Orta – Ulusal Kanal Haber https://www.ulusalkanalhaber.com.tr Wed, 31 Jul 2024 21:06:44 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 YOİKK toplantısı başladı… Yılmaz: Önceliğimiz sürdürülebilir büyüme ve istihdam artışını sağlamaktır https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/yoikk-toplantisi-basladi-yilmaz-onceligimiz-surdurulebilir-buyume-ve-istihdam-artisini-saglamaktir/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/yoikk-toplantisi-basladi-yilmaz-onceligimiz-surdurulebilir-buyume-ve-istihdam-artisini-saglamaktir/#respond Wed, 31 Jul 2024 21:06:44 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=15305 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın açıklamaları şöyle:

1 Mart 2024’de kamuoyuna açıkladığımız YOİKK Eylem Planımızda yer alan 57 eylemden 6’sı tamamlanmış durumdadır;  2’si ise tamamlanmak üzeredir.

Tamamlanan Eylemlerimiz kapsamında, Eylem Planı yayım tarihinden itibaren;

  • Kişisel Verilerin Korunması Kanununa ilişkin değişiklik ihtiyacının TBMM’ye sunulması,
  • İtiraz, istinaf ve temyiz kanun yollarına başvuru sürelerinin yeknesak hale getirilmesi ve bu sürelerin tebliğden itibaren başlamasına ilişkin düzenleme çalışması yapılması,
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı ek kapasitelerin kurulabilmesine imkân sağlayacak kanuni değişiklik ihtiyacının TBMM’ye sunulması,
  • Bireysel emeklilik fonlarının girişim sermayesi fonlarına yönlendirilmesi amacıyla düzenleme yapılması,
  • Uzun vadeli yatırım kredileriyle ilgili stratejik önceliklendirme çalışması yapılması,
  • Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri ile Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde uzaktan çalışma uygulamasının devam ettirilmesi olmak üzere 6 adet eylemi başarıyla gerçekleştirdik.

Bugün burada YOİKK Eylem Planındaki gelişmeleri ve atılacak adımları görüşerek, Orta Vadeli Program perspektifinde önemli yapısal reformları hayata geçirme irademizi bir kez daha ortaya koymuş olacağız.

Toplantımızda; özellikle özel sektörle yaptığım istişarelerde istihdam eksenli önemli bir ihtiyaç alanı olarak dile getirilen ve Orta Vadeli Program’da da yer alan öncelikli reform alanlarından biri olan Mesleki Teknik Eğitimde Özel Sektör Odaklı Dönüşüm konusunu özel olarak ele alacağız.

YOİKK’in kamu ve özel sektörü buluşturan avantajlarını kullanarak, iş gücü piyasasında ihtiyaç duyulan beceri ve yetkinlikleri geliştirmeye hep birlikte odaklanacağız.

Bu kapsamda özellikle mesleki ve teknik eğitim ile yüksekokul mezunu gençlerimizin kendi alanlarında çalışmasını teşvik edecek mekanizmaların oluşturulması, mesleki ve teknik eğitimin öneminin tüm toplum kesimlerine ve ilkokuldan itibaren öğrencilerimize aşılanması amacıyla yürütülebilecek çalışmaları ele alacağız.

Böylelikle, ülkemizde ihtiyaç duyulan ikiz dönüşüm için gerekli nitelikte insan kaynağımızı en etkili şekilde yetiştirecek, ara eleman sorununu kamu ve özel sektörün birlikte hareket ettiği işbirliği imkanlarıyla çözecek, istihdamı ve verimliliğimizi artıracak, istihdam ve yatırım dostu bir yaklaşımla ekonomimizi büyüteceğiz.

Ülkemize gelen yatırımların nitelik ve nicelik olarak artmasını sağlayacak küresel ve bölgesel düzeyde yaşanan ekonomik dönüşümün, uluslararası doğrudan yatırım trendlerinde görülen yansımalarıyla uyumlu olacak yeni bir yol haritasını paydaşlarımızla birlikte çalışıyoruz.

Yatırım ortamının iyileştirilmesi çalışmalarına uluslararası bir bakış açısı kazandırılması amacıyla dünyanın önde gelen çokuluslu şirketlerinin üst düzey yöneticilerinin, uluslararası kuruluşların ve Türkiye’deki özel sektör çatı kuruluşlarının katılımıyla, Yatırım Danışma Konseyi toplantısını bu yılın Eylül ayında Cumhurbaşkanımız başkanlığında gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

Daha önce pek çok farklı mecrada da ifade ettiğim gibi, önümüzdeki dönemde önceliğimiz ülkemizde yatırımcıların öncelik verdiği güven ortamını sağlamak, finansal istikrarı pekiştirmek, sürdürülebilir büyüme ve istihdam artışını sağlamaktır.

Kurul paydaşlarımızın bu vizyon doğrultusundaki gayreti ve özverili çalışmaları bizler açısından oldukça kıymetlidir.

YOİKK Eylem Planımızın ilerleyişini üç aylık periyodlarla paydaş kurumlarımızla bir araya gelerek yakından izleyeceğiz.

Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu çalışmalarında emeği ve katkısı olan Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız başta olmak üzere kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcilerine teşekkürlerimi sunuyorum.

YOİKK Eylem Planı kapsamında atılan ve atılacak adımların ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/yoikk-toplantisi-basladi-yilmaz-onceligimiz-surdurulebilir-buyume-ve-istihdam-artisini-saglamaktir/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’dan önemli açıklamalar https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmazdan-onemli-aciklamalar/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmazdan-onemli-aciklamalar/#respond Wed, 31 Jul 2024 21:03:20 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=15302 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın açıklamaları şöyle:

1 Mart 2024’de kamuoyuna açıkladığımız YOİKK Eylem Planımızda yer alan 57 eylemden 6’sı tamamlanmış durumdadır;  2’si ise tamamlanmak üzeredir.

Tamamlanan Eylemlerimiz kapsamında, Eylem Planı yayım tarihinden itibaren;

  • Kişisel Verilerin Korunması Kanununa ilişkin değişiklik ihtiyacının TBMM’ye sunulması,
  • İtiraz, istinaf ve temyiz kanun yollarına başvuru sürelerinin yeknesak hale getirilmesi ve bu sürelerin tebliğden itibaren başlamasına ilişkin düzenleme çalışması yapılması,
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı ek kapasitelerin kurulabilmesine imkân sağlayacak kanuni değişiklik ihtiyacının TBMM’ye sunulması,
  • Bireysel emeklilik fonlarının girişim sermayesi fonlarına yönlendirilmesi amacıyla düzenleme yapılması,
  • Uzun vadeli yatırım kredileriyle ilgili stratejik önceliklendirme çalışması yapılması,
  • Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri ile Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde uzaktan çalışma uygulamasının devam ettirilmesi olmak üzere 6 adet eylemi başarıyla gerçekleştirdik.

Bugün burada YOİKK Eylem Planındaki gelişmeleri ve atılacak adımları görüşerek, Orta Vadeli Program perspektifinde önemli yapısal reformları hayata geçirme irademizi bir kez daha ortaya koymuş olacağız.

Toplantımızda; özellikle özel sektörle yaptığım istişarelerde istihdam eksenli önemli bir ihtiyaç alanı olarak dile getirilen ve Orta Vadeli Program’da da yer alan öncelikli reform alanlarından biri olan Mesleki Teknik Eğitimde Özel Sektör Odaklı Dönüşüm konusunu özel olarak ele alacağız.

YOİKK’in kamu ve özel sektörü buluşturan avantajlarını kullanarak, iş gücü piyasasında ihtiyaç duyulan beceri ve yetkinlikleri geliştirmeye hep birlikte odaklanacağız.

Bu kapsamda özellikle mesleki ve teknik eğitim ile yüksekokul mezunu gençlerimizin kendi alanlarında çalışmasını teşvik edecek mekanizmaların oluşturulması, mesleki ve teknik eğitimin öneminin tüm toplum kesimlerine ve ilkokuldan itibaren öğrencilerimize aşılanması amacıyla yürütülebilecek çalışmaları ele alacağız.

Böylelikle, ülkemizde ihtiyaç duyulan ikiz dönüşüm için gerekli nitelikte insan kaynağımızı en etkili şekilde yetiştirecek, ara eleman sorununu kamu ve özel sektörün birlikte hareket ettiği işbirliği imkanlarıyla çözecek, istihdamı ve verimliliğimizi artıracak, istihdam ve yatırım dostu bir yaklaşımla ekonomimizi büyüteceğiz.

Ülkemize gelen yatırımların nitelik ve nicelik olarak artmasını sağlayacak küresel ve bölgesel düzeyde yaşanan ekonomik dönüşümün, uluslararası doğrudan yatırım trendlerinde görülen yansımalarıyla uyumlu olacak yeni bir yol haritasını paydaşlarımızla birlikte çalışıyoruz.

Yatırım ortamının iyileştirilmesi çalışmalarına uluslararası bir bakış açısı kazandırılması amacıyla dünyanın önde gelen çokuluslu şirketlerinin üst düzey yöneticilerinin, uluslararası kuruluşların ve Türkiye’deki özel sektör çatı kuruluşlarının katılımıyla, Yatırım Danışma Konseyi toplantısını bu yılın Eylül ayında Cumhurbaşkanımız başkanlığında gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

Daha önce pek çok farklı mecrada da ifade ettiğim gibi, önümüzdeki dönemde önceliğimiz ülkemizde yatırımcıların öncelik verdiği güven ortamını sağlamak, finansal istikrarı pekiştirmek, sürdürülebilir büyüme ve istihdam artışını sağlamaktır.

