İADE EDİLDİLER
Irak GüvenlikMedya Ağı tarafından sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada, Esad rejimine bağlı bin 905 askerin Suriye makamlarının çıkardığı aftan yararlanmaları üzerine El-Kaim Sınır Kapısı’ndan Suriye tarafına teslim edildiği duyuruldu.
YAZILI TAAHHÜTNAME ALINDI
Askerlerin gitmeden önce ailelerine geri dönmeleri hususunda kendilerinden yazılı taahhütnamenin alındığına dikkat çekilen açıklamada, Irak Savunma Bakanlığı’nın elindeki silahların da kurulacak yeni Suriye hükümetine teslim edileceği ifade edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bağdat’ın doğusundaki Filistin Caddesi bölgesinde soğutma cihazlarının bulunduğu büyük bir depoda, henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı.
Söz konusu yangından kaynaklı dumanlar, Bağdat’ın birçok noktasından görüldü.
Irak İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Mikdad Miri, bakanlığa bağlı itfaiye ekiplerinin yangına müdahale etmek üzere olay yerine intikal ettiğini duyurdu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Dün akşamdan itibaren 47 terör hedefinin vurulduğu Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyindeki hava harekatlarında, ilk belirlemelere göre 2’si üst düzey olmak üzere 59 terörist etkisiz hale getirilmiştir.” ifadeleri yer aldı.
TERÖR HEDEFLERİ İMHA EDİLDİ
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Suriye ve Irak’ın kuzeyinde bulunan terör örgütü PKK/YPG hedeflerini imha etti.
Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, MİT, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Şirketinin (TUSAŞ) Kahramankazan ilçesindeki yerleşkesine yönelik terör saldırısının ardından Suriye ve Irak’ın kuzeyindeki terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonlar düzenledi.
Operasyonlarda, örgüte ait enerji-altyapı binası, lojistik ve mühimmat deposu gibi çok sayıda stratejik nokta hedef alındı.
Terör örgütü PKK/YPG’ye karşı planlanan hedefe ulaşılıncaya kadar MİT’in operasyonlarına aralıksız devam edeceği vurgulandı.
OĞUL NETANYAHU’DAN SKANDAL PAYLAŞIM
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun oğlu Yair Netanyahu, terör organlarına yakın bir sitenin “Türkiye, Kuzey Suriye’deki Kürt hedeflerini vuruyor.” içerikli haberine şu yorumu yaptı:
Türkler, Kürtlere soykırım yapıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in Filistin ve Lübnan’a yönelik saldırılarına, Irak İslami Direniş Örgütü’nden misilleme geldi. Örgütten yapılan açıklamada, Lübnan’ın Tabarja bölgesindeki 1, Ürdün Vadisi’ndeki 2 ve Suriye’ye ait işgal altındaki Golan Tepeleri’ndeki 1 hayati önemdeki İsrail hedefine yönelik İHA saldırısı gerçekleştirildiği bildirildi. Saldırıların İsrail’e misilleme olarak yapıldığı vurgulanan açıklamada, “Tüm operasyonlarımız, işgale karşı direnişimizin devamı, Filistin ve Lübnan’daki halkımıza destek ve İsrail’in çocuklar, kadınlar ve yaşlılar da dahil olmak üzere sivillere karşı sürdürdüğü katliamlara karşılık niteliğindedir” ifadeleri kullanıldı. Irak İslami Direniş Örgütü’nün “düşmanın kalelerini artan bir yoğunlukla vurmayı sürdüreceği” kaydedildi. – BAĞDAT
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“SİYASETİN ÇÖZMESİ GEREKEN KONULAR VAR”
Saadet Partisi Milletvekili Çalışkan şöyle konuştu: “Temmuz tatili oluşunda çok gergin bir dönem yaşadık. Bu başlangıçta muhtemelen yarım kalan dosyaların tamamlanması, o gerginliğin devam edeceği anlaşılıyor. Ülkemizde birtakım insanlar ülkenin gergin ortamından menfaat elde ettiğini düşünüyor. Bu doğru değil. Siyasetin çözmesi gereken sorunlar var. Geçtiğimiz yıl toplam 70 kanun görüşüldü, 50’si uluslararası sözleşmeler. Yalnızca 20’si, ki bunların 13’ü torba yasa. Dolayısıyla çıkan 7 tane yasa var. Maden yasası, turizm yasası, vergi yasası gibi ve çok kadük kalan bir dönem yaşadık. Temennim, bu dönem biraz daha faydalı bir dönem olsun. Dolu konular, milletin, memleketin yararına kanunlar müzakere edilsin, ama bugünden ortaya çıkan tabloya bakacak olursak, iyimser misiniz derseniz çok iyimser olduğumu söyleyemem ama artık ateş bacayı sardı.
