HER ŞEY TURKCELL’LE ÇALIŞIYOR, TURKCELL HERKESLE ÇALIŞIYOR
“Türkiye Yüzyılı’nı Dijitalin Yüzyılı” yapma kararlılığına sahip olduklarını söyleyen Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, 30’uncu yıl iletişimi kapsamında şu ifadelerde bulundu: “Sadece sesli iletişim ve SMS’le başlayan hikayemiz; MMS, WAP, GPRS, EDGE, 3G ve 4.5G teknolojileri ile adım adım ilerledi. Bu ilerlemeye cep telefonlarımızın donanım kabiliyetlerinin sürekli artması ve ekran teknolojilerindeki gelişmeler de eşlik etti. Bu dönüşüm yolculuğunda, sesli iletişim uzun zaman önce tek işimiz olmaktan çıktı. Ekosistemimizde çok değerli şirketler barındırıyoruz. Paycell, TV+, BiP, fizy, lifebox, GAME+, Turkcell Global Bilgi, Turkcell Superonline, veri merkezlerimiz, enerji santrallerimiz ve daha pek çok şirketimizle kişilere ve endüstrilere yenilikçi çözümler sunuyoruz. Milyonlarca insan gibi yüzbinlerce şirket de Turkcell’in güçlü altyapısı ve teknolojisiyle çalışıyor. Türkiye’nin dijital yolculuğunda iz bırakan tarihimize baktığımızda gururla görüyoruz ki; teknolojinin olduğu her yerde Turkcell var, her şey Turkcell’le çalışıyor, Turkcell herkesle çalışıyor.”

“TURKCELL OLARAK SADECE İNSANLARA HİZMET VERMİYORUZ”
Turkcell Grup bünyesinde toplam 56 milyonu aşkın abonesi (bireysel, kurumsal, bağlı cihazlar) olmasına rağmen 84 milyonun tamamının hayatına dokunduklarını söyleyen Turkcell Genel Müdürü; “Sim kartı olsun ya da olmasın herkes Turkcell’li olacak, herkesin yolu bir şekilde Turkcell’den geçecek demiştik; bugün görüyoruz ki hizmet verdiğimiz kişi ve kurumlar sadece Turkcell sim kartına sahip olanlar değil. Şehir hastaneleri, havalimanları gibi kritik alanlarda altyapımızdan faydalananlar da otonom sistemlere sağladığımız dijital teknolojilerimizi kullananlar da bizim için Turkcell’li. Uçtan uca teknoloji sağlayıcısı pozisyonumuz sayesinde, Turkcell hattı olsun ya da olmasın artık neredeyse herkes Turkcell’li diyebiliriz” dedi.
“STRATEJİK ODAK ALANLARI: VERİ, ENERJİ, SİBER GÜVENLİK, YAPAY ZEK”
Dr. Ali Taha Koç, 600 bin kurum ve kuruluşun teknoloji altyapısının, dijital dönüşüm operasyonlarının ve siber güvenliklerinin Turkcell tarafından sağlandığını belirtti. Koç, “Tüm bunları yaparken de dijital operatör yetkinliğimize entegre bir biçimde, üretken yapay zekâ teknolojilerini kullanıyor, uydu teknolojilerini test ediyor, kuantum teknolojileri üzerinde çalışıyoruz. Türkiye’nin lider teknoloji ve sistem entegratörü pozisyonumuzu koruyacak, uçtan uca teknoloji sağlamaya devam edeceğiz. Bütüncül bir bakışla ele aldığımız; Ar-Ge çalışmalarımız, dijital iş servislerimiz, enerji ve bulut bilişim operasyonlarımız, veri merkezi ve siber güvenlik faaliyetlerimiz 30’uncu yılımızın stratejik odak alanları” dedi. Turkcell Genel Müdürü Dr. Koç, şirketin 30 yılda Türkiye’ye sunduğu katkıya ve gelecek vizyonuna dair de şu ifadelerde bulundu:
“TÜRKİYE’DEN KAZANDIĞIMIZI TÜRKİYE’YE YATIRIYORUZ”
“30 yıllık tarihimiz boyunca insanımızın ihtiyaçlarında, eğitimden spora, kültür-sanattan sürdürülebilirliğe, her yaş grubundan ve toplumun her kesiminden milyonlarca vatandaşımızın yanında olduk. Üretime dahil olan kadınları, geleceğin parlayan yıldızı gençleri ve başarılarıyla göğsümüzü kabartan sporcuları unutmadık. Ülkemizin küresel arenadaki gücünü artıracak ve toplum için daha faydalı bir dijital gelecek ortaya koyacak yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Müşterimiz olsun olmasın, insanlardan nesnelere, şirketlerden teknoloji ekosistemine ve onlarca sektöre, sosyal sorumluluktan çevresel sürdürülebilirliğe… Her yerdeyiz, herkesleyiz, her şeyleyiz… Türkiye’den kazandığımızı Türkiye’ye yatırıyoruz.”
