‘EN HAZIR OPERATÖRÜZ’
Türk Telekom CEO’su Ümit Önal’ın yaptığı sunumda en fazla vurguladığı konu bu dönemde yapılan yatırımlar ve mobil tarafındaki gelişmeler oldu. “Durmaksızın sürdürdüğümüz yatırımlarımız sonucunda kapsama ve kapasite olarak sektördeki konumumuzu günden güne güçlendiriyoruz” diyen Önal, “4.5G ihalesi sonrası frekans sahipliğimizi 3 katına çıkardık. Hızda önemli olan abone başı frekansta ve 5G için de kritik öneme sahip 1800 Mhz frekans sahipliğinde pazar lideriyiz. LTE baz istasyonlarımızın yarısından fazlasını şimdiden fibere bağladık. Bu anlamda 5G’ye en hazır operatörüz’’ ifadelerini kullandı.
FİYATLARIMIZ AYNI
1.6 milyonluk abone kazanımıyla yıllık faturalı net abone kazanımında rekor performansa ulaştıklarını anlatan Ümit Önal, “Mobil numara taşımada da dokuz çeyrektir olduğu gibi yine lideriz. Mobil 2023’te çok kuvvetli bir performans sergiledi. Toplam abone sayısı yıl içinde yüzde 2.8 artarken faturalı abone sayısı yüzde 9.5 arttı. Taahhüt yenileme sırasında yapılanlar hariç upsell sayısı 2023’un tamamında bir önceki yıla göre yüzde 46 daha yüksek gerçekleşti” dedi. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Önal, “Mobildeki büyümemizde de yatırımlarımızın karşılığını alıyoruz. Artık burada ‘ucuz operatör’ algısı yok. Rakiplerimizle fiyatlarımız aynı olmasına rağmen biz onlardan daha fazla tercih ediliyoruz” diye konuştu.
21 GİRİŞİMİN DEĞERİ 190 MİLYON DOLAR OLDU
Türkiye’de ekonominin önemli bir kaldıracı haline gelen girişimcilik ekosistemine 2011’den bu yana destek verdiklerini belirten Önal, Türk Telekom’un girişim hızlandırma programı PİLOT ile bugüne kadar girişimlere 32 milyon TL’lik nakit desteği sağlandığını kaydetti. Türk Telekom’un Girişim Sermayesi Fonu şirketi Türk Telekom Ventures’ın yatırım yaptığı 21 girişimin portföy değerinin 190 milyon doları bulduğunu söyleyen Önal, söz konusu rakamın; girişimcilik ekosisteminin Türkiye ekonomisindeki değerine ve kaldıraç özelliğine dikkat çekti.
‘DEVLER GELİRSE BİZİMLE GÖRÜŞÜR’
VERİ merkezi, siber güvenlik ve bulut bilişim alanında da yatırımlara devam ettiklerini dile getiren Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, “Yakın odağımızda olan bir konu. Şahsen de bu sektördeki galişmeleri takip ediyorum. ‘Hyper scaler’ tarzındaki uluslararası veri merkezi şirketleri yakın coğrafyada yatırımlar yapıyor. Türkiye’ye gelirlerse de ilk bizimle görüşürler” dedi.
KART HARCAMALARI ARTIYOR
, kredi kartlarına ilişkin harcama detaylarını her hafta bir önceki haftanın verisini gecikmeli olarak açıklıyor. Kredi kartıyla harcamada liderlik internet üzerinden yapılan alışverişlerde olurken ikinci sırayı market ve alışveriş merkezlerinde yapılan harcamalar aldı. Üçüncü sıradaki harcama kaleminde ise elektrik-elektronik eşya-bilgisayar sektörü yer aldı.
KREDİ KARTI LİMİTLERİ NASIL BELİRLENİYOR?
Normal şartlarda kredi kartı limiti toplam maaş ya da belgelenebilir gelirin 4 katını aşamıyor. 20 bin lira alan bir kişinin ister tek ister 5 tane kartı olsa da toplam limitinin 80 bin lirayı aşmaması gerekiyor. Ancak asgari ücretli ya da hiçbir geliri olmayanların cüzdanında milyon liralık kredi kartı limitleri bulunuyor. Bu da kart sahiplerini olmayan bir parayı harcamaya sevk ediyor. Bunun sonucunda da büyük borçlanmalarla karşılaşılıyor.
TAKSİTLER BORÇLARI KABARTIYOR
Kredi kartlarına yapılan taksitler küçük parçalara bölünmüş gibi görülse de toplam olarak ele alındığında büyük bir pasta oluşturuyor. 3-4-5 taksit aynı hesap döneminde ödenmeye çalışıldığında bu sefer bütçe yetmediği için kredi kartına asgari ödeme yapılıyor ve bu da faiz işlemesine neden oluyor. Kredi kartına taksit uygulaması sadece Türkiye’ye özgü bir model.

