Araştırmada ayrıca kuruluşların her yıl gelirlerinin yüzde 5’ini mali suistimal nedeniyle kaybettiğini ortaya koydu. Dünya genelinde kamu kurumlarında mali suistimal vakası başına medyan kayıplar 150 bin doları buluyor. Çalışmada, vakaların yüzde 47’si çalınan varlıkların kripto para birimine dönüştürülmesini içerirken, yüzde 33’ü kripto para biriminde rüşvet veya komisyon ödemeleri yapıldığı belirtildi.
Raporda bölgesel olarak yapılan analizlere bakıldığında, en çok medyan kayıp yaşanan vaka 250 bin ile Latin Amerika ve Karayipler bölgesinden geldi. Asya-Pasifik bölgesi ve Doğu Avrupa ve Batı/Orta Asya bölgesi, vaka başına ortalama 200 bin dolarlık kayıpla ikinci sırada yer aldı. Yolsuzlukla ilgili vakaların en yüksek yüzdesine sahip bölgeler Güney Asya (%74) ve Doğu Avrupa ve Batı/Orta Asya (yüzde 71) oldu.
Ülkeler bazında en çok mali suistimal vakaları incelediğinde ortalama 101 vaka ile başı Hindistan çekiyor. Hindistan’ı 88 vaka ile Güney Afrika takip ederken, Nijerya 62 vaka, Birleşik Arap Emirlikleri 46 vaka, Çin 33 vaka ile mali suistimal konusunda ön sıralarda yer aldı. Avrupa’da ise ortalama 29 vaka ile Almanya liderliği elinde bulunduruyor.
MALİ SUİSTİMALLERİN YÜZDE 43’TEN FAZLASI ÇALIŞANLARIN BİLDİRİMLERİNDEN GELDİ
Araştırmadan çıkan sonuçlara göre tipik bir mali suistimal vakası, tespit edilmeden önce yaklaşık 12 ay sürüyor. Mali suiistimal faillerinin cinsiyet dağılımına bakıldığında vakaların yüzde 74’ü erkekler, yüzde 25’i ise kadınlar tarafından gerçekleştirildi. Faillerin yaş oranları dikkate alındığında yüzde 69’u 31 ile 50 yaşları arasında yer aldı. Faillerin yüzde 87’sinin geçmişte mali suiistimal ile ilgili suçlardan dolayı hiç suçlanmamış veya hüküm giymemiş olmaları ise raporda dikkat çeken diğer bir nokta olarak göze çarpıyor.
Mesleki mali suistimal yapanların üçte ikisi üniversite ve üzeri eğitim seviyesine sahip şirketine en çok zarar verenler ise şirket sahipleri ve yönetici ortaklar oldu. Tespit edilen mali suiistimallerin yüzde 43’ten fazlasının çalışanların yapmış olduğu bildirimlerden gelmesi ise kurum içi şeffaflığın önemini bir kez daha gösterdi.
Araştırma raporunun sonuçlarını değerlendiren Remed Etikhat Satış ve Satış Sonrası Hizmetler Müdürü Begüm Akçal şunları söyledi:
“Bir şirketin değerlerini, kültürünü ve itibarını koruması ve paydaşların bağlılıklarını artırması için en önemli adım, içeride şeffaflık sağlamaktır. Bu nedenle, çalışanlar ve diğer paydaşlar, görüşlerini, önerilerini ve etik ihlalleri rahatça paylaşabilecekleri bir ortamın oluşturulmasına ihtiyaç duyar. ACFE raporunda da belirtildiği gibi, etik olmayan davranışlardaki artış, kurumsal etik kültürünün ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Kurum içinde dürüstlük ve hesap verebilirlik kültürünü teşvik etmek için kurumsal etik süreç danışmanlığı ve etik hat hizmetleri sunuyoruz. Bu sayede şirketlerin, etik kültür oluşturmadığı zaman karşılaşabilecekleri zararların önüne geçmelerine destek oluyoruz. Bu kültürün şirket içinde yaşayabilmesi ve sürdürülebilir olabilmesi için politika ve prosedürlerin titizlikle uygulanması gerekiyor. Bildirim alınan her olay ve her paydaş için aynı hassasiyetle ilgili politika ve prosedürlerin uygulanması, sağlıklı bir etik kültürün gelişimine katkı sağlayacaktır.”
