Lala Paşa Camii avlusunda toplanan sağlık çalışanları yaptıkları kısa yürüyüşün ardından Yakutiye Medresesi önünde basın açıklaması yaptı.
Atatürk üniversitesi Araştırma Hastanesi Çocuk psikiyatri Asistan Doktoru Özgür Esmeray burada yaptığı açıklamada, “7 Ekim’den bu yana 55 haftadır Gazze için sürekli meydanlardayız, sokaklardayız yürüyüşler yapıyoruz sesimizi duyurmaya çalışıyoruz” dedi.
“Selam olsun canlarıyla, kanlarıyla vatanlarında kalmanın ve özgürlüğün bedelini ödeyen izzet sahibi, Gazze Halkına! Selam olsun şehadet rüyasıyla, ölüm pahasına mesleklerinden vazgeçmeyen Gazze’nin şeref ve haysiyet timsali hekim ve sağlık çalışanlarına! Selam olsun zulme karşı elinden ve dilinden geleni esirgemeyen, kararlılıkla protestolara ve boykota devam eden vicdanlı insanlara” diye konuşmasına başlayan Özgür Esmeray, “Gazze’deki dehşet verici ablukanın 421. gününde, sessiz yürüyüşümüzün 55. haftasında bildirimizi okumak için toplanmış bulunuyoruz. Dostlarım, Bizler uzun zamandır ayaktayız, Arakandaki Müslümanların başına gelenleri duyduk ayağa kalktık, mitingler yaptık. Doğu Türkistan’da Müslümanların başının derde girdiğini duyduk, oradaki problemlerin arttığını öğrendik yine ayağa kalktık protestolar, yürüyüşler yaptık, Hindistan’daki müslümanların başına gelenleri duyduk onlar için mitingler yaptık, onlar için yürüyüşler yaptık, Filistin ve Kudüs için farklı zamanlarda yine ayaktaydık yine yürüyüşler yapıyorduk, yine mitingler yapıyorduk, hatırlayın yakın geçmişte de Bosna’da yapılan zulümler için abilerimiz ablalarımız ayaktaydı. 7 Ekimden bu yana ise Gazze için sürekli meydanlardayız, sokaklardayız yürüyüşler yapıyoruz sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Bazıları soruyor ne işe yaradı bu yaptıklarınız, siz bunları yapınca zalim zulmünü mü bıraktı. Yoksa sloganlarınız füzeleri mi durdurdu. Kesinlikle ama kesinlikle çok işe yaradı dostlarım. Bizler ülkemizi yönetenlere dedik ki bizim yüreğimiz orada, yine bizler dünyaya dedik ki sizler insanları insanlığından uzaklaştırmaya çalışıyorsunuz ama biz onlardan değiliz ve olmayacağız, bizler başkasının dertleriyle dertlenen insanlarız dedik. Ama her şeyden ve hepsinden önemlisi bizler kalbimizi koruduk dostlarım, biz duyduğumuz zülme sessiz kalmadık eğer kalsaydık kabul edecek ve diri olan yüreğimizi ölüme terk edecektik. Kalbimizi korumanın yolu ayakta olmaktan, sessiz kalmamaktan geçiyor” diye konuştu.
Memleketin dört bir yanında görev yapan hekim ve sağlık çalışanları olarak Gazze’deki sağlık krizini bir yılı aşkın bir süredir, büyük bir endişe ve öfke ile takip ettiklerini belirten Özgür Esmeray açıklamasını şöyle sürdürdü; “Sahada çalışan gazetecilerden, Gazzeli meslektaşlarımızdan, insani ve uluslararası yardım çalışmaları yapan kuruluş ve organizasyonlardan bize ulaşan bilgiler; durumun vehametini tüm açıklığıyla gözler önüne sermektedir. Gazze’deki ablukanın; insani yardım girişi ve dağıtımına engel olduğuna, yardım ekipleri ve su kaynaklarına yönelik yoğun saldırılarla birlikte kasten organize edilmiş bir kıtlığa sebep olduğuna tanık olmaktayız. Şu anda nüfusun yüzde 96’sı giderek artan gıda güvensizliği ile karşı karşıyadır. Gazze’nin her yerinde; insansız hava araçlarıyla, keskin nişancılarla, hava ve kara bombardımanıyla; sivil çocuklara, kadınlara ve erkeklere yönelik katliamlar gerçekleştirilmektedir. %90’ı sivil olmak üzere 50.000’den fazla insan İsrail saldırılarında katledildi. Yerleşim alanlarının kasıtlı olarak yok edildiğine şahit olduk. 400 günü aşkın süredir evlerinden sürülen, güvencesiz şartlar altında yaşamaya zorlanan kardeşlerimizin mazlumluğuna şahit olmaktayız. Ne yazık ki Gazze’de işlenen suçlar bunlarla da bitmemektedir; Gazze’de sağlık sistemi kasıtlı olarak yok edilmekte. Yasadışı abluka; tıbbi ekipman ve ilaçların tedarikini engellemektedir. Gazzeli meslektaşlarımıza yardım etmek isteyen uluslararası tıbbi ve cerrahi ekipler bölgeye ulaşamamaktadır. Sivillere ve sivil altyapıya yönelik saldırılar, bilhassa sağlık tesislerini hedef almaktadır. Sağlık hizmeti veren yapıların yüzde 89’u çalışamaz hale getirilmiş, Sağlık çalışanlarından 1015’i öldürülmüş, 300’ü gözaltına alınmıştır. Bu anlamda, soykırımın sonuçlarının önlenmesi ve iyileştirilmesinde; sağlık sisteminin, hastanelerin ve sağlık profesyonellerinin rolü büyük önem arz etmektedir. Sağlık çalışanları ve sağlığı koruyanlar olarak bizim için değerlerimiz, en az teknik becerilerimiz kadar önemlidir. Bu soykırıma seyirci kalacak değiliz! Bu nedenle memleketimizin her tarafından yükselen seslerimizi; sivillerin hedef alınmadığı, güvenli şartlarda çalışabilmeyi talep eden Gazzeli meslektaşlarımızın sesleriyle birleştiriyoruz. Bizler tüm toplumların ve devletlerin üzerine düşen görevi yapacağına inanıyor; herkesi bu apaçık zulme karşı elinden, dilinden gelen her şeyi yapmaya ve boykota davet ediyoruz.”
Basın açıklamasının ardından yapılan duanın ardından protesto yürüyüşü sona erdi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kazakistan, Suriye krizine çözüm bulmak amacıyla 2017 yılında başlatılan Astana süreci toplantılarına ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Toplantı kapsamında garantör ülkeler, Türkiye, Rusya ve İran heyetleri ile Suriye rejimi ve muhalefet temsilcileri arasındaki görüşmeler dün başlarken, bugün ise toplantının ana oturumu yapıldı. Oturumda Kazakistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Alibek Bakayev, toplantının sonuç bildirisini okudu.
Garantör ülkeler, uluslararası topluma Gazze’ye engelsiz insani erişim sağlama çağrısı yaptı
Bildiride, Astana süreci garantörleri İran, Rusya ve Türkiye’nin İsrail’in Gazze’de devam eden katliamları ve suç teşkil eden saldırılarının yanı sıra Lübnan ve Batı Şeria’daki saldırganlığını şiddetle kınadığı ve derin endişe duyduğu belirtilerek, “(Garantör ülkeler) Başta BM Güvenlik Konseyi olmak üzere uluslararası topluma acil ve kalıcı ateşkes ve Gazze’ye engelsiz insani erişimi sağlanması çağrısı yaptı” ifadeleri kullanıldı.
Bildiride, “(Garantör ülkeler) Lübnan’da acil ateşkes çağrısında bulunmuşlar, BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 Sayılı Kararının (2006) uygulanmasının altını çizmişler ve toplu sivil ölümlerin yanı sıra büyük çaplı altyapı yıkımına uğrayan Lübnan’a acil insani yardım ulaştırılmasının lüzumunu vurgulamışlardır. İsrail silahlı kuvvetleri tarafından UNIFIL’in kasıtlı olarak hedef alınmasına dair büyük kaygılarını dile getirmişlerdir” denildi.
Garantör ülkeler Türkiye, Rusya ve İran’ın BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), BM kuruluşları ve tüm insani yardım kuruluşlarının, Lübnan’daki çatışmaların tırmanmasının ardından Lübnan’dan Suriye’ye geçmek zorunda kalanlara yönelik acil müdahale tedbirleri geliştirmesi gerektiğini vurguladığı aktarılan bildiride, “(Garantör ülkeler) İsrail’in Suriye’deki tüm askeri saldırılarını kınadı. Bu eylemlerin uluslararası hukuku, uluslararası insancıl hukuku, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini, bölgedeki istikrarı bozduğunu ve gerilimi tırmandırdığını kabul etmiş, bu saldırılara son verilmesi çağrısında bulundu” denildi.
Bildiride, Türkiye, Rusya ve İran’ın, Suriye’nin egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün yanı sıra BM Şartı’nın hedef ve ilkelerine olan sarsılmaz bağlılıklarını teyit ettikleri kaydedildi.
Bildiride, “(Garantör ülkeler) Terörle mücadele, Suriyelilerin BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin katılımıyla Suriyelilerin güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde geri dönmeleri için uygun koşullar oluşturmak, siyasi süreci yoğunlaştırmak ve tüm Suriyelilere engelsiz insani yardım akışını sağlamak amacıyla Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkilerin karşılıklı saygı, iyi niyet ve iyi komşuluk temelinde yeniden tesis etmeye yönelik çabaların önemini vurguladı” ifadeleri kullanıldı.
Bildiride, “(Garantör ülkeler) Terörizmin tüm şekil ve tezahürleriyle mücadele etme ve Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünü zayıflatan ve sınır ötesi saldırılar ve sızmalar dahil olmak üzere, komşu ülkelerin milli güvenliğini tehdit eden ayrılıkçı gündemlere karşı durma konularında birlikte çalışmaya devam etme yönündeki kararlılıklarını ifade etmişlerdir. 23 Ekim 2024 tarihinde Ankara’da TUSAŞ binasına yönelik gerçekleştirilen saldırı dahil olmak üzere, terörist grupların eylemlerini ve Suriye’nin muhtelif bölgelerinde, farklı isimlerle faaliyet gösteren ve sivil tesisleri hedef alarak sivil kayıplara neden olan terörist grupları kınamışlardır. Suriye’nin kuzeyine dair alınan tüm kararların bütünüyle tatbik edilmesinin lüzumuna dikkat çekmişlerdir” denildi.
Garantör ülkelerin, İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ndeki (İGAB) üçüncü taraflarca durumu daha da istikrarsızlaştırabilecek her türlü yıkıcı faaliyetin önlenmesinin önemini vurguladığı kaydedilen bildiride, “(Garantör ülkeler) Suriye’nin kuzeydoğusundaki durumu kınadı ve bölgede kalıcı güvenlik ve istikrarın ancak bu ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunması temelinde elde edilebileceğin konusunda mutabık kaldı. Suriye’ye ait olması gereken petrol ve diğer kaynakların devam eden yasadışı ele koyma ve transferini reddettiklerini yineledi. Bu unsurların ve tek taraflı yaptırımların Suriye’deki ekonomik durumu olumsuz etkilediğini vurguladı. Terör destekçisi ülkelerin, Suriye devletinin birliğine zarar veren eylemlerini kınadılar” denildi.
Bildiride, Rusya, Türkiye ve İran’ın 23. tur Astana görüşmelerinin 2025 yılının ilk yarısında yapılmasına karar verdikleri belirtildi.
BM ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi temsilcilerinin yer aldığı görüşmelere gözlemci olarak Ürdün, Irak ve Lübnan heyetleri de katıldı. 21. tur Astana görüşmeleri, bu yılın ocak ayında yapılmıştı. – ASTANA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, ” Gazze, insanlık tarihinin dönüm noktalarından birisidir. İddialı bir şekilde söylüyorum ki bundan sonra ne uluslararası sistem eskisi gibi devam edecek ne İsrail bu şekilde saldırganlıklarını sürdürebilecek ne de Filistin davası bu haliyle devam edecektir. Filistin davası için yeni bir dönem başlamıştır. İsrail için de yeni bir dönem başlamıştır ama hepsinden önemlisi dünya için yeni bir dönemin kurulması artık kaçınılmaz olarak ihtiyaç haline gelmiştir” dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş İzmir programı kapsamında Ege Üniversitesi Rektörlüğünü ziyaret etti. İzmir Valisi Süleyman Elban ve AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı ile birlikte geldiği ziyarette Rektör Prof. Dr. Necdet Budak tarafından karşılandı. Kurtulmuş, ziyaretin ardından, Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezi’nde yapılan Ege Üniversitesi 2024-2025 Akademik Yılı Açılış Törenine katıldı. Törende, Vali Süleyman Elban, Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, İzmir Emniyet Müdürü Celal Sel, AK Parti İzmir MilletvekiliCeyda Bölünmez Çankırı ve AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı da yer aldı. Törende konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Üniversiteler Türkiye’nin geleceğinin teminatı olan yerlerdir. Üniversitelerimiz Türkiye’nin gelişmesinin, kalkınmasının, daha ileriye gitmesinin, dünyayla yarışabilmesinin en önemli merkezlerinden birisidir. İzmir’de Ege Üniversitesi de gerçekten Türkiye’de bilim hayatının öncülerinden olmuş. Cumhuriyetimizin ilk asrını geride bıraktık. Nice zor, fırtınalı günleri geride bıraktık. Bu kadar zorluktan nasıl çıktık buraya geldik derseniz, üç anahtar kelimeyi ifade etmek isterim. Bunlardan biri milli birlik ve beraberliktir. Bir diğerinin demokratik uzlaşma kültürü olduğunu ifade etmek isterim. Bir diğeri ise kalkınmacılıktır. Türkiye en zor şartlarda bile hep karşısına bir hedef olarak ‘Kalkınmacılığı’ koymuştur” dedi.
Türkiye’nin bugün sahip olduğu muazzam potansiyeliyle, önünde kendisini bekleyen fevkalade imkan ve fırsatlarla yeni dünya düzeninin kurulmasında etkili ülkelerden birisi olmaya aday olduğunu söyleyen Numan Kurtulmuş, “Bugün Türkiye’de 209 üniversitemiz var, 7,5 milyon evladımız bu üniversitelerde eğitim alıyor. Sayıları artık 10 binlerle ifade edilen bir öğretim üyesi kadrosuna sahibiz. Bu Türkiye için büyük bir gelişmedir” dedi.
‘TÜRKİYE’NİN ÇOK KUTUPLULUĞUN NİMETLERİNDEN İSTİFADE EDECEĞİ DÖNEM OLACAK’
Türkiye’nin hava alanında bir tane araç üretemezken bugün milli savunma sanayisinde dünyanın sayılı ülkelerinden biri olduğuna dikkat çeken Kurtulmuş, “Piyade tüfeğinin kurşununu üretemeyen bir Türkiye’den hayranlıkla izlendiği bir konuma gelinmiştir. Dolayısıyla bu kadar büyük imkan ve fırsatları olan Türkiye için önümüzdeki dönem, çok kutupluluğun nimetlerinden istifade edeceği bir dönem olacak. Bu süre içerisinde hem siyaset hem de akademi dünyamızın en önemli sorumluluklarından birisi yeni oluşacak dünya sisteminin insani, hakkaniyetli ve adil bir şekilde oluşması için fikir üretmek ve teklifleri ortaya sunmaktır. Bugün dünya, iklim değişikliklerinden çatışmalara, işgallere, küresel ölçekte dünyanın her tarafını ilgilendiren göçmen krizlerinden, yabancı düşmanlığına, İslam karşıtlığına kadar, çok alanda, yoğun problemlerle boğuşmaktadır. Bu süreç içerisinde bütün sorunlarla ilgili küresel bir kurum mevcuttur. Dünyada açlığı, kıtlığı önlemek için FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) diye bir kuruluş vardır ama maalesef sadece kağıt üzerinde bir kuruluştur. Dünyada göçmen meselesini halletmek için Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) diye bir kuruluş var ama bu kurum dünyadaki göçmen meselesini halledebilecek en ufak bir imkana sahip değildir. İklim krizleriyle ilgili anlaşmalar, organizasyonlar vardır ama hiçbir sorun neredeyse ele alınamamaktadır. Ayrıca dünyada barışın sağlanması için Birleşmiş Milletler diye kocaman bir bina ve o Birleşmiş Milletler’in içerisinde muhteşem bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi vardır. Fakat Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir çatışmayı önleyememektedir. Ayrıca bu çatışma bölgelerine gitsinler diye birtakım Birleşmiş Milletler Barış Gücü misyonları vardır. Bunların da çoğu hemen hemen işlevsiz, kontrolsüz bir hale gelmiştir. Uluslararası Adalet Divanı vardır. En son İsrail’in Gazze’de yapmış olduğu soykırım Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından Uluslararası Adalet Divanı’na taşındı. Türkiye olarak biz de o davaya müdahiliz. Oradan İsrail aleyhine birtakım kararlar çıkmasına rağmen uygulanabildi mi? Bütün bu kurumların hemen hepsi maalesef uygulamalarında başarısız olan, işlevleri ortadan kalkmış birtakım kurumlar haline gelmiştir” diye konuştu.
‘ULUSLARARASI KURUMLARIN BAŞARILI OLMALARI İÇİN MEŞRUİYET SAHİBİ OLMALARI GEREKİR’
Uluslararası kurumların başarılı bir şekilde devam edebilmeleri için üç tane temel şartı yerine getirmeleri gerektiğini söyleyen Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Bunlardan birincisi kendi alanlarında istikrarlı bir şekilde faaliyetlerini sürdürmeleri. İkincisiyse meşruiyet sahibi olmalarıdır. Herkese eşit davranan, herkese karşı adil davranan bir meşruiyet içerisinde hareket etmeleridir. Üçüncüsüyse etki alanlarındaki insanlara, bütün insanlığa güvence sunabilmeleridir. Bu kurumlardan hangisi istikrarlıdır? Hangisinin meşruiyeti vardır? Hangisinin insanoğluna herhangi bir güvence verdiği görülmüştür? Gazze, insanlık tarihinin dönüm noktalarından birisidir. İddialı bir şekilde söylüyorum ki bundan sonra ne uluslararası sistem eskisi gibi devam edecek ne İsrail bu şekilde saldırganlıklarını sürdürebilecek ne de Filistin davası bu haliyle devam edecektir. Filistin davası için yeni bir dönem başlamıştır. İsrail için de yeni bir dönem başlamıştır ama hepsinden önemlisi dünya için yeni bir dönemin kurulması artık kaçınılmaz olarak ihtiyaç haline gelmiştir. 7 Ekim’de İsrail’in yoğun saldırılarından sonra, 14-15 uluslararası toplantıya katıldım. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim; başlangıçta ülkelerin bir kısmı İsrail’den daha fazla İsrail’i savunurken; şimdi bu soykırım, bu insanlık suçları, bardağı taşırmış olan bu katliamlar hiç kimsenin savunamayacağı bir noktaya geldi. Cumhurbaşkanımız bütün bunları uluslararası platformlarda söylerken belki çok fazla taraftar bulmuyordu ama 14 ay sonunda geldiğimiz noktada bizim açıktan söylediklerimiz karşısında takdirlerini ve tebriklerini ifade ediyorlar.”
‘HAKLININ HAKKININ ALINDIĞI BİR BAKIŞ AÇISININ ORTAYA KONULMASI LAZIM’
Katıldığı uluslararası bir oturuma değinen Kurtulmuş, “İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliğinin askıya alınmasının konuşulma hakkı gelmiştir’ dedim. Ancak Türkiye’nin temsilcisi bunu söyleyebilir. Ancak böylesine büyük bir antiemperyalist mücadelenin içinden geçen bir milletin evladı bunu söyleyebilir. Çoğu bizatihi toplandıktan sonra geldiler, tebrik ettiler. Dünyada yeni bir sistemin kurulmasının vakti gelmiştir. Türkiye öncü olacak ülkelerden birisidir. Türkiye’nin siyaseti ve akademisi bu konuda hayati tarihi rolü oynayacak. Yeni bir dünya sistemi kurulacaksa dört tane temel noktayı ifade etmek istiyorum. Yeni bir dünya kurulacaksa şu andaki sistemin en temel yanılgılarından birisi olan güçlünün hakkını almak üzere kurulmuş olan bu uluslararası sistemin kodlarından mutlaka uzaklaşmak hatta bu konuları tamamen silmek, haklının hakkının alındığı ve teslim edildiği bir bakış açısının ortaya konulması lazım. Filistinlilere İsraillilerin yapmış olduğunun milyonda birini Filistin yapsaydı bütün dünya başlarına yıkılırdı. Çünkü öteki adamın İsrail hükümetine destekleri vardı. Gazze’de çok insan öldü. Hepimiz her gün seyrettiklerimizde, duyduklarımızda, haber aldıklarımızda kahroluyoruz. Artık sözün bittiği yer. Bugünkü küresel sistemin ikinci temel yanılgısı, dünya sistemini kuranlar sadece dünyayı değil bütün kainatı babalarının malı gibi görürler” dedi.
‘DÜNYA HİÇ KİMSENİN BABASININ MALI DEĞİLDİR’
‘Dünya hiç kimsenin, hiçbir milletin, hiçbir siyasetin, hiçbir ülkenin babasının malı değildir’ diyen Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Dünya 8 milyar insanın ortak yeridir. Bize de mülk olarak verilmiş değil, mirasçı olarak devredilmiştir. İklim anlaşmalarından sonuç çıkmamasının temel nedenlerinden birisi budur. İklim sözleşmeleri üzerinden birtakım siyasi manevra yapanların önce şunun hesabını vermesi lazım. ‘Kalkınma’ adı altında dünyanın bütün imkanlarını sömürmek isteyen bu zihniyetin büyük payı vardır. Üçüncü temel meseleyse insanlar arasında bir eşitsizlik anlayışı söz konusudur. Irk ayrımcılığı, göçmen karşıtlığı ve bugün İsrail’in yaptığı saldırıların arkasındaki temel mesele insanlar arasında hiyerarşidir. Kendilerini birinci sınıf, diğerlerini ikinci, üçüncü sınıf görüyorlar. Yeni sistemden bahsedeceksek insanların yaradılışta eşitliği prensibini içselleştirmiş anlayışı ortaya koymak zorundayız. Yeni sistemin dördüncü temel ilkesi ise milletlerin, devletlerin egemenlikte eşitlik prensibi olmasıdır. Bir Afrika’daki ufak bir devletin herhangi bir Batılı ülkeden, egemenlik bakımından bir farkı yoktur, olmamalıdır. Hiçbir devlet bir diğerinden üstün değildir. Biz farklı bir milletiz. Hiçbir zaman emperyalizmin boyunluğuna girmedik. Şu İzmir’den düşmanı nasıl denize attığımızı, hangi yoğunluklarla attığımızı dün gibi hatırlıyoruz. Bu Anadolu topraklarına girdiğimizden bu yana hangi büyük güçlerle de mücadeleler verdiğimizi biliyoruz. Hiçbir zaman köleleştirilmedik. Hiçbir zaman emperyalizmin çizmesi altında kalmadık. Hiçbir zaman bu milletin asli evlatlarından başka kimseden ise emir almadık.”
‘SAĞLIK KONUSUNDA AR-GE MUTFAĞI OLMAK İSTİYORUZ’
Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak ise “Ege Üniversitesi’nin 70’inci yılında sağlık temalı logomuzu da sizinle paylaşıyorum. Sağlık konusunda Ar-Ge mutfağı olmak istiyoruz. Köklü üniversitemizi ulusal ve uluslararası arenada hak ettiğimiz noktaya taşıma hedefiyle attığımız tüm adımlar sizlerle daha güçlenmektedir” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, ” Gazze, insanlık tarihinin dönüm noktalarından birisidir. İddialı bir şekilde söylüyorum ki bundan sonra ne uluslararası sistem eskisi gibi devam edecek ne İsrail bu şekilde saldırganlıklarını sürdürebilecek ne de Filistin davası bu haliyle devam edecektir. Filistin davası için yeni bir dönem başlamıştır. İsrail için de yeni bir dönem başlamıştır ama hepsinden önemlisi dünya için yeni bir dönemin kurulması artık kaçınılmaz olarak ihtiyaç haline gelmiştir” dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş İzmir programı kapsamında Ege Üniversitesi Rektörlüğünü ziyaret etti. İzmir Valisi Süleyman Elban ve AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı ile birlikte geldiği ziyarette Rektör Prof. Dr. Necdet Budak tarafından karşılandı. Kurtulmuş, ziyaretin ardından, Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezi’nde yapılan Ege Üniversitesi 2024-2025 Akademik Yılı Açılış Törenine katıldı. Törende, Vali Süleyman Elban, Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, İzmir Emniyet Müdürü Celal Sel, AK Parti İzmir MilletvekiliCeyda Bölünmez Çankırı ve AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı da yer aldı. Törende konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Üniversiteler Türkiye’nin geleceğinin teminatı olan yerlerdir. Üniversitelerimiz Türkiye’nin gelişmesinin, kalkınmasının, daha ileriye gitmesinin, dünyayla yarışabilmesinin en önemli merkezlerinden birisidir. İzmir’de Ege Üniversitesi de gerçekten Türkiye’de bilim hayatının öncülerinden olmuş. Cumhuriyetimizin ilk asrını geride bıraktık. Nice zor, fırtınalı günleri geride bıraktık. Bu kadar zorluktan nasıl çıktık buraya geldik derseniz, üç anahtar kelimeyi ifade etmek isterim. Bunlardan biri milli birlik ve beraberliktir. Bir diğerinin demokratik uzlaşma kültürü olduğunu ifade etmek isterim. Bir diğeri ise kalkınmacılıktır. Türkiye en zor şartlarda bile hep karşısına bir hedef olarak ‘Kalkınmacılığı’ koymuştur” dedi. Türkiye’nin bugün sahip olduğu muazzam potansiyeliyle, önünde kendisini bekleyen fevkalade imkan ve fırsatlarla yeni dünya düzeninin kurulmasında etkili ülkelerden birisi olmaya aday olduğunu söyleyen Numan Kurtulmuş, “Bugün Türkiye’de 209 üniversitemiz var, 7,5 milyon evladımız bu üniversitelerde eğitim alıyor. Sayıları artık 10 binlerle ifade edilen bir öğretim üyesi kadrosuna sahibiz. Bu Türkiye için büyük bir gelişmedir” dedi.
‘TÜRKİYE’NİN ÇOK KUTUPLULUĞUN NİMETLERİNDEN İSTİFADE EDECEĞİ DÖNEM OLACAK’
Türkiye’nin hava alanında bir tane araç üretemezken bugün milli savunma sanayisinde dünyanın sayılı ülkelerinden biri olduğuna dikkat çeken Kurtulmuş, “Piyade tüfeğinin kurşununu üretemeyen bir Türkiye’den hayranlıkla izlendiği bir konuma gelinmiştir. Dolayısıyla bu kadar büyük imkan ve fırsatları olan Türkiye için önümüzdeki dönem, çok kutupluluğun nimetlerinden istifade edeceği bir dönem olacak. Bu süre içerisinde hem siyaset hem de akademi dünyamızın en önemli sorumluluklarından birisi yeni oluşacak dünya sisteminin insani, hakkaniyetli ve adil bir şekilde oluşması için fikir üretmek ve teklifleri ortaya sunmaktır. Bugün dünya, iklim değişikliklerinden çatışmalara, işgallere, küresel ölçekte dünyanın her tarafını ilgilendiren göçmen krizlerinden, yabancı düşmanlığına, İslam karşıtlığına kadar, çok alanda, yoğun problemlerle boğuşmaktadır. Bu süreç içerisinde bütün sorunlarla ilgili küresel bir kurum mevcuttur. Dünyada açlığı, kıtlığı önlemek için FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) diye bir kuruluş vardır ama maalesef sadece kağıt üzerinde bir kuruluştur. Dünyada göçmen meselesini halletmek için Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) diye bir kuruluş var ama bu kurum dünyadaki göçmen meselesini halledebilecek en ufak bir imkana sahip değildir. İklim krizleriyle ilgili anlaşmalar, organizasyonlar vardır ama hiçbir sorun neredeyse ele alınamamaktadır. Ayrıca dünyada barışın sağlanması için Birleşmiş Milletler diye kocaman bir bina ve o Birleşmiş Milletler’in içerisinde muhteşem bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi vardır. Fakat Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir çatışmayı önleyememektedir. Ayrıca bu çatışma bölgelerine gitsinler diye birtakım Birleşmiş Milletler Barış Gücü misyonları vardır. Bunların da çoğu hemen hemen işlevsiz, kontrolsüz bir hale gelmiştir. Uluslararası Adalet Divanı vardır. En son İsrail’in Gazze’de yapmış olduğu soykırım Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından Uluslararası Adalet Divanı’na taşındı. Türkiye olarak biz de o davaya müdahiliz. Oradan İsrail aleyhine birtakım kararlar çıkmasına rağmen uygulanabildi mi? Bütün bu kurumların hemen hepsi maalesef uygulamalarında başarısız olan, işlevleri ortadan kalkmış birtakım kurumlar haline gelmiştir” diye konuştu.
‘ULUSLARARASI KURUMLARIN BAŞARILI OLMALARI İÇİN MEŞRUİYET SAHİBİ OLMALARI GEREKİR’
Uluslararası kurumların başarılı bir şekilde devam edebilmeleri için üç tane temel şartı yerine getirmeleri gerektiğini söyleyen Kurtulmuş, şöyle devam etti: “Bunlardan birincisi kendi alanlarında istikrarlı bir şekilde faaliyetlerini sürdürmeleri. İkincisiyse meşruiyet sahibi olmalarıdır. Herkese eşit davranan, herkese karşı adil davranan bir meşruiyet içerisinde hareket etmeleridir. Üçüncüsüyse etki alanlarındaki insanlara, bütün insanlığa güvence sunabilmeleridir. Bu kurumlardan hangisi istikrarlıdır? Hangisinin meşruiyeti vardır? Hangisinin insanoğluna herhangi bir güvence verdiği görülmüştür? Gazze, insanlık tarihinin dönüm noktalarından birisidir. İddialı bir şekilde söylüyorum ki bundan sonra ne uluslararası sistem eskisi gibi devam edecek ne İsrail bu şekilde saldırganlıklarını sürdürebilecek ne de Filistin davası bu haliyle devam edecektir. Filistin davası için yeni bir dönem başlamıştır. İsrail için de yeni bir dönem başlamıştır ama hepsinden önemlisi dünya için yeni bir dönemin kurulması artık kaçınılmaz olarak ihtiyaç haline gelmiştir. 7 Ekim’de İsrail’in yoğun saldırılarından sonra, 14-15 uluslararası toplantıya katıldım. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim; başlangıçta ülkelerin bir kısmı İsrail’den daha fazla İsrail’i savunurken; şimdi bu soykırım, bu insanlık suçları, bardağı taşırmış olan bu katliamlar hiç kimsenin savunamayacağı bir noktaya geldi. Cumhurbaşkanımız bütün bunları uluslararası platformlarda söylerken belki çok fazla taraftar bulmuyordu ama 14 ay sonunda geldiğimiz noktada bizim açıktan söylediklerimiz karşısında takdirlerini ve tebriklerini ifade ediyorlar.”
‘HAKLININ HAKKININ ALINDIĞI BİR BAKIŞ AÇISININ ORTAYA KONULMASI LAZIM’
Katıldığı uluslararası bir oturuma değinen Kurtulmuş, “İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliğinin askıya alınmasının konuşulma hakkı gelmiştir’ dedim. Ancak Türkiye’nin temsilcisi bunu söyleyebilir. Ancak böylesine büyük bir antiemperyalist mücadelenin içinden geçen bir milletin evladı bunu söyleyebilir. Çoğu bizatihi toplandıktan sonra geldiler, tebrik ettiler. Dünyada yeni bir sistemin kurulmasının vakti gelmiştir. Türkiye öncü olacak ülkelerden birisidir. Türkiye’nin siyaseti ve akademisi bu konuda hayati tarihi rolü oynayacak. Yeni bir dünya sistemi kurulacaksa dört tane temel noktayı ifade etmek istiyorum. Yeni bir dünya kurulacaksa şu andaki sistemin en temel yanılgılarından birisi olan güçlünün hakkını almak üzere kurulmuş olan bu uluslararası sistemin kodlarından mutlaka uzaklaşmak hatta bu konuları tamamen silmek, haklının hakkının alındığı ve teslim edildiği bir bakış açısının ortaya konulması lazım. Filistinlilere İsraillilerin yapmış olduğunun milyonda birini Filistin yapsaydı bütün dünya başlarına yıkılırdı. Çünkü öteki adamın İsrail hükümetine destekleri vardı. Gazze’de çok insan öldü. Hepimiz her gün seyrettiklerimizde, duyduklarımızda, haber aldıklarımızda kahroluyoruz. Artık sözün bittiği yer. Bugünkü küresel sistemin ikinci temel yanılgısı, dünya sistemini kuranlar sadece dünyayı değil bütün kainatı babalarının malı gibi görürler” dedi.
‘DÜNYA HİÇ KİMSENİN BABASININ MALI DEĞİLDİR’
‘Dünya hiç kimsenin, hiçbir milletin, hiçbir siyasetin, hiçbir ülkenin babasının malı değildir’ diyen Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Dünya 8 milyar insanın ortak yeridir. Bize de mülk olarak verilmiş değil, mirasçı olarak devredilmiştir. İklim anlaşmalarından sonuç çıkmamasının temel nedenlerinden birisi budur. İklim sözleşmeleri üzerinden birtakım siyasi manevra yapanların önce şunun hesabını vermesi lazım. ‘Kalkınma’ adı altında dünyanın bütün imkanlarını sömürmek isteyen bu zihniyetin büyük payı vardır. Üçüncü temel meseleyse insanlar arasında bir eşitsizlik anlayışı söz konusudur. Irk ayrımcılığı, göçmen karşıtlığı ve bugün İsrail’in yaptığı saldırıların arkasındaki temel mesele insanlar arasında hiyerarşidir. Kendilerini birinci sınıf, diğerlerini ikinci, üçüncü sınıf görüyorlar. Yeni sistemden bahsedeceksek insanların yaradılışta eşitliği prensibini içselleştirmiş anlayışı ortaya koymak zorundayız. Yeni sistemin dördüncü temel ilkesi ise milletlerin, devletlerin egemenlikte eşitlik prensibi olmasıdır. Bir Afrika’daki ufak bir devletin herhangi bir Batılı ülkeden, egemenlik bakımından bir farkı yoktur, olmamalıdır. Hiçbir devlet bir diğerinden üstün değildir. Biz farklı bir milletiz. Hiçbir zaman emperyalizmin boyunluğuna girmedik. Şu İzmir’den düşmanı nasıl denize attığımızı, hangi yoğunluklarla attığımızı dün gibi hatırlıyoruz. Bu Anadolu topraklarına girdiğimizden bu yana hangi büyük güçlerle de mücadeleler verdiğimizi biliyoruz. Hiçbir zaman köleleştirilmedik. Hiçbir zaman emperyalizmin çizmesi altında kalmadık. Hiçbir zaman bu milletin asli evlatlarından başka kimseden ise emir almadık.”
‘SAĞLIK KONUSUNDA AR-GE MUTFAĞI OLMAK İSTİYORUZ’
Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak ise “Ege Üniversitesi’nin 70’inci yılında sağlık temalı logomuzu da sizinle paylaşıyorum. Sağlık konusunda Ar-Ge mutfağı olmak istiyoruz. Köklü üniversitemizi ulusal ve uluslararası arenada hak ettiğimiz noktaya taşıma hedefiyle attığımız tüm adımlar sizlerle daha güçlenmektedir” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hızlı yemek restoran zinciri Burger King’in karşılaştırılabilir satışları üçüncü çeyrekte yüzde 0,7 ve Popeyes’ın yüzde 4 düştü. Tim Hortons, Burger King, Popeyes ve Firehouse Subs gibi zincirlerin sahibi Restaurant Brands International (RBI), yılın üçüncü çeyreğine dair bilançosunu yayımladı.