TURKCELL’İN 30’UNCU YIL REKLAM YÜZÜ OYUNCU KEREM BÜRSİN
Yeni reklam kampanyasında “Her şey Turkcell’le çalışıyor, Turkcell herkesle çalışıyor” mesajının altını çizen marka, uçtan uca sağladığı teknolojileri farklı hikayelerle anlatıyor. Kerem Bürsin’in başrolde olduğu ve çekimlerin dört gün sürdüğü filmde, Turkcell’in hayatın her anında olduğu vurgusu yapılıyor. Bireyleri olduğu gibi şirketleri ve sektörleri de birbirine bağladıklarını; akıllı cihazlar, otonom araçlar, şehir hastaneleri, havalimanları gibi markanın görünmediği alanlarda da mobil iletişimin Turkcell’le sağlandığı mesajı veriliyor.
Yeni kampanyanın, şirketin 30’uncu yıl stratejisini desteklediğini söyleyen Turkcell Genel Müdürü, Kerem Bürsin’in enerjisiyle Turkcell’e çok yakıştığını ifade etti. “İletişim kampanyamızı sevgili Kerem Bürsin ile başlattık. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum. Hem kendisi hem de enerjisi Turkcell’e çok yakıştı.”
Aksiyon sahnelerinde dublör kullanmayan oyuncu Kerem Bürsin; “Ülkemizin en değerli markalarından Turkcell’in 30’uncu yıl iletişiminin bir parçası olmak benim için çok anlamlı. Teknolojiyi hayatın içinden örneklerle anlattığımız seride bol aksiyonlu ve eğlenceli sahneler izleyeceksiniz. İlk sahneye annemin konuk oyuncu olarak katılması da ayrıca müthiş bir anı oldu bizim için. Turkcell’in 30’uncu yaşına özel sürprizlerini de yıl boyu yayınlanacak farklı filmlerde göreceksiniz” dedi.
?

TURKCELL’DEN 30. YIL SÜRPRİZLERİ
30’uncu yaşını yıl boyu farklı sürprizle kutlayacak olan Turkcell, müşterilerine pek çok avantaj sağlayacak. Abonelerin paketindeki GB ve dakikalar ikiye katlanırken, gençlere yönelik sinema ve yemek faydası gibi birçok kampanya yıl boyu devam edecek.
]]>Bakan Uraloğlu, dijital okuryazarlığın da bu noktada son derece önemli olduğunu belirterek, İnternet dünyasında karşılaştığı bilgileri güvenilir kaynaklardan teyit ederek, hakikatin ve gerçeğin peşinde, bilinçli bir kullanıcı olmanın her zamankinden daha hayati bir önem arz etmekte olduğunun altını çizdi.
“94 MİLYON İNTERNET ABONESİNE ULAŞILDI”
Özellikle Kovid 19 pandemi sürecinde yaşanılan zorluklarda, dijitalleşmenin ne kadar önemli olduğunu anımsatan Uraloğlu, “İşe ve okula gitmeden uzaktan eğitim ve evden çalışma gibi yeni kavramlar hayatımıza girdi. Ülkemizin dijital altyapısının gücü sayesinde pandemi sürecini kolayca geride bırakabildik. Ancak süreç herkesin, eşit ve güvenli bir şekilde dijital dünyaya erişim sağlayabilmesi için, daha çok çalışmamız gerektiğini de ortaya koydu. Bu kapsamda da ülkemiz genişbant altyapısının yaygınlaştırılması ve fiber altyapının güçlendirilmesi gibi stratejik adımlarla hizmetlerin daha hızlı ve güvenilir olması adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün yaklaşık 19,5 milyonu sabit abone, 74,8 milyonu mobil abone olmak üzere toplam; 94,3 milyon genişbant internet abone sayısına ulaştık.” açıklamasında bulundu.
