Marmara Denizi’nde daha önce 2007-2008 ve 2021 yıllarında gözlemlenen müsilaj oluşumu, deniz ekosistemini bu yıl da tehdit ediyor. Deniz salyası olarak bilinen müsilaj, Anadolu Yakası’nda bulunan Maltepe sahil şeridinde yeniden görüldü. Denizin yüzeyinde tabaka halinde yayılan ve kıyıya yakın bölgelerde etkili olan müsilaj oluşumu havadan görüntülendi.
“Bu sorunun temeli, duyarsızlık ve eğitim eksikliği”
Ercan Kumru isimli bir vatandaş, “Akıntının yoğun olduğu yerlerde deniz bir şekilde kendini temizleyebiliyor. Ama akıntının olmadığı, insanların teknelerini bağladığı ve vakit geçirdiği yerlerde kirlenme daha hızlı oluyor. Denizlerdeki yararlı bakteriler azalıyor, ekosistem bozuluyor. Bu, kendi kendini hasta eden bir deniz demek. Üzücü olan, bu hastalığın sebebinin biz insanlar olması” dedi. Çevre bilincinin toplumda yeterince oluşmadığına dikkat çeken Kumru, “Bu sorunun temeli insanlarımızın duyarsızlığı ve eğitim eksikliği. Bizde çevre eğitimi yeterince önemsenmiyor” diye konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Konya Çevre Yolu 2. Kesimi” açılış töreninde konuştu.
Göreve geldikleri günden beri eser ve hizmet siyasetiyle Konya’ya ve Konyalılara layık olmak için gece gündüz çalıştıklarını belirten Erdoğan, “Üretimin, istihdamın ve ihracatın artırılması, şehrin dengeli şekilde kalkınması için tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız.” ifadesini kullandı.
Hem Konya’ya hem de bölgeye ekonomik, ticari ve tarımsal olarak katkı yapacak projelerine, yatırımlarına ve hizmetlerine her gün bir yenisini eklediklerini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Doğu-batı ve kuzey-güney istikametindeki ulaşım ağlarının adeta kavşak noktası olan Konya’nın, kara, demir ve hava yolu ulaşımının geliştirilmesi, temel önceliklerimizden biridir. Şu rakamı özellikle dikkatinizi çekiyorum, bugüne kadar ulaştırma alanında Konya’ya güncel rakamla 146,7 milyar liralık kamu yatırımı yaptık. Şehrimizi kuzeyde Ankara ve Eskişehir’e, batıda Isparta, Afyonkarahisar ve oradan İzmir’e, doğuda Aksaray, Niğde ve oradan Kayseri’ye, güneyde ise Antalya, Karaman ve Mersin’e bölünmüş yollarla bağladık. Ülkemizin en yüksek ayaklı ve en uzun dengeli konsol köprüsü olan Eğiste-Hadimi Viyadüğü’nü inşa ederek Konya’nın Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesi’ne kesintisiz, konforlu ve güvenli ulaşımını temin ettik.
Şurası da çok önemlidir, Konya’mızın 2002’de 167 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 22 yıl içinde tam 1286 kilometreye çıkardık. Bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol ağı ise 97 kilometreden 1296 kilometreye yükseldi. Yollarımızı daha güvenli, daha modern yapıya kavuşturduk. Konya-Ankara Yolu’nu, Konya-Akşehir-Afyonkarahisar Yolu’nu, Konya-Aksaray Yolu’nu, Konya-Karaman Yolu’nu, Konya-Belören-Hadim Yolu’nu şehrimizin istifadesine sunduk. Konya’yı Akdeniz’e en kestirme yoldan bağlayan 5 kilometre uzunluğundaki Demirkapı Tüneli’ni hizmete açtık.”
“Konya Çevre Yolu, şehrimize kazandırdığımız en önemli yatırımların başında geliyor”
Alacabel Tüneli ve bağlantı yolları ile Akşehir- Yunak Yolu, Taşkent- Balcılar Yolu, Ereğli-Halkapınar-İvriz Yolu ve Seydişehir- Bozkır Yolu gibi 11 ayrı kara yolu projesinin çalışmalarının da devam ettiğini bildiren Erdoğan, “İnşallah bu projeleri de yakın zamanda nihayete erdirecek ve Konyalı kardeşlerimizle birlikte bölgenin tüm şehirlerinin emrine vereceğiz.” dedi.
Konya’nın şehir içi ve şehirler arası ulaşımdaki merkezi konumunu güçlendirecek, tarım, ticaret ve sanayi birikimini çok daha üst seviyelere taşıyacak kara yolu yatırımlarını sürdürdüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk kısmı 22, ikinci kısmı 46, üçüncü kısmı ise 54 kilometre olmak üzere 122 kilometre uzunluğundaki Konya Çevre Yolu, şehrimize kazandırdığımız en önemli yatırımların başında geliyor. Projeyle Konya’nın transit trafik yükünü çevre yoluna aktaracak, şehir içinde kalan eski çevre yolundaki trafik yoğunluğunu azaltacağız.” bilgisini paylaştı.
“Yıllık 6 milyar lira tasarruf edeceğiz”
Ülkenin turizm ve ticaret merkezlerine hızlı ve güvenli trafik akışını sağlayacak, Konya’nın ulaşım imkanlarını çeşitlendirmiş olacaklarını bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Böylelikle şehrimizin ekonomik, sosyal ve ticari gelişimine de kayda değer katkılar yapacağız. Projemizin birinci kısmını, 2020’de tamamlayarak trafiğe açmıştık. Bugün ise ikinci kısmın Afyonkarahisar ve Aksaray aksındaki 30 kilometrelik kesimini ulaşıma açıyor, hizmete sunuyoruz. 3 köprü, 3 köprülü kavşak, 1 viyadük, 18 alt geçit ve 57 menfezin yer aldığı bu kesime tam 44 bin fidan diktik. İkinci kısmın geriye kalan 16 kilometrelik bölümü yani Aksaray- Adana aksı arasındaki 16 kilometrelik kesiminde çalışmalar devam ediyor. İnşallah yakın zamanda onu da tamamlıyoruz.
Bugün hizmete verdiğimiz Afyonkarahisar-Aksaray arasındaki 30 kilometrelik kesim ile mevcut yol üzerinden 40 kilometre katedilerek sağlanan ulaşımı 10 kilometre kısaltmış oluyoruz. Aynı şekilde seyahat süresini 49 dakikadan 17 dakikaya düşürüyoruz. Böylece zamandan 4,6 milyar, akaryakıttan 1,4 milyar olmak üzere yıllık toplam 6 milyar lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zararlı karbon emisyonunu tam 81 bin 400 ton azaltıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda çevre yolunun yapımında emeği geçenleri tebrik etti.
Notlar
Törene, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Ticaret BakanıÖmer Bolat, AK Parti genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri ile Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ve diğer ilgililer katıldı.
Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir tablo hediye etti. Konya Müftüsü Ali Öge’nin yaptığı duanın ardından yolun açılış kurdelesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve protokoldekiler tarafından kesildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TEKİRDAĞ’ın Çorlu ilçesinde apartman dairesinde çıkan yangında, itfaiye ekipleri dumandan etkilenen 1 kişiyi araç merdiveni ile balkondan kurtardı.
Yangın, akşam saatlerinde Nusratiye Mahallesi Kömürcü Caddesi üzerindeki 5 katlı apartmanın 4’üncü katında çıktı. Daireden alevlerin yükseldiğini görenlerin ihbarıyla bölgeye polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Apartman sakinleri binayı terk ederken, yangın çıkan dairedeki 1 kişi ise balkona çıkıp yardım istedi. İtfaiye ekipleri alevlere müdahale ederken, balkondaki kişiyi de araç merdivenleri ile kurtardı. Dumandan etkilendiği belirlenen kişi sağlık ekiplerince Çorlu Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
İtfaiyenin çalışmasıyla alevler, diğer dairelere sıçramadan kontrol altını alınarak söndürüldü. Yangının çıkış nedeniyle ilgili inceleme başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BRUGELETTE, 11 Aralık (Xinhua) — Belçika’daki Pairi Daiza Hayvanat Bahçesi’nde doğan üç dev panda Tian Bao, Bao Di ve Bao Mei, salı günü Çin’e dönüş yolculuğuna çıktı. Bu gelişme, iki ülke arasındaki panda koruma programında önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bayraktar, 5. Petrol Endüstrisinde Milli Teknolojiler Konferansı’nın (PEMTEK) açılış konuşmasında, bir dönem “girilemez” denilen Gabar’ı adeta bir petrol üretim üssü haline dönüştürdüklerini söyledi.
Türkiye’nin en kaliteli petrolünün Gabar’da üretildiğine işaret eden Bayraktar, burada günlük petrol üretiminin 61 bin varilin üzerine çıktığını kaydetti.
Bayraktar, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO), 70’inci kuruluş yıl dönümünü kutladıklarını ve aynı zamanda PEMTEK’i gerçekleştirdiklerini belirterek, şöyle konuştu:
“Türkiye Petrolleri, bundan tam 70 yıl önce 10 Aralık 1954’te petrol ve doğal gazda arama ve sondaj yapmak, üretim, rafineri ve pazarlama faaliyetlerinde bulunmak amacıyla kuruldu. İlk keşfini, 1958’de Germik-1 kuyusunda yapan şirketimiz, ülkemizde bu alanda birçok ilke imza attı. Karada, denizde tarihi petrol ve doğal gaz keşifleri gerçekleştirdi. Birçok boru hattını işletmeye aldı, rafineriler, akaryakıt istasyonları kurdu. Bugün ülkemizin ekonomisinde önemli yeri olan birçok sanayi devinin kuruluşunda başrolü oynadı. Türkiye Petrolleri bugün, ülkemizde ve bölgemizde enerji sektörünün en önemli markalarından biri haline gelmiş durumda.”
Bayraktar, TPAO’nun çıkartılan petrol ve doğal gazın yüzde 80’ini ürettiğini anlattı.
Toplamda 3 bin 692 personeli ile 5 bölgede 130’dan fazla üretim sahasında operasyon yürütüldüğünü dile getiren Bayraktar, “Türkiye Petrolleri, Türkiye’nin ve bölgenin önde gelen şirketlerinden biri olarak Azerbaycan’dan, Irak’a, Rusya’dan Somali’ye kadar farklı coğrafyalarda ülkemizin gücüne güç katıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Enerjide tam bağımsızlık hedefine doğru yürüyeceğiz”
Bayraktar, piyasalarda yaşanan tüm zorluklara rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu güçlü siyasi irade ile 2017’de “Milli Enerji ve Maden Politikası”nı hayata geçirdiklerini anımsattı.
Bu yeni yaklaşımla Türkiye’nin petrol ve gaz aramacılığında büyük bir paradigma değişikliğine gittiğini belirten Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu yeni strateji, ‘kendi filomuzla, insan kaynağımızı oluşturarak, ekipmanlarımızı geliştirerek, daha önce arama yapmadığımız coğrafyalarda aranmadık hiçbir yer bırakmayarak, enerjide tam bağımsızlık hedefine doğru yürüyeceğiz’ anlamına geliyordu. 2017’de ilk derin deniz sondaj gemimiz Fatih’i filomuza dahil ettik. Fatih, ilk derin deniz sondajını Akdeniz’de Alanya-1 kuyusunda yaptı. Sırasıyla Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han gemilerimizi aldık. Sismik araştırma gemilerimiz Barbaros Hayrettin Paşa ve Oruç Reis ile birlikte bugün, dünyanın en modern arama ve üretim filosuna sahip ülkelerinden biri haline geldik. Mavi Vatan’ın her bir karışında istediği zaman, istediği yerde operasyon yürütebilen bir kabiliyete kavuştuk.”
Bayraktar, bu süreçte önemli bir beyin göçünü başlattıklarını, TPAO’nun mevcut yetişmiş ekibini bir araya getirdiklerini ve büyük bir zihniyet dönüşümüne imza attıklarını vurguladı.
Tüm bu gelişmelerle 2020’de Karadeniz’de tarihin en büyük doğal gaz keşfini gerçekleştirdiklerine işaret eden Bayraktar, şöyle devam etti:
“3 yıldan daha kısa bir sürede deniz yüzeyinin yaklaşık 4 bin metre altından çıkardığımız doğal gazı, yine deniz altından 170 kilometre mesafede, karaya yani Filyos’a ulaştırdık. Halihazırda Sakarya Gaz Sahası’ndaki üretimimiz günlük 7 milyon metreküpe yaklaştı. Diğer sahalardaki üretimimizle bugün çok şükür 3,5 milyon hanemizin ihtiyacını kendi doğal gazımızla karşılıyoruz. Üretimi arttırma hedefi doğrultusunda adeta bir sanayi üssü olan yüzer üretim platformunu da ülkemize getirdik. 2026’de devreye alacağımız 3 futbol sahası büyüklüğündeki bu platformla birlikte günlük üretimimizi 20 milyon metreküpe çıkaracağız. Yani hanelerimizin yarısına Sakarya Gaz Sahası’ndan doğal gaz sağlayacağız.”
“Dost ve kardeş ülkelerde yetkinliğimizi kullanıyoruz”
Bakan Bayraktar, Türkiye’nin petrol ve doğal gaz aramacılığı ve üretimindeki yetkinliğini, sadece Mavi Vatan’da değil farklı coğrafyalardaki dost ve kardeş ülkelerin gelişmesi için de kullandıklarını söyledi.
Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her platformda her daim ortaya koyduğu şekilde eşitsizliği ve sömürüyü ortadan kaldıracak, yoksulluğun önüne geçecek, kalkınmanın anahtarı olacak paylaşılabilir bir enerji modelini ikili ve çok taraflı projelerle hayata geçiriyoruz. Somali denizlerinde yürüttüğümüz sismik çalışmalar da bunun en somut örneği. Türk mühendisler tarafından dizayn edilerek Türkiye’deki tersanelerde inşa edilen milli sismik araştırma gemimiz Oruç Reis, Somali görevine ekim sonunda başladı. Oruç Reis, her biri 5 bin kilometrekare olan 3 ruhsat sahasında 7 ay boyunca petrol ve doğal gaz sismik arama faaliyetinde bulunacak. Bu sismik çalışmaların olumlu neticelenmesi halinde sondaj aşamasına geçmeyi hedefliyoruz.”
Bayraktar, Oruç Reis Sismik Araştırma Gemisi’nin Somali’de gerçekleştirdiği çalışmaları Türk petrol doğal gaz ve aramacılık sektörünün dönüm noktası olarak gördüklerini kaydetti.
Gelecek dönemde yurt dışında çok daha aktif ve güçlü bir TPAO hedeflediklerinin altını çizen Bayraktar, “Irak’ta, Libya’da, Afrika’da, Orta Asya’da, Kafkas coğrafyasında, Güney Amerika’da uluslararası ortaklıklarla petrol ve doğal gaz üretimimizi arttırmayı hedefliyoruz. Mili enerji ve maden politikaları doğrultusunda en önemli ithalat kalemimiz olan petrolde daha önce arama yapmadığımız bölgelere odaklandık. Bugün itibarıyla Gabar’da günlük üretimimiz 61 bin varilin üzerine çıktı. Kasımda Türkiye genelinde toplamda 3 milyon 425 bin varil ham petrol üretimiyle rekor kırıldı.” ifadelerini kullandı.
Bakan Bayraktar, tüm bu gelişmeleri gerçekleştirirken Gabar’ı adeta bir yol ağıyla donattıklarını, 540 kilometre yol yaparak yol ağını bölgede yaşayan vatandaşların istifadesine sunduklarını anlattı.
Petrol piyasasında yeni bir ekosistem oluşturuldu
Milli Enerji ve Maden Politikası ile üretime yoğunlaşırken diğer yandan bir millileştirme hamlesini de başlattıklarını vurgulayan Bayraktar, petrol endüstrisinde milli teknolojilerin ülke topraklarında filizlenmesini sağlayarak yeni bir ekosistem oluşturduklarını söyledi.