Buna göre, RBI’nın geliri 2024’ün üçüncü çeyreğinde yüzde 25 artışla 2,29 milyar dolara yükseldi. Ancak şirketin geliri 2,31 milyar dolar olan piyasa beklentisinin altında kaldı. RBI’nın net karı ise yüzde 2 azalışla 357 milyon dolara geriledi. Şirket, 2023’ün aynı döneminde 364 milyon dolar net kar elde etmişti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Şirketin geçen yılın üçüncü çeyreğinde 90 sent olan hisse başına karı da, bu yılın aynı çeyreğinde 93 sente ulaştı. Piyasa beklentileri, şirketin hisse başına 95 sent kar bildirmesi yönündeydi.
RBI’nın küresel karşılaştırılabilir satışları bu dönemde yüzde 0,3 artarken, uluslararası pazarlarda karşılaştırılabilir satışlarda yüzde 1,8 yükseliş yaşandı.

Öte yandan, Burger King’in karşılaştırılabilir satışları yüzde 0,7, Popeyes’in yüzde 4 ve Firehouse Subs’ın yüzde 4,8 azalırken, Tim Hortons ise yüzde 2,3 artış kaydetti.

Bilanço açıklamasında değerlendirmelerine yer verilen RBI Üst Yöneticisi (CEO) Josh Kobza, ekim ayında karşılaştırılabilir satışlarda iyileşme gördüklerini belirtti.
Burger King, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları nedeniyle boykotların hedefi haline gelen firmalar arasında yer almıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GAZZE ŞERİDİ – İsrail’in Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Şati Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş sivillerin sığındığı Asmaa Okulu’na düzenlediği saldırıda 3’ü gazeteci 9 sivil hayatını kaybetti.
İsrail, Gazze Şeridi’nde yine sivillerin sığındığı okulu hedef aldı. İsrail güçlerinin bölgenin kuzeyindeki Şati Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş sivillerin sığındığı Asmaa Okulu’na düzenlediği saldırıda 3’ü gazeteci 9 sivil hayatını kaybetti. Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada, saldırıda hayatını kaybeden Filistinli gazetecilerin Saed Radwan, Hamza Abu Salmiya ve Al- Hanin Mahmoud Baroud olduğu bildirildi. Açıklamada, İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim tarihinden bu yana öldürülen gazeteci sayısının 180’e yükseldiği aktarıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Siirt Şubesi öncülüğünde, Siirt Filistin Dayanışma Platformu tarafından 15 TemmuzDemokrasi Meydanı’nda önceki gün başlayan etkinlikte, temsili “Gazze Han Yunus Çadırı ve Cibaliya Mülteci Kampı” oluşturuldu.
İHH İl Temsilcisi Mehmet Faruk Süzgün, yaptığı açıklamada, 3 gün süren etkinlikte yaklaşık 6 bin kişiye ulaştıklarını söyledi.
Gazze’de devam eden insanlık dramına dikkat çekmek amacıyla gelecek günlerde farklı etkinlikler de gerçekleştirmeyi planladıklarını dile getiren Süzgün, şunları kaydetti:
“İHH öncülüğünde sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle düzenlediğimiz etkinlik yoğun ilgi gördü. Üç gün süren ve bugün sona eren etkinlikle İsrail’in Filistin’de uyguladığı soykırımı ve oradaki insanların acılarını burada görsellerle yansıttık. İki birimden oluşan etkinliklerde Gazze Han Yunus Çadırı ve Cibaliya Mülteci Kampı’nı temsili olarak yansıttık. Halkımız iyi bir teveccüh gösterdi.”
Etkinliğe katılan Mesut Karanfil de İsrail’in bir yıldan fazladır Gazze’de sürdürdüğü soykırıma sessiz kalamadıklarını söyledi.
Uluslararası kamuoyunda zulüm karşısında sesini yükseltmesini isteyen Karanfil, “Allah bu acıları bir daha yaşatmasın. İnşallah Filistin halkı zafere ulaşacaktır. Kudüs özgürdür, özgür kalacak.” dedi.
Özgür Ögetürk de etkinliğe çocuklarıyla katıldığını ifade ederek, “Çok etkilendik. Orada çekilen zulmü en azından çocuklarımıza aktarmak istiyoruz.” şeklinde konuştu.
Türk Kızılay Siirt Şubesi de etkinlikte vatandaşlara su ve yemek ikramında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail, Gazze’de 7 Ekim 2023’ten beri soykırım gerçekleştiriyor. Siyonist rejime dünyanın yanı sıra ülkenin içinden de ağır eleştiriler geliyor. Eski bir asker ve üst düzey İsrail yetkilisi katliama tepki gösterdi.

KATİL NETANYAHU’YU ELEŞTİRİYOR
Dört İsrail başbakanına hizmet etmiş ve ülkenin Ulusal Güvenlik Konseyi başkan yardımcılığını yapmış olan Eran Etzion, devletin en üst kademelerinde güvenilen bir isim.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Başbakan Binyamin Netanyahu’yu uzun süredir eleştiren Etzion, aynı zamanda yıllarca kamu hizmetinde bulunmasıyla geniş çapta saygı kazanmış bir isim.

İNSANLIK DIŞI UYGULAMALAR REDDEDİLMELİ
Eski bir asker olan Etzion, İsrail ordusunun Gazze’nin kuzeyinde savaş suçları işleme potansiyeli olduğu konusunda uyardı. İsrail askerlerinin insanlık dışı uygulamaları reddetmeleri gerektiğini ifade etti.

SİVİLLER TEHLİKEDE
İsrail ordusunun Gazze’ye saldırılarını sürdürmesi nedeniyle on binlerce kişi Cibaliye’den kaçıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hava saldırısında 4’ü çocuk en az 16 Filistinlinin yaşamını yitirdiği aktarılan haberde, İsrail ordusunun kuzeydeki Gazze kentinde de düzenlediği hava saldırılarında bir kişinin öldüğüne işaret edildi.
Haberde, İsrail ordusunun güneydeki Refah kentinde bir motosikleti hedef alması sonucu bazı vatandaşların yaralandığı kaydedildi.

KATLEDİLENLERİN SAYISI ARTIYOR
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda yaklaşık 17 bini çocuk, 11 bin 378’i kadın olmak üzere 42 bin 847 Filistinli öldü, 100 bin 544 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail’in Gazze’yi bombalamasının üstünden bir yıldan fazla zaman geçmişken, yayınlanan yeni bir rapor kentin toparlanmasının yüzyıllar süreceğini bildiriyor.

350 YIL SÜRECEK
BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı pazartesi günü yayınladığı bir raporda, eğer savaş yarın sona ererse Gazze’nin savaş öncesi duruma dönmesinin 350 yıl sürebileceğini belirtti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Mevcut savaş, tüm mahallelerin yok olması ve kritik altyapıların harabeye dönmesiyle birlikte bölge genelinde şaşırtıcı bir yıkıma neden oldu. Yeniden inşa başlamadan önce, parçalanan bedenlerle ve patlamamış mühimmatla dolu moloz birikintilerinin temizlenmesi gerekecek.

Raporda, “Bir ateşkes sağlandığında, Ekim 2023 öncesi statükoya geri dönmek Gazze’yi toparlanma ve sürdürülebilir kalkınma için gereken yola sokmayacaktır. 2007-2022 büyüme eğilimi, ortalama %0,4 büyüme oranıyla geri dönerse, Gazze’nin sadece 2022 GSYİH seviyelerine dönmesi 350 yıl sürecektir,” ifadeleri kullanıldı.

SAVAŞIN EKONOMİK BİLANÇOSU AĞIR
Ocak ayı sonunda Dünya Bankası Gazze’de 18,5 milyar dolarlık hasar tahmininde bulundu. Bu rakam Batı Şeria ve Gazze’nin 2022’deki birleşik ekonomik çıktısına yakındı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Filistin’in Moskova Büyükelçiliği ile Venezuela’nın Moskova Büyükelçiliğinin organizasyonuyla yapılan etkinliğe, Filistin’in Büyükelçisi Abdel Hafız Nofal, Venezuela’nın Moskova Büyükelçisi Jesus Rafael Salazar Velasquez ve çok sayıda Filistin, Rus ve Venezuela vatandaşı katıldı.
Etkinliğe Filistin bayraklarıyla katılanlar, Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun saldırılarında hayatını kaybedenlerin anısına çiçek bıraktı, Filistin lehine sloganlar attı.
Filistin’in Moskova Büyükelçisi Nofal, burada yaptığı konuşmada, İsrail’in Gazze’de soykırım yaptığını belirterek, “Gazze’de olanlar, İsrail tarafından yaratılan büyük bir sorun. İsrail bir yıldır Hamas’ın eylemlerini gerekçe göstererek sivillere saldırılar düzenliyor.” dedi.
Buna karşı çıktıklarını söyleyen Nofal, “40 binden fazla Filistinli öldürüldü, 100 binden fazla Filistinli yaralandı. Gazze yok ediliyor. Okullar bombalandığı için 645 bin Filistinli eğitim göremiyor. Hastaneler, camiler, kiliseler, binalar, yollar yok edildi. Yarın saldırılar durdurulursa Gazze’nin yeniden inşa edilmesi için 90 milyar dolara ve 10 yıla ihtiyaç var.” diye konuştu.
Filistinlilerin gıdaya ihtiyaçları olduğuna işaret eden Nofal, Gazze’de barışın sağlanması gerektiğini vurguladı.
Venezuela’nın Moskova Büyükelçisi Velasquez de Filistin, Yemen, Lübnan gibi İslam ülkelerindeki halklara uygulanan soykırıma karşı çıktıklarını belirterek, “İsrail, ABD ve Anglosakson ülkelerin desteğiyle ayrımcılık ve zulüm uyguluyor.” ifadesini kullandı.
Latin Amerika ülkelerinin İsrail’in eylemlerine karşı çıktığını söyleyen Velasquez, şöyle devam etti:
” Çocuk, kadın ve sivillere uygulanan soykırıma karşı çıkıyoruz. Buna göz yumamayız ve bunu kenardan izleyemeyiz. İsrailliler Gazze Şeridi’ni harabeye dönüştürdü. Buradaki insanlar, gıdaya erişimden, serbest hareket etmekten, sağlık hizmetlerinden yoksun. Filistin halkının yok edilmesine karşı çıkıyoruz ve bunun durdurulmasını istiyoruz. Filistin devletinin tanınması gerekiyor. Ancak bu şekilde barış sağlanabilir.”
Velasquez, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun talimatıyla birçok ülkede İsrail ve ABD’nin eylemlerine karşı etkinlikler düzenleneceğini söyledi.
“Gazze’de halk yok ediliyor”
Etkinliğe katılan Rus vatandaşlarından Oksana Hokonova, AA muhabirine, Filistinlileri desteklemek için ellerinden geleni yaptıklarını dile getirerek, “İlk önce Gazze’de durum beni bir Müslüman olarak rahatsız ediyor. Ancak Filistin’i desteklemek için mutlaka Müslüman olmaya gerek yok, insan olmak lazım. Bu durum bizi endişelendiriyor.” dedi.
Uluslararası toplumun Gazze’de akan kanın durdurulması için yeterince adım atmadığını söyleyen Hokonova, “Gazze’de halk tamamıyla yok ediliyor, etnik temizlik yapılıyor.” diye konuştu.
Moskova’da eğitim gören Venezuelalı öğrencilerden Alberto Alava da Filistin halkını desteklediklerini belirterek, “Gazze’deki trajedinin sona ermesini, Filistin halkının huzur içinde yaşamasını istiyoruz.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Ankara’nın Başkent oluşunun 101’inci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen resepsiyonda, ” Gazze’deki durum, tüm insanlık için derin bir üzüntü kaynağıdır. Sivil kayıplar, özellikle çocuklar ve kadınlar üzerindeki etkisi inkar edilemez” dedi.
Ankara’nın Başkent oluşunun 101’inci yıl dönümü dolayısıyla Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve eşi Nursen Yavaş’ın ev sahipliğinde bir resepsiyon düzenlendi. Resepsiyonda konuşan Mansur Yavaş, ülke coğrafyasında savaşların art arda gerçekleştiğine değinerek, İsrail’in Filistin ve Lübnan’a saldırılarına dikkat çekti. Yavaş, “Gazze’deki durum, tüm insanlık için derin bir üzüntü kaynağıdır. Sivil kayıplar, özellikle çocuklar ve kadınlar üzerindeki etkisi inkar edilemez. Bu yaşananlar uluslararası hukuka ve insan haklarına açıkça aykırıdır. Barışın sağlanması için acilen diyalog ve uzlaşıya ihtiyaç vardır” dedi.
‘ÇOCUKLAR İÇİN GÜVENLİ BİR ORTAM SAĞLANMALIDIR’
Uluslararası toplumun insani yardımları hızlandırması ve bu trajediyi sona erdirmek için ortak çaba göstermesi gerektiğine değinen Yavaş, “Her bir canlının yaşama hakkına saygı gösterilmeli ve geleceğimizin teminatı olan çocuklar için güvenli bir ortam sağlanmalıdır. Unutmayalım ki barış yalnızca bir hedef değil, aynı zamanda insanlık onurunun gereğidir. Tüm ülkeleri bu trajediyi durdurmak ve dayanışma için adaletin sağlanmasına davet ediyoruz. Birlikte daha güvenli bir gelecek için el birliğiyle çalışalım. Nitekim bu noktada fikrimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi yurtta barış, dünyada barıştır. Göreve geldiğimiz günden beri tarihi sorumluluğumuzun farkında olarak Atatürk’ün bizlere bıraktığı bu mirasa ve gönlünde özel bir yeri olduğunu ifade ettiği Ankara halkına layık olmak için var gücümüze çalışmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Innsbruck Meydanı’nda başlayan ve Steglitz metro durağına kadar süren Filistin’e destek yürüyüşünde, İsrail’in Gazze ve Lübnan’daki saldırılarına tepki gösterildi.
Yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı yürüyüşte “Soykırımı fonlamayı durdurun”, “Cinayetleri durdurun”, “Almanya finanse ediyor, İsrail bombalıyor”, “Filistin’e özgürlük”, “Gazze’nin işgaline hayır” sloganları atıldı.
Geniş güvenlik önlemleri alan polis, gösteri esnasında zaman zaman çıkan arbedede bazı yürüyüşçüleri kısa süreliğine gözaltına aldı. Kimlik tespiti yapılmasının ardından bu kişiler salıverildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sarıyer’deki başkonsolosluk önünde toplanan grup adına açıklama yapan Kongre Koordinatörü ve BitlisEren Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adem Palabıyık, İsrail’in işgal ve istila girişimine karşı Gazze halkının verdiği mücadelenin din, ahlak ve uluslararası hukuk açısından meşru ve onurlu olduğunu söyledi.
Filistin ve özelde Gazze’nin, Osmanlı mirası ve cihadın son kalesi olduğunu vurgulayan Palabıyık, şöyle konuştu:
“Gazze, günümüzün okçular tepesidir. Gazze düşmemelidir. Devletimiz ve Sayın Cumhurbaşkanı’mız, tam anlamıyla Gazze’nin yanındadır. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın son grup toplantısında, ‘Bedeli ne olursa olsun İsrail’in karşısında duracağız.’ sözü, özellikle akademik dünyaya ve halkımıza güç vermiş ve Cumhurbaşkanı’mız küresel vicdanın sesi olmuştur. ABD’nin parlamentosunda katil Netanyahu’yu ayakta alkışlaması asla kabul gören bir tavır değildir. Bugün burada olmamızın sebebi, bu ayıbı ve utanmazlığı küresel vicdana duyurmak ve katili alkışlayanları kabul etmediğimizi vurgulamaktır.”
Gruptakiler, açıklamanın ardından Gazze’de hayatını kaybedenler için dua etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının üzerinden bir yıl geçti.
Bugüne kadar İsrail, Gazze’de 42 bine yakın masumu öldürdü ve dünyanın gözü önünde soykırım yaptı, yapmaya devam ediyor.
İsrail’in katliamlarına sessiz kalmayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir kez daha Gazzeli masumlar için sesini yükseltti.
1 yıldır devam eden saldırıların yıl dönümünde Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabı X’ten açıklama yaptı. Erdoğan mesajında şu ifadeleri kullandı;
“ÇOĞU ÇOCUK VE KADIN 50 BİN KARDEŞİMİZ KATLEDİLDİ”
Bugün 7 Ekim…
Tam 365 gün önce hayatta olan, çoğu çocuk ve kadın 50 bin kardeşimiz vahşice katledildi. Gazze’deki hastaneler, farklı inançlara ait ibadethaneler, okullar artık ayakta değil. Pek çok gazeteci, sivil toplum kuruluşu temsilcisi, barış elçisi artık aramızda değil.

“KATLEDİLEN ASLINDA TÜM İNSANLIKTIR”
Gazze’de, Filistin’de, bugünlerde Lübnan’da ölen sadece kadınlar, çocuklar, bebekler, masum siviller değil; aynı zamanda insanlıktır, insanlığa hizmet etmesi beklenen kurumlardır, uluslararası sistemdir…
Tam 1 yıldır dünyanın gözü önünde, canlı yayında katledilen aslında tüm insanlıktır, insanlığın geleceğe dair tüm umutlarıdır.
“İSRAİL’İN İŞGAL VE İSTİLA POLİTİKASI SON BULMALIDIR”
Katil İsrail hükümetinin 7 Ekim’den bu yana katlettiği on binlerce insanı bugün hüzünle yâd ediyor; eşlerini, çocuklarını, ailelerini kaybeden yüreği yaralı Gazzeli, Filistinli, Lübnanlı kardeşlerime en kalbî taziyelerimi iletiyorum.
İsrail’in uzun yıllardır süren soykırım, işgal ve istila politikası artık bir son bulmalıdır.
“NETANYAHU VE CİNAYET ŞEBEKESİ”
Unutulmamalıdır ki İsrail, 1 yıldır uyguladığı, hâlen de devam etmekte olduğu bu soykırımın bedelini er ya da geç ödeyecektir. Hitler nasıl insanlığın ortak ittifakıyla durdurulduysa Netanyahu ve cinayet şebekesi de aynı şekilde durdurulacaktır.
Gazze soykırımının hesabının sorulmadığı bir dünya huzura kavuşamayacaktır. Türkiye olarak bedeli her ne olursa olsun İsrail hükûmetinin karşısında durmaya, dünyayı da bu onurlu duruşa çağırmaya devam edeceğiz.
İLGİLİ HABERCumhurbaşkanı Erdoğan’ın Filistin diplomasisiAdile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İsrail’in Gazze’de devam eden saldırıların yıl dönümünde sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.
İletişim Başkanı Altun yaptığı açıklamada, İsrail’in bir yıldır tüm dünyanın gözü önünde soykırım yaptığını belirtti.
“BU VAHŞET, İNSANLIĞIN ORTAK VİCDANINI YARALIYOR”
Altun, “Adeta gözü dönmüş bir şekilde hukuk, ilke, ahlak ve sınır tanımadan sivil, masum, sağlık çalışanı ve gazeteci demeden katliamlar yapıyor. Bu vahşet, insanlığın ortak vicdanını yaralıyor.” dedi.
“İSRAİL BU ZULÜMLERİN HESABINI ER YA DA GEÇ VERECEK”
7 Ekim 2023’ten bu yana soykırım yapan, insanların en temel ihtiyaçlarına ulaşmasını engelleyen İsrail’in, bu süreçte 50 bine yakın Filistinliyi katlettiğini kaydeden Fahrettin Altun, “Yakın tarihin gördüğü en büyük zulümlerden biri olan bu vahşet, elbette cezasız kalmayacaktır. İsrail, bu zulümlerinin hesabını er ya da geç verecektir.” şeklinde konuştu.
“ULUSLARARASI TOPLUMU, SOYKIRIMIN MİMARLARINA KARŞI DAHA FAZLA SES ÇIKARMAYA DAVET EDİYORUZ”
Gazze’deki soykırımda hayatını kaybedenleri rahmetle anan Altun, uluslararası toplumu da bu zulmün mimarlarına karşı daha fazla ses çıkarmaya davet ederek, “Tarihin utanç sayfalarında yerini alan bu soykırımı lanetliyoruz. Uluslararası toplumu, bu soykırımın mimarlarına karşı daha fazla ses çıkarmaya davet ediyoruz. Bizler Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde, masum insanların yanında, zulmün karşısında yer almaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Can Badak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı.
Parti genel merkezindeki toplantı saat 14.20’de başlarken, toplantının ardından da AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, kameralar karşısına geçti.
Gazze’de yaşananlara değinen Çelik, İsrail’in temel hedefinin artık bölgesel olmadığının söyledi.
Çelik, devam eden açıklamasında “Netanyahu katliamcı ve soykırımcıdır” derken, devamında da Türkiye’de son zamanlarda işlenen kadın cinayetlerine değindi.
Kadınların güvenliği için bugüne kadar yapılan çalışmalara devam edeceklerini söyleyen Çelik, sözlerinde şu ifadelere yer verdi:
ÜST ÜSTE YAŞANAN KADIN CİNAYETLERİ
Ömer Çelik açıklamasında, Meclis’e çocukları korumak için yeni önerge vereceklerini söyledi.
Canımızı çok yakan şiddet olayları oldu. Kadın polisimiz şehit edildi. Geçtiğimiz günlerde iki kadın cinayeti art arda işlendi. Son derece üzücü. Bugün Sayın Cumhurbaşkanımız MYK’daki açılış konuşmasında bütün bu tabloya geniş bir yer ayırdı. Sıla bebeğin de hayatını kaybettiğini öğrendik. Daha önce de bunu ifade etmiştim. Kesinlikle cezasızlık algısına müsaade etmeyeceğiz.
Ortaya koyduğumuz çerçeve ve bundan sonraki yol yürüyüşümüzle ilgili hassasiyetler konusunda yakın zamanda Cumhurbaşkanımız açıklamalar yapacaklar. Bu bizim en hassas olduğumuz konudur. Kadına karşı şiddetin engellenmesi konusunda bugüne kadar çok adım attık. Yasal düzenlemeler, asayiş tedbirleri tek başına dünyanın hiçbir yerinde yetmez. Kültürel ve ahlaki hassasiyetlerin en üst noktaya kadar çıkarılması için en güçlü şekilde bu mücadeleyi vermeye devam edeceğiz.
“YENİ TEDBİRLERE İHTİYAÇ VAR”
Bu eylemleri gerçekleştirenlerin, bu süreçlerin içerisinden nasıl tekrar çıkabildikleri, tekrar bu eylemleri üst üste işleme konusunda bu zemini nasıl bulabildiği konularını en derin şekilde incelediğimizi ifade etmek isterim.
Değişen hayat koşulları, değişen toplumsal dinamikler çerçevesinde ne kadar düzenleme yaparsanız yapın bunların yenilerinin yapılmasına ihtiyaç var. Önleyici ve koruyucu yeni tedbirlere ihtiyaç var.
Cezasızlık durumunun ortaya çıkmaması için MYK’mızda geniş bir gündem var. Adalet Bakanımız bu çerçevede bilgi veriyor.
Kadınlarımızın sokaklarda rahatça hareket etmesi için ne gerekiyorsa yapacağız. Cezasızlık algısının oluşmasına hiçbir alanda müsaade etmeyeceğiz.
“BATI’DA ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ GAZZE’YE SAHİP ÇIKARKEN, HÜKÜMETLER DESTEK VERİYOR”
Katliamcı ve soykırımcı Netanyahu hükümetinin eylemlerine en acımasız şekilde devam ettiği görülmekte. Tabii şimdiye kadar birçok kere çeşitli kınamalar, çeşitli protestolar ortaya koyuldu. Ama görüldüğü üzere özellikle Batı toplumlarında hükümetlerle halklar arasındaki ayrım çok büyük bir ayrım olmuş durumda.
Batı toplumlarında insanlar üniversitelerde, sokaklarda her yaştan insan, üniversite öğrencileri büyük bir insanlık cephesi oluşturmaya çalışıp Gazze’ye sahip çıkarken, maalesef hükümetler tam tersi bir şekilde bu soykırımcı siyasete destek veriyorlar.
İspanya gibi Belçika gibi ilk başta Refah Sınır Kapısı’na gidip orada Filistin halkına, Gazze halkına sahip çıkan ülkelerin başbakanları oldu.

“İSRAİL, GUTERRES’İ İSTENMEYEN ADAM İLAN ETTİ”
Daha sonra İspanya örneğinde olduğu gibi, Filistin devletini tanıyan açıklamalar geldi ve İsrail’in yaptığının soykırım olduğunu ifade eden girişimler oldu. Arkasından Türkiye’nin de katıldığı bir süreci Güney Afrika başlattı.
Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararlar söz konusu oldu. Tüm bu kararlar çerçevesinde bakıldığında Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin ve diğer kurumların ortaya koyduğu tavrın arkasına bir eylem koyulamadığı için İsrail, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni de tehdit etti.
Uluslararası sistemin ve uluslararası kurumların bunu seyretmesi neticesinde ortaya çıkan tablo en son gelinen yerde İsrail, Netanyahu hükümeti, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’i istenmeyen adam ilan etti.
“NETANYAHU’NUN İLK CÜMLESİ: BÖLGE HARİTALARINI DEĞİŞTİRECEĞİZ OLDU”
Gelinen tabloda bütün sistemi, bütün uluslararası hukuku ve insanlığa ait her değeri karşısına alan soykırımcı bir şebekeyle, bir katiller şebekesiyle karşı karşıyayız. Bu olay ilk başladığında Netanyahu’nun ilk sözleri İsrail’in savunulması ya da İsrail vatandaşlarının korunmasıyla ilgili değildi.
Masum ya da sivil insanların korunmasıyla ilgili değildi. Netanyahu’nun ilk cümlesi bu olaylar olur olmaz, “Bölge haritalarını değiştireceğiz, bölgede haritaların değişimine imza atacağız” şeklinde bir yaklaşımdı.

“SOYKIRIMCI ŞEBEKE”
Arkasından “David Koridoru’nu kuracağız” gibisinden bir açıklama yaptı. Gelinen noktada o günden itibaren söyledik ki “Bölgesel savaşı artırarak, bölgesel savaşı genişleterek burada Netanyahu hem kendisinin hukuk önünden kaçmasını sağlamaya çalışıyor, hem de bütün bir bölgeyi ateşe atmaya çalışıyor” dedik.
Böylece kademeli olarak bu bölgesel savaşın gerçekleşmesi söz konusu oldu. Bugün Lübnan’ı yeni bir Gazze yapmaya çalışan bu katil şebekesinin, bu soykırımcı şebekenin faaliyetleriyle karşı karşıyayız.
İLGİLİ HABERCumhurbaşkanı Erdoğan’dan Gazze mesajıAdile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gümüşhane’de sivil toplum kuruluşları (STK) tarafından Gazze işgalinin 1’inci yıl dönümünü protesto etmek amacıyla yürüyüş gerçekleştirildi. Kent merkezinde bulunan Fatih Parkı önünde toplanan kalabalık ellerinde ‘Katil ABD Ortadoğu’dan Defol’ ve ‘Katil İsrail, Filistin’den Defol’ yazılı pankartlarla yürüyerek İsrail aleyhine sloganlar attı.
15 Temmuz Zafer Meydanı’nda sona eren yürüyüşün ardından tüm STK’ler adına basın açıklamasına okuyan AGD Gümüşhane Şube Başkanı Furkan Ustakurt, Gazze işgalinin ve Müslümanlara yapılan zulmün bir an önce sona ermesi gerektiğini söyleyerek, “Batı’yı arkasına alan İsrail, bütün bölgeyi ateşe vermeye başladı. Geçen yıl Gazze’de başlayan vahşet ve soykırım bugün Lübnan ve Yemen’e de sıçramış durumda. Bugün bu meydanda, Filistin halkının haklı mücadelesine ve direnişine destek olmak, Gazze’den sonra Lübnan’a sıçrayan, Yemen’i de hedef alan bu alçakça işgale, katliam ve soykırıma dur demek için buradayız. Türkiye, uzun zamandır bu uyarıyı yapıyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nın geçen haftaki uyarısı bu noktada çok önemli. İsrail’in bir sonraki hedefi Türkiye olacaktır. Emperyalist stratejilerle Siyonist İsrail’in arz-ı mevud hedefi birbiriyle örtüşüyor. Doğu Akdeniz’deki savaş gemilerini, katil rejime yapılan silah yardımlarını başka nasıl açıklayabiliriz? Kirli bir oyunla karşı karşıyayız. Onun için tekrar altını çizmekte fayda var: Türkiye’nin savunması Gazze’den başlar” dedi.
Basın açıklamasının ardından yapılan duaların ardından grup dağıldı. – GÜMÜŞHANE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yalova Gönüllü Sivil Toplum Kuruluşları Platformu (GÖNÜLDER) tarafından organize edilen etkinlikte, “Nehirden Denize Özgür Filistin” sloganıyla Deprem Anıtı’ndan 15 TemmuzDemokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüyüş gerçekleştirildi.
Türkiye ve Filistin bayraklarının açıldığı yürüyüşe katılan vatandaşlar, İsrail aleyhine sloganlar atarak tekbir getirdi.
Yürüyüş sonrası basın açıklamasını okuyan GÖNÜLDER Sözcüsü Hacı Ömer Anlayışlı, İsrail’in bölgede yaptığı soykırımla ilgili bilgiler verdi.
İsrail’in saldırılarına destek veren Batılı ülkeleri eleştiren Anlayışlı, soykırımcı rejimin insanlığın başına gelmiş en büyük felaketlerden olduğunu söyledi.
Anlayışlı, yıllardır belirli aralıklarla devam eden vahşi katliam ve işgal eylemleriyle sabıkalı İsrail’in özellikle bir yıldan beri, Filistin’de soykırım suçunu en vahşi şekilde işlediğini belirterek, şunları kaydetti:
“365 gündür kesintisiz devam eden saldırılar sonucu on binlerce çocuk, kadın, yaşlı, hasta ve engelli ve yüzlerce gazeteci, sağlık çalışanı, insanı yardım çalışanı katledilmiştir. İsrail’in terörü karşısında BM ve AB gibi uluslararası örgütler engelleyici bir rol üstlenmedikleri gibi, İsrail’i koruyup kollamaktadırlar. AB’ye üye ülkeler İsrail’e silah ve para desteğinde bulunurken, BM Güvenlik Konseyi, İsrail terör örgütünün dokunulmazlığını tescilleyen bir rol üstlenmiştir. Uluslararası ilişkilerde ‘İsrail istisnacılığı’ olarak tanımlanan bu tavır, uluslararası mekanizmaları, hukuku, insan hakları sözleşmelerini işlevsizleştirmiş, uluslararası sistemin ana aktörü olan emperyalist batı ülkeleri bu siyonist soykırımın ortağı
olmuşlardır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, İran’a yönelik açıklamalar yaptı. İran’ın 2 İsrail hava üssünü vuran saldırısına değinen Gallant, “İranlılar hava kuvvetlerinin kabiliyetlerine dokunmadı. Hiçbir uçak hasar görmedi, hiçbir filo devre dışı kalmadı” dedi.
İran’a tehdit dolu mesajlar gönderen Gallant, “İran’ın İsrail’e zarar vermeye çalışırsa sonu Gazze ya da Beyrut gibi olabilir. Bize zarar verme girişiminin bizi harekete geçmekten alıkoyacağını düşünenler Gazze ve Beyrut’a bir göz atmalı. Hem savunmada hem de hücumda güçlüyüz ve bunu istediğimiz şekilde, istediğimiz zamanda ve istediğimiz yerde hayata geçireceğiz. ve bunlar bizim için sadece bir açıklama ya da sadece bir yönlendirme değil, bir çalışma planıdır” ifadelerini kullandı. – TEL AVİV
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GAZZE, 3 Ekim (Xinhua) — Filistinli kaynaklar Çarşamba günü yaptıkları açıklamada, İsrail’in Gazze Şeridi’nde gece boyunca düzenlediği saldırılarda en az 67 Filistinlinin hayatını kaybettiğini söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, “Buradan bir kez daha Gazze’de acil kalıcı ateşkesin sağlanması ve insani yardımların ulaştırılması çağrımızı tekrarlıyorum. Lübnan halkının ve hükümetinin de bu süreçte yanında olmamız gerekiyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, baş başa ve heyetler arası görüşmenin ardından Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ile ortak basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, Cumhurbaşkanı Stubb’u Ankara’da misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade etti. Erdoğan, “Bildiğiniz üzere Finlandiya geçtiğimiz sene NATO üyesi olmuştur. Dostluk bağlarımıza NATO müttefikliğinin eklenmesi, ikili iş birliğimizi yeni bir boyuta taşımıştır. Bugün de görüşmelerimiz vesilesiyle kıymetli mevkidaşımla Türkiye-Finlandiya ilişkilerini geliştirme yönünde ortak irademizi teyit ettik. İkili ticaret hacmimiz bir önceki yıla kıyasla geçtiğimiz sene yaklaşık yüzde 6’lık artış göstererek 2,2 milyar dolar seviyesini aşmıştır. Müşterek gayretlerimizle 5 milyar dolarlık hedefimize kısa sürede ulaşacağımıza inanıyorum. Önümüzdeki sene Finlandiya’da düzenlemeyi planladığımız Ortak Ekonomi ve Ticaret Komisyonu Toplantısını bu bakımdan önemsiyoruz” dedi.
‘BU ALANDA ATILAN ADIMLAR MEMNUNİYETLE TAKİP EDİYORUZ’
Erdoğan, görüşmede NATO müttefikleri olarak savunma sanayi alanındaki iş birliğini de ele aldıklarını ifade ederek, “Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği sürecinde üçlü muhtırayla tesis ettiğimiz daimi ortak mekanizma, terörle mücadele iş birliğimizin güçlendirilmesine yardımcı olmaktadır. Bu alanda atılan adımları da memnuniyetle takip ediyoruz. Tabii beklentilerimizi de en üst düzeyde aktarıyoruz” diye konuştu.
‘İŞ BİRLİĞİMİZİ DERİNLEŞTİRMENİN KÜRESEL MEYDAN OKUMALARLA MÜCADELE BAKIMINDAN ÖNEMLİ OLDUĞUNA İNANIYORUZ’
Erdoğan, Türkiye’nin kalıcı barış, istikrar ve refah ortamının tesisi için ara buluculuk konusunda öncü bir rol oynadığını belirterek şunları söyledi:
“Finlandiya ile Arabuluculuk Dostlar Grubunun eş başkanlığını yürütmekteyiz. Bu alandaki iş birliğimizi derinleştirmenin, küresel meydan okumalarla mücadele bakımından önemli olduğuna inanıyoruz. Görüşmelerimizde ikili münasebetlerimizin yanı sıra Gazze’de yaşanan soykırım, Lübnan’a sıçrayan Orta Doğu yangını ile Türk- Avrupa Birliği ilişkileri başta olacak şekilde güncel meseleleri değerlendirdik. Finlandiya’nın Avrupa Birliği’ne üyelik sürecimize yönelik desteğini artırarak sürdürmesine dair beklentimi Sayın Stubb ile paylaştım. İstişarelerimizde Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine olan desteğimizin bir kez daha altını çizdik. Ukrayna’daki yıkımın bir an evvel son bulması ile adil ve nihai bir çözüme ulaşılmasının ancak diplomasi yoluyla mümkün olduğuna dair kanaatimi Sayın Cumhurbaşkanına ifade ettim”
‘FİLİSTİN DEVLETİNİN TANINMASI DAHA BÜYÜK ANLAM İFADE EDİYOR’
Erdoğan, Gazze ve Lübnan’a yönelik İsrail saldırganlığının da gündemlerinin odağında yer aldığını vurgulayarak, “İsrail’in katliamlarıyla ilgili tavrımızı hem Birleşmiş Milletler’de hem de bugün Meclisimizde açık yüreklilikle dile getirdim. İsrail’in hakka, hukuka aykırı işgal ve ilhak arayışına karşı tavrımız, tüm devletlerin ve uluslararası kuruluşların asli görevidir. Buradan bir kez daha Gazze’de acil kalıcı ateşkesin sağlanması ve insani yardımların ulaştırılması çağrımızı tekrarlıyorum. Lübnan halkının ve hükümetinin de bu süreçte yanında olmamız gerekiyor. Güvenlik Konseyi başta olmak üzere barışı ve güvenliği sağlamakla görevli uluslararası teşkilatların etkisiz kaldığı bu ortamda Filistin Devleti’nin tanınması, daha büyük anlam ve önem ifade ediyor. 7 Ekim’den bu yana 9 ülke Filistin Devleti’ni tanımıştır. Hala bunu yapmayan ülkelere Filistin Devleti’ni tanıma çağrımızı tekrarlıyoruz” diye konuştu.
Finlandiyalı bir gazetecinin, Finlandiya’nın ve İsveç’in NATO’ya üyeliğinin Türkiye tarafından onaylanma süreciyle ilgili bir sorusu üzerine Erdoğan, “Finlandiya’yı biz öyle zannedildiği gibi bekletmedik” diye yanıt verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Görevi barışı sağlamak olan küresel kurumlar ahlaki çöküş içerisinde. İsrail’in, Gazze’deki katliamlarını durduracak hiçbir adım atılmadı. Yaptığı her hukuksuzluk karşısında ödüllendirilen İsrail yönetimi, her seferinde daha kanlı, daha insafsız saldırılara girişmektedir. Gazze’de 352 gündür devam eden katliam bunu bir kez daha göstermiştir.
SAVAŞI BÖLGEYE YAYACAK
İsrail’in Filistin topraklarında uyguladığı soykırım bölgemizin barışını da tehdit etmektedir. Lübnan’a karşı gerçekleştirilen son saldırılar savaşı bölgeye yayma çabalarının açık tezahürüdür.
Türkiye olarak bu işgal ve katliam politikasının bir an önce durması için elimizden geleni yapıyoruz. İlk kıblemiz olan Mescid-i Aksa’nın kutsiyetine ve tarihi statüsüne yönelik hiçbir saldırıya sessiz kalmayacağız.