Kurul paydaşlarımızın bu vizyon doğrultusundaki gayreti ve özverili çalışmaları bizler açısından oldukça kıymetlidir.

YOİKK Eylem Planımızın ilerleyişini üç aylık periyodlarla paydaş kurumlarımızla bir araya gelerek yakından izleyeceğiz.

Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu çalışmalarında emeği ve katkısı olan Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız başta olmak üzere kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcilerine teşekkürlerimi sunuyorum.

YOİKK Eylem Planı kapsamında atılan ve atılacak adımların ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Toplantımıza basına kapalı olarak devam edeceğiz, basın mensuplarına teşekkür ediyorum.

 

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmazdan-onemli-aciklamalar/feed/ 0
Turizmcinin gözü Ortadoğu’da… Dubai’deki fuara 100’dan fazla Türk şirket katıldı https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/turizmcinin-gozu-ortadoguda-dubaideki-fuara-100dan-fazla-turk-sirket-katildi/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/turizmcinin-gozu-ortadoguda-dubaideki-fuara-100dan-fazla-turk-sirket-katildi/#respond Tue, 30 Jul 2024 21:24:48 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=15192 Ortadoğu’nun en büyük turizm etkinliklerinden biri olan Arabian Travel Market’e (ATM) Türk turizmciler çıkarma yaptı. Dubai Dünya Ticaret Merkezi’nde (DWTC) 6-9 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen bu yılki etkinlikte 165 ülkeden 2 bin 300 katılımcı yer aldı ve etkinliğe yaklaşık 41 bin ziyaretçi katıldı. Biz de Dubai Ekonomi ve Turizm Ofisi’nin davetlisi olarak Dubai’de düzenlenen ATM fuarına katıldık. Bu yıl fuara ilginin önemli düzeyde arttığı görülürken Türkiye tarafında da hareketlilik yoğundu. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), Türk Hava Yolları, TÜRSAB gibi büyük katılımcıların yanında toplamda 100’den fazla otel ve acente de fuarda yerini alarak önemli işbirlikleri ve anlaşmalar imzaladı. Turizmciler bu yıl fuarda Türkiye’ye ilginin yoğun olduğunu ve Orta Doğu pazarından daha fazla turist çekmek istediklerini söylediler.

‘TURİZM BARIŞI SEVİYOR’

Fuarda sorularımızı yanıtlayan Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin, “Bu yıl TGA çok büyük bir stant aldı. Katılım çok yüksek. Geçen seneye göre bu yıl Türkiye adına rekor bir katılım var. Arabian Travel Market sadece Ortadoğu pazarı için önemli değil. Dünyanın dört bir yanından da katılım çok yüksek ve burada herkesi görüp iş konuşma fırsatınız oluyor. Geçen sene Ortadoğu pazarında rakamlar biraz düşmüştü ancak bu sene yükselmesini bekliyoruz. Ama turizm barışı seviyor. Barış olmadığı sürece İsrail-Mısır-Türkiye-Yunanistan rotasında özellikle uzaklardan mesela Latin Amerika’dan gelenler İsrail’e gidemeyecek. Dolayısıyla bu sene başka pazarlarımızı etkileyecektir. Bir an önce barışın sağlanmasını diliyoruz” dedi.

‘BURADA FIRSAT VAR’

Turizmde ortaya konan rakamlarla doğru orantıda gidildiğini belirten Eresin, “Şu anda her şeye rağmen beklenilen gibi gidiyoruz. Savaş olmasaydı Türkiye bu sene turizmde inanılmaz bir noktada olurdu. 60 milyon turist 60 milyar turizm geliri hedefimiz var, bu rakamları yakalayacağız” diye konuştu. TÜROB Başkanı Eresin, Türklerin Ortadoğu’daki yatırım iştahını ise şöyle anlattı: “Suudi Arabistan yeni parlayan bir yıldız ve orada yatırıma ve yatırımcıya çok açıklar. Özellikle Türklerden yararlanmak istiyorlar. Dolayısıyla turizm yatırımcısı için Suudi Arabistan ve Dubai’de müthiş fırsatlar var. Bunu değerlendirecek Türk otel yatırımcısı da var.”

‘EN BÜYÜK RAKİBİMİZ MISIR’

FUARA katılan İstanbul Lazzoni Hotel Genel Müdürü Gürhan Sayar da, “Türkiye’nin çok fazla Ortadoğulu misafiri var ve burası da tüm Ortadoğu pazarını bir araya getiriyor. Görüştüğümüz acentelerin birçoğu Kuveyt, Umman ve Suudi Arabistanlı” dedi. Otel fiyatlarından dolayı Türkiye’nin en büyük rakibinin Mısır olduğunu belirten Sayar, “Mısır bizden ucuz. Ancak aynı kalitede değil ama kalite farkına bakmayan büyük bir kesim Mısır’ı tercih ediyor” değerlendirmesini yaptı.

EMIRATES VE TGA İŞBİRLİĞİ

ATM’de Emirates ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) işbirliği anlaşması da imzaladı. Türkiye’nin yeni ve mevcut kaynak pazarlardaki turistik cazibesini daha da güçlendirmeyi hedefleyen anlaşma, Emirates’in Avrupa Ticari Operasyonlar Kıdemli Başkan Yardımcısı Thierry Aucoc ve TGA Genel Müdürü İsmail Bütün tarafından imzalandı. Bu kapsamda Emirates ve TGA, Türkiye’ye yönelik turizmi teşvik ederek yolcu trafiğini arttırmak için çalışacak. Emirates’in Avrupa Ticari Operasyonlar Kıdemli Başkan Yardımcısı Thierry Aucoc, “Ortak çabalarımızın daha fazla seyahatsevere Türkiye’yi ziyaret etme ve birçok ilgi çekici bölgeyi keşfetme konusunda ilham vereceğinden eminiz” derken İsmail Bütün, “Turizmde büyümemizin devam ettiği 2024’ün ilk çeyreğinde 9 milyondan fazla ziyaretçi çektik. Yeni ortaklık, turizm sektörünü daha da destekleyecek” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/turizmcinin-gozu-ortadoguda-dubaideki-fuara-100dan-fazla-turk-sirket-katildi/feed/ 0
Yılmaz: Azerbaycan ile ticaret hacmimiz 7,5 milyar doları bulmuştur https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/yilmaz-azerbaycan-ile-ticaret-hacmimiz-75-milyar-dolari-bulmustur/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/yilmaz-azerbaycan-ile-ticaret-hacmimiz-75-milyar-dolari-bulmustur/#respond Sun, 28 Jul 2024 21:54:34 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=14869 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldi. Yılmaz ve Asadov, Türkiye-Azerbaycan Karma Ekonomi Komisyonu’nun (KEK) heyetler arası oturumuna başkanlık etti. Ardından, imza töreni ve basın toplantısı düzenlendi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 11’inci Türkiye-Azerbaycan KEK toplantısının tamamlandığını belirterek, “Bugün aldığımız kararlar, ekonomik ilişkilerimizi somut eylemler temelinde ticaretten enerjiye, ulaştırmadan eğitime, tarımdan sağlığa pek çok alanda daha ileriye taşımaya kararlılığımızın bir göstergesidir. Sağlanan mutabakat ile 120 maddeden oluşan 11’inci dönem KEK Protokolü’nü Sayın Başbakan ile birlikte imzalamış bulunuyoruz. Milletimize ve kardeş Azerbaycan halkına hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.

‘EYLEM PLANININ YÜZDE 74’ÜNÜ GERÇEKLEŞTİRDİK’

Türkiye ve Azerbaycan iş birliğinin mevcuttaki seviyelere gelmesinde her iki ülke Cumhurbaşkanının dirayetli liderliği ve kararlılığının rolünün büyük olduğunu aktaran Yılmaz, “2 kardeş ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da güçlenmesi yönünde KEK mekanizmasına önem veriyoruz. 10’uncu dönemde 86 maddelik bir eylem planı imzalamıştık. Bu eylemlerden, yüzde 74’ünü (64 adet) gerçekleştirdik. Yeni eylem planımızda ise ticaret, yatırım, sanayi, teknoloji, dijital dönüşüm, tarım, orman, su, gıda güvenliği, enerji, madencilik, çevre, şehircilik, eğitim, bilim, kültür, turizm, gençlik ve spor, sağlık, afet-acil durum, finans, göç ve diaspora gibi başlıklarda 120 adet eylem maddemiz bulunuyor. 11’inci Dönem Eylem Planımızda; ‘ler arasında iş birliğinin geliştirilmesi, kamu-özel sektör iş birliği alanında tecrübe paylaşımı yapılması, yeni kara yolu anlaşmasının imzalanması, Orta Koridor’da iş birliğinin güçlendirilmesi, Enerji Forumu’nun 4’üncü toplantısının düzenlenmesi, üniversiteler arası iş birliğinin geliştirilmesi, gençlik forumu düzenlenmesi, işgalden kurtarılan bölgelerin kalkınması alanında iş birliğinin güçlendirilmesi, Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması yönünde çalışmaların yapılması gibi eylemler bulunmaktadır. Önümüzdeki dönemde, bu eylem maddelerini Azerbaycanlı kardeşlerimizle koordinasyon içerisinde hızlı ve etkin bir şekilde hayata geçirerek ikili ilişkilerimize pek çok başlıkta ivme kazandırmayı amaçlıyoruz” diye konuştu.

