İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İsrail’in Gazze’de devam eden saldırıların yıl dönümünde sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.
İletişim Başkanı Altun yaptığı açıklamada, İsrail’in bir yıldır tüm dünyanın gözü önünde soykırım yaptığını belirtti.
“BU VAHŞET, İNSANLIĞIN ORTAK VİCDANINI YARALIYOR”
Altun, “Adeta gözü dönmüş bir şekilde hukuk, ilke, ahlak ve sınır tanımadan sivil, masum, sağlık çalışanı ve gazeteci demeden katliamlar yapıyor. Bu vahşet, insanlığın ortak vicdanını yaralıyor.” dedi.
“İSRAİL BU ZULÜMLERİN HESABINI ER YA DA GEÇ VERECEK”
7 Ekim 2023’ten bu yana soykırım yapan, insanların en temel ihtiyaçlarına ulaşmasını engelleyen İsrail’in, bu süreçte 50 bine yakın Filistinliyi katlettiğini kaydeden Fahrettin Altun, “Yakın tarihin gördüğü en büyük zulümlerden biri olan bu vahşet, elbette cezasız kalmayacaktır. İsrail, bu zulümlerinin hesabını er ya da geç verecektir.” şeklinde konuştu.
“ULUSLARARASI TOPLUMU, SOYKIRIMIN MİMARLARINA KARŞI DAHA FAZLA SES ÇIKARMAYA DAVET EDİYORUZ”
Gazze’deki soykırımda hayatını kaybedenleri rahmetle anan Altun, uluslararası toplumu da bu zulmün mimarlarına karşı daha fazla ses çıkarmaya davet ederek, “Tarihin utanç sayfalarında yerini alan bu soykırımı lanetliyoruz. Uluslararası toplumu, bu soykırımın mimarlarına karşı daha fazla ses çıkarmaya davet ediyoruz. Bizler Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde, masum insanların yanında, zulmün karşısında yer almaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Can Badak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘TALİHSİZ ETKİ’ DEDİ
Ekim ayından beri 35 bine yakın Filistinli sivilin öldürülmesinde ABD bombalarının rol oynaması konusunda Ryder, şunları söyledi: “Gazze’de çatışma ilerledikçe bu çatışmanın sivil nüfus üzerinde yarattığı talihsiz etkiyi gördük. Masum sivillerin öldürüldüğünü görmek istemediğimizi çok açık şekilde ifade ettik. İster Filistinli ister İsrailli olsun.” Ryder ayrıca sivilleri korumak için daha fazla şey yapılması gerektiği gerçeğinin de farkında olduklarının altını çizdi.
SÖZCÜDEN KAÇAMAK YANIT
Bir savaş sırasında savaş suçları işleyen, insani yardımların girişini kasıtlı olarak engelleyen ve masum sivilleri kasıtlı olarak hedef alan ülkelere askeri yardım gönderilmesini engelleyen yasalara sahip olan ABD’nin bu hafta gelen itiraftan sonra İsrail’e silah gönderip gönderemeyeceği de gündeme geldi. Ryder, “Varsayımlara girmeyeceğim. Bildiğiniz gibi güvenlik yardımlarını değerlendirirken uyguladığımız bir sürecimiz var ve bu süreç şu anda devam ediyor” dedi.
‘BAŞKAN ENDİŞELENDİ’
Aynı gün Hürriyet’in katıldığı bir brifing sırasında Beyaz Saray Sözcüsü John Kirby, Başkan Biden’ın İsrail’in Refah’a girmeye yönelik hamleler yaptığına dair gelişmeleri gördüğünü ve bu konuda endişelendiği için 1800 adet 900 kilogramlık ve 1700 adet 225 kilogramlık ağır bombaların sevkiyatını durdurduğunu söyledi.

BORRELL: ‘BOMBA OLMAZSA SALDIRI DA OLMAZ’
AVRUPA Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İsrail saldırılarının ancak ellerinde bomba olmadığında duracağını söyledi. İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares ile başkent Madrid’de yaptığı görüşme öncesi basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Borrell, ABD’nin İsrail’e silah sevkıyatını durdurma kararıyla ilgili bir soruya, “Bombaların atılmasını önlemenin tek yolu, bombalara sahip olmamaktır” cevabını verdi. Öte yandan AB üyeleri İspanya, Malta, İrlanda ve Slovenya’nın Filistin devletini yakın bir zamanda tanıyacağını söyledi. Halihazırda Bulgaristan, Polonya, Çekya, Romanya, Slovakya, Macaristan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsveç olmak üzere Filistin’i sekiz AB üyesi tanıyor.

NETANYAHU: GEREKİRSE TIRNAKLARIMIZLA SAVAŞIRIZ
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, X üzerinden yayınladığı video mesajında ABD Başkanı Joe Biden’ın silah sevkiyatını durdurma tehdidinin İsrail’in Gazze’deki saldırısını sürdürmesini engellemeyeceğini belirterek “Eğer yalnız kalmamız gerekiyorsa, yalnız kalacağız. Gerekirse tırnaklarımızla savaşırız. Ama tırnaklarımızdan çok daha fazlasına sahibiz” dedi. İsrail’in en üst düzey askeri sözcüsü Tuğamiral Daniel Hagari de silahların durdurulmasının pratikteki etkisinin az olacağını ifade etti. Hagari, “Ordunun Refah’taki görevler için mühimmatı var, ihtiyacımız olana sahibiz” ifadesini kullandı.
ALMANYA DA SİLAH AKIŞINI KESER Mİ
ABD’yi ziyaret eden Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, ABD Başkanı Biden’ın ‘İsrail’in Refah’a geniş çaplı saldırıyla girmesi durumunda silah göndermeyi durduracağına’ dair sözlerini anlayabildiğini, Alman hükümetinin de bu konuyu istişare ettiğini açıkladı. Bu konudaki sorumluluğun öncelikle Almanya’nın başbakanlığı ve dışişleri bakanlığında olduğunu belirten Pistorius, net bir ifade kullanmaktan kaçındı. Almanya, ABD’nin ardından İsrail’e en büyük silah sevkiyatı yapan ülke olarak öne çıkıyor. Berlin’i İtalya, İngiltere, Kanada ve Hollanda takip ediyor.
]]>İSRAİL’İ KORURUM
-GAZZE SAVAŞI: Biden yönetimi 7 Ekim’de başlayan Gazze savaşının ardından İsrail’e yüklü silah yardımı ile açık destek verirken, Trump da İsrail’i koruyacağını söyledi. İran ile İsrail’in savaşması halinde ABD’nin dahil olup olmayacağıyla ilgili soruya “İsrail’e çok sadık oldum, diğer başkanlardan daha sadıktım. İsrail için diğer başkanlardan daha fazlasını yaptım. Evet, İsrail’i koruyacağım.” Eski Başkan ayrıca, “İsrail’in bir şeyi çok kötü yaptığını düşünüyorum: Halkla ilişkiler” sözleriyle Netanyahu hükümetinin tutumunu eleştirdi: “Her gece bombalanan binaların ve ölen insanların fotoğraflarının paylaşılması gerekmiyordu. Ama (İsrail yönetiminin) yaptığı bu.”

ARTIK ÇOK AMA ÇOK ZOR
-İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM: Trump, Biden yönetiminin aksine Filistin meselesinde “iki devletli çözüme” olan inancını kaybettiğini belirtti: “İki devletin işe yarayabileceğini düşündüğüm zamanlar oldu. Şimdi iki devletin çok ama çok zor olacağını düşünüyorum. İsrail ilerleme kaydediyorsa iki devlet istemiyor, her şeyi istiyor. İlerleme kaydetmiyorsa, o zaman iki devletli çözümden bahsediyor.”
-NATO: Trump, Avrupa ülkelerini NATO’ya yetersiz katkı vermekle suçladı: “Faturalarını (ulusal bütçeden NATO’ya ayrılan pay) ödemelerini istiyorum. Çok basit. Bakın, eğer bir sorunumuz olsaydı, biz saldırıya uğrasaydık NATO’nun yardıma geleceğini düşünmüyorum.”
MASRAFLARI ÖDESİNLER
-UKRAYNA SAVAŞI: Avrupa’nın başına kötü bir şey gelmesini istemiyorum, Avrupa’yı seviyorum. Ama hem NATO’da hem de Ukrayna’da bizden faydalandılar. (Bizim Ukrayna’yla) Aramızda bir okyanus var. Ukrayna’ya yardım etmeye çalışacağım ama Avrupa’nın da işini yapması, paylarına düşeni ödemesi gerekiyor.
-RUSYA İLE İLİŞKİLER: Rusya ile ilişkiler ve Rusya’da casusluk suçlamasıyla tutuklu gazeteci Evan Gershkovich ile ilgili de, “Biden’ın (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin ile ilişkisinin çok kötü olduğunu düşünüyorum. Putin’in asla Ukrayna’ya gitmemesi gerekiyordu. Ben olduğum dönemde gitmedi. Putin ile çok iyi baş ediyorum, ancak gazetecinin serbest bırakılması gerekiyor. Biden döneminde serbest kalacak mı bilmiyorum” dedi.
