‘ULAŞAN ŞEHİR’
Yollarıyla, akıllı çözümleriyle toplu taşımasıyla ulaşan bir şehir oluşturacaklarını ifade eden Başkan Aktaş, “Önümüzdeki dönem sonunda toplam raylı sistem hattımızı 89 kilometreye ulaştırarak, toplu taşımada önemli bir dönüşümü gerçekleştireceğiz” dedi. Aktaş, gelişen metro hatların kullanılmak üzere 68 adet metro aracını 180 milyon ’ya yaklaşık 6 milyar lira yatırımla şehre kazandıracaklarını anlattı. Aktaş, Türkiye’nin en genç otobüs filosuna sahip Bursa’ya 500 yeni otobüs kazandıracaklarını da açıkladı.
DAHA DİRENÇLİ OLACAK
Aktif fay hatları üzerine kurulu şehir için depremin tartışılmaz bir gerçek olduğunu ifade eden Başkan Aktaş, “Önümüzdeki dönemin en önemli konu başlığı şüphesiz kentsel dönüşümdür. Afetlere dirençli ve sürdürülebilir bir şehir inşası için Bursa’da yer alan yaklaşık 530 bin yapı ve 1 milyon bağımsız bölüm konuttan dönüşüm önceliği bulunan alanlarda çalışmalarımızı başlattık. 14 farklı dönüşüm projemizle 2025 yılı sonuna kadar 11 bin konutu hak sahiplerine teslim etmiş olacağız. Daha ulaşılabilir ve daha yeşil dirençli şehir Bursa’yı inşa etmek için 100 bin konutluk kentsel dönüşüm projemizi hayata geçiriyoruz” dedi.
ÜRETİME DESTEK
Bursa’nın en önemli markalarından birinin de Gemlik zeytini olduğunun altını çizen Başkan Aktaş, “Bu markayı yaşatmak ve geliştirmek üzere üreticilerimizle birlikte mevcutta dağınık olan alanlarını bir bölgede toplayarak üretim, satış birimleri ve lisanslı depoyla birlikte Gemlik, Orhangazi, İznik ve Mudanya ilçelerimizde yoğun olarak üretilen zeytinin merkezini oluşturacağız. Üreticimize destek vereceğiz. Projesi ile gelen genç ve kadın girişimcilerimize kuracakları yeni iş için 100 bin TL’lik hibe desteği sağlayacağız. 115 kilometrelik deniz sahiliyle Güney Marmara’da önemli bir sahil şeridi olan şehrimizi Mudanya Güzelyalı, Gemlik ve Tirilye’de yapacağımız yat limanlarıyla da önemli bir denizcilik destinasyonu haline getiriyoruz” ifadelerini kullandı.
GENÇLERE ÖZEL KART
Aktaş, fiziki çalışmaların yanında kadınından gencine, yaşlısından çocuğuna sosyal ve kültürel anlamda gerçekleştirecekleri renkli ve zengin projelerle şehir insanının sosyal hayatında da dönüşümü gerçekleştireceklerini anlattı. Aktaş, “‘Genç Kart’ımız ile gençlerimize sosyal ve kültürel etkinliklerden gönüllerince faydalanmaları için yıllık 5.000 TL destek sağlıyoruz” diye konuştu.
DÜĞÜN SALONU VE EŞYA
Aktaş, belediyecilik hizmetlerinin belki de en anlamlı ayağının sosyal belediyecilik olduğunu söyledi. Engelliler ve aileleri, yaşlıları, gençleri kısacası tüm hemşehrilere ve can dostlarına dokunduklarını söyleyen Başkan Aktaş, “Bu dönemde de özellikle farklı kesimler için hazırladığımız destek paketlerimizle bu alandaki çalışmalarımızı üst seviyeye taşıyoruz. Yeni evlenecek çiftlerimize düğün salonunu temin ediyoruz. Şayet düğün salonu ihtiyaçları yoksa aynı değerde mobilya veya beyaz eşya konusunda kendilerine destek sağlıyoruz. Geçtiğimiz dönem hizmete aldığımız 32 ana kucağında 4 bine yakın yavrumuzun okul öncesi eğitimlerini tamamen ücretsiz bir şekilde tamamladık. Önümüzdeki dönemde ana kucağı sayımızı 100’e çıkararak 10 binlerce yavrumuzu geleceğe hazırlamaya devam ediyoruz” dedi.
