Köy – Ulusal Kanal Haber https://www.ulusalkanalhaber.com.tr Mon, 08 Jul 2024 09:07:47 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Işıltılı kıyafetleri bir kenara bıraktı… Tulum giydi, çapa yaptı https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/isiltili-kiyafetleri-bir-kenara-birakti-tulum-giydi-capa-yapti/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/isiltili-kiyafetleri-bir-kenara-birakti-tulum-giydi-capa-yapti/#respond Mon, 08 Jul 2024 09:07:47 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=11249 Doğa tutkusuyla bilinen Neslihan Atagül, ışıltılı kıyafetlerini bir kenara bıraktı; elinde eldiven üstünde tulumu ile bahçeye girdi.

Evinin bahçesini tarlaya dönüştüren oyuncu, yeni tohumları ekmeden önce çapa yaptı.

Kendisine eşlik eden köpekleri ile birlikte bahçe sulayan Atagül, görüntüleri “Toprak işi bizden sorulur” notu ile sosyal medya hesabında paylaştı.

Neslihan Atagül’ün paylaşımı 20 saatte 400 bin izlendi.

ÜNLÜLERİN ‘DOĞAL’ HAYATI 

İşte şehir hayatından sıkılıp soluğu doğada alan ünlü isimler…

RENKLİ DÜNYAYI BIRAKIP SİVAS’IN KÖYÜNE TAŞINDI

1980 ve 1990’lı yıllarda yer aldığı film ve defilelerle adından sıkça söz ettiren Engin Koç şöhretin zirvesinde her şeyi geride bırakıp kendine başka bir yol çizmişti.

2011 yılında Pınar Kavrak ile hayatını birleştiren Koç, kısa süre sonra da oğlu Burak’ı kucağına almıştı.

Uzun zamandır sakin bir hayat yaşayan ünlü isim memleketi Sivas’a bir köy evi yaptırdı. Aradığı huzuru burada bulan Koç, ‘ Şu anda emekli hayatı yaşıyorum. Köye bir ev yaptırdık onunla ilgileniyorum.’ dedi.

Sebze meyve yetiştirmek istediğini de söyleyen eski manken, ‘Sivas’tayız…  Her tarafı yeşil, sakin bir yer. İstanbul’da da olabilirsiniz ama sıkıldığınız zaman buralara gelebilirsiniz. Herkese köy hayatını tavsiye ederim. Öğrenebilirsem sebze, meyvemi de kendim yetiştireceğim. Köye karşı bir ilgim vardı, böyle bir fırsat geldi değerlendirdim.’ ifadelerini kullandı.

Televizyon dünyasından uzak olan Koç, ‘Köydeki sakinlik ve huzur beni mutlu ediyor. Benim fazla malda, parada pulda gözüm olmadı. Allah bana yettiği kadar verdi. Sağlığımız yerinde olsun yeter. Eşimle çocuğumla güzel bir hayat yaşıyorum.’ dedi.

HOBİSİ İŞİ OLDU

‘Deli Yürek’, ‘Ekmek Teknesi’ ve ‘Geniş Aile’ gibi unutulmaz dizilerde rol alan Mehtap Bayri, zeytinyağı üreticisi oldu. Çiftçilik belgesi alan oyuncu, hobisini ticarete çevirdi.

Yaklaşık 4 yıl önce Muğla-Yeşilyurt’ta yayla evi alan Mehtap Bayri, zeytin yetiştiriciliğine başladı.

İlk iş çiftçi belgesi alan ünlü oyuncu, ‘Memecik zeytinin ününü tüm dünyaya duyuracağız’ sözleriyle kolları sıvadı.

Kısa sürede iddiasını gerçekleştiren Bayri, katıldığı yarışmada ‘kalite ödülü’ aldı. Duygularını dile getiren oyuncu ‘Çiftçiyim artık. Belgemi de aldım. Toprak beni besliyor. Doğayı sevmiyorum, aşığım. Çiftçilik çok emek isteyen bir iş. Bütün çiftçileri ellerinden, o koca yüreklerinden öpüyorum” dedi.

Bir yandan dizi projelerine devam eden oyuncu sosyal medya hesabından mahsullerini paylaştı.

ÜNLÜ MANKEN ŞİMDİDEN KOLLARI SIVADI… PİJAMA TERLİKLE BAHÇE BELLEDİ!

