılı için bazı hedefler belirlediklerini dile getiren Özel, emekliler, asgari ücretliler, çiftçiler ve esnaflar ile ilgili verdikleri kavganın bütçe maratonuna yansımasını istediklerini belirtti.
İktidarın asgari ücretlilere yüzde 20 zam verme niyetinde olduğunu ifade eden Özel, normal enflasyon oranında zam yapılsa asgari ücretin 25 bin lira olacağını ancak hissedilen enflasyon oranında zam yapılması durumunda 30 bin lira olması gerektiğini dile getirdi.
Özel, toplantıda, 6 kamuoyu araştırma şirketinin verileri üzerinden CHP’nin oy oranlarına ilişkin değerlendirmeler yapıldığını aktardı.
REKLAMESENYURT TARTIŞMASI
Görevden alınan partisinin Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’i, tutuklu bulunduğu Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde pazartesi günü ziyaret etmek istediklerini ve bu konuda Adalet Bakanlığına başvuruda bulunduklarını belirten Özel, Bakanlığın prosedürü tamamlamasını beklediklerini bildirdi.
MANSUR YAVAŞ’IN MİTİNGE KATILMAMASI
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, Özer’e destek için yapılan Esenyurt mitingine gelmemesine ve aralarında bir kırgınlık olup olmadığına ilişkin soru üzerine Özel, şunları söyledi:
“Herhangi bir kırgınlık olmaz. Mansur Bey’in açıklaması son derece sağlıklı, kayyuma karşı olduğunu bir hukukçu kimliğiyle dile getirmiş. Mansur Bey bir kente neden küssün? Esenyurt haksızlığa uğramış. Mansur Bey de Esenyurt’un sorununa hukuki bir açıdan yaklaşıyor. Şu kadarını söyleyeyim, biz hiçbir belediye başkanına zorla, mutlaka geleceksiniz, burada yoklama vereceksiniz demedik.”
Esenyurt mitingine Yavaş’ın katılmaması üzerinden kötü niyetli spekülasyon yapıldığını öne süren Özel, partisinden başka belediye başkanları ve milletvekillerinin de programları nedeniyle mitinge katılamadığını hatırlattı.
REKLAMNORMALLEŞME AÇIKLAMASI
Siyasette normalleşme tartışmalarına değinen Özel, siyasi parti liderlerinin birbiriyle görüşmesinin normal olduğunu, eskiden liderlerin görüşmediği anormal durumun bittiğini söyledi.
Normalleşme sürecinin ana öznesinin liderler değil, liderlerin oy aldığı seçmenlerle barışmak olduğunun altını çizen Özel, “Bu asla terk etmeyeceğimiz bir konu. Ama Tayyip Bey bize kayyum atayacak biz de normalleşeceğiz, buna susacağız. Böyle bir şey yok. Ben demiştim en sert muhalefeti yaparım.” ifadelerini kullandı.
Özel, şöyle devam etti:
“Ana muhalefetin yapması gereken normallerin içinde iktidarla el sıkışıp bayramlaşmak ya da iktidarla ihtiyaç duyduğunda görüşmek de miting yapmak da vardır, Esenyurt’taki en sert tepkiyi göstermek de vardır. Normali bu. Ben ana muhalefet partisinin yapması gereken normalleri terk etmem, devam ederim. Ama esas toplumun bir anlam yüklediği normalleşme süreci var. O, Tayyip Erdoğan’la ilişki geliştirmek değil, onunla veya Devlet Bahçeli’yle kısır kavgalar etmek yerine, onların engel olamayacağı bir şekilde kitlelerine ulaşmak. Bu, bütün anketlerde görülüyor ki başarılmış durumda. Bu konuda en ufak bir geri adımımız olmaz.”
REKLAMADAYLIK TARTIŞMALARI
Toplantıda, partisinin cumhurbaşkanı adayının konuşulup konuşulmadığı sorusuna Özel, “İçeride hep şu konuşuldu, ‘Herhangi bir aday tartışması partiye zarar veriyor.’ O yüzden isimler zikrederek aday tartışmak doğru değil.” cevabını verdi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da cumhurbaşkanlığı adaylığı konuşmayı doğru bulmadığını ancak iktidarı değiştirmek için yola çıktıklarını vurgulayan beyanlarının kıymetli olduğunu söyleyen Özel, “Ekrem Başkan da ben de bütün Cumhuriyet Halk Partililer bu iktidarı değiştirmek için yola çıktık. Daha 1,5 yıl önce genel başkan adaylığımın gündeme geldiği süreçte de ‘sorumluluksa sorumluluk, fedakarlıksa fedakarlık’ dedim. Biz o noktadayız. Ekrem Başkanın da Cumhuriyet Halk Partisinin de mutabık olduğu konu, ‘dönüp dolaşıp iki isim etrafındaki tartışmalar partiye ivme kazandırmıyor.’ O yüzden onu aday belirleme sürecine bırakmak lazım. Herkesin var gücüyle partiyi güçlendirmeye çalışması gerekir.” diye konuştu.
KÜRT MESELESİ ÇÖZÜMÜNDE CHP’NİN KIRMIZI ÇİZGİSİ NEDİR?
“Kürt meselesinin çözümünde CHP’nin kırmızı çizgisi nedir?” sorusu üzerine Özel, “Kırmızı çizgileri konuşursa herkes, kimse kimseyle oturup bir şey konuşamaz.” ifadesini kullandı.
Özel, CHP’nin net olarak ortaya koyduğu perspektifin ise TBMM çatısı altında hiçbir partinin dışlanmadığı, demokratik, kimsenin kimseyi kandırmadığı, samimi, şeffaf toplumsal mutabakat aranması olduğunu ifade etti.
Toplumsal mutabakatın olmazsa olmaz bir tarafının da şehit aileleri ve gaziler olduğuna işaret eden Özel, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın Mecliste konuşturulması gibi bir durumu doğru bulmadıklarını, buna Gazi Meclisin, şehit ailelerinin ve gazilerin de rıza göstereceğini düşünmediğini söyledi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, TBMM Grubu Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı’nın açılışında konuştu.
İmamoğlu, “Nereye gitsem ekonomiden sağlığa, adaletten eğitime her alanda bir çöküş tablosuyla karşı karşıyayız. Herkes sorunlarını ifade ederken, sorunlarının sebebini de çok iyi biliyor. Kimin, hangi uygulamaların ülkemizi böylesi bir sürece taşıdığını çok net ifade ediyorlar. CHP’liler olarak bize sorumluluğumuzu hatırlatıyorlar” dedi.