‘TÜRKİYE KÜRESEL OYUNCU OLACAK’
NTE’lerin, katma değer ve teknolojinin, sürdürülebilir inovasyonun, yeşil ve dijital dönüşümün kapılarını aradığını aktaran Kacır, Milli Teknoloji Hamlesi hedeflerinde ilerlerken NTE’lere erişimin, bu elementleri işleme ve geri dönüşüm kabiliyetini güçlendirmenin tercihten öte zorunluluk olarak görüldüğünü bildirdi. Eskişehir’in Beylikova ilçesinde 694 milyon tonla dünyanın en büyük ikinci NTE rezervinin keşfedildiğini aktaran Kacır, “Sayın Cumhurbaşkanımız da geçtiğimiz yıl bu rezervimizi işleyecek pilot üretim tesisinin açılışını gerçekleştirdi. Bu stratejik üretim kabiliyeti, kritik ham maddelerde ülkemizin dışa bağımlılığını azaltmanın yanında bizi NTE tedarik zincirinde önemli bir küresel oyuncu haline getirecek. ‘Türkiye Yüzyılı’nda, ülkemiz ekonomisinin bilgi ve teknoloji odaklı dönüşümünü sağlarken çığır açıcı alanlarda yapacağımız teknolojik atılımlar da bizler için çarpan unsuru olacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak bizler de ileri malzeme teknolojileri alanındaki çalışmaları destekleyerek, bu alanda teknoloji ve araştırma altyapımızı güçlendiriyoruz. TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu) ile NTE’lere dayalı ileri malzeme çalışmalarını öncelikli Ar-Ge ve yenilik konuları arasında değerlendirerek destekliyoruz. TÜBİTAK destek programları kapsamında, bugüne kadar 94 sanayi, akademi ve kamu Ar-Ge projesine 222 milyon TL’nin üzerinde destek sağladık. AB destekleriyle, ‘Rekabetçi Sektörler Programı’ kapsamında geliştirilen NTE Araştırma ve Yenilik Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesiyle de ulusal Ar-Ge kapasitemizi artırıyoruz” diye konuştu.
‘HAM MADDE TEDARİKİNİ ÖNCELEYEN İŞ BİRLİĞİNE HAZIRIZ’
Türkiye’de sürdürülebilir bir NTE tedarik zincirinin kurulmasına zemin oluşturduklarını belirten Kacır, “NTE’leri katma değeri yüksek ürünlere dönüştürecek, geri dönüşüm yapabilecek laboratuvar ve merkezleri ülkemize kazandırıyoruz. 14 milyon tutarındaki bu proje kapsamında Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü bünyesinde, NTE e-atık geri dönüşüm altyapısı inşa ediyoruz. Munzur Üniversitesi NTE Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde kurulan cevher zenginleştirme ve Ar-Ge tesisini destekliyoruz. İki tesisin de üretime geçmesiyle NTE’lerde ithal bağımlılığımızı azaltacağız. 2 milyar dolara yakın ciroya ve 1,5 milyar dolarlık ihracat kapasitesine ulaşan rüzgar enerjisi sanayi başta olmak üzere birçok sektörün ihtiyaç duyduğu ve halihazırda neredeyse tamamını ithal ettiğimiz mıknatısları üretme kabiliyeti elde edeceğiz. Ülkemizin yeşil dönüşüm çalışmalarında da önemli katkılar sunacak bu projenin tüm paydaşlarımıza ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Önümüzdeki dönemde de AB yeşil dönüşümü ve kritik ham madde tedarikini öncelikleyen projelerde kazan-kazan prensibi doğrultusunda iş birliğine hazırız. Türkiye, coğrafi konumu, üretim ve teknoloji altyapısı, yetenekli iş gücü ile AB tedarik zincirinin vazgeçilmez unsurudur. AB programlarını, Avrupalı dostlarımızla iş birliğimizi güçlendirecek öncü platformlar arasında görüyoruz. Karşılıklı bilgi, birikim ve tecrübe alışverişinde bulunmamıza imkan sağlayacak bu etkinliğin de yeni iş birliklerine kapı aralayacağına inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.
]]>1999 sonrası yapılan düzenlemelerle adım adım iyileştirmeler olsa da, bu düzenlemeler çoğu zaman kâğıt üzerinde kaldı. Mevzuata uymayanlar ve hatalara göz yumanlar telafisi imkânsız sonuçlara neden oldu. 6 Şubat’ta tüm Türkiye’yi yasa boğan büyük acı ihmaller zincirinin sonucuydu…
DÖNÜŞÜM NASIL BAŞLADI
Oysa 2012 yılında çıkarılan kentsel dönüşüm yasası ile inşaat sektörünün kötü geçmişi temize çekilecek, tüm riskli binalar bir bir yenilenecekti. Ancak süreç sağlıklı başlamadı ve bu nedenle de istenilen sonucu vermedi.