‘ÖNEMLİ ORTAKLARINDAN OLMAKTAN MEMNUNİYET DUYUYORUZ’

Yılmaz, ülkeler arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri güçlendirme yollarına, mevcut iş birliklerinin derinleştirilmesine, yeni iş birliği alanlarının ortaya konulmasına ve ortak projeler geliştirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunduklarına dikkat çekerek, “2023 yılında Azerbaycan ile ikili ticaret hacmimiz 7,5 milyar doları bulmuştur. Ülkemiz, Azerbaycan’ın ihracatında 2’nci, ithalatında ise 3’üncü sırada yer almaktadır. Azerbaycan’ın en önemli ticaret ortaklarından biri olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Hedefimiz, Sayın Cumhurbaşkanlarımız tarafından belirlenen 15 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefini en kısa sürede yakalamaktır. Bu kapsamda, 2021 yılında yürürlüğe giren Tercihli Ticaret Anlaşmamızın kapsamını genişlettik. Kapsamın genişletilmesine ilişkin protokole dair iç onay süreçlerini en kısa sürede tamamlamayı ve iş insanlarımızın Türkiye ve Azerbaycan pazarına erişimlerini daha avantajlı hale getirmeyi amaçlıyoruz. Bu çalışmalarımız, ticaret hacmi hedefimize ulaşmamızı kolaylaştıracaktır. Yatırımlara baktığımızda ise ülkemizin Azerbaycan’daki yatırımları 13 milyar seviyesine ulaşmıştır. Azerbaycan’ın ülkemizdeki yatırımlarının da 21 milyar dolar seviyesinde olduğunu görüyoruz. Müteahhitlerimiz ise Azerbaycan’da 19,3 milyar dolar değerinde 526 proje üstlenmiştir. Bundan sonraki süreçte de Azerbaycan’daki yatırımlarımızı arttırmaya ve başta işgalden kurtarılan bölgeler olmak üzere Azerbaycan’ın alt ve üstyapısının geliştirilmesine yönelik tüm projelere katkı sunma konusunda hazır ve istekliyiz” ifadelerini kullandı.

Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov da Cevdet Yılmaz’a misafirperverliği için teşekkürlerini ileterek, Türkiye ve Azerbaycan’ın kardeş ülkeler olduğunu, Kahramanmaraş merkezli deprem felaketinde harekete geçen ilk ülkenin Azerbaycan olduğunu söyledi. Azerbaycan’ın her zaman Türkiye’nin yanında olduğunu söyleyen Asadov, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in ortak hedeflerini yerine getirmek için ellerinden geleni yapacaklarını vurguladı.

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/yilmaz-azerbaycan-ile-ticaret-hacmimiz-75-milyar-dolari-bulmustur/feed/ 0
Patronlarda sessiz istifa dalgası https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/patronlarda-sessiz-istifa-dalgasi/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/patronlarda-sessiz-istifa-dalgasi/#respond Sat, 13 Jul 2024 21:06:37 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=12115 Tüm iş dünyasında bir ‘tükenmişlik’ krizine dikkat çekiliyor. Pandemi sonrasında globalde milyonlarca çalışanı etkileyen ‘büyük istifa dalgası’nın resesyonla birlikte üst kademelere doğru tırmanması da bunun göstergesi. Amerika’da birçok şirket istifaları önlemek için çalışana verme planı yaparken şimdi patronlar da sessiz istifanın kıyısında.

Geçtiğimiz aylarda otomotiv yan sanayinin ihracat şampiyonu şirketlerinden Fark Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Ahu Büyükkuşoğlu Serter’in yaptığı bir konuşma, başta reel sektör olmak üzere tüm iş dünyasında sosyal medyayı sarmış durumda. “Bu gerçeği fark etmemizi sağladı” notlarıyla paylaşılan konuşma videosunda Serter, “Sadece çalışanlar istifa etmiyor. Patronlar da sessizce istifa ediyor. Şirketlerini satıyorlar. Bu da bir istifa” diyor.

Serter’e Lizbon’daki bir toplantının sonrasında ulaştık. Hürriyet’e konunun detaylarını anlattı. Hissedarların ‘istifa’ sürecinin tüm dünyayı sardığını söyledi öncelikle. “Patronların istifa etmesinin çok fazla boyutu var. İş, sadece kâr ve para kazanmak değil, insan yönetimi boyutu da önemli. Son dönemde sıklıkla bahsedilen çalışan sadakatinin azalması, patronlarda duygusal yorgunluğa neden olabiliyor. Bu nedenle ‘duygusal istifaların’ arttığını söylemek mümkün” dedi.

BABANIN ŞİRKETİNDEN İSTİFA ETMEK

Bir ikinci nesil yönetici olarak Ahu Büyükkuşoğlu Serter’in dikkat çektiği başka bir konu da ‘babanın şirketinden istifa etmek’. Yani ikinci ya da üçüncü kuşak patronların şirketlerini satışa çıkarması, son dönemde daha fazla görülen bir durum.
Serter, bunun nedenlerinin her ülkede farklı olduğuna dikkat çekti. Nedenlerini de örnekler vererek anlattı:

“Türkiye’de üçüncü kuşağa aktarılan şirket sayısı çok değil. Genç bir ülkeyiz. Ama şunu söylemek mümkün, babalar ve dedeler ya yalnızdılar ya da bir-iki ortakları vardı. Bunu yönetmek daha kolaydı. Ama onların çocukları, torunları dahil oldu. Hissedar sayısının 30’lara kadar çıktığı şirketler var. Eğer liderlik iyi aktarılamamışsa top ortada kalıyor ve bu da yorğunluğa neden oluyor.

Avrupa’da örneğin Almanya’da patronların yaşlanması önemli bir neden. Orta ölçekli şirketlerin patronları yaşlandı ki bunlar 1 milyar ’luk şirketler. Ve bu patronlar 80 yaşına kadar şirketin başında kalıyor. Ya çocuğu yok ya da 60 yaşına gelene kadar ona devretmiyor. İkinci jenerasyon 60 yaşına gelince de ‘Gel CEO sen ol’ diyor. Ve ipler kopuyor. Satışlar çok artıyor.

Amerika gibi ülkelerdeki satışların nedeni ise dönüşüm yorgunluğu. Teknoloji, yapay zekâ şirketleri dönüşüme zorluyor ama buna ayak uyduramayan patronlar tıkanma aşamasına gelip şirketlerini satıyorlar.”

CEO KATINI TERK EDİYORLAR

ULUSLARARASI araştırmalar, 2024’te şirket birleşme ve satın alma işlemlerinde patlama olacağını söylüyor. Bu yıl sonuna kadar bin 200 şirketin el değiştirmesi bekleniyor.

Global ekonomik sıkıntılar, yetenek yönetimindeki zorluklar, yapay zekâ gibi teknolojilerin yarattığı değişim kaptan köşkünün huzurunu azalttı. Üst düzey yönetici yerleştirme şirketi Challenger, Gray and Christmas Inc. tarafından yayınlanan yeni bir rapora göre, 2023’ün ocak-eylül ayları arasında bin 400’den fazla CEO görevinden ayrıldı. Bu bir önceki yıla göre yüzde 50 artış demek. Ve bu kişilerin arasında ‘aileden’ olanlar da var. Araştırma 2024’te ise CEO kopuşlarında rekor kırılacağını söylüyor.

Deloitte tarafından yapılan bir araştırmaya göre de tepe yönetimin üçte biri sürekli olarak stres, yorgunluk, bunalma hissi, yalnızlık ve depresyonla mücadele ettiğini belirtiyor. Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu’nun (NBER) ekonomik gerilemelerin bir CEO’nun ömrünü ortalama 1.5 yıl kısalttığını ortaya koyan araştırması da istifalarda rol oynayan nedenlerden.

CİDDİ BİR ARTIŞ VAR

Şirketlerin birleşme ve satın alma süreçlerini yöneten Ventura Partners Ortağı Kerim Kotan, Ahu Büyükkuşoğlu Serter’in gözlemlerinin piyasada net bir şekilde görüldüğünü söyledi.

“Şirketini satmak isteyen patron sayısı ciddi şekilde arttı” diyen Kotan, bunun özellikle 60 yaş üstü patronların firmalarında gözlendiğini vurguladı. Kotan, “Bu şirketlerde ikinci jenerasyonun şirketi devam ettirmek istemediğini görüyoruz. Ancak şöyle bir sıkıntı var. Satmak isteyen çok, almak isteyen ise beklenen fiyatları vermiyor. 2015 öncesi fiyatlar yok. Birikmis bir sirketini senelerdir satmak isteyip de adil fiyattan alici bulamayan sirket patronu stoku var. İyi fiyat bulan hemen satacak” ifadelerini kullandı.

