ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Paris’teki temasları kapsamında ilk olarak OECD Genel Merkezi’nde, OECD Genel Sekreteri Sayın Mathias Cormann ile bir araya geldi.
Bakan Işıkhan, OECD’nin kurucu üyelerinden biri olarak Türkiye’nin OECD ile sürdürdüğü yakın ve güçlü işbirliğine verilen öneme dikkat çekerek, görüşmede ele alınacak konuların bu işbirliğinin daha da güçlenmesine katkı sağlayacağına yürekten inandığını ifade etti. OECD’nin, küresel düzeyde ekonomik ve sosyal refahın artırılmasına yönelik kapsamlı analizleri ve kanıta dayalı politika önerilini yakından takip ettiklerini ve bu katkıları son derece değerli bulduğunu söyleyen Bakan Işıkhan, “OECD’nin sunduğu veri ve analizler, sadece üye ülkelerin politikalarına değil, küresel çapta uluslararası politika geliştirme sürecine de yön vermektedir. OECD ayrıca, ülkeler arasında deneyim paylaşımına olanak tanıyan bir platform sunarak, küresel düzeyde karşılaştığımız sorunlara ortak çözümler üretmemize olanak sağlamaktadır. OECD’nin ortaya koyduğu analiz ve politika önerileri, yalnızca üye ülkeleri için değil, aynı zamanda uluslararası kuruluşlar için de bir kılavuz niteliği taşımaktadır. Bunun en son örneği, geçtiğimiz Temmuz ayında G20 Dönem Başkanı Brezilya’nın ev sahipliğinde düzenlenen G20 Çalışma ve İstihdam Bakanları Toplantısı’nda OECD’nin ILO ile birlikte G20 Hedefleri kapsamında sunduğu kapsamlı analizlerdir. Bu çalışma, bir yandan bu hedefler kapsamında G20 üyesi ülkelerdeki ilerlemeyi analiz ederken, diğer yandan da Ülkemizin kadın istihdamı konusunda başarılı bir şekilde yürüttüğü İş Pozitif Programı gibi G20 üye ülkelerinin iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasına olanak sağlamıştır” dedi.
‘OECD İSTİHDAM, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİTESİ ÇATISI ALTINDAKİ FAALİYETLER BAKANLIĞIMIZIN VİZYONU İLE TAM BİR UYUM İÇERİSİNDE’
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak, OECD ile uzun yıllardır devam eden güçlü işbirliğinden duyduğu memnuniyeti belirten Bakan Işıkhan, “Özellikle ‘İstihdam, Çalışma ve Sosyal İşler Komitesi (ELSAC)’ ve bu Komite altında faaliyet gösteren İstihdam, Sosyal Politika ve Göç Çalışma Gruplarındaki aktif katılımımız, Bakanlığımızın bu işbirliğine verdiği önemin en somut bir göstergesidir. ELSAC çatısı altında çalışmalarımız, nitelikli istihdam fırsatları yaratma, gelir dağılımındaki adaletsizlikleri azaltma, uluslararası göçü yönetme ve sosyal koruma sistemlerini güçlendirme gibi kritik konuları kapsamaktadır. Bu hususlar, Bakanlığımızın vizyonu ile tam bir uyum içerisindedir” şeklinde konuştu.
Bakan Işıkhan, OECD’nin sunduğu uzmanlık, analiz ve analitik desteğin, Bakanlığın politika geliştirme süreçlerine doğrudan katma değer sağladığını ve karar alma mekanizmalarını daha etkili ve isabetli hale getirdiğini söyleyerek, bunun da ülkemizin sosyal ve ekonomik gelişimine önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Bakan Işıkhan ayrıca, ELSAC kapsamında yürütülen bazı çalışmaların gönüllü katkıya dayanmasının, verilerin karşılaştırılabilirliğini ve elde edilen sonuçların kapsayıcılığını sınırlandırdığını vurgulayarak, bazı kritik alanlarda gönüllülüğe dayalı faaliyetlerin tüm üye ülkelerin katılımını içerecek şekilde genişletilmesi gerektiğini vurguladı.
Bakanlık olarak OECD ile yeşil dönüşüm alanında Türkiye’deki bölgesel işgücü piyasaları için fırsatlar ve zorlukları ele alacak projeler üzerinde çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Bakan Işıkhan, “Bu çalışmaların, 2024-2028 dönemini kapsayan Ulusal İstihdam Stratejimizin yeşil dönüşüm odağına önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Bakanlığımız, ELSAC dışındaki OECD Komitelerine ve Programlarına da katılım ve katkı sağlamaktadır. Örneğin ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde iş yaratma, sosyal katılım ve ekonomik büyümeye yönelik yenilikçi yaklaşımlarla desteklemek için oluşturulan OECD Yerel İstihdam ve Ekonomik Kalkınma Programı kapsamında aktif olarak rol almaktayız. Bu ve benzeri Programlardan Bakanlık olarak daha fazla yararlanmak istiyoruz” İfadelerini kullandı.