REKLAM“TEK GÜÇ OLARAK CHP’Yİ GÖRÜYORLAR”
“Her gün biraz daha ağır bir bunalıma sürüklenen 86 milyondan bahsediyorum” diyen İmamoğlu, “Halkımız bir kez daha topluma ilham olan, kurucu irade gibi bir irade göstermemizi, tekrar ayağa kalkarak itibarlı bir devlet, her bireyini eşit bir birey olarak seven, kucaklayan, kucaklanan bir ortamın varlığını, sürecin hayata geçirilmesini bekliyorlar. Nereye gitsem, avaz avaz millet bizi çağırıyor ve bizden bu söylediğim sorumluluğumuzu taşımamızı bekliyor. Adaletsizliklerle kuşatılsa da yerel seçimde bu iktidara karşı durma bilincini gösteren, bizi birinci parti yapan milletimizin bizi çağırdığını hissetmenizi istiyorum. Bu kahredici tabloyu değiştirebilecek tek güç olarak CHP’yi görüyorlar” ifadelerini kullandı.
ERDOĞAN’A TAZMİNAT DAVASI YANITI
“Halkımızın içine sürüklendiği ekonomik bunalımdan, adalet krizinden, demokrasi krizinden bizden başka çıkarak, bilinci en yüksek seviyede taşıyacak başka ortam yok” diyen İmamoğlu, şöyle devam etti:
“Tam da bu nedenle iktidarlarının devamını her geçen gün başka başka kumpaslar kurarak, sağlamaya gayret ediyorlar. Yeni bir yargı tacizini de taze taze bize yaşattılar. Esenyurt Meydanı’ndaki haklı sözlerimiz, ifadelerimiz ve hatırlatmalarımıza sayın Cumhurbaşkanı kızmış. Hemen avukatına talimat vermiş bana ve Sayın Genel Başkanımıza 1’er milyon liralık tazminat davası açmış. 65 yaşına gelmiş, 40 yılını yaklaşık Türkiye’nin bilim dünyasına ayırmış, Esenyurt Belediye Başkanımız Ahmet Özer’in kişilik haklarını ayaklar altına alırlarken, bizim onlara sorduğumuz gerçek ve kanıtlı sorularımızı kişilik haklarını saldırı olarak görmüşler.
REKLAM
Neymiş kamuoyu önünde küçük düşmüş. Bizim ne kişilerle ne de kişilikleriyle meselemiz olmaz. Ta ki kişilikleri memlekete zarar verir hale gelene kadar. Bizi, cumhuriyetin var oluş sebeplerini yerle bir ederek, milletimizi ülkemizi devletimizi dünyaya sefil ve rezil ederlerken, bunları yaptıkları an tam da bu noktada gereken sözü söylemeyi, gereken soruyu sormayı asla geride bırakmayız. Açıkçası benim konuşmam tam da bu eksendeydi.”
ALİ YERLİKAYA’YA ‘FETÖ’ YANITI
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın “Şehrin emini terör yandaşı olamaz” sözünü hatırlatan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Ne kadar uydurma safsata bir kısım cümleleri içeren iddianameyi okuduğumda ben o iddianameyi yere fırlattım. Utanç duydum. 10 yıl önceki telefon görüşmesiyle birini terörist ilan eden anlayış, o itham açıkçası dün o sözü söyleyen İçişleri Bakanı’na döner bumerang gibi vurur.
Şimdi buradan hatırlatma yapmak isterim. 10 yıl önce Fetullah Gülen’e nasıl övgüler düzdüğünü hatırlatayım. 10 yıl önce Türkiye’de ‘Türkçe Olimpiyatları geldiği aşamayla maşallahı hak ediyor’ diyen sensin. Organizasyonu düzenleyen sensin, İçişleri Bakanı olan zat sensin. Sponsor katkısı sağlayan da sensin. 10 yıl önce terör örgütüyle kol kola olan sensin. Ne diyelim şimdi? Dönüp senin söylediğin sözleri sana mı ifade edelim? Tam olarak senin cümlelerini de o döneme dair seçersen şöyle mi diyelim? ‘Sureti haktan görünüp, diğer taraftan fikriyle zikriyle terör örgütüyle bir olunmaz’ deyip sana mı hatırlatalım. İçişleri Bakanı terör yandaşı olamaz mı diyelim? Nasıl hoşunuza gitti mi sayın İçişleri Bakanı? Siz önce bakanlığınızı kim yönetiyor ona bakın. Ben İçişleri Bakanı’na seslenmek istiyorum. Sana bile haksızlık yapılsa, ona bile karşı duracak insanlar var bu salonda.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması sonrası Esenyurt’ta düzenlenen mitinge katılmaması hakkında açıklama yaptı.
Köksal, “Afyonkarahisar Belediyesini nasıl ve kiminle yöneteceğime Afyonkarahisar halkıyla birlikte karar veririm. Doğrularımı söylemekten hiçbir zaman çekinmem. Nerede ne zaman olacağımı başkaları değil ben bilirim. Gel deyince gelen git deyince giden sorgulamadan hareket edenlerden olmadım. Bizi kendinizle karıştırmayın. Habur’da davulla zurnayla teröristleri karşılayanların, bebek katili Apo’nun Gazi Meclise çağrılmasına “aman beni görevden alırlar.” diye tek kelime edemeyenlerin, sümüklü FETÖ’nün önünde fotoğraf çektirmek için birbirini ezip sıraya girenlerin benim milliyetçiliğimi sorgulamak haddi de değildir hakkı da değildir. Milliyetçiliğimin zekatı bile size fazla gelir” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“KANAAT ÖNDERİNİ CEZAEVİNE GÖNDERDİLER”
“Gözümüz Silivri’de, elimiz kulağımız Esenyurt’ta. Birazdan arkadaşlarımızla istişaremizi yapacağız. Esenyurt’u boş bırakmayacağız. Milletvekili arkadaşlarımız ve biz, her zaman orada olacağız. Esenyurtlular, Esenyurt’u bunların elinden aldı ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne verdiler. Yalanla, dolanla bir profesörü bir bölücü örgütle yaftalayıp görevinden aldılar. Oraya belediye meclisinden bir üye seçmek yerine, Beyoğlu’nu kazandığımızda ‘bu binadan çıkın’ diyen kişiyi gelip buraya atadılar. Bir kanaat önderini cezaevine gönderdiler.
