AA’nın haberine göre; açıklamada, aynı okulda öğrenci olan 17 yaşındaki şüphelinin, saldırıda biri öğretmen diğeri öğrenci iki kişiyi vurarak öldürdüğü, en az 6 kişiyi yaraladığı ve daha sonra olay yerinde intihar ettiği kaydedildi.
Yetkililer, 17 yaşındaki kız öğrencinin hangi motivasyonla bu saldırıyı düzenlediğini araştırdıklarını ifade etti.
Polis yetkilileri, ilk açıklamalarında, 4 kişinin hayatını kaybettiğini, 7 kişinin de yaralandığını bildirmişti. Sabahki ilk açıklamadan sonra yeni bir açıklama yapan polis yetkilileri, saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısını 2 olarak düzeltti.
Abundant Life Hristiyan Okulunun lise seviyesine kadar yaklaşık 390 öğrenciye eğitim verdiği belirtiliyor.
ABD BAŞKANI BIDEN BİLGİLENDİRİLDİ
Öte yandan, Beyaz Saray’dan saldırıyla ilgili yapılan yazılı açıklamada, Başkan Joe Biden’ın olaya ilişkin bilgilendirildiği bildirildi.
CNN’nin konuyla ilgili haberinde, ABD’de 2024 yılında 83 okula silahlı saldırı düzenlendiği ve bu yılın 2008’den bu yana en fazla okul saldırısı yaşanan yıl olduğu kaydedildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hızlı yemek restoran zinciri Burger King’in karşılaştırılabilir satışları üçüncü çeyrekte yüzde 0,7 ve Popeyes’ın yüzde 4 düştü. Tim Hortons, Burger King, Popeyes ve Firehouse Subs gibi zincirlerin sahibi Restaurant Brands International (RBI), yılın üçüncü çeyreğine dair bilançosunu yayımladı.

Buna göre, RBI’nın geliri 2024’ün üçüncü çeyreğinde yüzde 25 artışla 2,29 milyar dolara yükseldi. Ancak şirketin geliri 2,31 milyar dolar olan piyasa beklentisinin altında kaldı. RBI’nın net karı ise yüzde 2 azalışla 357 milyon dolara geriledi. Şirket, 2023’ün aynı döneminde 364 milyon dolar net kar elde etmişti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Şirketin geçen yılın üçüncü çeyreğinde 90 sent olan hisse başına karı da, bu yılın aynı çeyreğinde 93 sente ulaştı. Piyasa beklentileri, şirketin hisse başına 95 sent kar bildirmesi yönündeydi.
RBI’nın küresel karşılaştırılabilir satışları bu dönemde yüzde 0,3 artarken, uluslararası pazarlarda karşılaştırılabilir satışlarda yüzde 1,8 yükseliş yaşandı.

Öte yandan, Burger King’in karşılaştırılabilir satışları yüzde 0,7, Popeyes’in yüzde 4 ve Firehouse Subs’ın yüzde 4,8 azalırken, Tim Hortons ise yüzde 2,3 artış kaydetti.

Bilanço açıklamasında değerlendirmelerine yer verilen RBI Üst Yöneticisi (CEO) Josh Kobza, ekim ayında karşılaştırılabilir satışlarda iyileşme gördüklerini belirtti.
Burger King, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları nedeniyle boykotların hedefi haline gelen firmalar arasında yer almıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD başkanlık seçimlerini henüz resmi olan sonuçlara göre kazanan Cumhuriyetçi adayı Donald Trump, zafer konuşması yaparak “47. başkan seçilmem dolayısıyla Amerikan halkına teşekkür ediyorum.” dedi.

ABD’nin 47. başkanı olan Trump’a dünyanın birçok ülkesinden tebrik mesajı geldi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da ABD başkanlık seçiminde zaferini ilan eden Donald Trump’ı tebrik etti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

“YENİDEN GÜVEN VADEDİYOR”
Netanyahu, X sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Trump’ın “büyük bir zafer” kazandığını belirtti. Netanyahu, “Beyaz Saray’a tarihi geri dönüşünüz, Amerika için yeni bir başlangıç ve İsrail ile Amerika arasındaki büyük ittifaka güçlü bir yeniden güven vadediyor.” açıklamasında bulundu.

“TARİHİN EN BÜYÜK GERİ DÖNÜŞÜ”
Trump’ı tebrik eden ilk liderlerden biri olan Netanyahu, zaferini ilan eden Trump’ın başkanlık seçiminde “tarihin en büyük geri dönüşünü” yaptığını savundu.

NETANYAHU’DAN TRUMP’A TELEFON
Netanyahu yayınladığı tebrik mesajının ardından Trump’ı telefonla da arayarak tebrik etti. İsrail Başbakanlık Basın Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, Netanyahu ile Trump’ın telefonda görüştüğü belirtildi.
“Samimi ve sıcak” geçtiği söylenen görüşmede, Netanyahu’nun Trump’ı seçim başarısından dolayı tebrik ettiği kaydedildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Blinken, ABD’nin halihazırda Rusya’da 10 bin civarında Kuzey Kore askerinin olduğunu değerlendirdiklerini belirterek, “En son bilgiler, bu Kuzey Kore güçlerinden 8 bininin Kursk bölgesine konuşlandırıldığını gösteriyor.” diye konuştu.
Blinken, bu birliklerin, Ukrayna güçlerine karşı çatışmaya girdiğini henüz görmediklerini ancak gelecek günlerde bunun olacağını tahmin ettiklerini ifade etti.
Savunma Bakanı Austin de Rusya’nın Kuzey Kore askerlerini topçuluk ve siper temizleme dahil temel piyade operasyonları üzerine eğittiği yönünde değerlendirmeleri olduğunu aktararak, “Tüm bunlar, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı tercih ettiği savaşta bu yabancı güçleri ön cephe operasyonlarında kullanmayı amaçladığını güçlü şekilde gösteriyor.” dedi.
Rusya’nın Kuzey Kore askerlerine Rus üniforması ve ekipmanları da sağladığını kaydeden Austin, “Eğer Kuzey Kore birlikleri Ukrayna’ya karşı muharebe veya cephede destek operasyonlarına girerse kendilerini meşru askeri hedef haline getirecektir.” diye konuştu.
Austin, gelişmeleri bölgedeki diğer müttefik ve ortaklarla istişare halinde yakından izlediklerini bildirdi.