Bayraktar, özellikle petrol endüstrisinde kullanılan her türlü cihaz, yazılım, ekipman ve araç gerecin de millileştirilmesi için atılım içine girdiklerini belirterek, şunları kaydetti:
“AR-GE faaliyetleri başlatarak sismikten sondaja, üretimden dağıtıma kadar tüm aşamalarda ihtiyaç duyulan ekipmanları Türkiye’de üretmeye başladık. İlk yerli sondaj kulemiz, adını gücü ve heybeti ile dünyayı titreten pehlivanımız Koca Yusuf’tan aldı. Koca Yusuf Sondaj Kulesi, 5 bin metre sondaj kapasitesi, yerli yazılımı ve 1500 HP gücüyle bugün Gabar’da üretimimizi bereketlendiriyor. Kaşif-3, offshore arama sondajlarında deniz altı gözetim ve müdahale aracı olarak sondaj gemilerimizde kullanılıyor. Kanuni Sondaj Gemimizi tamamen milli olarak sertifikalandırdık. Kare Taban ile deniz sondajı çalışmalarında, ekipmanların deniz tabanına dengeli yüklenmesini ve tabanda temiz bir satıh oluşmasını sağlıyoruz. Dikey Ham Petrol Stok Tankı ile üretilen ham petrolü depoluyoruz. Tüm bu yerlileştirme çalışmalarımız, AR-GE faaliyetlerimiz rakamlara da yansıdı.”
TPAO’nun yerli mal ve hizmet tedarikinin de her yıl arttığını ifade eden Bayraktar, şirketin 2023’te mal alımlarının yüzde 53’ünü, hizmet alımlarının neredeyse tamamını yurt içinden temin ettiğini bildirdi.
Son 5 yılda TPAO’nun çalıştığı yurt içi ve yurt dışı tedarikçi sayısının 2 bin 621’e ulaştığını, bunların yüzde 91’inin yurt içi gerçek ve tüzel kişilerden oluştuğunu belirten Bayraktar, “Tedarik ettiği mal ve hizmetlerin yüzde 78’ini yurt içinden sağlayan TPAO, bu mal ve hizmetler için 2024’te 25,2 milyar liralık kaynak ayırdı. Enerjide tam bağımsızlık yolunda yerlileştirme programımız hız kesmeden devam edecek. Böylece bir yandan cari açığın azaltılmasına katkı sunacak diğer yandan da oluşturduğumuz bu ekosistem sayesinde kazandığımız kabiliyetleri yeni projelerde kullanacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Bayraktar, Türkiye Petrollerinin 70’inci kuruluş yıl dönümünü tebrik ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda çalışan mesai arkadaşlarımın, çalışma ve gayretlerinin ülkemizin aydınlık yarınları için çok büyük bir önemi var. Bu kapsamda yeni dönemde, çalışma şartları ve özlük hakları çok daha iyileştirilmiş, hızlı karar alabilen, esnek ve modern yönetişime sahip ülkemizin milli şampiyonu olacak bir TPAO’yu inşallah hep birlikte yeniden yapılandıracağız.”
Bakan Bayraktar, konferans sonunda, 2019’da Şırnak’ın İdil ilçesinde PKK’lı teröristlerce tuzaklanan el yapımı patlayıcıya müdahale sırasında meydana gelen patlamada şehit düşen ve Gabar’daki petrol sahasına adı verilen Astsubay Esma Çevik’in annesiyle sohbet etti ve hatıra fotoğrafı çektirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sancaktepe Belediyesi, ilçenin çehresini değiştirecek ve vatandaşların yaşam kalitesini artıracak yeni projeleri hayata geçirmek için kolları sıvadı. Eğitimden çevreye, kültürden spor alanlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan bu projeler, ilçenin modern ve yaşanabilir bir yer olma yolunda önemli bir adım atmasını sağlayacak. Sancaktepe Belediyesi tarafından hayata geçirilecek projelerin temel atma töreni aralık ayında İstanbul Büyükşrhir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun katılımı ile gerçekleşecek.
Sancaktepe Belediyesi bu kapsamda 10 bin metrekare yeni park, 3 Yuvamız Sancaktepe Kreşi, 1 Aile sağlığı Merkezi, 1 Sosyal Tesis, 1 İletişim Merkezi, 8 yeni parkı ve içinde futbol, basketbol ve voleybol sahasının olduğu spor merkezini ilçe halkının hizmetine sunacak.
Belediye Başkanı Alper Yeğin, tüm projelerde halkın görüş ve ihtiyaçlarını ön planda tuttuklarını belirterek, “Sancaktepe için çalışıyor, birlikte başarıyoruz. Yakın gelecekte bu projelerin tamamlanmasıyla birlikte, Sancaktepeli komşularımız modern bir şehirde yaşamanın keyfini sürecek” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Düzce Üniversitesi Süs ve Tıbbi Bitkiler Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜSTİBAM) ile Kariyer Geliştirme ve Mezun İzleme Uygulama Araştırma Merkezi iş birliğinde düzenlenen “Bağ, Bahçe, Çiçek” seminerlerinin ilki DÜSTİBAM Botanik Bahçesi Müzesi ve Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. DÜSTİBAM Müdürü Prof. Dr. Necmi Aksoy’un açılış konuşması ile başlayan programa konuşmacı olarak Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi Ziraat Teknikeri Mehmet Ali Altıokka katıldı.
Düzce Üniversitesi Botanik Bahçesi’nin kuruluşunda verdikleri destekten dolayı Düzce ve Sakarya Belediyelerine teşekkür eden Prof. Dr. Necmi Aksoy, Botanik Bahçesi’nde çok sayıda tıbbi ve aromatik bitki bulunduğunu söyledi. Tıbbi ve aromatik bitkiler yönünden çok değerli bir doğaya sahip olan Düzce’de bu bitkilerin
çok farklı türlerinin yer aldığını dile getiren Prof. Dr. Aksoy, “Bilim insanları olarak bu türlerin çalışmalarını yaparak, korunmalarını ve üretilmelerini sağlamalıyız” dedi.
Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi’nin kuruluşu, tasarımı, hedefleri ve gerçekleştirdikleri faaliyetlerden bahseden Altıokka, “Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliği” başlıklı sunumunda tıbbi ve aromatik bitkilerin neden yetiştirilmesi gerektiğini anlattı. Doğadan toplanması, kültüre alınması ve tarla hazırlık aşamalarını ayrıntılı bir şekilde ele alan Altıokka, sulama sistemleri, toprak ve gübre çeşitleri, hasat, kurutma, muhafaza yöntemleri, hibe ve teşvik gibi birçok konu hakkında bilgiler verdi. Bilinçsiz kullanımın önüne geçmek amacıyla etiket levhaları kullanılması gerektiğini ifade eden Altıokka, dünyada 72 bin bitkinin tıbbi amaçla kullanıldığını vurguladı. Çin ve Hindistan’ın tıbbi ve aromatik bitkilerin hem üretiminde hem de kullanımında dünyada ilk sıralarda olduğunu belirten Altıokka, bu bitkilerin ülkemizde ise sanayi, sağlık ve turizm sektörlerinde kullanıldığını söyledi. Altıokka, doğadan bilinçsizce toplanması sonucu türlerin tehlikeye girdiğine dikkat çekerek, “Bitki türlerinin tarımının yapılmasıyla kaliteli ve istenen miktarda ürün temini sağlanması garanti altına alınmış olur ve doğal türlerimizde kurtulmuş olur” dedi.
Soru-cevap bölümüyle devam eden program, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BALIKESİR’in Marmara ilçesinde daha önce kapatıldığı için kullanılmayan mermer ocağı sahasında heyelan meydana geldi. O anlar cep telefonu kamerasıyla kaydedildi.
Marmara ilçesi Saraylar Mahallesi’nde 24 Kasım’da Ahmet Özmen (34) ile Mustafa Dak’ın (55) ölümüyle sonuçlanan göçüğün olduğu bölgede, bugün de bir başka mermer ocağı sahasında heyelan nedeniyle göçük meydana geldi. Daha önce kapatıldığı için kullanılmadığı öğrenilen mermer ocağındaki heyelan anı çevredekiler tarafından cep telefonu kamerası ile görüntülendi. Ocakta çalışan olmadığı için göçük sırasında can kaybı ve yaralanma olmadığı öğrenildi.
Haber: Hatice DAĞLI
Kamera: Balıkesir,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NÜKLEER Sanayi Derneği (NIATR) Yönetim Kurulu Başkanı Alikaan Çiftçi, dünya çapında nükleer bir rönesans yaşadığını belirterek, Türk nükleer sanayisinin de bu trendleri yakından takip ederek dünya piyasalarında aktif olmayı hedeflediğini söyledi. Çiftçi, “Nükleer, artık dünyanın en büyük ve en gelişmiş teknoloji şirketlerinin, veri merkezi operatörlerinin ilgisini ve yatırımını çekiyor. Nükleer sanayinin büyümesini uluslararası finans kuruluşları da desteklemeye başladı. Türk sanayicileri olarak Akkuyu’da kazandığımız inşaat ve ekipman üretimi deneyimimizi dünya pazarlarına taşımaya kararlıyız” dedi.
Türk nükleer sanayisi olarak yeni dünyada hızla artan nükleer santral yatırımlarını yakından takip ettiklerini belirten Çiftçi, “Akkuyu NGS ile attığımız adımı yukarı taşımalıyız. Sinop, Trakya ve küçük modüler reaktörlerin (SMR) yatırım planlarının hayata geçmesini bekliyoruz. Türkiye, COP 29 kapsamında geçen yıl hazırlanan Nükleer Enerjiyi Üç Katına Çıkarma Deklarasyonu’na da imza atarak büyük bir kararlılık ortaya koydu. Biz de NIATR ve üye firmalar olarak küresel enerji dönüşümüne katkı sağlamak amacıyla önemli bir adım attık ve 2050 yılına kadar küresel nükleer kapasitenin en az üç katına çıkarılmasını hedefleyen Net Zero Nuclear Industry Pledge’e imza attık. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin nükleer yatırımlara ağırlık vereceğini görüyoruz. Türk sanayicileri olarak Akkuyu’da kazandığımız inşaat ve ekipman üretimi deneyimimizi dünya pazarlarına taşımaya kararlıyız. Türkiye, nükleer yatırımlarında gecikmemeli. Trendi takip etmeliyiz. Yaşanan’nin dünyada yaşanan nükleer rönesansta yerini almasını destekleyecek potansiyelimiz de var” diye konuştu.
Nükleer enerjinin öngörülen enerji gereksinimlerini karşılamanın yanı sıra iklim taahhütlerini yerine getirilmesinde de yardımcı olacak bir yol olarak görüldüğünü hatırlatan Çiftçi, “Geçtiğimiz birkaç hafta içinde Microsoft, Google ve Amazon’un önümüzdeki yıllarda nükleer enerji kullanmak için anlaşmalar imzaladığı görüldü. Onlar, karbon emisyonlarını azaltırken güç kullanımını artırmaya çalışan diğer şirketleri de aynı yolu izlemeye teşvik edecektir.”
‘GELECEĞİN ENERJİSİ: NÜKLEER’
Başta Avrupa olmak üzere Amerika’dan Ortadoğu’ya kadar pek çok noktada nükleer alanda yeni yatırımlar yapıldığına dikkat çeken Çiftçi, “Halen 15 ülkede 64 reaktörün inşası devam ediyor. Gana, Polonya ve Filipinler gibi 20’den fazla ülke, ilk nükleer santrallerinin inşasını sağlayacak politikaları geliştirme sürecindeler. 2050 yılına kadar şu anki nükleer kapasitenin 3 katına ulaşılması için tüm dünyada çalışmalar sürüyor. COP 28’de alınan kapasite artırım kararlarına uluslararası bankalar da dahil olmak üzere dünya finans devlerinin destek verdiğini görüyoruz. COP 29’da da nükleer enerjinin gelecek için ne kadar büyük bir önem taşıdığı önemle vurgulandı. Tüm bunlar nükleer enerjinin geleceğin en çok ihtiyaç duyulan enerji kaynağı olacağını açıkça ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.
“AKKUYU NGS TEMİZ ENERJİ YOLUNDA ATILAN EN BÜYÜK ADIM”
Türkiye’nin de Akkuyu NGS ile bu enerji türünü kullanan ülkeler arasına girerek önemli kazanımlar elde edeceğini belirten Çiftçi şöyle devam etti:
“Ülkemiz, enerji arz güvenliğini sağlamak, çevresel sürdürülebilirliği artırmak, 2053 yılı için konulan karbon nötr hedefine ulaşabilmek ve enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla nükleer enerjiyi önemli bir kaynak olarak görüyor. Bu kapsamda Rusya ile Akkuyu NGS projesini hayata geçiriyoruz. Türkiye’nin bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük doğrudan yatırım projesi haline gelen santralin yapımı, ülkemizin temiz enerji yolunda attığı en büyük adımdır. Ülkemizin yanı sıra tüm dünyada nükleer sektörde yeni yatırımlar yapılıyor. Rusya devi Rosatom şu anda 7 farklı ülkede toplam 22 nükleer güç ünitesi inşa ediyor. Ayrıca, Rosatom’un uluslararası sözleşmeler portföyünde 10 farklı ülkede toplam 39 reaktör bulunuyor. 56 reaktörün faaliyette olduğu Çin ise şu anda 25 reaktör daha inşa ediyor. Yine aynı şekilde Birleşik Krallık, nükleer üretim kapasitesini 2050 yılına kadar 24 GW artırmayı planlıyor. Avrupa da yeniden nükleere dönüş sürecinde. Ortadoğu, Afrika ve Amerika’da yeni projeler konuşuluyor. Yalnızca bu kadar da değil. Son dönemde Microsoft, Google, Amazon gibi dünyanın en önemli teknoloji şirketlerinin yapay zeka nedeniyle artan elektrik talebinin bir bölümünü nükleer enerjiden sağlama kararı almaları da son derece önemli.”
Türkiye’nin de 2053 hedefleri çerçevesinde nükleer kapasitesini artırma yoluna gideceğini hatırlatan NİATR Başkanı, Türk sanayicileri olarak bu yolda atılacak her türlü adıma destek vereceklerini vurguladı. Çiftçi, “Sinop ve Trakya’da kurulması planlanan nükleer santrallerin yanında Küçük Modüler Reaktörlerin (SMR) yapımı için de harekete geçildi. Buna ek olarak SMR teknolojisini kullanmak ve uygulamak için mevzuatın gereklerini de yerine getirme konusunda ‘SMR Kanunu’ olarak adlandırılacak yeni kanun için de hazırlıklar başladı. Bu konuda biz de üstümüze düşen her şeyi yapmaya hazırız” ifadelerini kullandı.
7 MİLYAR DOLARLIK YERELLEŞTİRME POTANSİYELİ
Akkuyu NGS ile gelişen Türk nükleer sektörünün bu yeni projeler sayesinde daha da büyüyeceğini belirten Çiftçi, şunları söyledi:
“Akkuyu NGS dünyanın en büyük inşaat sahası olmasının yanı sıra imzalanan ve imza aşamasında olan 7 milyar dolar tutarındaki sözleşmelerle de yerelleşme konusunda da son derece başarılı bir örnek haline geldi. İlk nükleer santralimiz, bu anlamda Türk firmaları için bir ‘gurur ve deneyim’ projesine dönüşmüş durumdadır. Akkuyu sayesinde Türk şirketleri nükleer alanda hangi malzemelerin nasıl üretilmesi gerektiği ve inşaat aşaması konusunda büyük deneyim kazanıyor. Bundan sonraki projelerle de bu deneyimin büyüyeceğine eminim.”
‘AKKUYU NGS TÜRKİYE’NİN ENERJİ YOLCULUĞUNDA BİR DÖNÜM NOKTASIDIR’
Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener de Akkuyu NGS ile kazanılan deneyimin Türkiye için büyük bir önem taşıdığını vurgulayarak, “Akkuyu NGS Türkiye’nin nükleer enerji yolculuğunda bir dönüm noktasıdır. Dünyanın en ileri teknolojileri kullanılarak inşa edilen santral, ülkemizi enerji alanında geleceği yakalayan ülkeler sınıfına sokmuştur” ifadelerini kullandı.