REKLAM“ESENYURT’A RANT İÇİN GELİYORLAR”
Esenyurt’u 100 bin nüfustan 1 milyon nüfusa getirip kent suçları müzesi haline getirdiler. Esenyurt’a rant için geliyorlar.
Biz dün Adalet Bakanlığı’na resmi talebimizi ilettik. Tutukluların milletvekilleri tarafından ziyaret edilmesi Adalet Bakanlığı’nda bir prosedürün tamamlanmasıyla gerçekleşiyor. Mesai bitimine kadar tamamlanmadığı ve bize bildirilmediği için, bugün oraya gidip ziyarette de bir aksaklık olmasını istemediğimiz için, Adalet Bakanlığı’nın gerekli resmi prosedürü tamamlamasını bekliyoruz.
“PAZARTESİ İÇİN TALEBİMİZ VAR”
Bir kötü niyet ifade etmek istemem. Mutlaka dünün yoğunluğu içinde mesai saati içinde onu yetiştiremediler. Pazartesi günü ziyaretle ilgili bir talebimiz var. Onu bugün yeniledik. Adalet Bakanlığı tarafından bu işlemin yapılmasını bekliyoruz. Pazartesi günü Silivri’ye gidip sevgili başkanımızı ziyaret etme niyetindeyiz. Adalet Bakanlığı ile arkadaşlarımız iletişim halinde.
“BAŞKANLARIMIZIN YÜZDE 60’I KATILAMADI”
Mansur Bey, bizimle aynı duyguyla tertiplenmiş bir başka etkinliğe de katıldı. Belediye başkanlarına 1 gün sonra şurada olun dediğinizde onların öyle 1 gün sonra her zaman orada olma imkanları olmaz. Biz zaten önemli mazeretlere ve belediye başkanlarının ertelenemeyecek programlarına son derece saygılıyız.
Ayrıca sadece üç belediye başkanı yok. Belki belediye başkanlarımızın yüzde 60’ı katılamadı; yüzde 40’ı katıldı. 150’nin üzerinde belediye başkanı buraya geldi gelemeyenler daha çok. Bu çağrıya uymamaktan değil, yaptıkları kamu görevini aksatmama zorunluluğundan.
“10 YILLIK PARTİ ÜYEMİZDİ”
Bu pişkinlik, Hitler ve ekibinde olsaydı; Ruslar Berlin’e girmek üzereyken Berlin düşmek üzereyken kamplara gidip derlerdi ki; ‘hepimiz aynı gemideyiz arkadaşlar’. Yılmaz Bey’in (Tunç) paylaşımını gördüm. Akın Gürlek üzerinden incinmişler anlaşılan.
Sen iki kişiden birinin oyunu almış bir bilim insanını, bir kanaat önderini, bir profesörü on yıllık parti üyemi terör örgütü üyesi diye Silivri’ye koyacaksın sonra bu lafları duyunca, incindik. ‘Yargıya talimat manasına geliyor’ diyor.
Adam bumerang gibi atıyoruz atıyoruz geri geliyor. Yeni kumpaslara ihtiyaç var, yaparsa Akın yapar’ dediler. Bu işe tepki gösterince ‘incindik’. Hakikaten akıl alır gibi değil. Çok şey söylenir ama gerçek gündemin dışına çıkmak istemiyoruz.
“BELEDİYE MECLİS ÜYELERİNE TERÖRİST DİYORLAR”
Yalova Belediyesi’nden belediye başkanı uzaklaştırıldığında belediye meclisinden vekil seçmişlerdi. Ama burada terörü gerekçe gösterdiler. Hem yapılan işte utanmazlık var hem de milletin aklıyla alay eder bir küstahlık var. Esenyurt’taki belediye meclisindeki üyelerin hepsine terörist diyorlar ama esas olan bizim Esenyurt’taki araziye ihtiyacımız var gerçeği.
“SİNE-İ MİLLET FELAKET OLUR”
Sine-i Millet ile ilgili düşüncemizi söyledik. Ben Kemal Bey’in böyle bir öneride bulunduğunu bilmiyordum. Ancak bu isteğin ardında hükümete yakın hesaplar vardı. AK Parti’nin her şeyi yapabilme kapasitesini biliyorsunuz. Öyle bir şeyde biz çekilsek, tekrar aday olamayız ve 90 gün sonra tekrar ara seçim yapılır ve o kentlerde AK Parti’nin vekilleri seçilir. 400 vekil ile Anayasa’yı istediği gibi değiştirir. Bu felaket olur.
“CHP’NİN ADAY SORUNU YOK”
Erken seçim için en net mücadeleyi veriyoruz. Sine-i Millet’i savunmak tuzağa düşmektir. Sayın genel başkan zaten bunu bilir. Kendisi de ‘ara seçim değil, genel seçim istesinler’ demiştir. CHP, seçime hazır durumda ve aday belirleme durumunda en geniş mutabakatı sağlayacağız. Partinin yetkili organları var hep birlikte oturup konuşup belirleyeceğiz.
CHP’nin aday sorunu yok. Biz gel diyoruz, kaçıyor. Hangi damat hangi bakan aday olacak. Buyurun açıklasınlar, biz hemen açıklarız. Bu operasyondan sonra İBB mi var, kafaları hiç karışmasın alınlarını karışlarız.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mahmudiye Mahallesi Latif Sokak’taki üç katlı apartmanın ikinci katındaki evde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.
AA’nın haberine göre; alevlerin büyümesi üzerine çocukların çığlıklarını duyan anne Nuriye Ç. (39), yangını kendi çabasıyla söndüremeyince itfaiyeye haber verdi.
Olay yerine kısa sürede ulaşan itfaiye ekipleri, yangını söndürdü.

Dumandan etkilenen anne, 6 yaşındaki Baran Ç, 10 yaşındaki Ecrin Ç. ve diğer iki çocuğu, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından İnegöl Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
YANGIN, ÇOCUKLAR ÇAKMAKLA OYNARKEN ÇIKTI
Çocukların yatak odasında çakmakla oynarken çıktığı ileri sürülen yangınla ilgili inceleme başlatıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bolu’da faaliyet gösteren bir beyaz et firmasına ait canlı tavuk taşıyan Y.K. idaresindeki TIR, Güney Çevre Yolu’nun Paşaköy Mahallesi kesimindeki dönel kavşakta devrildi.

