SEKTÖR ODAKLI DÖNÜŞÜM
YÖK Başkanı Erol Özvar, bir önceki yıla göre doktora mezunu sayısının artmasını sevindirici olarak değerlendirirken Türkiye’nin son 10 yılda doktora mezun sayısındaki artış oranı bakımından Avrupa’da ilk sırada yer aldığını belirtti. Doktora programlarına ilişkin yeni bir çalışma başlatıldığını bildiren Özvar, “Doktora derecesi sadece üniversiteden kadro almanın bir aracı olarak görülmekten çıkmalıdır. Artık ülkemizde doktora mezunu veren programlar sadece üniversitelere öğretim elemanı değil aynı zamanda iş dünyasına ve sanayiye hizmet verecek ve bu sektörlerde çalışmaya uygun bir şekilde yetiştirilecektir” dedi. Özvar, “Doktoraya yönelik yeni müfredat çalışmaları yürütüyoruz. Sektör ve iş dünyasının temsilcilerinin de görüşlerini alıyoruz. Artık doktora mezunlarının üniversite dışında çok daha geniş bir alanda hizmet vermesini hedefliyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DEPRESYON VE DEMANSTAN KORUYOR
Bilim insanları yayımladıkları makalede, “Düzenli kahve tüketimi, kas, kardiyovasküler, zihinsel ve bağışıklık sistemi fonksiyonlarının korunmasıyla ilişkili görünüyor. Ve yaşlıları etkileyen en yaygın hastalıklardan bazıları olan kardiyovasküler ve solunum hastalıkları, felç, bazı kanser türleri, diyabet, demans, majör depresyon veya kırılganlık gibi durumlarla ters bir ilişki sergiliyor” diye yazdı. Araştırma, Ageing Research Reviews adlı dergide yayımlandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Devre arası transfer çalışmalarını sürdüren Galatasaray’da sürpriz bir ismin ayrılığı gündeme geldi. Alman basını, ayrılık ihtimali olan yıldızı duyurdu…

Trendyol Süper Lig’de lider olan Galatasaray, 14.hafta maçında sahasında Eyüpspor ile 2-2 berabere kaldı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Sarı-kırmızılı takım, teknik direktör Okan Buruk yönetiminde, bu sezon 3-3 biten Kasımpaşa maçının ardından ligde ikinci kez puan kaybetti.

Şampiyonluk yarışında Fenerbahçe ile çekişen Galatasaray, devre arası transfer çalışmalarına da şimdiden başladı.

Eksik bölgelerine takviye yapacak olan Aslan, takımdaki bazı futbolcularla da yollarını ayırmayı düşünüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Görevi barışı sağlamak olan küresel kurumlar ahlaki çöküş içerisinde. İsrail’in, Gazze’deki katliamlarını durduracak hiçbir adım atılmadı. Yaptığı her hukuksuzluk karşısında ödüllendirilen İsrail yönetimi, her seferinde daha kanlı, daha insafsız saldırılara girişmektedir. Gazze’de 352 gündür devam eden katliam bunu bir kez daha göstermiştir.
SAVAŞI BÖLGEYE YAYACAK
İsrail’in Filistin topraklarında uyguladığı soykırım bölgemizin barışını da tehdit etmektedir. Lübnan’a karşı gerçekleştirilen son saldırılar savaşı bölgeye yayma çabalarının açık tezahürüdür.
Türkiye olarak bu işgal ve katliam politikasının bir an önce durması için elimizden geleni yapıyoruz. İlk kıblemiz olan Mescid-i Aksa’nın kutsiyetine ve tarihi statüsüne yönelik hiçbir saldırıya sessiz kalmayacağız.

İSLAM VE YABANCI DÜŞMANLIĞI SALGINA DÖNÜŞTÜ
Türkiye olarak vatandaşlarımızın yaşadığı ülkelerdeki aşırı sağcı akımları ve nefret söylemlerini yakından takip ediyoruz. Irkçılığın olduğu gibi İslam düşmanlığının da bir suç olarak tasnif edilmesi ve yasal yaptırıma tabi tutulması gerektiğini savunuyoruz. Son yıllarda Batılı ülkelerde bilhassa Avrupa’da İslam ve yabancı düşmanlığı vatandaşlarımızın da huzurunu tehdit eden büyük bir salgına dönüştü. Irkçılığın olduğu gibi İslam düşmanlığının da bir suç olarak tasnif edilmesi ve yasal yaptırıma tabi tutulması gerektiğini savunuyoruz. Müslüman düşmanlığına karşı mücadeleye öncülük etmeyi sürdüreceğiz.

AMERİKA’DAKİ TÜRKLER’E UYARI:
FETÖ VE PKK’NIN OYUNLARINA KARŞI TEYAKKUZDA OLUN
Amerika’daki Türk toplumu olarak FETÖ ve PKK başta olmak üzere terör örgütleriyle mücadelemize vereceğiniz destek çok önemlidir. Terör örgütü mensupları yalnızca ülkemizin menfaatlerini değil yurt dışındaki vatandaşlarımızı, ticari teşebbüslerini ve sivil toplum kuruluşlarını da doğrudan ya da dolaylı şekilde hedef alıyor. Amerikalı karar alıcıları ve ticari çevreleri yalana boğarak menfaat sağlamaya çalışan örgüt üyeleri Türk toplumu içerisinde de bölünme ve ayrışmaları körüklemeye çalışıyor. Türkiye karşıtı her operasyona gönüllü figüranlık yapan örgüt mensuplarına karşı sizlerden teyakkuz halinde olmanızı bekliyorum. Dün bunların oyunlarına gelmedik, bundan sonra da çok dikkatli olacağız. Milletin iradesine darbe yapmaya kalkan, ellerinde vatandaşlarımızın kanı olan, demokrasimize, huzurumuza, birlik ve beraberliğimize kasteden, hasılı tek gayesi Türkiye’ye ve Türk milletine zarar vermek olan bu hainlerle mücadelemizi hukuk zemininde sonuna kadar sürdüreceğiz.