KUZEY KORE’NİN DAHLİ
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, haziranda Kuzey Kore’ye resmi ziyarette bulunmuş, taraflar arasında “kapsamlı stratejik ortaklık anlaşması” imzalanmıştı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 25 Ekim’deki açıklamasında, Rusya’nın Kuzey Kore askerlerini ilk muharebe bölgelerine 27-28 Ekim’de konuşlandıracağını öğrendiklerini duyurmuştu.
Beyaz Saray’dan da aynı gün yapılan açıklamada Ukrayna ile savaşmak üzere Rusya’ya 3 binden fazla askerin getirildiği ve bu askerlerin bazılarının muhtemelen Kursk bölgesine yerleştirildiği açıklanmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberleri: İran, 1 Ekim’de İsrail’e füze saldırısında bulunmuştu. Tel Aviv yönetimi, İran’ın bu saldırısına karşılık verileceğini bildirmişti. İran medyası, gece saatlerinde İsrail’in Tahran’ın batısı ve güneybatısında bazı askeri üsleri hedef aldığını ve hava savunma sistemlerinin karşılık verdiğini duyurdu. İsrail ordusu da İran’da askeri hedeflere saldırı düzenlediğini açıkladı.

Saldırılardan bir kaç saat sonra Tahran’da şiddetli patlama sesleri yeniden duyuldu. İran devlet televizyonu, seslerin Tahran’ın doğusundan geldiğini ve İsrail’in saldırısına karşı hava savunma sistemlerinden ateşlenen füzelerden kaynaklandığını belirtti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İSRAİL SÖZCÜSÜ KONUŞTU
IDF Sözcüsü Daniel Hagari saldırılar sonrası yaptığı açıklamada, “Uçaklarımız kısa bir süre önce İran’daki askeri hedefleri vurduktan sonra güvenli bir şekilde geri döndü. Bu, İran’ın son aylarda İsrail Devleti’ne yönelik saldırılarına yanıttı. Misilleme saldırısı tamamlandı ve hedeflerine ulaşıldı” dedi.
SON DAKİKA | İsrail’den İran’a misilleme saldırısı! İsrail’den açıklama

“MESAJIMIZ AÇIK!”
Hagari olası bir karşı saldırı konusunda ise, “İran’daki rejim gerilimi tırmandırma hatasına düşerse, karşılık vermek zorunda kalacağız. Mesajımız açıktır: İsrail’i tehdit eden ve bölgeyi daha geniş bir gerilime sürüklemek isteyen herkes ağır bir bedel ödeyecektir” ifadelerini kullandı.

OPERASYONUN ADI: TÖVBE GÜNLERİ
İsrail medyası, gece hava saldırısı düzenlenen İran’ın karşılık vermesi durumunda ABD’nin İsrail’i savunacağı mesajının Tahran’a iletildiğini bildirdi.
İsrail basınına göre misilleme operasyonuna “Tövbe günleri” adı verildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yerel seçim yetkililerinin videodaki zarf ve materyallerin “kurula ait ya da kurul tarafından dağıtılan gerçek materyaller olmadığını” açıkladığını aktaran yetkililer, “Rus aktörlerin geçmişteki dezenformasyon faaliyetleri de dahil olmak üzere daha önceki faaliyetleri göz önünde bulundurulduğunda, postalanan oy pusulalarının Pensilvanya’da yırtıldığını gösteren sahte videonun Rus aktörler tarafından hazırlandığını değerlendirdiklerini” bildirdi.

Yetkililer, bu eylemin, “Rusya’nın ABD seçimlerinin dürüstlüğü hakkında asılsız iddialar ortaya atma ve Amerikalılar arasındaki bölünmeleri körükleme yönündeki geniş çaplı çabalarının bir parçası” olduğunu vurgulayarak, Rusya’nın, ABD’de 5 Kasım’da düzenlenecek başkanlık seçimleri öncesi ve sonrasındaki süreçte de benzer dezenformasyon faaliyetlerini sürdürmesini beklediklerini ifade etti.
Cumhuriyetçiler ve Demokratlar, “sahte” olarak nitelendirdikleri videonun seçimleri nasıl etkileyebileceği konusunda “endişeli olduklarını” dile getirdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Character.AI”ın ürettiği yapay zeka temelli konuşma botundaki sanal karakterin, şubat ayında gönderdiği “En kısa sürede evine dön.” mesajının ardından Sewell Setzer III isimli çocuğun, silahla intihar etmesinden aylar sonra Setzer’in annesi şirkete dava açtı.
Sanal karakterin kendisini “gerçek insan, lisanslı psikoterapist ve yetişkin sevgili” olarak tanıttığını iddia eden anne, çocuğunun intihara meyilli düşüncelerini paylaşmasına rağmen şirketin kimseyi bilgilendirmemesinden şikayetçi olduğunu ifade etti.

Character.AI sözcüsü ise yaptığı açıklamada, “Kullanıcılarımızdan birinin trajik ölümünden dolayı oldukça üzgünüz. Ailesine başsağlığı diliyoruz. Şirket olarak kullanıcılarımızın güvenliğini çok ciddiye alıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Şirket, “rıza dışı cinsel içeriğe, cinsel eylemlerin grafiksel veya spesifik tanımlarına, intiharın teşvik ve tasvir edilmesine” izin verilmediğini bildirdi. Şirketin siber güvenlik müdürü Jerry Ruoti de, sisteme reşit olmayan kullanıcılar için ek güvenlik önlemleri ekleyeceklerini duyurdu.


