“GİZLİ MATERYALLERİ KASITLI OLARAK SAKLADIĞINA DAİR KANITLAR TESPİT ETTİK”
Açılış konuşmasında Biden hakkındaki soruşturmayı profesyonelce ve diğer soruşturmalarda başvurduğu hukuki standartlar çerçevesinde yürüttüğünü kaydeden Hur, “Ekibimle birlikte kapsamlı ve bağımsız bir soruşturma yürüttük. Ve Biden’ın başkan yardımcılığı görevi sona erdikten sonra, sıradan bir vatandaş olduğu dönemde, gizli materyalleri kasıtlı olarak sakladığına dair kanıtlar tespit ettik” dedi.
“KANITLAR STANDARDIN ALTINDA KALDIĞI İÇİN BİDEN’A KARŞI CEZAİ SUÇLAMADA BULUNMADIM”
“Ancak, makul şüphenin ötesinde kanıt seviyesine ulaşan bir delil tespit edemedik. Kanıtlar bu standardın altında kaldığı için, Bay Biden’a karşı cezai suçlamada bulunmadım” diyen Hur, “Adalet Bakanlığı yönetmelikleri, başsavcıya kararımın nedenlerini açıklayan gizli bir rapor yazmamı gerektiriyordu. Bu davayla ilgili açıklamamın titiz, ayrıntılı ve kapsamlı bir analiz içermesi gerektiğini anlamıştım. Başka bir deyişle, çalışmamı detaylandırmam gerekiyordu. Tıpkı herhangi bir savcının dava açma ya da açmama kararını açıklarken kendi çalışmasını detaylandırmasını beklediğim gibi” şeklinde konuştu. Hazırladığı raporda Biden’ın hafızası ve bilişsel becerileriyle ilgili yaptığı değerlendirmeleri savunan Hur, “Raporda Başkan’ın hafızasının uygunluğuna ilişkin değerlendirmem gerekli, doğru ve adildi” dedi.
BİDEN’I SUÇLAMAMA KARARINA ELEŞTİRİ
Temsilciler Meclisi Yargı Komitesi’nin hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Partili üyeleri açılış konuşmalarında Hur’un Biden’a yönelik soruşturmada vardığı sonuçları değerlendirdi. Cumhuriyetçi Parti Temsilcisi Jim Jordan, Hur’un Obama yönetimi sona erdikten sonra Biden’ın “yasaları çiğnediğini” ve gizli materyalleri “yasadışı bir şekilde” elinde tuttuğunu tespit ettiğini söyledi. “Ele alması gereken temel bir soru vardı. Joe Biden gizli bilgileri hukuka aykırı bir şekilde elinde tuttu mu? Cevap, evet, tuttu” diyen Jordan, “Joe Biden yasaları çiğnedi ama unutkan ve jüriye sempatik görünecek yaşlı bir adam olduğu için Bay Hur suçlamada bulunmamayı tercih etti” eleştirisinde bulundu.
“HUR’UN RAPORU BİDEN’IN AKLANDIĞINI GÖSTERDİ”
Demokrat Parti Temsilci Jerry Nadler ise, Hur’un soruşturmasının Biden’ı tamamen temize çıkardığını iddia etti. “Başkan Biden sorumlu bir şekilde hareket ederek tamamen işbirliği yaptı ve cezai suçlama yöneltilmedi” diye Nadler, “Savcı Hur’un raporu Başkan Biden’ın tam ve eksiksiz bir şekilde aklandığını göstermektedir” ifadelerini kullandı. Demokrat Parti Temsilcisi Jamie Raskin de, Cumhuriyetçilerin Beyaz Saray’ın Hur’un raporunun yayınlanmasını istemediği iddiasına karşı çıkarak Biden’ın eylemlerini eski Başkan Donald Trump’ınkilerle karşılaştırdı. “Başkan Biden yürütme ayrıcalığını ileri sürmedi ya da başkanlık suçlarından mutlak dokunulmazlık talep etmedi” diyen Raskin, “Biden kutu kutu belgeleri yatağının altına ya da küvete saklamadı. Müfettişlerle kavga etmedi, ya da Bay Hur’un raporunun tek bir kelimesini düzeltmeye çalışmadı” diye konuştu. Cumhuriyetçi Parti Temsilci James Comer ise tutanakları incelemek için “çok az zamanları” olduğunu belirterek, Beyaz Saray’ın Hur’un raporunun yayınlanmasını istemediğinin “açık” olduğunu iddia etti.
