TOGG ÇEVRESİNDE TOPLANAN EKOSİSTEM
Tüzgen’in dikkat çektiği konu, vadideki mobilite çalışmalarının TOGG çevresinde bir ekosistem oluşturduğuydu. “Bilişim Vadisi olarak mobilitenin Türkiye’de öncüsüyüz” diyen Tüzgen, şu anda Bilişim Vadisi’nde sadece TOGG’a hizmet eden 40’ın üzerinde firma olduğunu hatırlattı.
Tüzgen’in verdiği bilgilere göre Mobilite Hızlandırma Programı’na dört yılda bin 500 ekip başvurmuş. 118’i ise programa kabul edilmiş. 60 mentör kabul edilen girişimcilerle bire bir çalışıyor. Daha da önemlisi bu girişimciler kısa süre içinde muhtemel yatırımcılarla bir araya geliyor. Bugüne kadar 500 yatırımcı görüşmesi yapıldığını belirten Tüzgen, 25 yatırım fonunun da programa katıldığını söyledi. Yedi girişime yatırım yapıldığının altını çizen Tüzgen, “Bu yıl Mobilite Hızlandırma Programı’nı Türkiye Mobilite Kümelenmesi çatısı altında gerçekleştireceğiz. Elektrikli araç teknolojileri, siber güvenlik, yapay zekâ ve makine öğrenmesi, batarya teknolojileri, fonksiyonel güvenlik, mobility as a service, mikro hareketlilik, lojistik ve nesnelerin interneti alanlarında iş fikri olan girişimler başvuru yaptı. Burada iki destek var, biri teşvik diğeri de ekosistem. Asıl değerli olan ikincisi. Bu program girişimciye bir yılda alabileceği mesafeyi bir ayda alma fırsatı sunuyor. Programdan çıkan başarılı projelerimiz var” dedi.
3 BİN METREKARELİK KULUÇKA MERKEZİ
Bilişim Vadisi’nde girişim sayısı 600’e yaklaştı. İstanbul, Kocaeli, İzmir ve Azerbaycan’da faaliyet gösteren merkezlere girişimcilerin büyük ilgi gösterdiklerini belirten yeni genel müdür,vadideki şirketlerin toplam cirolarının 30 milyar TL’yi bulduğunu söyledi. Şu sıralarda İstanbul’da 3 bin metrekarelik yeni bir kuluçka merkezi kurma hazırlıkları yapıldığı bilgisini veren Tüzgen, “Vadi İstanbul’daki binada kurulacak bu merkezde yüzlerce girişimciyi ağırlayacağız. İstanbul’a ikinci bir yatırım daha planlıyoruz. 2 bin metrekarelik bir girişimcilik merkezi daha kurmak için hazırlıklarımız var. Yer konusunda bir kamu kuruluşuyla anlaşmak üzereyiz” diye konuştu.
BÜTÜN AİLEM DOKTOR
Erkam Tüzgen, aslında tıp fakültesi mezunu. Tüzgen, aslında mühendisliğe ilgisi olduğunu ise şöyle anlattı: “Ben de tıp fakültesini bitirdim ama Şark hizmetinin ardından idari tarafa geçtim. Çocukluğumda maket uçaklar yapardım. Bence mühendislik okumalıymışım. Bilişim Vadisi’ndeki projeler müthiş ilgimi çekiyor” dedi.
Vadi’deki firmalara stajyer ödemesi yapılıyor
YETENEK yönetimi her yerde olduğu gibi Bilişim Vadisi’nde de önemli konulardan. Türkiye’nin bilişim ve teknolojide özgüvenli nesiller eğitmesini hedeflediklerini belirten Erkam Tüzgen, vadiye özel bir stajyer programı uygulandığını söyledi. Tüzgen programı, “Stajyer programımızla hem vadide hem de burada faaliyet gösteren 600 firmaya stajyer öğrenci desteği veriyoruz. Bir tür teşvik sistemi uyguluyoruz. Staj yapacak öğrenci için firmalara ödeme yapıyoruz. Bu süreç istihdamı da kolaylaştırıyor, çünkü staj sonrasında işe devam eden mezunlarımız oluyor” diye anlattı.