‘2026 YILINDA OECD BECERİLER ZİRVESİ’Nİ ÜLKEMİZDE GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ’
Dijitalleşme ve yeşil dönüşümün, üretim süreçlerinden çalışma modellerine kadar işgücü piyasasını her yönüyle etkileyen köklü değişimlere yol açtığını ifade eden Bakan Işıkhan, “Bu dönüşüm, mevcut mesleklerin gerektirdiği becerilerin hızla değişmesini zorunlu kılarken, yüksek teknolojiye dayalı yeni meslekler için yeni beceri ihtiyaçlarını da beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla, işgücü piyasasının gereksinimleriyle uyumlu becerilerin geliştirilmesi, ülkelerin sürdürülebilir kalkınması için kritik bir öneme sahiptir. Bu inançla Ülkemiz, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyoner liderliğinde, hem geleceğin işlerine yönelik insan kaynaklarının geliştirilmesi, hem de istihdam hizmetlerinin dijitalleştirilmesine yönelik birçok önemli adım atmıştır” dedi.
Bu çerçevede işgücü piyasasının gereksinimlerine uyumlu becerilerin geliştirilmesinin her zaman Bakanlığın öncelikleri arasında yer aldığını söyleyen Bakan Işıkhan, “2016 yılından bu yana düzenli olarak düzenlenen OECD Beceriler Zirveleri, toplumlarımıza değer katan ve ekonomik büyümeyi destekleyen beceri politikalarının geliştirilmesi açısından önemli bir platform olmuştur. Bu çerçevede Türkiye olarak, 2026 yılında ev sahipliğini yapacağımız OECD Beceriler Zirvesi’ni gerçekleştirerek, bu küresel çabayı güçlü bir şekilde devam ettirme konusunda büyük bir heyecan duyuyoruz. Zirvenin, OECD üyesi ülkeler arasındaki işbirliğini güçlendireceğine, en iyi uygulamaların paylaşılmasına ve beceri reformlarının etkilerinin değerlendirilmesine olanak sağlayacağına inanıyoruz. Bu bağlamda Türkiye olarak, Zirvenin başarılı geçmesi için her türlü katkıyı sağlamaya hazır olduğumuzu belirtmek isterim. OECD’nin de desteğiyle, 2026 Beceriler Zirvesi’nin, katılımcı tüm ülkeler için somut kazanımlar sağlayacak bir başarı hikayesine dönüşeceğine eminim” ifadelerini kullandı.
‘TÜM ULUSLARARASI KURULUŞLARI FİLİSTİN’DEKİ İNSANİ KRİZE SON VERMEK İÇİN AKTİF ROL ALMAYA DAVET EDİYORUM’
Gazze’de yaşanan insanlık dışı katliamı en güçlü ifadelerle kınadığını belirten Bakan Işıkhan, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı ve güçlü liderliği altında, Türkiye’nin, Filistin halkının yaşam hakkı mücadelesinde her zaman yanında olduğunu vurgulamak istiyorum. Bu trajedi karşısında uluslararası toplumun sessiz kalmaması gerektiğine inanıyoruz. Bu bağlamda, OECD başta olmak üzere tüm uluslararası kuruluşları, Filistin halkına destek olmak ve bu insani krize son vermek için aktif rol almaya ve girişimlerde bulunmaya davet ediyorum.” Şeklinde konuştu.
Bakan Işıkhan, Paris’te Türk Sivil Toplum Kuruluşları ile bir araya geldi.Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Paris’e giden Bakan Işıkhan, burada Türk Sivil Toplum Kuruluşları ile de bir araya geldi. Yurt dışındaki vatandaşların sosyal yaşamda ve çalışma hayatında karşılaştıkları zorlukların farkında olduğunu ifade eden Bakan Işıkhan, “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak yurtdışındaki birimlerimiz vasıtasıyla üzerimize düşen görevleri hakkıyla yerine getirme konusunda her türlü hassasiyeti gösterdiğimizden emin olun. Sunduğumuz hizmetlerin etkinliğinin ve verimliliğinin artırılmasına yönelik yoğun mesai harcıyoruz. Bu yönde geçtiğimiz günlerde Maltepe Üniversitesi ile yurt dışında yaşayan Türklere dair ortak çalışmalar yapılmasına ilişkin bir işbirliği protokolü imzaladık” dedi. Bakan Işıkhan, “Çeşitli sebeplerle dünyanın dört bir yanında yaşamını sürdüren soydaşlarımızın ve vatandaşlarımızın en büyük destekçisi olarak, bu protokolle temel hedefimiz, buralarda yaşadığınız süre zarfında ortaya çıkan veya şekil değiştiren sorunlarınızı bilimsel ve doğru olarak tespit etmek ve bu sorunların çözümüne yönelik etkin çözüm önerileri geliştirmek üzere araştırmalar yürütmek, projeler, sempozyum ve çalıştaylar düzenlemektir.” ifadelerini kullanarak, hızla küreselleşen dünyada hangi ülkede yaşarsa yaşasın, arada coğrafi mesafeler olsa da toplumların kader birliği içerisinde hareket etmesi gerekliliğini ortaya koydu.
