Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 2023 yılı Trafik Hacim Bilgileri istatistiklerini değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı vizyonuyla Türkiye’de ulaşımın tüm modlarında çağ atlatan yatırımlar ve atılımlar yaptıklarını belirten Bakan Uraloğlu, karayollarının, ulaşım yatırımlarının lokomotifi olduğunu söyledi. Uraloğlu, karayollarında yapılan yüksek standartlı yollarla Türkiye’nin dört bir yanında konforlu ve güvenli ulaşımı sağladıklarının altını çizerek, “Ülkemizin doğusundan batısına kuzeyinden güneyine yüksek standartlı bölünmüş yollarla bağladık. Vatandaşlarımız artık yolculuklarında karayolunu da tercih ediyor.” diye konuştu.
“TRAFİK HACİMLERİ METROPOL GEÇİŞLERİNDE ARTIYOR”
Ülke genelinde Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki yol ağında gerçekleştirilen ölçümlerde trafik hacimlerinin metropol geçişlerinde ve Karadeniz Sahil Yolu gibi bölgesel hizmet veren akslarda artış görüldüğünün altını çizen Bakan Uraloğlu, “En çok trafik hacmi Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde oluştu. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde trafik hacmi 240 bin, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde ise 190 bin oldu. İstanbul-Tekirdağ Devlet Yolu’nun bazı kesimlerinde Yıllık Ortalama Günlük Trafik (YOGT) miktarı 100 bini aştı. İstanbul-Kocaeli Devlet Yolu’nun çeşitli noktalarında 70 bini aşmaktadır. İstanbul Havalimanı’na bağlantı sağlayan yol kesiminde ise trafik 100 bini geçti” ifadelerini kullandı.

“ANKARA HAVALİMANI GÜZERGAHINI KULLANAN ARAÇ SAYISI GÜNDE 70 BİNİ BULDU”
Yıllık Ortalama Günlük Trafik miktarlarının yüksek olduğu kesimlere dair açıklamalar yapan Bakan Uraloğlu, “İzmir şehir merkezindeki KGM sorumluluğundaki bazı kesimlerde trafiğin 70 binin üzerine çıktı. Konya şehir geçişindeki kesimlerde trafik 100 bini aşıyor. Ankara-Sincan-Yenikent güzergahındaki bazı kesimlerde 100 binin üzerine çıktı. Ankara Havalimanı’na erişim sağlayan güzergahta bazı kesimlerde ise günlük araç sayısı 70 bini aştı. Ankara-Gölbaşı arasında da her gün 80 bin araç seyahat etti. Ankara’yı Polatlı tarafına bağlayan Ankara-Temelli Yolu’nu da her gün 60 binin üzerinde araç kullandı” şeklinde konuştu. Uraloğlu, Ankara’nın şehir içi trafiğini rahatlatan önemli yollardan biri olan Eskişehir Çevre Yolu’nda da trafik hacminin günlük 70 binin üzerinde olduğunu vurguladı.
“KARADENİZ SAHİL YOLU GÜNDE 90 BİN ARAÇ TRAFİĞİ ALIYOR”
Bakan Uraloğlu, Gaziantep için büyük öneme sahip Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’ne ulaşım sağlayan yol kesiminde ise günlü trafiğin 70 bini geçtiğini kaydetti. Samsun’da ise Samsun Çevre Yolu’nun önemli oranda trafik alan yollardın bir diğeri olduğunu kaydederek Çevre Yolu’nun her gün 60 bin araç tarafından kullanıldığını kaydetti. Uraloğlu, Karadeniz Sahil Yolu’nda ise en fazla yoğunlaşan kesimin Trabzon geçişi olduğunu vurgulayarak trafik hacminin 90 bine ulaştığını aktardı.

