– Herkese iyi bayramlar diliyorum… Bayram denilince çocukluğum geliyor benim aklıma. Annemin bana bayram kıyafetleri aldığı o yıllar. Hatırlıyorum da bir bayram iki elbise birden almıştık. Ben başka elbise beğenmiştim, annem başka. Böylece iki elbisem ve iki ayakkabım olmuştu.
Yine rahmetli annemin bayram harçlıklarımı koymam için verdiği mendil geliyor aklıma. Mendil işlemeliydi. “Harçlıklarını bunun içine koy” demişti. O mendili anneme verirdim bayramdan sonra. O da bana mendilin içinden harçlık çıkarıp verirdi. Dilimden hiç düşmezdi bayram harçlıklarım. Meğer içindeki para bittikçe anneciğim yeniden koyuyormuş. Ben çocuğum, anlamıyorum ki. “Hani benim harçlıklarım” diye tutturuyordum. Boşuna demiyorlar “Bayram çocuklar için” diye…
◊ Çocukluk yıllarınızdan hafızanıza kazınan çok özel bir bayram anınız var mı?
– Teyzem ailesiyle Balıkesir’de oturuyordu. Bir bayram oraya gittik. Onlar da bizi Erdek’e götürdü. Normalde her bayram evde olurduk, gezmeye gitmek benim için çok özel olmuştu o bayram. Çocuk yüreğimle çok mutlu olmuştum. Kuzenlerimle beraber Erdek’te denize girdiğimizi, çok eğlendiğimizi hatırlıyorum.

BU BAYRAM RUTİNİ BOZDUM, SAHNEDE OLMAYACAĞIM
◊ Geçmişi yâd edip “Nerede o eski bayramlar” diyoruz hep. Neden sizce? Ne değişti?
– Az önce de dediğim gibi; bayram çocuklar için. Eski bayramlarımızda da biz çocuktuk. Bir de eskiden bayramlarda akrabalarımızla, dostlarımızla, komşularımızla birlikte olurduk. Yeni bayramlar, değişen hayat şartlarıyla birlikte uzun yıllardır tatil, dinlenme anlamı taşıyor. Özellikle çalışan aileler, uzun bayram tatillerini dinlenme dönemi olarak kullanıyor. Onlara da hak vermek lazım. “Ah o eski bayramlar” dememek için, kenetlenmeyi bırakmamamız gerekiyor.
◊ Siz 9 günlük bu bayram tatilini nasıl geçireceksiniz?
– Bu bayramda çalışmak istemedim. Bildiğiniz gibi Bodrum’da bir evim var, baharı Bodrum’da karşılamak istedim, bayram öncesi evime geldim. Dekorasyonu seviyorum, kendime hediye olarak bu bayram yapay ve gerçek çiçekler aldım, onları evime yerleştirdim. Bayramı burada geçireceğim.
◊ Bayram rutinleriniz
var mı?
– Bayram rutinim çok uzun yıllardır sahnede olmaktı. Bu bayram bu rutinimi bozdum.
BENİM TARZIM KALICI İŞLER YAPMAYA MÜSAİT
◊ Nostalji albümlerinizle arşivlik çalışmalara imza attınız, genç nesillere de ulaşacak eserler bıraktınız. Bunun gibi farklı müzik çalışmalarınız olacak mı?
– Nostalji albümleri benim için yeni bir dönem başlattı. O zamanlar müzik sektörü yine arabesk, pop furyasındaydı. Ekip olarak cesaret edip inandık, nostalji serisini başlattık. Halkımız çok güzel karşıladı, bu seri 12 milyonun üzerinde organik tiraj yaptı. Bu rekorun kırılması imkânsız artık.
Nasıl ki kıyafette moda geçmişe dönüp tekrar aynı tarzları önümüze getiriyorsa, müzikte de artık 45’likler gibi birkaç şarkılık çalışmalar yapılıyor. Zamana uymak lazım. Her şeyde olduğu gibi müzikte de fast food dönemi var. Benim tarzım kalıcı işler yapmaya müsait. Mümkün olduğu kadar sezonluk işlerden, yani sezonluk şarkılardan uzak duruyorum. Müzikal yapmayı çok istiyorum, bir türlü kısmet olmadı. İyi bir kadroyla çalışmak isterdim. Öğrenmenin sonu yok. Yeni çalışma arkadaşlarıyla enerjilerimizi birleştirip büyük bir sinerjiyle halkımızın karşısına çıkmak isterdim.
◊ Hazırladığınız o seri size ‘Nostalji Kraliçesi’ lakabını da getirdi. Hoşunuza gidiyor mu böyle anılmak?
– Nostalji albümlerimin başarısıyla sevgili dostum Gezegen Mehmet beni böyle anons etmeye başladı. “Nostalji Kraliçesi” dedi, halkımız da benimsedi. Yiğit lakabıyla anılır derler. Bana da bu kaldı, ben de sevdim.

