Film – Ulusal Kanal Haber https://www.ulusalkanalhaber.com.tr Thu, 05 Sep 2024 10:45:24 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 5 Eylül Perşembe 2024: Vizyondaki filmler https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/5-eylul-persembe-2024-vizyondaki-filmler/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/5-eylul-persembe-2024-vizyondaki-filmler/#respond Thu, 05 Sep 2024 10:45:24 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/5-eylul-persembe-2024-vizyondaki-filmler/ 5 Eylül Perşembe 2024: Vizyondaki filmler

Sinema salonları bu hafta da dopdolu. Hem de 13 yeni filmle. İşte 5 Eylül 2024 Perşembe günü vizyona girmesi beklenen filmler…

Eşkıya

Yavuz Turgul’un yazıp yönettiği, Şener Şen ve Uğur Yücel’in başrol oynadığı 1996 yapımı Eşkıya filmi, hapse düşmesine neden olan arkadaşının peşine düşen bir adamın hikayesini anlatıyor.

Film, vizyona girdiği yıl 2 milyon 600 bin kişilik izlenme oranıyla döneminin rekoruna imza attı.

Her Şey Çok Güzel Olacak

Cem Yılmaz’ın ilk sinema filmi olma özelliğini taşıyan “Her Şey Çok Güzel Olacak”ın yönetmen koltuğunda Ömer Vargı oturuyor.

Başrollerini Cem Yılmaz, Mazhar Alanson ve Ceyda Düvenci’nin paylaştığı komedi ve dram türündeki film, uzun yıllar görüşmeyen iki kardeşin macerasını konu ediniyor.

Gecenin Nakaratı

Romantik komedi türündeki Gecenin Nakaratı filminin yönetmenliğini Jale Atabey üstleniyor. Başrollerinde Buğra Gülsoy, Duygu Mercan ve Aslı Bekiroğlu’nun rol aldığı yapımın konusu kısaca şöyle:

Bora, sokak müzisyenidir. Her akşam İstanbul’un farklı yerlerinde gitar çalıp, o geceyi geçirecek parayı toplamaya çalışır. Bir akşam eve dönerken yolları Ilgaz ile kesişir. Ilgaz kendinden yaşça biraz büyük kocası Teoman’a boşanma davası açmıştır. Teoman yeraltı dünyasından biridir. Ilgaz’ın kendinden boşanmasını asla istemiyordur.

Her Renkte Aşk

Yönetmen koltuğunda Alp Can Yolyapan’ın oturduğu romantik komedi türündeki Her Renkte Aşk filmi, boyacılık yapan üç kız kardeşin hikayesini konu ediniyor. Filmin oyuncu kadrosunda Selçuk Kılıç, Cahit Kayaoğlu ve Özlem Gezgin yer alıyor.

8X8

Haftanın gerilim ve dram türündeki diğer yerli sinema filmi “8X8″in başrollerini Ece Yüksel, Alican Yücesoy ve Halil Babür paylaşıyor.

Genç bir çiftin tatil için kiraladıkları, deniz kenarındaki bir evde yaşananları konu alan filmin yönetmen koltuğunda Kıvanç Sezer oturuyor.

İllegal Aşk

Romantik komedi türündeki İllegal Aşk, aşık olduğu kadın için canını dişine takan bir adamın, istemeden kendisini içinde bulduğu illegal olaylar silsilesini işliyor. Burak Sarımola, Eylül İlbey ve Burak Alka’nın başrolde yer aldığı filmin yönetmenliğini ise Buğra Kekik yapıyor.

Iska

Haftanın belgesel türündeki yapımı Iska, Beşiktaş’ın eski kalecilerinden Fevzi Tuncay’ın, Galatasaray karşısında topu ıska geçmesi sonrası değişen hayat hikayesini konu ediniyor. Yönetmenliğini Mert Erez’in yaptığı belgeselde, çok sayıda futbolcu ve spor yorumcusunun röportajlarına yer veriliyor.

Hellboy: The Crooked Man

Türkçe dublaj seçeneğiyle beyaz perdede izleyicilerin karşısına çıkacak korku ve aksiyon türündeki “Hellboy: The Crooked Man” filminde; Jack Kesy, Jefferson White ve Leah McNamara oynuyor.

ABD, Almanya ve Birleşik Krallık ortak yapımı filmin yönetmen koltuğuna ise Brian Taylor oturuyor.

Cambaz

Osgood Perkins’in yönetmenliğindeki gerilim, korku ve suç türündeki “Cambaz”, bir türlü yakalanamayan ve gizemli metotlarıyla birçok insanın ölümünden sorumlu olan bir seri katili yakalamaya çalışan FBI ajanı Lee Harker’ın tüyler ürpertici soruşturma sürecini anlatıyor.

ABD, Kanada ortak yapımı filmin oyuncu kadrosunda Maika Monroe, Nicolas Cage ve Blair Underwood gibi isimler bulunuyor.

Beterböcek Beterböcek

Tim Burton’un yönettiği korku, komedi ve fantastik türündeki devam filmi “Beterböcek Beterböcek”, yaşanan bir trajediden sonra Deetz Ailesi’nin eve geri dönmesini ve Lydia’nın kızını bulma çabasını beyaz perdeye yansıtıyor.

ABD yapımı filmin oyuncuları arasında Jenna Ortega, Michael Keaton ve Winona Ryder yer alıyor.

Ucube: Son Efsun

Korku türünü sevenleri sinema salonlarına çekmeyi hedefleyen yerli yapım “Ucube: Son Efsun”un yönetmenliğini Raziye Sultan üstleniyor.

Özge Soyal, Zehra Fatma Kızıl ve Deniz Erinç’in rol aldığı film, büyücülerin yaşadığı efsunlu köye gelen Melek ve Ufuk çiftinin başından geçen paranormal olayları izleyiciyle buluşturuyor.

İkizler Takımı

Animasyon ve macera türündeki İkizler Takımı’nın yönetmen koltuğunu Philippe Duchene ve Cuvelier Jean-Baptiste paylaşıyor.

Fransa ve Kanada ortak yapımı animasyon film, fantastik yaratıklar ve tehlikeli canavarlarla dolu hayali bir dünyada gizemli bir şekilde kaybolan ikiz kardeşini arayan Zak’ın maceralarını aktarıyor.

Bogey ve Prenses: Gizemli Macera

Animasyon film Bogey ve Prenses: Gizemli Macera, babasının krallığından kaçan Prenses Barbara’nın ormanda başına gelen tatlı maceraları ele alıyor. Rusya yapımı filmin yönetmenliğini Maksim Volkov yapıyor.

Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/5-eylul-persembe-2024-vizyondaki-filmler/feed/ 0
Ünlü oyuncudan şoke eden sözler! ‘Öpüşme sahnesinde oynadığım bazı erkek oyuncular midemi bulandırdı!’ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/unlu-oyuncudan-soke-eden-sozler-opusme-sahnesinde-oynadigim-bazi-erkek-oyuncular-midemi-bulandirdi/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/unlu-oyuncudan-soke-eden-sozler-opusme-sahnesinde-oynadigim-bazi-erkek-oyuncular-midemi-bulandirdi/#respond Sat, 27 Jul 2024 21:24:38 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=14621 SAMİMİ SAHNELERDE ROL YAPABİLMEK KOLAY DEĞİL…

Bunların başında da oyuncuların rol gereği meslektaşlarıyla yakınlaşmaları gereken sahnelerde yer almaları geliyor.

Romantik sahnelerde ya da cinsellik içeren filmlerde oynayan aktörler profesyonellik gereği karşılarındaki oyuncularla belli sınırları hiçbir zaman aşmıyorlar.

Emily Blunt’ın rol aldığı filmlerdeki erkek oyuncularla samimi sahnelerde yaşadıklarını anlattığı yayın epey ses getirdi

Zaten Hollywood’da çok sıkı tutulan kurallar gereği setlerde bu tür zorlayıcı sahneler çekilirken her zaman bir “samimiyet koordinatörü” bulunduruluyor.

SETTE ÖZEL GÖREVLİLER ÇALIŞIYOR

Samimiyet koordinatörleri tiyatro, film ve televizyon yapımında seks sahnelerine veya diğer mahrem sahnelere katılan aktörlerin ve aktrislerin refahını sağlayan ekibin bir üyesi olarak çalışıyorlar.

Şu sıralar Ryan Gosling’le başrolünü paylaştıkları The Fall Guy filmiyle gündemde olan yıldız oyuncu Emily Blunt bu konuyla ilgili yaptığı açıklamayla herkesi şaşkına çevirdi.

Şu sıralar Ryan Gosling’le başrolünü paylaştıkları The Fall Guy filmiyle gündemde olan Emily Blunt öpüşürken zorlandığı ismin Gosling olmadığını, çok iyi anlaştıklarını ve ailecek görüştüklerini söyledi

Geçtiğimiz gün The Howard Stern Show’a katılan ve sohbet esnasında “Kimyamın uyuşmadığı insanlar oldu. Onlarla çalışırken iyi vakit geçirmedim” diyerek başrolü paylaştığı kimi erkek oyuncularla samimi sahneler çekerken ne kadar zorlandığını itiraf etti.

YILDIZ OYUNCUDAN İTİRAF ÜSTÜNE İTİRAF GELDİ

Ünlü sunucu Howard Stern’in ısrarla bu aktörlerin kim olduğunu sorması üzerine sessiz kalan Emily Blunt “Bazen bu garip bir şey. Bazen gerçekten zahmetsiz bir uyum yakalayabilirsiniz, ama bu ekrana yansımaz. Biriyle doğal bir uyumunuz olduğunda bu sahneleri çekmek daha kolay oluyor” dedi.

Blunt ayrıca, bir rol arkadaşıyla kimyası uyuşmadığında onda sevdiği bir şeyler bulup ona konsantre olmaya çalıştığını “Güzel gülüyor olabilirler ya da insanlarla konuşma tarzlarını beğeniyorum. Kibarlar. Yani, rastgele bir şey de olabilir. O kişide sevdiğim bir şey bulup buna odaklanıyorum” diyerek anlattı.

“BAZI ROL ARKADAŞLARIMI ÖPMEK ZORUNDA KALINCA MİDEM BULANDI”

Güzel yıldız bunu çoğu zaman başarsa da kimi zaman sette yaşadığı bu yakınlaşmalar, özellikle de öpüşme sahnelerinde çok zorlandığını itiraf etti.

Emily Blunt ünlü oyuncu ve yönetmen John Krasinski ile evli, eşler A Quiet Place filminde birlikte başrol oynamıştı

Emily Blunt Howard Stern’in sorusu üzerine bazı rol arkadaşlarını öpmesi gereken sahnelerde midesinin bulandığını ve kusamamak için kendisini zor tuttuğunu ağzından kaçırıverdi.

Bu itiraf üzerine de gözler hemen Blunt’ın başrolü paylaştığı Hollywood’un yıldız oyuncularına çevrildi.

Güzel yıldız Tom Cruise’la da Yarının Sınırında filminde rol aldı

GÖZLER HEMEN BİRLİKTE ÇALIŞTIĞI OYUNCULARA ÇEVRİLDİ

Blunt son yıllarda Jungle Cruise filminde Dwayne Johnson, A Quiet Place filminde eşi John Krasinski ve Oppenheimer filminde Cillian Murphy ile birlikte rol almıştı.

Emily Blunt ve Matt Damon 2011 yapımı Kader Ajanları filminde

Ryan Gosling’le birlikte rol aldığı yeni aksiyon-komedisi The Fall Guy’ın tanıtımı için Stern’ün programına katılan Blunt, 43 yaşındaki Barbie yıldızının kesinlikle birlikte çalışmaktan keyif aldığı bir aktör olduğunun altınız çizdi ve midesini bulandıran kişinin o olmadığı konusunda ısrarcı davrandı.

Emily Blunt ve Cillian Murphy Oppenheimer filminde karı kocayı canlandırmıştı

TEK KONUŞAN O OLMADI: BİR GÜNDE 10 AYRI KİŞİYLE ÖPÜŞMEK ZORUNDA KALIYORDUM

Emily Blunt rol arkadaşlarıyla öpüşmek istemediğini açıklayan tek aktris değil. Bu ayın başlarında Anne Hathaway, oyuncu ajanslarının seçmeler için kendisinden bir günde 10 kadar kişiyle öpüşmesini istediklerini açıklamıştı.

Oyuncular arasındaki uyumu önceden görmek ve çekimlere buna göre başlamak isteyen film şirketleri ve yapımcıların kendisini bu yüzden zorladıklarını söyleyen Anne Hathaway bunu iğrenç bulduğunu söylemişti.

Anne Hathaway de kariyerinin başlarında ekrandaki kimyalarını ölçebilmek için teste tabi tutulduğunu ve bir günde 10 farklı oyuncuyla öpüşmek zorunda kaldığını açıklamıştı

O yıllarda kariyerinin başlarında olduğunu ve sektörde de bu tür durumların normal karşılandığını söyleyen Anne Hathaway, kendisinin de rolleri kaybetmemek için bu durumdan heyecanlıymış gibi davranmaya çalıştığını ancak artık bu tür zorlamaların yapılmadığını söylemişit.

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/unlu-oyuncudan-soke-eden-sozler-opusme-sahnesinde-oynadigim-bazi-erkek-oyuncular-midemi-bulandirdi/feed/ 0
Ünlü oyuncudan şoke eden sözler! ‘Öpüşme sahnesinde oynadığı bazı erkek oyuncular midemi bulandırdı!’ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/unlu-oyuncudan-soke-eden-sozler-opusme-sahnesinde-oynadigi-bazi-erkek-oyuncular-midemi-bulandirdi/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/unlu-oyuncudan-soke-eden-sozler-opusme-sahnesinde-oynadigi-bazi-erkek-oyuncular-midemi-bulandirdi/#respond Fri, 26 Jul 2024 21:51:59 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=14522 SAMİMİ SAHNELERDE ROL YAPABİLMEK KOLAY DEĞİL…

Bunların başında da oyuncuların rol gereği meslektaşlarıyla yakınlaşmaları gereken sahnelerde yer almaları geliyor.

Romantik sahnelerde ya da cinsellik içeren filmlerde oynayan aktörler profesyonellik gereği karşılarındaki oyuncularla belli sınırları hiçbir zaman aşmıyorlar.

Emily Blunt’ın rol aldığı filmlerdeki erkek oyuncularla samimi sahnelerde yaşadıklarını anlattığı yayın epey ses getirdi

Zaten Hollywood’da çok sıkı tutulan kurallar gereği setlerde bu tür zorlayıcı sahneler çekilirken her zaman bir “samimiyet koordinatörü” bulunduruluyor.

SETTE ÖZEL GÖREVLİLER ÇALIŞIYOR

Samimiyet koordinatörleri tiyatro, film ve televizyon yapımında seks sahnelerine veya diğer mahrem sahnelere katılan aktörlerin ve aktrislerin refahını sağlayan ekibin bir üyesi olarak çalışıyorlar.

Şu sıralar Ryan Gosling’le başrolünü paylaştıkları The Fall Guy filmiyle gündemde olan yıldız oyuncu Emily Blunt bu konuyla ilgili yaptığı açıklamayla herkesi şaşkına çevirdi.

Şu sıralar Ryan Gosling’le başrolünü paylaştıkları The Fall Guy filmiyle gündemde olan Emily Blunt öpüşürken zorlandığı ismin Gosling olmadığını, çok iyi anlaştıklarını ve ailecek görüştüklerini söyledi

Geçtiğimiz gün The Howard Stern Show’a katılan ve sohbet esnasında “Kimyamın uyuşmadığı insanlar oldu. Onlarla çalışırken iyi vakit geçirmedim” diyerek başrolü paylaştığı kimi erkek oyuncularla samimi sahneler çekerken ne kadar zorlandığını itiraf etti.

YILDIZ OYUNCUDAN İTİRAF ÜSTÜNE İTİRAF GELDİ

Ünlü sunucu Howard Stern’in ısrarla bu aktörlerin kim olduğunu sorması üzerine sessiz kalan Emily Blunt “Bazen bu garip bir şey. Bazen gerçekten zahmetsiz bir uyum yakalayabilirsiniz, ama bu ekrana yansımaz. Biriyle doğal bir uyumunuz olduğunda bu sahneleri çekmek daha kolay oluyor” dedi.

Blunt ayrıca, bir rol arkadaşıyla kimyası uyuşmadığında onda sevdiği bir şeyler bulup ona konsantre olmaya çalıştığını “Güzel gülüyor olabilirler ya da insanlarla konuşma tarzlarını beğeniyorum. Kibarlar. Yani, rastgele bir şey de olabilir. O kişide sevdiğim bir şey bulup buna odaklanıyorum” diyerek anlattı.

“BAZI ROL ARKADAŞLARIMI ÖPMEK ZORUNDA KALINCA MİDEM BULANDI”

Güzel yıldız bunu çoğu zaman başarsa da kimi zaman sette yaşadığı bu yakınlaşmalar, özellikle de öpüşme sahnelerinde çok zorlandığını itiraf etti.

Emily Blunt ünlü oyuncu ve yönetmen John Krasinski ile evli, eşler A Quiet Place filminde birlikte başrol oynamıştı

Emily Blunt Howard Stern’in sorusu üzerine bazı rol arkadaşlarını öpmesi gereken sahnelerde midesinin bulandığını ve kusamamak için kendisini zor tuttuğunu ağzından kaçırıverdi.

Bu itiraf üzerine de gözler hemen Blunt’ın başrolü paylaştığı Hollywood’un yıldız oyuncularına çevrildi.

Güzel yıldız Tom Cruise’la da Yarının Sınırında filminde rol aldı

GÖZLER HEMEN BİRLİKTE ÇALIŞTIĞI OYUNCULARA ÇEVRİLDİ

Blunt son yıllarda Jungle Cruise filminde Dwayne Johnson, A Quiet Place filminde eşi John Krasinski ve Oppenheimer filminde Cillian Murphy ile birlikte rol almıştı.

Emily Blunt ve Matt Damon 2011 yapımı Kader Ajanları filminde

Ryan Gosling’le birlikte rol aldığı yeni aksiyon-komedisi The Fall Guy’ın tanıtımı için Stern’ün programına katılan Blunt, 43 yaşındaki Barbie yıldızının kesinlikle birlikte çalışmaktan keyif aldığı bir aktör olduğunun altınız çizdi ve midesini bulandıran kişinin o olmadığı konusunda ısrarcı davrandı.

Emily Blunt ve Cillian Murphy Oppenheimer filminde karı kocayı canlandırmıştı

TEK KONUŞAN O OLMADI: BİR GÜNDE 10 AYRI KİŞİYLE ÖPÜŞMEK ZORUNDA KALIYORDUM

Emily Blunt rol arkadaşlarıyla öpüşmek istemediğini açıklayan tek aktris değil. Bu ayın başlarında Anne Hathaway, oyuncu ajanslarının seçmeler için kendisinden bir günde 10 kadar kişiyle öpüşmesini istediklerini açıklamıştı.

Oyuncular arasındaki uyumu önceden görmek ve çekimlere buna göre başlamak isteyen film şirketleri ve yapımcıların kendisini bu yüzden zorladıklarını söyleyen Anne Hathaway bunu iğrenç bulduğunu söylemişti.

Anne Hathaway de kariyerinin başlarında ekrandaki kimyalarını ölçebilmek için teste tabi tutulduğunu ve bir günde 10 farklı oyuncuyla öpüşmek zorunda kaldığını açıklamıştı

O yıllarda kariyerinin başlarında olduğunu ve sektörde de bu tür durumların normal karşılandığını söyleyen Anne Hathaway, kendisinin de rolleri kaybetmemek için bu durumdan heyecanlıymış gibi davranmaya çalıştığını ancak artık bu tür zorlamaların yapılmadığını söylemişit.