Santralin Türkiye’de nükleer sektörün ve ilgili alt sektörlerin gelişmesi ve insan kaynaklarının yetişmesi bakımından öncü rol oynadığını belirten Akyener, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye, Akkuyu NGS ile neredeyse 40 yıla dayanan hayallerini gerçeğe dönüştürmeyi başardı. Bu santralle Türk sanayicisine açılan kapılar, bundan sonraki nükleer santral ve SMR projeleriyle de katlanarak büyüyecektir. Akkuyu NGS’nin inşa sürecinde Türkiye’nin nükleer alandaki bilgisi, deneyimi ve kabiliyetleri artmaktadır. Türkiye’nin Akkuyu NGS için yer seçiminden farklı teknolojiler arasında doğru olanı tercih etmesine, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile çalışma düzlemini yürütme biçiminden nükleer alanda yürüttüğü müzakerelerdeki başarısına, hatta günümüzde Akkuyu NGS’de ortaya çıkan bazı yaptırım süreçlerinin aşılmasına kadar yoğun bir tecrübesi oluştu. Yani Akkuyu NGS Türkiye’ye çok önemli ve farklı alanlarda deneyimler kazandırmış durumda. İkinci ve üçüncü nükleer santrallerde bu tecrübenin ve santrallerdeki yerelleştirme oranlarının daha da artacağını düşünüyorum. Belki de 4’üncü nükleer santralimizi artık edindiğimiz bu büyük deneyimle kendimiz inşa edecek ve hatta başka ülkelerde nükleer teknolojiler geliştireceğiz. Kazakistan ve Türk ülkeleri de daha şimdiden Türkiye’den bu alanda destek ve tecrübelerini aktarmalarını istiyorlar. Bu anlamda geleceğin en parlak enerji kaynağı olan nükleer konusunda bugün olduğu gibi gelecekte de önemli adımlar atacağımıza inanıyorum.”
TÜRKİYE DİĞER ÜLKELERE ÖNCÜLÜK EDECEK
“Belki bundan 20-30 sene sonra üretilen bir teknolojinin transferi süreçlerine geldiğimizde Türk ekonomisine ciddi anlamda katma değer sağlanabilecektir” diyen Akyener, “Nükleer sadece Türkiye için değil tüm dünya için önemi artan bir enerji kaynağı. Diğer taraftan nükleer teknolojiyi paylaşma noktasında birçok ülke temkinli adımlar ile diğer ülkelerle temas kuruyor. Türkiye’nin Akkuyu NGS ile nükleer teknolojiye sahip olması, bu bağlamda know-how kabiliyetlerini geliştirmiş olması, uzmanlarını yetiştirmesi, bu süreçleri nasıl tamamladığı ile ilgili tecrübelerini arttırmasının akabinde, öncelikle Türk ülkeler olmak üzere; dost, müttefik ve medeniyet coğrafyamızdaki ülkelere yol gösterici olacaktır. Ülkemiz şimdiden Türk dünyasında nükleer enerji alanında iş birliği sürecini başlatıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız Kırgızistan’da Türk Devletleri Teşkilatı toplantısında yeni iş birliklerine imza atıldığını duyurmuştu. Bu, ekonomimize ciddi bir katma değer sağlayabilir. Türk Devletleri Teşkilatı’na üye ülkeler, zengin uranyum kaynaklarına sahip olmalarına rağmen, bu kaynakları değerlendiremiyor. Türkiye, bu ülkelerle iş birliği yaparak, uranyum arama ve geliştirme süreçlerinden, nükleer yakıt çubuğu üretimine kadar geniş bir yelpazede ortak projeler geliştirebilir. Türkiye’nin mevcut kabiliyetleriyle, bu sürecin öncüsü olacağını söyleyebiliriz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, Türkiye Yüzyılı hedeflerini gerçekleştirmek için nükleer enerjiyi de bir kaldıraç olarak kullanabilecektir. Bu bağlamda nükleer ile ilgili süreç yönetimine dair tecrübe aktarımını ihtiva eden diplomasi süreci daha şimdiden başlamıştır” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’nın İnegöl ilçesinde sokak çeşmesine hortum takarak otomobilini yıkayan sürücüye, zabıta ekipleri tarafından 2 bin 52 TL ceza kesildi.
İnegöl ilçesi Kemalpaşa Mahallesi Adnan Menderes Bulvarı’nda, yol kenarındaki çeşmeye hortum takan sürücü, 16 MB 5952 plakalı otomobilini yıkadı. O anların çevredekiler tarafından cep telefonu ile görüntülenip, sosyal medyada paylaşılmasını ihbar kabul eden İnegöl BelediyesiZabıta Müdürlüğü ekipleri, kimliğini tespit ettikleri sürücüye, 2 bin 52 TL ceza uyguladı. Belediyenin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda da “‘Belediye emir ve yasak yönetmeliği umuma açık sokak çeşmelerinin amacı dışında kullanılması’ kuralından 2.052 TL cezai işlem uygulanmıştır” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SALİM GÜRAN’A KAÇAK ELEKTRİKTEN CEZA
Diyarbakır’da 7 Kasım’da başlayan yargılamada Salim Güran’a telefonundan sildiği bir ses kaydı sorulmuştu. Salim Güran tarlasını sulamak için kaçak elektrik kullandığını iddia etmişti. Avukatlar da Salim Güran’ın kaçak elektrik kullanmaktan dolayı para cezası aldığını beyan etmişti. Hürriyet’in ulaştığı bilgilere göre; Güran’a ilgili elektrik dağıtım idaresi tarafından mayıs/ağustos arasındaki dönemde üç ayrı gerekçeyle toplam 1 milyon 698 bin lira para cezası verildi. Ceza sebebi olarak da ‘nötr cihaz kullanımı’, ‘boşa alma’ ve ‘swich’ müdahalesi gösterildi.
“ANNE İLE AMCA ARASINDA İLİŞKİ VAR”
Öte yandan; Narin Güran davasının ilk duruşmasında, baş şüpheli Nevzat Bahtiyar amca ile anne arasında ilişki olduğunu, Salim Güran’ın bu yüzden Narin’i öldürdüğünü öne sürdü. Anne ise kürsüyü yumruklayarak Bahtiyar’ın iftira attığını söyledi.
Salim Güran ile şüpheli bir telefon görüşmesi ortaya çıkan tutuklu Ramazan Aksoy ise “Tanık olmak istemiyorum” dedi. 15 yaşındaki Atasoy cezaevine geri götürüldü. 26 Aralık Perşembe günü görülecek 2. duruşmada Ramazan Aksoy’un dinlenmesine karar verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Medeniyetimizin doğup yeşerdiği, bereketiyle tarihe geçmiş gönül coğrafyamızın eşsiz güzellikleri, böyle devam ederse yalnızca hatıralarımızda yaşayan birer masal olarak kalacak. Çocuklarımıza böyle karanlık ve ümitsiz bir gelecek miras bırakmayı kabul edemeyiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29’uncu Taraflar Konferansı (COP29) kapsamında düzenlenen Dünya Liderleri İklim Zirvesi’ne katılmak için gerçekleştirdiği resmi ziyarete eşlik eden Emine Erdoğan, ‘Ekolojik Eğitim’ başlıklı etkinlikte iklim gönüllüsü gençlerle buluştu. Emine Erdoğan, himayesindeki Sıfır Atık Projesi çerçevesinde kurulan Sıfır Atık Vakfı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in eşi Mihriban Aliyeva’nın başkanlığını yürüttüğü Haydar Aliyev Vakfı ve Özbekistan Zamin Uluslararası Halk Vakfı işbirliğinde düzenlenen etkinlikteki konuşmasında, kardeş Azerbaycan’da gençlerle buluşmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. COP29’un hayırlara vesile olmasını dileyen Emine Erdoğan, Azerbaycan’ı örnek ev sahipliğinden dolayı kutladı.
‘TÜRK DÜNYASI’NDAN YAKILAN MEŞALE, UMUTLARIMIZI TAZELİYOR’
Bilim insanlarının iklim krizinin boyutlarının hesaplanabilir veya öngörülebilir olmaktan çıktığına ilişkin sözlerine dikkati çeken Emine Erdoğan, artık her yeni yaz mevsiminin, ‘tarihin en sıcağı’ olarak kayıtlara geçtiğini, ‘şimdiye dek görülen en şiddetli yağış, en büyük kuraklık, en yıkıcı sel’ gibi rekor tanımlamaların daha sık duyulduğunu dile getirdi.
Emine Erdoğan, “Geleceğe dair bütün senaryoların iyimserliğini kaybettiği bir dönemde, Türk dünyasından yakılan meşale, umutlarımızı tazeliyor. İçinde bulunduğumuz bu karanlık tabloya karşı en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, bir umut ışığı. Sorun artık bizden uzaktaki bir yerde, kutuplarda buzulların erimesiyle ya da hayatımızda görmediğimiz canlıların neslinin tükenmesiyle sınırlı değil. Sorun olduğumuz yerde, evimizde, soframızda, soluduğumuz havada, içtiğimiz suda” diye konuştu.
Araştırmaların bu gidişat ile gelecek 25 yıl içinde gıda üretiminin yarısının kaybedilebileceğini gösterdiğini belirten Emine Erdoğan, “Dünyadaki sıcaklık artışının tetiklediği, doğal afetler, açlık ve kuraklık, iklim göçlerini ve çatışmaları daha da şiddetlendiriyor” dedi.
Türk milletlerinin ana vatanı Orta Asya’nın da bu küresel sorunun etkilerini derinden yaşadığına dikkati çeken Emine Erdoğan, “Medeniyetimizin doğup yeşerdiği, bereketiyle tarihe geçmiş gönül coğrafyamızın eşsiz güzellikleri, böyle devam ederse yalnızca hatıralarımızda yaşayan birer masal olarak kalacak. Çocuklarımıza böyle karanlık ve ümitsiz bir gelecek miras bırakmayı kabul edemeyiz” değerlendirmesini yaptı.
Yeryüzüne emanet nazarıyla bakan, toprağını yurt bilip sahip çıkan gençlerin, daha yaşanabilir bir dünya için en büyük güvence olduğunun altını çizen Emine Erdoğan, “Bu yok oluşu tersine çevirecek dönüşümün öncüleri olacak yegane umudumuzsunuz. Ne mutlu size ki en güzel yaşlarınızda etrafınızı saran tüketim kültürünün sahte haz çağrılarına değil, o hazzın yok etmek üzere olduğu tabiatın yardım çığlığına kulak veriyorsunuz. Şunu çok iyi bilmenizi isterim, hayalini kurduğunuz doğa dostu bir yaşam modeli, içinde yaşadığınız coğrafyanın kültür ve inanç kodlarında saklı” diye konuştu.
Emine Erdoğan, Türk kültüründe doğanın yalnızca insanlığın evi ve vatanı değil, aynı zamanda hayat felsefesini şekillendiren eşsiz bir ilham kaynağı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Unutmayın ki iklim değişikliği sorunu, son yüzyılın ürettiği bir sorun. ve sizler, bundan çok daha köklü ve vicdan yüklü bir mirasın emanetçilerisiniz. Yaşadığı çağın imkanlarıyla geçmişten aldığı gücü birleştiren sizler, inanıyorum ki başlattığımızı tamamlayacak, bu gidişatı tersine çevireceksiniz. Türkiye olarak 2017’de himayemde başlattığımız ve kısa sürede küresel bir harekete dönüşen Sıfır Atık Projesi de gücünü bilhassa gençlerden alıyor. 7 senede 7 kıtaya yayılan projemiz, doğanın geçirdiği tahribatın tamirinin hala mümkün olduğunu gösteriyor. Şu bir gerçek ki, iklim krizi, ülke sınırlarını aşan, siyaset üstü bir meseledir.”
‘BEYANIMIZA 40’DAN FAZLA DEVLET BAŞKANI EŞİ DESTEK VERDİ’
Bu kapsamda, öncelikle ortak bir çerçevede buluşmak amacıyla Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in ‘Küresel İyi Niyet Beyanı’nı imzaladığını anımsatan Emine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün beyanımıza 40’dan fazla devlet başkanı eşi ve uluslararası temsilci imzasıyla destek verdi. İyi Niyet Beyanı’nın dijital imzaya açılmasıyla dünyanın dört bir yanından, farklı kültür ve milliyetten on binlerce insan çevre dostu bir yaşam sözü verdi. Her birinizi imzanızla hareketimize destek vermeye, bu büyük ‘sıfır atık’ ailesine dahil olmaya davet ediyorum.”
Emine Erdoğan, başkanlığını yürüttüğü Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Danışma Kurulu bünyesinde, iyi örneklerin bulunması ve çoğaltılması üzerine çalıştıklarını vurgulayarak, “Değişimi bekleyen değil, değişimi başlatan gençlere çok ihtiyacımız var. Gerek Türkiye olarak gerekse Birleşmiş Milletler çatısındaki projelerimiz kapsamında, tüm imkan ve araçlarımızla çevre gönüllüsü gençlerimizin her zaman destekçisi olacağımızı bilmenizi isterim” diye konuştu.
Emine Erdoğan, buluşmanın gerçekleşmesine vesile olan Mihriban Aliyeva’nın yanı sıra Haydar Aliyev Vakfı, Sıfır Atık Vakfı, Özbekistan Zamin Uluslararası Halk Vakfı ve Birleşmiş Milletler ile programda emeği geçenlere şükranlarını sunarak, daha adil ve yaşanabilir bir dünyada yeniden buluşabilmeyi diledi.
MİHRİBAN ALİYEVA’DAN EMİNE ERDOĞAN’A TEŞEKKÜR
Mihriban Aliyeva da konuşmasında Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Sıfır Atık Projesi’nden bahsederek, “Farklı projelerde çevreyi koruduğu için hem kendi miraslarını hem bizim mirasımızı koruduğu için çok teşekkür ediyorum” dedi.
Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un eşi Aygül Caparova ile Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in eşi Ziroat Mirziyoyeva da ülkelerinin iklim değişikliğiyle mücadele konusunda yaptığı çalışmalara ilişkin bilgi verdi.
GENÇLERİN KALKINMASINA YÖNELİK STRATEJİ BELGESİ İMZALANDI
Konuşmaların ardından gençlerin kalkınmasına yönelik strateji belgesi imzalandı. İmzayı Türkiye adına Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum attı. Programa, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da katıldı. Ardından Emine Erdoğan, lider eşleri ve bakanlar Kurum ve Yumaklı ile Sıfır Atık Vakfı ve Haydar Aliyev Vakfı tarafından açılacak ‘Dayanışma Merkezi’ adlı ortak pavilyonu ziyaret etti.
Buradaki stantları gezen Emine Erdoğan, farkındalık oluşturmak üzere geliştirilen ‘Düşünce Taşı’ adlı bölümde plastik kirliliğiyle mücadele için taş attı. Ardından Emine Erdoğan, Bakan Yumaklı ile Azerbaycan’ın Shamaki Bölgesi’ne canlı bağlanarak, ağaç dikme kampanyasını başlattı.
‘SIFIR ATIK’ TEMALI ÜLKE STANDINI GEZDİ
Emine Erdoğan, Azerbaycan, Kırgızistan ve Özbekistan’ın lider eşleri ve bakanlar Kurum ve Yumaklı ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın ‘Sıfır Atık’ temalı ülke pavilyonunu da gezdi. COP29 kapsamında hazırlanan ve ‘Sıfır Atık Projesi’nin detaylarının zengin içerikler ile anlatıldığı pavilyonda lider eşleri, özellikle ziyaretçiler için hazırlanan “Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı”nı okuyup, dijital olarak imzalanabilinen ekranları inceledi.