 

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/patronlarda-sessiz-istifa-dalgasi/feed/ 0
Bakan Uraloğlu: Kalkınma Yolu Projesi büyük önem taşıyor https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/bakan-uraloglu-kalkinma-yolu-projesi-buyuk-onem-tasiyor/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/bakan-uraloglu-kalkinma-yolu-projesi-buyuk-onem-tasiyor/#respond Mon, 08 Jul 2024 21:54:16 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=11447 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Dünya Bankası tarafından düzenlenen Orta Koridor’un Ticaret ve Lojistik Potansiyelinin Gerçekleştirilmesi Etkinliği’ne videokonferans yöntemi ile katıldı. Doğu ile batı arasındaki önemli bir kara ve su köprüsü olarak hizmet veren Orta Koridor’un Orta Asya ve Kafkasya ülkeleri, hatta Orta Doğu ülkeleri için de eşsiz bir ekonomik büyüme vaadi taşıdığının altını çizen Uraloğlu, “Bugün üzerinde konuştuğumuz Dünya Bankası çalışması, stratejik politikalar, hedefli yatırımlar ve iş birliği çabalarının Orta Koridor’da ticaret hacmini üçe katlama ve taşıma sürelerini 2030’a kadar yarıya indirme gücünü vurgulamaktadır” ifadelerini kullandı.

“ORTA KORİDOR POTANSİYELİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN KARARLI EYLEMLER ŞART”

Orta Koridor’da ticaret ve lojistik potansiyelini tam anlamıyla gerçekleştirmek için kararlı eylemlerin şart olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, bu çalışmanın atılması gereken adımları önceliklendirmeye ışık tutacak nitelikte olduğunu söyledi. Türkiye’nin demiryolu altyapısının halihazırdaki talebi karşılamakta yeterli olduğunu söyleyen Uraloğlu, “Bakü-Tiflis-Kars hattından gelen yükün Edirne’ye kadar sevkiyatında herhangi bir kapasite problemi ile bugüne kadar karşılaşmadık. Ulusal taşıyıcımız TCDD Taşımacılık, Kars’ta çeken ve çekilen araçların doğudan gelecek yük akışını karşılayacak şekilde daima hazır olmalarını sağlamaktadır. Değerlendirmenin aksine Kars’ın batısında altyapı ve araç arzının altında bir yük akışı olduğunu yeri gelmişken belirtmek isterim” dedi.

“ORTA KORİDOR’UN KAPASİTESİNİ ARTTIRACAK VE DARBOĞAZLARI ORTADAN KALDIRACAK ÖNLEMLERİ ELE ALIYORUZ”

Orta Koridor paydaşlarının bir araya gelerek pürüzleri gidermenin yoluna bakmaları ve çözümleri önceliklendirmeleri gerektiğini belirten Uraloğlu, “Bu anlayışla Orta koridor ülkeleriyle sıkça bir araya geliyor, üçlü mekanizmalar çerçevesinde koridorun kapasitesini arttıracak ve darboğazları ortadan kaldıracak önlemleri ele alıyoruz. Azerbaycan-Kazakistan veya Azerbaycan-Gürcistan ile kurduğumuz mekanizmalar buna birer örnektir. Diğer taraftan bu ülkelerle çeşitli uluslararası örgüt çatısı altında bir araya geliyoruz. Türk Devletleri Teşkilatı, TRACECA, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu çerçevesinde taşımaların, gümrük işlemlerinin, lojistik duraklardan geçişin kolaylaştırılmasına yönelik uyumlaştırma yöntemleri arıyoruz” şeklinde konuştu.

“ORTAK ANLAYIŞA VARARAK ENGELLERİ KALDIRMAK MÜMKÜN OLACAKTIR”

Koridor boyunca yakından koordinasyonu sağlayacak yeterli platformun halihazırda mevcut olduğunu söyleyen Uraloğlu, ortak anlayışa vararak engelleri kaldırmanın hızlıca mümkün olacağını ifade etti. Usul ve işlemlerin kolaylaştırılması noktasında transit yükün olabildiğince engellere takılmaksızın hedefine ulaşması için idari birtakım prosedürleri geride bırakmanın gerekliliği konusunda ortak anlayışa varılması gerektiğinin altını çizen Uraloğlu, doğu-batı yük potansiyeli demiryolu kapasitesinin çok üzerindeyken demiryolunun da tamamlayıcı niteliğindeki karayolu için kotaların liberalleştirilmesinin önemli olduğunu ifade etti. Orta Koridor’un bölge ülkeleri için önemli bir ticari ve ekonomik potansiyele sahip olduğunun altını çizen Uraloğlu, koridorun Asya ve Avrupa arasında stratejik bir bağlantı sağlayarak ticaretin artmasına, ekonomik büyümeye ve kalkınmaya katkı sağlayacağını söyledi. Türkiye olarak Orta Koridor’un geliştirilmesi ve güçlendirilmesi konusundaki kararlılığı sürdürdüklerini vurgulayan Bakan Uraloğlu, bölge ülkeleri arasındaki ticaretin ve iş birliğinin artması için çaba gösterdiklerinin altını çizdi.

“DEMİRYOLU YÜK TAŞIMA PAYINI YÜZDE 22’YE ÇIKARMAYI HEDEFLİYORUZ”

Raporda 2021 yılına kıyasla 2030 yılına gelindiğinde Türkiye üzerinden konteyner yüküne olan talebin artacağının öngörüldüğünü belirten Bakan Uraloğlu, “Bunun oldukça yerinde bir tespit olduğunu ve 2053 vizyonumuzla örtüştüğünü düşünüyorum. Ulaştırma alanında 2053 yılına kadar gerçekleştirmeyi hedeflediğimiz yatırımlarımızın önemli bir kısmını demiryolu sektöründe yapmayı planlıyoruz. Demiryolu üzerinden yük taşıma payını 2053’e kadar yüzde 22’ye çıkarmayı hedefliyoruz. Dolayısıyla karayolundan demiryoluna yükün kaymasını sağlamış olacağız. Orta Koridor’da yükün konteyner olarak taşınması için gereken ilave kapasiteyi de sağlamış olacağız” dedi.

YAVUZ SULTAN SELİM KÖPRÜSÜ İLE DEMİRYOLU BAĞLANTISI

2053 vizyonu doğrultusunda Asya, Avrupa, Afrika ve Ortadoğu arasında artan ticarete daha fazla ulaşım altyapısı sağlamayı ve ulaştırma bağlantısallığını artırmayı hedeflediklerini açıklayan Bakan Uraloğlu, “Gerek Asya’dan, gerekse Orta Doğu’dan gelecek yüklerin akışını sorunsuz bir şekilde sağlamak için Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile Asya ve Avrupa kıtaları arasında Marmaray’dan sonra ikinci demiryolu bağlantısını tesis ediyoruz. Bu kapsamda Gebze-Yavuz Sultan Selim Köprüsü-İstanbul Havalimanı-Çatalca Demiryolu Projesi’ni hayata geçirmeyi planlıyoruz. Buna ilave olarak şu anda inşa edilmekte olan Halkalı-Kapıkule Yüksek Hızlı Demiryolu Projesi tamamlandığında İstanbul ile Türkiye-Bulgaristan sınırı arasında yüksek hızlı tren işletmeciliğine başlanacaktır. Böylece bölgeler arasında kesintisiz ticarete daha yüksek kapasite ve hız ile katkıda bulunacağız” şeklinde konuştu.

DİVRİĞİ-KARS DEMİRYOLU REHABİLİTASYON PROJESİ HAYATA GEÇİYOR

Ayrıca Bulgaristan ile artan demiryolu potansiyelini de dikkate alarak ikinci bir demiryolu geçiş noktası kurulması konusunda Mutabakat Zaptı imzaladıklarının altını çizen Bakan Uraloğlu, ikinci demiryolu hattı ile doğu-batı yönlü yük taşıma kapasitesinin artacağını, bunun Orta Koridor’un demiryolu potansiyeline de önemli ölçüde katkıda bulunacağını ifade etti. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu’nun devamı olan Divriği-Kars Demiryolu Rehabilitasyon Projesi ile mevcut demiryolu altyapısını modernize ederek doğu-batı bağlantılarını güçlendireceklerini, ayrıca kapasite artışı da sağlayacaklarını söyleyen Uraloğlu, “Diğer taraftan açık denizlere erişimi olmayan Orta Asya ülkelerinin kendi aralarındaki yük akış artışının yanı sıra, küresel ticarete erişim noktaları çeşitlendirilmiş olmaktadır. Ülkemizin doğusunda yeni bir bağlantı olarak Zengezur Koridoru’nu ulusal ağımıza bağlamak için yeni bir demiryolu inşa edeceğiz. Bu bağlantı, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı ile birlikte Orta Koridor’u tamamlayacak bir hat niteliğinde olacaktır” dedi.