Manken Tuğba Özay kolları sıvadı bahçeye girdi. Yeni sezona hazırlık yapan Özay’ın fotoğrafları büyük ilgi gördü.

Yıllar önce Antalya Manavgat’ta çiftlik alan Tuğba Özay, 2021 yılında çıkan büyük yangında bahçesinin yarsını kaybetmişti.

Gözyaşları içinde yardım isteyen Özay yaralarını sardı. Büyük emek verip, çiftliğini yeniden inşa etti.

Doğaya ve hayvanlara olan sevgisiyle bilinen ünlü manken yeni sezon öncesi sebze yetiştirmek için hazırlıklara başladı.

Kendine küçük bir sera yaptıran Özay, önce tarım yapacağı alanı temizleyip, kazdı sonra da gübreledi.

Bir süre bekleyen ünlü manken eline tırmık alıp etrafı iyice topladı.

Ata tohumuna önem veren Özay yapacağı işlemi de şu sözlerle anlattı:

Ben böyleyim işte… Bazen yataktan kalktığım gibi pijamalarımla bahçeye çıkar o an aklıma eseni yaparım.  Uzunca bir süredir bahçemizde küçük bir sera yapmak istiyordum. Serayı kurdurdum ve geçtiğimiz günlerde de toprağını kazdım , temizledim , gübreledim, havalandırmaya bıraktım. Ata tohumuna çok önem veriyorum ve gerçek ata tohumu üreten yerleri takip ediyor destekliyorum. Onlardan ilham alıyorum, örnek oluyorlar bana… Toprak bizim anamız, varlığımızın ve sürekliliğimizin sebebi toprak… Toprakla iyi geçinmek , iyi anlaşmak gerek… Toprağa olan ilgim giderek artıyor. Elimde birazcık ata tohumlarım var ve onları ekmek için sabırsızlanıyorum. Ve sonucu çok merak ediyorum. Hem kendi araştırmalarım hem büyüklerden öğrendiklerimle toprak ile daha da içselleşeceğim.. Sizin de önerileriniz olursa paylaşın lütfen. Ama benim size önerim toprağınız varsa satmayın! Ekin, biçin, üretin. Evinizin balkonunda saksıda bile üretin. Birileri için değil , kendiniz için üretin… İnsanın kendi emeğinin karşılığını alması mutluluk verici. Bu arada ata tohumu biriktirmeye başladım .. Benim için altından değerli şu an ata tohumu.

YILLAR ÖNCE İSTANBUL’U TERK EDİP BODRUM’A YERLEŞMİŞTİ… ALP KIRŞAN MEMLEKETİNE DÖNDÜ

2014 yılında Zeynep Kırşan ile nikah masasına oturan Alp Kırşan, ekranlara ara vermekle kalmadı; uzun süre yaşadığı İstanbul’a da veda etti.

Kırşan, 2013 yılında her şeyi ardında bırakarak ailesi ile birlikte Bodrum’a yerleşti. 10 yıl Bodrum, bir yıl da Antalya’da yaşayan çift son olarak Alp Kırşan’ın memleketi İzmir’de karar kıldı.

Çift, Karşıyaka’ya taşınmadan önce satın aldıkları evi baştan sona restore ettirdi.

Alp Kırşan, bahçe içindeki tek katlı müstakil evin her detayıyla birebir ilgilendi.

Eşinin hayallerindeki evi yaratmakta kararlı olan Alp Kırşan, duvar renklerinden, mutfak dolaplarına kadar her şeyi Zeynep Kırşan’ın zevkine göre tercih etti.

Evin genelinde pastel renkler hakim. Duvarlardaki ahşap profiller ilk bakışta göze çarpan detaylardan…

Mutfak bölümündeki eski dolaplar yerini duvardan duvara uzanan yeşil dolaplara bırakmış.

Çift, oturma alanında konforlu olduğu her halinden belli olan özel tasarım bir koltuk kullanmış.

Duvarları, tablolar ve aile fotoğrafları süslüyor.

Efe ve Ata’nın odasında iki kardeşe uygun olarak ranza tercih edilirken, dolap rengi olarak beyaz kullanılmış.

Çiftin yatak odası da dönüşümden payına düşeni almış. Evin genelinde olduğu gibi bu odanın duvarları da krem rengi. Yatağın her iki başında ise lacivert ahşap paneller yer alıyor.

