(TBMM) –İYİ PartiÇanakkaleMilletvekiliRıdvan Uz, Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşüldüğü TBMM Genel Kurulu’nda, “Elektrik enerjisi ve kapasitesi alımında yapılan bu yeni ikili anlaşmalar kamu kaynaklarını özel şirketlere aktarmaktadır. Bu soruyu millet adına sormakta fayda var; hükümet neden kamu çıkarlarını gözetmek yerine özel sektörü daha da zenginleştirmek için bu kadar yoğun çaba sarfetmekte? Özel şirketler kamudan daha mı iyi yönetiyor? Elektrik altyapısını daha çok mu yeniliyor” dedi.
Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri, TBMM Genel Kurulu’nda devam ediyor. Teklifin ikinci bölümü üzerine söz alan İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, şunları söyledi:
“Yıllık enflasyonun yüzde 47, faiz oranlarının yüzde 50, kira artış oranının yüzde 60’ı geçtiği ama asgari ücret artışının yüzde 30’da kaldığı bir durum milleti yok saymaktan başka bir şey değildir. AK Parti ve Saray’ın torbasından açlık çıkmıştır. Türk-İş verilerine göre açlık sınırı dört kişilik ailede 20 bin 562 TL iken, yoksulluk sınırı 66 bin 976 TL iken 2025 yılı için belirlenen asgari ücretin 22 bin 104 lira olması düşündürücüdür. Asgari ücreti sosyal yardıma çevirmiş bir iktidarla karşı karşıyayız. Fahiş zamlar her yerde ama vatandaşa reva görülen sefaletten başka bir şey değil. Bu ücret kabul edilemez.
Enerji sektörü sadece ekonomik değil aynı zamanda stratejik bir öneme sahip. Ancak önümüzdeki tablo kamu kaynaklarının çok uluslu şirketlerle yandaş müteahhitlerin çıkarlarına hizmet ettiğini göstermektedir. Öncelikle yeni düzenleme ile elektrik üretiminde EÜAŞ ve TEDAŞ’ın enerji alış ve satış işlemlerini yürütme yetkisi vurgulanmaktadır. Bu durum enerji piyasasındaki rekabet çerçevesine zarar vermektedir. Sağlıklı bir rekabetin olmadığı her piyasa bozulmaya, çürümeye ve dağılmaya mahkumdur. Elektrik enerjisi ve kapasitesi alımında yapılan bu yeni ikili anlaşmalar kamu kaynaklarını özel şirketlere aktarmaktadır. Bu soruyu millet adına sormakta fayda var; hükümet neden kamu çıkarlarını gözetmek yerine özel sektörü daha da zenginleştirmek için bu kadar yoğun çaba sarfetmekte? Özel şirketler kamudan daha mı iyi yönetiyor? Elektrik altyapısını daha çok mu yeniliyor?
Vatandaş kendi elektrik faturasını bile ödeyemezken neden büyük şirketlerin karını desteklemek zorunda kalıyorsunuz? Hidroelektrik santralleri sayesinde Elektrik Üretim AŞ. 1 kw elektriği yaklaşık 15 kuruş gibi düşük bir maliyette üretiyor ama dağıtım şirketleri genellikle 10 kuruş gibi bir bedelle satıyor. Yani bu kurumun her yıl milyarlarca lira zarar etmesine neden oluyor. 2023 yılında bu zararın 15 milyar lirayı bulduğunu tahmin ediyoruz. Özelleştirilmiş dağıtım şirketlerinin kayıp kaçak oranını düşürme hedeflerini gerçekleştirememesine rağmen düşük maliyetli elektrik satın almaya devam etmeleri kamu kaynaklarının etkin kullanılmadığını açıkça göstermektedir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR’de sağanak sırasında sokakta yürürken elektrik akıma kapılan İnanç Öktemay (44) ve Özge Ceren Deniz’in (23) hayatını kaybettiği davada, geçen günlerde yapılan keşfin ardından bilirkişi heyetinin raporu hazırlaması için 2 sanık hakkında resen duruşma yapıldı. GDZ Elektrik firmasında arıza onarım personeli tutuklu sanık Fırat Akbay ile aynı firmada arıza onarım ustası olarak görev yapan Mesut Türkan, müdahale ettikleri kablonun, 13 Nisan’da uydu fotoğrafında iki mazgal arasında görülen kablo olmadığını savundu. Bilirkişi heyeti, sanıkların ifadeleri üzerine yeni bir bilirkişi raporu hazırlayacak.
İzmir’de, 12 Temmuz saat 18.00 sıralarında başlayan sağanakta, Bayraklı’da metrekareye 39.7 kilogram yağış düştü. Yağış nedeniyle kent merkezi Bayraklı ve Konak ilçesinde bazı cadde ile sokaklar suyla dolarken, araç sürücüleri ve yayalar zor anlar yaşadı. Sağanaktan korunmak isteyen İzmir Demokrasi Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Özge Ceren Deniz, suyla dolan yolda elektrik akımına kapıldı. Onu kurtarmak isteyen ikinci el eşya satışı işiyle uğraşan İnanç Öktemay da akıma kapılıp, bir anda yığıldı. Deniz ve Öktemay, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. İnanç Öktemay İzmir’de, Özge Ceren Deniz Osmaniye’de toprağa verildi. Soruşturma kapsamında ilk olarak gözaltına alınan 30 kişiden 14’ü tutuklandı. Hakkında gözaltı kararı verilen 2 şüpheliden birinin kanser tedavisi gördüğü, 1 şüphelinin de yurt dışında olduğu belirtildi. Tutuklanan şüphelilerden Zekeriya T. daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturmada 11 kişi hakkında daha gözaltı kararı verildi. Savcılık talimatıyla 26 Temmuz’da Adana Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı eski İZSU Genel Müdürü Ali Hıdır Köseoğlu, İZSU Genel Müdür Gürkan Erdoğan, İZSU Genel Müdür Yardımcısı Serdar Sadi, Gediz Elektrik’ten Dağıtım Genel Müdürü Uğur Yüksel, Metropol Bölge Müdürü Ali Arcan, Sistem İşletme ve Bakım Müdürü Ekrem Yıldırım, Operasyon Direktörü Sefa Pişkinleblebici, Planlama ve Teknoloji Direktörü Necati Ergin, Yapım İşleri Saha Sorumlusu Mürsel Arıcı, Yapım İşleri Sorumlusu Uzman Alper Doğan ve Gediz Elektrik personeli Halit Özpelit, gözaltına alındı. 11 şüphelinin tamamı, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
ZİNCİRLEME KUSUR
5 kişilik bilirkişi heyetinin tuttuğu raporda, olayın gerçekleşmesinde Deniz ve Öktemay’ın herhangi bir kişisel kusuru olmadığı belirlendi. Raporda olayın öngörülebilir ve önlenebilir olduğu, kaçınılmazlık unsurunun bulunmadığı değerlendirildi. Buna göre, olayın gerçekleşmesinde, öngörülemeyecek ve önlenemeyecek olan herhangi bir olağanüstü doğa olayının bulunmadığı kanaatine varıldı. Olaya birtakım ihmaller ve teknik kusurlar silsilesiyle Deniz ve Öktemay dışında gelişen zincirleme kusur unsurlarının sebep olduğu tespit edildi. Bilirkişi raporunda, söz konusu olayın gerçekleştiği yerde iki kurumun da koruyucu ve önleyici tedbirler almadığı belirlendi.
CEZALAR YARI ORANDA ARTIRILDI
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, olaya ilişkin soruşturmanın ardından iddianame hazırladı. İddianamede İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İZSU Genel Müdür Yardımcısı Serdar Sadi, Adana Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı eski İZSU Genel Müdürü Ali Hıdır Köseoğlu, Gediz Elektrik Genel Müdürü Uğur Yüksel, Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş. Metropol Bölge Müdürü Ali Arcan, Gediz Elektrik Dağıtım Sistem İşletme ve Bakım Müdürü Ekrem Yıldırım ve Yapım İşleri Sorumlusu Uzmanı Alper Doğan’ın da aralarında bulunduğu 13’ü tutuklu, 42 kişi hakkında ‘Taksirle öldürme’ suçundan 15 yıla kadar hapis cezası istendi. Suçun bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle TCK’nın 22/3’ün maddesi gereğince sanıklara verilecek cezanın yarı oranında artırılarak 22,5’ar yıla çıkarılması talep edildi.
İzmir 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde sanıklar yargılanmaya başlandı. Davanın 13 Kasım’da başlayarak 2 gün süren 2’nci duruşmasında mahkeme başkanı, ara kararını açıkladı. Mahkeme başkanı, 13 sanıktan 11’inin tutukluluğuna devamına karar verdi. Tutuklu sanıklar Ömer Karabilgin ve Barış Koç’un ise devlet memur sıfatları ve kamu görevlisi oldukları gerekçesiyle dosyaları tevhit edilmesine ve tahliye edilmelerine karar verdi. Ayrıca tutuksuz sanıklar Ali Hıdır Köseoğlu, Serdar Sadi, Gürkan Erdoğan ve Ezgi Nazaroğlu hakkında da devlet memuru olmaları gerekçesiyle izin alınması için dosyalarının ayrılmasına, izin alındıktan sonra soruşturmalarının devam etmesine, adli kontrol şartlarının kaldırılmasına karar verildi. Böylelikle davada 11’i tutuklu, 36 sanık kaldı.
İnanç Öktemay’ın yeğeni Berfin Öktemay’ın davaya katılma talebinin reddine, Demircan A.Ş. yetkilisi Cenan Demircan hakkında verilen takipsizlik kararının kaldırılması ve soruşturma açılması için Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazı yazılmasına karar verildi. Tutuksuz sanıklardan Deniz Sural, Gürsel Arıcı, Tahsin Erdoğan, Abdülkadir Satık, Alper Doğan, Koray Arif hakkında adli kontrol şartının kaldırılmasına ve yurt dışı yasağı konulmasına hükmedildi. Mahkemenin kararı üzerine İnanç Öktemay ve Özge Ceren Deniz’in hayatını kaybettiği olay yerinde 9 Aralık’ta keşif yapıldı.
‘ÇALIŞMA YAPTIĞIM KABLOYU KOREGA BORUYA KADAR BASTIRDIM’
Keşfin ardından bilirkişi raporunun hazırlanması için resen duruşma yapıldı. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, 9 Ocak’ta elektrik kablolarının tamirini yapan GDZ Elektrik firmasında arıza onarım personeli tutuklu sanık Fırat Akbay ile aynı firmada arıza onarım ustası olarak görev yapan tutuklu Mesut Türkan ile sanık avukatları ve bilirkişi heyeti katıldı. Bilirkişi heyeti, olay yerinden alınan 4 kablo ve GDZ Elektrik’ten temin edilen 1 kabloyu gösterip Akbay’a hangisine müdahale ettiğini sordu. Amiri Yavuz Üner’i aradığını söyleyen Akbay, “Kendisine yolda vatandaşın durdurduğunu, arıza olduğunu, arıza kaydının bende olmadığını ancak dedektörle kontrol ettiğimde elektrik kaçağı mevcut olduğunu gördüğümü, aynı zamanda buhar çıktığını gördüğümü söyledim. Kontrol ettiğimde de elektrik kaçağı mevcut olduğunu ve su buharı çıktığını bildirdim. Akabinde kendisine orada çalışma yapacağımı bildirdim. Müdahale etmem gerektiğini, tehlikeli bir durum oluşturabileceğini bildirdim. Olay yerinde küçük bir kazı yaparak kabloyu buldum. İlk kabloda denk geldi. Kabloyu buldum. Kablonun yüzeyde olduğunu tespit ettim. Altını eştikten sonra korega boruya yakın olduğunu tespit ettim. Mevcut arızayı giderdikten sonra korega boruya kadar bastırarak soktum. Yavuz Üner’i arayarak yaptığım işlemi anlatıp, bilgi verdim” dedi. Akbay, olay yerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden bir çalışan olduğunu, çalışma yaptıkları yeri kapattıracağını söylediğini belirtirken, kendisine gösterilen kabloların, olay yerindeki kablolardan biri olmadığını da savundu.
Heyetin uydu fotoğrafında 2 açık mazgal arasında kablo göründüğü sorusuna Akbay, “Görünen kablo benim çalışma yaptığım kablo değil. Çalışma yaptığım kabloyu aşağıya korega borunun içine bastırmıştım. Fotoğraftaki kablonun nasıl dışarıya çıktığını bilmiyorum ama kendi kendine çıkamaz. Oranın ne zaman betonlandığına dair bilgim yok” dedi.
‘ÖLÇME ŞANSIMIZ YOKTU’
Bilirkişi heyeti tarafından aynı kabloların gösterildiği Mesut Türkan ise “Çalışma yaptığımız kablonun kırmızı bantlı kablo olduğunu düşünüyorum. Çünkü bizim muf yaptığımız yerine yanında fermuarlı bir ek vardı. Orada çalışma yaptıktan sonra birçok kazı yapıldı. Olay gününden sonra çalışmalar oldu” dedi.
Bilirkişi heyetinin kabloyu tamir ettikten sonra kabloyu boru içine alıp almadıklarına yönelik soruya da yanıt veren Türkan, “Kabloyu tamir ettikten sonra korega borunun içerisine aldık. Bizim elimizde metre yoktu. Ölçme şansımız yoktu. Şirket de böyle bir talepte bulunmaz. Ne kadar kazdık ve kabloya ulaştık hatırlamıyorum ama 25- 30 santimetre kazmış olabiliriz. Daha da derin olabilir ama tam net hatırlamıyorum, kazma kürek ile kazdık” dedi. Türkan, kablo tamiri yaptıktan sonra kablo izolasyon direncini ölçüp ölçmediklerini hatırlamadığını söyledi. Türkan, 9 Ocak’ta muf yaptıkları kabloyla, uydu fotoğrafında iki mazgalın arasında görünen kablonun aynı olmadığını da sözlerine ekledi. Sanıkları dinleyen bilirkişi heyeti, yeni bir bilirkişi raporu hazırlayacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TREDAŞ’tan yapılan açıklamaya göre, TEDAŞ Gelişim Yönetim Dairesi Başkanlığı Eğitim Müdürlüğü personelince tanıtımı yapılan Dijital Atölye Sistemi’nin kurulumu TREDAŞ Teknik Eğitim Merkezinde yapıldı.
Eğitim süreçlerinde çalışanların teknik bilgi ve becerilerini modern teknolojilerle geliştirmeyi hedefleyen Dijital Atölye Sistemi ile TREDAŞ’ta simülasyon tabanlı eğitimler, sanal gerçeklik destekli öğrenme araçları ve sektörel deneyim kazandıran uygulamalı modüller, eğitim süreçlerinin bir parçası haline gelecek.
Elektrik dağıtım sektörü çalışanlarının karşılaşabileceği 400’den fazla senaryoyu simüle ederek eğitim süreçlerini daha erişilebilir ve etkili hale getiren Dijital Atölye Sistemi, çalışanların mesleki gelişimine katkıda bulunurken, zorlu saha koşullarında karşılaşılabilecek risklerin simülasyon ortamında önceden tatbik edilmesini sağlıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bayraktar, 5. Petrol Endüstrisinde Milli Teknolojiler Konferansı’nın (PEMTEK) açılış konuşmasında, bir dönem “girilemez” denilen Gabar’ı adeta bir petrol üretim üssü haline dönüştürdüklerini söyledi.
Türkiye’nin en kaliteli petrolünün Gabar’da üretildiğine işaret eden Bayraktar, burada günlük petrol üretiminin 61 bin varilin üzerine çıktığını kaydetti.
Bayraktar, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO), 70’inci kuruluş yıl dönümünü kutladıklarını ve aynı zamanda PEMTEK’i gerçekleştirdiklerini belirterek, şöyle konuştu:
“Türkiye Petrolleri, bundan tam 70 yıl önce 10 Aralık 1954’te petrol ve doğal gazda arama ve sondaj yapmak, üretim, rafineri ve pazarlama faaliyetlerinde bulunmak amacıyla kuruldu. İlk keşfini, 1958’de Germik-1 kuyusunda yapan şirketimiz, ülkemizde bu alanda birçok ilke imza attı. Karada, denizde tarihi petrol ve doğal gaz keşifleri gerçekleştirdi. Birçok boru hattını işletmeye aldı, rafineriler, akaryakıt istasyonları kurdu. Bugün ülkemizin ekonomisinde önemli yeri olan birçok sanayi devinin kuruluşunda başrolü oynadı. Türkiye Petrolleri bugün, ülkemizde ve bölgemizde enerji sektörünün en önemli markalarından biri haline gelmiş durumda.”
Bayraktar, TPAO’nun çıkartılan petrol ve doğal gazın yüzde 80’ini ürettiğini anlattı.
Toplamda 3 bin 692 personeli ile 5 bölgede 130’dan fazla üretim sahasında operasyon yürütüldüğünü dile getiren Bayraktar, “Türkiye Petrolleri, Türkiye’nin ve bölgenin önde gelen şirketlerinden biri olarak Azerbaycan’dan, Irak’a, Rusya’dan Somali’ye kadar farklı coğrafyalarda ülkemizin gücüne güç katıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Enerjide tam bağımsızlık hedefine doğru yürüyeceğiz”
Bayraktar, piyasalarda yaşanan tüm zorluklara rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu güçlü siyasi irade ile 2017’de “Milli Enerji ve Maden Politikası”nı hayata geçirdiklerini anımsattı.
Bu yeni yaklaşımla Türkiye’nin petrol ve gaz aramacılığında büyük bir paradigma değişikliğine gittiğini belirten Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu yeni strateji, ‘kendi filomuzla, insan kaynağımızı oluşturarak, ekipmanlarımızı geliştirerek, daha önce arama yapmadığımız coğrafyalarda aranmadık hiçbir yer bırakmayarak, enerjide tam bağımsızlık hedefine doğru yürüyeceğiz’ anlamına geliyordu. 2017’de ilk derin deniz sondaj gemimiz Fatih’i filomuza dahil ettik. Fatih, ilk derin deniz sondajını Akdeniz’de Alanya-1 kuyusunda yaptı. Sırasıyla Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han gemilerimizi aldık. Sismik araştırma gemilerimiz Barbaros Hayrettin Paşa ve Oruç Reis ile birlikte bugün, dünyanın en modern arama ve üretim filosuna sahip ülkelerinden biri haline geldik. Mavi Vatan’ın her bir karışında istediği zaman, istediği yerde operasyon yürütebilen bir kabiliyete kavuştuk.”
Bayraktar, bu süreçte önemli bir beyin göçünü başlattıklarını, TPAO’nun mevcut yetişmiş ekibini bir araya getirdiklerini ve büyük bir zihniyet dönüşümüne imza attıklarını vurguladı.
Tüm bu gelişmelerle 2020’de Karadeniz’de tarihin en büyük doğal gaz keşfini gerçekleştirdiklerine işaret eden Bayraktar, şöyle devam etti:
“3 yıldan daha kısa bir sürede deniz yüzeyinin yaklaşık 4 bin metre altından çıkardığımız doğal gazı, yine deniz altından 170 kilometre mesafede, karaya yani Filyos’a ulaştırdık. Halihazırda Sakarya Gaz Sahası’ndaki üretimimiz günlük 7 milyon metreküpe yaklaştı. Diğer sahalardaki üretimimizle bugün çok şükür 3,5 milyon hanemizin ihtiyacını kendi doğal gazımızla karşılıyoruz. Üretimi arttırma hedefi doğrultusunda adeta bir sanayi üssü olan yüzer üretim platformunu da ülkemize getirdik. 2026’de devreye alacağımız 3 futbol sahası büyüklüğündeki bu platformla birlikte günlük üretimimizi 20 milyon metreküpe çıkaracağız. Yani hanelerimizin yarısına Sakarya Gaz Sahası’ndan doğal gaz sağlayacağız.”
“Dost ve kardeş ülkelerde yetkinliğimizi kullanıyoruz”
Bakan Bayraktar, Türkiye’nin petrol ve doğal gaz aramacılığı ve üretimindeki yetkinliğini, sadece Mavi Vatan’da değil farklı coğrafyalardaki dost ve kardeş ülkelerin gelişmesi için de kullandıklarını söyledi.
Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her platformda her daim ortaya koyduğu şekilde eşitsizliği ve sömürüyü ortadan kaldıracak, yoksulluğun önüne geçecek, kalkınmanın anahtarı olacak paylaşılabilir bir enerji modelini ikili ve çok taraflı projelerle hayata geçiriyoruz. Somali denizlerinde yürüttüğümüz sismik çalışmalar da bunun en somut örneği. Türk mühendisler tarafından dizayn edilerek Türkiye’deki tersanelerde inşa edilen milli sismik araştırma gemimiz Oruç Reis, Somali görevine ekim sonunda başladı. Oruç Reis, her biri 5 bin kilometrekare olan 3 ruhsat sahasında 7 ay boyunca petrol ve doğal gaz sismik arama faaliyetinde bulunacak. Bu sismik çalışmaların olumlu neticelenmesi halinde sondaj aşamasına geçmeyi hedefliyoruz.”
Bayraktar, Oruç Reis Sismik Araştırma Gemisi’nin Somali’de gerçekleştirdiği çalışmaları Türk petrol doğal gaz ve aramacılık sektörünün dönüm noktası olarak gördüklerini kaydetti.
Gelecek dönemde yurt dışında çok daha aktif ve güçlü bir TPAO hedeflediklerinin altını çizen Bayraktar, “Irak’ta, Libya’da, Afrika’da, Orta Asya’da, Kafkas coğrafyasında, Güney Amerika’da uluslararası ortaklıklarla petrol ve doğal gaz üretimimizi arttırmayı hedefliyoruz. Mili enerji ve maden politikaları doğrultusunda en önemli ithalat kalemimiz olan petrolde daha önce arama yapmadığımız bölgelere odaklandık. Bugün itibarıyla Gabar’da günlük üretimimiz 61 bin varilin üzerine çıktı. Kasımda Türkiye genelinde toplamda 3 milyon 425 bin varil ham petrol üretimiyle rekor kırıldı.” ifadelerini kullandı.
Bakan Bayraktar, tüm bu gelişmeleri gerçekleştirirken Gabar’ı adeta bir yol ağıyla donattıklarını, 540 kilometre yol yaparak yol ağını bölgede yaşayan vatandaşların istifadesine sunduklarını anlattı.
Petrol piyasasında yeni bir ekosistem oluşturuldu
Milli Enerji ve Maden Politikası ile üretime yoğunlaşırken diğer yandan bir millileştirme hamlesini de başlattıklarını vurgulayan Bayraktar, petrol endüstrisinde milli teknolojilerin ülke topraklarında filizlenmesini sağlayarak yeni bir ekosistem oluşturduklarını söyledi.
Bayraktar, özellikle petrol endüstrisinde kullanılan her türlü cihaz, yazılım, ekipman ve araç gerecin de millileştirilmesi için atılım içine girdiklerini belirterek, şunları kaydetti:
“AR-GE faaliyetleri başlatarak sismikten sondaja, üretimden dağıtıma kadar tüm aşamalarda ihtiyaç duyulan ekipmanları Türkiye’de üretmeye başladık. İlk yerli sondaj kulemiz, adını gücü ve heybeti ile dünyayı titreten pehlivanımız Koca Yusuf’tan aldı. Koca Yusuf Sondaj Kulesi, 5 bin metre sondaj kapasitesi, yerli yazılımı ve 1500 HP gücüyle bugün Gabar’da üretimimizi bereketlendiriyor. Kaşif-3, offshore arama sondajlarında deniz altı gözetim ve müdahale aracı olarak sondaj gemilerimizde kullanılıyor. Kanuni Sondaj Gemimizi tamamen milli olarak sertifikalandırdık. Kare Taban ile deniz sondajı çalışmalarında, ekipmanların deniz tabanına dengeli yüklenmesini ve tabanda temiz bir satıh oluşmasını sağlıyoruz. Dikey Ham Petrol Stok Tankı ile üretilen ham petrolü depoluyoruz. Tüm bu yerlileştirme çalışmalarımız, AR-GE faaliyetlerimiz rakamlara da yansıdı.”
TPAO’nun yerli mal ve hizmet tedarikinin de her yıl arttığını ifade eden Bayraktar, şirketin 2023’te mal alımlarının yüzde 53’ünü, hizmet alımlarının neredeyse tamamını yurt içinden temin ettiğini bildirdi.
Son 5 yılda TPAO’nun çalıştığı yurt içi ve yurt dışı tedarikçi sayısının 2 bin 621’e ulaştığını, bunların yüzde 91’inin yurt içi gerçek ve tüzel kişilerden oluştuğunu belirten Bayraktar, “Tedarik ettiği mal ve hizmetlerin yüzde 78’ini yurt içinden sağlayan TPAO, bu mal ve hizmetler için 2024’te 25,2 milyar liralık kaynak ayırdı. Enerjide tam bağımsızlık yolunda yerlileştirme programımız hız kesmeden devam edecek. Böylece bir yandan cari açığın azaltılmasına katkı sunacak diğer yandan da oluşturduğumuz bu ekosistem sayesinde kazandığımız kabiliyetleri yeni projelerde kullanacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Bayraktar, Türkiye Petrollerinin 70’inci kuruluş yıl dönümünü tebrik ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda çalışan mesai arkadaşlarımın, çalışma ve gayretlerinin ülkemizin aydınlık yarınları için çok büyük bir önemi var. Bu kapsamda yeni dönemde, çalışma şartları ve özlük hakları çok daha iyileştirilmiş, hızlı karar alabilen, esnek ve modern yönetişime sahip ülkemizin milli şampiyonu olacak bir TPAO’yu inşallah hep birlikte yeniden yapılandıracağız.”
Bakan Bayraktar, konferans sonunda, 2019’da Şırnak’ın İdil ilçesinde PKK’lı teröristlerce tuzaklanan el yapımı patlayıcıya müdahale sırasında meydana gelen patlamada şehit düşen ve Gabar’daki petrol sahasına adı verilen Astsubay Esma Çevik’in annesiyle sohbet etti ve hatıra fotoğrafı çektirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar resmi temaslarda bulunmak üzere İngiltere’ye geldi. Bakan Bayraktar, başkent Londra’da İngiltere Enerji Güvenliği ve Net Sıfır Bakanı Ed Miliband ile bir araya geldi. Bayraktar sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Ülkemizi enerjide merkezi konuma taşıyacak yatırım ve anlaşmaları planlı ve kararlı bir şekilde imza altına almaya devam ediyoruz. Birleşik Krallık Enerji Güvenliği ve Net Sıfır Bakanı Sayın Ed Miliband ile temiz enerjiye geçiş, düşük karbonlu hidrojen ekonomisi, şebeke modernizasyonu, bölgesel enterkonneksiyonlar ve küçük modüler reaktörler gibi önemli iş birliklerini kapsayan ‘Enerji ve İklim Diyaloğu’ konulu mutabakat zaptı imzaladık. Enerji arz güvenliğimize ve bağımsızlığımıza yönelik adımlarımıza yenisini eklediğimiz anlaşmanın her iki ülkeye de hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.
Bakan, enerji ve finans sektörünün önde gelen yatırımcılarıyla bir araya geldi
Bakan Bayraktar, Londra temasları çerçevesinde ayrıca, İngiltere’nin enerji ve finans sektörünün önde gelen yatırımcılarıyla bir araya geldi. Bayraktar görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “JP Morgan moderatörlüğünde gerçekleşen bu özel buluşmada Türkiye’nin her alandaki yapısal reformlarla, stratejik ve tarihi yatırımlarla ulaştığı potansiyeli büyük takdir topladı. Uzun süredir dünyada ve bölgemizde yaşanan tüm olumsuz gelişmelere ve buna bağlı ekonomik daralmalara rağmen Türkiye’nin ortaya koyduğu performans, hedefine kilitlenen bir okun yaydan çıkma sürecini anımsatıyor. Gösterilen ilgiyi ve reel yaklaşımları doğru yolda olduğumuzu göstermesi açısından çok anlamlı buluyorum” dedi.
Bakan, iki ülke arasında enerji projelerine yönelik finansman imkanlarını ele aldı
Öte yandan Birleşik Krallık’ın ihracat kredi finansmanı kurumu olan UK Export Finance’ın kıdemli yöneticileriyle bir toplantı yapan Bayraktar, iki ülke arasında enerji projelerine yönelik finansman imkanlarını ele aldı. Bayraktar, programı çerçevesinde BP Üretim ve Operasyonlar Başkan Yardımcısı Gordon Birrell ve BP Türkiye Ülke Başkanı Tümkan Işıltan’ı da kabul ederek mevcut iş birliklerini ve yeni projeleri değerlendirdi. – LONDRA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şirketten yapılan açıklamada, Genel Kuruldaki konuşmasına yer verilen Vestel Mobilite Genel Müdürü Hakan Kutlu, Vestel’in mobilite alanında 10 yılı aşkın süredir hayata geçirdiği çalışmalar, Vestel Mobilite’nin sektöründe üstlendiği öncü rol ile mevcut ürün ve teknolojileri hakkında Birlik üyelerine bilgi verdi.
Kutlu, Vestel Mobilite’nin ürün ve teknolojileriyle akıllı bir geleceğe yön verdiğini belirterek, “Bu geleceğe, EASE’nin çok önemli bir rol oynadığına inandığımız adil, geleceğe yönelik, sürdürülebilir bir enerji piyasası olmadan ulaşılamaz.” ifadelerini kullandı.
Kutlu, EASE’nin sektörün diğer oyuncularıyla sadece iş amaçlı bağlantı kurdukları bir yapı olmadığını, aynı zamanda üyelerinin ortak tasarım ve geliştirme faaliyetlerine katıldığı önemli bir platform olduğunu aktararak, “Günümüzde enerji piyasasının ancak işbirliğiyle büyüyeceğine inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
2011’de Belçika’da kurulan ve halen 70 üyesi bulunan EASE, enerji depolama teknolojilerinin Avrupa genelinde benimsenmesini teşvik ederek daha sürdürülebilir bir enerji sistemine geçişe destek olmayı hedefliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Farklı ülkelerden enerji bakanları, yerli ve yabancı sivil toplum örgütü, uluslararası kuruluş temsilcileri, akademisyenler, medya mensupları ve iş dünyasının önde gelen isimlerin katılımıyla gerçekleşen forumda katılımcılar, küresel düzeyde diyalog imkanı yakalayarak enerji sektörünün geleceğine yön verecek.
Forumun ana oturum konuşmaları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz tarafından yapılacak.
Bakan Bayraktar moderatörlüğündeki “Dirençli Bir Gelecek için Zorluklar ve Fırsatlar” başlıklı Bakanlar Oturumu’nda geleceğin enerji politikaları ele alınacak.
Oturumda, Azerbaycan Enerji Bakanı Parviz Shahbazov, Bulgaristan Enerji Bakanı Vladimir Malinov, GürcistanEkonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Levan Davitashvili, Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto, Moldova Enerji Bakanı Victor Parlicov???????, Libya Petrol ve Gaz Bakanı Khalifa Abdulsadek, Sırbistan Enerji ve Maden Bakanı Dubravka Djedovic Handanovic ile Özbekistan Enerji Bakanı Jurabek Mirzamahmudov??????? konuşmacı olarak yer alacak.
“Gaz Güvenliğinin Yeni Dinamikleri: Bölgesel Perspektifler” başlıklı BOTAŞ özel oturumu, “Akıllı Enerji Dönüşümünde Yeni Teknolojiler ve Yakıtlar için Beklentiler”, “Enerji Dönüşümünün Finansmanı: Beklentiler ve Öncelikler” oturumlarının yapılacağı Forum, “Anadolu Ajansı Teşekkür ve Değerlendirme Toplantısı” ile sona erecek.
İstanbul Kongre Merkezi’nde gün boyu sürecek forumda enerji sektöründe bölgesel hedefler, doğal gaz arz güvenliğinin sağlanmasında Türkiye’nin rolü, enerji dönüşümünün finansmanı gibi konuların yanı sıra, sektördeki bölgesel ve uluslararası gündemlerle birçok başlık ele alınacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NÜKLEER Sanayi Derneği (NIATR) Yönetim Kurulu Başkanı Alikaan Çiftçi, dünya çapında nükleer bir rönesans yaşadığını belirterek, Türk nükleer sanayisinin de bu trendleri yakından takip ederek dünya piyasalarında aktif olmayı hedeflediğini söyledi. Çiftçi, “Nükleer, artık dünyanın en büyük ve en gelişmiş teknoloji şirketlerinin, veri merkezi operatörlerinin ilgisini ve yatırımını çekiyor. Nükleer sanayinin büyümesini uluslararası finans kuruluşları da desteklemeye başladı. Türk sanayicileri olarak Akkuyu’da kazandığımız inşaat ve ekipman üretimi deneyimimizi dünya pazarlarına taşımaya kararlıyız” dedi.
Türk nükleer sanayisi olarak yeni dünyada hızla artan nükleer santral yatırımlarını yakından takip ettiklerini belirten Çiftçi, “Akkuyu NGS ile attığımız adımı yukarı taşımalıyız. Sinop, Trakya ve küçük modüler reaktörlerin (SMR) yatırım planlarının hayata geçmesini bekliyoruz. Türkiye, COP 29 kapsamında geçen yıl hazırlanan Nükleer Enerjiyi Üç Katına Çıkarma Deklarasyonu’na da imza atarak büyük bir kararlılık ortaya koydu. Biz de NIATR ve üye firmalar olarak küresel enerji dönüşümüne katkı sağlamak amacıyla önemli bir adım attık ve 2050 yılına kadar küresel nükleer kapasitenin en az üç katına çıkarılmasını hedefleyen Net Zero Nuclear Industry Pledge’e imza attık. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin nükleer yatırımlara ağırlık vereceğini görüyoruz. Türk sanayicileri olarak Akkuyu’da kazandığımız inşaat ve ekipman üretimi deneyimimizi dünya pazarlarına taşımaya kararlıyız. Türkiye, nükleer yatırımlarında gecikmemeli. Trendi takip etmeliyiz. Yaşanan’nin dünyada yaşanan nükleer rönesansta yerini almasını destekleyecek potansiyelimiz de var” diye konuştu.
Nükleer enerjinin öngörülen enerji gereksinimlerini karşılamanın yanı sıra iklim taahhütlerini yerine getirilmesinde de yardımcı olacak bir yol olarak görüldüğünü hatırlatan Çiftçi, “Geçtiğimiz birkaç hafta içinde Microsoft, Google ve Amazon’un önümüzdeki yıllarda nükleer enerji kullanmak için anlaşmalar imzaladığı görüldü. Onlar, karbon emisyonlarını azaltırken güç kullanımını artırmaya çalışan diğer şirketleri de aynı yolu izlemeye teşvik edecektir.”
‘GELECEĞİN ENERJİSİ: NÜKLEER’
Başta Avrupa olmak üzere Amerika’dan Ortadoğu’ya kadar pek çok noktada nükleer alanda yeni yatırımlar yapıldığına dikkat çeken Çiftçi, “Halen 15 ülkede 64 reaktörün inşası devam ediyor. Gana, Polonya ve Filipinler gibi 20’den fazla ülke, ilk nükleer santrallerinin inşasını sağlayacak politikaları geliştirme sürecindeler. 2050 yılına kadar şu anki nükleer kapasitenin 3 katına ulaşılması için tüm dünyada çalışmalar sürüyor. COP 28’de alınan kapasite artırım kararlarına uluslararası bankalar da dahil olmak üzere dünya finans devlerinin destek verdiğini görüyoruz. COP 29’da da nükleer enerjinin gelecek için ne kadar büyük bir önem taşıdığı önemle vurgulandı. Tüm bunlar nükleer enerjinin geleceğin en çok ihtiyaç duyulan enerji kaynağı olacağını açıkça ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.
“AKKUYU NGS TEMİZ ENERJİ YOLUNDA ATILAN EN BÜYÜK ADIM”
Türkiye’nin de Akkuyu NGS ile bu enerji türünü kullanan ülkeler arasına girerek önemli kazanımlar elde edeceğini belirten Çiftçi şöyle devam etti:
“Ülkemiz, enerji arz güvenliğini sağlamak, çevresel sürdürülebilirliği artırmak, 2053 yılı için konulan karbon nötr hedefine ulaşabilmek ve enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla nükleer enerjiyi önemli bir kaynak olarak görüyor. Bu kapsamda Rusya ile Akkuyu NGS projesini hayata geçiriyoruz. Türkiye’nin bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük doğrudan yatırım projesi haline gelen santralin yapımı, ülkemizin temiz enerji yolunda attığı en büyük adımdır. Ülkemizin yanı sıra tüm dünyada nükleer sektörde yeni yatırımlar yapılıyor. Rusya devi Rosatom şu anda 7 farklı ülkede toplam 22 nükleer güç ünitesi inşa ediyor. Ayrıca, Rosatom’un uluslararası sözleşmeler portföyünde 10 farklı ülkede toplam 39 reaktör bulunuyor. 56 reaktörün faaliyette olduğu Çin ise şu anda 25 reaktör daha inşa ediyor. Yine aynı şekilde Birleşik Krallık, nükleer üretim kapasitesini 2050 yılına kadar 24 GW artırmayı planlıyor. Avrupa da yeniden nükleere dönüş sürecinde. Ortadoğu, Afrika ve Amerika’da yeni projeler konuşuluyor. Yalnızca bu kadar da değil. Son dönemde Microsoft, Google, Amazon gibi dünyanın en önemli teknoloji şirketlerinin yapay zeka nedeniyle artan elektrik talebinin bir bölümünü nükleer enerjiden sağlama kararı almaları da son derece önemli.”
Türkiye’nin de 2053 hedefleri çerçevesinde nükleer kapasitesini artırma yoluna gideceğini hatırlatan NİATR Başkanı, Türk sanayicileri olarak bu yolda atılacak her türlü adıma destek vereceklerini vurguladı. Çiftçi, “Sinop ve Trakya’da kurulması planlanan nükleer santrallerin yanında Küçük Modüler Reaktörlerin (SMR) yapımı için de harekete geçildi. Buna ek olarak SMR teknolojisini kullanmak ve uygulamak için mevzuatın gereklerini de yerine getirme konusunda ‘SMR Kanunu’ olarak adlandırılacak yeni kanun için de hazırlıklar başladı. Bu konuda biz de üstümüze düşen her şeyi yapmaya hazırız” ifadelerini kullandı.
7 MİLYAR DOLARLIK YERELLEŞTİRME POTANSİYELİ
Akkuyu NGS ile gelişen Türk nükleer sektörünün bu yeni projeler sayesinde daha da büyüyeceğini belirten Çiftçi, şunları söyledi:
“Akkuyu NGS dünyanın en büyük inşaat sahası olmasının yanı sıra imzalanan ve imza aşamasında olan 7 milyar dolar tutarındaki sözleşmelerle de yerelleşme konusunda da son derece başarılı bir örnek haline geldi. İlk nükleer santralimiz, bu anlamda Türk firmaları için bir ‘gurur ve deneyim’ projesine dönüşmüş durumdadır. Akkuyu sayesinde Türk şirketleri nükleer alanda hangi malzemelerin nasıl üretilmesi gerektiği ve inşaat aşaması konusunda büyük deneyim kazanıyor. Bundan sonraki projelerle de bu deneyimin büyüyeceğine eminim.”
‘AKKUYU NGS TÜRKİYE’NİN ENERJİ YOLCULUĞUNDA BİR DÖNÜM NOKTASIDIR’
Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener de Akkuyu NGS ile kazanılan deneyimin Türkiye için büyük bir önem taşıdığını vurgulayarak, “Akkuyu NGS Türkiye’nin nükleer enerji yolculuğunda bir dönüm noktasıdır. Dünyanın en ileri teknolojileri kullanılarak inşa edilen santral, ülkemizi enerji alanında geleceği yakalayan ülkeler sınıfına sokmuştur” ifadelerini kullandı.
Santralin Türkiye’de nükleer sektörün ve ilgili alt sektörlerin gelişmesi ve insan kaynaklarının yetişmesi bakımından öncü rol oynadığını belirten Akyener, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye, Akkuyu NGS ile neredeyse 40 yıla dayanan hayallerini gerçeğe dönüştürmeyi başardı. Bu santralle Türk sanayicisine açılan kapılar, bundan sonraki nükleer santral ve SMR projeleriyle de katlanarak büyüyecektir. Akkuyu NGS’nin inşa sürecinde Türkiye’nin nükleer alandaki bilgisi, deneyimi ve kabiliyetleri artmaktadır. Türkiye’nin Akkuyu NGS için yer seçiminden farklı teknolojiler arasında doğru olanı tercih etmesine, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile çalışma düzlemini yürütme biçiminden nükleer alanda yürüttüğü müzakerelerdeki başarısına, hatta günümüzde Akkuyu NGS’de ortaya çıkan bazı yaptırım süreçlerinin aşılmasına kadar yoğun bir tecrübesi oluştu. Yani Akkuyu NGS Türkiye’ye çok önemli ve farklı alanlarda deneyimler kazandırmış durumda. İkinci ve üçüncü nükleer santrallerde bu tecrübenin ve santrallerdeki yerelleştirme oranlarının daha da artacağını düşünüyorum. Belki de 4’üncü nükleer santralimizi artık edindiğimiz bu büyük deneyimle kendimiz inşa edecek ve hatta başka ülkelerde nükleer teknolojiler geliştireceğiz. Kazakistan ve Türk ülkeleri de daha şimdiden Türkiye’den bu alanda destek ve tecrübelerini aktarmalarını istiyorlar. Bu anlamda geleceğin en parlak enerji kaynağı olan nükleer konusunda bugün olduğu gibi gelecekte de önemli adımlar atacağımıza inanıyorum.”
TÜRKİYE DİĞER ÜLKELERE ÖNCÜLÜK EDECEK
“Belki bundan 20-30 sene sonra üretilen bir teknolojinin transferi süreçlerine geldiğimizde Türk ekonomisine ciddi anlamda katma değer sağlanabilecektir” diyen Akyener, “Nükleer sadece Türkiye için değil tüm dünya için önemi artan bir enerji kaynağı. Diğer taraftan nükleer teknolojiyi paylaşma noktasında birçok ülke temkinli adımlar ile diğer ülkelerle temas kuruyor. Türkiye’nin Akkuyu NGS ile nükleer teknolojiye sahip olması, bu bağlamda know-how kabiliyetlerini geliştirmiş olması, uzmanlarını yetiştirmesi, bu süreçleri nasıl tamamladığı ile ilgili tecrübelerini arttırmasının akabinde, öncelikle Türk ülkeler olmak üzere; dost, müttefik ve medeniyet coğrafyamızdaki ülkelere yol gösterici olacaktır. Ülkemiz şimdiden Türk dünyasında nükleer enerji alanında iş birliği sürecini başlatıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız Kırgızistan’da Türk Devletleri Teşkilatı toplantısında yeni iş birliklerine imza atıldığını duyurmuştu. Bu, ekonomimize ciddi bir katma değer sağlayabilir. Türk Devletleri Teşkilatı’na üye ülkeler, zengin uranyum kaynaklarına sahip olmalarına rağmen, bu kaynakları değerlendiremiyor. Türkiye, bu ülkelerle iş birliği yaparak, uranyum arama ve geliştirme süreçlerinden, nükleer yakıt çubuğu üretimine kadar geniş bir yelpazede ortak projeler geliştirebilir. Türkiye’nin mevcut kabiliyetleriyle, bu sürecin öncüsü olacağını söyleyebiliriz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, Türkiye Yüzyılı hedeflerini gerçekleştirmek için nükleer enerjiyi de bir kaldıraç olarak kullanabilecektir. Bu bağlamda nükleer ile ilgili süreç yönetimine dair tecrübe aktarımını ihtiva eden diplomasi süreci daha şimdiden başlamıştır” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
PİYASADA YEŞİL ENERJİ, PETROL VE GAZI GERİDE BIRAKTI
Alınan bilgiye göre yılın 9 ayında küresel enerji sektöründe Suudi Aramco’nun öncülük ettiği petrol ve gaz devlerinin piyasa değeri toplamda 174 milyar dolar erirken, yeşil enerji şirketlerinin piyasa değeri 291,4 milyar dolar arttı.
Yeşil enerji şirketlerine bakıldığında, en fazla piyasa değerine sahip şirket 172,3 milyar dolarla ABD merkezli NextEra Energy oldu. Bu şirketi, 96,7 milyar dolar ile İspanyol Iberdrola, 68,66 milyar dolarla ABD’li GE Vernova, 37,43 milyar dolarla Hindistan merkezli Adani Green Energy ve 24,92 milyar dolarla Çin’li Sungrow Power Supply takip etti.
EN FAZLA KAZANDIRAN YEŞİL ENERJİ ŞİRKETLERİNDE NEXTERA ENERGY ZİRVEDE
Şirketlerin yılın 9 ayındaki dolar bazlı getirileri dikkate alındığında, NextEra Energy hisseleri bu dönemde yüzde 28 değer kazandı. Şirket son dönemde yapay zekadan kaynaklanan veri merkezi büyümesinin bir sonucu olarak yenilenebilir enerji ve altyapı talebindeki olumlu artışlar ile değerlendi.
Aynı dönemde, İngiliz Electricity North West şirketini satın alarak İngiltere’deki yatırımlarını artıran Iberdrola’nın hisse senedi değeri yüzde 16 yükseldi. Uluslararası Finans Kurumu (IFC) da şirkete 329 milyon dolarlık sürdürülebilir enerji kredisi verdi, şirket bu krediyle büyük ölçüde kömüre bağımlı olan Fas, Polonya ve Vietnam gibi bir dizi ülkede yenilenebilir enerji projelerini finanse edecek.
GE Vernova’nın, 2. çeyrek itibarıyla hisse değeri yüzde 15 yükselirken, şirket, General Electric’in üç ayrı şirkete bölünmesiyle kurulmuştu. Şirket, batı yarımküredeki en büyük rüzgar projesi olması beklenen Pattern Energy’nin SunZia rüzgar projesi için 2,4 GW sipariş aldığını duyurmuştu.
Söz konusu dönemde, TotalEnergies ile Hindistan’daki güneş enerjisi projeleriyle ilgili anlaşma imzalayan Hindistan merkezli Adani Green Energy’in hisse senedi değeri yüzde 19 arttı.
Yakın zamanda Birleşik Krallık’ta pil depolama projesi için sözleşme imzalayan Sungrow Power Supply da bu dönemde yatırımcısına kazandırırken, şirketin hisse değeri 9 ayda yüzde 8,8 yükseldi. Şirket, ayrıca Suudi Arabistan yatırım firması Algihaz Holding tarafından Orta Doğu Krallığı’nda dünyanın en büyük şebeke dışı enerji depolama projesinin inşası için görevlendirildi.
PETROL ŞİRKETLERİ DE YEŞİL ENERJİYE YATIRIM YAPIYOR
Petrol ve gaz şirketleri de karbon yakalama teknolojileri ve petrokimya sektöründe emisyonları azaltmak için yatırımlar yaparken, dünyada enerji alanında trendlerin değiştiği ve değişmeye devam edileceği öngörülüyor.
Eylül ayı sonu itibarıyla petrol ve gaz şirketleri içerisinde en büyük piyasa değerine sahip şirket 1 trilyon 739,5 milyar dolarla Suudi Arabistan merkezli Saudi Aramco oldu.
Bu şirketi 554,6 milyar dolar ile ABD merkezli ExxonMobil, 273,6 milyar dolar ile Chevron, 228 milyar dolar ile Çin merkezli PetroChina ve 209,1 milyar dolar ile İngiltere merkezli Shell takip etti.
Saudi Aramco, petrol fiyatlarındaki düşüş ve Suudi hükümetinin likiditeyi arttırmak için sattığı hisse senetleri nedeniyle yılın 9 ayında hisse değerinde dolar bazlı yüzde 22’lik kayıp yaşadı.
DÜNYA DEVLERİ ROTAYI YEŞİL ENERJİYE ÇEVİRDİ
ExxonMobil ise yılın başından itibaren hisse senedi değerini yüzde 15 artırdı. Bu dönemde ABD’deki kaya gazı üretimini artırmak amacıyla Pioneer Natural Resources’ı 60 milyar dolara satın alarak günlük petrol üretimini arttıran şirket aynı zamanda karbon yakalama ve düşük karbonlu enerji yatırımlarına büyük bütçeler ayırarak yeşil enerji yatırımlarını devam ettiriyor.
Chevron hisseleri aynı dönemde yüzde 1 kayıp yaşarken, Permian Havzası’nda rekor üretim gerçekleştirdi. Yenilenebilir enerji ve karbon yakalama alanında büyümeyi hedefleyen şirketin yenilenebilir enerji ve dizel projelerine hız verdiği görülüyor.
PetroChina’nın hisse senedi değeri yılın 9 ayında yüzde 19 yükseldi. Yeni teşviklerle birlikte piyasa değerini artıran şirket, rüzgar ve güneş enerjisi projelerini hayata geçirirken, karbon yakalama ve depolama işlemlerine de devam ediyor. Öte yandan, ilk yarıda petrol ve doğal gaz üretimini ve satışlarını da arttırmıştı.
Shell ise bu dönemde yüzde 1 gerilerken, Avrupa’daki durgunluk ve Çin başta olmak üzere diğer büyük pazarlardaki zayıf taleple piyasaya yeni rafinerilerin katılması söz konusu performansta etkili oldu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Oruç Reis Sismik Araştırma Gemisi’nin Somali görevi, Karadeniz gazı ve Gabar petrolündeki son durum başta olmak üzere güncel konulara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Oruç Reis’in Somali’ye gönderildiği 5 Ekim’in “tarihi bir gün” olduğunu ifade eden Bayraktar, geminin tümüyle Türkiye’de tasarlanan ve üretilen bir gemi olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin petrol ve doğalgazda dışa bağımlılığının azaltılması çalışmalarına 2016’da açıklanan “Milli Enerji ve Maden Politikası”yla hız verdiklerine işaret eden Bayraktar, gelinen noktada ülkede kamu ve özel firmaların günlük petrol üretiminin yaklaşık 110 bin varile ulaştığını aktardı.
“KARADENİZ’DE SAKARYA GAZ GEÇİŞİNE KADAR 6 TANE DERİN DENİZ SONDAJIMIZ VAR”
Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası’nda günlük 6 milyon metreküpü aşkın üretim olduğunu belirten Bayraktar, kasım-aralık gibi 7,5 milyon metreküp, gelecek yıl ilk çeyrekte ise 10 milyon metreküp üretim hedeflendiğini anımsattı.
Bayraktar şunları söyledi:
“Türkiye’nin bu artan talebini karşılamak, ülkenin bu dışa bağımlılığını düşürmekle alakalı biz petrol ve doğalgaz aramalarında neler yapabiliriz noktasına aslında son 22 yıldır bütün AK Parti iktidarları döneminde yoğunlaşmış durumdayız. Böyle baktığımızda da geçmişi şöyle bir ele aldığımızda, 1954’te kurulmuş Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı var. Yani bizim milli petrol şirketimiz, bugün 70’inci yılında yani milli petrol şirketimiz var. Ama özellikle AK Parti’nin ilk döneminde, bu dönüşüm sürecinin ilk kısmında şunu söyleyebiliriz, yabancı ortaklıklarda, özellikle Karadeniz’deki aramalara baktığımız zaman, Karadeniz’de Sakarya gaz geçişine kadar 6 tane derin deniz sondajımız var.”