RAKAMLARLA BİLİŞİM VADİSİ
1000 Yapılan girişim başvurusu
632 Devam eden proje sayısı
384 Tamamlanmış proje sayısı
600 Faaliyet gösteren şirket sayısı
7823 Çalışan
220 Startup
]]>‘EN HAZIR OPERATÖRÜZ’
Türk Telekom CEO’su Ümit Önal’ın yaptığı sunumda en fazla vurguladığı konu bu dönemde yapılan yatırımlar ve mobil tarafındaki gelişmeler oldu. “Durmaksızın sürdürdüğümüz yatırımlarımız sonucunda kapsama ve kapasite olarak sektördeki konumumuzu günden güne güçlendiriyoruz” diyen Önal, “4.5G ihalesi sonrası frekans sahipliğimizi 3 katına çıkardık. Hızda önemli olan abone başı frekansta ve 5G için de kritik öneme sahip 1800 Mhz frekans sahipliğinde pazar lideriyiz. LTE baz istasyonlarımızın yarısından fazlasını şimdiden fibere bağladık. Bu anlamda 5G’ye en hazır operatörüz’’ ifadelerini kullandı.
FİYATLARIMIZ AYNI
1.6 milyonluk abone kazanımıyla yıllık faturalı net abone kazanımında rekor performansa ulaştıklarını anlatan Ümit Önal, “Mobil numara taşımada da dokuz çeyrektir olduğu gibi yine lideriz. Mobil 2023’te çok kuvvetli bir performans sergiledi. Toplam abone sayısı yıl içinde yüzde 2.8 artarken faturalı abone sayısı yüzde 9.5 arttı. Taahhüt yenileme sırasında yapılanlar hariç upsell sayısı 2023’un tamamında bir önceki yıla göre yüzde 46 daha yüksek gerçekleşti” dedi. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Önal, “Mobildeki büyümemizde de yatırımlarımızın karşılığını alıyoruz. Artık burada ‘ucuz operatör’ algısı yok. Rakiplerimizle fiyatlarımız aynı olmasına rağmen biz onlardan daha fazla tercih ediliyoruz” diye konuştu.
21 GİRİŞİMİN DEĞERİ 190 MİLYON DOLAR OLDU
Türkiye’de ekonominin önemli bir kaldıracı haline gelen girişimcilik ekosistemine 2011’den bu yana destek verdiklerini belirten Önal, Türk Telekom’un girişim hızlandırma programı PİLOT ile bugüne kadar girişimlere 32 milyon TL’lik nakit desteği sağlandığını kaydetti. Türk Telekom’un Girişim Sermayesi Fonu şirketi Türk Telekom Ventures’ın yatırım yaptığı 21 girişimin portföy değerinin 190 milyon doları bulduğunu söyleyen Önal, söz konusu rakamın; girişimcilik ekosisteminin Türkiye ekonomisindeki değerine ve kaldıraç özelliğine dikkat çekti.
‘DEVLER GELİRSE BİZİMLE GÖRÜŞÜR’
VERİ merkezi, siber güvenlik ve bulut bilişim alanında da yatırımlara devam ettiklerini dile getiren Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, “Yakın odağımızda olan bir konu. Şahsen de bu sektördeki galişmeleri takip ediyorum. ‘Hyper scaler’ tarzındaki uluslararası veri merkezi şirketleri yakın coğrafyada yatırımlar yapıyor. Türkiye’ye gelirlerse de ilk bizimle görüşürler” dedi.
Türk Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdürü Ümit Leblebici, “Hepimizin yapmaktan gurur duyduğu işler vardır. Bizim de en gurur duyduğumuz işlerimizden biri girişim bankacılığı. Bundan tam 10 yıl önce, Türkiye’de bu alandaki ilk banka olarak hep beraber yola çıktık” dedi.
YÜZDE 40’I ANADOLU’DAN
Programa katılan girişimcilerin yüzde 13’ünden fazlasını kadın girişimciler oluştururken, desteklenen girişimlerin yüzde 40’ının Anadolu kökenli olduğu belirtildi. Bu yıl ise geniş yelpazede sunulan desteklerle 200 erken ve ileri aşama firmaya ulaşılarak girişimcilik ekosisteminde sürdürülebilir bir büyüme ve gelişim sağlanması amaçlıyor.
