Onlar da şöhret basamaklarını tırmanmak için büyük çaba gösterirler. Hatta bunu bir noktaya kadar başarırlar da.
Ama bir kırılma noktası olur ve işte orada onlar için işler tersine döner. O pırıltılı dünyanın arka sokaklarına saplanıp kalırlar… Onca gösteriş içinde kaybolan hayatlardır onlar.

PIRILTILI DÜNYANIN KAYBOLAN HAYATLARINDAN BİRİ
İşte bunlardan birinin kahramanı Loni Willison. Onun öyküsü aslında bazılarına çok tanıdık gelecektir.
Çünkü bir zamanlar pırıltılı dünyada gayet iyi giden bir kariyere sahipken peşinden koşan paparazzi ordusu şimdi onu arka sokaklarda kaybolan yaşamında da yalnız bırakmıyor hiç. Willison’ın şöhret basamaklarını yukarıya doğru tırmanmak yerine aşağıya doğru yuvarlanmasını da belgeliyorlar.
Hatta Willison, kimi zaman onlarla konuşup geride bıraktığı hayatının değerlendirmesini de yapıyor.

O YÜKSEKTEN DÜŞEN BİR YILDIZ
Bir zamanlar geleceği parlak bir modelken üstelik döneminin en ünlü yıldızlarından biriyle dışarıdan bakıldığında mutlu görünen bir evlilik de yapmışken kelimenin tam anlamıyla gösteri dünyasının “yüksekten düşen” yıldızları arasına girdi 40 yaşındaki Willison.
Eski modelin artık bir evi bile yok, sokaklarda yaşıyor. Kimi zaman bir tente altına sığınıyor ve çöplükten toplayarak edindiği bütün eşyasını bir market arabasında oradan oraya taşıyor.
Bir zamanlar güzel ve geleceği parlak bir model olan Willison, geçtiğimiz günlerde yine objektiflere takıldı.

ÇÖPLERİN ARASINDAN KENDİNE GİYECEK KIYAFET BULDU
Model, Los Angeles’ta çöplüklerin olduğu bir bölgede geziniyordu. Her birinin önünde durdu ve kendine uygun giysileri araştırdı. Aralarından bazılarını seçip üzerine giyip denedi.
Beğendiklerini ve kendisine uygun olanların bir kısmını giydi. Geri kalanını da bütün mal varlığını taşıdığı market arabasına koydu.
O anlarda paparazzinin kendisini görüntülemesini de hiç umursamadı. Hatta bazen objektiflere aldırmaz bakışlar bile attı.
Çöpe atılan giysiler arasında seçim yapan Loni Willison, sonra da geldiği gibi sessizce yoluna devam edip ışıltılı kentin arka sokaklarındaki yaşamına geri döndü.

Willison; çöplerden bulduğu kıyafetleri denedi… Üzerine olanları bütün varlığını taşıdığı market arabasına koyarak hayatına döndü.

BAMBAŞKA BİR HAYATI OLABİLİRDİ
Aslında Loni Willison’ın hayatı bugün başka türlü konuşuluyor olabilirdi. Gencecik bir kızken oyuncu ve model olarak kariyerine başlamıştı.
Kendisinin yıldızını parlatmaya başladığı dönemde gözde olan oyuncu Jeremy Jackson ile birbirlerine aşık olup evlendiler. O zamanlar dışarıdan bakıldığında her şey yolunda gibi görünüyordu.
Sarı saçları, ışıltılı gülüşü ve sağlıklı bedeniyle mutlu bir genç kadındı Loni Willison. Bahçesinde çiçekler açan güzel bir evde yaşıyorlardı. Kocasıyla birlikte Los Angeles sokaklarında spor yaparken de yine sık sık görüntüleniyorlardı.
Ama dışarıdan böyle kusursuz görünen hayatının kapalı kapılar ardındaki kısmı hiç de öyle değildi.

