Buna, duruşma hakiminin, Weinstein’in kendilerine saldırdığını söyleyen bazı kadınların tanık olarak dinlenmesine izin vermesi gerekçe olarak gösterildi. Yüksek Mahkeme, bu cinsel saldırı suçlamalarının dinlenmesinin söz konusu mahkemedeki suçlamalarla ilgili olmadığını tespit etti.

HAPİSTEKİ TECAVÜZ SUÇLUSU ESKİ YAPIMCI HAKKINDA VERİLEN KARAR TEPKİ TOPLADI
Weinstein, bu davada cinsel istismar suçundan 23 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. 72 yaşındaki Weinstein farklı bir davadan aldığı mahkumiyet nedeniyle cezaevinde kalmaya devam edecek.
Harvey Weinstein’in 2020’de New York‘taki mahkumiyeti, film endüstrisinde yıllarca devam eden cinsel tacize karşı çıkan #MeToo hareketi için bir dönüm noktası olmuştu.
Ashley Judd ve Harvey Weinstein tarafından cinsel saldırıya uğradıklarını açıklayan diğer bazı Hollywood yıldızları, Weinstein’ın tecavüz mahkumiyetini bozan mahkemeyi eleştirdi.

Harvey Weinstein uzun yıllar boyunca Hollywood’un en güçlü isimlerinden biriydi… Weinstein 2007’de İngiliz oyuncu ve moda tasarımcısı Georgina Chapman’la evlenmişti… Chapman 2021’de tecavüz suçlusu kocasından ayrıldı
“BU BİZE YAPILAN BİR HAKSIZLIK”
Gözden düşmüş film yapımcısına karşı konuşan ve suçlama yönelten ilk ünlü isim olan Judd, The New York Times’a “Bu hayatta kalanlar için, onun elinden kurtulan kurbanları için haksızlık” dedi.
“Biz hala kendi gerçeğimizle yaşıyoruz. Ve ne olduğunu biliyoruz” diyen Ashley Judd’a birçok başka isim de destek çıktı.
Weinstein’ı 2015 yılında Manhattan’daki ofisinde yaptığı bir iş görüşmesi sırasında göğüslerini avuçlamak ve ellerini eteğinin içine sokmakla suçlayan model Ambra Battilana Gutierrez de mahkemeye seslenmekten geri durmadı.

Gutierrez gazeteye verdiği demeçte “Eğer savcı 2015 yılında davamı ciddiye almış olsaydı, şu anda burada olmazdık. Bu, adalet sisteminin ve mahkemelerin kurbanları ciddiye alma ve çıkarlarımızı koruma konusunda süregelen bir başarısızlığıdır” dedi.
“GÜÇLÜ ERKEKLERE KARŞI ÇIKAN KADINLARIN NADİREN ADALET BULUR”
Weinstein’ı New York’taki dairesinde, bir iş toplantısı olduğunu düşündüğü sırada çıplak haldeyken kendisini takip etmekle suçlayan Katherine Kendall kararı “Cinsel saldırı mağdurlarının adalet bulamadığını hatırlatan korkunç bir karar” olarak nitelendirdi.
Kendall “Güçlü erkeklere karşı çıkan kadınların nadiren adalet bulduğunu” da sözlerine ekledi.

Ashley Judd Harvey Weinstein konusunda sessizliğini bozan ilk Hollywood yıldızı olmuştu
“Law & Order: SVU” dizisinin yıldızı Mariska Hargitay kararı eleştirerek Instagram’da “Harvey Weinstein’ın mahkumiyetinin bozulması, her yerde tecavüz kurbanları için acı verici ve çileden çıkarıcı bir hakaret” diye yazdı.
Kendisi de bir tecavüz kurbanı olan Hargitay, “Bu davada yer alan veya tanıklık etmek zorunda kalan her kurban için kalbim bugün, yarın ve sonsuza dek sizinle” dedi.
Weinstein için mahkumiyet kararı Şubat 2020’de bir kez tecavüz ve bir kez de cinsel suç eyleminden dolayı verilmişti.

Dava sürecinde sağlığı bozulan Weinstein mahkemeye yürüteçle geliyordu
O dönemde Weinstein, eski “Project Runway” yapım asistanı Miriam “Mimi” Haleyi’ye cinsel ilişkiye zorladığı için birinci derecede cinsel suçtan ve kuaför Jessica Mann’a saldırdığı için üçüncü derecede tecavüzden suçlu bulunmuştu.
Weinstein Mann’a tecavüz etmek ve Haleyi’ye cinsel istismarda bulunmaktan 23 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
80 KADIN SUÇLADI, 28 TANIK DİNLENDİ
Duruşmada 28 tanık duygusal ifadeler vermek üzere kürsüye çıkarken, en az 80 kadının Weinstein’a yönelik suiistimal suçlamalarında bulunduğu bildirildi.

Kendisi de tecavüz kurbanı olan ünlü oyuncu Mariska Hargitay de karara tepki gösterenler arasındaydı
Eski yapımcı üç yıl sonra adı açıklanmayan bir kurbana zorla tecavüz, zorla oral birleşme ve yabancı bir cisimle cinsel penetrasyon suçlarından yargılandıktan sonra 16 yıl daha hapis cezasına çarptırıldı.
Weinstein’ın iddia edilen eylemlerine yönelik öfke Hollywood’u kasıp kavuran #MeToo hareketine ilham verdi.
]]>YÜKÜMLÜLÜK GETİRİLMİŞTİ
Hürriyet’in edindiği bilgiye göre önümüzdeki günlerde Meclis’e gelmesi beklenen vergi, fahiş fiyat cezalarının artırılması gibi düzenlemeleri de içeren torba kanun teklifi için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı da hazırlık yapıyor. Buna göre 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Yasasına aykırı davranan sosyal ağ sağlayıcılara verilen cezaların artırılması, süreçlerin kısaltılmasına yönelik hazırlık yapılıyor. Ekim 2020’de yürürlüğe giren yasanın ardından Twitter (X), Facebook, Instagram, TikTok, Google gibi günlük erişimi 1 milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcısı şirketlere Türkiye’de temsilci bulundurma yükümlülüğü getirilmiş, bunu yerine getirmeyenlere ilk etapta 10 milyon, sonrasında 30 milyon ceza kesilmişti. Bu gelişmeler üzerine X dışındakiler temsilci atarken X’e cezalarda üçüncü aşamaya geçilerek ‘reklam almama cezası’ verilmişti. Uraloğlu’nun son açıklamasından sonra X’e şimdi de bant daraltma cezası gündeme geldi.