]]>“7 BİN 750 SİBER GÜVENLİK UZMANI ÜLKEMİZİN SİBER SAHASINI KORUYOR”
Uraloğlu, kritik sektörlerde, SOME ile kurumlar bünyesinde Kurumsal SOME’ler kurularak teknik seviyede ulusal siber güvenliğe yönelik organizasyonun şekillenmesinin sağlandığını işaret ederek, “2024 yılı Mart ayı sonu itibarıyla, USOM koordinasyonunda görev yapan 14 adet sektörel SOME ve 2 bin 268 adet Kurumsal SOME ile buralarda görev yapan 7 bin 750 siber güvenlik uzmanı ülkemizin siber sahasının korunmasına yönelik çalışmaları gerçekleştirmektedir” dedi.
“OLTALAMA SALDIRISI İLE KULLANICI BİLGİLERİNE ERİŞMEYE ÇALIŞIYORLAR”
Bakan Uraloğlu, internetin gündelik hayatın bir vazgeçilmezi olduğunu, mobil cihazlar sayesinde her an her yerde internete ulaşımın insan hayatına büyük kolaylıklar getirdiğini söyledi.
Uraloğlu, internet ile birlikte gelen siber saldırılar ile normal yollarla elde edilemeyecek bilgilerin ele geçirilmeye çalışıldığını, internetin ilk yıllarından bu yana günümüze kadar varlığını devam ettiren Oltalama saldırılarının internet kullanıcılarına ciddi zararlar verme potansiyelinin olduğunun altını çizdi.
Oltalama saldırılarının kullanıcılara yanıltıcı elektronik mesaj veya web siteleri aracılığıyla farklı şekillerde gerçekleştiğini belirten Uraloğlu, “Ülkemizin maruz kaldığı ortalama saldırıları elektronik mesaj ile internet tarayıcılarındaki aramalar ile sosyal medyada paylaşımları ile kısa mesaj ile telefon aramaları ile yapılmaktadır” diye konuştu.
“2023 YILINDA 105 BİN ZARARLI BAĞLANTI ENGELLENDİ”
Sürdürülen çalışmalar ile Türkiye’deki kritik kurum ve kuruluşların tehditler ve zaafiyetlere karşı uyarılarak ilgililerce gerekli önlemlerin alınmasının amaçlandığını kaydeden Bakan Uraloğlu, USOM çalışmaları kapsamında, oltalama, bankacılık oltalama, zararlı yazılım ve siber saldırı başlıkları altında 330 binin üzerinde zararlı bağlantı tespit edilerek kontrollerinin yapıldığını ve altyapı seviyesinde erişim engeli getirildiğinin altını çizdi.
Her geçen yıl artarak devam eden bu saldırılar karşısında önlemlerin hızlı bir şekilde alındığını dile getiren Uraloğlu, “Her geçen yıl giderek artan oltalama saldırıları sayısı 2022 yılında 72 bin 209 iken 2023 yılında 105 binin üzerine çıktı. USOM tarafından 2024 yılı ilk 3 ayında ise 37 bin 600’e yakın saldırı tespit edilip erişim engeli getirildi. Ancak siber güvenlik açısından burası yeter, burası tamam deme lüksümüz yok” ifadelerini kullandı.
“İLGİLİ KURUMLARA 5 BİN 107 ADET RESMİ BİLDİRİM YAPILDI”
Oltalama saldırılarında kullanılan zararlı adreslerin yurt içi kaynaklı olduğunun tespit edilmesi halinde ise elde edilen tüm bilgi ve belgelerin vakit kaybetmeksizin Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına ilettiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, USOM tarafından ayrıca siber güvenlik bildirimleri ilgili kurum ve kuruluşa bildirilerek gerekli önemlerin alınmasının sağlandığını kaydetti. 2015 yılında başlatılan çalışmalarda toplamda 67 bin 710 adet resmi bildirim yapıldığını vurgulayan Uraloğlu, 2024 Mart ayı sonu itibariyle 5 bin 107 adet resmi bildirim yapıldığını söyledi.
“OLTALAMA SALDIRILARI BİRÇOK FARKLI ŞEKİLDE GERÇEKLEŞİYOR”
Oltalama saldırı yöntemleri ile internet tarayıcıları ve çeşitli sosyal medya paylaşım platformlarında reklamlar ile daha büyük kitlelere yayılmasının sağlandığını söyleyen Bakan Uraloğlu, “Oltalama saldırıları elektronik mesaj yolu ile mail ekine zararlı dosya eklenerek veya mail metni içerisine zararlı link eklenerek kullanıcılar saldırıya maruz kalmaktadırlar” dedi.