“TÜRKİYE’NİN YOLUNU AÇMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Bakan Uraloğlu, yüksek trafik alan yollardan biri olan Antalya-Alanya Yolu’nda da günlük araç hacminin 90 bini bulduğunu kaydederek Bursa-Karacabey Yolu’nda 70 bin sınırının da aşıldığını kaydetti. Uraloğlu şözlerini şöyle sürdürdü:
“Otoyol kesimlerinde; Çatalca-İzmit güzergahındaki çeşitli noktalarda 100 bin, Mahmutbey-Çamlıca güzergahında 100 bin, Kuzey Marmara Otoyolu’nda çeşitli noktalarda 90 bin, Ankara Çevre Yolu’nun bazı kesimlerinde 100 bin, Bursa Çevre Yolu’nun bazı kesimlerinde 100 bin, İzmir Çevre Yolu’nun bazı kesimlerinde 100 bin, Adana Çevre Yolu’ndaki çeşitli kesimlerde trafik hacminin 90 bine ulaştığı görülüyor. 2003 yılından bu yana ülke genelindeki trafik hacminin yüzde 195 artarak 154,5 milyar taşıt x km değerine ulaştı. Bu sayılar, bu yolları yaparak ne kadar yerinde bir karar verdiğimizin de en büyük kanıtıdır. Bizler hizmet için, vatandaşlarımızın konforu için yol yapmaya, Türkiye’nin yolunu açmaya devam edeceğiz.”
]]>‘GÜREŞEN KÖPRÜSÜ İÇİN BİRAZ GEÇ KALDIĞIMIZIN FARKINDAYIZ’
Coğrafik koşullar nedeniyle Hopa’da devam eden bazı yatırımların geciktiğini ifade eden Uraloğlu, “Hopa’da bir köprü inşaatımız var; sizler de biliyorsunuz birazcık uzun sürdü ama inşallah haziran ayında bitirmiş olacağız. Dere yatağı, zemin zorluğu sıkıntıları olduğundan uzamış oldu ama bitecek. Borçka’ya doğru devam eden işimiz var. Mevcut ihale içerisinde devam edeceğiz. Uygun zamanlamayla da geri kalanını ihale edeceğiz. Borçka’ya kadar geri kalanın tamamını ihale etmiş olacağız. Dolayısıyla bu yolu bitirdiğimizde Borçka’nın sahille olan ana bağlantı sorununu inşallah sizlerin gündeminden çıkarmış olacağız. Bir başka devam eden projemiz Güreşen Köprüsü; gerçekten teknolojik bir köprü, mühendislik olarak da güzel bir köprü. Karayolları Genel Müdürlüğü dönemimde de bazı problemlerle uğraştık. O problemleri çözmek zaman aldı. Çünkü orada bir baraj var, su var, zemin sıkıntıları var vesaire ama çözdük, yapıma devam ediyoruz. Tabii kıtaları geçen Türkiye, denizin altını geçen Türkiye, bir Güreşen Köprüsü için biraz geç kaldığımızın farkındayız. Bundan sonra inşallah orayı hızlandırıyoruz” diye konuştu.
‘MACAHEL’DE YAPIM ÇALIŞMALARINA BAŞLAYACAĞIZ’
‘Macahel Geçidi’ kapsamında yapılması gereken bağlantı yolunu yatırım programına aldırmakta zorlandıklarını söyleyen Uraloğlu, “Bir başka konu da yine buradaki Camili ya da Macahel Geçidi. Orada bir proje bitirdik, projeyi onayladık. Yaklaşık 6 kilometrelik bir tünel var ama o tünelin kendi özelliğinden dolayı bir kaçış tüneli dediğimiz küçük bir tünel de gerekiyor. Dolayısıyla hepsi bitti, şimdi oranın yatırım programına alınması, o süreçteyiz. Sizlerin de görüşünü alarak, bütün Artvin’in yöneticilerinin hepsinin görüşlerini de alarak orada bir vaziyet alır da orayı daha yapılabilir kılarsak; inşallah onun da projesi uzun zaman almaz, hızlıca bitirir hemen onu da yatırım programını alır, yürürüz diye düşünüyoruz. Bizim işimiz, size daha iyi şartlarda hizmet edebilmek. Dün yetenin bugün yetmez olması da normaldir. O anlamda biz de üzerimize düşeni inşallah beraberce yapacağız” dedi.
Uraloğlu, Hopa ve Borçka’daki programlarının ardından kent merkezinde iş insanları ile toplantıya katıldı.
]]>
GÜNDÜZ KUŞAĞININ EN ÇOK İZLENEN PROGRAMINA İMZASINI ATMIŞTI
ABD’de ekranın en ünlü ve en çok kazanan yıldızlarından biri olan, kariyerinin parlak dönemlerinde milyonlar kazanan 59 yaşındaki Wendy Williams, kendisi gibi biri için felaket sayılacak bir sağlık sorunuyla karşı karşıya.
Kendi adını taşıyan sohbet programıyla tam 14 sezon boyunca ekranda fırtınalar estiren Williams’a tıpkı sinemanın ünlü yıldızı Bruce Willis gibi afazi ve frontotemporal demans teşhisi konuldu.
Zaten bir süredir Grave hastalığı, lenfödem ve hipertiroidi ile boğuşan Wendy Williams için bu durum yeni bir darbe oldu. Wendy Williams’ın alkol ve uyuşturucu gibi bazı kötü alışkanlıklar nedeniyle çalkantılı dönemler geçirdiği de biliniyor.
Uzun süredir ortada görünmeyen Williams, bu ayın başlarında hakkında hazırlanan Wendy Williams Nerede? (Where is Wendy Williams) adlı belgesel nedeniyle kamera karşısına çıkmıştı.