“TÜRKİYE DÜNYADAKİ EN KALİTELİ, EN MODERN GEMİ FİLOSUNA SAHİP”
2016 yılında enerji ve maden politikası olarak nitelendirilen bir dönüşüm süreci olduğunu ifade eden Bayraktar, “Bu süreçte biz Türkiye’deki petrolcülükte ve doğal gaz aramacılığında neyi farklı yapabiliriz konusuna eğildik. İlk yaptığımız şeylerden bir tanesi Türkiye Petrolleri’nin bir yeniden yapılandırma süreci oldu. Türkiye Petrolleri uluslararası anlamda petrol doğalgaz ve aramacılığı yapan arama odaklı bir şirket olsun istedik. Ondan sonraki aşamada mutlaka Türkiye’de denizlerimizde gidilmemiş coğrafyaların, bölgelerin, lokasyonların aranması. Stratejilerimizden bir tanesi buydu. Bir diğeri, kendi sondaj gemilerimizle, sismik gemilerimizle ve yetişmiş insanımızla o aramaları yapalım anlayışımız vardı. Dolayısıyla bütün bunlarla birlikte yeni bir sürece girdik, Türkiye’deki petrol ve doğalgaz aramacılığı. 2017 yılı cumartesi günü uğurladığımız, filomuza katıldığı tarih. O tümüyle Türkiye’deki tersanelerde tasarlanmış, üretilmiş bir gemi. Bizim kendi imalatımız. O gemi 2017 yılında filomuza katıldı. Bugün Türkiye dünyadaki en kaliteli, en modern gemi filosuna sahip, deniz aramacılığında kullanılan filoya ait bir ülke haline geldi.” şeklinde konuştu.