ESKİ EŞİNDEN ŞİDDET GÖRDÜ, RUH SAĞLIĞI BOZULDU
Willison, sokaklarda yaşamaya başladıktan sonra anlattığına göre kocası Jeremy Jackson’dan şiddet görüyordu.
Üstelik Jackson onu polise gitmemesi için tehdit ediyordu. Zaten söylediğine göre de bugünkü durumunun en önemli sebebi bu evlilik sırasında yaşadığı zorlukların ruh sağlığını bozması.
Sokaklarda çöplüklerde işine yarar bir şeyler ararken bir paparazziye anlattığına göre 2005 yılında Expose adlı yapımda birlikte oynarken tanıştığı Jackson ile evlenmesi onun hayatının en büyük hatalarından biri oldu.
Loni Willison bir yandan gösteri dünyasında oyuncu ve model olarak kariyer yapmaya çalışırken diğer yandan da bir estetik kliniğinde çalışıyordu.
Ama gördüğü şiddet ruh sağlığını bozunca çareyi kötü alışkanlıklarda buldu. Onlar da Willison’ın ruh sağlığını bozdu ve hayata uyum sağlamasını engelledi.
Yine kendisiyle sohbet eden bir paparazziye “Keşke evliliğimde şiddet gördüğümü korkmadan anlatabilseydim” diyerek bu konuda suskun kalmaktan dolayı pişman olduğunu ifade etti.

BİR SÜRE KAYBOLDU… EVSİZ OLARAK ORTAYA ÇIKTI
Bütün bunların sonunda da Loni Willison ile Jeremy Jackson’ın evliliği 2014 yılında sona erdi. Bunun ardından üç yıl kimse Willison’dan haber alamadı.
Bu sürenin sonunda ortaya çıktı… Ama eskisinden çok farklıydı. Bir zamanların güzel, sağlıklı, bakımlı modelinden eser yoktu artık. Willison, sokaklarda yaşayan bir evsizdi!
Aslında onun bu hale düşmesinin ardında başka nedenler de vardı. 2016 yılına kadar bir estetik cerrahi merkezinde asistan olarak çalışıyordu.
Bir ara emlakçılık da yaptı. Fakat usul usul ruh sağlığıyla ilgili sorunlar yaşamaya başladı. Hatta bu sorunlar kelimenin tam anlamıyla onu esir aldı. Üstelik kötü alışkanlıklar da bir yandan. Sonunda da 2016 yılında tamamen çöküş geldi.
İşte o noktadan sonra da işini kaybetti Loni Willison, Evinin kirasını ödeyemediği için sokağa atıldı. Artık sokaklarda yaşayan bir evsizdi!