HABER, YAZILI AÇIKLAMAYLA DUYURULDU
Williams’ın afazi ve frontotemporal demansa yakalandığı haberini ekibi, yazılı bir açıklamayla duyurdu. Açıklamada “Hayranlarının bildiği gibi Wendy, geçmişte de Graves ve lenfödem gibi sağlık sorunlarıyla boğuşuyordu. Bütün bu konularda da kamuoyuna açık davrandı” denildi.
Yine açıklamaya göre Williams, 2023 yılında hafızasında ortaya çıkan bazı sorunlar nedeniyle bir dizi testten geçirildi. Aşırı unutkanlık, bazı kelimeleri söyleyememek, kararsız davranışlar sergilemek gibi belirtiler nedeniyle yapılan tetkikler sonucunda Williams’ın frontotemporal demans ve afazi teşhisi aldığı belirtildi.
Sonuç olarak Wendy Williams’ın bir süredir devam eden sorunlarının bu nörodejeneratif hastalıklardan kaynaklandığı ortaya çıktı.
Williams’ın ekibi tarafından yapılan yazılı açıklamada “Teşhis konulması Wendy’nin ihtiyaç duyduğu tıbbi bakımı almasını sağladı” denildi.

HASTALIK HAKKINDA FARKINDALIK OLUŞTURMAYI AMAÇLADILAR
Wendy Williams’ın ismi açıklanmayan bir bakım merkezinde tedavi altında olduğu bilgisi de yer aldı. Ünlü sunucunun hala bazı günlük ihtiyaçlarını kendisinin karşılayabildiği ve artık bir marka haline gelen mizah anlayışını koruduğu da belirtildi.
Ünlü sunucunun ekibi bu açıklamayı Williams’a karşı sempati geliştirmek amacıyla değil, frontotemporal demans ve afazi hakkında farkındalık oluşturmak için yaptıklarını da ekledi.

GÜNDÜZ KUŞAĞININ YILDIZIYDI
Yıllar boyunca gündüz kuşağının en çok izlenen programlarından biri olan The Wendy Williams Show adlı programı yapan ve milyonlarca kişi tarafından izlenen Williams, en son 2021 yılında kamera karşısına çıktı. Sonra yaşadığı sağlık sorunlarını öne sürerek programını da bitirdi, ortadan da kayboldu.
Bu ayın başlarında kendisi için hazırlanan bir belgesele konuk olduğunda çok da iyi görünmüyordu. Maddi sorunlar yaşayan, kötü alışkanlıkları nedeniyle vesayet hakkı ailesine verilen Williams, o programda gözyaşları içinde ne parası ne de arkadaşı olduğunu söyledi. Artık bir trajedinin kahramanı olan ünlü sunucu ” Bakın bu bana olduysa size de olabilir” diye seslendi.
En son kamera karşısına çıktığı 2021 yılında da, söz konusu belgeselde de Williams’ın ayakta kolay duramadığı, kontrol dışı hareketler sergilediği görüldü.

RADYODAN EKRANA GEÇTİ
Gerçekç adı Wendy Joan Williams olan ünlü sunucu, kariyerine 2008 yılında başladı. Önce radyo sunuculuğu yaptıktan sonra ekrana geçti. Bu arada Williams’ın, ünlü oyuncu Bill Cosby’yi cinsel saldırıyla suçlayanlardan biri olduğunu da hatırlatalım.
Wililams’ın gündüz kuşağında hazırladığı sohbet programı kısa sürede o kadar büyük ilgi gördü ki çok sayıda Emmy Ödülü’ne de aday gösterildi.
Fakat 10 yıl sonra Graves hastalığı ve hipertiroidi semptomları nedeniyle programına ara vermek zorunda kaldı önce. Sonra da hastaneye kaldırıldı. Oğlu programının belirsiz bir süre ekranda olmayacağını açıkladı.
Wendy Williams, son olarak 2021 yılında kamera karşısına geçmişti. Fakat şöhret ile birlikte bazı kötü alışkanlıklara katıldığı da biliniyor ünlü sunucunun.