Türkiye’nin çevre ve iklim değişikliği, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik gibi konulardaki çalışmalarının tanıtıldığı içeriklerin yer aldığı beş farklı led ekran ve dijital kioskların olduğu alanı gezen lider eşleri, Türkiye’ye özgü endemik bitkiler ile nesli tükenmekte olan hayvanların dijital tanıtımlarının yapıldığı hologramlar hakkında da bilgi aldı. Hologramlarda turna, Anadolu parsı ve karakulak ile Eber sarısı, İtecik lalesi ve ters lale yer aldı.
Daha sonra Emine Erdoğan, lider eşleriyle tabandan tavana led ekranlarla çevrelenen ve insanlığın doğaya verdiği zararı ve bunların yarattığı sorunların soyut bir dille anlatıldığı, Türkiye’nin sıfır atık ve 2053 net sıfır emisyon hedeflerine vurgu yapılan ‘Sonsuzluk Odası’nı da gezerek, birlikte fotoğraf çektirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Emine Erdoğan, COP29 kapsamında BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı unvanıyla COP29 Mavi Bölge’deki alanda BM Genel Sekreteri Guterres ile görüştü.
Görüşmede, Emine Erdoğan’ın himayelerinde başlatılan Sıfır Atık Projesi’ne ilişkin çalışmalar başta olmak üzere iklim değişikliğiyle mücadele ve çevre konuları ele alındı.
Emine Erdoğan, görüşmede ayrıca, başkanlığını yürüttüğü BM Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Sıfır Atık Danışma Kurulu’nun çalışmaları hakkında da Guterres’e bilgi verdi.
Görüşmede Emine Erdoğan’a, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş eşlik etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FİDANLAR TOPRAKLA BULUŞTU
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında, İzmir’de 15 Ağustos’ta başlayan ve 3 günden daha uzun süre ağaçların yanarak yok olduğu Karşıyaka’da Seyir Terası Bölgesi’ndeki fidan dikim etkinliğine katıldı. Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’de her yaz mevsiminde çıkan orman yangınlarının sadece ağaçların ya da birtakım canlıların yanmasına değil, halkın ciğerlerinin de yanmasına neden olduğunu söyleyerek, “Dünyadaki mevsimlere göre farklı bölgelerde yoğun orman yangınlarıyla karşılaşıyoruz. Çünkü insan hatalarıyla olan yangınlar bir yana, esas itibarıyla iklim krizi, kuraklık ve aşırı sıcaklık yüzünden çok sayıda orman yangınına şahit oluyoruz. Türkiye’de yaşanan yangınların yüzde 90’ından fazlası, insan hatalarından oluyor. Herkesin çevreye duyarlı hale getirilmesi, bu yangınları önlemek açısından çok değerli. Yeni neslin ağaçları cansız nesne şeklinde görerek değil de her birisine sevgi ve şefkatle yaklaşan nesiller olarak yetişmelerini sağlamalıyız” dedi.
‘YERYÜZÜ BABAMIZIN MALI DEĞİLDİR’
Orman yangınlarından korunmanın yolunun önce eğitimden başladığına dikkati çeken Kurtulmuş, “Bugün gençlerimizi bir araya getirmiş olmak önemli bir derstir. Türkiye esasında su bakımından zengin olan bir yer değildir. Uyanık olmalı, son yıllarda artan orman yangınlarıyla mücadele kapasitemizi her yıl biraz daha arttırarak devam ettirmeliyiz. Hem kurumsal kapasitemizi arttırıyoruz hem araç-gereçlerimizi arttırıyoruz. Ormancı kardeşlerin eğitimlerini profesyonel hale getiriyoruz. Önce koruyup sonra yeşillendirip mevcut olana da gözümüzün içi gibi bakmalıyız. Atalarımız bize hayatla haşır neşir olmayı öğretti. Hepimizin büyükleri fidan dikmiş, ağaç yetiştirmiştir. Kültürümüzde dikili ağacı olmamak bir eksikliktir. Genç nesillere dikili ağacı olmanın kainatla, evrenle barışık olmanın da bir göstergesi olduğunu öğretmemiz lazım. İnsanoğlunun modern çağlardaki en büyük yanılgısı emrine amade kılınan dünyanın ve kainatın zenginliklerini hemen şimdi bitirerek, bunu imkan olarak görmesidir. Babasının mülkü gibi görüp, bunu sınırsız bir iştahla gelir elde etmek için kullanmasıdır” ifadelerini kullandı.
‘YOLA DEVAM EDECEĞİZ’
Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dünyanın birçok yerinde ormanların açılarak oraların birtakım rant yerleri haline getirildiğini biliyoruz. Sanayileşmeyle birlikte nehirlerin zehir akar hale geldiğini biliyoruz. Başta Amazon ormanları olmak üzere dünyanın birçok yerinde kainatın en önemli varlıklarının nasıl talan edildiğini biliyoruz. Dolayısıyla insanoğlunun önce bu yanılgıdan kurtulması lazım. Yeryüzü bizim babamızın malı değildir. Bizim üzerimize düşen, gördüğümüz şeyi kendi malımız gibi almak, onu mülk edinmek değildir. Yeryüzünün bize miras bırakıldığını ve bunu en iyi şekilde devretmemiz gerektiğini nesillerimize öğretmeliyiz. Dünyanın kendi babasının malıymış gibi olduğunu düşünenlerin dünyaya vereceği hiçbir şey yoktur. Onlar sadece tahribattır, sadece dünya nimetlerinin talan edilmesidir. Başta orman varlıklarımızı arttırarak, koruyarak, bilinçlendirmeye devam ederek yola devam edeceğiz. Hz. Peygamber’in bize öğrettiği şey, ‘Kıyametin koptuğunu duysanız elinizdeki fidanı dikin’. Bu sözüyle ‘Yeryüzünde bizden sonra yaşayacak olanların hakkını verin’ demek istiyor.”
‘BU ALANA 1 MİLYON 100 BİN FİDAN DİKİLECEK’
İzmir Valisi Süleyman Elban da Karşıyaka’da 15 Ağustos’ta başlayan ve 3 günden daha uzun süren yangınının orman teşkilatı ve tüm kurumların katkısıyla söndürüldüğünü belirterek, “Yangın, bu yoğun ve fedakar çalışmalarla, 80 kilometrenin üzerine çıkan rüzgar şartlarına rağmen, insanüstü bir çabayla kısa sürede söndürüldü. Orman yangını sırasında ve söndükten hemen sonra bu alanın her metrekaresinin ağaçlandırılacağını söyledik. Ayın 18’inde orman yangını bittikten 10 gün sonra 28 Ağustos’ta alanda temizlik ve ağaçlandırma çalışması ile ilgili hazırlıklara başladık” dedi.
Bu sahada hazırlıkların tamamlandığını söyleyen Vali Elban, şöyle devam etti:
“Mart 2025’e kadar bu alana 1 milyon 100 bin fidan ve 8 ton tohum atarak 2 bin 900 hektarlık yangından etkilenen alandaki 1580 hektarlık orman alanını yeniden ayağa kaldıracağız. 1320 hektarlık alandaki yerleşim yeri ve mera dışında kalan orman olmayan yerleri de ağaçlandıracağız. Dolayısıyla daha fazla ağaca kavuşturacağız. Bu alanın birkaç sene sonra yemyeşil orman olduğunu hep birlikte nefes olduğunu göreceğiz. Bu yaz dönemi ilimiz genelinde yangından etkilenen tüm alanda ağaçlandırma çalışmaları başladı.”
Eski Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir MilletvekiliMehmet Kasapoğlu da hem bugün hem yarınlar için fidanların toprakla buluşturulacağını dile getirerek, “Toprak, su, canlı bir mirasın ötesinde birer emanettir. Çevre dostu, ağaç dostu bir neslin yetişmesi için güçlü çalışmalarımızı birlikte gerçekleştireceğiz” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Kurtulmuş ve protokol üyeleri alana fidan dikti.
Nevra UÇKAÇ/ İZMİR,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YANGIN KONTROL ALTINA ALINDI
Denizli’nin Merkezefendi ilçesindeki Başkarcı Dağı’nda 24 Ekim’de çıkan orman yangını 6’nci gününde gece saatlerinde kontrol altına alındı. Yangın söndürme çalışmalarına 8 helikopter, 133 araç, 1075 personel, 12 ekskavatör, 15 dozer, 55 arazöz, 5 greyder ve 14 ilk müdahale aracının katıldığı öğrenildi. Yangının kontrol altına alındığı bilgisi ise Orman Bölge Müdürlüğü’nün sosyal medya hesabından yapılan paylaşım ile duyuruldu. OGM’nin yaptığı paylaşımda şu ifadeler yer aldı:
“Denizli’de sarp ve dağlık arazide devam eden yangına karşı yürüttüğümüz zorlu mücadelemiz başarıyla sonuçlandı. Yeşil Vatan için fedakarca emek veren kahramanlarımıza, destekleriyle yanımızda olan Denizli Valisi Sayın Ömer Faruk Coşkun başta olmak üzere kurum amirlerimize, kurumlarımıza, sivil toplum kuruluşlarımıza, gönüllülerimize ve bizlerle tek yürek olan vatandaşlarımıza teşekkür ederiz.”
Ramazan ÇETİN/DENİZLİ,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Araçlar sel sularına kapıldı, bazı binaları çatıları uçtu
MADRİD – İspanya’nın güneyini ve doğusunu fırtına ve sel vurması sonucu 4 kişi kaybolurken, çok sayıda araç sel sularına kapıldı, bazı binaları çatıları uçtu.
İspanya’nın güneyinde ve doğusunda etkili olan olumsuz hava koşulları fırtına ve sele neden oldu. Çok sayıda yol ulaşıma kapanırken, tren seferleri iptal edildi. Ülkenin doğusundaki Albacete’da bulunan Letur kasabasında çok sayıda sel sularına kapılarak sürüklendi. Letur Belediye Başkanı Sergio Marin Sanchez, yaptığı açıklamada, arama-kurtarma ekiplerinin sel felaketinin ardından kaybolan “üç ya da dört kişiyi” aradığını belirterek, “Bazı insanlar bir araçtaydı, bazıları ise evdeydi” dedi.
Valencia’nın doğusundaki L’Alcudia kasabasında ise polis, kaybolan 1 kişiyi arama çalışmalarının devam ettiğini aktardı. Valencia’da kaydedilen görüntülerde, bir kişinin sel sularına kapılara sürüklendiği görüldü.
Endülüs bölgesinde, 276 yolcu taşıyan bir yüksek hızlı tren raydan çıktı. Kazada ölen ya da yaralanan olmadı.
Arama-kurtarma ekipleri selde mahsur kalanları helikopter yardımı ile kurtardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AFAD’ın paylaşımına göre, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesindeki deprem saat 17.56’da 4.3 büyüklüğünde ve yerin 9.02 km kilometre derinliğinde meydana geldi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, saat 17.56’da, merkez üssü Çanakkale’nin Ayvacık ilçesi olan 4,3 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.
Depremin 9,02 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ENGEBELİ ARAZİ NEDENİYLE MÜDAHALE GÜÇLÜKLE YAPILIYOR
Kütahya’nın Tavşanlı ilçesine bağlı Artıranlar köyü Eski Küplü Kulesi mevkisinde çıkan orman yangınına müdahale, arazinin engebeli olması nedeniyle güçlükle yapılıyor. Yaklaşık 5 hektarlık karaçam ormanında etkili olan yangına Kütahya Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı 120 personel, 17 arazöz, 7 su tankeri, 6 itfaiye aracı ve 2 iş makinesiyle müdahale ediliyor.
Öte yandan yangın, dron ile havadan görüntülendi.
Oğuzhan KILIÇ- Tuna İŞLEYEN/ TAVŞANLI (Kütahya),
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Ayı ve vaşak, Doğa Koruma ve Milli ParklarGenel Müdürlüğünce doğaya yerleştirilen fotokapana takıldı.
Tarım ve Orman Bakanlığı DKMP Genel Müdürlüğünce yaban hayatının korunması ve izlenmesi amacıyla doğaya yerleştirilen fotokapanlar, her gün birbirinden ilginç görüntüler kaydediyor. Ormanın içerisine yerleştirilen ayı ve vaşağın görüntüsü fotokapana yansıdı. DKMP, o anları “Sabah sporu için bizim fotokapanın önünü seçen vaşak ve ayıyı selamlıyoruz” ifadesiyle paylaştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ELAZIĞ – Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlerin ardından Elazığlı afetzedeler için yapımına başlanan 141 TOKİ konutunun yapımı tamamlanırken, peyzaj ve yol çalışmalarının tamamlanması için de çalışmalar devam ediyor.
Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerin ardından 11 ilde de yaraların sarılması için sahada çalışmalar sürüyor. Depremden etkilenen iller arasında bulunan Elazığ’da sahada her türlü çalışmanın yanı sıra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un önderliğinde TOKİ tarafından başlatılan yeni konutların inşası sürüyor. Gümüşkavak Mahallesi’nde yapımına başlanan 141 TOKİ konutunun yapımı tamamlanırken peyzaj ve yol çalışmaları sürüyor. Konutların en kısa süre içerisinde tamamlanarak hak sahibi vatandaşlara teslim edilmesi bekleniyor.
6 Şubatta Kahramanmaraş’ta meydana gelen yıkıcı depremlerden 11 ilin etkilendiğini belirten inşaat mühendisi Salih Mehmetalioğlulları, “Elazığ’da depremden etkilenen illerden birisiydi. Depremden sonra TOKİ ihalelere başladı ve bizde 2024 Ocak ayında ihalemizi alarak TOKİ çalışmalarına hızla başladık. Şantiyemiz toplam 141 konuttan oluşuyor. Dairelerimizin tamamı 3+1 şeklindedir. Şuan da yapımı devam eden konutlarımızın bitme aşamasına geldik sadece peyzaj ve yol çalışmalarımız kaldı. Hızlı bir şekilde teslim etmeye çalışıyoruz. Konutlarımız net olarak 84 metrekaredir. TOKİ olarak en kısa sürede buradaki konutlarımızı tamamlayarak vatandaşlarımıza teslim edeceğiz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
PİYASADA YEŞİL ENERJİ, PETROL VE GAZI GERİDE BIRAKTI
Alınan bilgiye göre yılın 9 ayında küresel enerji sektöründe Suudi Aramco’nun öncülük ettiği petrol ve gaz devlerinin piyasa değeri toplamda 174 milyar dolar erirken, yeşil enerji şirketlerinin piyasa değeri 291,4 milyar dolar arttı.
Yeşil enerji şirketlerine bakıldığında, en fazla piyasa değerine sahip şirket 172,3 milyar dolarla ABD merkezli NextEra Energy oldu. Bu şirketi, 96,7 milyar dolar ile İspanyol Iberdrola, 68,66 milyar dolarla ABD’li GE Vernova, 37,43 milyar dolarla Hindistan merkezli Adani Green Energy ve 24,92 milyar dolarla Çin’li Sungrow Power Supply takip etti.
EN FAZLA KAZANDIRAN YEŞİL ENERJİ ŞİRKETLERİNDE NEXTERA ENERGY ZİRVEDE
Şirketlerin yılın 9 ayındaki dolar bazlı getirileri dikkate alındığında, NextEra Energy hisseleri bu dönemde yüzde 28 değer kazandı. Şirket son dönemde yapay zekadan kaynaklanan veri merkezi büyümesinin bir sonucu olarak yenilenebilir enerji ve altyapı talebindeki olumlu artışlar ile değerlendi.
Aynı dönemde, İngiliz Electricity North West şirketini satın alarak İngiltere’deki yatırımlarını artıran Iberdrola’nın hisse senedi değeri yüzde 16 yükseldi. Uluslararası Finans Kurumu (IFC) da şirkete 329 milyon dolarlık sürdürülebilir enerji kredisi verdi, şirket bu krediyle büyük ölçüde kömüre bağımlı olan Fas, Polonya ve Vietnam gibi bir dizi ülkede yenilenebilir enerji projelerini finanse edecek.
GE Vernova’nın, 2. çeyrek itibarıyla hisse değeri yüzde 15 yükselirken, şirket, General Electric’in üç ayrı şirkete bölünmesiyle kurulmuştu. Şirket, batı yarımküredeki en büyük rüzgar projesi olması beklenen Pattern Energy’nin SunZia rüzgar projesi için 2,4 GW sipariş aldığını duyurmuştu.
