Business Insider’a konuşan 38 yaşındaki Noonan, “Kendi sağlığımı ikinci plana atıyorum ama o zamanlar daha fazla çocuk istemiyordum, bu yüzden sorun yoktu. Ben de özel ihtiyaçları olan kızımın bakımına odaklandım” dedi.
36 KİLO VERDİ AMA BUNUN NEDENİNİ HER GÜN KOŞMASINA BAĞLADI
Noonan, o zamanlar rahim ağzı kanserini tarayan birkaç rutin smear testine gidemedi. 2017 ile 2018 yılları arasında yaklaşık 36 kilo verdi ancak bunu günde iki kez koşmaya başlamasına bağladı.
O ve kocası, 2017 yılında başka bir bebek sahibi olmaya karar vermişlerdi. Bunun için çabalamaya başladıkları için şaşırıyorlardı çünkü Noonan henüz 32 yaşındaydı ve zaten bir çocuğu olmuştu, yani bir sorun yoktu.
Noonan, 2019 yılında ikinci çocuğuna hamile kaldı ancak hamileliğinin 4. ayında düşük yaptı.
Noonan, o zamana kadar yaşadığı ve aklının bir köşesine yerleştirdiği semptomların ona bir nevi vücudu ile anlaması gereken bir şeyler ile ilgili haber verdiğini düşündü. “Kendimi iyi hissetmiyorum, bir şeyler oluyor. İşte bu kanserle yolculuğumun başladığı zamandı.” dedi.
2021 yılında, 34 yaşındayken, anormal kanamasının ilk başlamasından 14 yıl sonra Noonan’a üçüncü evre rahim ağzı kanseri teşhisi konuldu.
2021 yılında jinekolog, şüpheli hücrelerin bulunduğu alanları tespit etmek için vajinanın bir büyüteç altında incelendiği kolposkopi işlemini yaptı. İşte bu işlem sonrası Noonan’a rahim ağzı kanseri teşhisi kondu.
Rahim ağzı kanseri vakaların çoğuna neden olan HPV’ye (Human papilloma virüsü) karşı ergenlik öncesi dönemdeki aşıların kullanıma sunulması sayesinde rahim ağzı kanseri oranları düşüyor ve Dünya Sağlık Örgütü bu hastalığı yüzyılın sonuna kadar ortadan kaldırmayı hedefliyor.
Noonan, bu hastalıkla ilgili farkındalığı artırmak, insanları kendilerini ve çocuklarını HPV’ye karşı aşılamaya teşvik etmek ve doktor muayenehanesinde kendilerini ifade edebilmelerini desteklemek için hikayesini herkesin duymasını istiyor.
“Bir şeylerin ters gittiğini düşünüyorsanız doktorunuza gitmek için zaman ayırın. Hissettiğiniz semptomları önemseyin, kendinizi savunun çünkü vücudunuzu herkesten daha iyi biliyorsunuz” diyen Noonan, rahim ağzı kanserinin sessiz bir katil olduğunu, aradan zaman geçene kadar kanserin varlığından haberinizin olmayacağını söyledi.
Noonan, “Eğer hikayemle bir kişinin bile hayatını kurtarabilirsem, bu dünyadaki görevimi yerine getirdiğimi düşünüyorum” dedi.

SMEAR TESTİ İKİ KEZ NEGATİF ÇIKMIŞTI
Noonan, 2020 yılında iki kez smear testi yaptırdı ancak sonuçlar negatif çıktı. Bu durum, test için kullanılan fırçanın yalnızca normal hücreleri alması veya yeterince anormal hücreyi alamamasından kaynaklı olabilir.
Hemen hemen tüm rahim ağzı kanseri vakalarına uzun süreli HPV enfeksiyonu neden olur. HPV cinsel yolla bulaşır. HPV’ye karşı aşılanmamış kişiler, virüsün neden olduğu kansere sahip olsalar bile birden fazla kansere yakalanma riskiyle karşı karşıya kalırlar.