Zeynep Kırşan evin son hali için “Hayal ettiğimin de ötesinde; hiç bi kadar hayal etmemiştim. İnanılmaz mutlu oldum” diyor…

ÇANAKKALE’DE YENİ HAYAT

2000’li yılların başında izleyici ile buluşan Avrupa Yakası dizisiyle şöhrete kavuşan Bülent Polat, setlere ara verdi. Polat, eşi ve iki çocuğuyla birlikte Çanakkale’ye yerleşti.

Organik tarımla ilgilenmeye başlayan Bülent Polat, eşiyle birlikte yıllar önce aldıkları tarlayı çiftliğe çevirdi. 

 Bülent Polat, hayallerini de tek tek anlattı:

“Burası Karderesi. Burayı 1,5 yıl önce aldık. Tarladan çiftliğe dönüşecek burası. Her bir metrekaresinde, her bir dönümünde alın terim var. Kendi ellerimle ördüm burayı. Burada kuzular olacak… Tavşanlar olacak… Ekilecek, biçilecek… Duygu ile Bülent Polat’ın çiftliği olacak.”

Geçtiğimiz aylarda ilk hasatlarını alan çift, fotoğrafları paylaşmayı ihmal etmedi:

“Turp, pazı, ıspanak, dereotu, roka… Kışlıklardan soframıza yetişenler olmuştu. Toprağımızın ilk ürünleri.”

İşletmeciliğini üstlendiği küçük butik bir de restoran açan oyuncu, soğuk hava öncesi hazırlıklarına başladı. Kış için odun kesen Bülent Polat, o anları sosyal medya hesabından paylaştı.

ZEYTİNLER KENDİ BAHÇEMDEN

Yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle bir süre ekrana ara verip Ayvalık’a yerleşen Aslıhan Gürbüz zor günleri atlattı.

Doğa ile iç içe bir yaşan süren ünlü oyuncu bahçesindeki zeytinlerin hasadını yaptı.

Sosyal medya paylaşımlarıyla takipçilerine özel hayatına dair bilgiler veren güzel oyuncu kolları sıvadı zeytin topladı.

Tek tek zeytinleri dalından toplayan Gürbüz, kırma zeytin için hazırlık yaptı.

Eğlenceli anları kareleyen ünlü oyuncu, ‘Kırma zeytin yapacağım. Kendi zeytin ağaçlarımdan hem de’ mesajını paylaştı.

Gürbüz’e dostları da yardım etti.

Ünlü oyuncu İstanbul’dan taşınma kararını da şu sözlerle anlatmıştı:

“Yeşili-maviyi, suyu-gökyüzünü, ağacı-çiçeği, kuşu-yosunu görmeyi çok seviyorum. Uyandığımda karşı evi değil bir ağacı görmeyi, evden çıkınca AVM’ye değil, patikaya uğramayı çok seviyorum. Yani doğayı çok seviyorum, neresi olduğu mühim değil, görüyor ve seviyorsan cennettesin. Koruyor ve saygı duyuyorsan cennetlik…”

 İSTANBUL’DAN KAÇTIM!

Bahadır Tatlıöz, eşi Yasemin Tatlıöz’le birlikte Bodrum’a yerleşti. Şarkıcı, İstanbul’dan neden taşındığını sosyal medyadaki takipçileriyle paylaştı.

“İstanbul’dan kaçtım! Çünkü çok hassas bir ruh halim var. Olumsuzluklardan aşırı etkileniyorum. Üzgün ve naif insanları sömüren, hırslı ve saldırgan insanların bir arada yaşadığı bir şehir İstanbul.”

“Nerede miyiz artık? Gümüşlük’e yerleştik. Bir adımda bahçeye, 10 adımda denize varıyor ayağım. En azından toprağa basıyorum. Sakın yanlış anlaşılmasın, bu bir vazgeçiş değil. Daha güçlü bir başlangıcın ilk adımları.”

CEYLAN’IN KÖY HAYATI

Doğadan bir türlü vazgeçemeyen şarkıcı Ceylan Ertem, hayallerini gerçekleştirerek köye taşınmıştı. Evinin tadilatı ve dekorasyonu ile yakından ilgilenen Ertem, kendine yeni bir de çalışma ortamı yarattı.

Ceylan Ertem, kış bahçesi olarak kullanılan alanı stüdyoya çevirdi.