Elon Musk
X’E KÜRESEL ÇAPTA DARBE OLUR
Söz konusu ceza uygulanmadan önce Bilişim Teknolojileri Kurumu’nun (BTK), X ile görüşmeler yaptığı belirtilirken, Bilişim Hukuku Derneği Başkanı Avukat Kürşat Ergün, Türkiye’nin bu yaptırımının küresel çapta bir darbe olacağını söyledi. Ergün, Türkiye’nin X kullanımında dünya genelinde 7.sırada olduğunu belirtirken, “Reklam alamıyorlar ama data topluyorlar. Dijital dünyanın para birimi datadır, bilgidir. Bu datayı başka menfaatler için toplamaya devam ediyorlar. Dolayısıyla tıpkı AB yasalarına uydukları gibi, orada adli makamlardan gelen talepleri yerine getirdikleri gibi, onları bağlayıcı gördükleri gibi bizim yasal düzenlemelerimize de uymaları gerekir. BTK üzerinden görüşmeler yürüyor ama çok da olumlu gittiği söylenemez bu görüşmelerin. Talep net, ortada bir yasa var ve buna uyulması isteniyor” şeklinde konuştu.
BANT DARALTMA NASIL UYGULANACAK
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı bant genişliklerinin yüzde 50 daraltılması için sulh ceza hakimliğine başvurabiliyor. Bu daraltmanın ardından X, yine temsilci atamazsa BTK başkanı bu kez bant genişliğinin yüzde 90’a varan oranlarda daraltılması için sulh ceza hakimliğine başvuruyor. Bilişim Hukuku Avukatı Ergün, bant daraltma aşamasının nasıl uygulanacağını şöyle anlattı:
“Asliye Hukuk Mahkemesi hakim kararıyla ilk olarak X’in bant genişliği yüzde 50 oranında daraltılacak. Böylece Türkiye’deki IP’lerden X platformuna girmek zorlaşacak, ağırlaşacak. Girişler yavaşlayacak. Bu kararın alınmasının ardından 30 gün içinde temsilci atama yükümlülüğü yerine getirilmezse bu kez yine hakim kararıyla bant genişliği yüzde 90’a varan oranda daraltılabilecek. Oranın kaç olacağına hakim karar verecek. Yüzde 90’a karar vermesi, X için büyük sıkıntı olacak. Çünkü Türkiye’de aktif kullanıcısı sayısı birçok Avrupa ülkesinin üzerinde. Dünyada 436 milyon civarında kullanıcısı olan X’in, Türkiye’de kullanıcı sayısı 21 milyon.”
‘AÇLIKTAN ÖLÜMLER ARTTI’
İsrail’in uluslararası hukuku alenen çiğnemeye devam ettiği, uluslararası camianın sayısız siyasi ve hukuki ateşkes ve kesintisiz insani yardım sağlama çağrılarını yok saydığı belirtilen bakanlık açıklaması özetle şöyle devam etti:
“İsrail’in, 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana, 6 ayı aşkın süredir Gazze Şeridi’nde yürüttüğü ve ayrım gözetmeden masum Filistin halkına ve sivil yerleşim yerlerine yönelik topyekün katliamda hayatını kaybeden Filistinli kardeşlerimizin sayısı 33 binin, yaralı sayısı yüz binlerin üzerindedir. Bunların büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşmaktadır. Gazze Şeridi yerle bir olmuş, büyük bir yıkıma uğramıştır. Gazze Şeridi’nde hayata tutunmaya çalışan Filistin halkı, çağımızda benzeri görülmemiş biçimde açlıkla ve her türlü yoklukla mücadele etmekte, en temel gıda maddelerine, tıbbi yardım ve malzemeye ulaşmaları İsrail tarafından engellenmektedir. Açlıktan ölümler artmakta, salgın hastalıklar yayılmaktadır.
DERHAL UYGULANACAK
BM ve Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı kararları hukuken bağlayıcıdır. Türkiye, tüm bu kararların uygulanmasının takipçisi olacağını defaatle açıklamıştır. Bu doğrultuda Türkiye, 9 Nisan 2024 tarihinden itibaren, ilk aşamada Ek’te belirtilen ürün grupları altında yer alan ürünlerin İsrail’e ihracatını kısıtlama kararı almış bulunmaktadır. Bu kararın gerekleri Ticaret Bakanlığı tarafından derhal yürütülecektir.
ASKERİ ÜRÜNE İZİN VERİLMEDİ
Esasen, çok önceden bu yana, İsrail’e askeri amaçla kullanılabilecek herhangi bir ürün veya hizmetin satışına ülkemizce izin verilmemiştir ve verilmemektedir.