Noonan’ın da yıllardır tanı konulamamış bir HPV enfeksiyonu vardı ve bu enfeksiyon rahim ağzı kanserine dönüşmüştü.
Bir HPV enfeksiyonu, rahim ağzını veya rahim ağzını kaplayan hücrelerin genlerinde değişiklikleri tetikleyebilir ve bunların kontrolsüz bir şekilde büyümesine ve kansere dönüşmesine neden olabilir.
Noonan’ın deneyimine göre bu süreç 10 ila 15 yıl sürebilir. Bu dönemde insanlar herhangi bir semptom yaşamayabilir, bu nedenle rahim ağzı taramaları kanser öncesi hücreleri tespit etmek için önemlidir.
Kanser yayıldıktan sonra ortaya çıkabilecek semptomlar arasında cinsel ilişkiden sonra ve adet dönemleri arasında vajinal kanama ve normalden daha yoğun veya daha uzun adet dönemleri yer alır. Kanser ilerledikten sonra belirtiler arasında dışkılama da ve idrara çıkmada zorluk veya ağrı, idrarda kan veya rektumdan kanama, sırt veya karın ağrısı, bacaklarda şişlik ve yorgunluk hissi yer alabilir.
Noonan, teşhis konulduktan sonra iki hafta içinde bir jinekolojik onkoloğa göründü. Tam olarak kanserin hangi aşamada olduğunu anlamak için PET taraması, MRI ve CT taraması yaptırdı. İlk başta birinci evre olduğu ve erkenden tespit edildiği düşünüldü ancak kanser üçüncü aşamadaydı. Bu da kanserin vajina ve pelvik duvardaki rahim ağzı çevresindeki dokuya yayıldığı anlamına geliyordu.
Kanserinin tedavisi Noonan’ın yumurtalarını koruyamayacağı anlamına geliyordu. Noonan “35 yaşındayken doğurganlığımı kaybedeceğimi bilmek beni gerçekten çok etkiledi” dedi.
Tedavisi üç ay sürdü. Ocak 2022’de PET taraması yapıldığında hiçbir hastalık belirtisi bulamadı ve kendisi iki yıl boyunca remisyonda kaldı.
Noonan, “Hepimizin çocukları, evcil hayvanları, ilgilenmesi gereken işleri var ancak günün sonunda sağlığımız her şeyden önce gelmeli çünkü hastalandığınızda dünya duruyor” dedi ve Pap smear testinizi mutlaka yaptırmanız gerektiğini, yıllık muayenelerinizi planlamanızı ve kontrollerinizi aksatmamanız gerektiğini söyledi.

HİÇ BELİRTİ VERMEDEN SİNSİCE İLERLEYEBİLİR
Rahim ağzı kanseri veya rahim ağzı kanseri öncüsü lezyonların (CIN) anormal kanama, ilişki esnasında veya ilişkiden sonra kanama, lekelenme, tedaviye yanıt vermeyen akıntı gibi şikayetlere yol açabileceği gibi ender olarak sadece kasık ağrısı ile bile belirti verebileceğini, bazen hiç belirti vermeyerek sinsi seyredebileceğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğrum Uzmanı Kağan Kocatepe, hiçbir şikayet olmasa bile yıllık muayenelere gitmenin çok önemli olduğunun altını çizdi ve rahim ağzı kanserinden korunmanın yollarını anlattı:
“Günümüzde yüksek oranda etkili rahim ağzı kanseri aşılarının yaygınlaşması sayesinde rahim ağzı kanseri giderek azalıyor. Bu aşılar vücuda HPV adını verdiğimiz ve rahim ağzı kanserinden sorumlu olan virüse karşı bağışıklık kazandırıyor. Böylece genç yaştan itibaren başlayan koruyuculuk sayesinde çok büyük ihtimalle önümüzdeki yıllarda rahim ağzı kanserine oldukça az oranda rastlayacağımızı şimdiden söyleyebiliriz.”