Ünlü şarkıcı yaptığı değişikliğin fotoğraflarını sosyal medya hesabında takipçileri ile paylaştı.

“Bugünün işi; yeni taşındığım evin kış bahçesini, ev stüdyosu haline getirmekti. Mikrofonlar, enstrumanlar, incik boncuk, defterler kalemler, kablolar, ödüllerimin bir kısmı ve fotoğraf makinelerimi dizmiş olmanın rahatlığı…Yoruldum ama değdi. Artık burada yeni albüm şarkıları, diğer kayıtlar hatta hayalim Duyuyor Musun? çekimleri… Karda ayrı baharda ayrı güzel olacağını düşünüyorum. İlk günüm uğurlu olsun”

Yeşilliğin ortasında

Ceylan Ertem köpekleri ile birlikte yaşadığı muhteşem evinden fotoğrafları zaman zaman Instagram sayfasında paylaşıyor.

Devasa camlara sahip taş evde bütün eşyalar konforu ön planda tutarak seçilmiş… Dekorasyonda kırmızı ve turuncu başta olmak üzere canlı renkler hakim.

Duvarlara konumlandırılmış raflarda Ertem’in kitapları, sevdiği albüm ve plaklar yer alıyor.

Geniş bir bahçeye sahip olan evin etrafı çam başta olmak üzere sayısız ağaç ile çevrili…

Ceylan Ertem’in bilgisayarının yer aldığı çalışma masası da bu bahçeye bakıyor.

Eskiye olan özlemini her fırsatta dile getiren şarkıcı, ısınmayı ise kurduğu soba ile sağlıyor.

DOĞA TUTKUSU AİLEDEN MİRASMIŞ

İstanbul sosyetesinin ünlü isimlerinden Neslihan Kozanoğlu, yıllar önce Çatalca’da çiftlik satın aldı. Her fırsatta doğaya olan tutkusundan bahseden Kozanoğlu, vaktinin çoğunu bu çiftlikte geçirmeye başladı.     

Yıllardır organik tarım ile uğraşan Kozanoğlu’nun çiftliği bir dönem Kanal D’nin efsaneleşen dizisi Aşk-ı Memnu’ya da ev sahipliği yaptı.  

Neslihan Kozanoğlu, geniş bir bahçe içerisinde yer alan ve hiçbir detayın unutulmadığı çiftlik evinin fotoğraflarını Instagram sayfasında yayınlıyor.

Kendi meyve ve sebzesini yetiştiren, çiftliğin işleriyle meşgul olan ve hayvancılıkla uğraşan Kozanoğlu’nun bu tutkusu aslında aileden miras! 

Zaman zaman çocukluk fotoğraflarını da takipçileri ile paylaşan Neslihan Kozanoğlu, son olarak traktör üzerindeki pozuna “Yıllar öncesinden ne olacağım belliymiş” notunu düştü.    

Takipçileri fotoğrafın altına ‘yok artık’, ‘inanılmaz’, ‘adam olacak çocuk’ yorumlarını yaptılar.      

Lüks çiftlik evi pandemi döneminde Neslihan Kozanoğlu’nun neredeyse sığınağı olmuştu…        

 ŞEHRİ GERİDE BIRAKTI

Başak Sayan 2014’te Murat Vardal ile nikah masasına oturmuş, 2016’da ikizleri Ares ve Milan dünyaya gelmişti. Çift koronavirüs salgını başladıktan sonra çocuklarıyla birlikte önlem olarak Şile’deki yazlıklarına taşındı.

Sayan “Ormanlık bir alanda kendi başımıza geçinmeye, organik bir yaşam sürdürmeye çalışıyoruz. İşlerimiz için kısa süreliğine merkezdeki evimize gelip dönüyoruz. Sessiz sakin, keyifli bir düzen kurduk” dedi.

ORGANİK TARIMA BAŞLADI

İbrahim Çelikkol, İzmit’teki çiftliğinde organik tarıma başladı.

Gerekli malzemeleri temin eden ünlü oyuncu, 3 kişiyi de yanında işe aldı. Çelikkol, yakında ürettiği organik ürünleri satışa çıkaracak.

‘AVUÇ KADAR BAHÇE BİZE YETİYOR’

Özge Borak, organik tarıma merak sardı.