– KASIM SEÇİMLERİ: Kasım ayındaki başkanlık seçimlerinde olası bir gerginlik bekleyip beklemediğine dair soruya, “Siyasi şiddet olacağı görüşünde değilim. Büyük bir zafer kazanacağımızı düşünüyorum. Şiddet olmayacağını düşünüyorum” yanıtını verdi.
3 HAFTADA 29 BİN ÇİNLİ GELDİ
“Yerel kolluk kuvvetlerini kullanacağız. Ve kesinlikle içeri giren suçlularla başlayacağız. Daha önce hiç görmediğimiz sayılarda geliyorlar. Yeni bir suç kategorimiz var: buna göçmen suçu deniyor.” Ulusal Muhafızların ABD sınırlarını korumak için içeride ve sınırda kullanılabileceğini söyleyen Trump, “Eğer onlar bunu başaramazlarsa orduya başvuracağını” söyledi. ABD yasalarına göre ordunun sivillere karşı konuşlandıramayacağını hatırlatılınca ise “Bunlar sivil değil. Bunlar ülkemizde yasal olarak bulunmayan insanlar. Bu ülkemizi işgaldir” dedi.
“Ülkemizde büyük bir güç oluşuyor, son üç haftada Çin’den 29 bin kişi geldi, bunların çoğu askerlik çağındaki erkekler. Bu suçu durdurmak için ne gerekiyorsa yapmanız gerekiyor” diye konuştu.
]]>Wang Yi, “Çin ve ABD istikrarla ilerlemek için doğru yönde mi yol almalı yoksa aşağı doğru bir sarmala mı dönmeli? Bu, iki ülkemizin önündeki önemli bir sorudur, samimiyetimizi sınamaktadır. Taraflar küresel sorunlara karşı uluslararası iş birliğine öncülük edip herkes için kazan-kazan mı sağlamalı yoksa rekabete ve çatışmaya mı girmeli, hatta çatışmaya mı sürüklenmeli? Uluslararası toplum cevabımızı bekliyor” şeklinde konuştu.
ABD’YE ÇAĞRI
Wang Yi, “Çin’in tavrı tutarlı. Her zaman insana, dünyaya ve geleceğe karşı sorumluluk duygusuyla hareket ettik. Çin’in konumu hep tutarlıydı. (Çin) Devlet Başkanı Xi Jinping’in ortaya koyduğu karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama ve kazançlı iş birliği ilkelerini izliyoruz. İstikrarlı, sağlıklı ve sürdürülebilir bir Çin-ABD ilişkisine bağlıyız. Çin’in endişeleri de tutarlı. Her zaman birbirimizin temel çıkarlarına saygı gösterilmesi çağrısında bulunduk ve ABD’yi Çin’in iç işlerine müdahale etmemeye, Çin’in kalkınmasını engellememeye, Çin’in egemenlik, güvenlik ve kalkınma çıkarları konusunda Çin’in kırmızı çizgilerine basmamaya çağırdık. Bu seferki ziyaretiniz, başkanlarımızın iletişimin sürdürülmesi, farklılıkların yönetilmesi, iş birliğinin ilerletilmesi ve uluslararası ilişkilerde koordinasyonun güçlendirilmesi konularındaki ortak anlayışlarının hayata geçirilmesine yönelik çabaların bir parçası. Bugün sizinle derinlemesine bir görüş alışverişinde bulunmayı sabırsızlıkla bekliyorum” dedi.
“YÜZYÜZE DİPLOMASİNİN YERİNİ HİÇBİR ŞEY TUTAMAZ”
Blinken ise konuşmasında, “Dün Şanghay’a güzel bir ziyaret gerçekleştirdik. Parti Sekreteri Chen’le, birlikte çalışan ve öğrenen Çinli ve ABD’li öğrencilerle ve Çin’de çok aktif olan iş dünyamızla güzel, samimi sohbetler gerçekleştirdik. Başkan (Joe Biden) benden iki başkanımızın geçtiğimiz yılın sonunda San Francisco’da mutabık kaldığı narkotikle mücadele konusunda iş birliğinin yeniden başlatılması, ordulararası görüşmelerin yeniden başlatılması, yapay zekanın geleceğine, risklerine ve güvenlik sorunlarına birlikte bakmak ve haklarımız arasındaki bağın güçlendirilmesi, aynı zamanda eleştirel bir şekilde farklılıklarımızın sorumlu bir şekilde yönetilmesi konularında ilerleme sağlamak için buraya gelmemi istedi. Başkanlarımızın belirlediği gündemde ilerlemek aktif diplomasi gerektirir ve bizce ilerleme sağlamak için yüz yüze diplomasinin yerini hiçbir şey tutamaz. Ancak aynı zamanda en azından yanlış anlamaları önlemek için farklılıklarımızın olduğu alanlar hakkında mümkün olduğunca net olmamızı sağlamak için. Ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin dünya çapında yol açtığı etki göz önüne alındığında bu sadece kendi halklarımız için değil, dünyanın her yerindeki insanlar için de sahip olduğumuz ortak bir sorumluluktur” ifadelerini kullandı.
Blinken, “Görüşmelerimizde farklılıklarımızın olduğu alanlar ve ABD’nin nerede durduğu konusunda çok açık olmayı sabırsızlıkla bekliyorum ve sizin de Çin adına aynısını yapacağınızdan hiç şüphem yok. Ancak bunu yapmamızın önemli olduğunun bir kez daha altını çiziyorum. Bence ilişkiyi sorumlu bir şekilde yönettiğimizi göstermek önemli. Umarım başkanlarımızın iş birliği yapmamız konusunda mutabakata vardığı konularda ilerleme kaydedebilir, aynı zamanda farklılıklarımızı, niyetimizi netleştirebilir ve birbirimize nerede durduğumuzu net bir şekilde anlatabiliriz” ifadelerini kullandı.
Blinken’in akşam saatlerinde Washington’a dönmeden önce Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile de görüşmesi bekleniyor.
“DERİNLEMESİNE VE KAPSAMLI BİR GÖRÜŞME YAPTIK”
Bakan Blinken, Çinli mevkidaşı Wang Yi ile gerçekleştirdiği görüşmeye dair sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Blinken, “Bugün Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Wang Yi ile derinlemesine ve kapsamlı bir görüşme yaptım. Rekabeti sorumlu bir şekilde yönetme çabamızın bir parçası olarak, her iki halkımıza da fayda sağlamak için ilerleme kaydedebileceğimiz (narkotikle mücadele gibi) ortak ilgi alanlarına ek olarak farklılıklarımızı da tartıştık” ifadelerini kullandı.
]]>ÇAYCUMA BELEDİYESİ HANGİ PARTİDE?
2019 yerel seçimlerinde Çaycuma için 17.492 oy kullanıldı. Cumhuriyet Halk Partisi Başkan adayı Bülent Kantarcı %57.36 oy alarak belediye seçimlerini kazandı. Şu anda Çaycuma Belediyesi Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yönetiliyor.
ÇAYCUMA BELEDİYE BAŞKANI BÜLENT KANTARCI KİMDİR?
1955-1973 yılları arasında üç dönem Çaycuma Belediye Başkanlığı yapan Nihat Kantarcı’nın üç çocuğunun en büyüğü olarak 1954 yılında Çaycuma’da doğdu.1955-1973 yılları arasında üç dönem Çaycuma Belediye Başkanlığı yapan Nihat Kantarcı’nın üç çocuğunun en büyüğü olarak 1954 yılında Çaycuma’da doğdu.
Çocuk yaşta iş hayatı ile tanıştı. Daha ortaokul sıralarındayken briket harmanında çalıştı, traktör operatörlüğü yaptı. İlk ve Ortaöğrenimini Çaycuma’ da tamamladı. 1971 yılında İstanbul Kabataş Erkek Lisesini bitirdi. Yükseköğrenimi İstanbul Yıldız Üniversitesinde (İ.D.M.M.A.) yaptıktan sonra 1978 yılında ‘Yapı’ dalında İnşaat Yüksek Mühendisi diplomasını aldı. Yüksek öğrenim sırasında da kamyon şoförlüğü, taksicilik ve Beşiktaş Nüfus Müdürlüğünde memurluk yaptı.
Vatani görevini 1978-1980 yılları arasında, Konya’da, 2. Ordu İnşaat Emlak Başkanlığı’nda Mühendis Teğmen ve Kontrol Mühendisi olarak bitirdi. 1980 yılında Çaycuma’da taahhüt ve proje firması kurdu. 1982 yılı başında Koçkan İnşaatı kurarak yörede ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinde birçok inşaat ve altyapı taahhüt işlerini gerçekleştirdi.
1992 yılında çalışma hayatı içinde iken Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi ‘İş İdaresi’ bölümünden mezun oldu. 2005 yılında Ahmet Yesevi Üniversitesi ‘Yönetim Bilişim Sistemleri’ yüksek lisans programını tamamladı.