“GÜNLÜK PETROL ÜRETİMİMİZ 110 BİN VARİLE GELMİŞ DURUMDA”
Karadeniz aramaları, Şırnak keşfi, daha önce gidilmemiş türlü vesilelerle gidilemeyen yerlerde petrol ve doğalgaz aradıklarını belirten Bayraktar, şunları söyledi:
“Tam pandeminin ortasında 2020 yılının Ağustos ayında Karadeniz’de doğalgaz keşfimiz gerçekleşti. Sonuçlarını yavaş yavaş yavaş artık görmeye başladığımız bir sürece girdik. Türkiye’nin 2016 yılında günlük petrol üretimi sadece 49 bin varildi. Bugün bu rakam 110 bin varillere gelmiş durumda. Bugün gelinen noktada Karadeniz gazında bizim üretimimiz 6 milyon metreküpü geçti. Kasım ayı aralık gibi 7.5 milyon metreküp üretim ve ilk fazla hedeflendiğimiz 10 milyon metreküp üretimi 2025 yılının ilk çeyreğinde ulaşmış olacağız. Konutlarda meskenlerdeki talebin artacağını öngörüyoruz. Karadeniz’deki üretimimizi artırmamız lazım.

“2026 YILINDA KARADENİZ’DEKİ ÜRETİMİMİZİ 20 MİLYON METREKÜPE ÇIKARACAĞIZ”
Çanakkale’de şu anda aktivasyon çalışmaları ve yenileme çalışmaları devam eden yüzer platformumuz var. Ülkemizin envanterine kattık. 2026 yılında Karadeniz’deki üretimimizi 20 milyon metreküpe çıkaracağız. O da yine yoğun arama ve üretim stratejimizin önemli bir parçası. Bizim elbette ki Türkiye’de aranmamış coğrafyaları, lokasyonları aramamız lazım. Orada üretmemiz lazım. Türkiye’nin 2 milyon varili bulan günlük doğalgaz ve petrol ihtiyacını tümüyle kendi ülkemizdeki kaynaklardan karşılayamayabiliriz. Türkiye mutlaka farklı coğrafyalarda petrol, doğalgaz aramalarında ortak olarak bulunması lazım. Irak’ta çok daha farklı projelerin içerisinde olmak istiyoruz. Kuzey Irak’ta 3 petrol sahasında ortaklığımız var. Basra’da daha aktif olmak istiyoruz. Libya denizlerinde daha aktif olmak istiyoruz. Farklı coğrafyalarda arayışımız devam ediyor. Somali denizindeki arama bizim için tarihi bir dönemi açıyor. Kendi gemilerimizle operatör olarak arama yapabilir bir ülke haline geldik. Çok kısa bir süre içerisinde 2016’dan bugüne kadar Türkiye stratejisini değiştirdi.”
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Can Badak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Adana’da ilk kez gerçekleştirilen TEKNOFEST’e katılan TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank ile Komisyon üyeleri, Demirören Medya Grubu’nun standını ziyaret etti. Komisyon üyeleri, Demirören Medya ve Teknoloji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileriyle de bir araya geldi. Komisyon Başkanı Mustafa Varank da stand içerisinde yer alan podcast odasında Radyo D’nin konuğu oldu.
‘TÜRKİYE’NİN SAHİPLENDİĞİ BİR MARKA’
TEKNOFEST’in Türkiye’nin sahiplendiği bir marka haline geldiğini anlatan Varank, “TEKNOFEST’te yarışmacı kardeşlerimize farklı kategorilerde yarışacakları görevler veriyoruz. Bu alanda proje ve fikirlerini ortaya koyan gençlerimiz yarışıyorlar. Neticede en güzel fikir ve ürünü ortaya koymaya çalışıyorlar. Gençlerimiz aynı zamanda insansız sualtı araçlarından nükleer teknolojilere kadar farklı alanlarda projeler ortaya koyarak yarışmayı gerçekleştiriyor. İlerde bu alanlarda çalışma yapacak gençlerimizi yönlendirebilmek, onlara yatırım yapabilmek ve onların eğitimlerine katkı sağlayabilmek adına çok önemli” dedi.
‘BU YIL TEKNOFEST’E 1 MİLYON 650 BİN GENÇ KATILDI’
TEKNOFEST’e vatandaşların ilgisinin yoğun olduğunu belirten Varank, festivalin çok güzel geçtiğini kaydetti. Varank, gençlere, hayallerinin peşinden koşmaları ve ‘Ben yapamam’ dememeleri konusunda cesaret veren Varank, devletin bu alanda çeşitli destekler sunduğunu da vurgulayarak, “Gençlere öğüdümüz şu olsun; mutlaka hayallerinin peşinden koşsunlar, ‘Ben yapamam’ demesinler, ‘Ben başaramam’ demesinler, ‘Bu zor’ demesinler. Hayal etsinler ve o hayallerinin peşinden gitsinler. Bu yıl TEKNOFEST’e 1 milyon 650 bin genç katıldı. Dünyada bu manada çok gencin katıldığı teknoloji etkinliği yok. İnşallah önümüzdeki dönemde bu ilgi artarak devam edecek” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, Adana’da gerçekleştirilen Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’ne (TEKNOFEST) katılan gençlere tavsiyelerde bulundu. Varank, gençlerden hayallerinin peşinden koşmalarını isteyip, ‘Ben yapamam’ dememeleri konusunda cesaret verdi.
Adana’da ilk kez gerçekleştirilen TEKNOFEST’e katılan TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank ile Komisyon üyeleri, Demirören Medya Grubu’nun standını ziyaret etti. Komisyon üyeleri, Demirören Medya ve Teknoloji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileriyle de bir araya geldi. Komisyon Başkanı Mustafa Varank da stand içerisinde yer alan podcast odasında Radyo D’nin konuğu oldu.
‘TÜRKİYE’NİN SAHİPLENDİĞİ BİR MARKA’
TEKNOFEST’in Türkiye’nin sahiplendiği bir marka haline geldiğini anlatan Varank, “TEKNOFEST’te yarışmacı kardeşlerimize farklı kategorilerde yarışacakları görevler veriyoruz. Bu alanda proje ve fikirlerini ortaya koyan gençlerimiz yarışıyorlar. Neticede en güzel fikir ve ürünü ortaya koymaya çalışıyorlar. Gençlerimiz aynı zamanda insansız sualtı araçlarından nükleer teknolojilere kadar farklı alanlarda projeler ortaya koyarak yarışmayı gerçekleştiriyor. İlerde bu alanlarda çalışma yapacak gençlerimizi yönlendirebilmek, onlara yatırım yapabilmek ve onların eğitimlerine katkı sağlayabilmek adına çok önemli” dedi.
‘BU YIL TEKNOFEST’E 1 MİLYON 650 BİN GENÇ KATILDI’
TEKNOFEST’e vatandaşların ilgisinin yoğun olduğunu belirten Varank, festivalin çok güzel geçtiğini kaydetti. Varank, gençlere, hayallerinin peşinden koşmaları ve ‘Ben yapamam’ dememeleri konusunda cesaret veren Varank, devletin bu alanda çeşitli destekler sunduğunu da vurgulayarak, “Gençlere öğüdümüz şu olsun; mutlaka hayallerinin peşinden koşsunlar, ‘Ben yapamam’ demesinler, ‘Ben başaramam’ demesinler, ‘Bu zor’ demesinler. Hayal etsinler ve o hayallerinin peşinden gitsinler. Bu yıl TEKNOFEST’e 1 milyon 650 bin genç katıldı. Dünyada bu manada çok gencin katıldığı teknoloji etkinliği yok. İnşallah önümüzdeki dönemde bu ilgi artarak devam edecek” diye konuştu.
Haber-Kamera: Narin KAZAK/ADANA,
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HERKES GELECEK MÜJDELİ HABERİ BEKLİYOR
Jandarma ile güvenlik korucularının gece gündüz nöbet tuttuğu bölgede 100 personel, 30 iş makinesiyle sondajın yapılacağı alanı hazır hale getirmeye çalışıyor. Yöre sakinleri de kasım ayına kadar petrol sondaj kulesinin kurulmasının planlandığı alandan gelecek müjdeli haberi bekliyor.

