“BİNLERCE TÜRK MARKASINI KÖRFEZ’E TAŞIDIK”
Çetin, şirketin Körfez açılımını ve hedeflerini şu ifadelerle değerlendirdi: “Geçtiğimiz yıl giriş yaptığımız Körfez pazarında, yerel ve uluslararası yatırımcıların desteğiyle kısa sürede 1,5 milyon müşteriye ulaştık. 2024 yılı sonu için hedefimiz ise 6 milyon müşteriye ulaşmak. Özellikle pandemi öncesinde fiziksel alışverişin öne çıktığı bu pazarda, her ne kadar alışveriş merkezindeki ziyaretçi sayıları canlı kalsa da bu alışkanlık değişiyor. Bu manada, Türkiye ve Avrupa ile kıyaslandığında da Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) iyi durumda. Türkiye’de yüzde 84 olan internet penetrasyonu örneğin BAE’de yüzde 98 düzeyinde. Ayda en az bir kez online alışveriş yapanların oranı Türkiye ve Almanya’da yüzde 70-75 iken, BAE’de bu oran yüzde 86 seviyesinde. Bu durum bölgeyi bizim açımızdan heyecan verici kılıyor. Müşteri davranışları açısından baktığımızda bulunduğumuz diğer pazarlardaki genel beklentinin değişmediğini görüyoruz. Alım gücünün yüksek olduğu pazarlarda online alışverişi tercih edenlerin, uygulamaları ziyaret sıklığı oldukça yüksek. Ancak online alışveriş penetrasyonu, bu alandaki en olgun iki pazar olan ABD ve Çin’e göre geride kalıyor. Fiziksel perakende anlamında global markaların büyük ilgisini çeken bu pazarda büyüme potansiyeli görüyoruz. Körfez bölgesinde bulunduğumuz 6 ay içerisinde 150’si büyük üreticiler olmak üzere binlerce Türk markasını bu pazara taşıdık. Öte yandan online ve fiziksel perakendenin birbirini desteklediğini düşünüyoruz. Daha önce farklı yerlerde örneğini gördüğümüz gibi şu an sadece dijitalde bulunan markaların bu bölgede mağazalarını açmasını bekliyoruz.
Alışveriş deneyimini artıran teknolojilerimiz ve yarattığımız trafikten, her birini iş ortağımız olarak gördüğümüz, bölgedeki tüm perakendecilerin ve markaların yararlandığını gözlemliyoruz. Bu anlamda, müşterilerimize ve satıcılarımıza yaşattığımız alışveriş deneyimiyle bölgenin yeni dijital AVM’siyiz diyebiliriz.”
“BÖLGEDE TÜRKİYE’YE İLGİ BÜYÜK”
Körfez’de Türk ürünlerine ve Türk kültürüne büyük ilgi olduğunu belirten Çetin şunları söyledi: “Müşteriler uygun fiyatlarla en son trend ürünlere, uçtan uca iyi bir alışveriş deneyimiyle ulaşmak istiyor. Küresel markaların yanı sıra çok sayıda Türk üretici ve satıcısına ev sahipliği yapan bir platform olarak, bölgede Türk ürünlerine büyük talep olduğunu görüyoruz. Bu durum bölgede, Türk kültürüne ve Türk modasına duyulan yakınlıktan kaynaklanıyor ve bu da bize olan ilgiyi de artırıyor. Ülkemize olan ilgiyi gördüğümüz bir başka alan da popüler kültür. Bölgede en çok Türk dizileri takip ediliyor. Geçtiğimiz günlerde bölgede açtığımız ilk pop-up mağazamızda bize eşlik eden Türk oyuncularına yoğun bir ilgi oldu. Körfez ülkelerinde bilinen ve sevilen, halihazırda uzun süredir iş birliği yürüttüğümüz Türk oyuncularını ve influencer’ları bölgeye taşıyoruz. Bölgede influencer-takipçi ilişkisi güven, bağlılık ve hayranlık üzerine kurulu. BAE’de Instagram kullanımı, Türkiye’ye kıyasla yüzde 28 daha az. Ancak Türkiye’de yüzde 74, Almanya’da yüzde 44 olan influencerlara güven, BAE’de yüzde 80 oranında. Bu verileri çok önemsiyoruz, Körfez’de 6.000’in üzerinde influencer ile çalışıyoruz” dedi.