BABASININ SİLAHIYLA İNTİHAR ETTİ
Daha önce sanal karakterle konuşmalarında intihara meyilli düşüncelerini paylaşan Setzer, babasının silahıyla hayatına son vermişti.
Konuya ilişkin haberlerde, hafif derecede Asperger sendromu bulunan Setzer’in, konuştuğu sanal karaktere duygusal hisler beslemeye başladığı, ailesi ve arkadaşlarından koparak kendini dış dünyaya kapattığı kaydedilmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Burada askerlerle bir araya gelen Gallant, onlara hitaben, “İran’a saldırdıktan sonra herkes sizin hazırlık ve eğitim sürecinde neler yaptığınızı anlayacak.” ifadesini kullandı.
İran, 1 Ekim’de İsrail’e füze saldırısında bulunmuştu. Tel Aviv yönetimi, İran’ın bu saldırısına karşılık verileceğini bildirmişti.

ABD UYARMIŞTI
İsrail’in Kanal 13 televizyonunda yer alan haberde, ABD’nin Tel Aviv’den İran’a yapacağı saldırıyı “yumuşatmasını” istediği iddia edilmişti.
Bu iddiaya ilişkin İsrail yönetiminden ise bir açıklama yapılmadı. Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, bugün Tel Aviv’de yaptığı açıklamada, İsrail’in İran’a yanıtının “gerginliği artırmaması” uyarısında bulunmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Patel, “Haberleri gördüm ancak sunabileceğim hiçbir şey yok. ABD’de yaşayan özel şahısları ilgilendiren konularda yorum yapmam.” diyerek soruyu geçiştirdi.
AA’nın haberine göre; Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby de çevrim içi düzenlediği basın toplantısında, FETÖ elebaşının ölümü konusunda Washington ile Ankara arasında bir iletişim olup olmadığı yönündeki soruya “Şu anda bir şey yok.” diyerek yanıt verdi.
*Haberin fotoğrafı Associated Press tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bununla birlikte, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in, pandaların diplomatik bir unsur olduğunu vurgulaması ve işbirliğine devam etmeye istekli olduklarını açıklaması, bu ilişkinin devam edeceğine dair umut verdi. Peki bu sevimli pandalar neden sürekli geri gönderilip duruyor? Birçok kişi, pandaların yaşlandıkları için Çin’e dönmeleri gerektiği bilgisini verse de, bu süreç siyasi arenada farklı yorumlanıyor. Pandaların ABD’deki varlığı, hem turizm hem de diplomasi açısından önemli bir sembol haline geldi. Ziyaretçiler, pandaların kişiliklerine, alışkanlıklarına aşina olup onlarla bağ kuruyorlar. Dev pandaların bir nevi insanların en yakın dostu haline gelmesi bu sevginin en büyük kanıtı. Çin’in pandalar üzerinde sıkı bir kontrol uyguladığı ve doğaya yeniden kazandırma programlarında sınırlı başarı sağladığı ise başka bir tartışma konusu. Tüm bu gelişmeler ışığında, Washington’da yeniden sahne alan dev pandalar, ABD-Çin ilişkilerinde belki de bir yumuşama döneminin işareti olabilir mi? Bakalım hep birlikte izleyip göreceğiz…
ŞEMSİYE TEKNOLOJİYLE BULUŞTU
Bir düşünün, dışarıda yağmur yağıyor, siz elleriniz serbest şekilde yürüyorsunuz ve kafanızın üstünde bir drone, sadık bir dost gibi sizi yağmurdan korumak için uçuyor. İşte teknoloji dünyasının son harikası: Drone Brella! Şemsiyenin evrimi diye buna denir! Bu yenilikçi şemsiye, basit bir mekanizma üzerine kurulmuş bir drone’dan fazlası.

Artık şemsiyeyi taşımak zorunda kalmayacaksınız; o sizi takip edecek. Hem de sadece başınızın üstünde durup yağmurdan korumakla kalmıyor, rüzgara karşı dengede kalmayı da başarıyor. Yağmurlu günlerde caddeler uçan şemsiyelerle dolu, bir nevi gökyüzü balosu gibi. Bu teknolojiye bayıldık ve şimdiden hepimizin bu fikre aşık olacağına eminim.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erdoğan, artık bir gelenek haline gelen bu buluşmanın iki ülke iş çevrelerine yeni işbirlikleri ve ortaklıklar için önemli bir imkan sunduğuna inandığını belirterek, “Ekonomik ve ticari konular Amerika’yla münasebetlerimizin en önemli boyutlarından birini teşkil ediyor. Amerika son iki senedir en fazla ihracat yaptığımız ikinci, en fazla ithalat yaptığımız beşinci ülke oldu. İkili ticaret hacmimiz geçtiğimiz yıl 30 milyar doları aştı. Pek çok defa ifade ettiğim üzere ikili ticaret göstergelerini istikrarlı şekilde arttırmak için büyük bir potansiyele sahibiz” ifadelerini kullandı.
Ticarette 100 milyar dolarlık ortak hedefe iyi bir planlamayla ulaşabileceğine bütün samimiyetiyle inandığını ifade eden Erdoğan, “Bunun için demir çelik ve alüminyum sektöründeki ilave gümrük vergileri, soruşturmalar ve CAATSA yaptırımları gibi tek taraflı uygulamaların artık terk edilmesi gerekiyor. Siz sektör temsilcilerinden de ilgili kurumlar nezdinde karşılıklı olarak kaybetmemize neden olan engellemelerin kaldırılması amacıyla gerekli girişimlerde bulunmanızı bekliyoruz” diye konuştu.
Erdoğan, Türkiye’nin büyük, güçlü ve potansiyeli son derece yüksek bir ekonomiye sahip olduğunu, bugün dünyada hem nüfusu 85 milyon hem de kişi başına geliri 13 bin doların üzerinde olan ABD, Japonya, Rusya, Meksika ile 5 ülkeden biri olduğunu dile getirdi.