Kokaksu (Saltukova) Havaalanını pist ve terminal binası dahil tümüyle inşa etmek şerefi ona nasip oldu. 33 yıl zarfında konutlar, iş merkezleri, hastaneler, okullar, köprüler, yol yapımları gibi sayısız mühendislik yapısını gerçekleştirdi. 2007’de, İzmir’in simgelerinden biri haline dönüşen ve dev mühendislik eseri olan “Dünya Barış Anıtı”nı yaptı. Son olarak, 2013’te modern mimarisiyle kente değer katan 300 araç kapasiteli Çaycuma Katlı Otopark inşaatını bitirdi.
1988-1995 yılları arasında, Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası yönetim kurulu üyeliği ve başkan vekilliği görevlerini yürüttü. Bu görevleri sırasında bölgemizin önemli projelerinin hayata geçmesine katkı sundu; başta Filyos Vadisi’ne ilişkin olmak üzere bölge ekonomisi ve kalkınmasına dair birçok raporlar hazırladı (Bu raporlar halen geçerli yol haritası niteliğindedir.). Çaycuma Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucu üyesidir. 2013 yılında da Atatürk İlkokulu ile de eğitim alanına mütevazı bir katkı sundu.
Kimya Mühendisi Belgin Kantarcı ile evlidir ve iki çocuğu vardır. Büyük oğlu Nihat Can, İstanbul Modern Müzesi Editörü’ dür. Diğer oğlu Fırat Cem ise ABD’de çalışmaktadır.
2014 Yılında yapılan seçimlerde Belediye Başkan’ı olarak seçilmiş olup, 2019 yılında yapılan yerel seçimlerde ikinci kez Çaycuma Belediye Başkanı olarak seçilmiştir.
BÜLENT KANTARCI ve İLKLER
– Çaycuma’da inşaatta ilk betoniyer (Harç Karma Makinesi) kullanandır. – Yıl 1980
– Bilgisayarı Bölgemizde ilk kullanandır. – Yıl 1986
– Bilgisayarda yapılmış hesaplamaları devlete ilk sunandır. – Yıl 1987
– Batı Karadeniz’de ilk bilişim firması kurucusudur. – Yıl 1993
– Bölgemizin halen en modern iş merkezi olan KOÇKAN İŞ MERKEZİ’ni Yapandır. – Yıl 1994
– Bölgemizin ilk hazır beton tesisi kurucusudur.(Mix Beton,Pelenkoğlu) – Yıl 1997
– Bölgemizin ilk ve tek internet servis sağlayıcılığını yapandır. – Yıl 1997
– Bölgemizde ilk internet Cafe’yi açandır. – Yıl 1998
– Bölgemizin ilk en büyük beton parke tesisini kurandır. – Yıl 1999
BEYLİKOVA BELEDİYESİ HANGİ PARTİDE?
2019 yerel seçimlerinde Beylikova için 5.047 oy kullanıldı. AK Parti Başkan adayı Özkan Alp %64.25 oy alarak belediye seçimlerini kazandı. Şu anda Beylikova Belediyesi AK Parti tarafından yönetiliyor.
BEYLİKOVA BELEDİYE BAŞKANI ÖZKAN ALP KİMDİR?
AK Parti Beylikova Belediye Başkanı Özkan ALP, 02.03.1972 tarihinde Eskişehir’in Beylikova İlçesinde doğdu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini burada tamamlayan Özkan ALP, Lisans eğitimine, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesininde tamamlamıştır.
1997 yılında Anavatan Partisi Beylikova İlçe Başkanı olarak siyasete giren Özkan ALP, 29 Mart 2009 Mahalli İdareler Genel Seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi’nden Beylikova İlçe Belediye Başkanı olmuştur.
30 Mart 2014 Mahalli İdareler Genel Seçiminde ikinci kez;
31 Mart 2019 Mahalli İdareler Genel Seçiminde üçüncü kez AK Parti’den Belediye Başkanı olarak seçilmiş olup; halen bu görevini devam ettirmektedir.
Ak Yatırımlar sayesinde birçok projeye imza atan Başkan Özkan ALP başlıca, İlçedeki sağlık sorunu ise İlçe Devlet Hastane Binasını hizmete açarak çözdü. Eğitimde İlçedeki okul sayısını 4 katına çıkarmış, Meslek Lisesi ve Atölye Binası, Yatılı İmam Hatip Orta Okulu ve Lisesi, Yatılı Fen Lisesi, 600 kişilik modern öğrenci yurdu, 3D Sinema ve Konferans Salonu, annesinin adına yaptırdığı Anaokulu ve Kreş gibi eğitim yatırımlarına destek sağlamıştır.
İlçenin Tüm altyapı sorunlarını çözmek için, öncelikle sayısal imar planı getirdi. İlçe kanalizasyon hattı döşendi, içme suyu hattı yenilendi, doğalgaza kavuştu ve bütün cadde ve sokaklarda sıcak asfalt, tretuvar çalışmalarını tamamlandı, kamu binaları restore edilerek modern kültürel bir görünüm kazandırmıştır.
Gençlerimizin kötü alışkanlıklardan uzak durmaları ve sağlıklı yaşamalarını sağlamak amacıyla ilçeye 11 adet futbol sahası, voleybol sahaları, kapalı ve açık spor kompleksleri, tenis kortları ve İlçe Stadyumu kazandırmış; Gençlik Merkezi, İlçe Halk Kütüphanesi, yüzme havuzu ve aqua park gibi birçok tesis kazandırarak bu tesislerde çocuklarımıza ve gençlerimize ücretsiz kurs verilmesini sağlamıştır.
Halkımızın refahı için, Kapalı Pazar Yeri ve Sosyal Tesisleri inşa etmiş, Millet Bahçesi ve Mesire Alanları yaparak hizmete açmıştır. Ayrıca kadınlara yönelik etkinlik ve kurslar için Kültür Evi hizmet binası, ilçeye gelen misafirler içinde Belediye Hamamı ve Belediye Otelini yenileyerek hizmete açılmasını sağlamıştır.
İlçemizdeki konut İhtiyacının karşılanması için, TOKİ tarafından alt gelir grubu için yapılan 48 adet konut sahiplerine teslim edilmiş, diğer gelir grupları için 200 adet 2+1 ve 3+1 konutların yapımına başlanmıştır. Nüfus artış eğilimi gösteren ilçede belediyeye ait 18 daire tadil edilmiş ve 16 adet yeni konut inşa edilmiştir.
Tarım ve Hayvancılık anlamında ilçenin çehresini değiştirmiş; Beylikova Tarıma Dayalı İhtisas Besi Organize Sanayi Bölgesinin kuruluş ve hizmete girmesine öncülük etmiştir.
Tüm mahallelerimizde arazi toplulaştırma çalışması yapılmış ve ekilebilir arazi miktarı artırılmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın “Ekilmedik Tek Karış Toprak Kalmayacak” direktifleriyle âtıl durumda bulunan 4 Milyon m2 arazi, Beylikova Belediyesi tarafından işlenerek tarıma açılmış, belediye ve ülke ekonomisine katkı sağlanmıştır.
Eskişehir Porsuk Çayından kışın boşa akan suyu Beylikova Sulama Barajının depolayarak, Belediye tarafından işletilmesini sağlamıştır. Böylece 23.000 dekar kuru tarım arazisi, suya kavuşmuş, ürün çeşitliliği artmış ve sene de iki ürün yetiştiren çiftçimizin gelirleri 5 katlanmıştır.
Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, çalmadık kapı ve girmedik gönül bırakmayacağız sözlerini şiar edinerek Ak Parti İl ve İlçe teşkilatı ile birlikte her yıl düzenlenen Anneler gününde evlerini ziyaret ederek onların ellerini öptük ve küçük hediyeler ile gönüllerini alındı. Kadınlara yönelik piknik, gezi ve eğlenceler düzenledi. Her sene Ramazan ayı boyunca 1000 kişilik iftar sofraları kuruldu. Halkın iyi ve kötü günlerinde cenaze, düğün ve sosyal etkinlerinde ücretsiz çadır, sandalye ve masa kurarak katılım sağlandı.
Belediye Başkanlığı görevi dışında sivil toplum kuruluşlarında da aktif rol oynayan Başkan ALP, S.S. Beylikova İlçe Merkezi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanlığı, Beylikova İlçesi Süt Üreticileri Birliği Başkanlığı, Beylikova Sulama Birliği Başkanlığı görevlerini de yürütmektedir. Bunun dışında Eskişehir Bölgesi Hayvancılık Kooperatifleri Birliği Delegeliği, Beylikova BEYDER kurucu üyeliği, Beylikova Spor Kulübü Başkanlığı, Türk Kızılayı Genel Merkez Üst Kurul Delegeliği görevlerini de yürütmüştür. Enerji, İnşaat ve Gıda alanında faaliyet gösteren aile şirketi üzerinden ticaretle uğraşan Özkan ALP, Eskişehir Ticaret Odası ve Eskişehir Sanayi Odası’na üyedir. Evli ve iki çocuk babasıdır
]]>
ODUNPAZARI BELEDİYESİ HANGİ PARTİDE?
2019 yerel seçimlerinde Odunpazarı için 254.796 oy kullanıldı. Cumhuriyet Halk Partisi Başkan adayı Kazım Kurt %48.44 oy alarak belediye seçimlerini kazandı. Şu anda Odunpazarı Belediyesi Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yönetiliyor.