Çalışmaların yürütüldüğü alanda incelemelerde bulunan AK Parti Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu ve Muradiye Kaymakamı Melih Aydoğan da Maden Teknik Arama Doğu Anadolu Bölge Müdürü Çetin Kartal ve İlçe Jandarma Komutanı Kıdemli Üsteğmen Nurullah Çatal ile firma yetkililerinden bilgi aldı.
“BÖLGEDE PETROL OLDUĞU BİR GERÇEK”
Türkmenoğlu, AA muhabirine, bölgedeki yer altı kaynaklarının ekonomiye kazandırılmasını hedeflediklerini söyledi. TPAO’nun Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün izniyle sondaj çalışması ruhsatını aldığını belirten Türkmenoğlu, “Bölgede hummalı bir çalışma yürütülüyor. Beton dökme, yol ve zemin çalışmaları yapıldı. 1800’lü yılların sonu ile 1900’lü yılların başında burada yaşayanların günde 2 bin litre petrol çıkardığını biliyoruz. Elimizde 1915’te buraya gelen Rusların, açtıkları kuyuda araçlarının yakıt ihtiyacını karşıladığına dair belgeler var. İlgili kurumlarımız bu belgeler ışığında çalışma başlattı. Bugün Gabar, Cudi ve Kato dağlarında petrol çıkarılıyor. Burada da ilk adımı attık. Kasım ayında buraya 200 tonluk bir kule dikilecek ve yerin 1500 metre derinliğine kadar inilecek” ifadelerine yer verdi.

“DAHA DERİNLERE İNECEĞİZ”
Bölgeden müjdeli bir haber vermeyi amaçladıklarını dile getiren Türkmenoğlu, “Petrol arama, çıkarma heyecanını tüm vatandaşlarımız yaşıyor. Bölgede petrolün olduğu bir gerçek. Çalışmalarımızı daha derinlere inerek sürdüreceğiz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın doğal gaz, enerji ve petrol alanında önemli çalışmaları var.” dedi.

“BÖLGEMİZ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR GELİŞME”
Kaymakam Aydoğan ise TPAO’nun bölgede yürüttüğü çalışmalardan memnuniyet duyduklarını dile getirdi. Vatandaşların gelişmeleri heyecanla takip ettiğini bildiren Aydoğan, “Petrol arama çalışmaları başladı. Bölgemiz için çok önemli bir gelişme. Çalışmaların güvenli bir şekilde yapılması için jandarmamız, güvenlik korucularımız sürekli nöbet tutuyor. Geçmişte bu bölgeler terörle anılıyordu. Güvenlik güçlerimizin başarılı operasyonları sayesinde terörden temizlenen bölgelerimizde huzur hakim. Petrol arama çalışması güvenli bir ortamda devam ediyor. Valiliğimiz ve kaymakamlığımız çalışmalara destek veriyor” şeklinde konuştu.
“HEPİMİZİN GÖZÜ BURADA”
Başparmak Mahallesi’nde yaşayan 6 çocuk babası Enver Kapıcı da yürütülen çalışmaların mutluluk verici olduğunu ifade ederek, “Hepimizin gözü burada. Petrolün bulunmasıyla iş sahaları açılacak. Gençlerimize bu sayede iş imkanı sağlanacak. Evlatlarımızın batıya gitmesine gerek kalmayacak. Çok mutluyuz. Ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YAPI STOKUNUN %70’E YAKINI VERİMSİZ
Enerji verimliliği konusunda Türkiye’deki gelişmeler ve dünyadaki yeniliklere katkı sağlamak amacıyla faaliyet gösterdiklerini belirten VERİMDER Başkanı Çağdaş Korkmaz, “Ülkemizde enerji kullanımı; yapılar, sanayi ve ulaşım olarak üçe ayrılmış durumda. Bu anlamda yapıların önemi gün geçtikçe artıyor. Enerjinin yaklaşık yüzde 30-35’i yapılarda tüketiliyor, bunun ağırlıklı olarak ısıtma ve soğutma olduğunu biliyoruz. Mevcut yapı stokumuzun yüzde 70’e yakın bir kısmının enerjiye verimsiz bir şekilde yapılmış olması bulunduğumuz jeopolitik durumda, enerji maliyetlerinin artması ve enerjiye ulaşımın zorlaşmasına neden oluyor. Bu kötü senaryoyu iyiye döndürmekle ilgili önemli çalışmalar var” dedi.

Çağdaş Korkmaz
‘RAKAMLAR OLUMLUYA DÖNEBİLİR’
Korkmaz, sözlerine şöyle devam etti: “II. Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı 2024 yılı içinde lanse edildi. Bu plan kapsamında ülkemizde çeşitli yasa ve yönetmeliklerin faaliyete girmesiyle beraber çok hızlı bir şekilde buradaki enerji verimliliğini hayata geçirmek için çalışmalar yapılıyor. Yine ülkemizin gündemindeki kentsel dönüşüm de enerji verimliliğine dönüşüm olarak değerlendirilebiliyor. Yaklaşık 6.5 milyon konutun ve yaşanan deprem felaketiyle birlikte o bölgede yapılacak olan 600 bin konutun enerjiye verimli olarak imal edilmesi, bahsettiğim rakamların olumluya dönmesini sağlayacak.”
‘DÖRT TEMEL ETKİ NEDENİYLE STRATEJİK’
TÜRKİYE İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu da, “Türkiye yüzyılında ülkemizin hak ettiği gelişmişlik seviyesine ulaşması, toplumumuzun hak ettiği refahı ve konforu yaşayabilmesi ve küresel iklim değişikliğiyle mücadele adına enerji verimliliğimizi geliştirmenin kritik ve stratejik önemi olduğuna ve bu uğurda sosyal sorumluluk şuuru ile mücadele edilmesin gerektiğine inanıyorum. Ülkemizin enerji verimliliği hamlesinde dört temel etki dolayısıyla kritik ve stratejik olduğuna inanıyoruz. Bir; deprem güvenliği ihtiyacımız. Acil ve planlı ihtiyaç. İki, enerji ithalatının ve büyüklüğünün ülkemiz ekonomisi üzerindeki olumsuz etkisi. Üç, enerji verimliliğini geliştirmede yapıların çok yüksek etkilerinin olması. Dört, küresel iklim değişikliğiyle mücadele ülkemizin sorumlulukları, yükümlülükleri ve insanı olarak yapması gerekenler” dedi.

Tayfun Küçükoğlu
‘BÜYÜK KATKIMIZ OLACAK’
NIPPON Paint Betek Boya Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Arzu Uludağ ise yaklaşık 25 milyon yapı stoğu bulunduğunu ve bunlardan yüzde 25’ine ısı yalıtımı uygulandığını ifade etti. Altı milyon yapının da kentsel dönüşüme gireceğini kaydeden Uludağ, “Önümüzde bir fırsat var. Bu binalarda doğru ısı yalıtımı uygulayabilirsek enerji verimliliğine çok büyük katkımız olacak” dedi. Uludağ, bir binadaki enerjinin ortalama yüzde 80’inin ısıtma ve soğutma amaçlı kullanıldığına değinerek, “Önümüzde bir fırsat var. Böyle bakıldığında bütün bu binaları biz doğru ısı yalıtımlı binaların haline getirirsek enerji verimliliğine çok büyük katkımız olacak” diye konuştu.

Arzu Uludağ

Yılmaz törende şunları dedi:
Türk inşaat sektörü yurt dışında tamamladıkları birçok prestijli proje ile uluslararası arenada iş dünyamızın yükselen yıldızı haline gelmiştir. Yurt dışı ziyaretlerimizde müteahhitlerimiz tarafından hayata geçirilen projeleri gördükçe gururlanıyoruz. Bugün Kalyon Holding de Avrupa’nın hali hazırda en büyük boru hattı projesi olan Podişor Doğal Gaz Boru Hattı ile gurur duyacağımız başka bir işe imza atıyor.
Kalyon Holding, projenin Avrupa Birliği ihale kanunlarına göre yapılmış, şeffaf ve zorlu geçen ihalesini, Avrupa’nın en büyük firmalarını geride bırakarak ve teknik olarak tam puan alarak kazandı.
Bu başarıda proje için en iyi teknik çözümün sunulması ve TANAP Doğal Gaz Boru Hattı ile Silivri BOTAŞ Doğal Gaz Depolama Tesisi gibi projelerde gösterdiği mühendislik kabiliyeti ve tecrübesi etkili oldu.
Kalyon Holding Türkiye’nin ilk yüzen sıvılaştırılmış doğalgaz depolama ve gazlaştırma terminali, Kuzey Marmara Doğalgaz Depolama Tesisi, dünyada bir ilk niteliğinde olan KKTC deniz geçişi isale hattı ve Avrupa’nın en büyük güneş enerji santrali gibi enerji sektöründe sürdürülebilir pek çok örnek projeye imza atmıştı. Şimdi de inşaat ve enerji konusundaki bilgi ve deneyimi ile mühendislik ve büyük proje yönetme yeteneğini Avrupa’ya taşıyor.
Yapım bedeli yaklaşık 500 milyon olan bu doğalgaz boru hattı Avrupa’nın hali hazırda en büyük boru hattı projesi. Yıllık 12 milyar metreküpü aşkın kapasitesiyle Podişor Doğal Gaz Boru Hattı Projesi gerek Romanya gerekse de AB açısından stratejik bir öneme sahip. Projenin tamamlanmasıyla Romanya’nın Karadeniz’de yer alan doğal gaz rezervlerinde yapacağı kapasite artırımı ile çıkaracağı ilave gazın ülkenin iç kesimlerindeki bağlantı noktalarına ulaştırılması ve aynı zamanda Avrupa Birliği’nin (AB) ve Romanya’nın artan gaz ihtiyacının karşılanması sağlanacak.
Çelik boru temininin de Türkiye’den sağlandığı proje kapsamında aynı zamanda yaklaşık bin 200 kişi istihdam edilecek.
Romanya, Avrupa’da ve Balkanlar’da siyasi, ekonomik, askeri ilişkilerimizin yanı sıra gönül bağlarımızın da en üst düzeyde olduğu ülkelerden biridir. Romanya’nın ülkemize coğrafi yakınlığı, mevcut ulaşım imkânları, Romanya’da faaliyet gösteren iş insanları ve müteahhitlerimizin varlığı, iki ülke arasındaki ticaret ve iş birliği potansiyelini arttırmaktadır. Türk müteahhitlik firmaları Romanya’da hâlihazırda toplam 11 milyar değerinde 211 proje üstlenmiş durumda.
Müteahhitlik firmalarımızın, altyapı ve üstyapı projeleri kapsamında, özellikle karayolu/tünel/köprü, ticaret merkezi ve konut alanlarında uluslararası tecrübelerini Romanya ile paylaşmaya devam etmelerinden memnuniyet duyuyoruz.

PROJENİN DETAYLARI İSE ŞÖYLE:
Toplam 308 kilometre uzunluğunda 48 ve 40 inçlik boru çapına sahip olan Tuzla – Podişor Doğal Gaz Boru Hattı inşa ediliyor.
Hat, BRUA koridoru ile birleşecek. (BRUA koridoru; Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Avusturya üzerinden geçen Avrupa’nın enerji güvenliği açısından çok önemli bir koridor.)
Proje kapsamında, kullanılacak boruların temini, 20 adet vana istasyonu, enerji temini, katodik koruma ve fiber optik imalatları da yer alıyor.• Projede yaklaşık bin 200 kişiye çıkacak bir iş gücü de istihdam ediliyor.
Projenin yapım bedeli yaklaşık 500 milyon Euro.
Bu doğalgaz boru hattı Avrupa’nın hali hazırda en büyük boru hattı projesi.• Yıllık 12 milyar metreküpü aşkın kapasiteye sahip olacak hattan taşınacak gaz ile Romanya’daki tüketimin önemli bir kısmı karşılanacak.
Karadeniz Kıyısı – Podişor Doğal Gaz Boru Hattı Projesi, AB’nin Kasım 2015 tarihli Avrupa Komisyonu Ortak Fayda Listesi Projeleri kapsamında hayata geçirilirken; proje gerek Romanya gerekse de AB açısından stratejik bir öneme sahip. Bu paralelde enerji pazarı entegrasyonu, sürdürülebilirlik ve enerji arzı güvenliğine kayda değer katkı yapan ve enerji koridoru oluşturmak için gerekli olan projeler, AB Komisyonu tarafından “Ortak Fayda Listesi Projeleri” olarak değerlendiriliyor.• Karadeniz Kıyısı – Podişor Doğal Gaz Boru Hattı Projesi kapsamında ayrıca, Kalyon Holding tarafından yaklaşık 100 bin ton ağırlığında çelik boru da tedarik ediliyor.
]]>FİYATLAR NEDEN YÜKSEK
Arz tarafında Amerika kıtasında ciddi bir üretim artışı beklendiğini anlatan Birol, “ABD, Kanada, Brezilya ve Guyana piyasaya ciddi miktarda petrol sunacak. O tarafta arz kuvvetli ama Suudi Arabistan ve Rusya’nın başını çektiği OPEC+ ülkelerinin üretimi kısmaları petrolü hala 90 dolar seviyelerinde tutuyor. Bu ülkelerin atıl kapasiteleri günlük 6 milyon veril ile tarihi seviyede. Ayrıca Ortadoğu’daki gerilim de bu fiyatların diğer bir nedeni” ifadelerini kullandı.

Enerji piyasasının önde gelen isimlerine geniş bir son durum değerlendirmesi yapan UEA Başkanı Fatih Birol, doğalgaz konusuna dikkat çekti. 5 dolar olan doğalgaz fiyatlarının Rusya-Ukrayna savaşı başladıktan sonra 40 dolara kadar tırmandığını ve şimdilerde 10 doların altında seyrettiğini vurgulayan Birol, “2 yıl içinde piyasada ciddi bir sıvılaştırmış doğalgaz (LNG) dalgası yaşanacak. Türkiye’nin de bu konuda kartlarını iyi oynaması gerekiyor. ABD ve Katar, 4-5 yıl önce başladığı projeleri ile LNG’de atağa geçiyor. Son 30 yılda piyasaya arz edilen doğalgazın yarısı 3 yılda arz edilecek. Fiyatlarda aşağı yönlü baskı olacak. Satıcıların güçlü olduğu bir piyasadan alıcıların güçlü olduğu bir piyasaya geçiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
ALTERNATİF KAYNAKLAR VE PAZAR ÇEŞİTLİLİĞİ ÖNEMLİ
-Finansman sorunlarına rağmen nükleere ilginin arttığını belirten Birol, “Biz 2025-2026 yıllarında dünya nükleerden elektrik üretiminin şimdiye kadarki en yüksek seviyeye çıkacağını düşünüyoruz” dedi. Birol, “Avrupa, çok büyük bir hata yaptı ve enerjide Rusya’ya ‘göbekten bağlandı.’ Daha sonra bu süreci iyi yönetti ve az hasarla kapattı. Bunda havaların çok sert geçmemesi de etkili oldu. O yüzden enerjide alternatif kaynaklar ve pazar çeşitliliği önemli” dedi.