TEB Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Ali Gökhan Cengiz ise, “TEB Girişim Bankacılığı olarak 10 yılda ekosistemde elde ettiğimiz konum çalışmalarımızın başarısını teyit ederken, geleceğe yönelik sorumluluklarımızı da artırıyor” diye konuştu. “Biz banka olarak ülkemizin yenilikçi potansiyelinin tam anlamıyla ortaya çıkarması için destek sunuyoruz” diyen Cengiz, şöyle devam etti: “Girişimcilerin seslerini duyurabilmeleri, yenilikçi fikirlerini ticarileştirebilmeleri, uluslararası başarı hikayeleri yazabilmeleri için gereken desteği ve kaynağı sağlıyoruz. Girişimciliğin ve inovasyonun Türkiye ekonomisindeki rolünü daha da güçlendirme hedefiyle desteğimizi daha da artırarak ülkemizin yenilikçi potansiyelini global alana taşımaya devam edeceğiz.”
‘GİRİŞİM EVİ’ 7 İLE YAYILDI
Öte yandan TEB, ülke genelinde daha fazla girişimciye ulaşmak için temellerini İstanbul’da atan Girişim Evi konseptini, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) işbirliğiyle Anadolu’nun farklı illerine de taşıdı.
Cengiz, halihazırda 7 ilde TİM-TEB Girişim Evleri ile yaygın ve kapsamlı girişimcilik programları sunduklarını aktardı. Cengiz, TİM-TEB Girişim Evleri’nde teknoloji şirketlerinin sürdürülebilirliğini ve hızla büyümesini sağlamaya yönelik programların geliştirildiği bilgisini verirken; Green Up Sürdürülebilir Yeşil Büyüme Programı ile de sürdürülebilirlik konusunda çalışan girişimlerin desteklendiğini ifade etti ve şöyle dedi: “TİM-TEB Girişim Evleri ile teknoloji girişimlerinin sayısını artırma, işletme ömürlerini uzatma, yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracattaki payının çoğalması amaçlanıyor. Anadolu’daki teknoloji girişimcilerinin ekosistemdeki gücünü artırmak, girişimcilikte bölgesel fırsat eşitliğine katkı sunmak da hedeflerimiz arasında yer alıyor.”
10. YILA ÖZEL TEŞEKKÜR PLAKETİ
TEB Girişim Bankacılığı’nın 10. yıl dönümünü kutlamak üzere bir etkinlik düzenlendi. Bu kapsamda, girişimcilik ekosisteminin paydaşlarına destek ve katkılarından dolayı TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici ve TEB KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Ali Gökhan Cengiz tarafından teşekkür plaketi takdim edildi.
EĞİTİM, DANIŞMANLIK VE YURT DIŞINA AÇILMA HİZMETİ
TEB Girişim Bankacılığı çatısı altında girişimcilere özel finansal ürünlerinin yanı sıra eğitim, danışmanlık, networking, yurtdışına açılma gibi finansal olmayan hizmetler sunan TEB, tekno girişimciler, kadın girişimciler ve çevreci girişimciler için de özel hizmetler geliştiriyor.
Banka’dan yapılan yazılı açıklamada, yaratılan etkiye de dikkat çekildi. Doğal kaynakları doğru kullanan, geri dönüşüm ve tasarruf sağlayan, karbon ayak izini azaltan girişimlerin çoğalmasıyla herkes için daha iyi bir geleceğin mümkün olduğunun ifade edildiği açıklamada, bu sorumluluk bilinciyle hareket edildiği; ülkenin sürdürülebilir büyümesine katkıda bulunmanın amaçlandığı belirtildi. Banka, bu yönde yarattığı pozitif etkiyi ‘TEB Etkisi’ olarak adlandırıyor. Sürdürülebilir ekonomik büyümenin olmazsa olmazları arasında yer alan girişimcilik ve inovasyona iş stratejilerine öncelik verdiğini açıklayan TEB’in 10 yıldır girişimcilik ekosisteminin gelişmesi için yaptığı çalışmalar bu etkiyi büyütürken, hepimiz için daha iyi bir geleceğin inşasına önemli katkılar sağlıyor.