“CUMHURBAŞKANI TEHLİKEYİ GÖRDÜ”
Bir yılı aşkın bir süredir Gazze’de devam eden savaş yeni bir boyut kazandı. Küresel statüye geçti. Siyonist işgalci katiller sadece Gazze’de soykırım uygulamıyor, Lübnan’a, Suriye‘ye, Irak’a, İran‘a, Yemen’e aynı anda 5 ayrı hedef seçtiler ama şunu net bilmeliyiz ki bu 5 hedeften sonraki hedef direkt Türkiye. Artık bunu da Sayın Cumhurbaşkanı gördüğü için bir taraftan Mısır Cumhurbaşkanı ile barış imzalama noktasına gitti, bir taraftan da Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’a zeytin dalı uzatıyor. Netice alınmıyor henüz ama mutlaka yapılması gerekir, çünkü gerçekten çok tehlikeli boyuttayız.
“TÜRKİYE BÖLGE ÜLKELERİYLE ORTAK ADIMLAR ATMALI”
Önümüzdeki yasama döneminde cari kanunlar mutlaka görüşülecek, ama esas gündemde olması gereken şey şu: etrafımızdaki ateş çemberi. Buna yönelik hangi adımlar atılabilir, bunlar olmalı. Bugüne kadar yapıldığı gibi tribünlere mesaj vererek “Katil İsrail” deyip de üçüncü ülkeler üzerinden eğer İsrail‘e yakıt göndermeye devam edersek bu ateş bizi bizzat yakar. Bir kere samimiyet gerekir. Bugün tehlike çok ciddi boyutta. Bu bir felaket tellallığı değil, düpedüz yaşadığımız hadiseler. Bu açıdan Türkiye eğer adım atarsa yeterince kararlı bir duruş ortaya koymalı, sonra da bölgedeki, mesela İran ile, Suriye ile, Mısır ile, Pakistan ile bölge ülkeleriyle adım atarak bu ateşin frenlenmesine katkısı olabilir. İsrail bölgede bir ada ülkesi. Etrafı tümüyle Müslüman ülkelerle kuşatılmış, sarılmış ülke. Dolayısıyla bu işgalci katillere hava sahamızı, kara sularımızı kapatsak İsrail nefes bile alamaz. Ama görüyoruz ki bugün iktidar, ülkemizdeki protestoları bile yönlendiriyor. Gidin falanca kafeyi basın ama sakın BOTAŞ’a laf etmeyin. Gidin falan meydanda fotoğraf sergisi düzenleyin, ama bir taraftan da iktidara yönelecek gerçekçi adım isteyen protesto olursa yabancıysa sınır dışı ediliyor, yerliyse coplanıyor. Böyle bir ikiyüzlü tavırla maalesef karşı karşıyayız. Gazze’de yaşanan, Lübnan’da yaşanan soykırıma acilen samimi adım atılmalı, derhal tepki gösterilmeli.
Deprem bölgesindeki insanların mağduriyetleri aynen sürüyor. Bu noktada bölgeye günübirlik bakan göndererek, poz vererek değil, gerçekçi adımlar atılarak iş yapılmalı. Elbette bazı adımlar atıldı ama ihtiyaç karşısında bu yapılanlar son derece yetersiz.”

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Mehmetçiğin kararlı operasyonları neticesinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist, Habur’daki Hudut Karakolumuza teslim oldu. Teröristler için tek çıkış yolu, Türk adaletine teslim olmaktır.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BBP’den yapılan yazılı açıklamaya göre, görüşmede Filistin, Türk dünyası, Irak’ta yapılan anlaşmalarla ilgili devam eden süreç ve AB ile ilişkiler değerlendirildi.