Özellikle BAE’deki girişimcilik ekosisteminin çok dinamik olduğunu belirten Çetin, bu bölgede çok sayıda start-up’ın yeni perakende teknolojileri üzerine çalıştığını söyledi. Çetin şu ifadeleri kullandı: “Faaliyette bulunduğumuz tüm ülkelerde dijital ekosistemi ve ekonomiyi büyütme vizyonumuz doğrultusunda, bölgedeki start-up’larla yakın çalışmayı ve onlara destek olmayı önceliklendiriyoruz. Bunun aynı zamanda halihazırda 20 milyar doların üzerinde olan Türkiye ve BAE arasındaki ticaret hacmi üzerinde de olumlu bir etki yaratacağını düşünüyoruz. Körfez ülkelerindeki müşterilerimize, 50 bin yerli üreticimizin ürettiği, 1.600 alt kategoride 15 milyon ürün seçeneği sunuyoruz. Bu, bölgedeki en yüksek ürün yelpazelerinden biri demek. Türkiye perakende sektörünün büyük oyuncularının ve aynı zamanda ’lerin işlerini büyütmelerine olanak tanıyan pazaryeri modelimizi bu bölgeye de taşıyarak, geniş ürün yelpazesini Körfez bölgesindeki müşterilerimizle buluşturuyoruz.”
]]>
MUĞLA
BODRUM İLK SIRADA
-Yaz tatilinin popüler ilçesi Bodrum hem ortalama kira hem de satış fiyatında zirvede. Bölgede Mart 2023-Mart 2024 döneminde metrekare satış fiyatı yaklaşık yüzde 66 arttı ve 200 bin liraya kadar çıktı. Böylece 100 metrekare evde ortalama fiyat 20 milyon liraya ulaştı. Villa tipi 2+1 yazlığın haftalık kirası ise ortalama 60 bin lira.
-Araştırma sonuçlarına göre, Fethiye’de ise yine yaklaşık yüzde 66 artışla ortalama metrekare satış fiyatı 50 bin TL’ye ulaştı. Bu bölgede 4 kişilik 2+1 bir yazlık için hesaplanan ortalama haftalık kira bedeli ise 30 bin lira.
SEZONLUK KİRA 20-25 MİLYON TL
-TSKB’nin araştırması ortalama rakamları veriyor. Peki, her zaman tartışılan lüks adreslerde tablo bu yıl nasıl? Emlak ilan sitelerinden ve kiralama şirketlerinden edindiğimiz bilgiler bu kadarına pes dedirtiyor. Gölköy’de lüks bir sitesinde 5+1, 500 metrekare villa için yaz aylarında sezonluk (3-4 ay) kira 20-25 milyon lira. Otel hizmetleri ve kahvaltı dahil konaklamada 4+1 rezidans dairenin 3 aylık kirası 28 milyon lirayı aşarken, 5+1 villa seçenler kahvaltı dahil aylık 27 milyon 700 bin lira ödüyor. Aynı sitede 500-600 metrekare villaların satış fiyatları da ilanlara göre 500 milyon liraya kadar çıkıyor.
-Yine aynı bölgede bir başka lüks sitede ise yüksek sezonda 2+1 için aylık yaklaşık 1.3 milyon lira, 3+1 için 1.9 lira, 4+1 için 2.1 milyon lira kira isteniyor. 4+1 evi 6 aylık kiralamanın bedeli yaklaşık 5.4 milyon lirayı buluyor.

İZMİR
ÇEŞME VE URLA BÜTÇEYİ ZORLUYOR
-İzmir’in yazlık kesimlerinden Foça’da birim satış verilerindeki yıllık artış yaklaşık 70, Çeşme’de yüzde 75, Urla’da yüzde 72 civarında. İzmir doğası, yeni konut projeleri ve ulaşım avantajıyla son yıllarda öne çıkıyor.