KENDİME İYİ BAKIYORUM YEDİĞİME İÇTİĞİME DİKKAT EDİYORUM
◊ Bazı kişiler yaş aldıkça güzelliğine güzellik katar, siz de onlardan birisiniz. Nedir bunun sırrı?
– Kendime mümkün olduğu kadar iyi bakıyor, yediğime içtiğime dikkat ediyorum. Mesela çok et yemem, abur cubur tüketmem. Elimde çikolata bile göremezsiniz. Genellikle günde tek öğün yiyorum. Gece hayatım yok. Alkol kullanmıyorum. Uykunun çok önemli olduğu konusunda da bir iddiam var. Cildin dinlenmesi için doğru saatlerde kaliteli uyku şart. Merak edenler uykunun evrelerini araştırsın lütfen, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaklar. Uykum benim için çok önemli, günde 8-9 saat uyumaya özen gösteriyorum. Ayrıca mümkün olduğunca faydalı kozmetik ürünlerini kullanıyorum.
◊ Yıllardır hep aynı kilodasınız. Böyle fit kalmanızın sırrı günde tek öğün beslenmeniz mi?
– Tek öğün besleniyorum ama şu nokta önemli; genellikle tencere yemeği ve sebze tüketmeyi tercih ediyorum. Öyle geceleri olur olmaz saatlerde yemek yiyen biri değilim. Olur da acıkırsam meyveyle geçiştiriyorum. Ama genetik olarak şanslı olduğumu da düşünmüyor değilim. Genlerimi anneme, babama borçluyum.
Ekmek ve makarnayı çok severim, kısıtlamadan yerim. Yemek masasında, “Kilo aldırıyor” diye ekmek yemeyenlerin yanında ekmeğimi de yiyorum. Karbonhidrattan uzak duran biri değilim. Sanırım neye çok dikkat edersen, o seni üzüyor.
YARDIMA İHTİYACI OLANLARA SON NEFESİME DEK DESTEK OLACAĞIM
◊ Sizin çok yardımsever olduğunuzu biliyoruz. “Bir elin verdiğini öbür elin görmesin” derler ama örnek teşkil etmesi açısından konuşmak istiyorum yardım çalışmalarınızı. LÖSEV ve Mehmetçik Vakfı’na yönelik çalışmalarınız olduğunu biliyorum. Neler yaptınız bugüne kadar ve devamı gelecek mi?
– Yardım yaparken paylaşmayı sevmiyorum. Yakınlarım ve sizin gibi gazeteci dostlarım “Örnek olması için paylaşılması gerekiyor” diyor, o zaman da haklı olduklarını düşünüyorum…
Ankara-Oran’daki evimi LÖSEV’e bağışladım. Yardım konserleri de yaptım. Elimin uzandığı, yardıma ihtiyacı olan herkese son nefesime dek destek olacağım.
Sahne kostümlerimi uzun zaman önce Dolap platformunda satışa çıkardım. Amacım düğünü, nişanı, kına gecesi olup da abiye kıyafet alamayanların istedikleri kostümlerime ulaşılabilir ücretle sahip olmalarıydı. Her konserim sonrası pek çok kişiden mesaj alıyorum “Muazzez Hanım elbisenizi bana hediye edin” diye.
İstedim ki kostümlerim değerlensin, herkesin ulaşabileceği bir ücretle satın alınsın, elde edilen gelir de sivil toplum kuruluşlarına gitsin.
İlk partide Mehmetçik Vakfı’na bağış yaptım. 1 lirası bile bana gelmeden, Dolap uygulaması üzerinden direkt vakfa bağış olarak gidiyor. Sağ olsunlar Dolap da komisyon ücreti almıyor.
İkinci bölümde bağışımın Polis Vakfı’na olacağını duyurdum. Büyük Kahramanmaraş depremi olunca öncelikli olarak Kızılay’a bağış yaptım, ardından elde edilen geliri Polis Vakfı’na bağışladık. Pek çok kişiye örnek oldum. Hem bağışlar için mutluyum hem de örnek olduğum için. Benden sonra pek çok kişi kostümlerini satışa çıkardı.