Destici’ye ziyaretinde partisinin başkanlık divanı üyeleri de eşlik etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Bayraktar’ın açıklamaları şöyle:
Gabar’a giden yol 2016’da Türkiye Petrolleri o gün için günlük 33 bin varil petrol üreten, 600 bin metreküp doğalgaz üreten milli şirketimizdi. 2016 yılında milli enerji ve maden politikası ve strateji değişikliği üzerinde çalışmaya başladık.
“VAZGEÇİLMİŞ COĞRAFYALARA GİDİP FARKLI DEĞERLENDİRME YAPACAĞIZ DİYE KARAR ALDIK”
Ve karar çerçevesinde oluşturduğumuz stratejik adımları uygulamaya başladık. Arama ve üretim alanında stratejik hedefler koyduk. Bir; Türkiye’de gidilmemiş herhangi bir coğrafya kalmayacak. Daha önce gidilmiş aramadan vazgeçilmiş coğrafyalara gidip, farklı bir değerlendirmeyle oraları değerlendireceğiz diye karar aldık. Gabar bu stratejinin sonucudur.
“KENDİ FİLOMUZU OLUŞTURDUK”
İkinci husus; biz mutlak suretle denizlerimizde özellikle derin deniz aramacılığında, kendi gemilerimizle olacağız dedik. Bizim o güne kadar Akdeniz’de aramamız yoktu. Karadeniz’de vardı ama uluslararası şirketlerle yaptığımız aramalar vardı. Kendi filomuzu oluşturduk, dolayısıyla Türkiye Petrolleri’ni şu anda dünyanın en önemli deniz filolarından birine sahip şirket haline getirdik.
“GABAR CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK KEŞFİ”
Gabar keşfi Türkiye’de Cumhuriyet tarihinin en büyük keşfidir. Şırnak ilimiz Türkiye’nin açık ara en çok petrol üreten ili haline geldi. Türkiye Petrolleri 2016’nın başında 33 bin varil petrol üretiyordu. Bugün sadece Gabar günlük 40 bin varil üretimi geçmiş durumda. Hedefimiz Gabar’ın yıl sonunda günlük 100 bin varil üretimine ulaşmak. Bu konuda yoğun bir çalışma devam ediyor. Gabar’da biz 100 bin varile ulaştığımızda, bugünkü petrol fiyatlarıyla konuşursak, 3 milyar dolarlık ekonomik bir büyüklüktür. Biz bunu ithal etmiyoruz, ülkemizde kalıyor.
Hakkari, Van, Gabar’ın kuzey batısı ve tam sınırda kazmayı düşündüğümüz kuyular var. 2024 yılı için çok iddialı bir arama programımız var. 2024 yılında 140 kuyu açacağız. Buralardan da inşallah yeni rezervleri mevcut rezervlerimize ekleyeceğiz.
IRAK-TÜRKİYE BORU HATTI
Irak-Türkiye Boru Hattı 1970’lere kadar giden, Irak’la komşuluk ilişkimizin yansıması. Bölge ve dünya petrol piyasası açısından önemli bir proje… Irak’ın yaşadığı savaşlardan dolayı akamete uğrayan çalışmalar oldu. Hattın, bizim sınırlarımızdaki bölümünü hep çalışır vaziyette tuttuk. Bu hattın tamamının bakımı için bir çalışma yaptık. Depremden etkilenen lokasyonlarda gerekli bakımları tamamladık.
Geçen yıl ekim ayında bunu dünyaya ilan ettim. Biz 4 Ekim 2023 itibarıyla petrol boru hattımız teknik olarak çalışmaya hazır dedim. O gün bugündür hala boru hattından bir akış yok. Irak’la devam eden bir davamız var. Sıkıntıların müsebbibi Türkiye değildir. Burada Kuzey Irak yönetimiyle merkezi yönetim arasındaki anlaşmazlıktan dolayı bir sıkıntı var.
Pazartesi günü sayın Cumhurbaşkanımızın Bağdat ziyareti var. Biz de heyette onunla beraber olacağız. İstiyoruz ki bu hat tamamen kullanılsın. Irak petrolü ve Türkiye’nin ürettiği petrolün Ceyhan’a ulaşması gerekiyor.
SOMALİ’DE PETROL ARAMASI
Somali deniz tarafında petrol rezervi olabileceğini düşündüğümüz bir yer. Sismik çalışmaya başlayacağız, 2025 yılında derin deniz sondajı yapmayı istiyoruz.