‘DÜNYANIN NERESİNDE İHTİYAÇ SAHİBİ GÖRSE İMDADINA KOŞAN BİR ÜLKEYİZ’
Değişen bölgesel güç dengeleri ve gelişen teknik araçlarla birlikte ortak hareket imkanının her geçen gün daha kolaylaştığına dikkat çeken Bakan Işıkhan, “Dünyanın neresinde bir ihtiyaç sahibi görse imdadına koşan bir ülke, koruyup kollayan büyük bir medeniyetin mirasçıları olarak, yurt dışında yaşayan soydaşlarımız, vatandaşlarımız elbette bu kabiliyetin nimetlerinden yararlanan grupların başında geliyor. Bu hususta özellikle yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın ihtiyaç, talep ve sorunlarıyla ilgilenme noktasında ülkemiz oldukça ilerlemiş durumda” şeklinde konuştu.
Bakan Işıkhan, bilişim sistemlerinin çok hızlı ilerlemesi sebebiyle devletin vatandaşlara sağladığı hizmetlerin bu hıza ayak uydurmasının, özellikle yurt dışında yaşayan vatandaşlar için çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Bakanlık olarak, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın, çalışma ve sosyal güvenliğe ilişkin tüm işlem ve başvurularını Müşavirlik ve Ataşeliklerimiz, birimlerimizin olmadığı yerlerde ise Dışişleri Bakanlığımızın yurt dışı birimleri vasıtasıyla dijital olarak yapabilmesi için çalışmalara başladık. Bu kapsamda, tüm başvuruları elektronik ortama taşıyarak, vatandaşlarımızın zaman ve maddi açıdan tasarruf yapmaları şu an en önemli gündem maddelerimizden birisidir. Bunun hukuki ve teknik altyapı hazırlıklarını Sosyal Güvenlik Kurumumuz, İş Kurumu Genel Müdürlüğümüz, Dışişleri Bakanlığımız ve Ticaret Bakanlığımız ile birlikte yürütmekteyiz” dedi.
‘YURT DIŞI TEŞKİLATI BİLGİ YÖNETİM SİSTEMİ (YTYBS) İLE DAHA HIZLI VE SAĞLIKLI HİZMET SAĞLIYORUZ’
2019 yılında uygulamaya alınan Yurt Dışı Teşkilatı Bilgi Yönetim Sistemi (YTYBS) ile yurt dışındaki vatandaşların sigorta ile ilgili bilgilerini anlık olarak sorgulayabildiğini ve bu anlamda daha hızlı ve sağlıklı hizmet verdiklerini söyleyen Bakan Işıkhan, “Sistemi sürekli güncelleyerek yeni hizmetler ekliyoruz. Ülkemizde bulunan vatandaşlarımız tarafından yurt dışı teşkilatımıza yapılacak başvurular ve gönderilecek evrakın, 81 SGK İl Müdürlüğü vasıtasıyla elektronik olarak yurt dışı birimlerimize iletilmesini sağladık. Evvelce, vatandaşlarımız bu evrakları fiziki posta ile göndermek durumunda kaldığından, postanın ulaşmaması, zarar görmesi ve zaman kaybı gibi sorunlar yaşanmaktaydı. Bu sistemle birlikte, çok şükür, bu sorunların hepsini bertaraf etmiş bulunmaktayız” dedi.
Bakan Işıkhan, hükümet olarak yurt dışından emekli olan vatandaşlar için çeşitli düzenlemeler yaptıklarını ifade ederek, “Yurt dışından emekli olan vatandaşlarımızın Ülkemize araçlarıyla gelmeleri durumunda 2 yıl olan araç bulundurma süresini 4 yıla çıkarttık. Bu işlemler için Konsolosluklara onaylatılan yurt dışı emeklilik belgesinin de sistemimiz üzerinden (YTYBS) doğrudan ilgili gümrük idarelerine gönderilmesini sağlamayı planlıyoruz. Bununla, özellikle emekli vatandaşlarımızı ve kıymetli büyüklerimizi bir zahmetten daha kurtaracak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Türkiye olarak, Bakanlık olarak, yaşadığınız zorluklarla mücadele noktasında desteğimizin artarak devam edeceğinden hiç şüpheniz olmasın” ifadelerine yer verdi.