Elbette yapılan çok başarılı örnek projeler oldu. Özellikle kamu eliyle yapılan birçok dönüşüm projesiyle binlerce hane sağlıklı evlere kavuştu. Ama dönüşüme bakış açısı ‘5 katı yıkıp 10 kat yapalım’ olunca kaybeden şehirler oldu. Özel sektör doğası gereği kâr aradı, dönüşüme riskli yerden değil rantı yüksek yerden başladı. Vatandaşın beklentisi yükseldi, bir evine iki istedi, pazarlıklar yıllar aldı. Mali ve teknik gücü yetersiz şirketler ‘Dönüşümde ben de varım’ dedi ama inşaatları yarım bıraktı. Yeni ev hayali kuranlar elindekinden de oldu…
SON BİR YILDA NELER DEĞİŞTİ
Alınan derslerle yıllar içinde vatandaşı koruyan, sektörü disipline eden birçok düzenleme hayata geçti. Gelin, birlikte son bir yıldır atılan adımlara ve ihtiyaçlara bakalım…
MÜHENDİSLERE TECRÜBE ŞARTI GELDİ
– Deprem sonrası ‘yetkin mühendislik’ kavramı sıkça gündeme geldi. Yeni mezun bir mühendisin istediği büyüklükte bir projede yer alması eleştirildi. Mayıs 2023’te ‘Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’ güncellendi ve mühendislerin mesleki tecrübesine göre iş almasının önü açıldı. Bir diğer ciddi sorun da kiralık diplomalar oldu. Hürriyet yazarı Sedat Ergin ve Ekonomi Müdürü Sefer Levent, ‘pasif mühendis skandalını’ köşelerinde sıkça ele aldı. Mühendisliğin sadece kâğıt üzerinde olduğu, onlarca yapı denetim firmasının mühendisi değil ‘diplomayı’ çalıştırdığı kamuoyu ile paylaşıldı.
– Hem yetkin mühendislik hem de pasif mühendislik sorununu Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Yönetim Kurulu Başkanı Taner Yüzgeç’e sordum. Cevabını aynen aktarıyorum: “Maalesef her iki sorunu da çözemedik. Yapılan yönetmelik değişikliği mühendisin görev yılına göre iş alması ile ilgili. Bu yetkin mühendislik anlamına gelmez. Bilgi ve deneyimin ispatlanması gerekir. Bu da dünyada sınav, puan ve zorunlu eğitim sistemi ile sağlanır.
– Diploma kiralama sorununu ise birkaç kuralla değiştirmek zor. Bu bir kültür ve bu kültürün yerleşmesi için cezai yaptırımları artması, işini iyi yapanlar için iyi imkânlarla ödüllendirme sağlanması gerekir. Ülkemizde inşaat kültürünün gelişmesi için radikal önlemler alınmalı. Bir yapı, sahibi kim olursa olsun kamusal bir varlıktır. Bu nedenle kâr-zarar hesabı ile değil, güvenliği önceleyen yaklaşımla projelendirilmeli ve denetlenmeli. Yapı denetim şirketleri, kâr-zarar hesabı yapan işletmeler olmaktan çıkarılmalı. Bugün bu şirketlerin en büyük gideri mühendis maaşı ve bu alanda tasarrufa gidiliyor. Denetim hizmetlerinin şirketleşmeye açılması bataklığa yol açtı ve bu sistem değişmeli.”

YENİ DÖNÜŞÜM YASASI HAZIRLANDI
Depremin üzerinden geçen bir yılda atılan en radikal adımlardan biri yeni dönüşüm yasası oldu. Teknik detayları bir yana bırakırsak yapılan en temel değişimler şunlar:
Geçmişte dönüşüm yapılması için arsa payının 2/3 çoğunluğu gerekiyordu, şimdi yüzde 50+1 yeterli olacak. Yani çoğunluk evet derse bina dönüşecek.
Riskli kararı ve yıkım için evlere tek tek tebligat gitmeyecek, E-Devlet ve muhtarlıklarla bildirilecek. Böylece zaman kaybı önlenecek.
Kimse risk tespiti ya da yıkım için ‘kapımı açmıyorum’ diyemeyecek, zorla girilecek.
Yeni yerleşim yerleri dışında mevcutta yerleşim olan alanlar da rezerv alan ilan edilecek.