İSLAM VE YABANCI DÜŞMANLIĞI SALGINA DÖNÜŞTÜ
Türkiye olarak vatandaşlarımızın yaşadığı ülkelerdeki aşırı sağcı akımları ve nefret söylemlerini yakından takip ediyoruz. Irkçılığın olduğu gibi İslam düşmanlığının da bir suç olarak tasnif edilmesi ve yasal yaptırıma tabi tutulması gerektiğini savunuyoruz. Son yıllarda Batılı ülkelerde bilhassa Avrupa’da İslam ve yabancı düşmanlığı vatandaşlarımızın da huzurunu tehdit eden büyük bir salgına dönüştü. Irkçılığın olduğu gibi İslam düşmanlığının da bir suç olarak tasnif edilmesi ve yasal yaptırıma tabi tutulması gerektiğini savunuyoruz. Müslüman düşmanlığına karşı mücadeleye öncülük etmeyi sürdüreceğiz.

AMERİKA’DAKİ TÜRKLER’E UYARI:
FETÖ VE PKK’NIN OYUNLARINA KARŞI TEYAKKUZDA OLUN
Amerika’daki Türk toplumu olarak FETÖ ve PKK başta olmak üzere terör örgütleriyle mücadelemize vereceğiniz destek çok önemlidir. Terör örgütü mensupları yalnızca ülkemizin menfaatlerini değil yurt dışındaki vatandaşlarımızı, ticari teşebbüslerini ve sivil toplum kuruluşlarını da doğrudan ya da dolaylı şekilde hedef alıyor. Amerikalı karar alıcıları ve ticari çevreleri yalana boğarak menfaat sağlamaya çalışan örgüt üyeleri Türk toplumu içerisinde de bölünme ve ayrışmaları körüklemeye çalışıyor. Türkiye karşıtı her operasyona gönüllü figüranlık yapan örgüt mensuplarına karşı sizlerden teyakkuz halinde olmanızı bekliyorum. Dün bunların oyunlarına gelmedik, bundan sonra da çok dikkatli olacağız. Milletin iradesine darbe yapmaya kalkan, ellerinde vatandaşlarımızın kanı olan, demokrasimize, huzurumuza, birlik ve beraberliğimize kasteden, hasılı tek gayesi Türkiye’ye ve Türk milletine zarar vermek olan bu hainlerle mücadelemizi hukuk zemininde sonuna kadar sürdüreceğiz.

ERDOĞAN, DÜŞÜNCE KURULUŞU TEMSİLCİLERİNE TÜRKEVİ’NDE HİTAP ETTİ:
BATIYLA DA DOĞUYLA DA DİYALOGDA KARARLIYIZ
Başkan Erdoğan, ABD’de faaliyet gösteren bazı düşünce kuruluşu temsilcileriyle Türkevi’nde bir araya geldi. İşte Erdoğan’ın burada yaptığı konuşmanın satırbaşları:
ABD seçimlerinin sonucu ne olursa olsun Amerika’ya bakışımız ve ilişkilerimizdeki üst düzeyli diyaloğumuz değişmeyecektir. Türkiye-Amerika ilişkilerinde son dönemde yaşanan olumlu havadan memnuniyet duyuyoruz. Geçtiğimiz yıl ticaret hacmimiz 30 milyar doları geçse de biz bu rakamı 100 milyar dolar seviyesine çıkarabileceğimiz kanaatindeyiz.
Neredeyse her gün yeni bir krize, yeni bir çatışmaya gözlerimizi açıyoruz. Bu tablo karşısında çok taraflılığın güçlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Artık ne 1945’in ne Soğuk Savaş’ın ne de tek kutuplu düzenin koşullarında yaşıyoruz. Türkiye, NATO’nun en güçlü müttefiklerinden biridir. Aynı zamanda Avrupa Birliği’ne tam üyelik perspektifi olan bir ülkeyiz. Batı dünyasıyla işbirliğimizi geliştirirken, doğuya ihmal nazarıyla bakmıyoruz. Batı dünyasıyla işbirliğimizi geliştirirken doğuyu ihmal etmiyoruz. Gerek Şangay İşbirliği Teşkilatı, gerek BRICS, gerekse ASEAN’la diyalog zemininizi güçlendirmekte kararlıyız. Bu konuda son dönemde kritik adımlar attık. Çok farklı bir iklim yakaladık. Ülkemizin çıkarlarını merkeze alan Türkiye eksenli bir anlayışla farklı bölgesel teşkilatlarla işbirliğimizi daha da ilerleteceğiz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Erdoğan, Türkevi’nde İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’la bir araya geldi. Erdoğan, İsrail’in Filistin ve Lübnan topraklarında uyguladığı şiddetin bir an önce sona erdirilmesi için uluslararası hukuk, diplomasi ve insan hakları temelinde uluslararası toplumun sesini daha fazla yükseltmesinin gerektiğini vurguladı.

Veliaht PrensiŞeyh Al Sabah
Kuveyt Veliaht Prensi Şeyh Sabah Khaled Al- Hamad Al-Sabah’la da görüşen Erdoğan, Türkiye ile Kuveyt’in ekonomiden savunma sanayiine kadar birçok alanda gelişim gösteren ilişkilerini ilerletmek için gayretlerin artarak süreceğini belirtti.

AlmanyaBaşbakanıOlaf Scholz
Erdoğan’ın en kritik görüşmelerinden biri İsrail Başbakanı Netanyahu’nun tutuklanmasını talep eden Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Ahmad Khan ile oldu. İsrail’in Gazze’de bir soykırıma imza attığını vurgulayan Erdoğan, Netanyahu yönetiminin uluslararası hukuku ve insan haklarını çiğnemekten çekinmediğini, kendilerini durduracak bir güç olmadığı yanılgısıyla pervasız bir biçimde katliamlarına yenilerini eklemek için planlar yaptıklarını ifade etti.

UCM BaşsavcısıKarim Khan
İsrail’in işlediği suçların hesabını vermesi gerektiğini, uluslararası hukuka olan güveni korumak için İsrail’e yönelik Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde açılan soykırım davasının sonuçlanmasının ve soykırım suçlularının hak ettiği cezaları almasının son derece önemli olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye’nin soykırım suçunun somut kanıtlarla tespiti için elinden gelen gayreti göstermeye devam edeceğini kaydetti.
Başkan Erdoğan, Almanya Başbakanı Olaf Scholz’u da kabul etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, bakanlığın Nablus’taki merkez depolarından 18 Eylül’de yola çıkan tırların Gazze’ye ulaştığı belirtildi.
Sağlık Bakanı Macid Ebu Ramazan, Gazze Şeridi’ne saldırıların başlamasından bu yana ilk defa Gazze’ye ilaç gönderebildiklerini ifade etti.
İlerleyen günlerde 5 tırın daha gönderileceğini kaydeden Ebu Ramazan, ilaç ve tıbbi malzemelerin, yaralı ve hastaların acil tıbbi ihtiyaçlarını karşılamak üzere Gazze’deki hastanelere dağıtılacağını dile getirdi.
Ebu Ramazan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile Başbakan Muhammed Mustafa’nın talimatları doğrultusunda güneydeki kentlerin (Gazze Şeridi) sağlık ihtiyaçlarının karşılanması için gönderilen tırların içinde ilaç, antibiyotik, diyaliz malzemeleri ile acil servis ve ameliyathanelerde kullanılacak tıbbi sarf malzemelerinin bulunduğunu aktardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Joly, İsrail’e silah satışı için 30 izni askıya aldıklarını ve Kanada yapımı mühimmatın İsrail ordusuna satışı için bir ABD şirketiyle yapılan sözleşmeyi iptal ettiklerini belirtti. Kanada silahlarının satışının aracı bir ülke üzerinden İsrail’e satılmasının anlaşmazlık konusu olduğuna işaret eden Joly, ABD’li şirket General Dynamics’in bu tür ticari işlemlerinin “kesinlikle yasak” olduğunu aktardı.
Joly, “Gazze’ye hiçbir şekilde silah veya silah teçhizatı göndermeyeceğiz. Nokta.” ifadesini kullandı. Kanada’nın en büyük Müslüman insan hakları örgütü olan Kanada Müslümanları Ulusal Konseyi (NCCM), Bakan Joly’nin kararına destek verdi.
NCCM’nin sosyal medya platformu X üzerinden yayınladığı paylaşımda, “Bakan Joly, Kanada’nın İsrail’e yönelik silah yasağı politikasının yürürlükte kaldığını belirterek açık bir mesaj verdi.” ifadeleri kullanıldı.
İNGİLTERE DE LİSANS İZİNLERİNİ İPTAL ETMİŞTİ
İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy, 2 Eylül’de parlamentoda yaptığı konuşmada, ülkesinin İsrail’e bazı silahların satışını askıya alacağını duyurmuştu. Bakan Lammy, İngiltere’nin silah ihracat lisanslarının “uluslararası insancıl hukukun ciddi şekilde ihlal edilmesi veya bunun kolaylaştırılması için kullanılabileceğine dair açık risk” bulunduğunu tespit eden incelemenin ardından kararın alındığını belirtmişti.
Lammy, 350 lisansın yaklaşık 30’unun askıya alınacağını belirterek, “Bunun gibi bir çatışma karşısında İngiltere’nin ihracat lisanslarını gözden geçirmek bu hükümetin yasal görevidir. Bu genel bir yasak ya da silah ambargosu değil.” ifadelerini kullanmıştı.
İngiltere İş ve Ticaret Bakanlığının açıkladığı verilere göre, 7 Ekim 2023’ten bu yana ülkeden İsrail’e silah, askeri teçhizat ve diğer kontrollü ürünlerin satışı için 100’den fazla ihracat lisansına onay verildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İtalya’da Venedik kentinin Lido Yarımadası’nda 28 Ağustos’ta başlayan dünyanın en eski sinema festivali Uluslararası Venedik Film Festivali, ödül töreniyle sona erdi.
Festivalin en iyi filmine verilen büyük ödül “Altın Aslan”ı, yönetmenliğini İspanyol rejisör Almodovar’ın üstlendiği “The Room Next Door” filmi aldı.
En iyi yönetmene verilen “Gümüş Aslan” ödülüne de “The Brutalist” filminin ABD’li yönetmeni Brady Corbet layık görüldü.
Gecede, en iyi erkek oyuncu ödülünü (Coppa Volpi) “The Quiet Son” filminde gösterdiği performansla Fransız aktör Vincent Lindon alırken, en iyi kadın oyuncu ödülüne (Coppa Volpi) “Babygirl” filmindeki rolüyle aktris Nicole Kidman layık görüldü.
Festivalde ana yarışma kategorisinde en iyi senaryo ödülü ise “Ainda Estou Aqui (I’m still here)” filminin senaristleri Murilo Hauser ve Heitor Lorega’ya verildi.
YAHUDİ YÖNETMENDEN ONURLU DURUŞ
Gecede ödül alan pek çok ismin sahnedeki konuşmalarında, İsrail’in Gazze’de yaklaşık bir yıldır devam eden saldırılarını güçlü şekilde kınaması dikkati çekti.
Festivalde gelecek vadeden yönetmenlere verilen “Geleceğin Aslanı” ödülünü kazanan “Familiar Touch” filminin Yahudi yönetmeni Sarah Friedland da ödülünü Gazze’de devam eden işgal nedeniyle Filistinlilere adadı.

“ÖDÜLÜ SOYKIRIMIN 336’NCI GÜNÜNDE KABUL EDİYORUM”
Friedland, ödül konuşmasında, Filistin halkına dayanışmasını dile getirerek, “Bu ödülü, İsrail’in Gazze’deki soykırımının 336. gününde ve işgalin 76. yılında kabul ediyorum.” dedi. Friedland’ın konuşması, salondakilerden büyük alkış aldı.
Diğer yandan, çok sayıda İtalyan sanatçı da Gazze’de devam eden “soykırıma” dair festival yönetimini sessiz kaldığı ve İsrail yapımı filmlerin gösterilmesine izin verdiği gerekçesiyle tepki gösterdi.
Bu arada, 82. Uluslararası Venedik Film Festivali’nin, 27 Ağustos – 6 Eylül 2025 tarihlerinde yapılacağı açıklandı.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Yusuf Balıkçı
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail’de esir yakınları hükümete yönelik baskılarını artırırken, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan 6 esirin cansız bedenine ulaşıldığını duyurdu.
“ESİRLER, BİZ ULAŞMADAN KISA SÜRE ÖNCE ÖLDÜRMÜŞ OLABİLİR”
IDF Sözcüsü Daniel Hagari yaptığı açıklamada, dün Refah şehrinde çatışmalar sırasında bir tünelde bulunan Carmel Gat, İsrail-ABD vatandaşı Hersh Goldberg-Polin, Eden Yerushalmi, Alexander Lobanov, Almog Sarusi ve Ori Danino’nun cansız bedenlerinin İsrail’e getirildiğini söyledi. Hagari, ilk tahminlere göre esirlerin bulunmalarından kısa bir süre önce öldürüldüğünü söyledi.
İSRAİL, 7 EKİM’DEN BERİ 8 ESİR KURTARABİLDİ
İsrail ordusu, 27 Ağustos’ta 52 yaşındaki Qaid Farhan al-Qadi adlı İsrailli esiri düzenlendiği operasyonla kurtarmıştı. Sağlık durumunun iyi olduğu açıklanan al-Qadi, İsrail güçleri tarafından 7 Ekim’den bu yana kurtarılan 8’inci esir olmuştu.
NETANYAHU, HAMAS’LA ANLAŞMADIĞI İÇİN ELEŞTİRİLİYOR
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve hükümeti, rehinelerin iadesi konusunda Hamas’la bir anlaşma sağlayamadığı için onları ölüme terk etmekle suçlanıyor.
İsrailli esirlerin yakınları, Netanyahu hükümetinden Hamas ile esirlerin takasını da içeren ateşkes anlaşmasını imzalaması için protesto gösterileri düzenliyor.

Haber Kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik 331 gündür süren saldırıları hakkında bir açıklama yaptı.
Açıklamada, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde son 24 saat içinde gerçekleştirdiği 3 ayrı katliamda 47 kişinin hayatını kaybettiği, 94 kişinin ise yaralandığı bildirildi.
GAZZE’DE ACI BİLANÇO ARTIYOR
7 Ekim 2023’ten bu yana devam eden saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 40 bin 738’e, yaralı sayısının ise 94 bin 154’e ulaştığı belirtildi.
Bakanlık, ayrıca enkaz altında ve yol kenarlarında hâlâ ölülerin bulunduğunu, ancak İsrail güçlerinin engellemeleri nedeniyle sağlık ekipleri ve sivil savunma görevlilerinin bu cenazelere ulaşmakta zorlandığını vurguladı.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail, Gazze’de Filistinlilere yönelik katliamlarının bir benzerini bu kez de Batı Şeria’da uygulamaya koyuldu.
Bu nedenle Filistinli gruplar, çeşitli yöntemlerle direnişlerini sürdürüyor.
İbranice yayın yapan Maariv gazetesinin haberinde göre, Batı Şeria’nın güneyindeki El Halil kentinde bulunan Terkumya beldesinde bir araçtan İsrail polisinin bulunduğu bir araca silahlı saldırı düzenlendi.
3 İSRAİL POLİSİNİ ÖLDÜRÜP KAÇTILAR
Saldırıda 3 İsrail polisi öldü.
Saldırganlar olay yerinden kaçmayı başarırken, İsrail polisi faillerin bulunması için geniş çaplı arama başlattı.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrailli yetkililer tarafından defalarca tutuklanan ve kötü muamelelere maruz kalan Amro, çekimleri TRT World ekipleri tarafından, işgal altındaki Filistin topraklarında gerçekleştirilen “Kutsal İşgal” belgeselinin Atlas Sineması’nda yapılan galası öncesinde AA muhabirine, Filistinlilerin hakları için devam eden mücadelelerini anlattı.
Filistin davasına verdiği kararlı destekten ötürü Türkiye’ye şükranlarını ifade eden Amro, belgesellerin anlatı kontrolü mücadelesinde oynadığı önemli role işaret etti.
Amro, İsrail’in kendisini demokratik göstermesine karşı çıkmanın önemli olduğunun altını çizerek “Bu belgesel, bence İsrail işgalini dünyadaki herkese duyurmak için bir araç.” diye konuştu.
Filistinli aktivist Amro, “Kutsal İşgal” gibi belgesellerin İsrail hükümeti tarafından sıklıkla yayılan yanıltıcı anlatıları ortadan kaldırmak için gerçek kanıtları kullanarak İsrail işgali ve apartheid’ın arkasındaki gerçeği ortaya koymada güçlü araçlar olarak hizmet ettiğini vurguladı.
“Biz Filistinliler asla vazgeçmeyiz”
Kurucusu olduğu “Yerleşimlere Karşı Gençlik” grubunun Filistin direnişinde aktif bir güç olmaya devam ettiğine işaret eden Amro, tutuklamalar ve devam eden tehditler de dahil olmak üzere, aktivistlik konusunda ödediği kişisel bedellere rağmen bu yöndeki kararlığını koruduğunu vurguladı.
Amro, “Biz Filistinliler asla vazgeçmeyiz ve haklarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.” ifadesini kullandı.
Filistinli aktivist Amro, grubun Filistinlileri ve destekçilerini işgale karşı birleştirmek için şiddetsiz direnişi, yasal aktivizmi ve küresel kampanyaları sürdürdüğünü ve Filistin toplumunu güçlendirmeyi amaçladığını söyledi.
“Batı Şeria’da Filistinlilere karşı duyurulmamış bir savaş var”
İsrail’in hem Gazze’de hem de Batı Şeria’da uyguladığı şiddete dikkati çeken Amro, 7 Ekim 2023’ten önce ve sonra defalarca tutuklandığını anlattı.
Amro, “Gazze’deki Filistinlilere yönelik gerçek bir soykırım savaşı var ve Batı Şeria’daki Filistinlilere yönelik de gizli, duyurulmamış bir savaş var.” değerlendirmesinde bulundu.
Kaçırılma, gözaltına alınma ve işkence görme de dahil olmak üzere, Filistinlilerin karşı karşıya kaldığı acımasız koşulları ayrıntılı biçimde anlatan Amro, bu zorluklara rağmen direnme kararlılığını dile getirdi.
Amro, “Filistinlilerin sessizce ölmelerini istiyorlar ama biz bunu reddediyoruz ve pes etmeyeceğiz.” dedi.
Filistinli aktivist, “Özgürlüğümüzü, adaletimizi ve eşitliğimizi elde edene ve İsrail’i işgalden ve apartheid’dan sorumlu tutana kadar savaşmaya, direnmeye devam edeceğiz.” diye konuştu.
“Filistinli protestocuları vuruyorlar”
Amro, Batı Şeria’da İsrail’in yoğunlaştırdığı baskılar karşısında Filistinlilerin direniş stratejilerini değiştirmek zorunda kaldıklarını belirtti.
İsrail’in baskıları altında barışçıl protestoların neredeyse imkansız hale geldiğine dikkati çeken Amro, “7 Ekim’den sonra artık barışçıl protesto yapamıyoruz. Filistinli protestocuları vuruyorlar. Onları öldürüyorlar.” ifadelerini kullandı.
Amro, bu nedenle odak noktalarının insan hakları ihlallerini belgelemeye, fon ve Filistinli ailelerin topraklarında kalabilmelerini sağlamaya kaydırdıklarını belirterek “Şu anda Filistinliler olarak gerçek bir varoluş mücadelesi içindeyiz. Bizim varoluşumuz, direniştir.” değerlendirmesini yaptı.
İsrail’in, Filistinlilerin sesini kesmek ve onları dünyadan izole etmek istediğini kaydeden Amro, “Bu topraklardaki varlığımız, sıcak noktalardaki varlığımız, topraklarımızdaki varlığımız bugünlerde ana hedefimizdir.” dedi.
“Adınızı tarihteki kara listeye yazıyorsunuz”
Amro, İsrail’i destekleyenleri duruşlarını yeniden gözden geçirmeye çağırarak “İsrail’i destekleyenler ‘apartheid’ı destekliyor’ demektir. İşgali destekliyorsunuz ve adınızı tarihteki kara listeye yazıyorsunuz.” mesajını paylaştı.
Filistinli aktivist, İsrail destekçilerini sahadaki gerçekler konusunda kendilerini eğitmeye ve işgal, apartheid ve ırkçılığın sürdürülmesindeki rollerinin farkına varmaya çağırdı.
Amro, belgesellerin küresel izleyiciye gerçeği göstermedeki önemini bir kez daha hatırlatarak insanları, İsrail işgalinin gerçekleri hakkında daha fazla bilgi edinmeye çağırdı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
7 Ekim tarihinden beri İsrail ablukası altında olan Filistin topraklarında kanlı saldırılar devam ediyor…
Soykırım katliamının ayyuka çıktığı Batı Şeria’da, bu saldırılara bir yenisi daha eklendi.
İsrail devlet televizyonu KAN, ordunun yeni saldırısına dair bilgi verdi.
“GENİŞ ÇAPLI OPERASYON”
Haberde, ordunun Batı Şeria’nın kuzeyinde “geniş çaplı operasyon” başlattığı belirtildi.
İsrail güvenlik güçlerinin Batı Şeria’nın Cenin ve Tulkerim kentlerinde eş zamanlı harekete geçtiğine işaret edilen haberde, Kara Kuvvetlerine destek için savaş helikopterleri ve insansız hava araçlarının (İHA) kaldırıldığı ifade edildi.

FİLİSTİN SAĞLIK BAKANLIĞI AÇIKLAMA YAPTI
Filistin Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, İsrail askerlerinin Cenin kentine düzenlediği baskında 2 kişinin öldürüldüğü ve 3 kişinin yaralandığı bilgisi paylaşıldı.
HASTANELERİN ÇEVRESİNİ KUŞATTILAR
Filistin resmi haber ajansı WAFA’da yer alan habere göre de İsrail ordusu, çok sayıda zırhlı araçlarla Cenin kentine girerek İbn-i Sina Hastanesi yakınına konuşlandı.
İsrail ordusu, Cenin kentinin güneyinde İHA’dan atılan füzeyle bir aracı hedef aldı. Filistin Kızılayı, söz konusu araçta 3 kişinin cansız bedenine ulaştıklarını belirtti.

AMBULANSLARIN ÇALIŞMASINI ENGELLEDİLER
Batı Şeria’nın kuzeyindeki Tulkerim kentine de batıdan giren İsrail güçleri, kentteki hastanelere baskın yaptı ve kuşatma altına aldı.
Ambulansların çalıştırılmasına engel olan İsrail askerleri, ambulansların bazılarında arama yaptı.
Tulkerim’deki Nur Şems Mülteci Kampı’na İHA’yla saldırı düzenlendi, saldırı sonucu yaralıların olduğu ancak İsrail’in bölgeyi kuşatmaya aldığı için ambulansların giremediği bilgisi paylaşıldı.
YARALILARA ULAŞMAKTA ZORLUK YAŞANIYOR
Batı Şeria’nın kuzeyindeki Tubas kentinde yer alan Faria Mülteci Kampına da baskın düzenleyen İsrail ordusu, İHA’larla bölgede yoğun uçuşlarını sürdürüyor.
Faria Mülteci Kampına İHA’yla düzenlenen saldırıda da 2 gencin yaşamını yitirdiği ve bazıların yaralandığı belirtilirken, Filistin Kızılayı ekiplerinin de İsrail engelleri nedeniyle bölgedeki yaralılara ulaşmakta zorluk çektiği kaydedildi.
İSRAİL ORDUSU VE DİRENİŞ GRUPLARI ÇATIŞTI
İsrail askerleri, Batı Şeria’daki Kalkilya kentine de Filistinlilerin evlerine baskınlar düzenledi.
Bu arada Filistinli direniş grupları da İsrail askerleriyle çatışmalara girdikleri yönünde açıklamalar yaptı.









Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Filistin topraklarını işgal eden İsrail ordusu, kanlı saldırılarına devam ediyor.
Orta Doğu’da katliam yapan İsrail ordusu, savaştan kaçan sivillerin sığındığı hastane ve mülteci kamplarını hedef alıyor.
İSRAİL ORDUSU 10 SİVİLİ KATLETTİ
İsrail ordusu, Batı Şeria’nın kuzeyindeki Tubas kenti yakınlarında yer alan El-Faria Mülteci Kampı’na, Kalkilya kentine ve başka bazı beldelere de baskınlar düzenledi.
Hastane çevrelerini de kuşatan İsrail saldırılarında 10 kişi hayatını kaybetti.

BAKAN KATZ SALDIRIYI DESTEKLEDİ
Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, “İran’ın Ürdün’den silah kaçırarak burada kapsamlı bir terör yapısı kurmaya çalıştığını” belirterek, saldırının bu yapıyı kırmak için düzenlendiğini ileri sürdü.
“BATI ŞERİA’DA, GAZZE’DEKİ GİBİ DAVRANILMASI GEREK”
Katz, İsrail’in Batı Şeria’daki “tehdide karşı Gazze’deki gibi muamele etmeleri gerektiğini” savunarak buradaki Filistinlilerin de “Gazze’de yapıldığı gibi topluca zorla yerinden edilmesi” gibi tüm adımların atılması gerektiğini iddia etti.
Katz, “bunun her şey için bir savaş olduğunu ve kazanmaları gerektiğini” dile getirdi.
662 SİVİL KATLEDİLDİ
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te, 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı 662’ye yükseldi.
Batı Şeria’nın kuzeyindeki kentler ve buradaki mülteci kampları, 7 Ekim’den beri İsrail’in yoğun şiddetine ve bölgede sivil halkın cezalandırıldığı altyapı yıkımına maruz kalıyor.
Batı Şeria’nın kuzeyindeki Tulkerim, Cenin, Tubas gibi kentlerde mülteci kampları Filistinli silahlı direniş gruplarının varlığıyla tanınıyor.

GASBEDİLEN TOPRAKLARA YERLEŞİM YERİ YAPILACAK
İsrail 7 Ekim’den itibaren uluslararası hukuka aykırı biçimde işgal altındaki Batı Şeria’da, Filistinlilerin topraklarının gasbına hız vermişti.
Filistin topraklarının ve haklarının gasbedilmesinin öncülüğünü yapan aşırı sağcı figürlerin kritik roller aldığı Başbakan Binyamin Netanyahu hükümeti, Batı Şeria’da 10 bin dönümden fazla Filistin toprağını tek taraflı “gasbettiklerini” duyurmuştu.
Aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de Batı Şeria’da Filistin topraklarını birbirinden ayıracak Filistinlilerden gasbedilen topraklarda İsrailliler için yeni yasa dışı yerleşim yerleri planlarını açıklamıştı.


Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail, 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde sivilleri hedef alıyor. Sivil yerleşim yerlerine bomba yağdıran İsrail güçlerinin bu soykırımını dünya sessizce izliyor.
Günden güne artan saldırılar bölgedeki yaşam belirtilerini günden güne yok ediyor. Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, son 24 saatte İsrail tarafından düzenlenen 4 saldırıda 58 sivilin hayatını kaybettiği, 131 sivilin ise yaralandığı bildirildi.
40 BİN 534 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Gazze Şeridi’nin dört bir yanında devam eden saldırıların 327 günlük bilançosunun da yer aldığı açıklamada, can kaybının 40 bin 534’e, yaralı sayısının ise 93 bin 778’e yükseldiği aktarıldı.
Haber Kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin kuzey kesimindeki farklı bölgelere saldırı başlatacağını duyurarak buradaki Filistinlerden bir kez daha göç etmelerini istedi. Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’den bu yana saldırılarını sürdüren İsrail, yerinden edilen Filistinlilere karşı zorunlu göçü silah olarak kullanmaya devam ediyor.

YENİ TAHLİYE EMRİ VERİLDİ
İsrail ordusu yaptığı yazılı açıklamada, Megazi bölgesindeki bazı kısımlar, Selahaddin Caddesi’ndeki bazı sokaklar ile Gazze Şeridi’nin ortası kesiminde yer alan Faruk ve Emel bölgelerinin boşaltılması çağrısında bulundu. Gazze’nin kuzey kesiminde yer alan Es-Salatin, el-Atatira, es-Seyfa ve el-Kerame’de bazı bölgelere saldırı düzenleneceği belirtilerek söz konusu yerlerin boşaltılması istenildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Ordu “tahliye” kararının alınmasının nedenlerine ilişkin çeşitli iddialar ortaya atarak, söz konusu bölgelerde yaşayanların “güvenli bölge” olduğunu öne sürerek “Gazze’nin batı kısmına sığınmaları” çağrısında bulundu. İsrail ordusu, sonuncusu dün akşam olmak üzere, Gazze’de son bir hafta içinde “güvenli” olduğu iddia edilen bölgenin bazı kısımları dahil olmak üzere 5 ayrı sözde “tahliye emri” yayımladı.

HAMAS HEYETİ KAHİRE’DE
Hamas bugün yaptığı açıklamada, Mısır’da devam eden ateşkes müzakerelerinde son gelişmeleri dinlemek üzere Kahire’ye bir heyet göndereceğini ifade etti. Hamas’tan yapılan açıklamada, “Dr. Halil el-Hayyeh başkanlığındaki Hamas heyeti, Mısır ve Katar’daki arabulucuların daveti üzerine, Kahire’de gerçekleştirilen müzakerelerin sonuçlarını dinlemek üzere bu akşam Kahire’ye varacak. Hamas, Biden Deklarasyonu ve Güvenlik Konseyi kararı temelinde 2 Temmuz’da üzerinde mutabık kaldığı hususlara bağlılığını teyit etmektedir. Hamas üzerinde anlaşmaya varılanları uygulamaya hazır olduğunu teyit ederken, işgale baskı yapılması ve anlaşmaya varılmasını engellemekten vazgeçmesi çağrısında bulunur” denildi.