DOĞALGAZ DESTEĞİ DEVAM EDECEK Mİ?
Sosyal açıdan desteklenmesi gereken grupları desteklemeye devam edeceğiz. Belki bütün kesimlerin desteklenmesi gibi bir süreç doğru olmayabilir. Maliyetleri belli ölçüde de karşılamamız gerekecek. Burada imkanlarımız dahilinde yapılabilecek ne varsa onları yapmaya devam edeceğiz.
]]>İlişkilerin gelişmesinin önündeki en büyük engelin PYD/YPG olduğunu belirten Keçeli, “Terörle mücadele alanında bizim ABD’ye çok net bir mesajımız oldu. Onlara PKK, YPG ve FETÖ’yle ilgili beklentilerimizi net bir şekilde ilettik. Müttefik bir ülkenin, ülkemizin güvenliğini hedef alanlarla iş birliği yapmasının asla kabul edilemez olduğunu belirttik. Türkiye-ABD Stratejik ilişkilerinin daha fazla derinleşmesinin önündeki en büyük engelin ABD’nin YPG’ye verdiği destek olduğunu aktardık” dedi.
EN ÇOK ZAMAN GAZZE KISMINA AYRILDI
Washington’da savunma sanayi alanındaki kısıtlamalar kaldırılması gerektiğini de belirtiklerini söyleyen Keçeli, “CATSAA yaptırımlarından çıkarılma talebimizi tekraren vurguladık. F-16 programıyla ilgili devam eden süreç var. Ayrıca, F-35 ile ilgili prosedürün tamamlanması gerekiyor. Bu konular da ele alındı. Tabi ekonomik konuları da görüştük. Şu an ABD ile ikili ticaret hacmi 30 milyar düzeyinde, bunu 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Enerji alanındaki iş birliğinin arttırılması konusunda görüştük. Sıvılaştırılmış doğalgaz ve nükleer enerji konularında görüşmelere devam edeceğiz. Görüşmelerde bölgesel konular da ele alındı. Bunların başında Gazze geliyor. Hem çalışma gruplarında hem de Sayın Bakanın Blinken ile olan görüşmesinde en fazla zamana ayrılan kısım Gazze oldu” diye konuştu.
BM DIŞINDA KİMSEDEN İCAZET ALMAYIZ
Keçeli, “Güvenliğimizi tehdit eden yurt dışı kaynaklı bir terör örgütü operasyon yapacaksak icazet alacağımız tek yapı BM’nin 51’inci maddesidir. Onun dışında herhangi bir uluslararası yapı veya tarafla bu konuyu ele almıyoruz. Diğer taraftan ABD’nin Irak’ta askerleri var dolayısıyla bizim PKK’ya yönelik mücadelemizle bağlantılı olarak onlarla da görüşüyüz. Ama bu izin almak, icazet almak değil” ifadelerini kullandı.
IRAK ZİYARETİ
Keçeli, Bakan Fidan, Bakan Güler ve MİT Başkanı Kalın’ın Irak’ı ziyaret edeceğini duyurdu. Keçeli, Aralık ayında Ankara’da Irak’la güvenlik zirvesi gerçekleştirmiştik. Güvenlik zirvesinin bir sonraki toplantısı yarın Bağdat’ta yapılacak. Yarınki görüşmelerde güvenlik ve askeri işbirliği konuları öncelikli gündem maddesi olacak. Terörle mücadele ortak bir hamle geliştirilebilmesi ve bu doğrultuda atılabilecek somut adımlar masada olacak. PKK’ın Irak makamları tarafından ortak bir güvenlik tehdit olarak tanımlanmasını, Irak tarafında PKK ile mücadele azminin gelişmeye başladığının bir işareti olarak görüyoruz. Bu bakımdan memnuniyet duyuyoruz” açıklamasını yaptı. Ziyarette, güvenlik konuları dışında iki ülke arasında işbirliği konuları da ele alınacağını söyleyen Keçeli, “Bunların başında enerji konusu geliyor. Irak’taki doğalgaz kaynaklarının geliştirilmesi ve bunların uluslararası pazarlara sevk edilmesi konusunda görüşmeler gerçekleştireceğiz. Ayrıca, Irak’taki yenilenebilir enerji bağlamında nasıl ortak projeler geliştirebiliriz buna odaklanacağız. Irak-Türkiye petrol boru hattı bir süredir kapalı, biz bu boru hattından sevkiyata başlanabileceğini bizim açımızdan bir sorun olmadığını geçtiğimiz Ekim ayında söylemiştik. Ancak Irak tarafının henüz sevkiyata başlama konusunda hazır olmadığını anlıyoruz. Irak’taki tüm tarafların karşılıklı mutabakata ulaşmasını ve boru hattının en kısa sürede başlamasını ümit ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın önümüzdeki dönemde Irak’a yapacağı ziyaretin de detayları ele alınacak” dedi.