AA’nın haberine göre; TIR sürücüsü kazayı yara almadan atlatırken, araçta yüklü olan 7 bin tavuk yola saçıldı. Kazada bazı tavuklar ölürken, kafeslerinden çıkan bazı tavukların ise yol üzerinde gezindiği görüldü.

Olay yerine gelen firma yetkilileri ile polis ve Karayolları ekipleri, TIR’ın olay yerinden kaldırılması ve tavukların farklı bir araca aktarılması için çalışma başlattı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul’dan İzmir istikametine seyreden Erkan Görkem G. idaresindeki TIR’dan yola, Savaştepe ilçesi Akpınar Mahallesi Taşlıkıran mevkisi yakınlarında 3 tomruk düştü.
5 ARAÇ, DÜŞEN TOMRUKLARA ÇARPTI
Arkadan gelen 1 hafif ticari araç ile 4 otomobil, tomruklara çarptı. İhbar üzerine kaza yerine jandarma, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.
ÖLÜ VE YARALILAR VAR
AA’nın haberine göre; kazada 1 kişi öldü, 9 kişi yaralandı. Sağlık ekipleri, yaralılardan 8’ini Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesine, 1’ini de Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırdı.
İNCELEME BAŞLATILDI
Ölen kişinin cesedi ise Savaştepe Devlet Hastanesi morguna götürüldü. Kaza nedeniyle otoyoldaki trafik akışı tek şeritten kontrollü sağlandı. Jandarma ekipleri, kazayla ilgili inceleme başlattı.
*Haberin fotoğrafları AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, geçen yıl 29 Mayıs saat 22.30 sıralarında Yangı Mahallesi’nde meydana geldi. Silah sesleri duyan mahalle sakinleri, bir eğlence mekanında garsonluk yapan Hasret Çakır’ı oturduğu tek katlı evin balkonunda kanlar içinde buldu.
ESKİ SEVGİLİSİ TARAFINDAN VURULDUĞU ORTAYA ÇIKTI
İhbar üzerine adrese jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sırtından vurulan 2 çocuk annesi Çakır, sağlık ekibinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından kaldırıldığı Köyceğiz Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Hasret Çakır, Yangı Mahallesi Mezarlığı’nda toprağa verildi.
REKLAM
Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) ile Köyceğiz İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, olayla ilgili soruşturma başlattı. Bölgedeki güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen ekipler, Çakır’ın çiftçilik yapan eski sevgilisi Murat Bozkurt tarafından vurulduğunu tespit etti.
AV TÜFEĞİ İLE YAKALANDI
Olayın ardından 48 UK 247 plakalı otomobille Bodrum ilçesine kaçtığı belirlenen Bozkurt, suç aleti av tüfeği ile yakalanıp, gözaltına alındı. Bozkurt, jandarmadaki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede, ‘kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen Murat Bozkurt, hakim karşısına çıktı.
MÜEBBET HAPİS CEZASI
Bugün Muğla 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasına Hasret Çakır’ın yakınları ve avukatlar katılırken, Bozkurt da salonda hazır bulundu. Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasında Bozkurt’un ‘kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, Bozkurt’u kadına karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.
*Haberin görseli DHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖĞRETMEN: SEYİTHAN’DAN UZAK TUTUN
Baba Adem Çelik, polise verdiği ifadesinde, Semih ile birlikte bir kızının daha olduğunu belirterek, “Eyüpsultan’da 2018 yılı Ağustos ayından beri ikamet ederiz. Eşim Hafize Çelik ev hanımı, kızım Sudenur Çelik de öz kızım olur. Semih Çelik öz oğlum olur. Pandemi dönemi öncesi kendisi Oğuz Can Polat Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde okuyordu. Kendisi lise 3’te okuduğu sırada, okulun rehber öğretmeni, eşimi okula çağırdı ve oğlumuz Semih’in, soy ismini bilmediğim Seyithan isimli çocuktan uzak durmasını istemiş. Pandemi döneminde Semih’e almış olduğum bilgisayar ile evde devamlı vakit geçiriyordu” dedi.
“ŞİFRE KOYMUŞTU BİLGİSAYARINI KONTROL EDEMİYORDUK”
Oğlunun bilgisayar bağımlısı olduğunu anlatan baba Çelik ifadesine şöyle devam etti: “Odasına ben, annesi ya da ablası girdiğinde hemen telaşla bilgisayarını kapatıyordu. Bilgisayarı şifreli olduğu için de ne yaptığını, kimle görüştüğünü kontrol edemiyorduk. Daha sonra kendisi bize okumayacağını söyledi. Ben de kendisine neden böyle düşünüyorsun dediğimde bana ‘Okuyup, büyük adam olacağım da, bilim adamı olacağım da ne olacak’ diyordu.”
“OĞLUN, KIZIMIN BEYNİNİ YIKAMIŞ”
Oğluna, ‘dışarıdan okuyarak okulu bitir’ dediklerini belirten baba, öldürülen genç kız İkbal Uzuner ile 2 yıl önce yaşanan önemli bir anektodu da şöyle anlattı: “Sonra oğlum Açık Öğretimden liseyi bitirdi. 1 Mart 2022’de, öğle saatlerinde Semih’in okul arkadaşı İkbal Uzuner’in annesi eşimi arayarak, eşime, ‘Senin oğlun benim kızımın beynini yıkamış, beraber intihar edecekler’ demiş. Aynı gün akşam saatlerinde de Semih’in, Ayvansaray Mahallesi Hoca Çakır Caddesi’nde, sol göğüs bölgesinden kendisini bıçaklayarak intihara teşebbüs ettiğini öğrendik.
“SEMİH ‘KASAP OLACAĞIM’ DEDİ”
Olayın ardından bu konuda Çocuk Şube’de ifade verdi. Bu olaydan ötürü muayenesi Bakırköy Sadi Konuk Hastanesi’nde oldu. Buradaki psikolog Semih’i, Çapa Tıp Fakültesi’ne sevk etti. İlaç tedavisi üzerine 3 hafta bu hastanede yattı. Bu hastanede kendisine verilen ilaçları da kullandı. Hastaneden çıktıktan sonra, burada tedavi takiplerine de devam etti. Bu süreçte Semih bize, ‘baba kasap olacağım’ dedi. Kendisi Rami Meydanı’nda bir iş yerinde çalışmaya başladı. Kasaplığı öğrendi. En son Bayrampaşa’da, İstanbul Forum’un yanında kuru gıda halinde kasap kısmına bakıyordu.”