“HAZIRIZ” MESAJI
Haniye suikastı sonrası İsrail’e intikam saldırısında bulunması beklenen İran kanadından da yeni bir açıklama geldi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen MAÜ Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özcoşar, üniversitenin içinde yer alan duvarlara öğrenciler tarafından Gazze’ye dikkat çekmek için yapılan grafitilere ilişkin, çalışmada yer alan tüm öğrencilere teşekkür etti.
Özcoşar, “Birlikte hareket ettiğimiz sürece, mazlumların sesi daha gür çıkacak ve adaletin tesis edilmesi adına önemli adımlar atılacaktır. Gazze’nin yanında durmak yalnızca bir eylem değil, insanlığın bir gereğidir. Üniversite olarak bu bilinçle hareket etmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Çalışmada yer alan öğrencilerden Merve Günlüoğlu da yapılan çalışmanın sadece estetik bir değer taşımanın ötesinde, derin bir mesajın da taşıyıcısı olduğunu dile getirerek, her bir fırça darbesinin zulme karşı duruşlarını ve mazlumun yanında olduklarını ifade ettiğini aktardı.
Günlüoğlu, renklerin, şekillerin ve kelimelerin birleşimiyle oluşturulan eserlerin izleyenlerin ruhuna dokunarak, onları düşünmeye sevk ettiğini belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Blinken, “İsrail’in güvenliliğine bağlılığımızı yineliyoruz. 7 Ekim’den itibaren bunu pratik olarak uyguluyoruz. Bölgeye askeri varlığımızı kaydırdık. Bu varlık, tahrik değil bilakis caydırmak içindi. Eğer ki bir saldırı gerçekleşirse bunu önlemek için hazırız.” dedi.
Bölgede olası bir saldırıyı önlemek için yoğun diplomatik çaba içinde olduklarını ifade eden Blinken, hedeflerinin, askeri bir çatışmayı önlemek, bu gerçekleşirse de bunu bertaraf etmek olduğunu belirtti.
Blinken, tüm taraflardan tek taraflı adımlardan kaçınmasını istediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Hükümetlerimiz arasındaki işbirliğiyle Gazze’de bir ateşkes ve buradaki İsaillilerin getirilmesi için bir anlaşma sağlamaya çalıştık. Amacımız, Gazze’deki esirlerin getirilmesi, İsrail’in güvenliğini sağlamak ve Gazze’deki Filistinlilerin can sağlığını güvenceye almak ve çektiği sorunları sona erdirmek.”
YENİ TEKLİFİN İÇERİĞİNE İLİŞKİN DETAY YOK
Geçen hafta ABD Başkanı Joe Biden’ın Doha’da “aradaki boşlukları kapatacak” yeni bir teklif sunduğunu kaydeden Blinken, yeni teklifteki maddeleri açıklamadı.
Blinken, anlaşma için ön şartlar konusunda ısrarcı olacağını açıklayan Netanyahu’nun “boşlukları kapatan yeni teklifi kabul ettiğini” duyurdu.
İsrail’in talepleri doğrultusunda boşlukları kapatan anlaşmayı “Hamas’ın kabul etmesi gerektiğini” dile getiren Blinken, ateşkes müzakerelerinden vazgeçmeyeceklerini, anlaşma olmadığı müddetçe, daha fazla İsrailli esirin hayatını kaybedebileceğini ve bu süreçteki olayların anlaşmayı imkansız hale getirmese de erteleyebileceğini aktardı.
İsrail’den sonra Mısır ve Katar’a gideceğini söyleyen Blinken, Netanyahu’nun “kalıcı ateşkese razı olup olmadığıyla ilgili soruya” kaçamak cevap verdi.
Hamas’ın anlaşmaya ikna edilmesi gerektiğini yineleyen Blinken, “anlaşmanın aşamalarla ilerleyeceği” yanıtını verdi.
ABD’nin sunduğu, “boşlukları kapattığı” ifade edilen İsrail’in taleplerini de içeren anlaşma taslağının “aşamalarla ilerleyeceğini” belirten Blinken, “Birinci aşamada 6 hafta esirler karşılıklı serbest bırakılacak. İkinci aşamada da kalıcı ateşkes için müzakereler devam edecek. Uzman ekipler bu aşamalar üzerinde çalışıyor.” ifadesini kullandı.
Blinken, İsrail istihbarat direktörlerinin Katar veya Mısır’da gerçekleşen görüşmelere gideceğini belirterek, “Hamas’ın önce anlaşmayı kabul etmesi sonra da aşamaları müzakere etmesi gerektiğini” dile getirdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde çocuk, kadın ve yaşlı ayırt etmeden 40 binden fazla masum sivili katleden Tel Aviv yönetimi, İsrail ordusuna “savaşın şiddetini artırma” talimatı verdi.

İsrail’deki Walla News’in haberine göre, hükümetteki politika ve güvenlik kabinesi, son dönemde İsrail’in ateşkes müzakerelerindeki konumunu güçlendirmek için orduya Gazze Şeridi’nde yürüttüğü savaşın şiddetini artırma talimatı verdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Buna ilişkin İsrail makamlarından henüz resmi bir açıklama yapılmazken, İsrail ordusunun özellikle Gazze Şeridi’nin güneyinde, geniş çaplı yıkımın yanı sıra yüzlerce Filistinlinin ölümüne ve yaralanmasına yol açan saldırıları artarak sürüyor.

“BU KARAR, SİVİLLERİ HEDEF ALAN VAŞİLİKLERİNDE ISRAR ETMELERİNİN GÖSTERGESİDİR”
Öte yandan, Hamas, ateşkes ve esir değişimiyle ilgili müzakerelerdeki konumunu güçlendirme amacıyla İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki çatışmaların şiddetini artırma kararını kınadı.
Hamas’ın Siyasi Büro üyesi İzzet Er-Rişk, yaptığı yazılı açıklamada, “Bu karar, Gazze Şeridi’ndeki halkımıza yönelik faşist saldırıların yeniden yoğunlaşması ve savunmasız sivilleri hedef alma konusundaki vahşiliklerinde ısrar etmelerinin göstergesidir.” ifadelerini kullandı.

“TÜM DÜNYAYI SİYONİST-NAZİ REJİMİN GERÇEKLİĞİYLE KARŞI KAŞRIYA BIRAKIYOR”
Rişk, ABD’nin İsrail’e desteğine ve dünyanın bu soykırım savaşı karşısındaki suskun sorumsuzluğuna dikkati çekerek, “Bu karar, tüm dünyayı cinayete ve teröre susamış bu cani Siyonist-Nazi rejimin (İsrail) gerçekliğiyle karşı karşıya bırakıyor.” ifadelerine yer verdi.
Hamas, dün yaptığı yazılı açıklamada da, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Gazze’de ateşkes sağlanması ve esir takası anlaşmasına karşı engeller koyduğunu açıkladı.
İsrail ile Hamas arasında, ABD, Mısır ve Katar’ın arabuluculuğunda Gazze’de ateşkes sağlanması ve esir takasının yapılması için yürütülen müzakereler 15-16 Ağustos’ta Doha’da yapılmıştı.
“İyi geçtiği” açıklanan Doha’daki müzakerelere Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü Bill Burns, Mısır İstihbarat Başkanı Abbas Kamil ve Mossad Direktörü David Barnea’nın başkanlığındaki heyetler katılmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Katil İsrail, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde kadın, çocuk ve yaşlı ayırt etmeden binlerce masum sivili katletti.
Filistin’in haklı davasına destek veren Türkiye, ilk günden itibaren ateşkes için diplomasi trafiğini sürdürüyor. Başkan Recep Tayyip Erdoğan, ateşkes için birçok liderle telefonda görüştü. Ancak İsrail’in soykırıma varan vahşeti büyütmesiyle Türkiye, mayıs ayında İsrail ile tüm ticari ilişkileri durdurdu.

TÜRKİYE’NİN KARARI İSRAİL’DE ÇARŞI PAZARI VURDU
Bu durum, İsrail’de çarşı ve pazarı olumsuz etkiledi. Bilindiği üzere Tel Aviv yönetimi, sebze-meyve ithalatının neredeyse tamamını Türkiye ve Ürdün’den yapıyordu.
Türkiye’nin ardından Ürdün’den ithal edilen tarım ürünlerinde kolera tespit edilmesi ve ithalatın durdurulması nedeniyle İsrail’de meyve sebze fiyatları fırladı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İSRAİL BASININDA GENİŞ YER BULDU
Ülkede sebze-meyve fiyatlarının artması İsrail basınında da geniş yer buldu. “Ankara’nın boykotunun pazarları vurduğu” ifadeleri kullanılan haberlerde; Türkiye ile yaşanan kriz nedeniyle ithalatçıların, malların da daha pahalı olduğu daha uzak ülkelerden ürün satın almak zorunda kaldığı vurgulanıyor.

Öte yandan, Türkiye’nin boykot kararı sonrası İsrail’de fiyatı en çok artan ürünlerin başında domates ve salatalık geliyor. İsrail, söz konusu ürünleri büyük oranda Türkiye’den ithal ediyordu.
Türkiye’nin ticaret yasağından önce satılan biber, üzüm, patlıcan gibi ürünlerde de ortalama 3-4 şekellik (36 TL) bir artış yaşandı.

“YEREL ÜRETİM DÜŞTÜ”
Diğer yandan İsrail Çiftçi Konseyi Üyesi İbrahim Mavasi, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, ülkede sebze meyve fiyatlarının artışındaki etkenlerden birini Gazze’nin üretici statüsünden tüketici durumuna geçmesi olarak göstermişti.
Tarımda artan maliyet nedeniyle yerel üretimin düştüğüne dikkati çeken Mavasi, bir ton domatesi üretmenin maliyetinin 3300 İsrail şekeline (yaklaşık 885 dolar) yükseldiğini, bu nedenle ürünlerin tüketiciye yüksek fiyatlarla ulaştığını aktarmıştı.
Mavasi, üretimde maliyetin azaltılması için çiftçilere devletten daha fazla teşvik sağlanmasını talep etmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Siyonist İsrail rejimi, ateşkes görüşmelerine rağmen halkı zorla aç ve susuz bırakarak büyük bir insani felakete yol açtığı Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarına devam ediyor.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde son 24 saatte düzenlediği saldırılarda 25 kişi hayatını kaybetti, 72 kişi de yaralandı. Deyr el-Belah kentindeki bir evin bombalanması soncu bir anne ve 6 çocuğu öldü.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Hedef alınan evin El-Attar ailesine ait ve 6 çocuktan 4’ünün ikiz olduğu belirtildi. İsrail ordusunun Nusayrat Mülteci Kampı’nda El-Yazici ailesine ait, bir evi bombalaması sonucu ise 4 kişi yaşamını yitirdi.

Gazze Şeridi’nin doğusunda konuşlanan İsrail topçu birlikleri de Megazi Mülteci Kampı ve Bureyc Mülteci Kampı, Deyr el-Belah kenti ve El-Masdar kasabasına yoğun topçu ateşi açtı.

İsrail insansız hava aracından (İHA) Abasan el-Kebira kasabasındaki Misbah ailesine ait bir eve yapılan saldırıda, 4 Filistinli hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gazze’deki durumla ilgili görüşmelerin sürdüğünü belirten Biden, “Pes etmiyoruz. (Gazze’de ateşkes) Halen mümkün.” ifadesini kullandı.
İsrail ile Hamas arasında esir takası ve Gazze Şeridi’nde ateşkese varılması amacıyla Katar’ın başkenti Doha’da 15-16 Ağustos’ta müzakereler yapılmıştı.
“İyi geçtiği” açıklanan Doha’daki müzakerelere Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı Direktörü Bill Burns, Mısır İstihbarat Başkanı Abbas Kamil ve İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad Direktörü David Barnea’nın başkanlığındaki heyetler katılmıştı.
Tarafların haftaya Mısır’ın başkenti Kahire’de ateşkes müzakerelerine devam edeceği bildirilmişti.
Biden, 16 Ağustos’ta Beyaz Saray’da düzenlenen etkinlik öncesi, Gazze’de olası ateşkes anlaşmasına ilişkin, “Hiç olmadığı kadar yakınız.” açıklamasında bulunmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Berhum, Gazze’de “Savaşın başlamasından bu yana 4. kez basın aracımız, kaskımız, yeleğimiz olmasına rağmen hedef alındık. Han Yunus’un kuzeyinde, İsrail’in güvenli dediği, yerinden edilen Filistinlilerin yoğun olduğu bir bölgeye haber yapmak için gittik.” dedi.
Saldırıya ilişkin Berhum, “Tepelerde konuşlu keskin nişancı İsrail askerleri doğrudan bizi hedef aldı. Hem araca hem de aracın etrafına ateş ettiler. Biz araçtan 5 metre uzaklaştıktan sonra yaklaşık 15 dakika boyunca ateş etmeye devam ettiler.” diye konuştu.
Berhum, Gazze’de güvenli hiçbir yerin bulunmadığına vurgu yaparak, “İsrail askerleri herhangi bir uyarı yapmadan, doğrudan hedef alıyorlar. Aracımızı doğrudan hedef aldılar, aracın ön camı, yanımızdaki kameramanımız hedef alındı.” ifadelerini kullandı.
TRT Arabi Gazze Muhabiri, İsrail ordusunun 4 ay önce düzenlediği saldırıda ayağını kaybettiğini hatırlattı.
CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI YILMAZ SALDIRIYI LANETLEDİ
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Berhum’a, TRT’ye ve basın camiasına geçmiş olsun dileklerini iletti.
Berhum’a yapılan saldırıyı lanetlediklerini belirten Yılmaz, “Bu saldırılar mazlum Filistin halkına yönelik olarak işlenen ve insanlığın kolektif hafızasına kazınan savaş ve insanlık suçlarını örtemeyecektir.” ifadesini kullandı.
AK PARTİ SÖZCÜSÜ ÇELİK: NETANYAHU ŞEBEKESİ HER TÜRLÜ İNSANİ DEĞERİN DÜŞMANIDIR
AK Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Netanyahu şebekesi her türlü insani değerin düşmanıdır.” ifadesini kullandı.
İsrail’in TRT Arabi Gazze Muhabiri Sami Berhum’a yönelik saldırısını lanetleyen Çelik, hem TRT ailesine hem basın camiasına geçmiş olsun dileklerini iletti.
Ömer Çelik, şu değerlendirmeleri yaptı:
“TRT ve Anadolu Ajansımız Gazze’de insanlık için büyük bir vazifeyi yerine getirmektedir. Netanyahu ve şebekesi ise işlediği katliamların duyulmasını engellemeye çalışmaktadır. Herhangi bir sağlık ekibinin bile giremediği şartlarda bütün bir insanlık vicdanı adına doğruyu aktarmak üzere ölümü göze alan kardeşlerimizi bir kez daha selamlıyoruz.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gazze’de ateşkes, iki devletli çözüm ve bölgede uzun vadeli güvenlik ve istikrara ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı makalede, 7 Ekim’den bu yana Gazze dışında Lübnan’da da tansiyonun arttığı, İran’ın bölgeyi daha büyük bir savaşa götürecek şekilde gerginliği tırmandırdığı belirtildi.
Makalede, şiddet döngüsüne şahitlik edildiği ve durumun yanlış hesaplamayla daha derin ve çözülemez hale gelme riski taşıdığı vurgulanarak, gerginliği artırmaya meyilli olan bu döngünün siyasi çözümü daha da zor hale getirdiğine işaret edildi.
Fransa ve İngiltere’nin ulusal çıkarı ve güvenliği, Avrupa ve Orta Doğu’nun güvenliği için iki ülkenin birlikte çalıştığı kaydedilen makalede, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin daimi üyeleri olarak sadece ortak çıkarlara sahip olmadıkları, aynı zamanda İsrail’in ve işgal altındaki Filistin topraklarının güvenliği ile tüm bölgenin istikrarına karşı sorumluluklarının bulunduğu bildirildi.
Makalede, Katar’ın başkenti Doha’daki ateşkes ve esir takası müzakerelerinin Gazze’de acil ateşkes, esirlerin salıverilmesi ve bölgenin istikrarı için hayati önem taşıdığı belirtildi.
Ateşkes olmadığı takdirde Gazze’deki insani durumun kötüleşeceği anlatılan makalede, tüm insani yardım örgütlerindeki cesur sağlık çalışanlarının çocuk felci salgınını önlemek için adeta yarış içinde bulundukları ancak yalnızca güvenli olduğu zaman aşılama yapabildikleri ifade edildi.
“YALNIZCA SİYASİ BİR ÇÖZÜM, YOLU GÖZLENEN BARIŞI SAĞLAYABİLİR”
Makalede, barış için hiçbir zaman geç olmadığının ve topyekun bir savaşın kimsenin çıkarına olmayacağının altı çizildi.
Diplomasiye gereken desteğin verilmesi gerektiği vurgulanan makalede, “Herhangi bir İran saldırısının, Gazze için süren ateşkes müzakerelerini baltalamak dışında, yıkıcı sonuçları olacaktır.” değerlendirmesinde bulunuldu.
Makalede, bir anlaşmanın sivillerin çektiği acılara son vereceği, güvenlik hissini inşa edeceği ve iki devletli çözüme giden yolu açacağına işaret edilerek, şunlar kaydedildi:
“Hiçbir bahane ve gecikme kabul edilemez. Hepimiz bir araya gelmeliyiz. Barış için birleşmeliyiz. Yalnızca siyasi bir çözüm, yolu gözlenen barışı sağlayabilir. Bu yüzden sadece ateşkes istemiyoruz, aynı zamanda İsrail, Hizbullah ve Lübnan’ı da gerginliği BM Güvenlik Konseyinin 1701 sayılı kararında belirtilen ilkeler çerçevesinde çözmek için ABD öncülüğünde başlatılan müzakerelere katılmaya çağırıyoruz.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’nde son 24 saatte gerçekleştirdiği 2 katliamda ölen 25 kişinin cenazelerinin hastanelere ulaştığı, saldırılar sonucu 72 kişinin de yaralandığı belirtildi.
40 BİN 99’A YÜKSELDİ
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 40 bin 99’a, yaralı sayısının da 92 bin 609’a yükseldiği kaydedildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görgü tanıkları, İsrail ordusunun Han Yunus’un kuzey ve batı bölgelerini ağır topçu atışları ve hava saldırılarıyla vurduğunu belirtti.
İsrail askeri araçlarından yeni saldırı noktalarına yakın olan Asda bölgesinde yerinden edilen sivillerin sığındığı çadırlarının bulunduğu bölgelere makineli tüfeklerle ateş açıldı.
Saldırılar sonucu ölen ve yaralananlara ilişkin henüz açıklama yapılmadı.
İsrail ordu güçleri, yaklaşık 1,7 milyon yerinden edilmiş Filistinlinin sığındığı Mevasi’de “insani bölge” olarak ilan edilen bölgeden sadece birkaç yüz metre uzakta bulunuyor.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, 16 Ağustos’ta sosyal medya hesabından yeni bir harita paylaşarak Deyr el-Belah kentinin doğusundaki bölgelerin yanı sıra Han Yunus’a bağlı El-Karara, El-Mevasi, Cela, Hamed ve Nasr bölgelerinin boşaltılmasını istemişti.
Adraee’nin paylaştığı haritada, İsrail’in “güvenli bölge” ilan ettiği ve yerinden edilen 1 milyondan fazla Filistinlinin sığındığı Mevasi’nin bazı kısımlarının da yer alması dikkati çekmişti.
İsrail savaş uçakları Cuma günü yerleşimlerin olduğu Hamed Mahallesi’ndeki bazı konutları yerle bir etmişti.
Katar Devleti’nin eski Emiri Şeyh Hamed bin Halife Al Sani’nin adını taşıyan ve 2 bin 500 dairenin yer aldığı Hamed Mahallesi, Gazze’nin yeniden imar programı kapsamında Doha’nın yaptığı 407 milyon dolarlık bağışın ardından 2012’de inşa edilmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bilgin, 19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de İsrail saldırılarına maruz kalan 2 milyon 300 bin kişiden yaklaşık yüzde 85’inin yerinden edildiğini belirtti.
Resmi rakamlara göre, İsrail’in saldırılarında yaklaşık 40 bin kişinin hayatını kaybettiğini, ölen çocukların sayısının ise 16 bini geçtiğini hatırlatan Bilgin, enkaz altında 10 binden fazla Filistinli kaldığını ve bölgenin adeta toplu mezar haline geldiğini ifade etti.
Yaşamla ölüm arasındaki çizginin kaybolduğu Gazze’de Dünya Doktorları’nın 78 kişilik ekibiple çalıştığını dile getiren Bilgin, bölgede insani yardım çalışanlarının da saldırıların hedefi olduğuna dikkati çekti.
Çatışma ve kriz bölgelerinde canları pahasına görev yapan insani yardım çalışanlarına destek verilmesi çağrısında bulunan Bilgin, “7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail saldırılarında yaklaşık 300 insani yardım çalışanı hayatını kaybetti. Veriler, Gazze’de son 10 ayda hayatını kaybeden insani yardım çalışanlarının, 2021 ve 2022’de dünya genelinde yaşamını yitiren insani yardım çalışanlarından daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. Dünya Doktorları da bu saldırılardan yüksek oranda etkileniyor. Aylardır Gazze’de olan ekip, İsrail bombardımanına ve gıdasızlığa maruz kalıyor. 19 Ağustos İnsani Yardım Günü’nde ‘yardımcılara yardım’ çağrısı yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bilgin, Dünya Doktorları’nın verilerine göre Gazze’de 122’si çocuk 2 bin kanser, 1500 diyalize ihtiyaç duyan böbrek hastası, 45 bin kardiyovasküler hastalık teşhisi konmuş kişi ile 485 binden fazla ruh sağlığı bozukluğu vakası bulunduğunu aktardı.
Gazze sağlık sistemindeki tahribatın geri dönülemez noktaya ulaştığını vurgulayan Bilgin, şunları kaydetti:
“Gazze’deki hastanelerin sadece yüzde 44’ü kısmen işlevsel durumda. Yalnızca 1400 yatak kapasitesi var. Birinci basamak sağlık tesislerinin yüzde 45’i, 8 sahra hastanesinin ise sadece 4’ü tam kapasiteyle çalışabilir durumda. Gazze’de binlerce hasta, insani yardım personeli ve yerinden edilmiş insanın hayatı, büyük risk altında. Dünya Doktorları olarak tüm devletlere sivillerin, hastaların, sağlık personelinin korunmasına yönelik acil adım atılması, tam, güvenli ve engelsiz insani yardıma erişim için İsrail hükümetine her türlü baskının uygulanması çağrısında bulunuyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cenevre’nin merkezindeki Cornavin Tren Garı’nda toplanan 100’ü aşkın kişi Filistin’e destek gösterisi düzenledi.
Garda oturma eylemi gerçekleştiren eylemciler, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında öldürülenlerin sayısının 40 bini aşmasına ve özellikle bebeklerin öldürülmesine tepki gösterdi.
İsrail’in Gazze’de yaptıklarını “soykırım” olarak niteleyen göstericiler, çocuk ölümlerinin durmasını taleplerini içeren pankartlar açtı.
Sık sık Filistin lehine slogan atan göstericiler, yerlere ölen bebekleri simgelemek için çocuk ayakkabıları ve oyuncaklar koydu.
Yaklaşık bir saat süren eylem, olaysız sona erdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘REFAH’I TACA ATAR’
ABD’li yetkililer Sinvar’ın Han Yunus’ta saklandığının düşünüldüğünü belirtirken, böylesi bir durumun İsrail’in kente yönelik operasyonla ilgili mantığı çürüteceği değerlendirmesi yapılıyor. İsrail basınına yansıyan iddialara göre de Sinvar’ın Han Yunus’ta olduğu hatta daha da kuzeydeki Gazze kentinde bulunduğu ihtimalleri de tamamen dışlanmış değil. İsrailli Haaretz gazetesi de Tel Aviv yönetiminin askeri hedefleriyle söz konusu iddiaların çeliştiğine dikkat çekerek, “Bu istihbarat, İsrail’in Refah’ta büyük bir askeri kara operasyonuna yönelik gerekçelerini geçersiz kılabilir” yorumunu yaptı. Öte yandan NYT’ye konuşan ABD’li yetkililer Sinvar’ın savaşı her yönüyle etkileyen bir faktör olduğunu söylüyor.

İsrail’in ‘sınırlı’ diye tanımladığı Refah’a askeri operasyonları sürüyor.
DOĞAL LİDER
ABD’li yetkililer, İsrail’in hedefe koyduğu bir numaralı ismin aynı zamanda Tel Aviv yönetimini rehinelerin serbest bırakılması için müzakere masasına oturtmak zorunda bıraktığına işaret ediyor. İsrail’in 7 aydır süren savaşta nihai bir başarı elde edememiş olmasının simgesi haline geldiği belirtilen Sinvar’ın, Hamas’ın müzakere ekibinin şartlarda olası bir taviz vermeden önce danışmak zorunda olduğu kişi olduğu aktarılıyor. Grubun liderliğini siyasi büro başkanı İsmail Haniye yürütüyor ve Sinvar teknik olarak her konuda yetki sahibi değil. Ancak uzmanlara göre Sinvar’ın Gazze içindeki liderliği hem grup içinde hem de İsrail açısından Hamas’ın işleyişinde merkezi bir pozisyona gelmesini sağladı. Ayrıca, siyasi büronun ateşkes anlaşmasına daha istekli olmasına rağmen İsrail’in her durumda peşine düşeceğini değerlendiren Sinvar’ın anlaşmaya direndiği öne sürülüyor. Uzmanlar daha önce de Sinvar’ın ele geçirilmesinin El Kaide lideri Usame bin Ladin’in ortadan kaldırılması gibi İsrail açısından sembolik bir gelişme olacağını dile getirmişlerdi.
‘ÖNCELİĞİ İSRAİL’DEN İNTİKAM’
1962 yılında dünyaya gelen Yahya Sinvar, 1980’li yıllarda Hamas’a katıldı. İsrail mahkeme kayıtlarına göre 1989 yılında İsrail ile işbirliği yapan Filistinlileri öldürmekten hapse giren Sinvar, 2011’de Hamas’la bir esir takasında serbest bırakılana kadar İsrail’de hapis yattı. Sinvar 2017’de ise Hamas’ın Gazze’deki lideri olarak seçildi. Analistler Sinvar’ın İsrail’den intikam alma arzusuyla hareket ettiğini bu nedenle Filistin devletinin kurulmasının ikinci planda kaldığı görüşünde.
ORTADOĞU’DA NELER OLUYOR
BLİNKEN: REFAH’A SALDIRI HAMAS’I BİTİRMEZ
ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Joe Biden yönetiminin İsrail’in Refah kentine yönelik topyekûn bir saldırısının Hamas’ı ortadan kaldırmayacağını ve bölgede kaosa yol açacağını savundu. Refah kentine kara saldırısına devam etmesi halinde ABD’nin İsrail’e yönelik kısıtlamalarının büyüyeceğini belirterek “İsrail, Refah’a yapılacak bir operasyonda ilk başta başarı elde edebilir, ama yoğun sivil kayıplar buna değmez. Gazze için savaş sonrası bir plana sahip olmalılar, yoksa bu boşluğu kaos, anarşi ve sonunda yine Hamas doldurur” ifadelerini kullandı.
GAZZE’NİN KUZEYİNDE YİNE ÇATIŞMA VAR
İSRAİL ordusu Hamas’ın bölgede yeniden organize olmaya başladığı gerekçesiyle Gazze’nin kuzeyine yeniden saldırmaya başladı. Bölgeye asker sevkiyatını arttıran İsrail, Cebaliye, Sabra ve Zeytun mahallelerine önce hava saldırıları gerçekleştirdi ardından tank ve kara birlikleriyle müdahale etti. Hamas’ın askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları, bir İsrail tankının hedef alındığını bildirdi. Kassam Tugayları’nın açıklamasına göre ayrıca İsrail askerlerinin girdiği bir eve tuzaklanan bombanın patlaması sonucu askerlerden bazıları öldü, bazıları ise yaralandı.
YERLEŞİMCİLER YARDIM TIRLARINA SALDIRDI
BATI Şeria’da yasadışı Yahudi yerleşimciler, Gazze Şeridi’ne giden yardım tırlarına saldırdı. Arap medyasında çıkan haberlere göre Hebron kentindeki Tarqumiyah kontrol noktasına gelen bir yardım tırını yağmalayan yerleşimciler, yardım malzemelerini yollara döktü ve tahrip etti. Sosyal medyada hızla yayılan olayın görüntüleri büyük tepki çekti.
]]>
İsrail medyasına göre, bu hafta gerçekleştirilen kabine toplantısında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun savaş sonrası stratejisi ele alındı. Habere göre, İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi toplantıda Başbakan Binyamin Netanyahu’yu savaştan sonra Gazze’yi kimin yöneteceğine dair bir stratejisi olmadığı gerekçesiyle eleştirdi. Cibaliye’ye yeniden saldırı gerçekleştirildiğini hatırlatan Halevi, “Gazze Şeridi’nde Hamas dışında bir yönetim oluşturulmasına yönelik diplomatik süreç kaydedilmezse diğer bölgelerde de bir kez daha saldırı gerçekleştirmek durumunda kalacağız” ifadelerini kullandı.

Haberde adı açıklanmayan İsrailli askeri yetkililerin de bir strateji geliştirmeleri ve karar almaları konusunda siyasi liderleri uyardığı kaydedildi. Ayrıca, kabine üyelerinin de Netanyahu’yu İsrail’in son birkaç haftadaki tutumu ve karar alma konusundaki eksikliğinin “sadece hayatları riske attığı” konusunda uyardığı bildirildi.
NETANYAHU İLE RONEN BAR ARASINDA TARTIŞMA
İsrail medyasında yer alan bir başka haberde ise, Netanyahu’nun İsrail iç istihbarat servisi Shin Bet Başkanı Ronen Bar ile de tartışma yaşadığını yazdı. Haberde, Bar’ın Savunma Bakanı Yoav Gallant ile stratejik planlama konusunda toplantı yapmasına öfkelenen Netanyahu, Shin Bet’in MOSSAD ya da Gall
İsrail’in Gazze Şeridi’ne başlattığı saldırıları arttırarak sürdürmesi sonucu Gazze Şeridi’ndeki insani kriz de giderek derinleşiyor. Sivil yerleşim alanlarının yanı sıra hastane ve insani yardım kuruluşlarını de hedef alan İsrail, Gazze Şeridi’nde tam anlamıyla soykırım uyguluyor.