BANKAYA DA MALİYETİ VAR
Bankalar dönem borcunun tamamını ödemeyen müşterilerine ödenmeyen kısım üzerinden faiz uyguluyor. Bankalar da ticari kuruluşlar olduklarından dolayı faaliyetlerini sürdürmeleri için faiz geliri elde etmesi gerekiyor. Kredi kartındaki limiti borç para olarak müşterisine veren banka, yaklaşık olarak 40 gün paranın kendisine dönmesini bekliyor. 40’ıncı gün sonunda dönem borcunun tamamının ödenmesi halinde banka işletmeden aldığı komisyon dışında müşteriden hiçbir gelir elde edemiyor. Bu nedenle borcunun asgarisini yatıran müşteriler bankalar tarafından daha çok seviliyor.
YAPILACAK DÜZENLEME NELER GETİRECEK?
Gelirinin 4 katından fazla limiti olup uzun yıllardır kredi kartı sahibi olan kişilerin limitlerinin düşürülüp düşürülmeyeceği henüz bilinmezken, bankalardan daha dikkatli davranmaları talep edilebilir. Mevcutta kazanılmış hak olan limitlerin düşürülmesi kredi kartlarındaki kullanılabilir limiti de daraltacağından bu yöntemin tercih edilmeyeceği düşünülüyor.
Milyonlarca kredi kartı kullanıcısından yeni gelir belgesi talep edilmesinin de büyük iş yükü yaratacağından yeni kart alacaklara yönelik doğru beyanların alınması gerekliliği şart koşulabilir.
ÖDEME ARACINI BORÇLANMA ARACI OLARAK KULLANIYORLAR
Birikimi olmayan kişiler sıkıştıkları anda kredi kartlarını kullanabiliyor. Sonrasında ödeme günü gelince yeteri kadar ödeme yapmadıkları için bir de faiz yükü altında kalıyorlar. Kredi kartları borçlanma aracı değil ödeme aracı olarak kullanıldığında işlevini doğru bir şekilde yerine getirebilir.
]]>Yılmaz, “Türkiye ekonomisi ilk defa 1 trilyon eşiğini aşmış oluyor. Satın alma gücüne göre dünyada 11’inci büyük ekonomiyiz. Nominal olarak da Uluslararası Para Fonu (IMF) tahminlerine göre bu rakamlar gerçekleşirse 17’inci büyük ekonomi olarak 2023 yılını kapatmış olacağız” açıklamasını yaptı.

Fiyat istikrarı ve enflasyonla mücadeleye ilişkin açıklamalar da yapan Yılmaz, OVP’de enflasyonu aşağı çekmenin temel öncelik olacağının altını çizdi.
Ocak ayında yüksek olan enflasyonun geçici bir durum olduğunu ve yıl sonuna doğru daha farklı bir manzara ortaya çıkacağını ifade eden Yılmaz, baz etkisiyle yıl ortasında yüksek enflasyon seyrinin devam edeceğini ancak yıl sonunda yıllık bazda belirgin bir düşüş gerçekleşeceği tahminini de belirtti.Geçen yıl sonunda cari açığını 60 milyar dolar seviyesinden 45 milyar dolar seviyelerine kadar düştüğüne dikkat çeken Yılmaz, burada ihracat ve turizm gelirlerinin önemli etkisi olduğunu kaydetti.
“54 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE TURİZM GELİRİ, TOPLAMDA 100 MİLYAR DOLAR CİVARINDA BİR HİZMET GELİRİMİZ OLDU”
Yılmaz, turizmde jeopolitik risklere ve dünyadaki talep daralmasına rağmen Türkiye’nin iyi bir yıl geçirdiğinin altını çizerek, “54 milyar doların üzerinde turizm geliri, toplamda 100 milyar dolar civarında bir hizmet gelirimiz oldu. Biz mal ticaretinde açık veren bir ülkeyiz. Hizmet ticareti ise iyi gidiyor. Bu yıl da 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. Sadece turist sayısı artmıyor, turist başına gelirimiz de artıyor. Dolayısıyla turizm sektörümüzün katma değeri yükseliyor.” açıklamasını yaptı.
Yılın ikinci yarısında doğrudan yabancı yatırımlardan da Türkiye’nin payını alacağının altını çizen Yılmaz şu ifadeleri kullandı;
“İhracat yine bütün olumsuzluklara rağmen, Avrupa’daki duruma rağmen, 256 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bir miktar OVP’nin üzerinde gerçekleşmiş oldu. Bu sevindirici. Dolayısıyla dış ticaret açığımızda bir miktar daralma söz konusu. Ocak ayında da yüzde 3.6 ihracat artışı var. İthalatta ise yüzde 23 civarı bir azalış var. Dolayısıyla ticaret dengemizdeki iyileşme ilk aylarda da devam ediyor”
Yılmaz, OVP’de 2023 işsizlik oranının yüzde 10.1 olduğunu ancak Aralık 2023’te bunun yüzde 8,8 oranında gerçekleştiğini belirterek, “Bununla birlikte yıllık bazda tek haneli olacağı kesinleşti. Özellikle genç işsizliğinde dört puanlık bir düşüş var. Yıllık bazda bu da sevindirici. Kadınların işgücüne katılımda da, istihdam oranlarında da artışlar söz konusu.” değerlendirmesini yaptı.