BİDEN’IN HAFIZASI İLE İLGİLİ YAPTIĞI DEĞERLENDİRMELERİ SAVUNDU
Demokrat Parti Temsilci Adam Schiff ise, Hur’u gizli belge soruşturması kapsamında hazırladığı raporda Başkan Joe Biden’ı nitelemek için kullandığı dil nedeniyle eleştirdi. Hur’un, raporunun kamuoyuna açıklandığında yaratacağı siyasi etkiyi düşünmesi gerektiğini belirten Schiff, raporun daha objektif bir şekilde yazılabileceğini vurguladı.
Hur’un Biden’ı aşağıladığını kaydeden Schiff, “Başkan’ın bir belge ya da bir dizi belge karşısındaki hatıraları hakkında yorum yapmakla yetinebilirdiniz. Ama daha ileri gidip hafızası hakkında genel bir yorum yapmaya karar verdiniz, değil mi?” diye sordu. Hur ise, Biden’ın hafızasıyla ilgili yorumları çıkarabileceğini, ancak bunun raporu “eksik” hale getireceğini söyleyerek raporun yazımında siyasetin bir rol oynamadığını yineledi.
“PARTİZAN SİYASETİN ÇALIŞMALARIMDA YERİ YOK”
Demokrat Parti Temsilcisi Hank Johnson da, Hur’u, Joe Biden hakkındaki gizli belgeler soruşturması ile ilgili rapor yayınlayarak Donald Trump’ın başkanlık kampanyasına yardım etmekle suçladı. Hur’un böylece olası bir Trump başkanlığından profesyonel olarak faydalanabileceğini savunan Johnson, Hur’a “Sen bir Cumhuriyetçisin, değil mi?” diye sordu. Hur’un “Evet” yanıtı vermesinin ardından Johnson, “Başkan Trump’ın yeniden seçilmesi için elinizden geleni yapıyorsunuz ki federal yargıç olarak ya da Adalet Bakanlığı’nda başka bir pozisyona atanabilesiniz, öyle değil mi?” ifadelerini kullandı. Bunun doğru olmadığını söyleyen Hur ise, “Sayın kongre üyesi, sizi temin ederim ki benim böyle bir niyetim yok. Ve size şunu söyleyebilirim ki, partizan siyasetin benim çalışmalarımda hiçbir şekilde yeri yoktur” dedi.
BİDEN’A ‘BUNAK’ DEYİP DEMEDİĞİ SORULDU
Cumhuriyetçi Parti Temsilci Scott Fitzgerald, Hur’un raporunda Biden’ın hafızası hakkında kullandığı ifadelere değindi. “Webster’s sözlüğü ‘bunak’ kelimesini yaşlılıkla bağlantılı olarak hafıza gibi bilişsel yeteneklerin azalması olarak tanımlıyor” diyen Fitzgerald, Hur’a “Raporunuzda Biden’ın bunamış olduğunu mu tespit ettiniz?” diye sordu. Hur ise, “Bu tespit raporumda yer almıyor” yanıtını verdi. Demokrat Parti Temsilci Pramila Jayapal’ın Biden’ı “akladığı” yönündeki ifadesine de itiraz eden Hur, “Bu benim raporumda kullanılan bir kelime değil ve bir savcı olarak görevimin bir parçası da değil” diye konuştu.