Oltalama saldırılarının birçok farklı konu başlığında ortaya çıktığını belirten Uraloğlu, “USOM’a gelen oltalama ihbarlarında sıklıkla karşılaşılan oltalama adresleri; sahte banka siteleri, sahte kripto para siteleri, sahte PTT adresleri, sahte HGS yükleme adresleri, sahte pandemi destek adresleri, sahte çevrimiçi fatura ödeme adresleri, kamu kurumlarına ait sahte web siteleri, sahte internet servis sağlayıcı adresleri, sahte e-Devlet adresleri, sahte sosyal medya adresleri, sahte sosyal medya takipçi arttırma siteleri, sahte blog adresleri, sahte bulut depolama adresleri, sahte çekiliş ve indirim kuponu adresleri, sahte turizm acente siteleri, sahte sigorta acentesi siteleri, sahte araç ve ev kiralama siteleri, sahte e-ticaret siteleri, sahte bağış siteleri, sahte kripto para uygulaması adresleri şeklindedir” ifadelerini kullandı.
“SİBER GÜVENLİKTE BU YETER DEME ŞANSIMIZ YOK”
Bakan Uraloğlu, siber olaylara müdahale mücadelesinde Türkiye’nin çok iyi bir konumda olduğunu belirterek, “Yarın çok daha iyi, çok daha güçlü olmak zorundayız. Siber güvenlik açısından burası yeter, burası tamam deme lüksümüz yoktur. Çünkü sektör gelişiyor, sektör geliştikçe siber saldırılarla ilgili geliştirilen yöntemlerde aynı oranda gelişiyor. Dolayısıyla çalışmanın hep devam etmesi, kesintisiz bir şekilde bu alanda da hep gücümüzün üstüne güç koymamız gerektiği de bir gerçek. İşte biz de bu nedenle gelişmeye, geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.
“YENİ YÖNTEMLERİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ”
USOM’un operasyonel faaliyetler kapsamında tehdit istihbaratı, yapay zeka algoritmaları ile çalışan AZAD sistemi ile bankacılık oltalama alan adları, hedef odaklı APT kategorisinde yer alan oltalama saldırı adresleri, çeşitli yeraltı hacker forumları, ICQ ve Telegram kanallarının da USOM tarafından yakından takip edildiğini, saldırganların kullandıkları yeni yöntem ve saldırılar hakkında bilgi toplandığının altını çizen Bakan Uraloğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Oltalama amaçlı kullanılan zararlı adresler ile ilgili olarak USOM’a gönderilen ihbarlar ile ilgili olarak yapılan işlemlerde ihbar ekinde ekine zararlı dosya eklenmesi halinde ilgili zararlı dosya incelenerek zararlı yazılımın iletişim kurduğu komuta kontrol merkezleri tespit edilmektedir. İhbar içerisinde zararlı link eklenmesi durumunda ilgili adresler incelenmektedir. Bu işlemlerin tamamlanmasının ardından USOM zararlı bağlantı listesine altyapı seviyesinde erişimleri engellemektedir. Erişim engellemesi yapılan zararlı adreslere iletişim isteğinde bulunmaya çalışan kritik kurum ve kuruluşlar USOM Sinkhole’undan ayrıca takip edilmekte olup yapılan iletişim istekleri analiz edilmekte, ilgili kuruluş veya işletmecilere bildirilerek oltalama adreslerin yayılmasının engellenmesi sağlanmaktadır.”
Gelin bir bakalım bu ünlü kim ve vasiyetinde milyonluk servetini nerelere bölüştürdü.
Bu sözünü ettiğimiz kişi ünlü İngiliz komedyen Paul O’Grady… Geçen yıl 67 yaşındayken hayata veda eden O’Grady’nin toplamda 15 milyon sterlinin üzerinde serveti vardı.

ŞOVUNU ÇEKTİĞİ KURUMA MİRASINDAN PAY BIRAKTI
Elbette bunun bir bölümünü ailesine bıraktı. Ama tam bir hayvansever olan Paul O’Grady, bu servetinden hatırı sayılır bir miktarı da çeşitli hayvan barınaklarına ve hayvanları koruma derneklerine bağışladı.