Wendy Williams, hakkında hazırlanan belgeselde kamera karşısında duygusal bir çöküş yaşadı. “Ne arkadaşım var ne param. Bu benim başıma geldiyse sizin de başınıza gelebilir” diyerek gözyaşı döktü.

BRUCE WILLIS DE AYNI DURUMDA: Sinemanın ünlü oyuncusu Bruce Willis de tıpkı Wendy Williams gibi afazi ve frontotemporal demans teşhisi almıştı… Willis’in de teşhisten önceki son yıllarda, çekim sırasında bazı repliklerini hatırlayamadığı ve her zamankinden farklı davranışlar sergilediği konuşuluyordu.
AFAZİ NEDİR: Aslına bakılırsa afazi hastalığından birçok kişi ünlü oyuncu Bruce Willis’e bu teşhisin konulmasıyla haberdar oldu. Afazi kısaca anlatmak gerekirse bilişsel ve düşünsel yetenekleri etkileyen bir hastalık. En belirgin etkisini ise konuşma alanında gösterir. Kişi, kendini ifade etmekte zorlanır. Genellikle de başkalarının kendilerine söylediklerini anlayamazlar. Genellikle beynin konuşma ile ilgili bölgelerini etkileyen felç, tümör gibi nedenlerle ortaya çıkar. Bua arada afazi kelimesinin Yunanca’dan geldiğini ve “konuşamama” anlamı taşıdığını da hatırlatalım.
FRONTOTEMPORAL DEMANS NEDİR? Kısaca söylemek gerekirse beynin frontal alanında yani kulakların arkasındaki bölgelerde sinir hücresi kaybına bağlı bir bozukluktur. Dil becerisi, konuşma, yazı yazma gibi yetiler etkilenir. Kişi, kendisine söylenenleri anlamayabilir. Genel olarak hastaların kişiliğinde ve davranışlarında bazı değişiklikler olur. Kaslar güçsüzleşip yürüme güçlüğü ortaya çıkabilir. Hastalığın seyrini durduracak tıbbi bir yöntem ise henüz bulunmuş değil.
]]>

NEREDEYSE TÜM HAYATINI KENDİNİ KABUL ETTİRMEYE HARCAMIŞTI
36 yaşındaki ünlü model, tüm kariyeri boyunca bu anlayışın değişmesi için mücadele verecekti. Büyük beden modellerin yüzün bile bakılmadığı, iş bulabilseler bile sadece belli defilelere çıkabildiği sektörde dev modaevleriyle çalıştı.
Kıvrımlı hatları, gösteri dünyasının kabul ettiği ölçülere uymayan bedeni ve doğallığından taviz vermeden yıllarca çalışarak kendine modeller dünyasında sağlam bir yer edinen Ashley Graham, ünlü Sports Illustrated dergisinin özel bikini sayısına kapak olmayı başaran ilk büyük beden manken olmayı başardı.

KİLO VERMİŞ HALİ DİKKAT ÇEKTİ
Geçtiğimiz gece Gisele Bundchen’in New York Moda Haftası şerefine verdiği özel yemeğe katılan Ashley Graham’ın epey kilo verdiği, alışılmış görüntüsünden uzaklaştığı dikkatlerden kaçmadı. Ünlü model daha önce de kilo vermiş, bu yüzden de eleştiri oklarının hedefi olmuştu.
Ashley Graham, beden olumlama ve gösteri dünyasında kadınlara yapılan zayıflık baskısı konusunda hep açık sözlü oldu. Kendi durumunu ve elde ettiği başarıyı kazanabilmek için yaptığı mücadeleleri anlatıp bu konuda sözcülük yaptı. Ve sadece zayıf olmadıkları için utandırılan, belki hakkettikleri işlerden olan ya da kendini aç bırakarak sağlığını kaybeden nice kadının kahramanı oldu.