‘KUVVETLİ BİR TOPLUM OLABİLMEK İÇİN BİRLİK VE BERABERLİK RUHUNU KAYBETMEMEMİZ GEREKİYOR’
Fransa’da bulunan vatandaşların, Türkiye ile Fransa arasında bir dostluk köprüsü oluşturduğunu söyleyen Bakan Işıkhan, “İki ülkenin birbirini daha iyi anlamalarına, Türkiye’nin buradaki konumunun daha da güçlendirilmesine, Türk ve Fransa halkları arasındaki bağların pekiştirilmesine önemli katkılar sağlıyorsunuz. Sizlerin hayatın neredeyse her alanında gösterdiğiniz başarıyla, Fransa toplumu içerisinde elde ettiğiniz saygın konumla her zaman iftihar ediyoruz. Sizlerin, mensubu bulunduğunuz çeşitli iş çevreleri, meslek örgütleri ve eğitim kurumları aracılığıyla Fransa’da ülkemizin sesini duyurduğunuzu ve ülkemizi başarıyla temsil ettiğinizi biliyoruz. Vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerde hiçbir şekilde ayrımcılığa maruz kalmaksızın yaşamlarını müreffeh bir biçimde sürdürmelerini sağlamak temel gayemizdir” İfadelerini kullandı.Bakan Işıkhan, sözlerine şöyle devam etti, “Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız ve soydaşlarımız birlikte hareket edebildikleri, işbirliği yapabildikleri ölçüde seslerini duyurabiliyorlar. Kuvvetli bir toplum olabilmek, birlik ve beraberlik ruhunu asla kaybetmememizi gerektiriyor. Bütünlük içerisinde hareket, görüş ve düşünce farklılıkları ne olursa olsun, ortak davalarda birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde hareket etmekten ve yerel koşullara uyum sağlamaktan geçiyor. Derneklerimizin şimdiye kadar olduğu gibi Büyükelçiliğimiz ve Başkonsolosluklarımız ile yakın temas ve işbirliğini sürdürmesi önemlidir. Buradaki temsilcilerimiz, her türlü sorununuzun çözümünde sizlere yardımcı olmaya devam edecek, imkanlar ölçüsünde gerekli desteği vereceklerdir.”
Bakan Işıkhan, resmi ziyaretleri kapsamında Paris’te Türkiye Cumhuriyeti Paris Büyükelçisi Yunus Demirer ile bir araya geldi. Türkiye ve Fransa arasındaki ilişkilerin güçlenmesine yönelik çalışmalarını sürdüren Büyükelçi ve Büyükelçilik personellerine başarılar diledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Milli para atlet Serkan Yıldırım erkekler T12 100 metre finalinde 10.70’lik derecesiyle Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda altın madalyaya uzandı. IPC, yarışın ardından “Yarışmaya uygun değil” kararını gerekçe göstererek, Serkan Yıldırım’ın madalyasını geri aldı ve önümüzdeki günlerde yapılacak 400 metre yarışlarından Serkan Yıldırım’ın adını sildi.
Serkan Yıldırım, Mayıs 2024’te Dünya Para Şampiyonası’nda 100 metrede şampiyona rekoru ve 400 metrede ise dünya rekoru kırarak altın madalya kazanmıştı. Haziran ayında IPC’ye bağlı Dünya Para Atletizm Federasyonu’nun (WPA) başlattığı süreç ile Serkan Yıldırım’ın onaylanmış sınıflandırması, tekrar incelemeye alınmıştı. Yıldırım’ın durumunun “inceleniyor” olarak değiştirilmesiyle Serkan Yıldırım’ın Paris 2024 Paralimpik Oyunlarda yarışamayacağı söylenmişti.
Bunun üzerine Türkiye Paralimpik Komitesi’nin, Almanya yasalarına tabi olan IPC’ye karşı Alman mahkemesine açtığı davanın sonucu Serkan Yıldırım’ın Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda yarışacağı kararı verildi. IPC bu kararı üst mahkemeye taşıdı.
Serkan Yıldırım’ın erkekler T12 100 metrede altın madalya kazanmasının ardından üst mahkemeden çıkan kararı gerekçe göstererek, Serkan Yıldırım’ın altın madalyasını geri aldı. Bunun üzerine Türkiye Paralimpik Komitesi açıklama yaptı. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“IPC Serkan Yıldırım için ‘Yarışmaya uygun değil’ yönünde karar çıkarttı. Şampiyon atletimiz, bu nedenle 400 metre yarışının listelerinden çıkarıldı. Ayrıca yasal sürecin bir parçası olarak 100 metre madalyası alındı Türkiye Milli Paralimpik Komitesi olarak sporcumuzun Haziran ayından beri verdiği hukuk mücadelesine devam edeceğiz ve pistte kazanılan başarıların yargıda kaybedilmemesi için Serkan Yıldırım’ın yanında olacağız. 100 metre madalyasını geri almak için yasal haklarımızı kullanıyoruz ve sporcumuzun hakkını sonuna kadar arayacağız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÜMÜŞ MADALYA ALDI
Aysel Özgan 231.1 puanla finali tamamlayarak gümüş madalya kazandı. Ayşaegül Pehlivanlar ise 190.9 puanla bu kategoride paralimpik oyunlar 4’üncüsü oldu. Atıcılık P2 10 metre havalı tabanca SH 1 sınıfında altın madalyayı İran’dan Sarah Javenmardi, bronz madalyayı ise Hindistan’dan Rubina Francis aldı.
