“YENİ EKONOMİ PROGRAMINI YENİ BİR KALKINMA HİKAYESİNE DÖNÜŞTÜRMELİYİZ”
Enflasyonla mücadeleye dikkati çeken Avdagiç, enflasyonun baz etkisi ile yıllık bazda düşüyor olmasının önemli olmakla beraber, asıl takip edilmesi gereken verinin aylık enflasyon oranları olduğunu vurguladı. Avdagiç, “Önemle üzerinde durduğumuz bir husus da, daha evvel de ifade ettiğimiz gibi ile enflasyon arasındaki korelasyonun bozulmaması gerektiğidir. Enflasyonla mücadele çok önemli. Bu süreçte aynı zamanda ihracatçının rekabetçiliğini zora sokacak ve ithalatın cazibesini artıracak kur politikasının oluşturduğu riskleri de yakından takip etmek ve bu konuda da gerekli tedbirleri almak çok önemlidir.” değerlendirmesini yaptı.
“Yeni ekonomi programını yeni bir kalkınma hikayesine dönüştürmeliyiz” diyen Şekib Avdagiç, sürdürülebilir büyümeyi gerçekleştirmek için, ‘yüksek teknolojiye dayalı üretim ve ihracat stratejileri geliştirmemizin’ zorunlu hale geldiğini kaydetti.
“SON GELİŞMELER DE İYİMSER BEKLENTİLERİMİZİ ARTIRIYOR”
Avdagiç, “Biz Türkiye’nin, sadece rakamsal büyümeyi değil, gerçek refahı tesis edecek kalkınma hikâyesini yazacağına inanıyoruz” dedi.
Bu hikâyenin iki temel unsurunun, ‘iyi yönetişim’ ile ‘kaynak-harcama dengesi’ olduğuna inandıklarını kaydeden Şekib Avdagiç, “Bu kapsamda yatırım ortamını iyileştirecek iklimin tesisi, eğitim sisteminin yüksek teknolojili üretimi ve mesleki eğitimi güçlendirecek şekilde yeniden kurgulanması, rekabetçi üretimin desteklenmesi, denk bütçe ve hukuksal reformlar da son derece önemli başlıklar” diye konuştu.
Avdagiç, mevcut ekonomi programının iyi çalışmasının gelecek için iş dünyasını ümitlendirdiğini kaydetti. Avdagiç, “Son gelişmeler de iyimser beklentilerimizi artırıyor. Ayrıca uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından gelen not artışları, enflasyonla mücadele ve finansal istikrar programına güveni teyit ediyor. Fitch Ratings’in ardından S&P de Türkiye’nin kredi notunu yükseltti. İlave olarak her iki kuruluşun değerlendirmesinde de görünümün “pozitif” olması, bir sonraki notun potansiyel olarak artışa işaret etmesi bakımından ayrıca önem taşıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“TEMMUZ AYI İLE TÜRKİYE DEZENFLASYONİST SÜRECE GİRMİŞ OLACAKTIR”
Avdagiç, hem IMF hem de Dünya Bankası yetkililerinin “Türkiye’nin doğru yolda ilerlediği” yönündeki beyanlarının, programın uluslararası alanda da kabul gördüğünü ortaya koyduğunu belirtti. Avdagiç, şunları söyledi: “Bunları çok önemsiyoruz. Çünkü bize iki fayda sağlıyor: Birincisi Türkiye’nin ve Türk şirketlerin yurtdışı borçlanma maliyetini aşağı çekiyor. İkincisi de yabancı yatırımcı girişinde önemli bir katalizör işlevi görüyor. Bunlar bileşik kaplar gibi birbiriyle bağlantılı. Gerek yabancı sermaye girişi, gerekse dış kaynak maliyetindeki ucuzlama döviz kurundaki oynaklıkları da azaltacaktır.”
]]>‘ANLATMAMIZ LAZIM’
Önceki akşam, Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği’nin (TURYİD) yönetim kurulundaki isimler, bir grup gazeteciyle bir araya geldiler. “Bir de bizi dinleyin” dediler. Dinledik, notlar aldık. TURYİD Başkanı Kaya Demirer, ‘restoran matematiği’nin bütün hesaplarını çıkardığını söyledi; “Bu işin matematiği artık tutmuyor” dedi.