“İLK YERLİ VE MİLLİ UYDU YAKINDA UZAYDA”
Fiber altyapı uzunluğunu bu yıl 600 bin kilometreye yükseltmeyi planladıklarını ifade eden Uraloğlu, 2028 yılına kadar da bunu 850 bin kilometrenin üzerine çıkarmayı hedeflediklerinin altını çizdi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak yerli, milli ve özgün üretime de büyük önem verdiklerini vurgulayan Uraloğlu, “Bir yandan 5G ile ilgili çalışmalarda yerli ve milli çerçevede ilerlerken, bir yandan da 6G teknolojisinin hazırlıklarına başladık” dedi.
Uraloğlu, 5G altyapıları için kritik öneme sahip, 5G çekirdek şebeke, 5G baz istasyonu, 5G’ye özel yönetim, servis ve yazılım ürünleri geliştirdiklerini belirterek, “Akıllı fabrika uygulamaları, özel endüstriyel mobil şebekeler, 5G destekli çevrim içi uzaktan ameliyat gibi, çok sayıda yenilikçi projeye de imza attık. Yerlilik ve millilik anlamında bu yıl atacağımız önemli bir adım da; Türksat 6A’dır. Ülkemizin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu da yakında uzayda olacak” şeklinde konuştu.

“1,6 MİLYAR DOLAR İLE İLK 10 ÜLKEDEN BİRİYİZ”
Geleceğin ihtiyaçlarını iyi tespit eden ülkelerin, bilişim sektöründe de bir adım öne geçebilmek için akıl almaz bir rekabet içinde bulunduğunu ifade eden Uraloğlu, “Ayrıca devir artık sadece rakiplerinle değil kendinizle de rekabet etme devri. Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü öyle büyük bir hızla büyüyor ki; bu sektörün 2026 yılında 5,6 trilyon küresel büyüklüğe ulaşacağı öngörülüyor. Daha çok girişimci çeken, yenilikçi fikirleri elinde tutan, yarının kazananı olacak” dedi.
Bu noktada Avrupa girişimcilik ekosistemi istatistiklerine bakıldığında Türkiye’nin 1.6 milyar ile Avrupa ülkeleri arasında ilk 10 ülkeden biri olduğun belirten Uraloğlu, “Batı dünyasına olan yakınlığımız ve genç nüfusumuzla, Ülkemizin bölgede en büyük üretim ve yatırım merkezi olması hiç de zor değil. Gelişmiş ülkelerle her konuda rekabete girebilmek, bu ülkelerle dünya pazarlarında yarışabilmek için, kamu ve özel sektör şirketlerimizin büyümesi ve dünya pazarlarına daha fazla nüfuz etmeleri gerekir. Bunu gerçekleştirmek için de sadece devletin değil, herkesin bilişime yatırım yapması gerekiyor.” diye konuştu.
Bakan Uraloğlu, nesnelerin interneti, kuantum bilgisayarlar, bulut bilişim, makineler arası iletişim, blok zincir uygulamaları ve yapay zeka teknolojilerinin konuşulduğu zamanlarda Terminal İstanbul projesinin öneminin bir kez daha ortaya çıktığını belirterek, “Bu noktada İstanbul’u dünya çapında bir inovasyon merkezine dönüştürecek ortamı oluşturmak ve iş birliği platformu sağlamak üzere girişimcilik alanındaki eşsiz projelerden biri olan Terminal İstanbul projesiyle, uzun yıllar Türkiye’nin dünyaya açılan kapısı olarak hizmet veren Atatürk Havalimanı; milyonlarca yolcunun bağlantı noktasıyken artık binlerce girişime ev sahipliği yapan bir çekim merkezi olacak. Dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezlerinden birine dönüşecek” dedi.
Terminal İstanbul; fiziki şartları, merkezi konumu, hava ulaşımı dahil her türlü ulaşım rahatlığı, Türkiye’nin en büyük Millet Bahçesinin hemen yanında olması gibi eşsiz avantajlarıyla tüm İstanbul’a hizmet vereceğini vurgulayan Uraloğlu, Toplumda bilim kültürü, teknoloji farkındalığı ve bilim yetkinliğinin gelişeceğini kaydetti.
Uraloğlu, “ Özellikle teknoloji tutkunlarını bir araya getiren TEKNOFEST’e de ev sahipliği yapan İstanbul Atatürk Havalimanımız artık; ülkemizin en büyük teknoparkı olarak dijital dönüşüm ve teknoloji gelişiminde ülkemizin amiral gemisi olacak. İstanbul’un dünyanın en gelişmiş ilk 20 girişimcilik şehrinden biri olmasını sağlayacaktır.” şeklinde konuştu.
