7 BİN KİŞİYE DOKUNDU
Dove Güven projesinin arkasında kalabalık bir ekip var. Tıpkı Dove Özgüven projesinde olduğu gibi Eğitimci Doç. Dr. Özgür Bolat’ın danışmanlığında yütürülüyor. Ama Bolat’a klinik psikologlardan oluşan bir ekip de eşlik ediyor. Ayrıca bölgede aktif çalışan UNICEF de projenin ortaklarından. Bütün bu ekiple projenin detaylarını konuşma fırsatı buldum. Unilever Türkiye Cilt Temizliği ve Kişisel Bakım Kategori İnovasyon & Strateji Marka Müdürü Helin Tural Yıldırım süreci anlattı. Önce uzmanlarla bölgede detaylı analizler yaptıklarını söyledi. Dedi ki, “Elde ettiğimiz veriler sonrasında bölgedeki en temel sorunlardan birinin ‘güven sarsılması’ ve bunun psikoloji üzerindeki etkileri olduğunu gördük. Hatay’da yaptığımız pilot çalışmalarda da hem ebeveynler hem gençler için travmanın boyutunu ve bölgede yaşayanların hayata tekrar güven duyma ihtiyaçlarının ne kadar ciddi seviyede olduğunu anladık. Sahada psiko-sosyal destek sağlamak üzere hem gençler hem ebeveynler için güven odaklı eğitim içerikleri oluşturduk ve kolları sıvadık.”
Sıvanan kollar, hızla Hatay ve Adıyaman’da çalışmalara başladı. Ebeveynlere, gençlere ve çocuklara eğitimler verildi. Proje boyunca 7 bin kişiye bire bir temas edildi.
YÜZDE 68 ‘FAYDALI’ DEDİ
Dove Güven projesinin etki ölçümleri oldukça güçlü sonuçlar verdi. Bunu da Doç. Dr. Özgür Bolat’a sordum. Bana amaçlarını ve ulaştıkları sonuçları anlattı: “Amacımız temeldeki güven duygusunu tekrar kazandırmaktı. Battaniye görmek istemeyen gençler vardı. En çok duygularını anlatmakta zorlanıyorlardı. Duyguları işlemeyi ve yönetmeyi öğretmek amaçlarımızdandı. Ayrıca yeterlilik ve kontrol hissini kazandırmak, sosyal destek mekanizması kurmak ve hepsinden önemlisi geleceğe dair umut vermek bu işe başlarken hedefimizdi. Eğitimlerden sonra UNICEF bir anket yaptı. Gençler tarafında ankete katılan gençlerin yüzde 68’i eğitimin depremin duygusal etkileri ile başa çıkmada faydalı olduğunu söyledi. Ebeveynler de eğitimin iki temel faydasını hem çocukları hem kendileri için depremin duygusal etkileri ile başa çıkma ekseninde tanımladı.”
SIRADA NE VAR
Başta da dediğimiz gibi bölge, ‘vur-kaç’ projelerle iyileşmenin çok uzağında. Dove Güven projesinin önünde şimdi ne var peki? Helin Tural Yıldırım, akut müdahalenin ardından bölgedeki gençlerin özgüvenlerini güçlendirmeyi yine odaklarına aldıklarını söyledi. Bu arada Dove Özgüven projesi zaten deprem bölgesinin yabancı olduğu bir iş değildi. Yıldırım’ın söylediğine göre şimdi Hatay başta olmak üzere diğer illerde devam edecek.
HEDEF TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ PROGRAMI BAŞVURULARI AÇILDI
İŞ dünyasında kadınların tüm seviyelerde eşit temsiliyeti ve eşit değerdeki işe eşit ücretin sağlanması için şirketleri desteklemeyi amaçlayan UN Global Compact Hedef Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Programı’nın (Target Gender Equality Accelerator) başvuruları açıldı. Dokuz ay sürecek olan program için başvurular 31 Mayıs’a kadar sürecek.
