Türkiye’ye yönelik nükleer enerji yatırımlarından ve gelecek hedeflerinden de söz eden Komarov, “Hepimiz Türkiye elektrik şebekesinde ilk nükleer elektriğin verileceği anı sabırsızlıkla bekliyoruz. Türkiye’nin sadece bir NGS inşa etmekle yetinmek istememesi önemlidir. Türkiye ekonomisi iyi düzeyde gelişiyor ve elektrik ihtiyacı her yıl artıyor. Gelecekteki enerji tüketimi artışına ilişkin tahmin ise oldukça etkileyici. Hükümetinizin de ifade ettiği gibi, 2-3 büyük santralin yanı sıra belki daha 3 büyük ya da birçok küçük santrale daha ihtiyacınız var. Bu nedenle, Türkiye’de nükleer enerjinin geliştirilmesine yönelik hedeflerin olması son derece olumlu bir adım” dedi.
“RUS TEKNOLOJİSİNİ KULLANARAK BAŞKA BİR SANTRAL İNŞA ETMEK ÖNEMLİ”
Türkiye’deki öncelikli gündemlerinin Akkuyu olduğunu söyleyen Komarov, “Bugün gündemimizde Türkiye’deki amiral gemimiz Akkuyu Nükleer Santrali var. Bu proje bizim için çok önemli bir proje. Sorumluluk ve yatırım açısından da çok büyük bir proje. Türk medyasının temsilcileri olarak sizler, Türkiye’nin yap-sahip ol-işlet modeliyle nükleer santral inşaatını uygulayan ilk ülke olduğunu biliyorsunuz. Yani Rosatom aynı anda hem teknolojinin sahibi hem yatırımcı, hem santralin sahibi, hem de tesisi inşa eden yüklenici olarak hareket etmektedir. Bu nedenle nihai sonuçtan tamamen biz sorumluyuz. Türkiye’de yapmamız gereken ilk şey, santralin hükümetler arası anlaşmamızda belirtilen süre içerisinde inşa edilmesini sağlamaktır. Dört ünitenin de 2028 yılı sonuna kadar tamamlanması gerekmektedir. İlk ünitede şu anda çok yüksek tempoda hazırlık var. Devreye alma çalışmaları devam ediyor. Akkuyu projesiyle ilgilenmeye başladığımız 2011 yılından bu yana edindiğimiz deneyimleri sizinle paylaşacağım. Akkuyu projesi sayesinde çok sayıda Türk şirketi nükleer sanayi için çalışmayı öğrendi. Artık bu şirketler önemli deneyimler elde ettiler, ekipman da üretebiliyorlar. İnsanlar nükleer güç santrallerinin inşasında zor işleri de yerine getirebilirler. Bu deneyimleri kaybetmek üzücü olur. Bu benzersiz uzmanlık alanında binlerce insan benzersiz bir deneyim kazanıyor. Akkuyu sahasında çoğu Türk vatandaşı olmak üzere yaklaşık 30 bin kişi çalışıyor. Dolayısıyla, bu kadar çok deneyim ve bilgi birikimine sahip olan tüm bu insanların deneyim ve bilgilerini daha fazla kullanabilmelerini istiyoruz. Elbette bunun için en iyi yol, Rus teknolojisini kullanarak başka bir santral inşa etmek olacaktır” diye konuştu.
“TÜRK HÜKÜMETİYLE GÖRÜŞÜYORUZ”
Sinop’ta kurulması planlanan ikinci bir nükleer santralin inşası ile ilgili projeye yönelik de açıklamalarda bulunan Komarov, “Sinop Nükleer Güç Santrali’nde Rus teknolojisine dayalı bir projenin hayata geçirilmesi olasılığını Türk hükümetiyle görüşüyoruz. Bugün, henüz görüşmelerin ilk aşamasındayız, dolayısıyla tam olarak nasıl bir model olacağını, tarifenin ve zaman çerçevesinin ne olacağını söylemek için çok erken. Ancak kendi adımıza, biriktirdiğimiz tüm deneyimin ve en önemlisi Türk şirketlerinin ve ortaklarımızın bu projede edindikleri deneyimin bir sonraki NGS’nin inşasına yansıtılmasını sağlamak için her türlü çabayı göstereceğimizi belirtmek isterim. Bugün Akkuyu NGS projesi çerçevesinde Türk şirketleriyle 5 milyar doların üzerinde sözleşme imzalanmış durumdayız. 5 milyar , sadece Türk şirketlerinin Akkuyu için halihazırda yaptığı iş içindir ve bununla bitmeyecektir. Şu anda ilk reaktörü tamamlama aşamasındayız, dolayısıyla bu rakamlarda da bir büyüme gerçekleşecektir. Biz bu projede kazanılan deneyimin bir sonraki nükleer santralin inşasına yansıtılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Dünyada nükleer enerjiye olan talep ve ilginin arttığını ifade eden Komarov, Türkiye, Mısır, Bangladeş, İran ve Çin gibi farklı coğrafyalarda nükleer enerji alanında çalışmaların devam ettiğini de aktardı.