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/unlu-oyuncudan-soke-eden-sozler-opusme-sahnesinde-oynadigi-bazi-erkek-oyuncular-midemi-bulandirdi/feed/ 0
4 Mayıs Star Wars günü neden kutlanıyor? İşte, bugüne özel Star Wars izleme sırası hakkında tüyolar https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/4-mayis-star-wars-gunu-neden-kutlaniyor-iste-bugune-ozel-star-wars-izleme-sirasi-hakkinda-tuyolar/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/4-mayis-star-wars-gunu-neden-kutlaniyor-iste-bugune-ozel-star-wars-izleme-sirasi-hakkinda-tuyolar/#respond Wed, 24 Jul 2024 21:33:19 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=14095 4 Mayıs Star Wars günü, her yıl olduğu gibi bu yıl da 4 Mayıs tarihinde kutlanıyor. Star Wars hayranlarının Star Wars kültürünü ve filmi anmak için gayri resmi olarak tatil ilan ettikleri gündür.

4 Mayıs, filmde fenomen haline gelmiş “May the force be with you. – Güç seninle olsun.” repliğinin okunuşuyla ilgili yapılan kelime oyunu dolayısıyla (May the fourth be with you) Star Wars günü olarak kabul edildi. (Luke Skywalker günü olarak da bilinir.)

STAR WARS (YILDIZ SAVAŞLARI) FİLMİNİN KONUSU NEDİR?

Yıldız Savaşları, George Lucas tarafından yapılmış, öncelikle filmleriyle tanınmış, sonraki yıllarda çizgiroman, bilgisayar ve konsol oyunları, televizyon yapımları vb. dallarda ününü geliştirmiş kurgusal evren ve markadır. Film serisinin ilki 25 Mayıs 1977’de 20th Century Fox tarafından Star Wars (Yıldız Savaşları) ismiyle yayınlanmış ve dünya çapında bir popüler kültür fenomeni olmuştur. Üçer yıl arayla iki devam filmi yayınlanmıştır. Orijinal üçlemenin son filminin yayınlanmasının 16 yıl ardından, “öncül” üçlemenin ilk filmi yayımlanmıştır ve tekrar üçer yıl arayla diğer iki film de yayımlanmıştır. 2015 yılında “ikincil” üçleme başlamış, 2 yıl arayla devam filmleri yayımlanmıştır.

2019 yılı verilerine göre On İki Yıldız Savaşları filminin toplam hasılatı yaklaşık olarak 10,25 milyar dolardır.[1] Bu hasılatla Yıldız Savaşları serisi, en çok hasılat yapmış birinci film serisi olmuştur.

Yıldız Savaşları günümüze kadar kendisine ait filmlerin hasılatı, oyuncak, DVD, kitap, bilgisayar oyunu ve ticari ürün geliriyle 33 milyar dolarlık dev bir kazanç sağlamıştır.

George Lucas filmleri, kitaplar, televizyon dizileri, video oyunları ve çizgiromanlar gibi birçok farklı alanda yayınların ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Üçlemede tasvir edilen kurguya pek çok yenilik getiren bu yan ürünler, serinin takipçileri tarafından Genişletilmiş Evren adıyla bilinen kurgusal evrenin oluşmasına imkan sağlamıştır. Bu yayınlar sayesinde filmler arasındaki boşlukta, Star Wars markasının popülerliği ve değeri korunmuştur. 2003-2005 yılları arasında adı Star Wars: Klon Savaşları olan film, üçlemeler serisi haricinde yayınlanmış tek film olma özelliğiyle gösterime girmiştir. Bu film ayrıca, daha sonra aynı adla yayınlanmaya başlamış televizyon dizisine de bir başlangıç teşkil etmektedir. Ayrıca bu film, seride yayınlanmış ilk animasyon filmdir.

Film Çıkış Yılı Yönetmen
Orijinal üçleme
Bölüm IV – Yeni Bir Umut 1977 George Lucas
Bölüm V – İmparator 1980 Irvin Kershner
Bölüm VI – Jedi’ın Dönüşü 1983 Richard Marquand
Ön üçleme
Bölüm I – Gizli Tehlike 1999 George Lucas
Bölüm II – Klonların Saldırısı 2002
Bölüm III – Sith’in İntikamı 2005
Devam üçlemesi
Bölüm VII – Güç Uyanıyor 2015 J. J. Abrams
Bölüm VIII – Son Jedi 2017 Rian Johnson
Bölüm IX – Skywalker’ın Yükselişi 2019 J. J. Abrams
Antoloji filmleri
Rogue One 2016 Gareth Edwards
Han Solo 2018 Ron Howard

STAR WARS İZLEME SIRASI

Çıkış yılına göre izleme sırası:

  1. Star Wars: Bölüm IV – Yeni Bir Umut
  2. Star Wars: Bölüm V – İmparator
  3. Star Wars: Bölüm VI – Jedi’ın Dönüşü
  4. Star Wars: Bölüm I – Gizli Tehlike
  5. Star Wars: Bölüm II – Klonların Saldırısı
  6. Star Wars: Bölüm III – Sith’in İntikamı
  7. Star Wars: Bölüm VII – Güç Uyanıyor
  8. Star Wars: Bölüm VIII – Son Jedi
  9. Star Wars: Bölüm IX – Skywalker’ın Yükselişi

Çıkış yılına göre ara filmlerle Star Wars izleme sırası:

  1. Star Wars: Bölüm IV – Yeni Bir Umut
  2. Star Wars: Bölüm V – İmparator
  3. Star Wars: Bölüm VI – Jedi’ın Dönüşü
  4. Star Wars: Bölüm I – Gizli Tehlike
  5. Star Wars: Bölüm II – Klonların Saldırısı
  6. Star Wars: Bölüm III – Sith’in İntikamı
  7. Star Wars: Bölüm VII – Güç Uyanıyor
  8. Rogue One: Bir Star Wars Hikayesi
  9. Star Wars: Bölüm VIII – Son Jedi
  10. Han Solo: Bir Star Wars Hikayesi
  11. Star Wars: Bölüm IX – Skywalker’ın Yükselişi

    Hikayeye göre izleme sırası:
    1. Star Wars: Bölüm I – Gizli Tehlike
    2. Star Wars: Bölüm II – Klonların Saldırısı
    3. Star Wars: Bölüm III – Sith’in İntikamı
    4. Star Wars: Bölüm IV – Yeni Bir Umut
    5. Star Wars: Bölüm V – İmparator
    6. Star Wars: Bölüm VI – Jedi’ın Dönüşü
    7. Star Wars: Bölüm VII – Güç Uyanıyor
    8. Star Wars: Bölüm VIII – Son Jedi
    9. Star Wars: Bölüm IX – Skywalker’ın Yükselişi

    Ara filmlerle hikayeye Göre izleme sırası:

    1. Star Wars: Bölüm I – Gizli Tehlike
    2. Star Wars: Bölüm II – Klonların Saldırısı
    3. Star Wars: Bölüm III – Sith’in İntikamı
    4. Han Solo: Bir Star Wars Hikayesi
    5. Rogue One: Bir Star Wars Hikayesi
    6. Star Wars: Bölüm IV – Yeni Bir Umut
    7. Star Wars: Bölüm V – İmparator
    8. Star Wars: Bölüm VI – Jedi’ın Dönüşü
    9. Star Wars: Bölüm VII – Güç Uyanıyor
    10. Star Wars: Bölüm VIII – Son Jedi
    11. Star Wars: Bölüm IX – Skywalker’ın Yükselişi

    Hikâyeye göre diziler ve ara filmlerle izleme sırası:

    1. Star Wars: Bölüm I – Gizli Tehlike
    2. Star Wars: Bölüm II – Klonların Saldırısı
    3. Klon Savaşları
    4. Star Wars: Bölüm III – Sith’in İntikamı
    5. The Bad Batch
    6. Obi-Wan Kenobi
    7. Andor
    8. Asiler
    9. Han Solo: Bir Star Wars Hikayesi
    10. Rogue One: Bir Star Wars Hikayesi
    11. Star Wars: Bölüm IV – Yeni Bir Umut
    12. Star Wars: Bölüm V – İmparator
    13. Star Wars: Bölüm VI – Jedi’ın Dönüşü
    14. The Mandalorian
    15. The Book of Boba Fett
    16. Resistance
    17. Star Wars: Bölüm VII – Güç Uyanıyor
    18. Star Wars: Bölüm VIII – Son Jedi
    19. Star Wars: Bölüm IX – Skywalker’ın Yükselişi
]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/4-mayis-star-wars-gunu-neden-kutlaniyor-iste-bugune-ozel-star-wars-izleme-sirasi-hakkinda-tuyolar/feed/ 0
Ünlü çift 40 yıllık aşklarını böyle canlı tutmuş: Film setlerinde beni baştan çıkarıyordu https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/unlu-cift-40-yillik-asklarini-boyle-canli-tutmus-film-setlerinde-beni-bastan-cikariyordu/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/unlu-cift-40-yillik-asklarini-boyle-canli-tutmus-film-setlerinde-beni-bastan-cikariyordu/#respond Tue, 23 Jul 2024 21:49:27 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=13940 Peki bu kadar uzun zaman birlikte olan bu ünlü çift hiç mi birbirlerinden sıkılmadı? Hiç mi başkalarında heyecan aramadılar?

Görünüşe göre öyle bir durum yaşanmadı aralarında. Çünkü flörtleriyle beraber neredeyse 40 yıla yaklaşan ilişkilerini hep canlı tutmayı, aralarındaki aşkı ve heyecanı korumayı başardılar. Bunun sırrını da katıldıkları bir sohbet sırasında açıkça ifade ettiler.

KENDİLERİ DE AŞKLARI DA YAŞ ALDI
Aradan geçen yıllar içinde aşkları da kendileri gibi “yaş alsa da” aralarındaki ateşi hep canlı tutmayı başaran bu ünlü çift Kevin Bacon ile Kyrda Sedgwick.

1988 yılından bu yana evli olan çift, bu anlamda gösteri dünyasının en sadık ve mutlu çiftlerinden biri olarak anılıyor.

Bacon ile Sedgwick’in bu noktada kendilerine özgü sırları da var elbette. Bunlardan birini de deneyimli oyuncu Bacon kendi sözleriyle ifade etti zaten.

FİLM SETLERİNDE KAÇAMAK YAPMIŞLAR 
58 yaşındaki Sedgwick ile 65 yaşındaki Bacon konuk oldukları Watch What Happens Live With Andy Cohen programında uzun ve mutlu evlilikleri hakkında bazı ipuçları verdi. 

Programda çifte, “birlikte oynadıkları filmlerin setlerinde herhangi bir kaçamak yapıp yapmadıkları” soruldu. Sedgwick de bu soruya yanıt verirken fazla zorlanmadı: “Evet! Kesinlikle yaptık!”

Her ne kadar ünlü oyuncu hangi filmlerin setinde romantik anlar yaşadıklarını net olarak söylemese de Sedgwick ile Bacon kariyerleri boyunca üç tane filmde birlikte kamera karşısına geçtiler.

Bunlardan ilki 1995 tarihli Murder in the First, ikincisi 2004’te çekilen The Woodsman ve yine aynı yıl kamera karşısına geçtikleri Cavedweller.

Ünlü çift aynı zamanda birbirlerini yönettikleri bazı filmlerde de birlikte çalıştı. Ama sohbet sırasında bu filmlerden hangilerinde herkesten gizli birbirlerini baştan çıkardıklarını açıklamadılar.

ONU İLK KEZ GÖRDÜĞÜ GÜNÜ HİÇ HATIRLAMIYOR
Kevin Bacon ile Kyra Sedgwick’in yolları ilk olarak 1978 yılında kesişti. O sırada Bacon gencecik bir oyuncuydu. Getting Out adlı Broadway dışı bir oyunda sahneye çıkıyordu.

Bir gün öğle yemeğine çıktığında yanına gencecik bir hayranı yaklaştı. Ona ağabeyi eşlik ediyordu. İşte o gün yanına yaklaşan hayranı 12 yaşındaki Kyra Sedgwick’in ta kendisiydi.

Kevin Bacon o günü ve küçük Kyra’yı hiç hatırlamasa ada Sedgwick o anları hiç unutmadı.

AŞKLARI FİLM SETİNDE BAŞLADI
Sonra aradan yıllar geçti. Takvimler 1987 yılını gösterirken artık Kyra da bir oyuncu olmuştu. Resmi olarak tanışmaları da Lemon Sky adlı filmin setinde oldu.

Sonra yine o dönemde Bacon bütün set arkadaşları için bir akşam yemeği organize etti. Oraya Kyra’nın da gelmesini bekliyordu. Ama o gece Sedgwick yemeğe katılmadı

Kyra Sedgwick bu yemeğe gitmemesinin nedenini de sonradan anlattı. Sedgwick, bir otelin spor salonunda masaj yaptırmaya gidecekti. Fakat bunu Bacon’a söylemek istemedi.

Kadere bakın ki Kyra masajdan çıktığında Kevin de kapıda onu bekliyordu. Yani Bacon, bu güzel genç oyuncuyu takip etmiş, peşini bırakmamıştı.

Sonunda Kyra Sedgwick aşktan kaçamadı. Ama bir çekincesi vardı. O sırada henüz 20’li yaşlarındaydı.

”ACİLEN EVLENME İSTEĞİNE KAPILDIM… BUNDAN KORKTUM’
O dönemi şöyle anlatmıştı bir röportajında Sedgwick ” Kevin’e aşık olduğu zaman sanki evlenmek için acil bir duruk varmış gibi bir hisse kapıldım. Ve bundan korktum.”

Ama öte yandan da Kevin Bacon’ın aslında aradığı kişi olduğunu çok iyi biliyordu söylediğine göre. “O benim ruh eşimdi… O aradığım kişiydi diye anlattı o dönemi.

Aşık çift, 1988 yılında nişanlandı. Bacon Kyra’nın önünde diz çöktü ve ona evlenme teklif etti. Anlattığına göre Kyra o kadar duygulandı ki gözyaşlarını tutamadı. Nişan yüzüğü artık Kyra’nın parmağındaydı.

Ama bir sorun vardı. Kyra nişan yüzüğünden çok hoşlanmamıştı. Bu dönemi de Bacon bir röportajında şöyle anlatmıştı: “Yatakta birlikte uyuyorduk. Kyra gecenin bir yarısında kalkıp durmadan ağlıyordu. Merak ettim. Sonunda bana ne olduğunu anlattı. Meğer nişan yüzüğünü sevmiyormuş.”

25 YIL SONRA UZAKTAN KUZEN OLDUKLARINI ÖĞRENDİLER
Bacon bunun üzerine sorun olmadığını söyledi ve yüzüğü değiştirdiler. O gün değişen yüzük bugün hala Kyra’nın parmağında.

Kyra Sedgwick ile Kevin Bacon 1988 yılının 4 Eylül günü evlendiler. Önce oğulları Travis iki yıl sonra da kızları Sosie Ruth doğıdu.

Bu arada çiftle ilgili çarpıcı bir ayrıntı daha var. Ünlü çift evlendikten yıllar sonra uzaktan kuzen olduklarını keşfetti.

Bu da çiftin Finding Your Roots (Köklerinizi Bulmak) adlı programa katılmasından sonra ortaya çıktı.

Orada yapılan gen değerlendirmeleri sonucunda çiftin birbirleriyle dokuzuncu dereceden kuzen olduğu ortaya çıktı. Bu gerçek öğrenildiğinde onlar 25 yıllık evliydi.

 

 

 

 

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/unlu-cift-40-yillik-asklarini-boyle-canli-tutmus-film-setlerinde-beni-bastan-cikariyordu/feed/ 0
Mini etekli gelinliği çok konuşulmuştu… 30 Nisan 1988… Biz o gün karı- koca olduk https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/mini-etekli-gelinligi-cok-konusulmustu-30-nisan-1988-biz-o-gun-kari-koca-olduk/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/mini-etekli-gelinligi-cok-konusulmustu-30-nisan-1988-biz-o-gun-kari-koca-olduk/#respond Sun, 21 Jul 2024 21:39:37 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=13544 Bir yandan hayatı paylaşırken bir yandan da saçlarına aklar düştü, yüzlerindeki kırışıklıklar arttı. Öyle ya da böyle 30 Nisan 1988’den bu yana yana iyi ya da kötü ne varsa hepsini birlikte göğüslediler.

Geçtiğimiz gün de evliliklerinin 36’ncı yılını kutladı bu ünlü çift. Her ikisi de sosyal medya sayfalarından birlikte ne kadar mutlu olduklarını gözler önüne seren paylaşımlar yaptı.

Görünüşe göre de gerçekten evlendikleri gün birbirlerine söz verdikleri gibi “ölüm onları ayırıncaya kadar, hastalıkta ve sağlıkta” birlikte kalacaklar.

Bu ünlü çift, Hollywood’un bir dönemine damgasını vuran Tom Hanks ile eşi Rita Wilson. Önce arkadaşça başlayan ilişkilerini yıllar sonra evliliğe taşıyan Hanks ile Wilson, 30 Nisan 1988’den bu yana karı- koca olarak hayatı paylaşıyorlar. O günden bu yana yaşadıkları zorluklar da onları ayıramadı.

‘ARAMIZDA AŞKTAN BAŞKA BİR ŞEY YOK’
Tom Hanks ve Rita Wilson, sosyal medya sayfalarından da o önemli günü yaptıkları paylaşımlarla kutladı. Hanks, karısıyla bir teknede çekilen bir pozlarını paylaşarak “1988? 30 Nisan? Büyük işler… Wilson ve Hanks karı koca oldular. 36 yıl! O zamandan beri aramızda aşktan başka bir şey yok” diye yazdı.

Rita Wilson da kendi sosyal medya sayfasından kocasıyla çekilen bir dizi fotoğraf paylaştı. O da evlendikleri günün tarihini yani 30 Nisan 1988’i not düştü ve “Benimle birlikte yaşlan… En güzel günler daha gelmedi” diye yazdı.

TEK BÖLÜMÜNDE OYNADIĞI DİZİ ONLARI BİR ARAYA GETİRDİ
Aslına bakılırsa Tom Hanks ile Rita Wilson’ın filmlere yaraşır bir hikayesi var. Çift ilk olarak 1981 yılında birlikte kamera karşısına geçtikleri Bosom Buddies adlı yapımda tanıştı. O dizide Wilson sadece bir bölümde yer aldı. Tom Hanks ise iki sezondur dizide kamera karşısına geçiyordu.

Fakat o dönemde aralarında herhangi bir romantik ilişki yaşanmadı. Zaten Tom Hanks de gençlik aşkı olan ilk eşi Samantha Lewes ile evliydi.

Rita Wilson’ın dizideki görevi tamamlanınca her ikisi de kendi hayatlarına döndü. Ta ki; 1985 yılında bir kez daha iş nedeniyle yolları kesişene kadar.

Tom Hanks ile Rita Wilson o yıl Volunteers adlı filmde birlikte kamera karşısına geçtiler. O yapımda iki aşığı canlandırdılar. Hanks yıllar sonra o filmde oynarken Rita Wilson ile kimyalarının birbirine ne kadar uygun olduğunu fark ettiğini açıkladı. Zaten o yapımda da aralarında bir aşk doğdu.

Tom Hanks ile Rita Wilson, bir sonraki yıla kadar ilişkilerini çok da göz önüne çıkarmadılar. Ama 1986 yılında Three Amigos filminin kırmızı halısına iki sevgili olarak çıktılar. O dönemde Hanks, eski eşinden henüz boşanmamıştı. Lewes ile Hanks 1987 yılında resmen yollarını ayırdı.

BOŞANDIKTAN BİR YIL SONRA ONUNLA EVLENDİ
Tom Hanks, eski karısından boşanır boşanmaz da yani bir yıl sonra Rita Wilson ile evlendi. O düğün sadece Tom Hanks’in eski eşinden boşandıktan kısa süre sonra Wilson ile evlenmesi nedeniyle değil Wilson’ın seçtiği gelinlik nedeniyle de çok konuşuldu.

Rita Wilson, Tom Hanks ile evlendiği gün klasik uzun bir gelinlik yerine mini etekli bir gelinlik ve altına da pırıltılı çoraplar giydi.

