adalet bakanı – Ulusal Kanal Haber https://www.ulusalkanalhaber.com.tr Mon, 07 Oct 2024 17:51:51 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tan iyi hal indirimiyle ilgili açıklama https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunctan-iyi-hal-indirimiyle-ilgili-aciklama/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunctan-iyi-hal-indirimiyle-ilgili-aciklama/#respond Mon, 07 Oct 2024 17:51:51 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunctan-iyi-hal-indirimiyle-ilgili-aciklama/

Ceza İnfaz Sistemi’nde düzenlemeler öngören 9. Yargı Paketi’nde sona gelindi…

Pakete göre, cezasızlık algısı ortadan kaldırılacak. Hak arama hürriyetinin daha etkin kullanılabilmesine yönelik uygulamalar hayata geçirilecek.

Son zamanlarda ülke genelinde yaşanılan cinsel taciz ve kadın cinayetleriyle yeniden gündeme gelen ‘infaz yasası’ ve ‘iyi hal indirimi’Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a soruldu.

Gazetecilere açıklamalarda bulunan Bakan Tunç, şu ifadeleri kullandı:

“TOPLUMDAN GELEN ELEŞTİRİLERİ DİKKATE ALMALIYIZ”

İyi hal indirimini tekrar gözden geçireceğiz. Bazı suçlar için denetimli serbestlik konusunu tartışacağız. 

İnfaz Yasası’na ilişkin toplumdan gelen eleştirileri dikkate almak zorundayız.

“İYİ HAL İNDİRİMİNİN YENİDEN TARTIŞILMASI LAZIM”

Bakan Tunç’un açıklamaları şu şekilde;

Bir yıllık denetimli serbestlik süresinden yararlanabilmesi için bu kişilerin belli bir süre cezaevinde kalabilmesiyle ilgili bir teklifimiz olmuştu. Bunu yine önereceğiz. Yine özellikle kamuoyunda duruşmadaki kılık kıyafeti nedeniyle indirim alan kişilerle ilgili hep eleştiri söz konusu oldu.

Geçen yasama döneminde saf indirim almak için kılık kıyafetin indirim sebebi olmayacağı yönünde bir düzenleme yapmıştık ama bu konudaki eleştiriler de hep devam etti. Şimdi bu iyi hal indiriminin yeniden bir tartışılması lazım. Tabi burada hem ceza hukukçularımız, hem akademisyenlerimiz, uygulayıcılarımız ve özellikle milletvekillerimizle iyi hal indiriminin devam edip etmeyeceği konusunda. Çünkü cezalarda bir alt sınır var ve bir üst sınır var. Hakim dosyaya göre bu sınırlar arasında karar veriyor. Biz de iyi hal indirimi olduğunda bazı suçlar bakımından özellikle kamuoyunun bir tepkisiyle karşı karşıya kalıyoruz.

Bu durumda bunu tekrar yeniden bir gözdem geçirmek gerekir. Bazı suçlar bakımından denetimli serbestlik uygulanır mı uygulanmaz mı bunu yine ceza hukukçularımızla konuşmamız gerekir. Kasten öldürme suçların, kasten yaralama suçların da özellikle denetimli serbestlik uygulamalarının toplumda eleştiriye neden olduğunu görürsün. Bu toplumdan gelen eleştirileri dikkate almak durumundayız. Ve özellikle toplumu suçtan korumalıyız.

Zaten ceza hukukunun amacı, ceza adaletinin amacı toplumu suçtan korumaktır. Bu anlamda hem suçun işlenmesini önleyici tedbirler asıl önemli olan husus da burasıdır. Gerek eğitim çalışmaları gerek ailelere yönelik bilgilendirme çalışmaları ve suç işlendikten sonra da soruşturmanın etkin bir şekilde yürümesi gerekir. Soruşturmanın etkin bir şekilde yürümesi hukukla savcılığın çok iyi bir ilişki içerisinde bunu sürdürmesi lazım ve delilleri maddi gerçeği toplaması lazım.

