‘TEL AVİV’E İLETTİM’
Hürriyet’in dün yazdığı 1800 adet 900 kilogramlık ve 1700 adet 225 kilogramlık Amerikan bombalarının sevkıyatının geçici olarak durdurulması konusuna değinen Başkan Biden, “Gazze’de bu bombalar ve nüfus merkezlerine yönelik diğer yöntemler sonucunda siviller öldürüldü. Refah’a girerlerse, şehirleri halletmek için geçmişte kullanılan silahları tedarik etmeyeceğimi (İsrail hükümetine) açıkça belirttim” dedi. 7 Ekim’den bu yana ilk kez ABD’nin verdiği bombalarla Gazze’de sivillerin katledildiğini itiraf eden Biden, İsrail’e ilk kez kamuoyu önünde bir kırmızı çizgi de çekmiş de oldu. Biden, “İsrail henüz kırmızı çizgimi geçmedi” dedi.
TRUMP’TAN TEPKİ
Biden’ın açıklamalarına Amerikan siyasetinden bazı isimler tepki gösterdi. Biden’ın 5 Kasım seçimlerindeki Cumhuriyetçi rakibi eski Başkan Donald Trump, kendi sosyal medya platformu Truth Social’da yaptığı açıklamada, 81 yaşındaki başkanı “teröristlerin tarafını tutmakla” suçladı. Trump dün de mahkeme girişi gazetecilere yaptığı açıklamada, “Biden’ın İsrail ile ilgili yaptığı şey utanç verici. Herhangi bir Yahudi Biden’a oy verirse kendinden utanmalı” ifadelerini kullandı.
Temsilciler Meclisi Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi Steve Scalise, “Bu, Ortadoğu’daki en büyük müttefikimize ihanettir” derken, Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise Biden’ın bu kararının seçimlere yönelik olduğunu öne sürdü. Senatör Tom Cotton da Temsilciler Meclisi’ni göreve çağırarak, Biden’ın bu kararından ötürü azledilmesi gerektiğini savundu.
Başkan Biden’ın açıklamalarını olumlu bulanlar da var. Demokrat Senatör Bernie Sanders, bu kararın olumlu bir adım olduğunu ancak daha da fazlasının yapılması gerektiğini savundu.
İLK ADIM DEĞİL
İsrail’in eylemlerinden ötürü Tel Aviv’e silah satışlarını şarta bağlayarak kısıtlayan ilk ABD Başkanı Biden değil. ABD’nin 40’ıncı Başkanı Ronald Reagan, ilk önce 1982 yılında İsrail’in Lübnan’ı işgalinde ABD tarafından sağlanan misket bombalarının kullanılmasının ABD silah ihracat yasalarını ve İsrail ile yapılan diğer özel anlaşmaları ihlal edip etmediğini gözden geçirirken, top mermisi sevkiyatlarını durdurma kararı almıştı. 1983 yılında ise Başkan Ronald Reagan; İsrail, güçlerini Lübnan’dan çekene kadar 75 kadar F-16 savaş uçağının transferine izin vermeyeceğini söylemişti.
CIA DİREKTÖRÜ EVE DÖNÜYOR
Beyaz Saray Sözcüsü John Kirby, Hürriyet’in de katıldığı bir brifing sırasında geçtiğimiz haftadan bu yana Mısır’ın başkenti Kahire’de ateşkes görüşmeleri için bulunan CIA Direktörü William Burns’ün eve döndüğünü ve taraflar arasındaki mesafenin kapatılamadığını söyledi.
BM: 80 BİN KİŞİ AYRILDI
REFAH’TA ENDİŞE SÜRÜYOR
ABD Başkanı Joe Biden’ın silah sevkıyatını sınırlayarak İsrail ordusundan ‘korumaya’ çalıştığı Refah’ta işgal endişesi sürüyor. Filistinliler, Gazze’nin merkezine doğru tehlikeli tahliye yollarını kullanarak göç etmeye çalışırken BM Filistinli Mülteciler Ajansı (UNRWA), pazartesi gününden bu yana yaklaşık 80 bin Filistinlinin Refah’tan ayrılmak zorunda kaldığını duyurdu. Çok sayıda Filistinli’nin göç hazırlığına devam ettiği bildiriliyor. Öte yandan İsrail’in Gazze Şeridi’ne 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 34 bin 904’e yükseldi.
İSRAİL’DEN BÜYÜK TEPKİ
ABD Başkanı Biden’ın “İsrail ordusu Refah’a girerse silah vermeyiz” açıklamasına İsrail hükümetinden öfke yağdı.
* İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, günler önce yaptığı bir konuşmayı Biden’a cevap niteliğinde sosyal medya hesabından paylaştı. “Dünya liderlerine sesleniyorum; hiçbir baskı, hiçbir uluslararası karar, İsrail’in kendini savunmasına engel olamaz” diyen Netanyahu, “İsrail yalnız kalmak zorunda kalırsa yalnız dururuz. Soykırımcı düşmanlarımızı yeneceğiz” ifadelerini kullandı. İsrailli lider, dünyada sayısız aklı başında insanın kendilerine destek verdiğini öne sürdü.
* İsrailli aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir sosyal medyadan tepkili bir paylaşım yaparak Biden’ı eleştirdi. Ben Gvir, X hesabı üzerinden “Hamas (kalp) Biden” paylaşamında bulundu.
* İsrail’in Birleşmiş Milletler Temsilcisi Gilad Erdan, Hayal kırıklığına uğradıklarını belirterek, “Yahudiler artık Biden’a ve Demokratlara oy verme konusunda tereddüt edecek” dedi.
* İsrail’in aşırı sağcı Kültürel Miras Bakanı Amichay Eliyahu, ABD Başkanı Joe Biden’ı, İkinci Dünya Savaşı öncesinde İngiltere’nin Nazilerle yaptığı anlaşmaya benzetti.
]]>
“JAPONYA ABD ORTAKLIĞI KÜRESEL İTTİFAKA DÖNÜŞTÜ”
Japonya ve ABD arasındaki ortaklığın son 3 yılda gerçek anlamda küresel bir ortaklığa dönüştüğünü söyleyen Biden, bunda Kishida’nın liderliğinin payının büyük olduğunu ifade etti. Savunma ve güvenlik işbirliğini güçlendirmek için önemli adımlar attıklarını vurgulayan Biden, “Japonya, ABD ve Avustralya’nın ilk kez hava, füze ve savunma unsurlarından oluşan bir ağ oluşturacağını duyurmaktan memnuniyet duyuyorum. Ayrıca Japonya ve Birleşik Krallık ile üçlü bir askeri tatbikat gerçekleştirmeyi de sabırsızlıkla bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
“EN BÜYÜK YABANCI YATIRIMCIYIZ”
Ekonomik alandaki ilişkilerin de hiç bu kadar güçlü olmadığına dikkat çeken Biden, “Japonya, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en büyük yabancı yatırımcıdır. Biz de Amerika Birleşik Devletleri olarak Japonya’daki en büyük yabancı yatırımcıyız. Yaklaşık 1 milyon kişi Amerikalı Birleşik Devletleri’ndeki Japon şirketlerinde çalışıyor” dedi.
Biden, güçlü ekonomik ilişkilere örnek olarak, Toyota’nın Kuzey Carolina’da binlerce kişiye istihdam sağlayacak devasa bir batarya üretim tesisi için 8 milyar dolarlık yatırım yapma planını gösterdi.