]]>
‘TÜRKİYE’Yİ KÜRESEL BİR ÜRETİM ÜSSÜ HALİNE GETİRDİK’
Katma değerli üretim ve teknoloji geliştirme kabiliyetinin, sürdürülebilir büyümenin ve uluslararası rekabet gücünün anahtarını oluşturduğunu vurgulayan Kacır, “Gelişmiş teknolojilerin ve yenilikçi çözümlerin benimsenmesi, toplumların refah seviyesini artırıyor ve geleceğe yönelik güçlü bir vizyon sunuyor. Bu doğrultuda son 22 yılda birçok alanda büyük atılımlar gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde dev bir Ar-Ge, inovasyon ve yenilikçilik ekosistemi oluşturduk. Sanayimizin ihtiyaç duyduğu, planlı ve entegre sanayi altyapılarını hayata geçirdik. Özel sektörün yatırım iştahını ortaya çıkaracak, cazip teşvik sistemleri uygulayarak, Türkiye’yi küresel bir üretim üssü haline getirdik. Bölgesinde güç, dünyada söz sahibi bir Türkiye inşa ettik. ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ vizyonumuz doğrultusunda, güçlü girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerine sahip olmanın ne denli önemli olduğunun farkındayız. Küresel rekabetin teknoloji düzleminde gerçekleştiği günümüz dünyasında kalkınmanın anahtarı bilgi üretmek ve bunu ekonomik değere çevirmektir. Bu anlayışla teknoloji ve inovasyon ekosistemimize güç katacak adımlar atıyoruz. Başka ülkelerin girişim ekosistemlerinin dinamikleriyle kıyaslandığında daha fazla fırsat eşitliği sunan, daha demokratik bir modeli Türk girişimcilik ekosisteminde hep birlikte inşa ediyoruz. ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ hedeflerimizi gerçekleştirirken, girişimcilik kültürünü tabana yayıyoruz. Bu sürecin her aşamasını hızlandıracak altyapıları ve ihtiyaç duyulan destekleri sağlayarak girişimcilerimizin işini kolaylaştırıyoruz” diye konuştu.
1 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE TEKNOGİRİŞİM HEDEFİ
Girişimcilere verdikleri destekleri anlatan Kacır, şunları söyledi: “Teknoloji ve İnovasyon Fonu, Bölgesel Kalkınma Fonu, Bölgesel Girişim Sermayesi Fon Çağrıları, Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, Tech-InvesTR programı gibi fonların fonu ve eş finansman mekanizmalarıyla kamu kaynaklarının girişimcilerimiz için çarpan etkisi oluşturmasını sağlıyoruz. TÜBİTAK Bireysel Genç Girişimci Programı (BİGG) ile gençlerin teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerini katma değerli girişimlere dönüştürmelerini destekliyoruz. TEKNOFEST bünyesinde düzenlediğimiz girişim yarışmaları ile de gençlerimizin hayallerini, projelerini ticarileştirmelerini sağlıyoruz. Yenilikçi ve teşvik edici bir anlayışla start-up ekosistemimizi büyütmeye devam ediyoruz. Sağladığımız bu destekler ile birlikte değeri 1 milyar doların üzerinde olan teknogirişim sayımızı, ‘Turcorn’larımızın sayısını 7’ye çıkardık. Önümüzdeki dönem için de kendimize iddialı ama bir o kadar da gerçekçi hedefler koyduk. Ulusal Girişimcilik Stratejimiz doğrultusunda, 2030 yılında bu topraklardan 100 bin teknogirişimin filizlenmesini hedefliyoruz. Hayata geçirdiğimiz Turcorn 100 Programı ile küresel hedefleri olan Turcorn adaylarımızı destekliyoruz. Kurduğumuz teknoparklarla yenilikçi fikirlerin ticarileşmesi doğrultusunda girişimcilerimize gerekli ortamı sağlıyoruz. 2002 yılında yalnızca 2 teknoparkı bulunan bir ülkeyken, gerçekleştirdiğimiz atılımla teknoparklarımızın sayısını 101’e çıkardık. Teknoparklarımızı; 92 binin üzerinde Ar-Ge personelinin çalıştığı ve 10 bini aşkın teknoloji girişimine ev sahipliği yapan bir ölçeğe yükselttik.”