MADALYA SAYIMIZ 7’YE YÜKSELDİ
Türkiye, oyunlardaki madalya sayısını 1’i altın, 4’ü gümüş, 2’si bronz olmak üzere 7’ye çıkardı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BÜYÜK GÜNÜNE KIRIK AYAKLA KATILMAK ZORUNDA KALDI
Uzun zamandır hazırlandığı bu defile ise ünlü yıldız için tam bir eziyete dönüştü. Birkaç hafta önce egzersiz yaparken ayağını kıran Victoria Beckham Paris’e koltuk değnekleriyle gitmek zorunda kaldı.

Büyük ilgi gören defilesine de alışılmış şıklığından ödün vermeden koltuk değnekleriyle gitti ve podyuma öyle çıktı. Zor durumda olmasına rağmen sergilediği güçlü duruş ve tarzından ödün vermemesiyle de epeyce alkış aldı.
Moda dünyasının en ünlü yıldızlarının geldiği Beckham defilesi de oldukça iyi gitti. Tasarımları beğenilen ünlü isim kendini bekleyen tatsız sürprizden ise habersizdi.

Hayvan hakları örgütü PETA, tasarımlarında gerçek deri kullanan Victoria Beckham’ın defilesini “Hayvanlar kumaş değildir” yazılı pankartlarla protesto ettiler
PETA DEFİLEYİ PROTESTO ETTİ, EYLEMCİLER PODYUMA FIRLADI
Her yıl New York, Londra ve Milano da dahil olmak üzere küresel moda etkinliklerinde düzenli olarak gösteri yapan küresel hayvan hakları örgütü PETA bu yıl Paris Moda Haftası’ndaki eylemleri için Victoria Beckham’ın defilesini seçmişti.

Defile devam ederken podyuma fırlayan hayvan hakları aktivistleri, modacı ve şarkıcı Victoria Beckham’ın tasarımlarını protesto ettiler.
Üzerlerine “Hayvanlar kumaş değildir” yazılı tişörtler giyen göstericiler “Yaşasın vegan deri” yazılı dövizler taşıdı.
Victoria Beckham’ın markası VB’nin, Nappa derisi (kuzulardan yapılır) ve 2 bin sterlinden fazla olan parlak dana derisi çantalar da dahil olmak üzere, markasının kıyafetlerine ve aksesuarlarına deriyi dahil ettiği biliniyor.

Defilenin canlı yayını da kesintiye uğradı ve protestocular güvenlik tarafından uzaklaştırıldıktan sonra modeller podyumda ikinci kez yürümek zorunda kaldı. Defilenin sonunda koltuk değnekleriyle sahneye çıkan Victoria Beckham koleksiyonuyla alkış aldı ancak defilesine de böylece gölge düşmüş oldu.
TÜM AİLESİ ONA DESTEK OLMAK İÇİN YANINDAYDI
Beckham’lar defile sonrasında topluca yemeğe gittiler. Hem defileyi kutlamak hem de büyük gününde beklemediği bir şok yaşayan Victoria Beckham’a güzel bir gece geçirmesi için destek vermek istediler.

Uzun süredir hazırlandığı defilesine kırık ayakla gitmek zorunda kalan bir de PETA protestosuna yakalanan Victoria Beckham, yağmurda bile çıkarmadığı güneş gözlükleriyle asık suratını gizlemeye çalıştı
Paris yağmuruna yakalanan ünlü çift yemek çıkışı görüntülendi. Victoria Beckham baştan aşağı siyahlara bürümüş, her zamanki sadece şıklığını sergilerken David Beckham da koyu lacivert takım elbisesiyle ondan geri kalmadı.

Victoria Beckham defileden sonra ailesinin fotoğraflarını paylaşıp onlara sevgi sözcükleri yolladı
Çiftin oğulları Brooklyn Beckham da özel geceye model ve oyuncu olan eşi Nicola Peltz ile katıldı. Çiftin ortanca oğulları Cruz ve en küçük kızları Harper da yanlarındaydı. Ünlü ailenin tek eksiği ise geçtiğimiz gün sevgilisi Mia Regan’dan ayrılan 21 yaşındaki Romeo Beckham’dı.

Brooklyn Beckham ve Nicola Peltz de destek için Paris’teydi
David Beckham Victoria Beckham’a yağmurda ıslanmaması için şemsiye tuttu, onu koruyup kollamak için de elini omzundan çekmedi. Ancak hem kırık ayağı hem de defilede yaşananlar yüzünden ünlü modacının yüzünden düşen bin parçaydı adeta.
YÜZÜ BİR TÜRLÜ GÜLMEDİ
Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen defile sonrası yaptığı sosyal medya paylaşımlarında ailesine, eşi David ve onunla Paris’e gelen çocuklarına teşekkür eden Victoria Beckham orada mutluluk pozları verse de yüzü bir türlü gülmedi.