ÇİN İLE DİYALOĞU SÜRDÜRME KARARI
Japonya Başbakanı Fumio Kishida ise, iki ülke ilişkilerinin savunma başta olmak üzere her alanda geliştiğini belirterek, “Japonya’nın Ulusal Güvenlik Stratejisi temelinde savunma kabiliyetlerini güçlendirmeye kararlı olduğunu ifade ettim ve Başkan Biden bu çabalara güçlü destek verdiğini yineledi” dedi. Japonya – ABD ittifakının caydırıcılık ve mukabele yetenekleri ile güvenlik ve savunma işbirliğini güçlendirme konusunda mutabık kaldıklarını söyleyen Kishida, “Nerede olursa olsun statükoyu güç veya baskı yoluyla değiştirmeye yönelik tek taraflı girişimlerin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve bu tür eylemlere karşı müttefiklerimiz ve benzer düşünen uluslarla işbirliği içinde karşılık vermeye devam edeceğimizi yineledik” ifadelerini kullandı. Çin eksenli zorluklara karşı yakın koordinasyonu sürdüreceklerini kaydeden Kishida, “Çin ile diyaloğumuzu sürdürmenin ve ortak zorluklar karşısında Çin ile işbirliği yapmanın önemini teyit ettik” şeklinde konuştu.
“İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM İÇİN İŞBİRLİĞİNİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Tayvan Boğazı’nda barış ve istikrarın önemini de ele aldıklarını vurgulayan Kishida, meselenin barışçıl yollardan çözümünü teşvik etme konusundaki tutumlarında değişiklik olmadığının altını çizdi. Kuzey Kore tehdidi ve Rusya’nın Ukrayna işgali gibi konuların çözümü için ABD ve diğer paydaş ülkelerle çalışacaklarını ifade eden Kishida “Özgür ve açık Hint-Pasifik” vizyonu çerçevesinde ABD ile işbirliğini sürdüreceklerini vurguladı. Kishida, Gazze’deki insani krizin sona ermesi ve sürdürülebilir bir ateşkesin gerçekleştirilmesi için diplomatik çabaları sürdüklerini belirterek, “Durumun iyileştirilmesi, iki devletli çözümün gerçekleştirilmesi ve bölgenin istikrara kavuşturulması için yakın işbirliğini sürdürme konusunda mutabık kaldık” dedi.
]]>
Hizbullah savaşçıları, dün Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta Kudüs Günü münasebetiyle düzenlenen mitingde Filistin bayraklarıyla yürüdüler. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah törende yaptığı açıklamada, Şam’daki konsolosluklarına düzenlenen ve iki İranlı general ile beş subayın ölümüne yol açan hava saldırısına İran’ın vereceği yanıtın ‘kaçınılmaz’ olduğunu söyledi.
İran’ın bu hafta başlarında Şam’daki konsolosluk binalarından birine düzenlenen saldırı sonrası misilleme hazırlığında olduğu iddiası dünyayı alarma geçirdi. CNN International’da yer alan bilgilere göre ABD, İran’ın gelecek hafta Orta Doğu’daki İsrail ve ABD hedeflerine saldırı düzenlemesini bekliyor.
ABD SALDIRININ KAÇINILMAZ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR
CNN’e konuşan ismi açıklanmayan bir yetkili, ABD’nin İran’ın misilleme saldırısını kaçınılmaz olarak görüyor ve bu yönde hazırlıklar yapıyor. Biden yönetimine göre bölgedeki en kötü senaryo İran’ın İsrail’i doğrudan vurması. Çünkü bu Gazze’deki çatışmayı bölgesel bir düzeye taşıyabilir.
İRAN DOĞRUDAN YANIT KARARI ALDI
Bölgedeki ABD ve İsrail askerleri yüksek alarma geçerken, ABD’li New York Times gazetesine konuşan üst düzey İranlı bir kaynak, İran’ın tüm silahlı kuvvetlerini yüksek alarm durumuna geçirdiğini ve caydırıcılık sağlamak için İran’ın Şam saldırısına doğrudan yanıt vermesi yönünde karar alındığını söyledi. İsrailli bir savunma yetkilisi de askeri analistlerin aynı sonuca vardıklarını, İran’ın İsrail’e doğrudan saldıracağını düşündüklerini açıkladı.
CBS News, ABD’nin, İran’ın bir dizi insansız hava aracı ve seyir füzesini içeren bir saldırı planladığını gösteren istihbaratlar elde edildiğini yazdı. Yayın organına konuşan ABD’li yetkililer, İran’ın beklenen tepkisinin zamanlamasını ve hedefini bilmediklerini ancak bunun önümüzdeki hafta Ramazan bitmeden gerçekleşebileceğini söylediler.
İsrail, ABD baskısı nedeni ile Gazze’ye daha fazla yardım sağlanması için Beit Hanoon (Erez) sınır kapısını açmayı kabul etti. Yardım kuruluşları geçiş kapısının açılmasının bölgenin kuzeyindeki bazı acıları hafifletmeye yardımcı olacağını, ancak acil bir ateşkes sağlanmadığı sürece buradaki felaketin önlenmesinin pek mümkün olmadığını söylüyor.
ABD’li ve İsrailli müzakerecilerin, ateşkese dayalı bir anlaşmaya varmak için hafta sonu Kahire’de yeni bir girişimde bulunması bekleniyor. AFP haber ajansına konuşan üst düzey bir yetkili, ABD Başkanı Joe Biden’ın görüşmeler öncesinde Mısır ve Katar liderlerine bir mektup yazarak onlara Hamas’a baskıyı artırmaları için çağrıda bulunduğunu açıkladı.
Beyaz Saray müzakerelerin bu hafta sonu Kahire’de yapılacağını doğruladı ancak CIA direktörü Bill Burns’ün görüşmelere İsrail istihbarat şefi David Barnea, Katar Başbakanı Muhammed bin Abdulrahman Al Thani ve Mısır istihbarat şefiyle birlikte katılacağı yönündeki haberler hakkında yorumda bulunmadı.
Beyaz Saray’ın açıklamasına göre Biden, Netanyahu’yla yaptığı telefon görüşmesinde desteklerinin devamı için sivillere zarar verilmesini ve insani sorunları önlemek için adımlar atması gerektiğini söyledi.Bu insani yardım koridorlarının açılmasını Biden’ın özel olarak istediği anlaşılıyor.
ABD Ulusal Güvenlik Konseyi, İsrail’in duyurduğu adımları memnuniyetle karşıladıklarını ve şimdi “tamamen ve çabucak uygulanması gerektiğini” vurguladı.Biden, World Central Kitchen (WCK) adlı yardım kuruluşu çalışanlarının İsrail tarafından öldürülmesinden sonra Netanyahu ile görüştü.
Biden, İsrail’e verilen koşulsuz askeri yardımı azaltması yönünde baskı altındaydı. Biden yaklaşık 6 aydır devam eden Gazze’ye saldırılar konusundaki söylemini keskinleştirdi. Ancak ABD’den İsrail’e bomba, füze ve cephane sevkiyatı kesintisiz devam etti.
Canlı Anlatım Özeti
Hizbullah’tan gövde gösterisi! ‘İran’ın misillemesi kaçınılmaz’
Orta Doğu adeta alarma geçti! İran misillemesine karşı hazırlıklar başladı
İsrail Erez kapısını açmayı kabul etti
Ateşkes müzakerelere bu hafta sonu Kahire’de! Biden’dan Hamas’a baskı çağrısı
Biden söylemini keskinleştirdiBASKI ÜST SEVİYEDE
Perşembe günü Netanyahu ile telefonda konuşan Biden, Beyaz Saray’ın yaptığı açıklamaya göre “insani yardım çalışanlarına yönelik saldırıların ve Gazze’deki genel insani durumun kabul edilemez olduğunu” iletti. Özellikle bu hafta başında İsrail ordusunun bir insani yardım kuruluşunun araçlarını vurması ve aralarında 1 Amerikalı ve 3 İngiliz olmak üzere 7 insani yardım çalışanını öldürmesi üzerine Amerikan başkanı üzerindeki “İsrail politikanı değiştir” baskısı en üst seviyeye ulaştı.

