“UKRAYNA İÇİN DAHA FAZLASINI YAPMAMIZ GEREKİYOR”
Stoltenberg, bugünkü NATO-Ukrayna Konseyi’nde Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba’nın, müttefikleri Ukrayna’nın kısa ve uzun vadedeki ihtiyaçları ile reform süreci hakkında bilgilendirdiğini ifade etti. Stoltenberg, “Savaş alanındaki durum ciddiyetini koruyor. Ukrayna’nın daha fazla hava savunmasına, daha fazla mühimmata ve daha fazla yardıma ihtiyacı var. Müttefiklerin yeni duyurular yaparak önemli adımlar atmaya devam etmelerini memnuniyetle karşılıyorum. Son günlerde gelen bu açıklamalar, Ukrayna’ya Çek liderliğindeki tank ve topçu mühimmatı sağlanması girişimine Almanya’dan yaklaşık 600 milyon euro, Birleşik Krallık’tan 10 bin drone, Fransa’dan daha fazla füze ve zırhlı araç ile dün Finlandiya’dan 188 milyon euro değerinde yeni bir yardım paketini içeriyor. Ama daha fazlasını yapmamız gerekiyor ve desteğimizi daha da sağlam ve kalıcı bir temele oturtmamız gerekiyor” dedi.
“OTORİTER GÜÇLER GİDEREK DAHA GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE AYNI ÇİZGİDE BULUŞUYOR”
NATO müttefiklerinin dün Ukrayna’ya güvenlik yardımı ve eğitim konusunda daha büyük bir NATO rolü planlanması konusunda anlaştıklarını hatırlatan Stoltenberg, “Bu çalışma önümüzdeki haftalarda devam edecek. Bugün ayrıca Avrupa Birliği’nden ortaklarımızın yanı sıra Hint-Pasifik bölgesinden ortaklarımız Japonya, Kore, Avustralya, Yeni Zelanda’nın da katıldığı dışişleri bakanları toplantısına başkanlık ettim. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşının küresel sonuçlarını, Çin, Kuzey Kore ve İran’dan Rusya’ya olan desteği tartıştık. Otoriter güçler giderek daha güçlü bir şekilde aynı çizgide buluşurken, NATO ve ortakları güç kullanımının değil hukukun üstün olduğu bir küresel düzeni savunmak için yan yana durmalıdır” dedi.
UKRAYNA’YA HAVA SAVUNMA SİSTEMİ TEDARİKİ
Basın toplantısında, Ukrayna’ya hava savunma sistemleri tedarik edilmesine ilişkin bir soruya cevap veren Stoltenberg, “Müttefikler, hava savunma sistemlerine olan ihtiyacın da aciliyetini anlıyor. Bu nedenle, geri dönüp envanterlerine bakacak ve özellikle Patriot sistemleri olmak üzere hava savunma sistemleri tedarikinin herhangi bir yolu olup olmadığını gözden geçirecekler. Tabii burada söz konusu olan şey, aynı zamanda halihazırda orada bulunan sistemlerin, mühimmatının ve yedek parçalarının da bulunmasıdır ki bunların gerektiği şekilde işlev gördüklerinden emin olunabilsin. Dolayısıyla, bu kısmen sistemlerle, yani bataryalarla olduğu gibi, aynı zamanda orada bulunan sistemlere hava savunma füzelerinin teslim edilmesiyle ilgili bir mesele. Bu çerçevede birkaç müttefik, daha fazla ne verebileceklerini gözden geçirmek için yeni bir çalışma içerisine girme sözü verdi” dedi.
“SAVAŞ ALANINDAKİ DURUM ZOR”
Batı medyasında savaş alanındaki durum ve Rusya’nın ilerlemesine ilişkin karamsar yorumlara kişisel yaklaşımının ne olduğuna ilişkin bir soruya cevap veren Stoltenberg, “Savaş alanında durum zor. Rusya’nın cephe boyunca nasıl ilerlediğini gördük. Rusya’nın daha fazla asker topladığını, aynı zamanda askeri kazanımlar için nefer ve malzeme feda etmeye ne denli istekli olduğunu gördük. Elbette bu ciddi bir durum. İşte bu yüzden Ukrayna’ya daha fazla desteği seferber etme konusunda aciliyet söz konusu. Temel olarak iki muhtemel senaryo var. Birincisi, NATO müttefiklerinin daha fazla destek seferber etmesi ve Ukrayna’nın daha fazla toprak geri alabilmesidir. Diğer senaryo ise bunun yapılamamasıdır. Bu durumda Rusya’nın daha fazla toprağı ele geçirme riski var ve böyle bir durumda biz daha fazla risk altında olacağız. Mesele şu ki, Ukrayna’da adil ve kalıcı bir barışa ulaşmanın tek yolu, Ukrayna’nın güçlü bir silahlı kuvvetlere sahip olmasıdır. Başkan Putin’i ikna etmenin tek yolu bu” dedi.