Bankacılık sektörünün uluslararası standartlar ve kanuni gerekliliklerin oldukça üstünde olduğuna işaret eden Yılmaz, ülke risk primlerinde de ciddi bir düşüş olduğu ifadelerini kullandı. Geçen sene 700 civarında olan Türkiye’nin risk priminin 300’lere indiğini belirten Yılmaz, bunun kamunun ve şirketlerin uluslararası finansmana daha uygun koşullarda ulaşması bakımından çok önemli olduğuna dikkat çekti.
“TÜRK LİRASININ DAHA CAZİP HALE GETİRECEK BİR POLİTİKA İZLİYORUZ”
Merkezi idarenin yol haritasının üç ana ayağı bulunduğunu ifade eden Yılmaz, ilk ayağın para politikası olduğunu belirtti. Türk lirasının daha cazip hale getirecek bir politika izlendiğini söyleyen Yılmaz, ikinci ayağın ise maliye politikaları olduğunu belirtti. Para politikaları ve maliye politikalarının koordinasyonunun da etkili şekilde yapıldığına dikkati çeken Yılmaz, yol haritasının üçüncü ayağının yapısal reformlar olduğunu belirterek şunları ifade etti;
“İlk defa OVP’ye ek olarak yapısal reformları koyduk ve çeyreklik bazda bir takvim de koyduk. Para ve maliye politikalarımızı yapısal reformlarla takviye ediyoruz. Yapısal reformlar derken kamuda olsun ekonominin genelinde olsun verimliliği artırıcı, israfı önleyici, rekabet gücünü geliştirici değişimlerden bahsediyoruz. Bunların iki türlü etkisi var. Biri doğrudan etki. Bir reform yaptığınızda 2 ila 3 yıllık bir perspektifte somut bir takım sonuç görüyorsunuz. İkincisi ise beklentiler kanalıyla etki. Yapısal reform yapan ülkeler, gelecek perspektifini güçlendirirler ve yatırımcılar bu ülkelere daha fazla güven duyarlar. Bu ikinci etki hemen tesir eder”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü bir siyasi irade olarak bu programın arkasında durduğunu belirten Yılmaz, “Dünyanın en iyi planını, programını da hazırlasanız arkasında siyasi irade yoksa raflarda kalmaya mahkumdur. Bu programlarımıza sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü bir siyasi desteği var. Biz de bu destekle bütün çalışmaları sürdürüyoruz ve bunları da hayata geçireceğiz.” diye konuştu. AK Parti’nin göreve geldiği dönemde Türkiye’nin düşük orta gelir grubunda yer alan bir ülkeyken yüksek orta gelir grubuna yükseldiğini anımsatan Yılmaz, yüksek gelirli ülkeler sınıfına yükselme hedefinin de altını çizdi.
“KİŞİ BAŞINA DÜŞEN GELİRİN 15 BİN DOLAR OLMASI GEREKİYOR”
Bunun için kişi başına düşen gelirin 15 bin dolar olması gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Programımızı kararlılıkla uyguladığımızda 2026’da 15 bin dolara ulaşabileceğimizi düşünüyoruz.” açıklamasını yaptı. Yılmaz, tüketim ağırlıklı bir büyüme yerine yatırım ve ihracat ağırlıklı bir büyüme sağlama hedefine işaret ederek, bu tür büyümenin daha kaliteli ve sağlıklı olacağını belirtti.
İhracatçı ve yatırımcıyı rahatlatmaya yönelik adımlara da değinen Yılmaz, “Vergi düzenimizde değişiklik yaptık. Kurumlar vergisini yüzde 25 olarak tayin ettik. Finans ve bankacılık sektörü için yüzde 30, ihracatçı firmalar için ise yüzde 20 olarak belirlendi. Dolayısıyla vergi sistemimizde de ihracatçı firmaları destekleyen bir yapı oluşturduk. Bir yandan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) dediğimiz bir programı hayata geçirmeye çalışıyoruz. Teknolojik içeriği yüksek, cari açığı düşürücü etkisi olan projelere en az 1 milyar lira, on yıla kadar vadeli, düşük faizli krediler tahsis etmeye dönük bir program.” ifadelerini kullandı.Yılmaz, ihracat ve yatırıma dönük desteklerin artarak devam edeceğini de vurguladı.