ODUNPAZARI BELEDİYE BAŞKANI KAZIM KURT KİMDİR?
1957 yılında Seyitgazi ilçesine bağlı Yenikent Köyü’nde doğdu. İlkokulu aynı köyde okuyan Kurt sırasıyla İstanbul Haydarpaşa ve Eskişehir Bahçelievler liselerinde okudu. 1976 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanan Kurt, 1980 yılında üniversite eğitimini tamamladı.
Üniversite döneminde siyasetin içinde aktif olarak yer alan ve bu dönemde okuduğu siyasi yayınlar sayesinde siyaset hakkında önemli bilgiler edinme fırsatı bulan Kazım Kurt, avukatlık stajının ardından meslek hayatına Eskişehir’de başladı.
Siyasetin yasaklandığı 1980 yılında Seyitgazispor’un kuruluş aşamasında yer alan Kurt, bir dönem Seyitgazispor’da 2. Başkanlık görevini yürüttü. Görev yaptığı süre içerisinde Seyitgazispor’un amatör küme maçlarına katılmasını sağladı. Hafta sonları sporculuk yapıp maçları takip ederken bir yandan da Eskişehir Gelişim Vakfı kuruluşu çalışmalarına katılan Kurt, aynı zamanda vakfın kurucu üyesi oldu. Yine aynı dönemde Seyit Battal Gazi Vakfı’nın kuruluşunda görev alan Kurt, Kırım Derneği, Kırım Gelişim Vakfı’nın da kurucusu olarak, sivil toplum hareketinin Eskişehir’de gelişmesine katkı sağladı.
12 Eylül’den sonra kapanan Halk Evleri’nin açılmasının gündeme geldiği dönemde Eskişehir Halk Evi kurucu başkanı olan Kazım Kurt, burada 2-3 yıl çok ciddi çalışmaların yapılmasına ön ayak oldu. 1989 yılında SHP’nin Eskişehir belediyesini kazanmasıyla birlikte önemli çalışmalara imza atan Kazım Kurt, Eskişehir Halk Evi’nin kamuoyunda tanınan ve sevilen bir halkevi haline gelmesinde önemli bir rol oynadı.
Bir dönem Eskişehir Barosu’nda yönetim kurulu üyeliği yapan Kurt, aktif çalışma hayatı devam ederken spor çalışmalarını da ihmal etmedi. Mahallesinde bulunan Esnafspor’un yönetimine geçti. Bu sefer, yönetici transferi yaparak 5-6 arkadaşının da yardımıyla Esnafspor’u aktif bir takım haline getirdi.
1982 yılında Türküz Kurt ile evlenen ve hayatında yeni bir dönem başlayan Kazım Kurt, okul döneminde elde ettiği birikimin de desteğiyle 1987 seçimlerinden sonra SHP’ye üye oldu.
Üye olduğu tarihten itibaren parti içinde aktif olarak görev alan Kurt, bu dönemde politika kulvarlarında adından övgüyle söz ettirmeye başladı. CHP’de il yöneticiliği ve il sekreterliği görevlerini yaptıktan sonra aynı partiden ilçe başkanı olan Kurt, İlçe Başkanlığı yaptığı 1995 yılında CHP’den 2. sıra milletvekili adayı oldu.
1995 seçimlerinden sonra yapılan ilçe kongresinde tekrar merkez ilçe başkanlığı görevine seçilen Kurt, 1999 seçimlerinde 1. sırada milletvekili adayı oldu. Ancak CHP’nin seçim barajının altında kalması nedeniyle, milletvekili olma şansını kaybetti.
1999 yılından sonra CHP’de yaşanan tartışmalar ve gelişmeler üzerine, aday yapılmayacağını bildiği halde usulen müracaat ettiği CHP’den disiplin tartışmaları nedeniyle bir dönem uzak kalan Kurt, 2004 belediye seçimlerinde partinin aday listesini seçim kuruluna verememesini eleştirmesi ve parti yetkililerini eleştiren konuşması nedeniyle partiden ihraç edildi.
Parti içindeki sürtüşmeler nedeniyle bir dönem parti çalışmalarından uzak duran Kurt, 2007’den sonra parti çalışmalarına tekrar katıldı. Çok ciddi mücadelelerden sonra merkez ilçe kongresini kazanan ekibin içinde yer alan Kurt, merkez ilçe kongresini kazanmadan önce bir kez daha partiden ihraç edildi.
2008 yılının sonuna doğru Eskişehir Büyükşehir belediye meclisine girme kararı alan Kurt, bir grup arkadaşı ile birlikte DSP listelerinden aday oldu.
Belediye meclis üyesi olduktan sonra belediye meclisinde başkan vekili olarak görevine devam eden Kurt, yönetmelik gereği aynı zamanda Kent Konseyi Başkanı oldu.
O dönem yönetmelik değişmesi sonucu kent konseyleri başkanlarının seçimle belirlenmesi gündeme geldi. Kazım Kurt, usulüne uygun bir seçim sonucu göreve gelen ilk kent konseyi başkanı olarak tarihe geçti.
Kent konseyi çalışmalarında siyasetin toplumun tamamını kucaklamadığını fark eden Kazım Kurt, bu anlayışla kent konseylerinin sivil toplum hareketi olmasını ve sivilleşmeyi savunmasını sağlamak amacıyla siyasetçi kimliğini arka plana atarak, Türkiye kent konseyleri platformunun kuruluş aşamasında da çalışmaya başladı.
Etkili çalışmalar sonucu Türkiye’deki kent konseylerinin niteliğinin değişmesine katkı sağlayan Kurt, kent konseylerinin anlayış ve bakış açılarının sivilleşmesine de katkı sağladı.
Belediye meclis üyesi olarak gerçekleştirdiği başarılı çalışmalardan sonra 2011 seçimlerinde CHP’den 2. sırada milletvekili adayı olan Kurt, seçimlerin başarılı olmasıyla meclise girmeye hak kazandı. Vekillik sürecinde gerçekleştirdiği çalışmalarla Eskişehir tarihinin en başarılı milletvekili olarak tüm siyasi parti temsilcilerinin beğenisini kazanan Kurt, CHP’nin birleştirici gücünü bir kez daha kanıtladı.
2014 yılında Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde bir ilke imza atarak, ilçe belediye başkanlığı için milletvekilliğinden istifa eden tek vekil olan Kurt, sergilediği davranışla Eskişehir sevdasını bir kez daha gözler önüne serdi.
Başarılı bir seçim süreci sonunda 2014 yılında Odunpazarı Belediye Başkanı seçilen Kurt, belediye başkanlığı ile siyasi yaşamına yeni bir pencere açtı.
2019 yerel seçimlerinde de Cumhuriyet Halk Partisi’nin Odunpazarı Belediye Başkan Adayı oldu. Seçimlerde Türkiye’de oyunu en fazla arttıran belediye başkanları arasında yer alarak önemli bir başarıya daha imza attı ve Odunpazarı Belediye Başkanı olarak ikinci dönemine başladı. Sosyal Demokrat Kamu İşverenleri Sendikası’nın (SODEMSEN) Toplu Sözleşmelerden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi olan Başkan Kurt, aynı zamanda Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İç Anadolu Belediyeler Birliği (İBB) Encümen Üyesidir. “Hedefimiz CHP’nin Türkiye’de iktidar olmasıdır. Bunun için her platformda çalışacağız” diyen Kazım Kurt, sosyal demokrat bir anlayışla Odunpazarı ve Eskişehir’e hizmet etmeye devam ediyor.
Kazım Kurt evli ve iki çocuk babasıdır.
]]>
Konuşmasında daha önce yaşanan gezi olaylarından da bahseden Bakan Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kimseyi etnik olarak, din olarak, mezhep olarak, gelir düzeyi olarak, rengi olarak, cinsiyeti olarak asla ayırmadık. Buna Allah da şahit, herkes de şahit. Fakat hatırlıyorsunuz onlar Allah muhafaza iktidarı bir ele alsalar nasıl bir tek parti faşizmi göstereceklerini hep birlikte yaşadık. Gezi olaylarında da yaşadık. 10 sene önce burada gezi olayları sırasında 2-3 hafta geçtiği halde sizler sokağa çıkamıyordunuz. Araçlarda taciz ediliyordunuz, laf çarpılıyordu. AK Parti’nin Karşıyaka İlçe binasını kundaklamaya kalkmışlardı. Biz herkese eşit davrandık, ayrımcılık yapmadık. 85 milyon vatandaşımızın hepsi azizdir, kutsaldır ve bizim öz ve öz vatandaşımızdır diye çaba sarf ettik.”