Söz konusu dönemde, TotalEnergies ile Hindistan’daki güneş enerjisi projeleriyle ilgili anlaşma imzalayan Hindistan merkezli Adani Green Energy’in hisse senedi değeri yüzde 19 arttı.
Yakın zamanda Birleşik Krallık’ta pil depolama projesi için sözleşme imzalayan Sungrow Power Supply da bu dönemde yatırımcısına kazandırırken, şirketin hisse değeri 9 ayda yüzde 8,8 yükseldi. Şirket, ayrıca Suudi Arabistan yatırım firması Algihaz Holding tarafından Orta Doğu Krallığı’nda dünyanın en büyük şebeke dışı enerji depolama projesinin inşası için görevlendirildi.
PETROL ŞİRKETLERİ DE YEŞİL ENERJİYE YATIRIM YAPIYOR
Petrol ve gaz şirketleri de karbon yakalama teknolojileri ve petrokimya sektöründe emisyonları azaltmak için yatırımlar yaparken, dünyada enerji alanında trendlerin değiştiği ve değişmeye devam edileceği öngörülüyor.
Eylül ayı sonu itibarıyla petrol ve gaz şirketleri içerisinde en büyük piyasa değerine sahip şirket 1 trilyon 739,5 milyar dolarla Suudi Arabistan merkezli Saudi Aramco oldu.
Bu şirketi 554,6 milyar dolar ile ABD merkezli ExxonMobil, 273,6 milyar dolar ile Chevron, 228 milyar dolar ile Çin merkezli PetroChina ve 209,1 milyar dolar ile İngiltere merkezli Shell takip etti.
Saudi Aramco, petrol fiyatlarındaki düşüş ve Suudi hükümetinin likiditeyi arttırmak için sattığı hisse senetleri nedeniyle yılın 9 ayında hisse değerinde dolar bazlı yüzde 22’lik kayıp yaşadı.
DÜNYA DEVLERİ ROTAYI YEŞİL ENERJİYE ÇEVİRDİ
ExxonMobil ise yılın başından itibaren hisse senedi değerini yüzde 15 artırdı. Bu dönemde ABD’deki kaya gazı üretimini artırmak amacıyla Pioneer Natural Resources’ı 60 milyar dolara satın alarak günlük petrol üretimini arttıran şirket aynı zamanda karbon yakalama ve düşük karbonlu enerji yatırımlarına büyük bütçeler ayırarak yeşil enerji yatırımlarını devam ettiriyor.
Chevron hisseleri aynı dönemde yüzde 1 kayıp yaşarken, Permian Havzası’nda rekor üretim gerçekleştirdi. Yenilenebilir enerji ve karbon yakalama alanında büyümeyi hedefleyen şirketin yenilenebilir enerji ve dizel projelerine hız verdiği görülüyor.
PetroChina’nın hisse senedi değeri yılın 9 ayında yüzde 19 yükseldi. Yeni teşviklerle birlikte piyasa değerini artıran şirket, rüzgar ve güneş enerjisi projelerini hayata geçirirken, karbon yakalama ve depolama işlemlerine de devam ediyor. Öte yandan, ilk yarıda petrol ve doğal gaz üretimini ve satışlarını da arttırmıştı.
Shell ise bu dönemde yüzde 1 gerilerken, Avrupa’daki durgunluk ve Çin başta olmak üzere diğer büyük pazarlardaki zayıf taleple piyasaya yeni rafinerilerin katılması söz konusu performansta etkili oldu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ISPARTA’nın Eğirdir ilçesinde kuraklık tehdidi nedeniyle su seviyesi düşen ve biyolojik kirlilik oluşan Eğirdir Gölü’nün rehabilitasyonu için hazırlanan 9 maddelik eylem planı devreye alındı.
Eğirdir Gölü’nün kuraklık tehdidi, alg patlaması ve biyolojik kirliliğe karşı korunması ve rehabilite edilmesi amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un talimatıyla ilgili kurumlar harekete geçti. Bakanlığa bağlı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü koordinesinde, Isparta Valiliği, Belediye Başkanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, Eğirdir Su Ürünleri Araştırma Merkezi, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Kurumu, üniversiteler, kamu ve özel sektör kuruluşlarıyla komisyon oluşturuldu. Arazi çalışmalarıyla beraber alınması gereken tedbirler belirlendi. Göldeki sucul bitkilerin ve dipte biriken sediment ile biyokütlenin kaldırılmasına ilişkin Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından ön fizibilite raporu hazırlandı. Süleyman Demirel Üniversitesi ile Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nden bilim insanları da Ekosistem Değerlendirme Raporu’nu (EDR) hazırladı. Bakan Kurum, bu çalışmalar ışığında belirlenen 9 maddelik eylem planını kamuoyuna duyurmuştu.
Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdür Yardımcısı Beyhan Oktar, eylem planının uygulanmaya başlandığını açıkladı. Oktar, gölün ekolojik değerini ortaya koymak, göl ve çevresindeki faaliyetleri mevzuat kapsamında sınırlandırmak ve koruma kullanma dengesini gözetme amacıyla Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün, Eğirdir Gölü ve kıyı kesimini, ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’, ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ ve ‘Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ olarak ilan ettiğini belirtti.
ÖZEL ARAÇLARLA VE DALGIÇLARLA TEMİZLİK BAŞLADI
Çalışmalar kapsamında acil müdahale olarak göl yüzeyindeki alglerin ve göl kıyısındaki ölü sucul bitkilerin temizlenmesi amacıyla amfibi sulak alan rehabilitasyon araçları tasarladığını, bu araçlarla göl yüzeyinde, göl içindeki hassas bölgelerde ise özel ekipmanlı dalgıçlarla temizlik çalışmalarına başlandığını açıklayan Oktar, gölü besleyen Çayköy Dere ağzında biriken ağaç dalları ve bitki tortusunun Devlet Su İşleri’ne ait araç ve ekipmanlarla temizlendiğini söyledi. Oktar, elde edilecek bilimsel veriler doğrultusunda dip çamuru temizliği başlatılacağını söyleyerek, “Çalışmalar kapsamında akademisyenlerimiz gölün içerisinden ve dip sedimanından 20 farklı noktadan alınan örnekleri analiz ediyorlar. Analizler tamamlandığında gölden çıkarılacak çamurun hangi bilimsel metotlarla bertaraf edileceği ve bununla ilgili yapılacak tüm önlemleri bizlere sunmuş olacaklar ve bu doğrultuda tedbirlerimizi almaya devam edeceğiz” dedi.
Isparta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Bekir Çelen de Eğirdir Gölü’nün bölge ve ülke için önemine dikkat çekerek, “Son yıllarda yaşanan iklim değişikliği ve kuraklık göldeki su seviyesinin hızla azalmasına sebep oldu. Yağış rejimindeki değişiklikler, ondan sonra sıcaklık artışları ve bölgedeki insan faaliyetleri, göl ekosistemini olumsuz etkiledi. Su seviyesinin azalmasıyla birlikte göldeki biyolojik kirlilik, alg patlamaları ve kötü koku gibi sorunlar ortaya çıktı. Eğirdir Gölümüz bölgedeki içme suyu kaynağı olmasının yanı sıra tarımsal sulama, turizm ve balıkçılık gibi birçok alanda kritik öneme sahip. Dolayısıyla bu sorunların giderilmesi acil bir ihtiyaç haline geldi. Bakanlığımızın ve yerel yönetimlerin koordinasyonuyla başlatılan rehabilitasyon çalışmaları sayesinde gölün ekosistemini koruyarak bu eşsiz doğal kaynağı gelecek nesillere aktarmayı hedefliyoruz” diye konuştu.
Haber: ANKARA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Toplantıda, bölgedeki işletmelerin büyük bölümünün ruhsatsız faaliyet gösterdiği ifade edilirken, ruhsat başvurusu yapacak işletme sahiplerine her türlü kolaylığın hukuk çerçevesinde sağlanacağı söylendi. Diğer yandan, işletmelerin temizlik sorunlarının belediye ile iş birliği içinde çözülmesinin, ancak kimyasal atıkların geri dönüşüm firmaları tarafından toplanması gerektiğinin altı çizildi.
Esnaf örgütlenmesi çok önemli
Toplantıda konuşan İzmir Ayakkabı Sanayiciler Derneği Başkanı Cevdet Güneşli, Bornova Belediyesi’nin verdiği destekten dolayı teşekkür ederek, “Belediyemizin katkılarıyla artık sorunlarımızı daha hızlı ve kolay bir şekilde çözebileceğiz” dedi. Güneşli, özellikle çöplerin düzenli toplanması, yolların süpürülmesi ve otopark alanlarının oluşturulması gibi çalışmalardan duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Başkan Ömer Eşki’den esnafa güvence
Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, esnafın örgütlenmesinin işlemlerin daha düzenli ve etkin bir şekilde yürütülmesine katkı sağlayacağını vurgulayarak; sorunların hızlı ve kalıcı şekilde çözülmesi için bu toplantıların büyük önem taşıdığını belirtti. Eşki, “Esnafımız Bornova’nın ekonomik kalbidir. Ruhsat, temizlik ve diğer konularda belediye olarak her zaman yanlarındayız. Sorunları karşılıklı anlayış ve iş birliği içerisinde çözmek için elimizden geleni yapacağız. Ancak sizlerden de çevrenin korunması konusunda daha hassas davranmanızı ve ruhsatında eksiklik olanların da hızla işlemlere başlamasını bekliyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KOCAELİ’de Hacı Osman Mahallesi Muhtarı Sami Zorlu, yaşlı ve engellilerin oturması için muhtarlık binasının yanındaki bankları, geceleri kullanıp çevreyi kirletenlere karşı duvara zincirleyerek önlem aldı.
Körfez ilçesinde Hacı Osman Mahallesi Muhtarı Sami Zorlu’nun muhtarlık binasının yanına ilçe belediyesi tarafından banklar konuldu. Yaşlı ve engellilerin kullanması için konulan banklara gece saatlerinde gelenlerin yiyecek ve içeceklerini bırakıp sürekli çevreyi kirletmesi üzerine muhtar Zorlu, önlem aldı. Her sabah muhtarlık binasının önündeki çöpleri temizlemekten usandığını ifade eden Zorlu, akşam mesaisinin bitmesinin ardından bankları duvarın kenarına zincirledi. Yaptığı uygulama ile muhtarlık binasının çevresinin temiz kaldığını belirten Zorlu, “Her sabah geldiğimde masanın üzeri ve çevresi çöp içinde oluyordu. Önce yazı yazıp uyarıda bulunarak, bankta oturanların çöplerini çöpe atmasını, yerleri kirletmemesini rica ettim. Fakat buna uyan olmadı ve bankta oturup, masayı kullanarak çevreyi kirletmeye devam ettiler. Güvenlik kamerasından da bunu yapanları görüp uyardım ama çözüm olmadı. Bunun üzerine bu yöntemi buldum. Mesai bitiminde masayı kaldırıp duvara zincirliyor, sabah gelince de çözüyorum. Bir süredir yaptığım bu uygulama işe yaradı ve en azından muhtarlığın çevresi temiz kaldı. Atılan çöpler varsa da temizlik yaparak güne başlıyorum” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KARABÜK – Karabük’ün Safranbolu’ ilçesinde yasak olmasına rağmen mantar toplamak için ormana giren vatandaşlar dron ile tespit edildi.
İlçeye bağlı Tayyip Köyü’nde mantar toplamak için ormana giren vatandaşlar, drone ile görüntülendi. Ormanlara girişin 1 Ekim’e kadar yasak olmasına rağmen mantar toplamaya devam eden kişiler, orman muhafaza memurları tarafından uyarıldı. Yetkililer, yangın riski nedeniyle ormanlara girişlerin yasak olduğunu hatırlatarak, vatandaşların kurallara uyması gerektiğini belirtti. Orman muhafaza ekipleri ise bölgede denetimlerin devam edeceğini ve yasaklara uymayanlara cezai işlem uygulanabileceğini duyurdu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul’dan Sivas’a çobanlık macerası
Uzun yıllar İstanbul’da lokantada aşçılık yaptıktan sonra emekli olan Gazi Tepe, memleketi Sivas’a dönerek çobanlık yapmaya başladı
SİVAS – Uzun yıllar İstanbul’da lokantada aşçılık yaptıktan sonra emekli olan Gazi Tepe, memleketi Sivas’a dönerek çobanlık yapmaya başladı.
Uzun yıllar İstanbul’da lokantada aşçılık yapan Gazi Tepe, emekli olmasının ardından memleketi Sivas’ın Hafik ilçesi Pusat köyüne yerleşerek bambaşka bir hayata adım attı. Yoğun şehir hayatı ve stresinden sıkılan Tepe, doğanın içinde çobanlık yapmaya başladı. Zorlu geçen bu yeni yaşamına rağmen Tepe, doğayla iç içe olmanın verdiği huzuru ve çobanlık gelirinin kendisini idare ettiğini belirtti. Ancak bu mesleğin zorluğunu da vurgulayan Tepe, özellikle gençlerin masa başı işlere yöneldiğini ve çobanlığı tercih etmediğini söyledi. “İstanbul yaşanacak bir yer değil, kalabalık” diyen Tepe, Sivas’ın doğal güzelliklerinin ve sakinliğinin İstanbul’un karmaşasından çok daha iyi olduğunu ifade etti.
“İstanbul yaşanacak bir yer değil, kalabalık”
Sivas’ın Hafik İlçesine yerleşen Çoban Gazi Tepe, İstanbul’un yaşanacak bir yer olmadığını söyleyerek, “Davarları otlatıyorum. İki kişiyiz. Zor ama yapacak bir şeyimiz yok. Koyunlar benim değil çobanım. Sıkıntı, bu işi yapacak adam yok. İnsanlar işsiz geziyor ama yapmıyorlar bu işi, zor geliyor. Zor geldiği içinde kimse yapmıyor. Dağlar da gezmek zor ister istemez. Akşama kadar koyunların peşindesin. Geliri idare ediyor. Gençler bu işi yapmaz. Gençler hazır masa istiyor. Bende bu sene başladım. Emekli oldum İstanbul’dan taşındım buraya geldim. İstanbul’da aşçıydım. Lokantada çalışıyordum. İstanbul yaşanacak bir yer değil, kalabalık. Burası doğal İstanbul’da her şey var” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CAN KAYBI 384’E YÜKSELDİ
Myanmar’daki askeri yönetim, Yagi Tayfunu’ndan kaynaklanan şiddetli yağışlar sonucu meydana gelen sel ve toprak kaymalarına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, 384 kişinin hayatını kaybettiği, 89 kişinin ise halen kayıp olduğu ifade edildi. Ülkenin Kayah ve Kayin eyaletlerinin de aralarında bulunduğu birçok bölgesinin tayfundan ciddi şekilde etkilendiği belirtilen açıklamada, yolların, köprülerin, evlerin ve okulların zarar gördüğü bilgisi verildi.

Myanmar askeri yönetim lideri General Min Aung Hlaing, diğer askeri yetkililer eşliğinde tayfundan etkilenen bölgeleri ziyaret etmiş ve buralardaki kurtarma, yardım ve rehabilitasyon çalışmalarını denetlemişti. Yagi Tayfunu, yaklaşık bir haftadır Vietnam’ın kuzeyi, Laos, Tayland ve Myanmar’ı kasıp kavurarak bölgede yüzlerce insanın ölümüyle sonuçlanan sel ve toprak kaymalarına neden oldu.

AFETTEN ETKİLENEN KİŞİ SAYISI 1 MİLYONA YAKIN
Bu arada, Birleşmiş Milletlerden (BM) yapılan açıklamada, Myanmar’da afetten etkilenen kişi sayısının 887 bini bulduğu ifade edildi. Öte yandan, askeri yönetim, hafta başında afetle mücadele kapsamında yabancı ülkeler ve yardım organizasyonlarından destek istemişti.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sosyal medyadan Vali Mustafa Çiftçi etiketiyle yapılan “Sayın Valim şu arkadaşlara (abart egzozla gürültü rahatsızlığı veren otomobiller) bir çözüm bulabilir miyiz? Gerçekten çok rahatsızlık veriyorlar” şikayeti üzerine polis ekipleri çalışma başlattı.