İŞ İNSANLARI VE TOPLUM TEMSİLCİLERİYLE BİR ARAYA GELDİ
Yılmaz, Londra’daki temasları kapsamında İngiltere’de yaşayan Türk ve Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle de bir araya geldi. Türk toplum temsilcileriyle Londra Yunus Emre Enstitüsünde gerçekleştirilen görüşmede Türkiye’nin Londra Başkonsolosu Bekir Utku Atahan da hazır bulundu.
Yılmaz, Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle ise Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği Rezidansında bir araya geldi. Görüşmeye KKTC’nin Londra Temsilcisi Çimen Keskin de katıldı.
]]>BEYAN YOKSA YARARLANAMAZ
Gelir İdaresi Başkanlığı’nın hazırladığı rehberde, binaların konut olarak kiraya verilmesinden bir takvim yılı içinde elde edilen hasılatın 2023 yılı için 21 bin lirasının gelir vergisinden istisna edildiği belirtildi. Konut kira geliri elde eden kişilerin, yıllık olarak tespit edilen istisna tutarının altında kira geliri elde etmeleri halinde bu gelirleri için beyanname vermesine gerek bulunmayacak. Konutlardan elde edilen kira gelirleri, süresinde beyan edilmez veya eksik beyan edilirse, 2023 yılı için belirlenen 21 bin liralık istisnadan yararlanılamayacak. Ancak, Gelir İdaresi herhangi bir tespit yapmadan önce, süresinde beyan edilmeyen veya süresinde verilen beyannamede yer almayan konut kira gelirlerini, süre geçtikten sonra beyan edenler istisnadan yararlanabilecek. İstisna tutarının üstünde kira geliri elde edenler ise beyan edilen kira gelirinden 21 bin lirayı düşebilecekler.

MİRASÇILAR DİKKAT
Rehbere göre, bir konuta birden fazla kişinin ortak olması halinde, bu konuttan elde edilen kira gelirlerinin vergilendirilmesinde, 2023 takvim yılı için belirlenen 21 bin liralık istisna tutarı her bir ortak için ayrı ayrı uygulanıyor. Ayrıca miras kalmış bir konutta eğer miras paylaşılmamışsa, her bir mirasçı istisnadan ayrı ayrı yararlanabiliyor. KİMLER YARARLANAMAZ Rehberde kimlerin istisnadan yararlanamayacağı da tek tek sayıldı. Buna göre ticari, zirai veya mesleki kazancını beyan etmek zorunda olanlar istisnadan yararlanamıyor. 21 bin liranın üzerinde konut kira geliri elde edenlerden beyanı gerekip gerekmediğine bakılmaksızın ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı üçüncü gelir diliminin ücretler için geçerli olan 2023 yılı için belirlenen 550 bin liralık tutarı aşanlar da 21 bin liralık istisnadan yararlanamıyor.
ÖRNEKLE ANLATILDI
Gelir İdaresi Başkanlığı istisnadan nasıl yararlanılamayacağını bir örnekle anlattı. Buna göre, bir mükellef kiraya verdiği konuttan 120 bin lira kira geliri, tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş 180 bin lira iş yeri kira geliri ve 360 bin lira da ücret geliri elde etmiş olsun. Bu kişinin 2023 yılında elde ettiği toplam gelir 660 bin lirayı buluyor. 660 bin lira 2023 yılı için belirlenen 550 bin liralık sınırı aştığı için mükellef 120 bin liralık kira gelirini beyan ederken 21 bin liralık istisnadan yararlanamayacak.
DİLEKÇE İLE BİLDİRİLEBİLİR
Gayrimenkulden herhangi bir kira geliri elde edilmemesi ya da ilgili takvim yılı için belirlenen istisna tutarının altında gelir elde edilmesi halinde beyanname verilmeme gerekçesi bir dilekçe ile vergi dairesine bildirebilecek. Rehberde, dilekçe verme nedenleri, “İstisna altında kira geliri elde ettim (konut), kira geliri elde etmedim, gayrimenkulü sattım, kendim oturuyorum, usul (üstsoy), füru (altsoy) veya kardeşim oturuyor, beyan sınırı altında kira geliri elde ettim (iş yeri, diğer, hak)” olarak sıralandı.
KİRACILAR NASIL TESPİT EDİLDİ?
Maliye kira gelirlerinin tespiti ve doğru beyan edilmesini sağlamaya yönelik çalışma başlattı. 2023’te elde edilen gelirlerin beyanı için 1 Mart 2024 tarihinde gelir vergisinin beyan dönemi başlayacak. Martın sonuna kadar geçen yıl elde edilen gelirler için beyanda bulunulup vergisi ödenecek. Maliye de beyan ödeme dönemi öncesinde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü verileri ve TÜİK istatistiklerinden de yararlanarak potansiyel kiracılara ait adresleri tespit etti. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek geçtiğimiz günlerde tapu ve nüfus verilerinin incelenmesi sonucunda, kira geliri elde edebilme potansiyeline sahip yaklaşık 4.5 milyon konutun analiz edildiğini, kiralandığı tespit edilen adreslerde fiili tespitler yapılacağını söylemişti.