-Üst gelir grubuna sahip kişilerin tercih ettiği Çeşme ve Urla’da metrekare satış fiyatları 175-200 bin lira bandından. Haftalık kiralar ise yine 2+1 villa tipi evlerde Çeşme’de ortalama 50 bin, Urla’da ise 35 bin lira.
-Foça’da ise satış fiyatları görece daha uygun olsa da kiralamalar bütçeleri zorluyor. Bölgede ortalama metrekare satış fiyatı 75 bin lira, haftalık kira için istenen ortalama tutar ise 35 bin lira.

ANTALYA
HAFTALIK KİRA 35 BİN TL’DEN BAŞLIYOR
-Rusya Ukrayna savaşı sonrası kiraların uçuşa geçtiği Antalya’da gerileyen taleple fiyat ve kira artışı da dizginlendi. Ancak sezonunda yazlık evlerde uygun seçenek bulmak zor. Manzara avantajı ve ferah havası ile öne çıkan Alanya’da ortalama metrekare satış fiyatı 50 bin liraya çıktı. 2+1 bir evin kirası için bugün istenen ortalama bedel ise 35 bin lira.
-Yabancı turistlerin ağırlıkta olduğu Kaş’ta ise metrekare satış fiyatı 80 bin liraya, haftalık kiralar ise 60 bin liraya ulaşmış durumda.
-Turistik yapılaşmanın daha yaygın olduğu, villa, otel, apart otel ve pansiyon tipi yapılaşmaları barındıran Kemer ise şehir merkezine yakın olması, kıyı boyunca ünlü sahilleri olması, bölgede doğal güzellikler yer alması gibi nedenlerle tercih ediliyor. Yapılan araştırmaya göre bu bölgede ortalama metrekare satış fiyatı 60 bin lira olurken, haftalık ortalama kira 40 bin liraya çıktı.

AYDIN
DİDİM VE KUŞADASI’NDA HAFTALIK FATURA 25 BİN
-TSKB’nin raporunda; İngiliz turistlerin tercih ettiği Aydın’ın Didim ilçesinin, emekli nüfusun şehir hayatından yazlık kesimlere göçünde de kilit konumunda olduğu ifade ediliyor. Bölgede yıllık fiyat artışı yüzde 80 olsa da, villa fiyatlarının Kuşadası villa fiyatlarına yeni yeni ulaştığı belirtiliyor. Didim’de arsa sayısı fazla olduğu için yeni projelere sıkça rastlanıyor ve bölgede orta ve orta üstü gelirliye hitap eden seçenekler de yer alıyor. Didim’de ortalama metrekare fiyatı 45 bin lira, haftalık ortalama kira bedeli 25 bin lira olarak hesaplanırken,
-Kuşadası’nda ortalama metrekare fiyatı 52 bin 500 lira, haftalık kira ise yine 25 bin lira seviyesinde.

BALIKESİR
EDREMİT’TE ORTA GELİRLİ İÇİN SEÇENEKLER VAR
-Balıkesir’in Ege Denizi kıyısında olan yazlık bölgeleri, yapılan havalimanı, İstanbul-İzmir otobanı ile daha çok tercih edilmeye başlandı. TSKB’nin araştırmasına göre, Edremit’te 2023 yılında yazlık konutların ortalama metrekare fiyatı 30 bin lirayken, bu sene 50 bin liraya ulaştı.
-Diğer yandan Ayvalık tarihi güzellikleri, doğası, konumu ve eski Rum evleri dokusu nedeniyle çok ilgi gören, turizm potansiyeli yüksek bir bölge. Arzın kısıtlı olduğu bölgede, yeni imara açılan alan olmaması sebebiyle mevcut yapıların restore edilerek satışa ve kiralamaya sunulduğu görülüyor. 2023 yılında yazlık konutların metrekare fiyatı 60 bin lirayken, bu sene 110 bin liraya çıktı. Yazlık kiralamaları genelde 3 ay üzerinden yapılırken, haftalıklarda Edremit’te gerekli bütçe ortalama 15 bin lira, Ayvalık’ta ise 30 bin lira.