Hatta hava karanlık ve yağmurlu olmasına rağmen kocaman güneş gözlüklerini bile çıkarmadı.
]]>Meurisse öldüğünde yanında sadece ortağı olan astronom Jean Richer vardı. Ancak o esnada Richer de hastalığın pençesinde yaşam mücadelesi veriyordu.
İkili bir yıl önce özel bir görev için, 7.000 kilometre uzakta Paris’te bulunan Fransa Bilimler Akademisi’nden Güney Amerika’nın kuzeydoğu sahilinde bulunan Cayenne şehrine gönderilmişti. Görevlendirmeyi yapan kişi ünlü gökbilimci Giovanni Cassini’ydi. Cassini’nin bu iki meslektaşından istediği şey, Dünya ile Güneş arasındaki mesafenin hesaplanmasını sağlayacak ölçümler yapmalarıydı.
İNSANLAR EN BAŞINDAN BERİ AYNI SORUYU SORUYOR
İnsanlar Dünya üzerinde var olduklarından bu yana kafalarını göğe kaldırdıklarında gördükleri Güneş’in ne kadar uzakta olduğunu hep merak etti. Antik dönemde yaşayan Eratosthenes ve Batlamyus gibi bilim insanları, birbirinden çok uzak tahminler yapsalar da gerçek sayıya ulaşabilen hiç olmadı.
1670’li yıllara gelindiğinde, Cassini, yeni geliştirilen astronomi aletlerinin de yardımıyla “Güneş ne kadar uzakta?” sorusuna kesin bir yanıt bulmaya kararlıydı. Paris Gözlemevi’nin ikinci katını kendine mesken tutan Cassini, sürekli bu soru üzerinde çalışıyordu.
‘Giovanni Domenico Cassini: A Modern Astronomer in the 17th Century’ (Giovanni Domenico Cassini: 17’nci Yüzyılda Modern Bir Gökbilimci) kitabının yazarı Gabriella Bernardi, National Geographic’e yaptığı açıklamada, “Hiçbir hobisi yoktu. Günlüğüne baktığımızda karşımıza kendini tamamen işine adamış bir adam çıkıyor” ifadelerini kullandı.
Aslına bakılırsa Richer ve Meurisse’in Fransız Guyanası’na yaptığı yolculuk ne ilk ne de tekti. Cassini, bu şekilde birçok gezi organize etmişti. Richer ve Meurisse, iki yıl önce de enlemleri ve gelgit genliğini ölçmek için Kuzey Amerika’nın kuzeydoğusuna gitmişti. Fransız bilim insanları ilerleyen zamanda Senegal ve Ekvador’da da araştırma gezileri yaptı.
Ancak Cayenne’e yapılan gezide toplanan verilerle Cassini’nin matematik zekâsı bir araya gelince Dünya ile Güneş’in arasındaki mesafe ilk kez isabetli bir biçimde hesaplandı.

14‘üncü Louis Fransa Bilimler Akademisi’nin açılışında
TİCARET YOLLARINI BİLİM İÇİN KULLANACAKLARDI
11 Ocak 1667 günü yani Fransız Guyanası’na düzenlenen geziden 5 yıl önce, gökbilimci Adrien Auzout, Paris’te Bibliothèque du Roi’nın (Kral Kütüphanesi) toplantı salonunda bir konuşma yapıyor, kendisini dinleyen perukalı adamlara oldukça cesur bir araştırma programının ayrıntılarını anlatıyordu.
McGill Üniversitesi’nden tarihçi Nicholas Dew, “Akademinin kuruluş aşamasında bile astronomi gezileri yapmayı planlıyorlardı. Bu planları yapan kişi Auzout’ydu. Sömürgelere giden ticaret yollarını kullanarak gözlemcileri dünyanın dört bir yanına gönderip astronomi gözlemleri yaptırma vizyonuna sahipti” dedi.
Auzout’nun planı oldukça kapsamlıydı. Gezegenlerin ve Güneş’in uzaklığının ölçülmesi gibi problemlerde doğru hesap yapabilmek için Paris ve Amerika ya da Afrika gibi çok uzak iki noktadan ölçüm yapılması gerektiğini biliyordu. Örneğin bilim insanlarının Doğu Hindistan Şirketi’nin tesis kuracağı Madagaskar’a gönderilmesi gerektiğini, ülkenin Ekvator’a yakınlığı sayesinde kritik ölçümler yapılabileceğini savunuyordu.
O dönemde Paris, hem ticaretin hem de entelektüel faaliyetlerin merkezi konumundaydı. Önemli zanaatkârlar da burada yaşıyordu. Dahası şehrin dış mahallelerinde yeni bir rasathanenin inşaatı başlamıştı.
‘TARİHİ YAKINLAŞMA’ İÇİN ZAMAN DARALIYORDU
Auzout’nun konuşmasından iki yıl sonra Nisan 1669’da Cassini, Paris’e ayak bastı. Kral 14’üncü Louis kendisini şahsen davet etmişti.