FİDAN’IN BAKÜ ZİYARETİ
Bakan Fidan’ın Irak ziyaretinin ardından Bakü’ye gideceği bilgisini veren Keçeli, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan üçlü dışişleri bakanları toplantısının dokuzuncusuna katılacak. Güney Kafkasya’daki huzur ve refah, istikrar Türkiye açısından çok önemli: buradaki ülkelerin daha iyi koşularda yaşayabilmesi için çaba gösteriyoruz” diye konuştu.
GAZZE’DEN TAHLİYELER
Gazze’ye yönelik yardımlara da değinen Keçeli, “Oradaki insani felaket giderek daha kötü bir hale dönüşüyor. Ramazan ayından da Gazzeli kardeşlerimize destek vermeye devam edeceğiz. Krizin başından bu yana Gazze’ye yaptığımız yardım 40 bin tonu aştı. Gazze’ye havdan insani yardım operasyonu da başladı. Biz buraya da destek sağlamak üzere yaklaşık 9 bin ton tıbbi malzeme ve bebek malzemesi tedarik ettik. Birçok paraşütle de Ürdün makamlarında bu operasyona destek vermek üzere iletildi. Bu sabah itibariyle bin 489 vatandaşımızı Gazze’den tahliye ettik” bilgisini verdi.
DENİZ YOLUYLA GAZZE’YE YARDIM
Keçeli, “ABD’nin Gazze’deki insani felakete bir çözüm arayışı içine girmesini dünya kamuoyunun ABD üzerinde kurduğu basının bir sonucu olarak görüyoruz. Eğer ABD’nin Gazze’deki insani felaketi kabul etmesi anlamına geliyorsa iyi bir gelişme. Biz karayolu ile yardım ulaşması mümkün iken daha az etkili denemeleri doğru bulmuyoruz. Yardımın, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından yapılmasını da soru işaret görüyoruz. Rum tarafının muhatabı KKTC’dir. Biz KKTC’nin haklarının hiçbir şekilde zedelenmesi izin vermeyiz. Deniz yoluyla, hava yoluyla yardım ulaştırılması ne yazık ki kara yoluyla ulaştırılacak bir yardımı ne nitelikle ne de nicelik olarak alternatifi değil. Bu bizim öznel bir değerlendirmemiz değil, BM ve sivil toplum kuruluşları da aynı gözlemde bulunuyorlar. Bizim Washington’da Amerikalılara verdiğimiz mesajların temelinde bu yatıyor. Bir an önce ateşkes sağlayalım, bu esnada da insani yardımların en etkili ve hızlı sürdürülebilir şekilde Gazze’ye girmesi için İsrail üzerindeki bütün etkinizi kullanın” ifadesini kullandı.
TÜRK-YUNAN HEYETLER ATİNA’DA GÖRÜŞECEK
Öncü Keçeli, Yunanistan ve Türkiye arasındaki Güven Artırıcı Önlemler Toplantısının yeni turunun 22 Nisan’da Atina’da yapılması beklendiğini belirtti.
Türk ve Yunan heyetleri arasında Güven Arttırıcı Önlemler (GAÖ) toplantısının bir önceki turu geçtiğimiz yıl Kasım ayında Ankara’da yapılmıştı.
]]>
Joe Biden
BIDEN’A YÜKLENDİLER
ABD’nin Suriye ve Irak’tan askerlerini çekme hazırlığında olduğuna dair haberlerin yoğunlaştığı bir dönemde gelen saldırı sonrası çok sayıda Cumhuriyetçi isim Biden yönetimini eleştirdi. Cumhuriyetçi Kongre üyeleri Biden yönetiminin Ortadoğu’daki “hareketsizliğinin, ABD’nin düşmanlarını cesaretlendirdiğini” savunurken, Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham, Biden yönetimine “İran’ı vuralım” çağrısı yaptı. Teksas Senatörü John Cornyn ise doğrudan “Tahran’ın hedef alınması gerektiğini” söyledi.