DÜNYAYA ÇAĞRI
Gazze Şeridi’nde gelinen vahim aşama çerçevesinde, uluslararası camianın tüm üyelerine çağrımız, İsrail’in uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerine uymasını teminen, üzerine düşenleri yerine getirmeleridir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve halkı olarak, bugüne kadar olduğu gibi Filistin’in ve halkının yanında yer almaya ve desteklemeye devam edeceğiz.”
İSRAİL’E İHRACI KISITLANAN ÜRÜN GRUPLARI
Alüminyum profiller, alüminyum teller, boyalar, bakır profiller, çubuklar ve teller, beton mikserleri, çelik borular ve bağlantı parçaları, çelik filmaşin, çelik kaplar ve depolar, çelik köprü aksamı, çelik kuleler, çelik profiller, çimento; çimentodan, betondan veya suni taştan inşaat için bloklar ve levhalar, demir çelikten tüm inşaat malzemeleri, demir-çelik tüm teller, ekskavatörler, elektrik kabloları, elektrik panoları, fayanslar, fiberoptik kablolar ve elektrik iletkenleri, forkliftler, granit, halat ve kablolar, hırdavat ürünleri, hidrolik yağlar, inşaat demiri, inşaat makinaları, inşaat yalıtım malzemeleri, inşaatta kullanılan camlar, kimyasal bileşikler, kimyasal gübreler, klinker, kovalar, kepçeler, kürekler, kıskaçlar ve kancalar, kükürt, madeni yağlar, makaralı zincirler, mermer, metal işleme makinaları, metallerin işlenmesinde kullanılan kimyasallar, mineral gübreler, motor yağları, paletler, plastik borular, sandviç paneller, Seramikler, solvent boyalar, tel çekme makinaları, testere makineleri, tuğlalar, uçak benzini ve jet yakıtı, vernikler, vinçler, yapıştırıcılar ve tutkallar, yassı çelik ürünleri.
KARARIN ZAMANLAMASI İSTİŞAREYLE BELİRLENDİ
YETKİLİLER, İsrail’e yönelik ihracat sınırlaması kararının neden daha önce alınmadığı sorusuna, “İlgili bakanlıklarla toplantılar yapıldı. Zaten bir süreç vardı, dün bir adım öteye geçildi” bilgisini verdi.
Yetkililer kararın zamanlamasının yapılan istişarelerle belirlendiği bilgisini verirken, “Bu karar alınana kadar İsrail’in uluslararası kararlara uyması için çok sayıda diplomatik görüşme yapıldı. Ayrıca ilgili bakanlıklarla toplantılar oldu, kabinede durum değerlendirildi ve dünkü karar alındı. Kısıtlama kararı öncesinde de zaten hem ihracatta hem ithalatta yavaşlama söz konusuydu. Dünkü kararla bir adım öteye geçildi” dedi.
İSRAİL’DEN MİSİLLEME ÇIKIŞI: BİZ DE KISITLAMA GETİRECEĞİZ
İHRACAT kısıtlaması açıklamasına Tel Aviv yönetiminden de yanıt geldi. İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Hamas’ı desteklemek için Türkiye’nin çıkarlarını feda ettiğini” savundu. İsrail’in de Türkiye’den gelen ürünlere yönelik kendi ticari kısıtlamalarını hazırlayacağını söyleyen Katz ayrıca, “ABD’deki kuruluşlarla ve ülkelerle temasa geçilmesi, Türkiye’deki yatırımların durdurulması, Türkiye’den ürün ithalatının engellenmesi ve Amerikan Kongresi’ndeki dostlarımıza boykot yasalarının ihlalinin incelenmesi ve buna göre Türkiye’ye yaptırım uygulanması talimatını verdim” ifadelerini kullandı.
BAŞARISIZLIK AFFEDİLEMEZ
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, kararın kabul edilmesini, X isimli platform üzerinden yorumladı. “Güvenlik Konseyi, Gazze konusunda uzun süredir beklenen, derhal ateşkes sağlanmasını ve tüm rehinelerin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasını talep eden bir kararı az önce onayladı” diyen Guterres, “Bu kararın mutlaka uygulanması gerekiyor. Başarısızlık affedilemez olacaktır” diye ekledi.
ABD KISMEN DESTEKLEDİ
Çin ve Rusya’nın yanı sıra Birleşmiş Milletler’deki 22 ülkeli Arap Grubu’nun da desteklediği tasarının başarılı oylamasından sonra konuşan ABD’nin BM Büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield, tasarının içindeki hedeflerden bazılarını tamamen desteklediklerini ancak Hamas’ın kınanması metne eklenmediği içi ‘Evet’ oyu veremediklerini belirtti.
ABD’Lİ ELÇİNİN SÖZLERİ
Büyükelçi Thomas-Greenfield, “Konseyin, herhangi bir ateşkesin tüm rehinelerin serbest bırakılmasıyla birlikte gelmesi gerektiğini açıkça ifade etmesi önemliydi. Daha da önemlisi, ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması, kıtlığın giderek arttığı bir dönemde Gazze’ye çok daha fazla insani yardımın ulaşmasını sağlayacak ve düşmanlıkların sürdürülebilir bir şekilde durdurulması için çalışma fırsatı sunacaktır” dedi.
POLİTİKAMIZ DEĞİŞMEDİ
Karardan sonra Hürriyet’in de aralarında bulunduğu basın mensuplarına konuşan Beyaz Saray Sözcüsü John Kirby, “Oyumuz, politikamızda bir değişikliği temsil etmiyor, tekrar ediyorum, değişiklik temsil etmiyor” dedi ve şunları ekledi: “Biz hâla bir ateşkes görmek istiyoruz. Biz bütün rehinelerin dönmesini görmek istiyoruz ve biz Gazze halkına daha fazla insani yardımın verildiğini görmek istiyoruz.” ABD, geçtiğimiz hafta cuma günü BMGK’ya bir ateşkes tasarısı sunmuş ancak o tasarı, Rusya ve Çin tarafından “karar taslağında kayıtsız şartsız ateşkes çağrısı olmaması” sebebiyle veto edilmişti.
RAMAZANDA ACİL ATEŞKES
Kararda, BMGK’nın Filistin meselesine ilişkin şimdiye kadar kabul edilen kararları hatırlatılarak, tüm tarafların uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukukuna uyma yükümlülüğü bulunduğu belirtildi.
Kararda, Gazze Şeridi’ndeki korkunç insani durum hakkında derin endişe duyulduğunun altı çizilerek, Mısır, Katar ve ABD tarafından yürütülen diplomatik çabalar tasdik edildi. “Ramazan ayında tüm tarafların saygı duyacağı acil ateşkes sağlanması, bunun sürdürülebilir ateşkese yol açması ve tüm rehinelerin acil ve koşulsuz serbest bırakılması” talep edilen kararda, rehinelerin insani ve tıbbi yardımlarının karşılanması için erişim sağlanması istendi.