“TOPLUMU SUÇTAN KORUMALIYIZ”

Tabi, kişiler serbest kaldıktan sonra bir takım delillerin, görüntülerin ortaya çıkması toplumda rahatsızlığa neden oluyor. Dolayısıyla soruşturma aşamasında bu görüntülerin elde edilebilmesi, delillerin elde edilebilmesi konusundaki soruşturmanın daha etkin olabilmesiyle ilgili neler yapılabilir? Bizim seçim beyanahamemizde adli kollukla ilgili bir düşünce vardı. Bu konu tartışılabilir yeniden. Yine, soruşturma aşamasında da bu delillerin takdiri önemli. Kişinin işlediği suçun karşılığı bir cezayı alması önemli. Ceza aldıktan sonra da cezaevinde infaz sistemimizin özellikle caydırıcılığa yönelik olması lazım. Bu anlamda da islaha yönelik çok önemli çalışmalarımız var.

Özellikle ceza üzerindeki kişilerin tahliye olduktan sonra bir daha suç işlememesi için gerekli eğitim çalışmaları, mesleki atölyeler, meslek edindirme bunları daha da arttırmanın çabası içerisinde olacağız. Tabi yargı reform strateji belgemiz sadece ceza alanında değil, hukuk alanında da yine vatandaşlarımızın özellikle uzun süren yargılamalardan bir daha şikayet etmemesi lazım. Şu anda bizim 25 bin hakim ve savcımız var. İlk derece istinaf ve yargıta olarak 3 dereceli bir sistemimiz var. Özellikle hakim ve savcılarımızın dosyaları incelerken, özellikle uzun süren duruşmalar, uzun duruşma aralıkları değil, kısa süre içerisinde duruşmanın tehdidi esastır. Duruşma başlar ve karar verinceye kadar devam eder. Ama zorunlu sebeplerle adli tıp raporunun beklenmesi, bilirkişi raporunun beklenmesi gibi sebeplerle ileriye atıldığını görüyoruz. O zaman bu süreçleri kısaltmamız lazım. Yani mahkemelerin bilirkişi raporlarının süresinde verilmesi ve delillerin süresinde hızlı bir şekilde soruşturma aşamasında ve konuşturmada da hızlı bir şekilde değerlendirip karara ulaşılması gerekiyor.

O nedenle duruşma aralıklarının da uzun olmaması lazım. O nedenle bizim yargı reformu strateji belgenizin başlığı şu olacak. Hukukun üstünlüğünü esas alan, gecikmeyen ve öngörülebilir. Bu hem ceza adaleti sistemi bakımından suçun önlenmesi ve suçlunun cezalandırılması ve gerektiği yaptırımı, hak ettiği yaptırımın ona verilmesi ama bir daha da suç işlemeyecek noktaya getirilmesi. Bu anlamdaki hazırlıklarımızı önümüzdeki süreçte Sayın Cumhurbaşkanımız bütün istişarelerden sonra kamuoyuyla paylaşacak. Hep beraber görmüş olacağız.

CEZA EVLERİNİN DOLULUK ORANI

Cezaevlerinin doluluk oranlarıyla ilgili o cezaevi dolu diye bir suçlunun cezaevine alınmaması gibi bir durum söz konusu olamaz. Onun tedbirleri devlet alır. Bu noktada zaten gerekli tedbirleri de alıyoruz. Bu konuda cezaevlerinin doluluk oranı bizim mazeretimiz olamaz. O konudaki zaten gerekli yatırım programlarındaki çalışmaları da hızlı bir şekilde sonuçlandırıyoruz.

Ve bunu daha da o doluluk oranlarını ortalamanın altına düşürme, yani yapım süreçlerini hızlandırarak o bizim için bir mazeret değil. Yani bir suç işlenmişse, tutuklamayı gerektiriyorsa orada cezaevi dolu diye hakim veya savcı bırakmaz. Bu nedenle o bir mazeret değildir. O konudaki tedbirleri de artırmanın gayreti içerisindeyiz.