ŞEBEKE HAZIR DEĞİL YATIRIMLAR BEKLİYOR
-Fatih Birol’un konuşmasındaki önemli başlıklardan biri de yenilenebilir enerji oldu. Enerjinin parlayan yıldızı olarak nitelendirdiği bu alan hakkında güneşe ayrı bir parantez açan Birol, “2023 yılında küresel çapta işletmeye alınan elektrik santrallarının yüzde 85’i yenilenebilir enerji santralları. Bunda en önemli pay güneşte. Çünkü maliyetler çok hızlı düştü” dedi. Çin’in bu alandaki agresif büyümesine de değinen Birol, “Geçen yıl tarihi bir rekor oldu dünyada. 510 gigavat yenilenebilir enerji devreye girdi. Çin bunda çok büyük bir rol oynadı. Şebekeleri incelediğimizde ise bu büyümeye hazır olmadıklarını görüyoruz. 1500 gigavat hazır yenilenebilir enerji kapasitesi bu yüzde atıl olarak bekliyor” diye konuştu.
]]>“ÜLKEMİZİ ENERJİDE VE MADENDE BAĞIMSIZ KILMAMIZ GEREKİYOR”
Kullanılan enerjinin 3’te 2’sinin ithal edildiğini dile getiren Bakan Bayraktar, “Doğal gazın neredeyse tamamını dışarıdan alıyoruz. Petrolün yüzde 92’si, kömürün yüzde 40’ını ithal kaynaklardan karşılıyoruz. Bu da ciddi bir cari açık problemini ortaya çıkarıyor. Bu nedenle ülkemizi enerjide ve madende mutlak suretle bağımsız kılmamız gerekiyor. Bunu yapabilmek için de elbette yerli kaynaklarımızı yeraltı zenginliklerimizi ve yenilenebilir kaynaklarımızı maksimum düzeyde ekonomimize kazandırmamız gerekiyor. Bu amaç doğrultusunda 2017 yılında hayata geçirdiğimiz ‘Milli Enerji ve Maden Politikamızı’ kararlılıkla sürdürmeye devam ediyoruz. Bu politika çerçevesinde ülkemizin kaynaklarını, yüksek teknoloji ve uluslararası standartlarda geliştirerek gelecek nesiller için kullanmakta kararlıyız. Yerli kömürden altına, nadir toprak elementlerinden bor madenine kadar her alanda yatırımı, üretimi, istihdam ve ihracatı sürekli artırmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin, elektrik üretiminin yüzde 36’sını, birincil enerji arzının ise yüzde 26’sını kömürden sağlandığını sözlerine ekleyen Bakan Alparslan Bayraktar, 2022 yılında 39 milyon ton, 2023 yılında ise 41 milyon ton kömür ithalatı yapıldığını ifade etti. Dünyanın birçok gelişmiş ekonomisinin yoğun olarak kömür kullanmaya devam ettiğini kaydeden Bakan Bayraktar, ‘Kömürden çıkıyoruz’ diyen Avrupa’daki birçok ülkenin kömür tüketimlerinin arttığına şahit olduklarını söyledi.
“2022 YILINDA 6,5 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT YAPARAK MADENCİLİK SEKTÖRÜMÜZ CUMHURİYET TARİHİNİN REKORUNU KIRDI”
Türkiye’nin yıllık 150 milyon ton kömür üretim hedefine ulaşmasının sektörü daha ileri bir noktaya taşıyacağı değerlendirmesini yapan Bakan Bayraktar, “2022 yılında 6,5 milyar dolarlık ihracat yaparak madencilik sektörümüz Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. Geçtiğimiz yıl bir miktar düşüş olsa da bu yıl maden ihracatımız yeniden artış trendine girdiğini gösteriyor. Yılın ilk çeyreğinde yüzde 5 civarında bir büyüme sağladık. Nihai hedefimiz, madende de ülkemizi net ihracatçı konuma getirmek” ifadelerini kullandı.
“3 BİN 225 MADEN RUHSAT SAHASININ DENETİMİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ”
Bakan Bayraktar, madenlere yönelik yapılan denetimleri arttırdıklarına vurgu yaparak sözlerini şu şekilde devam etti:
“MAPEG, 2023’te maden ruhsat sahalarına ilişkin 8 bin 828 denetim yaptı. İncelemeler sonucunda 1 milyar 260 milyon liralık idari para cezası uygulandı. Tespit edilen uygunsuzluklar nedeniyle toplam 2 bin 421 faaliyet durdurma işlemi kararı verdi. Bu yıl ise 15 Nisan itibariyle 3 bin 225 maden ruhsat sahasının denetimi gerçekleştirildi.”
]]>MEHRABİAN: TÜRKİYE ELEKTRİĞE İHTİYAÇ DUYAN VE TÜKETEN BİR ÜLKE
Mehrabian, “Türkiye Enerji Bakanı Sayın Bayraktar ile enerji alanında işbirliğini artırma ve geliştirmeye yönelik olumlu bir görüşme gerçekleştirdik. İki ülke enerji ve özellikle elektrik alanında çok iyi potansiyellere sahip. Türkiye elektriğe ihtiyaç duyan ve tüketen bir ülke. Diğer yandan elektrik tüketimi fazla olan Avrupa ülkeleri ile de bağlantısı bulunmakta. İran elektrik üreten ve tüketen ülke olarak bu alanda önemli işbirliği potansiyeli olan bir ülkedir” dedi.
Yapılan görüşmelerde söz konusu potansiyeller ve işbirliği fırsatlarının ele alındığını belirten Mehrabian, “Görüşmeler neticesinde iki ülke arasında elektrik alışverişinin sağlanması konusunda olumlu anlaşmalara varıldı. En kısa zamanda iki ülke uzman heyetleri varılan anlaşmaların uygulanması noktasında gerekli çalışmaları başlatacaklar” ifadelerini kullandı.
BAKAN BAYRAKTAR: ELEKTRİK TİCARETİ İKİ ÜLKE ARASINDA BAŞLAYACAK
Bakan Bayraktar ise, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak İran’a ilk resmi ziyaretimizi yapmış oluyoruz. Esas itibariyle bu ziyaretimizin temel amacı, ocak ayında Sayın Devlet Başkanı Reisi’nin Cumhurbaşkanımızı Ankara’da ziyareti, Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin 8’inci toplantısı vesilesiyle alınan kararları takip etmek, uygulamaya geçilecek projeleri birlikte değerli meslektaşlarımızla müzakere etmek ve konuşmak için buraya geldik” dedi.
Bakan Bayraktar, “Enerji dediğimizde sadece doğalgaz ağırlıklı, petrol ve petrol ürünleri ağırlıklı alanın yanında, aynı zamanda elektrik ticaretinde de iki ülke arasında çok önemli fırsatlar olduğunu söyleyebiliriz. Bu anlamda Türkiye aslında tüm komşuları ile ama dost ve kardeş ülke İran ile de elektrik iletim şebekesini birbirine bağlayan ve bu kapasiteyi artıran çok önemli yatırımlar gerçekleştirdi. Türkiye’ye İran’dan elektrik iletimi ve zaman zaman da Türkiye’den ihtiyaç duyulan saatlerde İran’a elektriğin ihraç edilmesi noktasında görüşmelerimiz devam ediyor. İnşallah en kısa süre içerisinde, belki birkaç ay içinde bu çalışmalarımız neticesinde elektrik ticareti iki ülke arasında başlayacaktır” ifadelerini kullandı.
YENİLENEBİLİR ENERJİ ALANINDA İŞBİRLİĞİ
Bakan Bayraktar, “Bugün Sayın Bakan ile üzerinde konuştuğumuz iki önemli konu daha var. Bunlardan bir tanesi yenilenebilir enerji alanında işbirliği. Türkiye’de bugün ulaştığımız, rüzgarda ve güneşte toplam 25 bin megawattlık kapasite ile oluşturduğumuz bu müktesebatı ve buradaki tecrübeyi şirketlerimiz vasıtasıyla inşallah İran’ın çok önemli yenilenebilir kapasitesini, potansiyelini hayata geçirme noktasında da çalışmalarımızı sürdürme kararı aldık. Son olarak diğer alanımız da enerji borsamız EPİAŞ’ın kazanımları ve tecrübelerini de yine İran’da oluşturulması planlanan enerji borsasına aktarabilmek ve burada da iki kurumun bir arada işbirliğini önümüzdeki süreçte daha da artırarak devam ettirmek” dedi.
]]>“İŞ BİRLİĞİNİ ARTIRMAYA HAZIRIZ”
Ovci ise, “Ayrıca Türkiye ile İran arasında enerji iş birliğini artırmak, Türk şirketlerinin İran’da enerji alanına yatırım yapabilmeleri konularını ele aldık. Bu konuda Türkiye’nin önde gelen şirketleri bize tanıtıldı ve biz de bugünden itibaren iş birliğini artırmaya yönelik çalışmalarımıza başlayacağız. Sayın Bayraktar ile görüşmemizde, petrol ve doğal gaz sahalarının kalkındırılması, petrol tesisleri ve petrokimya sektörlerinde iş birliğini artırmaya Tahran olarak hazır olduğumuzu belirttik” şeklinde konuştu.
“TÜRKİYE İLE İRAN’IN TİCARET HACMİNİ ORTA VADEDE 30 MİLYAR DOLARA ÇIKARMA HEDEFİ KOYULDU”
Bakan Bayraktar ise konuşmasında Tahran’da bulunmaktan memnuniyet duyduğunu dile getirerek, “Buraya birçok kez geldim. Ama şimdi burada Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak bulunuyorum. Bu çalışma toplantımızın esas sebebi ocak ayında Sayın İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin ülkemizi ve Sayın Cumhurbaşkanımızı ziyareti ve Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantılarında alınan kararların ve orada imzalamış olduğumuz enerji mutabakatı anlaşmasının takibi ve onun kararlarını yerine getirmek için burada bulunuyoruz” dedi.
Bayraktar, “Çok kıymetli kardeşim ve meslektaşım Cevad Bey’in belirttiği gibi iki ülke sayın cumhurbaşkanları Türkiye ile İran’ın ticaret hacmini orta vadede 30 milyar dolara çıkarma hedefini koydular. Dolayısıyla bu ticaret hacmine ulaşılabilmek için özellikle bizim alanımızda, enerji ve tabii kaynaklar alanında, petrol, doğal gaz ve elektrik alanında iki ülkenin yapacakları birçok iş birliği alanları var” ifadelerini kullandı.
“İRAN, BİZİM ÇOK ÖNEMLİ BİR TEDARİKÇİMİZ”
Doğal gaz alanında İran ile 30 yıla yaklaşan ticaret işbirlikleri olduğunu belirten Bayraktar, “Doğal gaz Türkiye için oldukça önemli. Çünkü biz doğal gazı sanayide, evlerimizde ve elektrik üretiminde kullanıyoruz. Dolayısıyla Türkiye’nın doğal gaz arzını kesintisiz bir şekilde sağlaması için birçok farklı kaynaktan doğal gaz ithalatı söz konusu. İran da bu anlamda bizim çok önemli bir tedarikçimiz. İnşallah bundan sonraki dönemde bugün itibariyle başladığımız müzakereleri hızlı bir şekilde sonuçlandırıp, bu gaz tedarik anlaşmamızı daha da ileri götürecek adımları atmış oluruz” dedi.
Bayraktar, “Bugün bu projelerin hem teknik olarak çalışma grupları arasında müzakerelerin başladığı ve özellikle ticaret hacmini daha ileri götürecek adımları atmakla alakalı bir çalışma ziyareti bugün gerçekleştirmiş oluyoruz. Özellikle konuştuğumuz konulardan bir tanesi, doğal gaz sahalarının, doğal gaz üretiminin geliştirilmesi ve doğal gaz altyapı projelerine yatırım yapılması, bu projelerin gerçekleştirilmesi. Dolayısıyla bu konular da gündemimizdeydi. Hem sayın bakanla hem de ilgi şirketlerle bu projeleri de görüştük ve görüşmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
]]>Hürriyet’e konuşan IC Enterra Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Taşkın Kızılok, Borsa İstanbul’da Yıldız Pazar’da ENTRA kodu ile işlem görmeye başlayacaklarını söyledi ve 27-29 Mart tarihleri arasında da talep toplanacağı bilgisini verdi. Kızılok, “Dünyada enerjinin yönü belli. Yatırımcılarımızı sürdürülebilir bir büyümeye ortak olmaya davet ediyoruz” dedi.
GELEN KAYNAK YATIRIMA GİDECEK
Kızılok, “Hedefimiz yenilenebilir enerji projelerimizle ülkemizin enerji talebine yanıt üretirken, yeni istihdam yaratmak ve yerel ekonomiye destek olmak” dedi. Halka arzdan elde edilecek gelirin büyük bölümünü yeni yatırımlarda kullanacaklarını anlatan Kızılok, “Bir yandan şirketimizin gelirlerini artıracak projeleri sektörümüze kazandırmak, diğer yandan ülkemizin enerji bağımsızlığına katkı sunmak istiyoruz. Bu halka arz ile yatırımcılarımızı sürdürülebilir bir büyümeye ve sürdürülebilir bir geleceğe ortak olmaya davet ediyoruz” diye konuştu.
2.9 MİLYAR TL’LİK GELİR
Kızılok, yatırımcıların karşısına toplam kurulu gücü 388 megavat olan ve 2023’te toplam 1 milyar 200 milyon kilovatsaat düzeyinde elektrik üreten 9 hidroelektrik santrali (HES) ile çıktıklarını anlattı. Şirketin üretimine devam eden 9 HES’le 2023 sonu itibarıyla yaklaşık 935 bin konutun yıllık enerji ihtiyacını karşıladığını söyleyen Kızılok, şu bilgileri verdi:
“Trabzon, Erzincan, Tokat, Mersin ve Giresun’da mevcut HES’imizin yanı sıra rüzgar ve güneş santrali ile depolamaya yönelik projelerimiz de bulunuyor. Önümüzdeki dönemde, yatırımı devam eden 136 megavat elektriksel kurulu güç (MWm) kapasiteli Erzin-2 Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) güneş enerjisi santrali (GES) ile izin süreçleri devam eden 61 MWm Bağıştaş hibrit GES projelerimize odaklanmış durumdayız. Yine önemli yenilenebilir enerji kaynaklarından olan depolamalı rüzgar enerjisi santralleri (RES) ve GES ön lisans çalışmalarımız da devam ediyor. IC Enterra Yenilenebilir Enerji olarak Türkiye’de ve global arenada enerji dönüşümüne liderlik etmeye, tecrübemizi ülke sınırları dışına da taşımaya hazırız.”
Kızılok ayrıca, 2021-2023 FAVÖK yıllık bileşik büyüme oranlarının yüzde 29.7 seviyesine ulaştığını; 2023’te net elektrik üretimlerinin 1 milyar 200 milyon kWh düzeyinde gerçekleşirken elektrik satışlarından elde ettikleri gelirin ise 2.9 milyar TL olduğunu kaydetti.
‘SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA’
IC Holding CEO’su Murad Bayar, IC Enterra’nın halka arzının ardından 2024 ve 2025 yıllarında yeni halka arzlar planladıklarını söyledi. Bayar, ikinci olarak halka arz edilecek şirketin bu kez enerji alanında olmayacağı bilgisini verdi.
Bayar, IC Enterra Yenilenebilir Enerji’nin halka arzı ile ilgili ise, “Enerji sektöründeki çeyrek asırlık tecrübe ve başarılarımızı taçlandıracak bir adım” değerlendirmesinde bulundu. Söz konusu halka arzı dolayısıyla heyecanlı olduklarını bildiren Bayar, “Çünkü bu grubumuz bünyesinde halka arz yönünde atılan ilk adım olma özelliğini taşıyor” dedi. “1969’da temelleri atılan grubumuz faaliyetlerini inşaat, enerji, turizm, altyapı, ulaştırma ve sanayi sektörlerinde sürdürüyor. İnsana saygılı, toplumsal sorumluluk bilincini önceliklendiren bir yönetim anlayışıyla faaliyet gösteriyoruz” diyen Bayar, “Enerji alanındaki faaliyetlerimizde de ‘sürdürülebilir kalkınma’ amacıyla hareket ediyoruz” diye konuştu.
]]>YEŞİL ENERJİYE 240 MİLYON DOLAR
Koç, gündemlerinde enerji verimliliği, veri merkezleri ve siber güvenlik olmak üzere 3 ana başlık olduğunu söyledi. “Güneş enerjisi (GES) yatırımlarımız kapsamında hedefimiz, Türkiye’de 2025 sonuna kadar 240 milyon yatırımla 300 MW kurulu güce sahip GES’leri devreye almak” diyen Koç, “2026 itibarıyla toplam elektrik ihtiyacımızın yüzde 65’ini ‘yeşil enerji’ kaynaklarından karşılamayı planlıyoruz. Hedefimiz; enerji tüketimimizi, 2030’a kadar kendi kaynaklarımızdan yüzde 100 yeşil enerjiyle karşılamak ve 2050’de net sıfır şirket olmak” dedi.

Ali Taha Koç
TOGG İÇİN YAPAY ZEKÂ
Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, yapay zekâ konusunda felsefelerinin, ‘yeniliği teşvik etmek ile kamusal fayda arasında denge sağlamak’ olduğunu ve tüm işlerinde yapay zekâ teknolojileri kullandıklarını söyledi. Koç, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Mühendislerimizin geliştirdiği aplikasyonumuzda günlük 200 bin müşterimize destek veren bir chatbotumuz var. fizy ve TV+ gibi platformlarımızda en uygun içerikleri sunan öneri modelleri de yapay zekâ destekli. Ayrıca, Turkcell yapay zekâ ekibimizle Türkiye’nin yerli ve milli otomobili Togg’un paydaşlarından biri olarak, aracın ‘Araç İçi Yüz Algılama, Tanıma ve Analiz Sistemi’ni de geliştiriyoruz.”
‘YENİLİKÇİ’ VE ‘SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK’ ÖDÜLÜ
MOBİL Dünya Kongresi kapsamında iki ödül kazanan Turkcell, Akıllı Enerji Dağıtım Şebekesi (Smart Grid) projesi ile yenilikçi çözümlerin ödüllendirildiği GTI Awards 2024’te ‘Yenilikçi Mobil Servis ve Uygulama’ ödülünü aldı. Bunun yanı sıra Turkcell, sürdürülebilirlik odağında sabit erişim şebekesinde enerji tasarrufuna yönelik fark yaratan projesiyle IDATE tarafından “Sürdürülebilir Şebeke Operatörü Lideri” ödülüne de layık görüldü.
KÜRESEL ŞİRKETLERLE İŞBİRLİĞİ
TURKCELL, kongre süresince aralarında Huawei, Ericcson, Nokia’nın da bulunduğu küresel şirketlerle farklı alanlarda mutabakat imzaladı. İşbirlikleri kapsamında Huawei ile 5.5G, yapay zekâ bazlı şebeke otomasyonu başlıklarında ortak inovasyon çalışmaları yapılacak, Ericcson ile siber güvenlik, yapay zekâ (AI), makine öğrenimi (ML) ve 6G teknolojilerine dair çalışmalar gerçekleştirilecek ve Nokia ile 6G ağlarının yeteneklerini keşfetmenin yanı sıra bireyler, kurumlar ve endüstrilere yönelik yenilikçi senaryolar geliştirilecek. Turkcell uydular üzerinden mobil servisler sunmayı amaçlayan dünyanın önde gelen uydu haberleşme şirketlerinden Lynk ile yaptığı işbirliğiyle de MWC24’te ses getirdi. Anlaşma kapsamında Lynk ile uydu üzerinden doğrudan telefonlara SMS, ses ve data servislerini deneme konusunda birlikte test çalışmaları yürütülecek.
Mobil iletişim teknolojilerindeki yenilikleri Türkiye’ye taşıma sözünü MWC24’te yineleyen Dr. Ali Taha Koç, küresel teknoloji dünyasının önde gelen markalarıyla stratejik iş birlikleri ve ortaklıklar kurmanın yanı sıra kongre kapsamında düzenlenen iki önemli panelde konuşma yaptı. Tecrübe ve görüşlerini mobil iletişim sektörünün dünya sahnesinde paylaşan Dr. Koç; “Yaptığımız anlaşmalarla, gerçekleştirdiğimiz görüşmelerle ve katıldığımız toplantılarla; Türkiye’nin Turkcell’i olarak küresel alanda ülkemizi temsil etmenin gururunu yaşıyoruz” dedi.
“TÜRKİYE’DE DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN LOKOMOTİFİ OLMA MİSYONUMUZU SÜRDÜRÜYORUZ”
Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, MWC24’te verdiği demeçte; Turkcell’in Türkiye’nin dijitalleşmesindeki önemine ve gelecek hedeflerine değindi; “Turkcell olarak, lokasyon bağımsız iletişimi ve bağlantıda sürdürülebilirliği herkes için mümkün kılan teknolojiler peşindeyiz. Turkcell’in her yatırımı, Türkiye’nin dijital geleceğine yapılan bir yatırımdır. 30 yıla ulaşan tarihçemiz, 43 milyona yakın müşterimiz ve 600 bine yakın kurum ve kuruluşa sunduğumuz ürün ve hizmetlerimizle, Türkiye’de dijital dönüşümün lokomotifi olma misyonumuzu sürdürüyoruz.”