NETANYAHU ABD’YE TEPKİ GÖSTERDİ
GAZZE’de sürdürülebilir ateşkese dönüşecek şekilde ramazan ayında acilen ateşkes sağlanması talep edilen tasarının kabul edilmesi sonrası İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Washington’a daha önceden planlanmış olan bir İsrail heyeti ziyaretini iptal etti. Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, İsrail liderinin Stratejik İlişkiler Bakanı Ron Dermer başkanlığındaki İsrail heyetinin Washington ziyaretini iptal ettiği bildirildi. Açıklamada, “ABD daha birkaç gün önce ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması arasında bağlantı kuran BMGK’daki istikrarlı pozisyonundan çekilmiştir. Bu geri çekilme hem savaş çabalarına hem de rehinelerin serbest bırakılması çabalarına zarar vermektedir çünkü Hamas’a rehineleri serbest bırakmadan ateşkesin onaylanabileceğine dair uluslararası baskı oluşturulduğu umudunu vermektedir” dendi.
TÜRK DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: OLUMLU BİR ADIM
BMGK karar tasarısının onaylanmasına ilişkin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “BM Güvenlik Konseyi’nin, Ramazan ayı boyunca Gazze’de acil ateşkes ilan edilmesini ve ayrıca Gazze’ye insani erişim sağlanmasını talep eden kararını olumlu bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz, İsrail’in bu kararın gereklerini bir an evvel yerine getirmesidir. Gazze’deki insani felaketin sona ermesi ve İsrail-Filistin meselesine kalıcı bir çözüm bulunabilmesi için uluslararası kamuoyunu İsrail’e karşı ortak bir tutum takınmaya çağırıyoruz” denildi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de kararı ümit veren bir gelişme olarak yorumladı. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Çelik, “Kuşkusuz bu karar, başta küresel vicdanı temsil eden Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan olmak üzere küresel vicdana kulak veren liderlerin yürüttükleri yoğun diplomasinin sonucudur. Bu kararın, en kısa zaman ‘kalıcı’ bir ateşkese yol açması gerektiğine inanıyoruz” dedi. (ANKARA)
HAMAS: MEMNUNUZ
Hamas’tan yapılan yazılı açıklamada, “BMGK’nin bugün yaptığı acil ateşkes çağrısını memnuniyetle karşılıyoruz. Her iki taraftaki esirlerin serbest bırakılmasına izin veren bir esir takası sürecine bir an önce girişmeye hazır olduğumuzu teyit ediyoruz” denildi.
KARAR BAĞLAYICI MI DEĞİL Mİ:
BM Şartı’nın 25. Maddesi’ne göre, BMGK’da alınan kararlar bağlayıcı nitelikte. Ancak ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield’in BM oturumunda, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby ve Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller’ın basın toplantısında BMGK kararı için “bağlayıcı değil” ifadeleri ilk günden tepkilere neden oldu.
PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK:
İsrail’in, şu andan itibaren ateşkes şartlarına uyması beklenirken, aksine İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz da, dün kararın açıklanmasının ardından “ateşi kesmeyeceğiz açıklaması” yapması, İsrail’in karara uymayacağı sinyalini vermiş durumda.
İSRAİL KARARA UYMAZSA NE OLUR:
İsrail karara uymazsa herhangi bir yaptırım uygulanıp uygulanmayacağı konusunda şuan için BM’den bir açıklama yok ancak BMKG isterse barış gücü gönderme, ekonomik yaptırımlar ya da tampon bölge oluşturma gibi yaptırım kararları da alabilir.
]]>Kurul tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi:
“META’nın Facebook, Instagram ve WhatsApp hizmetlerinden topladığı verileri birleştirerek sosyal ağ hizmetleri ile çevrim içi görüntülü reklamcılık pazarlarında faaliyet gösteren rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırdığı ve pazara giriş engeli yarattığı tespit edilmiş ve bazı yükümlülükler getirilmişti.
Meta Platforms Inc., Meta Platforms Ireland Limited ve WhatsApp LLC (META) hakkında 2021 yılında başlatılan soruşturmada; Facebook,Instagram ve WhatsApp hizmetlerinden toplanılan verileri birleştirmek suretiyle hakim durumunu kötüye kullandığına, META ekonomik bütünlüğü hakkında 346.717.193,40 TL idari para cezası uygulanmasına ve META’ya, ihlalin giderilmesi ve pazardaki etkin rekabetin tesis edilmesi için yükümlülükler getirilmesine karar verilmişti.
Bahsi geçen yükümlülüklerin yerine getirilmesi için belirlenen süre 09.12.2023 tarihinde sona erdi. META tarafından nihai olarak Kuruma sunulan öneriler yeterli bulunmadı. Bu nedenle META’ya tanınan sürenin dolmasıyla birlikte, META hakkında günlük 4.796.152,96 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildi.
Kurul, META’nın Facebook, Instagram ve WhatsApp hizmetleri arasında verilerinin birleştirilmesine uyum tedbiri kapsamındaki yükümlülük uygulanmadan önce onay veren kullanıcılardan yeniden onay almasını istedi.
Onay ekranı ise; kullanıcıları doğrudan onaylamaya yönlendirmemeli, kullanıcıların reddetmesi halinde de uygulamayı kullanabileceklerine yönelik bilgilendirmeleri içermeli ve dolayısıyla onay vermek istemeyen kullanıcılara da aynı kolaylıkta bu imkânı sağlamalıydı.
Diğer bir ifadeyle META tarafından Facebook, Instagram ve WhatsApp hizmetleri arasında verilerinin birleştirilmesine yönelik tercihleri için kullanıcılara sunulacak olan ekran bildirimi, yeterli derecede şeffaf olmaması, bir başka deyişle kullanıcıları yeteri kadar bilgilendirme içermemesi ve kullanıcıları veri birleştirmeye onay verecek şekilde yönlendirici nitelikte dizayn edilmesi sebepleriyle soruşturma kapsamında ele alınan rekabet karşıtı endişeleri gidermesi hususunda yeterli görülmedi.
Bunun üzerine, Kurul, 12 Aralık 2023 tarihinden başlamak üzere, META tarafından önerilecek uyum tedbirinin Rekabet Kurumu kayıtlarına girmesine kadar her gün için 2022 yılı gayri safi gelirleri üzerinden 4.796.152,96 Türk Lirası idari para cezası uygulanmasına karar verdi.
META Hakkında Yükümlülükleri Yerine Getirmemesine Dair Alınan Kurul Kararı Duyurusu (10.1.2024):
yükümlülüklerini yerine getirmesine karar verilmiştir.
şeklindeki yükümlülüğü karşılamakta yeterli olmadığına;
23-60/1162-417 sayı ile karar verilmiştir.”
INSTAGRAM’A TEDBİR GETİRİLDİ
Rekabet Kurulu, META hakkında, Threads ve Instagram uygulamalarını bağlamak suretiyle hâkim durumunu kötüye kullandığı şüphesiyle geçici tedbir kararı verdi
Rekabet Kurulu, META Platforms, Inc. (META) hakkında, Threads ve Instagram uygulamalarını bağlamak suretiyle hâkim durumunu kötüye kullandığı şüphesi üzerine başlatılan soruşturmada geçici tedbir kararı verildiğini bildirdi.
Kararda şöyle denildi:
“META’nın, Instagram hesaplarına dayalı Threads profili oluşturan kullanıcıların verilerini, kullanıcılara onay seçeneği sunmaksızın birleştirmesinin; soruşturma tamamlanana kadar telafisi güç zararlara yol açacağı değerlendirildi.
META’nın pazarda uzun yıllardır faaliyet göstermesi sebebiyle kapsamlı ve detaylı bir veri birikimine sahip olduğu,
META’nın sahip olduğu kullanıcı tabanın büyüklüğü ve çeşitliliğinin, reklamverenler bakımından META hizmetlerini cazip hale getirdiği,
Bu durumun, META’ya hizmet geliştirme amacıyla daha fazla kaynak ayırabilmesine imkân sağladığı ve rakiplerin reklam verenlere ve dolayısıyla finansal kaynaklara erişimini zorlaştırdığı, bu çerçevede META’nın faaliyetlerinin pazarda giriş engeli oluşturduğu,
Ayrıca, META’nın sunduğu temel hizmetler ve ilişkili hizmetler ile birlikte bir ekosistem olarak faaliyette bulunduğu, bu durumun, META’nın her bir hizmetten edindiği gücü ve birikimi diğer bir hizmetine aktarmasını mümkün kıldığı ve pazar gücünü arttırdığı, tespit edildi.
Mevcut bulgular çerçevesinde; Instagram ve Threads arasındaki veri aktarım mekanizması neticesinde oluşabilecek veri birleştirme davranışının engellenmesi yönünde geçici tedbir uygulanmasına karar verilmiştir.”
]]>“Trende yaşarken mahremiyet diye bir şey söz konusu değil. Bununla bir sorunum yok çünkü yaşadığım bu hayatın pek çok avantajı var” diyen Stolley şunları söyledi: “Çok fazla özgürlük alanım var. Her gün nereye gitmek istediğime karar verebiliyorum. Alplere mi, büyük bir şehre mi yoksa deniz kenarına mı… Tamamen esnek biriyim. Canım denize gitmek isterse, sabahları kuzeye giden trene biniyorum. Büyük şehrin koşuşturmacasını özlediğimde ise Berlin ya da Münih’e giden bir aktarma arıyorum. Ya da bir yürüyüş gezisi için ekspres trenle Alplere gidiyorum.”
RAYLAR ÜSTÜNDE 500 BİN KİLOMETRE
Stolley, sabahları uyandığında uygulama üzerinden tren bağlantılarına bakıyor, hava durumuna ve ruh haline göre nereye gideceğine karar veriyor. Çoğunlukla Rügen Adası’ndaki tatil beldelerinden biri olan Binz veya Almanya’nın en yüksek dağı Zugspitze gibi turistik bölgelere gitmeyi seven Stolley, “Sık sık kısa yürüyüşlere çıkıyorum çünkü egzersiz günlük hayatımın hemen hemen bir parçası. Berlin’e gittiğimde Duvar boyunca birkaç kilometre yürüyorum. Birkaç günde bir Frankfurt ve Münih’teyim” dedi.
17 yaşındaki genç şimdiye kadar Alman demiryolları üzerinden 500 bin kilometreden fazla yol kat etti. Bu, dünya etrafında yaklaşık 12 devire karşılık geliyor. 16 yaşındayken ebeveynlerinin Fockbek, Schleswig-Holstein’daki evini terk edip trende yaşamaya karar veren Stolley, bir YouTube belgeselinden esinlenerek tüm trenlerde ücretsiz seyahat imkânı sağlayan bir kart satın aldı. O zamandan beri trenlerle Almanya’da sınırsız seyahat ediyor ve hayatını bir blogda anlatıyor.
Trende yaşama kararını Stolley şu sözlerle anlattı: “16 yaşındayken bir trende yaşamaya karar verdim. Okul günlerimi geride bırakmıştım ve tüm dünya bana açıktı. Bu yüzden 2022 yazında seyahat tutkuma teslim olmaya, ailemin evini geride bırakmaya ve büyük bir maceraya atılmaya karar verdim.”