HADIM YASASI

Ceza infaz kanunumuzda tıbbi tedaviye karar verme yetkimiz var, mevzuatımız buna uygun. Mevzuatımıza uygun bir düzenleme yapılabilir..

ensonhaber iconDilay Yalçınkaya Kaynak
Editör

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunctan-iyi-hal-indirimiyle-ilgili-aciklama/feed/ 0
Yılmaz Tunç: Tabii ki hedefimiz yeni bir anayasa https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/yilmaz-tunc-tabii-ki-hedefimiz-yeni-bir-anayasa/ https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/yilmaz-tunc-tabii-ki-hedefimiz-yeni-bir-anayasa/#respond Sun, 08 Sep 2024 01:36:57 +0000 https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/yilmaz-tunc-tabii-ki-hedefimiz-yeni-bir-anayasa/ Yılmaz Tunç: Tabii ki hedefimiz yeni bir anayasa

AK Parti Türkiye Buluşmaları programı kapsamında Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, açıklamalarda bulundu.

Tekirdağ’a gelen Yılmaz Tunç, sürekli gelişen ve kalkınan illerden Tekirdağ’da bulunmaktan mutluluk duyduğunu dile getirdi.

Yılmaz Tunç, 22 yıldır iktidarda bulunan AK Parti’nin her zaman milletle buluşan ve halktan kopuk olmayan bir parti olduğunu belirtti.

Tunç, 22 yıldır iktidarda olan AK Parti’nin bu başarısının dünya siyaset tarihinde görülmemiş olduğunu belirterek, “AK Parti’mizin başarısının en önemli sebebi milletin taleplerini karşılaması ve milletle aynı düşünmesi. O nedenle biz 22 yıldır Cumhurbaşkanımızın liderliğinde iktidarda kalmayı başardık çok şükür.” şeklinde konuştu.

“AK PARTİ’NİN KURULUŞU MİLLETİN ÇALIŞMASIYLA OLDU”

AK Parti’nin kurulmasını milletin sağladığını ifade eden Tunç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

1990’lı yıllarda yaşanan faili meçhullerin, siyasi krizlerin, ekonomik krizlerin birbirini tetiklediği, koalisyonların, 1,5 yılda bir değişen hükümetlerin, anarşinin, terörün zirveye çıktığı o yıllar, temel insan haklarının maalesef kısıtlandığı 28 Şubat’ın yaşandığı o sıkıntılı yıllardan çıkış olarak milletimiz AK Parti’yi kurmakta gördü. Milletimiz ‘Recep Tayyip Erdoğan bir parti kursa da hemen onun kurduğu partiyi iktidara getirsek ve ülkemizin içerisinde bulunduğu bu sıkıntılardan Türkiye’yi kurtarsa’ dedi ve adeta AK Parti’nin kurulmasını zorladı.

“BİZ DEMOKRASİNİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Tunç, AK Parti’nin 2008 yılında bir kez daha kapatma davasıyla karşı karşıya kaldığını, 2012’de ise MİT krizinin yaşandığını hatırlattı.

Daha sonra Gezi Parkı olaylarının gerçekleştiğini dile getiren Tunç, şöyle devam etti:

Faizlerin yüzde 5’e düştüğü, enflasyonun tek hanelere yüzde 6’lara kadar neredeyse indiği, ekonomide en parlak dönemi yaşadığımız, dünyanın en büyük projelerine adım attığımız, nükleer enerjisinden diğer enerji projelerine, dünyanın en büyük havaalanlarının, köprülerinin konuşulduğu, temellerinin atıldığı, projelerin ihale edildiği parlak bir dönemde 2013’ün Mayıs’ında Gezi Parkı’nda bir ateş yaktılar. Bütün Türkiye’yi saracak ve bir kalkışmayla hükümeti düşüreceklerini zannettiler. Bir sokak darbesiyle AK Parti’yi bitirebileceklerini düşündüler. Başaramayınca bu sefer 17-25 Aralık emniyet, yargı darbesiyle masa başında ‘Acaba seçilmiş hükümeti zorlayabilir miyiz?’ diye bir kalkışma hareketine giriştiler. Orada da başarılı olamadılar, 2014-2015 yıllarını hatırlayalım Kobani olayları, terörün azdırılması, Türkiye’nin değişik yerlerinde Kızılay’da, Suruç’ta patlamalar. Bir kaos ortamına doğru Türkiye’yi sürüklemeye çalıştılar.