Otomobilin plaka bilgilerinden kimliği belirlenen sürücü A.M.B, polis ekiplerince yakalandı.
Ekiplerce, sürücüye sigortasız araç kullanmaktan ve gürültüden dolayı 1380 lira ceza yazıldı, otomobil ise otoparka çekildi.
İl Emniyet Müdürlüğü sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda da otomobilin tespit edilerek gereken işlemlerin yapıldığı belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>VAN’da dün akşam saatlerinde başlayan ve aralıklarla devam eden sağanak yağış, Kurubaş Mahallesi’nde sele neden oldu. Debisi yükselen dereden taşan sel suları nedeniyle bazı ev ve bahçeleri su bastı.
Edremit ilçesine bağlı Kurubaş Mahallesi’nde dün akşam etkili olan sağanakta sel oluştu. İpekyolu sınırları içerisinde bulunan dere taştı, bazı ev ve bahçeler kısmen su altında kaldı. Yağışla birlikte bölgeye Büyükşehir Belediyesine bağlı iş makineleri sevk edildi. Ekipler, taşan dereyi temizleyerek önünü açmaya çalışırken, Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Abdullah Zeydan da beraberindeki heyetle bölgeye giderek, mahallelinin sıkıntılarını dinledi.
Geçmiş olsun dileklerini ileten Abdullah Zeydan, Kurubaş Deresinin DSİ’nin sorumluluğunda olduğunu belirterek, “Standartlara uygun bir dere ıslahı yapılmamış, bu sebepten kaynaklı son 6 ayda ikinci kez sel taşkını yaşanmıştır. Vatandaşlarımız büyük bir mağduriyet yaşıyor” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti’nin “Türkiye Buluşmaları” kapsamında Gümüşhane’de bir otelde düzenlenen programa katılan Şen, Mart 2025’te il kongreleri tamamlanarak mayıs ayında büyük kongrenin yapılacağını söyledi.
Şen, 31 Mart seçimlerinde bekledikleri sonuçları alamadıklarını ifade ederek, “Ama biz şuna inanırız, ‘Olanda hayır vardır.’ Cumhurbaşkanı’mızın seçimden sonra yaptığı ilk MYK toplantısındaki ilk cümlesi budur, ‘Olanda hayır vardır.’ Bu hayır nedir? Nasıl olacaktır? Nasıl tecelli edecektir? Bunu zaman içinde göreceğiz. Ama ben şöyle kestiriyorum ki 2028’de hayır doğacak bundan. Dolasıyla yediğimiz yemeği, içtiğimiz suyu, gördüğümüz rüyayı, yaptığımız konuşmayı, her şeyi 2028’e göre yapacağız.” diye konuştu.
Mustafa Şen, 31 Mart seçimlerinde ikinci parti olduklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Evet olabilir. Bir yerde hata yaptık. Milletimiz böyle takdir etti. Milletimizin takdirini yeniden kazanmak için ne yapacağız? Bir yerlerde yanlış yapmışız demek ki. Bu yanlışları bulacağız, düzelteceğiz. Doğruları yapacağız. Milletimiz bizi her zaman olduğu gibi tekrar birinci parti yapacak. 20 tane gol attın. Bir tane gol yedin diye insan moralini bozar mı? Karalar bağlar mı? Hayır. Ne yapacaksın? Başında dünyanın en iyi teknik direktörü var, bir dahaki maçlara bakacaksın. Öbür liglere, öbür senelere bakacaksın. Nasıl yapacaksın? Basit. Oyuncu değişikliği yapacaksın. Daha iyi bir oyun planı yapacaksın. Sonra daha iyi bir strateji, daha iyi antrenmanlar ve maç senin. Senin zaten alışık olduğun bir şey bu. Herkesten iyi bildiğin bir şey. Biz de böyle yapacağız. Kongre süreci budur. Oyuncu değişiklikleri yapacağız. Cumhurbaşkanı’mız birkaç toplantıda söyledi. Dedi ki ‘Bazı arkadaşlarımızın yorulduğunu görüyoruz. Yorulan arkadaşlarımızdan müsaade isteyeceğiz. Onlara teşekkür edeceğiz.’ Şu an Teşkilat Başkanlığımız bütün il, ilçe ve beldeler için bu çalışmayı yapıyor.”
Çalışmalar sonucunda herkesin değişmeyeceğini dile getiren Şen, “Kurum kültürü ölür. Kurum kültürü olmayan bir kurum ayakta kalamaz. Gelenekler, hafızalar devam edecek.” ifadesini kullandı.
“Bizim muhalefet partilerinin derdi yok”
Şen, İstanbul ve İzmir büyükşehir belediyelerini eleştirerek şunları söyledi:
“Bakın İstanbul’a. Allah rızası için sıfırdan geliştirilmiş ve başlanmış bir tane İstanbul ölçeğinde iş yok. Destekçileri veryansın ediyorlar. Diyorlar ki ‘Su bu, su. Bu su, elektrikten nasıl daha pahalı olabiliyor? Hadi oldu, boş evde bu kadar nasıl olabilir?’ Neden böyle? Çünkü dert yok. Bizim muhalefet partilerinin derdi yok. İzmir. Deniz öldü. Bir gölden, dereden, bir su birikintisinden bahsetmiyorum. Allah’ın denizi öldü. AK Partisizlikten milleti korkutmuş olmayım. Hayır, sadece örnekleri gösteriyorum. AK Parti yerel iktidarda olsaydı, yani belediyeler bizde olsaydı ve Cumhur İttifakı orada olsaydı İzmir Körfezi öyle olur muydu? Ege Denizi öyle ölür müydü? Deniz kenarı olan bir şehir ozon kokar, oksijen kokar, deniz kokar. İzmir başka bir şey kokuyor. Balıklar öldü. Yüzbinlerce, milyonlarcası öldü. Deniz öldü çünkü. Sayın başkan diyor ki ‘Bakan gelsin, temizlesin.’ İyi de bakan mı kirletti orayı? Siz orada ne yapıyorsunuz yıllardır? Bir 5 sene ne yaptınız? Ondan önceki 5 sene ne yaptınız? İzmir halkı size niye oy verdi?”
Ankara Büyükşehir Belediyesini de eleştiren Şen, “Ankara da aynısı. Ankara ölçeğinde, başkent ölçeğinde yapılmış, sıfırdan yapılmış bir tane proje yok. Başkentimiz oldu baş köy. Ankara’da trafik yoktu. Bazıları Melih Bey’e kızıyor. Melih Bey Ankara’ya çok büyük hizmetler yaptı. Şimdi görüyor onu herkes. Biz şehirlerimizi, ülkemizi bu halde bırakmayacağımıza göre ne yapacağız? Daha çok çalışacağız. Milletimizin daha çok içinde olacağız. Daha çok derdini dinleyeceğiz.” dedi.
“Dinleyeceğiz ve çözeceğiz, çözüyoruz”
Şen, fiyatlar ve emekli maaşlarına ilişkin eleştirilere değinerek şunları kaydetti:
“Diyorlar ki ‘Fiyatlar şöyle.’ Doğru söylüyor. Vatandaş sert de söyleyebilir, yumuşak da söyleyebilir. Dediği doğru mu? Doğru. Fiyatlar yüksek ama düşürüyoruz. Doğrultuyoruz hatayı, düzeltiyoruz. ya da emekli maaşları. Vatandaş doğru söylüyor. Evet, artırdık. Kat olarak 20 sene öncesine göre oranlarsanız yüksek ama bugünkü fiyatların aşağısında, düşük kalıyor. Vatandaş da bunu söylüyor. Doğru söylüyor. Biraz sert söylüyor. Ne yapalım, o da onun karakteri. Bir şey diyemezsin. Dinleyeceğiz ve çözeceğiz, çözüyoruz. Nitekim araştırmaların sonuçları bende. Vatandaş diyor ki çözüm yine AK Parti. Bırakmıyor AK Parti’yi. Vatandaş AK Parti’yi bırakmazken, seçmen AK Parti’yi bırakmazken AK Parti seçmeni nasıl bırakabilir? Böyle bir hakkı yok. O yüzden sokaklarda olacağız. Kahvelerde olacağız, iş yerlerinde olacağız. Evleri ziyaret edeceğiz. Parkları ziyaret edeceğiz ve beraber olacağız. Dert hepimizin derdi. Ülke hepimizin ülkesi. Bu bayrak hepimizin bayrağı.”
Programa, AK Parti Gümüşhane MilletvekiliCelalettin Köse, Giresun Milletvekili Ali Temür ve Nazım Elmas, Kayseri Milletvekili Bayar Özsoy, Malatya Milletvekili İhsan Koca, AK Parti İl Başkanı Mehmet Emin Erdoğdu, ilçe ve belde belediye başkanları ile partililer katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bursa Büyükşehir BelediyesiSağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Halk Sağlığı ve Sağlıklı Yaşam Şube Müdürlüğü tarafından 3- 9 Eylül Halk Sağlığı Haftası nedeniyle “Sağlıklı Yaşam, Anne Bebek Sağlığı, Çocuk Sağlığı, Ruh Sağlığı, Sokak Hayvanları ve Halk Sağlığı, Yaşlı Sağlığı Günü” etkinlikleri düzenlendi. Bir hafta boyunca kentin farklı noktalarında yapılan programlarda, alanında uzman isimler tarafından yurttaşlara bilgiler aktarıldı.
Etkinliklerin son durağı, Cumhuriyet Caddesi’ndeki “Bursa Sağlığına Yürüyor” temalı yürüyüş oldu. Bando eşliğinde yapılan yürüyüşe yoğun ilgi gösteren Bursalılar, ellerinde taşıdıkları dövizlerle halk sağlığının önemine dikkati çekti. Yürüyüşün son bulduğu Hanlar Bölgesi Meydanı’nda katılımcılar için ilk yardım piyesi, egzersiz gösterimi ve heimlich manevrası anlatımı yapıldı. Alanda kurulan stantlarda ise genel sağlık bilgilendirmeleri, sağlık taramaları, diyetisyen eşliğinde sağlıklı beslenme tavsiyeleri, vücut kitle endeksi ölçümü, tansiyon ölçümü, CO (karbonmonoksit) ölçümü, sigara bırakma bilgilendirmesi, BBB Evde Bakım Hizmetleri tanıtımı ve GADEM tanıtımı yapıldı.
“Halk sağlığına büyük önem verdik”
Hanlar Bölgesi Meydanı’ndaki programa Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, büyükşehir belediyesi bürokratları, muhtarlar ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de katıldı. Kurulan stantları gezerek sağlık personelinden çalışmaları hakkında bilgi alan Bozbey, bu dönem sağlık başta olmak üzere Bursalıların yararına olan birçok konuda çalışmalar yapacaklarını söyledi. Hayattaki en değerli servetin sağlık olduğunu belirten Başkan Bozbey, “Sağlık, yaşamın en temel unsurudur. Değerini ise ne yazık ki kaybettiğimizde anlıyoruz. Toplum sağlığını korumak ve iyileştirmek hepimizin sorumluluğudur. Kent yöneticisi olarak geçmiş dönemde de halk sağlığına büyük önem verdik. Gebe takiplerinden yaşlı takiplerine ve çocuklara süt dağıtımına kadar birçok projeyi Nilüfer’de uyguladık. Bu çalışmaları Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak daha geniş biçimde ele alıyoruz” dedi.
“Yılda 1 milyon civarında süt dağıtmış olacağız”
Halkın sağlıklı bir şekilde yaşam sürmesi adına çalışmalar yaptıklarını anlatan Başkan Bozbey, “Bursa’da bir ilk olarak devlet okullarında okuyan birinci sınıf öğrencilerine bu yıl süt dağıtımına başlıyoruz. Hazırlıklarımızı tamamladık. Günde yaklaşık 45 bin civarında öğrencimize süt dağıtmış olacağız. Yılda da 1 milyon civarında süt dağıtmış olacağız” diye konuştu.
“Gülümseyen bir Bursa için çalışıyoruz”
Daha önce çalışma yaptıkları çevre, hava, gürültü ve elektromanyetik alan kirliliği üzerine de çalışmaları sürdüreceklerini dile getiren Bozbey, şunları söyledi:
“Bursa’nın havasının kirli olduğunu, derelerinin kirli olduğunu her yerde söylemeye çalışıyorum. Gerektiğinde Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak kirletenleri kamuoyuyla paylaşmak bizim sorumluluğumuzdur. Biz soluduğumuz havanın, ürünlerimizin sulandığı derelerin temiz olmasını istiyoruz. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tüm Türkiye’ye örnek olacak olan halk sağlığı projelerimizi bir bir yaşama geçirip örnek bir kurum olmayı hedefliyoruz. Bursa’mızın sorunlarını biliyoruz. Gülümseyen bir Bursa için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Halk Sağlığı Haftası kapsamında bir hafta boyunca düzenlenen etkinliklerde emeği geçenlere ve katılım gösterenlere teşekkür ediyorum. Herkese sağlıklı bir yaşam diliyorum.”
Yürüyüşe katılanlara sertifika takdim edilmesinin ardından program sona erdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UNFPA, bugün Afrika’daki aşırı sıcaklıkların saldırganlık ve aile içi şiddet ile olan ilişkisine ilişkin bir rapor yayınladı. UNFPA, Uluslararası Uygulamalı Sistem Analizi Enstitüsü ve Viyana Üniversitesi tarafından ortak hazırlanan raporda, iklim krizi konusunda ilerleme kaydedilemediği için artan küresel sıcaklıkların Afrika’da Sahra Çölü’nün güneyinde kalan bölgelerde aile içi şiddet oranlarında artışa yol açabileceği değerlendirmesi yapıldı.
Rapordaki istatistiklere göre, sıcaklıkların yüzyılın sonuna kadar 4 dereceden fazla olduğu ve sosyoekonomik kalkınmanın durduğu bir senaryoda, Sahra Altı Afrika’da aile içi şiddete maruz kalan insanların sayısı 2015’te açıklanan 48 milyondan, 2060 yılına kadar 140 milyona çıkarak neredeyse üç katına ulaşabilir.
Rapora göre, iklim krizinin ön saflarında yer alan Sahra Altı Afrika’nın bazı bölgelerinde son 12 ay içinde aile içi şiddete maruz kaldığını bildiren kadınların ve kız çocuklarının sayısı, bölgedeki kadın nüfusunun yarısından fazla.
Raporda, tarımın çöküşü, su kıtlığı ve barınma güçlüğü gibi faktörlerin de aile içi şiddetin artmasına ve kadınların fiziksel ve duygusal istismara maruz kalmasına yol açan faktörler arasında yer aldığı kaydedilirken; aynı zamanda ısınan hava sıcaklıklarıyla bağlantılı doğal afetlerin yerel halkın evlerini terk etmesine neden olduğu, bu durumun da aile içi şiddet sayısını artırabileceği kaydedildi.
Sıcak havalardan kaynaklanan stresin hamile kadınların ve bebeklerinin sağlığını riske atarak ölü doğum olasılığını arttırabileceğini söyleyen UNFPA İcra Direktörü Dr. Natalia Kanem, “Aşırı sıcaklar Afrika’nın dört bir yanındaki savunmasız kadınların ve kız çocuklarının güvenliğini tehdit ediyor” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce Gündoğdu Mahallesi’ndeki Motorcu Balıkçı Barınağı’nda organize edilen törene, Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, Belediye Başkanı Rahmi Metin ve diğer ilgililer katıldı.
Rize Belediyesi Halk Oyunları ekibi, folklor gösterisi sundu.