Lindsey Graham
DENGE ARAYIŞI
Gazze’deki savaşın başladığı 7 Ekim’den bu yana Ortadoğu’daki ABD üslerine yönelik İran destekli gruplar 150’den fazla dron ve roket saldırısı düzenlemiş ancak saldırılar düşük yoğunluklu taciz saldırıları boyutunda kalmıştı. Söz konusu dönemde ilk kez asker kaybeden ABD’de Biden yönetiminin hem bölgedeki çatışmaları tırmandırmamak hem de İran’a net bir mesaj vermek istediği belirtiliyor. Bloomberg’de yer alan bir habere göre Washington yönetimi bu doğrultuda İran’a gizli bir operasyon düzenleyebilir.
GİZLİ OPERASYON
Bloomberg’ün haberine göre Biden yönetimi İran’a verilecek yanıtta iki olasılığı değerlendiriyor. İlk senaryoda ABD’nin İran’ı vuracağı ama sorumluluğunu üstlenmeyeceği bir operasyon düzenleyerek, İran’a açık bir mesaj gönderilebileceğinin değerlendirildiği aktarılırken, ikinci senaryoda ise 2020 yılında İranlı Devrim Muhafızları Generali Kasım Süleymani’ye düzenlenen saldırıya benzer şekilde üst düzey bir İranlı yetkilinin hedef alınabileceği düşünülüyor. Öte yandan Beyaz Saray sözcüsü John Kirby de dün yaptığı açıklamada, İran ile bir savaş istemediklerini ancak saldırıya bir yanıt gerektiğini söyledi.
TRUMP: BEN OLSAYDIM BU SALDIRI OLMAZDI
Bu arada, 2024 seçimlerinde başkan aday adayı olan Donald Trump, Biden’a yönelik, “Birleşik Devletler’e yapılan bu yüzsüz saldırı, Joe Biden’ın güçsüzlüğü ve teslimiyetinin korkunç ve trajik sonuçlarından sadece bir diğeri” ifadelerini kullanarak, “Ben başkan olsaydım, bu saldırı asla gerçekleşmezdi” dedi.
İRAN: BİZ YAPMADIK
ABD “intikam alacağız” açıklamaları yaparken İran, Ürdün’deki saldırıyla bir bağlantısı olmadığını öne sürdü. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Naser Kenani saldırının arkasında Tahran olduğu iddialarını “temelsiz” olarak nitelendirdi, “bölgesel direniş gruplarının karar ve eylemlerinde” İran’dan emir almadığını söyledi. “ABD’yi bölgede savaşa çekmek isteyen kesimler” olduğunu savunan Kenani, Tahran yönetiminin “bölgenin yeni bir gerilime ve savaşa ihtiyacı olmadığına inandığını” kaydetti. Gazze’deki savaşta Hamas’a destek veren İran, 7 Ekim’den bu yana açıkça İsrail ya da ABD’yi hedef almadı. Ancak Washington yönetimi Suriye ve Irak’ta İran destekli milislerin; Lübnan’da Hizbullah, Yemen’de ise Husilerin saldırılarını İran bağlantılı olarak değerlendiriyor.

‘ÇOK BİLİNMEZLİ’ ÜS
DRON saldırısına hedef olan, Irak, Suriye ve Ürdün’ün kesişim sınırındaki ABD üssü ‘Tower 22’ (Kule 22) hakkında kamuoyunda çok az şey biliniyor. Ürdün topraklarının en kuzeydoğusunda, Suriye ve Irak sınırına yakın bir noktada yer alan üs, stratejik açıdan önemli bir konuma sahip. Tower 22, aynı zamanda Suriye’de DEAŞ’a karşı mücadelede önemli rol oynayan ve şu anda az sayıda Amerikan askerinin bulunduğu El Tanf garnizonunun yakınında bulunuyor. Bu sebeple üssün, El Tanf’taki ABD birliklerini desteklemenin yanı sıra, Irak ve Suriye’deki İran destekli militanlara karşı koymada rol oynadığı değerlendiriliyor. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Tower 22’de “DEAŞ’a karşı mücadeleye destek veren 350 ordu personelinin” konuşlandırıldığını açıklarken, üste hangi tip silahların bulunduğu ve saldırı esnasında tam olarak neyin yanlış gittiği henüz bilinmiyor.