DURUMU DEĞERLENDİRECEĞİZ
Buna göre görüşmede Biden, Netanyahu’ya İsrail’in sivillerin zarar görmemesine, yardım çalışanlarının güvenliğine yönelik bir dizi spesifik, somut ve ölçülebilir adımı duyurması ve uygulaması gerektiğini iletti. ABD’nin Gazze’ye ilişkin politikasının, İsrail’in bu adımlara ilişkin acil eylemine ilişkin değerlendirmeye göre belirleneceğini açıkça belirtti.
HEMEN İŞE Mİ YARADI
Sık sık İsrail dostu olduğunu hatırlatan Biden’ın, Netanyahu’ya ültimatomu sonrası aynı gün içinde İsrail savaş kabinesi, Gazze’ye daha fazla yardımın geçişini sağlamak için Erez sınır kapısının 7 Ekim’den bu yana ilk kez açılacağını duyurdu. Ayrıca Aşdod limanının da yardımların geçişi için kullanılabileceği bildirildi. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Sözcüsü Adrienne Watson, kararı memnuniyetle karşıladıklarını söyledi ve bu adımların uygulanıp uygulanmayacağını takip edeceklerini ekledi.

İSRAİL İKİ SUBAYI GÖREVDEN ALDI
İsrail, Gazze’de düzenlenen saldırıda, World Central Kitchen mensubu yedi yardım çalışanının hayatını kaybetmesine yönelik inceleme sonucunda ordunun ciddi hataları olduğunu tespit etti. İnceleme sonucunda albay ve binbaşı rütbesinde iki subayın görevden alınmasına ve güney kuvvetler komutanının da aralarında yer aldığı kıdemli subayların kınanmasına karar verildi.
FİRST LADY ETKİLİ OLDU
Sadece Amerika’da değil dünya çapında da desteklediği bu katliamı durdurması için eleştiri oklarının hedefi olan Başkan Biden’a en büyük baskının kendi evinden geldiği öğrenildi. Biden’ın salı günü düzenlediği Ramazan etkinliğinde yer alan bir katılımcıdan alıntı yapan The New York Times gazetesi, başkanın İsrail’e verdiği destek nedeniyle eşinin memnun olmadığını söylediğini aktardı. Jill Biden’ın eşine “Savaşı durdur, hemen durdur” diye ısrar ettiği iddia edildi.

Jill Biden
BM İNSAN HAKLARI KONSEYİ: İSRAİL’E SİLAH SATIŞINI DURDURUN
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Gazze’de sürdürdüğü savaş nedeniyle İsrail’e tüm silah satışlarının durdurulmasını talep eden tasarıyı kabul etti. Karar, Konseyin 47 üye devletinden 28’inin lehte, altısının karşı ve 13’ünün çekimser oyuyla geçti. Metinde ülkelere “uluslararası insani hukukun daha fazla ihlal edilmesini önlemek için İsrail’e silah, mühimmat ve diğer askeri teçhizatın satışını, transferini durdurma” çağrısında bulunuldu. Pakistan’ın Arnavutluk dışındaki tüm İslam İşbirliği Teşkilatı üye ülkeleri adına Konsey’e sunduğu kararda “derhal ateşkes ve acil insani yardım” çağrısında bulunuldu. ABD, Almanya, Arjantin, Bulgaristan, Malavi ve Paraguay taslağa hayır oyu verirken, gerekçe olarak metinde Hamas’ın saldırısının kınanması gösterildi. Kararın bağlayıcılığı bulunmasa da İsrail’e artan baskıyı ortaya koyuyor. İsrail’e en büyük silah desteğini sağlayan ABD ve Almanya’nın ret kararı vermesi ise dikkat çekti.
MCDONALDS’TAN İSRAİL KARARI! ŞUBELERİNİ GERİ ALIYOR
Gazze’deki savaşın başlamasından bu yana Müslüman toplumlar başta olmak üzere birçok ülkede boykot edilen ABD merkezli gıda şirketi McDonald’s, İsrail’deki bayilik haklarını geri alma kararı verdi. McDonald’s tarafından yapılan açıklamada yaklaşık 30 yıldır markanın İsrail’deki restoranlarını işleten Alonyal şirketiyle yapılan anlaşma sonucu, bu ülkedeki 225 restoranın işletme haklarının geri alınacağı bildirildi. McDonald’s satın alım sonrası İsrail’deki faaliyetlerin ve çalışanların “aynı koşullarda” sürdürüleceğini açıklarken, satış koşullarıyla ilgili başka bir ayrıntı paylaşmadı.

BOYKOT ETKİLİ OLDU
Alonyal şirketi, zincirin İsrail’deki mağazalarından İsrailli askerlere binlerce bedava yiyecek dağıtmış, olay büyük tepki çekmişti. Birçok Müslüman ülkede McDonalds’a karşı boykot kampanyası başlatılmış, şirketin satış rakamları ciddi oranda düşmüştü. Şirket ocak ayında yayımladığı raporda savaş nedeniyle Ortadoğu başta olmak üzere birçok bölgede satışların etkilendiğini duyurmuştu. McDonald’s son dört yılda ilk kez bir çeyrekteki satış hedeflerini kaçırmıştı. Şirketin dünya genelindeki 40 bin restoranının yüzde 5’i Ortadoğu ülkelerinde bulunuyor.
İRAN’DAN İSRAİL’E BİR TEHDİT DAHA: ‘FIRTINA YAKLAŞIYOR’
İran, İsrail’in Şam büyükelçiliğini hedef alan ve 7 Devrim Muhafızları mensubunun öldüğü saldırının ardından, İsrail’e yönelik misilleme tehdidini sürdürüyor. İran yönetimindeki aşırı muhafazakâr Tehran Times gazesi, Ramazan ayının son cumasında Filistin’e desteği ifade etmek için protestoların düzenlendiği “Kudüs Günü” için hazırlanan sayısı için “Fırtına yaklaşıyor” başlığını attı ve “Yakında Kudüs’te dua edeceğiz” ifadesini kullandı.

TEL AVİV ALARMDA
Ülkenin dini lideri Ayetullah Humeyni’yi Mescid-i Aksa’da dua ederken tasvir eden bir fotoğrafa yer veren gazete, “Siyonist rejim günden güne zayıflayarak yok olacağı güne yaklaşıyor” sözlerini de alıntıladı. İsrail, Tahran ve onun destekçilerine karşı topraklarına doğrudan bir saldırı düzenlenebileceği endişesiyle, ordu mensuplarının izinlerini iptal etmek gibi adımlarla güvenlik önlemlerini üst düzeye çıkarmıştı. Ayrıca sosyal medyada İsraillilerin gıda stoğu yaptığına dair iddialar mevcut.
]]>“GİZLİ MATERYALLERİ KASITLI OLARAK SAKLADIĞINA DAİR KANITLAR TESPİT ETTİK”
Açılış konuşmasında Biden hakkındaki soruşturmayı profesyonelce ve diğer soruşturmalarda başvurduğu hukuki standartlar çerçevesinde yürüttüğünü kaydeden Hur, “Ekibimle birlikte kapsamlı ve bağımsız bir soruşturma yürüttük. Ve Biden’ın başkan yardımcılığı görevi sona erdikten sonra, sıradan bir vatandaş olduğu dönemde, gizli materyalleri kasıtlı olarak sakladığına dair kanıtlar tespit ettik” dedi.