Kiracılardan elde edilen bilgiler, elektronik ortamda tutulacak bir tutanakla doğrudan Gelir İdaresi Başkanlığının sistemlerine aktarılıyor. Bu bilgiler, banka hesap verileri ve vergi beyanlarıyla karşılaştırılarak gerekli kontroller gerçekleştiriliyor. Potansiyel kiracıların tespit edilmesinin ardından mükellefleri gönüllü uyuma davet etmek üzere bilgilendirme mektupları gönderildi. Kiracı yoklaması yapıldı. Şimdi ulaşılamayan kiracılara belirli bir gün ve saat verilerek ödenen kiralara ilişkin görüşme mektubu bırakılıyor.
İNTERNETTEN DE DOLDURULABİLECEK
Gelir İdaresi Başkanlığı dün yaptığı duyuru ile de görüşme mektubu bırakılan kiracıların kira ödemelerine ilişkin bildirimlerini vergi dairesine gitmeden internetten yapabilmelerinin yolunu açtı. Kiracılar artık Dijital Vergi Dairesi uygulamasında yer alan Kira Bildirim Formu’nu doldurarak da bildirim yapabilecekler.
Kira Bildirim Formu; Dijital Vergi Dairesine (https://dijital.gib.gov.tr) kullanıcı bilgileri (kullanıcı kodu / T.C. kimlik numarası / vergi kimlik numarası) ve şifre veya e-Devlet şifresi ile giriş yapıldığında sol menüde en alt bölümde yer alıyor.
REHBERLİK EDİYORUZ
Maliye’nin uyguladığı bu yöntemle mükelleflere yardımcı olmak, rehberlik etme amacını taşıdığı belirtiliyor. Ev sahipleri eksik beyanname verdiğinde ya da hiç beyanname vermediğinde vergi cezaları ile karşı karşıya kalabiliyor. Kira Bildirim Formu’nun ilk sayfasında da, “Değerli mükellefimiz Kira Bildirim Formu’nu doldurarak kayıtdışı ekonomi ile mücadele edilmesine destek olabilirsiniz” ifadesi yer alıyor.
HANGİ SORULAR VAR?
Kira Bildirim Forumu’nda önce kiracının TC kimlik numarası, adı soyadı isteniyor. Mülk sahibine ilişkin gerçek-tüzel kişi, TC kimlik numarası ya da yabancı kimlik numarası talep ediliyor. Taşınmaza ilişkin bilgiler kısmında ise konut, işyeri ya da diğer seçeneklerinden birisi olup olmadığı soruluyor. Kiralama devam ediyor/Kiralama sona erdi bilgisi. kiralama tarihi, kira tutarı ve para birimi tek tek soruluyor. Ayrıca kira ücretinin yatırıldığı hesap bilgileri de isteniyor.
]]>“2023 YILINI 56.7 MİLYON ZİYARETÇİYLE KAPATTIK”
2023 yılında gerçekleşen ziyaretçi sayılarını değerlendiren Mehmet Nuri Ersoy, “2022 yılında 51.4 milyon ziyaretçiyle pandemi öncesi rakamları yakalamıştık. 2023 yılını da 56.7 milyon ziyaretçiyle kapattık. Artış oranı olarak baktığımızda yüzde 10’luk bir artış yakalamış olduk. Ziyaretçi sayılarını ülke bazında incelediğimizde ilk üç ülke arasında birinciliği Rusya Federasyonu 6.3 milyon ziyaretçiyle, ikinciliği 6.2 milyonla Alman ziyaretçiler, üçüncülüğü de 3.8 milyonluk rakamla İngiltere yani Birleşik Krallık’tan gelen ziyaretçiler elde etti.