Terminal İstanbul sayesinde yerli üretim ile yüksek teknoloji üreten çok daha fazla küresel markalar çıkacağını belirten Uraloğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğunda güçlü ve kararlı adımlarla ilerliyoruz. Kimsenin şüphesi olmasın ki Türkiye Yüzyılı; Dijitalin, başarının ve bilimin yüzyılı olacaktır. Bu düşüncelerle Terminal İstanbul projesini hayata geçiren Sanayi ve Teknoloji Bakanımızı, kıymetli ekibini ve diğer tüm paydaşlarımızı canı gönülden tebrik ediyorum. Gençlerimize, girişimcilerimizi, ülkemize ve milletimize hayırlı uğurlu olsun.”
]]>Bilginin doğru kaynaklardan güvenilir bir şekilde iletilmesinin tarih boyunca her devletin ve toplumun gündeminde olduğunu ifade eden Uraloğlu, “Bilgiye erişim konusunda sıkıntı çekilmeyen bir çağda yaşadığımız için çok şanslıyız fakat insanlık tarihinde hiç olmadığı kadar manipülasyona ve dezenformasyona açık hale geldik. Bilgi güvenliğimiz tehdit altındadır.” dedi. Uraloğlu, bilgi felsefesinin temel problemi olan ‘bilginin kaynağı nedir? sorusunun özellikle internet çağında hala geçerliliğini koruduğunu söyledi.
Yarım asrı aşkın bir tarihi bulunan internetin, özellikle son 25 yıl içerisinde alışkanlıkları, zorunlulukları değiştirdiğini ve dönüştürdüğünü ifade eden Uraloğlu, “Bugün hayatımızın baş rolünde internet bağlantısı bulunan mobil cihazlar bulunuyor. Bu sayede temel bilimlerin referans kaynaklarına, külliyatlar dolusu bilgiye bir tıkla ulaşabiliyoruz fakat ulaşılan her bilginin doğru olmadığı da şüphe götürmez bir gerçektir. Bireysel kullanıcılar açısından riskleri ve tehditleri bünyesinde barındıran bu yeni dönem, kamunun 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet verebildiği sistemlerle hayatımıza değer kattı.” diye konuştu.
Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin koordinasyonunda yürütülen, Türksat tarafından geliştirilen ve yönetilen e-Devlet kapısının dünyada örnek gösterilen dijital kamu hizmetleri arasına girdiğinin altını çizdi. E-Ticaret sayesinde artık alışverişin internet siteleri üzerinden gerçekleştirildiğini, bankacılık faaliyetleri için bankalara giderek saatlerce sıra beklenilmediğini, faturaların internetten ödendiğini, para havalesi gibi işlemlerin de saniyeler içerisinde gerçekleştirildiğini ifade eden Uraloğlu, internetin ihtiyaç dolduğunda bir yol ve bir araç olmaktan çıktığını söyledi.
ANNE VE BABALAR ÇOCUKLARINIZI DİJİTAL ALEMİN KÖTÜLÜKLERİNDEN UZAK TUTUN
Uraloğlu, internetin yeni bir kültürel mekan, gerçeklik, özgürlük alanı ve ekonomik bir pazar olarak ortaya çıkmasının, küresel değerlerin, alışkanlıkların hızlı bir şekilde değişmesini de sağladığına işaret etti. Zamanının büyük kısmını internette geçiren gençlerin ‘değerlerini’ artık sadece ailesi ya da çevresindeki insanların belirlemediğini dile getiren Uraloğlu, “Sosyal medya ağları aracılığıyla internet kültürü belirliyor. Örf ve adetlerimiz internet ortamında farklı yorumlanabiliyor, insani değerler de bu mekanda farklılık gösteriyor. Bu nedenle bir ebeveynin, kendi çocuğunun evin dışında, nerede, kiminle olduğunu bilmesi gerekiyorsa; dijital dünyada da çocukların kontrolsüz bir şekilde bırakılması, oldukça tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Tüm anne babalara sesleniyorum; lütfen çocuklarımızı, gençlerimizi başıboş ve uçsuz bucaksız bir ortam olan internet dünyasında yalnız bırakmayın. Çok farklı koruma ve güvenlik yöntemleriyle onları dijital alemin kötülüklerinden uzak tutun.” şeklinde konuştu.