“GÜNDEMİMİZDE ENERJİ VERİMLİLİĞİ, VERİ MERKEZLERİ VE SİBER GÜVENLİK BAŞLIKLARI VAR”
Dr. Koç; ‘herkesi’ birbirine bağlamaktan, ‘her şeyi’ birbirine bağlama çağına geçildiğini, insanların daha büyük işler başarmak için akıllı makinelerle birlikte çalıştığı bir dönemin başladığını belirtti. “Ülkemizin ‘dijital teknolojilere yönelik adaptasyonunu hızlandırma’ potansiyelimizi sonuna kadar kullanacağız” diyen Turkcell Genel Müdürü, şirketin 30’uncu yılında öncelikli olacak gündemlerine dair şu açıklamalarda bulundu:
ENERJİ VERİMLİLİĞİ İÇİN 240 MİLYON DOLAR YATIRIM
“Turkcell olarak operasyonlarımızı sürdürülebilir hale getirmekle kalmıyor, ekonomiye katma değer katacak ürün, hizmet ve proje çözümleri geliştiriyoruz. Yenilenebilir enerjiyi de yalnızca tüketmiyor, Turkcell Enerji şirketimizle yüzde 100 yenilenebilir enerji üretiyoruz. Bu çalışmalarımızın gezegene katkıları bağımsız kuruluşlar tarafından da ölçülüyor. 2024’te şebekelerimizi yüzde 5 oranında daha verimli hale getirmeyi hedefliyoruz. Güneş enerjisi (GES) yatırımlarımız kapsamında hedefimiz, Türkiye’de 2025 sonuna kadar 240 milyon yatırımla 300 MW kurulu güce sahip GES’leri devreye almak. 2026 itibarıyla toplam elektrik ihtiyacımızın yüzde 65’ini ‘yeşil enerji’ kaynaklarından karşılamayı planlıyoruz. Hedefimiz; enerji tüketimimizi, 2030’a kadar kendi kaynaklarımızdan yüzde 100 yeşil enerjiyle karşılamak ve 2050’de net sıfır şirket olmak. Turkcell olarak iklim krizinin etkilerini azaltmak için dijitalleşmenin gücünü kullanacağız. Bu yıl globalde 21 bin şirketin sürdürülebilirlik çalışmalarının ve sonuçlarının değerlendirildiği CDP (Carbon Disclosure Project/Karbon Saydamlık Projesi) İklim Değişikliği raporlamasında takdir edilen 346 şirket arasın Türkiye’den ‘A’ listesine giren tek telekomünikasyon şirketiyiz.”
“VERİ MERKEZİ ŞİRKETİ KURUYORUZ”
Türkiye’nin en büyük veri merkezi işletmecisi konumunda olduklarını ifade eden Turkcell Genel Müdürü, “Sektördeki kapasitenin üçte birinden fazlasını tek başımıza biz karşılıyoruz ve en yakın rakibimizin iki katı kapasiteye sahibiz. Turkcell olarak bu gücü daha da büyütmek amacıyla kuracağımız veri merkezi şirketimiz yatırımcılar tarafından ilgi görebilecek bir potansiyelde büyük bir şirket olacak. Ayrıca veri merkezi alanındaki gücümüzden dolayı, ‘hyper scaler’ olarak adlandırılan, uluslararası bazı büyük şirketleri Türkiye’ye getirmek istiyoruz.”
“SİBER GÜVENLİK, TURKCELL İŞ STRATEJİSİNİN EN ÖNEMLİ BİLEŞENİ”
Gerçekçi sahte içeriklerin kolayca oluşturulabilmesinin küresel güvenlik gündeminin başında geldiğini belirten Dr. Koç, veri güvenliği ve siber güvenlik gündemine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Turkcell olarak, siber suçluların gelişen teknolojileri kötüye kullanma potansiyeline karşı, yapay zekâ ve makine öğrenmesi gibi araçları kullanarak savunma mekanizmalarımızı, siber güvenlik araçlarımızı daha da güçlendireceğiz. Tehdit tespiti, analizi ve uyarlanabilir kontroller gibi alanlarda yapay zekâ teknolojilerini etkili bir şekilde kullanarak, müşterilerimizin ve iş ortaklarımızın güvenliğini sağlamaya devam edeceğiz. Siber güvenlik, Turkcell iş stratejisinin en önemli bileşeni.”
“İŞİMİZİN HER ALANINDA YAPAY ZEKÂ KULLANIYORUZ”
Turkcell Genel Müdürü Dr. Koç, yapay zekâ konusunda felsefelerinin, ‘yeniliği teşvik etmek ile kamusal fayda arasında denge sağlamak’ olduğunu ve tüm işlerinde yapay zekâ teknolojileri kullandıklarını söyledi. Koç, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Mühendislerimizin geliştirdiği aplikasyonumuzda günlük 200 bin müşterimize destek veren bir chatbotumuz var. fizy ve TV+ gibi platformlarımızda en uygun içerikleri sunan öneri modelleri de yapay zekâ destekli. Ayrıca, Turkcell yapay zekâ ekibimizle Türkiye’nin yerli ve milli otomobili Togg’un paydaşlarından biri olarak, aracın ‘Araç İçi Yüz Algılama, Tanıma ve Analiz Sistemi’ni de geliştiriyoruz.”
“TÜRKİYE’DE YAPAY ZEKÂ KULLANIM İLKELERİNİ BELİRLEYEN İLK ŞİRKET OLDUK”
Yapay zekanın en önemli sorununun ‘önyargı’ olduğunu, yapılması gereken önemli şeylerden birinin, algoritmaları yazarken kullanılan verinin kalitesine, doğruluğuna, kapsayıcılığına bakmak olduğunu söyleyen Koç, verilerin her şeyden önce hatasız ve önyargılarından arındırılmış olmasının gerektiğini vurguladı. Turkcell olarak, dijital dönüşümün sadece teknolojiyle değil, aynı zamanda insani değerlerle, güven ve sorumlulukla ilerlediğine inandıklarını ifade eden Koç, “Yapay zekâ algoritmalarını insanlar yazıyor. Başarıyı – başarısızlığı, iyiyi – kötüyü insanlar tanımlıyor. İnsan önyargılarının sistemlerimize girmesini engellemek gerektiğini de göz ardı etmemeliyiz. Bu bağlamda 2020 yılında Türkiye’de yapay zekâ kullanım ilkelerini açıklayan ilk şirket olduk. Turkcell Yapay Zekâ İlkeleri ile yenilikçi teknolojileri sorumlu bir şekilde kullanma ve dijital dönüşüm yolculuğumuzda bilgi güvenliğini en ön sırada tutma taahhüdünde bulunuyoruz” dedi.
MWC24’TE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE YAPAY ZEKÂ VİZYONUNU ANLATTI
Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, Mobil Dünya Kongresi kapsamında iki ayrı panelde de konuşmacı olarak yer aldı. Ali Taha Koç’un katıldığı ilk panelde “AI Önyargısı, İnsan Önyargısından Daha Kolay mı Ortadan Kaldırılır” sorusuna yanıt aranırken, diğer panelde ise “Döngüsellik ve Sürdürülebilir Dijital Dönüşüm” başlıkları ele alındı.
YENİ NESİL TEKNOLOJİLER İÇİN GLOBAL İŞ BİRLİKLERİ
Turkcell, kongre süresince aralarında Huawei, Ericcson, Nokia’nın da bulunduğu global şirketlerle farklı alanlarda mutabakat imzaladı. İş birlikleri kapsamında;
Huawei ile 5.5G, yeşil teknolojiler, yapay zekâ bazlı şebeke otomasyonu başlıklarında ortak inovasyon çalışmaları yapılacak,
Ericcson ile siber güvenlik, yapay zekâ (AI), makine öğrenimi (ML) ve 6G teknolojilerine dair çalışmalar gerçekleştirilecek,
Nokia ile 6G ağlarının yeteneklerini keşfetmenin yanı sıra bireyler, kurumlar ve endüstrilere yönelik yenilikçi senaryolar geliştirilecek.
UYDUDAN HABERLEŞME İÇİN TURKCELL’DEN DEV ADIM
Turkcell, uydular üzerinden mobil servisler sunmayı amaçlayan dünyanın önde gelen uydu haberleşme şirketlerinden Lynk ile yaptığı iş birliğiyle MWC24’te en çok ses getiren adımlardan birini attı. Anlaşma kapsamında Lynk ile uydu üzerinden doğrudan telefonlara SMS, ses ve data servislerini deneme konusunda birlikte test çalışmaları yürütülecek.
YERLİ TEKNOLOJİLERE TAM DESTEK
Turkcell’in Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında yerli ve milli teknoloji şirketlerine süren destekleri de Mobil Dünya Kongresi’ne taşınan gündemlerden biriydi. Türkiye’nin teknoloji ekosistemindeki birçok kurum ve firmayla Ar-Ge, yazılım, teknolojik destek ve ürün tedariki alanlarında iş birlikleri yürüten Turkcell; böylece ülkemizdeki teknoloji sektörünün gelişimine, yerlilik oranlarının artmasına ve milli ekonomiye katkılar sunuyor. Turkcell, Türkiye’nin öncü şebeke otomasyon şirketlerinden TechNarts, TTG ve KRON ile iş birliklerini de MWC24 kapsamında gündeme taşıdı.
TURKCELL MWC24’TEN 2 ÖDÜLLE DÖNDÜ
Turkcell, Mobil Dünya Kongresi’nden iki ödülle döndü. Akıllı Enerji Dağıtım Şebekesi (Smart Grid) projesi ile 5G’nin kullanım alanlarına elektrik dağıtım şebekesini de ekleyen Turkcell, bu projeyle yenilikçi çözümlerin ödüllendirildiği GTI Awards 2024’te “Yenilikçi Mobil Servis ve Uygulama” ödülünü aldı. Bunun yanı sıra Turkcell, sürdürülebilirlik odağında sabit erişim şebekesinde enerji tasarrufuna yönelik fark yaratan projesiyle IDATE tarafından “Sürdürülebilir Şebeke Operatörü Lideri” ödülüne de layık görüldü.
]]>MOGAN Enerji olarak, 1980’den bu yana enerji sektörüne yatırımlarımıza istikrarlı bir şekilde devam ediyoruz. Özellikle yenilenebilir enerji alanında Türkiye’nin en büyük enerji yatırımcılarından biri olmayı başardığımızı söyleyebiliriz. Sürdürülebilir bir gelecek ve Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltmak için yerli ve yenilenebilir enerji yatırımlarımızla ülke ekonomisine katkıda bulunmayı hedefliyoruz.
Türkiye’nin farklı coğrafi bölgelerine yayılmış Rüzgâr Enerjisi Santralleri (RES), Jeotermal Enerjisi Santralleri (JES) ve Hidroelektrik Santralleri’nden (HES) oluşan dengeli bir üretim portföyümüz bulunuyor. MOGAN Enerji’nin halihazırdaki portföyünün tamamını jeotermal, hidroelektrik ve rüzgâr enerjisi olmak üzere tamamen yenilenebilir enerji kaynakları oluşturuyor. Gelir çeşitlendirme fırsatı yaratan çok sayıda tesise sahip olan MOGAN Enerji, 30 Eylül 2023 tarihi itibarıyla portföyünde yurt içinde faaliyet gösteren 21 yenilenebilir enerji santralını bulunduruyor. Şirketin portföyü 9 adet RES, 8 adet JES VE 4 adet HES’ten oluşuyor. 30 Eylül 2023 itibarıyla şirketin toplam kurulu gücü 1.024,92 MW olup, bu kurulu gücün yüzde 66.70’ine denk gelen 683.65 MW’lık kısmını RES’ler, yüzde 25.36’sına denk gelen 259.90 MW’lık kısmını JES’ler ve yüzde 7.94’üne denk gelen 81.37 MW’lık kısmını HES projeleri oluşturuyor. Son durum itibarıyla, kapasite artışı sonucu, şirketin toplam kurulu gücü 1.025,52 MW’a ulaşmış durumda.
Ayrıca 31.12.2022 dönemi itibarıyla şirketin yıllık toplam net enerji üretimi de 3.741.751 MWh olarak gerçekleşti. Bu üretimin yüzde 43.64’üne denk gelen 1.633.077 MWh’lık kısmı RES’ler, yüzde 51.86’sına denk gelen 1.940.616 MWh’lık kısmı JES’ler ve yüzde 4.50’sine denk gelen 168.058 MWh’lık kısmı ise HES’lerden elde edildi. Şirket, ürettiği enerji miktarları bakımından Türkiye’nin en büyük jeotermal elektrik enerjisi santralına sahip.
* Önümüzdeki döneme ilişkin yatırım planlarınız neler?
Büyüme planlarımıza yönelik, üzerinde çalıştığımız projelerden biri Kocatepe RES’in mevcut arazisi üzerine inşaa edeceğimiz 32.5 MW’lık hibrit GES projesidir. Bir de Arnavutluk’taki yurtdışı iştirakimiz bünyesinde inşaa edeceğimiz 74.88 MW’lık RES projemiz var. Ayrıca JES’lerin bulunduğu mevcut projelerimizde hem yeni kuyuların açılması hem de mevcut kuyuların üretim performanslarının korunması amacıyla iyileştirme ve geliştirme çalışmalarını yapmayı, RESlerin kapasitelerini artırmayı ve ayrıca yatırım kriterlerimize uyan yurt içi ve yurt dışındaki potansiyel satın alım fırsatlarını değerlendirmeyi planlıyoruz.
* Halka arza hazırlık sürecinizle ilgili bilgi verir misiniz?
Halka arz sürecimiz, İş Yatırım Menkul Değerler A.Ş. ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. liderliğindeki konsorsiyum tarafından yürütülecek ve halka arzı için 28-29 Şubat ile 1 Mart 2024 tarihlerinde pay başına 11.33TL’den talep toplanacak. Halka arzımız hem sermaye artırımı hem de ortak paylarının bir kısmının satışı yöntemiyle gerçekleştirilecek. Halka arzda şirketin çıkarılmış sermayesi 2 milyar 230 milyon TL’den 2 milyar 440 milyon 108 bin TL’ye yükseltilecek. Artırılacak 210 milyon 108 bin TL’lik nominal pay ile mevcut ortaklara ait 52 milyon 527 bin TL nominal değerli pay halka arz edilecek.
Şirketimiz, halka arz eden pay sahiplerinin mevcut paylarının halka arz kapsamında satılması sebebiyle herhangi bir gelir elde etmeyecek. Sermaye artışı yoluyla ihraç edilecek yeni payların halka arz edilmesi kapsamında gelir elde edeceğiz. Halka arz sonrası MOGAN Enerji sermayesinin yüzde 10.76’sı Borsa İstanbul’da (BİST) işlem görmeye başlayacak.
* Halka arzdan elde edeceğiniz geliri nasıl kullanacaksınız?
Türkiye enerji sektöründe her yıl güçlü bir şekilde büyüyoruz. Sahip olduğumuz portföy doğrultusunda Türkiye enerji sektörünün önde gelen oyuncularının başında geliyoruz. İstikrarlı büyüme yolculuğumuzda yeni ortaklarımızla birlikte yürümek bizleri heyecanlandırıyor. Yatırımcılarımızla birlikte yeni başarılara imza atacağımıza inanıyoruz. Kurumsallaşma için en etkili yöntemin ise borsa ve SPK regulasyonu altına girmek olduğunu düşünüyoruz. Halka arz gelirinin yüzde 45’ini yeni yatırımlar, yüzde 45’ini mevcut borçların erken kapamasında kullanmayı, geri kalan yüzde 10’luk tutarı ise işletme sermayesi olarak değerlendirmeyi planlıyoruz. Ayrıca yapılan yatırımlar nedeniyle kullanılan kredilerin de sürekli ödemeleri oluyor, borçları erken kapamanın bize önemli katkıları olacak.
TEMİZ YAKIT ENERJİ İÇİN AR-GE’YE YATIRIM ARTTI
* Sürdürülebilirlik ve kurumsal sosyal sorumluluk projeleriniz neler?
Sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda herkesin güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerjiye erişiminin sağlanması hedefi ile yatırımlarımıza devam ediyoruz. MOGAN Enerji santralları ile binlerce hanenin yenilenebilir enerji kullanmasını sağlıyor ve temiz yakıt ile teknoloji kullanan nüfus oranının artmasına destek oluyoruz. Toplam nihai enerji tüketimindeki yenilenebilir enerji payını artırmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Sürdürülebilir enerji hizmetleri sağlamak üzere yeni yatırım planları geliştirerek temiz enerji teknolojisini ilerletmek için Ar-Ge çalışmaları yürütüyor, sürdürülebilir geri dönüşüm ve yeniden kullanım yoluyla atık oluşumunu önemli ölçüde azaltmak için çalışmalar gerçekleştiriyoruz. MOGAN Enerji, ayrıca iklim krizinin yol açtığı geri dönülmez etkileri en aza indirmek için çalışmalar yapıyor ve bu çalışmaları kurum kültürü ve stratejisine dönüştürmek için çaba sarf ediyoruz. Bu doğrultuda, hazırlanan “Çevre Boyut Etki Analizi” kapsamında iklim değişikliği için de riskler ortaya konuyor ve önlemler geliştiriyoruz. MOGAN Enerji, sürdürülebilirlik çalışmaları kapsamında hidroelektrik santrallarında alanında uzman kişilerle çalışmalar yürüterek yaptığı balık ekimi ile sucul ekosistemin dengesinin korunmasına da yardım ediyor.
Buna ek olarak hidroelektrik santrallarında ekosistem için en uygun oranda can suyunu doğa ile buluşturuyoruz. Karasal ekosistemleri korumak, iyileştirmek ve sürdürülebilir kullanımını desteklemek, çölleşme ile mücadele etmek için 2022’de 28 bin 801 adet fidan dikimi gerçekleştirdik. Ayrıca doğal ekosistemleri ve biyolojik çeşitliliği korumak için yarasa ve kuş gözlemleri yapıyoruz. Dokuz santralımızın karbon projeleri başladı ve üç santralın ise karbon kredisinin satışı yapıldı. Diğer tesislerin kayıt, doğrulama ve izleme süreçleri ise devam ediyor. Yenilenebilir enerji santralları ile karbon emisyonu ticaretinde de önemli bir rol oynamakla birlikte MOGAN Enerji, Gold Standart, VSC, GCC, ICR gibi karbon sertifikalandırma standartları çerçevesinde; karbon emisyonunu azaltarak çevrenin korunmasını sağlıyor.