‘KİMSE BENİ UMURSAMIYOR’
Peki ya kimse Loni Willison’a yardım etmeye çalışmıyor mu? Elbette bunun için uğraşanlar var. Ama o her seferinde bütün bu yardım önerilerini geri çeviriyor. Söyledikleri işe şöyle: “Ben kendi başıma yaşayabiliyorum. İhtiyacım olan her şey burada.”
Loni Willison, yiyecek içecek konusunu nasıl çözdüğünü de şöyle ifade etti bir keresinde: “Orada burada param var. Mağazaların yakınındaki çöp kutularında da yiyecek var. Oralarda her şeyi bulabilirsiniz.”
Sonra da duyanın içini sızlatan şu sözlerle sürdürdü konuşmasını “Ben kimsenin umurunda değilim. Onları görmek istemiyorum, onlar da beni görmek istemiyorlar. “
]]>Bulut’un açıklaması şu şekilde:
Öncelikle uzun ve çok zorlu bir çabanın sonucunda elde edilmiş hakları temsil eden, yıllar içinde giderek artan şekilde kuvvetle sahip çıkılarak bugünlere getirilen, bir anlamda kadınların ortak mücadelesinin ve dayanışmasının adı 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü vesilesiyle bütün kadınlarımıza sevgi ve şükranlarımı ifade etmek istiyorum.
Kadınların hem sayısal nüfus, hem de sosyolojik bir gerçeklik olarak hayatın yarısını oluşturdukları bir dünyada tek bir güne sığdırılamayacak toplumsal fırsat eşitliği hedeflerimiz için elbette Türkiye İş Kadınları Derneği (TİKAD ) olarak yılın 365 günü aynı heyecanla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Birbirine eklenerek güçlenen halkalar gibi, geçmişten bugüne kadınların her alanda güçlenmesine emek vererek bugünleri hazırlayan ve bizlere elde edilen her kazanımı daha da ileri taşıma görevini bırakan bütün kadınların, onların emeklerinin ve elde ettiğimiz haklarımızın ne kadar önemli olduğunu hep birlikte yüksek sesle dile getirmemize vesile olduğundan, 8 Mart tarihinde çeşitli platformlarda taleplerimizi bir kez daha dile getiriyor ve hassasiyetlerimizi vurguluyoruz.
Bilindiği üzere, Türkiye kadınlara seçme ve seçilme hakkını birçok Avrupa ülkesinden uzun yıllar önce tanıyarak, kadına verdiği değeri somut olarak göstermiştir. Bunun neticesinde, Türkiye’de kadınlar gerek toplumsal gerekse siyasi alanda oldukça önemli yollar kat etmiş; üretim dahil, iş dünyasının her düzeyinde kendini ortaya koyarak ülkenin ekonomik hayatında da etkili bir yer tutmuştur.
Giderek güçlenen kadınlar sivil toplum kuruluşları yoluyla, yaşadıkları ülkenin olduğu kadar dünyada da etkin rol oynayan noktalara ulaşmıştır. Bütün bu zorlu yıllar boyunca kadınlar “hak mücadelesinin” en güçlü kaleleri olmuşlar, büyük görevler üstlenmişlerdir. Nene Hatun’dan Sabiha Gökçen’e, tarihimiz kendileriyle gurur duyduğumuz kadınlarla doludur. Kadınların gücünün neler yapabileceğini, kadının neleri başarabileceğini açık şekilde gösteren çok sayıda dernek ve kuruluş bugün de kadın haklarının çeşitli alanlarında çalışmalarını sürdürüyorlar. Zira, kadınların bugün geldiği noktanın henüz daha istenen düzeyde olduğunu söylemek maalesef mümkün değil. Özellikte siyasetin içerisinde karar mercilerinde yeterli kadın temsilinin olmaması kapatılması gereken büyük bir eksiklik. Ben şahsen kadın öngörüsünün, kadın erdem ve merhametinin siyaseti çok ileri noktalara taşıyacağına inanıyorum.
Kadınları güçlendirmek, onların eğitime, sağlık hizmetlerine, ekonomik fırsatlara ve siyasi katılıma erişmelerini sağlamak ve onları toplumsal önyargılara karşı dirençli kılmak anlamına gelir. Cinsiyet ayrımcılığı her insanın doğuştan gelen insani haklarının ihlalidir ve toplumların bir bütün olarak ilerlemesinin önündeki en büyük engeldir. Biliyoruz ki, kadınlara eğitim ve istihdamda eşit fırsatlar verildiğinde ekonomik büyüme ve kalkınmaya büyük ölçekli katkıda bulunabilirler. BM Sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda, ülkemizin daha da gelişmesine destek olmanın katalizörü cinsiyet eşitliği hedeflerine erişmeyi ortak bir gayret olarak görmektir.
Ama ne yazık ki, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanabilmesi için daha gidilecek çok uzun bir yol var. Kültürel yapılar pek çok toplumda hala önemli bir bariyer olarak karşımıza çıkıyor. Kadına yönelik şiddet, çalışma hayatındaki eşitsizlik, eğitim hakkından mahrumiyet, finansal kaynaklara kısıtlı erişim ve karar mercilerinde yetersiz temsil, bütün dünyadaki kadınların karşılaştığı ortak sorunlar olarak sıralanmaktadır.
Görüldüğü gibi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde daha güçlü bir vurguyla gündeme getireceğimiz pek çok meselemiz var, tüm sorunlarımızın çözümünde daha fazla yol kat etmek için kadınlara büyük görevler ve sorumluluk düşüyor. Bizler çocuklarımıza daha adil bir dünya bırakmak amacıyla barışın inşaası, adil düzen ve adil gelir dağılımının sağlanması için küresel düzeyde yılın her günü aynı şevkle çalışmaya devam edeceğiz.
]]>