ERDOĞAN, DÜŞÜNCE KURULUŞU TEMSİLCİLERİNE TÜRKEVİ’NDE HİTAP ETTİ:
BATIYLA DA DOĞUYLA DA DİYALOGDA KARARLIYIZ
Başkan Erdoğan, ABD’de faaliyet gösteren bazı düşünce kuruluşu temsilcileriyle Türkevi’nde bir araya geldi. İşte Erdoğan’ın burada yaptığı konuşmanın satırbaşları:
ABD seçimlerinin sonucu ne olursa olsun Amerika’ya bakışımız ve ilişkilerimizdeki üst düzeyli diyaloğumuz değişmeyecektir. Türkiye-Amerika ilişkilerinde son dönemde yaşanan olumlu havadan memnuniyet duyuyoruz. Geçtiğimiz yıl ticaret hacmimiz 30 milyar doları geçse de biz bu rakamı 100 milyar dolar seviyesine çıkarabileceğimiz kanaatindeyiz.
Neredeyse her gün yeni bir krize, yeni bir çatışmaya gözlerimizi açıyoruz. Bu tablo karşısında çok taraflılığın güçlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Artık ne 1945’in ne Soğuk Savaş’ın ne de tek kutuplu düzenin koşullarında yaşıyoruz. Türkiye, NATO’nun en güçlü müttefiklerinden biridir. Aynı zamanda Avrupa Birliği’ne tam üyelik perspektifi olan bir ülkeyiz. Batı dünyasıyla işbirliğimizi geliştirirken, doğuya ihmal nazarıyla bakmıyoruz. Batı dünyasıyla işbirliğimizi geliştirirken doğuyu ihmal etmiyoruz. Gerek Şangay İşbirliği Teşkilatı, gerek BRICS, gerekse ASEAN’la diyalog zemininizi güçlendirmekte kararlıyız. Bu konuda son dönemde kritik adımlar attık. Çok farklı bir iklim yakaladık. Ülkemizin çıkarlarını merkeze alan Türkiye eksenli bir anlayışla farklı bölgesel teşkilatlarla işbirliğimizi daha da ilerleteceğiz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tüpraş Stadı’nda gerçekleştirilen sponsorluk anlaşmasının ardından konuşan Arat, transferi kısa sürede tamamlayacakları sinyalini verdi.
Oyuncu gönderme konusunda birçok kulübün sorun yaşadığını belirten Arat, “Çok fazla kontratlı oyuncumuz var. Çok ağır şartlar var. Bunu büyük bir hassasiyetle götürmeye çalışıyoruz. Amir’in Rize’ye gidişiyle Ndour’un gelişi arasında saat farkına bakın. O derece hassas çalışıyoruz. Çok çetin pazarlıklar içindeyiz. Gitmek istemiyorlar. ‘Çok iyi para alıyoruz ve kalalım.’ diyorlar. Kararlıyız ama bunu taraftara aksettirmek istemiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Önceliklerinin, Beşiktaşlı çocukların mutluluğu olduğunu aktaran Arat, şöyle devam etti:
“Onlar mutlu olursa hepimiz mutlu oluruz. Şu an Beşiktaşlı çocuklar mutlu. Artık ‘Immobile, Rafa Silva, Paulista ve Semih.’ diyorlar. Beşiktaş, kendi yıldızlarını yarattı. Hocamızla birlikte bir hibrit takım oluşturdu. İnşallah bu zor geçecek sezonda, uzun bir maratonda sakin olmalıyız. Dikkatli olmalıyız. Transfer toparlaması ve finali yakındır. Beşiktaş camiası huzurlu olsun. Eksiklerimizi biliyoruz. Derin bir kadro var. İnşallah Beşiktaş, çocukları sevindirecek. Transfer limitinde ucu ucuna gidiyor. Satranç oyunu var. Elimiz dolu. Gitme hamlesi gerçekleştiğinde geliş oluyor. Zaman zaman bazı Demir Ege ve Tayyip gibi Türk oyuncuların transferde adı geçiyor. Demir Ege’den hocamız çok memnun. Tayyip Talha toparlanacak.”
Hasan Arat, şu ana dek 22 oyuncu gönderdiklerini hatırlatarak, “Hala bitmedi. Bu zorluğu yaşıyoruz ancak bu, takımın performansını hiç etkilemiyor. Ndour’a 6 aydan beri çalışıyoruz. Beşiktaş, PSG’ye bir bedel ödemedi. PSG’ye teşekkür ediyorum. Çok yakın dostluğumuzu gösterdiler. PSG ile futbol akademileri konusunda girişimlerde bulunacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Beşiktaş Kulübü Başkanı, transferi gündemde bulunan Chelsea oyuncusu Angelo Gabriel’e ilişkin soruya ise “Prensip olarak isim açıklamıyoruz. Avrupa’da transfer ağustos sonu gibi kapanıyor. 15 gün içinde çok önemli fırsatların çıkacağını düşünüyoruz. Çok büyük bir hamle içinde olmayacağız. Hamleler belli. 3 oyuncu ihtiyacımız var. Son 15 günü iyi değerlendirmek istiyoruz. Önemli olan maçlarımız.” yanıtını vererek sözlerini tamamladı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kulüpten yapılan açıklamada, başkan Gümüşdağ’ın, RAMS Başakşehir’de 5 sezon forma giyen Aleksic ile Şampiyonluk Kupa Meydanı’nda hatıra fotoğrafı çektirdiği ve 33 yaşındaki oyuncuya emekleri dolayısıyla plaket verdiği belirtildi.
Göksel Gümüşdağ, yaptığı açıklamada, Danijel Aleksic’in 5 sezon boyunca saha içinde ve saha dışında karakterini ortaya koyarak mücadele ettiğini vurgulayarak, “Şampiyonluğumuzda, Avrupa kupalarında ve birçok başarımızda kulübümüze vermiş olduğu emekleri için teşekkür ediyor, kariyerinin kalan bölümünde başarılar diliyorum.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Emekli ABD subayı Stanislav Krapivnik, Russia Today’a verdiği röportajda Ukrayna’nın Kursk bölgesine gerçekleştirdiği sınır ötesi operasyonu değerlendirdi, tüm Avrupa’da felakete yol açabilecek bir tehlikeye dikkat çekti.

NÜKLEER FELAKETE YOL AÇABİLİR
Krapivnik, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin Kursk Nükleer Santrali’ni vurması durumunda Avrupa’nın büyük bir nükleer felaketle karşı karşıya kalabileceğini belirterek, yeni bir çernobilin yaşanabileceğine dikkat çekti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

“NÜKLEER ERİMEYE NEDEN OLACAK”
Kursk Nükleer Santrali’nin soğutma sisteminin hedef alınması halinde Fukuşima ya da Çernobil’dekine benzer bir olaya yol açabilecek ‘nükleer erimeye’ neden olacağını söyleyen Krapivnik, rüzgarın kuzeybatıdan esmesiyle de Avrupa’nın büyük bölümünü etkileyeceğini ifade etti.

O ÜLKELERE DİKKAT ÇEKTİ
Krapivnik, olası bir serpintinin “Polonya, Almanya, Danimarka ve İskandinav ülkelerine” ulaşacağını belirterek, Kursk Nükleer Santrali’ndeki bir erimenin bölgeyi yaşanmaz duruma getireceğini söyledi.

ROSATOM UYARMIŞTI: DURUM KÖTÜYE GİDİYOR
Öte yandan Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom, Ukrayna’nın saldırıları nedeniyle Zaporijya ve Kursk’ta nükleer güç santralleri etrafındaki durumun kötüleştiğini bildirdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CİRO 3.5 MİLYAR EURO
“Türkiye, Avrupa’da döner savaşını başlatıyor” şeklinde başlıklar kullanan Yunan haber siteleri, başvuruda dönerin gerek malzemesi, gerek hazırlanışı, gerekse de kesişi ile ilgili kriterlere de dikkat çekti. Aynı haberlerde “Döner satışlarının Avrupa’daki yıllk cirosu 3.5 milyar Euro. Türkiye’nin başvurusuna 3 ayda itiraz eden çıkmazsa, Avrupa’da döner satan müesseselerin büyük bölümü zarara uğrayacak. Türkiye’nin “geleneksel ürünü” olarak tescil edilmesi halinde, dönerin 3-5 milimetre kalınlıkta kesilmesi gerekecek” denildi.
‘MÜŞTERİ DOYMAZ’
Yunan Skai televizyonu, Atina’da lokantalara giderek, çalışanların ve müşterilerin döner ile ilgili görüşlerini sordu. Cevaplar ise özetle şöyle: “Müşteri gelip, 3-5 milimlik dilimlerden şikâyet ederse, biz de gidin Türklere anlatın diyeceğiz. Bu kalınlıkta kesilmiş etle müşteri doymaz. Biz Yunanistan’da “giros” yiyoruz. Daha lezzetli. Giros daha doyurucu. Döner de aslında bizim. Türkler bizden aldı.”
GİROS
Yunanistan’da ‘giros’ domuz etinden yapılıyor. Kesilirken, kalın ve küçük parçalara dağılan giros’un yanı sıra bazen “mosharisios giros” (sığır etinden) bazen de “Doner” adıyla döner satılıyor. Yunanistan’daki dönerin, büyük bölümü kıymadan oluşuyor.

OSMANLI’DAN MİRAS
– Özge Samancı (Yemek araştırmacısı): Dönerin tarihte ilk nerede ve nasıl çıktığına dair kesin kanıtlar yok ancak bazı kayıtları yorumlayabiliyoruz. Örneğin 1660’lı yıllarda Kırım’ı ziyaret eden Evliya Çelebi, cağ kebabı benzeri bir kebap türünü tarif ediyor. Döner de zaten bir kebap türüdür ve kuru ateşte susuz pişirme tekniğini ifade eder. Bu terim ve teknik Selçuklulardan beri kullanılır. Dönerle ilgili en ilginç kanıt ise Osmanlı döneminde, 1855 yılında İstanbul’da çekilen bir dönerci fotoğrafı. Bu da o dönemlerde dönerin yaygın olduğunu anlatıyor. Anılarını yazan Fransız bir gezgin de 1880’li yıllarda İstanbul’u ziyaret ediyor ve anılarında şiş kebap ve döner kebaptan bahsediyor. Osmanlı Türkçesiyle yazılmış yemek kitaplarında da ilk olarak 1883 yılında karşımıza çıkıyor.

1855 yılında İstanbul’da bir dönerci.
ALMANYA’DA DA GÜNDEM: DÖNER KUPONU VERİLSİN
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in 22-24 Nisan tarihlerinde Türkiye’ye yaptığı resmi ziyarete “Berlin döneri” götürmesi iki ülkede de farklı şekilde yorumlanırken, Almanya’da Sol Parti, döner fiyatlarında artışın engellenmesi için devlet desteği verilmesini gündeme getirdi. Alman Bild gazetesine göre, Sol Parti döner fiyatlarında artışın frenlenmesi için devletin 4 milyar Euro parasal katkıda bulunması ve ülke genelinde herkese “döner kuponu” dağıtılmasını önerdi. Sol Parti’nin ekmek arası döner için öğrencilerin 2.5 Euro, diğerlerinin de 4.9 Euro ödemelerini, üzerindeki farkın ise devlet tarafından karşılanmasını içeren bir ‘döner önerisi’ hazırladığı bildirildi. Almanya’da ortalama 7.90 Euro olan döner fiyatının Münih ve Frankfurt gibi kentlerde 10 Euro sınırına dayandığına işaret edilirken, enflasyon başta olmak üzere enerji fiyatlarındaki artışın yanı sıra kiraların yükselmesi nedeniyle dönercilerin de fiyatları artırmak zorunda kaldıkları belirtildi.