Gazze Sivil Savunma sözcüsü yaptığı açıklama ile Gazze’deki durumun giderek kötüleştiği ve artık altyapının da tükendiğini duyurdu. Sözcü, İsrail saldırıları sonucu Gazze’nin kuzeyindeki tüm hastanelerin hizmet dışı kaldığını açıkladı.
Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Sayın Netanyahu, tarihe soykırım suçlusu olarak geçeceksiniz. Binlerce sivil çocuğun, kadının ve yaşlı insanın üzerine bomba atmak sizi kahraman yapmaz” dedi.
ABD Başkanı Joe Biden, Seattle dışında eski bir Microsoft yöneticisinin evinde düzenlenen bağış toplama etkinliğinde geçekleştirdiği konuşmada gündeme dair gelişmelere değindi. Gazze’de yaşananlara ilişkin konuşan Biden, “Hamas rehineleri serbest bıraksa yarın ateşkes olurdu” dedi. Yaklaşık 100 kişiye hitap eden Biden, “İsrail bunun Hamas’a bağlı olduğunu, eğer isterlerse yarın sona erdirebileceklerini söyledi. Yarın ateşkes olabilirdi” ifadelerini kullandı.
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Aden Körfezi ve Kızıldeniz’de Husiler tarafından fırlatılan 4 insansız hava aracının (İHA) imha edildiğini, herhangi bir ticari gemide hasar olmadığını duyurdu.
Canlı Anlatım Özeti
İsrail Genelkurmay Başkanı’ndan Netanyahu’ya eleştiri
Filistin Sivil Savunma: Gazze’nin kuzeyindeki tüm hastaneler hizmet dışı
Kolombiya Devlet Başkanı: Netanyahu, tarihe soykırım suçlusu olarak geçeceksiniz
Biden: Hamas rehineleri serbest bıraksa yarın ateşkes olurdu
CENTCOM: Aden Körfezi ve Kızıldeniz’de 4 İHA imha edildi
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, Filistin’in BM üyeliğinin BMGK’de tekrar görüşülmesi ve gözlemci statüsünde olan Filistin’e bazı ilave haklar tanınması talep edilen karar tasarısını kabul etti. Karara tepki gösteren İsrail Dışişleri Bakanı Yısrael Katz, “”BM adı verilen siyasi tiyatro, gerçeklikten kopuk, sadece terörizmi cesaretlendiren yapay bir karar almıştır. İsrail barış istemektedir ve barış ancak taraflar arasında doğrudan müzakere yoluyla sağlanacaktır. İsrail, tarihin ve ahlakın doğru tarafında durmayı tercih ederek bu çarpık hamleyi desteklemeyen ya da işbirliği yapmayan tüm ülkelere minnettardır” dedi.
En yakın müttefiki ABD’den gelen itirazlara rağmen Refah’a askeri operasyondan vazgeçmeyen İsrail, kenti güneyden kuşattı. İsrail savaş kabinesi operasyonların genişletilmesine izin verirken, ordu yerinden edilmiş 100.000 Filistinlinin tahliye edilmesini emrettiği “kırmızı bölge”nin kuşatmasını tamamladı.
Bugün, İsrail’in Refah’a havadan tahliye emirleri attığı öğrenildi.
Aljazeera’ya konuşan kaynaklara göre İsrail attığı broşürlerle Filistinlilerin Refah’ın sadece çatışmaların şiddetlendiği doğu kısımlarından değil, merkezi bölgelerinden de kaçmalarını emrediyor. Tahliye emri verilen bölgeler ise şimdilik şöyle;
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail ordusunun Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin merakla beklenen raporu ABD Kongresi’ne sundu. Dışişleri Bakanlığı bünyesinde çalışan diplomatların görüşleri ile Pentagon ve Beyaz Saray’dan sağlanan bilgiler ışığında hazırlanan raporda İsrail’e yönelik eleştiriler dikkat çekti. İsrail’in 1 Ocak 2023’ten bu yılın Nisan ayı sonuna kadar olan dönemde uluslararası insani hukuku ihlal ettiğine dair iddialar olduğu belirtilen raporda, bu eylemlerde ABD silahlarının kullanılıp kullanılmadığına dair “kesin bilgiye” sahip olunmadığı ifade edildi. Buna rağmen, İsrail’in ABD yapımı savunma malzemelerine önemli ölçüde bağımlı olduğuna dikkat çekilen raporda, “Bu malzemelerin 7 Ekim’den bu yana İsrail güvenlik güçleri tarafından uluslararası insani hukuk yükümlülüklerine veya sivillere yönelik zararı azaltmaya yönelik uygulamalara aykırı şekilde kullanılmış olabileceğini değerlendirmek mümkündür” ifadeleri kullanıldı. Raporda, Gazze’deki şartların bölgede yaşanan bireysel olaylara ilişkin kesin bulgulara ulaşmayı zorlaştırdığı kaydedildi.
SİVİL YARDIM YETERSİZ
İsrail’in 7 Ekim’den sonraki ilk aylarda insani yardım akışını artırmak için ABD hükümetiyle “tam olarak işbirliği yapmadığı” belirtilen raporda, son zamanlarda ise bu yöndeki çabalarda “önemli artış olduğu” tespiti yapıldı. Buna rağmen, Filistinli sivillere ulaşan yardımın miktarının “yetersiz” kalmaya devam ettiğine dikkat çekilen raporda, “Şu anda İsrail hükümetinin ABD insani yardımının taşınmasını veya teslim edilmesini yasakladığını veya başka bir şekilde kısıtladığını değerlendirmiyoruz” denildi.
İSRAİL’E ELEŞTİRİ
Raporda, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) sivil kayıpları azaltma konusunda başarısız olmakla eleştirildi. İsrail ordusunun sivillere yönelik zararı azaltabilecek bilgi, deneyim ve teknolojiye sahip olduğu vurgulanan raporda, “Yüksek seviyelerdeki sivil kayıplar da dahil sahadan elde edilen sonuçlar, IDF’nin tedbirleri her durumda etkili bir şekilde kullanıp kullanmadığı konusunda önemli soru işaretleri yaratmaktadır” ifadelerine yer verildi.
İsrail’in sivil kayıpları önlemek adına Gazzelileri saldırılar hakkında önceden bilgilendirmeye çalıştığı iddia edilen raporda, “Çatışmalarda bildirilen sivil kayıp oranı aynı zamanda İsrail’in ihtiyati tedbirlerinin etkinliği hakkında da ciddi soruları gündeme getiriyor” denildi.
İsrail’in sivilleri hedef aldığı Gazze Şeridi’nde bulunan toplu mezarlar endişeye neden oldu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyeleri, aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu yüzlerce cesedin ortaya çıkarıldığına dair haberler nedeniyle “derin endişe” duyduklarını belirtti.
BMGK üyeleri, uluslararası hukuk ihlalleri konusunda hesap verilmesi yönünde ihtiyacın altını çizerek, Gazze’deki tüm toplu mezar yerlerine engelsiz erişim sağlanıp, Nasır ile Şifa Hastaneleri ve çevresinde bulunan toplu mezarlara ilişkin acil, bağımsız, detaylı, şeffaf ve tarafsız soruşturma yürütülmesini talep etti.
İsrail ile Hamas arasında Mısır’ın başkenti Kahire’de gerçekleştirilen esir takası ve ateşkes müzakereleri sonuca ulaşmıyor. ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, müzakerelerdeki son duruma ilişkin yaptığı açıklamada, görüşmelerin şimdilik anlaşma sağlanamadan sona erdiğini belirterek, “Açıkçası bir anlaşmaya varamadık ve bu son derece üzücü” dedi.
ABD’nin anlaşmazlıkların aşılabileceğine inandığını belirten Kirby, “Yüz yüze görüşmeler sona ermiş olsa da, sanal ortamda da olsa müzakerelerin sürmesi için çok çalışıyoruz. Biz hala bir anlaşmanın mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu.
İsrail’in Refah kentindeki saldırılarına da değinen Kirby, operasyonun büyük çaplı olmadığını söyleyerek, “Endişeyle takip ediyoruz. İsraillileri bir kez daha Refah sınırını insani yardıma açmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.
Canlı Anlatım Özeti
İsrail Dışişleri Bakanı, BM kararını ‘siyasi tiyatro’ olarak adlandırdı
İsrail Refah için tahliye emrini genişletiyor
ABD Dışişleri Bakanı Blinken İsrail raporunu Kongre’ye sundu
BMGK üyelerinden Gazze Şeridi’ndeki toplu mezarlara acil soruşturma talebi
ABD: “Gazze ateşkesinde bir anlaşmaya varamadık ve bu son derece üzücü”İsrail ordusunun bir sözcüsü gazetecilere, doğu Refah’tan “yaklaşık 100 bin kişinin” tahliye edileceğini söyledi. Uluslararası toplum İsrail’i, 1,5 milyon Filistinlinin barındığı Refah’a yapılacak askeri operasyonun “felaket” olacağı konusunda aylardır uyarıyor.
İsrail basınında çıkan ordunun Refah’ta bazı mahalleleri tahliye etmeye başladığı yönündeki haberlerinden ardından IDF’den açıklama geldi. X üzerinden yayınlanan açıklamada şu ifadelere yer verildi;
‘IDF, Gazze’ye artan miktardaki yardımları karşılamak için El Mawasi’deki insani yardım alanını genişletti. Bu genişletilmiş insani yardım alanı, sahra hastanelerini, çadırları ve artan miktarlarda yiyecek, su, ilaç ve ek malzemeleri içermektedir.
Hükümetin onayına uygun olarak devam eden bir durum değerlendirmesi, Doğu Refah’ta belirlenen bölgelerdeki sivillerin kademeli olarak insani bölgeye hareketine rehberlik edecek.
Geçici olarak insani bölgeye geçiş çağrıları, el ilanları, SMS mesajları, telefon görüşmeleri ve Arapça medya yayınları aracılığıyla iletilecek.
IDF, esaret altında tuttuğu tüm rehineler eve dönene kadar Gazze’nin her yerinde Hamas’ı takip etmeye devam edecek.’
IDF, İsrail savaş uçaklarının bir gecede kuzeydoğu Lübnan’ın Baalbek yakınlarındaki Sefri bölgesindeki Hizbullah yerleşkesini vurduğunu söyledi. Lübnan medyasına göre saldırıda üç kişi hafif yaralandı.
İsrail, Refah’ın Gazze’nin güneyindeki sivil nüfusunun bir kısmını tahliye etmeye başladı. İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz’te yer alan habere göre, tahliyenin ayrıntıları konusunda uluslararası ve Filistinli yardım kuruluşlarına bilgi verildi.
İsrail Devlet Televizyonu KAN da İsrail ordusunun Refah’ın doğusunda İsrail sınırı yakınındaki bazı mahalleleri boşaltmaya başladığını duyurdu. Al Jazeera ise bu gelişmeyi ‘İsrail ordusu Filistinlilere doğu Refah’tan tahliye emri verdi’ başlığı ile duyurdu.
İsrail ordu radyosu, tahliye emrin “askeri saldırı”dan önce geldiğini ve Filistinlilere Han Yunus ve El Mawasi bölgelerinde yerinden edilmiş insanların kaldığı kamplara doğru ilerlemelerinin söylendiğini söyledi.
İsrail, geçtiğimiz saatlerde Gazze’den Pazar günü atılan roket saldırısının yakına inmesi ve üç askerin ölmesinin ardından Kerem Şalom sınır kapısının kapalı kalacağını duyurdu.

Savunma Bakanı Yoav Gallant Pazar günü yaptığı açıklamada, Refah’ta yakında bir operasyonun beklendiğini belirtmiş, ancak ordunun bölgedeki faaliyetlerinin, rehine anlaşması müzakerelerinin bir parçası olarak Hamas üzerinde baskı oluşturmak için tasarlanmış gibi göründüğünü ve herkesi kontrol etme manevrasını gerektirmediğini söylemişti.
Ordu, İsrail savaş uçaklarının gece boyunca “doğu yönünden” İsrail’e doğru ilerleyen bir insansız hava aracını düşürdüğünü duyurdu.
IDF, uçağın olay boyunca takip edildiğini ve sivillere yönelik herhangi bir tehdit bulunmadığını söyledi. Drone’un nerede düşürüldüğüne dair detay verilmedi.
İsrail’in yasakladığı Al Jazeera “İsrail yasağına rağmen” Gazze’deki savaşa ilişkin haber yapmaya devam edeceğini duyurdu.
İsrail, Hamas’ın Gazze Şeridi’nden gerçekleştirdiği roket saldırısının ardından Kerem Şalom sınır kapısını kapattığını açıkladı. Saldırıda üç İsrail askeri öldürüldü. Kerem Şalom geçidi Gazze’ye insani yardım ulaştırmak için kullanılan az sayıdaki güzergahtan biri.
Canlı Anlatım Özeti
İsrail, Refah’ın doğusundan yaklaşık 100 bin kişinin tahliye edileceğini açıkladı
İsrail ordusundan ‘Refah’ açıklaması
IDF, jetlerin kuzeydoğu Lübnan’ın Baalbek yakınındaki Hizbullah yerleşkesini vurduğunu söyledi
İsrail, Gazze’nin Refah bölgesindeki sivil nüfusu tahliye etmeye başladı
IDF, savaş uçaklarının doğudan İsrail’e doğru ilerleyen bir insansız hava aracını düşürdüğünü açıkladı
Al Jazeera: ‘İsrail yasağına rağmen’ Gazze’deki savaşa ilişkin haber yapmaya devam edeceğiz
Hamas’ın roket saldırısında üç İsrail askeri öldürüldü, Kerem Şalom kapısı kapatıldıGösterilerde İngilizce başbakan anlamına gelen “Prime Minister” kelimesine atıfta bulunarak “Crime Minister” (Suç Bakanı) pankartı açıldı.
Gazze’de ateşkes sağlanması ve rehinelerin serbest bırakılması için yapılan görüşmeler Mısır’ın başkenti Kahire’de Cumartesi günü yeniden başladı. Hamas heyeti arabulucularla görüştü.
Hamas yeni bir gelişme olmadığını söyledi ancak Pazar günü “yeni bir turun başlayacağını” duyurdu.
Mısır ve Katar’ın arabuluculuğunda Kahire’de uzun süredir devam eden ateşkes görüşmeleri, rehinelerin serbest bırakılması karşılığında İsrail’in de Gazze’ye yönelik saldırılarını durdurmasını amaçlıyor.

Ancak müzakerelerdeki ana anlaşmazlık noktasının anlaşmanın geçici mi yoksa kalıcı mı olacağı yönünde olduğu görülüyor.
Müzakerelerde Hamas’ın Gazze’de tuttuğu İsrailli rehinelerin serbest bırakılması sırasında İsrail’in saldırılarına 40 gün ara vermesi ve İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli mahkumların da serbest bırakılmasına yönelik detaylar tartışılıyor.
Hamas lideri İsmail Haniye’nin danışmanlarından birisi, grubun son öneriye “tam bir ciddiyetle” baktığını söyledi.
Ancak danışman, herhangi bir anlaşmanın İsrail’in Gazze’den çekilmesini ve savaşın tamamen sona ermesini açıkça içermesi gerektiği yönündeki talebini tekrarladı.
İsrail Diaspora İşleri Bakanı Amichai Chikli ise BBC’ye yaptığı değerlendirmede savaşın “Hamas ortadan kaldırılana kadar” devam edeceğini söyledi.
Chikli, “Savaşı sona erdirmeyi ya da Refah’ta geniş çaplı bir operasyondan vazgeçmeyi içeren bir anlaşmayı kabul etme seçeneğimiz yok” diye konuştu.
Cumartesi günü yerel basına konuşan ve ismini vermek istemeyen bir İsrail hükümet yetkilisi, “rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik bir anlaşmanın parçası olarak İsrail’in savaşı sona erdirmeyi hiçbir koşulda kabul etmeyeceğini” belirtti.

Yetkili isim, “İsrail ordusu, esirlerimizin serbest bırakılması için geçici bir ara verilse de verilmese de, Refah’a girecek ve orada kalan Hamas merkezlerini yok edecek” dedi.
İsrail hükümeti şimdi ise Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah kentine yönelik saldırı hazırlığında. İsrail saldırılarının başlamasının ardından Gazze’nin kuzey ve orta kesimlerinden yaklaşık 1,4 milyon insan bu bölgeye kaçtı. İsrail Başbakanı Netanyahu ise Refah’a yönelik uzun zaman önce söz verdiği saldırıyı başlatması için aşırı sağcı koalisyonundan gelen baskılarla karşı karşıya.
İsrail’in en büyük diplomatik ve askeri müttefiki ABD ise önemli sivil kayıplara neden olabilecek yeni bir saldırıyı desteklemek konusunda isteksiz. Washington evlerinden edilmiş Filistinlileri korumaya yönelik bir plan görmek konusunda ısrarcı.
Cumartesi günü İsrail’dei gösterilerde ise binlerce kişi Gazze’deki İsrailli rehinelerin ülkelerine geri getirilmesi talebi için bir araya geldi.
İsrailli gösterici Natalie Eldor, “Tüm rehineleri geri getirmeliyiz, canlı olanları da ölü olanları da. Onları geri getirmeliyiz. Bu hükümeti değiştirmeliyiz” dedi.

Tel Aviv’deki Kirya askeri üssünde toplanan göstericilerin bazıları başbakanı önerilen ateşkesi baltalamakla suçlarken, diğerleri savaşın sona erdirilmesi çağrısında bulundu.
Ateşkes görüşmeleri aylardır bir ilerleme kaydedilmeden devam ediyor ve Kasım sonundan bu yana çatışmalarda bir duraklama söz konusu olmadı, herhangi bir rehine de serbest bırakılmadı.
İsrail savaş kabinesinin bir üyesi olan Benny Gantz, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, “Taslağa resmi bir yanıt henüz alınmadı. Kabul edildiğinde kabine toplanacak ve bunu tartışacak” dedi.
Gantz, “O zamana kadar ‘siyasi kaynaklara’ ve tüm karar alıcılara resmi gelişmeleri beklemelerini, sakin davranmalarını ve siyasi nedenlerle histeriye kapılmamalarını tavsiye ediyorum” diye konuştu.
BBC’ye konuşan ve görüşmelerin son turundaki gelişmelerden haberdar bir kaynak, müzakerelerin hala karmaşık bir halde olduğunu ve herhangi bir ilerlemenin birkaç gün sürebileceğini söyledi.

Öte yandan, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı Başkanı Cindy McCain, Gazze’nin kuzeyinde şu anda “tam anlamıyla bir kıtlık” yaşandığı uyarısında bulundu.
ABD medyasına bir röportaj veren McCain, bölgedeki felaketin güneye doğru yayıldığı konusunda uyardı ve “Bizim sürekli olarak istediğimiz şey ateşkes ve bölgeye güvenli bir şekilde girebilmek için sınırsız erişimin sağlanması” dedi.
Hamas 7 Ekim’de İsrail’e yönelik saldırılarında 1200 kişiyi öldürmüş, 250 civarında insanı da rehin almıştı.
İsrail ise bunun hemen ardından Gazze Şeridi’ne yönelik çok büyük bir yıkıma sahne olan saldırılarında çoğunluğu kadınlar ve çocuklar olmak üzere 30 binden fazla Filistinliyi öldürmüştü.
]]>Türkiye’nin ticareti durdurması, taze meyve sebzeden, ev aletlerine kadar çoğu şeyi Türkiye’den alan İsrail’de öfkeye neden oldu.
İsrail dün akşam yaptığı açıklamada Türkiye’nin İsrail ile tüm ticaretini durdurma kararına karşılık olarak Türkiye’nin Filistin Yönetimi ile ticaretini sınırlandıracağını ve Ankara’ya yaptırım uygulayacağını duyurdu.
İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise başbakan Binyamin Netanyahu’ya bir mektup yazarak Türkiye’nin ateşkes görüşmelerinden çıkarılması için çağrıda bulundu.
Türkiye’nin İsrail ile olan tüm ticaretini durdurmasının dünya basınındaki yankıları bugün de devam etti. ABD’li New York Times gazetesi, Türkiye’nin Gazze Şeridi’nde “kalıcı ateşkes” sağlanana kadar İsrail ile tüm ticareti askıya aldığını duyurdu ve bunun Tel Aviv yönetimine yönelik son uluslararası yaptırım olduğunu ve giderek artan küresel baskının altını çizdiğini yazdı.
NYT’ye göre, İsrail’in Gazze’deki yıkıcı askeri saldırısı ilerledikçe uluslararası izolasyonu da arttı. Bazı ülkeler bağların derecesini düşürürken bazıları da tamamen kesti. Her ne kadar ABD, İngiltere ve Almanya gibi yakın ortakları İsrail’i desteklemeye devam etse de onlar bile İsrail’in bölgedeki eylemlerini yüksek sesle eleştirmeye başladılar.
Kolombiya,Bolivya ve Belize’nin ardından Orta ve Güney Amerika’da İsrail ile bağlarını koparan son ülke oldu. Kolombiya, Şili ve Honduras İsrail’deki büyükelçilerini zaten önce geri çağırmışlardı. Ürdün ve Bahreyn gibi Arap devletleri de kamuoyundan gelen tepkiler üzerine büyükelçilerini ülkelerine göndermişti.
İsrail’in Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’den bu yana devam eden saldırıları, ABD başta olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki üniversitelerde tepki çekmeye devam ediyor. ABD’nin New Jersey eyaletindeki Princeton Üniversitesi’nde devam eden Filistin’e destek gösterileri farklı bir aşamaya geçti. Öğrenciler yayımladıkları bildiriyle açlık grevi başlattıklarını bildirdi.
Yapılan açıklamada, “Katılımcılar, taleplerimiz karşılanana kadar su hariç her türlü yiyecek ve içecekten uzak duracaklar. Bedenlerimizi Filistin’in özgürleşmesine adıyoruz. Princeton, şimdi bizi duy! Bir yere gitmiyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Köln kentindeki üniversitede öğrencilerin ve akademisyenlerin yanı sıra yaklaşık 300 kişinin katıldığı gösteride, “Filistin’e özgürlük”, “Almanya silah desteği veriyor, Filistinliler öldürülüyor”, “Yaşasın uluslararası dayanışma” sloganları atıldı. Protesto alanını Gazze’de öldürülen insanların fotoğraflarının yer aldığı bildiriler ile donatan göstericiler, “İnsanlık onuru için Filistin’e barış”, “Katliamı durdurun” yazan pankartlar taşıdı. Ellerinde İsrail bayrağı taşıyan yaklaşık 10 kişiyi ise bir polis grubunun koruduğu görüldü.
Akademisyen ve öğrencilerin yaptığı konuşmalarda, Filistin’de gerçekleştirilen katliamın durdurulması gerektiğine vurgu yapılırken, İsrail’e destek veren Alman hükümeti eleştirildi.
İsrail Gazze Şeridi’nin dört bir yanında sivilleri hedef almaya devam ederken, güneydeki Refah kentine planladığı geniş çaplı kara saldırısı endişeye yol açıyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Sekreteri Tedros Ghebreyesus yaptığı açıklamada, tahmini 1,2 milyon Filistinlinin barındığı Refah’ta herhangi bir kara saldırısının büyük bir felakete yol açacağı konusunda uyarılarda bulundu. Ghebreyesus, “Refah kentinde geniş çaplı bir askeri operasyonun kan gölüne yol açmasından ve zaten çökmüş olan sağlık sistemini daha da zayıflatmasından derin endişe duyuyoruz” dedi.
Refah’ta gerçekleştirilecek bir saldırının ölüm ve hastalık oranlarını önemli ölçüde artıracağını belirten Ghebreyesus, “Yeni bir yerinden edilme dalgası aşırı kalabalığı daha da arttıracak, gıda, su, sağlık ve temizlik hizmetlerine erişimi daha da kısıtlayacak, hastalık salgınlarının artmasına, açlığın kötüleşmesine, daha fazla can kaybına yol açacaktır” ifadelerini kullandı.
İsrail ile Hamas arasındaki esir takası ve ateşkes anlaşmasına ilişkin müzakereler bugün Mısır’da devam edecek. Hamas daha önce teklife yazılı bir cevap vereceğini duyurmuştu.
Hamas’ın üst düzey yetkilisi Husam Badran, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu ateşkes ihtimalinin baltalamaya yönelik açıklamalar yapmakla suçladı. Badran, Netanyahu’nun Refah’a askeri güç gönderme konusunda ısrar eden açıklamalarının “anlaşmaya varılması ihtimalini ortadan kaldırmaya” yönelik olduğu uyarısında bulundu.
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun daha önceki müzakerelerde de engelleyici olduğunu vurgulayan Badran, “Bir anlaşmaya varmakla ilgilenmiyor. Bu nedenle mevcut çabaları engellemek için açıklamalar yapıyor” dedi.
Canlı Anlatım Özeti
İsrail’de öfke büyüyor
NYT: Son adımı Türkiye attı, İsrail giderek yalnızlaşıyor
Gazze protestoları devam ediyor
DSÖ’den Refah uyarısı
Hamas heyeti İsrail’in teklifine yanıt vermek için Mısır’a gidiyorABD’nin New York kentindeki Columbia Üniversitesi’nde 18 Nisan’da başlayan Filistin yanlısı protestoların 16 eyalette 20 üniversiteye yayıldığı bildirildi. ABD basınında yer alan haberlere göre, üniversitelerde kamp kurarak İsrail’e saldırılarına son verme çağrısı yapan ve üniversitelerini İsrail’e silah satan şirketlerle ilişkilerini kesmeye çağıran öğrenci ve akademisyenlerden gözaltına alınanların sayısı bine ulaştı.
Bölge ülkeleri başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinden üst düzey temsilciler Dünya Ekonomik Forumu (WEF) zirvesi için Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da bir araya geldi.Toplantı sonrası ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Hamas’a cömert bir teklif sunulduğunu açıklarken, uluslararası ajanslar Hamas’ın söz konusu teklifi incelediğini yazdı.
Mısır basınına göre iki aşamalı anlaşmada öncelikle 3 haftalık bir ateşkes ve 30 İsrailli esirin serbest bırakılması öngörülüyor. İsrail ise sayıları henüz kesinleşmeyen Filistinli mahkûmları serbest bırakacak. İkinci aşamada 10 haftalık bir ateşkes ve tarafların müzakere edilecek daha geniş bir esir takasını uygulaması öngörülüyor. Ayrıca en az 300 bin Filistinlinin Gazze’nin orta ve kuzey kesimlerine dönüşü planlanıyor.
ABD’li yayın organı CNN, aylar sonra süren çıkmaz sonrası tarafların anlaşmasının savaşın sona ermesi için önemli bir adım olacağını, aksi durumda bölgedeki krizin derinleşebileceğini yazdı. CNN’e göre anlaşmaya varılamaması durumunda İsrail, 1 milyondan fazla Filistinlinin barındığı güney Gazze şehri Refah’a geniş çaplı bir kara saldırısı başlatabilir.İsrail kaynakları da anlaşma çabalarının saldırıyı engellemek için son şans olduğunu doğruluyor. Müzakerelere aşina olan İsrailli kaynak CNN’e yaptığı açıklamada “Refah’ı durdurmanın tek yolu anlaşmadır” dedi.
ABD ordusu, ağır saldırı altındaki Gazze Şeridi’ne daha fazla yardım ulaştırılmasına yardımcı olacak iskelenin yapım aşamasında olduğunu gösteren fotoğraflar yayınladı.Görüntülerde yüzer platformlar üzerinde askeri üniformalı işçiler görülüyor.ABD merkez komutanlığı görüntüleri X’te “iskele inşası başlıyor” diye duyurdu.
Pier-building begins
Construction of the floating JLOTS pier in the Mediterranean is underway.
The pier will support @USAID and humanitarian partners to receive and deliver humanitarian aid to the people of Gaza. @USTRANSCOM and @USEUCOM support the movement of… pic.twitter.com/tC9J12wz4Z
— U.S. Central Command (@CENTCOM) April 29, 2024
İsrail medyası, Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya karşı “tutuklama emri” çıkarabileceğini ve Netanyahu “olağandışı bir stres” altında olduğunu iddia etmişti.
Bugün ABD medyasında yer alan haberlere göre, Netanyahu için olası tutuklama emri Beyaz Saray’dan döndü. The Hill’de yer alan haberde Biden yönetiminin, İsrail hükümeti üyelerine yönelik olası bir kovuşturmaya karşı çıktığı vurgulandı.Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karine Jean-Pierre de haftalık basın brifinginde soruşturmayı desteklemediklerini duyurdu.
Ne Amerika Birleşik Devletleri ne de İsrail UCM’ye üye 124 ülke arasında yer alıyor. Ve İsrail’in Lahey’de yargılanmak üzere hükümetinin herhangi bir üyesini teslim etme şansı fiilen sıfır. Ancak yine de İsrailli yetkililere göre Netanyahu hakkında tutuklama kararı çıkarılması onu eleştirenlerin iddialarını güçlendirecektir. İsrail başbakanı Netanyhu’nun tutuklama emri korkusu ile ABD Başkanı Joe Biden’ı arayıp yardım istediği iddiası da bugün dünya medyasının öne çıkan başlıklarından biri oldu.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları 206 gündür devam ederken, Gazze Şeridi’ndeki esirlerin aileleri ve destekçileri İsrail’in başkenti Tel Aviv’de sokağa indi.
Göstericiler, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetine en kısa sürede esirlerin serbest bırakılması için bir ateşkes anlaşmasını kabul etmesi çağrısında bulunarak, ellerinde “Refah bekleyebilir, onlar bekleyemez” yazılı pankart taşıdılar.
Tel Aviv’deki Begin Caddesi’ni trafiğe kapatan göstericiler, yolda ateş yaktı. Polis ile göstericiler arasında arbede çıktı.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da olası Refah operasyonu, ateşkes anlaşması ve İsrail-Suudi Arabistan normalleşmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Hamas’a iletilen son teklifi “İsrail açısından olağanüstü derecede cömert” olarak nitelendiren ABD’li Bakan, grubun kararını “hızlı bir şekilde vermesi gerektiğini” belirterek, “Doğru karar vereceklerinden umutluyum” ifadelerini kullandı.
Olası bir ateşkes anlaşmasıyla sahadaki “dinamiklerde temelden bir değişim” olabileceğini kaydeden Blinken, bölgedeki insani yardımların arttırılması için ise bir ateşkese ulaşılmasını beklememeleri gerektiğini söyledi.
Blinken ile aynı etkinlikte konuşan Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükri de Blinken’ın açıklamalarına pararlel şekilde, Hamas’a sunulan teklifin “her iki tarafın da pozisyonlarını göz önünde bulundurduğunu” ifade ederek, anlaşma sağlanmasından “umutlu” olduğunu söyledi.
Canlı Anlatım Özeti
ABD üniversitelerindeki Filistin’e destek gösterilerinde gözaltı sayısı bine ulaştı
Anlaşma sağlanamazsa İsrail Refah’a saldırabilir
ABD ordusu Gazze açıklarında inşa edilmekte olan yardım iskelesinin görüntülerini yayınladı
Tutuklama emri Beyaz Saray’dan döndü
İsrailliler sokağa döküldü: Refah bekleyebilir
Blinken: ‘Hamas’a cömert bir teklif sunduk’DEĞİŞİM ŞANSI
Hamas’a iletilen son teklifi “İsrail açısından olağanüstü derecede cömert” olarak nitelendiren ABD’li Bakan, grubun kararını “hızlı bir şekilde vermesi gerektiğini” belirterek, “Doğru karar vereceklerinden umutluyum” ifadelerini kullandı. Olası bir ateşkes anlaşmasıyla sahadaki “dinamiklerde temelden bir değişim” olabileceğini kaydeden Blinken, bölgedeki insani yardımların arttırılması için ise bir ateşkese ulaşılmasını beklememeleri gerektiğini söyledi. Blinken ile aynı etkinlikte konuşan Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükri de Blinken’ın açıklamalarına pararlel şekilde, Hamas’a sunulan teklifin “her iki tarafın da pozisyonlarını göz önünde bulundurduğunu” ifade ederek, anlaşma sağlanmasından “umutlu” olduğunu söyledi.
NORMALLEŞME TEMASLARI
ABD’nin Riyad ve Tel Aviv arasında normalleşmeyi sağlamak üzere yaptığı temaslara da değinen Blinken, Washington yönetiminin Suudi Arabistan’a vereceği güvenlik garantilerinden oluşan paketin neredeyse tamamlandığını söyledi. Blinken, “Ancak bundan sonra normalleşmenin sağlanabilmesi için Gazze’de sükunetin sağlanması ve Filistin devletinin kuruluşu için güvenilir bir yol gerekiyor” ifadelerini kullanırken, aynı etkinlikte konuşan Suudi mevkidaşı Faysal bin Ferhan da ABD-Suudi mutabakatının “çok yakın” olduğunu belirtti. Washington yönetimi Riyad ve Tel Aviv arasında normalleşmeyi sağlayabilmek için Suudi Arabistan’a askeri ittifak tarzı güvenlik garantileri sunmayı planlıyor. Buna karşı İsrail’den bağımsız Filistin devletinin kurulmasına onay vermesini istiyor.
‘GÜVENİLİR PLAN YOK’
Blinken’ın konuşmasında değindiği bir diğer konu ise İsrail’in Refah kentine yönelik olası operasyonuydu. İsrail, ABD’nin kentteki yaklaşık 1.5 milyon yerinden edilmiş Filistinli sivilin zarar göreceği gerekçesiyle karşı çıktığı operasyonun hazırlıklarını sürdürüyor. İsrailli yetkililerden sivillerin tahliyesi için planlama yapıldığı yönünde açıklamalar gelse de Blinken dün “Henüz sivillerin etkili bir şekilde korunacağı güvenini veren bir plan göremedik” dedi.
YENİ PLANDA NELER VAR
ABD’li Bakan Blinken’ın “İsrail açısından oldukça cömert” diye nitelediği ateşkes anlaşması taslağı dün Kahire’ye giden Hamas heyeti tarafından Mısır ve Katarlı yetkililerle masaya yatırıldı. AFP’ye açıklamada bulunan üst düzey Hamas yetkilisi anlaşma detaylarıyla ilgili “ciddi bir sorun olmadığını” ve İsrail’in engeller çıkarmaması halinde atmosferin olumlu göründüğünü ifade etti.
KALICI BARIŞ İHTİMALİ
Amerikan Axios haber sitesine konuşan İsrailli kaynaklar da savaşın başından bu yana ilk kez Tel Aviv yönetiminin “kalıcı barışın tesisi” için görüşmelere açık olduğunu aktardı. Hamas sürecin başından bu yana kalıcı ateşkes, İsrail güçlerinin Gazze’den tamamen çekilmesi ve yerinden edilmiş Filistinlilerin Gazze’nin kuzeyine dönüşü şartlarından taviz vermezken, yeni anlaşmanın her iki tarafa da tavizler vermeye ve uzun süreli barış için görüşme zemini oluşturmaya uygun olduğu belirtiliyor.
TAKAS VE ATEŞKES
– Mısır basınına göre iki aşamalı anlaşmada öncelikle 3 haftalık bir ateşkes ve 30 İsrailli esirin serbest bırakılması öngörülüyor. İsrail ise sayıları henüz kesinleşmeyen Filistinli mahkûmları serbest bırakacak.
– İkinci aşamada 10 haftalık bir ateşkes ve tarafların müzakere edilecek daha geniş bir esir takasını uygulaması öngörülüyor. Ayrıca en az 300 bin Filistinlinin Gazze’nin orta ve kuzey kesimlerine dönüşü planlanıyor.

FİDAN VE BLİNKEN GAZZE’Yİ GÖRÜŞTÜ
İSLAM İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği’nin Gazze’deki katliamın sona erdirilmesi ve kalıcı barışın sağlanması amacıyla oluşturduğu Temas Grubu, Riyad’da toplandı. Yoğun bir diplomasi trafiği yürüten Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, toplantının ikinci gününde de mevkidaşlarıyla temaslarda bulundu. Fidan, Malezya Başbakanı Enver İbrahim ve ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile görüştü. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre Fidan, görüşmede ABD’li mevkidaşına Gazze’deki katliamın bir an önce sona ermesi gerektiği; kalıcı ateşkes ve insani yardımların Gazze’ye ulaşması için İsrail üzerinde baskı kurulması gerektiğini vurguladı.
Bilgi notu: İsrail ve Hamas arasında kasım ayında 7 günlük ateşkes gerçekleşmişti. Hamas 81 İsrailli rehineyi İsrail 240 Filistinli mahkûmu serbest bırakmıştı. Hamas’ın elinde 130 rehine olduğu sanılıyor.
]]>
‘ORDU HAZIR’
İsrail haberlerine göre, önceki akşam toplanan İsrail savaş kabinesini operasyonla ilgili bilgilendiren İsrail Genelkurmay Başkanı Herze Halevi karada hazırlıkların tamamlandığını söyledi. Haberlerde, Refah operasyonunun ilk ayağını sivillerin tahliyesinin oluşturacağı iddia edildi. Tahliye sürecinde çatışma bölgesinin dışında kurulacak 40 bin çadıra sivillerin yerleştirilmesi, 10 sahra hastanesi kurulması, su ve iletişim ağlarının kurulması gibi altyapı çalışmalarının gerçekleştirilmesi safhaları yer alıyor. Tahliye aşamasının beş hafta sürmesi öngörülüyor.

BİRLİKLERE ROTASYON
Ancak İsrail’in sivilleri tahliye etme planları en başından beri uluslararası kamuoyunu tatmin etmiyor. ABD başta olmak üzere birçok ülke İsrail’e kara harekâtından vazgeçmesi çağrısı yapsa da Tel Aviv yönetimi “Hamas’ın bitirilmesi” hedefi için operasyonun gerekli olduğunu savunuyor. İsrail ordusu dün de Gazze Şeridi’nde bıraktığı tek birlik olan Nahal Taburu’nu geri çekerek bölgeye iki farklı birlik konuşlandırıldığını açıkladı.
Refah operasyonunun Mısır’ın Sina Yarımadası’na doğru kitlesel bir göçü tetiklemesi endişesini taşıyan Kahire yönetimi de harekete geçti. Kahire’nin saldırıyı önlemek amacıyla ateşkes görüşmelerine ivme kazandırmaya çalıştığı belirtilirken, Mısır lideri Abdülfettah es-Sisi de İsrail’i uyardı. Filistinlilerin yerlerinden edilmesi ve Sina’ya ya da başka bir yere zorla göç ettirilmesini reddettiklerini söyleyen Sisi, İsrail’in Refah’a kara operasyonunun Gazze’deki insani durum ve bölgesel barış üzerinde “felaket sonuçları” olacağını kaydetti.
BLINKEN’DAN YEDİNCİ TUR
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Blinken da haftaya İsrail’de temaslarda bulunacak. Bu, Blinken’ın 7 Ekim’den bu yana bölgeye yedinci ziyareti olacak. Blinken’ın gündeminde ilk maddenin Refah operasyonu olacağı, ayrıca çatışmaları durdurma ve rehinelerin serbest bırakılması yönündeki müzakerelerin görüşüleceği belirtildi.

AŞIRI SAĞCI BAKAN TRAFİK KAZASI GEÇİRDİ
-İSRAİL’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, trafik kazası geçirdi. Remle şehrinde 18 yaşındaki İsrailli bir kadının ağır yaralanmasıyla sonuçlanan olayı yerinde incelemek üzere bölgeye giden Ben Gvir, burada İsrail hükümetine terör olaylarına karışanlar için idam cezası çağrısında bulundu. 47 yaşındaki Bakan’ın aracı, dönüş yolunda bir başka otomobille çarpışarak takla attı. Ben Gvir ve beraberindeki 2 kişinin hafif yaralandığı ve yakındaki bir hastaneye sevk edildiği belirtildi. Gvir’in durumunun ciddi olmadığı aktarıldı. Öte yandan görgü tanıkları, bakanın otomobilinin kırmızı ışıkta geçtiğini söyledi. Polis kazayla ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı.