“ALTYAPIYA 270 MİLYAR DOLARDAN FAZLA YATIRIM YAPTIK”
Başkan Erdoğan, Türkiye’nin son 20 yılda ortalama yüzde 5,4 oranında büyüdüğünü aktararak, şöyle devam etti:
“Son 20 yılda altyapıya 270 milyar dolardan fazla yatırım yaptık. Havalimanı sayımızı 2 katından fazla artırdık. İhracatımız 20 yılda 20 kattan fazla arttı. Dünya ihracatından aldığımız payı ikiye katladık. Savunma ve havacılık sanayinde ilk sıralardayız. Dünyanın en büyük SİHA tedarikçisiyiz. Şeffaf, öngörülebilir ve yatırımcı dostu politikalarımız sayesinde son 20 yılda 270 milyar dolara yakın uluslararası doğrudan yatırım çektik. Türkiye’deki yabancı sermayeli şirket sahibi sayısı 6 binden 83 bine çıktı.”
“2024’TE KREDİ NOTU 3 KURULUŞ TARAFINDAN ARTIRILAN TEK ÜLKE TÜRKİYE OLDU”
Erdoğan, bölgede yaşanan sıkıntılara rağmen ihracatta, istihdamda, üretimde, turizmde büyümeyi sürdürdüklerini dile getirerek, şöyle konuştu:
“Güçlü bir şekilde desteklediğimiz ve son bir yıldır uygulamakta olduğumuz ekonomi programının meyvelerini topluyoruz. Tüm dünya ile birlikte ülkemizin de sorunu olan enflasyonda kalıcı ve belirgin bir düşüş sürecine girdik. İşsizlik oranı hedeflerimiz ötesinde iyileşti. Depremin etkilerine rağmen kamu maliyesini hızla toparladık. Rezervleri artık bir endişe kaynağı olmaktan çıkardık. Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının tamamı bu gelişmelere kayıtsız kalmadı. 2024 yılında kredi notu 3 kuruluş tarafından artırılan tek ülke Türkiye oldu.”

Başkan Erdoğan, makro finansal istikrarı kalıcı hale getirmek suretiyle Türkiye’yi yüksek gelirli ülkeler ligine çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.
Yüksek katma değerli, sürdürülebilir dijital dönüşümü destekleyen, ileri teknolojiye dayalı ve nitelikli istihdam sağlayan yatırımları Türkiye’ye daha fazla çekmek istediklerini ifade eden Erdoğan, “Bu amaçla yeni uluslararası doğrudan yatırım stratejisini hazırladık. Böylece ülkemizin küresel yatırım pastasından aldığı mevcut yüzde 1’lik payı 2028 yılı itibarıyla yüzde 1,5’e çıkaracağız. Yenilenebilir enerji, savunma sanayi, biyoteknoloji ve otomotiv sektörleri keza özel ilgi gösterdiğimiz ve Amerikan firmalarıyla müşterek çalışmalara imza atabileceğimiz alanlar olarak öne çıkıyor” şeklinde konuştu.
Erdoğan, Türkiye’nin 2030 yılına kadar yüksek teknoloji yatırımlarının odak noktası haline gelmesini hedeflediklerini belirterek, “Bu maksatla yarı iletkenler, yeşil enerji, ileri imalat, sağlıklı yaşam, dijital teknolojiler, haberleşme ve uzay gibi 30’un üzerindeki başlıkta yapılacak yatırımlara nitelikli destekler sağlayacağız. Sizleri de bu desteklerden istifade etmeye, gelişen Türkiye’yle birlikte büyümeye davet ediyorum” dedi.
Amerika ile gerek karşılıklı iş heyetleri ziyaretleri, gerek resmi temaslar açısından verimli bir yıl geçirdiklerini söyleyen Erdoğan, şunları dile getirdi:
“Bu temaslarda Orta Asya ve Afrika gibi coğrafyalar başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde de ortak iş yapabilme fırsatları öne çıktı. Bu potansiyeli Eximbank, IFC gibi kuruluşlarında aktif desteğiyle hayata geçirebiliriz. 2016 yılında Amerika’dan LNG ithalatına başlamamızın ardından enerji alanında da işbirliğimizin gelişiyor olması memnuniyet vericidir. Bugün Amerika bu alandaki en büyük tedarikçimiz haline gelmiş olup bu ilişkiyi uzun vadeli bir sözleşmeyle taçlandırmak arzusundayız. Mayıs ayında enerji şirketimiz BOTAŞ ile Amerikalı enerji şirketi Exxon Mobil arasında imzalanan niyet mektubu önemli bir adımdı.”