“İZMİR ESNAFIMIZA 20 MİLYAR LİRA, ÇOK DÜŞÜK MALİYETLİ FİNANSMAN DESTEĞİ KREDİSİ VERDİK”
Türkiye’de yapılan yatırımlardan bahseden Bakan Bolat, “Türkiye’de neler yapmadık ki? İzmir’in Şehir Hastanesi, Türkiye’ye 23 Şehir Hastanesi, 30 bin kilometre duble yol, binlerce kilometre otoyol, yine binlerce kilometre hızlı tren, yakında İzmir-Ankara hızlı tren inşallah kavuşuyor. İzmir’in ve Türkiye’nin hastanelerinin tamamı yenilendi. Okulları tamamı yenilendi. İnsanların gelir artışı, refah ve satın alma gücü en az 3 katına yükseltildi. Milli gelir kişi başına 3 bin 608 dolarken 13 bin 110 dolara çıkarıldı. 238 milyar dolar olan milli gelir 1 trilyon 118 milyar dolara çıkarıldı. Bir Türkiye ekonomisine 4 buçuk Türkiye ekonomisi daha eklenerek 5 buçuk Türkiye ekonomisi yapıldı. Daha iyisini de yapacağız. Canla başla çaba sarf ediyoruz. İzmir esnafımıza geçen sene 20 milyar lira, çok düşük maliyetli finansman desteği kredisi vermişiz. Bu sene ilk 2 ayda 1.4 milyar lira yine bu finansman desteğini sağladık. Çiftçilerimizin gelirlerinin enflasyonun üstünde olmasını sağladık. İşçilerimize, asgari ücrette, memurlarımıza, emeklilerimize tüfe enflasyonun oldukça üzerinde ücret artışları sağladık” cümlelerini aktardı.
Konuşmasını sürdüren Bakan Bolat, muhalefetten de söz ederek şunları kaydetti:
“Onlar beceriksizliklerini, bir şey yapamadıklarını biliyorlar. Belediyelerin nasıl yönetildiğini, sanal dünyadaki palavra reklamlarla hükümetin ve AK Parti belediyelerinin yaptıkları hizmetleri, kendileri yapmış gibi yalan da anlatmaya çalışıyorlar. Nasıl olsa birileri inanır mantığı içinde sahiplenmeye çalışarak propaganda yapıyorlar. Varsa yoksa sığındıkları, market diyor. Bir ürünün fiyatı zıpladı diye onu istismar etmeye çalışıyor. Fakat bu seçimde soğan patates istismarı yapabiliyorlar mı? Yapamıyorlar. Şeker, ayçiçeği yağı, domates, salça, biber yapamıyorlar. Az bir şey, kırmızı et fiyatlarında bir artış oldu. Kesime daha az hayvan gönderilince orada bir küçük sıkıntı oldu. Onun üzerinden Ramazan, seçim, ücret artışları üst üste gelince o konuyu istismar etmeye çalıştılar. Ama 1 Nisan günü göreceksiniz bu istismar siyaseti bitecek, hizmet eser siyaseti başlayacak.”
Programda Konuşan AK Parti Konak Belediye Başkan Adayı Ceyda Bölünmez Çankırı ise “Biz bu saate kadar çok iyi işler yaptık. Biz bu saate kadar yaptığımız işleri, merkezi hükümetin bütçesiyle yaptığımız işleri, İzmir’de tek tek anlattık. Şimdi sıra geldi İzmir’de vatandaşlarımızı hizmetle buluşturmaya. Büyükşehirimiz’de Hamza Dağ başkanımızla 30 ilçe belediye başkanımızla beraber inşallah artık yeter dediği noktadayız. Bıçak kemiğe dayandı. İzmir çantada keklik oylara sahip değil. İnanın bu önümüzdeki 5 sene yaşayacaklarımız o kadar kötü bir zemin var ki. Belki biz çok zorlanacağız ama o kadar büyük zeminde 10 yıl değil, inanın İzmir 50 yıl kaybedecek” ifadelerine yer verdi.
Hiç yorulmadan son 13 günü çalışarak geçireceklerini belirten AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı da şöyle konuştu:
“Yeri geliyor günde 2-3 saat uykuyla mücadele ediyoruz. Öncelikle 18 Mart Çanakkale Zafer Bayramımızı tebrik ediyorum. Kabinede pırıl pırıl büyüklerimiz var. Eğer bizler onların gece gündüz çalışmalarının karşısında çok güzel çalışma ortaya koyarsak, kader gayrete aşıktır.”
]]>“GİZLİ MATERYALLERİ KASITLI OLARAK SAKLADIĞINA DAİR KANITLAR TESPİT ETTİK”
Açılış konuşmasında Biden hakkındaki soruşturmayı profesyonelce ve diğer soruşturmalarda başvurduğu hukuki standartlar çerçevesinde yürüttüğünü kaydeden Hur, “Ekibimle birlikte kapsamlı ve bağımsız bir soruşturma yürüttük. Ve Biden’ın başkan yardımcılığı görevi sona erdikten sonra, sıradan bir vatandaş olduğu dönemde, gizli materyalleri kasıtlı olarak sakladığına dair kanıtlar tespit ettik” dedi.
“KANITLAR STANDARDIN ALTINDA KALDIĞI İÇİN BİDEN’A KARŞI CEZAİ SUÇLAMADA BULUNMADIM”
“Ancak, makul şüphenin ötesinde kanıt seviyesine ulaşan bir delil tespit edemedik. Kanıtlar bu standardın altında kaldığı için, Bay Biden’a karşı cezai suçlamada bulunmadım” diyen Hur, “Adalet Bakanlığı yönetmelikleri, başsavcıya kararımın nedenlerini açıklayan gizli bir rapor yazmamı gerektiriyordu. Bu davayla ilgili açıklamamın titiz, ayrıntılı ve kapsamlı bir analiz içermesi gerektiğini anlamıştım. Başka bir deyişle, çalışmamı detaylandırmam gerekiyordu. Tıpkı herhangi bir savcının dava açma ya da açmama kararını açıklarken kendi çalışmasını detaylandırmasını beklediğim gibi” şeklinde konuştu. Hazırladığı raporda Biden’ın hafızası ve bilişsel becerileriyle ilgili yaptığı değerlendirmeleri savunan Hur, “Raporda Başkan’ın hafızasının uygunluğuna ilişkin değerlendirmem gerekli, doğru ve adildi” dedi.
BİDEN’I SUÇLAMAMA KARARINA ELEŞTİRİ
Temsilciler Meclisi Yargı Komitesi’nin hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Partili üyeleri açılış konuşmalarında Hur’un Biden’a yönelik soruşturmada vardığı sonuçları değerlendirdi. Cumhuriyetçi Parti Temsilcisi Jim Jordan, Hur’un Obama yönetimi sona erdikten sonra Biden’ın “yasaları çiğnediğini” ve gizli materyalleri “yasadışı bir şekilde” elinde tuttuğunu tespit ettiğini söyledi. “Ele alması gereken temel bir soru vardı. Joe Biden gizli bilgileri hukuka aykırı bir şekilde elinde tuttu mu? Cevap, evet, tuttu” diyen Jordan, “Joe Biden yasaları çiğnedi ama unutkan ve jüriye sempatik görünecek yaşlı bir adam olduğu için Bay Hur suçlamada bulunmamayı tercih etti” eleştirisinde bulundu.
“HUR’UN RAPORU BİDEN’IN AKLANDIĞINI GÖSTERDİ”
Demokrat Parti Temsilci Jerry Nadler ise, Hur’un soruşturmasının Biden’ı tamamen temize çıkardığını iddia etti. “Başkan Biden sorumlu bir şekilde hareket ederek tamamen işbirliği yaptı ve cezai suçlama yöneltilmedi” diye Nadler, “Savcı Hur’un raporu Başkan Biden’ın tam ve eksiksiz bir şekilde aklandığını göstermektedir” ifadelerini kullandı. Demokrat Parti Temsilcisi Jamie Raskin de, Cumhuriyetçilerin Beyaz Saray’ın Hur’un raporunun yayınlanmasını istemediği iddiasına karşı çıkarak Biden’ın eylemlerini eski Başkan Donald Trump’ınkilerle karşılaştırdı. “Başkan Biden yürütme ayrıcalığını ileri sürmedi ya da başkanlık suçlarından mutlak dokunulmazlık talep etmedi” diyen Raskin, “Biden kutu kutu belgeleri yatağının altına ya da küvete saklamadı. Müfettişlerle kavga etmedi, ya da Bay Hur’un raporunun tek bir kelimesini düzeltmeye çalışmadı” diye konuştu. Cumhuriyetçi Parti Temsilci James Comer ise tutanakları incelemek için “çok az zamanları” olduğunu belirterek, Beyaz Saray’ın Hur’un raporunun yayınlanmasını istemediğinin “açık” olduğunu iddia etti.
BİDEN’IN HAFIZASI İLE İLGİLİ YAPTIĞI DEĞERLENDİRMELERİ SAVUNDU
Demokrat Parti Temsilci Adam Schiff ise, Hur’u gizli belge soruşturması kapsamında hazırladığı raporda Başkan Joe Biden’ı nitelemek için kullandığı dil nedeniyle eleştirdi. Hur’un, raporunun kamuoyuna açıklandığında yaratacağı siyasi etkiyi düşünmesi gerektiğini belirten Schiff, raporun daha objektif bir şekilde yazılabileceğini vurguladı.
Hur’un Biden’ı aşağıladığını kaydeden Schiff, “Başkan’ın bir belge ya da bir dizi belge karşısındaki hatıraları hakkında yorum yapmakla yetinebilirdiniz. Ama daha ileri gidip hafızası hakkında genel bir yorum yapmaya karar verdiniz, değil mi?” diye sordu. Hur ise, Biden’ın hafızasıyla ilgili yorumları çıkarabileceğini, ancak bunun raporu “eksik” hale getireceğini söyleyerek raporun yazımında siyasetin bir rol oynamadığını yineledi.