Boykot ile gelinen noktada restoranlar ve vatandaşın karşı karşıya kalmasından üzüntü duyduklarının altını çizerek şunları söyledi: “Restoranlardaki fiyat artışı boykut seviyesine geldi. Biz de restoranlarda ne, ne oranda artıyor artık bunu açıklama ihtiyacı duyduk. Restoranın matematiğini çıkardık. Satır satır yazdık. Ham madde ve insan kaynakları giderleri enflasyonun üzerinde artmış durumda. Bu işin çözümü restoranları boykot etmek, bizi suçlu göstermek değil. 2022’den beri matematik tutmuyor. Bizim bu durumdan el ele vererek, sabırla, hızlıca çıkmamız gerek.”
MÜŞTERİ HARCAMIYOR
Kaya Demirer ve yönetimdeki isimler restoran matematiğini şöyle anlattı: “Son beş yılda restoran matematiğinde giderlerin ortalama artış hızı yüzde 900. Benzin 2022’de 5 TL, bugün 43 TL. Bizim ana giderlerimiz olan yiyecek ve içecek, et, süt ürünlerinde fiyat artışı yüzde 700, asgari ücret yüzde 600 arttı. Ama gelirlerimiz aynı oranda artmadı. Her segmentte müşteri bir alta kaydı. Lükse geliyorsa orta segmente gitmeye başladı. Gelen de artık masayı donatmıyor. Paylaşıyor. Misafir azaldı. Her segment için geçerli bu. Cirolar azaldı. Boykot çok etkili olmadı ama sektörün tepkisini çekti. Hiç mi yok kötüye kullananlar, elbette var. 30 yıldır bu işi yapıyoruz. Ben domatesi kaça alacağımla ilgili iyi-kötü bir fikre sahiptim. Artık değilim. Fiyat algısı kaybolunca, güven de kayboldu.”
TURİZM KÖTÜ ETKİLENEBİLİR
Kaya Demirer, turizmin de fiyat artışlarından etkilenebileceğini söyledi. Demirer, “Son dört yılda yüzde 700 artan hammadde fiyatları bir yanda yüzde 400’e yakın artan diğer yanda. Bu ne demek, fiyatların iki misli daha pahalı olması zorunluluğu demek. O zaman siz Euro bazında zam yapıyorsunuz. Çünkü kur enflasyonun altında arttı. Turist eski fiyatları bulamıyor. Bu hepimiz için sorun. Biz bu işten hep birlikte, sabırla, hızlıca çıkmalıyız. Bu mutlaka bir yerde dengelenecek. İnsanlar sosyalleşmek istiyor. Ama 2022’den beri müşteri bize ‘Senin istediğin para benim cebimde yok’ diyor. Biz diyoruz ki bu yazı turizmle kurtarabilirsek, 2024 sonundaki yüzde 35’lik enflasyon hedefi yönetilebilir bir düzey olur. Sonrasında zaten insanlar yine bize gelecektir. Pandemi sonrası bunu gördük. O güne kadar el ele vermeliyiz” ifadelerini kullandı.
RESTORAN İHRACATINA TEMETTÜ ÇÖZÜMÜ
TURYİD Başkanı Demirer, restoran ihracatının artırılması için de Ticaret Bakanlığı’na öneri sunacaklarını belirtti. Demirer, şöyle konuştu: “Sayın bakan ile konuşacağımız konulardan biri de restoran ihracatı. Yurtdışında açılan restoranlar bir ekonomi yaratıyor. Masa örtüsünden peçetesine Türkiye’deki üreticileri de etkileyen bir fayda yaratıyor. Ama restoranlar Turquality programından çıkarıldı. Kötü örnekler nedeniyle bu karar alındı. Biz bu işin sivil toplum kuruluşuyuz. Birlikte bir çalışma yürütülmesini talep ediyoruz. Üç destek verilmeli; yatırım, kira, temettü. O restorandaki yerli payına göre yatırım desteği verilmeli. Asıl büyük destek ise temettüde olmalı. Temettüsünü Türkiye’ye getirene destek verilmeli. Yurtdışında restoranı olan 200 üyemiz var. Bu önemli bir kaynak yaratır.”
]]>‘İÇ TALEPTEKİ ETKİLERİ YAKINDAN İZLİYORUZ’
Karahan, Merkez Bankası genel kurulunda yaptığı konuşmada, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını temel politika faizi olarak kullanmaya devam edeceklerini söyledi. Mart ayında aylık enflasyonun ana eğiliminin, devam eden zayıflamaya rağmen öngörülerinden yüksek gerçekleştiğini anlatan Karahan, “Yaptığımız parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki etkilerini yakından izliyoruz. Bu doğrultuda, nisan ayı toplantımızda parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de göz önünde bulundurarak politika faizini sabit tutmakla birlikte, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşumuzu koruduğumuzun altını çizmek isterim” dedi.