AŞK ESKİ BİR YALAN
◊ Aşkı konuşmadan olmaz. Aşkın anlamını ve sizin için ne ifade ettiğini sorsak, neler söylersiniz?
– Bunun cevabını bilen var mı? Herkese göre değişiyor sanki… En iyi şairler bilir. Bu sorudan bir şarkı sözüyle kaçıyorum: “Aşk eski bir yalan, Adem’le Havva’dan kalan.” Oldu mu şekerim?
HERKES İSTEDİĞİNİ GİYSİ HALK AYARI VERİR NİHAYETİNDE
◊ Sahne kıyafeti konusunda sizin belli bir çizginiz var. Bu anlamda meslektaşlarınızın seçimlerini nasıl buluyorsunuz?
– Şov dünyası bu, herkes ne istiyorsa onu giysin. Giyiyorlar da zaten. Halk ayarı verir nihayetinde… Ben özel hayatımda da dekolte giymem. Üşüyen bir bünyem var, hastalanmamak için kıyafetlerime dikkat ediyorum. Sahnede de fazla dekoltesi olmayan modelleri seçiyorum. Bazen model kendiliğinden ufak bir dekolte istiyor, bana yakışanı tercih ediyorum. Yaptığım müziği de dikkate alarak tercihlerimi yapıyorum.
◊ Son dönemde ünlü erkekler arasında ‘oje’ furyası başladı. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?
– Oje bence cinsiyete dair bir şey değil. Dünyadaki starlara da baktığımızda, yıllar içinde oje erkeklere en yakın makyaj malzemesi olarak kimi zaman fotoğraf çalışmalarında, kimi zaman galalarda, kısacası kamera önüne çıkarken kullanılmış. Çocuk istismarına dikkat çekmek için bile kullanılmış erkeklerde oje. Güzel amaçlara da hizmet etmiş. İsteyen istediğini yapsın, kime ne zararı var? İnsanlar birbirini çok eleştirir oldu, bu beni üzüyor…
KANUN DEĞİL PRENSİPLERİM VAR BENİM
◊ Sanat dünyası, tüm ışıltısına rağmen zorlu bir camia. Siz bugüne dek karşılaştığınız zorlukların üstesinden nasıl geldiniz? “Muazzez Ersoy kanunları”nız var mı?
– Kanun değil de prensiplerim var diyelim. Kimseye karışmam, tartışmalara girmem, doğru bildiğim yoldan şaşmam, kendime yakıştırmadığım her şeyden uzak dururum.
]]>
– Çok heyecanlıyım. Hayatımda ilk defa heyecandan uçuk çıkardım. Çünkü çok büyük bir işe kalkıştım. Etrafımdaki birçok kişinin de kaygısı vardı. “Beceremezsen hayal kırıklığına uğrarsın” gibi yorumlarda bulundular. Ama niyeyse içimden bir ses bana, başkaları benim için korkarken kendim için çok cesaretli olmam gerektiğini söylüyor.
◊ Böyle büyük bir gösteriyi aklınıza düşüren ne oldu?
– Ben bir Ricky Gervais hayranıyım. Onun bir “Armageddon” gösterisi var, kocaman bir kalabalığın karşısına çıkıyor. Görünce “Bu neden Türkiye’de olmasın ve neden bunu bir kadın başaramasın?” dedim. Aslında “Armageddon” bu fikri sadece ateşleyen kısım. Yoksa benim stadyum hayalim vardı. Yapımcımız bir gün Nejat Uygur’dan bahsetti. Nejat Uygur bir şehre gidiyor ve orada salonlar yetmiyor, stadyuma çıkarmak zorunda kalıyorlar. Halkı selamlıyor. O hikâye benim kafama oturdu bir kere. O gün bugündür WhatsApp grubumuzun adı bile “Yasemin Arena” oldu. Biz o enerjiyi çağırdık yani.
◊ Hazırlıklar nasıl gidiyor?
– Çok güzel. 35 dansçımız var. Ben 35 yaşında bu hikâyeyi başlattığım için 35 dansçı olsun dedik, onu simgelesin diye. Sık sık serum yiyorum ayakta kalabilmek adına.