Kısa süre içinde Fransa Bilimler Akademisi’nin en tanınmış kişilerinden biri haline gelen Cassini için Bernardi, “Paris’e gittiğinde 44 yaşındaydı. Bagajı astronomi araçlarıyla dolu bir bekârdı” dedi.
Akademi, Ekvator’a yapılacak gezi için hazırlıkları sürdürürken, bilim insanlarının odağı Madagaskar’dan Cayenne’e kaymıştı. Zira Fransa hakimiyetindeki bu yerleşim, Madagaskar’a kıyasla çok daha yakındı ve Akademi’nin dikkat çekici bir etkinlik düzenleyebilmek için zamanı sınırlıydı. 1672 yılının sonbaharında, Mars ve Dünya birbirlerine 15 yıldır hiç yaklaşmadıkları kadar yaklaşacaktı.
Cassini, bu dönemde Mars’ı net bir biçimde gözlemleyerek gezegenin ıraklık açısını (iki ayrı gözlem noktasından görülen konumlarındaki fark) ölçebileceğini anlamıştı. Bu kritik ölçüm sayesinde Dünya’nın Güneş’e olan mesafesi de hesaplanabilirdi. Bir başka deyişle Mars’ın Dünya’ya fazlasıyla yaklaşacak olması, kaçırılmaması gereken bir fırsattı.
ÖLÜMÜ BİLE GÖZE ALMIŞLARDI
Richer ve Meurisse, binlerce kilometre uzağa yapacakları yolculuk öncesi Cassini’yle günler boyunca çalıştı. İkisi de tehlikeli bir yolculuğa çıktıklarının farkındaydı. Ölümü bile göze almışlardı.
Dew, “Bu dönemde bu gemilere bindirilen herkes düşük statüye sahipti. Tehlikeli, korkutucu, uzun mesafe yolculukları düşük statüye sahip, düşük gelirli kişiler tarafından yapılırdı” dedi.
Richer ve Meurisse’in yolculuğunun ilk durağı Fransa’nın La Rochelle Limanı’ydı. Bilim insanları burada geçirdikleri üç ayı oktant, kuadrant, teleskop, sarkaçlı saat gibi cihazlarını ayarlayıp test etmekle geçirdi.
8 Şubat 1672 günü bir ticaret gemisiyle (muhtemelen Senegal’e giden boş bir köle gemisiyle) Cayenne’e doğru yola çıktılar. Yolculuk sırasında bir gece geminin güvertesinden gökyüzünü izleyen Richer, bir kuyruklu yıldızla ilgili notlar aldı.
Cassini, Richer’ye çeşitli görevler vermişti. Güney yıldızlarının konumlarını ölçmesi, gelgitlerin genişliğini ölçmesi ve şafak vaktinin süresini ölçmesi gerekiyordu. Jüpiter’in aylarıyla ilgili gözlem yapacak, Venüs, Mars ve Merkür’ün hareketleriyle ilgili detaylı notlar alacaktı. Dahası barometrik ölçümler yapmaları ve sıra dışı bitkileri ve hayvanları da gözden kaçırmamaları gerekiyordu.

ÇOK YANLIŞ ZAMANDA GİTTİKLERİNİ ANLADILAR
İkili 22 Nisan 1672’de Cayenne’e ayak bastı.
Bir yanında Mahury Halici diğer yanında Cayenne Irmağı’yla Cayenne, yılda iki üç geminin ancak uğradığı, Guyana’nın geri kalanından kopuk bir ada konumundaydı.
Gemiden inen ikili, buraya gelmek için yılın en kötü zamanını seçtiklerini fark etti. Muson mevsimine denk geldikleri için hava çok nemliydi. Sivrisinekler etraflarında bulut gibi uçuyordu. Sürekli yağan yağmur nedeniyle ırmak sık sık taşıyor ancak boğucu sıcaklık bir türlü aman vermiyordu.
Cayenne’in doğası Richer ve Meurisse’in alışık olduğu Paris’ten çok farkıydı. Hayatları boyunca görmedikleri bitki ve hayvanlarla karşılaşıyor detaylı notlar alıyorlardı. Ancak bu notların çok büyük bir kısmı zaman içinde kayboldu.
Cayenne’e iner inmez Richer, ormanın içinde bir gözlemevi inşa etmek için en doğru noktayı aramaya başlamıştı. Birkaç hafta içinde aradıkları noktayı bulan ikili, Cayenne yerlilerinin desteğiyle dallardan, ağaç kabuklarından ve palmiye yapraklarından oluşan çatısı delik bir bina inşa etti.
EN BÜYÜK ENGEL YAĞMURDU
Mayıs ortasında gözlemevinin inşaatı tamamlanmıştı. Richer’nin Kuzey Yıldızı’nın yüksekliğini hesapladığı ilk gözlem kaydının tarihi 14 Mayıs’tı. Zor bir görev için umut verici bir başlangıç olmuştu.