“9 AY ÖNCE İŞİ BIRAKTI”
Adem Çelik ifadesine şöyle devam etti: “Bundan dokuz ay kadar önce bu işi bıraktı. Evde kendisinin altın birikimleri vardı. İhtiyaçlarını bunları satarak karşılıyordu. Kendisi 2 yıldan beri uyuşturucu madde kullanıyordu. Davranış değişikliğinden, duygu durum bozukluğundan bunu tahmin edebiliyordum. Ama uyuşturucu maddeyi nereden, nasıl temin ettiği hakkında bilgim yoktur.”
“ŞEYTANA BENZER KARELER GÖRDÜM”
İfadesine devam eden baba, oğlunun çok değiştiğini belirterek şöyle devam etti: “Bundan 1 yıl kadar önce Semih’in odasına girdiğimde kendisinin duvara çizmiş olduğu insan psikolojisini korkutan şeytana benzer kara kalem resimler gördüm. Semih’e, bu resimlerin ne olduğunu sorduğumuzda bizlere ‘anlamazsınız, düşünce yapılarımız değişik’ diyerek başka açıklama yapmıyordu. Biz de üzerine gitmiyorduk. Semih yukarıda beyan ettiğim intihara teşebbüs olayından sonra İkbal Uzuner’den ayrıldı.
“AYŞENUR’LA ÇIKMAYA BAŞLADI”
Baba, oğlunun Ayşenur Halil ile ilişkisinin nasıl başladığını da şöyle anlattı: “Bundan 1 yıl kadar önce Semih bırakmış olduğu Oğuz Can İmam Hatip Lisesi’nde, aynı sınıfta okuyan Ayşenur isimli kızla çıkmaya başladı. Ayşenur isimli kız pazartesi günleri ikametimize gelirdi. 12.00-17.00 arası Semih ile Ayşenur evde tek başlarına vakit geçirirlerdi. Aynı zamanda dışarıda da buluşurlardı. Bundan 1 hafta kadar önce kızım Ankara’da veterinerlik üzerine üniversite kazandı. Eşim, Semih ve kızım Sudenur ile Ankara’ya gitti. Kızıma ev tuttular. Eşim ve Sudenur Ankara’da kaldı. Semih geri döndü.”
SON BİR HAFTAYI ANLATTI
Adem Çelik, son bir haftada oğlu Semih Çelik ile neler yaşadığını da detaylarıyla polise anlattı. Baba Çelik, “Semih ile ben 1 hafta boyunca evde beraber tek yaşadık. Ben Şişli’de, diş kliniğinde motokurye olarak çalışıyordum. Malzemeleri diğer kliniklere dağıtıyorum. Semih de evde tek başına telefonuyla vakit geçiriyordu. Sadece ihtiyaçları için dışarı çıkıyordu. Hava almak için dışarı çıkmazdı.
OLAY GÜNÜ NELER YAŞANDI
Olay günü, (4 Ekim) saat 05.30 sıralarında ikametimde uyandım. İhtiyaçlarımı giderdikten sonra güneş doğmamışken şirket adına kayıtlı motosiklet ile Kasımpaşa’da bulunan büyük abim Mustafa Çelik’in yanına gittim. Saat 10.44 sıralarında 0545… nolu hattımdan, Semih’in kullandığı ve eşim adına kayıtlı olan 0552 … nolu hattını aradım. Semih’e, ‘oğlum işten dolayı ben bu akşam geç geleceğim’ dedim. Kendisi de bana, ‘Ayşenur evde gün içinde sakın gelmeyesin baba’ dedi.

Semih, İkbal Uzuner ve Ayşenur ile bizleri tanıştırmadı. Ben bu şahısları tanımıyorum. Ben dışarıda bulunduğum sırada eşim 0532 .. nolu hattından benim hattımı arayarak ‘polisler evde, çabuk eve geç’ dedi. Ben de eve geldiğimde, polislerden öğrendim. Bundan 3 yıl kadar önce, Çapa Tıp Fakültesi’nde Furkan isimli bir doktor, Semih’e psikolojik bir ilaç yazmıştı ama Semih doktorun yazdığı ilacı kullanmıyordu. Bu ilacın ne olduğunu hatırlamıyorum.”
“SEN BENİM GÖRDÜĞÜMÜ GÖREMİYORSUN”
Baba daha sonra oğluyla ilgili detaylara şöyle devam etti: “Semih bu doktorun yazmış olduğu uyku ilacını kullanmıştı. 2 yıldır da Semih uyku ilacı kullanmamaktadır. Semih ara ara evde şarap, bira gibi alkol alırdı ama 3 aydır da uyuşturucu kullanmıyordu. Çünkü uyuşturucu madde alacak parası yoktu. 2023 yılı kış ayında Semih’in odasına girdiğimde penceresi açık ve odası buz gibiydi. Ben de kendisine hayırdır ne yapıyorsun diyerek penceresini kapatmak isterken, yanıma gelerek ‘hayır kapatma camı’ diyerek eliyle gökyüzünü işaret etti ve ‘bak bakalım ne görüyorsun’ dedi. Ben de karanlık bir şey görmüyorum dedim. Kendisi de bana, ‘sen benim gördüğümü göremiyorsun’ dedi.
“GİDECEĞİMİZ YERDE MUTLU OLUR MUSUN”
Bu yaz ayında ikametimizde Semih ile baş başa olduğumda ise bana, ‘Baba, gideceğimiz yerde mutlu olacağımı bilsen üzülür müsün’ dedi. Ben de kendisine, intiharı Rabbimiz ‘canı ben verdim ben alırım, günahtır diyor’ dedim. Kendisi de bana, ‘hayır öyle bir şey yok. Saçma sapan onlar, sen beni, anlayamazsın’ dedi. Ben kendisine, oğlum önünde bir hayat var dedim. Kendisi de bana, ‘ben o kadar uzun yaşamayacağım, ben o günleri görmem’ dedi.
“ET KESMEDE KULLANDIĞI ALETLER ODASINDAYDI”
Devamlı bize ‘bu hayat boş’ diyordu. Semih sadece Ayşenur ile görüşüyordu. Görüştüğü başka bir arkadaşı olup olmadığını bilmiyorum. Semih’in et kesmede kullandığı aletleri odasındaydı. Ben bu aletleri almak istediğimde, kendisi aşırı sinirlenerek ‘sakın dokunma, onlar benim’ dedi. Ben de üzerine gidersem kendisine bir zarar veririm diye korktuğumdan kendisine tamam dedim.”