“MÜŞTEREK GÜVENLİĞİMİZE KATKI SAĞLAYACAK YENİ ORTAKLIKLAR KURMAK İÇİN SİZLERİN DESTEĞİ MÜHİMDİR”
Başkan Erdoğan, “Savunma sanayi alanındaki işbirliğimiz son yıllarda kısıtlamalar nedeniyle maalesef potansiyelinin çok gerisinde kaldı. F-16 modernizasyon projesiyle yeni bir sayfa açtığımızı temenni ediyor, bu alandaki ihracat engellerinin kalıcı şekilde kaldırılmasını bekliyoruz” dedi.
Türk savunma sanayinin dinamizminin küresel tedarik zincirleri bakımından da rakipsiz bir fırsat sunduğunu kaydeden Erdoğan, 155 milimetre kalibrelik top mermilerinin üretim ve tedarikinde tesis edilen işbirliğinin bunun en somut örneklerinden olduğunu kaydetti.
Firmaların Teksas’ta faaliyete geçirecekleri üretim tesislerinin bu alandaki tedarik süreçlerine seviye atlatacağını belirten Erdoğan, “Mevcut projelerimizi ilerletmek, müşterek güvenliğimize katkı sağlayacak yeni ortaklıklar kurmak için sizlerin desteği mühimdir. Amerikan iş dünyasının gayretlerimizin desteklenmesi noktasında daha etkin roller üstlenebileceği kanaatindeyim” ifadelerini kullandı.
“VİZE BAŞTA OLMAK ÜZERE GEREKLİ KOLAYLIKLARIN SAĞLANMASINDA AKTİF DESTEĞİNİZİ BEKLİYORUM”
Toplantıda bulunan şirketlerin Türkiye’de önemli yatırımlarının olduğunu aktaran Erdoğan, “Sizlerle birlikte yeni yatırımcıları da Türkiye’de görmekten mutluluk duyacağımızı bilmenizi isterim. Türk firmalarının da Amerikan pazarına girişleri noktasında vize başta olmak üzere gerekli kolaylıkların sağlanmasında aktif desteğinizi bekliyorum.” diye konuştu.
Türkiye ABD münasebetlerinin ilerletilmesi için özel sektörün çabalarını takdir ettiğini söyleyen Erdoğan, işbirlikleri için de herkese teşekkür ederek, çalışmalarında başarılar diledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Joly, İsrail’e silah satışı için 30 izni askıya aldıklarını ve Kanada yapımı mühimmatın İsrail ordusuna satışı için bir ABD şirketiyle yapılan sözleşmeyi iptal ettiklerini belirtti. Kanada silahlarının satışının aracı bir ülke üzerinden İsrail’e satılmasının anlaşmazlık konusu olduğuna işaret eden Joly, ABD’li şirket General Dynamics’in bu tür ticari işlemlerinin “kesinlikle yasak” olduğunu aktardı.
Joly, “Gazze’ye hiçbir şekilde silah veya silah teçhizatı göndermeyeceğiz. Nokta.” ifadesini kullandı. Kanada’nın en büyük Müslüman insan hakları örgütü olan Kanada Müslümanları Ulusal Konseyi (NCCM), Bakan Joly’nin kararına destek verdi.
NCCM’nin sosyal medya platformu X üzerinden yayınladığı paylaşımda, “Bakan Joly, Kanada’nın İsrail’e yönelik silah yasağı politikasının yürürlükte kaldığını belirterek açık bir mesaj verdi.” ifadeleri kullanıldı.
İNGİLTERE DE LİSANS İZİNLERİNİ İPTAL ETMİŞTİ
İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy, 2 Eylül’de parlamentoda yaptığı konuşmada, ülkesinin İsrail’e bazı silahların satışını askıya alacağını duyurmuştu. Bakan Lammy, İngiltere’nin silah ihracat lisanslarının “uluslararası insancıl hukukun ciddi şekilde ihlal edilmesi veya bunun kolaylaştırılması için kullanılabileceğine dair açık risk” bulunduğunu tespit eden incelemenin ardından kararın alındığını belirtmişti.
Lammy, 350 lisansın yaklaşık 30’unun askıya alınacağını belirterek, “Bunun gibi bir çatışma karşısında İngiltere’nin ihracat lisanslarını gözden geçirmek bu hükümetin yasal görevidir. Bu genel bir yasak ya da silah ambargosu değil.” ifadelerini kullanmıştı.
İngiltere İş ve Ticaret Bakanlığının açıkladığı verilere göre, 7 Ekim 2023’ten bu yana ülkeden İsrail’e silah, askeri teçhizat ve diğer kontrollü ürünlerin satışı için 100’den fazla ihracat lisansına onay verildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD seçimleri yaklaşırken adayların vaat kampanyaları da devam ediyor.
Seçimin en tartışmalı adayı olan eski ABD Başkanı Donald Trump, ilginç vaatlerine yenilerini ekledi.
“PENTAGON’U UFO GÖRÜNTÜLERİNİ YAYINLAMAYA TEŞVİK EDER MİSİNİZ”
Trump’ı programına konuk eden yayıncı Lex Fridman, “Pentagon birkaç UFO videosu yayınladı, savaş pilotlarından anekdotlar var. İnsanlar daha fazla görüntünün yayınlanmasını istiyor. Siz Pentagon’u bu konuda teşvik eder misiniz?” sorusunu yöneltti.

YENİ UFO GÖTÜNTÜLERİNİ YAYINLAMAYA HAZIR
Trump ise hızla cevap vererek, “Evet, kesinlikle yaparım. Bunu yapmak zorundayım. Bunu çok isterim.” dedi.
Bu, Trump’ın UFO’lardan ilk kez bahsetmesi değil.
Trump, daha önce Logan Paul ile yaptığı bir podcast yayınında, başka gezegenlerde yaşam olabileceğini belirtmiş, ancak bununla ilgili tam bir inanca sahip olmadığını ifade etmişti.
“KENNEDY SUİKASTI BELGELERİ KONUSUNDA BASKI ALTINDAYIM”
UFO’ların dünyaya ulaşabilecek teknolojiye sahip olup olmadıkları sorulduğunda Trump, “İnanan biri miyim? Hayır, bunu söyleyemem. Ancak ciddi insanlar bana, gökyüzünde çok tuhaf şeyler gördüklerini söylüyorlar.” şeklinde konuştu.
Trump, eski Başkan John F. Kennedy’nin 1963’teki suikastı ile ilgili belgeleri açıklama konusunda da baskı gördüğünü söyledi.