]]>
İLK KEZ KİTAP OKUMASINI SAĞLADIM
“14 yıl boyunca İzmir’de bir köy okulunda görev yaptım ve sadece sınıfta değil her alanda farkındalık yaratmaya çalıştım. Bunların hepsini okul dışında yani ayrıca mesai harcayarak yaptığım için kendimi bir iyilik girişimcisi olarak görüyorum. ‘Bir şeyleri nasıl farklı kılabilirim’ düşüncesi beni bu yolculuğa itti. Köyde görev yaparken bulunduğum yerdeki kadın ve çocuklara dokunmanın çok kıymetli olacağını düşündüm. Bu anlamda bulunduğum köyde ‘Kadın Değişir, Toplum Değişir’ projesini başlatmıştım. Bu projede kendi hikayemden de yola çıktım. Çünkü ben de çok kolay yetişmiş ve okumuş bir kız çocuğu değildim. Bu coğrafyanın getirdiği zorlukları ben de yaşadım. Bu zorlukları kadınların ve çocukların yaşamasını istemediğim için köye birtakım yenilikler getirmek istedim. Mesela o kadınlarla ‘Haykıran Kitaplar Kulübü’nü kurduk. Birçok yazar köye geldi. Orada bir velim, ‘hayatımda ilk kez kitap okuyorum’ demişti. Dolayısıyla o kadının ilk kitabını okumasını sağlamak çok değerliydi. Bu süreçlerin hepsi gönüllülük esasına dayalı olarak gerçekleşti.”

TEK HEDEFİ ‘GÖNÜLLÜLER’ YETİŞTİRMEK
Dünyada birçok sorun olduğunu ve bunların üstesinden gelmek için herkesin elini taşın altına sokması gerektiğini söyleyen Zeliş Öğretmen, gelecek nesilleri bu bilinçle yetiştirmeye karar verdiğini belirterek, “Her dersimde öğrencilerime daha iyi bir dünya için neler yapılabileceğini anlatıyorum. Öğrencilerimin her birini ‘gönüllü’ olarak yetiştirmek tek hedefim. Çünkü iyiliğin elden ele yayılarak tüm dünyayı saracağını biliyorum” dedi.
TÜM ÇOCUKLARIN YÜZÜ GÜLDÜ
Çocukların, insanlara yardım etmenin ne kadar kıymetli olduğunu öğrenmelerini istediğini dile getiren Zeliş Öğretmen, şöyle devam etti: “Mesela İzmir’deki bir hastanede yatan çocuklar mutlu olsun diye öğrencilerim onlara parmak kuklalar yaptı. Bu sayede hastanedeki tüm çocukların yüzü güldü. Bunun yanı sıra ‘Engelsiz Dokunuşlar’ diye de bir proje başlatmıştım. Bu projede önce öğrencilerim yaklaşık 2 ay boyunca origami yapmayı öğrendiler. Sonra bu origamileri tüm yaş grubundan otizmli bireylerin bulunduğu bir merkeze götürdüler ve okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise kademesindeki otizmli öğrencilere origami yapmayı öğrettiler.”

‘DAHA FAZLA KİŞİYE ULAŞABİLİRİM’
Türkiye’nin en başarılı 10 gencinden biri olan Zeliş Öğretmen, aldığı her ödülle hedeflerine daha fazla yaklaştığına dikkat çekerek, “Bu sayede topluma katkı sağlamak isteyenlerin işaret noktası oluyorum ve daha fazla kişiye ulaşma olanağım artıyor. Dolayısıyla Türkiye’nin en başarılı 10 genci arasında yer almak daha fazla kadın ve çocuğa ulaşabilmem anlamına geliyor. Sürecin devamında ‘Dünyanın en başarılı 10 genci’ arasında da yer alırsam bu, yapacağım çalışmaların önünü daha fazla açar. Kendimde bu gücü de buluyorum” diye konuştu.