]]>8 Mart Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle bir grup kadın gazeteci ile Akkuyu’da çalışan kadınlarla bir araya geldik. Her birinin hikâyesi ilham vericiydi.
‘BABAM BENİ ÇOK DESTEKLEDİ’
Radyoaktif Atıklar Sertifikalandırma Uzmanı Nurberk Sungur, Trabzonlu bir ailenin kızı. Bu göreve gelme sürecini şöyle anlattı:
“Ailem, Akkuyu programına kabul edilene kadar tamamen karşıydı. Akkuyu’dan mail aldığımda ve sınavlara girdiğimde annemin ‘İnşallah kazanamazsın da gidemezsin’ dediğini hatırlıyorum. Çünkü ailemle Ankara’da yaşıyordum, endüstri mühendisliği okuyordum. Rusya’ya gitmek istedim, babam beni çok destekledi. Mayıs 2023’ten beri burada çalışıyorum. Annem de şu an çok mutlu. Marie Curie ile aynı gün doğmuşum. Marie Curie bursunu kazandığımda ‘Ben bilerek seni o gün doğurmuşum’ dedi.”
RUSYA’DA ONUR DERECESİ MEZUNU
Nükleer Yakıt Kontrol Kıdemli Uzmanı Ebru Adıgüzel, Rusya’da 6.5 yıl eğitim almış. Bunun zorluğuna dikkat çekti ve ekledi: “Türkiye’nin ilk nükleer santralında ilk mühendis olma arzusu benim için büyük bir motivasyondu. Rusya’da üniversiteden onur derecesiyle mezun oldum. Türkiye’nin ilk nükleer reaktörüne yüklenecek taze yakıtın parametrelerini kontrol etmek, bu ileri teknolojinin ülkemize kazandırılmasına katkıda bulunmak bir Türk vatandaşı olarak tarifsiz bir heyecan. Ailem için de olağanüstü bir gurur” dedi. Adıgüzel, işinin detaylarını da anlattı, “NGS sahasına gelen yakıtı taşıma-paketleme setinden çıkardıktan sonra kusurları kontrol ediyoruz” bilgisini verdi.
‘KENDİNİZE İNANMAYI ÖĞRENİN’
Kimyasal Analiz Uzmanı Beyza Kurtuluş Öztürk de, Rize kökenli. Küçük bir şehirde büyüdüğünün altını çizerek, “Eskiden aileler kız çocuklarını şehir dışına bile göndermezken ben yurtdışına eğitime gittim. Bu alanda cinsiyetimden dolayı herhangi bir zorlukla karşılaşmadım. Elbette nükleer endüstride çalışmak birçok açıdan zorlu ve sorumluluk gerektiren bir iş. Kadınlara tavsiyem; kendinize inanmayı öğrenin ve hedeflerinize doğru kararlılıkla ilerleyin” dedi.
‘KADINLARIN YAPAMAYACAĞI İŞ YOK’
Personel Eğitim ve Geliştirme Organizasyon Bölüm Müdürü Nadezhda Sezer ise sahada çalışan 30 bin kişi olduğuna vurgu yaptı. Yaklaşık 2 bin 500’ünün kadın olduğunu vurgulayarak, “Sahada kadınların yapamayacağı iş yok, kadınlar hazırsa elbette yapabilirler” diye konuştu.
KADIN ÇALIŞAN ARTIYOR
Radyasyon Güvenlik Kontrol ve Ölçme Cihazları Bölümü Elektrik Teknisyeni Olga Levicheva’ya göre ise nükleer enerji alanında kadın çalışan sayısı artıyor. Levicheva, “Bu iyi bir gelişme” diye konuştu.
‘HEP ÖNDEYİZ’
Santralın Kıdemli Hukuk Danışmanı Naila Atmaca, “Nükleerde kadınlar erkeklere göre daha az. Ama Akkuyu’da hep öndeyiz. Belki de genel müdürümüzün kadın olmasından dolayı kadınlar hep merkeze çıkarılıyor. Biz kadınlar erkeklerin yaptığı her şeyi topuklu ayakkabılarla da yapabiliyoruz” ifadesini kullandı.
DÜNYANIN EN BÜYÜK SAHALARINDAN
Akkuyu Nükleer A.Ş. Üretim ve İnşaat Organizasyon Direktörü Denis Sezemin, Akkuyu’nun dünyanın en büyük nükleer inşaat sahalarından biri olduğunu söyleyerek şu bilgileri verdi:
“Santralımızın toplam alanı yaklaşık 10 kilometrekare. Demek oluyor ki 1072 futbol sahası veya 5 Monako büyüklüğünde ya da 272 Vatikan sığdırılabilir buraya. İnşaat şu an en aktif döneminde, dört güç ünitesini aynı anda inşa ediyoruz” dedi.
]]>