‘SAĞLIKLI DEZENFLASYON SÜRECİNE GİRECEĞİZ’
Karahan sadeleşme kapsamında, atılan kararlı adımların etkilerini, piyasa mekanizmasının işlevselliğinin artması ve parasal aktarım mekanizmasının güçlenmesi şeklinde gözlemlediklerini dile getirdi. “Bu süreçte, finansal sistemde Türk Lirası mevduatın payı artarken kur korumalı ve cinsi mevduatın payının gerilemesi, finansal istikrarın yanında parasal aktarımı da güçlendirmektedir” diyen Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bankacılık sisteminin aracılık fonksiyonunu azami etkinlikte yerine getirebilmesi, dezenflasyon sürecinin başarılı bir şekilde gerçekleşebilmesi için ön koşuldur. Bu çerçevede, bir taraftan sadeleşme adımları uygularken, diğer taraftan kredi büyümesi ve mevduat faizinde öngörülenin dışında gelişmeler olması durumunda parasal aktarım mekanizmasını destekleyecek adımlar atıyoruz.”
Karahan, uygulanan parasal ve miktarsal sıkılaştırıcı adımların etkisi ile mart ayından bu yana belirgin şekilde yavaşlayan toplam kredi büyümesinin yurt içi talepteki dirençli seyri zayıflatmasını beklediklerini de vurgulayarak, “Böylece iç talepte dengelenme ile birlikte sağlıklı bir dezenflasyon sürecine gireceğimizi değerlendiriyoruz” diye konuştu.
KKM’NİN MERKEZ’E ZARARI 833.4 MİLYAR LİRA
Merkez Bankası geçen yıl 818.2 milyar lira zarar etti. MB’nin dün açıklanan yıllık raporunun ayrıntılarında kur korumalı mevduat (KKM) hesaplarının zararının 833 milyar 419 milyon lira olduğu bilgisine yer verildi. Kâr-zarar tablosunun dipnotunta, TL dönüşümlü KKM işlemleri ile döviz dönüşümlü KKM ve diğer döviz kazandırıcı işlemler (YUVAM, fiziki , vs.) giderinin toplamının 833.4 milyar lira olduğu kaydedildi. Merkez Bankası Başkanı Karahan, 92’nci hesap dönemine ilişkin genel kurulda bankanın 818.2 milyar lira zararına yönelik olarak, zararın faaliyete engel olmadığını dile getirdi. Merkez Bankası blog sitesi Merkezin Güncesi’nde de yayınlanan, “Merkez Bankaları Faaliyetlerinde Kâr-Zarar Olgusu” başlıklı çalışmada, Banka’nın zararına yönelik olarak, “Bu zarar esas olarak KKM kalemlerine ödenen kur farklarından ileri gelmekle birlikte, KKM giderleri hariç tutulduğunda da artan faiz oranlarının, faiz giderleri ve menkul kıymet değer azalışları yoluyla, kârı azalttığı görülmüştür” denildi.

BANKA MECLİSİNE KEMAL MADENOĞLU GELDİ
Genel Kurul’da Banka Meclisi’ne yeni üye olarak Kemal Madenoğlu seçilirken, süresi dolan Nurullah Genç de yeniden seçildi. Denetleme Kurulu üyeliğine de Metin Toprak getirildi.
ŞİMŞEK: PROGRAMIMIZ ÇALIŞIYOR
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, dün açıklanan mart ayı dış ticaret verileri sonrası, yıllık dış ticaret açığındaki iyileşme eğiliminin sekiz aydır kesintisiz devam ettiğini söyledi. “Programımız çalışıyor” mesajını veren Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Martta yıllık dış ticaret açığı önceki yılın aynı ayına göre 26 milyar iyileşti, 92 milyar dolara geriledi. Dost ve yakın ülkelerden tedarik eğilimi artıyor. Türkiye bu eğilimden en olumlu etkilenen ülkelerden. Yapısal reformlarla küresel ticaretteki yerimizi daha da güçlendireceğiz.”

‘PİYASAYI BOZMAYIZ’
Dün Bloomberg HT-Habertürk ortak yayınında konuşan Şimşek, “Biz piyasaları tedirgin edecek adımlar atmayız. Vergide adalet konusu üzerinde çalışıyoruz. Ne borsaya ne de başka alana piyasayı bozacak bir vergi düzenlemesi gündemimizde var” diye konuştu.