TARIM, TEKNOLOJİYLE BULUŞUYOR
Teknoparklarda farklı sektörleri teknoloji ile buluşturduklarını söyleyen Kacır, şunları kaydetti:
“Bu sektörlerden biri de tarım sektörü. Bugün insanoğlu değişen iklim koşulları, çevresel bozulma, artan nüfus ve savaşlar gibi sınamalarla karşı karşıyayken; gıda güvenliğimizi tesis edecek altyapıyı inşa etmeyi en az yerli ve milli savunma sanayi kadar elzem görüyor, bu yaklaşımla hareket ediyoruz. Teknolojinin hayatın her alanında yenilikçi çözümlerin kapısını araladığı 21’inci yüzyılda modern teknolojilerin tarımda kullanımının yaygınlaşması, sürdürülebilir ve verimli bir tarım altyapısı için olmazsa olmaz. Özellikle hassas tarım uygulamaları, yapay zeka, robotik sistemler, veri analizi ve uzaktan algılama gibi teknolojilerin tarımsal süreçlere entegrasyonu, tarımsal üretimin her aşamasında daha fazla hassasiyet ve sürdürülebilirlik sağlayarak, gıda güvenliği, çevresel sürdürülebilirlik ve sosyal refah arasında bir denge kurmamıza imkan tanıyor. Bu doğrultuda, teknoparklarımız bünyesinde tarım teknolojilerinde yeni girişimlerin filizlenmesinin destekçisi oluyoruz. Teknoparklarımızda tarım teknolojilerinde çalışan 257 teknoloji girişimimize bugüne kadar sağladığımız Ar-Ge teşviki 2,4 milyar lirayı aştı. Tabii tarım sektöründe doğru teknoloji çözümlerinin hayata geçmesi için teknoloji geliştiricilerinin sektörle yakın iş birliği hayati öneme sahip. Bu açıdan tarımsal ve teknolojik bilginin buluşmasına imkan tanıyan agroparklar tarım ve teknoloji sektörlerinin sinerjisini en üst düzeye çıkararak, her iki alandaki yeniliklerin birleştirilmesinde kritik bir rol oynuyor. Tarımsal inovasyonun merkez üssü olarak, sürdürülebilir ve verimli tarım uygulamalarının geliştirilmesi, test edilmesi ve uygulanması için benzersiz bir platform sunuyor.”
BAKANLIĞIN 81 MİLYON LİRA DESTEĞİYLE KURULDU
Kacır, Türkiye’nin ilk tarım ihtisas teknoparkı Mersin Agropark ile tarım ve gıda teknolojileri alanında yenilikçi girişimlerin gelişmesi ve büyümesinde öncü olacak bir altyapıyı Mersin’e kazandırdıklarını belirterek, “Bakanlığımızın 81 milyon lira desteğiyle hayata geçirdiğimiz bu merkez, teknoloji girişimlerine ev sahipliği yapacak. Aynı zamanda bünyesinde yer alan yaklaşık 730 dönümlük Ar-Ge alanı, teknopark bünyesinde geliştirilen teknolojilerin bizzat sahada uygulanmasına ve test edilmesine imkan sağlayacak. Mersin Agropark’ın, katma değerli tarımsal üretimin öncü şehirlerinden Mersin’de tarım ve gıda teknolojilerinde önemli işlere imza atacağından hiç şüphem yok. Akdeniz’in parlayan yıldızı, yurdumuzun dünyaya açılan kapılarından Mersin’imize ne yapsak az. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, ülkemizin dört bir yanında, her alanda olduğu gibi tarım ve gıda sektörlerinde de dijitalleşmeyi yaygınlaştırmak ve desteklemek adına çalışmalarımızı sürdüreceğiz” diye konuştu.
Konuşmanın ardından Kacır ve beraberindekiler, tesisi gezdi.
]]>Bodur ile şirketin İstanbul Levent’teki genel merkezinde bir araya geldik. Programa verdiği önemi, “Bu program başladığından bu yana 2 binden fazla sosyal girişimciyle bir araya geldim. Yüzlerce başarı hikâyesine tanık oldum. Onlar sayesinde, dünyanın elbirliğiyle daha güzel bir yer olacağına dair inancım pekişti. Babamın adını en güzel şekilde yaşatmak, onun değerlerini paylaşan, hayata onun gibi bakan yüzlerce, binlerce genci aynı çatı altında buluşturmak için sekiz yıl önce çok özel bir projeye imza attık. Amacımız, sosyal fayda sağlayan adayları değerlendirmeye tabi tutarken, varlığıyla sosyal etki bırakabilecek bir program tasarlamaktı. Bu etkinin, dünyaya iyi bakmak için en iyi yol olduğuna inandık” diye anlattı.