“NORMAL GÖRÜNMÜŞLERDİ”
Baba Çelik, olay günü eşi ile oğlu Semih arasında yaşananları şöyle anlattı: “Eşimden öğrendiğim kadarıyla Eşim, 4 Ekim günü saat 11.00 sıralarında telefon üzerinden görüntülü Semih’i aramış, Semih ve evde yanında bulunan kız arkadaşı Ayşenur ile görüşmüş. Herhangi bir sorun yokmuş. Hatta eşim Hafize, bana Semih’in, 16 yaşından itibaren pandemi dönemiyle birlikte eve kapanması ile ‘Tanrı bizi niye yarattı, madem öleceğimizi biliyordu niye yarattı’ gibi varoluşa dair sorular sorduğunu söylemişti.”
“KIYAMETİ KOPARDI”
Yaşanan sorunlara değinen baba Çelik ifadesinde şöyle devam etti: “Semih hakkında okul öğretmenleri zeki bir çocuk olduğunu, hatta lisede rehber öğretmeni ‘bu çocuk yazılım üzerine yetenekli, bilgisayar alırsanız bu konuda kendisini geliştirebilir’ dedi. Yukarıda beyan ettiğim davranış değişikliği olan Semih’e o bilgisayarı incelemeye götüreceğim dediğimde kıyameti kopardı.
Bana, ‘eve kapanmayacağım’ diyerek ağlamaya başladı. Ben de üzerine gitmedim. Bu bilgisayar evimizde yoktur. Semih kasalı bilgisayarı parça parça internet üzerinden 3 yıl önce sattı. Semih’in, bilgisayarda ya da telefonu ile hangi sitelere girdiği, kim ya da kimlerle irtibat kurduğu, beyninin kim yada kimler tarafından yıkanmış olduğu hakkında bilgim yoktur. Kendisi 16 yaşına gelmeden önce de imanlı biriydi. Namazını da kılıyordu. Hatta bana ‘neden namaz kılmıyorsun cehennemde yanacaksın’ da demişti. Benim konu hakkında diyeceklerim bundan ibarettir.”
“BABA SENİ NASIL ÖLDÜREYİM”
Baba Çelik’in vahşi cinayetlerden bir gün önce Semih’in kendisine, “Baba seni nasıl öldüreyim?” diye sorduğu da iddia edildi. Olayla ilgili çok yönlü soruşturmaya devam ediliyor. Zanlının cep telefonu ve evde bulunan bazı materyallerin incelemesi yapılıyor.
‘Sur canisi’nin katlettiği İkbal’ın babası: Kızımın psikolojisini bozmuştu! Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞÜPHELİ TESPİT EDİLDİ
AA’da yer alan habere göre şehit polis memuruyla ilgili hakaret içeren paylaşımlar yapıldığının ihbar edilmesi üzerine soruşturma başlatıldığı belirtilen iddianamede, suça konu yorumları yapan kişinin sanık Uğur Bostan olduğunun tespit edildiği kaydedildi.
SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ
İddianamede, sanık Uğur Bostan’ın alınan ifadesinde, şehit polis memuru Şeyda Yılmaz’ın fotoğrafını paylaştığını, ancak söz konusu yazıyı Yılmaz’a yönelik yazmadığını öne sürerek suçlamaları kabul etmediği aktarıldı.
2 SUÇTAN CEZALANDIRILMASI İSTENDİ
İddianamede, sanığın sosyal medya hesabı Instagram üzerinden ve kendisine ait cep telefonunda yüklü olan WhatsApp uygulamasından telefon rehberindeki herkesin görebileceği şekilde, Yılmaz’ın fotoğrafıyla birlikte hakaret içeren ifadelerin yer aldığı yazıları, birden fazla kez aleni olarak paylaştığı kaydedildi.

Sanığın söz konusu paylaşımlarıyla, Şeyda Yılmaz’ın şehit olduğu saldırı olayını gerçekleştiren “şahsı ve işlemiş olduğu suçu övdüğünün” anlaşıldığı aktarılan iddianamede, sanık Uğur’un şehit polis memurunun hatırasına, onur, şeref ve saygınlığına saldıracak şekilde hakaret ettiği ifade edildi.
7 YILA KADAR HAPİS İSTENDİ
İddianamede, tutuklu sanık Bostan’ın “zincirleme şekilde kişinin hatırasına hakaret” suçundan 4 aydan 3 yıl 6 aya, “zincirleme şekilde suçu ve suçluyu övme” suçundan da 3 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
İDDİANAME KABUL EDİLDİ
Hazırlanan iddianame, değerlendirilmek üzere gönderildiği Anadolu Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CENAZE AİLESİNE TESLİM EDİLDİ
AA ve İHA’da yer alan habere göre Antalya Adli Tıp Kurumu’ndaki işlemlerin ardından ailesine teslim edilen Gürdal’ın cenazesi, toprağa verilmek üzere Isparta’nın Sütçüler ilçesine götürüldü.
3 METREDEN DENİZE ATLAMIŞTI
Sanayide esnaf olan Yunus Gürdal, 7 Eylül’de yaklaşık 3 metre yükseklikteki limanın mendireğinden denize atlayınca boynu kırılmış ve sağlık ekibinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılmıştı.
BOYUNDA 3 KIRIK, CİĞERDE KUM TESPİT EDİLMİŞTİ
Boynunda 3 ayrı kırık olduğu ve ciğerlerine kum kaçtığı tespit edilen Güral, ardından Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alınmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“UZAKLAŞTIRMA” KARARI ALDIRDI
Geçen yıl da şiddet gördüğünü belirterek eşinden şikâyetçi olmuş ve Vedat K. hakkında uzaklaştırma kararı verilmişti. Ancak Dilber K., 4 gün sonra şikayetini geri çekmişti.
BOŞANMA DAVASI ÇIKIŞI DEHŞET
Ancak çift arasındaki geçimsizlik artınca boşanma kararı aldılar. Kahramanmaraş Adliyesi’nde boşanma davasının çıkışında taraflar arasında çıkan tartışma kavgaya döndü.
5 YERİNDEN BIÇAKLADI, DURUMU AĞIR
Vedat K., eşini, çocuğunun gözü önünde 5 yerinden bıçakladı. Ağır yaralanan kadın hastaneye kaldırıldı. Yoğun bakıma alınan kadının hayati tehlikesinin bulunduğu belirtildi.
Olayın ardından Vedat K. gözaltına alındı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Pençe serisi operasyonları ile iyice köşeye sıkışan terör örgütü PKK’da çözülme devam ediyor.
Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 1 PKK’lı terörist, Habur’daki Hudut Karakolumuza teslim oldu.
Teröristler için tek çıkış yolu, Türk adaletine teslim olmaktır!
Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Pençe serisi operasyonları ile iyice köşeye sıkışan terör örgütü PKK’da çözülme devam ediyor.
Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 1 PKK’lı terörist, Habur’daki Hudut Karakolumuza teslim oldu.
Teröristler için tek çıkış yolu, Türk… pic.twitter.com/fYB2V7Dhvk
— T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) September 4, 2024
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DHA’nın haberine göre savcı, başına kürek ve traktörün çeki demiri ile vurularak öldürülen Ayhan Avcı’nın (49) arkadaşı Fahrullah Özdemir (58) için de eylemini haksız tahrik altında gerçekleştirdiği gerekçesiyle müebbette yerine, indirim uygulanarak 12 yıldan 18 yıla kadar hapis talep etti.
BAŞINDAN VURULARAK ÖLDÜRÜLDÜ
Olay, 11 Haziran 2023 tarihinde Aziziye ilçesi Kahramanlar Mahallesi’nde meydana geldi. 1 yıldır evli olduğu eşi Ayhan Avcı’yı tarladaki kulübede kanlar içinde bulan Padına Avcı ile Fahrullah Özdemir, jandarmayı arayıp, durumu bildirdi. Bölgeye çok sayıda ekip yönlendirildi. İncelemede, Ayhan Avcı’nın keskin bir alet ile başından ve boyundan vurularak öldürüldüğü belirlendi.
REKLAMİKİ ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI
Bunun üzerine Padına Avcı ile Fahrullah Özdemir, gözaltına alındı. Padına Avcı ile Fahrullah Özdemir, emniyetteki ilk ifadelerinde Ayhan Avcı’yı güvercin beslediği kulübede yerde yatar halde bulduklarını belirtti. Avcı ve Özdemir, gözaltına alındıktan 2 gün sonra suçlarını itiraf etti. Ayhan Avcı’yı öldürdüklerini söyleyen Padına Avcı ve Fahrullah Özdemir, 13 Haziran günü olay yerine götürülerek cinayeti nasıl işlediklerini anlattı. Padına Avcı, eşinin kendisini 1500 TL karşılığında başka erkeklerle ilişkiye zorladığını ileri sürerken, Fahrullah Özdemir, tartıştığı Ayhan Avcı’nın bıçakla üzerine saldırdığını öne sürdü. Traktör ve römorku birbirine bağlayan başı topuzlu demir aparatıyla Ayhan Avcı’nın kafasına vurduğunu itiraf eden Özdemir, Padına’nın ise kürek ile vurduğunu söyledi.
PADINA’NIN SAVUNMASI ÇELİŞKİLİ BULUNDU
Erzurum 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu yargılanan Padına Avcı ile Fahrullah Özdemir hakkında savcı mütalaasını açıkladı. Savcı mütalaasında, Padına Avcı’nın gözaltına alınmasından sonraki ifadelerinde hakkındaki suçlamayı reddetmesine rağmen, savunmalarının çelişkili olduğuna yer verilerek, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği ancak olaydan sonra telefonunun sanık Fahrullah Özdemir ile aynı yerlerde sinyal verdiği açıklandı.

Kocasına yönelik bir eylemi olmadığını beyan eden sanık Padına’nın kovuşturma aşamasına kadar sanık Fahrullah ile ağız birliği yaptığının belirtildiği mütalaada, ambulansı ve kolluk kuvvetlerini aramaması için Fahrullah’ın ellerini kemer ile arkadan bağladığını, yüzüne vurarak kendisini darp ettiğini, kendisi ve çocuğunu ölüm ile tehdit ettiği iddiasına yer verilerek, “Ancak sanık Padına gözaltına alındıktan sonra alınan adli muayene raporuna göre vücudunda darp ve cebir izi bulunmadığının belirtildiği, yarım saat boyunca elleri arkadan deri kemer ile bağlı olan bir şahsın el bileklerinde lezyon olmaması, yine yüzünden darbe alan kişinin yüzünde morluk olmasına rağmen, adli muayene raporunda darp cebir izinin bulunmaması hayatın olağan akışına aykırı ve beklenen bir durum değildir. Yine sanık Padına’nın olaydan sonra sanık Fahrullah tarafından darp ve tehdit eylemine maruz bırakıldığı hususunda soyut beyanı dışında bir delil bulunmadığı, bu sebeple çelişkili savunmaları, sanıkların olaydan sonra birlikte dere kenarına gitmeleri, sanık Fahrullah’ın Padına hakkındaki beyanları ve bu beyanların yan delillerle desteklenmesi nedeniyle Padına’nın beyanlarına itibar edilmemelidir. Maktulün sanık Padına’yı fuhşa zorladığı yönünde iddiaların bizzat sanık Padına tarafından yalanlanması nedeniyle sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin de uygulanamayacağı, açıklanan sebeplerle sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek maktulü öldürdükleri değerlendirilmektedir” denildi.
Cumhuriyet Savcısı Padına Avcı’ya eşini kasten öldürmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini talep etti.
İKİ KEZ VURDUĞUNU KABUL ETTİ
Savcı, diğer tutuklu sanık Fahrullah Özdemir’in ise maktul ile arasında olay öncesinde gerçekleşen tartışmanın neticesinde Ayhan Avcı’nın küfrettiğinin Padına Avcı tarafından da doğrulandığını belirterek, “Sanık Fahrullah Özdemir ilk ifadesinde maktulün kendisine küfrettiğine dair bir beyanda bulunmamış ise de sanık Fahrullah’ın sanık Padına’yı suçlayıcı yönde beyanda bulunmasına rağmen bu hususun Padına tarafından doğrulanması nedeniyle sanık Fahrullah’ın eylemini haksız bir eylemin meydana getirdiği hiddet ile gerçekleştirdiğinin kabulü gerektiği, bu sebeple sanık Fahrullah hakkında alt sınırdan haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği değerlendirildi” dedi.
Savcı mütalaasında Fahrullah Özdemir’in kasten öldürme suçunu haksız tahrik altında işlediği gerekçesiyle hakkında müebbet hapis yerine 12 yıldan 18 yıla kadar hapsini talep etti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ankara ve İstanbul’un da aralarında bulunduğu 17 ilde “Gürz-9” operasyonları düzenlendiğini bildirdi.
Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı ve Terörle Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde il emniyet müdürlüklerince gerçekleştirilen operasyonlarda 65 şüphelinin yakalandığını belirten Yerlikaya, operasyonlarda görev alan polisleri tebrik ederek, “Aziz milletimizin bilmesini isterim ki, son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar sizlerin duası ve desteği ile durmadan, duraksamadan mücadele edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DHA’nın haberine göre olay, 19 Ağustos’ta saat 21.30 sıralarında Çukurova ilçesinde meydana geldi. Gündelik işlerde çalışan Cafer Gültekin’in (35) 2 yıllık eşi S.G. (33), şiddetli geçimsizlik nedeniyle evi terk edip, boşanma kararı aldı.
REKLAM
Ailesinin evine yerleşen S.G., olay günü eşyalarını toplamak için babasıyla birlikte eve gitti. Bu sırada eve gelen Gültekin, eşinden eve dönmesini istedi. S.G. bu teklifi reddedince Cafer Gültekin, çıkan tartışmada kayınpederini darp etti. S.G., babasıyla birlikte çıkıp, tekrar ailesinin evine döndü.
BAŞINDAN VURDU
Durumu öğrenen S.G.’nin fabrika işçisi ağabeyi Volkan Özdemir (38), eniştesi Cafer Gültekin’i telefonla arayıp, konuşmak için olay yerine çağırdı. Parkta buluşan Özdemir ile Gültekin arasında çıkan tartışma, kısa sürede kavgaya dönüştü. Özdemir, eniştesini tabancayla başından vurup, kaçtı. Hastaneye kaldırılan Cafer Gültekin, 2 gün sonra tüm müdahalelere karşın kurtarılamadı. Cinayet Büro Amirliği ekipleri ise Volkan Özdemir’i saklandığı adrese yapılan baskında yakaladı.
REKLAM
İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Emniyete götürülen Volkan Özdemir’in, ifadesinde, “Kız kardeşime kötü davrandığını duydum. Aralarını düzeltmeleri için Cafer’i buluşmaya çağırdım. Bir daha kardeşime sorun çıkarmamasını söylediğimde, ‘Seni ilgilendirmez, o benim eşim. Sen ne karışıyorsun’ diyerek küfretmeye başladı. Sinirden gözlerim karardı. Öldürmek istemedim” dedi.

İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Volkan Özdemir, çıkarıldığı mahkemede tutuklandı. Gültekin çiftinin çocuklarının olmadığı öğrenildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, Gülensu Mahallesi, Telsizler Caddesinde meydana geldi. İddiaya göre, 5 yaşındaki oğlu Ö.M.A. ile birlikte 34 GFH 002 plakalı motosikletle cadde üzerinde seyir halinde olan M.D.’ye, başka bir motosiklette bulunan kişi yada kişiler tarafından silahlı saldırı düzenlendi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi olay yerinde yapılan M.D. ve çocuğu Ö.M.A. ambulansla hastaneye kaldırıldı. M.D. hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybederken Ö.M.A.’nın ise sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
CADDE ARAÇ VE YAYA TRAFİĞİNE KAPATILDI
Saldırının ardından olay yerine gelen polis ekipleri caddeyi araç ve yaya trafiğine kapatıldı. Olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmalarının ardından, M.D.’ye ait motosiklet çekici yardımıyla olay yerinden çekildi. Yapılan incelemelerin ardından trafik normale dönerken, polis ekipleri olayın ardından kaçan saldırganların yakalanması için çalışma başlattı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EKİPLER SEVK EDİLDİ
Fotoğraf: DHA
İhbar üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, jandarma, itfaiye ve İkizdere Arama Kurtarma ekipleri sevk edildi.
2 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ, 6 KİŞİ YARALANDI
Fotoğraf: AA
AA’nın haberine göre; kazada, 2 kişi öldü, 6 kişi yaralandı. Yaralılar, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından kentteki hastanelere kaldırıldı. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
*Haberin ilk fotoğrafı AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Tekin, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Milli Eğitim Bakanlığınca, mazerete bağlı yer değişikliği kapsamında başvuruda bulunan öğretmenlerin büyük oranda ataması yapılarak talepleri karşılandı. Tercih etmiş olduğu eğitim kurumlarından birine ataması gerçekleştirilemeyen öğretmenlerin atamaları ise mazeretlerinin bulunduğu il millî eğitim müdürlüklerine yapılacak; böylece alanlarında ihtiyaç bulunan eğitim kurumlarına atamaları sağlanacak. Bu kapsamda mazerete bağlı yer değişikliği için tercih etmiş olduğu eğitim kurumlarına ataması gerçekleştirilemeyen öğretmenlerin 22-23 Ağustos tarihleri arasında sistem üzerinden başvuruları alınacak, atamalar ise 26 Ağustos tarihinde gerçekleştirilecek” dedi.
Bakanlık olarak öğretmenlerimizin taleplerini mümkün olduğunca karşılamak, huzurlu ve mutlu bir ortamda çalışmasını sağlamak önceliklerimiz arasındadır.
Bu kapsamda öğretmenlerimizle güzel bir haberi paylaşmak istiyorum.
2024 yılı yaz tatili mazerete bağlı yer değişikliğine…
— Yusuf Tekin (@Yusuf__Tekin) August 21, 2024BAKANLIKTAN AÇIKLAMA
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), mazerete bağlı yer değişikliği kapsamında başvuruda bulunan öğretmenlerin büyük oranda atamalarının yapılarak taleplerinin karşılandığını duyurdu.
Bakanlıktan, öğretmenlerin mazerete bağlı yer değişikliği başvurularına ilişkin açıklama yapıldı.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Milli Eğitim Bakanlığınca, mazerete bağlı yer değişikliği kapsamında başvuruda bulunan öğretmenlerin büyük oranda ataması yapılarak talepleri karşılandı. Tercih etmiş olduğu eğitim kurumlarından birine ataması gerçekleştirilemeyen öğretmenlerin atamaları ise mazeretlerinin bulunduğu il milli eğitim müdürlüklerine yapılacak; böylece alanlarında ihtiyaç bulunan eğitim kurumlarına atamaları sağlanacak. Bu kapsamda mazerete bağlı yer değişikliği için tercih etmiş olduğu eğitim kurumlarına ataması gerçekleştirilemeyen öğretmenlerin 22-23 Ağustos tarihleri arasında sistem üzerinden başvuruları alınacak, atamalar ise 26 Ağustos tarihinde gerçekleştirilecek.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>