Peki ailesi Stolley’in yaşam tarzı hakkında ne düşünüyor? Ebeveynleri, reşit olmayan oğullarının trenler ile seyahat ederek yaşayacağı fikrine başlangıçta şüpheyle yaklaşmış ve tepki göstermiş. Genç adam ailesini ikna etmek için çok uğraşmış. Bu ikna sürecini tamamladıktan sonra, anne ve babası işin yasal yönünü kontrol etmiş ve kabul etmişler. Ardından oğullarına eşyalarının çoğunu satmasında yardımcı olmuşlar ve şimdi ise kararını tamamen destekliyorlar. Odasını boşalttıktan ve eşyalarını sattıktan sonra Stolley, 8 Ağustos 2022’de ilk yolculuğuna çıktı.
BİR SIRT ÇANTASIYLA YAŞIYOR
Lasse Stolley, “İlk aylar benim için zordu, her şeyin nasıl yürüdüğüne dair çok şey öğrenmem gerekiyordu” dedi ve yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Geceleri trende neredeyse hiç uyuyamadım bu yüzden gündüzleri uyukluyordum. Trenleri kaçırdım, geç saatlerde ve karanlıkta garip tren istasyonlarında mahsur kaldım. Her şey hayal ettiğimden farklıydı. Ancak zamanla deneyimlerim bana trende hayatın nasıl işlediğini öğretti. Şimdi en önemli şeyin doğru organizasyon olduğunu biliyorum. Her akşam, gece trenine yetişmek zorundayım ve bazen tren beklenmedik şekilde gelmediği zaman hızlı bir şekilde yeniden program yapmak zorunda kalıyorum.”
Stonley, trenlerde son derece minimalist bir hayat yaşıyor, tüm eşyalarını 36 litrelik bir sırt çantasında yanında taşıyor. Stolley’nin bu çok sınırlı alandan en iyi şekilde faydalanması gerekiyor. Çantasında gereksiz hiçbir yere yer yok; dört tişört, iki çift pantolon, bir boyun yastığı ve bir seyahat battaniyesi… Genç adam, en önemli şeyin ise dizüstü bilgisayarı ve gürültü önleyici kulakları olduğunu, bunların kendisine trende biraz mahremiyet sağladığını söyledi.