Dar gelirli evini dönüştüremiyorsa kamu maliyeti ödeyecek, eve ortak olacak. Ev sahibi ve eşi ömür boyu evde kira ödemeden kalacak, borcunu öderse tapusunu alacak. Ancak bu yeni model birçok soru işaretine yol açtığı için vatandaşa tüm yönleriyle anlatılması, mülkiyet hakkının korunması şart.
KAMPANYALAR DEVREYE GİRDİ
6 Şubat’ta büyük yıkıma uğrayan illerde kamu eliyle konutlar yapılırken, bir de evini kendi dönüştürmek isteyenler için ‘Yerinde Dönüşüm’ kampanyası başlatıldı. Konutlar içinde 750 bin lira kredi, 750 bin lira hibe, ahırlı köy evleri içinde 1 milyon lira kredi 750 bin lira hibe, işyeri için de 400 bin lira kredi, 400 bin lira hibe verildiği açıklandı. Krediler 2 yıl ödemesiz ve 10 yıl faizsiz olacak şekilde planlandı. Sonrasında İstanbul özelinde ‘Yarısı Bizden’ dönüşüm kampanyası açıklandı. Buna göre de; 100 bin lirası kira desteği, 800 bin lirası hibe, 700 bin lirası uygun şartlarda kredi şeklinde her ev için 1.5 milyon lira destek sağlanacağı belirtildi. Kredilerin ödenmesinin evler tamamlandıktan sonra başlayacağı, ilk yıl faizsiz olacağı ve kalan yıllarda kredi maliyet oranının TÜFE’nin yarısı kadar olacağı açıklandı.
Her iki kampanyada da hibeler ve faizsiz ödeme imkânları dönüşümü desteklemesi açısından çok kıymetli. Bununla birlikte vatandaş cephesinde sorunlar şöyle: artan inşaat maliyetleri nedeniyle verilen destek tutarları kimi bölgelerde yeterli olmuyor, inşaatı kamu kurumunun değil özel sektörün yapması doğru firma nasıl bulunur endişesi yaratıyor, dönüşüm için yüzde 50+1 anlaşma yeterken İstanbul kampanyası için yüzde 100 uzlaşı istenmesi vatandaşı zorluyor ve Yarısı Bizden kampanyasının İstanbul dışındaki illerde de yapılması bekleniyor.

KİRA VE KREDİ DESTEKLERİ ARTTI
Evi dönüşüme giren vatandaşa verilen faiz destekli dönüşüm kredisi ve kira desteğinde son bir yılda iyileştirmeler yapıldı.
İstanbul’da aylık kira desteği 5 bin 500 liraya, Ankara, Antalya, Bursa ve İzmir’de 4 bin 500 liraya yükseldi. Diğer illerde de yeni yılda 3 bin ila 3 bin 750 lira seviyesine çıkarıldı. Destek miktarının artması olumlu bir adım olsa da; bugün gelinen noktada rakamlar oldukça düşük. İstanbul’da aylık ortalama kira bedeli 17 bin lirayı aşmışken, 5 bin 500 lira destek dar ve orta gelirli haneleri zorluyor. Bu nedenle kira desteğinin artması ya da vatandaşa ‘geçici kiralık konut’ imkânı sunulması bekleniyor.
Gelelim kredilere… Bu kapsamda konut yapım ve konut edinme için 1 milyon 250 bin lira, işyeri yapım için 800 bin lira, işyeri edinme için 350 bin lira, güçlendirme için 320 bin lira kredi imkânı sağlanıyor. Devlet destekli dönüşüm kredisinde şu an güncel faiz oranı yüzde 3.89 seviyesinde. Kamunun yüzde 0.70 desteği ile oran standart konutta yüzde 3.19’a düşüyor. Ne var ki yüksek faizler bu desteğin kullanımını imkânsız hale getiriyor. Bu nedenle bu alanda iyileştirme bekleniyor. Öte yandan yasa gereği kira ve kredi destekleri de aynı zamanda kullanılamıyor, birinin seçilmesi gerekiyor. Beklenti iki desteğin birlikte sunulması.
Özetle; Madem Türkiye deprem ülkesi, madem ki yeni felaketler kapıda binalarımızı depreme hazırlamak, yenilerini kuralına uygun yapmak zorundayız. İlgili bakanlıklar, yerel yönetimler, vatandaş ve hatta özel sektör topyekûn seferberliğin parçası olmalı. 6 Şubat sonrası nasıl tüm ülke acıda tek yürek olduysak, işte bugün de aynı acılar yaşanmasın diye birlikte işe koyulmalıyız. Beklenecek zaman yok…
]]>