O’Grady, servetinden 775 bin sterlini Battersea Köpek Barınağı’na aktardı. Bu kurumun ünlü yıldız için ayrı bir önemi vardı.
ITV kanalında yayınlanan For The Love of Dogs (Köpek Sevgisi İçin) adlı şovunu burada çekmişti O’Grady…
Ayrıca Paul O’Grady’nin vasiyetinde köpekleri Nancy, Arfur, Conchita, Eddie ve Sausage için de özel bir bölüm var.

VASİYETİNDE BEŞ KÖPEĞİNİ DE UNUTMADI
Ünlü yıldız, servetinin 125 bin sterlinini de kendisinin ölümünden sonra geride kalan beş köpeğine bıraktı.
Sıkı bir hayvansever olarak tanınan Paul O’Grady, özellikle bazı hayvanları korumak için yaptığı çalışmalarla tanınan kurumlara da servetinden pay ayırdı. 50 bin sterlini, fil ve orangutanlar için çalışan yardım kuruluşlarına bıraktı.
Paul O’Grady’nin yakın çevresinin söylediğine göre bu durum tam da ona uygun… Vasiyetinde kendisi için özel anlamı olan kurumlara yer vermesini onu hayattayken iyi tanıyan dostları hiç de şaşırtıcı bulmadı.
Bu dostuna göre Paul O’Grady’nin 125 bin sterlinini beş köpeğine bırakması da normal. Çünkü bu köpekler ünlü yıldız için dünyalara bedeldi.
O yüzden de kendi ölümünden sonra onların da rahat ve huzur içinde yaşayacaklarından emin olmak istedi.
O’Grady’nin vasiyetinde İngiltere dışında faaliyet gösteren bazı doğa dostu derneklere de pay çıktı. Bunlar için de 100 bin sterlin ayırdı ünlü yıldız.
Paul O’Grady’nin servetinin geri kısmı da karısı Andre Porasio, kızı Sharon Mousley ve kız kardeşi Sheila Rudd arasında paylaştırıldı.

50 YILDAN FAZLA SÜREN KARİYER
O’Grady’nin beş tane köpeğinin sorumluluğunu ise uzun süredir birlikte çalıştığı menajeri Joan Marshrons üstlenmiy durumda. Onun söylediğine gre her bir köpeğin artık 25 bin sterlini var.
Paul O’Grady’nin vasiyeti 2017 yılında yazıldı. Vasiyette mirastan pay alan başka kişiler de bulunuyor. Bunlar arasında vaftiz çocukları Milo ile Otis Sainbsury de var.
Ünlü yıldızın vasiyetinde pay alan kurumlardan biri de doğup büyüdüğü Liverpool’daki yardıma muhtaç kişilere destek olan Salvation Army adlı kurum.
Bir keresinde bir röportajında bu konuda şunları anlatmıştı Paul O’Grady: “Ben küçük bir çocukken bizim sokağımızın yakınlarında yaşayan bazı çocuklar onların sayesinde karınlarını doyurdu. Ayrıca ben bakım işindeyken benim destek olmaya çalıştığım insanlara da yardım ettiler.”
“The Paul O’Grady Show”, “Blind Date” ve “For the Love of Dogs gibi yapımlarla tanınan Paul O’Grady, geçen yılın mart ayında hayata veda etti. Acı haberi ise eşi duyurdu. Ünlü yıldızır karısı yaptığı sosyal medya paylaşımında kocasının bir gece önce beklenmedik bir şekilde öldüğünü belirtti.
]]>
FAALİYET SAATLERİ DEĞİŞTİ
Okulların dışında halen faaliyet göstermekte olan sosyal etkinlik merkezleri ve çeşitli kursların verildiği diğer kurumlarda, günlük çalışmalar saat 07.00 ile 23.00 saatleri arasında yapılıyor, zorunlu eğitim çağındaki öğrencilerin devam ettiği programlarda ise eğitimler 07.00-19.00 saatleri arasında gerçekleştirilebiliyordu. Yayımlanan son yönetmeliğe göre zorunlu eğitim çağındaki öğrencilerin devam ettiği programlarda eğitimler 21.00’ kadar sürebilecek. Diğer yandan bu kurumlarda Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerine aykırı, öğrencilerin psikososyal gelişimine katkı sağlamayan etkinlik ya da kutlamaların yapılamayacağı belirtildi.