Tunç, bugün yargının tarafsız ve bağımsızlığını sorgulayanların, 27 Mayıs, 12 Eylül darbelerinde darbecilerin yanında duran yargıya karşı ne yaptıklarını sordu.

“BUGÜNKÜ YARGI SİSTEMİMİZ DARBECİLERİ YARGILADI”

Tunç, “15 Temmuz’da işte bugünkü yargı sistemimiz darbecileri yargıladı. İnsan haklarını savundu, milleti savundu, milletin hak ve hukukunu savundu ve darbecileri mahkum etti. İşte o günkü yargı sistemiyle bugünkü yargı sistemi arasındaki fark budur. Hazmedilemeyen de bu. Onlar istediği kadar hazmedemesin, biz demokrasinin yanında, milli iradenin yanında durmaya devam edeceğiz. Milletimiz 15 Temmuz’da, o karanlık geceyi aydınlığa çevirmeyi başardı.” diye konuştu.

Tunç, Türkiye’nin gelişmesi ve kalkınması için her alanda çalışırken Türkiye’nin yüksek standartlı bir demokrasiye kavuşması, darbelere dirençli olması için de çok önemli yapısal reformların hayata geçirildiğini ifade etti.

Temel hakların güçlendirildiğini, insan hakları ihlalleri ve faili meçhullerin önlendiğini belirten Tunç, “Anayasa’mızda gerçekleştirdiğimiz reformlarla o ‘sessiz devrim’ sayılan reformlarla hak arama yollarını daha da genişlettik.” dedi.

“TABİİ Kİ HEDEFİMİZ YENİ BİR ANAYASA”

Hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesini daha da güçlendirmeye çalışacaklarını anlatan Tunç, “Tabii ki hedefimiz yeni bir anayasa. Bu anayasanın yapılması da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde partilerimizin uzlaşmasıyla inşallah mümkün olacak. Burada uzlaşmaya yanaşanları milletimiz evet takdir edecektir ama uzlaşmaya yanaşmayanlarla ilgili olarak da önüne gelen ilk sandıkta cevabını verecektir.” diye konuştu.

Tunç, bu konudaki temennilerinin uzlaşmanın sağlanması olduğuna işaret etti.

Anayasanın bir darbe sonrası darbecilerce yazılmasının bile değiştirilmesi için yeterli sebep olduğunu dile getiren Tunç, şöyle devam etti:

Bu Anayasa’da reform sayılan değişikliklere rağmen vesayetçi ruh tamamen ortadan kalktı mı? Bunu söylemek mümkün değil. 184 kez değişikliğe uğrayan 177 maddesi var. Madde sayısından fazla değişikliğe uğrayan bir Anayasa’yla yolumuza devam ediyoruz. Tabii bu çok sayıdaki değişiklik, 2010’da ve 2017’de yaptığımız değişiklikler, 1982’de kurgulanan bir Anayasa’ya sonradan monte edilen yapılar, reformlar elbette ki maddeler arasındaki yeknesaklığı da bozmuş durumda. O nedenle bizim darbecilerin yazdığı bir Anayasa değil de milletin temsilcilerinin Meclis’te uzlaşarak bir toplumsal sözleşme hüviyetinde yeni bir anayasayı yapmak milletimize olan borcumuz. İnşallah 28. Dönem Parlamentosu bu borcu yerine getirerek Türkiye Yüzyılı’nın başlangıcında, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başlarken yeni bir anayasayla inşallah yolumuza devam ederiz.

“TÜRKİYE, SOYKIRIMCILARIN YARGILANMASI İÇİN ÇALIŞIYOR”

Bakan Tunç, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında binlerce Filistinlinin hayatını kaybettiğini, Türkiye’nin uluslararası mahkemelerde soykırımcıların yargılanması için girişimlerde bulunduğunu da sözlerine ekledi.

Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.ulusalkanalhaber.com.tr/yilmaz-tunc-tabii-ki-hedefimiz-yeni-bir-anayasa/feed/ 0