“TURİST SEYAHAT İSTEĞİNDEN VAZGEÇMİYOR; ORTALAMA KALIŞ SÜRESİNİ AZALTIYOR”
Turistlerin ortalama kalış süresinin kısaldığını ancak bunun nedeninin pandemi döneminde turistlerin az ama uzun süreli tatil alışkanlıklarını terk ederek sık ama kısa süreli tatil alışkanlığına geri dönmeleri olduğunun altını çizen Mehmet Nuri Ersoy, “Ortalama kalış sürelerine baktığımızda ise 2022’de 10.3 gecelemeyle kapatmıştık, 2023’ü 9.8 gecelemeyle kapatıyoruz. Bu rakam aslında bizim 2019’daki pandemi öncesi kalış süresindeki rakamlara geri geldiğimizi görüyoruz. Turist seyahat isteğinden vazgeçmiyor, ama ortalama kalış süresinde azaltmalara gidebiliyor. Yani 14 gece kalacaksa 12 gece kalıyor, 12 gece kalacaksa 10 gece gibi ortalama kalış süresini azaltıyor ama seyahat isteğinden vazgeçmiyor” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE DOLAR BAZINDA YÜZDE 53’LÜK BİR PERFORMANS GÖSTERDİ”
2018’deki strateji değişikliğiyle deniz, kum, güneş turizm çalışmalarından vazgeçildiğini, ürün ve destinasyon çeşitliliği değişikliğine gidildiğini söyleyen Ersoy, “Haftasonu şehir kaçamakları gibi, uluslararası etkinlikler, sportif turnuvalar, festivaller gibi kısa süreli konaklamaları içeren ürünleri de piyasaya sürdüğümüz için bunların da olumlu sonuçlarıyla turist akışında artış sağladığımız için ortalama kalış süresine etkilerini görüyoruz. Sezonun 12 aya yayılmasının da etkisi var. Deniz, kum, güneşin yanına kış ürünlerini de ön plana çıkardığınız zaman insanlar yaza göre kışın daha kısa süre konaklama gerçekleştirdikleri için konaklamalarda bir gevşeme olabiliyor. Önümüzdeki dönemde de bu 9.8’lik gecelemenin bir parça daha aşağı ineceğini öngörüyoruz. Bu sağlıklı bir gelişme” diye konuştu.
Kişi başı gecelik harcamanın daha önemli olduğunun altını çizen Bakan Ersoy, “2017 yılında 65 rakamı ile gerçekleşmişti. 2022 yılında bu rakamın 89 dolara, geçtiğimiz yıl 2023 yılında ise, 99 dolara çıktığını görüyoruz. 2017 ile 2023 yılını karşılaştırdığımız zaman dolar bazında Türkiye yüzde 53’lük bir performans gösterdi. Geçen seneyle kıyasladığımızda da yüzde 12’lik bir artış yakaladığımızı görüyoruz. Kişi başı harcamalara da olumlu yansımaları oluyor. 2017’de 700 dolara kadar düşmüş olan kişi başı gelir, 2022’de 905 dolara, 2023’de 952 dolara çıktı. 2017 ile kıyasladığımızda yüzde 36, geçen yılla kıyasladığımızda yüzde 5’lik bir artış sözkonusu. Ortalama kalış süresi ne kadar uzar veya ne kadar azalırsa rakam da ona göre değişiklik gösteriyor” dedi.
“ÖNÜMÜZDEKİ SENE 60 MİLYON ZİYARETÇİ HEDEFLİYORUZ”
2023 yılında turizm gelirindeki yüzde 17’lik artışın altını çizen Ersoy, “Toplam gelirlere baktığımızda ise geçen yıl pandemide çok başarılı bir süreç yürüten Türkiye, 46.5 milyar dolar rekor bir gelir elde etmişti. 2023 yılı yani geçtiğimiz yıl 54.3 milyar dolar turizm geliri elde ederek, Türkiye yeni bir rekor gerçekleştirdi. Artış oranına baktığımız zamanda yüzde 17’lik bir artışla geçen seneye göre performansını gerçekleştirdi. 56.7 milyon ziyaretçi, 99 dolar kişi başı gecelik gelir ve 54.3 milyar dolar toplam gelirle 2023 turizmde rekor yıl oldu diyebiliriz” ifadelerini kullandı.
2023 yılındaki başarının 2024 yılında da devam edeceğini öngördüklerini ileten Mehmet Nuri Ersoy, “Ziyaretçi sayısı 2022 yılında, pandemi öncesi rakamlarla 51.4 milyona gelmişti. Bu yıl 56.7 milyonla ziyaretçi rekoru kırıldı, önümüzdeki sene 60 milyon ziyaretçi hedefliyoruz. Yine bizim için öncelikli olan kişi başı gecelik harcamalarda 2022 yılında 89 dolar, geçen yıl 99 dolar gibi bir rekor elde etmiştik. Burada da stratejimize uygun olarak 106 dolarlık kişi başı gecelik gelir bekliyoruz. Gelir olarak baktığımızda ise 46.5 milyar dolarlık 2022 rekorunu bu sene 54.3 milyar dolarla tazeledik. Önümüzdeki sene yeni bir rekorla 60 milyar dolar gelir hedefi hedefliyoruz. Orta vadeli programda (OVP) 59.6 milyar dolar gelir hedefi planlanmıştı. Orta vadeli programla uyumlu bir şekilde önümüzdeki sene 60 milyar dolar hedefliyoruz” diye konuştu.