SORUŞTURMA SÜRECİNDE KURUMLAR DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR
MEB’e bir başka kuruma dönüşmek, yani farklı bir alanda eğitim vermek için başvuru yapan özel öğretim kurumları ilgili kanun hükümlerini karşılaması durumunda gerekli izni alabiliyor. Ancak üzerinde soruşturma yürütülen kurumlara, soruşturma sonuçlanana kadar gerekli izinler verilmiyordu. Yayımlanan yönetmeliğe göre; soruşturması devam eden kurum soruşturmayı yürütenlerden alacağı ön raporla talep ettiği dönüşümü yapabilecek. Eğer ilgili kanun kapsamında belirtilen şartları taşımadığı tespit edilirse dönüşümü yapılan kurumun izinleri ve çalışma ruhsatı iptal edilecek.
YABANCI UYRUKLU ÖĞRETMENE ÖN İZİN
Yabancı uyruklu eğitim personeline ön izin belgesi düzenlenebilmesi için istenen denklik belgesinin temin işlemleri uzun sürebiliyor ve birtakım mağduriyetler yaşanabiliyordu. Bunun önlenmesi amacıyla yeni yönetmelikte, denklik belgesini ibraz edemeyen personelin en fazla iki yıl boyunca denklik için başvuru yaptığına dair belge ile ön izin işlemleri yapılabilecek.
BAKANLIĞIN ONAYLADIĞI KİTAPLAR ZORUNLU
Yönetmelik doğrultusunda özel öğretim kurum müdür ve müdür yardımcılarına verilen görev ve yetkilere yenileri eklendi. Buna göre, derslerde Bakanlık tarafından onaylanan ders kitaplarının okutulmasını sağlayacaklar. Ayrıca ilgili mevzuata uygun olarak kaynaştırma ya da bütünleştirme yoluyla eğitim uygulamalarını takip ve koordine etmeleri ve eğitim personelini görevlendirmeleri gerekiyor.
ÖZEL MESLEK LİSELERİNE ÜCRET DÜZENLEMESİ
Organize sanayi bölgesinde açılan özel mesleki ve teknik Anadolu liselerinde eğitim ve öğretim desteği kapsamında olma şartı aranmadan öğrencilerden öğrenim ücreti alınmıyordu. Ancak yeni kararla sadece eğitim öğrenim desteği kapsamında olan öğrencilerden öğrenim ücreti alınmaması kararlaştırıldı. Yani organize sanayi bölgelerinde açılan meslek liselerinden teşvik kapsamında olmayan alanlara öğrenci kabul etmek isteyen kurumların bu öğrencilerden ücret alabilmeleri sağlandı.
KURUM AÇILIŞINDA DEĞİŞİKLİK
Özel öğretim kurumlarının açılışı, devri ve nakli gibi işlemlerde ibrazı zorunlu olan bina tapu senedi ile yapı kullanım izin belgesiyle ilgili de değişikliğe gidildi. Bu belgelerin temin edilmesine yönelik güçlük göz önüne alınarak bu işlemlerde ‘bina tapu senedi’ yerine ‘tapu senedi’ istenecek. Ayrıca yapı kullanım izninin aranmamasına yönelik düzenleme yapıldı. Kısmen veya tamamen Hazine ve özel bütçeli idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmazlar üzerinde özel öğretim kurumu açılmasına da imkan tanındı.
YERLEŞTİRME İŞLEMLERİ MERKEZİ OLARAK YAPILACAK
Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nda ücretsiz okutmada öncelik sağlanan, harp veya vazife malulü sayılanların ilk ve orta öğretim çağındaki çocukları ile haklarında korunma, bakım veya barınma kararı verilen çocukların yerleştirme işlemleri yayınlanan yeni yönetmelikte değiştirildi. Buna göre artık işlemler merkezi olarak gerçekleştirilecek.
MİLLETLER ARASI OKULLARA ONAY ŞARTI
Özel öğretim kurumlarının açılmasına yönelik bir dizi değişikliği içeren yönetmeliğe göre, milletlerarası özel öğretim kurumları dışında kalan, Türk programı uygulayan yabancı okulların kullandıkları ders kitapları, haritalar ve diğer eğitim öğretim materyalleri için Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’ndan onay almaları gerekecek.