Programa katılan şirketler, Kadının Güçlenmesi İlkeleri Cinsiyet Uçurumu Analiz Aracı ile cinsiyet eşitliği alanında kendi performanslarını değerlendirebilecek. Ardından, kapasite artırmaya yönelik atölye çalışmalarına ve ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde oturumlara katılarak hedeflerini ve yol haritalarını belirleyebilecekler.
]]>Hacızade, “Endişe verici bir diğer konu ise Fransa öncülüğünde daha fazla askeri teçhizat (ölümcül ve saldırı silahları dahil) sağlanması yönünde yeni vaatler içeren, Ermenistan’ı askerileştirme kampanyasıdır. AB’nin bir diğer üyesi Yunanistan da geçtiğimiz günlerde Ermenistan’la askeri iş birliğinin derinleştirilmesine ilişkin açıklamalarda bulunmuştu. Ayrıca, Avrupa Barış Fonu çerçevesinde Ermenistan’a askeri yardım yapılmasının planlanması ve 5 Nisan’da yapılacak toplantının askeri unsurları da kapsadığı yönündeki bilgiler, bölgede barışı tesis etme çabalarını baltalamakta ve endişeleri artırmaktadır. İlginçtir ki Azerbaycan yaklaşık 30 yıldır silahlı saldırı, işgal ve etnik temizliğin mağduru olmasına ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Ermenistan’ın işgalci güçlerinin derhal, tamamen ve şartsız olarak geri çekilmesini talep eden 4 kararına rağmen AB ve ABD tarafından hiçbir zaman bu tür kayıtsız şartsız destek almamıştır” değerlendirmesinde bulundu.
“KONFERANS TAM ANLAMIYLA ŞEFFAF BİR ŞEKİLDE YÜRÜTÜLMÜYOR”
AB-Ermenistan-ABD toplantısının bölgede devam eden barış sürecine muhtemel etkisi sorulan Hacızade, “AB ve ABD’nin eylemlerinin tek taraflı ve ön yargılı olduğu, çifte standart yaklaşımına dayandığı açıktır. Söz konusu üçlü toplantı, tam anlamıyla şeffaf yürütülmüyor, bölgesel kapsayıcılıktan yoksun ve bölgede teşvik edilen, çok ihtiyaç duyulan güven inşasına, bütünlüğe aykırı hareket ediyor. Ermeni tarafını iyi niyetle müzakereye teşvik etmek yerine bölgede yeni ayrım hatları oluşturuyor” dedi. Hacızade, “Ermenistan’daki intikamcı ruh hali göz önüne alındığında Washington ve Brüksel’in bu kadar açık bir Ermeni yanlısı kamuoyu açıklaması, Ermenistan’da AB ve ABD’nin Azerbaycan’a karşı muhtemel provokasyonlarında Ermenistan’ı destekleyeceği yönünde tehlikeli bir yanılsamaya yol açabilir. Böyle bir durumda AB ve ABD, Ermenistan’ın muhtemel istikrarsızlaştırıcı eylemlerinin sorumluluğunu paylaşacak” ifadelerine yer verdi. Hacızade, temel temellere dayanan kalıcı barış, istikrar ve güvenliğe ulaşmak için eşsiz bir fırsat penceresinin mevcut olduğu bir dönemde, tüm taraflara barış çabalarına zarar verecek ve bölgede yeni gerilim dalgalarını tetikleyebilecek adımlardan kaçınma çağrısında bulundu.
]]>‘KARAMSAR DEĞİLİZ’
İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen geleneksel Dünya Ekonomik Forumu’nda (WEF) önceki gün bir panele katılan Lindner, Çin ve ABD’nin yanı sıra Avrupa Birliği (AB) üyesi Fransa ve İspanya gibi ülkelerde ekonomik alanda büyüme yaşanırken, Alman ekonomisinin geçen yıl yüzde 0.3 küçülmesine rağmen karamsar olmadıklarını söyledi.
