Ne derdik Anadolu tarzı sanayi babalarının iyilikleri için: “Hayırsever sanayici”.
Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, 2010’larda çıkıp dedi ki, “Artık hayırseverlik stratejik hale geldi.”
Yani öyle doğduğu köye okul yaptırmak gibi kıymetli işler bu stratejinin bir parçası sayılmıyor, olsa olsa ‘vefalı’ diyorlar. Son 15 yıldır ‘kurumsal sosyal sorumluluk’ denilen işler, bir iş insanını stratejik fayda yaratan pozisyona taşıyor. Bu işlerin de tıpkı bir şirket gibi fizibilite, planlama, hedefler ile yönetilmesi gerekiyor. Çok güzel örnekler verildi bu alanda Türkiye’de. Ben dahil birçok insanın aklına ilk gelen proje Turkcell’in ‘Kardelenler’idir.

4.5 TRİLYON DOLARLIK PAZAR
Kurumsal dünya İngilizce kısaltması ESG olan Türkçe’ye ‘Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetim’ diye çevrilen bir kavramla yönetim kurullarına taşıdı ‘iyilik’ yatırımlarını. Bloomberg Intelligence’a göre, küresel ESG varlıkları 2025 yılına kadar 53 trilyon doları aşma yolunda ilerliyor. Bu rapora göre 2025’te dünyanın öngörülen toplam yönetim altındaki varlıkları (AUM) 140.5 trilyon olacak, yani ESG varlıkları toplamın üçte birinden fazlasını temsil edecek.
Belli, ciddi bir para buraya akacak.
ETKİ YOKSA TOPAL ÖRDEK
Peki bu ESG yatırımlarını kıymetli kılan ne? Yanıt net: Yarattığı etki. Şimdi deli gibi etki ölçümü yatırımları yapılıyor, girişimler peydahlanıyor. Hiçbiri de şirketlerin ilgisinden mahrum kalmıyor. Yine Bloomberg Intelligence’in raporu diyor ki; küresel etki yatırımı pazarı 2030 sonuna kadar 4.5 trilyon dolarlık kayda değer bir dönüm noktasına ulaşacak.
Bank of America, ESG danışmanlığı vermek için BofA Securities’i kurmuştu. Onun uzmanları da diyor ki; önümüzdeki 20 yıllık süreçte sürdürülebilirlik ekosistemi 20 trilyon dolarlık aktif bir artış yaşayacak. KPMG’nin raporu el artırıyor; Dünyanın en büyük 100 şirketinden 75’i sürdürülebilir yaklaşımları benimseyerek varlıklarını devam ettirebildiler. Yani önümüzdeki dönemde bu alana yatırım yapmayan varlığını sürdüremeyecek deniliyor.
Bunlar ne kadar gerçek olur, zorlayan ekonomik şartlar tahminleri ne kadar haklı çıkarır, zaman gösterecek.
Ben işin ‘nasıl başarılır’ kısmını biraz araştırdım.
Yakın dostum, son 10 yılda bütün ‘ödüllü’ ESG çalışmalarının akıl hocalığını da yapan, Adım Adım gibi önemli platformların kurucuları arasında yer alan Prof. Dr. Itır Erhart’a sordum. Yanıtı net oldu: “Bence çok net KSS bakış açısı dönüşüyor. Neredeyse artık kullanılmıyor bile. Bunu daha çok sosyal etki, sosyal dönüşü olan yatırım olarak adlandırıyoruz. Eskiden şirketler ‘hoşluk olsun diye’ projeler yapıyordu, şimdi o projelerin belli alanları yatay kesmesi lazım. Eşitlik, sürdürülebilirlik gibi kavramlarla entegre olması gerekiyor. Ben sosyal yatırımlarımı nasıl planlamalıyım, uzun vadeli bakmalıyım ve sosyal etkimi büyütmek istediğim başlıkları belirlemeliyim. Etkisini ölçebilmeliyim. ‘Şu bölgeye gittik farkındalık eğitimi verdik’ demekle olmaz, nasıl etki yarattığını göstermen lazım. Bunun raporları var. Bir yatırdım, kaç aldım. Üstelik bunu her yıl iyileştirmen gerekiyor.”

Prof. Dr. Itır Erhart
YENİ SOSYAL YATIRIM ARAYANLAR İÇİN 6 İHTİYAÇ
Son dönemin konuşulan isimlerinden FutureBright Group’un kurucusu Akan Abdula’dan bundan sonrasını anlatmasını istedim. “Hangi alanlarda yapılacak sosyal yatırımların etkisi daha güçlü olacak, dünyanın neye ihtiyacı var” dedim.
Dilinden dökülen ilk kelime ‘yaşlanma’ oldu.
Sadece nüfusun değil gezegenin, medeniyetin de yaşlanmasının getirdiği ve getireceği ihtiyaçlardan bahsetti. “Yeni sosyal yatırımlar arayanlar bu ihtiyaçlara odaklanmalı” dedi.