SMEAR TESTİ İLE KANSER AŞAMASINA GELMEDEN YAKALANABİLİR
Rahim ağzı kanserinin bilinen etkeni HPV olduğuna göre öncelikle bu virüsün bulaşmasına neden olabilecek çok eşli ilişkiden kaçınılması gerektiğini, özellikle partnerinden emin olamayan kadınların prezervatif kullanımını koşul olarak sunmasının onu büyük oranda HPV’den koruyacağını ifade eden Kocatepe, rahim ağzı kanserinin kanser aşamasına gelmeden önce birçok ön evreden geçtiğini (CIN 1, 2, 3) ve bu ön evrelerin ancak pap smear testi ve HPV testi ile yakalanabileceğini, ön evrelerin tedavisinin %100’lere vardığını unutmamak gerektiğini sözlerine ekledi.

Peki, hamilelik sonrası yaşanan kanamaların hangisi normal hangisi anormal? Nasıl ayrıt edilir?
Kocatepe, lohusalık döneminde, özellikle doğumdan sonraki ilk 4-5 haftada kanama olmasının tamamen normaldir ve sürecin bir parçası olduğunu ancak lohusalık bitiminden sonraki dönemlerde oluşabilecek kanamaların artık anormal kanama olarak kabul edilmesi ve doktora başvurulması gerektiğini söyledi.
Yukarıda bahsi geçen olayda 2 kez negatif çıkan smear testi, kanserin onca yıl teşhis edilememesine neden olmuş. Smear testinin negatif çıkması kanserin varlığını %100 dışlamaz mı?
Smear testinin yalancı negatif, yani bir sorun olmasına rağmen hiçbir sorun göstermediği durumlara çok sık rastlandığını söyleyen Kocatepe, günümüzde artık tek başına smear testi yerine HPV ve smear testini beraberce yapma şeklindeki yaklaşımın giderek yaygınlaştığını, özellikle tip 16 ve 18 başta olmak üzere kansere neden olabilecek HPV tiplerine rastlandığında mutlaka kolposkopi (rahim ağzının büyüteçle incelenmesi) ve beraberinde de şüpheli alanlardan biyopsi alma işleminin önerildiğini belirtti.
Smear testinin bazen tek başına yeterli olmayacağını, çoğu gelişmiş ülkede artık tek başına HPV testi veya ko-test denilen HPV+smear testinin beraber uygulandığını söyleyen Kocatepe, smear testi “negatif” çıksa bile eğer yüksek riskli bir HPV virüsü tipi saptanırsa direkt olarak rahim ağzından biyopsi alınması gerektiğini, bu stratejiyle rahim ağzı kanserinin henüz daha kanser aşamasına gelmeden önce büyük oranda ortaya çıkarılabileceğini ve kansere yakalanma riskinin yüksek oranda ortadan kaldırılabileceğini söyledi.
]]>“DÜNYADA KADINLAR ARASINDA EN SIK GÖRÜLEN 4’ÜNCÜ KANSER TÜRÜ”
DSÖ, Rahim Ağzı Kanserini Ortadan Kaldırma Girişimi adında başlattıkları eylem hakkında, “Rahim ağzı kanseri erken teşhis edildiği ve etkili bir şekilde tedavi edildiği sürece önlenebilir ve tedavi edilebilir. Ancak 2018 yılında 300 binden fazla kadının hayatına mal olan hastalık, dünya çapında kadınlar arasında en sık görülen 4’üncü kanser türüdür.
Çok az hastalık küresel eşitsizlikleri rahim ağzı kanseri kadar yansıtıyor. 2018’deki ölümlerin neredeyse yüzde 90’ı düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana geldi. Bir halk sağlığı sorunu olarak rahim ağzı kanserinin ortadan kaldırılmasına rehberlik etmek için iddialı, uyumlu ve kapsayıcı bir strateji geliştirildi.