Cumhurbaşkanı Steinmeier, Türkiye’deki resepsiyonda Almanya’dan getirilen döneri kesti.
]]>
Yılmaz törende şunları dedi:
Türk inşaat sektörü yurt dışında tamamladıkları birçok prestijli proje ile uluslararası arenada iş dünyamızın yükselen yıldızı haline gelmiştir. Yurt dışı ziyaretlerimizde müteahhitlerimiz tarafından hayata geçirilen projeleri gördükçe gururlanıyoruz. Bugün Kalyon Holding de Avrupa’nın hali hazırda en büyük boru hattı projesi olan Podişor Doğal Gaz Boru Hattı ile gurur duyacağımız başka bir işe imza atıyor.
Kalyon Holding, projenin Avrupa Birliği ihale kanunlarına göre yapılmış, şeffaf ve zorlu geçen ihalesini, Avrupa’nın en büyük firmalarını geride bırakarak ve teknik olarak tam puan alarak kazandı.
Bu başarıda proje için en iyi teknik çözümün sunulması ve TANAP Doğal Gaz Boru Hattı ile Silivri BOTAŞ Doğal Gaz Depolama Tesisi gibi projelerde gösterdiği mühendislik kabiliyeti ve tecrübesi etkili oldu.
Kalyon Holding Türkiye’nin ilk yüzen sıvılaştırılmış doğalgaz depolama ve gazlaştırma terminali, Kuzey Marmara Doğalgaz Depolama Tesisi, dünyada bir ilk niteliğinde olan KKTC deniz geçişi isale hattı ve Avrupa’nın en büyük güneş enerji santrali gibi enerji sektöründe sürdürülebilir pek çok örnek projeye imza atmıştı. Şimdi de inşaat ve enerji konusundaki bilgi ve deneyimi ile mühendislik ve büyük proje yönetme yeteneğini Avrupa’ya taşıyor.
Yapım bedeli yaklaşık 500 milyon olan bu doğalgaz boru hattı Avrupa’nın hali hazırda en büyük boru hattı projesi. Yıllık 12 milyar metreküpü aşkın kapasitesiyle Podişor Doğal Gaz Boru Hattı Projesi gerek Romanya gerekse de AB açısından stratejik bir öneme sahip. Projenin tamamlanmasıyla Romanya’nın Karadeniz’de yer alan doğal gaz rezervlerinde yapacağı kapasite artırımı ile çıkaracağı ilave gazın ülkenin iç kesimlerindeki bağlantı noktalarına ulaştırılması ve aynı zamanda Avrupa Birliği’nin (AB) ve Romanya’nın artan gaz ihtiyacının karşılanması sağlanacak.
Çelik boru temininin de Türkiye’den sağlandığı proje kapsamında aynı zamanda yaklaşık bin 200 kişi istihdam edilecek.
Romanya, Avrupa’da ve Balkanlar’da siyasi, ekonomik, askeri ilişkilerimizin yanı sıra gönül bağlarımızın da en üst düzeyde olduğu ülkelerden biridir. Romanya’nın ülkemize coğrafi yakınlığı, mevcut ulaşım imkânları, Romanya’da faaliyet gösteren iş insanları ve müteahhitlerimizin varlığı, iki ülke arasındaki ticaret ve iş birliği potansiyelini arttırmaktadır. Türk müteahhitlik firmaları Romanya’da hâlihazırda toplam 11 milyar değerinde 211 proje üstlenmiş durumda.
Müteahhitlik firmalarımızın, altyapı ve üstyapı projeleri kapsamında, özellikle karayolu/tünel/köprü, ticaret merkezi ve konut alanlarında uluslararası tecrübelerini Romanya ile paylaşmaya devam etmelerinden memnuniyet duyuyoruz.