KALKINMA YOLU İLE YENİ HAT

Uraloğlu, sadece doğu-batı güzergahında değil, aynı zamanda kuzey-güney aksında da planlamaların devam ettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basra Körfezi’ni Türkiye üzerinden Avrupa’ya ve Orta Asya’ya bağlayacak olan Kalkınma Yolu Projesi büyük önem taşıyor. Bu yeni güzergâh, bölgedeki yüklerin Avrupa ve Orta Asya’ya erişiminde ciddi kolaylıklar sağlayacak. Kalkınma Yolu olarak adlandırılan bu yeni güzergâh Irak tarafında yaklaşık bin 200 kilometrelik hem çift hat demiryolu hem de otoyol yapımını içeriyor. Türkiye tarafında ise ulusal demiryolu ve karayolu ağımıza yaklaşık 130 kilometrelik demiryolu ve 300 kilometrelik otoyol ile bağlamak için gerekli teknik çalışmaları tamamladık. Kalkınma Yolu, Orta Doğu ülkeleri ile Orta Koridor ülkeleri arasındaki karşılıklı ticaretin çeşitlendirilmesi ve yeni pazarlara erişimi destekleyici ve tamamlayıcı bir girişim olması açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Görüleceği üzere artması beklenen yük hacmine göre gerekli kapasite artışlarımızı planlıyor ve çalışmalarına başlıyoruz. Türkiye olarak bölgesel planlamalara ve düzenlemelere çok önem veriyoruz. Ulaştırma sektörüne yapılan yatırımların etkin kullanımı için bölgesel iş birliklerine ihtiyaç var.”

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/bakan-uraloglu-kalkinma-yolu-projesi-buyuk-onem-tasiyor/feed/ 0
BM kadınların yaşadığı zorluklara, Nobel dünyayı değiştiren kadınlara dikkat çekti https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/bm-kadinlarin-yasadigi-zorluklara-nobel-dunyayi-degistiren-kadinlara-dikkat-cekti/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/bm-kadinlarin-yasadigi-zorluklara-nobel-dunyayi-degistiren-kadinlara-dikkat-cekti/#respond Sun, 07 Apr 2024 21:43:42 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=7467 BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, bu yıl Dünya Kadınlar Günü temasının ‘kadınlara yatırım’ olduğunu ifade ederek ülkelerin, kadınlara ve kız çocuklarına yatırım yapacak fonlar geliştirmesi gerektiğini vurguladı. Guterres ayrıca, kadına yönelik şiddeti sona erdirmeye, kadınların ekonomilere, dijital teknolojilere katılımını ve liderliğini teşvik etmeye yönelik programları desteklemek için harekete geçme çağrısında bulundu. BM paylaştığı ‘kadına yatırım’ raporunda kadınların problemlerini çözmeye odaklı 5 maddeye yer verdi.

KADINLARA AİT İŞLETMELER 1.7 TRİLYON DOLAR EKSİK FİNANSE EDİLMEKTEDİR

Raporda yer alan kaynaklar maddesinde, kadınları iş ortamlarına hazırlamak ve dahil etmek için finansal kaynaklarla buluşturma konularına dikkat çekildi. Raporda, “Kadınları finansal kaynaklarla buluşturmak, temel ihtiyaçlarını karşılamalarına ve iş kurmalarına veya büyütmelerine yardımcı olabilir, ancak mikro, küçük ve orta ölçekli kadınlara ait işletmeler 1.7 trilyon dolar eksik finanse edilmektedir. Kadınların sahip olduğu küçük ve orta ölçekli işletmeler için kredi açığının kapatılması, 2030 yılına kadar yıllık gelirlerde ortalama yüzde 12’lik bir artış sağlayacaktır.

Ayrıca, kadınların toprağa, bilgiye, teknolojiye ve doğal kaynaklara erişime ihtiyacı vardır. 2022 yılında 2.7 milyar kadın hala iş bulmak ya da iş kurmak için temel önemde olan internet erişiminden yoksundu” denildi.

ERKEKLERİN KAZANDIĞI HER BİR DOLAR İÇİN ORTALAMA 80 SENT KAZANIYORLAR

Kadınların birçok meslek grubunda erkeklere göre az maaşla ya da sosyal birçok haktan mahrum bırakıldığının altı çizilen raporda, “Dünya genelinde kadın istihdamının yaklaşık yüzde 60’ı kayıt dışı ekonomide yer alıyor ve düşük gelirli ülkelerde bu oran yüzde 90’ın üzerinde. Kadınlar iş sahibi olsalar bile, erkeklerin kazandığı her bir dolar için ortalama 80 sent, beyaz olmayan kadınlar ve anneler de dahil olmak üzere bazıları için daha da az ücret ödeniyor. Yalnızca kazançlardaki cinsiyet eşitsizliği, dünyaya beşeri sermaye zenginliği açısından küresel GSYİH değerinin iki katından daha fazlasına mal oluyor.

Ücret şeffaflığı, eşit değerde işe eşit ücret ve bakım hizmetlerine erişim gibi önlemler, ücretlerdeki cinsiyetler arasındaki ücret farklarının kapatılmasına yardımcı olarak işyerinde cinsiyet eşitliğini sağlayabilir. Kadın girişimciler başarılı olduklarında iş yaratabilir ve inovasyonu teşvik edebilirler” ifadeleri kullanıldı.

ÜCRETSİZ YAPILAN BAKIM VE TEMİZLİK HİZMETLERİ, 10.8 TRİLYON DOLARLIK HACİME SAHİP

Kadınların bakım hizmeti verdikleri ya da temizlik yaptıkları işlerde çalışmalarının değer görmediği vurgulanarak, dünya çapında parasal anlamda değer görmeyen bu iş kolunun hacminin 10.8 trilyon dolar olduğu ifade edildi. Bunun da dünya teknoloji endüstrisinin üç katı olduğu vurgulandı. Raporda, bakım hizmetlerini normal bir iş kolu olarak değerlendirmenin çözüm olabileceği belirtilerek, “Bakım sistemlerini dönüştürmek için yatırım yapmak üçlü bir kazançtır: kadınların bakım sektöründe iş yaratırken zamanlarını geri kazanmalarına ve ihtiyacı olanların bakım hizmetlerine erişimini artırmalarına olanak tanır.

Bakım hizmetlerinde mevcut açıkların kapatılması ve insana yakışır iş programlarının genişletilmesinin 2035 yılına kadar neredeyse 300 milyon iş yaratacağı tahmin ediliyor” ifadelerine yer verildi.

ÇATIŞMALARDAN ETKİLENEN ÜLKELERDE YAŞAYAN KADIN VE KIZ ÇOCUKLARININ SAYISI 2022’DE 614 MİLYONA ULAŞTI

Kadınların sosyal hayatlarında şiddet ve güvenlikleri açısından karşı karşıya kaldıkları tehditlere değinilen raporda, “Kadına yönelik şiddetin küresel maliyetinin en az 1.5 trilyon dolar veya küresel gayri safi yurtiçi hasılanın yaklaşık yüzde ikisi olduğu tahmin ediliyor.

Çatışmalardan etkilenen ülkelerde yaşayan kadın ve kız çocuklarının sayısı 2022’de 614 milyona ulaştı; bu sayı 2017’deki rakamın yüzde 50 üzerinde. Bu tür krizler, kadınların ücretsiz bakım işlerinde orantısız payı gibi önceden var olan ekonomik eşitsizlikleri daha da kötüleştirebilir. Krizler aynı zamanda kadınlar arasındaki eşitsizlikleri de derinleştiriyor; örneğin göçmen kadınların şiddete maruz kalma olasılığı göçmen olmayanlara göre iki kat daha fazladır.

Araştırma, nakit transferleri gibi toplumsal cinsiyete duyarlı sosyal koruma sistemlerinin kadınlar arasındaki ölüm oranlarını azaltabileceğini ve ekonomik güçlenme ile güvenlik arasındaki bağlantıları ortaya çıkarabileceğini öne sürüyor” ifadeleri kullanıldı.

“KADINLAR, ERKEKLERİN YASAL HAKLARININ YALNIZCA YÜZDE 64’ÜNE SAHİP”

Raporda insan haklarının güçlenmesinin temelinde kadınların ekonomik açıdan güçlenmesine vurgu yapılarak şu ifadelere yer verildi:

“Dünya genelinde ortalama olarak kadınlar, erkeklerin sahip olduğu yasal hakların yalnızca yüzde 64’üne sahip. Ekonomik güçlenme bağlamında kadın haklarını geliştirmeye yönelik temel stratejiler arasında, kadınların ekonomik olarak güçlenmesini destekleyen yasa ve politikaların benimsenmesi ve ayrımcı yasa ve yasal çerçevelerin yürürlükten kaldırılması yer almaktadır. Merkezinde insan hakları olan kadınların ekonomik olarak güçlenmesinin asli değerini kabul ederken, aynı zamanda kadınların ekonomik olarak güçlenmesi üzerindeki kısıtlamaların toplumlar ve ekonomiler üzerindeki büyük maliyetlerini de hesaba katmak önemlidir.

Kadın insan hakları savunucularının korunmasına ve desteklenmesine ve insan hakları ihlallerinde hesap sorulmasına ihtiyaç vardır. Bu, kadın hakları ihlallerinin belgelenmesini, cinsiyete göre ayrıştırılmış verilerin toplanmasını ve ortak savunuculuk programları için ortaklıklar geliştirilmesini gerektirir.

Kadın haklarının korunmasına yönelik hesap verebilirlik mekanizmalarının geliştirilmesi ve uygulanması, karar alma mekanizmalarının her alanında kadınların sesinin yükseltilmesi gerekmektedir.”

DÜNYAYI DEĞİŞTİREN KADINLAR

Nobel Ödülleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde dünyayı değiştiren kadınlar olarak Nobel Ödülü kazanan kadınlara yer verdi. Alanlarında çığır açan kadınlar arasında Nobel alan ilk kadın Marie Curie ile Kovid-19’a karşı mRNA aşısına katkılarından dolayı Nobel alan Katalin Kariko öne çıktı.