ABD GAZZE’DE İSKELE İNŞASINA BAŞLADI
– ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) önceki gün yaptığı açıklamada, ABD ordusunun Gazze Şeridi’ne insani yardımların girmesini sağlayacak iskele inşasına başladığını duyurdu. İskelenin mayıs ayının ilk haftası içinde faaliyete geçmesinin planlandığı belirtilirken, inşanın İsrail tarafından da onaylandığı ifade edildi. ABD Başkanı Joe Biden mart ayında, ABD ordusunun, aylardır açlıkla mücadele eden milyonların yaşadığı Gazze’nin Akdeniz kıyısında insani yardımların deniz yoluyla ulaştırılması için geçici bir iskele inşa edeceğini ilan etmişti. Pentagon daha önce yaptığı açıklamada iskele aracılığıyla Gazze Şeridi’ne ulaşan yardımın dağıtımının bölgede yer alan sivil toplum örgütleri tarafından gerçekleştirileceğini aktarmıştı.
Geçici limanın ya da bölgeye giden yardımların güvenliğini kimin sağlayacağı ise belli değil. Biden, plan kapsamında Gazze’ye ABD botlarının girmeyeceğini söylemişti. Gazze’deki yardım dağıtımları sırasında zorluklar yaşanıyor. Bazı konvoylar insanlar tarafından kuşatılıp malzemeler yağmalanıyor. Filistin polisi ise İsrail saldırıları sebebiyle konvoylara eşlik etmeyi bıraktı.
]]>Hizbullah’ın komutanı güney Lübnan’a düzenlenen saldırıda öldürüldü. Lübnan medyasına göre terör grubu, Hizbullah’ın seçkin Radwan gücünün üst düzey üyelerinden Muhammed Halil Atiyeh’in öldüğünü doğruladı. Söz konusu haberlere göre, Tire’nin kuzeyinde bir otomobile düzenlenen saldırıda 1 kişi öldü
Associated Press tarafından analiz edilen uydu fotoğrafları, İsrail ordusunun Refah şehrini hedef alacak bir saldırı planlarının sinyallerini vermeye devam ederken, Gazze Şeridi’ndeki Han Yunus yakınlarında yeni bir çadır kompleksinin inşa edildiğini gösteriyor.

AP tarafından analiz edilen Planet Labs PBC görüntüleri, çadır yerleşkesinin 16 Nisan’da Khan Younis’in hemen batısında tamamen inşaata başladığını gösteriyor. Pazar günü çekilen görüntüler, çadır yerleşkesinin o zamandan bu yana büyüdüğünü gösteriyor.

Haaretz gazetesi, herhangi bir bilgi vermeden, Mısır’ın olası bir Refah saldırısı öncesinde çadır yerleşkesini inşa ettiğini söyledi. İsrail ordusu çadırlarla ilgili yorum talebine yanıt vermedi.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne 200 gündür devam eden saldırılarda can kaybı 34 bin 183’e, yaralı sayısı 77 bin 143’e yükseldi.
İran Dışişleri Bakanı Hossein Amir-Abdollahian, X’te yaptığı paylaşımda, İran’ın İsrail’e saldırısının ardından açıklanan Avrupa Birliği yaptırımlarının “üzüntü verici” olduğunu çünkü ülkenin meşru müdafaa amacıyla hareket ettiğini söyledi.
Polis, New York Üniversitesi’nde İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşını protesto eden personeli ve öğrencileri tutukladı. Daha önce, öğretim üyelerinin, öğrenci aktivistleri polisten ayırmak için el ele tutuşarak bir sıra oluşturmak üzere bir araya geldiği bildirildi.
Aktivist grup Within Our Lifetime, polisin daha sonra “kamptaki öğrencileri koruyan tüm öğretim üyelerini tutukladığını” söyledi.
Son günlerde Amerika Birleşik Devletleri’nde Filistin yanlısı öğrenci protestoları devam ederken Columbia Üniversitesi ve Yale Üniversitesi’ndeki öğrenciler de tutuklandı.
Columbia Başkanı Nemat Minouche Shafik Pazartesi günü yaptığı açıklamada, üniversitenin yüz yüze dersleri iptal ettiğini ve çevrimiçi eğitime geçeceğini söyledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Matthew Miller Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Hamas’ın “kale direğini değiştirdiğini” ve Mısır ve Katar’ın arabuluculuğunda İsrail ile yapılan rehine görüşmelerinde taleplerini değiştirdiğini söyledi.
Günlük basın toplantısında konuşan Miller, ABD’nin 7 Ekim’de rehinelerin serbest bırakılmasını ve Gazze’deki çatışmaların durdurulmasını sağlayacak bir anlaşma için baskı yapmaya devam edeceğini söyledi.
Canlı Anlatım Özeti
İsrail’den Hizbullah komutanına suikast
Uydu görüntüleri, olası Refah operasyonu öncesinde Han Yunus’ta inşa halindeki çadır yerleşkesini gösteriyor
İsrail 200 gündür Gazze’ye saldırıyor: 34 bin 183 ölü
İran dışişleri bakanı AB yaptırımlarını ‘üzüntü verici’ olarak nitelendirdi
NYU’daki Filistin yanlısı protestolarda personel ve öğrenciler tutuklandı
ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamas’ın rehine görüşmelerinde ‘kale direğini değiştirdiğini’ söyledi]]>
ABD’li yayın kuruluşu CNN, ABD başkanı Joe Biden ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanayhu arasında geçen telefon konuşmasının detaylarını okuyucuları ile paylaştı ve Netanayhu’nun Biden’ın tehditlerine hızlı yanıt verdiğini öne sürdü.
CNN’e göre Biden telefon görüşmesinde Netanyahu’nun derhal yapmasını istediği şeyleri şöyle sıraladı:Kuzey Gazze’ye giden Erez geçiş kapısının açılması, İsrail’in güneyindeki Aşdod limanının açılması ve Kerem Şalom üzerinden gelen malzeme miktarının önemli ölçüde artırılması.
Netanyahu Biden’ın talimatlarına tek cümle ile cevap verdi: “Joe, bunu yapacağız.”
Ancak Biden sadece bununla ikna olmadı Netanyahu’ya hamlelerini akşama kadar duyurması konusunda ısrar etti. İsrail kabinesi aynı akşam kuşatma altındaki bölgeye giren insani yardımın artırılmasına yönelik bu üç tedbiri onayladı.
IDF, Gazze Şeridi’nde dört askerinin daha öldürüldüğünü duyurdu. IDF verilerine göre 6 aydır devam eden savaşta 604 asker, yedek asker ve yerel güvenlik görevlisi öldürüldü, 3 bin 193 kişi de yaralandı.
Katar, Mısır ve ABD’nin arabuluculuğunda yapılan ateşkes görüşmeleri bugün Kahire’de devam edecek. Hamas Siyasi Büro Üyesi Basem Naim müzakerelere ilişkin yaptığı açıklamada, Hamas’ın temel taleplerinden geri adım atmayacağını vurguladı. Naim, “Talep ettiğimiz şey herhangi bir müzakerenin parçası olmamalı. Çünkü ateşkes için müzakere ettiğimizde bu ateşkese doğru gittiğimiz anlamına gelir. Ateşkesi müzakere ediyorsak, bu 7 Ekim’den sonra Gazze’yi işgal eden İsrail birliklerinin Gazze Şeridi’ni terk etmesi gerektiği anlamına gelir” dedi.
İsrail henüz kendi delegasyonunu göndereceğini resmi olarak duyurmadı ancak Axios’un haberine göre İsrail savaş kabinesi, dün gece Tel Aviv’deki büyük protestoların ardından müzakereleri tekrar görüşmek için bu sabah toplanma kararı aldı.
İsrail, Hizbullah’ın kendilerine ait bir insansız hava aracını düşürmesinin ardından Lübnan’ın doğusuna hava saldırısı düzenledi. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, savaş uçaklarının doğudaki Baalbek kentinde Hizbullah’a ait bir askeri kompleksi ve diğer üç tesisi vurduğu belirtildi. Olayda ölen ya da yaralanan olmadı.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları başkent Tel Aviv olmak üzere ülke genelinde de tepkilere neden oluyor. İsrail halkının hükümet aleyhinde gösterileri birçok şehirde devam ederken, Hayfa şehrinde düzenlenen gösteride İsrail iç istihbarat servisi Shin Bet’in eski Başkanı Ami Ayalon konuşma yaptı.
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarına değinen Ayalon, “Gazze’deki askeri harekat sınırları zorluyor. Askerlerimiz birkaç hafta önce işgal edilen yerleri yeniden işgal etmeye zorlanıyor. Askerler, öfke ve nefret dolu bir halkın polis gücü haline geliyorlar” dedi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun savaşın ertesi gününü tartışmama kararını bir felaket olarak yorumlayan Ayalon, “Siyasi bir hedef olmadan savaş, kimsenin sonunu bilmediği sürekli bir savaşa dönüşür” ifadelerini kullandı.
İsrail’in dört bir yanında hükümet aleyhinde protestolar devam ediyor. Başkent Tel Aviv’de bir araya gelen yaklaşık 100 bin kişi İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve hükümetinin Gazze Şeridi’ndeki politikasını protesto etti.
Erken seçim çağrısında bulunan kalabalık, esir anlaşmasının kabul edilmesini talep etti. İsrail bayrakları ve hükümet aleyhinde sloganların yer aldığı pankartlar taşıyan İsrailli göstericiler, Netanyahu hükümetini istifaya çağıran sloganlar attı.
İsrail polisin göstericilere müdahale etmesinin ardından yaşanan arbedede yere düşen 2 kadına sağlık görevlileri tarafından müdahale edilirken, bir göstericinin de gözaltına alındığı öğrenildi. Protestocular farklı noktalarda ateş yaktı.
Canlı Anlatım Özeti
Özel görüşmenin detayları sızdı!
IDF açıkladı: 604 İsrail askeri hayatını kaybetti
Kahire’deki ateşkes görüşmeleri
İsrail Lübnan’ın doğusunu bombaladı
Shin Bet’in eski Başkanı Ayalon’dan itiraf gibi sözler
100 bin kişi sokaklarda! Netanyahu’ya istifa çağrısı‘KASITLI SALDIRI’
WCK tarafından duyurulan saldırıda, ikisi zırhlı olmak üzere üç araçlık kurum konvoyunun Gazze’nin sahil şeridindeki Deyr el-Belah’ta “çatışmadan arındırılmış bölge” üzerinde hedef alındığı belirtildi. Kurum çalışanlarının saldırıdan önce bölgedeki depoya deniz yoluyla Gazze’ye getirilen 100 tonluk gıda yardımını boşalttığı kaydedildi. WCK’nın CEO’su Erin Gore, havadan görülebilmeleri için tavanlarına kurumun logosu giydirilen araçların vurulmasını “kasıtlı saldırı” ve “affedilemez” olarak nitelendirdi.
‘BU İNSANLAR MELEKTİ’
WCK’nın kurucusu dünyaca ünlü İspanyol şef Jose Andres de saldırıyı kınadı. Hayatını kaybeden çalışma arkadaşları için derin üzüntü duyduğunu belirten Andres, “Bu insanlar melekler. Onlarla Ukrayna’da, Gazze’de, Türkiye’de, Fas’ta, Bahamalar’da, Endonezya’da omuz omuza hizmet ettim” ifadelerini kullandı. Bu arada ABD Başkanı Joe Biden, Andres’i arayarak taziyelerini iletti ve büyük üzüntü duyduğunu belirtti. Biden’ın insani yardım görevlilerinin korunması gerektiğini İsrail’e açık bir şekilde ileteceği bildirildi.

NETANYAHU ‘KAZA’ DEDİ
İsrail’in saldırısına birçok ülke sert tepki gösterdi. BM, Avrupa Birliği, ABD, İngiltere, İspanya, Polonya ve Çin başta olmak üzere birçok ülke İsrail’den saldırıya ilişkin açıklama talep ederken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu saldırının “istemeden” gerçekleştiğini savundu. “Ne yazık ki Gazze Şeridi’ndeki masum insanları vuran istemsiz ve trajik bir olay meydana geldi” açıklamasını yapan Netanyahu, ilgili tüm devletlerle irtibat halinde olduklarını ve böyle bir olayın yeniden yaşanmasını engellemek için her şeyi yapacaklarını ifade etti. Haaretz gazetesinde yer alan bir haberde, saldırının kazara meydana gelmediği iddia edildi. Haberde, İsrail ordusunun silahlı bir Hamas militanının konvoya dahil olduğu şüphesiyle araçları hedef aldığı ve peş peşe üç füze ateşlediği öne sürüldü. Ayrıca İsrail basınında yer alan haberlere göre, son iki araca yaralıları taşımaya çalışırken saldırı devam etti.
YARDIMLARI ETKİLER Mİ
İngiliz medyasında saldırıda ölen 3 İngiliz vatandaşının kimlikleri John Chapman, James Henderson ve James Kirby olarak açıklandı. İsrail’in saldırısı, bölgede faaliyet gösteren diğer uluslararası yardım kuruluşlarının çalışanları arasında endişe dalgasına yol açtı. Gazze’de ilk kez yabancı çalışanlar hayatını kaybederken, Amerikan Yakın Doğu Mülteci Yardımı sivil toplum kuruluşu bölgedeki faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı.
ALTUN’DAN KINAMA
İletişim Başkanı Fahrettin Altun, ‘vahşi saldırıyı’ kınayarak “İsrail, uluslararası toplumun hafızasında derin iz bırakan insan hakları ihlallerine son vermeli, işlediği savaş suçlarından sorumlu tutulmalıdır. Gıdanın silah olarak kullanıldığı Gazze’de insani yardımın ulaştırılması, baş gösteren kıtlığın önlenmesi için hayati öneme sahiptir” dedi. Öte yandan, İsrail Savunma Bakanlığına bağlı Bölgelerdeki Hükümet Faaliyetleri Koordinatörlüğünün (COGAT) internet sitesindeki verilere göre Türkiye, Gazze Şeridi’ne en çok insani yardım ulaştıran 2’nci ülke oldu.
]]>BİR GÜNDE 18 KİŞİ ÖLDÜ
Önceki gün ABD’nin havadan bıraktığı yardımlara ulaşmaya çalışan 18 Filistinli hayatını kaybetti. Hamas hükümeti ve İsviçre merkezli Euro-Med İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre, Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahia’da 12 kişi denize düşen paketleri almaya çalışırken boğuldu. Görgü tanıkları, boğulanların “yüzme bilmeyen genç erkekler ve çocuklar” olduklarını söyledi. 6 Filistinli ise çıkan izdihamda hayatını kaybetti. Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan Filistinliler, dağıtım sırasında kavga ve yaralanmalar yaşandığını, yardım alabilenlerin de eve dönerken soyulduğunu anlattı.
HAMAS: YARDIMI BIRAKIN
Havadan yardımın “yanlış, uygunsuz ve işe yaramaz” olduğunu belirten Hamas, Batılı ülkelere bu yönteme son vermeleri çağrısında bulundu. Ancak Mart ayı başında Ürdün, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa’nın havadan yardım operasyonlarına katılmaya başlayan ABD, bu yöntemden vazgeçmeyeceklerini açıkladı. Daha önce 8 Mart’ta, havadan atılan yardım paketlerinin üzerlerine düşmesi sonucu en az beş kişi ölmüş, çok sayıda kişi de yaralanmıştı.
MALİYETLİ, FAYDASIZ
– İnsan hakları gruplarının “vicdan rahatlatma yöntemi” olarak eleştirdiği havadan yardım, nispeten küçük miktarlarda yardım sağlamak için etkili bir yöntem olsa da açlık çeken kalabalık Gazze nüfusu için kaosa yol açıyor.
– Uçak, yakıt ve personel maliyetleri nedeniyle havadan yardımların karadan yapılan yardımlara kıyasla yedi kat daha maliyetli olduğu ifade ediliyor. İnsani yardım kuruluşları, bu yöntemin “faydasız” olduğuna da dikkat çekiyor: Bir kamyon, havadan yardımla tek seferde bırakılan gıda miktarının yaklaşık 10 katını taşıyabiliyor.
1 TONLUK PAKETLER
– Katar ya da Ürdün’deki hava üslerinden kalkan kargo uçakları, yiyecek ve içme suyu taşıyan paletleri, düşüşlerini yavaşlatmak için paraşütlerle bırakıyor. Havadan yardım farklı yüksekliklerden yapılabildiği için paketlerin zeminde parçalanmaması adına sağlam ambalajlama yapılıyor. Bu da örneğin su şişelerinin bulunduğu paletlerinin bir tanesinin ağırlığı bir tona kadar çıkarabiliyor.
– Yardım indirme bölgelerinin ideal olarak geniş ve açık alanlar olması gerekiyor. Bu nedenle teslimatlar genellikle Gazze’nin kıyı şeridine yapılıyor. Ancak bazen rüzgârlı hava koşulları, bazen de paraşütlerde yaşanan teknik sorunlar yüzünden yardımlar denize düşüyor.
– Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan 32 yaşındaki El Rifi “Yiyecek bulmak bizim için çok zor. Uçaklardan düşen malzemeleri toplamaya çalışırken hayatımızı riske atıyoruz. BM’nin gelip Gazze’deki her aileye saygıyla yardım dağıtmasını istiyoruz” diyor.
BOMBARDIMAN SÜRÜYOR
GAZZE’de ateşkes sağlanması yönündeki uluslararası baskıya rağmen, İsrail bölgeyi yoğun bombardımanla hedef almaya devam ediyor. Gazze Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun güney ve kuzeyde düzenlediği saldırılarda bir gecede 76 Filistinlinin hayatını kaybettiğini açıkladı. 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne yönelik ölümcül saldırısında ölen Filistinlilerin sayısı 32 bin 490’a yükseldi.
]]>
BAŞARISIZLIK AFFEDİLEMEZ
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, kararın kabul edilmesini, X isimli platform üzerinden yorumladı. “Güvenlik Konseyi, Gazze konusunda uzun süredir beklenen, derhal ateşkes sağlanmasını ve tüm rehinelerin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasını talep eden bir kararı az önce onayladı” diyen Guterres, “Bu kararın mutlaka uygulanması gerekiyor. Başarısızlık affedilemez olacaktır” diye ekledi.
ABD KISMEN DESTEKLEDİ
Çin ve Rusya’nın yanı sıra Birleşmiş Milletler’deki 22 ülkeli Arap Grubu’nun da desteklediği tasarının başarılı oylamasından sonra konuşan ABD’nin BM Büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield, tasarının içindeki hedeflerden bazılarını tamamen desteklediklerini ancak Hamas’ın kınanması metne eklenmediği içi ‘Evet’ oyu veremediklerini belirtti.
ABD’Lİ ELÇİNİN SÖZLERİ
Büyükelçi Thomas-Greenfield, “Konseyin, herhangi bir ateşkesin tüm rehinelerin serbest bırakılmasıyla birlikte gelmesi gerektiğini açıkça ifade etmesi önemliydi. Daha da önemlisi, ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması, kıtlığın giderek arttığı bir dönemde Gazze’ye çok daha fazla insani yardımın ulaşmasını sağlayacak ve düşmanlıkların sürdürülebilir bir şekilde durdurulması için çalışma fırsatı sunacaktır” dedi.
POLİTİKAMIZ DEĞİŞMEDİ
Karardan sonra Hürriyet’in de aralarında bulunduğu basın mensuplarına konuşan Beyaz Saray Sözcüsü John Kirby, “Oyumuz, politikamızda bir değişikliği temsil etmiyor, tekrar ediyorum, değişiklik temsil etmiyor” dedi ve şunları ekledi: “Biz hâla bir ateşkes görmek istiyoruz. Biz bütün rehinelerin dönmesini görmek istiyoruz ve biz Gazze halkına daha fazla insani yardımın verildiğini görmek istiyoruz.” ABD, geçtiğimiz hafta cuma günü BMGK’ya bir ateşkes tasarısı sunmuş ancak o tasarı, Rusya ve Çin tarafından “karar taslağında kayıtsız şartsız ateşkes çağrısı olmaması” sebebiyle veto edilmişti.
RAMAZANDA ACİL ATEŞKES
Kararda, BMGK’nın Filistin meselesine ilişkin şimdiye kadar kabul edilen kararları hatırlatılarak, tüm tarafların uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukukuna uyma yükümlülüğü bulunduğu belirtildi.
Kararda, Gazze Şeridi’ndeki korkunç insani durum hakkında derin endişe duyulduğunun altı çizilerek, Mısır, Katar ve ABD tarafından yürütülen diplomatik çabalar tasdik edildi. “Ramazan ayında tüm tarafların saygı duyacağı acil ateşkes sağlanması, bunun sürdürülebilir ateşkese yol açması ve tüm rehinelerin acil ve koşulsuz serbest bırakılması” talep edilen kararda, rehinelerin insani ve tıbbi yardımlarının karşılanması için erişim sağlanması istendi.

NETANYAHU ABD’YE TEPKİ GÖSTERDİ
GAZZE’de sürdürülebilir ateşkese dönüşecek şekilde ramazan ayında acilen ateşkes sağlanması talep edilen tasarının kabul edilmesi sonrası İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Washington’a daha önceden planlanmış olan bir İsrail heyeti ziyaretini iptal etti. Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, İsrail liderinin Stratejik İlişkiler Bakanı Ron Dermer başkanlığındaki İsrail heyetinin Washington ziyaretini iptal ettiği bildirildi. Açıklamada, “ABD daha birkaç gün önce ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması arasında bağlantı kuran BMGK’daki istikrarlı pozisyonundan çekilmiştir. Bu geri çekilme hem savaş çabalarına hem de rehinelerin serbest bırakılması çabalarına zarar vermektedir çünkü Hamas’a rehineleri serbest bırakmadan ateşkesin onaylanabileceğine dair uluslararası baskı oluşturulduğu umudunu vermektedir” dendi.
TÜRK DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: OLUMLU BİR ADIM
BMGK karar tasarısının onaylanmasına ilişkin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “BM Güvenlik Konseyi’nin, Ramazan ayı boyunca Gazze’de acil ateşkes ilan edilmesini ve ayrıca Gazze’ye insani erişim sağlanmasını talep eden kararını olumlu bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz, İsrail’in bu kararın gereklerini bir an evvel yerine getirmesidir. Gazze’deki insani felaketin sona ermesi ve İsrail-Filistin meselesine kalıcı bir çözüm bulunabilmesi için uluslararası kamuoyunu İsrail’e karşı ortak bir tutum takınmaya çağırıyoruz” denildi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de kararı ümit veren bir gelişme olarak yorumladı. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Çelik, “Kuşkusuz bu karar, başta küresel vicdanı temsil eden Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan olmak üzere küresel vicdana kulak veren liderlerin yürüttükleri yoğun diplomasinin sonucudur. Bu kararın, en kısa zaman ‘kalıcı’ bir ateşkese yol açması gerektiğine inanıyoruz” dedi. (ANKARA)
HAMAS: MEMNUNUZ
Hamas’tan yapılan yazılı açıklamada, “BMGK’nin bugün yaptığı acil ateşkes çağrısını memnuniyetle karşılıyoruz. Her iki taraftaki esirlerin serbest bırakılmasına izin veren bir esir takası sürecine bir an önce girişmeye hazır olduğumuzu teyit ediyoruz” denildi.
KARAR BAĞLAYICI MI DEĞİL Mİ:
BM Şartı’nın 25. Maddesi’ne göre, BMGK’da alınan kararlar bağlayıcı nitelikte. Ancak ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield’in BM oturumunda, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby ve Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller’ın basın toplantısında BMGK kararı için “bağlayıcı değil” ifadeleri ilk günden tepkilere neden oldu.
PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK:
İsrail’in, şu andan itibaren ateşkes şartlarına uyması beklenirken, aksine İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz da, dün kararın açıklanmasının ardından “ateşi kesmeyeceğiz açıklaması” yapması, İsrail’in karara uymayacağı sinyalini vermiş durumda.
İSRAİL KARARA UYMAZSA NE OLUR:
İsrail karara uymazsa herhangi bir yaptırım uygulanıp uygulanmayacağı konusunda şuan için BM’den bir açıklama yok ancak BMKG isterse barış gücü gönderme, ekonomik yaptırımlar ya da tampon bölge oluşturma gibi yaptırım kararları da alabilir.
]]>7 Ekim'de Hamas'ın İsrail'de bir müzik festivaline yaptığı baskında kaçırdığı kişiler arasında 23 yaşındaki Alman vatandaşı Shani Louk da vardı. Louk'un cansız bedenine Gazze Şeridi'nde ulaşıldı.
Filistin halkına yönelik saldırılar aralıksız devam ederken, İsrail ordusu Gazze Şeridi'nde 3 tutsağın cansız bedenine casino siteleri ulaşıldığını duyurdu. Ordu sözcüsü Daniel Hagari, "Shani Louk, Amit Buskila ve İzak Gelernter'in cansız bedenlerine ulaşıldı. Onlar Hamas tarafından 7 Ekim'deki Nova müzik festivalinden kaçarken öldürüldü ve bedenleri Gazze'ye getirildi" ifadelerini kullandı.
Alman vatandaşı olan 23 yaşındaki genç kadının ailesi yaşadıkları süreci anlattı. Louk'un babası Nissim Louk, "Kızımın bedeni tam ve çok güzel ve sanki canlıymış gibi. Vücudunun durumunun bu şekilde olması bir mucize. Sanırım yeraltındaki tüneller çok soğuk olduğu için bedeni iyi korunmuş. Halen dövmelerini görebiliyorsunuz ve ten rengi değişmemiş" dedi.
Shani Louk'un annesi Ricarda Louk da, "Ordu geldi ve Shani'nin bedeninin İsrail'e getirildiğini söyledi. Onun geri gelmesine sevindik ve onu uygun bir şekilde toprağa verebileceğiz" ifadelerini kullandı.
]]>‘TRAJEDİ DEĞİL REZALET’
Karadan yardım girmesine izin verilmediği için yaklaşık 7 bin kamyonluk yardım konvoyunun beklediği Refah kapısının önünde konuşan Guterres, “Bu sınırda, kalp kırıklığını ve kalpsizliği görüyoruz. Kapıların bir tarafında yardım kamyonlarından oluşan uzun bir sıra, diğer tarafında açlığın uzun gölgesi” şeklinde konuştu. İsrail ordusunun 1.5 milyon kişinin sığındığı Refah’a operasyonun hem Filistinliler, hem rehineler hem de bölgedeki herkes için çok daha kötü olacağını ifade eden BM şefi, “Gazze’yi gerçek anlamda hayat kurtaran yardımlarla doldurmanın zamanı geldi. Seçim açık: Ya yardım ya da açlık. Sınırın Mısır tarafında engellenen yardım kamyonları, trajediden de öte ahlaki bir rezalettir” dedi.
ANTİSEMİTİZM SUÇLAMASI
Gazze’deki insani krizle ilgili BM’ye bağlı yardım kuruluşlarını suçlayan İsrail, BM Şefi’nin ziyaretini de “terörü cesaretlendirmek” olarak nitelendirildi. İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, Guterres’e “BM, onun liderliğinde terörü barındıran ve cesaretlendiren Yahudi ve İsrail karşıtı bir yapı haline geldi” suçlamasında bulundu. Katz ayrıca, ABD Kongresi’nin BM Filistin ajansı UNRWA’ya fonu askıya almasının “Guterres’in güvenoyunu kaybettiğinin göstergesi” olduğunu da belirtti.
Bu arada Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini, İsrail’in zorla aç ve susuz bırakarak insanlık felaketine yol açtığı Gazze’nin kuzeyine UNRWA’nın gıda yardım konvoylarına izin vermeyeceğini bildirdiğini açıkladı.
GAZZE’Yİ VURAN DRONLARI AB FONLAMIŞ
– SİVİL toplum örgütleri Statewatch ve Informationsstelle Militarisierung (IMI), Avrupa Birliği’nin İsrail’in Gazze’deki yıkıcı savaşında kullandığı insansız hava aracı (İHA) teknolojisinin finansmanına yardım ettiğini ortaya çıkardı. İki kuruluşun ortak raporunda “AB fonlarının askeri projelerde kullanılması yasak olmasına rağmen İsrail askeri şirketleri ve kurumlarının, son yıllarda İHA geliştirmek için Avrupa’dan “milyonlarca Euro hibe aldığı” belirtildi.
SAVAŞTA KULLANILDILAR
Rapora göre, İsrail Savunma Bakanlığı son yıllarda AB destekli en az iki insansız hava aracı araştırma projesine (ResponDrone ve UnderSec) dahil oldu. Raporda, her iki projenin de “askeri sahada kullanılma potansiyeli” taşıdığına vurgu yapıldı. Bunlardan ResponDrone, “acil durum hizmetleri ve arama kurtarma operasyonları” için İHA geliştirdiği gerekçesiyle AB’den yaklaşık 8 milyon Euro fon aldı. Hamas’ın 7 Ekim saldırısının ardından “enerjisinin tamamını İsrail ordusunu Gazze’de desteklemeye yönlendirdiğini” açıklayan İHA üreticisi Xtend de Avrupa fonlarından faydalanan şirketlerden biri. İsrail ordusu ve ABD Savunma Bakanlığı’yla sözleşme imzalayan Xtend, AB’nin “Horizon Europa” fonundan “araştırma ve geliştirme” için 50 bin Euro hibe aldı.
BEŞİNCİ SEVİYE YOKLUK
Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Gıda Programı (WFP) ile Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) değerlendirmelerini temel alan Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) analizine göre Gazze’deki nüfusun tamamı en az ‘kriz durumu’ olarak adlandırılan üçüncü seviyede açlık tehlikesiyle karşı karşıya. Nüfusun yüzde 25’inin ise en şiddetli düzeydeki gıda kıtlığı olarak kabul edilen beşinci seviyede gıda erişiminden mahrum. Rapora göre bölgeye acil müdahale olmadığı takdirde Gazze’nin tüm kuzeyi mayıs ayına kadar beşinci seviyede kıtlık kriziyle karşı karşıya kalacak.
‘İNSAN YAPIMI FELAKET’
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze’deki en üst seviye kriz durumuyla ilgili “Bu tamamen insan eliyle yaratılan bir felaket” değerlendirmesini yaparken İsrailli yetkilileri bölgeye sınırsız insani yardım ulaştırılmasına izin vermeye çağırdı. Yardım kuruluşları, özellikle kuzeyde hâlâ yeterli malzeme sağlayamadıklarını veya bunları güvenli bir şekilde dağıtamadıklarını bildirerek, yardım sağlama ve bunları güvence altına almanın İsrail’in sorumluluğunda olduğunu vurguluyor. Çeşitli BM yetkilileri de acil ateşkes çağrısı yaparak, Gazze genelinde kıtlık ilan edilene kadar beklendiği takdirde “çok geç olabileceği” ve “binlerce insanın hayatını kaybedebileceği” uyarısında bulunuyor.
‘BU İLK KEZ OLUYOR’
Dün resmi ziyaret kapsamında Filipinler’de bulunan ABD Dışişleri Bakanı Blinken da kriz durumuna dikkat çekti. “Son yapılan değerlendirmelere göre Gazze nüfusunun yüzde 100’ü şiddetli derecelerde gıda güvensizliğiyle karşı karşıya. İlk defa bir bölgedeki nüfusun tümü bu şekilde sınıflandırıldı” diyerek insani krizin ciddi boyutlara ulaştığını vurgulayan Blinken, bölgeye insani yardım ulaştırılmasının öncelikli hale gelmesi gerektiğini söyledi.
Benzer ölçümlerin Sudan’da nüfusun yüzde 80, Afganistan’da yüzde 70’ini kapsadığını hatırlatan Blinken, “Daha fazlasına ve sürdürülebilir yardıma ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
BLINKEN’DAN ORTADOĞU’YA ALTINCI TUR
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail ile Hamas arasında bir ateşkes anlaşmasına varmak ve Filistinli militan grubun elindeki rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla savaşın başından bu yana altıncı kez Ortadoğu’yu ziyaret edecek. Bugün Cidde’de Suudi yetkililerle görüşmesi beklenen Blinken’ın yarın ise Kahire’de olması planlanıyor. Filipinler’e yaptığı ziyaret sırasında açıklamada bulunan Blinken, Suudi Arabistan ve Mısır’daki üst düzey liderlerle bir araya geleceği gezisinin amacının “kalıcı bölgesel barış için doğru mimariyi tartışmak” olduğunu söyledi.