PROJENİN DETAYLARI İSE ŞÖYLE:
Toplam 308 kilometre uzunluğunda 48 ve 40 inçlik boru çapına sahip olan Tuzla – Podişor Doğal Gaz Boru Hattı inşa ediliyor.
Hat, BRUA koridoru ile birleşecek. (BRUA koridoru; Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Avusturya üzerinden geçen Avrupa’nın enerji güvenliği açısından çok önemli bir koridor.)
Proje kapsamında, kullanılacak boruların temini, 20 adet vana istasyonu, enerji temini, katodik koruma ve fiber optik imalatları da yer alıyor.• Projede yaklaşık bin 200 kişiye çıkacak bir iş gücü de istihdam ediliyor.
Projenin yapım bedeli yaklaşık 500 milyon Euro.
Bu doğalgaz boru hattı Avrupa’nın hali hazırda en büyük boru hattı projesi.• Yıllık 12 milyar metreküpü aşkın kapasiteye sahip olacak hattan taşınacak gaz ile Romanya’daki tüketimin önemli bir kısmı karşılanacak.
Karadeniz Kıyısı – Podişor Doğal Gaz Boru Hattı Projesi, AB’nin Kasım 2015 tarihli Avrupa Komisyonu Ortak Fayda Listesi Projeleri kapsamında hayata geçirilirken; proje gerek Romanya gerekse de AB açısından stratejik bir öneme sahip. Bu paralelde enerji pazarı entegrasyonu, sürdürülebilirlik ve enerji arzı güvenliğine kayda değer katkı yapan ve enerji koridoru oluşturmak için gerekli olan projeler, AB Komisyonu tarafından “Ortak Fayda Listesi Projeleri” olarak değerlendiriliyor.• Karadeniz Kıyısı – Podişor Doğal Gaz Boru Hattı Projesi kapsamında ayrıca, Kalyon Holding tarafından yaklaşık 100 bin ton ağırlığında çelik boru da tedarik ediliyor.
]]>“AB YAPILARINA KATILIMIMIZIN ARTMASI YÖNÜNDE ÖNEMLİ İSTİŞARELERDE BULUNDUK”
AB ile ikili ilişkileri en üst seviyede ele alarak görüşme gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Kacır, “Bugün Sayın Ivanova ile birlikte bilim, araştırma, teknoloji ve yenilikçilik alanında Yüksek Düzeyli Diyalog mekanizmasının ikinci toplantısını İstanbul’da gerçekleştirdik. Yüksek Düzeyli Diyalog, ikili ilişkileri daha odaklı bir şekilde, en üst mercilerden ele almayı amaçlayan bir mekanizma. AB ile ikili ilişkilerimizi en üst seviyede ele alarak önemli ve kapsamlı bir gündem etrafında verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Bilim ve teknoloji politikalarından, sanayinin yeşil ve dijital dönüşümüne; ülkemizin AB fonlarından daha etkin yararlanmasından bilim ve Ar-Ge ile ilgili AB yapılarına katılımımızın artması yönünde önemli istişarelerde bulunduk. Ülkemizin Avrupa Araştırma Alanı’na entegrasyonunu arttırabilmek amacıyla önerilerimizi ve iyi uygulama örneklerimizi karşılıklı olarak paylaştık. Bilim, teknoloji ve inovasyon politikalarımızdaki önceliklerimizi ortaya koyduk. Yeşil ve dijital dönüşüm alanında son dönemde kaydettiğimiz ilerlemeleri paylaştık. İkiz dönüşümde ortak hedeflerimizin gerçekleştirilmesi için Ufuk Avrupa ve Dijital Avrupa başta olmak üzere Birlik programları ile Katılım Öncesi Yardım Aracı arasındaki sinerjinin arttırılması gerekliliğini ele aldık. Son olarak inovasyon eko-sistemlerimizin entegrasyonunu sağlamak amacıyla teknoloji transferi ve girişimcilik alanında işbirliği fırsatlarını değerlendirdik. Bugün gerçekleştirdiğimiz Yüksek Düzeyli Diyalog Toplantısı aynı zamanda ülkemizdeki önemli başarıların ödüllendirilmesine de vesile oldu” ifadelerini kullandı.
“2021 YILINDAN BU YANA 243,4 MİLYON AVRO HİBE DESTEĞİNİ ÜLKEMİZE KAZANDIRDIK”
Milli Teknoloji Hamlesi doğrultusunda, ülkedeki Ar-Ge ve inovasyon altyapısını adım adım güçlendirerek teknolojide öncü Türkiye’yi inşa ettiklerini ifade eden Bakan Kacır, “Bilimde, teknolojide ve inovasyonda uluslararası iş birliklerini bu vizyonun olmazsa olmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bu bakış açısıyla; araştırmacılarımıza, girişimcilerimize, sanayicilerimize ve ’lerimize Avrupalı ortaklarıyla beraber çalışma imkanı sunan AB Programlarına katılımı ve bu programların sunduğu imkanlardan en üst düzeyde yararlanmayı stratejik öncelik olarak belirledik. 2003 yılından bu yana aktif olarak yer aldığımız AB Araştırma ve yenilik Programlarında son yıllarda elde ettiğimiz başarılar, Türkiye’nin Avrupa araştırma ve inovasyon ekosisteminin önde gelen paydaşları arasında olduğunu göstermekte. Türk araştırmacılar ve yenilikçi firmalarımız; bu programlardan etkin faydalanmamızda en fazla katkı sağlayan başat aktörler olarak öne çıkmakta. Araştırma ve inovasyon alanında, Avrupalı ortaklarımızla somut iş birliğimizin örnekleri arasında dünyanın en büyük sivil Ar-Ge programı Ufuk Avrupa’da ülkemizin başarı grafiği yer alıyor. 2021 – 2027 yıllarını kapsayan Ufuk Avrupa Programı’nda; 2021 yılından bu yana bin 107 Türk yürütücünün dahil olduğu 486 proje aracılığıyla; 243,4 Milyon Avro hibe desteğini ülkemize kazandırdık” diye konuştu.
“TÜRKİYE; GÜÇLÜ AR-GE VE TEKNOLOJİ EKOSİSTEMİ İLE AVRUPA’NIN KALBİNDE YER ALMAKTA”
Avrupa ve Türk Araştırma Alanının entegrasyonunu sağlamak adına somut işbirliği mekanizmaları geliştirdiklerini aktaran Bakan Kacır, “Araştırma ve inovasyon ekosistemi, planlı endüstri alanları, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla küresel bir üretim üssü haline gelen ülkemiz sanayisi, her geçen gün Avrupa değer zincirindeki güçlü rolünü perçinlemeye devam ediyor. Güneş paneli, beyaz eşya, ticari araç, düz cam ve çimento gibi birçok alanda Avrupa’da lider konumda olan sanayimizin rekabetçiliğini korumak ve 2053 net sıfır emisyon hedefimizi hayata geçirebilmek amacıyla ikiz dönüşümü her daim ajandamızın en üst sıralarında tutuyoruz. Türkiye; güçlü Ar-Ge ve teknoloji ekosistemi, nitelikli nüfusu ve yenilikçi girişimcileri ile Avrupa’nın kalbinde yer almakta. Avrupa ve Türk Araştırma Alanının entegrasyonunu sağlamak adına somut işbirliği mekanizmaları geliştiriyoruz. Bu mekanizmaları ve programları sadece ülkemize kazandırdığımız fon ve finansal imkanlar olarak görmüyoruz. Aynı zamanda Türk ve diğer Avrupalı paydaşları bir araya getiren, birlikte çalışmaları için fırsat sağlayan yapılar olarak görüyoruz. Bu nedenle; Türk araştırmacılarımızın, mühendislerimizin ve yenilikçi firmalarımızın diğer Avrupalılarla birlikte çalışmalarını; teknoloji ve Ar-Ge transferlerini kolaylaştırmak adına yapay engelleri kaldırmamız elzem. Avrupa’nın inovasyon ve teknoloji ekosistemine dinamizm ve ivme kazandıran genç araştırmacılarımız ve girişimcilerimiz için vize muafiyetinin kritik önemi haiz olduğunu belirtmek istiyorum” dedi.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, FTTH Avrupa Konseyi’nin ülkelerin fiber altyapısına yönelik önemli verileri sunduğu FTTH/B Market Panorama Araştırmasını açıkladığını bildirdi. Araştırmaya göre Türkiye’nin fiber internet altyapısında Avrupa’nın en hızlı gelişen ülkelerin başında geldiğini belirten Uraloğlu, “Araştırmaya göre eve kadar fiber altyapıda 18 milyon haneye ulaşan altyapısıyla Türkiye, Fransa’nın ardından Avrupa’nın ikinci ülkesi konumuna yükseldi. Her geçen yıl artan yatırımlarımızın meyvesini alarak bu anlamda Avrupa’nın zirvesine oynuyoruz. İnanıyorum ki çok yakın zamanda da fiber altyapıda ülkemiz Avrupa’nın lideri olacak” dedi.
“BİR YILDA 2,5 MİLYON EVE FİBER ALTYAPI ULAŞTI”
Bakan Uraloğlu, FTTH Avrupa Konseyi’nin bir önceki raporunda Türkiye’nin fiber altyapıda üçüncü sırada yer aldığına da işaret ederek, “Bugüne kadar gerek bilişim ve haberleşme politikalarında, gerekse de mevzuatta yapılan çalışmalarımız ile günü kurtarmanın dışında köklü reform niteliği taşıyan çalışmalar yaptık. Bunun sonucunda dün insanımız için hayal olan pek çok ulaşım ve bilişim hizmeti bugün gündelik hayatın vazgeçilmezi oldu. Bu bağlamda Türkiye gelişim açısından Avrupa ortalamasının üzerinde bir ivme yakaladı. Sadece bir yılda 2,5 milyona yakın eve fiber altyapıyı ulaştırdık. Böylece fiberde bir yılda Avrupa’nın ilk iki ülkesinden biri konumuna yükseldik. Raporda da Türkiye, fiber altyapıda Avrupa’da en hızlı büyüyen pazarlar arasında yer alıyor. Bu rapor, haberleşme altyapımıza ve tabi ki fiber altyapımıza verdiğimiz önemin sonuçlarını aldığımızın göstergesidir” diye konuştu.
“DAHA BÜYÜK HAYALLER KURMAMIZ GEREKEN BİR DÖNEMDEYİZ”
Uraloğlu, FTTH Avrupa Konseyi gibi bağımsız uluslararası kuruluşlar tarafından yıllık olarak hazırlanan raporlarda Türkiye’nin son yıllarda bilişim ve haberleşme altyapısında dünyanın sayılı ülkeleri arasında yerini aldığını vurguladı. 2071 vizyonu hedefleri doğrultusunda haberleşme altyapı yatırımlarına hız kesmeden devam ettiklerini belirten Uraloğlu, 2002’de neredeyse sıfır olan geniş bant abone sayısının da bugün 95 milyonu geçtiğini anımsattı. Uraloğlu, “Önümüzdeki dönemde de genişbant internet hizmetini her eve ulaştırmış olacağız. Bundan 20 yıl önce ülkemizde yaşayan birisine şu anda bulunduğumuz yeri anlatsaydık, herhalde bizi hayal kurmakla suçlarlardı. Ama işte hayalleri artık gerçeğe dönüştürdük. Şimdi vatandaşlarımızla birlikte daha büyük hayaller kurmamız ve bunları gerçeğe dönüştürmek için çalışmamız gereken bir dönemdeyiz. Şu anda toplam fiber uzunluğumuz yaklaşık 550 bin kilometre ve bu yılın sonuna kadar 600 bin kilometreye ulaştırmayı planlıyoruz. 4 yıl içerisinde ise fiber uzunluğumuzu 850 bin kilometreye taşıyacağız” dedi.
]]>ÖNEMLİ YOL KATEDİLDİ
Avrupa’nın en büyük fiber optik etkinliği olan FTTH Konferansı 19-21 Mart’ta Berlin’de gerçekleşti. Konferansta yer alan Türk Telekom fiber ağlardaki son gelişmeleri ve çalışmalarını paylaştı. Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğunda lokomotif rol üstlendiklerini söyleyen Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, fiber ağlarda kat edilen mesafeye vurgu yaptı. “Fiber yatırımlarını her yıl artırarak, sadece kârlı değil karlı bölgelere de ulaşıyoruz” diyen Önal, “Yeni dijital dünyanın gereksinim duyduğu hızlı ve kesintisiz iletişim hizmetini sunmak için Türkiye’nin en doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine kadar her köşesini fiber ağlarla örüyoruz. Türkiye’nin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) üçüncü çeyrek verilerine göre 549 bin km’lik toplam fiber ağ uzunluğunun 427 bin km’sini Türk Telekom olarak tek başımıza tesis etmiş durumdayız. 2023 yıl sonu itibariyle fiber ağ uzunluğumuzu 437 bin km’ye çıkardık” şeklinde konuştu.

Ümit Önal
KARARLILIK GÖSTERGESİ
Türkiye’nin fiber altyapı konusunda Avrupa’nın önde gelen ülkeleri arasında yer aldığının belirten Önal, FTTH Council Europe’un Eylül 2023 verilerine değinerek şu değerlendirmeyi yaptı: “Rapora göre, eve kadar fiber erişim sayısında 18 milyon hane ile Avrupa’da ikinci ülke konumundayız. Aynı kurulun bir önceki raporunda üçüncü sırada yer alıyorduk. Bu yılki raporda İspanya’yı arkamızda bıraktık. Bu kısa sürede ikinci sıraya yükselmemiz fiber altyapı konusunda ne kadar kararlı ve istikrarlı bir biçimde çalıştığımızın önemli bir göstergesi. Ayrıca, hem eve kadar fiber erişim artışında hem de abone artışında Avrupa’da ilk 5 ülke arasında yer almamız bizim adımıza gurur verici.”