ÇANAKKALE
TALEPLE BİRLİKTE FİYAT VE KİRALAR ARTTI
-Son dönemde talebin arttığı Ayvacık ilçesinde müstakil ya da az katlı apartmanlara olan talebin arttığı, birçok yazlık amaçlı villa ile 2-3 katlı sitelerin inşa edildiği görülüyor. Bölgede geçen yıl 30 bin lira olan metrekare satış fiyatının 50 bin liraya ulaştığı, haftalık kiralama bedelinin de ortalama 35 bin lira olduğu belirtiliyor.
-Son yılların popüler adreslerinden Bozcaada’da ise günlük, haftalık kiralamalar öne çıkıyor. İlan sitesinde yer alan bilgiye göre temmuz ayında Bozcaada’da 4 kişi kalınacak bir evde gecelik 5-6 bin liraya seçenekler var. Evin büyüklüğüne, konumuna ve sunduğu imkânlara göre gecelik fiyat 10 bin lirayı aşıyor.
]]>Hacızade, “Endişe verici bir diğer konu ise Fransa öncülüğünde daha fazla askeri teçhizat (ölümcül ve saldırı silahları dahil) sağlanması yönünde yeni vaatler içeren, Ermenistan’ı askerileştirme kampanyasıdır. AB’nin bir diğer üyesi Yunanistan da geçtiğimiz günlerde Ermenistan’la askeri iş birliğinin derinleştirilmesine ilişkin açıklamalarda bulunmuştu. Ayrıca, Avrupa Barış Fonu çerçevesinde Ermenistan’a askeri yardım yapılmasının planlanması ve 5 Nisan’da yapılacak toplantının askeri unsurları da kapsadığı yönündeki bilgiler, bölgede barışı tesis etme çabalarını baltalamakta ve endişeleri artırmaktadır. İlginçtir ki Azerbaycan yaklaşık 30 yıldır silahlı saldırı, işgal ve etnik temizliğin mağduru olmasına ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Ermenistan’ın işgalci güçlerinin derhal, tamamen ve şartsız olarak geri çekilmesini talep eden 4 kararına rağmen AB ve ABD tarafından hiçbir zaman bu tür kayıtsız şartsız destek almamıştır” değerlendirmesinde bulundu.
“KONFERANS TAM ANLAMIYLA ŞEFFAF BİR ŞEKİLDE YÜRÜTÜLMÜYOR”
AB-Ermenistan-ABD toplantısının bölgede devam eden barış sürecine muhtemel etkisi sorulan Hacızade, “AB ve ABD’nin eylemlerinin tek taraflı ve ön yargılı olduğu, çifte standart yaklaşımına dayandığı açıktır. Söz konusu üçlü toplantı, tam anlamıyla şeffaf yürütülmüyor, bölgesel kapsayıcılıktan yoksun ve bölgede teşvik edilen, çok ihtiyaç duyulan güven inşasına, bütünlüğe aykırı hareket ediyor. Ermeni tarafını iyi niyetle müzakereye teşvik etmek yerine bölgede yeni ayrım hatları oluşturuyor” dedi. Hacızade, “Ermenistan’daki intikamcı ruh hali göz önüne alındığında Washington ve Brüksel’in bu kadar açık bir Ermeni yanlısı kamuoyu açıklaması, Ermenistan’da AB ve ABD’nin Azerbaycan’a karşı muhtemel provokasyonlarında Ermenistan’ı destekleyeceği yönünde tehlikeli bir yanılsamaya yol açabilir. Böyle bir durumda AB ve ABD, Ermenistan’ın muhtemel istikrarsızlaştırıcı eylemlerinin sorumluluğunu paylaşacak” ifadelerine yer verdi. Hacızade, temel temellere dayanan kalıcı barış, istikrar ve güvenliğe ulaşmak için eşsiz bir fırsat penceresinin mevcut olduğu bir dönemde, tüm taraflara barış çabalarına zarar verecek ve bölgede yeni gerilim dalgalarını tetikleyebilecek adımlardan kaçınma çağrısında bulundu.