KAFALARI KARIŞTI
ABD’li Wall Street Journal gazetesine konuşan ABD’li yetkililer, 3 askerin ölümüne neden olan İHA’nın engellenememesinin nedenini; “Aynı anda bir ABD İHA’sı üsse dönüyordu, ‘düşman-dost’ ayrımı güçleşti. Bu da kafa karışıklığına yol açtı” şeklinde açıklıyor. İncelemelerin sürdüğü belirtildi.
]]>YPG-ESAD İŞBİRLİĞİ Mİ?
ABD’nin şu an Suriye’de resmi rakamlara göre 900 ila 1000 arası askeri bulunuyor. Suriye’nin doğusu ve kuzeydoğusunda çeşitli üsleri bulunan ABD ordusu, bölgede Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adını verdikleri terör örgütü YPG/PKK uzantısı ile yıllardır öne sürdüğü “DEAŞ ile mücadele” bahanesiyle çalışıyor. ABD ordusunun Suriye’den çekilmesi durumunda YPG/PKK’nın geleceğine dair Washington’da görüşmelerin yapıldığını da söyleyen haberler, seçeneklerden birinin YPG/PKK’yı Suriye rejimi ile ortak bir paydada buluşturmak olduğunu bildiriyor. Foreign Policy, “ABD hükümetindeki bazı yetkililer şu anda ABD’nin geri çekilmesine yönelik bir yol olarak SDG ile Suriye rejimi arasında, DEAŞ’a karşı koymak için bir işbirliği düzenlenmesini öneriyor” dedi. ABD’li siyaset dergisi Politico’nun ulusal güvenlik muhabiri Alex Ward’a konuşan üst düzey ABD yönetimi kaynakları ise “Biden yönetiminin Suriye’den çekilmeyi düşünmediğini” söyledi.
IRAK’TAN ÇEKİLME GÖRÜŞMELERİ
Bu ayın başlarında Irak Başbakanı Muhammed el-Sudani’nin artık ABD askerlerine Irak’ta ihtiyaç olmadığını söylemesiyle başlayan tartışma, ABD’nin çekilme görüşmelerine başlaması haberiyle hız kazandı. Sudani, “(ABD’nin başını çektiği koalisyonun çıkışı için) dürüstçe, hızlı bir zaman çerçevesi üzerinde anlaşalım, böylece uzun süre kalmazlar” demişti. CNN’in özel haberine göre ise ABD ve Irak hükümetlerinin, ülkede bulunan ABD askerlerinin geleceği konusunda yakında görüşmelere başlaması bekleniyor. 17 Ekim’den bu yana Gazze’deki savaşın etkisiyle ABD üslerinin Suriye ve Irak’ta İran destekli gruplar tarafından 150’den fazla kez saldırıya uğramasının da bu görüşmeleri hızlandırdığı gelen bilgiler arasında. ABD’nin şu an Irak’ta 2 bin 500 askeri bulunurken, Pentagon, DEAŞ karşıtı operasyonlara destek için ülkede bulunduğunu öne sürüyor.
PENTAGON TEYİT ETTİ
ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesi yönündeki gelişmeleri Pentagon, dün yaptığı açıklamayla doğruladı. ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin imzalı açıklamada, ağustos ayında kurulan ABD-Irak ortak askeri işbirliği diyalog komisyonunun önümüzdeki günlerde “DEAŞ ile mücadelede ortaklıktan ABD ile Irak arasında kalıcı bir ikili güvenlik ortaklığına geçişi” görüşmeye başlayacağı bildirildi. Pentagon’a göre ABD, Irak’tan çekilme sürecini ve zaman çizelgesini üç faktöre bağlamak istiyor. DEAŞ tehdidi, operasyonel ve çevresel gereksinimler ve Irak güvenlik güçlerinin yetenek seviyeleri.