Düğünlerinden iki yıl sonra ilk çocukları Chester ‘Chet’ dünyaya geldi. Çift, 1995 yılında da aşklarının ikinci meyvesi Truman Theodore dünyaya gözlerini açtı.

BU KEZ İKİ KARDEŞİ OYNADILAR
Tom Hanks ve Rita Wilson, 1987 yılında aşklarının doğmasına neden olan filmin üzerinden yıllar geçtikten sonra ikinci kez aynı film için kamera karşısına geçti. Çift, 1993 tarihli Sleepless in Seattle’da (Sevginin Bağladıkları) birlikte oynadılar.

Evli olmalarına rağmen bu kez iki aşığı değil iki kardeşi canlandırdılar. Bu arada bu filmde Tom Hanks’in karşısında dönemin “romantik filmler kraliçesi” Meg Ryan’ın yer aldığını hatırlatalım.

ZOR ZAMANLAR ONLARI DAHA DA YAKLAŞTIRDI
2015 ise çift için zor zamanlar demekti. Meme kanserine yakalanan Rita Wilson iki memesini aldırdı ve tedavi gördü. O sırada da kocası Tom Hanks onu hiç yalnız bırakmadı.

Rita Wilson anlattığına göre o dönemde kocasının ona nasıl tepki vereceğini kestiremedi önce. Hatta bu konuda endişe duydu. Fakat sonra bu endişesinin gereksiz olduğunu fark etti.

New York Times’a verdiği röportajda bu konuda şunları söyledi Wilson: “Kocamın bana gösterdiği ilgi beni öyle şaşırttı, öyle şaşırttı ki… Bunun bizi birbirimize daha fazla yaklaştıracağını kim bilebilirdi ki!”

Özetle gerçekten de evlendikleri gün birbirlerine söz verdikleri gibi iyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta hayatı paylaşmayı sürdürüyorlar.

1988 yılından bu yana evli olan Rita Wilson ile Tom Hanks’in iki tane oğlu bulunuyor. Ünlü çiftin her ikisinin de 67 yaşında olduğunu da not düşelim. 

Gençlik yıllarında tanışan ünlü çift önce iş arkadaşı sonra karı- koca oldu.

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/mini-etekli-gelinligi-cok-konusulmustu-30-nisan-1988-biz-o-gun-kari-koca-olduk/feed/ 0
Aşkı uğruna mesleğini bırakmıştı… Ünlü yıldızın eşinden tek isteği var: Eski sevgilinle görüşmeyeceksin! https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/aski-ugruna-meslegini-birakmisti-unlu-yildizin-esinden-tek-istegi-var-eski-sevgilinle-gorusmeyeceksin-2/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/aski-ugruna-meslegini-birakmisti-unlu-yildizin-esinden-tek-istegi-var-eski-sevgilinle-gorusmeyeceksin-2/#respond Sat, 06 Jul 2024 21:55:22 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=10959 Bugüne kadar da bu konuda tek bir yakınma sözü çıkmadı dudaklarından.

Ama ortada dolaşan söylentilere göre bütün bunların karşılığında hayat arkadaşından bir tek isteği var. Hatta ona yasakladığı bir konu: Eski sevgilisiyle asla görüşmemesi!

FİLM SETİNDE BAŞLADI GERÇEK HAYATA UZANDI 
Gösteri dünyasında örneğine çok da rastlanmayan bu gerçek hayat öyküsünün kahramanları Eva Mendes ile Ryan Gosling.

Birlikte oynadıkları bir filmin setinde tanışan Mendes ile Gosling, uzun süredir mutlu bir birliktelik yaşıyorlar. Hatta son dönemde söylenenlere göre çift, gizlice evlendi.

Aşklarını iki güzel kız çocuğuyla taçlandıran çift, meraklı bakışların uzağında hayatlarını sürdürüyorlar.

Ama ünlü çift son günlerde ilginç bir söylentiyle gündemin ilk sıralarında yer aldı. Bu söylentinin temeli de Mendes’in kıskançlığı.

ESKİ SEVGİLİSİNDEN KISKANDI 
Konuşulanlara ve hatta ABD magazin basınına yansıyanlara göre Mendes, Ryan Gosling’i öyle çok kıskanıyor ki onun arkadaşça bile olsa eski sevgilisi Rachel MacAdams ile görüşmesini yasakladı.

Bu arada yeri gelmişken hatırlatalım.. Gosling ile MacAdams, ünlü Notebook filminde birlikte oynamış ve o süreçte bir romantik ilişki de yaşamışlardı.

Radar Online’in haberine göre Ryan Gosling’e kalsa ünlü oyuncu eski rol arkadaşı ve sevgilisi Rachel MacAdams ile arkadaşla görüşür. Ama Eva Mendes bu konuda eşine kelimenin tam anlamıyla yasak koydu.

Radar’a konuşan bir kaynak bu konuda şunları söyledi: “Ryan Gosling, aynı sektörde çalıştıkları için Rachel MacAdams ile sık sık karşılaşıyor. Fakat eşi Eva Mendes’i üzmekten korkuyor ve bunun için de eski aşkıyla ek ufak bir iletişime bile geçmiyor.”

ÜNLÜ FİLMDE BİRLİKTE OYNADILAR 
 Ryan Gosling ile Rachel MacAdams, 2005 yılında birlikte oynadıkları The Notebook (Not Defteri) adlı filmde birlikte kamera karşısına geçtiler. Senaryo gereği yaşadıkları aşk gerçeğe dönüştü.

Gosling ile MacAdams iki yıl birlikte olduktan sonra yollarını ayırdılar. Rachel, bu ayrılığın üzerinden beş yıl geçtikten sonra senaryo yazarı Jamie Linden ile aşk yaşamaya başladı. Bu ilişkiden de iki çocuk sahibi oldu.

ELİNDE TUTMAK İÇİN BAZI YASAKLAR GETİRİYOR
Ryan Gosling ise uzun süredir Eva Mendes ile birlikte. Bu birliktelikten de 9 yaşında Esmeralda ve 7 yaşında Amada adında iki tane kızı var.

Söylentilere göre de Mendes, uğruna mesleğini bir kenara koyduğu Ryan Gosling’i elinde tutmak için ona katı yasaklamalar getiriyor. Doğrusu, belli ki Gosling’in de Mendes’i kaybetmekle ilgili korkusu var. Bu yüzden de onun canını sıkmamak için elinden geleni yapıyor.

AŞKI UĞRUNA KARİYERİNİ BİR KENARA KOYDU
Eva Mendes aslında çok parlak bir şekilde adımladığı sinema kariyerine 2014 yılından bu yana ara verdi. Bunun nedeni de artık Ryan Gosling ve iki kızıyla birlikte kurduğu yuvaya öncelik vermek istemesi.

Eva Mendes, son olarak 2014 yılında Lost River filminde oynamıştı. Onunla bir aile kurduktan ve özellikle de anne olduktan sonra mesleğinden uzaklaştı.

Oysa kariyeri boyunca Training Day, Last Night, Hitch, We Own The Night gibi birçok iddialı filmde unutulmaz karakterlere hayat vermişti.

2012 yılında The Place Beyond the Pines adlı filmim setinde tanışan Ryan Gosling ve Eva Mendes, o tarihten bu yana birlikteler. Çiftin, 8 yaşında Esmeralda Amada Gosling ve 6 yaşında Amada Lee Gosling adında iki tane kızı bulunuyor.

Mendes, oyunculuktan uzaklaştığı sırada bir hayranının sosyal medya üzerinden bu konuda sorduğu soruya “iki kızını büyütmeyi, oyunculuk kariyerinin önüne koyduğu” cevabını vermişti. Mendes bir başka röportajında da Ryan Gosling ile tanışıncaya kadar kendini bir anne olarak göremediğini belirtmişti.

“ONUN ÇOCUKLARINI DOĞURMAK İSTEDİM”
“Ryan’ı tanıyana kadar hamile kalma planım yoktu” diye konuşan Mendes, anneliğin hayatını tamamen değiştirdiğini de ifade etmişti.

Gosling’i tanıdıktan sonra da ondan çocuk sahibi olma fikrinin geliştiğini itiraf etmişti. Eva Mendes, bu isteğin Ryan Gosling’e duyduğu aşktan kaynaklandığının da altını çizmişti.

Ryan Gosling de geçen yıl verdiği bir röportajda Eva Mendes’ten başkasıyla çocuk yapmayı hlayal bile edemeyeceğini söylemişti.

‘DAHA FAZLA ‘MIŞ GİBİ’ YAPMAK İSTEMEDİM’
Gosling GQ dergisine verdiği röportajda Ryan Gosling, röportajda Eva Mendes’ten etkilenmekle yetinmeyip hemen çocuk sahibi olmak istediğini şöyle anlattı: “Eva ile tanışmadan önce çocuk sahibi olmayı aklımdan bile geçirmiyordum. Ama Eva’yı tanıdıktan sonra ondan başka bir kadınla çocuk yapmak istemediğimi fark ettim.”

Birlikte rol aldıkları filmde senaryo gereği kimi zaman Eva Mendes ile bir aile gibi davranmaları gerektiğini anlattı Gosling.

Sonra da sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha fazla ‘mış gibi’ yapmak istemiyordum. Bunun, sahip olduğumda kendimi şanslı hissedeceğim bir hayat olduğunu fark ettim.”

Belli ki Eva Mendes’in duyguları da Ryan Gosling gibiydi ve çift birlikte olmaya başladıktan iki yıl sonra büyük kızları Esmeralda dünyaya geldi. Ondan bir yıl sonra da küçük kızları Amada dünyaya gözlerini açtı.

O sırada Ryan Gosling’in kariyeri de La La Land ve The Nice Guys gibi filmlerle zirveye ulaştı. Bir başka deyişle kızları ona uğur getirdi.

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/aski-ugruna-meslegini-birakmisti-unlu-yildizin-esinden-tek-istegi-var-eski-sevgilinle-gorusmeyeceksin-2/feed/ 0
Aşkı uğruna mesleğini bırakmıştı… Ünlü yıldızın eşinden tek isteği var: Eski sevgilinle görüşmeyeceksin! https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/aski-ugruna-meslegini-birakmisti-unlu-yildizin-esinden-tek-istegi-var-eski-sevgilinle-gorusmeyeceksin/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/aski-ugruna-meslegini-birakmisti-unlu-yildizin-esinden-tek-istegi-var-eski-sevgilinle-gorusmeyeceksin/#respond Sat, 06 Jul 2024 21:10:21 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=10866 Bugüne kadar da bu konuda tek bir yakınma sözü çıkmadı dudaklarından.

Ama ortada dolaşan söylentilere göre bütün bunların karşılığında hayat arkadaşından bir tek isteği var. Hatta ona yasakladığı bir konu: Eski sevgilisiyle asla görüşmemesi!

FİLM SETİNDE BAŞLADI GERÇEK HAYATA UZANDI 
Gösteri dünyasında örneğine çok da rastlanmayan bu gerçek hayat öyküsünün kahramanları Eva Mendes ile Ryan Gosling.

Birlikte oynadıkları bir filmin setinde tanışan Mendes ile Gosling, uzun süredir mutlu bir birliktelik yaşıyorlar. Hatta son dönemde söylenenlere göre çift, gizlice evlendi.

Aşklarını iki güzel kız çocuğuyla taçlandıran çift, meraklı bakışların uzağında hayatlarını sürdürüyorlar.

Ama ünlü çift son günlerde ilginç bir söylentiyle gündemin ilk sıralarında yer aldı. Bu söylentinin temeli de Mendes’in kıskançlığı.

ESKİ SEVGİLİSİNDEN KISKANDI 
Konuşulanlara ve hatta ABD magazin basınına yansıyanlara göre Mendes, Ryan Gosling’i öyle çok kıskanıyor ki onun arkadaşça bile olsa eski sevgilisi Rachel MacAdams ile görüşmesini yasakladı.

Bu arada yeri gelmişken hatırlatalım.. Gosling ile MacAdams, ünlü Notebook filminde birlikte oynamış ve o süreçte bir romantik ilişki de yaşamışlardı.

Radar Online’in haberine göre Ryan Gosling’e kalsa ünlü oyuncu eski rol arkadaşı ve sevgilisi Rachel MacAdams ile arkadaşla görüşür. Ama Eva Mendes bu konuda eşine kelimenin tam anlamıyla yasak koydu.

Radar’a konuşan bir kaynak bu konuda şunları söyledi: “Ryan Gosling, aynı sektörde çalıştıkları için Rachel MacAdams ile sık sık karşılaşıyor. Fakat eşi Eva Mendes’i üzmekten korkuyor ve bunun için de eski aşkıyla ek ufak bir iletişime bile geçmiyor.”

ÜNLÜ FİLMDE BİRLİKTE OYNADILAR 
 Ryan Gosling ile Rachel MacAdams, 2005 yılında birlikte oynadıkları The Notebook (Not Defteri) adlı filmde birlikte kamera karşısına geçtiler. Senaryo gereği yaşadıkları aşk gerçeğe dönüştü.

Gosling ile MacAdams iki yıl birlikte olduktan sonra yollarını ayırdılar. Rachel, bu ayrılığın üzerinden beş yıl geçtikten sonra senaryo yazarı Jamie Linden ile aşk yaşamaya başladı. Bu ilişkiden de iki çocuk sahibi oldu.

ELİNDE TUTMAK İÇİN BAZI YASAKLAR GETİRİYOR
Ryan Gosling ise uzun süredir Eva Mendes ile birlikte. Bu birliktelikten de 9 yaşında Esmeralda ve 7 yaşında Amada adında iki tane kızı var.

Söylentilere göre de Mendes, uğruna mesleğini bir kenara koyduğu Ryan Gosling’i elinde tutmak için ona katı yasaklamalar getiriyor. Doğrusu, belli ki Gosling’in de Mendes’i kaybetmekle ilgili korkusu var. Bu yüzden de onun canını sıkmamak için elinden geleni yapıyor.

AŞKI UĞRUNA KARİYERİNİ BİR KENARA KOYDU
Eva Mendes aslında çok parlak bir şekilde adımladığı sinema kariyerine 2014 yılından bu yana ara verdi. Bunun nedeni de artık Ryan Gosling ve iki kızıyla birlikte kurduğu yuvaya öncelik vermek istemesi.

Eva Mendes, son olarak 2014 yılında Lost River filminde oynamıştı. Onunla bir aile kurduktan ve özellikle de anne olduktan sonra mesleğinden uzaklaştı.

Oysa kariyeri boyunca Training Day, Last Night, Hitch, We Own The Night gibi birçok iddialı filmde unutulmaz karakterlere hayat vermişti.

2012 yılında The Place Beyond the Pines adlı filmim setinde tanışan Ryan Gosling ve Eva Mendes, o tarihten bu yana birlikteler. Çiftin, 8 yaşında Esmeralda Amada Gosling ve 6 yaşında Amada Lee Gosling adında iki tane kızı bulunuyor.

Mendes, oyunculuktan uzaklaştığı sırada bir hayranının sosyal medya üzerinden bu konuda sorduğu soruya “iki kızını büyütmeyi, oyunculuk kariyerinin önüne koyduğu” cevabını vermişti. Mendes bir başka röportajında da Ryan Gosling ile tanışıncaya kadar kendini bir anne olarak göremediğini belirtmişti.

“ONUN ÇOCUKLARINI DOĞURMAK İSTEDİM”
“Ryan’ı tanıyana kadar hamile kalma planım yoktu” diye konuşan Mendes, anneliğin hayatını tamamen değiştirdiğini de ifade etmişti.

Gosling’i tanıdıktan sonra da ondan çocuk sahibi olma fikrinin geliştiğini itiraf etmişti. Eva Mendes, bu isteğin Ryan Gosling’e duyduğu aşktan kaynaklandığının da altını çizmişti.

Ryan Gosling de geçen yıl verdiği bir röportajda Eva Mendes’ten başkasıyla çocuk yapmayı hlayal bile edemeyeceğini söylemişti.

‘DAHA FAZLA ‘MIŞ GİBİ’ YAPMAK İSTEMEDİM’
Gosling GQ dergisine verdiği röportajda Ryan Gosling, röportajda Eva Mendes’ten etkilenmekle yetinmeyip hemen çocuk sahibi olmak istediğini şöyle anlattı: “Eva ile tanışmadan önce çocuk sahibi olmayı aklımdan bile geçirmiyordum. Ama Eva’yı tanıdıktan sonra ondan başka bir kadınla çocuk yapmak istemediğimi fark ettim.”

Birlikte rol aldıkları filmde senaryo gereği kimi zaman Eva Mendes ile bir aile gibi davranmaları gerektiğini anlattı Gosling.

Sonra da sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha fazla ‘mış gibi’ yapmak istemiyordum. Bunun, sahip olduğumda kendimi şanslı hissedeceğim bir hayat olduğunu fark ettim.”

Belli ki Eva Mendes’in duyguları da Ryan Gosling gibiydi ve çift birlikte olmaya başladıktan iki yıl sonra büyük kızları Esmeralda dünyaya geldi. Ondan bir yıl sonra da küçük kızları Amada dünyaya gözlerini açtı.

O sırada Ryan Gosling’in kariyeri de La La Land ve The Nice Guys gibi filmlerle zirveye ulaştı. Bir başka deyişle kızları ona uğur getirdi.

 

 

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/aski-ugruna-meslegini-birakmisti-unlu-yildizin-esinden-tek-istegi-var-eski-sevgilinle-gorusmeyeceksin/feed/ 0
Son dakika… Yeşilçam’ın büyük kaybı: Türker İnanoğlu hayatını kaybetti https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/son-dakika-yesilcamin-buyuk-kaybi-turker-inanoglu-hayatini-kaybetti/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/son-dakika-yesilcamin-buyuk-kaybi-turker-inanoglu-hayatini-kaybetti/#respond Tue, 18 Jun 2024 09:04:32 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=9264 Türker İnanoğlu, 1936 senesinde Safranbolu’da Nazmiye Hanım ile tıp doktoru Hakkı Nevin Bey’in ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Onu ikiz kardeşleri Sezer ile Berker izledi. İnanoğlu ailesi Sezer’i ne yazık ki üç aylıkken kaybettiler. Çocukluğu ve ilk gençliği İstanbul-Safranbolu arasında mekik dokuyarak geçiren İnanoğlu, Hürriyet Gazetesi’nden Zeynep Bilgehan’a tedavi gördüğü hastane odasında röportaj vermişti.

İnanoğlu kendi hikâyesini şöyle anlatıyordu. 

““İkinci Dünya Savaşı yılları… Türkiye savaşa girmemişti ama savaşan ülkelerin kıyısındaydı. Öyle ki zaman zaman Alman uçakları semalarımızda uçar, İstanbul’u bombalar diye herkes endişelenirmiş. Özellikle de geceleri… Tüm İstanbul’da uçaklardan korunmak için karartma uygulanırmış. Babam tıp doktoruydu. İstanbul’da muayenehanesi vardı. Bizi güvende olmamız için Safranbolu’ya göndermiş. O hastalarını bırakamadığı için İstanbul’da kalmış. Biz bir süre Safranbolu’da kaldıktan sonra döndük; sahibi olduğumuz Kanlıca’daki yalımızda yaşamaya başladık. 88 yıllık ömrüm işte bu yalıda geçti.”

İLK FAVORİ FİLMİ: RÜZGÂR GİBİ GEÇTİ

En büyük merakı futbol ve sinema. Özellikle Amerikan filmlerini izlemeyi seviyor; Rüzgâr Gibi Geçti, İhtiras Tramvayı… Bu filmin ünlü yönetmeni Elia Kazan’la yıllar sonra sette karşılaşacaktı. Futbol hayatı 19 yaşında başına yediği bir tekmeyle son buluyor. Liseden sonra şimdi Marmara Üniversitesi olan Tatbiki Güzel Sanatlar Akademisi Grafik Bölümü’ne giriyor.

