İLK GİTAR TAHTA PARÇASINDAN
Ben 2-3 yaşındayken ev sahibimizle tartışmamıza neden olan şeylerden biri tencerelerle ritimler çalmammış. Köy düğünlerinde baterinin başına beni oturtmazlarsa düğün başlamazmış, ağlarmışım. 12 yaşlarımda eve gelirken komşumun duvarına yaslanmış bir dikdörtgen tahta parçası gördüm. Aldım, koşarak eve gittim. Tahtaya bir gitar çizdim ve gitar gövdesi çıkardım. Babamın olta takımından misinalarla da gitar teli yaptım. Uygun sesler vermese de seslerin arasındaki mesafeyi tanımama neden oldu. O ahşap gitarla da müziğe başlamış oldum. 14 yaşıma geldiğimde AVM’deki müzik marketin önüne gider gitarları imrenerek izlerdim. Yaz tatili gelince babamın restoranında çalışmaya başladım. Biraz para biriktirip dükkana gittim. İlk kez gerçek bir gitara dokunmuştum ama ücretin yarısı eksikti. Satıcıya söyledim, ‘biriktirikçe gel bırak tamamlanınca gitar senindir’ dedi. Okul çıkışı çalışmaya devam edip gitarın borcunu ödedim ve 3 ay sonra gitarıma kavuştum. Aldım sarıldım kırılır diye minibüse binmeye bile korkmuştum.
ENSTRÜMANSIZ ÇOCUKLUĞU BİLİRİM
Aslında elektro gitar istiyordum ancak klasik gitar alabilmiştim. Sonra bir müzik eğitim merkezinde ders almak istedim. Kaydımı yaptırdım. Ailemden aldığım harçlıklara hiç dokunmuyordum, yani simit paralarımı biriktirerek kurs parasını ödedim. Çocukluğumda bende eksik olan şeyleri şimdi vermeye çalışarak aslında çocukluğumu doyuruyorum. Bunun yanında sosyal medyada yaptığım duyurularla bir köşeye atılmış, kullanılmayan, kırılmış, arızalı enstrümanları toplayıp onarıyor ve çocuklara hediye ediyorum. Tabii bir simit karşılığında.
ENSTRÜMAN DESTEĞİNİ BÜYÜTMEK İSTİYORUM
Gitara ilk kez dokunduğunda ilgisini fark ettiğim bir öğrencime kendi gitarımı hediye etmiştim. O an içimde bir filiz yeşerdi ve böyle devam etmeye karar verdim. Yakında piyasaya çıkaracağım bestelerimin geliriyle çocuklara enstrüman alacağım. Bunu yazılı anlaşmalarla belirleyip ben öldükten sonra da bestelerimin geliri müzik öğrencilerine gitsin istiyorum.
‘YAPMAK’ İLE ‘YAP DEMEK’ ÇOK FARKLI
Bir öğrenciye bir şeyi ‘yaparak’ örnek olmak ile enstrüman çal demek çok farklı. Sınıfa elektro gitarla girip öğrencilerin sevdiği bir şarkıyı çalmak öğretme ve öğrenme sürecinde çok daha etkilli oluyor. Okulda öğrencilerimle grup müziği ve enstrümantal çalışmalar yapıyoruz. Müzik odasından hiç çıkmıyoruz. Onlar, sınıfta öğrencim, işten dönüşte yol arkadaşım, okul çıkışı beraber gittiğimiz spor salonunda antrenman arkadaşım, sahnede müzisyen dostum. Çünkü gençlerin parlak zekasını sanat spor ve bu ilgiyle birleştirirsek onlara en faydalı işi yapmış oluruz .Onların kalbini kazanmaya ve okulu sevdirmeye ihtiyacımız var. Bu nedenle yap demektense örnek oluyorum. Bir müzik grubumuz var, neredeyse hepimiz kıvırcık olduğumuz için grubun adını ‘Kıvırcık’ koymak istiyorum.
ANNEMİN ‘ESER’İYİM
Eğitim hayatı yarıda kalan annesinin, en önemli ilham kaynaklarından biri olduğunu söyleyen Çakarcı, 18 yaşında kendisine yapılan sürprizi de şöyle anlattı: “Babam yurt dışındayken anneme para gönderirmiş. 1988’de annem kimliğimi çıkardığı gün bankaya gidip 18 yaşıma geldiğimde çekebileceğim bir hesap açmış.