GÜNLÜK İNTERNET KULLANIM SÜRESİ TÜRKİYE’DE 6 SAAT 57 DAKİKA
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, interneti güvenli bir şekilde kullanmanın yollarını öğrenmenin ve uygulamanın herkesin sorumluluğunda olduğunu belirterek, “Günlük internet kullanım süresi dünyada 6 saat 40 dakika iken ülkemizde bu rakam 6 Saat 57 dakika yani yaklaşık 7 saat. Sosyal medya kullanım süresi ise Dünyada 2 saat 23 dakika iken ülkemizde 2 Saat 44 dakika, yani yaklaşık 3 saati Buluyor. Dolayısıyla bu alan asla boş bırakılmaması ve son derece ciddiyetle ele alınması gereken bir konu. Biz de bu kapsamda Bakanlık olarak ‘Güvenli İnternet Günü’ vesilesiyle, vatandaşlarımızı dijital dünyada güvende tutmanın yolları konusunda bilinçlendirmek istiyoruz.” dedi. Dijital platformlarda karşılaşılan en büyük sorunlardan birisi hiç şüphesiz bilgi kirliliği olduğunu ifade eden Uraloğlu, yalan ile gerçeğin iç içe geçtiği dijital ortamlarda interneti ve sosyal medya platformlarını bilinçli bir şekilde kullanmanın ve dijital okuryazarlık becerilerini geliştirmenin önemine işaret etti. Uraloğlu, siber zorbalık, çocukların çevrim içi istismarı, sosyal medya ve oyun bağımlılığı başta olmak üzere, pek çok dijital riskin bugün dijital bir dünyanın içinde doğan çocukları ve gençleri tehdit eden bir boyuta geldiğini belirterek, bu tehditlere karşı da 2016’da BTK bünyesinde güvenli internet merkezinin kurulduğunu hatırlattı.
GÜVENLİ İNTERNET UYGULAMASINI KULLANAN ABONELERİN YÜZDE 99’U AİLE PROFİLİNDE BULUNUYOR
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumumuza güvenli internet kapsamında; çocukların ve gençlerin internetin risklerine karşı güvende olmalarını sağlamak için çalışmalar yapma görevlerini verdiklerini anlatan Uraloğlu, güvenli internet merkezinde 2023 yılında gerçekleştirilen 167 eğitim ve seminer ile yaklaşık 26 bin kişiye ‘İnternetin Bilinçli ve Güvenli Kullanımı’ eğitimi verildiğini söyledi. Uraloğlu, son beş yılda 824 eğitim ve seminer ile toplam 116 bin kişiye ulaşıldığını belirterek, ‘İnternet Yardım Merkezi’ ile internetin bilinçli, güvenli ve etkin kullanımı kapsamında kullanıcıların İnternet ortamlarında yaşadıkları sorunlara, çözüm önerileri sunduklarını dile getirdi. ‘ALO 141 İnternet Bilgi Destek Hattı’ ile de dijital ortamlarda yaşanan sorunları, hızlı ve alternatif bir yoldan çözüme kavuşturduklarını ifade eden Uraloğlu, geçen yıl 70 binden fazla çağrıya cevap verildiğini bildirdi.
Bakan Uraloğlu, kendisinin de ALO 141 İnternet Bilgi Destek Hattını arayarak bilgi aldığını söyledi.