62 GİRİŞİM DESTEKLENDİ
Zeynep Bodur’in verdiği bilgilere göre İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Programı’nın üç ayağı var. İlki İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Ödül Programı. Gençlik, Erken Aşama, İleri Aşama ve İşbirliği kategorilerinde verilen bu ödül sosyal girişim ekosistemine katkı sağlamayı hedefliyor.
Program, Kale Grubu’nun 6 Şubat depremlerinde hızla aksiyon almasına da neden olmuş. Dedi ki Zeynep Bodur, “Afetin ardından hayata geçirilen Topluluk Destek Programı ile deprem bölgesindeki sorunlara sosyal girişimlerin çözüm üretme kapasiteleri/potansiyellerinin aktarılması amaçlandı. Bu programla amacımız, ‘en kırılgan grup’ olarak nitelendirilen kadınların, çocukların ve engelli bireylerin yanında yer almaktı. Hemen bu grupların hayatına dokunacak sosyal girişimleri desteklemeliyiz dedik. Plan hızlıca harekete geçirildi ve seçilen sekiz girişime toplam 2 milyon TL tutarında maddi destek sağlandı.”

Zeynep Bodur
Peki hangi girişimlere destek verildi? Bodur şöyle yanıtladı soruyu: “Anlatan Eller, Erişilebilir Her Şey, TOSPAA, BLINDLOOK, ROOF COLIVING, Microfon, This is Mana ve Joon kocaman kalpleri, tutkuları ile hızlıca organize oldular. Engelli bireyler, çocuklar, gençler ve kadınlar özelinde toplumsal değer yaratma yolculuğumuzda yanımızda yer aldılar.”
250 BİN TL ÖDÜL VAR
Sekizinci İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Programı için başvuru süreci devam ediyor. Sosyal girişimcilerin 17 Mart’a kadar başvurmaları gerekiyor. Ön değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayan adaylar, dünya ve Türkiye’nin sosyal girişimcilik alanındaki önemli isimlerinden ve sivil toplum ve iş dünyası liderlerinden oluşan Seçici Kurul’un karşısına çıkacak. Kazanan adaylar, 31 Mayıs’ta düzenlenecek ödül töreninde açıklanacak.
Bu yılın ödülleri de belirlenmiş. Erken, İleri Aşama ve İşbirliği kategorileri için 250 bin TL, Gençlik kategorisi için ise 50 bin TL girişimci başına ödül verilecek. Erken, İleri ve İşbirliği kategorilerinin kazananları, maddi ödüle ek olarak, Kale Grubu ve Impact Hub Istanbul tarafından iş geliştirme ve yatırıma hazırlık desteği, Gençlik kategorisi kazananı ekip ise Social Impact Award Türkiye ‘24 programına geçiş ve program kapsamında kapasite geliştirme desteği alma hakkını kazanacak.
]]>Teknoloji ve strateji değerlendirmesi yapacakları 1 milyar lira ve üzeri düzeyde yatırım projeleri için 284 üründen oluşan ‘Stratejik Öncelikli Ürün Listesi’ni ve 261 başlıktan oluşan ‘Teknoloji Alanları Listesi’ni kamuoyuna paylaştıklarını hatırlatan Bakan Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Önümüzdeki süreçte işletmelerimizin üretkenliğini arttırma ve ülkemizin değer oluşturan üretim gücünü daha da pekiştirme hedefiyle ileri teknoloji ve yüksek katma değere odaklanan yatırımlar için sunduğumuz finansman desteklerini kesintisiz şekilde devam ettireceğiz. Yakın zamanda hayata geçireceğimiz Dijital Dönüşüm Destek Programı, yatırım teşvik sistemimizin ana uygulamalarından biri haline gelecek. Bu program aracılığıyla dijital dönüşüme yönelik yatırımları teşvik mekanizmamızda öncelikli alanlar arasına alacağız. Tabii dijital dönüşümün sunduğu rekabet avantajlarından tam anlamıyla yararlanabilmek adına uluslararası ortaklıkları da önemsiyoruz. ‘ler başta olmak üzere firmalarımızın dijital dönüşüm süreçlerini desteklemek için 8,2 milyar avro bütçeli Dijital Avrupa Programı’na katıldık. Bu program sayesinde işletmelerimize ülkemizde hayata geçirilecek Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri aracılığıyla Avrupa genelindeki gelişmiş altyapılara erişim imkanı sunacak, yatırım öncesi test gerçekleştirme ve yatırımcı bulma desteği sağlayacağız.”