“PARTİZAN SİYASETİN ÇALIŞMALARIMDA YERİ YOK”
Demokrat Parti Temsilcisi Hank Johnson da, Hur’u, Joe Biden hakkındaki gizli belgeler soruşturması ile ilgili rapor yayınlayarak Donald Trump’ın başkanlık kampanyasına yardım etmekle suçladı. Hur’un böylece olası bir Trump başkanlığından profesyonel olarak faydalanabileceğini savunan Johnson, Hur’a “Sen bir Cumhuriyetçisin, değil mi?” diye sordu. Hur’un “Evet” yanıtı vermesinin ardından Johnson, “Başkan Trump’ın yeniden seçilmesi için elinizden geleni yapıyorsunuz ki federal yargıç olarak ya da Adalet Bakanlığı’nda başka bir pozisyona atanabilesiniz, öyle değil mi?” ifadelerini kullandı. Bunun doğru olmadığını söyleyen Hur ise, “Sayın kongre üyesi, sizi temin ederim ki benim böyle bir niyetim yok. Ve size şunu söyleyebilirim ki, partizan siyasetin benim çalışmalarımda hiçbir şekilde yeri yoktur” dedi.
BİDEN’A ‘BUNAK’ DEYİP DEMEDİĞİ SORULDU
Cumhuriyetçi Parti Temsilci Scott Fitzgerald, Hur’un raporunda Biden’ın hafızası hakkında kullandığı ifadelere değindi. “Webster’s sözlüğü ‘bunak’ kelimesini yaşlılıkla bağlantılı olarak hafıza gibi bilişsel yeteneklerin azalması olarak tanımlıyor” diyen Fitzgerald, Hur’a “Raporunuzda Biden’ın bunamış olduğunu mu tespit ettiniz?” diye sordu. Hur ise, “Bu tespit raporumda yer almıyor” yanıtını verdi. Demokrat Parti Temsilci Pramila Jayapal’ın Biden’ı “akladığı” yönündeki ifadesine de itiraz eden Hur, “Bu benim raporumda kullanılan bir kelime değil ve bir savcı olarak görevimin bir parçası da değil” diye konuştu.
RAPORDAKİ İFADELER TARTIŞMALARA NEDEN OLMUŞTU
ABD Başkanı Joe Biden’ın evinde ve ofisinde bulunan gizli belgelerle ilgili yürütülen soruşturmada Özel Yetkili Savcı Robert Hur’un hazırladığı 345 sayfalık rapor, Beyaz Saray’ın herhangi bir redaksiyon talebinde bulunmayacağını duyurmasının ardından kamuoyuna açıklanmıştı. Biden’ın soruşturmaya konu belgeleri kasıtlı olarak sakladığının tespit edildiği belirtilen raporda, buna rağmen Biden’a suçlama yöneltilmeyeceği ifade edilmişti. Biden’ı gizli belgeleri uygunsuz şekilde kullanmaktan mahkum etmenin zor olacağı ifade edilen raporda, “Çünkü Bay Biden kendisiyle yaptığımız görüşmelerde olduğu gibi, kendisini jüriye sempatik, iyi niyetli, hafızası zayıf yaşlı bir adam olarak sunacaktır” denilmişti. Görevde olması sebebiyle Biden’a yönelik cezai bir kovuşturma yapılamayacağı hatırlatılan raporda, Biden’ın daha sonra yargılanma ihtimaline atıfla “Jüriyi, 80’li yaşlarına merdiven dayamış eski bir başkanı kasıtlı bir zihinsel durum gerektiren ciddi bir suçtan mahkum etmeleri gerektiğine ikna etmek zor olacaktır” ifadelerine yer verilmişti. Biden’ın hafızasında “önemli zayıflamalar” olduğu ve soruşturmaya konu belgelere dair detayları tam olarak hatırlamadığı kaydedilen rapor, ABD başkanının bilişsel yeteneklerini tartışmaya açtığı gerekçesiyle eleştirilerin hedefi olmuştu.
BİDEN AÇIKLAMA YAPMIŞTI
Raporun yayınlanmasının ardından Beyaz Saray aracığıyla yazılı bir açıklama yapan Biden ise, kararı memnuniyetle karşıladığını belirtmişti.
“Başından beri ulaşacaklarına inandığım sonuca ulaştıklarını görmekten memnuniyet duydum. Bu konuda herhangi bir suçlama yapılmayacak ve konu artık kapanmıştır” diyen Biden, soruşturmanın 40 yılı aşkın bir süre öncesine, hatta genç bir Senatör olduğu 1970’li yıllara kadar uzanan kapsamlı bir soruşturma olduğunu vurgulamıştı. Soruşturma sürecinde yetkililerle tam işbirliği yaptığını kaydeden Biden, “İsrail 7 Ekim’de saldırıya uğramış olmasına ve uluslararası bir krizle uğraşıyor olmama rağmen, geçen yıl 8 ve 9 Ekim tarihlerinde iki gün boyunca beş saat süren yüz yüze görüşmeler yaptım. Amerikan halkına bunu borçlu olduğuma inandım. Böylece hiçbir suçlama yapılmayacağını ve konunun kapanacağını bileceklerdi” ifadelerini kullanmıştı.
]]>ROOSEVELT’E BENZETTİ
Konuşmasını, İkinci Dünya Savaşı sırasında dönemin ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt’in “1941 Birliğin Durumu” konuşmasına benzeten Biden, bu sefer “tarihte eşi benzeri görülmemiş bir anla karşı karşıya olan bizleriz” dedi.
Biden, “6 Ocak (baskını) ve 2020 seçimleriyle ilgili yalanlar, seçimi çalmaya yönelik komplolar, İç Savaş’tan bu yana demokrasimize yönelik en büyük tehdidi oluşturdu ama başarısız oldular. Amerika güçlü durdu ve demokrasi galip geldi. Ancak dürüst olmalıyız ki tehdit devam ediyor ve demokrasi savunulmalı. Selefim ve buradaki bazılarınız 6 Ocak gerçeğini gömmeye çalışıyorlar” dedi.
‘PUTİN’E BOYUN EĞMEYECEĞİM’
Ukrayna’daki savaşı da konuşmasının önemli bir parçası yapan Biden, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i Avrupa kıtasında ve ötesinde kaos tohumları ektiğini öne sürdü. Yaklaşık 5 aydır Kongre’den geçiremediği 60 milyar dolarlık Ukrayna yardım paketi için Kongre üyeleri önünde bir talep daha yapan Biden, “Ukrayna’nın yanında yer alırsak ve kendisini savunması için ihtiyaç duyduğu silahları sağlarsak Putin’i durdurabilirler” diye konuştu. Trump’ın geçtiğimiz haftalarda NATO’da yüzde 2 savunma harcamasına uymayan devletlere saldırması için “Rusya’yı teşvik edeceğini” söylemesine de tepki gösteren Biden, Trump’ın Putin’e “boyun eğdiğini” savundu. Biden, Putin’e tek bir basit mesajı olduğunu vurgularken; “Çekip gitmeyeceğiz. Boyun eğmeyeceğiz. Boyun eğmeyeceğim” dedi.
OLUMLU KARŞILANDI
Özellikle geçtiğimiz ay Özel Yetkili Savcı Robert Hur’un soruşturmasında Biden için “iyi niyetli, yaşlı ve hafızası zayıf” biri demesi 81 yaşındaki başkanın fiziksel ve mental kabiliyetleri konusunda ciddi şüphelere neden olsa da siyasi kariyerinin 51’inci Birliğin Durumu’na katılan tecrübeli Biden, güçlü bir hitap sergiledi. Sık sık devlet başkanları ve başbakanların isimlerini karıştıran, konuşmaları sırasında gaflar yapan Biden, ulusa seslenişi sırasında öne çıkan bir hata yapmadan geceyi bitirdi.

Eski ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medyasında Biden’ın ulusa seslenişi sırasında çekilen görüntülere filtre uygulayarak Başkan’ın konuşmasını tiye aldı.
İSRAİL’E SESLENDİ: İNSANİ YARDIM PAZARLIK KOZU OLAMAZ
Konuşmasında Gazze’de devam eden savaşa da değinen Biden, savaşın ilk günlerinde sivil ölüm sayılarına inanmadığını söylemesine rağmen ulusa sesleniş konuşmasında çoğunluğu kadın ve çocuk 30 binden fazla insanın öldürüldüğünü kabul etti. “Evler yıkıldı, mahalleler enkaz altında, şehirler harabeye döndü” diyen Biden, ABD’nin altı haftalık bir ateşkes için durmaksızın çalıştığını vurguladı. İsrail hükümetine direkt olarak seslenen Biden, “İnsani yardım ikincil bir husus ya da pazarlık kozu olamaz. Masum hayatların korunması ve kurtarılması bir öncelik olmalıdır” dedi.