Bahçeye kavun eken, domatesleri dalından toplayan Borak; çektiği fotoğrafları da sosyal medya hesabında takipçileri ile paylaştı. “Bir süre bağdır, bahçedir çok duyarsınız benden. Sebzeyi, meyveyi dalından kendin koparıp yemek gibisi yok. Hele ki kendi bahçenden olunca daha bir başka. Öyle dönümlerce bahçemiz yok, avuç içi kadar ama bize yetiyor.”

KAMERALARDAN UZAK…

90’lı yılların efsane isimlerinden Pınar Aylin, 1999 yılında evlendiği Mert Tokatlıoğlu’ndan 2008 yılında boşanmıştı.

Maya isminde bir kızı olan Aylin, 2014 yılında Süleyman Erbaykent ile nikah masasına oturdu. Yıllar önce İstanbul’u terk eden, kameralardan uzaklaşm Pınar Aylin, eşi ve kızı ile birlikte kendisine memleketi İzmir’de yepyeni bir hayat kurdu. Boş vakitlerinde bahçe ile ilgilenen Pınar Aylin, çektiği fotoğrafları da Instagram sayfasında takipçileri ile paylaşıyor.

 

Güzel oyuncu daha önce Ayvalık’a bağlı Küçükköy’den tarihi bir konak aldığı haberleriyle gündeme gelmişti. Biricik başında yemenisi, üzerinde şalvarıyla zeytin toplarken çektirdiği fotoğrafları da sosyal medyada paylaştı

 ‘SAĞLIKLI ÜRÜNLER TÜKETİYORUM’

Oyuncu Gizem Karaca 2017 yılında Kemal Ekmekçi ile nikah masasına oturmuş ve İzmir’e yerleşmişti…

Gizem Karaca, kendisini bahçe işlerine verdi. Organik tarıma başlayan Karaca, “Hem sağlıklı ürünler tüketiyorum, hem de bahçe ile uğraşarak zaman geçiriyorum” dedi.

‘HER ŞEY BİR OYUNDU’

Merve İldeniz de bir zamanlar podyumun en gözde modellerinden biriydi.

Öyle ki günde birkaç defileye çıkardı. Ama onun hayali bambaşkaydı. “İstanbul beni her zaman boğuyordu. Kirlendiğimi hissetmeyebaşlamıştım. Her şey bir oyundu. Bu oyunu daha fazla oynamak istemedim” diyen İldeniz de büyük kente veda edip köye yerleşti.

DOĞA İLE İÇ İÇE

90’lı yılların popüler şarkıcısı  Ege, Bodrum Güvercinlik’te kendisi için ağaçtan ev yaptırdı.

Ege yeni yaşamıyla ilgili olarak “Şehir gürültüsünden uzak tek başıma ormanın içine yaşamayı seçtim. İnternetim yok, kargaşa yok, kavga yok. Bodrum’da haftanın 3 günü sahneye çıkıyorum. Market ihtiyacını görüp evime geliyorum. Doğa ile iç içe yaşamak bana huzur veriyor” dedi.

MARKET ALIŞVERİŞİ BİTTİ

Yılmaz Erdoğan birçok kişinin hayali olan organik yaşamı gerçeğe dönüştürdü.

Birkaç yıl önce satın alıp yerleştiği Köyceğiz’de organik tarım yapan Erdoğan, market alışverişine son verdi.

O BİR TESCİLLİ GÜZEL

1982 yılında hem Türkiye hem de Avrupa Güzeli seçilen Nazlı Deniz Kuruoğlu hayatını Kuşadası’ndaki Caferli köyünde sürdürüyor.

Bir butik otel işleten Kuruoğlu, yeri geliyor fırında ekmek pişiriyor, yeri geliyor reçel kaynatıyor. Kelimenin tam anlamıyla köy hayatı yaşıyor. Kuruoğlu, doğayı korumaya yönelik etkinliklerde de aktif olarak görev alıyor.

ÇİFTLİĞİN KAPISINA KİLİT VURDU

Yıllar önce İstanbul’la vedalaşarak Milas’a yerleşen ve köy hayatı yaşamaya başlayan ünlü rock’çı Özlem Tekin, çiftliğinin kapısına kilit vurdu.

Özlem Tekin’in aylardır uğramadığı evi bakımsız haliyle objektife yansıdı.