Akan Abdula
Bu ihtiyaçları da altı başlıkta özetledi:
1- Yaşlanma: 50 yaş üzerindeki nüfus artıyor, ekonomide etkisi de büyüyor. Bunun getirdiği ihtiyaçlar da öne çıkacak.
2- Eşitlik: Cinsiyet eşitliğinden yaşlılığa kadar her alanda eşitlik.
3- İklim: İklim her zaman önde olacak. Şirketler hem kendi sürdürülebilirlikleri hem de sosyal etkilerini artırmak için iklim kriziyle mücadeleyi destekleyecek projeler yapmalı. Tedarik zincirinin ‘adil tedarik zinciri’ne doğru dönüşümü öne çıkacak.
4- Yapay zekâ: Yapay zekâ ile sürdürülebilirliği konuşturabilen işler geliyor. Bütün yapay zekâ teknolojileri ve araçlarımızda sürdürülebilirlik projelerini konuşturabilecek işler. Karbon emisyonunu düşürmek için yapay zekâyı kullanacağız. Bizim göremediğimiz acayip çözümler üretecek bize.
5- Adil üretimi destekleyen projeler.
6- Onarıcı tarım uygulamaları. ‘İçinde olduğum, sahiplendiğim alanda onarıcı çözümler geliştirmeliyim’ denilmeli.
Kudüs, İran ve Medine başta olmak üzere sekiz farklı çeşidi olan hurma, daha çok Ramazan’da vatandaşların oruçlarını açmak için tercih ettikleri ilk yiyecek oluyor.
Piyasada en kaliteli hurma ise Kudüs hurması olarak biliniyor. Kudüs hurması ise daha tatlı ve dolgun olduğu için tercih ediliyor. Ancak uzmanlar genel olarak hurma alırken dikkat edilmesi konusunda uyarılarda bulunuyor. Çünkü Ramazan’a sayılı günler kala gıda sahtekarları hurmalara el atmış durumda…
ELİNİZDE TUTTUĞUNUZDA YAPIŞKAN HALDEYSE DİKKAT!
Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Uzman Diyetisyen Nihan Yakut, “Kuru meyvede aşırı parlaklık ve cilalanmış gibi bir görüntü olmaz. Glikoz şurubuna batırılmış hurmalar, parlak bir görünümde oluyor. Elinize aldığınızda yapışkan bir haldeyse genellikle ticari glikozla tatlandırılmış oluyor. Yapışmıyor ancak dilinize değdirdiğinizde tamamen şeker tadı veriyorsa işlemden geçirilmiş demektir” dedi.
“Hurma seçimi yaparken, dalı veya dal tepeciği olmasına dikkat edilmeli” diyen Yakut, “Genellikle bayat ve beklemiş hurmalarda dal bulunması mümkün değil. Hurma alırken mutlaka paketli ürünleri tercih etmek, etiketi olup olmadığını kontrol etmek, son tüketim tarihi olan ürünleri ve bilinen yerel markaları tercih etmek sağlık açısından daha güvenli olacaktır” ifadelerini kullandı.

GLİKOZ ŞURUBUNA BATIRILMIŞ HURMA HANGİ SAĞLIK SORUNLARINA NEDEN OLABİLİR?
Ticari glukozun her neyin içinde olursa olsun tüketilmemesi gerektiğinin altını çizen Nihan Yakut, “Kan şeker dengesi başta olmak üzere, karaciğer ve pankreas üzerinde olumsuz etkileri bulunuyor” dedi ve ekledi:
“Özellikle şeker hastalığı olan veya yatkınlığı olan kişileri, direkt olarak etkileyecektir. Ticari glukoz doğal olmayan bir şeker formu olarak kan şekerini çok hızlı yükseltip, aynı hızda düşürebiliyor. Bu etki en çok şeker hastaları için kötüdür. Ayrıca İnsülin direnci, karaciğer yağlanması, obezite ve kalp-damar hastalıklarını tetikleyebilir.”
‘GLİKOZ DIŞINDA GIDA BOYASI İLE PARLAK GÖRÜNÜM SAĞLIYORLAR’
Dıda sahtekarlarının glikoz dışında hurmada yaptıkları başka işlemlere de değinen Nihan Yakut, “Hurma yalnızca parlak görüntü ve iyi tat için işlenmiyor ne yazık ki, ham olgunlaşmamış hurmalar daha ucuz tonajlı satın alınıp pekmez, gıda boyası ve nar ekşisi gibi içeriklere yatırılarak olgunlaşmış gibi bir görünüm alana kadar bekletilebiliyor. Ardından kurutma işlemiyle suyu uzaklaştırılıp kuru hurma gibi satılabiliyor. Böyle durumlarda hurma daha endüstriyel bir tada sahip olabiliyor” ifadelerini kullandı.