“Babam beni sık sık Taksim’e, İstiklal Caddesi’ndeki tiyatrolara, konserlere götürürdü. Gösterileri büyük bir zevkle izlerdim. Özellikle Ses Opereti, İstanbul Opereti binalarında sergilenen oyunlar bende unutulmaz izler bırakmıştır. Çocukluğumda da gençliğimde de güzel sanatların her dalına eğilimim vardı. Yükseköğrenim çağında en uygun seçim Tatbiki Güzel Sanatlar olacaktı”

SENE 1936 Annesi Nazmiye Hanım’ın kucağında

‘YOSMANIN KIZI’NA ASİSTAN OLUR

Derken bir gün… Sene 1957… İnanoğlu üniversite ikinci sınıftayken telefon çalıyor. Arayan Kanlıca’daki komşu yalının sahibi Kadri Cenani Bey… Türker Bey’den dinleyelim:

“Kadri Bey zaman zaman oturduğu yalıyı çekim için filmcilere tahsis ediyordu. Yine böyle bir ekiple randevusu vardı ama yetişemeyeceğini, benden kendileriyle ilgilenmemi rica etti. Gelenler Ozon Film’in sahibi Necil Ozon ve yönetmen Nişan Hançer’di. Bizim bahçede ağırladım. Laf lafı açarken bana bir teklifte bulundular; Nişan Hançer, Halk Film’in sahibi Fuat Rutkay’a ‘Yosmanın Kızı’ adıyla bir film çekiyormuş. Ona asistan olmak ister miydim? Aklım yatar gibi oldu…”

SENE 1920’ler Babası tıp doktoru Hakkı Nevin Bey

YEŞİLÇAM’A İLK ADIM

İnanoğlu, ertesi pazartesi günü Halk Film’in meşhur Yeşilçam Sokak’taki ofisine gitti. Hemen o gün işe başladı. Filmin çekildiği Yakacık’ın Soğanlı Köyü’ne gittiler. İlk iş; dağın başına reflektör taşıma! Türker Bey devamını şöyle anlatıyor:

“Reflektörleri oradan oraya taşıyıp durunca ‘Ulan asistanlık bu muymuş? Hamallığa mı geldim ben buraya?’ diye söylendim. Çok geçmedi sahne sırasını belirten klaketi de bana tutturmaya başladılar. Devamlılığı da bana yüklediler; sahneler değiştikçe bir önceki hareket nasıldı, kimin üstünde ne kıyafet vardı;  bunları not alıyordum. Sevmiştim bu işi… Film sette çekiliyordu ama kurgu masasında şekilleniyordu. Sinema ağır basınca okulu yolun yarısındayken bırakmak zorunda kaldım…”

SENE 1957

YUMURCAK, KARA MURAT, GIRGIRİYE…

İnanoğlu hızla asistanlıktan yönetmen yardımcılığına, oradan da yönetmenliğe yükseldi… Yönettiği ilk film ‘Senden Ayrı Yaşayamam’ oldu. Yeşilçam’da çeşitli yapımcılara on film çektikten sonra 1960’ta kendi şirketini kurdu: Erler Film. İlk filmi gençliğinde sevdiği Amerikan filmlerinden uyarlama ‘İçimizden Biri’ oldu. Oyuncuları Orhan Boran ve Turan Seyfioğlu’ydu. Onu Kalp Yarası ve Hancı izledi. ‘Hancı’, gişede büyük sükse yaptı, şöhreti yurtdışına taştı. İnanoğlu daha sonra Ayhan Işık, Göksel Arsoy, Filiz Akın, Muhterem Nur, Fatma Girik gibi dönemin en parlak yıldızlarını bünyesine kattı. O günlerden bugüne 200’ün üzerinde siyah-beyaz ve renkli film çekti. Bunların arasında Yumurcak Serisi, Bitirim Kardeşler, Kara Murat serisi, Gırgıriye gibi Türk sinemasının en unutulmaz eserleri var.  

SENE 1970’ler Kara Murat serisi Cüneyt Arkın ve Hale Soygazi

KES, YAPIŞTIR EKLE, ÇIKAR

Sinemanın en çok nesini sevdi? Şöyle yanıtlıyor:

“Her şeyden önce yoktan var ettiğin bir sanat eserini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşatıyordu sinema bana. Sonra perdedeki başarısı oranında geri dönüşleri oluyordu emeğinin. Hem maddi, hem manevi geri dönüşlerdi bunlar. Kazancı bir yana filmin beğenilmesi, bu beğeninin çeşitli iletişim araçlarıyla duyurulması; senin bu başarı nedeniyle tanınır, bilinir, sevilir, sayılır olman az şey mi? Ben sayısını hatırlayamayacağım kadar çok sık yaşamışımdır o mutluluğu. Bir de öncesi var; yazım, kadro kurma, çekime hazırlık. Sonra çekim. Çekim başlı başına bir macera. Vee, bana göre en zevk aldığım evre; kurgu! Yönetmenle kurgucu, kurgu masasının başında bir araya gelirler. Yönetmen oradan “Kes, şuraya yapıştır, olmadı üç kare ekle, 5 kare çıkar” gibi komutlarla filme yön verirken saatler, günler, geceler geçer, kurgu tamamlanır. Film için her şey mükemmel olsa da kurgu başarılı değilse o film beklenen başarıyı getirmez. Uzun sürdüğünden başkaları için can sıkıcı olsa da benim için muhteşem bir keyif ortamıdır kurgu.”

SENE 1977 Tarık Akan ve Gülşen Bubikoğlu ile ‘Bizim Kız’

TÜRK FİLMLERİ  GEÇMİŞE TANIK

Yeşilçam filmleri Türk toplumunu nasıl etkiledi? Diyor ki:

“Yeşilçam filmleri dönemin yaşam tarzını, sosyal ilişkilerini, aile yapısını, yaşam biçimini sergileyen filmlerdi. ‘Fakir kız, zengin oğlan’ ya da “Amca size baba diyebilir miyim” ifadeleri bugün tebessüm yaratıyor insanlarda ama bunu filmin çekildiği ve vizyona girdiği yıllarda hiçbir seyirci yadırgamıyordu. Aksine etkileniyordu. Bugünün kuşakları geçmişi geri getiremeyeceklerine göre o günleri ancak bu filmlerin tanıklığı ile görecek, anlayacak ve değerlendirecektir. Bu büyük bir imkândır onlar için…”

SENE 1950’ler Lise yılları

“KÜLT FİLMİM YOK”

Dünden bugüne Türk izleyicisi nasıl evrildi? Türker Bey diyor ki:

“Ben sinemaya başladığımda dansözlerin, mezarlıkların, camilerin çoğunlukta olduğu filmler çekiliyordu. Daha sonra Türk sinemasında parlayan bir Ömer Lütfi Akad, Osman Seden, Memduh Ün, Atıf Yılmaz filmleriyle başka bir havaya büründü sinema. Benimkiler arasında kült olarak tanımlanacak filme rastlamak pek mümkün olmaz; ister dram olsun ister komedi, ister macera olsun ister müzikal kült değildir. Çünkü seyirci, çektiğim o filmlerde her zaman kendini bulur. Acısını, sevincini, öfkesini, isyanını perdede canlandıranla eşleştirir; onu benimser.”

SENE 1980’ler Gırgıriye

YONCALARI JÖNLERİ O KEŞFETTİ

Türk sinemasının jönleri Ayhan Işık, Göksel Arsoy, Cüneyt Arkın, Kartal Tibet… Kadınlarda Filiz Akın, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik… İyi oyuncu nasıl keşfedilir?

Yanıtı:

“Sinemada belirli bir süre çalışmışsan, filmler yönettiysen, birinin yeteneğini hemen anlarsın. Herkesin kendine göre özellikleri vardır ve o özellikleriyle öne çıkmıştır.  Sonra biri çıkar. Öyle bir sergiler ki oyununu; vurur geçer… Türkan Şoray mesela. Sonra Cüneyt Arkın.  Baştan sona özel insanlar onlar.”

MUTLU SON İÇİN…

İnanoğlu, 1964 yılında Filiz Akın’la evlendi. Çiftin, ileride çocuk yıldız olarak ‘Yumurcak’ filmleriyle ünlenecek İlker adlı bir oğulları oldu. 1975 yılında ise halen evli olduğu Gülşen Bubikoğlu ile yaşamını birleştirdi. Bu evlilikten de kızları Zeynep dünyaya geldi. Peki uzun evliliğin sırrı nedir?

“Aynı sektörün çalışanlarıyız. İşin stresini ikimiz de yaşıyoruz. Yani gerginliklerimizi birbirimize anlatmamıza gerek kalmıyor. Şartlar ve zorluklar taraflarca bilinince anlaşmazlık nedenleri de azalıyor. Genç çiftler bizim sektörün renkli dünyasıyla baş etmeyi bilsinler. Sabırlı ve anlayışlı olmaya çalışsınlar.”

SENE 2000’ler Türker İnanoğlu ve eşi Gülşen Bubikoğlu

 

Önce kendi hikâyesiyle başlayalım… Türker İnanoğlu, 1936 senesinde Safranbolu’da Nazmiye Hanım ile tıp doktoru Hakkı Nevin Bey’in ilk çocuğu olarak dünyaya geliyor. Onu ikiz kardeşleri Sezer ile Berker izliyor. Ne yazık ki Sezer’i üç aylıkken kaybediyorlar. Çocukluğu ve ilk gençliği İstanbul-Safranbolu arasında mekik dokuyarak geçiyor. İnanoğlu, “İkinci Dünya Savaşı yılları…” diye anlatıyor: “Türkiye savaşa girmemişti ama savaşan ülkelerin kıyısındaydı. Öyle ki zaman zaman Alman uçakları semalarımızda uçar, İstanbul’u bombalar diye herkes endişelenirmiş. Özellikle de geceleri… Tüm İstanbul’da uçaklardan korunmak için karartma uygulanırmış. Babam tıp doktoruydu. İstanbul’da muayenehanesi vardı. Bizi güvende olmamız için Safranbolu’ya göndermiş. O hastalarını bırakamadığı için İstanbul’da kalmış. Biz bir süre Safranbolu’da kaldıktan sonra döndük; sahibi olduğumuz Kanlıca’daki yalımızda yaşamaya başladık. 88 yıllık ömrüm işte bu yalıda geçti.”

İLK FAVORİ FİLMİ: RÜZGÂR GİBİ GEÇTİ

En büyük merakı futbol ve sinema. Özellikle Amerikan filmlerini izlemeyi seviyor; Rüzgâr Gibi Geçti, İhtiras Tramvayı… Bu filmin ünlü yönetmeni Elia Kazan’la yıllar sonra sette karşılaşacaktı! Futbol hayatı 19 yaşında başına yediği bir tekmeyle son buluyor. Liseden sonra şimdi Marmara Üniversitesi olan Tatbiki Güzel Sanatlar Akademisi Grafik Bölümü’ne giriyor. İnanoğlu, “Babam beni sık sık Taksim’e, İstiklal Caddesi’ndeki tiyatrolara, konserlere götürürdü. Gösterileri büyük bir zevkle izlerdim. Özellikle Ses Opereti, İstanbul Opereti binalarında sergilenen oyunlar bende unutulmaz izler bırakmıştır. Çocukluğumda da gençliğimde de güzel sanatların her dalına eğilimim vardı. Yükseköğrenim çağında en uygun seçim Tatbiki Güzel Sanatlar olacaktı” diye anlatıyor.

SENE 1936 Annesi Nazmiye Hanım’ın kucağında

‘YOSMANIN KIZI’NA ASİSTAN OLUR

Derken bir gün… Sene 1957… İnanoğlu üniversite ikinci sınıftayken telefon çalıyor. Arayan Kanlıca’daki komşu yalının sahibi Kadri Cenani Bey… Türker Bey’den dinleyelim: “Kadri Bey zaman zaman oturduğu yalıyı çekim için filmcilere tahsis ediyordu. Yine böyle bir ekiple randevusu vardı ama yetişemeyeceğini, benden kendileriyle ilgilenmemi rica etti. Gelenler Ozon Film’in sahibi Necil Ozon ve yönetmen Nişan Hançer’di. Bizim bahçede ağırladım. Laf lafı açarken bana bir teklifte bulundular; Nişan Hançer, Halk Film’in sahibi Fuat Rutkay’a ‘Yosmanın Kızı’ adıyla bir film çekiyormuş. Ona asistan olmak ister miydim? Aklım yatar gibi oldu…”

SENE 1920’ler Babası tıp doktoru Hakkı Nevin Bey

YEŞİLÇAM’A İLK ADIM

İnanoğlu, ertesi pazartesi günü Halk Film’in meşhur Yeşilçam Sokak’taki ofisine gitti. Hemen o gün işe başladı. Filmin çekildiği Yakacık’ın Soğanlı Köyü’ne gittiler. İlk iş; dağın başına reflektör taşıma! Türker Bey devamını şöyle anlatıyor: “Reflektörleri oradan oraya taşıyıp durunca ‘Ulan asistanlık bu muymuş? Hamallığa mı geldim ben buraya?’ diye söylendim. Çok geçmedi sahne sırasını belirten klaketi de bana tutturmaya başladılar. Devamlılığı da bana yüklediler; sahneler değiştikçe bir önceki hareket nasıldı, kimin üstünde ne kıyafet vardı;  bunları not alıyordum. Sevmiştim bu işi… Film sette çekiliyordu ama kurgu masasında şekilleniyordu. Sinema ağır basınca okulu yolun yarısındayken bırakmak zorunda kaldım…”

SENE 1957

YUMURCAK, KARA MURAT, GIRGIRİYE…

İnanoğlu hızla asistanlıktan yönetmen yardımcılığına, oradan da yönetmenliğe yükseldi… Yönettiği ilk film ‘Senden Ayrı Yaşayamam’ oldu. Yeşilçam’da çeşitli yapımcılara on film çektikten sonra 1960’ta kendi şirketini kurdu: Erler Film. İlk filmi gençliğinde sevdiği Amerikan filmlerinden uyarlama ‘İçimizden Biri’ oldu. Oyuncuları Orhan Boran ve Turan Seyfioğlu’ydu. Onu Kalp Yarası ve Hancı izledi. ‘Hancı’, gişede büyük sükse yaptı, şöhreti yurtdışına taştı. İnanoğlu daha sonra Ayhan Işık, Göksel Arsoy, Filiz Akın, Muhterem Nur, Fatma Girik gibi dönemin en parlak yıldızlarını bünyesine kattı. O günlerden bugüne 200’ün üzerinde siyah-beyaz ve renkli film çekti. Bunların arasında Yumurcak Serisi, Bitirim Kardeşler, Kara Murat serisi, Gırgıriye gibi Türk sinemasının en unutulmaz eserleri var.  

SENE 1970’ler Kara Murat serisi Cüneyt Arkın ve Hale Soygazi

KES, YAPIŞTIR EKLE, ÇIKAR

Sinemanın en çok nesini sevdi? Şöyle yanıtlıyor: “Her şeyden önce yoktan var ettiğin bir sanat eserini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşatıyordu sinema bana. Sonra perdedeki başarısı oranında geri dönüşleri oluyordu emeğinin. Hem maddi, hem manevi geri dönüşlerdi bunlar. Kazancı bir yana filmin beğenilmesi, bu beğeninin çeşitli iletişim araçlarıyla duyurulması; senin bu başarı nedeniyle tanınır, bilinir, sevilir, sayılır olman az şey mi? Ben sayısını hatırlayamayacağım kadar çok sık yaşamışımdır o mutluluğu. Bir de öncesi var; yazım, kadro kurma, çekime hazırlık. Sonra çekim. Çekim başlı başına bir macera. Vee, bana göre en zevk aldığım evre; kurgu! Yönetmenle kurgucu, kurgu masasının başında bir araya gelirler. Yönetmen oradan “Kes, şuraya yapıştır, olmadı üç kare ekle, 5 kare çıkar” gibi komutlarla filme yön verirken saatler, günler, geceler geçer, kurgu tamamlanır. Film için her şey mükemmel olsa da kurgu başarılı değilse o film beklenen başarıyı getirmez. Uzun sürdüğünden başkaları için can sıkıcı olsa da benim için muhteşem bir keyif ortamıdır kurgu.”

SENE 1977 Tarık Akan ve Gülşen Bubikoğlu ile ‘Bizim Kız’

TÜRK FİLMLERİ  GEÇMİŞE TANIK

Yeşilçam filmleri Türk toplumunu nasıl etkiledi? Diyor ki: “ Yeşilçam filmleri dönemin yaşam tarzını, sosyal ilişkilerini, aile yapısını, yaşam biçimini sergileyen filmlerdi. ‘Fakir kız, zengin oğlan’ ya da “Amca size baba diyebilir miyim” ifadeleri bugün tebessüm yaratıyor insanlarda ama bunu filmin çekildiği ve vizyona girdiği yıllarda hiçbir seyirci yadırgamıyordu. Aksine etkileniyordu. Bugünün kuşakları geçmişi geri getiremeyeceklerine göre o günleri ancak bu filmlerin tanıklığı ile görecek, anlayacak ve değerlendirecektir. Bu büyük bir imkândır onlar için…”

SENE 1950’ler Lise yılları

“KÜLT FİLMİM YOK”

Dünden bugüne Türk izleyicisi nasıl evrildi? Türker Bey diyor ki: “Ben sinemaya başladığımda dansözlerin, mezarlıkların, camilerin çoğunlukta olduğu filmler çekiliyordu. Daha sonra Türk sinemasında parlayan bir Ömer Lütfi Akad, Osman Seden, Memduh Ün, Atıf Yılmaz filmleriyle başka bir havaya büründü sinema. Benimkiler arasında kült olarak tanımlanacak filme rastlamak pek mümkün olmaz; ister dram olsun ister komedi, ister macera olsun ister müzikal kült değildir. Çünkü seyirci, çektiğim o filmlerde her zaman kendini bulur. Acısını, sevincini, öfkesini, isyanını perdede canlandıranla eşleştirir; onu benimser.”

SENE 1980’ler Gırgıriye

YONCALARI JÖNLERİ O KEŞFETTİ

Türk sinemasının jönleri Ayhan Işık, Göksel Arsoy, Cüneyt Arkın, Kartal Tibet… Kadınlarda Filiz Akın, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik… İyi oyuncu nasıl keşfedilir? Yanıtı: “Sinemada belirli bir süre çalışmışsan, filmler yönettiysen, birinin yeteneğini hemen anlarsın. Herkesin kendine göre özellikleri vardır ve o özellikleriyle öne çıkmıştır.  Sonra biri çıkar. Öyle bir sergiler ki oyununu; vurur geçer… Türkan Şoray mesela. Sonra Cüneyt Arkın.  Baştan sona özel insanlar onlar.”

MUTLU SON İÇİN…

İnanoğlu, 1964 yılında Filiz Akın’la evlendi. Çiftin, ileride çocuk yıldız olarak ‘Yumurcak’ filmleriyle ünlenecek İlker adlı bir oğulları oldu. 1975 yılında ise halen evli olduğu Gülşen Bubikoğlu ile yaşamını birleştirdi. Bu evlilikten de kızları Zeynep dünyaya geldi. Uzun evliliğin sırrı nedir? Yanıtı: “Aynı sektörün çalışanlarıyız.  İşin stresini ikimiz de yaşıyoruz. Yani gerginliklerimizi birbirimize anlatmamıza gerek kalmıyor. Şartlar ve zorluklar taraflarca bilinince anlaşmazlık nedenleri de azalıyor. Genç çiftler bizim sektörün renkli dünyasıyla baş etmeyi bilsinler. Sabırlı ve anlayışlı olmaya çalışsınlar.”

SENE 2000’ler Türker İnanoğlu ve eşi Gülşen Bubikoğlu

 

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/son-dakika-yesilcamin-buyuk-kaybi-turker-inanoglu-hayatini-kaybetti/feed/ 0
Evli bir kadınım… Başkasının sevgilisiymiş gibi rol yapamam… Oyunculuğu bırakıyorum https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/evli-bir-kadinim-baskasinin-sevgilisiymis-gibi-rol-yapamam-oyunculugu-birakiyorum/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/evli-bir-kadinim-baskasinin-sevgilisiymis-gibi-rol-yapamam-oyunculugu-birakiyorum/#respond Sat, 04 May 2024 21:42:21 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=8049 Şimdi ise neredeyse bir insanın ilk gençliğinden orta yaşa uzanan hayatını kapsayan bir süreçte emek harcadığı oyunculuğa veda etmeye karar verdi.