“DİJİTAL DÖNÜŞÜM ALANINDA YÜRÜTTÜĞÜMÜZ POLİTİKA VE STRATEJİLERİN ODAĞINDA İNSAN KAYNAĞIMIZA DİJİTAL YETKİNLİKLER KAZANDIRMAK VAR”
Dijital dönüşüm alanında yürütülen politika ve stratejilerin odağında insan kaynağına dijital yetkinlikler kazandırmanın var olduğunu söyleyen Kacır, “8 model fabrikalarımızla farkındalık eğitimlerinden öğren-dönüş programlarına, proje uygulamadan iş birliği oluşturmaya kadar geniş bir yelpazede işletmelerimizin verimliliğini artıracak programları hayata geçiriyoruz. Önümüzdeki dönemde model fabrika sayısını 14’e çıkaracağız. Üniversite-sanayi iş birliği örneği ‘Sektör Kampüs’te programımızla 93 firmamızı 84 üniversitemiz ile eşleştirdik. Programla üniversite öğrencilerimize yapay zekâ, endüstride dijital dönüşüm ve ileri imalat uygulamaları gibi alanlarda en güncel bilgileri sektör profesyonellerinin katkısıyla öğrenme imkanı sunduk. Bu programı önümüzdeki dönemde Yükseköğretim Kurulumuzla birlikte kalıcı olarak yapılandırmayı amaçlıyoruz” ifadelerine yer verdi.
“TEKNOFEST İLE MİLYONLARCA GENCİMİZE ULAŞARAK, GİRİŞİMCİLİK RUHUNU VE KRİTİK TEKNOLOJİLERDE TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE FİKRİNİ PERÇİNLİYORUZ”
“TEKNOFEST ile milyonlarca gencimize ulaşarak, girişimcilik ruhunu ve kritik teknolojilerde tam bağımsız Türkiye fikrini perçinliyoruz” diyen Kacır, “81 şehirde kurduğumuz ‘DENEYAP Teknoloji Atölyeleri’ ve düzenlediğimiz TEKNOFEST’ler ile insan kaynağımızı erken yaşlardan itibaren inovasyona, dijital dönüşüme hazırlıyoruz. Dijital dönüşüm ve nitelikli insan kaynağıyla beraber girişimciliği verimliliğin bir diğer ana unsuru olarak görüyoruz. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sağladığımız desteklerle teknoloji ve inovasyon altyapımızı büyütüyor ve güçlendiriyoruz. Her ölçekteki şirkette Ar-Ge ve yenilikler amaçlıyoruz“ diye konuştu.
“22 YILDA SAYILARINI 2’DEN 101’E YÜKSELTTİĞİMİZ TEKNOPARKLARIMIZ BUGÜN 10 BİNDEN FAZLA TEKNOLOJİ GİRİŞİMİNE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR”
Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ile 182 girişime toplam 590 milyon lira yatırım yaptıklarını vurgulayan Kacır, “22 yılda sayılarını 2’den 101’e yükselttiğimiz teknoparklarımız bugün 10 binden fazla teknoloji girişimine ev sahipliği yapıyor. Teknoloji ve İnovasyon Fonu, Bölgesel Kalkınma Fonu, Bölgesel Girişim Sermayesi Fon Çağrıları ve Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ile 182 girişime toplam 590 milyon lira yatırım yaptık. Bu yatırımlar bir kaldıraç etkisi oluşturdu ve böylelikle bu girişimler toplam 23,1 milyar lira sermaye kaynağına erişti. TÜBİTAK Bireysel Genç Girişimci desteğimizle 2 bin 293 teknoloji girişimi kuruldu. Hazine ve Maliye Bakanlığımız ile birlikte başlattığımız Tech-InvesTR programında 4,6 milyar liralı sermayesini harekete geçirdik. Ar-Ge teşviklerimizden yüksek düzeyde yararlanan Ar-Ge merkezleri ile teknopark firmalarımız, yaptığımız düzenleme çerçevesinde erken aşama teknoloji girişimlerine 755 milyon lira ortalıklık gerçekleştirdi. Girişimcilik ekosistemimizi küresel cazibe merkezi haline getirmeyi amaçlayan Turcorn 100 programını başlattık” dedi.