RAPORDAKİ İFADELER TARTIŞMALARA NEDEN OLMUŞTU
ABD Başkanı Joe Biden’ın evinde ve ofisinde bulunan gizli belgelerle ilgili yürütülen soruşturmada Özel Yetkili Savcı Robert Hur’un hazırladığı 345 sayfalık rapor, Beyaz Saray’ın herhangi bir redaksiyon talebinde bulunmayacağını duyurmasının ardından kamuoyuna açıklanmıştı. Biden’ın soruşturmaya konu belgeleri kasıtlı olarak sakladığının tespit edildiği belirtilen raporda, buna rağmen Biden’a suçlama yöneltilmeyeceği ifade edilmişti. Biden’ı gizli belgeleri uygunsuz şekilde kullanmaktan mahkum etmenin zor olacağı ifade edilen raporda, “Çünkü Bay Biden kendisiyle yaptığımız görüşmelerde olduğu gibi, kendisini jüriye sempatik, iyi niyetli, hafızası zayıf yaşlı bir adam olarak sunacaktır” denilmişti. Görevde olması sebebiyle Biden’a yönelik cezai bir kovuşturma yapılamayacağı hatırlatılan raporda, Biden’ın daha sonra yargılanma ihtimaline atıfla “Jüriyi, 80’li yaşlarına merdiven dayamış eski bir başkanı kasıtlı bir zihinsel durum gerektiren ciddi bir suçtan mahkum etmeleri gerektiğine ikna etmek zor olacaktır” ifadelerine yer verilmişti. Biden’ın hafızasında “önemli zayıflamalar” olduğu ve soruşturmaya konu belgelere dair detayları tam olarak hatırlamadığı kaydedilen rapor, ABD başkanının bilişsel yeteneklerini tartışmaya açtığı gerekçesiyle eleştirilerin hedefi olmuştu.
BİDEN AÇIKLAMA YAPMIŞTI
Raporun yayınlanmasının ardından Beyaz Saray aracığıyla yazılı bir açıklama yapan Biden ise, kararı memnuniyetle karşıladığını belirtmişti.
“Başından beri ulaşacaklarına inandığım sonuca ulaştıklarını görmekten memnuniyet duydum. Bu konuda herhangi bir suçlama yapılmayacak ve konu artık kapanmıştır” diyen Biden, soruşturmanın 40 yılı aşkın bir süre öncesine, hatta genç bir Senatör olduğu 1970’li yıllara kadar uzanan kapsamlı bir soruşturma olduğunu vurgulamıştı. Soruşturma sürecinde yetkililerle tam işbirliği yaptığını kaydeden Biden, “İsrail 7 Ekim’de saldırıya uğramış olmasına ve uluslararası bir krizle uğraşıyor olmama rağmen, geçen yıl 8 ve 9 Ekim tarihlerinde iki gün boyunca beş saat süren yüz yüze görüşmeler yaptım. Amerikan halkına bunu borçlu olduğuma inandım. Böylece hiçbir suçlama yapılmayacağını ve konunun kapanacağını bileceklerdi” ifadelerini kullanmıştı.
]]>Biden’ın evindeki gizli belgeleri incelemekle görevlendirilen özel savcı Robert Hur’un hazırladığı son rapor ise tartışmalara adeta benzin döktü ve büyük bir siyasi krizi tetikledi.

İncelenen belgeler Adalet Bakanlığı dosyasında yer aldı/AP
RAPOR AÇIKLANDI: BAŞKAN YARDIMCISI OLDUĞUNU VE OĞLUNUN ÖLDÜĞÜ TARİHİ HATIRLAMIYOR
Dün ABD Adalet Bakanlığı, Biden’ın 2016 yılından beri gizli belgeleri nasıl kullandığına ilişkin bir rapor yayınladı. Ancak raporda gizli belge kullanımından daha çok Biden’ın sağlık durumu öne çıktı.
388 sayfalık raporda yer alan detaylara göre, 81 yaşındaki Biden, Barack Obama döneminde başkan yardımcısı olduğunu ve 2015 yılında kanserden hayatını kaybeden oğlu Beau’nun ölüm tarihini hatırlayamıyor.
Olayı araştıran özel komisyon, Biden’ın hafızasının sorunlu olduğuna dikkati çekerek Biden’ı “iyi niyetli, zayıf bir hafızası olan yaşlı biri” olarak nitelendirdi ve başkanın yargılanmamasına karar verdi. Ancak raporda Biden’ın hafızası ile ilgili verilen detaylar muhalefete istediği malzemeyi verdi.
Beyaz Saray, Biden’ın yargılanmamasını memnuniyetle karşıladıklarını ancak raporda yer alan ‘yanlış ve uygunsuz’ ifadelere katılmadıklarını açıkladı.