Mayıs 2018’de DSÖ küresel bir eylem çağrısı yaptı. Ağustos 2020’de Dünya Sağlık Asamblesi rahim ağzı kanserinin ortadan kaldırılmasına yönelik Küresel Stratejiyi kabul etti. Rahim ağzı kanserini ortadan kaldırmak için tüm ülkelerin insidans (hastalık oranı) oranını 100 bin kadında 4’ün altında tutması ve bu oranı koruması gerekmektedir. Bu hedefe ulaşmak üç temel hedef vardır. Bu hedefler, aşılama, tarama ve tedavi.” dedi.
ÜÇ TEMEL HEDEF: AŞILAMA,TARAMA VE TEDAVİ
Bu kapsamda DSÖ yapılan eylemler ile ilgili, 2020 yılından itibaren genç kızlardan yüzde 90’ının 15 yaşına kadar aşılandığını, kadınların yüzde 70’i 45 yaşına kadar yüksek performanslı testler ile tarandığını ve tedavi gören kadınların yüzde 90’ının da tedavilerinin bittiğini ifade etti. DSÖ, üç temel hedef olarak ifade ettiği aşılama, tarama ve tedavi eylemlerinin sonucu olarak ortaya çıkan 90-70-90 kavramı ile ilgili, “Gelecek yüzyılda rahim ağzı kanserini ortadan kaldırma yoluna girebilmek için her ülkenin 2030 yılına kadar 90-70-90 hedeflerine ulaşması gerekiyor” dedi.
DSÖ, HPV virüsüne karşı aşının önemine vurgu yaparak, aşının tüm yaş grupları için farklı bir dozu olduğuna da dikkat çekti. Aşı olması gereken en önemli yaş grubunun 9-14 yaş aralığındaki genç kızlar olduğunun altı çizilerek, “2023 yılı itibarıyla dünya çapında 6 adet HPV aşısı mevcuttur. Hepsi, çoğu rahim ağzı kanserine neden olan ve HPV enfeksiyonunu ve rahim ağzı kanserini önlemede güvenli ve etkili olduğu gösterilen yüksek riskli HPV tipleri 16 ve 18’e karşı koruma sağlar. Bağışıklık sistemi zayıf olduğu veya HIV (AIDS) ile enfekte olduğu bilinen kişiler için minimum 2 doz ve uygun olduğunda 3 doz gereklidir” denildi. 2022’de yapılan açıklamada rahim ağzı kanseri vakalarının yüzde 70’inde görülen HPV, 2023 itibarıyla yüzde 95’e ulaştığı ifade edildi.
“RAHİM AĞZI KANSERİNİ ORTADAN KALDIRMA YOLUNDAYIZ”
DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, rahim ağzı kanserine yakalanmamak için aşının önemine dikkat çekti. Ghebreyesus, “ HPV virüsüne karşı aşılama ve hastalığın erken ve etkili taraması ve tedavisi ile büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olan Rahim Ağzı Kanserini ortadan kaldırma yolundayız. Başarı, tüm ülkelerde kadınların ve kızların bu hayat kurtaran araçlara erişimini engelleyen eşitsizliklerin ortadan kaldırılması için tüm ortakların birlikte çalışmasını gerektirir. Bu Rahim Ağzı Kanseri farkındalık ayında, DSÖ Aşı, tarama ve tedavinin sürekli olarak genişletilmesi çağrısında bulunarak, Rahim Ağzı Kanseri Eliminasyon Girişimi aracılığıyla bu önlenebilir hastalıktan arınmış bir dünyaya olan bağlılığını yeniden teyit etmektedir.
2023’te HPV aşısını uygulamaya koyan Bangladeş, Endonezya, Nijerya ve diğer ülkeleri tebrik ediyorum ve bu kritik gündemdeki ilerlemeyi hızlandırmak için 2024’te daha fazlasını desteklemeye hazırız” ifadelerini kullandı.
]]>