“KANITLAR STANDARDIN ALTINDA KALDIĞI İÇİN BİDEN’A KARŞI CEZAİ SUÇLAMADA BULUNMADIM”
“Ancak, makul şüphenin ötesinde kanıt seviyesine ulaşan bir delil tespit edemedik. Kanıtlar bu standardın altında kaldığı için, Bay Biden’a karşı cezai suçlamada bulunmadım” diyen Hur, “Adalet Bakanlığı yönetmelikleri, başsavcıya kararımın nedenlerini açıklayan gizli bir rapor yazmamı gerektiriyordu. Bu davayla ilgili açıklamamın titiz, ayrıntılı ve kapsamlı bir analiz içermesi gerektiğini anlamıştım. Başka bir deyişle, çalışmamı detaylandırmam gerekiyordu. Tıpkı herhangi bir savcının dava açma ya da açmama kararını açıklarken kendi çalışmasını detaylandırmasını beklediğim gibi” şeklinde konuştu. Hazırladığı raporda Biden’ın hafızası ve bilişsel becerileriyle ilgili yaptığı değerlendirmeleri savunan Hur, “Raporda Başkan’ın hafızasının uygunluğuna ilişkin değerlendirmem gerekli, doğru ve adildi” dedi.
BİDEN’I SUÇLAMAMA KARARINA ELEŞTİRİ
Temsilciler Meclisi Yargı Komitesi’nin hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Partili üyeleri açılış konuşmalarında Hur’un Biden’a yönelik soruşturmada vardığı sonuçları değerlendirdi. Cumhuriyetçi Parti Temsilcisi Jim Jordan, Hur’un Obama yönetimi sona erdikten sonra Biden’ın “yasaları çiğnediğini” ve gizli materyalleri “yasadışı bir şekilde” elinde tuttuğunu tespit ettiğini söyledi. “Ele alması gereken temel bir soru vardı. Joe Biden gizli bilgileri hukuka aykırı bir şekilde elinde tuttu mu? Cevap, evet, tuttu” diyen Jordan, “Joe Biden yasaları çiğnedi ama unutkan ve jüriye sempatik görünecek yaşlı bir adam olduğu için Bay Hur suçlamada bulunmamayı tercih etti” eleştirisinde bulundu.
“HUR’UN RAPORU BİDEN’IN AKLANDIĞINI GÖSTERDİ”
Demokrat Parti Temsilci Jerry Nadler ise, Hur’un soruşturmasının Biden’ı tamamen temize çıkardığını iddia etti. “Başkan Biden sorumlu bir şekilde hareket ederek tamamen işbirliği yaptı ve cezai suçlama yöneltilmedi” diye Nadler, “Savcı Hur’un raporu Başkan Biden’ın tam ve eksiksiz bir şekilde aklandığını göstermektedir” ifadelerini kullandı. Demokrat Parti Temsilcisi Jamie Raskin de, Cumhuriyetçilerin Beyaz Saray’ın Hur’un raporunun yayınlanmasını istemediği iddiasına karşı çıkarak Biden’ın eylemlerini eski Başkan Donald Trump’ınkilerle karşılaştırdı. “Başkan Biden yürütme ayrıcalığını ileri sürmedi ya da başkanlık suçlarından mutlak dokunulmazlık talep etmedi” diyen Raskin, “Biden kutu kutu belgeleri yatağının altına ya da küvete saklamadı. Müfettişlerle kavga etmedi, ya da Bay Hur’un raporunun tek bir kelimesini düzeltmeye çalışmadı” diye konuştu. Cumhuriyetçi Parti Temsilci James Comer ise tutanakları incelemek için “çok az zamanları” olduğunu belirterek, Beyaz Saray’ın Hur’un raporunun yayınlanmasını istemediğinin “açık” olduğunu iddia etti.
BİDEN’IN HAFIZASI İLE İLGİLİ YAPTIĞI DEĞERLENDİRMELERİ SAVUNDU
Demokrat Parti Temsilci Adam Schiff ise, Hur’u gizli belge soruşturması kapsamında hazırladığı raporda Başkan Joe Biden’ı nitelemek için kullandığı dil nedeniyle eleştirdi. Hur’un, raporunun kamuoyuna açıklandığında yaratacağı siyasi etkiyi düşünmesi gerektiğini belirten Schiff, raporun daha objektif bir şekilde yazılabileceğini vurguladı.
Hur’un Biden’ı aşağıladığını kaydeden Schiff, “Başkan’ın bir belge ya da bir dizi belge karşısındaki hatıraları hakkında yorum yapmakla yetinebilirdiniz. Ama daha ileri gidip hafızası hakkında genel bir yorum yapmaya karar verdiniz, değil mi?” diye sordu. Hur ise, Biden’ın hafızasıyla ilgili yorumları çıkarabileceğini, ancak bunun raporu “eksik” hale getireceğini söyleyerek raporun yazımında siyasetin bir rol oynamadığını yineledi.
“PARTİZAN SİYASETİN ÇALIŞMALARIMDA YERİ YOK”
Demokrat Parti Temsilcisi Hank Johnson da, Hur’u, Joe Biden hakkındaki gizli belgeler soruşturması ile ilgili rapor yayınlayarak Donald Trump’ın başkanlık kampanyasına yardım etmekle suçladı. Hur’un böylece olası bir Trump başkanlığından profesyonel olarak faydalanabileceğini savunan Johnson, Hur’a “Sen bir Cumhuriyetçisin, değil mi?” diye sordu. Hur’un “Evet” yanıtı vermesinin ardından Johnson, “Başkan Trump’ın yeniden seçilmesi için elinizden geleni yapıyorsunuz ki federal yargıç olarak ya da Adalet Bakanlığı’nda başka bir pozisyona atanabilesiniz, öyle değil mi?” ifadelerini kullandı. Bunun doğru olmadığını söyleyen Hur ise, “Sayın kongre üyesi, sizi temin ederim ki benim böyle bir niyetim yok. Ve size şunu söyleyebilirim ki, partizan siyasetin benim çalışmalarımda hiçbir şekilde yeri yoktur” dedi.
BİDEN’A ‘BUNAK’ DEYİP DEMEDİĞİ SORULDU
Cumhuriyetçi Parti Temsilci Scott Fitzgerald, Hur’un raporunda Biden’ın hafızası hakkında kullandığı ifadelere değindi. “Webster’s sözlüğü ‘bunak’ kelimesini yaşlılıkla bağlantılı olarak hafıza gibi bilişsel yeteneklerin azalması olarak tanımlıyor” diyen Fitzgerald, Hur’a “Raporunuzda Biden’ın bunamış olduğunu mu tespit ettiniz?” diye sordu. Hur ise, “Bu tespit raporumda yer almıyor” yanıtını verdi. Demokrat Parti Temsilci Pramila Jayapal’ın Biden’ı “akladığı” yönündeki ifadesine de itiraz eden Hur, “Bu benim raporumda kullanılan bir kelime değil ve bir savcı olarak görevimin bir parçası da değil” diye konuştu.