Bu konuda da gayet samimi bir açıklamada bulundu: “Ben berbat bir oyuncuydum.”

BUNCA YIL SONRA OYUNCULUĞU BIRAKIYOR
Bu kadar uzun zaman sonra oyunculuğa veda ettiğini açıklayan bu ünlü Kelly Brook.

Zaten son yıllarda modellik, moda tasarımcılığı ve radyo programcılığına ağırlık veren 44 yaşındaki Brook, artık evli bir kadın olmasının da bu kararında etkisi bulunduğunu sözlerine ekledi.

The Daily Star gazetesine konuşan Brook “Oyunculuğu bırakıyorum.. Uzun süre evimden ayrı kalmak istemiyorum” dedi.

Güzel yıldız, o röportajda tam 28 yılını verdiği oyunculuğu bırakmasının bir değil birçok nedeni olduğunu söyledi. 

‘ KOCAMIN BUNA İZİN VERECEĞİNİ SANMIYORUM’
Onun bu kararının ardındaki en önemli neden evinden uzak kalmayı istememesi. Buna ek olarak bu mesleğin kendisini aşırı şekilde yorduğunu da saklamadı. 

Kelly Brook “Kendi yatağımda uyumayı seviyorum. Bakmam gereken bir köpeğim var Ayrıca berbat bir oyuncuydum. Bu mesleği de aşırı yorucu buluyorum” diye konuştu. 

Ama sadece bu kadar değil. Brook’un oyunculuğa veda etme kararının ardında başka önemli nedenler de var. 

Söylediğine göre kendi kişiliği öylesine baskın ki bir başka karakteri canlandırmak, senaryoda yazılı olan birinin kişiliğine girmek onu zorluyor. 

Üstelik canlandırdığı karaktere uyum sağlayınca da ondan kurtulmak da onun için çok zor oluyor. 

‘İKİ HAFTA KENDİMİ ONUNLA EVLİ HİSSEDİYORUM’
Bunu da şöyle dile getirdi: ” O kadar baskın bir kişiliğim var ki, başka biri olmayı her zaman oldukça zor buluyorum. Bir filmde birisinin karısını oynadığımda iki hafta sonra onunla evli olduğuma inandım. Korkunç bir durumdu.”

Kelly Brook geçen yıl “hayallerimin erkeği, ruh eşim” diye nitelendirdiği Jeremy Parisi ile hayatını birleştirdi.

Zaten evinden uzak kalmak istememesinin nedenlerinden biri bu. “Dönüp Jeremy’ye ben altı hafta evde olmayacağım demek istemiyorum” cümlesini kurdu Brook. 

Evliyken oyunculuk yapmanın bir başka zorluğu da senaryo gereği başkasıyla sevgili ya da evli gibi görünmek Brook’a göre.

Hatta bu konuda bakın sözlerine nasıl devam etti Brook: “Kocamın da buna razı olacağını sanmıyorum:”

OYUNCULUĞA 17 YAŞINDA BAŞLADI 
Kelly Brook oyunculuğa henüz 17 yaşındayken yani 1996 yılında BBC’de yayınlanan Fist of Fun ile başladı. Bu dizinin ardından 2000 yılında Sorted adlı sinema filmiyle beyazperdeye adım attı. Bir yıl sonra da Ripper için kamera karşısına geçti

2001 yılında Smalville adlı dizinin dört bölümünde kamera karşısına geçti. Bunu 2003 yılında The Italian Job filminde oynadığı kısa rolü izledi. O yapımda rol arkadaşı o dönemde sevgilisi olan Jason Statham’dı.

Kelly Brook ilk başrolünü bağımsız İngiliz filmi School For Seduction’da üstlendi.

2005 yılında rol aldığı Three adlı filmde eski nişanlısı Billy Zane ile tanıştı. Bu film eleştirmenler tarafından yerden yere vurulunca ABD’de doğrudan  DVD olarak piyasaya çıktı.

BAZI FİLMLER TAM ANLAMIYLA TALİHSİZLİK
Kelly Borok ile Billy Zane daha sonra Fishtalis adlı filmde bir kez daha birlikte rol aldılar. Ama bu film de İngiltere’de sinemalarda gösterilse de ABD’de yine DVD olarak seyirciye ulaştı.

2006 yılında Agatha Christie uyarlaması olan Marple adlı dizside oynadı Brook.

2010 yılında Piranha adlı korku filmi için kamera karşısına geçti. 

Ama görünüşe göre Kelly Brook, bu inişli çıkışlı oyunculuk kariyerine nokta koymaya karar verdi. Bundan böyle evinden ve kocası Jeremy Parisi’den fazla uzak kalmadan radyo programcılığını sürdürecek.

Kelly Brook, 2022 yılından bu yana Jeremy Parisi ile evli. Çift, düğün öncesi de uzun bir berabelik yaşadı.

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/evli-bir-kadinim-baskasinin-sevgilisiymis-gibi-rol-yapamam-oyunculugu-birakiyorum/feed/ 0
Ünlü oyuncunun hayatı da tıpkı bir film gibi geçti… En tepeden en dibe düştü: Hapishane hücresinden Oscar’a uzanan zorlu yolu böyle yürüdü https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/unlu-oyuncunun-hayati-da-tipki-bir-film-gibi-gecti-en-tepeden-en-dibe-dustu-hapishane-hucresinden-oscara-uzanan-zorlu-yolu-boyle-yurudu/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/unlu-oyuncunun-hayati-da-tipki-bir-film-gibi-gecti-en-tepeden-en-dibe-dustu-hapishane-hucresinden-oscara-uzanan-zorlu-yolu-boyle-yurudu/#respond Wed, 10 Apr 2024 21:37:07 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=7567 2023 yılında yan rollerinden birini oynadığı filmiyle hemen hemen tüm büyük törenlerde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülüne uzandı. Zaten performansı da hem izleyiciler hem de eleştirmenler tarafından çok beğenilmişti.

OSCAR’I ALMASI KESİN GİBİ

Hollywood’un dev isimlerinden Robert Downey Jr, Oppenheimer filmindeki işbirlikçi Lewis Strauss rolüyle çok yüksek ihtimalle pazartesi sabahı Oscar’lı oyuncular kervanına katılacak.

Christopher Nolan’ın yönettiği Oppenheimer bu yıl Oscar ödüllerine damga vuracağa benziyor… En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödüllerini alması beklenen film büyük bir sürpriz yaşanmazsa Cillian Murphy ve Robert Downey Jr’a da ilk Oscar’larını kazandıracak

Ödüle daha önce de iki kez aday olan 58 yaşındaki usta aktörün kariyer yolculuğu ve geldiği yerin kendisi ise adeta bir film senaryosunu andırıyor.

YAŞADIĞI KÂBUS DOLU YILLAR ONA AİLESİNDEN MİRAS KALDI

Ünlü bir oyuncu ve yönetmen olan babası Robert Downey sayesinde Hollywood kariyeri çocuk denecek yaşta başlayan ünlü aktör için bu erken başlangıç bir yanıyla şans bir yanıyla da lanete dönüşmüştü.

Babası uyuşturucu bağımlısı annesi ise alkolik olan Robert Downey Jr, hayatını kâbusa çevirecek bu korkunç batakla böylelikle daha çocuk yaşta tanıştı.

Usta aktör Hollywood’un en parlak genç yeteneklerinden biri olarak anıldığı yıllarda Oscar2a aday olmuştu

Önce babasının filmlerinde rol alan sonra da büyük yeteneğiyle art arda birçok filmde başrol oynamaya başlayan usta aktör kendisi de anne ve babası gibi hem alkol hem de uyuşturucu bağımlılığı sorunları yaşamaya başlayınca bir anda hayatı tepetaklak olacaktı.

OSCAR ADAYI OLDU, O ANDAN SONRA KARİYERİ TEPETAKLAK GİTTİ

1999’da Downey Jr, uyuşturucu ile uzun süren sorunlarının ardından üç yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Kariyerinde yaşadığı bu yükselişe rağmen başı sürekli kanunla derde giren Robert Downey için ilerleyen yıllar sürekli mahkeme salonları, tutuklamalar ve hapis cezalarıyla geçti

Ünlü oyuncu ilk olarak 1980’lerde “Weird Science” ve “The Pick-up Artist” gibi hit filmlerde şöhreti yakaladı. O dönemlerde bir başka ünlü yıldız Sarah Jessica Parker ile sevgiliydi ve eski çift herkesin gözdesi olmuştu.

1993’te efsane komedyen Charlie Chaplin’e hayat verdiği Chaplin filmiyle En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ına aday gösterildi. Ancak bu büyük başarıdan sonra kariyeri deyim yerindeyse serbest düşüşe geçti.

KİMSE ONUN BUGÜNLERİ GÖRECEĞİNE İNANMAMIŞTI

O yıllarda çocukluk arkadaşı Rob Lowe da dahil olmak üzere kendisine inanmaya devam eden sadece “çok küçük” bir grup vardı. Şu anda kariyerinin olgunluk günlerinin tadını çıkaran usta oyuncu yıllardır tüm kötü alışkanlıklardan uzakta yaşıyor.

Ve geçmişte yaşadığı sıkıntılar konusunda da son derece açık sözlü. Robert Downey, geçtiğimiz aylarda verdiği bir röportajda hapishanenin “gezegenler aynı hizaya gelene kadar eve dönüş yolu olmayan uzak bir gezegene gönderilmek” gibi olduğunu söylemişti.

Robert Downey Jr’ın Sarah Jessica Parker ile ilişkisi de ilk evliliği de uyuşturucu bağımlılığı yüzünden bitmişti

GERÇEK BİR HOLLYWOOD HİKÂYESİ: EN TEPEDEN EN DİBE

Robert Downey Jr’ın hikâyesi gerçek bir Hollywood filmi gibi… En tepeye çıkıp sonra bu yükseklikten en dibe düşen ve ardından da her şeye baştan başlayıp bu kez sinema dünyasının zirvesine yerleşip büyük başarılara imza atan bir yıldızın hikâyesi…

Yıldız oyuncu ilk olarak 1996 yılında uyuşturucu ve silah bulundurmaktan tutuklanmış, üç yıl denetimli serbestlik cezası almış ve zorunlu uyuşturucu testine tabi tutulmuştu. Bir yıl sonra da bir uyuşturucu testine girmediği için hapishanede yaklaşık dört ay geçirdi. İlk eşi Deborah Falconer onu terk etti.

Sabıka fotoğraflarından Oscar kürsüsüne giden yol uzun ve çetin oldu

3 YIL HAPİS CEZASI ALDI, SARHOŞ HALDE KOMŞUSUNUN EVİNE GİRDİ

Yine uyuşturucu yüzünden Ağustos 1999’da üç yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ertesi yılın büyük bir kısmını Corcoran, Kaliforniya’daki eyalet hapishanesinde geçirdi.

Hapse girmeden önceki en rahatsız edici olaylardan biri, Downey’nin sarhoş halde bir komşusunun evine girmesi ve bir yatakta sızıp kalmasıydı. Hapse atılmak başına gelen “en kötü” şeylerden biri olsa da ünlü oyuncu içeride geçirdiği iki haftadan sonra buna alıştığını söyledi.

Robert Downey Jr Ağustos 2000’de erken tahliye edildi ancak o uyuşturucu bağımlılığından kurtulmadıkça başı da dertten kurtulmuyordu.

Robert Downey Jr’ın kariyerini ve bir anlamda da hayatını kurtaran kişi 2005’te evlendiği Susan Downey oldu

KÖTÜ GİDİŞE MÜSTAKBEL KARISIYLA TANIŞINCA DUR DEMİŞTİ

Son olarak, Nisan 2001’de Los Angeles polisinin onu bir ara sokakta bulmasının ardından uyuşturucu suçlamasıyla tutuklandı. Bu durum Ally McBeal dizisinden kovulmasına yol açtı. Rehabilitasyona gönderildi.

Robert Downey için her şey “temel taşım, mihenk taşım ve şans yıldızım” dediği ikinci eşi film yapımcısı Susan Levin’le tanışmasıyla değişecekti. 2003’te gerçekleşen bu tanışma usta aktörü belki de korkunç bir sona kurban gitmekten kurtardı.

Robert Downey için bitmeye yüz tutan kariyerinin kırılma noktası Iron Man filmleri ve sonrasında gelen Marvel yıldızlığı oldu

IRON MAN İLE TARİHE GEÇEN BAŞARILAR KAZANDI: MARVEL’I MARVEL YAPAN DA ASINDA OYDU

Bununla da kalmadı; mutlu evliliği ve Hollywood’da tanınmış bir yapımcı ve yönetici olan eşinin desteğiyle bitmeye yüz tutan kariyerini yeniden şahlandırdı. Süper kahraman Tony Stark’ı canlandırdığı 2008 yapımı “Iron Man” ve devam filmleriyle birlikte Marvel imparatorluğunun kurulmasının temelini atacaktı.

Iron Man ve devamındaki Marvel yapımlarıyla sadece gişe başarısı kazanmakla kalmadı, uzun yıllar Hollywood’un en çok kazanan aktörü oldu. Sherlock Holmes filmlerinde milyonlar kazanmaya devam etti.

2009’da Tropic Thunder’la bir kez daha Oscar’a aday olan Robert Downey bu yıl yıllardır beklediği heykelciğe kavuşacak gibi

İKİNCİ ADAYLIĞINDA HEATH LEDGER’A YENİLMİŞTİ

2009’da Tropic Thunder filmiyle bir kez daha Oscar’a aday gösterildi. O yıl ödül yarışında Kara Şövalye filmiyle tarihe geçen bir performans gösteren ve törenden önce hayatını kaybeden Heath Ledger’a yenilecekti.

Robert Downey Jr Oppenheimer filminde Lewis Strauss’u canlandırdı

Robert Downey şimdiye kadar Oppenheimer’daki rolü ile bir Altın Küre, bir SAG ödülü ve bir BAFTA kazandı. Ve tüm otoriteler onun yarın gece ilk Oscar’ını kazanacağına kesin gözüyle bakıyor. Usta oyuncu zorlu kariyer yolculuğunda en sonunda tüm Hollywood yıldızlarının hayal ettiği o heykeli nihayet kucaklayacak…

Robert Downey’nin Susan Downey’le evlenmesi adeta hayatını değiştirdi

HAYATINI DA KARİYERİNİ DE MUTLU YUVASI KURTARDI

Hapislere düştüğü günlerde terk edildiği ilk eşi Deborah Falconer’dan Indio adında 30 yaşında bir oğlu olan usta aktör eşi Susan Downey ile 2005 yılında Hamptons’da Billy Joel ve Sting’in sahne aldığı yıldızlarla dolu bir düğünle evlendi.

Çiftin 12 yaşında Exton adında bir oğulları ve 9 yaşında Avri adında bir kızları var. Robert Downey Jr eşinden her zaman “benim için en büyük lütuf” diye bahsediyor ve kariyerini kurtarıp yeniden ayağa kalkmasını sağlayanın kurduğu mutlu yuva olduğunu söylüyor.

Usta aktörün üç çocuğu var

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/unlu-oyuncunun-hayati-da-tipki-bir-film-gibi-gecti-en-tepeden-en-dibe-dustu-hapishane-hucresinden-oscara-uzanan-zorlu-yolu-boyle-yurudu/feed/ 0
Şimdi ‘Baba olmasaydım ölürdüm’ diyor ama… ‘İlk sekiz ay kızımı gerçekten sevdiğimden emin değildim’ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/simdi-baba-olmasaydim-olurdum-diyor-ama-ilk-sekiz-ay-kizimi-gercekten-sevdigimden-emin-degildim/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/simdi-baba-olmasaydim-olurdum-diyor-ama-ilk-sekiz-ay-kizimi-gercekten-sevdigimden-emin-degildim/#respond Sun, 24 Mar 2024 09:09:28 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=6826 Ama kimi zaman hem yeni anneler hem de yeni babalar bu türden beklentileri karşılamayan duygulara kapılır.

Doğum sonrası depresyona giren, kendi doğurduğu bebeğini görmek bile istemeyen anneler olduğunu hatırlarsınız. Aynı durumda babalar olduğunu da.

İşte bunlardan biri, ünlü bir oyuncu şu anda “Eğer baba olmasaydım belki de hayatta kalamazdım” diye konuşsa da kızı dünyaya geldiğinde ilk sekiz ay onu gerçekten sevip sevmediğini sorguladığını itiraf etti.

Gelin bir bakalım kim bu ünlü baba… Neden kızı doğduğunda onunla gerçek bir baba- kız iletişimi kurması bu kadar uzun sürdü.

SEKİZ AY, BEBEĞİNİ GERÇEKTEN SEVİP SEVMEDİĞİNİ SORGULADI
“Kızı dünyaya geldiğinde ilk sekiz ay onu gerçekten sevip sevmediğini” düşünen bu ünlü baba Bradley Cooper.

Son dönemde Maestro filmiyle ve model Gigi Hadid ile yaşadığı aşkla gündemde olan 49 yaşındaki Cooper, katıldığı bir sohbet programında, çocuk sahibi olma konusunda  çok çarpıcı itiraflarda bulundu.

Rus top model Irina Shayk ile ilişkisinden dünyaya gelen kızı Lea de Seine Shayk Cooper dünyaya geldiğinde hissettiklerini büyük bir samimiyetle anlattı ünlü oyuncu.

İNSANLARIN ‘ÇOCUĞUM İÇİN ÖLÜRÜM’ DEMESİNİ ÖNCE ANLAYAMAMIŞ
Dax Shepard’ın sunduğu Armchair Expert adlı podcast yayınına katılan Cooper, Lea dünyaya geldiğinde ilk sekiz ay onunla hiçbir iletişim kuramadığını söyledi.

Yeri gelmişken şu anda 6 yaşında olan ve babasıyla birlikte bir filmde kamera karşısına bile geçen minik Lea’nın 2017 yılının mart ayında dünyaya gözlerini açtığını hazırlatalım.

Cooper’ın itiraflarından biri şöyle: “Lea’nın bu dünyadaki ilk birkaç ayında, tüm anne ve babaların ‘Çocuğum uğruna ölmek için bir saniye bile düşünmem’ demesinin nedenini anlayamadım. İlk sekiz ay boyunca bu çocuğu gerçekten sevip sevmediğimi bilmiyordum.”

Bradley Cooper, o sırada yaşadığı karmaşık duyguları anlattı. O süreçte kızı Lea’ya bakıp onun geçirdiği değişime hayran kaldığını söyledi.

Ama yine de aklında bir soru vardı: Acaba gerçekten biri elinde silahla odaya girse Lea uğruna ölümü göze alabilir miydi?

‘EĞER BABA OLMASAYDIM ÖLÜRDÜM’
Ama söylediğine göre bu duygu sekiz ay sonra yerini tamamen koşulsuz şartsız bir sevgiye bıraktı. Üstelik bu da aniden oldu.

O noktadan sonra Cooper, hayata bakışının değiştiğini de söyledi. Kızına, olabilecek en az zararı vermek için daha iyi bir insan olmaya çalıştığını söyledi.

Sonradan kızı Lea’yı çok sevdi Cooper… Bu konudaki duygularını da “Eğer bir baba olmasaydım yaşayabilir miydim, bilmiyorum” sözleriyle ifade etti.

KIZINA FİLMİNDE ROL BİLE VERDİ
Bradley Cooper ile Irina Shayk, 2005 ile 2019 arasında bir dargın bir barışık ilişki sürdürdüler. Bir ara nişanlanan ikili, sonra yollarını ayırdı. Geçtiğimiz yaz aylarında birlikte tatile çıkmaları barıştıkları konusunda iddialara yol açtı. Ama bu söylentiler gerçek çıkmadı.