Radyoaktivite alanında yaptığı bilimsel çalışmalarıyla dünyayı değiştiren Marie Curie, radyoaktif elementler polonyum ve radyumu ilk keşfettikten sonra 1910 yılında radyumu saf bir metal olarak başarıyla üretti ve bu da yeni elementin varlığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtladı. Curie, 1903 yılında Nobel Fizik Ödülü ve 1911 yılında Nobel kimya Ödülü alarak iki farklı bilim dalında iki Nobel Ödülü alan tek kişi olma unvanını halihazırda korumaya devam ediyor.

Keşifleri ve çalışmalarıyla dünyayı değiştiren ve Nobel alan kadınlar arasında HIV virüsünü keşfeden Françoise Barre-Sinoussi, koku duyusunun nasıl çalıştığını ortaya çıkartan Linda Buck, nükleer yapının ilk gelişmiş modelini yapan Maria Goeppert Mayer yer aldı.

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/bm-kadinlarin-yasadigi-zorluklara-nobel-dunyayi-degistiren-kadinlara-dikkat-cekti/feed/ 0
Konutta 11 ayın en düşük satışı https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/konutta-11-ayin-en-dusuk-satisi/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/konutta-11-ayin-en-dusuk-satisi/#respond Mon, 19 Feb 2024 21:09:19 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=5010 Konut satışlarında düşüş yeni yılda da devam etti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ülke genelinde konut satışları ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17.8 azalarak 80 bin 308 oldu. Böylece yıllık düşüş serisinden altıncı aya girilirken, aynı zamanda son 11 ayın en düşük satışı gerçekleşti.

Krediye erişim sorunu ve yüksek faiz nedeniyle banka kredili satışlar da azaldı. Ocak ayında kredili satışlar yıllık 63.5 düşüş göstererek 5 bin 915 oldu. Toplam konut satışları içinde kredili satışların payı sadece yüzde 7.4 olarak gerçekleşti. Peşin ve senet gibi diğer konut satışlar da yüzde 8.7 azalarak 74 bin 393 olurken, toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 92.6’ya ulaştı.

Fiyat avantajı nedeniyle ikinci el konutlar ön planda olmaya devam etti. Ocakta sıfır konut satışı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8.2 azalarak 25 bin 263 oldu ve toplam satıştan yüzde 31.5 pay aldı. İkinci el konut satışları ise yüzde 21.6 gerileyerek 55 bin 45 oldu. Böylece ikinci el satışın payı yüzde 68.5 olarak hesaplandı.

YABANCIDA %50 GERİLEME

Yabancılara konut satışları ocakta yıllık yüzde 50.5 azalarak 2 bin 61 oldu, tüm satışlar içinde payı yüzde 2.6 olarak açıklandı. Yabancılara konut satışlarında ilk sırayı 747 konut ile Antalya aldı. Antalya’yı 710 konut ile İstanbul ve 211 konut ile Mersin izledi. Savaş sonrası Türkiye’den ev alan yabancılar listesinde zirveye çıkan Rusya yerini korumaya devam etti. Ocak ayında Rusya vatandaşları Türkiye’den 555 konut satın aldı. Onları sırasıyla 208 konut ile İran, 127 konut ile Ukrayna, 99 konut ile Irak ve Kazakistan vatandaşları izledi.

NEDEN DÜŞÜYOR?

1. Yüksek fiyatlar nedeniyle dar ve orta gelirli ev sahibi olamıyor. TCMB verilerine göre, 100 metrekare evde ortalama fiyat ülke genelinde 3 milyon lirayı aştı, İstanbul’da 4.5 milyona yaklaştı.

2. Bankaların kredi iştahsızlığı ve yüksek faizler alıcıları zorluyor. Örneğin kamu bankasından dahi 120 ay vadeyle 2 milyon lira konut kredisi çekildiğinde, yüzde 3.89 faizle aylık ödeme yaklaşık 78 bin 600 lira oluyor. Bu rakam birçok hanenin aylık toplam gelirini aşıyor.

3. Yatırım için ev almayı planlayanlar da piyasadan çekiliyor. Kiralara getirilen zam sınırlamasından sonra BDDK’nın evi olanlara getirdiği kredi kısıtlaması yatırım amaçlı alımların düşmesine neden oluyor. Söz konusu kısıtlama nedeniyle tüketici kendisinin, eşinin ya da 18 yaşından küçük çocuğunun evi varsa ve yeni bir ev daha isterse, evin değerinin yüzde 90’ı değil, en çok yüzde 22.5’i kadar kredi çekebiliyor.

4. Son iki yılda arsa-tarla talebinde büyük artış yaşanıyor. Gayrimenkule yatırım yapmak isteyenlerin bir kısmı da konut yerine arsayı seçiyor.

5. Ayrıca mevduatın cazibesi nedeniyle de bir kesim yatırımcı bu alana yöneliyor.

4 YILIN EN YAVAŞ FİYAT ARTIŞI

Türkiye Cumhuriyet (TCMB) verilerine göre Türkiye’de konut fiyatları aralıkta bir önceki aya göre yüzde 1.15 arttı. Böylece Kasım 2019’dan bu yana en yavaş artış görüldü. Yıllık artış ise yüzde 75.5 olarak açıklanırken, bu da son iki yılın en düşük rakamı olarak kayıtlara geçti. TCMB verilerine göre ülke genelinde ortalama metrekare fiyatı 30 bin 487 liraya çıktı. Üç büyük ile baktığımızda ise fiyat artışında İstanbul’un son sırada yer aldığı görüldü. İstanbul’da yıllık artış ülke ortalamasının da altında kalarak yüzde 61.8 oldu, ortalama metrekare fiyatı 44 bin 293 liraya çıktı. İzmir’de artış yüzde 75.6, ortalama metrekare fiyatı 35 bin 640 lira olurken, Ankara’da artış yüzde 92.3, ortalama metrekare fiyatı 23 bin 855 lira olarak açıklandı.

DAR GELİRLİ FIRSAT BEKLİYOR

Dar ve orta gelirli haneler ev sahibi olmak için yeni bir konut kampanyası bekliyor. Geçen sene konut kredi faizlerinin düşeceği, vade süresinin uzayacağı bir kampanya bekleniyordu, ancak gerçekleşmedi.

Türkiye’de ev sahipliği oranının giderek gerilediğine dikkat çeken sektör temsilcileri, kamu öncülüğünde ‘evi olmayanlara’ özel düşük faizli bir kampanya yapılması halinde piyasanın canlanacağını dile getiriyor.

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/konutta-11-ayin-en-dusuk-satisi/feed/ 0
Ev satışında ‘kademeli’ dönem https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/ev-satisinda-kademeli-donem/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/ev-satisinda-kademeli-donem/#respond Sun, 28 Jan 2024 09:06:13 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=3043 Ülke genelinde ev sahipliği oranı giderek geriliyor. Artan fiyatlar, krediye erişim sorunu ve yüksek faiz oranları ev sahibi olmayı engelliyor. Öyle ki artık sadece dar gelirliler değil, orta ve orta üstü gelirliler de ev hayali kuramıyor. Son yıllarda alıcı kitlesinde yaşanan bu daralma konut üreticilerini yeni modeller geliştirmeye itiyor. Sektörün önde gelen markaları son aylarda ‘kademeli satışa’ başladıklarını açıklıyor.

İşte o modellerden bazıları…

AŞAMALI KONUT SİSTEMİNİ KURDU

-Gayrimenkul sektörünün bilinen markalarından Fuzul, ‘aşamalı konut sahibi olma sistemi’ni kurdu. Bu modelde önce konutun arsa payı alınıyor, sonra inşaat maliyeti de ödenerek iki aşamada ev sahibi olunuyor. İlk örnek proje Başakşehir, sonra da Ispartakule’de yer aldı. Geçtiğimiz aylarda Ispartakule’de arsa payları 890 bin TL’den başlayan fiyatlarla satıldı. Proje ilgi görünce aynı model Pendik’e de taşındı. Pendik projesinde 2+1 dairenin arsa payı 1 milyon 550 bin TL’den başlayan fiyatla satışa çıktı. Şirket bünyesinde 36 aya varan vade yapılırken, inşaatın sözleşme tarihinden itibaren 12 ay sonra başlayacağı açıklandı. Evin arsasına sahip olan kişilerin, inşaat başlangıcında inşaat maliyetini peşin veya taksitler halinde ödeyeceği belirtildi. Dairelerin tesliminin ise 36 ay içerisinde yapılması planlanıyor. 

HEDEF FİYATLARI %30-40 DÜŞÜRMEK

-Kademeli konut satışına hazırlanan firmalardan biri de Babacan Yapı. Yeni yıla iddialı giriş yapan şirket, iki yılda 10 projede 20 milyar liralık yatırım yapacağını açıkladı. Şirketin gündemindeki projelerden biri de erişilebilir fiyatlı konut üretmek. Bu amaçla konut bedelinin önce ‘arsa’, sonra ‘inşaat maliyeti’ şeklinde iki aşamada alınması planlanıyor. Yeni modelde Babacan Yapı’nın en büyük avantajı arsaları olacak. Bilindiği gibi konut fiyat artışında en büyük etken arsa maliyeti. Ancak Babacan Yapı bugünün maliyetleri ile bir arsa alıp bu modele girmeyecek. Şirket, portföyünde bulunan geçmiş yıllarda alınan arsaları kullanacak. Burada sağlanan avantajla fiyatların yüzde 30-40 daha düşük olması planlanıyor. Şirketin yeni sistemi mart ayında duyurması, ilk projeye de İstanbul Anadolu yakasında başlaması bekleniyor.