ÇEVREYE DUYARLI FAALİYET HEDEFLİYOR
* MOGAN Enerji’nin sosyal sorumluluk projeleri nelerdir?
MOGAN Enerji, güvenilir ve temiz enerji temin etmeyi ve içinde bulunduğu toplumu ve çevreyi, özellikle de santrallarının bulunduğu bölgeleri geliştirmeyi ve kalkındırmayı amaçlıyor. Şirketimiz çevreye duyarlı bir şekilde faaliyet göstermeyi ve sürdürülebilir kalkınma için sosyal sorumluluk farkındalığını da geliştirmeyi hedefliyor. Bu doğrultuda, ekolojik ve sosyal açıdan büyük öneme sahip ormanları korumak, sürdürülebilir şekilde yönetmek ve gelecek nesillere aktarmak amacı ile öğrenciler ile sık sık fidan dikme şenlikleri düzenliyoruz. Santrallara öğrenci gezilerinin yapılmasını destekliyor, bu sayede öğrencilere yenilenebilir enerjiyi tanıtıyoruz. Şirket olarak her şeyin temeli olan ve toplumu kalkındıran yegane şeyin eğitim olduğu inanarak okullara sık sık maddi ve ayni destekler sağlıyoruz.
]]>Ekonominin çarklarının dönmesinde ve tedarik zincirinde stratejik önem sahip olan ’ler de bu dönüşüm sürecinde kritik bir noktada. Odağında ihracat olan ya da ihracatçı firmaların tedarikçisi konumundaki KOBİ’ler, ya dönüşüme ayak uyduracak ya da büyük fırsatı kaçıracak.
Peki emisyon azaltımı için KOBİ’ler nasıl bir yol haritası izlemeli? Enerji hizmet şirketi ESCON Enerji’nin CEO’su Onur Ünlü, bu dönüşüm sürecini avantaja çevirerek pazar payını artırmayı hedefleyen KOBİ’lerin izlemesi gereken adımları şöyle özetledi:
İŞTE ADIM ADIM SÜREÇ
1. “Yeşil dönüşüm denildiğinde bugün ilk akla gelen başlıklardan biri yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmak, örneğin fabrikanın çatısına güneş panelleri yerleştirmek. Oysa yenilenebilir enerji yatırımları, emisyon azaltım yol haritasının son adımı. Verimli bir emisyon azaltım süreci için ilk adımı, enerji hizmet şirketleri tarafından emisyon düzeyinin ve zamanlamanın belirlenip enerji etütlerinin yapıldığı ‘Hazırlık’ süreci oluşturuyor.
2. Ardından iş yerinde gereksiz enerji tüketiminin azaltılması için çalışanlarda bir kültür oluşturmaya yönelik ‘Tasarruf’ adımı geliyor.
3. Üçüncü adım olan ‘Verimlilik 1’ kapsamında yalıtım eksikliklerin giderilmesi, kaçakların onarılması, pompa veya fan gibi elektrik motorları ile çalıştırılan (tahrik edilen) sistemlerin değişmesi ya da atık ısı geri kazanımı gibi temel çalışmalar yapılıyor.
4. Devamında ise yardımcı tesis ve proses sistemlerinin modernizasyonu ve optimizasyonu gibi daha kaplamlı çalışmaları içeren ‘Verimlilik 2’ adımı geliyor.
5. İlk dört adımda amaç, enerji tüketimini minimize etmek. Beşinci adım olan ‘Dönüşüm’de ısı pompası, elektrifikasyon, yeşil hidrojen ve kaynak dönüşümü gibi çalışmalarla fosil yakıtlardan çıkışı tamamlamak gerekiyor.
6. Yol haritasının altıncı ve son adımı olan ‘Yeşil Dönüşüm’ sürecinde ise güneş, rüzgar, biyokütle enerji gibi yenilenebilir kaynaklara yatırım yapılarak karbon emisyonu sıfırlanabiliyor.”
İKİ ENGEL VAR
FARKINDALIK VE FİNANSMAN
KOBİ’lerin yeşil dönüşüm sürecinde yaşadığı en büyük iki engelin ‘farkındalık düzeyi’ ve ‘finansman’ olduğunu belirten Ünlü, farkındalığın artması için kamunun, STK’ların ve enerji hizmet şirketlerinin çalışmalar yaptığını, Türkiye’nin 2024-2030 Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nda da KOBİ’lere yönelik temel enerji verimliliği tedbirlerini içeren tanıtım materyallerinin KOSGEB işbirliği ile hazırlanacağını söyledi. Aralık ayrında açıklanan Türkiye Yeşil Sanayi Projesi’ni hatırlatan Ünlü, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından KOSGEB, TÜBİTAK ve Dünya Bankası işbirliğinde yürütülen bu proje ile KOBİ’lerin yeşil dönüşümü verimli bir şekilde gerçekleştirmeleri için 450 milyon dolarlık destek sağlanıyor. Projenin 250 milyon dolarlık KOSGEB ayağında her bir şirkete verimlilik projeleri için 4 milyon TL’ye kadar, güneş enerjisi yatırımları için ise 14 milyon TL’ye kadar destek sağlanacak. Bu projelerin tasarlanması ve hayata geçirilmesi sürecinde ESCON Enerji olarak KOBİ’lere destek oluyoruz” dedi.
“Kamu desteklerinin yanı sıra bir diğer seçenek de Enerji Performans Sözleşmeleri (EPS)” diyen Ünlü, ESCON Enerji olarak 2008 yılında Türkiye’deki ilk EPS’yi yaptıklarını ifade ederek EPS’yi şöyle anlattı: “EPS kapsamında projenin maliyetini enerji hizmet şirketi olarak biz üstleniyoruz. İşletmeler hiçbir risk almıyor. Gelecekte yapacakları tasarruftan vermeyi taahhüt ettikleri pay ile işletmelerini enerji verimliliği yüksek hale getirebiliyorlar.”
DÖNÜŞENİN PAZAR PAYI ARTAR
Yeşil dönüşüm sürecine uyum sağlayıp karbon emisyonunu düşüren şirketlerin başta AB ile olmak üzere ihracattaki payını artırırken dönüşüm gerçekleştirmeyen firmaların ise bu payını kaybetmeye başlayacağını belirten Ünlü, “Büyük tedarik zincirlerinin karbon nötr olabilmesi için üretimden lojistiğe kadar tüm tedarikçilerinin benzer şekilde emisyonlarını sıfırlaması gerekiyor. Dolayısıyla bu firmalar, yeşil dönüşüm için çalışmaya başlayan KOBİ’lerden aldıkları ürün adedini artırırken dönüşüm yapmayanlardan aldıkları adetleri düşürmek zorunda kalacak. Bu nedenle KOBİ’ler yeşil dönüşüme odaklanmalı. Üstelik Türk KOBİ’lerin önemli bir avantajı daha var. AB Yeşil Mutabakatı bölgesel ticareti teşvik ettiğinden coğrafi avantajımız sayesinde ihracatımızı daha da artırabiliriz. Dolayısıyla KOBİ’ler için çifte fırsat söz konusu” dedi.
]]>
‘JEOPOLİTİK GELİŞMELER TÜRKİYE’NİN ROLÜNÜ ORTAYA KOYMUŞTUR’
Yılmaz, önümüzdeki dönemde yıllık ortalama 3 bin megavat güneş, 1500 megavat da rüzgar enerjisi santralinin devreye alınmasının planlandığını vurgulayarak, “Toplam 5 bin megavat deniz üstü rüzgar enerjisi kurulu gücünü enerji portföyümüze katmayı da planlıyoruz. Yerli ve yenilebilir enerjiyi güçlendirerek cari açığa katkı sağlama yönünde çalışıyoruz. Biliyorsunuz; Türkiye’nin temel problemlerinden biri, cari açık. Burada enerjinin, enerji ithalatının rolü var. Bir taraftan kendi doğal gazımızı, petrolümüzü artırırken, nükleer enerjiye yatırım yaparken, diğer taraftan yenilebilir enerji kaynaklarımızı hayata geçirerek ve enerji verimliliğini artırarak, enerjide dışa bağımlılığımızı en alt düzeylere çekme gayreti içerisindeyiz. Aynı zamanda bölgesel ve küresel enerji güvenliğine katkıda bulunmak ve enerjide bölgesel bir ticaret merkezi olmak hedeflerimiz arasında. Jeopolitik gelişmeler, özellikle Avrupa’nın enerji arz güvenliğinde Türkiye’nin rolünü bir kez daha ortaya koymuştur. Türkiye sadece kendi enerji ihtiyacını karşılamanın ötesinde bölgesel hub olarak, ticaret merkezi olarak geniş bir coğrafyanın enerji arz güvenliği konusunda da önemli bir rol oynayacak konumdadır” diye konuştu.
‘ÇİN’E İHRACATIN ARTMASI LAZIM’
Türkiye’nin 2003’ten bu yana toplamda 261,3 milyar dolarlık uluslararası yatırım aldığını hatırlatan Yılmaz, “Önümüzdeki dönemde de bu alanda güçlü politikalarla yolumuza devam edeceğiz. Bir yandan da 2053 itibarıyla karbon nötr ekonomiye ulaşma hedefimiz var. Türkiye, bu anlamda çok önemli yatırımların yapılacağı bir ülke konumunda. Burada Çin ile ilgili de bir kısa değerlendirme yapmak isterim; dış ticarette 50 milyar doları aşan bir hacme ulaşmış durumdayız. Yalnız burada çok dengesiz bir yapı var ve bunun sürdürülebilir olması mümkün değil. Dolayısıyla bu konuda çok boyutlu bir yaklaşımla ilişkileri optimize etmemiz gerekiyor. Bir taraftan Türkiye’den Çin’e değişik sektörlerde ihracatın artması lazım. Bu konuda 2 ülke arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi lazım. Diğer yandan ticaretteki dengesizlikleri telafi edici bir anlayış içerisinde turizm ve doğrudan yatırımların desteklenmesi gerekiyor. Daha fazla Çinli turisti, Türkiye’de görmek istiyoruz. Daha fazla Çin’den doğrudan yatırımı, Türkiye’de görmek istiyoruz. Bunları yaptığımız zaman ticaretteki durumu da dengeleyici bir rol oynayacaktır diye inanıyorum. Bu konularda Çin Halk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti olarak daha fazla iş birliği yapmamız lazım” dedi.
]]>KORDSA VE ÇİMSA ÖRNEĞİ
Şirketlerin küreselleşme yolculuğunun dört adımdan oluştuğunu vurgulayan Alper, “Ülken için üreteceksin, ihracat için üreteceksin, orada üreteceksin ve son olarak üretim teknolojini ve üretim makinalarını satacaksın. Biz artık üçüncü ve dördüncü maddelere geçmeliyiz. Artık kendi teknolojilerimizi üreten şirketlere sahibiz. Bizde Kordsa ve Çimsa buna bir örnek. Geçen sene çok büyük bir enerji atılımı yaptık. Hem üretimde hem dağıtımda bir numarayız. Türkiye’de de büyüyoruz. Yaklaşık 1.000 MW’tan fazla yatırım yapıyoruz. Şimdi de dünya pazarlarındaki fırsatlara bakıyoruz. ABD’de, Teksas’ta, iki farklı güneş enerjisi santralı yatırımı açıkladık. İlkinde bu ayın sonuna doğru elektrik üretmeye başlayacağız. Önümüzdeki birkaç ay içerisinde tüm kapasite devreye girecek. Ayrıca 7 MW’lık Türkiye’nin en büyük rüzgar gülünü Bandırma’da devreye alıyoruz. Bandırma’yı bir hidrojen vadisine çevireceğiz” diye konuştu.
YABANCI YATIRIMCI ŞU AN İZLEMEDE
Davos’taki temasları kapsamında yabancı yatırıcının Türkiye’ye olan yaklaşımına da değinen Cenk Alper, “Yabancı yatırımcının Türkiye konusunda biraz zamana ihtiyacı var. Yüksek enflasyon herkesi ürkütüyor. Ama iyi bir yola girdiğimizi; yeni orta vadeli planla doğru tedbirlerin alındığını görüyorlar. Enflasyonla mücadele doğru yolda. Biz de destekliyoruz. Fakat bunun tasarrufla da desteklenmesi lazım. O tarafta alacak yolumuz var” şeklinde konuştu. Davos’taki genel durumun da altını çizen Alper, şunları söyledi: “Davos’ta öne çıkan ülkeler var. İlki BAE ve Suudi Arabistan. Petrol ve gazdan gelen paranın tamamını teknoloji fonlarına ve enerji dönüşümüne ayırıyorlar. Diğeri Hindistan. Artık, eyalet bazında rekabet eder hale gelmişler. Son olarak Çin. Yatırımlarını temiz enerji dönüşümü, yüksek teknoloji, dijital üzerine yapıyor. Dolayısıyla Avrupa ciddi şekilde geride kalıyor. ABD ise her zamanki gibi, girişimcileri ülkeye çekerek güvenli büyümesini devam ettiriyor.”
YENİDEN YAPMANIN YÜZDE 30’UNA DENK
Depremle birlikte hayatımıza daha fazla giren güçlendirme uygulamaları hakkında konuşan Cenk Alper, “Biz Kordsa’da uzun yıllardır bunu geliştiriyoruz. Kratos diye bir ürünümüz var. Dışarıdan duvarı sarıyor, kolonları güçlendirerek binanın bütünselliğini koruyabiliyor. Kratos, yani karbon fiber malzemeyle kolonların ve duvarların güçlendirilmesi işi çok daha uygun maliyetli ve çok daha hızlı. Bunu tek başımıza değil, üniversitelerle işbirliği içinde yapıyoruz. Binaların denetimi yapılıyor. Statiği hesaplanıyor ve o ihtiyaca göre binalar güçlendiriliyor. Kentsel dönüşümü hızlandırmanın en kolay yollarından biri. Deprem bölgesindeki tüm binalarımızı kontrol ettik, etmeye de devam ediyoruz. Ortalama bir daireyi hacim kaybı olmaksızın yıkıp yeniden yapım maliyetinin yüzde 25-30’una güçlendiriyoruz. Kentsel dönüşümde bir düşünün; çıkartacaksınız, yıkacaksınız yapacaksınız o sırada o evde oturanların kirasını ödeyeceksiniz. Yıkıntı atıklarını, moloz yığınlarını ne yapacağım diye uğraşacaksınız. İstanbul’da dönüştürülmesi gereken binaları yıksak, molozlardan İstanbul Boğazı’nın yüzde 60’ı ” dedi.
TEMİZ ENERJİYE 6 MİLYAR DOLAR
“2023’te CDP İklim Değişikliği Programı’na raporlama yapan 11 Sabancı Topluluğu şirketinin 9’u, ‘A’ veya ‘A-‘ notuyla liderlik seviyesine yükseldi” diyen Cenk Alper, “Öte yandan 9 şirket içerisinde Sabancı Holding’e ek olarak 4 Topluluk şirketimiz, Brisa, CarrefourSA, Enerjisa Enerji ve Temsa, CDP tarafından 2023’te A notuyla değerlendirilerek küresel liderler arasına girdi. Gelecek 5 yılda Türkiye’de temiz enerji ve iklim teknolojilerine 6 milyar doların üzerinde yatırım yapacağız. Topluluğumuz, 2027 sonuna kadar sürdürülebilirlikle ilgili yatırımlarını 5 milyar dolara kadar arttırmayı planlıyor” ifadelerini kullandı.
REKABETİN YENİ OYUN KURUCUSU YAPAY ZEKÂ
Dünyanın yeni bir teknolojik devrimin eşiğinde olduğunu söylen Cenk Alper, sözlerine şunları ekledi: “Burada önemli olan üretken yapay zekâ. Türkiye, yeni bir seferberliğe girecekse bu da üretken yapay zekâ olmalı. Yetişmiş insan gücümüzü buraya yönlendirmeliyiz. Bu alandaki gelişmeleri odağımıza alıp, yapay zekâ teknolojilerini ülkemize getirmeliyiz. Bu teknolojilerle, gelişmekte olan ülkelerin ucuz işçilik maliyetinden kazandığı rekabet avantajı tamamen ortadan kalkıyor. Bakın bugün en büyük maliyet yazılım. Şu anda yazılımın yüzde 30-40’ını yapay zekâ yazıyor. Buna sahip olan şirketlere inanılmaz bir rekabet avantajı getirecek.”
YÜZDE 40 VERİMLİLİK
“Bankamız, sigorta şirketlerimiz, enerji şirketlerimiz yıllardır yapay zekâ ürünleriyle entegre bir şekilde hizmet veriyor” diyen Cenk Alper, “Geçen yılın başında, hissedarlarımız ve tüm yönetimimizle birlikte dünya çapındaki yapay zeka liderlerini dinledik. Dönüşüm üzerinde çalıyoruz. Dünya örneklerine baktığımızda, call center’lardaki yapay zekâ uygulamalarında yüzde 30-40’lara varan verimlilik var. Bu oran, yazılım sektöründe yüzde 30’u aşıyor. Ar-Ge ve toplam ürün geliştirme süresini ise 10’da 1’e kadar kısaltıyor. İşin içinde bir de enerji verimliliği konusu var” ifadelerini kullandı.
]]>SANTRAL KURMA İZNİ DSİ’DEN
İçme-kullanma suyu temin edilen rezervuarlar, sulak alanlar, kıyı ve sahil şeritleri hariç olmak üzere denizler, baraj gölleri, doğal ve yapay göller; yenilenebilir enerji kaynak alanı (YEKA) ilan edilerek, buralarda yenilenebilir enerji santralı kurulabilecek. Bu alanlarda, Devlet Su İşleri ve sulama birliklerine de tarımsal sulama amaçlı tesislerin elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla santral kurma izni verilecek.
Dünyada 2018’den bu yana yüzer güneş enerjisi santralı (Floating PV) kurulumu hızlandı. Toplam kurulu güç 6 bin megavata ulaştı. Türkiye’de de önümüzdeki dönemde su yüzeylerine güneş enerjisi santralı kurulabilecek. YEKA ihalelerinde de düzenlemeye gidiliyor. Bu kapsamda, açık eksiltme yöntemi ile yapılan yarışmalarda piyasa elektrik fiyatının altında fiyat teklif edilmesinin önüne geçilerek, ihale yöntemi şartnameye göre değişecek.
İHRAÇ EDİLEBİLECECEK
Doğalgazın sıvılaştırılması tanımının yapılmasıyla, uluslararası düzeyde doğrudan LNG ihracatı yapılabilecek. Hem Karadeniz gazı hem de dışarıdan alınan doğalgaz Türkiye’de sıvılaştırılarak dünya piyasalarına LNG olarak pazarlanabilecek. Türkiye’nin doğalgaz ticaretindeki yerinin sağlamlaştırılması hedefleniyor.
Yüzer LNG terminallerinin faaliyetlerinin kolaylaştırılması hedeflenirken; ayrıca, Türkiye üzerinden yapılan doğalgaz ihracatında da tek izinle birden fazla ülkeye satış yapılmasına olanak sağlıyor. Birden fazla ülke için ‘tek ihracat lisansı’ verilmesi planlanıyor.
VERİMLİLİKTE YENİ DÖNEM
Enerji verimliliği desteklerinden faydalanmak isteyenler için sektörel kısıtlama kaldırılarak, emisyon ve enerji tüketimini azaltma kriteri tanımlanacak.
Verimlilik artırıcı proje (VAP) desteklerinde de 5 milyon TL’lik proje üst sınırı kaldırılacak. Tasarruf potansiyeli yüksek teknolojik, yenilikçi ve dijitalleşmeye katkı sağlayan yatırımların destekten yararlanabilmesi sağlanacak.
AFETTE HIZLI ELEKTRİK
Türkiye’deki deprem riski göz önüne alınarak, afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde geçici elektrik bağlantısı talepleri için yapı kullanma izni ile mevzuatta istenen diğer belgeler aranmayacak. Düzenlemeyle özellikle deprem, sel gibi felaketlerin ardından binası yıkılan vatandaşlara hızla enerji sağlanabilecek.
Madencilikte muhtemel rezerv alanlarına ilişkin Ulusal Maden Kaynak Ve Rezerv Raporlama Komisyonu (UMREK) koduna göre yapılan kaynak ve rezerv raporlamaları, 4. Grup (, gümüş, platin, bakır, kurşun, çinko, demir) dışındaki ruhsatlar için zorunlu olmayacak.
Nükleer Düzenleme Kanunu’nda yapılacak değişiklikle, nükleer madde taşıyan kişi de işletmeci olarak sorumlu tutulabilecek.
TEKLİF 16 MADDEDEN OLUŞUYOR
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Meclis Başkanlığı’na sunulan teklifin 16 maddeden oluştuğunu belirterek şunları aktardı: “UMREK koduna göre rapor hazırlama şartı aranmaksızın Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün buluculuk hakkı kazanmasına teklifte yer veriyoruz. Teklifimizle, doğalgazın sıvılaştırılma faaliyetinin depolama faaliyetinden ayrıştırılarak bağımsız bir piyasa faaliyeti olarak tanımlanması amaçlanmıştır. Yüzen LNG terminallerine ilişkin EPDK tarafından depolama tesislerinde istisnai düzenlemeler yapılabilmesine imkân tanınacak. Olağanüstü Hal kararı veya genel hayata etkililik kararı alınan yerlerde geçici süreli bağlantı talepleri için elektrik enerjisinin kullanıcılara hızlı ve kesintisiz ulaştırılması amacıyla EPDK’ya yetki veriyoruz.”
]]>
– Kullanılmayan bilgisayarlar stand-by konumunda bırakılıp, fişten çekilmediğinde yüzde 10 oranında elektrik tüketmeye devam eder. Fişin çekilmesi şarttır.
– Ses düzeyinin düşük tutulması, elektrik enerjisi tüketimini düşürür.
– Televizyonlar sürekli açık tutulmamalı, seyredilecek veya dinlenmeyecek programlar dışında kapatılarak, enerji israfı engellenmelidir.
– Eğer mümkünse masaüstü yerine diz üstü bilgisayar kullanılmalıdır. Masaüstü bilgisayarlar, 5 kat daha fazla elektrik tüketir. Ayrıca cihaz içindeki uygulamalar da fazladan enerji tüketir.

GÜN IŞIĞINDAN DAHA ÇOK FAYDALANIN
– Bulunmadığınız ortamlarda lambaları açık bırakmayın.
– Enerji verimliliği sağlayan elektronik aletler ve aydınlatma sistemlerini tercih edin.
– Odalarınızı gün ışığından en iyi faydalanabileceğiniz şekilde kullanın.
– Fazla ışığa ihtiyaç duyulan bölmelerde çok sayıda düşük güçlü lamba kullanmak yerine daha yüksek güçlü tek bir lamba kullanmakla daha verimli bir aydınlatma sağlanmış olur.
– Açık renkli duvar, mobilya, perde ve halı ışığı yansıtarak odanın aydınlatma ihtiyacını azaltır.
– Enerji tasarruflu ampuller, aydınlatma maliyetlerinde yüzde 80’e varan tasarruf sağlayabilir. LED’ler, akkor lambalarla aynı miktarda ışık sağlamak için yüzde 85’e kadar daha az elektrik kullanır ve birçok farklı şekil, renk ve yoğunlukta üretilir.

KONUTLARDA YALITIMA ÖNCELİK VERİN
– Konut ve binalarda enerji verimliliğini önceliklendirin. Eğer duvarlarınızda yalıtım yoksa bu konuda araştırmalara başlayın. Unutmayın enerji verimliliğinin en önemli ayaklarından biri yalıtımdır.
– Pencerelerinizde iki ya da üç katlı cam kullanın. Pencere kenarlarınızı kontrol edin. Sızıntılar kış aylarında daha fazla enerji tüketimine neden olur.
– Kış aylarında binalarınızın kapılarını açık bırakmayın ve kullanmadığınız odaları düşük ısıda tutun.
– Çıplak zeminleri kilimle kaplamak kadar basit bir çaba bile büyük etkiler oluşturabilir.
ÜTÜDE FİŞ DETAYINA DİKKAT
– Ütüleme işlemi bitmeden 5 dakika önce ütü prizden çekilerek kalan iş, ütünün içindeki ısı ile tamamlanabilir.
– Çamaşırların ütülenirken nemli olmasına dikkat edilmelidir.
– Ütü alırken kurutucu gücü düşük, buhar kapasitesi yüksek olanları seçmek daha az enerji tüketimi sağlar.
– Saç kurutma işlemi, mümkün olduğu kadar havlu ile yapılmalıdır. Saçlar havlu ile kurulandıktan sonra saç kurutma makinesi kullanılmalıdır. Böylece daha az enerji harcanır.
– Saç kurutma makinesinin 10 dakika çalışması, 60 watt’lık bir lambanın üç saat yansımasına eş değer bir elektrik tüketir.