“Kennedy konusunda da baskı altındayım. Çok belge açıkladım, ancak bazı insanlar bana bu belgeleri tamamen açıklamam için yalvardı. Ama çok erken bir tarihte bunu yapacağım.” dedi.
“EPSTEIN BELGELERİNİ AÇIKLAMAKTA SAKINCA GÖRMÜYORUM”
Ayrıca, cinsel suçlardan hüküm giymiş Jeffrey Epstein ile ilgili daha fazla belgeyi açıklama isteğinde olduğunu belirten Trump, “Ben Epstein’ın adasına gitmedim, neyse ki. Ama birçok kişi gitti.” dedi.
Kennedy dosyalarının Epstein dosyalarından farklı olduğunu vurgulayan Trump, “Kennedy olayı çok eski. Bazı insanlar için tehlikeli olabilir. Ancak Epstein ile ilgili belgeleri açıklamakta bir sakınca görmüyorum.” ifadelerini kullandı


Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son dakika haberine göre İzmir’de dün bir Amerikan askerinin başına çuval geçirilmesi olayında yeni bir gelişme yaşandı.
ABD askerinin başına çuval geçiren Türkiye Gençlik Birliği (TGB) üyelerinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.
10 KİŞİ TUTUKLANDI
Mahkemeye sevk edilen üyelerden 10’u tutuklandı.
Saldırganların 5’i, adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.
Karara itiraz edileceği öğrenilirken 10 kişi, cezaevine sevk edildi.
İZMİR’DE YAŞANANLAR
ABD’ye ait USS Wasp (LHD-1) adlı amfibi hücum gemisi, İzmir Limanı’na demirledi. ABD savaş gemisinde görevli Amerikan askeri, kentte vakit geçirmek için gemiden indi.
Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde aralarında Türkiye Gençlik Birliği (TGB) üyelerinin de bulunduğu kalabalık bir grup, ABD askeri olduğunu fark ettikleri kişinin başına çuval geçirdi.
Çuval geçirilme anı kameralara yansıdı. Polis, olayla ilgili çalışma başlattı. Çuvalı geçirdiği belirtilen 15 kişi gözaltına alındı.

İZMİR VALİLİĞİ AÇIKLAMASI
İzmir Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada, Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde saat 16.00 sıralarında TGB üyesi 2’si kadın, 13’ü erkek 15 kişilik grubun ABD vatandaşı 2 askeri personele fiziki saldırıda bulunduğu belirtilmişti.
Açıklamada, “5 sivil giyimli ABD askerinin de uzaktan görerek dahil olduğu olaya emniyet güçlerimiz tarafından süratle müdahale edilmiştir. Olayı gerçekleştiren 15 şüpheli yakalanmış ve nöbetçi Cumhuriyet Savcısının talimatıyla gözaltına alınmıştır.” ifadesine yer verilmişti.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GAZZE KASABISÜREKLİ İŞGALİ ONAYLADI
İsrail Güvenlik Kabinesi, Mısır-Gazze Şeridi sınırındaki Philadelphi Koridoru’nda İsrail askerlerinin işgalinin devam etmesini onayladı. Philadelphi Koridoru’ndaki işgalin devam etmesi başta olmak üzere Gazze Kasabı Binyamin Netanyahu’nun olası mutabakat için getirdiği şartlar nedeniyle İsrail ile Hamas arasındaki müzakerelerin çıkmaza girdiği belirtiliyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son zamanlarda sivrisinek kaynaklı ölümlerde artış yaşanıyor.
Son vaka ABD’nin New Hampshire eyaletinde kayıtlara geçti.
BİR KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Nadir görülen ve sivrisinekler tarafından bulaşan Doğu At Ensefaliti (EEE) virüsü nedeniyle bir kişi hayatını kaybetti.
New Hampshire Sağlık ve İnsan Hizmetleri Departmanı (DHHS), “New Hampshire’da en son 2014 yılında EEE virüsü kaynaklı insan enfeksiyonu bildirilmişti. O dönemde üç insan enfeksiyonu tespit edilmiş ve bunlardan ikisi ölümle sonuçlanmıştı.” dedi.
ENDİŞELER ARTTI
Bu yeni enfeksiyon ve ölüm haberi, New England genelinde EEE riskinin arttığı yönündeki endişelerin yükselmesinin ardından geldi.
Yetkililer, bu tehdidin iklim değişikliği nedeniyle daha da kötüleştiğine inanıyor.

DOĞU AT ENSEFALİTİ BELİRTİLERİ ARASINDA NELER VAR?
Bu ayın başlarında Massachusetts eyaletinde, 80’li yaşlarındaki bir adamın EEE virüsü taşıdığı tespit edilmişti.
Eyalet yetkilileri, halka gönüllü olarak açık hava sokağa çıkma yasağına uymalarını, kamu parklarının kapatıldığını ve sivrisinek popülasyonunu kontrol altına almak için hava ve kara ilaçlamalarının başlatıldığını duyurdu.
Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre, Doğu At Ensefaliti belirtileri arasında ateş, baş ağrısı, kusma, ishal, nöbetler, davranış değişiklikleri ve uyuklama yer alıyor.
Hastalık, beyin ve omurilik zarlarının iltihaplanması gibi ciddi nörolojik hastalıklara da yol açabilir.
Enfekte olanların yaklaşık yüzde 30’u hayatını kaybederken, hayatta kalan birçok kişi ise kalıcı fiziksel veya zihinsel etkilerle mücadele etmek zorunda kalıyor.
15 yaş altı ve 50 yaş üstü bireyler, daha yüksek risk grubunda yer alıyor. Şu anda hastalığa karşı etkili bir aşı veya tedavi bulunmuyor.
Sağlık yetkilileri, sivrisinek ısırıklarından korunmak için böcek kovucu kullanılması, dışarıda koruyucu giysiler giyilmesi ve evlerin çevresindeki durgun su kaynaklarının yok edilmesi gerektiğini tavsiye ediyor.
Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberleri: İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda, bölgede büyük bir kaosu da beraberinde getirdi. İran ve Lübnan’ın da dahil olduğu gerilim, İsrail’in Haniye’ye suikast düzenlemesiyle zirveye ulaştı.
İran’ın her an misilleme yapacağı söylentilerinin ardından ABD’li yetkilerden önemli bir açıklama geldi. El Arabiya televizyonuna konuşan bir yetkili, İran’ın intikam saldırısına ilişkin yeni bir istihbarat aldıklarını duyurdu. Washington’ın İran ve Hizbullah’tan misilleme beklediğini aktaran ABD yetkilisi El Arabiya televizyonuna, “İranlılar bu kararı aldıktan sonra 12 ila 24 saat içinde saldırıyı başlatmaya muktedir” ifadelerini kullandı.