ÖNCE ARSALARI SATTI ŞİMDİ EVLERİ YAPACAK

-Konuta erişim zorlaşınca arsa satışları arttı. Kimi tüketici yatırım, kimi de ev sahibi olmak için alıma geçti. Pandemi ve depremler de müstakil ev isteğini tetikleyince bu alana talep patladı. Son dönemde arsa satışı odaklı birçok şirket kurulurken, markalı konut sektöründe ilk adımı atan Nef oldu. Şirket üç yıl önce, altyapısı hazır arsa satışına başladı, 17 arsa projesi geliştirdi. Bunlardan 10’unda satışlar bitti ve 4 binin üzerinde tapu teslimi yapıldı. Şirket şimdi de bu arsalar üzerinde ev geliştirmeye başlıyor. Müstakil ev ya da modüler yapılarla kurulan evler bu arsalarda yerini alacak. Böylece söz gelimi 4-5 milyon liralık ev alamayan bir tüketici önce 1-1.5 milyon liraya arsa alacak, sonra bütçesi uygun olunca evini yaptırabilecek. Altyapı, ruhsat, tapu işlemleriyle şirketin ilgilendiği, bu sayede tüketiciye bireysel olarak arsa alıp ev yaptırmaktan daha avantajlı bir seçenek sunulduğu belirtiliyor.

KONUT ALAMAYAN ORTAK OLACAK

-BU yıl gayrimenkulde yeni enstrümanların devreye girmesiyle küçük yatırımcılar için yeni modellerin ortaya çıkması bekleniyor. Sektör temsilcilerinin verdiği bilgiye göre; Sermaye Piyasası Kurulu, (SPK) ‘Proje Gayrimenkul Yatırım Fonları’ için hazırlıklarını tamamladı. Gayrimenkul Yatırım Fonları’ndan sonra proje fonlarının da ilgi göreceği öngörülüyor. Bu modelle şirketler fon üzerinden sağladığı finansmanla yatırım yapacak. Söz gelimi 10 milyon liraya ev alamayan tüketici küçük birikimleriyle milyarlık projelere ortak olacak.

ORTALAMA FİYATLA AYLIK TAKSİT 149 BİN TL

-Fiyat artış hızı yavaşlasa da rakamların geldiği nokta konuta erişimin ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Gayrimenkul değerleme platformu Endeksa’nın son raporuna göre Türkiye’de konut fiyatları bir yılda yüzde 84 değer kazandı. Türkiye’de ortalama konut fiyatı 3 milyon 92 bin 700 TL ve metrekare satış fiyatı ise 23 bin 790 TL olarak gerçekleşti. İstanbul’da yıllık değer artışı yüzde 73 olurken, ortalama metrekare fiyatı 36 bin 262 TL, ortalama konut fiyatı ise
4 milyon 170 bin 130 TL olarak tespit edildi.

Gelin ortalama fiyat üzerinden bir ödeme planı çıkaralım. İstanbul’da 4.2 milyon liralık ev alan birinin, evin değerinin yüzde 90’ı kadar kredi çektiğini düşünelim. 3 milyon 780 bin liralık kredi için olumlu dönüş alınsa dahi kamu bankasının yüzde 3.89 faizi ile 10 yıl vade yapılması halinde aylık taksit tutarı yaklaşık 148 bin 600 TL. Bu rakam dar gelirlilerden sonra şimdi de beyaz yakalıların neden ev sahibi olamadığını gösteriyor.

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/ev-satisinda-kademeli-donem/feed/ 0
Bakan Uraloğlu konuştu: Son 21 yıla 100 yıllık işler sığdırdık https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/bakan-uraloglu-konustu-son-21-yila-100-yillik-isler-sigdirdik/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/bakan-uraloglu-konustu-son-21-yila-100-yillik-isler-sigdirdik/#respond Mon, 08 Jan 2024 21:33:39 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=1937 Düzce Belediyesi tarafından hazırlanan ‘Düzce Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Planı Projesi’nin açılış toplantısı Erol Güngör Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Toplantıya Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile AK Parti Düzce milletvekilleri Ayşe Keşir ve Ercan Öztürk, Düzce Valisi Selçuk Aslan, Belediye Başkanı Faruk Özlü, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bürokratları, siyasi parti il başkanları, kurum müdürleri ile davetliler katıldı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, konuşmasında, ulaşım ve altyapı alanında yaptıkları çalışmaları anlatarak, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle, ‘Siyaset demek; ülke için eser üretmek, millete hizmet etmek’ demektir. Son 21 yıldır bu anlayışla çalışıyor, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin her köşesini büyük eser ve hizmetlerle buluşturuyoruz. Birbiri ardına tamamladığımız projeleri, eser ve hizmet siyasetimizin en önemli unsuru olarak görüyor, milli kalkınma yolunda hızla ilerliyoruz. Ulaşım, haberleşme ve şehircilik alanında gerçekleştirilen yatırımlarla çehresi aydınlanan Türkiye’mizin gelecek vizyonunu; dünyanın nabzını tutarak, teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek ve daima entegrasyonu merkeze koyarak şekillendiriyoruz. Tesis ettiğimiz ulaşım ağlarıyla, ekonomik faaliyetlerin, kültür ve medeniyetin yurt sathına yayılması idealine tüm imkan ve gayretimizle hizmet etmekteyiz. Güçlü, modern ve sağlam altyapı ve üstyapı temelinde ‘Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte inşa edecek, milletimizin hayat kalitesini devamlı yükselteceğiz. Ulaşım ve iletişim yatırımlarını; kesintisiz kalkınmanın, rekabetçi bir ekonominin, sosyal etkileşimin, sürdürülebilir şehirciliğin ve refahın temeli olarak görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde son 21 yıla 100 yıllık işler sığdırdık. Ülkemizin ulaşım ve haberleşme altyapısına yaklaşık 250 milyar yatırım gerçekleştirdik. Marmaray, Avrasya Tüneli, İstanbul Havalimanı, Yavuz Sultan Selim, Osmangazi, 1915 Çanakkale köprüleri, İzmir-İstanbul, Ankara-Niğde ve Kuzey Marmara Otoyolları gibi dev projeleri birbiri ardına hayata geçirdik. Yüksek standartlı, bölünmüş yollarla ülkemizin her noktasını hızlı, güvenli ve konforlu bir şekilde erişim sağlar hale getirdik” diye konuştu.

‘YAVUZ SULTAN SELİM KÖPRÜSÜNDEN DEMİR YOLUNU GEÇİRMEK İÇİN ÇALIŞILIYOR’

Bakan Uraloğlu, açıklamasında, “6 bin 100 kilometre olan bölünmüş yol ağımızı 29 bin 373 kilometreye, 1714 kilometre olan otoyol ağımızı ise 3 bin 726 kilometreye yükselttik. 10 bin 948 kilometre olan demir yolu ağımızı 14 bin 165 kilometreye yükselttik. Ülkemizi sıfırdan hızlı trenle buluşturarak 2 bin 251 kilometre hızlı tren ağı inşa ettik. 2002’den bu yana aktif havalimanı sayımızı 26’dan 57’ye ve terminal kapasitemizi 55 milyon yolcudan 337,5 milyon yolcuya çıkardık. Dış hatlarda 50 ülkede 60 noktaya uçuş gerçekleştiriliyorken, uçuş ağımıza 283 yeni nokta ekleyerek 343 noktaya yükselttik. Denizcilik alanında 152 olan uluslararası liman sayımızı 190’a, 37 olan tersane sayımızı 85’e, 8 bin 500 olan yat bağlama kapasitemizi de 25 binin üzerine çıkardık. 12’nci Kalkınma Planımız doğrultusunda 2028 yılında bölünmüş yol ağımızı 31 bin kilometrenin üzerine, 2053 hedefimiz kapsamında ise 38 bin kilometrenin üzerine çıkarmayı planlıyoruz. Avrasya Tüneli ve Marmaray ile İstanbul Boğazı’nın altından hem kara yolu hem de demir yolu geçişi tesis ettik. Kara yolu geçişini hizmete aldığımız Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden şimdi de demir yolunu geçirmek için çalışmalar yürütüyoruz. Geleceği bugünden tasarlarken; lojistik, mobilite ve dijitalleşme odağında, bilimsel temelli, çevreci, sürdürülebilir ve tarihe duyarlı bir ulaşım altyapısını ülkemize kazandırmak için çalışmaya devam ediyoruz. 2053 vizyonumuzla ülkemizin ihtiyaç duyduğu ulaştırma ve altyapı yatırımlarını önümüzdeki 30 yıl için planladık” ifadelerini kullandı.