“RAPOR BAŞKANLIK İÇİN UYGUN OLMADIĞININ KANITI”
ABD gündemine bomba gibi düşen rapor sonrası, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Cumhuriyetçi Mike Johnson, raporun Biden’ın başkanlık için “uygun olmadığının” kanıtı olduğunu öne sürdü ve “Gizli bilgileri yanlış kullanmaktan sorumlu tutulamayacak kadar aciz bir adam kesinlikle Oval Ofis için uygun değildir” dedi.
Trump’ın sözcüsü Karoline Leavitt ise, “Hafızası bu kadar kötüyse, ülkemizi yönetmesi için ona nasıl güvenebiliriz?” diye sordu.
” HAFIZAM ÇOK İYİ” DERKEN YENİ POT KIRDI
Biden dün akşam yaptığı bir konuşma sonrası kendine raporla ilgili soru soran gazetecilere bağırarak cevap verdi ve “Hafızam çok iyi” dedi.
“Evet yaşlıyım ama ne yaptığımı çok iyi biliyorum. Bu ülkeyi tekrar ayakları üzerine kaldırdım.” diyen Biden, raporda oğlunun ölümü ile ilgili detaya öfkelendi ve “Nasıl olur da bu konuyu dile getirmeye cüret edebilir? Kimsenin bana oğlumun ne zaman öldüğünü hatırlatmasına ihtiyacım yok.” ifadelerini kullandı.
Biden ayrıca soruşturmanın yürütüldüğü 8-9 Ekim 2023 tarihlerinde İsrail ve Hamas savaşının başladığını hatırlatarak uluslararası bir krizi yönettiğini ve çok meşgul olduğunu söyledi ancak konuşmasının ilerleyen zamanlarında Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah el-Sisi’yi Meksika Başkanı olarak andı.

GAF SERİSİ: SON OLARAK ÖLEN ALMANYA ŞANSOLYESİ İLE KONUŞTUĞUNU İDDİA ETTİ
81 yaşındaki Biden, sık sık ilerleyen yaşı, hafıza durumu ve yaptığı gaflarla gündeme geliyor ancak bu durum Kasım ayındaki seçimler öncesi çok daha kilit bir konu haline geldi.
Daha önce sahneden çıkış yolunu bulamayıp kaybolan, boşlukla tokalaşan ve isimleri karıştıran Biden son olarak dün 2017’de vefat eden eski Almanya Şansölyesi Helmut Kohl ile 2021’de konuştuğunu iddia etmişti.

İNGİLİZ BASINI: HİÇBİR ŞEY GİZLEYEMEZ, BİDEN BU İŞE UYGUN DEĞİL
Biden’ın sağlık durumu ile ilgili rapor bugün sadece ABD değil, dünya medyasının da bir numaralı gündem maddesi oldu.
İngiliz Telegraph gazetesi Joe Biden’ın akıl sağlığı ile ilgili uzun süredir endişeler olduğunu ancak bakanlık tarafından yayınlanan raporun bir şok etkisi yarattığını yazdı.
Gazete “Joe Biden’ın zihinsel kapasitesi bu işe uygun değil” başlıklı analizinde artık gerçeğin gizlenemeyeceğini, Biden’ın sağlık durumunun demokratlar ve ABD için büyük bir tehdit oluşturduğunu öne sürdü.
“SEÇMEN DURUMU ZATEN BİLİYOR, SEÇİM SONUÇLARINI ETKİLEMEZ”
Forbes, Biden’ın hafızası ile ilgili raporun hemen ardından yeni bir gaf yapıp Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah el-Sisi’yi “Meksika’nın başkanı” olarak nitelendirdiğine dikkat çekerken Guardian gazetesi ise raporun 2024 seçimlerine etki edeceğini iddia etti.
Insider ise raporun 2024 seçimlerini etkilemeyeceğini seçmenin Biden’ın durumunu çoktan bildiğini ve Trump’ı yeniden reddetmeye hazır olduğunu yazdı.
ABD’nin eski başkanı Donald Trump da evinde bulunan gizli belgelerden ötürü yargılanıyor. Biden Mayıs ayında Florida’da yargılanacak olan Trump’ın aksine hukuki sürecin önüne geçmedi ve işbirliği yapmayı kabul etti. Trump uzun bir süre hakkındaki iddiaları reddedip bir karalama kampanyası yürütüldüğünü öne sürmüştü.