AİLEMİ SEYİRCİME ŞİKÂYET EDİYORUM
◊ Anneniz de sizi ilk kez izleyecek. Bu zamana kadar neden izlemedi?
– Ben cesaret edemedim.
◊ “Gelme” mi dediniz?
– Dedim. Ben 1.5 yıldır terapi alıyorum. Kendimi bu sürece hazırladım; annemin, babamın beni izlemesine. Çünkü aslında komedi bir nevi yaşadığın şeyi şaka yoluyla şikâyet etmek demek. Ben ailemi 4 yıldır seyircime şikâyet ediyorum. Ama şimdi “Şikâyet ettiğim insanlar bakın onlar” diyorum. O yüzden o kadar kolay bir süreç değil benim için.
◊ Gösteri sonrası anne-babanıza terapi gerekir mi?
– Annem zaten kazanacağım parayı hesaplayınca o onu çok mutlu edecek! (Gülüyor)
HEM GÜLDÜRÜP HEM AĞLATIYORUZ
◊ Ağlatmak güldürmekten daha kolaydır derler, sizce siz hangi yönünüzle güldürmeyi başarıyorsunuz?
– Aslında biz hem güldürüp hem ağlatıyoruz. Gösteride çok derin bir anne-kız ilişkisi var. O ilişki hem güldürüyor hem izleyene kendi gerçeğini hatırlattığı için ağlatıyor.
BİRİLERİ İÇİN İDOLÜM O BANA YETER
◊ Türkiye’de böyle büyük bir arenada stand-up yapan ilk kadın komedyen olacaksınız. Bu nasıl bir haz veriyor?
– Bu bana hazdan ziyade çok büyük bir yük veriyor. Çünkü bir şeyi ilk yaparsan, onun ne kadar önemli olduğunu anlatmak zorunda olan da sensin demektir. Ben şu anda hem önemli bir şey yapıyorum hem de “Bakın önemli bir şey yapıyorum” diyorum. Bu çok zor. Benden sonra gelen kadın komedyenler o yolları çok daha rahat aşacaklar. Biz hep erkeğin yaptığını daha değerli buluruz. Bu stand-up’ta da geçerlidir. Ben bunun için çok büyük bir savaş veriyorum. Mesela AVM’de küçücük bir kız gördüm, 16 yaşında. “Sen olmak istiyorum” dedi. Bu kadar güzel bir şey olabilir mi? Gözünün içine bakarak “Benden daha iyisi ol” dedim. İnsanın en keyif aldığı şey idol olabilmek biri için. Şu anda birileri için idolüm, o bana yetiyor.
SEKTÖR BENİ
MARATONA SOKTU
◊ Hep böyle hırslı ve azimli miydiniz?
– Ben kendimi azimli zannederdim, azimli artı hırslıymışım onu anladım. Çünkü her geçen gün hedef yükseltiyorum. Yakında stand-up mitingi yapacağım! Oraya doğru gidiyor bu. Ne zaman ki ilk gösterimin biletleri 36 saatte tükendi, bana bir zehir bulaştı. Ve ben ondan sonra her gösterimin biletlerinin böyle tükenmesini istedim.
◊ Şaşırdınız mı biletler tükenince?
– Çok şaşırmıştım. Hiç kimsenin aklına benim gösterimin biletlerinin 36 saatte tükenebileceği gelmedi. Yurtdışına gösteri koydular, yurtdışındaki organizatör “Bu kızın biletleri burada satar mı?” dedi, 6 saatte tükendi biletler. Hızlı başladığım için farkında olmadan sektör beni maratona soktu. Sonra benim tek görevim topu yere düşürmemek oldu.