Irina Shayk’ın adı bir süre Gisele Bundchen’in eski eşi Tom Brady ile anıldı. Bradley Cooper ise son dönemde top model Gigi Hadid ile birlikte.

Bradley Cooper, ilk sekiz ay gerçekten sevip sevmediğinden emin olamadığı kızı Lea’ya, hem yapımcılığını hem başrolünü üstlendiği Maestra filminde küçük bir rol verdi.

Hatta filmin galasında onunla birlikte podyuma çıktı. Minik Lea, bu şekilde erken yaşta anne ve babasının meslek heyecanını paylaşmış oldu.

NASIL DEĞİŞTİĞİNİ ANLATMIŞTI
Cooper, Ellen De Generes’in programına konuk olduğunda “baba olmanın kendisini her anlamda değiştirdiğini” söylemişti.

Sekiz kez Oscar adayı olan oyuncu Bradley Cooper, baba olduktan sonra içindeki çocuğu, yargılanmaktan korkmadan kucaklayabildiğini anlatmıştı.

Cooper, yeniden oyuncaklarla oynamaya başladığını, saatlerce çizgi Film izlediğini ve bunu yaptığı için hayatını boşa harcıyormuş gibi hissetmediğini de belirtmişti.

Lea, Bradley Cooper ile Irina Shayk’ın inişli çıkışlı ilişkisinden dünyaya geldi. 

Irina Shayk kızına hamile olduğunu açıklamadan kısa süre önce Victoria’s Secret defilesinde boy göstermişti. Bir başka deyişle kızı Lea, daha anne karnındayken podyuma çıkmıştı,

 

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/simdi-baba-olmasaydim-olurdum-diyor-ama-ilk-sekiz-ay-kizimi-gercekten-sevdigimden-emin-degildim/feed/ 0
Ünlü oyuncu ‘Kimseye güvenmiyorum’ deyip karısının memleketine taşınmıştı… Sessiz sedasız çocukları dörtlemişler! https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/unlu-oyuncu-kimseye-guvenmiyorum-deyip-karisinin-memleketine-tasinmisti-sessiz-sedasiz-cocuklari-dortlemisler/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/unlu-oyuncu-kimseye-guvenmiyorum-deyip-karisinin-memleketine-tasinmisti-sessiz-sedasiz-cocuklari-dortlemisler/#respond Sun, 17 Mar 2024 21:12:40 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=6497 Hatta bazıları durumu bir adım daha ileri taşıyıp doğduğu yere yani köklerine dönüyor. Belki mesleğinden emekli olmuyor ama yine de hayatının hatırı sayılır bir bölümünü orada geçiriyor.

Birçoğuna sorarsanız da o pırıltılı dünyanın gürültüsünden patırtısından uzak yaşamak hem ruhsal hem de bedensel sağlıklarına gayet iyi geliyor.

İşte ünlü oyuncuyla meslektaşı da bunlardan biri. Ama onların durumunda söz konusu olan yakışıklı aktörün ‘hanım köylü’ olup karısının memleketine taşınması. Bu uğurda ülkesini bile değiştirmesi.

Pırıltılı dünyadan uzak yaşayan, sadece film galaları ya da ödül törenleri gerektirdiğinde spot ışıklarının altına, kamera karşısına çıkan bu ünlü çiftten bir de mutlu haber geldi. Meğer sessiz sedasız bir bebek sahibi daha olup çocuk sayısını dörde çıkarmışlar.  

KARISININ MEMLEKETİNE TAŞINDI
Kendine gözlerden uzak, daha doğal ortamda bir hayat kuran, ailesiyle birlikte sakin bir yaşam tercih eden bu yakışıklı oyuncu, rol aldığı Pearl Harbour başta olmak üzere birçok yapımla genç yaşta ünlü olan Josh Hartnett…

Bugün 45 yaşında olan Hartnett, 2021 yılından bu yana İngiliz oyuncu Tamsin Egerton ile evli. Üstelik de doğup büyüdüğü ABD’yi bırakıp daha sakin bir yaşam için Egerton’ın memleketine yani İngiltere’ye, bir kırsal bölgeye taşındı. 

Josh Hartnett, son olarak sezonun en iddialı yapımlarından biri olan Oppenheimer adlı film için kamera karşısına geçti. Bu yüzden de mesleği gereği gala, ödül töreni gibi etkinliklere katılıyor Tambin Egerton ile birlikte. x

Geçen hafta yapılan Sahne Oyuncuları Ödülleri gecesi de bunlardan biriydi. Hartnett ile Egerton, o gecede birlikte kameralar karşısına çıktı.

Amerikalı Josh Hartnett ile İngiliz oyuncu Tamsin Egerton, birlikte rol aldıkları bir projede tanışıp birbirlerine aşık oldular. Hartnett, daha sakin bir hayat için karısının memleketinde bir hayat kurdu. 

MUTLU HABERİ DE LAF ARASINDA SÖYLEDİ
O gece ise içlerinde bambaşka bir heyecan vardı. Çünkü ünlü çift, bir süre önce ailelerini biraz daha genişletti ve bir bebek sahibi daha oldu. Hartnett, bu mutlu haberi de Gold Derby adlı internet sitesiyle yaptığı röportajda ifade etti.

Hartnett, siteye verdiği röportajda, ailesiyle birlikte yaşam koşullarından da söz etti: ” Dört tane çocuğum var, ayrıca şehir dışında yaşıyorum.. Bir yandan çalışıyorum ve aileme bakıyorum” diye konuştu.

ARTIK KARISININ MEMLEKETİNDE YAŞIYOR 
Meraklı gözlerden ve hatta gösteri dünyasının ışıltısından uzakta bir hayat süren Josh Hartnett ile Tamsin Egerton, bir süredir Hollywood’da da yaşamıyorlar. 

Birlikte oynadıkları The Lovers filminin setinde tanışan Hartnett ile Egerton, 2021 yılında evlendi. Ama ondan önce 2015 yılında ilk çocukları dünyaya geldi. Ardından 2017 ve 2019 yılında da ikinci ve üçüncü bebekleri doğdu.

Hartnett’in söylediğine göre kısa süre önce aralarına bir yeni bebek daha katıldı. Bu şekilde de dört çocuklu bir aile oldular.

Bu arada Hartnett ile Egerton, ABD’den İngiltere’ye taşındı. Orası ise Tamsin Egerton’ın memleketi. Ünlü çift, Güney İngiltere’de Surrey ve Sussex sınırına yakın bir kırsal bölgede yaşıyor.

‘GÜVENECEĞİM KİMSE KALMAMIŞTI’
Josh Hartnett, bundan bir süre önce verdiği röportajda Hollywood’dan taşınmak istediğini çünkü orada güvenebileceği kimse olmadığını söylemişti.

Hartnett bu konuda katıldığı bir sohbet programında şunları söylemişti: “Hollywood’dan uzak durmak akıl ve ruh sağlığım için en iyisi.”

Hartnett, birkaç yıl önce yüksek bütçeli filmlerde oynamama kararı almıştı. Bunun nedenini de “Kimseye güvenemiyordum” diye anlatmıştı. Sonra da sözlerini şöyle sürdürmüştü: “Bütün dergilerin kapağındaydım. Bir yere gidemez olmuştum. Kendimden hoşnut değildim. Yalnız hissediyordum ve kimseye güvenmiyordum.”

MESLEĞİ AZ DA OLSA ETKİLENDİ
Josh Hartnett, Hollywood’un pırıltılı hayatından uzaklaşıp İngiltere’de kırsal bölgede yaşamanın mesleğini az da olsa etkilediğini anlattı:

“Bana hala rol teklifleri geliyor. Ama eskiden Hollywood’da yaşarken beğendiğim bir rol olduğunda onu ele geçirme şansım daha fazlaydı. Şimdi oynamak istediğim bir rol olduğunda biraz mücadele etmem gerekiyor. Ama sorun yok. Bu rolü aldığınızda daha büyük bir ödül kazanmış gibi hissediyorsunuz.”

Josh Hartnett’in filmografisinde 1990’lı yılların unutulmaz yapımlarından biri olan Pearl Harbour’un yanı sıra Kara Şahin Düştü, Sin City, Target Number One gibi yapımlar da bulunuyor. Hartnett son olarak sezonun en iddialı filmlerinden biri olan Oppenheimer için kamera karşısına geçti.

 

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/unlu-oyuncu-kimseye-guvenmiyorum-deyip-karisinin-memleketine-tasinmisti-sessiz-sedasiz-cocuklari-dortlemisler/feed/ 0
Dışı çok mütevazı ama içi çok kibirli https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/disi-cok-mutevazi-ama-ici-cok-kibirli/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/disi-cok-mutevazi-ama-ici-cok-kibirli/#respond Thu, 14 Mar 2024 21:51:17 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=6419 Aynı gün gösterime giren Warner Bros.’un “Barbie”si ve Universal Pictures’ın “Oppenheimer”ı pandemiden sonra toplam 2,3 milyar doların üzerinde gişe hasılatı elde ederek bir rekora imza attı. Bu da yetmedi yapımcı Charles Band yaşadığımız “Barbenheimer” çılgınlığını anlatan film yapacağını anons etti.

Barbenheimer etkisine kayıtsız kalmayan bir izleyici olarak iki filmi de sinemada izledim. Şimdiye kadar yapılmış en akıllı gişe filmlerinden “Oppenheimer”ı 2 kez daha izledim.

13 dalda Oscar adaylığı alan film bence 10 Mart’ta Oscar’ları silip süpürmeli. 

Neden mi?

Film, sadece atom bombasının babası J. Robert Oppenheimer’ın biyografisi değil, aynı zamanda Robert Oppenheimer’ın düşünceleri, duyguları, tarihin karmaşıklığı, hırs, vicdan ve bilimsel ilerlemenin getirdiği sorumlulukların da analizi.

Yönetmen , bu zeki adamların yok edici bir teknolojiyi geliştirirken kimsenin dikkate almadığı insan bileşenini ve duygusunu mükemmel bir şekilde yakalıyor.

Teknolojinin ahlaki sonuçlarını, zihindeki çatışmaları ve yapılanların karmaşıklığını hissettiriyor.

Filmde, başarılar övüldüğü gibi kötülükler de anlatıyor, ikiyüzlülükler dile getiriyor. “Oppenheimer”ı ilk izlediğimde tamamen şeffaftım.

Konu hakkında hiçbir bilgim yoktu. Gerçek olayların kurguyla çok güzel birleştirildiğini düşünmüştüm.

2 ve 3’üncü izleyişimde tasvirin yüzde 100’e yakın doğru olduğunu biliyordum.

Çünkü ‘Oppenheimer nasıl bir adamdı’ sorusunun yanıtını araştırdıktan sonra izlemiştim.

İlk büyük akademik dersini 12 yaşında vermiş. Metinleri orijinal dilinden okuma alışkanlığı varmış. Üçüncü ve dördüncü sınıfı bir yılda bitirmiş, sekizinci sınıfın yarısında üst sınıfa atlamış.

Dil öğrenme konusunda yeteneği varmış. Hollanda’ya konferans vermesi için davet edilmiş ve konferansı Hollandaca vererek herkesi şaşırtmış. Sadece 6 haftada Hollandacayı öğrenmiş.

Depresyonu yenmek için dört ay içinde üç psikiyatriye gitmiş ama Marcel Proust okuyarak depresyonunu hafiflettiğini söylemiş.

Kendi dünyasında yaşıyormuş. 1929’daki Wall Street çöküşünü olaydan 6 ay sonra öğrenmiş. Şiiri ve tasavvufu çok severmiş.

Arkadaşı France Ferguson onu ziyaret ettiğinde nişanlanmak üzere olduğunu söylemiş.

Oppenheimer habere sevineceğine bağırmaya başlayıp “Bu adam nasıl benden daha iyi olabilir” düşüncesiyle üzerine atlayıp arkadaşını boğmaya çalışmış.

“Flört yalnızca boşa harcayacak zamanı olan insanlar için önemlidir” demiş. Hatta Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’de profesörken kır randevusu için bir kızla buluşmuş. Buluştuktan sonra kızı randevuda unutup evine geri gitmiş.

Cambridge Üniversitesi’nden neredeyse kovulacakmış çünkü okuldaki hocasını zehirleyip öldürmeye kalkışmış.

Yetenekli bir müzisyenmiş ve piyano ve çello çalıyormuş.

Albert Einstein’ın arkadaşı ve meslektaşıymış.

Freeman Dyson (fizikçi ve matematikçi) Oppenheimer için “Çok iyi bir arkadaştı. Öte yandan, bilimsel konularda mantıksız boyutta acımasızdı. Çok önyargılıydı, insanlar hakkında çok hızlı karar verirdi ve bu son kararı olurdu” demiş.

Max Born (fizikçi ve matematikçi) “Şüphesiz çok yetenekli ama zihinsel disiplinden tamamen yoksun bir insandı. ” demiş.

Şiiri ve tasavvufu çok seven Oppenheimer, 16 Temmuz 1945’te Los Alamos, New Mexico’daki atom bombası patlamasından çıkan ateş topuna bakarken Hindu kutsal kitabı Bhagavad Gita’dan alıntı yapmış ve “Şimdi, dünyayı yok eden ölüm oldum” demiş.

Christopher Nolan sektörde bir sembol

Nolan, yönetmen olarak en sektörün en iyilerinden ama bence aynı zamanda harika bir yapımcı ve yazar.

“Dunkirk”, “Tenet”, “Interstellar”, “Inception”, “Oppenheimer” gibi senaryoları yazmak ne kadar çok araştırma ve zaman gerektiriyor hiç düşündünüz mü?

CGI (bilgisayar grafikleri) olmadan bu filmi yaratma yeteneği, teknoloji bilgisi, kimsenin denemediğini denemeye yönelik yaklaşımı Nolan’ın “Oppenheimer”ını saf sinema deneyimi yapıyor.

Hikâyeyi zaten bilseniz de senaryoya kendinizi kaptırıp Oppenheimer’ın yaşadığı duyguları yaşıyorsunuz.

 

 

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/disi-cok-mutevazi-ama-ici-cok-kibirli/feed/ 0
İşte sanat aşkı buna denir! Usta aktör film çekiminde iki bacağını kırdığını 10 yıl sonra öğrendi https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/iste-sanat-aski-buna-denir-usta-aktor-film-cekiminde-iki-bacagini-kirdigini-10-yil-sonra-ogrendi/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/iste-sanat-aski-buna-denir-usta-aktor-film-cekiminde-iki-bacagini-kirdigini-10-yil-sonra-ogrendi/#respond Wed, 21 Feb 2024 21:44:32 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=5139 Ancak kimi oyuncular da en zorlu ve ölümcül çekimlerde bile kendilerini tehlikeye atıp dublör kullanmayı reddediyor. Bunun en bilinen örneklerinden biri de Tom Cruise’un dublörsüz çektiği ve ölüm tehlikesi geçirdiği sahneler olsa gerek…

Russel Crowe’un başrolünü oynadığı Gladyatör hâlâ sinema tarihinin en sevilen filmlerinden biri… Filmin ikincisi bu yılın sonlarına doğru gösterime girecek: Bu kez başrolde son dönemin gözde aktörlerinden Paul Mescal var

AKSİYON FİLMLERİNDE DUBLÖR KULLANMAMASIYLA TANINIYOR

Şimdilerde yeni filmi Land of Bad’in (Kötüler Ülkesi) gösterime girmesinin heyecanını yaşayan usta aktör Russell Crowe da sık sık rol aldığı filmlerde dublör kullanmaması ve zor çekimleri kendisinin gerçekleştirmesiyle anılıyor.

Verdiği son röportajda herkesi şaşkına çeviren Crowe, başrolünü oynadığı Robin Hood filminin çekimlerinde iki bacağını birden kırdığını anlattı.

Daha da şaşırtıcısı, yıldız oyuncu çekimler sırasında bacaklarının kırıldığını film çekilip vizyona girdikten 10 yıl sonra öğrendi!

YILLAR ÖNCE SETTE NE YAŞADIĞINI BÜYÜK BİR ŞOK GEÇİREREK ÖĞRENMİŞ

Aksiyon gerilim türündeki yeni filmi Land of Bad’in tanıtımı için son zamanlarda sık sık röportajlar veren Russell Crowe yıllar önce başından geçenleri ilk kez anlattı.

Usta aktör Gladyatör’ün başarısının ardından tarihi aksiyon filmlerinde rol almaya devam etmişti… Robin Hood filmi de 2009’da çekildi ve 2010’da gösterime girdi

 

Crowe, Robin Hood filminin çekimleri sırasında sete kurulan bir kalenin iskelesinden kaya gibi sert ve engebeli bir zemine atlamıştı. Usta aktör yaşadığı bu korkunç anı anlatırken “Zemini hazırlamalı ve atlayacağım yere yumuşak bir şey sermeliydik aman ama solan ışıkta çekimi tamamlamak için acelemiz vardı” dedi.

“Etrafta yüzlerce figüran varken, oklar havada uçuşurken ve yakılan ateşlerle kale cayır cayır yanarken geri çekilmek mümkün değildi” diye hatırlıyor Crowe o anları. Ve ekliyor “Atlarken, ‘Bu acıtacak’ diye düşündüğümü hatırlıyorum”.

Filmin zorlu akiyon sahnelerinde kendi oynayan Crowe çekimler başlamadan önce form tutmak için sık sık bisiklet üzerinde görüntüleniyordu

CANI ÇOK YANDI AMA KİMSELERE OLANLARI SÖYLEMEDİ

Çarpmanın etkisiyle ayaklarının üzerine inmeyi hedefleyen aktör, engebeli zemine önce topuklarının çarptığını hissetti: “Sanki vücudumda bir elektrik şoku patladı” diyor. “Büyük bir film çekiyorduk, çekimlerin son ayı çok zordu. Benim için yürümenin bile zor olduğu birkaç hafta geçirdim”.

Russell Crowe yaşadığı bu sakatlığı filmin prodüksiyon ekibiyle hiç konuşmamıştı. Canı çok yanmasına rağmen bir gün bile izin almamış, çekimler aksamasın diye sete her gün gitmeye devam etmişti.

Dublör kullanmayan yıldız oyuncu sette iki bacağını birden kırdığını fark etmemiş, çekimlere ve sonraki yaşantısına öylece devam etmişti

10 YIL SONRA “GARİP AĞRILARA” DAYANAMAZ HALE GELMİŞTİ

Aradan on yıl geçtikten sonra Crowe, alt bacaklarında “çok garip ağrılar” olduğunu söyleyerek MR ve röntgen çektirmek için doktora gitmiş.

“Ciddi bir şey olmadığını düşünüyordum” diyor yıldız oyuncu: “Uzun bir New York kışı boyunca çalıştıktan sonra vücudum egzersize ve güneş ışığına hasret kalmıştı” diye düşünmüş ve ağrılarının sebebinin de bu olduğunu sanmış…

Bir dönem aldığı kilolarla çok konuşulan usta aktör yavaş yavaş sinemayı bırakıp emekli olmaya hazırlandığını söyleyerek hayranlarını üzmüştü… Russell Crowe nisan ayında 60. doğum gününü kutlayacak

“SİZ BU BACAKLARI NE ZAMAN KIRDINIZ!”

Doktor röntgen filmlerine bakıp “Bacaklarınızı ne zaman kırdınız?” diye sorduğunda ise yıldız isim şok olmuş. Crowe “Sanırım doktor her iki kaval kemiğindeki kırık kalıntılarını görebiliyordu” diyor. O da doktora sette yaşadığı o büyük acıyı hatırlayıp “10 yıl önce olabilir mi?’ diye sormuş.