Tekin’in nereye gittiği bilinmezken, köyde yaşayanların şarkıcıyı merak ettiği öğrenildi.(Umut ÜNVER)

Maddi sıkıntılar nedeniyle

Bu haberler üzerine Özlem Tekin’in yakın çevresine ulaşan magazin yazarı Onur Akay, ünlü şarkıcının sağlık durumunun iyi olduğu ancak maddi sıkıntılar nedeniyle çiftliğine kilit vurmak zorunda kaldığı bilgisine ulaştı. Tekin uzun zamandır Bodrum Gündoğan’da annesiyle birlikte yaşıyor.

 

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/isiltili-kiyafetleri-bir-kenara-birakti-tulum-giydi-capa-yapti/feed/ 0
Tuzla’da karlı, buzlu bir deneyim https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/tuzlada-karli-buzlu-bir-deneyim/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/tuzlada-karli-buzlu-bir-deneyim/#respond Sun, 07 Jan 2024 21:12:27 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=1880 Yine sınırları zorladığımız bir hafta sonu… Buz gibi bir havada yola düşüyoruz. Üstelik karlı buzlu sulara girmek için. İçimde bir bilinmezlik hâkim çünkü soğuğa dayanma gücüm pek az, bu nedenle başıma gelecekler için endişeliyim. Ekstrem spor dendikçe çıtamı hep bir üste yükseltiyorum ve bunun nerede son bulacağına dair içimde bir merak var…

İstanbul’a çok da uzak olmayan, normalde günübirlik geçtiğimiz Tuzla Kanyonu, Adapazarı Tuzla Köyü’nde. Bu sefer bir gün önce çıkıyoruz yola. Biraz keşif yapmak istiyoruz çünkü. Öğleden sonra vardığımız Tuzla Köyü’nde kısa bir mola veriyor ve kanyona bakıyoruz. Gerçekten köyün kendine ait bir kanyonu var, ne kadar şanslılar.
Sonra köyden çıkıp yola devam ediyoruz. Yükseklere tırmandıkça hava daha da soğumaya başlıyor. Yer yer kar var. Gide gide Karagöl’e kadar varıyoruz. Bulutların aksi göle vuruyor, masalsı bir manzara. İnsan kendini kaybediyor. Çocuk gibi hoplayıp zıplayası geliyor. Anlamsız bir neşe doluyor içine. Yüze vuran keskin soğuk, etraftaki karlar ve bu soğukta kamp yapan tek tük kampçılar. ‘Deli olmalılar’ diye geçiriyorum içimden, ardından da yazın gelip kamp yapmanın da çok keyifli olacağını düşünüyorum… ‘Karavanımı aldığımda gelinecek bir yer daha’ diyerek kaydediyorum hafızama. Burada uyanmak, ocakta kaynayan çayımın buharı, kızarmış ekmek kokuları… Hepsi bir bir geliyor gözümün önüne.

Muhtarlık kahvesinde kaldık

Gölün etrafını arabayla dört döndükten ve güzelce keşfettikten sonra dönüşe geçiyoruz. Hava kararmadan köye yeniden varmalıyız çünkü yollar buzlu. Kaya kaya çıkmıştık ama bunu akşam karanlığında tecrübe etmeye kimsenin hevesi yok. Yolların manzarası da gündüz görülmeyi hak ediyor doğrusu. Yolda kısa bir odun, kozalak toplama molası da veriyoruz. Akşamı muhtarlığın kahvesinde geçireceğiz ve sobaya bol bol odun atmak gerekecek. Hatta bizi neyin beklediğini bilmediğimiz buz gibi kanyondan çıktıktan sonra da iyice ısınmamız gerekebilir.

Yazın durgun olan su kışın çağlıyor.

Akşam vakti muhtarlığın kahvesinde uyku tulumlarımıza girip mis gibi uyuyoruz. Sabahın erken saatlerinde grubun geri kalanı da geliyor. Sobanın üstünde kaynayan çayın kokusu harika. Başlıyor hummalı bir giyinip kuşanma vakti. Daha önce hiç kanyona girmemiş arkadaşlar da var aramızda. Böyle ekstrem bir deneyimden başlayacak olmaları şans mı şanssızlık mı? Deneyimsiz arkadaşları köyün içindeki kayalıktan birkaç kez ipten indirerek çalıştırıyoruz. Onları seyrederken kahvaltımı ediyorum. Haydi bakalım, şimdi kanyona!
Karlı, buzlu köy yollarından yürüyerek çok uzak olmayan kanyon girişine varıyoruz. Sarkıt buzları görmemle gözlerim faltaşı gibi açılıyor. Bir hayli soğuk sular bizi bekliyor. Aramızda tecrübeli denecek çok az kişi var. Buna rağmen dönmekten ziyade ilerlemek için hepimiz çok hevesliyiz.