Üniversiteyi kazandığım gün bana ‘bankaya git sana hediyem var’ dedi. .Bankada 18 yıl boyunca benim için biriktirdiği ciddi miktar para vardı. O para üniversite eğitimime yardımcı oldu, babam da iflas etmişti. Annem okuyamamış ve hep buna üzülmüş. Bana “senin ismini Eser koymamın nedeni, okuyamamaktı. Seni güzel yetiştireyim bari bir ‘eserim’ olsun diyerek 18 yıl boyunca kendime harcamayıp sana biriktirdim” deyişini unutamam.
Bir açılışta PKK’lıların sabaha kadar “Kayserili faşist bakan ne işin var? burada” diye bağırdıklarını dile getiren Bakan Özhaseki, “50 sene önce duvarda gördüğüm bir afişten sonra ‘Bunlar ne istiyor?’ dedim. Nereyi bölmek istiyorlar ? Bu ülkenin içerisinde bir devlet mi kurmak istiyorlar. Ne yazık ki zaman içerisinde çukur eylemleri ile birlikte paçavralarını bayrak diye çekerek öz yönetim ilan ettik demek gafletinde bulundular. Ben o dönemde bakandım. O bölgelere ömrümde ilk defa gittim. Şırnak’a, Cizre’ye, Yüksekova’ya her tarafa gittim. Orada karşımdaki muhataplarımızın birçoğu da PKK’nın siyasi uzantılarıydı. Bir açılışta onlar karşımdayken emin olun şunları aynen yüzlerini söyledim. ‘Dün gece Cizre’ye geldim hizmet ediyorum. Su getirdim, kanalizasyonunuzu yapıyorum, PKK’ların yıktığı evleri yapıyorum ama bana sabaha küfür ettiniz. PKK’lılar sabaha kadar Kayserili faşist bakan ne işin var burada diye bağırdınız durdunuz bana. Evet Kayseriliyim, sünniyim, Türkmen çocuğuyum ama size hizmet ediyorum’ dedim. Siz bana ‘Faşist bakan burada ne işin var?’ derken birkaç kilometre ötede okyanus ötesinde gelmiş olan coniler var. 10 bin kilometreden gelmişler. ‘O conilere sorsanıza ne işiniz var? burada’ diye. ‘Amerikalılara sorsanıza ne işiniz var burada?’ diye. Milyarlarca harcıyorlar. Çocuklarınızın eline veriyorlar dağa gönderiyorlar. Sonra da kurşunlar bize dönüyor kardeşliğimiz bombalıyorlar. Asıl o kitapsızlara sorun ne işiniz var burada diye. Bunlar size eşiklik mi getirecek, özgürlük mü getirecek. Nereye gittiler de insanlık götürdüler, nereye gittiler de özgürlük getirdiler. Her gittikleri yere kan, bela, sel götürdüler. Cenabı Hakka şükürler olsun PKK’yı da, FETÖ’yü de, DHKP-C’yi de, IŞİD’i de toprağa gömdük bir daha çıkamayacaklar inşallah” şeklinde konuştu.
“DEPREM BÖLGESİNDE ŞUANA KADAR DAĞITTIĞIMIZ KONUT SAYISI 76 BİNİ BULDU”
6 Şubat depreminden etkilenen illerde yapılan konutlar teslim edilmeye devam ettiğini ve gece-gündüz çalıştıklarını kaydeden Bakan Özhaseki, “Bir taraftan da yerin altında depremsellik var. Ne yazık ki kural böyle konmuş. Biz ona kafa tutamayız. Onu bilerek hareket edip, uygun şekilde hal almaktan başka çaremiz yok. En son 6 Şubat’ta hatırlayın iki tane deprem. Tam 18 ilimiz etkilendi. 14 milyon insanımız da zarar gördü. 680 bin evimiz yıkıldı. 170 bin işyerimiz yerle bir oldu. Maddi hasar çok büyük. 100 milyar doların üzerinde. Toprağa verdiğimiz kardeşlerimizin sayısı 53 bin 500. Çok büyük bir acı. O günden beri çalışıyoruz. O asrın felaketi asrın dayanışmasına döndürdük. 100 binlerce ev yapıyoruz. Köylerimizde çelikten evlerde yapıyoruz. Şehirlerimizi merkezini ve altyapısını yapıyoruz. Şuana kadar dağıttığımız konut sayısı 76 bini buldu. Her ay 10-15 bin ev vermeye devam edeceğiz. Ama biz böyle çalışırken tam bin tane şantiyede 110 bin kişilik orduyla çalışıyoruz. 