Crowe’un aklına hemen Robin Hood setinde yaşadıkları gelmişti. “Görünüşe göre o filmi iki kırık bacakla bitirmişim” diye ekliyor: “Hepsi sanat içindi. Alçı yok, atel yok, ağrı kesici yok, sadece işe devam ettim ve zamanla kendi kendilerine iyileştiler…

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/iste-sanat-aski-buna-denir-usta-aktor-film-cekiminde-iki-bacagini-kirdigini-10-yil-sonra-ogrendi/feed/ 0
‘Hayatla Barış’ için geri sayım başladı https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/hayatla-baris-icin-geri-sayim-basladi/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/hayatla-baris-icin-geri-sayim-basladi/#respond Sun, 18 Feb 2024 21:21:30 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=4922 Taner Ölmez’in Barış Telli’yi canlandırdığı filmin muhteşem oyuncu kadrosunda yer alan diğer isimler ise Nazan Kesal, Bülent İnal, Gürkan Uygun, Biran Damla Yılmaz, Sinan Tuzcu, Erkan Üçüncü, Arben Akış, Alara Turan, Mekin Sezer, Gurur Çiçekoğlu ve Devrim Kabacaoğlu. ‘Hayatla Barış’, 23 Şubat’ta vizyona girecek.

‘İnsanlar umutla ayrılacak’
‘Türkiye’de yapılmış en büyük prodüksiyonlu gerçek bir umut filmi’
Barış Telli’yi oynayan Taner Ölmez, “Benim için özel bir proje… Farklı bir iş. Çalışması çok zordu. Fiziksel anlamda inanılmaz zordu. Barış yükümün yüzde 70-80’ni aldı. Duygusal anlamda Barış ve arkadaşları çok müsade etmedi. Hemen beni aralarına aldılar. Aralarında yabancılık çekmedim. Fiziksel anlamda zorlandım. Değnekle iki tur atın bakın neler oluyor. Böyle iyi insanın hayatını oynamak çok değerli. Her dakika yanımdaydı. Eve iş götürdüğüm projeydi. Ellerimde nasırlar var geçmedi. İyi ki varlar ama… Türkiye’de yapılmış en büyük prodüksiyonlu gerçek bir umut filmi… Bu filmde de insanlar ağlayacak ama sonunda umutlu ayrılacaklar. Futbol Türkiye’de en sevilen şey. Bu filmin, dili, dini ve ırkı yok” dedi.

‘Taner beni çok güzel yansıttı’
Telli, “Duygusal anlar yaşıyorum. Kendimi spora adayan biriyim. Sadece spor değil, bir insana umut ve dokunmak için yola çıktım. Taner beni çok güzel yansıttı. Yıllar önce Taner’i izlediğim zaman, ‘Ne kadar çok bana benziyor’ demiştim. Sonra beni canlandırdı. Taner’in elleri patlamasına rağmen, ‘Yarın dinlenelim’ diye söyledim ama o devam etti, çalıştı. Koltuk değnekleriyle ona ödev verdim. İnsanlar yaşarken de anılmalı…Bu film bu yönüyle de bambaşka bir proje. Bu filmi Türkiye’den sonra dünyaya da izletmek istiyoruz” diye konuştu.

‘Hayatı hepimizi etiketledi’
Bülent İnal, “Bu serüven hepimize güzel anlar yaşattı. Barış özel biri… Hayatı hepimizi etiketledi, İzleyen herkesin üzerinde de kalıcı hisler bırakacak ” şeklinde konuştu.

‘Evrensel bir film’
Nazan Kesal, “Her insanın karakteri kaderidir düşüncesinden yola çıkarak Barış’ın o kadar güçlü karakteri ve kişiliği varmış ki hayal kurmayı, umudu elden bırakmayan özel biri… Böyle projede olmak gurur verici. İnsana dair evrensel bir film. Gerçek bir umut hikayesi… Barış’lara umut olacak. Ailelere, özellikle annelere sesleniyorum bu anlamda evlatları varsa bu filmi izlesinler. Cesaret bulacakları film” ifadelerini kullandı.

‘Çocuğuma Barış adını verdim’
Filmin yapımcısı Hünkar Doğan, “Antrenmanlara gittiğimde Taner’in avuçlarından kanlar geliyordu. Mesleğe olan inancı onu durdurmadı. Projenin amacı çok güçlü. Bir felaketten sonra Barış umuda dönen bir karakter. Barış’ı aslında dünya tanıyor. Biz sadece Türkiye’de değil dünyada küçük kasabalara kadar eve girmek ve umut dağıtmak istiyoruz. 2.5 yıllık bir proje… 22 aylık çocuğum var adını Barış koydum. Büyüdüğü zaman, öyle bir kişinin ismini taşıdığını bilsin ki, hayatında çıkabileceği engelleri nasıl aşabileceği bir rol modeli olsun. Dünyada herkese bu yapım umut olacak. Tamamen insan ve umut hikayesi…” açıklamasını yaptı.

Medya Door / Hünkâr Doğan ve GC Prodüksiyon ortak yapımcılığında, Ekin Pandır’ın yönetmenliğinde çekilen film, Caner Erzincan ve Koray Yeltekin’in senaryosuyla sımsıcak bir umut hikayesi olarak sinemaseverlere hediye ediliyor. Sektöründe ismini altın harflerle yazdıran Fahir Atakoğlu’nun da müziklerini yapacağı film, bu yönüyle de sinema tarihinde önemli bir yere sahip olacak.

 

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/hayatla-baris-icin-geri-sayim-basladi/feed/ 0
‘Seni o gün gördüm… Oradaki herkesten çok farklıydın’… Bir dans etti, ortalık yıkıldı: O şimdi çok ünlü! https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/seni-o-gun-gordum-oradaki-herkesten-cok-farkliydin-bir-dans-etti-ortalik-yikildi-o-simdi-cok-unlu/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/seni-o-gun-gordum-oradaki-herkesten-cok-farkliydin-bir-dans-etti-ortalik-yikildi-o-simdi-cok-unlu/#respond Sat, 27 Jan 2024 21:21:24 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=3030 Bu ünlü, aslında çok genç yaşlarından bu yana kamera karşısında. Ama henüz 30 yaşına ulaşmadan oynadığı iki film ve özellikle de onlardan birinin bir sahnesi sayesinde bir anda kariyerinde zirveye çıktı. Sonra da gerisi geldi zaten.

Sinema sanatının son 30 yılına damga vuran bu ünlü; çok izlenen ve gişe rekorları kıran filmlerde oynadı. İlerleyen yaşına rağmen de kariyerini hala eskisi kadar hızlı bir şekilde sürdürüyor.

YILLAR ÖNCE KUZENİYLE BİRLİKTE 
Büyük olasılıkla fotoğrafa bakar bakmaz tanıdınız onu. Ama biz bir kez daha hatırlatalım… Bu ünlü Salma Hayek’in ta kendisi.

Hayek, 40 yıl önce kuzeni Arturo ile birlikte çekilen bir gençlik fotoğrafını Instagram hesabından paylaştı.

Fotoğrafın çekildiği dönemde henüz 20’li yaşlarının başında olan Hayek’in saçlarının modeli dikkat çekti en çok. Üzerinde kot pantolon, gömlek ve kalın montu ise dönemin modasını yansıtıyordu.

Hayek’in bu paylaşımı takipçilerinden çok sayıda övgü dolu yorum ve beğeni aldı. Ünlü oyuncunun bir takipçisi, onu 80’li yıllarda Meksika’da bir restoran açılışında gördüğünü belirterek “Oradaki en çekici kız sendin” diye yazdı. Hayek’in o sırada restoranda bulunan diğer kızlardan çok daha farklı bir ışığa sahip olduğunu belirtti.

Salma Hayek, Hollywood’a adım attığı ilk dönemde Latin güzelliğinin simgesi olarak görülüyordu. Aradan geçen zaman içinde bu durum değişmiş değil. 

MEKSİKA’DA DOĞDU… BABASI LÜBNANLI
Salma Hayek, 1966 yılında Meksika’da dünyaya geldi. Babası Sami Hayek Dominguez, Lübnan kökenli. Annesi ise aile kökleri İspanya’ya uzanan bir Meksikalı.

Hayek, yıllar önce yaptığı bir açıklamada kendini yüzde 50 Lübnanlı, yüzde 50 de İspanyol hissettiğini söylemişti.

Salma Hayek, oyunculuk konusundaki yeteneğini belli ki annesinden aldı. Çünkü annesi Diana Jimenez Medina, bir opera şarkıcısıydı.

Hayek ile ilgili olarak belki de bugüne kadar bilmediğiniz bir ayrıntıyı yeri gelmişken hatırlatalım. Çocukluk yıllarında disleksi yüzünden zorluklar yaşadı ünlü oyuncu.

Fakat bunları aştı ve üniversite mezunu oldu. Hayek’in yüksek öğrenimini uluslararası ilişkiler alanında yaptığını da hatırlatalım.

Hayek ile ilgili başka bir ayrıntı daha. Doğup büyüdüğü Meksika’dan kariyerini geliştirmek için ABD’ye giden Hayek, 2011’de verdiği bir röportajda kendisi için yeni olan bu ülkede bir süreliğine yasa dışı göçmen olarak yaşadığını da söylemişti.


İNGİLİZCE AKSANI YÜZÜNDEN ZORLUK ÇEKTİ

Hayek’in kariyerine dönersek… İlk olarak 1988 yılında Meksika’da yayınlanan Nuevo Amanecer adlı dizide kamera karşısına geçti. Bu sayede de gelecek vaad eden yıldız olarak ilk ödülünü kazandı.

Ardından Meksika’nın o dönemdeki en çok izlenen dizilerinden biri olan Teresa’da oynadı. Bu sayede de ülkesinde bir yıldıza dönüştü. Bu yapım tam iki yıl ve 125 bölüm devam etti.

Bunun ardından Hayek, kariyerini sinema dünyasının kalbinin attığı Hollywood’a gitmeye karar verdi. İngilizce dersleri alarak işe başladı. Birçok oyuncunun yetişmesine katkıda bulunan Stella Adler’den oyunculuk dersleri aldı.

O dönemde bütün kapılar Salma Hayek’in önünde ardına kadar açılmadı elbette. Latin olduğu ve İngilizceyi aksanlı konuştuğu için birçok zorluk yaşadı.

Bir röportajında bu konuda şunları söylemişti Hayek ” Hollywood’da Latin kökenli kadınlar için yer yoktu. Ayrıca İngilizce aksanımın film izleyenlerde sanki ben hizmetçiymişim gibi bir izlenim uyandırdığını söylediler.”

MASA ÜZERİNDE YILANLI  DANS 
Bu süreçte Salma Hayek, birçok TV dizisinde konuk oyuncu olarak kamera karşısına geçti. İşte o süreçte kariyerindeki dönüm noktasının mimarı olan yönetmen Robert Rodriguez ile tanıştı.

Önce 1994 yılında Roadracers aldı yapımda birlikte çalıştılar. Bunun ardından da tam bir yıl sonra kendisi de Meksika kökenli olan Rodriguez’in yönettiği Desperado adlı film geldi.

İspanyol oyuncu Antonia Banderas ile birlikte kamera karşısına geçtiği bu film, Salma Hayek için bir dönüm noktası oldu. Onu bir Hollywood yıldızı haline getirdi.

Hayek, Desperado’nun bir yıl sonrasında ise yine Rodriguez ile From Dusk Till Dawn (Gün Batımından Şafağa) adlı filmde çalıştı.

İşte o filmdeki dans sahnesiyle de bir daha çıkmamak üzere hafızalara kazındı. O artık bir Hollywood yıldızıydı.

ABD’ye gittiği ilk dönemde İngilizce aksanını beğenmeyen yapımcılar, onun peşinden koşmaya başladı.

Ondan sonra da ardı ardına yıldızı iyice parlatan yapımlar geldi.

Hayek’in önemli rollerini Antonio Banderas ile paylaştığı Desperado, onun Hollywood kariyerinde bir dönüm noktası oldu. 

HAYATININ PROJESİ 
Hayek Meksikalı ressam Frida Kahlo’nun hayatını beyazperdeye taşıdığı Frida adlı filmle ise en büyük hayallerinden birini gerçekleştirdi.

Sonradan itiraf ettiğine göre bu uğurda Hollywood yıldızlarının neredeyse hepsine tacizde bulunduğu ardı ardına gelen itiraflarla ortaya çıkan Harvey Weinstein’a bile katlandı. Bu film ona 2003 yılında en iyi kadın oyuncu Oscar’ın getirdi.

İSTEYEN İSTEDİĞİNİ DÜŞÜNSÜN
Oynadığı yapımlar bir yana Salma Hayek, bugün dünyanın en zengin insanlarından biri olarak tanınan Francois Henri Pinault ile mutlu bir evlilik sürdürüyor.

2009 yılında İtalya’nın Venedik kentinde gösterişli bir törenle evlenen çiftin Valentina Paloma adında 16 yaşında bir kızı bulunuyor.

Hayek bir dönem kocasıyla para için evlendiği iddialarıyla gündeme gelmişti. Güzel oyuncu, bu konudaki iddialara da “Paranın bununla bir ilgisi yok. Ama; tamam siz ne isterseniz onu düşünün” diyerek yanıt vermişti.

Salma Hayek, birlikte geçirdikleri yıllar içinde Pinault ile aşklarının daha da güçlendiğini belirtip hakkında söylenenlere gücenmediğini hatta aldırış bile etmediğini sözlerine eklemişti.

Salma Hayek’in kızı Valentina Paloma artık büyüdü ve genç kız oldu. Zaman zaman gala ve ödül törenlerinde annesine eşlik ediyor. 

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/seni-o-gun-gordum-oradaki-herkesten-cok-farkliydin-bir-dans-etti-ortalik-yikildi-o-simdi-cok-unlu/feed/ 0
3391 kilometre mesafede aşk https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/3391-kilometre-mesafede-ask/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/3391-kilometre-mesafede-ask/#respond Wed, 17 Jan 2024 21:27:45 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=2324  Öncelikle hayırlı olsun diyelim, “3391 Kilometre” kitabınız film oldu. Nasıl hissediyorsunuz?

– Beyza Alkoç: İlk kez bir kitabım film oluyor, aşırı heyecanlıyım. Kitap da elime ilk geldiğinde çok heyecanlanmıştım ama bu seferki bambaşka bir heyecan. Aslında başta biraz çekinerek yaklaşmıştım film projesine. “Acaba kitabım yeterli mi film olmak için” diye çok düşündüm. Ama ortaya çıkan sonuç çok içime sindiği için şimdi iyi ki böyle bir işe girişmişiz diyorum.

 “3391 Kilometre”, sosyal medyadan tanışan iki gencin uzak mesafe ilişkisini anlatıyor. Filme aktarılırken çok değişiklik oldu mu hikâyede?

– Kitapta karakterlerin daha çok iç dünyalarına yer verdiğim için, ufak tefek eklemek gerekiyordu ki heyecanı bir tık artıralım. Kitabı çok küçük yaşta yazdığımdan film için yetersiz kalan noktalar vardı. O nedenle eklemeler yaptık tabii.

16 YAŞINDAYKEN YAZDIM

Kaç yaşında yazdınız kitabı?

– 16 yaşında. Film öncesinde çok toplantı yaptık, “Şu yaşımda yazsaydım kitabı, nasıl bir şey olurdu” diye fikirler ürettik. Senaryoya da katkıda bulundum, senaristimiz Fulya Özcan sağ olsun fikirlerime önem verdi. Değişiklikler yaptık ama okurlar Ege ve İzmir’in yani baş karakterlerimizin aşkını o kadar çok seviyor ki, onlara dokunmak istemedik. O aşkı olduğu gibi yansıttık. Sadece etraflarındaki olaylara, yan karakterlere dokunduk.

ARTIK ELEŞTİRİLERİ DAHA ÇOK DİKKATE ALIYORUM

 Daha önce Wattpad’de tefrika gibi mi yayınlıyordunuz yazdıklarınızı?

– Evet. Belli bir yayın günü ve saati vardı. Dizi bekler gibi bekliyorlardı. 1-2 dakika geciksem, mesajlar geliyordu “Nerede kaldın” diye. Hatta bir de rutinimiz vardı. Her bölümün başına “Şimdi sessiz bir odaya geçelim, ışıklarımızı kısalım ve öyle okuyalım” diye yazardım. Geçen gün filmimizin fragmanının altına bunu yazdıklarını gördüm sosyal medyada, çok duygulandım.

Peki yazdıklarınıza “Neden böyle yaptırdınız karaktere, keşke şöyle olsaydı” şeklinde yorumlar yapıyor muydu takipçileriniz?

– Tabii ki. Son zamanlarda eleştirileri daha çok dikkate aldığımı söyleyebilirim. O yaşlarda insan kafasının dikine gitmeyi seviyor…

ERGENLİĞİMDE TWILIGHT FANIYDIM

Kaç yaşından beri yazıyorsunuz?

– 13 yaşından beri. İlk kitabım da 16 yaşındayken basıldı.

Yazmak için okumak da gerekiyor tabii. Ne tür kitaplara meraklıydınız o dönem?

– ‘Fan’ kelimesi var ya, ben onun tam karşılığıydım! Ergenliğimi “Twilight”ın çok meşhur olduğu dönemde yaşadım. Zaten Stephenie Meyer’i deli gibi okuyordum. O dönem vampir hikâyeleri yazmaya çok özenirdim. Daha sonra okuma tarzım biraz daha Sophie Kinsella’ya kaydı. Chick lit, tema olarak çok tüketilir. O dönemde dedim ki; “Ben bu tarz şeyler yazmak istiyorum”. Kitap dediğimiz şey bir noktada insanlara dizi izlemek, film izlemek, oyun oynamak gibi eğlenceli vakit geçirten bir içerik aslında. Ve ben kendi ergenliğinde chick lit okumayı çok sevdim.

 “3391 Kilometre” tür olarak hangi kategoriye giriyor?

– Genç kurguya giriyor. “Aynı Yıldızın Altında” tarzında serilere benzetebiliriz. Aşk romanı olarak niteleyemiyorum tam olarak, çünkü aşk romanı dediğim zaman aklıma daha yetişkin aşk romanları geliyor. Karakterlerin 18-19 yaşlarındaki hayatla mücadelelerini ve kendilerini tanıma süreçlerini de işliyorum bir yandan.

 Türk yazarları okur musunuz?

– Aslı Biçen’i çok severim. Tüm kitaplarını okudum. Ege Soley’i de severim. Diline bayılırım.

YAYINCILIK SEKTÖRÜNDE ÇEVİRMEN OLARAK YER ALMAYI HAYAL EDİYORDUM

  Üniversitede ne okudunuz?

– Beyza Alkoç: İngiliz Dili ve Edebiyatı. Ben hep yayıncılık sektöründe çevirmen olarak yer almayı hayal ederdim. Şimdi yine yayıncılık sektöründeyim ama farklı bir şekilde…

 Sizi kalbinizden vuran İngiliz yazarlar var mı?

–  “Karantina” romanımda çok fazla Shakespeare alıntısı kullanmıştım. Öğrencilik dönemimde sınavlara çalışırken sevdiğim bölümleri not alırdım, kendi romanımda yer vermek için. Shakespeare’i çok severim.

  “3391 Kilometre”de karakterlerden biri Paris’te yaşıyor. Siz Paris’te yaşadınız mı?

– Yaşamadım ama çok gittim geldim. Benim için çok büyük bir hayaldi Paris’e gitmek. “3391 Kilometre”yi yazdıktan sonra kazandığım ilk parayla oraya gittim.

 Tipik bir aşk filmi değil bu. Aynı zamanda günümüz ilişkilerini sorgulayan, yeni dünya sisteminin zorlukları ve yeni kuşağı anlatan derinlikli bir film, öyle değil mi?

– Bir de karakterler kusursuz değil. Kusurlu karakterlerimiz var ve bu çok gerçek bir şey bence. İkisinin dahil olduğu bir sosyal medya grubu var ve arkadaşlarının hepsi farklı şehirlerde yaşıyor. Bir grubun uzak mesafe arkadaşlığını da işliyoruz. Ve baş karakterlerin geçmiş yaşamlarındaki travmalarını da. O açıdan çok yönlü bir film. Bir sahnede gülerken, bir diğer sahnede ağlarken bulacağız kendimizi.