◊ Ülker Sports Arena’yı dolduracak mısınız sizce?
– İnşallah. Dolmazsa da canım sağ olsun. Ben bu işe baş koydum, denedim. Bugüne kadar denemeyenlerin karşısında denedim diyebilen tarafım. Çok büyük bir adım atıyorum şu anda. Bir kadın komedyen yapacağı en iyi şeyi yapsın istiyorum. 20 yıl sonrasına çalışıyorum, bugüne değil.
◊ Gösterinizin dışında başka projeleriniz var mı?
– Dijital platform için 8 bölümlük bir dizi yazıyorum.
◊ Yine komedi mi?
– Komedi-dram. Hem güleceğiz, hem ağlayacağız.
◊ İnsanlar sizi izleyerek deşarj oluyor. Siz nasıl deşarj olursunuz?
– Terapiye giderek. Terapiye başlamadan önce uyuyarak, yemek yiyerek deşarj olurdum. O yüzden kilo aldım.
◊ Çok mu duygusalsınız?
– Çok. Bence her komedyen duygusaldır. Kavramlar karşıtlarıyla vardır diyorlar ya, bir insan ne kadar gülüyorsa o kadar ağlıyordur.
◊ En çok ne ağlatır sizi?
– Birinin bana yalan söylemesi çok ağlatır. Yalana hiçbir şekilde tahammülüm yok.
◊ En çok neye veya kime gülersiniz?
– Herkese. Bence herkesin komik bir tarafı var, kimse bunun farkında değil.
BEN DİŞİ GÖZÜKMEKTEN KORKMUŞUM
◊ Bir röportajınızda “Şık ve bakımlı olunca komik olamıyorum” demişsiniz…
– Artık olabiliyorum. Bu da terapiyle oldu. Çünkü ben aslında kilonun ve fazla doğallığın arkasına sığınmışım. Bazı şeyleri beceremediğim için. Becerebildiğimi görünce komik olmaya engel olmadığını gördüm. Bir kadın hem güzel hem komik olabilir. Kendini nasıl yansıttığınla alakalı. Ben güzel olmaktan, dişi gözükmekten korkmuşum, o korkumu yendim. Yetiştirilme tarzım, ailem, abilerim her şey bunun etkeniymiş.
HERKES KENDİ HAYALİNİ ALIP GELSİN
◊ 20 Şubat’taki gösteriniz için seyircilere nasıl seslenmek istersiniz?
– İyi şeyler gördüğümüz zaman iyi şeylerin olacağına daha çok inanırız. O akşam da Türk izleyicisi bir kadının bir şeyi hayal ettiğinde sonuna kadar gidebildiğini görecek. O nedenle herkes kendi hayalini alıp gelsin, bu akşamı kendine kerteriz alsın. Ve kendi hayalini gerçekleştireceğini kafasına koyarak çıksın oradan.
]]>
İşte Volkan Demirel’in açıklamalarından satırbaşları…
* Çok iyi bir kaleci olduğumu düşünmüyorum; bulunduğu yerin kıymetini çok iyi bilen bir insandım o yüzden Fenerbahçe’de 20 sene kaldım.
* Kızlarım benim her şeyim. Oğlum olmasını isterdim ama olmadı.
* Kızım Yade eşimden daha fazla soru soruyor ama çok hoşuma gidiyor, kızlarımla arkadaş gibi olmaya çalışıyorum…