RAPORDAKİ İFADELER TARTIŞMALARA NEDEN OLMUŞTU
ABD Başkanı Joe Biden’ın evinde ve ofisinde bulunan gizli belgelerle ilgili yürütülen soruşturmada Özel Yetkili Savcı Robert Hur’un hazırladığı 345 sayfalık rapor, Beyaz Saray’ın herhangi bir redaksiyon talebinde bulunmayacağını duyurmasının ardından kamuoyuna açıklanmıştı. Biden’ın soruşturmaya konu belgeleri kasıtlı olarak sakladığının tespit edildiği belirtilen raporda, buna rağmen Biden’a suçlama yöneltilmeyeceği ifade edilmişti. Biden’ı gizli belgeleri uygunsuz şekilde kullanmaktan mahkum etmenin zor olacağı ifade edilen raporda, “Çünkü Bay Biden kendisiyle yaptığımız görüşmelerde olduğu gibi, kendisini jüriye sempatik, iyi niyetli, hafızası zayıf yaşlı bir adam olarak sunacaktır” denilmişti. Görevde olması sebebiyle Biden’a yönelik cezai bir kovuşturma yapılamayacağı hatırlatılan raporda, Biden’ın daha sonra yargılanma ihtimaline atıfla “Jüriyi, 80’li yaşlarına merdiven dayamış eski bir başkanı kasıtlı bir zihinsel durum gerektiren ciddi bir suçtan mahkum etmeleri gerektiğine ikna etmek zor olacaktır” ifadelerine yer verilmişti. Biden’ın hafızasında “önemli zayıflamalar” olduğu ve soruşturmaya konu belgelere dair detayları tam olarak hatırlamadığı kaydedilen rapor, ABD başkanının bilişsel yeteneklerini tartışmaya açtığı gerekçesiyle eleştirilerin hedefi olmuştu.
BİDEN AÇIKLAMA YAPMIŞTI
Raporun yayınlanmasının ardından Beyaz Saray aracığıyla yazılı bir açıklama yapan Biden ise, kararı memnuniyetle karşıladığını belirtmişti.
“Başından beri ulaşacaklarına inandığım sonuca ulaştıklarını görmekten memnuniyet duydum. Bu konuda herhangi bir suçlama yapılmayacak ve konu artık kapanmıştır” diyen Biden, soruşturmanın 40 yılı aşkın bir süre öncesine, hatta genç bir Senatör olduğu 1970’li yıllara kadar uzanan kapsamlı bir soruşturma olduğunu vurgulamıştı. Soruşturma sürecinde yetkililerle tam işbirliği yaptığını kaydeden Biden, “İsrail 7 Ekim’de saldırıya uğramış olmasına ve uluslararası bir krizle uğraşıyor olmama rağmen, geçen yıl 8 ve 9 Ekim tarihlerinde iki gün boyunca beş saat süren yüz yüze görüşmeler yaptım. Amerikan halkına bunu borçlu olduğuma inandım. Böylece hiçbir suçlama yapılmayacağını ve konunun kapanacağını bileceklerdi” ifadelerini kullanmıştı.
]]>ROOSEVELT’E BENZETTİ
Konuşmasını, İkinci Dünya Savaşı sırasında dönemin ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt’in “1941 Birliğin Durumu” konuşmasına benzeten Biden, bu sefer “tarihte eşi benzeri görülmemiş bir anla karşı karşıya olan bizleriz” dedi.
Biden, “6 Ocak (baskını) ve 2020 seçimleriyle ilgili yalanlar, seçimi çalmaya yönelik komplolar, İç Savaş’tan bu yana demokrasimize yönelik en büyük tehdidi oluşturdu ama başarısız oldular. Amerika güçlü durdu ve demokrasi galip geldi. Ancak dürüst olmalıyız ki tehdit devam ediyor ve demokrasi savunulmalı. Selefim ve buradaki bazılarınız 6 Ocak gerçeğini gömmeye çalışıyorlar” dedi.
‘PUTİN’E BOYUN EĞMEYECEĞİM’
Ukrayna’daki savaşı da konuşmasının önemli bir parçası yapan Biden, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i Avrupa kıtasında ve ötesinde kaos tohumları ektiğini öne sürdü. Yaklaşık 5 aydır Kongre’den geçiremediği 60 milyar dolarlık Ukrayna yardım paketi için Kongre üyeleri önünde bir talep daha yapan Biden, “Ukrayna’nın yanında yer alırsak ve kendisini savunması için ihtiyaç duyduğu silahları sağlarsak Putin’i durdurabilirler” diye konuştu. Trump’ın geçtiğimiz haftalarda NATO’da yüzde 2 savunma harcamasına uymayan devletlere saldırması için “Rusya’yı teşvik edeceğini” söylemesine de tepki gösteren Biden, Trump’ın Putin’e “boyun eğdiğini” savundu. Biden, Putin’e tek bir basit mesajı olduğunu vurgularken; “Çekip gitmeyeceğiz. Boyun eğmeyeceğiz. Boyun eğmeyeceğim” dedi.
OLUMLU KARŞILANDI
Özellikle geçtiğimiz ay Özel Yetkili Savcı Robert Hur’un soruşturmasında Biden için “iyi niyetli, yaşlı ve hafızası zayıf” biri demesi 81 yaşındaki başkanın fiziksel ve mental kabiliyetleri konusunda ciddi şüphelere neden olsa da siyasi kariyerinin 51’inci Birliğin Durumu’na katılan tecrübeli Biden, güçlü bir hitap sergiledi. Sık sık devlet başkanları ve başbakanların isimlerini karıştıran, konuşmaları sırasında gaflar yapan Biden, ulusa seslenişi sırasında öne çıkan bir hata yapmadan geceyi bitirdi.

Eski ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medyasında Biden’ın ulusa seslenişi sırasında çekilen görüntülere filtre uygulayarak Başkan’ın konuşmasını tiye aldı.
İSRAİL’E SESLENDİ: İNSANİ YARDIM PAZARLIK KOZU OLAMAZ
Konuşmasında Gazze’de devam eden savaşa da değinen Biden, savaşın ilk günlerinde sivil ölüm sayılarına inanmadığını söylemesine rağmen ulusa sesleniş konuşmasında çoğunluğu kadın ve çocuk 30 binden fazla insanın öldürüldüğünü kabul etti. “Evler yıkıldı, mahalleler enkaz altında, şehirler harabeye döndü” diyen Biden, ABD’nin altı haftalık bir ateşkes için durmaksızın çalıştığını vurguladı. İsrail hükümetine direkt olarak seslenen Biden, “İnsani yardım ikincil bir husus ya da pazarlık kozu olamaz. Masum hayatların korunması ve kurtarılması bir öncelik olmalıdır” dedi.
FAZLA MI ‘İYİMSER’
Biden’ın sözlerinin ardından İsrail ve Hamas arasındaki müzakerelerde başrolü üstelenen Katar’dan açıklama geldi. Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mecid El Ensari, “müzakerelerde büyük bir ilerleme kaydedilmediğini” belirtti. Ancak Katar’ın “iyimser olmaya devam ettiğini” kaydetti. Hamas sözcüsü Basem Naim, henüz resmi olarak “herhangi bir yeni teklif” almadığını ve süreçte aşılması gereken büyük boşluklar bulunduğunu belirtti. Amerikan CNN’e konuşan İsrailli yetkililer ise müzakere sürecinde gelişme yaşandığını kabul etse de “Biden’ın fazla iyimser yorumlar yaptığını” ifade etti. Bu arada Biden, programda, “Siyonist olmanız için Yahudi olmanıza gerek yok. Ben bir siyonistim, İsrail olmasaydı, dünyada tek bir Yahudi bile güvende olmazdı” ifadelerini kullandı.