4 bin 333 köyümüzde çelikten evler yapıyoruz. Fakat muhalefet çıkmış hani nerede evler diyorlar. Kimi verdiniz heralde akrabalarınıza veriyorsunuz. Allah ıslah etsin bunları. Biz gece-gündüz çalışıyoruz. Nasrettin Hoca’ya demişler ki, hocam adam olmanın yolu nedir demişti evladım kulaktır. Nasıl oluyor hocam demişler. Demiş ki karşınızdaki konuşurken can kulağı ile dinleyeceksiniz ki ne diyor anlayabilesiniz. Birde ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun ki, adam olmayı öğrenin. Allah bizim muhalefete de kulak versin ne diyelim. Ama biz yolumuzdan şaşmayacağız. Biz hizmetten başka bir şey bilmeyiz. Allah’ın izniyle hizmet edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“KILIÇDAROĞLU HERKESİ KANDIRMIŞ; ANADOLU LİSANI İLE ‘KEKLEMİŞ’
Cumhurbaşkanlığı seçimine giderken iki tane ittifak olduğunu hatırlatan Bakan Özhaseki, “Birisi Cumhur İttifakı, öbürü de Millet İttifakı. Cumhur ittifakı tarafından sizim ortaklığımız net. Özümüz, sözümüz bir. Biz yerli, milliyiz. Bizim ezan, bayrak ve bu vatan bölünmez diye bir derdimiz var. Ne söylüyorsak özümüzdeki söylüyoruz. Fakat karşı tarafta bir ittifak vardı. Önce 6’lıyız diyorlardı bizde masanın altından PKK kafasını gösteriyor saklamayın diyorduk. Sonradan Kılıçdaroğlu herkesi kandırmış, Anadolu lisanı ile keklemiş. İçişleri Bakanlığını da, MİT’i de vermiş. 8 oldu ortaklık. Sonradan dünyanın en başarısız iki belediye başkanını da ortak aldılar 10 oldu. Şunu iyi bilelim bu 10 tane grubun hiçbir şekilde görüşleri birbirine benzemez. Sosyal olaylara, siyasi meselelere bakışları, askeri noktalardaki görüşleri aynı değil benzemezler çetesi gibiler. Fakat bir araya gelmişler tek şey istiyorlar. Cumhur İttifakı, Recep Tayyip Erdoğan gitsin ne olursa olsun. Bunun dışında söyledikleri hiçbir şey yoktu. Aslında birbirlerini sevmezler. Birisi bir gün olsun diğerini özleyip te yanına çay içmeye bile gitmemişler. Hani şair diyor ya, hadi gel şu Süleymaniye’yi yıkalım desem iki kazma kürek iki de ırgat gerek. Hadi gel yeniden yapalım desem önce bir Sinan sonradan da Süleyman gerek. Yapmak zor iş yapmaktan gerçekten zor. Ama çok şükür Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde gece gündüz demeden çalışıyoruz” dedi.
]]>Birçok kişinin hayalini kurarken bile zorlandığı giysilere, otomobillere, takılara sahipler. Her biri küçük birer servet değerindeki bu eşyalara kolayca sahip oldukları için de açıkçası her zaman değerini bilmiyorlar.

ÜNLÜ FUTBOLCUNUN KIZININ PAHALI OYUNCAKLARI
İşte bunun son örneklerinden birini de futbolcu Riyad Mahrez’in karısı Taylor Ward sergiledi. Toplamda 10 bin sterlin değerindeki marka çantalarını, giyinme odasında durdukları raftan aldı ve 19 aylık kızına oynaması için verdi.
26 yaşındaki Taylor Ward, küçük kızı Mila huysuzlanınca onu oyalamaya çalıştı. Ama bunu başaramayınca, milyonluk giysi ve aksesuarlarının bulunduğu giyinme odasına girdi ve oradan üç tane el çantası aldı.
Her biri ünlü modacıların imzasını taşıyan bu çantaları da Mila’yı oyalamak için oyuncak olarak küçük kızına verdi.

ÇANTALARIN MADDİ DEĞERİ ÇOK YÜKSEK
Taylor Ward’ın kızına verdiği bu çantalardan biri Chanel, diğer ikisi Louis Vuitton tasarımı. Toplam değerleri ise en az 10 bin sterlinin üzerinde.
Ward kızına çantaları verdikten sonra ona “Sen çantalarla oynamayı seversin. Haydi gel bunları yere koyalım, böylece sen de oynayabilirsin” dedi.