İsmi güvenlik gerekçeleri nedeniyle gizli tutulan ABD’li yetkili, İran ile Hizbullah’ın tam olarak ne yapacakları konusunda resmin hala belirsiz olduğunu söyledi. Hizbullah’ın, “İsrail’in kalbine saldıracağının” beklendiğini söyleyen yetkili, bölgedeki ABD askeri güçleri konusunda, öngörülebilir gelecekte yerlerinde kalacakları beklentisinin olduğunu aktardı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

HAMAS’TAN PEŞ PEŞE AÇIKLAMALAR
Hamas’ın silahlı kolu İzzeddin El-Kassam Tugayları, Gazze Şeridi’ndeki çatışmalarda İsrail askerlerini öldürdüğünü ve yaraladığını duyurdu. Yapılan yazılı açıklamada, Kassam Tugaylarıyla İsrail askerleri arasında Zeytun Mahallesi’nin güneyinde çatışmalar yaşandığı aktarıldı.

Çıkan şiddetli çatışmalar sonucu İsrail askerleri saflarında ölü ve yaralılar olduğu kaydedildi. Ölü ve yaralı askerlerin tahliyesi için İsrail ordusuna ait helikopterin bölgeye iniş yaptığı belirtilirken, İsrail ordusundan ise konuya ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.

SEFERBERLİK ÇAĞRISI
El Aksa TV’nin yayınladığı habere göre Hamas, Gazze halkını desteklemek için bir günlük seferberlik çağrısında bulundu. Haberde, “Hamas, dünyanın dört bir yanındaki insanları Cuma günü, Gazze ve Kudüs’ün savunulması ve kitlesel zafer günü olması için toplanmaya ve seferber olmaya çağırıyor” ifadeleri yer aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail’in Kanal 12 televizyonunun haberinde, Mısır’ın, İsrail ordusunun Philadelphia eksenindeki varlığına ilişkin güncellenmiş haritaları Hamas’a teslim etmeyi kabul ettiği iddia edildi. Haberde, 21 Ağustos Çarşamba akşamı Netanyahu ile Biden arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde Netanyahu’nun, Biden’ın baskısıyla özellikle iki şartına yanıt vermeyi kabul ettiği aktarıldı.

Haberde, Netanyahu’nun, Biden’ın Philadelphia koridorunun deniz yolunun bir kilometresinin tahliye edilmesi ve askeri alanların minimum sayıda olmasıyla yetinilmesi talebini kabul ettiği ifade edildi. Televizyonun haberinde, Netanyahu’nun, İsrail ordu güçlerinin Philadelphia’da kalması konusunda Hamas’ın onayının alınması halinde, “Gazze Şeridi’nin kuzeyini güneyinden ayıran Netzarim ekseni nedeniyle” onlarla yapılacak anlaşmayı baltalamayacağı sözünü verdiği aktarıldı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Başbakan Netanyahu’nun, Filistinli direnişçilerin ve silahların Netzarim’de kuzeye geçişini engelleyecek Amerikan çözümünü kabul ettiği ve İsrail ordusunun kontrolünde kontrol noktaları veya askeri alanlar kurulması talebinden vazgeçtiği dile getirilen açıklamada, ABD’nin Netzarim eksenine ilişkin çözümünün mahiyetine açıklık getirilmedi.