“REKOR SAYIDA ARKEOLOJİK ÇALIŞMA YAPAN ÜLKE TÜRKİYE’DİR”
2024 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığının çalışmalarının başında arkeolojik çalışmalar olacağının altını çizen Bakan Ersoy, “Yıllık arkeolojik çalışma sayısını 2021’de 670 olan çalışma sayısını 2023’te 720’ye çıkardık. 2024’de ise bu rakamı 750’ye, 2026’da yıllık 800’e çıkarmayı planlıyoruz. Bu 720 sayısı yıllık çalışma olarak bakıldığında dünyada rekordur. Şu an da rekor sayıda yıllık bazda arkeolojik çalışma yapan ülke Türkiye’dir. 2019 yılında 144 kazı çalışmasına aktarılan kazı ödeneği 37.3 milyonken geçtiğimiz yıl bu rakamı 1.1 milyara çıkardık. Bütün bu çalışmalar sonucunda son 60 yılda yapılan kadar işlemi gelecek 4 yılda yapacağız. Bu çok hızlı kazacağız anlamına gelmiyor. Bu ne anlama geliyor? Kısa süreli kazı programlarının 12 aya yayılması, hocaların bir noktada kazı çalışması yaparken şimdi 10-15 bölgeye kadar kazı yapabiliyorlar. Tüm yıla yayarak bu süreci hızlandırmış oluyoruz” dedi.
]]>Ekonomik ürünlerin ve paketlerin yurt dışındaki fuarlarda satışında bir zorluk yaşamadığını ancak pahalı paketleri satmakta zorlandıklarını belirten Alkaya, “Bize sürekli ‘fiyatları indirin’ baskısı yapıyorlar. Hatta “fiyatı düşür, istersen kalitesiz hizmet ver” diyorlar. Ama biz bunu kabul edemeyiz. Marka değerimiz zarar görüyor. Biz bu markalar için yıllarımızı veriyoruz” dedi.

Zafer Alkaya
UCUZLUK ARIYORLAR
Gelirleri arttırmak için otellere sıkışmış turizm anlayışından kurtulmak zorunda olduğunu vurgulayan Alkaya, “Avrupa ucuzluk arıyor. Ruslar da öyle. Otelden başka bir yer görmeden gidiyorlar. Oysa Türkiye nadide bir açık hava müzesi. Turizmde sayı yerine niteliğe önem vermemiz gereken zamandayız” diye konuştu. Yerli turist ağırlığının son dönemlerde arttığını söyleyen Alkaya, “Geçen yıl bu oran yüzde 30’a çıktı. Yerli turistler otellerimize geliyor ama konaklama sayıları azaldı. Önceden 7 gün kalan artık 3-5 gün kalıyor. Yabancılarda da 14 günden 9 günlere düşme gibi bir durum var” dedi.
Yüksek harcama gücüne dikkan çeken Ali Şahin, golf bölgelerinin ve sahalarının artması ile golf turizminin de hızla büyüyeceğini söyledi.
GECELEME BAŞINA GELİR DAHA FAZLA
Bu yıl turizmde geçen yılın üstüne çıkılacağını anlatan Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Başkanı Kaan Kavaloğlu da özellikle Almanya ve İngiltere pazarında beklentilerin olumlu olduğunu söyledi.

Kaan Kavaloğlu
Benelüx gibi bazı pazarların fiyat düşüklüğünden dolayı Alanya’yı tercih ettiğini söyleyen Kavaloğlu, “Yüksek turizm geliri için golf, kongre, tenis ve bisiklete ağırlık vermeliyiz. Antalya kongre, toplantı ve golfte iyi gidiyor. Spor takımlarına ev sahipliği yapıyor. Çünkü konaklama adedi az olsa bile geceleme ücreti buralarda daha fazla gelir bırakıyor” dedi.

Türkiye’nin en iyi golf oyuncuları Cornelia Masters Golf Turnuvası kapsamında 3. kez bir araya gelerek yarışma fırsatı buldu.
1500 EURO’DAN BAŞLIYOR
Türkiye’nin turizmde gelirlerini arttırması için golf gibi alanlara artık çok daha fazla önem vermesi gerektiğini söyleyen Cornelia De Luxe Resort Genel Müdürü Ali Şahin, “Bu konuya sürekli vurgu yapıyoruz ama kişi başı harcamalara baktığımızda golf turizme ciddi bir katkı yapıyor. Belek bölgesine gelen her bir golf oyuncusu ortalama 1.500 Euro harcama yapıyor. Bu sahaların yoğun olduğu eylül-ekim ve mart-nisan gibi dönemlerde 3 bin Euro’ya kadar çıkıyor” dedi. Türkiye’nin golf turizmden şu an yılda 250 milyon Euro civarında bir gelir elde ettiğine değinen Ali Şahin, “Gelen turistlerin büyük çoğunluğunu İngilizler oluşturuyor, onları Almanlar ve Doğu Avrupa ülkeleri takip ediyor. Belek bölgesine yılda 130 civarında golfçu geliyor ve neredeyse tamamı yabancı. 2024 için beklentilerimiz çok yüksek” diye konuştu. Şahin, Türkiye’de şu anda 23 adet golf sahası bulunduğunu söyledi.