BOĞUK BİR PATLAMA SESİ OLARAK TANIMLANDI
Sosyal medyanın da gündemine oturan patlama sesini, o anlarda evlerinde bulunan bir çok insan duyduğunu ifade etti. Denizden geldiği tahmin edilen sesi tarif etmekte zorlanan görgü tanıkları, uğultu şeklinde duyulan sesin kaynağını ve sebebini öğrenebilmek için sosyal medyada araştırma yaptı. Sesi işitenler, “boğuk bir patlama”, “gök gürültüsü ile patlama sesi arasında bir ses” diyerek tarif edebildi. Bazı sosyal medya kullanıcıları ise sesi duydukları anlarda evlerinin kapı ve pencerelerinde küçük çaplı “titreme” olarak tabir ettikleri bir sarsıntı da hissettiklerini ifade etti.
SAHİL GÜVENLİK ALARMA GEÇTİ
Sesin duyulduğu kıyı şehirlerinden Bartın’ın Amasra ve Kurucaşile ilçelerinde de sahil, güvenlik, polis ve jandarma ekipleri alarma geçti. Sahil güvenlik ekipleri tarafından liman ve kıyı şeridindeki alanda uluslararası sulara kadar olan bölgeye kadar deniz üstünde ve altında detaylı arama ve tarama çalışmaları yapıldı. Polis ekipleri ise liman ve sahil kenarlarında arama yaparak, sesin kaynağını bulmaya çalıştı. Jandarma ekipleri de gelen ihbarların ardından sorumluluk bölgelerindeki, ormanlık ve kayalık alanlarda araştırma başlattı.
NE RADARLAR NE DE SENSÖRLERE YANSIMADI
Amasra Kaymakamı Kadir Perçi, bizzat HELİPED Helikopter sahasındaki kuleye giderek yürütülen arama, tarama çalışmaları yakından takip etti. Sesin kaynağını tespit edilmesi amacıyla Türkiye Taşkömürü Kurumu, Elektrik Dağıtım Şirketi gibi kurum ve kuruluşlara, planlı ya da plansız patlatma olup olmadığını soruldu. Olumsuz cevap üzerine TTK’nin yanı sıra AFAD ve Kandilli Rasathanesi gibi ilgili tüm kurum ve kuruluşlara sismik ve gaz hareketliliğini takip eden sensörlerin de olağanüstü bir durumu kaydedip kaydetmediği araştırıldı. Buradaki girişimlerde de sesin kaynağına ulaşılamazken, bu kez hava, deniz ve kara radarlarına yansıyan bir durumun olup olmadığı araştırıldı. Yapılan incelemelerde, sesin kaynağı olacak bir durum tespit edilemedi. Çevre il, ilçe ve belde mülki amirleri ile de irtibata geçen Kaymakam Perçi, sesin kaynağı olarak açıklanabilecek olan tek bir veriye ulaştıklarını ifade etti. Perçi, patlama sesinin duyulduğu o anlarda Kastamonu semalarında savaş uçaklarının planlı bir eğitim uçuşu gerçekleştirdiği ve sesin ise uçakların yol açtığı sonik patlamadan kaynaklı olabileceğini ifade etti.
Kaymakam Perçi, “Sesin kaynağı için akla gelebilecek, Türkiye Taşkömürü Kurumu, Elektrik dağıtım Şirketi, deniz hava, kara kuvvetleri, jandarma, polis, rasathane, AFAD gibi tüm kurumlarda ses ile ilgili bilgi taraması yaptık. Herhangi bir planlı, ya da plansız bir şey yok. İlgili kurumlar patlamanın sebebi ile ilgili detaylı bir inceleme ve araştırma başlattı. Hava, deniz, kara radarlarını inceledik. Radarlar ya da sismik hareketlerin ve afetlerin takip edildiği sensörlere de yansıyan herhangi olağanüstü bir tespit yok. Şuana kadar herhangi bir sonuca ulaşamadık. Yalnız Kastamonu’da hava kuvvetlerine ait uçakların eğitim için faaliyetini yürütmek üzere havalandığını ve eğitim uçuşu gerçekleştirdiğini öğrendik. Sesin, savaş uçaklarının yol açtığı sonik patlamalardan olabileceği ihtimali görülüyor. Başka da somut bir tespitimiz olmadı” dedi.
]]>