AĞIR MAHKûMLAR BIRAKILACAK
Öte yandan İsrail medyası, bir heyetin anlaşma taslağını görüşmek üzere Katar’ın başkenti Doha’ya gittiğini bildirdi. Amerikan New York Times’a konuşan İsrailli yetkililere göre, Hamas’a anlaşmayı kabul etmesi için baskı yapmak isteyen İsrail hükümeti, Gazze’de rehin tutulan 15 İsrailli kadın askere karşılık “terörizmden hüküm giymiş Hamaslı mahkûmları bırakmayı” kabul etmeye hazır. Buna göre, beş İsrailli kadın asker için İsrail, “büyük saldırılardan sorumlu olduğuna inanılan üç ağır” mahkûmu serbest bırakacak. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce pek çok kez olası bir takas anlaşmasında, “yüksek profilli” Hamaslıların bırakılmasına karşı çıkmıştı. Ancak halihazırda büyük uluslararası baskı altında olan hükümetin, ramazan ayında da saldırıları sürdürmekten yana olmadığı değerlendiriliyor.
ÇADIR GİDECEK HASTANELER TAMİR EDİLECEK
* Haftalarca süren müzakarelerle Paris’te şekillenen anlaşma taslağına göre, 6 hafta sürmesi beklenen ve ramazan ayını kapsayan ateşkes sırasında kadın, çocuk ve yaşlı rehineler Filistinli mahkûmlarla takas edilecek.
* Hamas, kadınlar, 19 yaş altı çocuklar, 50 yaş üstü yaşlılar ve hastalar da dahil olmak üzere 40 İsrailli rehineyi serbest bırakacak. Karşılığında 400 Filistinli mahkûm, tekrar tutuklanmama sözü verilerek serbest bırakılacak.
* Bu sürede yerinden edilmiş Filistinli kadın, çocuk ve yaşlıların Gazze’nin kuzeyine dönüşüne izin verilecek. Ayrıca bölgeye günde 500 yardım kamyonu girecek ve binlerce çadır evsiz kalanlara teslim edilecek. Savaşta hasar görmüş fırın ve hastaneler de onarılacak.

YARDIMA HÜCUM
Ramazan ayı yaklaşırken Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan verilere göre, Gazze’ye gıda ve ilaç taşıyan kamyonların günlük ortalama sayısı sürekli azalıyor. Uluslararası kuruluşlar, bölgede açlığın kıtlık seviyesine ulaştığı uyarılarında bulunurken, 9 ile 21 Şubat arasında Gazze’ye yalnızca 57 yardım kamyonu girdi. Son olarak Ürdün ordusu, bölgeye havadan paraşütle insani yardım bıraktı. Yüzlerce Filistinli, un, süt, et gibi gıdaları içeren yardım paketlerini alabilmek için Akdeniz sahilinde toplandı. Bölgeden gelen görüntülerde Filistinlilerin denize düşen bazı paketleri almak için balıkçı tekneleriyle açıldığı görüldü.
]]>
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, resmi ziyarette bulunduğu Arnavutluk’ta Başbakan Edi Rama ile bir araya geldi. Blinken ve Rama, görüşmenin ardından basın toplantısı için kamera karşısına geçti. Gazetecilerin sorularını cevaplayan Blinken, Ramazan ayının başlamasından önce İsrail ve Hamas arasında esir takası anlaşması sağlanmasına yönelik, “Rehineler konusunda bildiğiniz gibi ABD, Katar ve Mısır’ın İsrail’le birlikte çalışarak ortaya koyduğu bir teklifi Hamas’a sunduk. Yaklaşık 1 hafta önce Hamas’tan bir cevap aldık. Bu cevabın bir anlaşmaya varmak için çalışma ihtimali sunduğuna inanıyoruz. Şu anda Katar’dan, Mısır’dan ve İsrail’den mevkidaşlarımızla bunun üzerinde çalışma sürecindeyiz ve bir anlaşmaya varma hedefiyle bu konuda çok yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Bunun (rehine anlaşması) mümkün olduğuna inanıyorum” dedi.
Blinken, “Çözülmesi gereken çok ama çok zor sorunlar var, ancak ilerlemek ve bir anlaşmaya varıp varamayacağımızı görmek için elimizden gelen her şeyi yapmaya kararlıyız. Başarının ne olduğunu biliyoruz. 105 rehinenin serbest bırakılmasıyla, askeri operasyonlara ara verilmesiyle ve umutsuzluğa kapılan insanlara giden insani yardımın önemli ölçüde genişletilmesiyle sonuçlanan ilk anlaşmayı sağladığımızda bunu elde etmiştik. Burada bir anlaşmaya varılabilirse, elbette listemizin başında yer alan rehineleri ailelerine kavuşturmak var, ama aynı zamanda (çatışmalara) uzun bir ara verilmesi de mümkün olacak ve bu da başka birçok fayda sağlayacak” şeklinde konuştu.
ABD Başkanı Joe Biden, dün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Biden ve Netanyahu, yaklaşık 40 dakika süren telefon görüşmesinde devam eden ateşkes ve esirlerin serbest bırakılmasına yönelik müzakereleri görüştü.
ABD Başkanı Biden, esirlerin en kısa sürede serbest bırakılmasına yönelik çalışmalara ara vermeden devam edeceklerini bir kez daha ifade etti.
Gazze’deki son durumu da ele alan Biden ve Netanyahu, insani yardımın “çaresizlik” içerisindeki Filistinlilere ulaştırılmasının aciliyetini görüştü. Refah’taki duruma değinen Biden, İsrail’in Refah kentinde sivillerin güvenliğinin sağlanması konusunda inandırıcı ve uygulanabilir bir plan olmadan saldırmaması gerektiğini vurguladı.
İsrail Gazze Şeridi’ne yönelik ayrım gözetmeksizin gerçekleştirdiği saldırıları sürdürüyor. İsrail askerlerinin Gazze Şeridi’nin güneyinde bulunan Han Yunus’ta baskın gerçekleştirerek kışlaya çevirdiği Nasser Hastanesi’ndeki kriz giderek derinleşiyor.
Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, hastanede elektrik kesintisi ve oksijen cihazlarının çalışmaması sonucu yoğun bakımdaki 3 hastanın hayatını kaybettiği duyuruldu.
Açıklamada, “Hastane kompleksinin artık tamamen onların kontrolü altında olduğunu göz önünde bulundurarak İsrail işgal güçlerini hastaların ve personelin hayatından sorumlu tutuyoruz. Tüm uluslararası kuruluşlara, hastaları ve personeli kurtarmak için hızlı bir şekilde duruma müdahale etme çağrısında bulunuyoruz” ifadeleri kullanıldı. Açıklamada ayrıca 2 iki kadının elektrik ve su olmadan “insanlık dışı” şartlarda doğum yaptığı belirtildi.
Canlı Anlatım Özeti
Blinken: “Rehine anlaşması mümkün, çözülmesi gereken sorunlar var”
Biden’dan İsrail’e bir uyarı daha
Nasser Hastanesi’nde 3 kişi hayatını kaybetti1-BAŞKAN BIDEN’IN YAŞI
Dünya liderlerinin isimlerini karıştıran, ölmüş kişileri yaşıyor zanneden, boşlukla tokalaşan, defalarca dengesini kaybedip düşen 81 yaşındaki ABD Başkanı Joe Biden’ın ilerleyen yaşı, uzunca bir süredir seçmenlerin endişelenmesine sebep olurken; Özel Yetkili Savcı Robert Hur’un 8 Şubat’ta yayımlanan soruşturma raporu, yangını daha da alevlendirdi.