‘5G’DE DENEYİMİ YAŞATTIK’
TÜRK Telekom’un 5G alanındaki çalışmalarını sürdürdüğünü söyleyen Önal, şirketin bu alandaki bazı projelerini şöyle anlattı:“Halka açık ilk bireysel 5G deneyimi Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı öncülüğünde, İstanbul Havalimanı’nda başlatıldı. Türkiye’de ilk akıllı fabrika uygulamasını iş ortaklarımızla hayata geçirdik. Spor alanında ilk canlı 5G maç yayını, sağlık alanında 5G destekli ilk çevrim içi uzaktan ameliyat ve tarımda ilk akıllı traktör kullanımı gibi çok sayıda yenilikçi proje hayata geçirildi. Atatürk Kültür Merkezi’ndeki 5G destekli kültür sanat projesini yaptık.”
Herkes için erişilebilir ve yüksek hızda iletişim sunmak amacıyla Türkiye’yi uçtan uca fiber ağlarla ördüklerini belirten Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, “Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük ederken, sadece merkeze değil herkese hizmet anlayışıyla, ülkemizin her köşesindeki kullanıcıları yüksek hızda internetle buluşturmak için yatırımlarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Yenilikçi çözümlerdeki öncü rolümüzle; bölgemizin teknoloji sağlayıcısı olmak ve Türkiye’yi yeni nesil teknolojilerde dünyaya yön veren bir konuma taşımak hedefimizle çalışmalarımıza devam ediyoruz. Yeni nesil teknolojilerin ve 5G’nin olmazsa olmazı fiber altyapı için de gece gündüz çalışarak 81 ilimizin her noktasına fiber taşıyoruz. Türkiye’de 5G ve yeni nesil teknolojilerin verimli çalışmasına olanak sağlayacak fiber altyapı sürecini başarılı bir strateji ile emin adımlarla yürütüyoruz. FTTH Council Europe’un güncel raporu da bu konuda ne kadar kararlı olduğumuzu kanıtlıyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de dijital dönüşüme öncülük eden Türk Telekom, herkes için erişilebilir yüksek hızda internet için fiber altyapı yatırımlarını artırarak sürdürüyor. Türkiye’yi uçtan uca fiber ağlarla örerek fiber altyapı uzunluğunu 437 bin km’ye ulaştıran Türk Telekom, FTTH/B (Eve kadar fiber) erişim sayısında Türkiye’yi Avrupa ülkeleri arasında ikinci sıraya taşıdı. FTTH Council Europe’un 20 Mart 2024 tarihinde Almanya Berlin’de açıkladığı Eylül 2023 tarihli FTTH/B Market Panorama in Europe raporuna göre; Türkiye FTTH/B verilerinde 18 milyon hane erişimi ile Avrupa’da Fransa’nın ardından ikinci sırada yer aldı.
Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğunda lokomotif rol üstlendiklerini vurgulayan Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, “Yeni dijital dünyanın gereksinim duyduğu hızlı ve kesintisiz iletişim hizmetini sunmak için Türkiye’nin en doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine kadar her köşesini fiber ağlarla örüyoruz. Fiber yatırımlarımızı her yıl artırarak, sadece kârlı değil karlı bölgelere ulaştırıyoruz. Türkiye’nin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Raporu 3. çeyrek verilerine göre 549 bin km’lik toplam fiber ağ uzunluğunun 427 bin km’sini Türk Telekom olarak tek başımıza tesis etmiş durumdayız. 2023 yıl sonu itibariyle fiber ağ uzunluğumuzu 437 bin km’ye çıkardık. Türkiye fiber altyapı konusunda Avrupa’nın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor. FTTH Council Europe’un Eylül 2023 verilerine dayanarak hazırladığı rapora göre FTTH/B (Eve kadar fiber) erişim sayısında 18 milyon hane ile Avrupa’da ikinci ülke konumundayız. Aynı kurulun bir önceki raporunda üçüncü sırada yer alıyorduk. Bu kısa sürede ikinci sıraya yükselmemiz fiber altyapı konusunda ne kadar kararlı ve istikrarlı bir biçimde çalıştığımızın önemli bir göstergesi. Ayrıca, hem eve kadar fiber erişim artışında hem de abone artışında Avrupa’da ilk 5 ülke arasında yer almamız bizim adımıza gurur verici. Türkiye Yüzyılı’nda hayatın her noktasına değer katan çalışmalarımızla, istisnasız herkes için erişilebilir bir dijital gelecek inşa etmeyi hedefliyoruz. Türk Telekom olarak, insanı merkeze alan yaklaşımımızla teknoloji birikimimizi doğru yatırımlarla güçlendirerek bu yolculuğa liderlik etmeyi sürdüreceğiz” diye konuştu.

ORTAK SİLAHLANMA PROJESİ
Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasının ardından geçici nitelikte acil önlemler alan AB bu iddialı stratejiyle daha fazla, daha iyi ve birlikte harcama yapılmasını, savunma sanayisinin güçlendirilmesini, arz güvenliğinin arttırılmasını ve bu hedefleri destekleyecek ortaklıklar kurulmasını sağlamayı planlıyor. AB bütçesinin mühimmat üretimini finanse etmek ve ortak tedariki teşvik için kullanılmasını acil durumlardan uzun vadeye yaymak isteyen öneri, Avrupalı silah üreticilerini odağa yerleştirecek. AB ülkelerinin silah stoku oluşturmasına yardımcı olmak ve silah satışını kolaylaştırmak için ABD’nin Yabancı Askeri Satışlar (FMS) sisteminin kopyalanması da gündemde. AB Komisyonu, 2025-2027 dönemi için 1.5 milyar Euro’luk (51.5 milyar TL) bir kaynak öngörüyor.
SORUMLULUK ZAMANI
Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığına karşı AB’nin savunma kapasitesinin güçlendirmesi gerektiğini söyleyen AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, “Şimdi AB’nin kendi güvenliği için sorumluluk alma zamanı. Savunmaya daha hazır hale gelmeli ve kıtamız Avrupa’da istikrara katkıda bulunmalıyız” dedi. AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager de “Savunma harcamalarımız çoğunlukla AB dışından satın alınan çok sayıda farklı silah sistemine gidiyor. Artık tüm üyelerin savunma bütçeleri hızla arttığına göre daha iyi yatırım yapmalıyız ki, bu da büyük ölçüde birlikte ve Avrupa’ya yatırım yapmak anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
NATO’YA RAKİP DEĞİL
“Avrupa savaşa hazır olmalı” söyleminin giderek daha yoğun şekilde duyulduğu bir ortamda açıklanan EDIS, bir yandan savaş ortamının yakın gelecekte ortadan kalkmayacağının düşünüldüğünü gösterirken diğer yandan da AB’nin artık savunma konusunda ağırlığını ortaya koyacağının işareti niteliğinde. Bununla birlikte üye ülkelerin bütçe kaygıları ve ulusal yetki alanı olan savunma konusunda Brüksel’in daha fazla rol oynamasına sıcak bakmayanlar Komisyon’un önerisinin önündeki önemli pürüzleri oluşturuyor. Yeni strateji NATO’ya rakip olarak değil tamamlayıcı olarak görülüyor. AB ile NATO arasında yakın işbirliği hedefleniyor.
YENİ PLANIN ÜÇ HEDEFİ
Avrupa Savunma Sanayisi Stratejisi, yerli üretim ve Avrupa ülkeleri arasında silah ticaretinin artmasına önem verirken üç hedef belirlendi.
* 2030 itibariyle AB savunma pazarında AB içi savunma ticaretinin hacmi en az yüzde 35 seviyesine çıkacak.
* AB ülkeleri, 2030’a kadar savunma tedarik bütçelerinin en az yüzde 50’sini, 2035’e kadar ise yüzde 60’ını AB içinden tedarik edecekler.
* Üye ülkeler, 2030’a kadar savunma ekipmanlarının en az yüzde 40’ını işbirliğine dayalı olarak tedarik edecekler.
]]>Rusya NATO birliklerinin Ukrayna’ya konuşlanması halinde Rusya ile doğrudan çatışma yaşanabileceği uyarısında bulunurken, Avrupalı liderler de peş peşe yaptıkları açıklamalar ile Ukrayna’ya asker gönderme seçeneğine sıcak bakmadıklarını duyurdular.