ZAYIFLAYINCA HAYRANLARI ONA KIZIYOR
Bu yüzden de Ashley Graham’ın zayıflaması durumu hayranlarını kızdırır hale geldi. Yıldız ismin sistemin dayatmalarına yenilip bu duruşundan vazgeçeceğini düşünen takipçileri onun görünümünün değişmemesini, kıvrımlı hatlarının kaybolmamasını istiyor.

Graham’ın zayıflamış olması bir yandan da akıllara geçtiğimiz günlerde yaptığı çarpıcı açıklamayı getirdi. Ünlü model bazı tasarımcıların bedeni nedeniyle kendisiyle çalışmayı hala reddettiğini açıklamıştı.
“KİLOM YÜZÜNDEN BENİ HÂLÂ REDDEDİYORLAR” DEMİŞTİ
Ashley Graham People’a verdiği demeçte “Hala bazı tasarımcılar, “Üzgünüm, yapamayız, seninki gibi vücutlar için bir şey tasarlamayacağız” diyorlar” dedi. Üç çocuk annesi ünlü model ayrıca kendisi ünlendikten sonra bir şeylerin bazı açılardan çok değiştiğini ama bazı açılardan da tamamen aynı kaldığını itiraf etmişti.

Graham kariyeri boyunca Vogue, Glamour ve Sports Illustrated gibi en çok satan dergilerin kapağında yer aldı ancak genel olarak tasarım endüstrisinde ‘pek bir şeyin’ değişmediği konusunda ısrar etti. Hatta sektörün içindekileri kadınların farklı vücut tipleri olduğunu fark edememekle suçladı.