Raporunda Biden için “iyi niyetli, hafızası zayıf, yaşlı biri” diyen Hur, başkanın aynı zamanda aklının gidip geldiğini ve hafızasının bulanık olduğunu iddia etti. Aynı gün rapora meydan okumak için ulusa sesleniş konuşması yapan Biden, konuşma sırasında Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah El Sisi’ye Meksika devlet başkanı deyince tartışmalar daha da büyüdü. Bu hafta yayımlanan ABC News/Ipsos anketine göre halkın yüzde 86’sı, Biden’ın başkanlık görevini yerine getirmek için çok yaşlı olduğunu düşünüyor.
Demokrat Parti’ye yakın New York Times, CNN, MSNBC gibi ana akım medya kuruluşlarının da her gün Biden’ın yaşını tartışmaya başlaması tecrübeli siyasetçinin 5 Kasım seçimleri için adaylığını tehlikeye atıyor.
2-YARGI TRUMP’I ENGELLER Mİ
ABD’nin 45’inci Başkanı ve 2024 Cumhuriyetçi Parti aday adayı Donald Trump, partisinin adaylığını kazanmaya çok yakın fakat başı yargı ile dertte. 4 ayrı dava ile boğuşan Trump, 700 yıldan fazla hapis istemiyle yargılanıyor.
Colorado ve Maine eyaletlerinin kendisini seçime katılmaktan men etmesinden sonra kararları ABD Yüksek Mahkemesi’ne taşıyan eski başkanın seçimlerde eşit şartlarda yarışabilmesi için kaderi, 9 yargıcın elinde. Geçen yıl hakkında hazırlanan dört farklı iddianameden sonra hızla oylarını yükselten Trump, mitinglerinde seçmenlerine bunun bir “cadı avı” ve “herhangi bir siyasi rakibe yönelik tarihte daha önce görülmemiş bir zulüm” olduğunu söylüyor. Trump, bu 4 davadan herhangi birinde hüküm giyse dahi Başkan adaylığı tehlikeye girmeyecek. 77 yaşındaki siyasetçi hapse girse dahi başkan seçilme ihtimali bulunuyor.
3-GÖÇ KRİZİ SEÇMENİ ETKİLER Mİ
Demokrat Partili Biden’ı ankette en çok zorlayan konulardan biri ABD’nin güneyindeki Meksika sınırındaki mülteci akını. Son üç yılda kaçak yollarla ülkeye giriş yapan 6 milyondan fazla mülteci, Biden yönetiminin yeniden seçilme şansını ciddi manada azaltıyor. Geçen ay yapılan Harvard/Harris ve bu ay yapılan ABC/Ipsos anketlerine göre göç, seçmenlerin en muzdarip olduğu konu olurken bu sorunların çözümü için Trump’a daha çok güveniliyor.
4-ABD’NİN BİTMEYEN SAVAŞLARI
ABD Başkanı Joe Biden’ı seçimlere giderken zorlayan konulardan biri de ABD’nin Ukrayna, Gazze, Suriye, Irak ve Yemen’deki savaşların bir şekilde aktif olarak parçası olması. İki yıldır devam eden Ukrayna savaşına 75 milyar dolardan fazla para ayıran Biden’ın daha fazla bütçe talebi, Kongre’ye takılmışken halkın Ukrayna savaşına desteği de giderek azalıyor. Öte yandan Gazze’deki katliam da toplumu ikiye bölmüş durumda. Anket sonuçlarına göre kendi tabanı Biden’ın Binyamin Netanyahu hükümetine kayıtsız şartsız desteğini onaylamıyorken ABD bu zamana kadar İsrail’den desteğini çekmiş değil.
Buna ek olarak Suriye, Irak ve Ürdün’deki ABD üslerine İran destekli milisler tarafından 17 Ekim’den bu yana yapılan 200’e yakın saldırı, 3 ABD askerinin ölümüne sebep oldu. ABD ayrıca Husilerin Kızıldeniz’deki ticari gemilere saldırılarına da cevap vermekle meşgul. Bunların hepsi 5 Kasım seçimlerine kısa bir süre kala seçmene ABD’yi Ortadoğu’da bir bataklıkta gösteriyor.
5-BIDEN ÇEKİLİRSE NE OLUR?
ABD’de en çok konuşulan konulardan biri de Biden’a bir şey olması ya da Biden’ın yarıştan kendi isteğiyle çekilmesi durumunda yerine gelebilecekler. ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, doğal alternatif konumunda ancak kendisine yönelik anket sonuçları, popülaritesinin Biden’dan da düşük olduğunu gösteriyor. California Valisi Gavin Newsom ve Ulaştırma Bakanı Pete Buttigieg de Demokrat Parti’nin yıldızlarından. Ancak en sansasyonel alternatif isim, eski ABD Başkanı Barack Obama’nın eşi Michelle Obama. Cumhuriyetçi Parti’den bazı isimler, Demokrat Parti tarafından Biden’a düzenlenecek bir darbe ile Michelle Obama’nın adaylığa getirileceğini iddia etmeye devam ediyor.
]]>
Biden’ın garajında başkan yardımcısı olduğu döneme ait Afganistan ile gizli dosyalar tespit edildi.
İYİ NİYETLİ VE YAŞLI
388 sayfalık raporunda ABD Başkanı’nı “iyi niyetli, zayıf hafızası olan, yaşlı biri” olarak nitelendiren Hur, Biden’ın sorgu sırasında “2015’te hayatını kaybeden ilk oğlu Beau’nün ölüm tarihini hatırlamakta zorlandığını” kaydetti. Savcı, Biden’ı resmi evrakla ilgili suçlama yöneltmemesini, “Jüriyi Biden 80’li yaşlarına gelmişken, zihinsel bütünlük gerektiren ciddi bir suçtan mahkum etmeye ikna etmek zor olurdu. Hiçbir jüri, sempatik ve hafızasında sıkıntı olan iyi niyetli ve yaşlı bir adamı resmen suçla isnat etmek istemez” diyerek açıkladı.
‘HAFIZAM KÖTÜLEŞMEDİ’
Raporun yayınlanmasından iki saat sonra acilen basının öne çıkan ABD Başkanı Biden, öfkeli bir dille Savcı Hur’a yüklendi. “Hafızam kötüleşmedi. Hafızam iyi. Ben yaşlı bir adamım ve ne yaptığımı biliyorum” diyen Biden, “Başkanım ve bu ülkeyi yeniden ayağa kaldırdım. Onun tavsiyesine ihtiyacım yok” diye ekledi. Oğlunun ölüm tarihini hatırlamamakla suçlanmasına çok sert tepki gösteren ABD lideri, “Ne cüretle bunu dile getirebilir? Kimsenin onun ne zaman vefat ettiğini bana hatırlatmasına ihtiyacım yok” dedi.
SİSİ’Yİ ‘MEKSİKA BAŞKANI’ DEDİ
Ancak akıl sağlığıyla ilgili endişeleri gidermek için ulusa seslenen Biden, konuşmasında yine bir gafa imza attı. Biden, İsrail’in Gazze’deki insani dramdan bahsederken, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi için “Meksika Devlet Başkanı” dedi. Kendisini savunurken bile gaf yapmasıyla yine hedef tahtasına yerleşen Biden, geçtiğimiz günlerde de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a 1996’da ölen eski Fransız Başbakanı François Mitterand demiş; eski Almanya Şansölyesi Angela Merkel’i ise 2017’de ölen Alman lider Helmut Kohl ile karıştırmıştı.