2017 yılında hayata geçirilen Güvenli Mobil İnternet Tırı, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından deprem bölgelerine gitti ve bu sayede Adıyaman ve Hatay illerindeki çadır kentlerde 7-13 yaş arası yaklaşık 2 bin 500 öğrenciye ‘Robotik Kodlama Eğitimi’ verdiğini aktaran Uraloğlu, bu eğitimler sayesinde çocukların o zor günlerde, yaşadıklarını bir nebze de olsa unutarak, eğlenceli vakit geçirme ve eğitim alma imkanı da bulduklarını söyledi. Uraloğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun tamamen ücretsiz olan güvenli internet hizmetinden gönüllü yararlanan yaklaşık 40 milyon abonemiz bulunduğunu belirterek, “Güvenli internet hizmetinde çocuk ve aile profili olmak üzere iki profil bulunuyor ve abonelerimizin yüzde 99’u da aile profilinde bulunuyor. Bu sayının hayata geçirdiğimiz farkındalık çalışmalarıyla artacağına da canı gönülden inanıyorum. Bütün vatandaşlarımıza, her yönüyle temiz ve güvenli bir dijital dünya sunmayı en önemli hedeflerimizden birisi olarak görüyoruz ve bu hedefe ulaşabilmek için her türlü çalışmayı yapmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

SİBER GÜVENLİĞİMİZİ ‘YERLİ VE MİLLİ’ UYGULAMALARLA SAĞLIYORUZ
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, dijital dönüşümün getirdiği fırsatlar ve zorluklarla birlikte siber güvenlik konusunun da büyük bir önem taşıdığına dikkati çekerek, Bakanlık olarak ülkemizin dijital alanda güvenliğini sağlamaya odaklandık. Dünya geneline baktığımızda her yıl 1 milyondan fazla siber saldırı gerçekleştiriliyor. Bu da neredeyse her 39 saniyede bir siber saldırı gerçekleştiği anlamına geliyor. 2023 yılında dünya genelinde 8 trilyon doların üzerinde siber suç maliyetinin olduğu tahmin ediliyor. Bu noktada siber güvenlik konusunda ulusal ve uluslararası düzeyde iş birlikleri kurarak, siber tehditlere karşı etkin bir mücadele yürütüyoruz.” diye konuştu. Uluslararası kuruluşlar, adli makamlar, araştırma merkezleri ve üniversiteler, özel sektör gibi paydaşlarla koordinasyon içerisinde hareket eden Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezinin aynı zamanda uluslararası planda Türkiye’nin temas noktası olma görevini de yerine getirdiğini ifade eden Uraloğlu, “Tamamen yerli ve milli olarak geliştirdiğimiz ‘Avcı, Azad, Kasırga, Atmaca ve Kule’ gibi uygulamalarımız ile ülkemizin siber güvenliğini sağlıyoruz. Ulusal siber olaylara müdahale merkezimiz tarafından bugüne kadar yerli yazılımlarımız ile engellenen 314 binden fazla zararlı bağlantıyı şayet engelleyememiş olsaydık, vatandaşlarımız sadece geçtiğimiz hafta içinde 66 milyona yakın zararlı isteğin hedefi haline gelecekti.” ifadelerini kullandı.
İNTERNETTE ÇOCUKLARIMIZI ETKİLEYEN YENİ BİR TEHLİKE ‘KELEBEK KUSURU’
Bakan Uraloğlu, çocukların ve gençlerin, teknoloji ve dijital medya ortamlarının etkisi ile çeşitli dijital sağlık sorunları ile karşı karşıya geldiklerine dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:”Dijital ortamlarda, dağınık, mantıksal bir bütünlüğü olmayan ve birbirinden kopuk bilgi ve içerikler, çocuklarımızda ‘yeni bir dikkat eksikliği’ sorununa yol açıyor. Tıpkı bir kelebek gibi, bir bilgiden diğer bilgiye, bir bağlantıdan diğer bağlantıya gidiyor, asıl edinmeleri gereken bilgi üzerinde odaklanamadan, derinleşemeden ve dolayısıyla öğrenme sürecini tamamlayamadan zihinlerini bütünlüğü olmayan bilgi kırıntılarıyla dolduruyorlar. Kelebeğin ömrünün kısa olması gibi, hızla ve dağınık bir şekilde edinilen bilgiler de zihinde kalıcı hale gelemeden havada kalıyor. ‘Kelebek kusuru’ olarak adlandırılan bu durum, tıpkı fast food tarzı beslenme gibi, faydadan çok zarar getiriyor. Güvenli İnternet Günü, interneti daha güvenli ve sağlıklı kullanmak için farkındalık oluşturacağımız bir fırsattır. Bugünü bir başlangıç olarak görmeli ve güvenli internet kullanımı konusunda çaba göstermeliyiz. Birlikte hareket ederek, internetin sunduğu olanaklardan en iyi şekilde faydalanabilir ve güvenli bir dijital gelecek inşa edebiliriz.”Konuşmasında internet hakkında kızıyla arasında geçen bir diyaloğu anlatan Bakan Uraloğlu, “Kızımla işim gereği siyaset konuşuyoruz bana sorular soruyor ama o cevapları hep internetten öğreniyor ben diyorum ki o öyle değil aslında o yüzden mutlaka sorgulayalım karşımıza çıkan bilgiyi direk kabul etmeyelim.” dedi.
]]>