‘ENFLASYON 12 AY İÇİNDE DÜŞECEK’
Enflasyona yönelik de mesajlar veren Şimşek, “Programımızın özü enflasyonu tek haneye indirmek. Şu anda fiyat istikrarından uzağız ama hedefimiz bu” dedi. Maliye tarafında da enflasyonu yükseltecek bir adım atmayacaklarını ifade eden Şimşek, “Marttan itibaren enflasyon net bir trende oturacaktır ama yıllık enflasyon yüksek kalacak. Çünkü baz etkisi var” diye konuştu. “Para politikası gecikmeli çalışır” diyen Şimşek, şu ifadeleri kullandı: “Para politikası enflasyonu çıpalayacak seviyeye daha yeni geldi. Dolayısıyla önümüzdeki aylarda iç talepte ılımlı seyri göreceğiz. Biz geldiğimizde kuru serbest bıraktık. Geçici olarak enflasyonist etki oldu. Onun da etkisi var. Gelir politikasının etkisi var. Önümüzdeki 12 ayda enflasyon düşecektir.”
‘VATANDAŞ BİZDEN TASARRUF İSTİYOR’
Şimşek ayrıca, kamu harcamalarında da rasyonelleştirmeyi başlattıklarını vurguladı. “Harcamaları gözden geçirme çalışmasını başlattık. Çünkü vatandaşımız bizden de tasarruf istiyor. Vatandaş haklı” dedi.
Bu konuyu örneklendiren Şimşek, şu açıklamayı yaptı: “Bir taşıt talebi mi var, ‘Sadece yerli üretim elektrikli araç alabilirsin’ diyoruz. Böylece hem kullanırken daha tasarruflu hem de daha ucuz. Bir şartım da var benim: Yeni araç istiyorsanız elinizdekini mutlaka satacaksınız. Hem yeni araç al, hem mevcudu kullanmaya devam et; olmaz öyle bir şey! Bu konuda hassasız. Kurumlarımıza hesap soracağız. Maliye tarafında dezenflasyon sürecine destek olacağız.”
‘KUR HEDEFİMİZ YOK’
BAKAN Şimşek, kuruna ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. “Bizim kur rejimimiz serbest kur rejimidir” diyen Şimşek, “Bizim kur hedefimiz yok, olmayacak da” diye konuştu. Ayrıca, kurda reel değersizleşme beklemediklerini kaydeden Şimşek, “Seçim sonrası TL’nin değer kaybına ilişkin beklentiler bana çok anlamlı gelmiyor” dedi.
‘KKM AYAK BAĞI OLDU’
KKM uygulamasına ilişkin de konuşan Şimşek, şöyle dedi: “Temel hedefimiz enflasyonu düşürmek, ikinci hedefimiz borç oranını yüzde 40’ın altında kalıcı olarak tutmak, üçüncü hedefimiz de sürdürülebilir cari açık. Bunlara ulaşmada bize ayak bağı olan kur korumalıdan çıkış hedefimiz var. Piyasaları bozmadan kademeli çıkış hedefliyoruz.”
BUNLAR OLMAYACAK?
BAKAN Şimşek’in açıklamalarına göre, gelecek aylara yönelik beklentiler şu şekilde öne çıktı:
KDV, gelir vergisi, kurumlar vergisi genel oranlarında artış olmayacak.
– Geçen sene Motorlu Taşıtlar Vergisi’nde (MTV) bir defaya mahsus iki ödeme gerçekleşmişti. Bu yıl MTV’ye yeni bir düzenleme gelmeyecek. Şimşek, vergilere ilişkin “Ne borsaya ne de başka alana piyasayı bozacak vergi düzenlemesi gündemimizde” değerlendirmesinde bulundu.
– Türk Lirası’ndaki değer kaybının hızlanması beklenmiyor. Şimşek, bu beklentiyi “Seçim sonrasına ilişkin liranın değer kaybına ilişkin beklentiler bana çok anlamlı gelmiyor” sözleriyle ifade etti.
– İhracatçıların rekabetçi kur beklentisi gerçekleşmeyecek. Şimşek, bu konuda da “Türkiye’nin net UYP’si eksideyken, özel sektörün ve kamunun net döviz pozisyonu açığı varken, benden TL’yi değersizleştirecek adım bekliyorlarsa bunun milletin menfaatine olmadığını söyleyeyim” diye konuştu.
Bakan Işıkhan’ın konuşmasından satır başları şöyle:
Ev kadınlarımızla birlikte bu toplamsal ekonomik yaşam içerisindeyiz. Ev kadınlarına yönelik 3’te 1 prim desteği kapsamında çalışmalarımızı başlattık. Burada isteğe bağlı sigorta kapsamında bir sistem kuruyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın sözü. Biz bunu yerine getireceğiz. Bunda kesinlikle bir sapma olmayacak.