‘ÜLKEMİZ ÖNEMLİ HAVZALARDA BULUNUYOR’

Yer altı kaynakları açısından Türkiye’nin önemli noktada olduğunu söyleyen Bakan Uraloğlu, “Dünyanın en önemli petrol rezervlerine sahip Orta Doğu ve Hazar Havzası, önemli deniz ulaştırma yollarının kavşağı durumunda bulunan Akdeniz Havzası, tarihte her zaman önemini sürdürmüş olan Karadeniz Havzası ve Türk boğazlarının oluşturduğu coğrafyanın merkezinde etkili bir konumda bulunuyor. Konumumuzun avantajından hareketle ulaşım stratejilerimizi küresel ve bölgesel şartlar ışığında yeniden tanımlamak ve bu stratejileri her daim güncel tutmak Türkiye için vazgeçilmezdir. Bu kapsamda ülkemiz, ‘Orta Koridor’ güzergahının kısa, orta ve uzun vadede geliştirilmesinde ve iyileştirilmesinde kararlıdır. Gerek son dönemde yaşanan gelişmeler sebebiyle, kuzey koridoru yerine orta koridoru kullanma isteği gerekse giderek artan ticaret hacmi, Orta Koridor’da yük taşımacılığı hacmini arttırmak için tarihi bir fırsat ortaya koymaktadır. Bunun sağlanması için de büyük projeler üstlenerek hem Orta Doğu hem de Afrika kıtasıyla ortak projeler geliştirmeye odaklanmış durumdayız” dedi.

‘İPEK YOLU’NU AVRUPA’YA BAĞLIYORUZ’

Bakan Uraloğlu, İpek Yolu’nun Marmaray aracılığıyla Avrupa’ya bağlanacağını belirterek, “Bakü-Tiflis-Kars demir yolu ile Çin’den ülkemize ulaşan yeni İpek Yolu’nu Marmaray üzerinden Avrupa’ya bağlıyoruz. Azerbaycan ile ülkemiz arasındaki mesafeleri kısaltacak olan Zengezur Koridoru ile Bakü Limanı doğrudan ülkemize bağlanacaktır. Hindistan, Doğu Asya ve Basra Körfezi üzerinden Irak’a gelecek yükleri Avrupa’ya ulaştıracak Kalkınma Yolu projesinde çalışmalar devam etmektedir” ifadelerini kullandı.

‘YATIRIMLARIMIZI ARTAN NÜFUSU KARŞILAYACAK ŞEKİLDE YAPIYORUZ’

Bakan Uraloğlu, yatırımları illerin büyümesine göre planladıklarını ifade ederek, “Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ülkemizde 2007 yılında nüfusun yüzde 70’i il ve ilçelerde yaşarken, bugün 85 milyonu aşan nüfusumuzun yaklaşık yüzde 93’ünün il ve ilçelerde yaşadığını görüyoruz. İl ve ilçe merkezlerinde yaşanan bu nüfus artışına paralel olarak şehirlerimiz de yeni konut projeleriyle büyük bir değişim içine girmiş durumda. Ancak tabii ki sadece konut yapmayla iş bitmiyor. Bu değişim yanında ulaşım ve lojistik hizmetleri, etkili sağlık hizmetleri, gelişmiş eğitim hizmetleri ve benzeri tüm konularda yeni ihtiyaçları ortaya çıkarıyor. Artan nüfus oranları da artık geleneksel yaklaşımların dışında, sürdürülebilir politika ve projelerle, ileri teknolojileri içeren çözüm arayışlarını zorunlu kılıyor. Bu noktada bugün hem ülkemizde hem de dünyada birçok şehrin dijital dönüşüm sürecinden geçtiğini ve bu değişeme adapte olmayı çalıştığını görüyoruz” dedi.

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/bakan-uraloglu-konustu-son-21-yila-100-yillik-isler-sigdirdik/feed/ 0
DSÖ uyardı: Rahim ağzı kanseri vakalarının yüzde 95’i HPV kaynaklı https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/dso-uyardi-rahim-agzi-kanseri-vakalarinin-yuzde-95i-hpv-kaynakli/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/dso-uyardi-rahim-agzi-kanseri-vakalarinin-yuzde-95i-hpv-kaynakli/#respond Thu, 04 Jan 2024 21:42:30 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=1749 DSÖ, rahim ağzı kanseri farkındalık ayı kapsamında yaptığı açıklamada, “Rahim ağzı kanserinin yüzde 95’inden fazlası insan papilloma virüsünden (HPV) kaynaklanmaktadır. HPV’ye karşı profilaktik aşılama ve kanser öncesi lezyonların taranması ve tedavisi rahim ağzı kanserini önlemenin etkili yollarıdır ve çok uygun maliyetlidir” ifadelerini kullandı.

“DÜNYADA KADINLAR ARASINDA EN SIK GÖRÜLEN 4’ÜNCÜ KANSER TÜRÜ”

DSÖ, Rahim Ağzı Kanserini Ortadan Kaldırma Girişimi adında başlattıkları eylem hakkında, “Rahim ağzı kanseri erken teşhis edildiği ve etkili bir şekilde tedavi edildiği sürece önlenebilir ve tedavi edilebilir. Ancak 2018 yılında 300 binden fazla kadının hayatına mal olan hastalık, dünya çapında kadınlar arasında en sık görülen 4’üncü kanser türüdür.

Çok az hastalık küresel eşitsizlikleri rahim ağzı kanseri kadar yansıtıyor. 2018’deki ölümlerin neredeyse yüzde 90’ı düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana geldi. Bir halk sağlığı sorunu olarak rahim ağzı kanserinin ortadan kaldırılmasına rehberlik etmek için iddialı, uyumlu ve kapsayıcı bir strateji geliştirildi.

Mayıs 2018’de DSÖ küresel bir eylem çağrısı yaptı. Ağustos 2020’de Dünya Sağlık Asamblesi rahim ağzı kanserinin ortadan kaldırılmasına yönelik Küresel Stratejiyi kabul etti. Rahim ağzı kanserini ortadan kaldırmak için tüm ülkelerin insidans (hastalık oranı) oranını 100 bin kadında 4’ün altında tutması ve bu oranı koruması gerekmektedir. Bu hedefe ulaşmak üç temel hedef vardır. Bu hedefler, aşılama, tarama ve tedavi.” dedi.

ÜÇ TEMEL HEDEF: AŞILAMA,TARAMA VE TEDAVİ

Bu kapsamda DSÖ yapılan eylemler ile ilgili, 2020 yılından itibaren genç kızlardan yüzde 90’ının 15 yaşına kadar aşılandığını, kadınların yüzde 70’i 45 yaşına kadar yüksek performanslı testler ile tarandığını ve tedavi gören kadınların yüzde 90’ının da tedavilerinin bittiğini ifade etti. DSÖ, üç temel hedef olarak ifade ettiği aşılama, tarama ve tedavi eylemlerinin sonucu olarak ortaya çıkan 90-70-90 kavramı ile ilgili, “Gelecek yüzyılda rahim ağzı kanserini ortadan kaldırma yoluna girebilmek için her ülkenin 2030 yılına kadar 90-70-90 hedeflerine ulaşması gerekiyor” dedi.

DSÖ, HPV virüsüne karşı aşının önemine vurgu yaparak, aşının tüm yaş grupları için farklı bir dozu olduğuna da dikkat çekti. Aşı olması gereken en önemli yaş grubunun 9-14 yaş aralığındaki genç kızlar olduğunun altı çizilerek, “2023 yılı itibarıyla dünya çapında 6 adet HPV aşısı mevcuttur. Hepsi, çoğu rahim ağzı kanserine neden olan ve HPV enfeksiyonunu ve rahim ağzı kanserini önlemede güvenli ve etkili olduğu gösterilen yüksek riskli HPV tipleri 16 ve 18’e karşı koruma sağlar. Bağışıklık sistemi zayıf olduğu veya HIV (AIDS) ile enfekte olduğu bilinen kişiler için minimum 2 doz ve uygun olduğunda 3 doz gereklidir” denildi. 2022’de yapılan açıklamada rahim ağzı kanseri vakalarının yüzde 70’inde görülen HPV, 2023 itibarıyla yüzde 95’e ulaştığı ifade edildi.

“RAHİM AĞZI KANSERİNİ ORTADAN KALDIRMA YOLUNDAYIZ”

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, rahim ağzı kanserine yakalanmamak için aşının önemine dikkat çekti. Ghebreyesus, “ HPV virüsüne karşı aşılama ve hastalığın erken ve etkili taraması ve tedavisi ile büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olan Rahim Ağzı Kanserini ortadan kaldırma yolundayız. Başarı, tüm ülkelerde kadınların ve kızların bu hayat kurtaran araçlara erişimini engelleyen eşitsizliklerin ortadan kaldırılması için tüm ortakların birlikte çalışmasını gerektirir. Bu Rahim Ağzı Kanseri farkındalık ayında, DSÖ Aşı, tarama ve tedavinin sürekli olarak genişletilmesi çağrısında bulunarak, Rahim Ağzı Kanseri Eliminasyon Girişimi aracılığıyla bu önlenebilir hastalıktan arınmış bir dünyaya olan bağlılığını yeniden teyit etmektedir.

2023’te HPV aşısını uygulamaya koyan Bangladeş, Endonezya, Nijerya ve diğer ülkeleri tebrik ediyorum ve bu kritik gündemdeki ilerlemeyi hızlandırmak için 2024’te daha fazlasını desteklemeye hazırız” ifadelerini kullandı.

 

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/dso-uyardi-rahim-agzi-kanseri-vakalarinin-yuzde-95i-hpv-kaynakli/feed/ 0