Bilgi notu: Gıda Güvenliği Sınıflandırması’nda en yüksek seviye olan beşinci seviye, felaket ve kıtlık olmak üzere iki altbaşlıktan oluşuyor. Kıtlık, nüfusun en az yüzde 20’sinin ciddi gıda kıtlığı yaşaması, her üç çocuktan birinin akut yetersiz beslenmeden muzdarip olması ve her gün her 10 bin kişiden ikisinin açlık, yetersiz beslenme ve hastalık nedeniyle ölmesi gibi parametrelerle ölçülüyor.
]]>SÜLALE BOYU KATLİAM
Filistinliler dün, gün boyu İsrail saldırısının bombaladığı binaların enkazı altında mahsur kalan insanları kurtarmaya çalışırken can kaybının artması bekleniyor. Saldırıdan yaralı kurtulan 19 yaşındaki Muhammed el-Tabatibi, El Aksa Şehitleri Hastanesi’nde AFP Ajansı’na yaptığı açıklamada “Bu annem, bu babam, bu teyzem, bunlar da erkek kardeşlerim. Annem ve teyzem sahur için yemek hazırlıyordu. Hepsi şehit oldular” diyerek yaşadıklarını anlattı. Filistin haber ajansı WAFA’ya göre İsrail ordusuna ait uçaklar Nuseyrat kampı dışında farklı noktalara da saldırı düzenledi, 80’den fazla kişi öldü.
İSRAİL: HEDEF HAMAS’TI
İsrail ordusundan yapılan açıklamada ise Nuseyrat’taki saldırıda Hamas’ın hedef alındığı iddia edildi. Aralarında keskin nişancı timi komutanının da bulunduğu en az 15 Hamas militanının öldürüldüğü öne sürülürken hayatını kaybeden sivillere dair ise herhangi bir açıklama yapılmadı. Dünkü saldırılarla birlikte Gazze Şeridi’nde 163 gündür sürdürülen saldırılarda hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı 31 bin 553’e yükselirken 73 bin 546 kişi de yaralandı.
8 BİN KİŞİ ENKAZ ALTINDA
Washington Post’un haberine göre binlerce Filistinlinin akıbeti bilinmiyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi’ne başvuran aileler, sokaklardaki cesetlerin ve İsrail güçleri tarafından gözaltına alınan sivillerin fotoğraflarını araştırıyor. Kayıp birçok ismin enkaz altında kaldığı tahmin ediliyor. Yerel uzmanlar, enkaz altında hâlâ 8 binden fazla ölünün bulunduğunu değerlendiriyor. Diğer yandan İsrailli insan hakları grubu HaMoked’in genel müdürü Jessica Montell, Gazze’de gözaltına alınan sivillerin durumuna dair soru dilekçelerine yanıt alamadıklarını belirtti. Montell, ekim sonundan beri 425 Filistinlinin Gazze’de gözaltına alındığını tahmin ettiklerini söyledi.
ABD UYARILARINA RAĞMEN NETANYAHU REFAH’A OPERASYONU ONAYLADI
HAMAS’ın önceki gün teklif ettiği ateşkes planını gerçekçi bulmayan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi’ndeki milyonlarca sivilin bölgede sığındığı tek şehir olan Refah’a düzenlenmesi muhtemel askeri operasyona onay verildiğini duyurdu. Filistinli örgüt, Gazze’de altı haftalık yeni bir ateşkes ve 20 ila 50 arasında Filistinli tutuklunun serbest bırakılması karşılığında 42 İsrailli rehinenin teslim edilmesini önermişti. İsrail hükümetinden yapılan açıklamada, operasyona yeşil ışık yakılmasının yanı sıra müzakerelere devam edilmesi için Doha’ya yeni bir heyetin gönderileceği de aktarıldı. Bugün tarafların Katar’da yeniden bir araya gelmesi bekleniyor.
ABD NE TEPKİ VERECEK
ABD Başkanı Joe Biden, Refah’a kara saldırısını ‘kırmızı çizgi’ sayacağını açıklamıştı. ABD’li yetkililer daha sonra bu tutumu yumuşatarak sivillere yönelik inandırıcı bir plan olmaksızın Refah’a harekâta karşı olduklarını belirtmişti. Şimdi Beyaz Saray’ın İsrail’e Refah konusunda ne tepki vereceğini değerlendirdiği bildiriliyor.
]]>
İlişkilerin gelişmesinin önündeki en büyük engelin PYD/YPG olduğunu belirten Keçeli, “Terörle mücadele alanında bizim ABD’ye çok net bir mesajımız oldu. Onlara PKK, YPG ve FETÖ’yle ilgili beklentilerimizi net bir şekilde ilettik. Müttefik bir ülkenin, ülkemizin güvenliğini hedef alanlarla iş birliği yapmasının asla kabul edilemez olduğunu belirttik. Türkiye-ABD Stratejik ilişkilerinin daha fazla derinleşmesinin önündeki en büyük engelin ABD’nin YPG’ye verdiği destek olduğunu aktardık” dedi.
EN ÇOK ZAMAN GAZZE KISMINA AYRILDI
Washington’da savunma sanayi alanındaki kısıtlamalar kaldırılması gerektiğini de belirtiklerini söyleyen Keçeli, “CATSAA yaptırımlarından çıkarılma talebimizi tekraren vurguladık. F-16 programıyla ilgili devam eden süreç var. Ayrıca, F-35 ile ilgili prosedürün tamamlanması gerekiyor. Bu konular da ele alındı. Tabi ekonomik konuları da görüştük. Şu an ABD ile ikili ticaret hacmi 30 milyar düzeyinde, bunu 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Enerji alanındaki iş birliğinin arttırılması konusunda görüştük. Sıvılaştırılmış doğalgaz ve nükleer enerji konularında görüşmelere devam edeceğiz. Görüşmelerde bölgesel konular da ele alındı. Bunların başında Gazze geliyor. Hem çalışma gruplarında hem de Sayın Bakanın Blinken ile olan görüşmesinde en fazla zamana ayrılan kısım Gazze oldu” diye konuştu.
BM DIŞINDA KİMSEDEN İCAZET ALMAYIZ
Keçeli, “Güvenliğimizi tehdit eden yurt dışı kaynaklı bir terör örgütü operasyon yapacaksak icazet alacağımız tek yapı BM’nin 51’inci maddesidir. Onun dışında herhangi bir uluslararası yapı veya tarafla bu konuyu ele almıyoruz. Diğer taraftan ABD’nin Irak’ta askerleri var dolayısıyla bizim PKK’ya yönelik mücadelemizle bağlantılı olarak onlarla da görüşüyüz. Ama bu izin almak, icazet almak değil” ifadelerini kullandı.
IRAK ZİYARETİ
Keçeli, Bakan Fidan, Bakan Güler ve MİT Başkanı Kalın’ın Irak’ı ziyaret edeceğini duyurdu. Keçeli, Aralık ayında Ankara’da Irak’la güvenlik zirvesi gerçekleştirmiştik. Güvenlik zirvesinin bir sonraki toplantısı yarın Bağdat’ta yapılacak. Yarınki görüşmelerde güvenlik ve askeri işbirliği konuları öncelikli gündem maddesi olacak. Terörle mücadele ortak bir hamle geliştirilebilmesi ve bu doğrultuda atılabilecek somut adımlar masada olacak. PKK’ın Irak makamları tarafından ortak bir güvenlik tehdit olarak tanımlanmasını, Irak tarafında PKK ile mücadele azminin gelişmeye başladığının bir işareti olarak görüyoruz. Bu bakımdan memnuniyet duyuyoruz” açıklamasını yaptı. Ziyarette, güvenlik konuları dışında iki ülke arasında işbirliği konuları da ele alınacağını söyleyen Keçeli, “Bunların başında enerji konusu geliyor. Irak’taki doğalgaz kaynaklarının geliştirilmesi ve bunların uluslararası pazarlara sevk edilmesi konusunda görüşmeler gerçekleştireceğiz. Ayrıca, Irak’taki yenilenebilir enerji bağlamında nasıl ortak projeler geliştirebiliriz buna odaklanacağız. Irak-Türkiye petrol boru hattı bir süredir kapalı, biz bu boru hattından sevkiyata başlanabileceğini bizim açımızdan bir sorun olmadığını geçtiğimiz Ekim ayında söylemiştik. Ancak Irak tarafının henüz sevkiyata başlama konusunda hazır olmadığını anlıyoruz. Irak’taki tüm tarafların karşılıklı mutabakata ulaşmasını ve boru hattının en kısa sürede başlamasını ümit ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın önümüzdeki dönemde Irak’a yapacağı ziyaretin de detayları ele alınacak” dedi.
FİDAN’IN BAKÜ ZİYARETİ
Bakan Fidan’ın Irak ziyaretinin ardından Bakü’ye gideceği bilgisini veren Keçeli, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan üçlü dışişleri bakanları toplantısının dokuzuncusuna katılacak. Güney Kafkasya’daki huzur ve refah, istikrar Türkiye açısından çok önemli: buradaki ülkelerin daha iyi koşularda yaşayabilmesi için çaba gösteriyoruz” diye konuştu.
GAZZE’DEN TAHLİYELER
Gazze’ye yönelik yardımlara da değinen Keçeli, “Oradaki insani felaket giderek daha kötü bir hale dönüşüyor. Ramazan ayından da Gazzeli kardeşlerimize destek vermeye devam edeceğiz. Krizin başından bu yana Gazze’ye yaptığımız yardım 40 bin tonu aştı. Gazze’ye havdan insani yardım operasyonu da başladı. Biz buraya da destek sağlamak üzere yaklaşık 9 bin ton tıbbi malzeme ve bebek malzemesi tedarik ettik. Birçok paraşütle de Ürdün makamlarında bu operasyona destek vermek üzere iletildi. Bu sabah itibariyle bin 489 vatandaşımızı Gazze’den tahliye ettik” bilgisini verdi.
DENİZ YOLUYLA GAZZE’YE YARDIM
Keçeli, “ABD’nin Gazze’deki insani felakete bir çözüm arayışı içine girmesini dünya kamuoyunun ABD üzerinde kurduğu basının bir sonucu olarak görüyoruz. Eğer ABD’nin Gazze’deki insani felaketi kabul etmesi anlamına geliyorsa iyi bir gelişme. Biz karayolu ile yardım ulaşması mümkün iken daha az etkili denemeleri doğru bulmuyoruz. Yardımın, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından yapılmasını da soru işaret görüyoruz. Rum tarafının muhatabı KKTC’dir. Biz KKTC’nin haklarının hiçbir şekilde zedelenmesi izin vermeyiz. Deniz yoluyla, hava yoluyla yardım ulaştırılması ne yazık ki kara yoluyla ulaştırılacak bir yardımı ne nitelikle ne de nicelik olarak alternatifi değil. Bu bizim öznel bir değerlendirmemiz değil, BM ve sivil toplum kuruluşları da aynı gözlemde bulunuyorlar. Bizim Washington’da Amerikalılara verdiğimiz mesajların temelinde bu yatıyor. Bir an önce ateşkes sağlayalım, bu esnada da insani yardımların en etkili ve hızlı sürdürülebilir şekilde Gazze’ye girmesi için İsrail üzerindeki bütün etkinizi kullanın” ifadesini kullandı.
TÜRK-YUNAN HEYETLER ATİNA’DA GÖRÜŞECEK
Öncü Keçeli, Yunanistan ve Türkiye arasındaki Güven Artırıcı Önlemler Toplantısının yeni turunun 22 Nisan’da Atina’da yapılması beklendiğini belirtti.
Türk ve Yunan heyetleri arasında Güven Arttırıcı Önlemler (GAÖ) toplantısının bir önceki turu geçtiğimiz yıl Kasım ayında Ankara’da yapılmıştı.
]]>PARÇA PARÇA KURULACAK
Pentagon Sözcüsü Tümgeneral Pat Ryder, kurulacak platform için bin ABD askerinin bölgeye konuşlanacağı ve geçici limanın inşasının yaklaşık 60 günde tamamlanacağını aktardı. Devasa çelik parçalarının birbirine kilitlenerek meydana getirilecek platformun 550 metre uzunluğa sahip olacağı belirtildi. Plana göre, Gazze’ye insani yardım gemileri bu platforma demirleyecek, malzemeler küçük teknelerle Gazze sahilinde yüzer iskeleye ulaştırılıp buradan dağıtımı sağlanacak. Ryder, geçici iskele ile bölgeye günde 2 milyondan fazla öğünün transfer edilmesinin mümkün olduğunun altını çizerken yardımların dağıtılması için Amerikan askerlerin karaya çıkmasına gerek olmadığı, sivil toplum kuruluşları ve Birleşmiş Milletler ile birlikte çalışılmasının planlandığını dile getirdi. Söz konusu iskele, 2012 yılında Avustralya’da düzenlenen bir tatbikatta denenmişti.
ABD’NİN ÇELİŞKİLİ TAVRI
Amerikan New York Times gazetesi, ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze açıklarına geçici liman kurulması talimatının, ABD’nin İsrail’in en önemli silah tedarikçisi olmasıyla ortaya çıkan çelişkiyi gündeme taşıdı. Haberde ABD’nin havadan gerçekleştirdiği yardımlara referansla, “Bugünlerde Gazze semalarında Amerikan bombaları ve yardım paketleri aynı anda görülüyor” denilirken ABD’nin İsraillileri silahlandırırken, bir yandan da zarar görenlerle ilgilenmeye çalıştığını ifade etti. Washington’daki Arap Merkezi’nin Başkanı Yousef Munayyer de ABD’nin yardımlarını, “kundakçıya yakıt verip bir bardak suyla yangını söndürmeye çalışmaya” benzetti.
HAMAS: OLUMLU BİR ADIM
Hamas’ın Gazze yönetiminde bulunan bir yetkili, El Cezire’ye verdiği demeçte ABD’nin geçici liman adımının doğru yönde atılmış bir adım olduğunu belirtti. Hamas yöneticisi, planın Gazze’ye yardım ulaştırmanın ‘en kısa ve en kolay yolu olmadığına’ da dikkati çekti.

İKİNCİ ABLUKA İDDİASI
Söz konusu plan doğrultusunda Beyt Hanun (Erez), Refah ve Kerem Ebu Salim (Kerem Şalom) sınır kapılarının baypas edileceği ve Gazze’nin Mısır ile bağlantısının kesileceği de öne sürülüyor. Diğer bir iddia da Doğu Akdeniz’de Gazze kıta sahanlığında, Filistinlilere ait olan doğalgaz rezervlerine dair. 4 milyar dolar olduğu belirtilen rezervin bulunduğu bölgede ABD’nin liman projesiyle bir otorite oluşturmasının ‘manidar’ bulunduğu yorumları yapılıyor.
BM YETKİLİSİ: SAÇMA PLAN
Birleşmiş Milletler Gıda Hakkı Özel Raportörü Michael Fakhri, Biden’ın geçici bir limanın Gazze’ye ulaşan insani yardım miktarında büyük bir artış sağlayacağı yönündeki açıklamasını eleştirdi. “Ne iskele ne de Gazze’ye hava yoluyla yapılan yardımların artması açlıktan ölümleri engelleyecek” diyen BM yetkilisi, İsrail’in ana müttefiki Amerika’nın böyle bir tedbire başvurmasının ‘alaycı bir şekilde saçma’ olduğunu söyledi.
AÇLIKTAN ÖLÜMLER ARTIYOR
Yarın başlayacak olan ramazan öncesinde ateşkes ihtimali azalırken İsrail’in Gazze’ye yönelik topyekûn saldırıları durmak bilmiyor. 7 Ekim’den bu yana hayatını kaybeden Filistinli sivil sayısı 31 bini geçerken artık ölüm sebeplerine bombaların yanı sıra açlık ve susuzluk da ekleniyor. Gazze kentindeki El Şifa Hastanesi’nde üç çocuğun daha yetersiz beslenme ve su kaybından ölmesinin ardından İsrail’in yardım girişini engelleyerek büyük bir insani felakete neden olduğu bölgede, yetersiz beslenme ve susuzluktan ölenlerin sayısı 23’e ulaştı.
]]>
ABD, Gazze’ye havadan ilk yardımında 3 askeri kargo uçağıyla 38 bin öğünlük kumanya dağıttığını açıkladı.
JOE BIDEN AÇIKLADI
Önceki gün Beyaz Saray’da İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi kabul eden ABD Başkanı Joe Biden, görüşme öncesi yaptığı açıklamada, “Masum insanlar korkunç bir savaşın içinde ailelerini doyuramaz hale geldi ve yardım almaya çalıştıklarında verilen tepkiyi gördünüz. Daha fazlasını yapmalıyız ve ABD daha fazlasını yapacaktır” dedi. Biden, Ürdün ile birlikte gelecek günlerde Gazze’ye paraşütle insani yardım atmaya başlayacaklarını söyledi. Ürdün hava kuvvetleri, Fransa, Belçika ve Hollanda’nın desteğiyle birkaç defa bölgeye insani yardım yapmıştı. Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de benzer girişimi olduğu biliniyor.
38 BİN ÖĞÜN
ABD Ulusal Güvenlik Konseyi İletişim Danışmanı John F. Kirby, ilk hava yardımlarının gıda üzerine yoğunlaşacağını, bunu su ve ilacın izleyeceğini söyledi. Gazze’ye ilk havadan ABD yardımı, üç C-130 tipi askeri kargo uçağıyla dün gerçekleştirildi. ABD Merkez Komutanlığı, “66 paraşütle 38 bin domuz etsiz kumanya dağıtıldığını” açıkladı. Dağıtımın ardından sosyal medyadan açıklama yapan ABD Başkanı Biden, “Gazze’ye akan yardım miktarı yeterli değil. Daha fazla yardım için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz” dedi.

NİYE TEPKİ ÇEKİYOR
Daha önce Irak, Afganistan savaşlarında denenen bu yardım şeklinin Gazze’de uygulanacak olması tepki çekiyor. New York Times yazarı Nicholas Kristof, “Yardımların havadan atılması normalde acil durumlarda başvurulacak son çaredir ve eğer Biden, Filistinli sivillerin hayatını kurtarmak konusunda ciddiyse, yardım ulaştırmanın daha iyi yolları var” diyerek İsrail’in ikna edilmesi gerektiğini belirtti. ABD’nin eski Suriye ve Cezayir büyükelçisi Robert Ford ise, “Ortadoğu’daki en özel müttefiki” İsrail’in ABD’yi havadan yardıma mecbur bırakmasını “aşağılayıcı” olarak nitelendirdi.
Birçok yorumcu ABD’nin İsrail’e baskı yerine, jestten öteye gitmeyecek bir metoda başvurmasının yeterli olmayacağı görüşünde. ‘Uluslararası Kurtarma Komitesi’ isimli yardım kuruluşu, “Havadan yardım bu acıyı dindirmek için bir çözüm değildir, geniş çaplı yardım çözümünden uzaklaştırır. Tüm diplomatik çabalar, İsrail’in Gazze kuşatmasını kaldırmasını sağlamaya odaklanmalıdır” dedi.
İSRAİL’E BASKI YAPIN
İngiltere merkezli sivil toplum örgütü Oxfam da havadan yardımın yalnızca “Gazze’deki zulüme katkıda bulunan Amerikalı yetkililerin vicdan azabını hafifletmesine hizmet ettiği” yorumunda bulundu. Havadan yardım riskli de bulunuyor. Paketlerin siviller yerine, eli silahlı Hamas üyelerinin eline geçme ihtimalinin daha fazla olduğu yorumları yapılıyor.
OKSİJENE ANESTEZİYE HURMAYA YASAK
-CNN International, yüz binlerce insanın kıtlıkla boğuştuğu Gazze’ye birçok ürünün girişine izin verilmediğini kaydetti. Bunlar arasında anestezikler ve anestezi makineleri, oksijen tüpleri, ventilatörler ve su filtreleme sistemleri yer alıyor.
–İsrail’in engeline takılan diğer malzemeler arasında hurma, uyku tulumu, kanser ilaçları, su arıtma tabletleri ve doğum kitleri de yer alıyor.
ABD: İSRAİL HAMAS’TAN YANIT BEKLİYOR
-ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili, İsrail’in Gazze’de altı haftalık ateşkes önerisinin “temel çerçevesini kabul ettiğini” söyledi. Yetkili, bu aşamada İsrail’in, Hamas’tan “serbest bırakılacak rehinelerin kimler olacağı konusunda” cevap beklediğini kaydetti.
-ABD kaynaklarına göre, taslak anlaşmaya dair müzakereler Katar’ın başkenti Doha’da devam ediyor.
]]>DESTEK AÇIKLAMASI
İsrailli bakan, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Gazze’de görev yapan ve kendilerine zarar vermeye çalışan Gazzeli güruha karşı mükemmel bir davranış sergileyen kahraman askerlerimize tam destek verilmelidir” dedi. Gazze Şeridi’nde aylardır açlığa mahkûm edilen Filistinlilere yardımların kesilmesi gerektiğini de ifade eden Ben Gvir, gönderilen yardımların Hamas’a nefes olduğunu ve İsrail askerlerinin hayatlarını tehlikeye attığını öne sürdü.

FİLİSTİNLİLERE DÜŞMAN
16 yaşında, ABD tarafından terör örgütü olarak tanımlanan aşırı milliyetçi bir hareket olan Kach’a katılan ve 18 yaşındayken sergilediği aşırılıklar sebebiyle askerliğe alınmayan Ben Gvir, 1994 yılında işgal altındaki El Halil’deki İbrahimi Camii’nde 29 Filistinliyi vurarak öldüren İsrailli terörist Baruch Goldstein’ın hayranı olarak da biliniyor. Knesset’ten altı vekile sahip Yahudi Gücü Partisi’nin liderliğini yürüten İsrailli bakan, ülkenin son dönemdeki en aşırı figürlerinden biri olarak öne çıkıyor.
İSRAİL’DEN İNKAR
Öte yandan SkyNews, yaşananların perde arkasına dair yeni detayları paylaştı. Olayın önceki gün, hava henüz aydınlanmamışken meydana geldiği belirtilen haberde, yaralanan kişilerin tanıklığı aktarıldı. Görgü tanıklarına göre Filistinlilerin seyir halindeki kamyonlardan un çuvalı ve konserve ürünlerini çekerek alması üzerine İsrail askerleri kalabalığa ateş açtı. Ateş kesildikten sonra dağılan siviller konvoya geri dönünce askerler tekrar tetiğe bastı. İsrailli yetkililer ise kalabalığa değil havaya uyarı ateşi açıldığını, ölen kişilerin yaşanan izdiham sonucu ezilerek hayatını kaybettiğini iddia etti. Diğer yandan öldürülen ve yaralananların kaldırıldığı hastanedeki görevliler ise yaralanmaların ateşli silahlar sebebiyle olduğunu açıkladı.

BM VE İSRAİL BİRBİRİNİ SUÇLUYOR
Birleşmiş Milletler, 7 Ekim’de başlayan çatışmalar sebebiyle 2.3 milyon nüfuslu Gazze Şeridi’nde insanların en az yüzde 80’inin yerinden edildiğini ve çok zor şartlar altında yaşama mücadelesi verdiğini belirtiyor. BM’ye bağlı kuruluşlar, İsrail’in hareket ve iletişimi kısıtladığı için bölgeye insani yardım gönderilemediğinden şikâyet ederken İsrail hükümeti ise kısıtlamaları redderek BM’yi suçluyor. Saldırı sırasında yardım dağıtan kuruluşlardan biri olan İngiltere merkezli ‘Ummah Welfare Trust’ın mütevelli heyeti üyesi Muhammad Ahmad, gıda yardımının dağıtılacağı yerin koordinatlarının İsrail güçleriyle paylaşıldığını aktardı.
TEPKİ ÇOK AMA…
– Brezilya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü operasyonu etik ve yasal bir sınırı kalmadığını vurgulandı.
– Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, yardım TIR’larını bekleyen Filistinlilerin İsrail güçleri tarafından öldürülmesi karşısında ‘şok’ olduğunu söylerken Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, olaydan ‘derin rahatsızlık’ duyduğunu ifade etti.
– Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne, İsrail askerlerinin yardım bekleyen insanlara ateş açmasıyla ilgili ‘bağımsız bir soruşturma’ istedi.
– Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, İsrail’i kınadıkları ifade ederken Tel Aviv hükümetini sivillerin güvenliğini ciddiyetle korumaya çağırdı.
– BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de acil insani ateşkes istedi.
]]>BÜYÜK ÇARESİZLİK
Yaralıların kaldırıldığı Kamal Advan Hastanesi Müdürü Dr. Hussam Ebu Safia, yaralıların durumunun kritik olduğunu ve acil cerrahi müdahale gerektirdiğinin altını çizerken “Ameliyathanemiz bile yok. Çaresizce sadece ilk yardım yapabiliyoruz” diye konuştu. Ölen ve yaralananların bir kısmı eşek arabalarıyla taşınmak zorunda kalırken, bir kısmı da saatlerce yerde kaldı. Filistin Kızılayı Sözcüsü Raed al-Nims de aylardır bombardıman ve açlık altında olduklarını ifade ederken İsrail ordusunun yardım TIR’larını savaş silahı olarak kullandığını aktardı.

KORKUP ATEŞ AÇTILAR
Görgü tanıklarına göre İsrail ordusu, yardım bekleyen kalabalığın üzerine ölüm yağdırdı. Topçu bombardımanı ve ateşli silahların kullanıldığına dair iddialar hastane yetkilileri tarafından doğrulanırken İsrail medyasına konuşan ordu yetkilileri, kalabalığın bazı üyelerinin yardım dağıtımını denetlemekle görevli İsrail güçlerine tehlikeli bir şekilde yaklaşmaları üzerine askerlerin ateş açtığını söyledi. AFP’ye konuşan kaynaklar da yaklaşık 30 yardım tırının bölgede bulunan İsrail tanklarına yakın bir noktada durduğunu, binlerce Filistinlinin yardımlara ulaşmak için koşarken kalabalığa tanklarla ateş açıldığını dile getirdi. Bazı yerel kaynaklar tankların ölü ve yaralıların üzerinden geçtiğini de öne sürdü. İsrail ordusu olayın soruşturulduğunu açıklarken akla savaşın başında verilen yüksek yetkiler geldi. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, “Tüm kısıtlamaları kaldırdım, taarruza geçiyoruz” ifadesini kullanmıştı.
BİLEREK VURDULAR
Gazze hükümeti, İsrail’in insani yardım bekleyenlere yönelik saldırısının ‘kasıtlı ve planlı’ olduğunu açıkladı. “İşgal ordusu, hedef alınan kalabalığın, bölgeye insani yardım almak için geldiğini biliyordu, ancak onları soğukkanlılıkla öldürdü” denildi. Hamas ise İsrail’i, ‘savaş suçları tarihinde bile benzeri görülmemiş iğrenç bir katliam’ yapmakla suçlarken yürütülen ‘rehine’ müzakerelerinin sonlandırılabileceğini duyurdu.

İsrail kuvvetlerinin, Gazze’de gıda yardımı bekleyen yüzlerce kişilik kalabalığa ateş açması sonucu en az 107 Filistinli öldü, 760 kişi de yaralandı. İsrail ordusu, ölümlerin büyük çoğunluğunun izdihamdan kaynaklandığını iddia etti.
DIŞİŞLERİ’NDEN KINAMA
Türk Dışişleri Bakanlığı saldırıyı kınayarak, ‘İsrail’in işlemekte olduğu insanlığa karşı suçlara bir yenisini eklediğini’ bildirdi.
Avrupa Parlamentosu milletvekilleri ve BM yetkilileri de saldırıyı kınayan açıklamalar yayınladı. Mısır ve Ürdün dışişleri bakanlıkları da sivil ve silahsız Filistinlileri insanlık dışı bir şekilde hedef alınmasını kınadıklarını açıkladı.
BIDEN: ‘İKİ FARKLI BAKIŞ AÇISI VAR İNCELİYORUZ’
ABD Başkanı Joe Biden da Hamas ve İsrail tarafından iki farklı iddia olduğunu, konuyu incelediklerini söyledi. Ayrıca daha önce pazartesi günü ateşkes olabilir açıklamasını da güncelleyerek “Muhtemelen bu pazartesi değil ancak halen ümitliyim” dedi. Öte yandan İsrail Ordusu, askerlerinin yardım bekleyen kalabalığa açtığı ateşte 10’dan fazla Filistinlinin ölmediğini savundu. Kendini aklamak için drone görüntüsü paylaşarak kendi senaryosuna ikna etmeye çalıştı.
BEBEKLER AÇLIKTAN ÖLÜYOR
Saldırının hemen öncesinde gelen bir haber ise bölgedeki açlığın ne seviyede olduğunu ortaya koydu. Kamal Advan Hastanesi yetkilileri, önceki gün yedi çocuğun yetersiz beslenme nedeniyle hastanede yaşamını yitirdiğini açıkladı. Birleşmiş Milletler’e bağlı Filistin’e yardım ajansı UNRWA, X üzerinden yaptığı duyuruda Gazze’de çocukların susuzluk ve yetersiz beslenmeden öldüğü yönündeki raporların ‘korkunç’ olduğunu belirtti. Açıklamada yedi çocuğun daha kritik durumda olduğu ifade edildi. Öte yandan 7 Ekim’den bu yana İsrail tarafından Gazze Şeridi’nde çoğunluğu çocuk ve kadın olmak üzere öldürülen Filistinlilerin sayısının 30 bini aştığı bildirildi.
]]>
ABD Başkanı Joe Biden, Gazze’de geçici bir ateşkes anlaşmasına Pazartesi’ye kadar varılmasını umduğunu söyledi.
Katar’daki ateşkes görüşmelerinde İsrail ve Hamas yetkililerinin anlaşmaya yaklaştığı haberleri gelirken, New York’ta gazetecilere konuşan ABD Başkanı Joe Biden’dan ateşkes anlaşmasının en geç Pazartesi günü başlayabileceğine dair bir açıklama geldi.
Biden, ulusal güvenlik danışmanının kendisine, İsrailli rehinelerin serbest bırakılmasını da içeren ateşkes anlaşmasının yakın olduğunu söylediğini kaydetti.
İsrail ve Hamas yetkilileri Katar’da arabulucularla ayrı ayrı görüşerek müzakereler yürütüyor.
Biden, gazetecilerin sorusu üzerine, “Ulusal güvenlik danışmanım bana yaklaştığımızı söyledi. Yakınız. Henüz işimiz bitmedi. Umudum önümüzdeki Pazartesiye kadar anlaşmaya varılması” dedi.
Yunanistan, ticari gemiciliği Yemen’deki Husi militanlarının saldırılarından korumak amacıyla Kızıldeniz’de Avrupa Birliği’nin yürüttüğü deniz güvenliği operasyonuna katılmayı ve bu operasyona liderlik etmeyi resmen kabul etti.
Misyon, Yunan donanması Cdre’nin komutası altında, Yunanistan’ın orta kesimindeki Larissa’daki bir askeri üsten yürütülecek. Savunma Bakanı Nikos Dendias, Atina yakınlarındaki bir deniz üssünde bulunan donanma firkateyni Hydra’yı ziyaret ederken, “Hepimiz bu operasyona katılımın riskler, önemli riskler içerdiğini anlıyoruz” dedi.
Fırkateyn görev için Pazartesi günü geç saatlerde yola çıktı. Yunan yetkililere göre Almanya, İtalya ve Fransa da Hydra’ya katılarak görev için savaş gemileri sağlayacak, İtalya ise taktik komutayı üstlenecek.
AB, geçtiğimiz günlerde Husilere karşı ‘Aspides’ operasyonunu onaylamıştı
Ürdün Kraliyet Hava Kuvvetleri, Gazze Şeridi kıyısı açıklarına havadan yardım atışı gerçekleştirdi; bu, İsrail yetkililerinin yardımların bölgeye karayoluyla girmesine kısıtlama getirdiği bir dönemde milyonlarca Filistinliye çok ihtiyaç duyulan yardımı ulaştırmak için şimdiye kadarki en büyük havadan yardım operasyonu olarak kayıtlara geçti.
Al Jazeera’ye göre, Paris’teki son görüşmelerde ortaya çıkan rehine anlaşması çerçevesinin bir parçası olarak İsrail, aralarında ‘ağır suçlardan’ mahkum olanlar da dahil yaklaşık 400 Filistinli mahkumu serbest bırakmayı kabul etti.
Haberde, İsrail’in, İsrailli rehinelerin serbest bırakılmasıyla birlikte altı haftalık ateşkes kapsamında güçlerini Gazze’nin kalabalık bölgelerinden çekmeyi ve keşif uçuşlarını günde 8 saat durdurmayı önerdiği belirtiliyor.
Wafa haber ajansının haberine göre, İsrail ordusu Tubas şehrine ve işgal altındaki Batı Şeria’nın yakınındaki El Fara kampına düzenlediği baskınlarda üç Filistinli erkeği vurarak öldürdü.
ABD ordusu, Yemen’in Husi kontrolündeki bölgelerinden Kızıldeniz’e doğru fırlatılmaya hazırlanan üç insansız su üstü gemisini ve iki gemisavar seyir füzesini imha ettiğini açıkladı.
Suudi Arabistan, Abu Dabi’deki Dünya Ticaret Örgütü konferansının oturum aralarında etkileşimlerini gösteren viral bir videonun ardından ticaret bakanı ile İsrailli mevkidaşı arasında bir toplantı gerçekleştiğini yalanladı.
Canlı Anlatım Özeti
Biden, Gazze’de ateşkes anlaşmasına Pazartesiye kadar varılabileceğini söyledi
Yunanistan, Kızıldeniz’deki AB deniz güvenliği operasyonuna liderlik etmeyi kabul etti
Ürdün Hava Kuvvetleri Gazze kıyısı açıklarına insani yardım ulaştırdı
İsrail, Paris’teki rehine görüşmelerinde 400 Filistinli mahkumun serbest bırakılması konusunda anlaştı
İsrail ordusu Tubas ve Far’a kampına düzenlediği baskınlarda 3 Filistinliyi öldürdü
ABD ordusu, Husilerin drone botlarını ve gemisavar seyir füzelerini imha ettiğini açıkladı
Suudi Arabistan, ticaret bakanının İsrailli mevkidaşı Barkat ile resmi görüşme yaptığını yalanladı
]]>
İsrail’in Kızıldeniz liman kenti Eilat güne siren sesleri ile uyandı. Husiler, Eilat’a çok sayıda balistik füze ve insansız hava aracı ateşledi.
IDF’den konu ile ilgili yapılan açıklamada uzun menzilli Arrow hava savunma sisteminin, Yemen’de fırlatılan, Kızıldeniz üzerinden İsrail’e doğru giden bir füzeyi önlediğini bilgisine yer verdi.
Bu sabahki Arrow müdahalesi, bir balistik füzeye yönelik altıncı müdahaleydi ve bunların tamamı Gazze’deki savaşın ortasında meydana geldi. Husilerin son aylarda fırlattığı seyir füzeleri ve insansız hava araçları, İsrail savaş uçakları tarafından etkisiz hale getirildi.
Amerikalı yetkililer CNN’e, Ramazan ayının başlamasından önceki iki haftanın kritik olduğunu ve yalnızca rehinelerin serbest bırakılmasının çatışmaların duraklatılmasını ve belki de savaşın sona ermesini kolaylaştıracağını söyledi.
Lübnanlı grup, çok sayıda İsrail üssünü hedef aldığını ve İsrail’in Metula ve Matzuva kasabalarına roket ateşlediğini söyledi.
Hizbullah, askeri operasyonlarını duyuran açıklamalarında genellikle Gazze’deki Filistinlileri desteklediklerini belirtiyor ancak grup, Çarşamba günkü bazı saldırılarının İsrail’in Güney Lübnan’daki sivil evlerini bombalamasına da yanıt olduğunu söyledi.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah yakın zamanda yaptığı bir konuşmada İsrail’in Lübnanlı sivilleri öldürmesinin bedelini “kanla” ödeyeceğini ilan etmişti.
BM insani yardım kuruluşunun (OCHA) son verilerine göre Çarşamba günü Gazze’ye hayati önem taşıyan insani yardım taşıyan yalnızca dört kamyon girdi.
OCHA verilerine göre, yardım taşıyan kamyonlar 9 ile 15 Şubat arasında her gün ortalama 47 kamyonun Gazze’ye girdiğini gösteriyor; bu sayı, önceki hafta günde 133 kamyonla karşılaştırıldığında ciddi bir düşüş.
Mısır dışişleri bakanı Sameh Shoukry ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Farhan Al Saud, Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen G20 dışişleri bakanları toplantısının oturum aralarında bir araya geldi.
Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, iki bakan, ülkelerinin “İsrail’in Refah şehrine yönelik herhangi bir askeri operasyonunu kesinlikle reddetmesi ve Filistinlileri topraklarından zorla tahliye etme girişimlerini” tartıştı.
Hamas’la bağlantılı Filistinli medya kuruluşları, İsrail’in, en güneydeki Refah şehri de dahil olmak üzere Gazze Şeridi’ne gece boyunca saldırı düzenlediğini bildirdi.
ABD ordusu yaptığı açıklamada, Yemen’in Husi kontrolündeki bölgelerinden gelen yedi gemisavar füzeyi, bir füze fırlatıcıyı ve bir insansız hava aracını imha ettiğini söyledi.
Canlı Anlatım Özeti
IDF, Arrow sisteminin Husi saldırısında Kızıldeniz üzerindeki füzeyi düşürdüğünü doğruladı
ABD Ramazan’dan önce rehine anlaşması istiyor
Hizbullah Çarşamba günü İsrail’e 13 saldırı düzenlediğini açıkladı
Uydu görüntüleri Refah sınır kapısında bekleyen yüzlerce kamyonu gösteriyor
Mısır ve Suudi Arabistan İsrail’in Refah saldırı planını ‘kesinlikle reddediyor’
Refah ve Gazze’nin diğer bölgelerinde gece boyunca İsrail saldırıları bildirildi
ABD ordusu Husi füzelerini ve insansız hava aracını imha ettiğini açıkladıÇEVRE BİNALARI BOMBALADILAR
İsrail ordusunun, saldırılardan kaçan yüzbinlerce kişinin sığındığı Mısır sınırındaki Refah’a yönelik yeni bir kara harekâtına başlamasından endişe edilirken İsrail özel kuvvetleri, önceki gece saat sabaha karşı 01.00 sularında gerçekleştirdiği bir operasyonla Refah’ta bir evde tutulan iki İsrailli rehineyi kurtardı. 7 Ekim’den bu yana Hamas’ın elinde olan rehineler Fernando Marman (61) ve Louis Har’ın (70) durumlarının iyi olduğu açıklandı. Operasyon sırasında düzenlenen hava bombardımanıyla 100’ü aşkın Filistinli sivilin hayatını kaybettiği belirtilirken yüzlerce yaralının da kentteki hastanelere kaldırıldığı kaydedildi. Sabah gün ağardığında kentteki yıkımın büyüklüğü ortaya çıkarken Refah’ta yaşayan Ebu Suhhaib, çatışmalarla ilgili ‘Cehennemin kapıları açılmış gibiydi’ yorumunda bulundu.
HELİKOPTERLE ÇIKARILDILAR
İsrail ordu sözcüsü Tuğamiral Daniel Hagari, dün sabah yaptığı basın toplantısında, kurtarma operasyonuna dair detayları paylaştı. “Refah’ın kalbindeki hedefe ulaşmak çok karmaşıktı” ifadesini kullanan İsrailli sözcü, askerlerin gece saat 01.49’da bir binanın ikinci katında bulunan daireye girerek rehineleri koruyan üç Hamas militanını öldürdüğünü ve rehineleri dışarıya çıkararak zırhlı araca bindirdiğini, ardından da iki ismin askerlerle birlikte helikopter aracılığıyla Gazze’den çıkarıldığını söyledi. Ordu ve İsrail İç İstihbarat Servisi Şin Bet’in yaklaşık bir saat süren bu operasyon için uzun süredir hazırlandığını aktaran Sözcü Daniel Hagari, operasyon sırasında çevre binalardan kendilerine ateş açılması üzerine hava kuvvetlerinin bu binaları bombaladığını söyledi.