‘AÇIKTA SATILAN HURMALAR KÜFLÜ OLABİLİR’
“Açıkta satılan her gıda gibi hurma da belli riskler içerir” diyen Nihan Yakut, “Açıkta satılan besinlerde en çok aflatoksin ve okratoksin gibi küflere rastlanır. Bu küfler toksinler üretir ve biz küf içeren besinleri tükettiğimizde onların toksinlerini de vücudumuza almış oluruz” dedi. Yakut, şu önemli bilgilerin altını çizdi:
“Bu gibi küf toksinlerinin vücuda alındıktan sonra kanda yarılanma ömrü ortalama 90-180 gündür. Tüketim sıklığı arttığında vücudumuzdaki toksin miktarı da artar. Açıkta satılan hurmalarda bu sık görülüyor. Çok küçük şekilde olan küf gözden kaçabilir. Bu nedenle açıkta satılan hurmalara çok dikkat etmek gerekiyor.”
Küflü hurmaların kanser başta olmak üzere birçok akut ve kronik hastalığa neden olabileceğine değinen Yakut, “Hurma dışında hububat ve baharatlarda da aynı risk bulunuyor. Mümkün olduğunca paketli havayla teması olmayan veya minimum olan ürünler tercih edilmeli” dedi.
HURMANIN FAYDALARI NELERDİR?
Hurmanın birden fazla besin öğesini içerdiğine dikkat çeken Nihan Yakut, “Liften ve minerallerden zengin oluşu hurmayı besleyici bir meyve yaparken, kan şekerini yavaş etkilemesi aniden yükseltmemesi gibi birçok olumlu etkisi mevcut. Doğal ve işlem görmemiş hurma tüketen diyabet hastaları kan şekeri etkisinden korkmamalı ancak tüketim miktarı sınırlı olmalı. En önemlisi de hurma lifli yapısı sayesinde sindirimi ve bağırsak hareketlerini arttırarak dışkılamayı kolaylaştırıyor” ifadelerini kullandı.
Ayrıca içerisinde B1 ve B2 vitaminlerini bulunduran hurmanın karaciğerin güçlenmesinde de etkili olduğunu söyleyen Yakut, “Özellikle Ramazan ayında tüketilmesinin diğer bir sebebi de hurmanın halsizliği ortadan kaldırması. Bu açıdan iftarı hurmayla açmak insan sağlığına iyi geliyor” dedi.

RAMAZAN’DA HURMA TÜKETİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
“Kuru meyveler günde bir-iki defa en fazla iki-üç adet kadar tüketilmeli” diyen Nihan Yakut, “Her şeyin olduğu gibi onların da fazlası zarar bu nedenle kararında kalmak gerekiyor” dedi. Yakut, şöyle devam etti:
“Glisemik indeksi düşük olan bir besin fazla yendiğinde kan şekerini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle kişiler kontrollü olmalı. Özellikle Ramazan ayında oruç açarken bir veya iki tane ile sınırlı kalmakta fayda var. Uzun süreli bir açlığın üzerine az ve güvenlide olsa şeker içeren bir besin tüketiliyor bu nedenle fazlası istenmeyen etkilere sebep olabilir.”
Fotoğraflar: iStock
]]>Borç krizi yaşayan dev gayrimenkul şirketlerinin etkisiyle iki yıldır emlak krizinin yaşandığı Çin’de, bu sektörün artık ivme kazandığına yönelik iyimserliğin artması, demir cevheri fiyatlarında zirve getirdi. Önceki gün 140 doları aşan demir cevheri böylece, son 1.5 yılın en yüksek seviyesine yükselmiş oldu. Geçen hafta da ton başına 4 bin 334 dolara yükselen kakao zirve tazelemiş; bu yükselişte kakao arzına ilişkin endişelerin etkili olduğu belirtilmişti.