Ancak yağmur işlerini zorlaştırıyordu. Hava muhalefeti nedeniyle günler boyunca bir ölçüm bile yapamadıkları oluyordu. Sarkaçlı saatlerin içine giren karıncalar çarkların ve dişlilerin çalışmasını engellemiş, saatleri durdurmuştu.
Cayenne’de çeşitli av hayvanları, balıklar, muz, avokado, mango gibi lezzetli meyveler vardı ancak Richer ve Meurisse, yanlarında getirdikleri ve tadına alışkın oldukları işlenmiş et, kahve, peynir gibi gıdalarla besleniyordu. Bu stokları çok nadiren geçen gemilerden aldıkları erzakla takviye ediyorlardı. Posta da çok nadir geldiğinden Richer ve Meurisse Cayenne’de yalnız gibiydi.
TEK ÖLÇÜM YAPAN ONLAR DEĞİLDİ
Nihayet Ekim 1672’de yani tam Mars’ı gözleme zamanında yağmur mevsimi sona erdi. Richer sonraki birkaç haftayı bu gezegeni ve yakınlarındaki yıldızları ölçerek geçirdi. 7.000 kilometre uzakta Cassini ve Danimarkalı gökbilimci Ole Romer de aynı ölçümleri Paris Gözlemevi’nin penceresinden yapıyordu.
Öte yandan Kraliyet Bilimler Akademisi üyesi gökbilimci John Flamsteed de Londra’da Güneş’in uzaklığını hesaplamak için Mars’ın ıraklık açısını ölçmekteydi. Flamsteed, akşam erken saatte ve gece geç vakitte (yani Dünya biraz döndükten sonra) ölçümler yaparak hesaplama metodunu geliştirmişti. Nihai hesaplamaları Cassini’ninkiler kadar net olmasa da gerçeğe oldukça yakın olacaktı.
1673 yılının ilkbaharında Meurisse, sarı humma, sıtma, zatürre ya da ağır malnütrisyon nedeniyle hayatını kaybetti. Yapayalnız kalan Richer, devam edemeyecek kadar hastaydı. Akademi’ye götüreceği örnekler arıyordu. Yakaladığı bir timsahı zincire vurup geminin mahzenine hapsetmişti. Hastalığı nedeniyle çok zayıf bir durumda olan Richer, raporunun taslak metnini de yanına alıp 25 Mayıs 1673 günü Cayenne’den ayrıldı. Geri dönüş yolculuğunda timsah açlıktan ölürken Richer sağlığına kavuştu.

Giovanni Cassini
ÇOK AZ FARKLA HESAPLAR TUTTU
Richer’nin resmî raporu 1679 yılında yayımlandı. Onun topladığı verileri kullanan Cassini, hesaplarını yaptı ve 1684 yılında Güneş’in Dünya’dan yaklaşık 140 milyon kilometre uzakta olduğu sonucuna vardığı makalesini yayımladı. Gerçek mesafenin 150 milyon kilometre civarında olduğu düşünüldüğünde, Cassini’nin hesapları neredeyse tamamen tutmuştu.
Richer ve Meurisse’in yaptığı gezi ve Güneş Sistemi’nin akıllara durgunluk veren büyüklüğü, kısa süre içinde dilden dile yayılan bir bilgi haline geldi. Bunda bilimsel bilgileri roman diliyle anlatan Bernard le Bovier de Fontenelle’in eserleri büyük ilgi gördü. Artık astronomi gündelik sohbetlerin konusu haline gelmişti.
NEWTON’IN DA YOLUNU AÇTI AMA…
Richer’nin Cayenne’e yaptığı yolculuğun tek getirisi bu olmadı. Güney Amerika’dayken bir sarkacın boyunu ölçen Richer, bunu hassas saatleriyle karşılaştırdı ve bir tuhaflık fark etti. Sarkaç Cayenne’de Paris’e kıyasla daha hızlı sallanıyordu. Yani 1 saniyenin uzunluğu daha kısaydı.
Richer o sırada açıklayamamış olsa da bunun sebebi Ekvator’a yakın bölgelerde yer çekiminin Paris’in bulunduğu orta enlemlere kıyasla biraz daha zayıf olmasıydı. Richer’den 15 yıl sonra Isaac Newton, Paris’le Cayenne’in farkını açıklamayı başaracak, geliştirdiği yer çekimi teorilerine kanıt olarak Richer’nin ölçümlerini gösterecekti.
Ne var ki aradan geçen zamanda Richer büyük oranda unutulurken, Dünya ile Güneş arasındaki mesafenin doğru şekilde hesaplanması Cassini’nin zafer hanesine yazıldı. Richer de Fransa’ya döndükten sonra akademiden ayrılıp bir askeri mühendisin asistanı olarak çalışmaya başladı.
Nationa Geographic’in “How far away is the sun? They went on a perilous journey to find out” başlıklı haberinden derlenmiştir.
]]>