Finaldeki çıkış çok dik.

Kanyonda ipli iniş yapmamız gerekiyor. Su soğuk ve yüksek. Islandıktan sonra soğuğu hissetmediğimi fark ediyorum. Bu adrenalinden mi; iki kat giydiğim neopren çoraptan mı; yoksa devamlı hareket halinde olmamızdan mı bilmiyorum. Tecrübesiz arkadaşların güvenli bir şekilde kanyonu geçmelerine yardımcı olmamız gerekiyor. Üşüdükçe şarkılar söylüyoruz. Arada horon oynuyoruz. Şaka maka tam 4 saat buz gibi bir suyun içinde kalıyoruz. Yer yer karlı kanyonun manzarası çok güzel. Daha önce böyle bir deneyim yaşamadım. Çok da uzun olmayan kanyonu bitirdiğimizde çok dik bir yokuşu tırmanmamız gerekiyor. Kanyonu geçmekten daha zor olduğunu itiraf etmeliyim. Kanyonun çıkış noktası da muhtarlığın kahvesi.

Bahar (sol başta) ve İstanbul Kanyon ve Doğa Sporları Kulübü kanyoncuları.

Yakında bir kaplıca da var

Çocuklar gibi cıvıl cıvıl kendimizi sıcak sobanın yanına atıyoruz. Giyinip ısındıkça aslında ne kadar soğuk olduğunu ve ne kadar ‘donduğumu’ fark ediyorum. Yine de gözüm dışarıda olduğu için tam olarak ısınmadan
çıkıyorum, amacım kanyona giderken gördüğüm kuşburnu meyvelerini toplamak. Üşüsem de bol bol topluyorum. Dönüş yolunda vakti olanlar yakınlardaki kaplıcaya da uğrayabilir. Kaplıca, Taraklı’ya bağlı Hacıyakup Paşalar Köyü’nde. Bizans döneminden kalma kil hamamı kaplıcaların Sağlık Bakanlığı’nca belirlenmiş tedavi edici hastalıkları arasında kas-iskelet ve spor yaralanmaları var. Ayrıca serebral palsi gibi hastalıklarda rehabilitasyon için de öneriliyormuş. Biz vakitsizlikten bunu es geçtik ve şehre döndük.

Ekip köyde eğlenceli vakit geçirdi.

Neden kışın girilmeli?

Yazıyı okurken “Derdiniz ne? Bu kanyona sıcak bir havada gidip neden tadını çıkarmıyorsunuz” diye sorabilirsiniz. Sıcak havalarda Tuzla Kanyonu’nda su çok azalıyor ve dibi bataklık gibi çamurla doluyor. Suyu iyice azalan kanyon bu nedenle yazın çok kötü kokuyor. Tuzla Kanyonu’nun tadı kışın çıkıyor diyen tecrübeli kanyoncuların önerisiyle yola düştük. Hakikaten çok değişik bir deneyimdi ve bunu kaçırmadığım için kendimi çok şanslı hissettim.

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/tuzlada-karli-buzlu-bir-deneyim/feed/ 0
Onun ikinci branşı: Gönüllülük https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/onun-ikinci-bransi-gonulluluk/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/onun-ikinci-bransi-gonulluluk/#respond Wed, 03 Jan 2024 09:24:21 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=1668 Uluslararası bir kuruluş olan Genç Liderler ve Girişimciler Derneği’nin (Junior Chamber Internaitonal – JCI) Türkiye ayağı, geçtiğimiz günlerde 10 farklı kategoride üstün başarılara imza atan 18-40 yaş aralığındaki gençleri ödüllendirdi. ‘İnsanlığa ve Gönüllü Kuruluşlara Hizmet Kategorisi’nde bu yıl ödüle 40 yaşındaki İzmir Karşıyaka Bilim ve Sanat Merkezi Sınıf Öğretmeni Zeliş Kurt layık görüldü. Bu ödülle aynı zamanda ‘Türkiye’nin 10 Başarılı Genci’nden biri olan Kurt, 18 yıllık öğretmenlik kariyerinde kendisine hep ‘daha fazla ne yapabilirim’ sorusunu sorduğunu söylüyor ve öğrencileriyle başlayıp ardından onların ailelerine, görev yaptığı çevreye ve en sonunda ülkenin birçok yerine ulaşan iyilik yolculuğunu şöyle anlatıyor:

İLK KEZ KİTAP OKUMASINI SAĞLADIM
“14 yıl boyunca İzmir’de bir köy okulunda görev yaptım ve sadece sınıfta değil her alanda farkındalık yaratmaya çalıştım. Bunların hepsini okul dışında yani ayrıca mesai harcayarak yaptığım için kendimi bir iyilik girişimcisi olarak görüyorum. ‘Bir şeyleri nasıl farklı kılabilirim’ düşüncesi beni bu yolculuğa itti. Köyde görev yaparken bulunduğum yerdeki kadın ve çocuklara dokunmanın çok kıymetli olacağını düşündüm. Bu anlamda bulunduğum köyde ‘Kadın Değişir, Toplum Değişir’ projesini başlatmıştım. Bu projede kendi hikayemden de yola çıktım. Çünkü ben de çok kolay yetişmiş ve okumuş bir kız çocuğu değildim. Bu coğrafyanın getirdiği zorlukları ben de yaşadım. Bu zorlukları kadınların ve çocukların yaşamasını istemediğim için köye birtakım yenilikler getirmek istedim. Mesela o kadınlarla ‘Haykıran Kitaplar Kulübü’nü kurduk. Birçok yazar köye geldi. Orada bir velim, ‘hayatımda ilk kez kitap okuyorum’ demişti. Dolayısıyla o kadının ilk kitabını okumasını sağlamak çok değerliydi. Bu süreçlerin hepsi gönüllülük esasına dayalı olarak gerçekleşti.”

TEK HEDEFİ ‘GÖNÜLLÜLER’ YETİŞTİRMEK
Dünyada birçok sorun olduğunu ve bunların üstesinden gelmek için herkesin elini taşın altına sokması gerektiğini söyleyen Zeliş Öğretmen, gelecek nesilleri bu bilinçle yetiştirmeye karar verdiğini belirterek, “Her dersimde öğrencilerime daha iyi bir dünya için neler yapılabileceğini anlatıyorum. Öğrencilerimin her birini ‘gönüllü’ olarak yetiştirmek tek hedefim. Çünkü iyiliğin elden ele yayılarak tüm dünyayı saracağını biliyorum” dedi.

TÜM ÇOCUKLARIN YÜZÜ GÜLDÜ
Çocukların, insanlara yardım etmenin ne kadar kıymetli olduğunu öğrenmelerini istediğini dile getiren Zeliş Öğretmen, şöyle devam etti: “Mesela İzmir’deki bir hastanede yatan çocuklar mutlu olsun diye öğrencilerim onlara parmak kuklalar yaptı. Bu sayede hastanedeki tüm çocukların yüzü güldü. Bunun yanı sıra ‘Engelsiz Dokunuşlar’ diye de bir proje başlatmıştım. Bu projede önce öğrencilerim yaklaşık 2 ay boyunca origami yapmayı öğrendiler. Sonra bu origamileri tüm yaş grubundan otizmli bireylerin bulunduğu bir merkeze götürdüler ve okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise kademesindeki otizmli öğrencilere origami yapmayı öğrettiler.”

‘DAHA FAZLA KİŞİYE ULAŞABİLİRİM’
Türkiye’nin en başarılı 10 gencinden biri olan Zeliş Öğretmen, aldığı her ödülle hedeflerine daha fazla yaklaştığına dikkat çekerek, “Bu sayede topluma katkı sağlamak isteyenlerin işaret noktası oluyorum ve daha fazla kişiye ulaşma olanağım artıyor. Dolayısıyla Türkiye’nin en başarılı 10 genci arasında yer almak daha fazla kadın ve çocuğa ulaşabilmem anlamına geliyor. Sürecin devamında ‘Dünyanın en başarılı 10 genci’ arasında da yer alırsam bu, yapacağım çalışmaların önünü daha fazla açar. Kendimde bu gücü de buluyorum” diye konuştu.

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/onun-ikinci-bransi-gonulluluk/feed/ 0