Genel olarak da hem İsrail-Filistin savaşının etkisiyle hem de başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere dünya genelinde gelecek yıl faiz indirimlerinin başlayacağına yönelik beklentiler, emtia fiyatlarını artırmaya devam ediyor.
GÜMÜŞTE 2 AYDA YÜZDE 20 GETİRİ
Konuyla ilgili Hürriyet’e bilgi veren uzmanlar, 2024’teki çatışmalarda özellikle Ortadoğu’daki ülkelerin savaşa katılabileceğine yönelik beklentilerin küresel piyasalarda risk iştahını kısa süreli kestiğini, emtia grubunda yükselişler yaşandığını anlattı. Emtia uzmanlarının aktardığına göre, bu süre zarfında 1800’lü seviyelerden 2000’in üzerine yükseldi ve yaklaşık yüzde 11’in üzerinde bir getiri sağladı. Bu durum gümüşte yüzde 20, petrolde yüzde 13 ve doğalgazda yaklaşık yüzde 9 değer kazanımı şeklinde gözlemlendi.
Filistin-İsrail arasındaki çatışmaların başladığı Ekim 2023’te çatışmaların genişleyeceği endişesi güvenli liman olarak nitelenen altına talebi artırmıştı. Böylece altın fiyatları ekim ayında yüzde 7.3; kasım ayında ise yüzde 2.7 getiri sağlamıştı. Bu ay da endeksindeki düşüş ons altını desteklemeye devam ediyor.
HUSİLER’İN SALDIRISI PETROLE YARADI
Dünya genelinde faiz artırımlarının son bulacağına ilişkin beklentilerin fiyatlanması da geçen hafta (18-22 Aralık haftasında) hammaddelere yeni kazançlar getirmişti. Buna göre, söz konusu dönemde doğalgaz yüzde 3.5, gümüş yüzde 2.6, altın yüzde 1.7 ve bakır yüzde 1.4 değer kazanmıştı. ABD’nin haftalık doğalgaz stoklarının beklenenden daha fazla azalmasıyla gaz fiyatları yükselirken; yine ABD’de, dayanıklı mal siparişlerinin kasımda aylık bazda yüzde 5.4 ile piyasa beklentilerinin üzerinde artmasının gümüş fiyatlarındaki yükselişte etkili olduğu belirtiliyor. Brent petrol ise geçen haftayı yüzde 3.7 artışla kapatmış; Ortadoğu’da artan gerilimler ve Kızıldeniz’de Husiler’in gemi taşımacılığına yönelik saldırıları petroldeki bu artışla etkili olmuştu. Brent petrol bu hafta ise yüzde 2.5 yükseldikten sonra varil başına 81 dolar civarında işlem görüyor.
KAKAODA ZİRVE
Tarım emtialarında ise karışık bir seyir hakim. Finans ve emtia piyasalarına ve borsalarına sahip olan ve bunları işleten bir Amerikan şirketi olan Intercontinental Exchange’te işlem gören pamuk geçen hafta yüzde 0.1, kahve yüzde 2.1, kakao yüzde 1.1 yükseliş kaydederken, şekerde yüzde 7.5 kayıp görüldü. Geçen ay Fildişi Sahili ve Gana’daki düşük üretimden destek alan kakao fiyatları, kasımda yüzde 12’yi aşkın getiri sağlamıştı. Geçen hafta ise ton başına 4 bin 334 dolara yükselen kakao rekor tazelemiş oldu. Bu emtia bu hafta da 4 bin 283 dolar bandında seyrediyor.
Öte yandan, kahve fiyatlarının Brezilya’da devam eden kuraklığın arzı olumsuz etkileyeceği endişelerinin etkisiyle yükseldiği ifade edilirken; Hindistan’da şeker üretimine yönelik teşvikler olacağına ilişkin haberlerin şekerdeki düşüşünü sürdürdüğü belirtiliyor. 11-15 Aralık haftasında ise, aynı borsada işlem gören kakao yüzde 0.4 değer kaybederken, kahve fiyatları yüzde 7’yi aşkın getiri sağlamıştı.
FAİZDE İNDİRİM BEKLENTİSİ HIZLANDIRDI
Dinamik Yatırım Menkul Değerler Araştırma Uzmanı Ceyhun Yavaş, İsrail-Filistin savaşının etkilerinin kısa süreli, Fed’in faiz indirimi beklentilerinin ise hızlı bir şekilde piyasalarda fiyatlandığını söyledi. Yavaş, “Özellikle yılın son günlerine doğru Fed’in noktasal grafiklerde 2024 yılı için faiz indirimlerinin sayısını 2’den 3’e çekmesi dolar endeksi ve tahvil getirilerinde zayıflamayı işaret ederken emtia grubu üzerinde katalist etki yani köklü bir değişikliği hızlandıran bir etki yarattı” dedi.
Konuya ilişkin diğer bir gelişmenin de Rusya’nın BRICS ülkeleriyle birlikte ABD dolarının egemenliğinden kurtulmak adına alternatiflere yönelmesi ve bu konunun ana gündem maddelerinden birinin de altın olduğunu vurgulayan Yavaş, şöyle devam etti: “Konu her ne kadar siyasi olarak görülse de fiziki altın alımına yönelik işbirliği yapılmış olması ve stratejilerin bu yönde oluşmasının altın fiyatları üzerinde olumlu bir etki yaratabileceğini değerlendiriyoruz.”
]]>