İNTERNETTEKİ OYLAMALAR

 Deniz Bey, “3391 Kilometre” genç kuşağa hitap eden bir proje. Casting’i yaparken nelere dikkat ettiniz?

– Deniz Enyüksek: Böcek Film’le bu iş için anlaşıldığında, ben projede henüz yoktum. Ama Ömer Abi’yle (Ömer Faruk Sorak) çalışıyordum. Onun Derya’ya (Derya Pınar Ak) “Bir film var, seninle çalışmak istiyorum” dediğini duydum. “Umarım ben çekerim bu işi” diye geçirmiştim içimden. Ömer abi benim sinemayla olan bağımı gördüğü için “Sen yapar mısın” diye sordu sonra. “Seve seve” dedim. Ben dahil olduğumda, ‘İzmir’ karakteri için zaten Derya seçilmişti. Beyza’nın okurlarının internette yaptığı oylamalar vardı, “3391 Kilometre film olsa İzmir’i ve Ege’yi kim oynar?” diye. Haktan’la Derya’nın rol aldıkları dizilerden sahnelerini de alıp klipler hazırlamışlar. Onlar zaten çoktan karar vermişlerdi yani.

KİTAPTAKİ EGE’YE ÇOK KIZIYORDUM

◊ Karakterlerin biri Paris’te, diğeri İzmir’de…

– Deniz Enyüksek: Evet, daha sonra kızımız İzmir’den İstanbul’a taşınıyor.

◊ Başrol oyuncularınız nasıl oynadı? Kitaptaki o iki kişiyi gördünüz mü karşınızda?

– Birebir karşılığını gördüm. Ben kitaptaki Ege’ye çok kızıyordum. Çünkü ailesini kaybetmiş bir kıza haksızlık yaptığını düşünüyordum. Hatta sette Haktan’la konuşurken “Zaten bu karakter uyuz, sen de beni zorlama” diye tartıştım tatlı tatlı.

HAKTAN’A BAŞTA ÇOK UYUZ OLDUM

◊ Ahmet Haktan Zavlak zorladı mı sizi çekimlerde?

– Deniz Enyüksek: Derya’yla 3 yılda üç proje yaptık. Haktan’la ilk kez çalıştım. Çok uyuz oldum başta Haktan’a. Çünkü düşündüğü şeyi hemen söyleyen birisi. Mesela ben ona “Şöyle yapalım” dediğimde o bana hemen bir fikirle geliyordu. Ama bir noktada o duvarlarını kaldırıyor. Yani finalde birbirimize sarıldığımız bir iş yaptık. İkisinden de çok razıyım.

BÜTÇEMİZ 40 MİLYON LİRANIN ÜSTÜNDE

Gişe beklentiniz nedir?

– Deniz Enyüksek: 1 milyonu rahat aşar.

O zaman devamı da gelir sanırım…

– Seve seve. Kitabın devamı var; “0 Kilometre”. İkinci kitapta hikâye daha çok Fransa’da geçiyor. Olursa büyük zevkle yaparız.

Büyük bütçeli bir film mi bu?

– PR ve bütün her şey dahil olmak üzere Otto Holding’in açıkladığı rakam, 40 küsurdu diye hatırlıyorum.

 

 

 

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/3391-kilometre-mesafede-ask/feed/ 0
Ovacık’taki sosyete https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/ovaciktaki-sosyete/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/ovaciktaki-sosyete/#respond Fri, 05 Jan 2024 09:15:42 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=1759 Sizinle uzun yıllardır tanışıyoruz Nursel Hanım. Çok yönlü bir sanatçısınız. Siz kendinizi nereye oturtuyorsunuz sanat dünyasında?

– Kendimi direkt oturtturduğum bir nokta yok. İnsan hayatında doğal bir akış vardır ya hani, büyürsün, bir meslek edinirsin, emekli olursun. Bende öyle olmadı. 17 yaşına kadar Malatya’da yaşadım. Liseyi bitirdikten sonra yurtdışına gittim. Almanya’daki öğrencilik dönemimi ayrı bir yere koyuyorum, mimarlık dönemimi ayrı bir yere, stand-up ve kabare yaptığım dönemi ayrı bir yere koyuyorum. Yazmayla da ilgili bir dönemim var. Kabare tekstleri ve şiirle başladı, sonra romana dönüştü. Benim hayatım sanki altı-yedi farklı kadının hayatı gibi. İçinde bulunduğum sanatın her dalı hem birbirini besleyen hem de hayatımı, oyunculuğumu destekleyen şeyler oldu.

Almanya demişken, sizin de rol aldığınız Fatih Akın imzalı “Yaşamın Kıyısında”dan bahsetmemek olmaz. Yolunuz nasıl kesişti?

– Hani Hollywood oyuncuları anlatır ya “Bir gün Pedro Almodovar aradı” ya da “Tarantino telefon açtı” diye, Fatih de bir gün beni aradı. (Gülüyor) Tanışıyorduk zaten. Hatta aynı yapım şirketinde film çekmiştik. Fatih’in birçok filmi Wüste Film’deydi. Benim “Anam” filmim de oradaydı. “Anam” filminin galasına geldi, bana orada “Sen çok iyi oyuncusun, seninle mutlaka çalışacağız” dedi. Ben hemen hayallere kapıldım ama aradan 4 sene geçmişti aradığında. Telefonda “Nurselciğim önümüzdeki 2 yılda hamile kalacak mısın?” diye sordu. “Yoo öyle bir niyetim yok” dedim, “O zaman birlikte sinema filmi çekeceğiz” dedi. Tabii biz burada 150 dakikayı 5 günde çektiğimiz için 1.5-2 sene insanlara uzun gibi gelebilir. Ama o filmin doğasında böyle bir zaman gerekiyor. İşte o dönem birlikte çalıştık. “Yaşamın Kıyısında” beni dünya platformuna savuran filmdir. O nedenle benim için çok önemlidir.

TRAKTÖRE ÇALIŞTIRAN ADAM SETTE BENİ TANIYAMADI

Gelelim “Başkan”a. Çekimleri Tunceli-Ovacık’ta yaptınız, ben de sete geldim hatta. Sizden dinleyebilir miyiz, nasıl bir film oldu?

– Ben daha senaryoyu okurken çok sevdim. Zaten senaryo seni sarıyorsa, o iyi bir film olacak demektir. Karakteri de “Hı?” filan diyerek okudum. “Çirkin” diyor mesela senaryonun en başında,  “Kadın çok çirkin.” Kendime baktım sonra…

Çirkinlik göreceli bir kavram…

– Öyle ama bu kadının dış görünüşü çirkin. Böyle tarif edilmiş bir karakter Hacer. Bir gücü var ama aşiretten çok zengin, kocasına da destek olmuş. Fikri Donsuz kocasının adı. Adı üstünde işte donsuz, parası pulu olmayan bir herif. Onu büyütmüş, ön plana atmış bir kadından bahsediyoruz. Hatta ben Hacer’i şöyle görüyorum; Ovacık’taki sosyete. Bütün o halkın arasında kendini sivriltmiş, zenginliğiyle, stil farkıyla, oraya uyumsuzluğuyla. Tüm bunlar farklı bir karakter yarattı. Dış görünüşüyle de uğraştık. Role bürününce tanımadılar hatta beni!

Oradaki yerel halk mı…

– Evet. Traktör sürüyorum filmde. Traktöre çalıştım. Bir bey beni çalıştırdı. Öğleden sonra setimiz var. Adam traktörün başında bekliyor, ben de gittim hazırlandım. Döndüm sonra, “Hadi, ben biniyorum” dedim. “Abla başka birisi gelecek. Ben başka bir ablayla çalıştım” dedi. Dedim “O abla benim”. “Ablam yok ya” dedi, inanmadı. Onun bu kadar yabancılaşması, benim için çok büyük bir kazanç. Sinemanın böyle sihirli sürprizleri var işte. 

Neler bekliyor seyirciyi peki?

– Herkes bir defa eğlenecek. Hem tatlı mizahı, hem kara mizahı olan bir film. Tam bir aile filmi. Filmde önde birbirine rakip iki başkan adayı var ama onların da arkalarında aileleri var. Herkes her şeyin içinde, çocuklar da, eşler de, akrabalar da. O anlamda herkesi kucaklayacak sıcacık bir film oldu.

Başrolü paylaştığınız isimler; Diren Polatoğulları, Necip Memili ve Büşra Pekin. Rol arkadaşlarınızla ilgili neler söylemek istersiniz?

– Üçüyle de daha önce çalışmıştık. Büşra’yla “Dilberay”ı çektik, Necip ve Diren’le “Üç Kuruş” dizisinde çalıştık. Hatta Diren bana “Üç Kuruş” dizisinde sürekli “Abla abla” diyordu, ben de o çok bayatlamış espriyi yapıyordum: “Abla deme lazım olur!” “Başkan”ın okuma provasında hatırlattım, “Ya Diren gördün mü, abla deme lazım olur diyordum, bak şimdi karı kocayı oynuyoruz” dedim. Güldük. Bütün oyuncu arkadaşlar filme sarıldılar. Zaten çok tecrübeli bir ekip, çok iyi oyuncular. Ama asıl çocuklar inanılmaz yetenekliydi. Üç çocuğumuz var ki, korkuyorsun zekâlarından. Tekstlerini bizden daha iyi ezberlediler.

Tunceli’de çalışmak nasıldı?

– Normalde İstanbul’da çalıştığında çekimden sonra evine gidiyorsun. Ama Tunceli’deyken akşamları hepimiz bir aradaydık. Boş zamanlarımızda da birlikte olduğumuz için hep sinemayı, bu filmi ve karakterlerimizi konuşuyorduk. Bir de o yöreyi hep beraber tanımaya, gezmeye zamanımız oldu. Halkla birebir ilişkiler kurduk. Ben aşure yapıp dağıttım. Munzur Çayı’na da daldık. Orada şok geçirenler oldu hatta, soğuktan birkaç saniye hafıza kaybı yaşayanlar oldu.

Biraz farklı olmak kadınlar için zor

Filmden geriye ne kaldı size?

– Çirkin olmak ayıp değil dermişim! (Gülüyor) Herkes estetik görünmek istiyor. Biraz farklı olmak, kendini kabul etmek kadınlar için zor. Ben Hacer’i öyle kabul ettim. Herkesin “çirkin” diye bahsettiği bir karakter. Ben onun derinliğine inmek istedim. Dış görünüşle iç dünyanın çok farklı olduğunu gördüm. Ben o kadının ihtiyaçlarına baktım. “Sevişmek benim de hakkım” diye bağıran bir kadın bu… Bu çok önemli bir slogan. Kadınlarımız bunu ne filmlerde söyleyebiliyor ne gerçek hayatta. Herkesin zorlandığı bir şeyi söylemesi Hacer’i bana kazandırdı. Acayip sevdim. Kadınların ihtiyaçlarını göz ardı ediyoruz. Filmde de iki erkeğin başkanlığı için mücadele eden eşler var. Niye öbür sefere Hacer başkan olmasın?

Siz siyasetçi olur musunuz?

– Olmam. Ben sanatı seçtim.

 OYUNCU İÇİNDEKİ SOYTARIYI KEŞFETMEK ZORUNDA

Yayınladığınız üç kitabı da konuşalım. İlki bir şiir kitabıydı, değil mi?

– Evet, “Sevdaya İnat”. Alman yayınevi tarafından yayımlandı. Hem Türkçe hem Almanca iki dildeydi. Şiir için “Ekmek getirmeyen iş” derler ya, ben bu şiir kitabından ekmek yedim. Sonrasında kabare testleri yazdım. Ama kafamda hep otobiyografi yazmak vardı. 2015’te “Soytarı Özgürlüğü”nü çıkardım. Komedi oyunculuğuna bakan bir kitap bu. Hani hep diyoruz ya “İçimizdeki çocuğu keşfedelim” diye. “Oyuncu da içindeki soytarıyı keşfetmek zorunda” fikrinden yola çıktım. Bize yol gösteren, utanma duygusundan kurtaran işte o soytarı. Oyuncu utanmaz olmalıdır. Arsız anlamında değil ama. Destek Yayınevi’nden çıktı.

Peki ya son kitabınız?

– Son kitabım “5. Kan”. Bilimkurgu polisiye. Beşinci kan diye bir kan bulunuyor. Bu, insanlığı kurtaran altın kan. Böyle bir buluş kime iyi gelmez? İlaç endüstrisine, gıda endüstrisine. Bunlar da ana düşmanlarımız olarak kitapta yerini alıyor.

Bilimsel yanı var mı kitabın?

– Ben kan grubuna göre beslenmeyle uğraştım yıllarca. Bilimsel kitap yazamayacağıma göre, oradaki tecrübeleri buraya yamadım…

 

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/ovaciktaki-sosyete/feed/ 0
Ölen babasının en yakın arkadaşının koluna girerek gelin olmuştu… Ünlü oyuncunun mutluluğu kısa sürdü https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/olen-babasinin-en-yakin-arkadasinin-koluna-girerek-gelin-olmustu-unlu-oyuncunun-mutlulugu-kisa-surdu/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/olen-babasinin-en-yakin-arkadasinin-koluna-girerek-gelin-olmustu-unlu-oyuncunun-mutlulugu-kisa-surdu/#respond Fri, 29 Dec 2023 09:12:44 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/?p=1397 BABASINI BİR YILDIZ YAPAN FİLMDE YILLAR SONRA KIZI DA OYNADI

“Hızlı ve Öfkeli” filminin başrol oyuncusu Paul Walker’ın kızı Meadow Walker, önce modelliğe başlamış, yakaladığı başarının ardından da ilk sinema filminde rol almıştı. Üstelik de bunu 10 yıl önce ölen babasını ünlü yapan film sersine katılarak başarmıştı.

Meadow Walker babası Paul Walker öldüğünde daha 15 yaşındaydı… Paul Walker ne yazık ki göremedi ancak kızı onun ölümünden sonra ünlü bir model oldu ve Hızlı ve Öfkeli serisinin son filminde babasının anısını yaşatan bir de küçük rol aldı

Bugüne kadar tam 10 tane filmi yapılan ve her seferinde gişede büyük başarılar elde eden Hızlı ve Öfkeli (Fast and Furious) filminde başrol oynayarak dünya çapında büyük ün kazanan Paul Walker, 2013’te daha 40 yaşındayken hayatını kaybetmişti.

Anne ve babası hiç evlenmeyen, o doğunca ayrılan Meadow Walker annesiyle büyüdü… 11 Yaşında ise babasıyla yaşamak için onun yanına taşındı: Bu mutluluk ise Paul Walker’ın öldüğü o korkunç kaza yüzünden yarım kalacaktı

HEP BABASINI ÖZLEYEREK BÜYÜDÜ

Bir araba yarışçısını canlandırdığı filmlerle ünlenen Walker’ın ölümü de bir araba kazası sonucu oldu. Ünlü aktör geride, tek çocuğunu, o tarihte 15 yaşında olan Meadow Walker’ı bırakmıştı. Meadow, yıllar boyunca babasız büyüdü, hep ona olan özlemini dile getirdi.

Meadow Walker’ın 2 yıl önce başlayan evliliği dün sona erdi… Walker ve oyuncu eşi Louis Thornton-Allan ortak bir açıklama yaparak ayrılık kararını birlikte aldıklarını ve hep dost kalacaklarını söylediler

Meadow Walker, 2021’in ekim ayında meslektaşı, 26 yaşındaki oyuncu Louis Thornton-Allan’la romantik bir törenle evlenmişti. Çiftin birliktelikleri ise evlenmelerinden sadece birkaç ay önce ortaya çıkmıştı.

Meadow Walker, evlenirken Paul Walker’ın en yakın arkadaşı ve vaftiz babası da olan Vin Diesel’in koluna girerek gelin olmuştu: Vin Diesel, sevgili arkadaşının kızını onun ölümünden sonra hiç yalnız bırakmadı, ona adeta kendi kızı gibi babalık yaptı

Paul Walker Hızlı ve Öfkeli serisi sayesinde aradığı başarıyı yakaladı ve büyük bir Hollywood yıldızı oldu… Ancak yoğun çalışma programı yüzünden kızını az görebiliyordu ve büyürken onun yanında olmadığı için çok üzülüyordu

MUTLU BİR EVLİLİK YAPTI AMA HER ŞEY YARIM KALDI

25 yaşındaki Meadow Walker, Instagram hesabından bir açıklama yaparak 2 yıllık evliliğinin bittiğini duyurdu. Louis Thornton-Allan’la ortak bir açıklama yazdıklarını paylaşan ünlü model ayrılığın ortak kararları olduğunu söyledi.

Birlikte oldukça mutlu görünen çiftin neden ayrıldığı henüz bilinmiyor

“Birlikte geçirdiğimiz üç harika yıldan sonra, dostane bir şekilde ayrılma anlaşmasına vardık” yazan Meadow Walker, Dominik Cumhuriyeti’nde bir plajda nikah masasına oturmuştu. Bu romantik plaj düğünü onun için çok özel anlara sahne olmuştu.

Paul Walker’ın Hızlı ve Öfkeli serisindeki rol arkadaşı Vin Diesel, gerçek hayatta da yakın dostuydu… Kendi 6 yaşındaki kızına da kaybettiği dostunun anısına Paulina ismini verdi

ÜNLÜ OYUNCU ÖLÜNCE KIZINA SAHİP ÇIKMIŞTI

Paul Walker’ın yıllar boyu Hızlı ve Öfkeli filmlerinde başrol oynadığı, aynı zamanda en yakın arkadaşı da olan ünlü oyuncu Vin Diesel, Meadow Walker’ın da vaftiz babasıydı. Vin Diesel arkadaşının yadigarı gözüyle baktığı vaftiz kızını babası öldükten sonra hiç yalnız bırakmadı.

Meadow Walker’ın düğününde de elbette Vin Diesel en önemli görevlerden birini üstlenmişti. Babası öldüğü için boynu bükük olan Meadow Walker’ın koluna giren ve ona damada yürürken eşlik eden de Vin Diesel oldu. Ünlü oyuncu böylece en yakın arkadaşına verdiği sözü o öldükten sonra bile olsa tutmuş oldu.

Paul Walker ve Meadow Walker’ın annesi Rebecca Soteros okul arkadaşıydı. Paul Walker ve Rebecca Soteros, Walker henüz Hollywood’da ünlenmeden önce büyük bir aşk yaşamışlardı. Rebecca Soteros’un hamile kalması evli olmayan genç aşıklar için büyük sıkıntı ortaya çıkardı. Meadow doğduktan sonra Rebecca Soteros kızıyla birlikte Hawaii’ye taşındı, bir yandan öğretmenlik yapıp bir yandan onu büyüttü. Meadow, 13 yaşına geldiğinde artık babasıyla birlikte yaşamak için California’ya taşınmıştı. Ama ünlü baba kızın bu mutluluğu sadece 2 yıl sürdü…

ÖZEL GÜNLERİNDE HEP ONU ANIYOR

Bu yıl babasının 50. doğum gününde Meadow Instagram hesabından “Koruyucu meleğimin doğum günü kutlu olsun. Sevgin, rehberliğin, dostluğun, güneş ışığın ve beni dünyadaki tüm güzellikleri görebilecek şekilde yetiştirdiğin için teşekkür ederim.” satırlarını paylaşmıştı.

Paul ve Meadow Walker’ın hikayesi son 10 yıldır Hollywood’un en hüzünlü hikayelerinden biri haline geldi

Meadow Walker babasının 10. ölüm yıldönümünü de unutmadı. Başarılı model 10 yıldır büyük bir özlem duyduğu babasına “Sen tanıdığım en nazik, alçakgönüllü, cömert ve şefkatli insansın. Bana daha küçücükken herkese her zaman saygılı davranmayı, iyilik yapmayı ve gezegenimize sahip çıkmayı öğrettin. Seni seviyorum ve her gün özlüyorum.” diye seslendi.

 

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/olen-babasinin-en-yakin-arkadasinin-koluna-girerek-gelin-olmustu-unlu-oyuncunun-mutlulugu-kisa-surdu/feed/ 0