]]>DEPREM HER ŞEYİ DEĞİŞTİRDİ
Mursaloğlu’nun planı zor da olsa tuttu. “Her şey yoluna giriyor” derken 6 Şubat depremleri tıpkı binlerce depremzede gibi Uğur Mursaloğlu ve ailesine de yeri doldurulamaz bir acı getirdi. “Evimiz yıkıldı, babamı kurtaramadık” diyen Mursaloğlu, kentten tekrar göç etiğini söyledi. “İzmir’de bir ev tuttuk. Ben İzmir’de duramadım. Burada öyle çok sorun, iş var ki. Şimdi bir karavanda hem çalışıyor hem de yaşıyorum” diye anlattı yaşadıklarını Mursaloğlu.
Uğur Mursaloğlu’nun üzerinde ÇiftliktenEve yazan karavanı aylardır deprem bölgesindeki bahçelerde kalan ürünleri tüketiciye ulaştırıyor. Ama Borusan Holding’in desteğiyle yürütülen bu çaba, bambaşka bir yere taşınmış durumda.
Deprem öncesindeki çiftçilerle çalışma yine devam ediyor ama deprem bölgesindeki konteyner kentlerin gıda ihtiyacına odaklanan bir iş modeli de devrede. Yani bölgedeki ürünleri dalından alıp konteyner kentlerdeki sofralara taşıyorlar.
Mursaloğlu’nun verdiği bilgilere göre bugüne kadar 20’den fazla konteyner kentteki 4 binin üzerinde aileye tarım ürünü götürüldü.
2.5 MİLYON TL’LİK SATIŞ
Reyhanlılı Uğur Mursaloğlu’nun Borusan Holding desteğiyle yürüttüğü işin sosyal girişimcilik tarafında da önemli bir başarı yakalandı. Bölgeden göçün artmasıyla dalında kalan mandalinaları toplamak, bunları kentlerdeki alıcılara ulaştırmak yapılanlara güzel bir örnek. Mursaloğlu şöyle anlattı yapılanları: “Mandalinaları toplayacak kimse kalmadı. Dalında çürümeye başladı. Hemen organize olduk. Haftada 22 ton mandalina sattık. 90 ton satış gerçekleştirdik. Yaptıklarımızı duyanlar dayanışma siparişleri veriyor. Bölgede üretilen 800’den fazla ipek ürün de sattık. Yani bölgedeki üreticilerle alıcıları buluşturuyoruz. Bu sayede 33 üreticiye 2.5 milyon TL’lik kazanç sağladık.”
Deprem bölgesindeki üreticiye özel paketler geliştirdiklerini söyledi Mursaloğlu. Sürecin hiç de kolay olmadığını anlattı: “Depremden sonraki iki ay yoğun dayanışma siparişleri geldi, üçüncü ayda bıçak gibi kesildi. Ama doğa durmadı. Üretim yaptı. Biz de birçok sivil toplum kuruluşuyla tanıştık. Dört çiftliği dağıtım merkezine çevirdik. Aşevleri, konteyner kentler gıdaya ihtiyaç duyuyor. Kampanyalar açtık. Kurumsal desteklerle ürünleri depremzedelere ulaştırıyoruz. Kampanyayı gören üretici de bize ulaşıp ürünüm var diyor.”
Mursaloğlu’nun anlattığı modelle bölgedeki aşevleri ve konteyner kentlere 40 ton, kurumsal firmalara 30 ton, kamuya 12 ton, evlere de sekiz ton gıda ürünü gönderildi. O’nun hedefi ise çiftçileri teknoloji yardımıyla pazar verilerine göre stratejik üretime yönlendirecek bir sistem kurmak. Big datayı kullanarak üretim yaptırmak, Bir karavandan ne olur? Binlerce kişiye aş olur, çiftçiye umut olur.
]]>