BIDEN’IN PARASI VAR
Süper Salı’nın sonuçları, yaşı ve bilişsel sağlığı hakkındaki tartışmalara rağmen Biden’ın (81) elinin kuvvetli olduğunu kanıtlarken, Demokratların geçen ay rekor kıran bağışları sayesinde kampanyasında finansal sorun yaşamayacağını da gösteriyor. Amerikan Politico haber sitesine göre, Biden’ın kampanya ekibi, Trump’a karşı yürütülecek reklam kampanyasına yüz milyonlarca dolarlık bütçe ayırmayı planlıyor. Hakkında açılan davalardan büyük para cezaları alan Trump’ın mali krizde olması, 2024 yarışının bir ayağında da kampanya finansmanı olacağını gösteriyor.
CEZALAR BELİNİ BÜKTÜ
Seçim atmosferine arkasında kuvvetli bir rüzgârla giren Trump, New York’taki sivil dolandırıcılık davasında 355 milyon dolar, yazar E. Jean Carroll’un açtığı hakaret davası nedeniyle de 83 milyon dolar tazminata mahkûm edildi. Para cezası kararını hukuki yollardan aşma girişimleri de sonuçsuz kaldı. Yasal faiziyle beraber yarım milyar dolara çıkan cezayı ödeyebilmek için eski Başkan’ın emlak imparatorluğunun bir kısmını satmak zorunda kalabileceği dahi konuşuluyor. Trump’ın ekibi “agresif ve başarılı bir kampanya için gerekli kaynaklara sahip olduklarını” ifade etse de eski Başkan’ın, dünyanın en zengin insanlarından Elon Musk ile görüşmesi, nakit arayışında olduğunu gösteriyor.
MUSK İLE GÖRÜŞME
New York Times gazetesine konuşan kaynaklara göre, Trump’ın Musk ile görüşmesi, birkaç zengin Cumhuriyetçi’nin de katılmıyla, 3 Mart’ta Florida’da gerçekleşti. Eski Başkan’ın, Musk’ı milyarlarca dolarlık servetinden kendisi için harcama yapmaya ikna edip etmediği henüz belli değil. Ancak kaynaklar, toplantıda Musk’ı bolca öven Trump’ın, teknoloji milyarderiyle yakın zamanda baş başa görüşmeyi planladığını da öne sürdü. Kendisini “bağımsız fikirli” olarak tanımlamasına ve uzun yıllardır Demokrat ve Cumhuriyetçi partilere eşit miktarda bağış yapmaya dikkat etmesine karşın, Musk’ın pek çok siyasi meselede Trump’la benzer fikirleri paylaştığı biliniyor. Kampanyasında Meksika sınırındaki göçmen krizini öne çıkaran Trump gibi, Musk da Biden yönetimini sınırları yeterince korumamakla eleştiriyor. Trump’ın para bağışının yanı sıra, seçim süreçlerinde kritik rol oynayan sosyal medya platformu X’in sahibi olan Musk’ın “etki alanından da yararlanmak istediği” düşünülüyor.
‘SÜPER SALI’NIN ÖZETİ
TRUMP’IN SON RAKİBİ DE YARIŞTAN ÇEKİLDİ
ESKİ ABD Başkanı ve 5 Kasım seçimleri için Cumhuriyetçi Parti başkan aday adayı Donald Trump, ‘Süper Salı’ olarak adlandırılan ve 15 eyalette ön seçimlerin yapıldığı günde 14 eyalette ezici bir üstünlük sağlayarak resmi başkan adaylığına çok yaklaştı.
* Cumhuriyetçi Parti’de başkan adaylığını kazanmak için toplam bin 215 delege kazanmak gerekirken ‘Süper Salı’ sonuçlarıyla birlikte Trump’ın sayısı toplamda 995 oldu.
* Başkan aday adaylarından eski BM Büyükelçisi Nikki Haley, Vermont eyaletinde Trump’ı mağlup ederek gecenin sürprizine imza atmış olsa da toplam delege sayısı 89’da kaldı. Haley, South Carolina’da yaptığı basın toplantısında, “Partimiz içinde ve dışında onu desteklemeyenlerin oylarını kazanmak artık Donald Trump’a kalmış” diyerek yarıştan resmen çekildiğini açıkladı.
* ‘Süper Salı’ sonuçlarından sonra Trump’ın üst üste üçüncü kez Cumhuriyetçi Parti başkan adaylığını kazanmasına artık kesin gözüyle bakılıyor.
BIDEN RAKİPSİZ
* Biden, ‘Süper Salı’yı sorunsuz geçirdi. 15 eyaletin tamamında kazanan Başkan Biden, sadece Amerikan Samoa’sı ön seçimlerinde sürpriz bir şekilde pek bilinmeyen Demokrat aday adayı Jason Palmer’a kaybetti. Amerikan Samoa’sında toplam kullanılan oy 100’ü geçmedi.
* Geçen hafta Michigan eyaletinde İsrail’in Gazze’deki katliamına yönelik tutumu nedeniyle ciddi bir protesto oyuyla karşılaşan Biden, aynısını ‘Süper Salı’da Minnesota eyaletinde de yaşadı. Seçmenlerin yüzde 20’si “Kararsız” oyu vererek başkana mesaj gönderdi. Yunus PAKSOY/WASHINGTON
]]>‘GURURLU HIRİSTİYANIM’
Önceki akşam Tennessee’de Ulusal Dini Yayıncılar grubunun toplantısında konuşan Trump, “Bir dost, bir müttefik ve bir inanan olarak yardımınızı, desteğinizi ve bu ülke için dualarınızı istemek üzere huzurunuza geldim. En önemlisi dualarınıza ihtiyacımız var ve size basit bir söz veriyorum: İlk dönemimde Hıristiyanlar için daha önce hiçbir başkanın yapmadığı kadar çok mücadele ettim. Ve Beyaz Saray’da geçireceğim dört yıl boyunca Hıristiyanlar için daha da sıkı mücadele edeceğim” dedi.
Joe Biden’ı ‘basiretsiz bir başkan’ olarak niteleyen ‘O bizi vaadedilmiş topraklara götüremez’ diyen Trump, radikal solcuların Hıristiyan haçlarını devirmek istediğini öne sürerek “Ben aslında çok gururlu bir Hıristiyanım” diye konuştu.
EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ
2016 seçimlerinde yaklaşık yüzde 80’i Trump’a oy veren bu dini grup, 2020 seçimlerinde desteğini yüzde 84’e çıkarmıştı. CNN’in sandık başında düzenlediği ankete göre geçen ay düzenlenen Iowa eyaleti Cumhuriyetçi Parti ön seçimlerinde Evanjelistlerin yarısından fazlası muhafazakâr adaylar arasından Trump’a oy verdiklerini beyan etmişti. 5 Kasım seçimlerine artık 8 ay gibi bir süre kalırken Trump’ın sandık başında en çok güvendiği seçmen profilinden biri yine Evanjelistler olacak.
EVANJELİSTLER KİM
Kâğıt üzerindeki tanımına bakıldığında Evanjelistlerin inandığı birkaç şart bulunuyor. Kişinin bağışlanması için dini aydınlanma, yani “yeniden doğum” deneyimine sahip olması gerekiyor. Bundan dolayı Evanjelistler “yeniden doğmuş Hıristiyanlar” olarak da adlandırılıyorlar. Bir diğer inanç ise Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesinin, insanlığın günahlarının kefareti olduğu. Ayrıca Evanjelistlere göre İncil, nihai manevi otoritedir ve Hıristiyanlar da tanıklık ederek ve iyi işler yaparak imanlarını aktif bir şekilde paylaşmalıdırlar. Evanjelistlerin Trump ile yollarının kesişmesi ilk başlarda iki tarafı da besleyen bir alışveriş gibi görünse de yıllar içinde güçlü bir bağa dönüşmüş durumda.
SİYASİ GÜÇLERİ ÖNEMLİ
Yakın zamanda Pew Research tarafından gerçekleştirilen kamuoyu araştırmasına göre ABD nüfusunun dörtte biri kendini Evanjelist olarak tanımlıyor. Onlarca milyon kişiden oluşan ve güçlü bir oy potansiyeli olarak görülen bu grup, söz konusu etkisiyle siyasi bir güç de sağlıyor. Dini olarak tutucu ve hatta kimilerine göre aşırılıkçı olan bilinen bu grubun, yetişkin film yıldızlarına sus payı vermekle, dolandırıcılıkla, anayasal düzeni bozmakla, eşlerini aldatmakla ve kadınlar hakkında uygunsuz yorumlar yapmakla suçlanan bir siyasetçiyle bir araya gelmesinin ardındaki sebepleri anlamak zor olsa da; Trump’ın siyasi olarak Evanjelistlerin taleplerini yerine getiriyor olması yeterli bir sebep olarak görülüyor.
KÜRTAJ VAADİNİ TUTMUŞTU
Amerikan halkını en çok ayrıştıran konulardan biri, kürtaj meselesi. 1973 yılında ABD Yüksek Mahkemesi’nin Roe v Wade kararıyla birlikte kürtajı ülke çapında koruma altına alması, Evanjelistlerin başta olmak üzere tutucu Hıristiyanların tepkili olduğu konulardan biri haline gelmişti.