* Romantik değilim hiç çiçek almışlığım yoktur. Çiçek almam, yoldan geçerken papatyayı koparıp veririm, bizim tarih kavramımız da yoktur. Tarihlere, çiçeğe, hediyeye takılı kalmayız. Bizim için önemli olan benim onun, onun benim yanımda olmamdır. Birbirimizi çok iyi tamamlayan bir çiftiz. Şiddetli kavgalarımız tabii ki var, günün sonunda bir karara varır ve konuyu öyle kapatırız, Allah’a çok şükür 2 çocuğumuz da var, çekirdek bir aileyiz.
ZEYNEP’İ İLK GÖRDÜĞÜMDE ‘SENİNLE EVLENECEĞİM’ DEDİM
Benim düşündüğüm inandığım şeyler gerçekleşti. Zeynep inanmazdı bana, ilk gördüğümde ‘seninle evleneceğim’ dedim. ‘Sen herkese bunu söylüyorsun’ dedi. Benim dediğim oldu. İnandığım her şeyi gerçekleştirdim şu ana kadar…

GORALI YEMEK İÇİN PARA BİRİKTİRİRDİM
Çocukluğum çok güzel geçti, varlıklı bir çocuk değildim. Antrenmanlara gitmek için Kocamustafapaşa’da minibüs yerine otobüsü bekleyip, goralı yemek için para biriktirdiğimi çok iyi bilirim. Pazarda amcamın oğluyla çorap sattığımı çok iyi bilirim. Babamdan ve kendi çocukluğumdan öğrendiklerimle yola çıktım.
ÜNLÜ İSİMLERDEN EVLİLİK TEKLİFLERİ
Kimi tek taş yüzüğü kese kağıdının içine koydu, kimi yollarına gül döktü, kimi de buzulun üstünde kalbinden geçenleri söyledi. Bu evliliklerin bazıları çoktan bitti ama bu teklifler hafızalardan hiç silinmedi.
Sema Şimşek – Burak Hakkı
Sema Şimşek ile Burak Hakkı`nın ilk karşılaşmaları meslek gereği katıldıkları bir açılışta gerçekleşti. Sonra bir yıl boyunca hiç görüşmediler. Ta ki Best Model yarışmasına kadar. 10 günlük kamp süresince sabah, akşam olmak üzere defalarca selamlaştı çift. Ama hiç konuşmadılar.
İkisi de Best Model`de birinci seçildi., Ama bu bile yakınlaşmalarını sağlamadı. Yarışma sonrasında defileden defileye karşılaşan Hakkı ve Şimşek arasında zamanla arkadaşlık başladı. 1998 yılında bir defile için gittikleri Moskova`da aralarında sıcaklık oluştu.
Evlilik teklifinin nasıl geldiğini ise bir röportajda Sema Şimşek şöyle anlatmıştı: “Bir gün arabada sinemaya gidiyoruz. Ani bir fren yaptı, bana dönüp `Ben seninle evlenmek istiyorum` dedi. Mutlu çiftin Rüzgar adındaki bebekleri yuvalarını şenlendirdi.
Ancak bu örnek çift de evliliklerini sona erdirdi.

Emre Altuğ – Çağla Şıkel
Şarkıcı Emre Altuğ’un manken Çağla Şıkel’e yaptığı evlilik teklifi benzerine ancak filmlerde rastlanacak türden.
Ünlü şarkıcı Altuğ, Şıkel’e babasının mezarını ziyarete gittiklerinde evlenme teklif etmiş.
Babasının doğum günü olan 23 Nisan’da mezar başında evlilik teklifi alan ünlü manken gözyaşlarını tutamayıp, teklife fazla düşünmeden “evet” demiş.

Ünlü isim yıllar sonra açıkladı… 7 kez evlenme teklifi etti!
Magazin dünyasının örnek çiftlerinden Fettah Can ve Cansu Kurtçu’nun evlilikleri sanıldığı gibi kolay olmamış…
Cansu Kurtçu, Fettah Can’dan 7 kez evlenme teklifi aldığını açıkladı: “Fettah sağ olsun bana 7 kere evlenme teklif etti. Yedincide artık evlenelim dedim.”

Demet Akalın – Okan Kurt
Demet Akalın, genç kızlara erkekleri evliliğe ikna etmenin tüyolarını verdi. Hayat arkadaşı Okan Kurt’u 6 ayda nikâh masasına oturttuğunu söyledi:
“Okan’ı da alıp karşıma ‘Sen benimle evlenmeyi düşünüyor musun?’ diye sordum. Eveledi, geveledi. O gün ayrıldık. Ertesi gün bana evlenme teklifi etti.”

Şebnem Kısaparmak – Fatih Kısaparmak
Şebnem Kısaparmak, eşi Fatih Kısaparmak ile konuk olduğu ‘Zahide ile Yetiş Hayata’ programında eşinin kendisine nasıl evlilik teklifi ettiği anlattı.
Şebnem Kısaparmak, ” Daha tanışalı iki gün olmuştu. Fatih aracını boğaza karşı bir yerde park edip bana ” Ben bugüne kadar kimseye seni seviyorum demedim. Benimle evlenir misin” dedi.
Ne yapacağımı şaşırdım. Bugün bile verdiğim cevaptan dolayı utanıyorum. Ben evlilik teklifine sadece “ Ne yapalım yani ”diye cevap verdim. Fatih çok bozuldu , kendisinden özür diliyorum bir kez daha” dedi.