CUMHURİYETÇİLER TEPKİ GÖSTERDİ
Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın evinde bulunan gizli belgelerden ötürü mahkeme süreci devam ederken, benzer bir konuda Biden’a resmen suç isnat edilmemesi Cumhuriyetçileri kızdırdı. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, Biden için “Başkan olmak için uygun kapasitede değil” derken, Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Michael McCaul ise “Eğer yargılanmak için uygun kapasitede değilse, ABD Başkanı olmak için de uygun kapasitede değildir” yorumunda bulundu.

Robert Hur
KİM BU SAVCI
ABD Başkanı’nı resmi belgeleri saklama suçundan aklarken bir yandan da siyasi kariyerinin en zor durumlarından birine iten Güney Kore kökenli savcı Robert Hur, günün adamı oldu. Hur’un raporunda Biden’ın akıl sağlığına ilişkin ifadelere yer vermesi, Cumhuriyetçi olması ve eski Başkan Donald Trump yönetiminde Maryland bölge savcılığına atanmasıyla da ilişkilendirildi. Trump dönemi sona erince özel sektörde çalışmaya başlayan Stanford Üniversitesi mezunu Hur, Adalet Bakanlığı tarafından geçen yıl “Biden’ın gizli devlet belgelerini evi ve ofisine götürmesiyle ilgili” soruşturma için görevlendirildi. ABD Başsavcısı Merrick Garland, Hur’un “uzun ve seçkin kariyeri sayesinde tarafsız ve hızlı bir soruşturma yürüteceğine inandığını” söylemişti. Özel savcı, soruşturma sırasında Biden’ın da dahil olmak üzere 147 tanıkla 173 görüşme gerçekleştirdi.
]]>Biden’ın evindeki gizli belgeleri incelemekle görevlendirilen özel savcı Robert Hur’un hazırladığı son rapor ise tartışmalara adeta benzin döktü ve büyük bir siyasi krizi tetikledi.

İncelenen belgeler Adalet Bakanlığı dosyasında yer aldı/AP
RAPOR AÇIKLANDI: BAŞKAN YARDIMCISI OLDUĞUNU VE OĞLUNUN ÖLDÜĞÜ TARİHİ HATIRLAMIYOR
Dün ABD Adalet Bakanlığı, Biden’ın 2016 yılından beri gizli belgeleri nasıl kullandığına ilişkin bir rapor yayınladı. Ancak raporda gizli belge kullanımından daha çok Biden’ın sağlık durumu öne çıktı.
388 sayfalık raporda yer alan detaylara göre, 81 yaşındaki Biden, Barack Obama döneminde başkan yardımcısı olduğunu ve 2015 yılında kanserden hayatını kaybeden oğlu Beau’nun ölüm tarihini hatırlayamıyor.
Olayı araştıran özel komisyon, Biden’ın hafızasının sorunlu olduğuna dikkati çekerek Biden’ı “iyi niyetli, zayıf bir hafızası olan yaşlı biri” olarak nitelendirdi ve başkanın yargılanmamasına karar verdi. Ancak raporda Biden’ın hafızası ile ilgili verilen detaylar muhalefete istediği malzemeyi verdi.
Beyaz Saray, Biden’ın yargılanmamasını memnuniyetle karşıladıklarını ancak raporda yer alan ‘yanlış ve uygunsuz’ ifadelere katılmadıklarını açıkladı.

“RAPOR BAŞKANLIK İÇİN UYGUN OLMADIĞININ KANITI”
ABD gündemine bomba gibi düşen rapor sonrası, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Cumhuriyetçi Mike Johnson, raporun Biden’ın başkanlık için “uygun olmadığının” kanıtı olduğunu öne sürdü ve “Gizli bilgileri yanlış kullanmaktan sorumlu tutulamayacak kadar aciz bir adam kesinlikle Oval Ofis için uygun değildir” dedi.
Trump’ın sözcüsü Karoline Leavitt ise, “Hafızası bu kadar kötüyse, ülkemizi yönetmesi için ona nasıl güvenebiliriz?” diye sordu.
” HAFIZAM ÇOK İYİ” DERKEN YENİ POT KIRDI
Biden dün akşam yaptığı bir konuşma sonrası kendine raporla ilgili soru soran gazetecilere bağırarak cevap verdi ve “Hafızam çok iyi” dedi.
“Evet yaşlıyım ama ne yaptığımı çok iyi biliyorum. Bu ülkeyi tekrar ayakları üzerine kaldırdım.” diyen Biden, raporda oğlunun ölümü ile ilgili detaya öfkelendi ve “Nasıl olur da bu konuyu dile getirmeye cüret edebilir? Kimsenin bana oğlumun ne zaman öldüğünü hatırlatmasına ihtiyacım yok.” ifadelerini kullandı.
Biden ayrıca soruşturmanın yürütüldüğü 8-9 Ekim 2023 tarihlerinde İsrail ve Hamas savaşının başladığını hatırlatarak uluslararası bir krizi yönettiğini ve çok meşgul olduğunu söyledi ancak konuşmasının ilerleyen zamanlarında Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah el-Sisi’yi Meksika Başkanı olarak andı.

GAF SERİSİ: SON OLARAK ÖLEN ALMANYA ŞANSOLYESİ İLE KONUŞTUĞUNU İDDİA ETTİ
81 yaşındaki Biden, sık sık ilerleyen yaşı, hafıza durumu ve yaptığı gaflarla gündeme geliyor ancak bu durum Kasım ayındaki seçimler öncesi çok daha kilit bir konu haline geldi.
Daha önce sahneden çıkış yolunu bulamayıp kaybolan, boşlukla tokalaşan ve isimleri karıştıran Biden son olarak dün 2017’de vefat eden eski Almanya Şansölyesi Helmut Kohl ile 2021’de konuştuğunu iddia etmişti.

İNGİLİZ BASINI: HİÇBİR ŞEY GİZLEYEMEZ, BİDEN BU İŞE UYGUN DEĞİL
Biden’ın sağlık durumu ile ilgili rapor bugün sadece ABD değil, dünya medyasının da bir numaralı gündem maddesi oldu.
İngiliz Telegraph gazetesi Joe Biden’ın akıl sağlığı ile ilgili uzun süredir endişeler olduğunu ancak bakanlık tarafından yayınlanan raporun bir şok etkisi yarattığını yazdı.
Gazete “Joe Biden’ın zihinsel kapasitesi bu işe uygun değil” başlıklı analizinde artık gerçeğin gizlenemeyeceğini, Biden’ın sağlık durumunun demokratlar ve ABD için büyük bir tehdit oluşturduğunu öne sürdü.
“SEÇMEN DURUMU ZATEN BİLİYOR, SEÇİM SONUÇLARINI ETKİLEMEZ”
Forbes, Biden’ın hafızası ile ilgili raporun hemen ardından yeni bir gaf yapıp Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah el-Sisi’yi “Meksika’nın başkanı” olarak nitelendirdiğine dikkat çekerken Guardian gazetesi ise raporun 2024 seçimlerine etki edeceğini iddia etti.
Insider ise raporun 2024 seçimlerini etkilemeyeceğini seçmenin Biden’ın durumunu çoktan bildiğini ve Trump’ı yeniden reddetmeye hazır olduğunu yazdı.
ABD’nin eski başkanı Donald Trump da evinde bulunan gizli belgelerden ötürü yargılanıyor. Biden Mayıs ayında Florida’da yargılanacak olan Trump’ın aksine hukuki sürecin önüne geçmedi ve işbirliği yapmayı kabul etti. Trump uzun bir süre hakkındaki iddiaları reddedip bir karalama kampanyası yürütüldüğünü öne sürmüştü.