Kacır, 2030 yılına kadar Türkiye’den çıkaracakları 100 bin teknoloji girişimi içinden 100 girişimin milyar dolar değeri aşmasını sağlayacaklarını vurguladı.
“TÜRK GENÇLERİNİN HEDEFLERİNE HUDUT, HAYALLERİNE KISIT GETİRİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”
“Türk gençlerinin hedeflerine hudut, hayallerine kısıt getirilmesine izin vermeyeceğiz” diyen Kacır, “5G teknolojilerinden uçan akıllı mobilite sistemlerine, bataryadan çip teknolojilerine, güneş panellerinden rüzgar türbinlerine, biyo-teknolojik ilaçlardan yeni nesil uydu teknolojilerine, finans teknolojilerinden uzay endüstrisine birçok alanda büyük atılımlar gerçekleştireceğiz. Türk gençlerinin hedeflerine hudut, hayallerine kısıt getirilmesine izin vermeyeceğiz” dedi.
“MİLLİ TEKNOLOJİ HAMLESİ’NDE NİHAİ HEDEFİMİZ TAM BAĞIMSIZ VE MÜREFFEH BİR TÜRKİYE İLE KRİTİK TEKNOLOJİLERDE YERLİ, MİLLİ VE GÜÇLÜ ÜRETİM KABİLİYETİ”
Milli Teknoloji Hamlesi’nde nihai hedeflerinin tam bağımsız ve müreffeh bir Türkiye ile kritik teknolojilerde yerli, milli ve güçlü üretim kabiliyeti olduğunu ifade eden Bakan Kacır, “İlk astronotumuz Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’nda gerçekleştirdiği insanlı ilk uzay bilim misyonumuz gibi ufkun ötesinde programlarla Türkiye Yüzyılı’nı bilim insanlarımızla, girişimcilerimizle ve gençlerimizle birlikte inşa edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde sürdürdüğümüz Milli Teknoloji Hamlesi’nde nihai hedefimiz tam bağımsız ve müreffeh bir Türkiye ile kritik teknolojilerde yerli, milli ve güçlü üretim kabiliyeti. Bu kabiliyeti geliştirmek için düzenlenen ve bugünkü fuarın ana teması olan gelecek için teknolojilerin ülkemizde gelişimi, ilerlemesi ve olgunlaşması amacıyla tüm gayretimizle çalışmaya devam edeceğiz” açıklamalarında bulundu.
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ise, özellikle son yıllarda Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarına ayrılan kaynağı artırdıklarını vurguladı. Savunma sanayiinin Ar-Ge harcaması 2002 yılında 50 milyon dolar mertebesinde iken, günümüzde bu rakamın 2 milyar doları aştığının altını çizen Görgün, “Savunma Sanayii Başkanlığı olarak bugüne değin 74 Ar-Ge projesini tamamlamış durumdayız, 67 Ar-Ge projesini de yürütme faaliyetlerimiz devam ediyor. Bu projelerin toplam bedeli 10 milyar TL’nin üzerinde bir rakama karşılık geliyor. Bu projelerin etkisi mali büyüklüklerinin çok çok ötesinde” ifadelerini kullandı.
Savunma sanayiinde kullanılan çiplerin bir tırnak ucundan daha küçük olmasına karşın 100 cep telefonundan daha yüksek bir çıkış gücüne sahip olması gerektiğini söyleyen Görgün, şu ifadeleri kullandı:
“Gururla söylüyorum ki haberleşme alanında ülkemiz dünyanın süper ligi seviyesinde yer almakta. Biliyorsunuz Alper Gezeravcı şu an Dünya’ya dönüyor ve geçtiğimiz günlerde birçok kez uzaydan dünyamıza seslendi. Bugün özellikle uydu haberleşme sistemlerinde cep telefonu sinyalinin trilyonda biri seviyesindeki bir sinyali 36 bin kilometreden alıp, işleyip anlamlı hale getiriyoruz. Burada kısaca özetlediğim projelerden çok daha fazlasını sahip olduğumuz derinlemesine mühendislik yetkinliği, detay ve hassas üretim yeteneği, uluslararası kalite standartları ile entegre süreç ve proje yönetim yeterliliği ve çevresel şartlar ile uyumlu sürdürülebilir üretim ilkelerimizle yönetebiliyoruz. Hamdolsun.“
]]>