“BU SAVAŞI VERMEYİ BIRAKMAYACAĞIM”
Ünlü model “Bu hiçbir şekilde olumsuz bir şey değil, ancak yine de toplumda bulunduğumuz yer bu. Podyumlara bakarsanız, pek bir şey değişmediğini görürsünüz. Tasarımcılara bakarsanız, bazıları farklı vücut tiplerini giydiriyor ama bu yerleşmiş bir şet değil. Bu sadece küçük bir emekleme” dedi ve ekledi “İşte bu yüzden vücudum hakkında konuşmayı ve daha büyük beden insanları giydirmeyi bırakmayacağım çünkü bu henüz normalleşmiş bir durum değil ve benim savaşım bitmedi.
]]>Bu hastalığa yakalanan bir hasta göğsünde rahatsızlık, ağrı, nefes alma ve solunum güçlükleri hissediyor. Kandaki oksijen seviyesinin düşmesiyle hastalık daha ağır bir tabloya neden olabiliyor.
2023’ün Kasım ayında Çin’de ulusal sağlık otoriteleri, influenza, covid ve bazı bakteriyel rahatsızlıklar dahil bazı hastalıklarda artış yaşandığını bildirdi. Çocukları etkileyen zatürre vakalarında da Çin medyasına göre artış görüldü.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) vakaların incelenmesi sonucu, olağan dışı bir mikrobun ya da hastalık nedeninin saptanmadığını kaydetti.
İçerisinde bulunduğumuz kış ayları, Çin’de katı Covid sınırlamaları sonrası geçirilen ilk kış. Covid önlemleri sırasında toplumun bağışıklığının düşmüş olabileceği değerlendiriliyor.
Dünya Sağlık Örgütü de özellikle çocuklarda, Covid sınırlamaları döneminde bağışıklık eksikliği yaşanabildiği değerlendirmesini yapıyor.
İngiltere, Fransa, Danimarka ve ABD gibi ülkelerde de pandemi yasaklarının kalkmasıyla grip ve benzeri hastalıklarda kaydadeğer artışlar görüldü.
Türkiye’de de salgın hastalıkların hastanelerde ciddi bir yoğunluğa neden olduğu biliniyor.
Bu hastalıkların ve patojenlerin yayılması sonucu, zatürre vakalarının da görülme sıklığında artış yaşanıyor.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre zatürre tüm dünyada çocuk ölüm nedenlerinde ilk sırada.
2019’da beş yaş altındaki çocuklarda görülen ölümlerin yüzde 14’ü zatürreden kaynaklandı. Verilere göre 740 binden fazla çocuk 2019’de zatürre sonucu hayatını kaybetti.
ZATÜRRE NEDİR?
Türk Toraks Derneği’ne göre zatürre, tıbbi adıyla pnömoni, akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Bakteriler başta olmak üzere virüsler ve mantarlar gibi çeşitli mikroplara bağlı olarak gelişmektedir.
Zatürre herkeste görülebilir ancak hastalık bazı kişiler için daha büyük tehlike arz eder.
Küçük çocuklarda, yaşlılarda, kronik sağlık sorunları olan kişiler, zatürreye karşı daha savunmasız olabilirler. Örneğin kalp hastalıkları, diyabet ve akciğer sorunları olanlar, bağışıklık sistemi düşük olan kişiler ve bazı kanser hastaları.
ZATÜRRE BELİRTİLERİ NELER?
Zatürre belirtileri arasında yüksek ateş, titreme, öksürük, iltihaplı balgam, nefes darlığı ve güçsüzlük sayılabilir.
Belirtiler aniden ortaya çıkabildiği gibi, bazı durumlarda hastalığın ‘daha sinsi’ bir seyir izleyebildiği de belirtiliyor. Birkaç gün devam eden halsizlik, iştahsızlık ve ardından başlayan nefes darlığı, yine zatürre kaynaklı olabilir.
Çocuklarda zatürre belirtileri çocuğun yaşına ve zatürreye yol açan etkene göre değişim gösterebilir. En sık bulgu ateş, öksürük ve hızlı solunumdur.
Kesin tanı için mutlaka doktora ve sağlık kuruluşlarına başvurulmalıdır.
Hastalığın erken teşhisi ve tedavi, daha ciddi ve hayati komplikasyonlardan korunmak için kritik önemdedir.
ZATÜRRE NASIL BULAŞIR?
Zatürre birkaç yolla bulaşabilir. Çocuk ve yetişkinlerde, solunum yoluyla vücuda giren virüsler ve bazı bakteriler akciğerlere ulaşarak hastalığa neden olabilir.
Hasta bireylerin öksürmesi ve hapşırmasıyla havaya yayılan damlacıkların solunması ya da bu patojenlerin bulunduğu cisimlerle temas, hastalıkların yayılmasında başlıca etkenlerdir.
Türk Toraks Derneği’ne göre örneğin grip virüsü, bizzat kendisi zatürreye yol açabildiği gibi, solunum yollarında oluşturduğu hasar sonucu, diğer mikroplara bağlı zatürre türlerinin ortaya çıkmasını da kolaylaştırabilir. Covid ve influenza gibi solunum yoluyla bulaşan virüsler için de bu geçerlidir.
ZATÜRRE NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Enfeksiyonun antibiyotikle tedavisi mümkünse, hekimler hastalar için antibiyotik tedavisine karar verebilir. Bazı hastalarda bu gerekli değildir.
Bol sıvı alımı, dinlenme, ağrı kesiciler ve ateş düşürücüler gibi tedaviler de kullanılır. Bazı hastaların sağlık durumuna göre hastaneye yatış gerekebilir.
Solunumu kolaylaştırmak için oksijen desteği de gerekebilir.
Hastalığın iyileşmesi genellikle 2-4 hafta içerisinde görülür.
Doktorlar akciğer filmleri ve kan testleri yardımıyla hastanın durumunu gözlemleyebilir.
ZATÜRREDEN NASIL KORUNABİLİRİZ?
Zatürre gelişme ve zatürrenin ağır seyretme riski yüksek olan kişilerin bağışıklığının arttırılmasına yönelik olarak, pnömokok aşıları ve yıllık grip aşısı yaptırmaları tavsiye edilir.
Aşılar tüm zatürre türlerine karşı koruyucu olmayabilir. Ancak aşı olmayanlara göre aşılanan bireyler, hastalığın daha ağır seyretmesine karşı korunmuş olurlar.
Sık sık el yıkama gibi hijyen önlemleri, sigara içmemek ve spor ile dengeli beslenme gibi bağışıklık sistemini güçlü tutmaya yarayan önlemler, zatürreye karşı da bireyleri daha dayanıklı kılar.
Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’ne göre, zatürrenin toplumda yayılmaması için, mikroorganizmaların en çok saçıldığı hastalığın ilk günlerinde, okula, işe gidilmeyip evde istirahat edilmelidir.
Ev halkını korumak için eller sık sık yıkanmalı, oda havalandırılmalıdır. Özellikle yakınında hastalığın ağır seyretme riski olan kişiler varsa hasta kişinin maske takması yararlı olacaktır.
]]>