AVRUPA ÜLKELERİ NELER DEDİ?
Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD Başkanı Joe Biden’ın “zafere giden yolun” askeri yardım sağlamaktan geçtiğine inandığı, “böylece Ukraynalı askerlerin kendilerini savunmak için ihtiyaç duydukları silah ve mühimmata kavuşabilecekleri” belirtildi. Açıklamada, “Başkan Biden, ABD’nin Ukrayna’ya asker göndermeyeceğini açıkça ifade etti” denildi.
Almanya Başbakanı Olaf Scholz, hiçbir Avrupa ülkesinin veya NATO üyesi devletin Ukrayna’ya asker göndermeyeceği yönünde varılan mutabakatta bir değişiklik olmadığını söyledi.
İngiltere Başbakanı Rishi Sunak’ın sözcüsü, Ukrayna güçlerini eğiten az sayıdaki personelin dışında, ülkenin Ukrayna’ya büyük ölçekli asker konuşlandırma planının olmadığını belirtti.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin ofisi, İtalya’nın “desteğinin, Ukrayna topraklarında Avrupa veya NATO ülkelerinden birliklerin varlığını içermediğini” kaydetti.
Aralarında Polonya, İspanya ve Çek Cumhuriyeti’nin de bulunduğu bir dizi NATO üyesi ülke de aynı tutumu benimsediklerini dile getirdi.
“MACRON’DAKİ TON DEĞİŞİKLİĞİ DİKKAT ÇEKİCİ”
Bugün dünya medyasında yer alan analizlerde Macron’ın tartışma yaratan çıkışı ile ilgili dikkat çeken ifadeler yer aldı.
İngiliz Telegraph gazetesi Macron’un daha önce Ukrayna ve Rusya arasında arabulucu rolü üstlenmeye çalıştığını ancak başarısız olduğunu hatırlatarak “46 yaşındaki lider Putin’in yatıştırma rolünden birden Avrupa’nın baş kılıç sallayıcısına dönüştü.” ifadelerini kullandı ve Macron’daki ton değişikliğinin dikkat çekici olduğunu vurguladı.

ALMANYA RAHATSIZ MI OLDU?
Macron’un Ukrayna konusunda Avrupa’ya liderlik etmeye çalıştığını yazan Telegraph, Fransız liderin tek başına hareket etme yaklaşımının bazı Avrupalı ortakları rahatsız ettiğini öne sürdü. Gazeteye göre rahatsız olan ülkelerin en başında ise Fransa’nın yakın ortağı Almanya var.
Telegraph, Macron’un dünkü açıklamasında yer alan “Bugün ‘Asla, asla’ diyen pek çok kişi, iki yıl önce ‘Asla tank, asla uçak, asla uzun menzilli füze’ diyenlerle aynı kişiler” ifadelerinin Almanya’nın temkinli yaklaşımına bir gönderme olduğunu öne sürdü.
“MACRON, AVRUPA’YA LİDERLİK ETMEK İSTİYOR ANCAK FRANSA BUNA İZİN VERMEYEBİLİR”
ABD merkezli Politico da Macron’un Ukrayna konusunda Avrupa’ya liderlik etmek istediğini ancak Fransa’nın buna izin vermeyebileceğini yazdı.
Macron’un Ukrayna’ya asker gönderme önerisinin siyasi yelpazenin her yerinden tepkiyle karşı karşıya kaldığını yazan Politico, muhalefetin eleştirilerine ve Fransız televizyonlarındaki tartışmalara atıfta bulunarak çoğunluğun Rusya ile savaşa girme fikrine sıcak bakmadığını vurguladı.
Politico da Macron’un açıklamasının Almanya’yı rahatsız ettiğini belirterek “Ukrayna’ya askeri yardım konusunda Scholz ile Macron arasındaki sürtüşme, açık bir kavgaya dönüşüyor.” ifadelerini kullandı.
Scholz Macron’ın Ukrayna önerisine “Ukrayna topraklarında Avrupa devletleri ya da NATO devletleri tarafından gönderilmiş hiçbir kara birliği, hiçbir asker olmayacak. Ülkelerimizde görev yapan askerler de savaşa aktif olarak katılmayacak” şeklinde cevap vermişti.
Düşünün ki, alt markalar da dahil edildiğinde fuara sadece sekiz büyük marka katıldı. Bu markaların yarısından fazlasını BYD ve SAIC gibi büyük Çinli üreticiler oluşturdu. Fuardaki tek Avrupalı markalar Fransız Renault ve yine aynı grup içerisinde yer alan Dacia oldu. Renault, fuarda dünya prömiyerini yaptığı elektrikli ‘5’ modeliyle, hem Çinlilerin ekonomik elektrikli otomobillerine karşı iddialı bir rakip çıkardı hem de “Avrupa’da da uygun fiyatlı elektrikli otomobiller üretebiliriz” mesajı verdi.
İşte 91. Uluslararası Cenevre Otomobil Fuarı’nda öne çıkan modeller…


İLK KEZ GÖSTERİLEN MODELLER
– 3 Mart’a kadar devam edecek 91. Uluslararası Cenevre Otomobil Fuarı’nda Renault Grubu çatısı altındaki Dacia markası Duster, Spring ve Sandriger modellerinin dünya tanıtımlarını gerçekleştirdi.
– Çinli SAIC bünyesindeki MG ise, Türkiye için de önemli bir model olacak Hatchback sınıfındaki tam hibrit MG3’ü ilk kez burada görücüye çıkardı. Yine SAIC’in yeni premium markası IM’nin tanıtımı ve elektrikli Sedan L6 da ilk kez Cenevre’de görüldü.
– Bir başka büyük Çinli üretici BYD de Avrupa pazarlarına yönelik hibrit model Seal U DM-i ve Tang modelleri ile alt markalarından Yangwang U8 VE Denza N7’nin Avrupa tanıtımlarını burada yaptı.

25 BİN EURO’NUN ALTINDA SATILACAK
– CENEVRE’deki en büyük standa sahip Renault, Çinlilerin tam karşısında uygun fiyatlı elektrikli otomobili Renault 5’in dünya tanıtımını gerçekleştirdi. Markanın yeni küçük elektrikli otomobil platformu AmpR üzerinde yükselen modelin 40 ve 52 kWh olmak üzere iki farklı batarya ve üç farklı güç seçeneği olacak. 52 kWh’lık versiyonun sürüş menzili 400 km’nin üzerine çıkabilecek. 1972’de aynı isimle satışa çıkan modelin çizgilerini taşıyan küçük sınıftaki elektrikli Renault 5, Avrupa’da yılın ikinci yarısında piyasaya sürülecek ve fiyatı muhtemelen 25 bin gibi rekabetçi bir seviyede olacak. Modelin Türkiye’ye geliş tarihi ise 2025 yılının ilk çeyreğini bulacak.

Dr. Berk Çağdaş
‘HİBRİTTE DE VARIZ’
– ÇİNLİ MG fuarda Hatchback sınıfındaki ilk tam hibrit modeli MG3’ün dünya lansmanını gerçekleştirdi. Marka, Avrupa pazarlarına yönelik olarak üretilen modeldeki tam hibrit teknolojisinin bu motorların öncülerden Toyota ve Renault’dan daha ileride olduğunu aktardı. 75 kW’lık elektrikli motorla desteklenen 1.5 litrelik benzinli motora sahip MG3, 192 beygir güç üretirken 0’dan 100 km/s’ye 8 saniyede ulaşabiliyor. Otomobilin 2024’ün ikinci yarısında Türkiye’de satışa çıkması bekleniyor.

KENDİ ETRAFINDA DÖNEBİLEN SUV
– BYD’nin alt markalarından Yangwang’ın U8 modeli, kendi etrafında dönebilen dört bağımsız tork kontrollü elektrikli motor teknolojisiyle fuarın ilgi odaklarından oldu. Her bir tekerleğinde elektrik motoru bulunan U8, bu sayede toplam 880 kW (1197 beygir) güç sunuyor. Otomobil ayrıca, acil durum modu sayesinde 30 dakika boyunca suda yüzebiliyor. Teslimatları ekim ayında başlayacak olan YangWang U8’in fiyatı Çin’de şu anda 149 bin seviyesinde.