Ali Şahin
]]>Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) Başkanı Alp Önder Özpamukçu, “Tüketicilerin önemli bir bölümü ekonomik durgunluk yaşandığını düşünüyor ve harcamalarını ona göre şekillendiriyor. Marka sadakati düşüyor” derken; TOBB Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektör Meclis Başkanı Şeref Fayat ise, bu yıl bir önceki yıla kıyasla en az yüzde 20 oranında bir alt markaya kayışın yaşandığı tahmininde bulundu.

Şeref Fayat
HER GELİR GRUBUNDA VAR
Fayat, bu durumu “Her tüketicinin vazgeçtiği bir rakam vardır. Alacağınız ürün o rakamın üzerine çıktığı anda o parayı vermek istemezsiniz. Bu psikolojik bir şey. ‘Bir gömleğe, bir pantolona bu para verilmez’ noktasına gelirsiniz” sözleriyle ifade etti.
Bu durumun, fiyat artış hızının yüksek olduğu dönemlerde her gelir grubunda yaşandığını söyleyen Fayat, “Enflasyonist dönemlerde hep böyle olur, bir alt segmente kayış yaşanır. Hazır giyim de bundan ayrı değil. Dolayısıyla marka sadakatinin erozyona uğradığı, tüketicinin ‘bir alt markalarda neler varmış, bakayım’ dediği veya alışverişi ötelediği bir durum söz konusu. Bu bütün toplumda, her gelir grubunda var” dedi.
‘2024’TE DERİNLEŞİR’
Bu yıl ciroların enflasyon etkisiyle yüzde 100’ün üzerine çıktığı, satış adetlerinin ise bir önceki yıla kıyasla yüzde 5 küçüldüğü bilgisini veren Fayat, 2024’ün ilk çeyreğinden sonra iç piyasadaki daralmanın daha hızlı olacağı öngörüsünde bulundu. Fayat bu yüzden, marka sadakatindeki erozyonun gelecek sene derinleşerek süreceğine işaret etti: “Bu yıl ciroda eksilme yok ama adet bazlı satışlarda düşüş var. Yani daha az ürünü daha pahalıya almışız. Yeni yılın ilk aylarında ücret artışları refah artışı hissi verip harcamayı tetikleyecektir ama sıkı para politikası devam edeceği için ilk çeyrekten sonra iç piyasadaki daralmayı çok sert hissedeceğimizi düşünüyorum.”
EN HIZLI KOPUŞ TEMİZLİKTE
Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) Başkanı Ömer Düzgün ise vatandaşın, fiyatları artsa da temel gıdada kalite aramaya devam ettiği; markalı üründeki en fazla kopuşun temizlik ürünlerinde hissedildiği bilgisini verdi. Düzgün’ün aktardığına göre zincir marketlerden alışveriş yapan tüketicinin marka tercihi azalmadı ama markalı ürünler içinde daha az kaliteli bir markaya kayış oldu. Markalı ürünleri terk ettiği kategori ise deterjan, çeşitli toz ve sıvı temizleyiciler gibi temizlik ürünleri şeklindeydi.

Ömer Düzgün
‘BEĞENİRSE ESKİSİNE DÖNMÜYOR’
İstanbul Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakendeciler Derneği (İstanbul PERDER) Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Güzeldere, daha alt marka ürünlere şans veren tüketicinin, aldığı bu üründen memnun kaldıktan sonra eski alışkanlığı olan markaya dönmediğini, dolayısıyla markadan kopuşun kalıcı hale geldiğini söyledi. Benzer durumun market markalı ürünlerde de görüldüğünü; markalı ürünle market markalı ürünün fiyatı arasındaki makas genişleyince, talebin market markasına kaydığını kaydeden Güzeldere, “Örneğin bir bulaşık deterjanı 50 lira, aynı ürünün market markalısı 25 lira. Aradaki fark ne kadar büyükse markadan kopuş da o kadar hızlı oluyor. Dolayısıyla market markalı ürünlerin toplam ciro içindeki payı da artıyor” ifadelerine yer verdi.

Faruk Güzeldere
‘MÜDAVİMLER DAHA AZ GELİR OLDU’
Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD) Başkanı Kaya Demirer, marka kopuşlarının restoranlar için de geçerli olduğuna dikkat çekti. Artan girdi maliyetleri kadar fiyat artışı yapamadıkları bir dönem yaşandığını söyleyen Demirer, “İnsanlar sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için yine dışarı çıkıyor ama sürekli gittiği mekândan fiyat nedeniyle fedakârlık yapıyor. Bir alt segmente gidiyor. Dolayısıyla restoranların müdavimleri seyrekleşiyor. Gelenler de eskisinden daha az tüketim yapıyor” dedi.
]]>