TRENDE YAŞAMAK YILLIK SADECE 8.500 EURO’YA MAL OLUYOR
Stolley’e göre trende yaşamanın maliyeti yılda 8.500 Euro. Bunun büyük bir kısmı, çok fazla kullanıldığında hızla yıpranan küçük ekipmanından kaynaklanıyor. Müzelere veya Stolley’in duş aldığı halka açık yüzme havuzlarına giriş ücretleri gibi daha küçük kalemler de var. Süpermarketten yiyecek satın alıyor ya da büyük tren istasyonlarındaki bekleme salonlarında yer alan büfelerden ücretsiz olarak yararlanıyor.
Gider tablosunun en masraflı kalemi ise Stolley’in 5.888 Euro’ya gençlik fiyatına satın aldığı, bir yıl geçerliliği olan birinci sınıf tren bileti. Ancak Stolley, ebeveynlerinin onu maddi olarak desteklemeye devam ettiğini söylüyor. Yine ailesi aracılığıyla sağlık sigortası var ve resmi olarak ebeveynlerinin yaşadığı adrese kayıtlı. Ayrıca bağımsız olarak uygulamalar geliştirerek kendi parasını kazanıyor.
‘HENÜZ YETERİNCE YER GÖRMEDİM’
Stolley zaman zaman trenlerdeki güvenlik konusunda endişelendiğini söyledi: “Gece trenlerinde eşyalarınıza çok dikkat etmelisiniz, onlardan pek çok şey çalınıyor. Bence hırsızlığı, şiddeti veya kabadayı yolcuları önleyecek yeterli güvenlik personeli eksikliği var” dedi.
Almanya’da daha ne kadar seyahat etmek ve her gün farklı bir yerde uyanmak istediğini de sözlerine ekleyen genç adam daha gidecek çok yolu olduğundan bahsetti ve ekledi: “Tren kartım altı ay daha geçerli. Henüz yeterince yer görmedim.”
Business Insider’ın ‘Dieser 17-Jährige lebt mit der Bahncard 100 seit eineinhalb Jahren in den Zügen der Deutschen Bahn’ başlıklı haberinden derlenmiştir.
]]>“Trende yaşarken mahremiyet diye bir şey söz konusu değil. Bununla bir sorunum yok çünkü yaşadığım bu hayatın pek çok avantajı var” diyen Stolley şunları söyledi: “Çok fazla özgürlük alanım var. Her gün nereye gitmek istediğime karar verebiliyorum. Alplere mi, büyük bir şehre mi yoksa deniz kenarına mı… Tamamen esnek biriyim. Canım denize gitmek isterse, sabahları kuzeye giden trene biniyorum. Büyük şehrin koşuşturmacasını özlediğimde ise Berlin ya da Münih’e giden bir aktarma arıyorum. Ya da bir yürüyüş gezisi için ekspres trenle Alplere gidiyorum.”
RAYLAR ÜSTÜNDE 500 BİN KİLOMETRE
Stolley, sabahları uyandığında uygulama üzerinden tren bağlantılarına bakıyor, hava durumuna ve ruh haline göre nereye gideceğine karar veriyor. Çoğunlukla Rügen Adası’ndaki tatil beldelerinden biri olan Binz veya Almanya’nın en yüksek dağı Zugspitze gibi turistik bölgelere gitmeyi seven Stolley, “Sık sık kısa yürüyüşlere çıkıyorum çünkü egzersiz günlük hayatımın hemen hemen bir parçası. Berlin’e gittiğimde Duvar boyunca birkaç kilometre yürüyorum. Birkaç günde bir Frankfurt ve Münih’teyim” dedi.
17 yaşındaki genç şimdiye kadar Alman demiryolları üzerinden 500 bin kilometreden fazla yol kat etti. Bu, dünya etrafında yaklaşık 12 devire karşılık geliyor. 16 yaşındayken ebeveynlerinin Fockbek, Schleswig-Holstein’daki evini terk edip trende yaşamaya karar veren Stolley, bir YouTube belgeselinden esinlenerek tüm trenlerde ücretsiz seyahat imkânı sağlayan bir kart satın aldı. O zamandan beri trenlerle Almanya’da sınırsız seyahat ediyor ve hayatını bir blogda anlatıyor.
Trende yaşama kararını Stolley şu sözlerle anlattı: “16 yaşındayken bir trende yaşamaya karar verdim. Okul günlerimi geride bırakmıştım ve tüm dünya bana açıktı. Bu yüzden 2022 yazında seyahat tutkuma teslim olmaya, ailemin evini geride bırakmaya ve büyük bir maceraya atılmaya karar verdim.”

Peki ailesi Stolley’in yaşam tarzı hakkında ne düşünüyor? Ebeveynleri, reşit olmayan oğullarının trenler ile seyahat ederek yaşayacağı fikrine başlangıçta şüpheyle yaklaşmış ve tepki göstermiş. Genç adam ailesini ikna etmek için çok uğraşmış. Bu ikna sürecini tamamladıktan sonra, anne ve babası işin yasal yönünü kontrol etmiş ve kabul etmişler. Ardından oğullarına eşyalarının çoğunu satmasında yardımcı olmuşlar ve şimdi ise kararını tamamen destekliyorlar. Odasını boşalttıktan ve eşyalarını sattıktan sonra Stolley, 8 Ağustos 2022’de ilk yolculuğuna çıktı.
BİR SIRT ÇANTASIYLA YAŞIYOR
Lasse Stolley, “İlk aylar benim için zordu, her şeyin nasıl yürüdüğüne dair çok şey öğrenmem gerekiyordu” dedi ve yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Geceleri trende neredeyse hiç uyuyamadım bu yüzden gündüzleri uyukluyordum. Trenleri kaçırdım, geç saatlerde ve karanlıkta garip tren istasyonlarında mahsur kaldım. Her şey hayal ettiğimden farklıydı. Ancak zamanla deneyimlerim bana trende hayatın nasıl işlediğini öğretti. Şimdi en önemli şeyin doğru organizasyon olduğunu biliyorum. Her akşam, gece trenine yetişmek zorundayım ve bazen tren beklenmedik şekilde gelmediği zaman hızlı bir şekilde yeniden program yapmak zorunda kalıyorum.”
Stonley, trenlerde son derece minimalist bir hayat yaşıyor, tüm eşyalarını 36 litrelik bir sırt çantasında yanında taşıyor. Stolley’nin bu çok sınırlı alandan en iyi şekilde faydalanması gerekiyor. Çantasında gereksiz hiçbir yere yer yok; dört tişört, iki çift pantolon, bir boyun yastığı ve bir seyahat battaniyesi… Genç adam, en önemli şeyin ise dizüstü bilgisayarı ve gürültü önleyici kulakları olduğunu, bunların kendisine trende biraz mahremiyet sağladığını söyledi.

TRENDE YAŞAMAK YILLIK SADECE 8.500 EURO’YA MAL OLUYOR
Stolley’e göre trende yaşamanın maliyeti yılda 8.500 Euro. Bunun büyük bir kısmı, çok fazla kullanıldığında hızla yıpranan küçük ekipmanından kaynaklanıyor. Müzelere veya Stolley’in duş aldığı halka açık yüzme havuzlarına giriş ücretleri gibi daha küçük kalemler de var. Süpermarketten yiyecek satın alıyor ya da büyük tren istasyonlarındaki bekleme salonlarında yer alan büfelerden ücretsiz olarak yararlanıyor.
Gider tablosunun en masraflı kalemi ise Stolley’in 5.888 Euro’ya gençlik fiyatına satın aldığı, bir yıl geçerliliği olan birinci sınıf tren bileti. Ancak Stolley, ebeveynlerinin onu maddi olarak desteklemeye devam ettiğini söylüyor. Yine ailesi aracılığıyla sağlık sigortası var ve resmi olarak ebeveynlerinin yaşadığı adrese kayıtlı. Ayrıca bağımsız olarak uygulamalar geliştirerek kendi parasını kazanıyor.
‘HENÜZ YETERİNCE YER GÖRMEDİM’
Stolley zaman zaman trenlerdeki güvenlik konusunda endişelendiğini söyledi: “Gece trenlerinde eşyalarınıza çok dikkat etmelisiniz, onlardan pek çok şey çalınıyor. Bence hırsızlığı, şiddeti veya kabadayı yolcuları önleyecek yeterli güvenlik personeli eksikliği var” dedi.
Almanya’da daha ne kadar seyahat etmek ve her gün farklı bir yerde uyanmak istediğini de sözlerine ekleyen genç adam daha gidecek çok yolu olduğundan bahsetti ve ekledi: “Tren kartım altı ay daha geçerli. Henüz yeterince yer görmedim.”
Business Insider’ın ‘Dieser 17-Jährige lebt mit der Bahncard 100 seit eineinhalb Jahren in den Zügen der Deutschen Bahn’ başlıklı haberinden derlenmiştir.
]]>
YETERİNCE KANIT VAR
Mahkeme, Gazze’deki “insanlık trajedisinin boyutunun son derece farkında olduğunu ve devam eden can kaybı ve insanların acılarından derin endişe duyduğunu” belirtti. Kararı duyuran mahkeme başkanı Amerikalı yargıç Joan Donoghue, İsrail aleyhine iddiaların ‘makul seviyede’ ispatlandığını kaydetti. İsrail’in saldırılarına maruz kalan Gazzelilerin, BM Soykırım Sözleşmesi’nin 2’nci maddesindeki “korunan grup” tanımına girdiğini belirten Donoghue, İsrail’in soykırım suçlamasının düşürülmesi talebini reddererek, mahkemenin davayı görme yetkisi olduğunu bildirdi.