YILIN OTOMOBİLİ EYLÜLDE GELİYOR
FUARIN açılış gününde ‘Yılın Otomobili (Car Of The Year 2024)’ açıklandı. Renault’un 620 km menzile sahip yüzde 100 elektrikli otomobili Scenic E-Tech, Car Of The Year’ın kazananı oldu. Renault markasının davetlisi olarak katıldığımız Cenevre Otomobil Fuarı’nda sorularımızı yanıtlayan MAİS AŞ Genel Müdürü Dr. Berk Çağdaş, Scenic E-Tech’in 2024’ün son çeyreğinde Türkiye’de satışa çıkacağını ve modelin yüzde 10’luk ÖTV diliminde kalması için çalıştıklarını kaydetti. Çağdaş ayrıca, fuarda sergilenen Rafale modelinin de yine yılın son çeyreğinde Türkiye yollarıyla buluşacağını ifade etti.
‘DUYGUSAL OLMAYACAĞIZ’
Aralık ayında Bakan Kacır’ın SAIC’e gerçekleştirdiği ziyaretin ardından iki hafta önce Çin’den üst düzey bir delegasyon heyetinin Türkiye’ye geldiğini belirten Doğan Trend Otomotiv CEO’su Kağan Dağtekin, “Türkiye’de SAIC’in fabrikalarından birini kurmak için 2 senedir temposu artan bir şekilde çalışıyoruz. Son 3 ayda süreç biraz daha hızlandı. 2 hafta önce üst düzey bir delegasyon heyeti Türkiye’deydi. Heyet ile Sanayi ve Teknoloji Bakanımızı ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’ni ziyaret ettik. Bursa’daki fabrika ve yan sanayi tesislerini de gezdirdik. Bu noktada Almanya, Fransa ve Doğu Avrupa’dan ülkelerle agresif bir rekabet halindeyiz. Ancak duygusal olmayacağız, sonuna kadar uğraşacağız. Ben er ya da geç SAIC markasının Türkiye’de bir tesisini kuracağımıza inanıyorum” dedi.

Kağan Dağtekin
AVRUPA’DA 5’İNCİ
Geçtiğimiz hafta İstanbul’da düzenlenen SAIC bünyesindeki MG markasının yıl değerlendirme toplantısında Doğan Trend Otomotiv Markaları Genel Müdür Yardımcısı Tibet Soysal ile birlikte gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kağan Dağtekin, SAIC’in geçen yıl 5.3 milyon adetle Çin’in en büyük üreticisi olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “1.2 milyon adetle de Çin dışında satış hacmi en büyük olan otomotiv grubu SAIC. Geçen sene Avrupa’da MG’nin 100 bin adedi geçtiğini görüyoruz. Biz ise MG Türkiye olarak 2023 yılında elektrikli araç satışında dünyada 11’inci Avrupa’da ise 5’inci ülke olduk. Bu sene Almanya’yı zorlayacağımızı düşünüyoruz.”
UYGUN FİYATLI HİBRİT GELİYOR
Geçen yılı 15 bin adede yakın satışla tamamladıklarını belirten Tibet Soysal ise 2024’ü 20 bin adedin üzerinde bir satışla kapatmayı hedeflediklerini, özellikle yılın ikinci yarısında satışa sunacakları Hatchback sınıfındaki uygun fiyatlı MG3 modeliyle önemli satış adetlerine ulaşabileceklerini kaydetti. Hibrit motorla gelecek MG3’ün fiyat olarak aynı segmentteki benzinlilerle rekabet etmesi bekleniyor.
‘ENDİŞE ETMEYİN 6 AY YETECEK ARACIMIZ VAR’
TÜRKİYE’nin Çin, G. Afrika, Japonya gibi ülkelerden ithal edilen elektrikli araçlara getirdiği yeni şartlarla ilgili “7 bölgede 20 servisin ithalatçı tarafından bizzat kurulma zorunluluğu” hariç tüm şartları karşıladıklarını belirten Doğan Trend Otomotiv CEO’su Kağan Dağtekin, “Bu noktada bir yanlış anlaşılma oldu. Devlet araç satışını yasaklamadı ama insanlar “biz elektrikli araba alırsak ne yaparız” diye endişe ediyorlar. Endişe etmelerine gerek yok, satış yasaklanmadı. Önümüzdeki 6 ay yetecek kadar aracımız da var, tedbirliyiz. Bu süre zarfında gereklilikleri tamamladığımız zaman zaten herhangi bir aksaklık olmadan yolumuza devam edeceğiz” dedi. Dağtekin, 20 servis zorunluluğuyla ilgili bayilere ortak olma formülü gibi bir takım konuların netleştirilmesini beklediklerini, birkaç ay içerisinde yol haritalarının belli olacağını da sözlerine ekledi.

10 MİLYON DOLAR YATIRIMLA TÜRKİYE’YE ÖZEL SEDAN
MG’nin Avrupa-’da satmayı düşünmediği Sedan modeli MG7, Şubat 2025’te Türkiye’ye geliyor. Türkiye’den modele olan büyük ilgi doğrultusunda konuyu Çinlilerle paylaştıklarını kaydeden Kağan Dağtekin, “Onlara ‘Türk insanı MG7 almak istiyor’ dedik. 2025’in Şubat ayında üretim başlangıcı ile bu aracı da Türkiye’ye getireceğiz. Bu ürün özelinde Avrupa’yla ilgili planları yoktu ama bizden aldıkları yönlendirmelerle ve bizim de elimizi taşın altına koyup belirli garantiler vermemizle beraber MG7’nin Avrupa uyumlanması ile ilgili bütçeyi onayladılar ve bu yatırımı yaptılar” dedi. Modelin Türkiye’de satılabilmesi için gerekli homologasyon yatırımının ise 10 milyon civarında olduğu açıklandı.
]]>61 yaşındaki usta aktörün adı uzun yıllara dayanan kariyerinde bu iki diziyle yakaladığı başarının ardından bir yıldız olarak anılmaya başladı. ABD’de PBS kanalında yayınlanan ve ünlülerin soyağaçlarını ve kökenlerini araştıran ünlü Finding Your Roots’a katılan Odenkirk hiç beklemediği bir sürprizle karşılaştı.

Bob Odenkirk’ün adeta harikalar yarattığı Better Call Saul ile çok kereler aday gösterilmiş olsa da hiç Emmy ya da Altın Küre kazanmamış olması çok eleştiriliyor… Usta aktör dizideki performansıyla bu yıl adaylık bile alamamıştı
Programın sunucusu Henry Louis Gates Jr. ünlülerin aile geçmişlerinin yüzyıllar öncesine dayanan izini sürüyor ve programda Bob Odenkirk’ün köklerinin beş kuşak öncesine ulaşmayı başardı. Ve usta aktörün İngiltere Kralı III. Charles’ın akrabası olduğunu ortaya çıkardı!

Bob Odenkirk’ün büyük dedesi Friedrich Carl Steinholz
5 kuşak geri gidildiğinde Odenkirk’in beşinci büyük dedesi Friedrich Carl Steinholz’a ulaşıldı. 1755 yılında Plön, Almanya’da doğan Steinholz’un annesi Maria Catharina, Plön Dükü’nden evlilik dışı hamile kalmıştı. Ve böylece de Odenkirk’in büyük dedesi Friedrich Carl Steinholz Avrupa kraliyet aileleriyle akraba olmuştu.
Avrupa’daki kraliyet aileleri yüzyıllardır hem düşmanlıkları ve savaşları sonlandırabilmek hem de Avrupa’yı daha güçlü kılmak için üst düzey aile üyelerini birbirlerinin çocukları, kuzenleri ve torunlarıyla evlendiriyor. Böylece günümüzde bile mevcut Avrupa monarşilerinde birçok ülkenin kraliyet aileleri arasında hem kan hem de evlilik bağıyla akrabalıklar sürüyor.

Usta aktör soyunun yüzlerce yıl öncesinden Avrupa’daki kraliyet ailelerine dayandığını öğrenince büyük şaşkınlık yaşadı
İşte kendi atalarının bu akrabalık bağı da yıldız oyuncu Bob Odenkirk’ü İngiltere Kralı Charles’ın 11’inci göbekten kuzeni yapıyor… Programda duyduklarına inanamayan ve şaşkınlığını gizleyemeyen usta aktöre sunucu önce soyunun Avrupa monarşisine dayandığını söyledi.
Odenkirk konuyla ilgili olarak “Ben bir Amerikalıyım. Monarşist değilim. Demokrasi ile daha iyi bir yere geldiğimizi ve bu yolda ilerlemeye devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum” yorumunu yaptı. Ancak programın sunucusu bu sözler üzerine Bob Odenkirk’e İngiltere Kralı Charles’la 11’inci göbekten kuzen olduğunu söyledi…

Odenkirk’e en büyük şoku yaşatansa İngiltere Kralı Charles’ın 11’inci göbekten kuzeni olduğunu keşfetmekti
Bunu duyar duymaz şaşkınlığı katlanan usta oyuncu “Belki bu konudaki fikrimi değiştiririm” diyerek gülmeye başladı. Odenkirk’ün sözleri üzerine sunucu Henry Louis Gates Jr. da “Daha İngiliz kraliyet ailesinden olduğunu 5 dakika önce öğrendin ve hemen kendi aileni unuttun bile” diyerek şaka yaptı.