DÜŞÜK GELİRLİ ÜLKE VURGUSU
Son DSÖ raporunda en çok dikkat çeken konuların başında kanser vakası artışlarının ülkeler arasında eşit şekilde hissedilmeyeceği oldu. Öyle ki, rapor en yüksek gelirli ülkelerin 2050 yılında 4.8 milyon yeni vaka kaydedeceğini ancak vakalarda en büyük oransal artışın düşük gelirli ülkelerde yaşanacağını öngörüyor. Bu ülkelerdeki kanser ölümlerinin neredeyse iki katına çıkması bekleniyor. Raporda görüşlerine yer verilen DSÖ Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Departmanı Direktörü Bente Mikkelsen, araştırmanın dünya genelinde kansere yönelik büyük eşitsizliklere dikkati çektiğini belirterek özellikle düşük gelirli ülkelerdeki nüfus, kanserle ilgili temel tedaviye erişmediğinin altını çizdi.
DSÖ’nün herkes için kanser bakımını teşvik edecek politikaları geliştirmek, finanse etmek ve uygulamak için 75’ten fazla ülkeyle yoğun olarak çalıştığını belirten Mikkelsen, “Çalışmayı genişletmek için kanser sonuçlarındaki küresel eşitsizlikleri giderecek büyük yatırımlara acilen ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

5 KİŞİDEN 1’İ YAKALANIYOR
Küresel kanser yükünün hızla arttığına değinilen raporda, tütün, alkol ve obezitenin kanser vakalarının artmasının ardındaki temel faktörler olduğu bildirildi. Hava kirliliğinin ise kanser için “çevresel risk faktörlerinin” temel etkenlerinden biri olduğu da hatırlatıldı. Kanser teşhisi konulan ve takip eden 5 yıl içerisinde hayatta kalan tahmini kişi sayısının ise 2022’de 53.5 milyon olduğu kaydedilen raporda, “Dünya genelinde yaklaşık her 5 kişiden 1’i hayatı boyunca kansere yakalanıyor. 9 erkekten 1’i ve 12 kadından 1’i ise kanser nedeniyle ölüyor” ifadeleri dikkat çekti.
EN ÇOK GÖRÜLEN TÜRLER
Dünya genelinde 2022’de akciğer, meme ve kolorektal kanserlerinin dünya genelinde en sık görüldüğü bildirilen DSÖ araştırmasında “2.5 milyon akciğer kanseri vakası görüldü ve yeni vakaların yüzde 12.4’ünü oluşturdu. Akciğer kanseri küresel olarak en sık görülen kanser türü oldu. Kadınlarda 2.3 milyon meme ve 1.9 milyon kolorektal ve 1.5 milyon prostat ve 970 bin ise mide kanseri vakası görüldü” denildi. En fazla ölümün 1.8 milyon ile akciğer kanseri nedeniyle yaşandığı kaydedilirken, bunun kanserden yaşanan can kayıplarının yüzde 18.7’sini karşılık geldiği açıklandı. Akciğer kanserinin en sık görülen kanser türü olmasının nedeni ise Asya’daki yaygın sigara kullanımı oldu. Raporda ayrıca, 2022’de kolorektal kanser nedeniyle yaşanan ölümlerin sayısı 900 bin olurken, bu vakayı 760 bin ile karaciğer, 670 bin ile meme ve 660 bin ile mide kanseri izledi. En ölümcül olan kanser türünün ise kadınlarda meme kanseri, erkeklerde ise akciğer kanseri olduğu aktarıldı.
TÜRKİYE’DE 240 BİN VAKA
-DSÖ raporunda Türkiye’de 2022 yılında toplamda 240 bin kanser vakasının görüldüğü belirtildi. Bununla birlikte, erkeklerde 132 bin 476 ve kadınlarda 107 bin 537 kanser vakası tespit edildiği kaydedildi. Aynı dönemde Türkiye’de en çok tespit edilen kanser türleri ise akciğer, meme ve kolorektal oldu. Türkiye’de kansere yakalanan erkeklerde akciğer, prostat ve kolorektal en yaygın üç kanser türü olurken; kadınlarda meme, tiroid ve kolorektal en yaygın kanser türleri olarak gerçekleşti.
]]>