Bütün bunlar, Taylor Ward’ın kamera karşısına geçtiği Married to the Game adlı reality şov’un kameraları karşısında ve izleyicilerin gözleri önünde gerçekleşti.

GEÇEN YIL GÖSTERİŞLİ BİR DÜĞÜN YAPTILAR
Riyad Mahrez ile Taylor Ward bir süre önce de düğünleri ile gündeme gelmişti. Mutlu çift, geçen yılın eylül ayında bir düğünle hayatlarını birleştirdi. Aslında nikahlarını ondan bir buçuk yıl önce kıyar çift, böylece evliliklerini iki kez kutlamış oldu.
Törene çiftin birlikteliğinden dünyaya gelen küçük kızları ile damadın eski evliliğinden doğan çocukları da özenle hazırlanmış giysileri içinde katıldı.
Damat Riyad Mahrez, koyu renkli klasik bir takım elbise tercih ederken gelin Taylor Ward ise sade ama çok şık bir gelinlik giydi.
Warnd’un, bazı bölümleri şeffaf olan gelinliğinin en çok dikkat çeken ayrıntısı ise sol yanındaki derin yırtmacıydı. Mutlu gelin görünümünü yüksek topuklu ve bilekten bağlamalı ayakkabılarla tamamladı.
Çiftin mutluluğuna ortak olan üç çocuktan ikisi Riyad’ın ilk evliliğinden dünyaya gelen çocuklarıydı. En küçükleri Mia ise Riyad ile Taylor’ın ortak çocuğu.

EN İYİ ARKADAŞINIZLA EVLENİN
Taylor Ward, Instagram sayfasından yaptığı paylaşımda “En iyi arkadaşınızla evlenin” mesajıyla takipçilerine seslendi.
Real Housewiwes of Cheshire adlı reality şovla adını duyuran Dawn Ward’ın kızı olan Taylor, düğün gününü “hayatının en mükemmel günü” olarak tanımladı. Gelinin annesi de damat da ünlü olunca, hatta gelin Taylor da model olarak tanınmış bir isim olunca yeni evli çifte gösteri dünyasının ünlülerinden de kutlama mesajları yağdı.
Taylor Ward ile Riyad Mahrez 2022 yılının ocak ayında nikahlarını kıymıştı. Bu şekilde de birlikteliklerini resmileştirmiş oldular. Sonra da sıra önceki gün gerçekleşen düğüne geldi.
Bu arada gelin Taylor Wood evlilik töreninde Fransa’da dünyaya gelen ama aile kökleri Cezayir ve Fas’a dayanan Mahrez’e bir sürpriz yaptı. Onunla evlenmek isteğiyle ilgili soruya Arapça onay kelimesiyle karşılık verdi.

2021 YILINDA NİŞANLANDILAR: Riyad Mahrez ile Taylor Warnd nişanlarını 2021 yılının temmuz ayında ilan etti. Genç futbolcu sevgilisine evlenme teklif ederken de 400 bin dolarlık bir yüzük verdi.

LÜKS TATİLDE EVLİLİK TEKLİFİ
Evlilik teklifi ise çiftin çıktığı lüks Mykonos tatilinde geldi. O mutlu anlara çiftin aileleri ve arkadaşları da tanıklık etti.
Bu arada o döneme kadar İngiltere’nin Manchester United takımında top koşturan Mahrez sevgilisine evlilik tekili etmeden bir ay önce Suudi Arabistan’ın Al Ahli takımına 30 milyon euro karşılığında transfer olmuştu.
Bu,Taylor Ward’un ilk, Ryad Mahrez’in isi ikinci evliliği Mahrez daha örce Rita Johal ile evliydi .Bu evlilikten de iki tane çocuk sahibi oldu eski çift.
Mahrez’in eski eşi Rita, futbolcunun Manchester United takımına transfer olmasının evliliklerini olumsuz etkilediğini söylemişti.
]]>‘NATO’DA EZBER BOZDUK’
İlk robotun üzerinden 30 yıl geçti. Altınay Savunma Teknolojileri (AST) Yönetim Kurulu Başkanı Altınay, geçtiğimiz günlerde teknoloji üretiminde nereden nereye geldiklerini anlatmak üzere gazetecilerle bir araya geldi. “O robotun başarısı hem bizim hem de Türkiye’deki teknoparkların önünü açtı” dedi.