Filistinli gruplar Adalet Divanı yakınlarında gösteri düzenledi.
O SÖZLER KAYDA GEÇTİ
Mahkeme, İsrail’e karşı soykırım davasının devamına karar verirken, delil olarak, Savunma Bakanı Yoav Gallant, dönemin Enerji Bakanı Yisrael Katz ve Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Filistinlilere yönelik soykırım suçu kapsamında değerlendirilebilecek sözlerini hatırlattı. Donoghue, Gallant’ın “Gazze’de insan-hayvanlarla savaşıyoruz” ve “Filistinlilere bir damla su yok” sözlerini alıntıladı.
İSRAİL RAPOR SUNACAK
Gazze’deki felaket boyutundaki insani durumun, tedbir kararı vermesini gerektirecek düzeyde “acil tehlike” teşkil ettiğini belirten mahkeme, İsrail’e, “soykırım suçu anlamına gelecek tüm adımları önleme ve cezalandırma talimatı” verdi. Adalet Divanı, aynı zamanda İsrail’den, ordu güçlerinin soykırım suçu işlememesini garanti etmesini ve insani durumu düzeltmesini de istedi. İsrail’in tüm önlemleri “kendi gücü ile” alması gerekiyor. 15’e karşı 2 oyla alınan karara göre, İsrail alınan tüm önlemlerle ilgili bir ay içinde mahkemeye rapor sunacak. Bu rapor Güney Afrika’yla da paylaşılacak. Mahkeme ayrıca Hamas’ın elindeki tüm rehinelerin derhal serbest bırakılmasını da talep etti. UAD’nin kararı İsrail basınında da yankı buldu. Times of Israel “Adalet Divanı İsrail aleyhine karar verdi. Soykırımı önlemek için her türlü önlemi alma çağrısı yaptı fakat ateşkese hükmetmedi” derken Jerusalem Post ”Mahkeme soykırımı önle dedi, Gazze’deki savaşı bitirme emri vermedi” başlığını attı.
BUNDAN SONRA NE OLACAK
– Güney Afrika’nın açtığı soykırım davasının tamamının değerlendirilmesinin yıllar alması bekleniyor. Ancak UAD’nin verdiği ilk hukuki kararın, diplomatik ve siyasi sonuçları olacak. Mahkemenin tedbirleri bağlayıcı ancak İsrail’in uymaması halinde bir yaptırım gücü bulunmuyor.
– İsrail Başbakanı Netanyahu geçtiğimiz günlerde mahkeme kararına uymayacaklarını ve savaşa devam edeceklerini açıkça ilan etmişti. Ancak kararın, İsrail üzerine uluslararası kamuoyu baskısını artırması bekleniyor.
– Karar, dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin Gazze’deki savaşa bakışını da etkilemesinin yanı sıra BM Genel Kurulunda Gazze’de ateşkes karar tasarılarını veto eden ABD’nin de tavrında değişime neden olabilir.

Lahey’de bir grup İsrailli rehinelerin serbest bırakılmasını isteyen eylem yaptı.
FİLİSTİN MEMNUN İSRAİL TEPKİLİ
-GÜNEY AFRİKA: UAD’de davayı açan taraf Güney Afrika, hızlı kararından dolayı mahkemeye teşekkür ederek “tedbirleri memnuniyetle karşıladığını ve İsrail’in mahkeme kararlarının uygulanmasını engelleyecek bir harekette bulunmamasını içtenlikle umduğunu” belirtti.
-FİLİSTİN: UAD’nin kararını memnuniyetle karşıladıklarını belirten Filistin Dışişleri Bakanlığı, “Karar, hiçbir devletin hukukun üstünde olmadığını hatırlattı” açıklamasında bulundu.
-HAMAS: İsrail’e yönelik 7 Ekim baskınıyla krizi başlatan Hamas, UAD’nin kararını memnuniyetle karşıladı. Gruptan yapılan açıklamada “Adalet Divanı’nın kararı İsrail’in izole edilmesine ve Gazze’de işlediği suçların ortaya çıkarılmasına katkıda bulunan önemli bir gelişmedir” denildi.
-İSRAİL: İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bir video mesaj yayınlayarak “İsrail’e yöneltilen soykırım suçlaması sadece yanlış değil, aynı zamanda çirkindir” dedi. Netanyahu “İsrail’in uluslararası hukuka bağlı kalarak kendisini savunmaya devam edeceğini” söyledi.
-AB: Avrupa Birliği (AB) ise, Adalet Divanı’nın kararının eksiksiz, derhal ve etkili bir şekilde uygulanmasını beklediğini duyurdu. Avrupa Komisyonu tarafından yapılan açıklamada “Uluslararası Adalet Divanı’nın kararları taraflar için bağlayıcıdır ve taraflar bu kararlara uymak zorundadır” ifadesine yer verildi.
-TÜRKİYE: Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, “Adalet Divanı’nda İsrail hakkında verilen ara karar, İsrail’e karşı insanlık cephesinin haklılığını ispatlar nitelikte atılan ilk adım olması açısından önemlidir” dedi.
İSRAİL BASINI: ACİL ATEŞKES İSTEMEDİ
İsrail basını, Adalet Divanı’nda acil ateşkes çağrısı yapılmamasını olumlu bir gelişme olarak verirken, alınan kararın yine de diplomatik açıdan bir darbe olduğu yorumunu yaptı.
-Haaretz gazetesi: Adalet Divanı Gazze savaşını durdurma kararı vermekten kaçınırken, ara kararında İsrail’in sivilleri korumak için tüm tedbirleri alması ve kışkırtmayı cezalandırması gerektiğini belirtti.
-Times of Israel: Adalet Divanı 15’e karşı 2 oyla İsrail’den Filistinlilerin öldürülmesini ve yaralanmasını önlemek için derhal harekete geçilmesini istedi. Savaşın sona erdirilmesini talep etmekten kaçındı.
-Jerusalem Post: İhtiyati tedbir kararının çıkarılması bile İsrail için sert bir diplomatik darbe olarak görülüyor. Güney Afrika’nın soykırım iddiasına bir meşruiyet kazandırıyor.
-Ynetnews: Adalet Divanı, Güney Afrika’nın talep ettiği gibi Gazze’deki çatışmaların sona erdirilmesini talep etmedi. Mahkeme, 17 yargıçlı heyetin çoğunluğunun verdiği kapsamlı bir kararla İsrail’in Gazze’de soykırımı önlemek için elinden gelen tüm tedbirleri almasına hükmetti.
BİLGİ NOTU
İsrail’in Gazze’de 142 gündür sürdürdüğü saldırıların bilançosu gittikçe ağırlaşıyor. 7 Ekim’den bu yana Gazze’de en az 26 bin 83 kişi hayatını kaybetti, 64 bin 487 kişi de yaralandı. Can kaybının üçte ikisini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. 8 binden fazla kişi ise kayıp.
]]>Genel Kurul’daki oylamada 287 kabul, 55 ret oyunun yanı sıra 4 de çekimser oy kullanıldı.
TBMM’deki tarihi oturumu dünyada dakika dakika takip etti. Dünyanın dört bir yanından pek çok yayın kuruluşu çıkan kararı manşetinden okurlarına duyurdu.
Wall Street Journal ‘Türkiye parlamentosu, İsveç’in NATO’ya girişini onaylayarak, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline yanıt olarak ittifakın tarihi genişlemesinin önündeki son engellerden birini de ortadan kaldırdı’ dedi.
NPR bu gelişmeyi ‘Türkiye parlamentosu İsveç’in NATO’ya katılmasına izin verdi’ başlığı ile okurlarına duyurdu.

ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times ‘Türkiye İsveç’in NATO Hedefini Destekliyor’ başlıklı haberinde ‘Türk Parlamentosu’ndaki oylama, Batı’nın Ukrayna’daki savaş nedeniyle Rusya’yı tecrit etme çabalarını engelleyen aylardır süren sürtüşmeyi hafifleterek İskandinav ulusunu askeri ittifaka katılmaya yaklaştırıyor’ yorumuna yer verdi.
Foreign Policy ‘Türkiye Parlamentosu İsveç’in NATO Üyeliğini Onayladı’ manşetini attı.
Euronews ‘Türk vekiller İsveç’in NATO üyeliğini onaylayarak daha önce tarafsız olan ülkenin askeri ittifaka girişinin önündeki büyük bir engeli kaldırdılar’ dedi.
Spiegel’in manşeti ise ‘Türkiye İsveç’in NATO’ya katılmasını istiyor’ oldu. FAZ haberinde şu ifadeye yer verdi;
‘Ankara ve Stockholm 20 ay müzakere yaptı. Türk parlamentosu Salı günü ezici bir çoğunlukla İsveç’in Batı savunma ittifakına katılma talebi lehinde oy kullandı.’

CNN Yunanistan ‘TBMM, 287 kabul, 55 ret oyla İsveç’in NATO’ya katılmasına yeşil ışık yaktı’ dedi.
İngiliz Guardian gazetesi bu karar ile İsveç’e yeşil ışık yakmayan tek ülke olarak Macaristan’ın kaldığını yazdı.
Al Monitor ‘Türkiye’nin onayının ardından Macaristan, İsveç’in transatlantik ittifaka katılımı önündeki tek engel olmaya devam ediyor’ dedi.
Alman Tagesschau kararın İsveç tarafında sevinç ile karşılandığını yazdı. Süddeutsche Zeitung ‘Kulübe hoş geldin’ başlıklı haberinde şu ifadeye yer verdi;
‘Türkiye acele etmedi ama 20 ay sonra Ankara’daki parlamento İsveç’in NATO’ya katılımını onayladı.’
Katar merkezli Al Jazeera ‘Türkiye parlamentosu dört saatten fazla süren tartışmaların ardından İsveç’in NATO üyelik hedefini onayladı’ dedi.

YUNAN GAZETE ERDOĞAN’IN PLANINI YAZDI
Yunan Kathimerini ise karar ile Türkiye’nin F-16 alımının önündeki engelin kalkmasının beklendiğini ve bu süreçte Erdoğan’ın uygulayacağı planı yazdı.
Türkiye’nin ABD’den talep ettiği 40 adet yeni Blok 70 F-16 savaş uçağı ve mevcut filosuna 79 modernizasyon kiti için resmi onay sürecinin başlamasının beklendiğini yazan Yunan gazete ‘F-16’lar Türkiye’ye geliyor. ABD ile Türkiye arasında bu iki konunun neredeyse paralel olarak ilerlemesi yönünde bir anlaşmanın olduğu birkaç haftadır biliniyor’ dedi.
Haberinde devamında ise ‘Edinilen bilgiye göre, Meclis’in onayının ardından Erdoğan, Washington’un adımlarını bekleyecek ve F-16’ların satışı sağladıktan sonra İsveç’in NATO’ya katılım protokolünü resmi olarak imzalayarak ilgili mektubu İttifak’a gönderecek’ denildi.
Yunan IN.gr ‘Geriye sadece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son imzası ve kararın resmi gazetede yayınlanması kaldı’ dedi.

İSVEÇ’İN GÖZÜ ERDOĞAN’IN İMZASINDA
İsveçli yayın kuruluşu SVT, İsveç dışişleri bakanı Tobias Billström’ün sözlerine geniş yer ayırdı. Billström, karardan dolayı mutlu olduğunu ancak hükümetin artık Türkiye cumhurbaşkanının bu kararı imzalayıp göndermesini beklediğini söyledi.
Billström, ‘Elbette Türkiye tarafında bu gerçekleşene kadar süreci bitirmiş sayılmayacağız’ dedi.
Dagens Nyheter ‘Başvurunun Erdoğan tarafından onaylanması gerekiyor’ dedi. Expressen ise ‘Türkiye İsveç’e yeşil ışık yaktı’ manşetini attı.
Haberde ‘TBMM İsveç’in NATO’ya alınmasını onayladı. Artık Erdoğan’ın imzalaması kaldı’ denildi.
]]>