Vali Baydaş, buradaki konuşmasında, “Geçen yılı 22 bin ton avla kapatmış olduk. Bu sene dua ediyoruz. İnşallah bu sezon kazasız, belasız ve bereketli geçsin. Bol, bereketli ürünler alalım. Hem bu işi yapanlar kazansın hem de vatandaşlarımız bol balık yesin.” dedi.
Pasta kesilmesi ve havai fişek gösterisinin ardından balıkçılar “Vira bismillah” diyerek teknelerle denize açıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DÜZCE’nin Yığılca ilçesine bağlı Tuğrul köyü yakınlarında çıkan orman yangını, ekiplerin 3 saat süren müdahalesiyle evlere ulaşmadan kontrol altına alındı.
Yığılca ilçesine bağlı Tuğrul köyü yakınlarında öğle saatlerinde orman yangını çıktı. Alevleri gören köylülerin ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda ekip sevk edildi. Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı 2 arazöz, belediyelerin 6 adet itfaiye aracı ve 35 personel yangına müdahale etti. Köylüler de söndürme çalışmalarına destek verdi. Yaklaşık 10 dönümlük alanda etkili olan yangın, ekiplerin 3 saatlik çalışması sonucu köye ulaşmadan kontrol altına alındı. Bölgede soğutma çalışması sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Düzce belediyesi yaşanan su tüketimi ile ilgili uyarıda bulundu. Yapılan açıklamada “Mevsim normalleri üzerindeki sıcaklıklar ve yağışların azlığı sebebiyle yaşanan kuraklık, içme suyu kaynağımız olan Uğur Suyu’nda debi düşüklüğüne sebep olmuştur. Kaynakta yaşanan sorunun çözümü için Bıçkı Deresi’nde başlatılan DSİ Projesi’nin yüzde 80’i tamamlanmış ancak su aktarımı başlamamıştır. Vatandaşlarımızdan ricamız; Bu konuda kamu yararını göz önünde bulundurmak ve hak gaspına sebep olmamak için; bahçe sulama, halı ya da araç yıkama gibi su tüketiminden kaçınmalarıdır” denildi. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ARTVİN Valiliği, Rize İdare Mahkemesi’nin, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararına uyarak verilen ‘Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olumlu’ kararını iptal etmesinin ardından, Cerattepe’deki altın madenciliği faaliyetinin durdurulduğunu duyurdu.
Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), Artvin-Cerrattepe’deki madencilik faaliyetleri için 2015’te verilen ‘ÇED’ olumlu raporuyla ilgili ‘hak ihlali’ kararı vermesinin ardından, Rize İdare Mahkemesi de 11 Temmuz’da kararı iptal etti. Artvin Valiliği, yazılı açıklamada bulanarak Cerattepe’deki altın madenciliği faaliyetinin durdurulduğunu duyurdu.
Artvin Valiliği’nden maden hakkında ‘ÇED olumlu’ kararının, Rize İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Artvin ili, Taşlıca köyü Cerattepe mevkisinde Eti Bakır Cerattepe İşletmesi tarafından işletilmekte olan ‘Cerattepe Bakır Madeni, Kırma Eleme Tesisi ve Teleferik Hattı’ projesine ait ‘ÇED Olumlu Kararı’ hakkında Rize İdare Mahkemesi tarafından 11.07.2024 tarihinde iptal kararı verilmiştir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na intikal eden karar gereği, faaliyet sahibi işletmeye Rize İdare Mahkemesi’nin vermiş olduğu iptal kararına uyulması, proje alanında ve proje kapsamında üretime yönelik herhangi bir faaliyette bulunulmaması, aksi takdirde yasal işlemlerin tesis edileceği Artvin Valiliği’nin 20.08.2024 tarih ve 10237603 sayılı yazısı ile bildirilmiştir. 21.08.2024 tarihinde mahallinde yapılan denetimde üretime yönelik herhangi bir faaliyetin olmadığı tespit edilmiş olup ve mevcut durum tutanak ile imza altına alınmıştır. Ayrıca bahse konu madencilik faaliyetinin durdurulması ile ilgili bilgi talebinde bulunan Sivil Toplum Kuruluşlarına da 21.08.2024 tarih ve 10272019 sayılı yazı ile faaliyetin durdurulduğuna dair bilgi verilmiştir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fethiye Belediyesi Özer Olgun Kültür Merkezi önünde gerçekleşen sergide, denetimli serbestlikten yararlananların, “Sıfır Atık Projesi” kapsamında atık malzemelerden yaptığı eserler yer aldı.
Açılış töreninde konuşan Fethiye Cumhuriyet Başsavcısı Günşafak Karartı, “özgürleşen eller” temalı serginin toplumsal farkındalık yaratmak için düzenlendiğini söyledi.
Yükümlülerin geri dönüşüm malzemelerinden ürettikleri el ürünleri sergisinin çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlarken, toplumsal dayanışmayı da artıran anlamlı bir etkinlik olduğunu belirten Karartı, “Bu tür projeler, hem bireylere hem de topluma olumlu etkiler bırakırken geleceğe dair umudumuzu arttırmaktadır.” ifadesini kullandı.
Fethiye Denetimli Serbestlik Müdürü Mesut Akdülger ise projenin amacının haklarında denetimli serbestlik kararı bulunan kişilerin, boş zamanlarını verimli değerlendirmelerini sağlamak olduğunu belirtti.
Törene Fethiye Kaymakamı İsmail Hakkı Ertaş, protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara’nın Kızılcahamam ilçesi Şahinler Mahallesi’nde öğle saatlerinde başlayan orman yangını, Bolu’nun Gerede ilçesine bağlı Demirler köyüne sıçradı. Ankara Büyükşehir Belediyesi yangına 16 araç ve 35 personelle müdahale etti.
Kızılcahamam’daki yangının ardından Çamlıdere Kuşçular- Avdan Mahalleleri arasında çıkan ve ormanlık alana sıçrayan bir yangın daha başladı. Ankara BB Başkanı Mansur Yavaş, Çamlıdere’deki yangına 44 araç ve 66 personelle müdahale edildiğini ve çalışmaların havadan ve karadan aralıksız sürdüğünü belirtti. Yavaş, şunları kaydetti:
“Kızılcahamam Şahinler Mahallesi’nde, 16 araç ve 35 personelle müdahale edilen yangının ardından, Çamlıdere Kuşcular-Avdan Mahalleleri arasında çıkan ve ormanlık alana sıçrayan ot yangınına geçildi. Toplamda 44 araç ve 66 personel, Keresteciler, Batıkent, Etimesgut, Altınpark, Başkent OSB ve ASO OSB’den gelen destekle yangına müdahale ediyoruz. Havadan ve karadan çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yangın, sabah saatlerinde Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde meydana geldi. Kısa sürede büyüyen yangın, Bolu’nun Gerede ilçesine sıçradı. Ekipler, alevlere havadan ve karadan müdahaleyi sürdürürken, yangında hasar gören alanlar dron ile görüntülendi. Görüntülerde yanan alanlar ve ormanlık alandan yükselen dumanlar yer aldı. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR – İzmir’in Menderes ilçesinde çıkan orman yangınına havadan ve karadan müdahale ediliyor.
Yangın, saat 14.00 sıralarında Menderes ilçesi Deli Ömerli Mahallesi’nde meydana geldi. Henüz belirlenemeyen sebepten dolayı ormanlık alanda çıkan yangına İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı; 3 uçak, 8 helikopter, 29 arazöz, 10 su ikmal, 5 dozer ve 5 yer ekibi görevlendirildi. Ekiplerin yangına havadan ve karadan müdahalesinin sürdüğü öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“6 GÜN BOYUNCA BAŞINDAN AYRILMADI”
İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi, Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Deniz Araştırmaları VakfıBaşkan Yardımcısı Doç. Dr. Arda Tonay, bilimsel verilere dayanarak bu davranışın şimdiye kadar dünya denizlerinde 24 yunus ve balina türünde 96 vakada kaydedildiğini belirtti. Tonay, Türk denizlerinde ilk defa görülen olayla ilgili ” Üç ayrı gözlemde de en az 6 gün boyunca başından ayrılmadığı görülüyor. Zeytinburnu’ndan Yeşilköy’e kadar birlikte aktılar. Bilimsel anlamda çok ilginç bir kayıttı” diye konuştu.

“ÖLÜ BİREYİ DİĞER BİREYİN KORUMASI OLARAK ANLATILABİLİR”
Doç. Dr. Tonay, “Mart ayında Marmara Denizi’nde afalina türü bir yunusun gösterdiği ilginç bir davranış, dört ayrı vatandaşın gözlemiyle kayıt altına alındı. Bu davranış epimeletik diye geçen bilimsel bir davranış. Canlı veya ölü bir bireye diğer bireyin yardım etmesi, onu korumaya çalışması olarak anlatılabilir. Bizim vakamızda bir erkek birey vardı. Yaklaşık 1 günden daha önce ölmüş bir bireydi ve başında bekleyen başka bir afalina, bölgeye gelen herhangi bir bottan ölüyü uzaklaştırmak için, yunusu burnuyla iterek veya yüzgecini takarak bölgeden uzaklaştırıyordu. Ölü yunusu botla gelen insanlardan uzaklaştırma çalışıyordu. Üç ayrı gözlemde de 6 gün boyunca hayvanın başından ayrılmadı. Zeytinburnu’ndan Yeşilköy’e kadar birlikte aktılar. Ölü olan yunus, 4-5 gün sonra Avcılar’da karaya vurdu. Ondan sonra da diğer epimeletik davranış gösteren bireyi daha sonra bölgede görmedik.” dedi.

“24 YUNUS VE BALİNA TÜRÜNDE 96 VAKA VAR”
Doç.Dr. Tonay, ” Şimdiye kadar 24 yunus ve balina türünde 96 vaka var bu davranışın görüldüğü. Genellikle 7’si hariç hepsi anneyle yavru arasında; yavrunun kaybı sonucu annenin yavruyla vedalaşamaması olarak görülüyor aslında. Bu 7 gözlemden sadece 2 tanesi bizim vakamıza yani iki yetişkin arasında olması bakımından bizim vakamıza benziyor açıkçası. Dediğim gibi çok nadir görülen bir davranış. Özellikle iki yetişkin arasında olması bakımından. Görüntüleri gördüğünüz zaman içiniz parçalanıyor gerçekten. Elinizden de birşey gelmiyor. Bizim tek yaptğımız yetkililere, Sahil Güvenliğe, Deniz polisine, Tarım Bakanlığı’na Balıkçılık Şube Müdürlüğü’ne haber vererek konu hakkında bölgeye teknelerin yaklaşmaya çalışmasını engellemeye çalışmak. 6 gün sonra da olay son buldu. En sonunda bilimsel makalesini yayınladık ve dünyayla paylaştık” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Hatay’da Türkiye’nin günlerdir mücadele ettiği orman yangınları ile ilgili açıklamalarda bulundu. Kurum’un açıklamasından öne çıkanlar şöyle:
“Son günlerde yaşadığımız yangınlar sebebiyle bir kez daha aziz milletimize geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum. Bildiğiniz gibi İzmir’imizin Karşıyaka ilçesinde rüzgarında etkisiyle yangın yerleşim yerlerine ve sanayi bölgelerine sıçradı. 5 ayrı hasar tespit ekibimiz, bakan yardımcımız yangından etkilenen tüm illerde Tarım ve Orman Bakanlığı’mızın koordinasyonunda süreci anbean takip etmektedir. Ekiplerimizle yangından etkilenen tüm bölgelerde soğutma işlemlerinin başlamasına müteakip hasar tespiti çalışmalarını yürütmektedir.
İzmir’de 52 bina 97 bağımsız bölümde incelemelerimizi yaptık. Bunlardan 43 bina, 45 bağımsız bölümün yangından etkilendiğini ağır, yıkık ya da orta hasarlı olduğunu tespitini yapmış olduk. An itibariyle yangın kontrol altına alındı ve soğutma çalışmaları devam ediyor. Yine Tire ve dün gece başlayan Urla yangınında; soğutma çalışmalarının bitmesiyle, hasar tespitlerimizi oralarda da süratle yapacağız.
Bununla beraber Manisa’mızın Gördes ilçesine bağlı Boyalı mahallemizde çıkan orman yangını nedeniyle de Karayakup köyümüz yangından etkilendi. Boyalı ve Karayakup köylerimizde soğutma çalışmalarının bittiği alanlarda hasar tespit çalışmalarını ekiplerimizi yürütüyorlar. 3 ekibimizi bölgeye gönderdik. Şu anda 46 binamızda, 66 bağımsız bölümde incelemelerimizi yaptık. 36 bina, 52 bağımsız bölümün etkilendiğini ağır, yıkık ya da orta hasarlı olduğunu tespit ettik. Her yangında, depremde, selde milletimizi yalnız bırakmadık, bu yangınlarda da yaralarımızı hızlıca saracağız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir’in Karşıyaka ilçesinde 15 Ağustos akşamı çıkan ve şiddetli rüzgarın etkisiyle büyüyen, ev ve iş yerlerine sıçrayan orman yangınının ardından Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yangın bölgesinde açıklamalarda bulundu. İzmir Yamanlar’daki yangının kontrol altına alındığını aktaran Bakan Yumaklı, “Bölgede soğutma çalışmalarımız devam edecek. Menderes’teki yangında bütün gece boyu arkadaşlarımızın karadan olabildiği kadarki müdahalesi ve yangının çıkış anından gün batımına kadarki olan süreçte hava araçlarıyla birlikte o da belli bir alana kıstırılmıştı. Enerjisi düşürüldü. Şu anda 4 uçak 11 helikopterle çok yoğun bir şekilde karadan da arkadaşlarımız müdahale ediyorlar. Kontrol altına alınmaya en yakın olan yangınlardan bir tanesi” diye konuştu.
Urla’daki yangın kontrol altında
Dün akşam saatlerinde Urla’da çıkan yangınla ilgili son durumu aktaran Yumaklı, şunları kaydetti:
“İzmir Urla- Çeşme’de makilik alanda çıkan bir yangındı. Ekiplerimiz, oraya intikal etti ve müdahaleye başladılar. Yakında bir site vardı. Buranın risk altında olduğu düşüncesiyle Valilik tarafından boşaltılmasına karar verildi. Burası da tahliye edildi. Zarar gören herhangi bir ev ya da bir can kaybı ya da yaralanma yok. Soğutma çalışmaları devam ediyor. Burası da kontrol altında diyoruz.”
Bolu yangını kontrol altında
Ülke genelindeki diğer yangınlar ile ilgili de bilgiler paylaşan Bakan Yumaklı, “Diğer yangın da Bolu Göynük’teydi. Burası da sarp araziler, uçurumlarla dolu büyük ve geniş bir alandı. Burayla ilgili de kontrol edildi bilgisini veriyorum. Burada da soğutma çalışmaları devam edecek. Bölgedeki ağaç yapısı itibarıyla zaman zaman küçük tütmeler görülebilir. Fakat endişelendirecek bir durum söz konusu değil” ifadelerini kullandı.
” Aydın’daki yangın iyiye gidiyor”
Aydın Bozdağ’da 5 uçak, 11 helikopterle ve çok kara ekibiyle müdahale edilen, 3 gündür devam eden bir yangının olduğuna değinen Bakan Yumaklı, “Bayrak direğini bile adeta yerinden sökercesine bir rüzgar vardı orada. Buna rağmen arkadaşlarımız belli bir olgunluğa getirdiler. Çok çok iyi gidiyor. Burası da kontrol altında bilgisi verilmeye en yakın olan hatta kısmen kontrol altında diyebileceğimiz yangınlardan bir tanesi” şeklinde konuştu.
” Gördes’teki yangının enerjisi ciddi şekilde düşürüldü”
Manisa’nın Gördes ilçesinde de günlerdir devam eden yangına dair bilgiler paylaşan Yumaklı, sözlerine şöyle devam etti:
“Çok uzun ve geniş bir alana bir hat şeklinde yayılmış, şiddetli rüzgar sebebiyle bir yangın söz konusuydu. Burada da 1 uçak 10 helikopterle çok ciddi bir kara gücüyle müdahale devam ediyor. Buranın da yine enerjisi ciddi bir şekilde düşürüldü. Sadece bir noktası kaldı. Arkadaşlar oraya odaklandı. Burası da yine kontrol edildi bilgisi verilmeye en yakın yangınlardan bir tanesi.”