‘GÖRÜŞMELER ÇEKİLME İÇİN DEĞİL’
Dün basın mensuplarına konuşan üst düzey ABD Savunma Bakanlığı yetkilisi, medyadaki haberleri reddederek ABD-Irak görüşmelerinin, ülkedeki ABD askerlerinin çekilmesi için olmadığını belirtti. Üst düzey yetkili, şunları söyledi: “Açık konuşayım; komisyon toplantısı ABD kuvvetlerinin Irak’tan çekilmesiyle ilgili bir müzakere değil. Iraklı ortaklarımız, gelecekteki ABD askeri varlığını şekillendirmek ve IŞİD’in kalıcı yenilgisini sağlamak için birlikte çalışma konusundaki kararlılıklarının güvencesini verdi.”
UZMAN İSİMLER: GERÇEKÇİ DURMUYOR
Hürriyet Ortadoğu’da tansiyonun giderek yükseldiği bir ortamda ABD’nin Suriye’den çekilip çekilmeyeceği sorusunu uzman isimlere yöneltti. Hürriyet’e konuşan uzmanlar, bu iddiayı pek gerçekçi bulmadıklarına dair yorumda bulundular. İşte uzman yorumları:
ABD VARLIĞINI SÜRDÜRÜR
Emekli Büyükelçi Uluç Özülker: “Biden’ın çekebilmesi ihtimali yoktur. İstese de istemese de Amerika orada varlığını devam ettirmeye devam edecek. İsrail’in güvenliği ABD’nin olmazsa olmazıdır. ABD kendi elini zayıflatacak bir adım içine nasıl girer onu da sorgulamak lazım. Bir diğer soru işareti de şudur; İran artık Ortadoğu da savaşa girmesi muhtemel olacak bir ülke konumunda da değil. Bizim de İran ile terör konusunda varılmış mutabakatı hayata geçirmemiz ABD’nin sıkıntıya girmesi demektir. İran ve Türkiye’nin ortak hareket etmesi ABD’yi rahatsız eder. Haber spekülasyon da olabilir. Bunu okuduğum zaman çok heyecanlanmadım.”
GERÇEKÇİ BULMUYORUM
İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu: “Çekilmenin tabi anlamı ne? ‘Yeterince eğittik, yeterince biz oldu, onlar artık bir parçamız oldu’ dedikleri için mi çekiliyor? Yoksa planlarından vazgeçti de ‘Suriye’nin ve Irak’ın toprak bütünlüğü kıymetlidir, Türkiye gibi kıymetli bir müttefikimiz var onun safındayız teröre karşı asıl mücadeleyi Türkiye veriyor dolayısıyla biz bugüne kadar yanlış yaptık, o yüzden çekiliyoruz’ Bu mudur? Bunların hiç biri bu zaviyeden gerçekleşmediği sürece bir anlamı yok. Daha önce Trump (Eski ABD Başkanı) döneminde de birkaç kere çekilmişti, ben bu yüzden gerçekçi bulmuyorum.
BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİNE UYMAZ
Emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş: Suriye’de Amerika’nın asker mevcudiyeti bin 200 civarı deniliyor. Orada amaç zaten PKK’yı eğitmek, donatmaktı. PKK’yı eğitip, 15 milyar dolarlık silah, malzeme, teçhizat desteği verdiler. ABD, Suriye’de askerini sıfırlasa bile orada PKK’yı eğitti. ABD’li emekli generaller bile istedikleri zaman bölgeye geliyor. ABD’nin çekilmesi bana gerçekçi gelmedi. ABD’nin çekilmesi aynı zamanda PKK’dan eteğini elini çekmiş olması konumuna girer ki, bu da Büyük Ortadoğu Projesine uymaz. İsrail zaten ABD’nin çekilmesini istemez. ABD medyası neye dayanarak bunu söylüyor beni pek tatmin etmiş değil.
]]>Saldırıyı İran yanlısı Şii silahlı grupların çatısı altında toplandığı Irak İslami Direnişi üstlenirken, havaalanı yakınlarında bir SİHA düşürüldü. Yerel kaynaklar, SİHA’nın havaalanı yakınlarındaki bir köye düştüğünü aktardı. Saldırıdaki can ve mal kaybına ilişki henüz açıklama yapılmadı.
Irak İslami Direnişi tarafından yapılan açıklamada, “Uluslararası Erbil Havaalanı’ndaki işgalci ABD üssüne saldırı düzelendi. Düşmanın kalelerini vurmaya devam edeceğiz” denildi.
]]>