ÖNÜNÜ KAPATMAYIN
– Radyatörlerinizin mobilyaların arkasında kalmamasına özen gösterin. Isıtma sistemlerinin önü hep açık olsun.
– Sıcak su deponuzu ve borularınızı yalıtım malzemesiyle kaplatın.
– Eğer imkanınız varsa güneş enerjisi kullanan sıcak su sistemini tercih edin.
– Radyatör bakımını düzenli yaparak verimli çalışmasını sağlayabilir, enerji tasarrufu yapabilirsiniz.
– Elektrikli süpürgelerin filtrelerini temizleyerek enerji tasarrufu sağlayabilirsiniz.

FATURALARI KABARTIYOR
Kış aylarında ısıtma giderleri yaz aylarında ise soğutma giderleri tüketicilerin faturalarında önemli bir gider olarak öne çıkıyor. Üstelik enerji arzının zorlaştığı, ülkelerin enerji stratejilerini gözden geçirdiği bu dönemde konut ve ofislerdeki tüketim de oldukça önemli bir sorun. Ancak tüketiciler bazı küçük önlemlerle hem bu alanlarda enerji tasarrufu sağlayabilir hem de faturalarındaki artışı azaltabilir. Unutmayın yirmi derecenin üzerindeki her sıcaklık doğalgaz faturanıza yüzde 10 artış ekleyebilir.
– Isıtma giderleri kışın faturanızın genellikle yüzde 30’undan fazlasını oluşturur.
– Kışın termostatı 18 ile 20 derece arasına, yaz mevsiminde klima derecesini 26 ve üzerine ayarlamak, enerji verimliliği açısından idealdir.
– Düzenli kombi, petek ve klima bakımı yaptırmak ısıtma-soğutma sisteminin ekstra enerji tüketmeden sağlıklı çalışmasına yardım eder.
– Kullanmadığınız odalar için ısıtma veya soğutma yapmayarak da tasarruf edebilirsiniz.
ÖNCE ÇÖZÜLMESİNİ BEKLEYİN
– Mutfakta kullandığınız tüm cihazların daha verimli çalışması için bakımlarına dikkat edin, daima temiz tutun.
– Evde tüketilen enerjinin yüzde 15’i, buzdolabının çalışması için tüketilir.
– Buzdolabınızı 3-5°C aralığında çalıştırın.
– Tavsiye edilen dondurma ısısı ise -20 derecedir. Bu konuda üretici firmanın talimatlarına uyulması gereklidir.
– Buzdolabı hava akımı olacak şekilde yerleştirilmelidir. Hava ne kadar rahat dolaşırsa soğutucuların verimliliği o kadar artar. Bunun için soğutucuların arkasındaki duvar ile arasındaki mesafe en az 10 cm olmalıdır.
– Buzdolabı güneş alacak yerlerden ve radyatör yanından uzağa yerleştirilmelidir.
– Buzdolabınızın kapağını uzun süre açık tutmayın.
– Buzluktan çıkardığınız yemeklerinizi pişirmeden evvel çözülmesini bekleyin.
– Yemeklerinizi sıcak vaziyette buzdolabına koymayın. Yemeğinizi soğutmadan dolaba koymanız hem dolabınızın daha fazla enerji harcamasına hem de yemekte bakteri üretilmesine sebep olur.

ÇAMAŞIRLARI YÜKSEK ISIDA YIKAMAYIN
– Çamaşır makinesinin çevresinde en az 5 cm boşluk olmasına dikkat edilmelidir.
– Tavsiye edilenden fazla deterjan kullanılmamalıdır. Düşük ısıda temizleme yapan deterjan türleri tercih edilmelidir. Aşırı köpüren ya da az veya fazla miktarda deterjan kullanımı verimsiz temizleme demektir.
– Çamaşır makinesinde yıkanan çamaşırların maliyeti, kullanılan sıcak suyun miktarına bağlıdır. Çamaşırlar gerekmedikçe yüksek ısıda yıkamak yerine ılık (30- 40 derece) veya soğuk suyla yıkanmalıdır. Elektrik enerjisinin yüzde 90’ı suyu ısıtmada harcanmaktadır.
– Çamaşır makineleri, yıkama programlarına uygun olarak tam doldurulmadan çalıştırılmamalıdır.
– Çok kirli ve lekeli çamaşırları önceden ıslatmak veya varsa otomatik çamaşır makinesindeki ıslatma fonksiyonunu kullanarak ikinci yıkamayı kaldırmak enerjiden önemli bir tasarruf sağlar.
– Çamaşırlar cinsleri ve kirlilik durumlarına göre ayrılarak doğru yıkama programları seçilmelidir.
– Çamaşır makinesinin süzgeci ara sıra temizlenmelidir.

FIRININ KAPAĞINI SÜREKLİ AÇMAYIN
– Fırında yemek pişirirken seramik veya cam malzeme kullanırken fırın ısısını 20°C azaltın. Bu malzemeler ısıyı diğer malzemelerden daha iyi ilettiği için aynı sonucu verecektir.
– Yemekleri fırınınızın üst raflarına koyun. Böylece, pişirme sürenizi yüzde 20 azaltın.
– Yemek yaparken kullandığınız kapların kapağını kapalı tutun.

– Fırın kapağının her açılışında yüzde 20 oranında ısı kaybı olması nedeniyle pişirme süresinin sonuna kadar mümkünse kapak açılmamalıdır.
– Fırında gerekli olmadıkça ön ısıtma yapılmamalı, yapılsa bile bu süre 10 dakikayı geçmemelidir.
]]>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Kasım 2017’de 2017-2023 yılları arasını kapsayan 1. Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nı devreye almıştı. Söz konusu plan, eylemlerin uygulama adımlarını, temel performans göstergelerini, nasıl uygulanacağını, çıktılarını ve muhtemel etkilerini ortaya koymayı amaçlıyordu. Planda, tanımlanan eylemlerin uygulanmasından ve sonuçlarının değerlendirilmesinden sorumlu olan kurum ve kuruluşlar arasında yakın bir iş birliği kurulmasının gerektiği vurgulanmıştı. Söz konusu koordinasyonun ve iş birliğinin sağlanması, eylem planının izlenmesi, raporlanması ve geçerliğinin onaylanması süreçlerini Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü yürütüyor.
1. Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı döneminin tamamlanması ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yeni eylem planı için harekete geçti. Bu çerçevede, 2024-2030 yıllarını kapsayan 2. Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nın tanıtımı ve 2030 yılına kadar olan yol haritası için bakanlık binası E Blok’ta yer alan konferans salonunda bir toplantı düzenlendi. Türkiye’nin Enerji Verimliliği 2023 stratejisinin de ele alınacağı programda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ve Danimarka’nın Ankara Büyükelçisi Danny Annan’ın yanı sıra çok sayıda kamu ve özel sektör yöneticileri katıldı.
Bakan Bayraktar burada yaptığı konuşmada, 2017-2023 dönemini kapsayan ilk Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nın hedeflerine ulaştıklarını belirterek, “Üretimden nihai tüketime bütün sektörlerde yürütülen çalışmaların sonucu olarak bugün birincil enerji tüketimimiz yüzde 14 daha az gerçekleşti. Eylem planının uygulama döneminde toplamda 8,5 milyar yatırım yaptık. Yaklaşık 70 milyon ton emisyon azaltımı sağladık. Bütün bunlar için de 45 bin yeni yeşil istihdam oluşturduk” diye konuştu.
Türkiye’nin 2053 net sıfır iklim hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir ve çevreye duyarlı bir enerji politikası gereği, enerjide arz güvenliğini güçlendirmek ve dışa olan bağımlılığı azaltmak için yeni bir Enerji Verimliliği Hareketi başlattıklarını aktaran Bayraktar, “Bu doğrultuda elde ettiğimiz kazanımları, Türkiye Yüzyılı’nda daha ileriye taşımak amacıyla Türkiye’nin Enerji Verimliliği 2030 Stratejisi ve 2024-2030 yılları arasında uygulanacak olan 2. Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nı uygulamaya başlıyoruz” dedi.
Bakan Bayraktar, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Eylem planımızın hayata geçirilmesiyle birlikte 2030 yılına kadar enerji tüketimimizi yüzde 16 azaltacak ve 100 milyon ton emisyon azaltımına katkıda bulunacağız. Ortaya koyduğumuz bu hedeflere ulaşmak için kamu ve özel sektör birlikte 2030 yılına kadar 20 milyar dolarlık enerji verimliliği yatırımı gerçekleştireceğiz. Böylece hem enerji verimliliği alanında faaliyet gösteren firmaları destekleyerek yeni iş imkanı oluşturacak hem de bu yatırımlar sayesinde 2040 yılına kadar 46 milyar dolar değerinde enerji tasarrufu sağlamış olacağız.”
Bayraktar, 61 eylem altında yer alan 265 faaliyet kapsamındaki hedeflere ulaşmak için enerji verimliliğini karar alma süreçlerinin tamamında dikkate alınan bir politika bileşeni haline getireceklerini kaydederek, 2030 yılına kadar kamu binalarında yüzde 30 enerji tasarrufu sağlamak için toplam 700 milyon dolar yatırım yapacaklarını söyledi.
Bayraktar, mevcut konutların, yeni binaların ve kentsel dönüşüme giren bölgelerin daha verimli olması için 2030 yılına kadar toplamda 3 milyar doları aşan enerji verimliliği yatırımını gerçekleştireceklerini belirterek, sanayide geri ödeme süresi ortalama 2 yıl olan ve maliyeti toplamda 5 milyar lirayı aşan enerji verimliliği yatırımını ekonomiye kazandıracaklarını dile getirdi.
Bakan Bayraktar, 2030 yılına kadar 1 milyonu aşacak elektrikli aracın yollarda olması için gerekli enerji ve şarj altyapısını vatandaşların hizmetine sunacaklarını aktararak, sulamada, tarımsal üretim ve depolarda, seralarda ısı kayıplarının önlenmesini, atık ısı geri kazanımını, enerji verimli ısıtma-soğutma-havalandırma uygulamalarını ve yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştıracaklarını kaydetti.
Bakan Bayraktar, konuşmasına şöyle devam etti:
“Enerji maliyetlerinin ekonomimiz üzerindeki yükünün hafiflemesi, çevrenin korunması ve iklim değişikliği ile mücadele edilmesi için enerji verimliliği milletimizin tüm kesimlerince benimsenmelidir. Türkiye Yüzyılı’nda ortaya koyduğumuz hedeflere ulaşmak için tüm vatandaşlarımıza enerjiyi verimli kullanma çağrısı yapıyorum. Bu vesileyle bütün uluslararası finans kuruluşlarını birlikte çalışmaya, daha yeşil bir gelecek inşa etmek için Eylem Planımız çerçevesindeki hedeflerimize destek vermeye davet ediyorum.”
Tanıtım toplantısının ardından bakanlık tarafından düzenlenen Sanayi ve Üniversiteler Arası Enerji Verimliliği Yarışmaları’nda dereceye giren şirketlerin yöneticilerine ve üniversitelerin rektörlerine ödülleri takdim edildi.
]]>“81 İLİMİZDE 21 BİN ARKADAŞIMIZ SAHADA”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Bugün Türkiye’nin enerji şebekesinin elektrik şebekesinin en önemli merkezlerinden birindeyiz. Trakya yük tevzi merkezindeyiz. Elektrik elbette ki hayatımızın her alanında 7/24 yılın 365 günü ihtiyaç duyduğumuz ve bundan sonraki süreçte de daha ihtiyaç duyacağımız önemli bir alan. Bu alanın kalbi diyeceğimiz, bu alanın yönetildiği merkezdeyiz bugün ve burada çalışmalarımızı hem ekibimizin hem sistemimizin önümüzdeki yıla 2024 yılına hazırlıklarını yerinde görmek vesilesiyle buraya geldik. Tabii elektrikte görünmez enerjide görünmez kahramanlarla bugün biraradayız. Çünkü bu arkadaşlarımız dediğimiz gibi 7/24 yaz kış demeden tatil dinlemeden görevlerinin başındalar ve ülkemizin vatandaşlarımızın kaliteli kesintisiz güvenilir şekilde enerjilerini tedarik etmek için gece gündüz faaliyet gösteriyorlar çalışıyorlar, gayret gösteriyorlar. Ben onlara bu vesileyle bir kez daha teşekkür ediyorum, tebrik ediyorum.” dedi.
Bayraktar, “Ebetteki Türkiye’nin elektrik şebekesi çok büyük bir şebeke dünyanın 6. büyük şebekesi. Geçtiğimiz yıl 106 bin megavatlık bir kurulu güce ulaştık ve yaklaşık 1.5 milyon kilometrelik bir iletim ve dağıtım şebekemiz var. Dolayısıyla bunun yönetilmesi büyük bir efor istiyor, büyük bir gayret istiyor. Türkiye’nin her yerinde 81 ilinde yaklaşık 21 bin arkadaşımız bugün sahada. Bugün ve bundan sonraki günlerde de sahada olacak. Dolayısıyla biz herhangi bir kesintiye kısıntıya sebebiyet vermeden arz güvenliğimizi temin ederek bu faaliyetlerimizi yürütmeye devam edeceğiz. Önümüzdeki süreçte tabii bu elektriğin daha yenilenebilir kaynaklardan sağlanması içinde gayretlerimize çalışmalarımıza devam ediyoruz. 2024 yılında da bu çalışmalarımız devam edecek. Hedefimiz her yıl 5 bin megavatlık bir yenilenebilir kurulu gücü yeniden devreye alabilmek. İnşallah bu hedefimize de ulaşacağız ve tabii ki elektriğin tüketicilere doğru şekilde sorunsuz şekilde kesintisiz şekilde ulaşmasına da gayret edeceğiz. ” şeklinde konuştu.
“GABAR’DA SONDAJ FAALİYETLERİNİN BAŞINDA OLACAĞIZ”
Bayraktar, “Başta bütün çalışan arkadaşlarımız başta milletimiz sizler değerli basın mensupları hepinizin bu vesileyle 2024 yılını yeni yılı tebrik ediyorum. Türkiye Yüzyılının ilk yüzyılı hedeflerimizin bu iddialı Türkiye Yüzyılı vizyonunun ilk yılı. Dolayısıyla biz de gece gündüz durmadan çalışmaya devam edeceğiz. Dün sizlerle beraber Silivri’de doğalgaz depolarımıza oradaki arz güvenliğimizi gittik yerinde inceledik. Bu akşam Gabar’a gidiyoruz. Gabar’da petrol üretimimizin yapıldığı kuyularda çalışanlarımızın sondaj faaliyetlerimizin başında olacağız. Bu anlamda tekrar büyük bir özveriyle bu çalışmaları yürüten arkadaşlarımıza tebrik ediyorum. Yeni yıla girerken vatandaşlarımızın elektrik maliyetlerinden doğalgaz maliyetlerinden etkilenmemesi adına desteklerimiz devam ediyor. Herhangi bir fiyat artışı sözkonusu olmadı hepinizin malumu. İnşallah biz de imkan ve kabiliyetlerimiz çerçevesinde önümüzdeki yıl da elimizden gelen bütün gayreti gösterip vatandaşlarımızı artan enerji fiyatlarından korumaya devam edeceğiz. ” dedi.

HIZLANDIRMAMIZ GEREKİYOR
Dünyada enerji konusunda hem üretim hem de tüketim tarafında bir devrim yaşandığının altını çizen Yusuf Bahadır Turhan, “Güneş enerjisi diğer yenilenebilir enerji kaynakları gibi büyümesini sürdürecek. Türkiye’nin de bu konuda çok büyük bir potansiyeli var. Biz her yıl 3GW güneş hedefi ile yola çıktık ama bunun gerçekleşmesi için de bütüncül ve kolaylaştırıcı adımlar atılmalı. Güneş santrallarının kurulumlarını yavaşlatmak yerine hızlandırmamız gerekiyor” diye konuştu.
‘KORUMACILIKLA OLMAZ’
Şu anda 1 megavat GES kurulum maliyetinin dünyada 400-500 bin seviyelerinde olduğunu belirten Turhan, “Bu Türkiye’de ise 500-550 bin dolara çıkıyor. Çünkü biz güneş paneli ithalatına ek vergiler uyguluyoruz. Çoğu üründe benzer korumacılık önlemleri var ancak bu güneş enerjisi için oldukça zorlayıcı bir önlem. Neredeyse 10 yıldır devam eden bu korumacı önlemlere rağmen istediğimiz gibi hücre üreten ek bir tesis de kurulabilmiş değil. Ek maliyetler yatırımcıları çok zorluyor ve GES projelerinin gerçekleşmesi yavaşlıyor. Bu anlamda sektörün önünün açılması gerektiğini düşünüyoruz. Toplam faydanın sektörü daha da geliştireceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

ÇÖZÜM CETVEL-2’DE
Bu konudaki çözüm önerilerine de değinen Turhan, “İlk yatırım maliyetlerinde yerli panel yükü hafifletilmeli. YEKDEM Cetvel-2 mekanizması bunun için çok uygun. Rüzgâr ve hidroelektrik santralları bu yolla önemli bir büyüme alanı kazandı. Bu sistemde siz yerli ürün kullandığınızda satış fiyatınızın üzerine bir ek destek alıyorsunuz. Ve bu destek Hazine’den sağlanmıyor. Bütün elektrik tüketicilerine, elektriği tükettikleri oranda bölünüyor. Dolayısıyla YEKDEM Cetvel-2 bu sektörün gelişmesi için çok fazla önem taşıyor. Aksi halde yatırımcılar aldığı panele yüzde 60 daha fazla para vermek zorunda kalıyor ve GES kurulumları yavaşlıyor” şeklinde konuştu.

Solar3GW, iklim krizinin çözümü için, yenilenebilir enerjinin; elektrik üretimi, ulaşım ve ısınma alanlarında tek kaynak olması gerektiği bilinciyle bir araya gelmiş Türkiye güneş enerjisi sektörü paydaşlarından oluşuyor ve her yıl 3GW büyüme hedefini savunuyor.
ZORLUKLAR KENDİNİ GÖSTERECEK
SON yıllarda özellikle finansman konusunda yaşanan sıkıntıların önümüzdeki dönemde kendini göstereceğine değinen Yusuf Bahadır Turhan, “2023 yılında projeler finansman bulmakta çok zorlandı. Bankalar 10 yıllık proje finansmana pek yanaşmıyor. Finansman için gereken koşullar oluşmuyor. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte bu dönemin etkilerini göreceğiz. Çünkü güneş enerjisinde bugün kurulan bir santral için 3-4 yıl öncesinden projeye başlanıyor” dedi.
NET SIFIR İÇİN ‘NET ADIMLAR’ ATILMALI
ARTIK dünyanın yenilenebilir enerjide çok farklı bir noktaya gittiğini anlatan Turhan, “Şebekeler değişiyor, akıllanıyor, yapay zekâ ile entegre oluyor. Artık tüketiciler aynı zamanda üretici konumuna da geçiyor. Tüketimin olduğu yerde enerjiyi üretebilmek yaygınlaşıyor. Böylece enerjinin taşınması sırasında ortaya çıkan yüzde 8-9’luk kayıp da olmadığı için verimlilik artıyor. Ancak tüm bunlar için ortada bu konuda bir niyet olması şart. Zira sadece bu alanda değil. Diğer tarafta da eğer gerekli adımlar atılmazsa, gerekli yatırımlar yapılmazsa hem kendi geleceğimizi riske atacağız hem de üreticilerimiz rekabetçi şartları sağlayamayacak. Sürdürülebilir bir üretim yapmayan, elektriğini yeşile çeviremeyen ülkeler güç kaybedecek. Oysa bu alanda şimdiden niyetimizi net bir şekilde masaya koysak, net sıfır hedef ve uygulamalarımızı pratiğe dönüştürsek başta finansman sorunu olmak üzere çoğu problemi aşabiliriz. Ben bu konuda çok önemli bir dış kaynağın da harekete geçeceğini yatırım için ülkemize geleceğine inanıyorum. Tabi bu noktada şeffaflık ve öngörülebilirlik de çok önemli” diye konuştu.
]]>