Bakan Yumaklı, diğer yangınlara ilişkin ise şunları söyledi:
” Karabük Ovacık’ta da 2 helikopterle birlikte müdahale sürüyor. Ulaşılamayan kayalık alanlar var. Burasının enerjisi çok ciddi bir şekilde düşürülmüş vaziyette. Zaman zaman tütmeler görülebilir. Bunlar soğutmalardan da kaynaklanıyor. Burası da kontrol edildi bilgisi verilmeye yakın yangınlardan bir tanesi. UşakEşme’deki yangına 4 helikopter ve kara ekiplerimiz müdahale ediyorlar. Buranın da enerjisi ciddi bir şekilde düşürüldü. Burada da tek bir nokta kaldı. Arkadaşlarımız buraya yoğunlaşmış vaziyetteler. Kalan 5 yangın kontrol edilmeye en yakın vaziyette.”
Ağaçlandırma çağrısı
Yanan bölgelerle ilgili ağaçlandırma çağrısında da bulunan Yumaklı, “Buraları da yeniden ağaçlandıracağız. Herkesi 11 Kasım’daki Milli Ağaçlandırma Bayramımızda bu hasarı hep birlikte gidermeye davet ediyorum” diye konuştu.
“Pazar gününe kadar hassasiyet gerekiyor”
Yangınlara karşı vatandaşları uyaran Yumaklı, son olarak şunları ekledi:
“Önümüzdeki hafta pazar gününe kadar çok yoğun bir hassasiyet gerekiyor hepimiz için. Eğer mümkünse kapalı alanların dışında açık alanlarda bir kibrit bile çakmayalım. Bir ateş veya alev oluşturacak herhangi bir eylemde bulunmayalım. Çünkü çok basit bir şeyin bile nelere mal olduğunu burada günlerdir hepimiz yaşadık. 15 Eylül’e kadar bizim hassasiyetimiz sürecek.” – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçeye bağlı Beydini ve Alınca köyü arasındaki ormanlık alanda çıkan yangını söndürme çalışmaları 29 saattir sürüyor. Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Dr. Ahmet Bağcı, Vali Mustafa Yavuz ve AK PartiMilletvekiliCem Şahin ile bölgeye gelerek çalışmalar hakkında bilgi aldı.
İncelemelerin ardından gazetecilere konuşan Vali Yavuz, dün başlayan orman yangının gece boyunca devam ettiğini belirterek, “Aslında rüzgarın etkisini yitirdiği saatlerde kısmen yavaşladı ama rüzgarın etkisini artırmasıyla yeniden hareketlendi. Özellikle yangının engebeli, sarp bir arazide olması nedeniyle müdahalede çeşitli zorluklar yaşıyoruz” dedi.
“Yangın 40 hektarlık alanda etkisini devam ettiriyor”
Dün yangının başladığı saat itibariyle 75 araç ve 205 personelle yangına canla ve başla müdahale edildiğini ifade eden Yavuz, “Şu anda da yaklaşık olarak 38-40 hektarlık bir alanda etkisini devam ettiriyor. Özellikle doğu ve batı kısmında yangınımız şuanda devam ediyor. O noktalarda arkadaşlarımız yol açmak suretiyle ve arazözler vasıtasıyla hortumları döşeyerek suyla müdahale ediyorlar. Karadan müdahalenin yanı sıra aynı zamanda bugün havanın ışımasıyla birlikte iki helikopterimiz yangına gün boyunca müdahale ettiler. Hem havadan hem karadan müdahale ediliyor. Tek sevindirici taraf. Dün de söylemiştim. Yakın bir yerleşim yerimizin olmaması. Bu saate kadar herhangi bir cana zararın gelmemesi bu anlamda işin sevindirici tarafı ama diğer taraftan tabii akciğerlerimiz olan, yeşil vatanımız olan ormanlarımızın da zarar görmesi bizleri üzüyor” diye konuştu.
Yavuz, beklentilerinin yangını kısa sürede söndürmek olduğunu aktardı.
Yangın için gece planlamasının yapılacağını kaydeden Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Dr. Ahmet Bağcı ise, “Bakanımızın talimatı üzerine bölgedeki tüm Orman Genel Müdürlüğü teşkilatı ve AFAD teşkilatının imkanlarını buraya seferber ettik. Umarım bu gece ormandaki enerjinin soğutulması ve ardında da kontrol altına alınmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
AK Parti Karabük Milletvekili Cem Şahin, devletin tüm imkanlarıyla yangın bölgesinde olduğunu belirterek, “Arkadaşlarımız kontrol altına almak amacıyla gerekli çalışmaları yürütüyorlar. İnşallah ümidimiz bu çalışmaların neticesini en kısa süreç içerisinde görmek” dedi. – KARABÜK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR – İzmir’in Menderes ilçesi Şaşal Mahallesi’nde yeni bir orman yangını çıktı.
Menderes’te çıkan yangına İzmir Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri yangına havadan ve karadan müdahaleye başladı. Öte yandan, Karşıyaka Yamanlar Dağı’ndaki orman yangını devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Polat, Dedeler köyündeki İl Afet Koordinasyon Merkezi’nde gazetecilere yaptığı açıklamada, zorlu arazi şartlarında yangını söndürmek için büyük mücadele verildiğini söyledi.
Polat, çevresi 30 kilometreye yaklaşan, içindeki farklı bölgelerde yerleşim yerleri, ticari müesseseler, fabrikalar ve tesisler bulunan bir alandan bahsettiğini dile getirdi.
Bunların işlerini zorlaştıran unsurlar olduğunu ve yangını söndürme süresini uzatan sebeplerin de başında geldiğini belirten Polat, “Başlangıçta birbirinden uzak 12 farklı noktada yangın devam etmekteyken 3. gün itibarıyla bu noktayı 3’e indirmiş bulunmaktayız. Diğer noktalarda yangın sönümlenmiş ve oranın personeli ve araçları da henüz söndürülmemiş alanlara kaydırılmış ve oralarda kümelendirilmiş bulunmaktadır. Bu sevindirici bir durum. Zaman zaman ulaşılamayan noktalarda parlamalar ve enerji artımları görülmektedir. O yüzden bugün şu saat itibarıyla yangının kontrol altına alındığını teknik olarak söyleyemeyiz. Bölgenin ağaç yapısı kara çam ağırlıklı, yüksek enerjiyle yanan, sürprizler yapabilen bir ağaç türü. Bu vesileyle henüz yangının kontrol altına alındığını söyleyemeyiz.” diye konuştu.
“Hava aracı eksikliği varmış gibi oluşturulan spekülasyonlar doğru değil”
Bir basın mensubunun “Hava araçlarının su temini noktasında bir sorun yaşanıyor mu?” sorusuna karşılık Polat, hava araçlarının su temini noktasında hiçbir sorun yaşanmadığını, su kaynağının bölgeye çok yakın olduğunu söyledi.
Sünnet Göleti’nden su temin ettiklerini, bunun bir avantaj olduğunu dile getiren Polat, bölgede geniş yüzeyi olan bir su kaynağı bulunmadığı için uçak yerine sadece helikopter desteği verebildiklerini ifade etti.
Polat, başlangıçta 11, 12, 13’lere kadar çıkan hava aracı desteğinin 3 gün içinde değişik sayılarda devam ettiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunları ikmal ihtiyaçları ve çalışma saati ihtiyaçları, gece çalışıp çalışmama gibi kısıtlarından dolayı devamlı havada göremiyor olabilirsiniz. Bu da bazı spekülasyonlara sebep oluyor. Aynı zamanda yangın alanının çok geniş olması, birbirinden farklı ve birbirini görmeyen alanların bulunması da diğer tarafta çalışan hava aracının bu taraftan görülmemesi sanki hava aracı eksikliği varmış gibi bir spekülasyonlar oluşturuldu. Kesinlikle bu doğru bir şey değildir. Türkiye’mizin farklı noktalarında ortaya çıkan yangınlarla da cansiparane mücadele ettiğimiz için bu yangının gerektirdiği sayıda hava aracını intikal ettirmiş ve çalıştırmış bulunmaktayız. Hava araçlarımız gün batımıyla tabii çalışamayacak. Kontrol altına alındıktan sonra soğutma çalışmalarına da katılacaklar yer yer.”
“Hiçbir yerleşim yerimiz şu anda tehdit altında değildir”
“Yangın herhangi bir yerleşim yerine sıçradı mı?” sorusu sorulan Polat, yerleşim yerinin güvence altına alınmasıyla ilgili çalışmaların devam ettiğini dile getirerek, “Şunu kesin söyleyebilirim, hiçbir yerleşim yerimiz şu anda tehdit altında değildir. Her geçen gün daha da rahatlatılmıştır çünkü amacımız ilk önce yerleşim yerlerinin korunması, insanların can ve mal güvenliklerinin sağlanması, özellikle ticari müesseselerimizin zarar görmemesi üzerine kurulmuştu. Sarp arazide ilk yapabileceğimiz şey buydu. Bunda da başarılı olduk çok şükür. Evlerine dönmeleriyle ilgili konularda Sayın Valimiz de burada Valilikle yapacağımız toplantılarda karar verilecektir.” diye konuştu.
Vali Erkan Kılıç da bazı medya kuruluşlarında yer alan “Göynük’te evlerin yandığı, ağır hasarlı evlerin bulunduğu, çok sayıda hayvanın telef olduğu” şeklindeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını vurgulayarak, böyle bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığını bildirdi.
Şu an zarar gören ev bulunmadığını belirten Kılıç, “Hayvanlarla ilgili herhangi bir şey yok. Tüm tedbirler alınmış, Sayın Bakan Yardımcımızın da ifade ettikleri gibi her yerde yeterli araç gerecimiz var. Jandarmamız, AFAD’ımız, orman personeli, her tarafı sıkı tutuyoruz şu anda. Çok şükür bu saate kadar iyi geldik. İnşallah bundan sonra da kısa sürede bu yangını tamamen kontrol altına alırız.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Havanın kararmasıyla birlikte uçak ve helikopterlerin müdahalesi sona ererken, gece görüşlü helikopterler devreye girdi. Yangına, kara ekiplerinin yanı sıra gece görüşlü helikopterlerle müdahale sürerken, İnsansız Hava Aracı (İHA) tarafından çekilen görüntüler yangının boyutunu gözler önüne serdi. Yangın bölgesinde söndürme çalışmaları aralıksız sürüyor. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>REKABET GÜCÜNÜ ETKİLİYOR
Şirketlerin iklim değişikliği ile mücadelede çok önemli bir rolü olduğunu anlatan iklim değişikliği ve çevresel sürdürülebilirlik alanında danışmanlık ve eğitim hizmeti veren Climate Union’ın kurucusu Akın Ayberk Çilekoğlu, “Şirketler etkili uygulamalar geliştirip, yenilikçi yaklaşımlarla bu dönüşüm sürecine katkı sağlıyorlar. Ancak çevresel sürdürülebilirlik konusunda yeterli hassasiyeti göstermese de öyleymiş gibi davranan çok sayıda şirket var. Bu durum gittikçe yaygınlaşıyor. Çünkü çevre duyarlılığı güçlü bir reklam ve pazarlama materyali olarak şirketlere rekabet avantajı sağlıyor. Halbuki şirketler çevresel sürdürülebilirlik alanında yapacakları yatırımlar ile bir yandan doğal çevrenin korunmasına katkı sağlarken, diğer yandan ulusal ve küresel düzeyde rekabet gücünü artırabilir, marka itibar ve güvenilirliklerini de koruyabilir” diye konuştu.
HANGİ SEKTÖRLERDE DAHA YAYGIN
Türkiye’nin de 2022 sonunda ‘Çevreye İlişkin Beyanlar İçeren Reklamlar Hakkında Kılavuz’unu kamuoyuna duyurduğunu hatırlatan Çilekoğlu, “Küresel düzeyde yeşil aklama ile mücadele ediliyor. Devletler yeni adımlar atıyor. Çalışmalara göre petrol ve doğalgaz sektörünün çok fazla greenwashing yaptığını, onu da bankacılık ve finans sektörlerinin takip ettiğini söyleyebiliriz. Türkiye’de ise hızlı tüketim ürünleri başta olmak üzere gıda, ulaşım, kozmetik, enerji, bankacılık ve tekstil gibi çeşitli sektörlerde sıkça greenwashing ile karşılaşıyoruz” dedi.
ŞİRKETLER BUNU NEDEN YAPIYOR
-Greenwashing yapan şirketlerin aslında piyasaya sundukları ürün veya hizmetin çekiciliğini artırmayı hedeflediğini belirten Akın Ayberk Çilekoğlu, “Çevre duyarlılığı olan tüketiciler esas hedef kitleyi temsil ediyor. Ayrıca tüketicide daha kaliteli algısı yaratabiliyor. Dolayısıyla greenwashing yapan şirketler aslında büyük bir rekabet avantajı elde etmiş oluyor. Bu yüzden yeşil aklama, rekabet kurulları ve finansal piyasaları denetleyen ve düzenleyen kamu otoritelerinin de faaliyet alanına giren bir konu oldu” dedi.
TÜKETİCİ NEYE DİKKAT ETMELİ
-İklim değişikliği ve çevresel sürdürülebilirliğe dair okur yazarlığı artırmanın da artık oldukça önemli olduğunu söyleyen Akın Ayberk Çilekoğlu, “Tüketiciler her bir ürün ve hizmetin içeriğini, doğaya ve insan sağlığına etkilerini bilmeseler bile doğa dostu veya sürdürülebilir ürün gibi çok genel tabirler kullanan, belirsiz, kafa karıştırıcı içerikleri barındıran ürün ve hizmetlerden uzak durabilir, en azından şüphe uyandırıcı içeriklerin olduğu ürün ve hizmetleri tercih etmeyebilirler. Sivil toplum ve düşünce kuruluşlarının çalışmaların inceleyebilirler. Özellikle sağlık açısından risk taşıdığını düşündükleri ürün ve hizmetler konusunda Alo 175 Tüketici Danışma Hattı’ndan bilgi almayı bile tercih edebilirler” ifadelerini kullandı.
‘DÜZENLİ OLARAK RAPORLAMA ŞART’
Gerçek verilerle desteklenmeyen faaliyetlerin greenwashing riskini artırdığını anlatan İklim için 350 Derneği Finans Kampanyaları Sorumlusu Selen Karaca, “Aynı zamanda şirketlerin belirledikleri çevresel hedeflerin gerçekçi ve ölçülebilir olması gerekir. Ayrıca, bu hedeflere ulaşmak için atılan adımların ve kaydedilen ilerlemenin düzenli olarak raporlanması da diğer bir şart. Dolayısıyla bu kriterler bir şirketin çevre ile ilgili adımlarının gerçekçiliğini değerlendirmede yol gösterici olacaktır” dedi. İklim için 350 Derneği olarak Türkiye özelinde konuyu bankalar ve özel sektör olarak 2 ayrı raporda incelediklerini vurgulayan Karaca, “Bankaları incelediğimiz raporda yer alan 17 bankadan; 10’u kömüre ‘hayır’ derken, 11’i net sıfır hedefine uygun olarak adımlarını atma taahhüdünde bulunmuş. BIST 30 Endeksi’nde yer alan bankacılık harici 26 şirkette ise 10 şirketin 2022 yılına göre Kapsam-1 emisyonları artarken, sadece 7 şirketin emisyonları azalmıştır. 9 şirket ise emisyonlarını raporlamamış. Ayrıca çoğu şirket karbon-nötr olma yolunda bir hedef tarih paylaşmıyor ve belirli bir planları yok. Ancak sadece taahhüt vermek yeterli değil ve önemli olan bu taahhütleri destekleyecek gerçekçi ve ölçülebilir kısa-orta-uzun vadeli plan” dedi.
]]>