Verdiği bilgilere göre, AST bugün sadece TSK’ya değil NATO dahil yurtdışında pek çok ülkeye savunma sanayi teknolojileri satıyor. Şirket için ikinci eşik 2006’da NATO kapsamındaki bir projenin ve MAAT (Mühimmat Ayırma ve Ayıklama Tesisi) projesinin çözüm ortağını almak olmuş. Altınay şöyle anlattı: “TSK’nın elinde bir şekilde ömrünü tamamlamış mühimmatların sökülmesini, ayırma ve ayrıştırmasını sağlayan bir projeydi. Roketsan’ın liderliği altında ilk kez bu mühimmatları insansız olarak sökecek proje hazırladık. Dünyada o dönemde bu nitelikte bir tesis yoktu. NATO ‘nasıl olacak’ dedi, yaptık. Sonra NATO’da belgelendi.”
Altınay, denizaltını da dahil edecekleri geniş bir kapsama alanı için üretim yaptıklarını söylerken, iki önemli iştirakten bahsetti. Bunlardan biri DASAL Havacılık Teknolojileri. Bu şirkete 2020’de ortak oldu. DASAL döner kanatlı hava platformları üretiyor. Dikey iniş kalkış yapabilen, döner kanatlı insansız hava araçları geliştiriyor.
MİLGEM’E KUŞ KAPANI
Diğer şirket ise TAAC. Altınay’ın verdiği bilgilere göre, bu şirket de kara, hava ve deniz platformlarına yönelik kritik alt sistemler geliştiriyor: “Milgem 5 Gemisi’nin üzerindeki helikopter yakalama ve transfer sistemini biz entegre ettik. Bu sistem Kanada’dan alınıyordu. Ama Karabağ Savaşı’ndan dolayı Kanada’dan ambargo yemiştik. Biz sistemi yerlileştirip, kalifiye ederek gemiye entegre ettik. Kabul faaliyetini tamamladık. Sisteme de Kuş Kapanı adını verdik. Kuş Kapanı, her türlü hava şartında helikopterin gemiye inebilmesi ve kalkış yapabilmesini sağlıyor.”
HEDEF 100-500 MİLYON DOLAR BANDI
Peki AST’nin hedefinde ne var? Altınay şöyle dedi: “Savunma endüstrisini bir üçgen olarak görebiliriz. Üçgenin orta kısmındaki bantta 100-500 milyon proje bütçeli şirketler var ve olacaklar diyebiliriz. Üretim yeteneğine sahip olan şirketler bunlar. Biz de bu bölgeye adayız.”
YAKINDA GÜNDELİK İŞLER İÇİN ROBOT ALACAĞIZ
Hakan Altınay’ın verdiği bilgilere göre, 1994’te dünyada 40 bin adet robot satılmıştı. Bugün sadece Türkiye, yılda 4 bin adet robot ithal ediyor. Bunlar daha çok endüstriyel robotlar ve dünyada stok 10 milyonun üzerinde. Altınay, “Bugün robot dünyası endüstri, hizmet ve savunma olmak üzere üç alanda sınıflandırılıyor. Her yıl milyonların üzerinde yeni hizmet robotu kullanımı geleceğine doğru gidiyoruz. Yakın bir gelecekte 8-10 çamaşır makinesi fiyatına, insanımsı robotları satın alabildiğimiz bir dünyayla karşı karşıya kalacağız. Bu robotları gündelik işlerimizde görevlendireceğiz. Örneğin; eczaneden bana bu ilacı al gel diyeceksiniz ve size alıp getirecek” dedi.
‘HALKA ARZ İÇİN BAŞVURDUK’
Üretimini Gebze Şekerpınar’da yapan AST, yakın zamanda halka açılmayı planlıyor. Başvurularını yaptıklarını, değerlendirmeleri beklediklerini söyleyen Hakan Altınay, şöyle konuştu: “2000 yılların başlarına kadar yurtdışına gidip döndüğümde her zaman üzülürek döner; neden biz büyük projeleri milli hedeflerimiz olarak yapamıyoruz diye düşünürdüm. ABD teknolojisinin geleceğe yönelik ipuçlarını veren kişi Elon Musk. Amerika’da stratejik açıdan seçilmiş kişi. Türkiye’de de Elon Musk’lar var. Ben insan yetiştirmek için yola çıktım. 30 yıldır gerçek bir teknoloji üreticisiyiz. Biz aslında halka arza gitmiyoruz; milletimizle paylaşmaya gidiyoruz.”
]]>