Bunun zamanı ve şartları oluştuğunda zaten biz alandaki sendikalarımızdan, sivil toplum kuruluşlarından fikirler alacağız. Belli bir noktaya gelince Hazine ve Maliye Bakanlığımızın yetkilileri ile bir araya gelip düzenlemeyi hayata geçireceğiz. Zaman olarak da orta vadede bu yapılacaktır.
SSK, BAĞ-KUR PRİM EŞİTLEME
Sosyal güvenlik sistemimizin sürdürülebilirliğini sağlamak durumundayız. Bunu biz prim gelirleriyle sağlıyoruz. En önemli gelirimiz bu. Bunun dışında bir gelirimiz yok. Vatandaşlarımızı çalışma hayatında tutmaya çalışıyoruz.
Bağ-Kur’ların 9000 gün olan prim ödeme gün sayısını 7200 güne düşürme konusunda çalışmalarımız devam ediyor. Bu seçim öncesi verilen bir sözdür. Mutlaka yerine getireceğiz. Bütçe disiplini doğrultusunda bu adımları atacağız.
EMEKLİYE REFAH PAYI DÜZENLEMESİ
Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı ile zam oranın SSK ve Bağ-kur emeklilerimize benzer oranda zam yapılması karı verildi. Ben dün aday tanıtımındaydım emeklilerimizin büyük bir kısmında büyük bir memnuniyet gördüm. Hepsi ayrı ayrı teşekkür ediyorlar hem Cumhurbaşkanımıza hem de hükümetimize o açıdan ben çok olumlu görüyorum. Tüm emeklilerimiz için benzer oranda bir zam artışı gerçekleşmiş oldu. Hayırlı olsun diliyorum. Yüzde 49,25 oranında artış yaptık.
Sosyal hizmetin bir çok alanında çalışma fırsatını Allah bana nasip etti. Hem Türkiye’de hem dünyada yaşlı nüfus gittikçe artıyor. Bu noktada bizde yaşlı bakım sigortası acaba Türkiye’de nasıl uygulanabilir bu konuda çalışmalar yapıyoruz.
SOSYAL GÜVENLİK AÇISINDAN 2023 YILI NASIL GEÇTİ?
Tabi 2023 yılı çok hızlı değişimler ve dönüşümlerin yaşandığı bir yıl oldu. İstihdamı artırmak için çok önemli çalışmalarda bulunduk. Bunun yanında asgari ücret için ara zam yaptık enflasyona ezdirmemek için. Asgari ücretin yılda bir defa verilmesi iş verenler içinde olumlu dönüşümler aldık.
Tüm sendikalarla iş birliği içinde yaptık. Memur maaşların enflasyona ezdirmemek için en düşük memur maaşı 22 bin 17 TL ye yükseltilmişti. artış yüzde 41,83en düşük memur maaşında yıl başından itibaren en düşük memur maaşı 32 bin TL ye yükseltildi.
2023 YILINDA EYT’DEN EMEKLİ OLAN SAYISI 2 MİLYON
EYT’de emeklide emekli olanların sayısı 2 milyon. EYT’den yararlanan sayısı şuan itibariyle 2 milyon. 2018’den bu yana emeklilere ödenen ikramiyelerin toplamı 166 milyar TL. Tüm emeklilerimize bir defaya mahsus olmak üzere 5 bin TL ödeme gerçekleştirdik.
İstihdamda sürdürebilirliği sağlamak bizim en önemli görevimiz. Bunun yanında sosyal güvenlik reformu açısından önemli olan herkese sağlık sigortası güvencesi. Aylık 600 TL GSS primi ödeyerek tüm sağlık hizmetlerinden yararlanabilir. Bu uygulama dünyada uygulaması olmayan bir hizmet türü niteliğinde.
VATANDAŞLARIMIZIN YÜZDE 99’U SOSYAL GÜVENLİK KAPSAMINDA
GSS kapsamında artık vatandaşımızın nerdeyse yüzde 99’u sosyal güvenlik içerisine alıyoruz. Bu çok önemli. 2002’debu oran yüzde 70’lerdeydi sağlık güvencesi kapsamında olan vatandaşımız.
Bunun dışında ilaçların geri ödenmesi kapsamında bu günkü rakam 9 bin. 9 bin ilacı geri ödeme kapsamına aldı SSK. Vatandaşımız daha fazla ilaca para ödemiyor. Hükümet olarak en önemli çalışmalarımızdan bir tanesi sosyal destek projesi. Biz vatandaşımızın hem iş kur içinde kurumlara gelmesini beklemiyoruz. Biz vatandaşlarımızın ayağına gidiyoruz.
]]>