Bob Odenkirk, 26 yıldır ünlü bir yazar ve yapımcı olan Naomi Yomtov’la evli. Çiftin 24 yaşında Nate adında bir oğulları ve 22 yaşında Erin adında bir kızları var. Bob Odenkirk, 2021’de Better Call Saul’un altıncı sezon çekimleri sırasında kalp krizi geçirmiş ve ayağa kalkıp yeniden işine dönebilmesini ailesine borçlu olduğunu söylemişti.
]]>
14 MİLYONA YAKIN SATIŞ
Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) 2023 yılına ilişkin sıfır otomobil satış istatistiklerini geçtiğimiz perşembe günü açıkladı. 2023 yılının tamamında Avrupa Birliği’ndeki otomobil satışları bir önceki yıla göre yüzde 13.9 artarak 10.5 milyon adede yükseldi. Birleşik Krallık, EFTA ülkeleri ve Türkiye de dahil edildiğinde 2023 yılında Avrupa genelinde satılan sıfır otomobil sayısı bir önceki yıla göre yüzde 16.2 oranında artarak 13 milyon 814 bin 822 adede ulaştı. ACEA’dan derlediğimiz verilere göre, 2023 yılında en çok sıfır otomobil satılan ülke 2.8 milyon adetle Almanya olurken, bu ülkeyi 1.9 milyon adetlik satışla Birleşik Krallık, 1.7 milyon adetle Fransa, 1.5 milyon adetle İtalya takip etti.
BÜYÜMEDE FARK AÇTI
Türkiye, 2023 yılında gerçekleştirdiği 967 bin adetlik satışla İspanya’yı geride bırakarak Avrupa’nın en büyük 5’inci otomobil pazarı oldu. Türkiye’yi 949 bin adetle İspanya, 476 bin adetle Belçika, 475 bin adetle Polonya, 369 bin adetle Hollanda ve 289 bin adetle İsveç izledi. Bu dönemde sıfır otomobil pazarında en çok büyüyen ülke de yüzde 63.2 ile Türkiye oldu. Türkiye dışında sıfır otomobil satışlarını en çok arttıran ülkeler yüzde 18.9 ile İtalya, yüzde 16.7 ile İspanya ve yüzde 16.1 ile Fransa olarak kaydedildi.
16 AY SONRA İLK FREN
ACEA’nın son verilerinde Aralık 2023’te Avrupa pazarındaki yavaşlama da dikkatleri çekti. Buna göre, Avrupa Birliği’nde yeni otomobil satışları, Almanya’daki talebin yavaşlamasıyla aralık ayında yüzde 3.3 gerileyerek 16 ay sonra ilk kez düşüş kaydetti. ACEA açıklamasında bu düşüşte geçen yıl aralık ayındaki güçlü baz etkisinin belirleyici olduğu belirtildi. ACEA verilerine göre AB, Birleşik Krallık ve Avrupa Serbest Ticaret Birliği’nde (EFTA) ise yeni otomobil satışları Aralık 2023’te 2022 yılının aynı dönemine göre yüzde 3.8 düşüşle 1.05 milyona geriledi.
ELEKTRİKLİ ARAÇTA BÜYÜK SIÇRAMA
2022 yılında sadece 7 bin 733 adet elektrikli otomobilin satıldığı Türkiye’de geçen yıl başta Togg ve Tesla olmak üzere pazara giren yeni modellerle birlikte elektrikli otomobil satışları adeta patlama yaptı. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği’nin açıkladığı verilere göre, 2023 yılında Türkiye’de 73 bin 179 adet elektrikli otomobil satılmıştı. Bu alanda satışlarını bir yılda yüzde 833 oranında arttıran Türkiye, Avrupa’da en çok elektrikli otomobil satılan 8’inci ülkesi konumuna da yükseldi. Diğer yandan, 2023 yılında Avrupa’da en çok elektrikli otomobilin satıldığı ilk 3 ülke sırasıyla Almanya, Birleşik Krallık ve Fransa oldu. Bu dönemde, Avrupa’da elektrikli otomobillerin satışlardaki payı yüzde 14.6 olarak gerçekleşti.
]]>
SATRANÇ BURSU İLE ABD’de ÜNİVERSİTE
Yukarıdaki diyalog Türkiye Satranç Federasyonu ve Türkiye İş Bankası’nın sporcularla İstanbul’da bir araya geldiği Satrancın Yıldızları etkinliğinde gerçekleşti. Başarılı sporcular ve onların gurur dolu aileleri de İş Kuleleri’nde hazır bulundu. Minik sporcular, satrancın onları ne kadar heyecanlandırdığını anlatırken yaşca büyük olanlar ise hem satrançta hem de akademik hayatlarındaki hedeflerine vurgu yaptı, kazanımlarını anlattı. Onlardan biri de 2005 doğumlu sporcu Işık Can’dı. Can, “Bütün eğitim hayatımı satranç bursuyla güzel okullarda okudum. Çok sayıda yabancı arkadaşım oldu ve 40’tan fazla ülkeye gittim. Şimdi de satranç bursu sayesinde ABD’den üniversite için kabul aldım” sözleri ile satrancın kendi hayatındaki yerini vurguluyordu.

Gülkız Tulay – Hakan Aran
EN BÜYÜK MUTLULUKLARDAN
Sporcuları dinleyen İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran ise “Keşke her sponsorluğumuz bu kadar insana değebilse. Bu kadar güzel sonuçlar doğurabilse. Sanırım insanın hayatında görebileceği en büyük mutluluklardan biri de bu şekilde emek verilen konularda meyveleri toplayabilmek. Böyle güzel sonuçlar görebilmek. Ayrıca, insan hayatına dokunan bir konuda başarılar kazanıp arkadan gelen gençlere umut hikayeleri yazmak ve bunların örnek olduğunu görmek çok önemli. Hem sporcular hem antrenörler çok önemli bir görev üstleniyor” ifadelerini kullandı.
ZEKÂSINA HAYRAN KALDIĞIM GENÇ SPORCULARIMIZ VAR
ETKİNLİKTE konuşan İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, “Cumhuriyetimizin 100. yılını bu özel yılın hakkını verecek etkinliklerle tamamlıyoruz. Satranç turnuvası da bu etkinliklerden biri oldu. Turnuvaya en üst düzey sporcularımız katıldı ve seyir zevki çok yüksekti. Herkes için ilgi çekiciydi” dedi. Satrancın kendi hayatında da önemli bir yeri olduğunu söyleyen Aran, “Bu yıl her akşam eve gittiğimde müsabakaları 5-6 saat boyunca banttan izledim. Sponsorluğumuzun en büyük katkısı da satrancı bu kadar yakından takip etmem oldu. Gerçekten çok heyecanlıydı. Son ana kadar kimin şampiyon olacağını kestirmek çok zordu. Sporcuları dikkatle izleyerek onları anlamaya çalıştım. Hatta çoğu ile tanışmak istedim. İzlerken zekâlarına hayran olduğum genç arkadaşlar var. Çok yaratıcı ve keyifli bir oyun. Aynı zamanda akılla duyguyu, öngörü ile sezgileri, disiplinle yaratıcılığı birleştiriyor. Kendini tekrar ediyormuş gibi görünse de her defasında sizi şaşırtıyor, yeni bir sayfa açıyor. Sponsorluğumuzun sonuçlarını bu şekilde görmek de ne kadar doğru bir iş yaptığımızı gösteriyor” şeklinde konuştu.
HER TURNUVADAN KUPALARLA DÖNÜYORLAR
İŞ Bankası’nın kendileri için sadece bir sponsor olmadığını bunun bir yol arkadaşlığına dönüştüğünü anlatan Türkiye Satranç Federasyonu (TSF) Başkanı Gülkız Tulay da şunları söyledi: “Hakan Aran’ın sporcularımıza ve satranca bu kadar hakim olması bizi çok mutlu ediyor. Özellikle satrancın Cumhuriyetimizin 100. yılında başarılı bir sene geçirmesi de bizim için gurur kaynağı. Sporcularımız neredeyse gittikleri her ülkeden kupalarla dönüyor, turnuvalara damga vuruyor. Bu yıl Avrupa Parlamentosu’nda satrançta örnek ülke olarak gösterildik. İlk 100’e ilk defa bir sporcu sokmayı başardık. 2005 yılında lisanslı sporcu sayımız 30 bin iken 2023 yılında bu rakam 1 milyon 200 binin üzerine çıktı. Türkiye İş Bankası ile iş birliğimiz sürecinde 1 olimpiyat şampiyonluğu, 1 olimpiyat ikinciliği, 41 dünya şampiyonluğu, 41 dünya ikinciliği, 44 dünya üçüncülüğü, 92 Avrupa şampiyonluğu, 86 Avrupa ikinciliği ve 77 Avrupa üçüncülüğü elde ettik. Bu yolda beraber yürümeye devam edeceğiz.”
]]>