Emre Belözoğlu – Tuğba Belözoğlu
Futbolcu Emre Belözoğlu, ‘kuzum’ diye hitap ettiği eşine son derece sürprizli ve romantik bir teklifte bulunmuş. Bakın o günü Tuğba Belözoğlu nasıl anlatıyor:
“Emre’nin İngiltere’de oynadığı yıllardı. Beni arayıp sakatlığından dolayı Almanya’ya gideceğini söyledi. Bu arada ben Türkiye’deyim. Emre uçak yolculuğu yaptıktan sonra inandırıcı olma açısından olsa gerek birileriyle Almanca konuşuyordu. Tam da bu sırada zil çaldı.
Kapıyı açtığımda karşımdaki Emre’nin kuzeni Volkan’dı. Volkan Emre’nin yurtdışından kendisine hediye yolladığı ve bunu bana teslim etmesi için geldiğini söyledi. Sonra Emre’nin kuzeni çıktı ve bu sefer cep telefonum çaldı. Volkan bu sefer de birkaç hediyeyi arabada unuttuğunu ve onları almam için aşağı inmemi istedi.
Ben de yavaş yavaş apartmanın merdivenlerinden aşağı inerken dairenin kapısının önünden başlayarak apartmanın çıkış kapısına kadar güller döküldüğünü gördüm. Aklıma bir anda Emre geldi ama bunu ihtimal vermiyorum. Neyse apartmanın kapısını açtığımda karşımda boynunda bir yüzük olan “kuzu” ile Emre’yi gördüm.”

Sedef Avcı – Kıvanç Kasabalı
TV’nin güzel yıldızlarından Sedef Avcı ise eşi Kıvanç Kasabalı’dan evlenme teklifi almamış.
Uzun süreli bir ilişkileri olduğu için her şey kendiliğinden gelişmiş.
Kasabalı ve Avcı bir yandan kariyerlerindeki başarılı çıkışı sürdürüyorlar. Bir yandan da mutlu evliliklerini. Çiftin bir de Can adında oğulları var.

Mehmet Aslantuğ – Arzum Onan
Mehmet Aslantuğ ve Arzum Onan da konuk olarak katıldıkları Beyaz Show’da evlilik teklifi öykülerini anlatmıştı. İzleyenleri şaşırtan teklifi Onan ve Aslantuğ o günü şöyle anlatmışlardı.
Arzum Onan, “Mehmet’in bana evlenme teklif etiğini anlamadım ben. Bitmişti, yüzüme baktı” diyerek aralarında yaşanan anlaşmazlığın altını çizdi ve şöyle devam etti: “Piknik yapmıştık, sepet hazırlamıştım. Dönüş yolunda, arabada, Mehmet başladı anlatmaya. Artık neredeyse vardık, anlayabildiğim cümleler değildi.” Mehmet Aslantuğ ise o an “Ben durdum, kıza derdimi anlatamadım herhalde dedim” diye düşündüğünü söyledi.
Arzum Onan ise anlamamasının nedenini şöyle belirtti: “Soru gibi değildi sorun orada”. Mehmet Aslantuğ ise “Benimle evlenir misin ne kadar katır kutur bir cümledir” diyerek yaptığı evlilik teklifinin aslında ne kadar da kibarca olduğunu vurguladı.

Yılmaz Erdoğan – Belçim Bilgin
Yılmaz Erdoğan ile arkadaşken de ona aşık olduğunu söyleyen Belçim Bilgin evlilik teklifini şöyle anlatıyor:
“Oyunculuk üzerine sohbet ederken birden ‘Ben seninle evleneceğim’ deyip güldü. O zaman da hayrandım ona ama ‘Bu ünlüler ne acayip ‘ diye düşünmüştüm. Aradan zaman geçip evlenme teklif ettiğinde ise ‘Ben sana dememiş miydim?’ dedi.
Unutmamış yani o anı. Çeşme de bir tatilde ‘Benimle, elimizin uzandığı her yere iyilik ve güzellik götürmeye var mısın? Benimle evlenir misin?’ diye sordu. Ve coşkulu bir ‘Evet’ yanıtı aldı.
2006 yılında evlenen çift 2018 yılında anlaşmalı olarak tek celsede boşandı.

Okan Buruk – Nihan Buruk
Evlendikten sonra mankenliği bırakan eski model Nihan Akkuş, eşi futbolcu Okan Buruk’tan deniz üstünde evlenme teklifi almış.
Buruk, ‘Nihan’ adını verdiği teknesiyle çıktığı tatilde, evlilik teklifini denizin üzerinde yapmış.
Hem tekne sürprizi hem de evlilik teklifi Akkuş’u çok mutlu etmiş.

]]>