‘KISA BİR MOLA’
Pandeminin yanı sıra Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı ve sürdürdüğü savaş nedeniyle yaşanan enerji krizini Almanya’nın yara almadan atlattığını belirten FDP lideri, “Almanya, Avrupa’nın hasta adamı değil. Almanya kısa bir gecenin ardından yorgun bir adam. Almanya’nın sadece kahveye ihtiyacı var. Ve şimdi de bizim bir fincan sert kahvemiz var” diyerek atılacak yapısal reform adımlarıyla Almanya’nın eski gücüne ulaşacağını belirtti. Ekonomi enstitülerinin verilerine göre 2024 yılında Almanya’nın yüzde 0.6 – 0.9 büyümesinin beklendiğini de belirtti.
HÜKÜMETE GÜVEN DİPTE
Almanya’da halkın çok büyük bir bölümü SPD, Yeşiller ve FDP’den oluşan koalisyon hükümetinin özellikle düzensiz göçün ve sığınmacı sayısının artmasının engellenmesi için gereken adımları atmadığını düşündüğü için hükümete güven dibe vurdu. Kamuoyu yoklamalarında, Almanların yüzde 65’e yakınının hükümete güvenmediği, sadece yüzde 27’sinin güven duyduğu saptandı. Enerji krizine rağmen Almanya’da faaliyetteki son 3 nükleer santralın kapatılmasının ve yeni binalar ile konutlara yüzde 65 yenilenebilir enerji tüketecek ısı sistemi monte edilmesini içeren “Kalorifer Yasası” tartışmaları etkin rol oynadı.
‘YURTTAŞLIK PARASI’
Aynı zamanda geliri olmayanlar ve dar gelirliler için artırılarak uygulamaya konulan ‘Yurttaş Parası’ndan çalışmak istemeyenlerin ve sığınmacıların da yararlanacağı yönündeki tartışmalar da hükümete güveni sarstı. Seçim çağındaki Almanların yüzde 80’e yakının Başbakan Olaf Scholz’un politikasından memnun olmadığı, sadece yüzde 19’unun memnun olduğu da kaydedildi. Halkın önemli bir bölümünün Şansölye Scholz’un ortaklar arasında yaşanan görüş ayrılıklarının giderilmesi için ağırlığını koymadığını düşündüğü de ortaya çıktı.
AŞIRI SAĞ GÜÇLENDİ HALK SOKAKLARA DÖKÜLDÜ
* Almanya’da sığınmacı sayısının artması ve Ukrayna’daki savaştan kaçıp gelenlerin sayısının bir milyonu aşması üzerine bu gelişmeleri istismar eden sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD) son dönemlerde daha da güçlendi.
* 2021 seçimlerde oyların yüzde 10.3’ünü alan AfD’nin oy oranı son kamuoyu yoklamalarına göre yüzde 23’e yükseldi. Almanya’da seçim olsa, ana muhalefet CDU/CSU’nun yüzde 31, AfD’nin yüzde 23, SPD’nin yüzde 14, Yeşiller’in yüzde 12, FDP’nin yüzde 5 oy alması bekleniyor.
TEPKİLER BÜYÜYOR
* Aralarında AfD’li bazı politikacıların da bulunduğu Alman aşırı sağcıların Berlin yakınlarındaki Potsdam kentinde bir villada toplanarak Almanya’da yaşayan Alman vatandaşı olsalar da milyonlarca göçmen kökenli insanı sınır dışı etme ve Afrika’da bir ülkeye sürgün etme planları yaptıklarının ortaya çıkması üzerine, halk tepki göstermeye başladı.
* Almanya’da bazı politikacılar AfD’nin yasaklanmasını gündeme getirirken, ülkenin birçok kentinde üzenlenen gösterilerde de “Almanya’da Nazilere, faşistlere yer yok” sloganları atılarak partinin yasaklanması istendi.
* Geçen hafta Potsdam’da yapılan gösteriye aynı kentte ikamet eden SPD’li Başbakan Olaf Scholz ile Yeşiller’li Federal Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock da katılırken, önceki gün Hamburg’da AfD’ye karşı düzenlenen gösteriye 80 binden fazla kişi katıldı.
]]>