2016 yılında seçim vaadi olarak ABD Yüksek Mahkemesi’ne Roe v Wade diye anılan kürtaj kararını bozacak yargıçlar atayacağı vaadini veren Trump, 4 yıllık başkanlığı süresinde üç muhafazakâr yargıç atamıştı. 2022 yılının Haziran ayında kürtaj ile ilgili kararını açıklayan Yüksek Mahkeme, kürtajı federal bir hak sayan kararı kaldırmıştı.
‘BENİM SAYEMDE OLDU’
Eski başkan Trump, kararın kendisi sayesinde verilebildiğini sık sık hatırlatırken, Evanjelist tabana verdiği sözü tuttuğunun sinyalini de vermekten çekinmiyor. Şayet Trump yeniden seçilirse ikinci dört yıllık döneminin daha da tutucu politikalar içereceği iddia ediliyor. POLITICO’nun bu hafta elde ettiği belgelere göre, eski başkana yakın, nüfuzlu bir düşünce kuruluşu, iktidara dönmesi halinde kendi yönetimine Hıristiyan milliyetçi fikirleri aşılamak için planlar geliştiriyor.
]]>
Biden’ın garajında başkan yardımcısı olduğu döneme ait Afganistan ile gizli dosyalar tespit edildi.
İYİ NİYETLİ VE YAŞLI
388 sayfalık raporunda ABD Başkanı’nı “iyi niyetli, zayıf hafızası olan, yaşlı biri” olarak nitelendiren Hur, Biden’ın sorgu sırasında “2015’te hayatını kaybeden ilk oğlu Beau’nün ölüm tarihini hatırlamakta zorlandığını” kaydetti. Savcı, Biden’ı resmi evrakla ilgili suçlama yöneltmemesini, “Jüriyi Biden 80’li yaşlarına gelmişken, zihinsel bütünlük gerektiren ciddi bir suçtan mahkum etmeye ikna etmek zor olurdu. Hiçbir jüri, sempatik ve hafızasında sıkıntı olan iyi niyetli ve yaşlı bir adamı resmen suçla isnat etmek istemez” diyerek açıkladı.
‘HAFIZAM KÖTÜLEŞMEDİ’
Raporun yayınlanmasından iki saat sonra acilen basının öne çıkan ABD Başkanı Biden, öfkeli bir dille Savcı Hur’a yüklendi. “Hafızam kötüleşmedi. Hafızam iyi. Ben yaşlı bir adamım ve ne yaptığımı biliyorum” diyen Biden, “Başkanım ve bu ülkeyi yeniden ayağa kaldırdım. Onun tavsiyesine ihtiyacım yok” diye ekledi. Oğlunun ölüm tarihini hatırlamamakla suçlanmasına çok sert tepki gösteren ABD lideri, “Ne cüretle bunu dile getirebilir? Kimsenin onun ne zaman vefat ettiğini bana hatırlatmasına ihtiyacım yok” dedi.
SİSİ’Yİ ‘MEKSİKA BAŞKANI’ DEDİ
Ancak akıl sağlığıyla ilgili endişeleri gidermek için ulusa seslenen Biden, konuşmasında yine bir gafa imza attı. Biden, İsrail’in Gazze’deki insani dramdan bahsederken, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi için “Meksika Devlet Başkanı” dedi. Kendisini savunurken bile gaf yapmasıyla yine hedef tahtasına yerleşen Biden, geçtiğimiz günlerde de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a 1996’da ölen eski Fransız Başbakanı François Mitterand demiş; eski Almanya Şansölyesi Angela Merkel’i ise 2017’de ölen Alman lider Helmut Kohl ile karıştırmıştı.
CUMHURİYETÇİLER TEPKİ GÖSTERDİ
Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın evinde bulunan gizli belgelerden ötürü mahkeme süreci devam ederken, benzer bir konuda Biden’a resmen suç isnat edilmemesi Cumhuriyetçileri kızdırdı. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, Biden için “Başkan olmak için uygun kapasitede değil” derken, Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Michael McCaul ise “Eğer yargılanmak için uygun kapasitede değilse, ABD Başkanı olmak için de uygun kapasitede değildir” yorumunda bulundu.

Robert Hur
KİM BU SAVCI
ABD Başkanı’nı resmi belgeleri saklama suçundan aklarken bir yandan da siyasi kariyerinin en zor durumlarından birine iten Güney Kore kökenli savcı Robert Hur, günün adamı oldu. Hur’un raporunda Biden’ın akıl sağlığına ilişkin ifadelere yer vermesi, Cumhuriyetçi olması ve eski Başkan Donald Trump yönetiminde Maryland bölge savcılığına atanmasıyla da ilişkilendirildi. Trump dönemi sona erince özel sektörde çalışmaya başlayan Stanford Üniversitesi mezunu Hur, Adalet Bakanlığı tarafından geçen yıl “Biden’ın gizli devlet belgelerini evi ve ofisine götürmesiyle ilgili” soruşturma için görevlendirildi. ABD Başsavcısı Merrick Garland, Hur’un “uzun ve seçkin kariyeri sayesinde tarafsız ve hızlı bir soruşturma yürüteceğine inandığını” söylemişti. Özel savcı, soruşturma sırasında Biden’ın da dahil olmak üzere 147 tanıkla 173 görüşme gerçekleştirdi.
]]>BURSLULUK SINAVINDA 2. OLDU
Türkiye’nin en genç başkanlarından biri olan Karahan, devlet parasız yatılılık ve bursluluk sınavında Türkiye ikinciliği derecesiyle İstanbul Erkek Lisesi’ne girdi. Boğaziçi Üniversitesi matematik ve endüstri mühendisliği bölümlerinden mezun olduktan sonra 2012’de çalışma hayatına New York Merkez Bankası’nda ekonomist olarak başladı. 2022’ye kadar burada çalıştı. 2022’de Amazon’da kıdemli ekonomist olarak çalışmaya başladı. 2022 yılının kasım ayında Amazon’da başekonomistlik görevini aldı. Böylece önce Fed’de finans tecrübesi kazanırken, Amazon’da da reel sektörü tanıdı.
TEMMUZDA GELDİ
28 Temmuz 2023’te Merkez Bankası’nda başkan yardımcılığına getirildi. Geçen yıl temmuzda başkan yardımcıları Emrah Şener, Taha Çakmak, Mustafa Duman görevden alınmış, yerlerine Osman Cevdet Akçay, Fatih Karahan ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Hatice Karahan getirilmişti. Fatih Karahan, ilk PPK toplantısına 24 Ağustos’ta katıldı. Bu toplantıda politika faizi yüzde 17.5’dan yüzde 25’e çıkarılmıştı.
ARKA PLANDA KARAHAN HEP VARDI
Başkan yardımcılığı döneminde para politikası açısından kritik öneme sahip olan Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğü Karahan’a bağlıydı. Geçmiş sekiz ay boyunca piyasada atılan adımların arka planında Karahan’ın olduğu belirtilirken, mevcut Merkez Bankası ekibi ile de çalıştığı kaydedildi. Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı öncesi yapılan ön hazırlıklarda da Karahan’ın etkili olduğu öğrenildi. Karahan’a reel sektörü takip eden yapısal araştırma biriminin de bağlı olduğu, reel sektörü de yakından takip ettiği gelen bilgiler arasında.
İLK SINAVI 8 OCAK’TA
MERKEZ Bankası’nın yeni başkanı Fatih Karahan, 8 Ocak’taki enflasyon raporu toplantısında kamuoyunun karşısına çıkacak. 5 Şubat (yarın) pazartesi günü yılın ilk enflasyon rakamı da açıklanacak. Her yıl aralık ayında Merkez Bankası bir sonraki senenin PPK toplantısının yapılacağı günleri ve yılda dört defa açıklanan enflasyon raporu toplantısının hangi tarihlerde yapılacağını kamuoyuna bildiriyor. Bu takvime göre ilk enflasyon raporu toplantısı 8 Şubat Perşembe günü yapılacak. 2 Şubat Cuma günü Merkez Bankası bu toplantının saat 10.30’da Ankara’da yapılacağını duyurmuştu.
Enflasyon raporu toplantılarında Merkez Bankası Başkanı, önce enflasyonla ilgili bir değerlendirme yapıyor ardından da yıl sonuna ilişkin tahminlerini kamuoyu ile paylaşıyor. Ayrıca soruları da yanıtlıyor. Fatih Karahan perşembe günü bu toplantı için kamuoyunun karşısına çıkacak. Bu toplantıda 2024 yıl sonu enflasyon tahmininin revize edilip edilmeyeceği, Fatih Karahan’ın vereceği mesajlar, piyasalar tarafından takip edilecek.
İLK PPK 22 ŞUBAT’TA
Karahan’ın ikinci sınavı da 22 Şubat tarihinde olacak. Yılın ikinci Para Politikası Kurulu toplantısı 22 Şubat tarihinde yapılacak. 25 Ocak tarihindeki PPK toplantısında politika faizi yüzde 42’den yüzde 45’e çıkarılmış ve “gerekli parasal sıkılık düzeyine ulaşıldı” mesajı verilmişti.
]]>