İsrailli rehineler Luis Har ve Fernando Simon Marman yakınlarına kavuştu.
SALDIRILARDA 3 REHİNE ÖLDÜ
Kassam Tugayları, İsrail’in Gazze’ye düzenlediği dünkü saldırılarda ağır yaralanan 8 esirden 3’ünün öldüğünü duyurdu. Kassam Tugayları tarafından dün yapılan açıklamada, İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarında son 96 saatte 2 İsrailli esirin öldüğü, 8’inin ağır yaralandığı belirtilmişti. Öte yandan kurtarılan rehineler Marman ve Har, 7 Ekim’de Hamaslı direnişçiler tarafından Kibbutz Nir Yitzhak’tan Gazze’ye kaçırılmıştı. Kaçırılanlar arasında Marman’ın kız kardeşi ve Har’ın ortağı olan 62 yaşındaki Clara Marman, onun kız kardeşi 59 yaşındaki Gabriela Leimberg ve Gabriela’nın 17 yaşındaki kızı Mia Leimberg de vardı. Kurtarılan iki rehine, Sheba Tıp Merkezi’nde aileleriyle buluştu. İsrail medyasına konuşan aile üyelerinden bazıları, ikilinin günlerce aç kaldığını ve çok zayıfladıklarını belirtti.
ANKARA’DAN REFAH ÇAĞRISI
İsrail’in Refah’ı hedef alan saldırılarına Ankara’dan tepki geldi. Dışişleri Bakanlığı, İsrail ordusunun Refah’taki sivilleri hedef alan saldırılarının, Gazze’deki insani trajediyi çok daha vahim boyutlara taşıdığını ve bölgede kalıcı bir ateşkesin teminine yönelik çabalara zarar verdiğini belirtti. Açıklamada, harekâtın, Gazze’deki Filistinlileri kendi topraklarından sürme planının bir parçası olarak değerlendirildiği vurgulanırken “BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere, uluslararası toplumu İsrail’i durdurmak için gerekli adımları atmaya çağırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Bilgi Notu: İsrail ilk rehine operasyonunu 30 Ekim’de düzenlemiş İsrailli kadın asker Ori Megidish (19) kurtarılmıştı. Aralık ayında gerçekleştirilen ikinci operasyonda ise kurtarılmak istenen rehine hayatını kaybetmişti.
]]>Filistin Kızılayı, Gazze’nin güneyinde 1.5 milyon Filistinlinin sığındığı Refah kentine “şiddetli bir saldırı” yapıldığını ve ölüler olduğunu duyurdu. Görgü tanıkları kentin kuzeyine ve merkezine hava saldırıları yapıldığını kaydetti. Hamas Sağlık Bakanlığı yetkilileri 50’den fazla kişinin öldürüldüğünü duyuruyor.
Biden yönetiminden üst düzey bir yetkili Pazar günü yaptığı açıklamada, Gazze’de tutulan rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamak için aşamalı bir çerçeve anlaşması üzerinde çalışan müzakerecilerin son birkaç hafta içinde “gerçek ilerleme” kaydettiğini söyledi.
Yetkili, rehinelerin serbest bırakılması anlaşmasının, Başkan Joe Biden ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu arasında Pazar günü yapılan 45 dakikalık telefon görüşmesinin ana odağı olduğunu , ancak hâlâ kapatılacak bazı “önemli” boşluklar bulunduğunu söyledi
İsrail, Gazze’de Hamas’ın esaretinde olan iki rehineyi güvenli bir şekilde kurtarmayı başardığını duyurdu. Fernando Simon Marman (60) ve Norberto Louis Har (70) adlı iki kişi, İsrail Silahlı Kuvvetleri, Shin Bet ve İsrail Polisi’nin Refah’ta düzenlediği ortak operasyonla İsrail’e getirdi.
İsrailli askerlerin, Gazze’de gözaltına aldıkları kişilerin elleri ve gözleri bağlıyken çektikleri videoları internette paylaşması, uluslararası hukukun ihlali olabilir. BBC’ye konuşan hukukçular, savaş hukukuna göre gözaltına alınan kişilerin aşağılama veya kamuya teşhir edilmesinin yasak olduğunu söylüyor.
BBC’nin doğrulama servisi BBC Verify, Kasım’dan bu yana İsrailli askerlerin paylaştığı yüzlerce saatlik videoları izleyerek gözaltındaki sekiz kişiyi teşhis etti. Israil ordusu, videolardan birini çeken bir askerin sözleşmesinin feshedildiğini, bu tür videoların ordunun değerlerini yansıtmadığını belirtti.
BBC videoda okulun logosunun yer alması sayesinde, buranın Gazze’nin kuzeyindeki Gazze Koleji binası olduğunu tespit etti. Videonun geri kalanında da gözaltındaki Filistinlinin bir sokakta çıplak ayak yürüdüğü görülüyor.

Konu hakkında bir açıklama yapan İsrail ordusu görüntünün sorgulama sırasında çekildiğini, Filistinli kişinin yaralı olmadığını, görüntüleri yayımlayan askerin sözleşmesinin feshedildiğini aktardı. Letova’nın paylaştığı videolardan bir diğerinde de gözaltındaki yüzlerce Filistinlinin bir stadyuma götürüldüğü görülüyor.
BBC stadyumun Gazze’deki Yarmuk Stadı olduğunu tespit etti. Videoda gözaltındaki kişilerin çoğunun kıyafeti, yalnızca iç çamaşırları kalana kadar çıkarılmış. Bazılarının gözleri bağlanmış ve yerde diz çökmeye zorlanmış. Stadyumda, üç kadının da aralarında olduğu bir grubun diz çöktüğü kalenin üstüne İsrail bayrağı asılmış.
Kadraja birden fazla kere giren bir İsrail askeri, çekildiğinin farkında gözüküyor. Üniformasındaki işaretlerden bir yarbay veya tabur komutanı olduğu anlaşılıyor. Letova’nın YouTube hesabında paylaşılan bu iki video da, BBC’nin İsrail ordusuyla temasa geçmesinden kısa süre sonra silindi.

Başka bir İsrail askeri tarafından TikTok’a yüklenen iki videoda gözleri bağlanarak gözaltına alınmış Filistinliler yer alıyor. Silahlı İsrailli askerler bu kişilerin yanlarında poz veriyor. 14 Aralık’ta paylaşılan bir videonun arka planında İbranice bir rap şarkısı var. BBC videoda baş parmağını kaldırarak poz veren İsrailli askerin adının Ilya Blank olduğunu tespit etti.
Paylaştığı başka bir videoda da gözü bağlanarak yere yatırılmış bir adamın etrafında, İsrail askeri olduğu anlaşılan kişiler bulunuyor. Videolarında kullanılan fotoğrafların bir kısmının Gazze’nin kuzeyinde çekildiğini tespit ettik. İsrail ordusu ve TikTok’la iletişime geçmemizin ardından videolar kaldırıldı.

BM danışmanı Dr. Mark Ellis, savaş esirlerinin aşağılanmaması, küçük düşürülmemesi ve kamuoyunda onlara yönelik merak uyandırılmaması gerektiğini söylüyor:
“İnsanları iç çamaşırlarıyla yürütüp bunu videoya almak kesinlikle bu kuralın ihlalidir. Mevcut kurallar bu yapılanların hiçbirine izin vermez.”
İsrail medyasında yer alan haberlere göre, İsrailli bir iş insanının, Türkiye’deki bir üreticiden aldığı 900 dolarlık İsrail bayrakları siparişi hizmeti reddedildi.
Suudi gazetesi Şarku’l- Avsa’nın haberine göre, Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas, Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad El Sani ile yeni bir Filistin birlik hükümetini görüşecek. Ayrıntılar hâlâ kısıtlı ancak habere göre bu yeni hükümet, doğası gereği teknokratik olacak ve siyasi olmaktan ziyade uzmanlar tarafından yönetilecek
Canlı Anlatım Özeti
İsrail’den Refah’a hava saldırısı
ABD, Gazze’deki rehinelerin serbest bırakılmasına ilişkin çerçeve konusunda ‘gerçek ilerleme’ görüyor
İsrail, Gazze’de Hamas’ın esaretinden iki rehinenin kurtarıldığını duyurdu
İsrail askerlerinin çektiği ve BBC’nin teyit ettiği videolar uluslararası hukukun ihlali olabilir
Türk fabrikası, İsrail bayraklarını üretmeyi reddetti
Abbas’tan Filistin birlik hükümeti hamlesiNETANYAHU KENDİ DERDİNDE
7 Ekim Hamas saldırılarının ardından siyasi kariyerinin en büyük sınamasıyla karşı karşıya kalan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, karar verirken pamuk ipliğine bağlı iktidarını kurtarmayı düşünüyor. Netanyahu, Hamas’ın elindeki rehinelerin baskısı, aşırı sağcıların sürekli sarstığı kırılgan koalisyonu ve en büyük müttefiki ABD’nin artan ikazlarının arasında, kalıcı ateşkes ihtimalini kesin bir dille reddediyor. Hamas’ı yok etme ve “tam zafer” elde etme hedefleri ulaşılamaz olarak değerlendirilse de iç kamuoyu desteğini bu yolla geri kazanabileceğini uman Netanyahu, iktidarda kalabilmek için ateşkesi ve Gazze’nin geleceğini konuşma aşamasına geçmek istemiyor.
HAMAS BÖLÜNMÜŞ DURUMDA
Elinde kalan rehineleri savaşı durdurmak için en büyük koz olarak kullanan Hamas’ın lider kadrosu, ateşkes anlaşmasının kapsamı konusunda görüş ayrılığı yaşıyor. İsrail ordusuyla çatışmalardan bitkin düşen “askeri” kadro ile Katar’da bulunan siyasi kadronun öncelikleri çatışıyor. İsrail ordusu, 7 Ekim saldırısının sorumlu liderlerini yakalamak için Gazze’yi yerle bir ederken, bölge sorumlusu Yahya Sinvar ve beraberindekiler bir an önce anlaşmaya ulaşmak istiyor. Başta İsmail Haniye olmak üzere siyasi büro ise olası anlaşmayla binlerce Filistinli mahkûmun serbest bırakılması, Gazze’nin yeniden inşası ve İsrail’in bölgeden geri çekilmesi gibi ciddi kazanımların peşinde.
ABD KARAR VEREMİYOR
Tisdall’a göre, bir yandan İsrail’e sarsılmaz desteğini her fırsatta yineleyen, diğer yandan artan iç ve küresel kamuoyu baskısı yüzünden Netanyahu’yu durdurmaya çalışan ABD yönetimi ise Gazze’deki savaşı, Ortadoğu’da daha kapsamlı bir çözüme ulaşmak için fırsat olarak görüyor. Bir yandan “düşmanlıkların kalıcı şekilde sona ermesini” isterken, bir yandan da “kalıcı ateşkese” karşı çıkmaya devam ediyor. Washington’ın uzun vadeli pazarlığı, İsrail’in bölge ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirmesi amacına kilitlenmiş durumda. Aralarındaki gerilim gittikçe artsa da ABD’nin nüfuzu, Netanyahu’ya açıktan karşı çıkmayı reddettiği sürece sınırlı kalıyor.
REHİNELERE KARŞILIK SİNVAR’A SÜRGÜN
Amerikan NBC haber sitesi, İsrail’in Gazze’de kalan 136 rehinenin tamamının serbest bırakılması karşılığında Hamas lideri Yahya Sinvar’ın Gazze Şeridi’nden ayrılmasına izin vermeye hazır olduğunu yazdı. Altı İsrailli yetkiliye dayandırılan habere göre, Hamas’a tüm rehinelerin salınması halinde, Sinvar’ın “Arafat gibi gitmesine” izin verilmesi teklifi sunulması gündemde. Bu hafta İsrail basınında ABD ve Tel Aviv’in “üst düzey Hamas üyelerinin sürgüne gönderilmesine ilişkin bir planı” görüştükleri yönünde haberler çıkmıştı. Filistin Kurtuluş Örgütü lideri Yaser Arafat, Tunus’a güvenli geçişi garanti edildikten sonra 1982’de Lübnan’ın başkenti Beyrut’tan ayrılmıştı.
]]>FAALİYETLER DURABİLİR
UNRWA’nın X hesabından yapılan paylaşımda, “Gazze’de her gün, sadece ekmek ve su bulmak için mücadele günü” ifadesini kullandı. Gazze Şeridi’nde temiz suya erişimin bir ölüm kalım meselesi haline geldiğinin vurgulandığı açıklamada, sorunun çözülememesi halinde daha fazla insanın hastalık nedeniyle hayatını kaybedebileceği uyarısında bulunuldu. Kurum ayrıca yardımların sürmemesi halinde bölgedeki faaliyetlerini şubat sonrası durdurmak zorunda kalacağını duyurdu. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres daha önce UNRWA’nın Gazze’deki insani yardım çalışmalarının belkemiği olduğunu belirterek yardımlarını askıya alan ülkelere sürdürme çağrısı yapmıştı.
TEMİZ SU YOK
Amerikan CNN’in konuyla ilgili haberinde, bölgede neredeyse her çocuğun ishal olduğu ve yetersiz beslendiği bildirilirken, insanların çimenleri yediği ve temiz suya ulaşamadığı için kirli su içtiği aktarıldı. Yardım kamyonlarının az da olsa Gazze Şeridi’ne girdiği ancak insanların yardıma ulaşabilmek için birbiriyle yarıştığının anlatıldığı CNN’in haberinde, insanların soğukta yiyecek bulmak için saatlerce yürüdüğü ve İsrail saldırılarına maruz kalma riskiyle karşı karşıya olduğu aktarıldı.

‘AÇLIK BOMBADAN KÖTÜ’
Mısır sınırındaki Refah’ta hem İsrail’in saldırılarından korunmaya çalışan hem de yaşam mücadelesi veren 38 yaşındaki yedi çocuk annesi Hanadi Gamal Saed El Jamara, karınlarını kemiren açlıktan sadece uykuyla uzaklaştıklarını ifade etti. Yavaş yavaş öldüklerini söyleyen çaresiz anne, “Bence bombayla ölmek daha iyi, en azından şehit oluruz. Ama şimdi açlık ve susuzluktan ölüyoruz” diye konuştu. UNRWA’nın İletişim Sorumlusu Temara er-Rifai de her 2 bin kişiye bir duş kabini ve her 500 kişiye de bir tuvaletin düştüğü bilgisini paylaştı. UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini de yaptığı açıklamada, UNRWA’yı zayıflatmanın değil, güçlendirmenin zamanı olduğunu belirtti.
KATAR: ‘HAMAS ATEŞKESE ÖN ONAYI VERDİ’
Katar Dışişleri Bakanlığı, İsrail-Hamas çatışmalarının 6 hafta süreyle durmasını ve esir takasını içeren ateşkes anlaşmasına Hamas’ın ‘ön onay’ verdiğini duyurdu. Fransa’nın başkenti Paris’te ABD’li ve Mısırlı yetkililerin katılımıyla hazırlanan anlaşmanın sonuç verdiğini açıklayan Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Majed El-Ensari, İsrail tarafından onaylanan öneriye Hamas tarafından da ön onay geldiğini ve yanıt beklediklerini söyledi. “Önümüzde hala zorlu bir yol var” diyen El-Ensari, “İyimseriz çünkü her iki taraf da artık bir sonraki duraklamaya yol açacak öneri üzerinde anlaştı” dedi. Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Gazze’deki savaşın başlangıcından bu yana altıncı kez Ortadoğu’yu ziyaret etmeye hazırlanıyor. Haftasonu gerçekleştirilecek ziyaretlerin gündem maddeleri arasında Gazze’nin yeniden inşası, insani yardımın arttırılması ve esirlerin serbest bırakılması konularının bulunduğu belirtildi.
Bilgi notu: İsrail’in bazı UNRWA çalışanlarının 7 Ekim saldırılarına katıldığı iddiası sonrası aralarında ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa’nın da bulunduğu çok sayıda ülke ajansa finansal yardımlarını durdurmuştu.
]]>‘ASKERİ REJİM KURACAĞIZ’
Aşırı sağcı Dini Siyonizm Partisi’nin lideri ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Kudüs Uluslararası Kongre Merkezi’nde karnaval benzeri bir atmosferde gerçekleşen konferansta yaptığı konuşmada, “İnşallah Gazze’ye yeniden yerleşeceğiz ve galip geleceğiz” ifadesini kullandı. Bu arada Smotrich, Kanal 12 televizyonuna yaptığı açıklamada da, İsrail ordusunun Gazze’de askeri bir rejim kuracağını ve İsrail askerlerinin Gazze’de kalması konusunda tüm kabine üyelerinin hemfikir olduğunu ileri sürdü.
Konferansa katılan bakanlar ve milletvekilleri, sözde ‘Zafer ve Gazze’de Yerleşimin Yenilenmesi’ isimli anlaşmayı imzaladı. İki ismin yanı sıra, etkinliğe katılan Netanyahu’nun iktidardaki Likud partisinden İletişim Bakanı Shlomo Karhi, aşırı sağcı bakanların söylemlerini daha da ileriye taşıyarak, Gazzeli sivillerin artık bölgeyi terk etmek istediklerini söylemeye zorlanabileceğini savundu.
RAMALLAH’TAN TEPKİ
İsrailli bakanların düzenlediği konferansa Ramallah merkezli Filistin Yönetimi tepki gösterdi. Filistin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, konferansın, Uluslararası Adalet Divanının kararlarına açık bir meydan okuma ve Filistinlileri zorla yerinden etmeye yönelik aleni bir kışkırtma olduğu belirtildi.
İsrail’de ana muhalefet lideri Yair Lapid de konferansa tepki gösterdi. Lapid, X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Konferans, İsrail’e uluslararası çapta zarar veriyor ve görüşmeleri süren muhtemel esir takası anlaşmasını baltalıyor. Bu konferans İsrail askerlerini tehlikeye atıyor. Böyle bir etkinliğin düzenlenmesi korkunç bir sorumsuzluktan ibarettir” ifadelerini kullandı.

ABD İLE GÖRÜŞ AYRILIĞI
Başta ABD ve Avrupa Birliği olmak üzere birçok küresel aktör, Gazze’nin toprak bütünlüğünün korunması, Filistinlilerin Gazze’den çıkarılmaması ve bölgenin geleceğini sadece Filistinlilerin belirleyeceğine dair kırmızı çizgilerini birçok kez belirtmiş olsa da, İsrail’in savaş sonrası Gazze’nin geleceğinde söz hakkı iddia ettiği biliniyor. Öte yandan, Beyaz Saray sözcüsü John Kirby, yorumlar hakkında dün yaptığı açıklamada, “Sorumsuz, umursamaz, kışkırtıcı” ifadelerini kullandı ve bu yorumların Binyamin Netanyahu’nun kabinesindeki yalnızca “birkaç” bakanı kapsadığını söyledi.
BİLGİ NOTU:
İsrail ordusu, 1967’deki Altı Gün Savaşı’nın ardından Gazze Şeridi’nin kontrolünü ele geçirmiş, 1970’te de ilk yerleşim alanını inşa etmişti. Gazze’deki toplam 21 Yahudi yerleşim bölgesi, 2005’te İsrail ordusunun çekilmesiyle tahliye edilmişti.
İSRAİL’DEN KUZEYDE OPERASYON SİNYALİ
İSRAİL Savunma Bakanı Yoav Gallant, İsrail birliklerinin ülkenin Lübnan ile kuzey sınırına yakın bölgesinde çok yakında harekete geçeceğini söyledi. Gallant, “Çok yakında harekete geçecekler ve kuzeydeki birlikler güçlendirilecek” diyerek kuzeyde operasyon sinyali verdi. İsrail ordu radyosu GLZ de, Gazze’nin kuzeyinde 2 bin kadar Hamas savaşçısı kaldığını, İsrail güçlerinin, kalan Hamas direnişçilerine baskınlar gerçekleştireceğini ve gerekirse kapsamlı bir operasyon başlatılacağını duyurdu.
]]>‘SOYKIRIM NİYETİ VAR’
Hollanda’nın Lahey kentinde görülen duruşmanın ilk günü Güney Afrikalı hukuk heyeti iddialarını gerekçeleriyle birlikte yargıçlarla seks shop paylaşırken İsrail’e ‘Gazzelilere yönelik bilinçli eylemlerinin soykırım niyetini taşıdığı’ suçlamasını yöneltti. Tel Aviv’i temsil eden hukukçular savunmalarını bugün sunacak. Güney Afrika kadıköy erotik shop tarafını Güney Afrikalı uluslararası hukuk profesörü John Dugard başkanlığındaki hukukçular, İsrail tarafını ise İngiliz hukukçu Malcolm Shaw temsil ediyor.

İsrail’in savunma ekibinde Dışişleri Bakanlığı hukuk danışmanı Tal Becker, İngiliz Prof. Malcolm Shaw ve Adalet Bakanı kadıköy sex shop Yardımcısı Gilad Noam yer alıyor.
GÜNEY AFRİKA’NIN ŞİKÂYETİ
Davanın merkezinde 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi yer alıyor. Güney Afrika, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen ilk insan hakları antlaşması olan sözleşmenin İsrail ordusunun Gazze’deki eylemleriyle ihlal edildiğini öne sürüyor. Sözleşmeye taraf olan herhangi bir devlet, çatışmayla bir bağlantısı olmasa bile, bir diğerine karşı UAD’de dava açabiliyor. İsrail ve Güney Afrika sözleşmeye taraf ülkeler arasında yer alıyor.

Güney Afrika ekibinde Adalet Bakanı Ronald Lamola ve Güney Afrika’nın Hollanda Büyükelçisi Vusimuzi Madonsela da yer aldı.
‘DÜNYA MAHKEMESİ’ DENİYOR
Hollanda’nın Lahey kentinde bulunan ve ‘dünya mahkemesi’ olarak kabul edilen UAD, BM’nin en üst düzey yargı organı. UAD, devletler arasındaki uluslararası uyuşmazlıklar hakkında karar veriyor. Yine Lahey’de bulunan ve çoğu UAD ile karıştırılan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ise benzer suçlamalarda bireyleri yargılıyor. Divan farklı ülkelerden 15 hakimden oluşuyor. Kararları bağlayıcı olsa da bir yaptırımı bulunmuyor.

Lahey’de Filistin’in yanı sıra İsrail’e destek gösterileri de yapıldı.
76 YILDIR BASKI VAR
Hukuk Profesörü John Dugard liderliğindeki Güney Afrika hukuk ekibinde ilk sözü Güney Afrika Adalet Bakanı Ronald Lamola aldı. “İsrail’in Filistin’deki şiddet ve yıkımı 7 Ekim 2023’te başlamadı” diyen Lamola, Filistinlilerin 76 yıldır, her gün sistematik baskı ve şiddete maruz kaldığını ifade etti. “Bir devletin topraklarına yapılan hiçbir silahlı saldırı, ne kadar ciddi olursa olsun, sözleşme ihlallerine gerekçe sağlayamaz” diyen Güney Afrikalı bakan, İsrail’in çizgiyi aştığını vurguladı.
NETANYAHU’NUN O SÖZLERİ
Güney Afrika’yı temsil eden avukatlardan Tembeka Ngcukaitobi de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun İsrail askerlerine yaptığı bir konuşmada Tevrat’ta İsrailoğulları’nın düşmanı farz edilen Amalek toplumuna yaptığı göndermeyi dile getirdi. Netanyahu’nun gönderme yaptığı Tevrat’ın o bölümünde “Şimdi git, Amaleklilere saldır. Onlara ait her şeyi tümüyle yok et, hiçbir şeyi esirgeme. Kadın erkek, çoluk çocuk, öküz, koyun, deve, eşek hepsini öldür” ifadeleri yer alıyor. Avukatlar, İsrailli bazı bakanların Gazzeliler aleyhine yaptığı açıklamaları da soykırım niyeti olarak yorumladı.
BM RAPORTÖRLERİ MEMNUN
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin internet sitesinde yayımlanan 30’dan fazla raportörün imzası olan açıklamada, davanın memnuniyetle karşılandığı belirtildi. Taraflar, kararlara saygı duymaya ve uygulamaya çağırıldı.
KANITLARIN BİR KISMI ANADOLU AJANSI’NDAN
– Güney Afrika ekibinden Adila Hassim toplu mezarların fotoğraflarını yargıçlara göstererek, İsrail’in kullandığı bombaların etkisinden ve güvenli olarak ilan edilen alanların bile bombalanmasından söz etti. Hassim’in gösterdiği fotoğrafların ‘Anadolu Ajansı’ imzalı olması dikkat çekti. AA Foto Muhabiri Fadi Alwhidi tarafından çekilen ve kanıt olarak sunulan fotoğrafta, Gazze’de 23 Aralık’ta Beyt Lahya kentinde enkaz altından çıkarılan cansız bedenlerin, Endonezya Hastanesi’nin yakınında hazırlanan toplu mezara defnedildiği görülüyor.

Anadolu Ajansı’nın toplu mezar fotoğrafı da dosyaya dahil edildi.
ŞİMDİ NE OLACAK
– Güney Afrika, 29 Aralık’taki yazılı başvurusunda, mahkemeden İsrail aleyhine 9 ihtiyati tedbir kararına hükmedilmesini talep etmişti.
– Bunların arasında, İsrail’in, Gazze’deki askeri operasyonları derhal durdurması, Filistinlilere yönelik soykırımın önlemesi için gerekli tedbirleri alması, yerlerinden edilenlerin evlerine dönerek yeterli gıda, su, yakıt, tıbbi ve hijyen malzemeleri başta olmak üzere insani yardıma erişimlerini sağlaması gibi maddeler yer alıyor.
– İsrail gazetesi Haaretz, adı açıklanmayan İsrailli yetkililere dayandırdığı haberde, UAD’nin Güney Afrika’nın taleplerini kabul etmesi ve İsrail’e karşı tedbir kararı vermesi ihtimalinin çok yüksek olduğunu belirtti. Kararın bir yaptırımı olmasa da İsrail üzerindeki baskıyı ve BM Güvenlik Konseyi’nde ‘korunması’nı engelleyebileceği değerlendiriliyor.
İSRAİL GÜNEY AFRİKA’YI SUÇLADI “HAMAS’IN YASAL KOLUSUNUZ”
İsrail Dışişleri Bakanlığı, Güney Afrika’nın açtığı soykırım davasındaki ilk duruşma sonrası açıklama yaptı. Güney Afrika’nın Hamas’ın yasal bir kolu olduğu iddia edilen açıklamada, Güney Afrikalı hukuk ekibi de ‘Hamas’ın mahkemedeki temsilcileri’ olmakla suçlandı. Tel Aviv yönetimi, Güney Afrika’yı Hamas üyelerinin İsrail’e sızıp insanları infaz etmesi ve kaçırmasını görmezden gelmekle itham etti.

Binyamin Netanyahu
NETANYAHU ÇARK ETTİ
Duruşma öncesinde İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki halkı yerinden etme ve bölgeyi işgal etme niyetinde olduğu iddiaları Başbakan Binyamin Netanyahu tarafından reddedildi. “İsrail’in Gazze’yi kalıcı olarak işgal etme ya da sivil halkı yerinden etme niyeti yoktur” diyen Netanyahu, Filistin halkıyla değil, Hamas ile savaştıklarını iddia etti.
]]>‘ZORLA GÖÇ KABUL EDİLEMEZ’
Netanyahu ve kabinesinin defalarca ortaya attığı “Filistinliler Gazze’den çıkarılmalı” tezinin kesinlikle kabul edilemez olduğunun altını çizen Blinken, “Netanyahu’ya Filistinli sivillerin koşullar izin verir vermez evlerine dönebilmeleri gerektiğini açıkça ifade ettim. Gazze’den ayrılmaları yönünde baskı yapılmamalı. Başbakan’a da söylediğim gibi ABD, Filistinlilerin Gazze dışına yerleştirilmesini savunan her türlü öneriyi kesin olarak reddediyor” ifadelerini kullandı. Yakın zamanda bir Filistin devletinin kurulmasını engellediği için gurur duyduğunu dahi kamuoyu önünde paylaşan Netanyahu, ABD’nin “savaş sonrası Gazze planına” Washington çevrelerinde bir engel olarak görülüyor. Bu konuya da değinen Bliken, bölgede barışın sadece “Filistin devletine giden yolu içeren bölgesel bir yaklaşım” ile gerçekleşebileceğini söyledi.

GAZZE’YE BM MİSYONU
İsrail hükümeti ile bir anlaşma sağladıklarını belirten Blinken, bu suretle Birleşmiş Milletler (BM) misyonunun Gazze’nin kuzeyine girebileceğini duyurdu. “Bu misyon, yerinden edilmiş Filistinlilerin kuzeydeki evlerine güvenli bir şekilde dönmelerini sağlamak için ne yapılması gerektiğini belirleyecek” diyen Blinken, söz konusu sürecin güvenlik, altyapı ve insani zorlukların aşılmasından sonra başlayabileceğini kaydetti.
SİVİL KAYIPLAR VURGUSU
Sivil ölümlerine dikkat çeken Blinken, “Gazzelilere, özellikle de çocuklara yönelik kayıplar çok yüksek” dedi. Buna rağmen ABD’nin İsrail’e verdiği askeri desteğin azalma göstermemesi bazı çevrelerde iki yüzlü bir tavır olarak yorumlanıyor. Görüşmelerin ardından yazılı açıklama yayımlayan ABD Dışişleri Bakanlığı, Blinken’ın temasları sırasında İsrail’e “sivillerin daha fazla zarar görmesinden kaçınmanın ve Gazze’deki sivil altyapının korunmasının önemini vurguladığını” aktardı.
AŞIRI SAĞ ETKİSİ
Netanyahu’nun kararlarında, kendi siyasi kariyerini koalisyon ortağı aşırı sağcı isimlere korumak için taviz vermesinin de etkili olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Kabinenin en aşırılıkçı isimlerinden Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, Blinken’ın Tel Aviv’de olduğu salı günü sosyal medya hesabından, “Sayın Bakan Blinken, Hamas’la yumuşak konuşmanın zamanı değil, o büyük sopayı kullanmanın zamanı” paylaşımıyla ABD’nin çatışmaları dindirme çabalarına karşı bir mesaj verdi. Söz konusu durumun Washington’da rahatsızlık yarattığı belirtiliyor. Nitekim, ABD Başkanı Joe Biden, geçtiğimiz ay yaptığı eleştiri dolu konuşmasında Ben Gvir’i direkt olarak hedef almıştı. Biden, “Kendisi (Netanyahu) iyi bir dost ama bence değişmesi gerekiyor, hükümetiyle de. Bu, İsrail tarihindeki en muhafazakâr hükümet. Ben Gvir, arkadaşları ve yeni gelenler, iki devletli çözümle ilgili uzaktan yakından hiçbir şeyi istemiyorlar” ifadelerini kullanmıştı.

Blinken’ın konvoyu Batı Şeria’ya vardığında protestocular “Blinken dışarı” sloganları attı.
BLINKEN: HAMAS’I TAMAMEN ORTADAN KALDIRMAK İMKÂNSIZ
İsrail basınında yer alan haberlere göre, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın, Ortadoğu turu kapsamında görüştüğü İsrail Savaş Kabinesi bakanlarına, “Hamas’ı tamamen ortadan kaldırmak imkansız. Sizin istekleriniz olduğu gibi Filistinlilerin de istekleri var. Bunu kabul etmelisiniz.” dediği, ‘Gazze’deki savaşın ertesi günü’ planı olarak ABD’nin iki devletli çözümü uygulama talebini ilettiği öğrenildi. Öte yandan Blinken dün Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile görüştü. Görüşmede Blinken, Abbas’a “Washington’ın, Filistin devletinin kurulmasına yönelik somut adımları desteklediğini” söyledi. Abbas ise “Gazze Şeridi’nin Filistin devletinin ayrılmaz bir parçası olduğunun” altını çizerek “hiçbir Filistinlinin yerinden edilmesine izin vermeyeceklerini” söyledi.
]]>