Mısırlıların konuya ilişkin ayrıntıları alarak Hamas’a teslim ettiği, ancak İsraillilerin Hamas’ın öneri hakkında ne düşündüğünü bilmediği ifade edilen açıklamada, İsrail müzakere heyetinin, Hamas’ın bu teklifi kabul etmeyeceğine inandığı aktarıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Blinken, “İsrail’in güvenliliğine bağlılığımızı yineliyoruz. 7 Ekim’den itibaren bunu pratik olarak uyguluyoruz. Bölgeye askeri varlığımızı kaydırdık. Bu varlık, tahrik değil bilakis caydırmak içindi. Eğer ki bir saldırı gerçekleşirse bunu önlemek için hazırız.” dedi.
Bölgede olası bir saldırıyı önlemek için yoğun diplomatik çaba içinde olduklarını ifade eden Blinken, hedeflerinin, askeri bir çatışmayı önlemek, bu gerçekleşirse de bunu bertaraf etmek olduğunu belirtti.
Blinken, tüm taraflardan tek taraflı adımlardan kaçınmasını istediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Hükümetlerimiz arasındaki işbirliğiyle Gazze’de bir ateşkes ve buradaki İsaillilerin getirilmesi için bir anlaşma sağlamaya çalıştık. Amacımız, Gazze’deki esirlerin getirilmesi, İsrail’in güvenliğini sağlamak ve Gazze’deki Filistinlilerin can sağlığını güvenceye almak ve çektiği sorunları sona erdirmek.”
YENİ TEKLİFİN İÇERİĞİNE İLİŞKİN DETAY YOK
Geçen hafta ABD Başkanı Joe Biden’ın Doha’da “aradaki boşlukları kapatacak” yeni bir teklif sunduğunu kaydeden Blinken, yeni teklifteki maddeleri açıklamadı.
Blinken, anlaşma için ön şartlar konusunda ısrarcı olacağını açıklayan Netanyahu’nun “boşlukları kapatan yeni teklifi kabul ettiğini” duyurdu.
İsrail’in talepleri doğrultusunda boşlukları kapatan anlaşmayı “Hamas’ın kabul etmesi gerektiğini” dile getiren Blinken, ateşkes müzakerelerinden vazgeçmeyeceklerini, anlaşma olmadığı müddetçe, daha fazla İsrailli esirin hayatını kaybedebileceğini ve bu süreçteki olayların anlaşmayı imkansız hale getirmese de erteleyebileceğini aktardı.
İsrail’den sonra Mısır ve Katar’a gideceğini söyleyen Blinken, Netanyahu’nun “kalıcı ateşkese razı olup olmadığıyla ilgili soruya” kaçamak cevap verdi.
Hamas’ın anlaşmaya ikna edilmesi gerektiğini yineleyen Blinken, “anlaşmanın aşamalarla ilerleyeceği” yanıtını verdi.
ABD’nin sunduğu, “boşlukları kapattığı” ifade edilen İsrail’in taleplerini de içeren anlaşma taslağının “aşamalarla ilerleyeceğini” belirten Blinken, “Birinci aşamada 6 hafta esirler karşılıklı serbest bırakılacak. İkinci aşamada da kalıcı ateşkes için müzakereler devam edecek. Uzman ekipler bu aşamalar üzerinde çalışıyor.” ifadesini kullandı.
Blinken, İsrail istihbarat direktörlerinin Katar veya Mısır’da gerçekleşen görüşmelere gideceğini belirterek, “Hamas’ın önce anlaşmayı kabul etmesi sonra da aşamaları müzakere etmesi gerektiğini” dile getirdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Buna göre, Harris’i destekleyen Demokrat seçmenlerin oy oranı yüzde 83 iken, Cumhuriyetçilerin yüzde 80’i Trump’ın kazanacağı görüşünde.
Genel olarak ABD’li seçmenlerin yüzde 48’i seçimlerde Harris hakkında olumlu düşünürken, yüzde 41’i ise Trump’ı destekliyor.
Harris, kadın seçmenler arasında daha popülerken, Trump ise erkekler tarafından daha çok tercih ediliyor.
AP’nin NORC Halkla İlişkiler Merkezi ile daha önce yaptığı ankette, ABD’lilerin Trump’ı ekonomi yönetimi, Harris’i ise demokrasiye bağlılıkta iyi bulduğu belirlenmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yemen'deki İran destekli Husiler, ABD ve İngiliz koalisyon uçaklarının ülkenin batısındaki Hudeyde kentine saldırı düzenlediğini duyurdu.
Husilere bağlı "El-Mesira" televizyonunun haberinde, ABD ile Rus Escort İngiltere'nin, ülkenin batısındaki Hudeyde kentine bağlı Salif bölgesini hedef aldığı belirtildi.
Bombardımanın sebep olduğu hasara ilişkin bilgi verilmezken, ABD ve İngiltere tarafından da saldırılara ilişkin açıklama yapılmadı. Husilerin kontrolündeki Hudeyde sahil kenti, bir uluslararası havalimanı ile 3 limanı barındırması sebebiyle Yemen'in en önemli kentlerinden biri sayılıyor.
Yemen'de İran'ın desteklediği Husiler, İsrail'in Sincan Escort Gazze'deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim 2023'ten bu yana Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu belirttikleri ticari gemilere el koyuyor, bazılarına da insansız hava araçları ve füzelerle saldırıyor. Husilerin eylemleri Türbanlı Escort nedeniyle çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz'deki seferlerini durdurma kararı aldı.
ABD, küresel deniz ticareti güvenliğinin tehlikeye girdiği gerekçesiyle 18 Aralık 2023'te bir grup ülkenin katılımıyla Husi güçlerine karşı "Refah Muhafızı Operasyonu" adında çok uluslu "deniz görev gücü" oluşturulduğunu açıkladı. ABD ve İngiltere'nin Yemen'de kontrollerinde bulunan bölgelere saldırısı üzerine Husiler, Üniversiteli Escort bu ülkelerin tüm gemilerini hedef alacağını duyurdu.
]]>YERALTINDA İŞBİRLİĞİ
Amerikan Washington Post gazetesine konuşan kaynaklara göre, ABD Başkanı Joe Biden ve üst düzey yardımcıları, İsrail’i, yüz binlerce Filistinlinin barındığı Refah’ta “daha sınırlı ve hedefe yönelik operasyonlar” düzenlemeye ikna etme umuduyla, son birkaç haftadır bu tür tekliflerde bulunuyor. İsrailli liderler, Hamas’ın tamamen ortadan kaldırılması için Refah’a girilmesi gerektiğini öne sürüyor. İsrail’in topyekûn işgalinin muazzam bir insani krize yol açacağından korkan ABD ise, Hamas liderlerinin saklandığı yeraltı tünellerini bulup İsrail’le istihbarat paylaşabilmek için Mısır’la işbirliği yapıyor.
TAHLİYEYE YARDIM TEKLİFİ
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken dün yaptığı açıklamada, İsrail’in Refah’taki sivilleri korumak için güvenilir bir planı olmadığını yinelerken, Amerikalı yetkililer, İsrail’e Refah’tan tahliye edilen Filistinliler için “çadırkentlerin ve gıda, su ve ilaç dağıtım sistemlerinin inşasına yardım etmeyi” de teklif etti. Büyük bir operasyona karar vermesi halinde, sivillerin güvenli tahliyesinin birkaç ay süreceğini bildirdi. İsrail ise çok daha kısa sürede “güvenli tahliyenin” mümkün olduğunda ısrar ediyor. Gazeteye konuşan kaynaklara göre, ABD hükümetinden çok sayıda uzman, İsrail ordusuna “Filistinlilerin tahliyesi için kaç çadır gerekeceğinden ne kadar suya ihtiyaç duyulacağına kadar” ayrıntılı tavsiyelerde bulunuyorlar. İsrail ise “800 bin kadar Filistinliyi tahliye etmeden Refah’a girmeyeceğine” dair ABD’ye güvence veriyor. Ancak iki ülke, tahliyenin nasıl gerçekleşeceği konusunda anlaşmakta zorlanıyor.
KALIN, HAMAS HEYETİ İLE GÖRÜŞTÜ
Öte yandan MİT Başkanı İbrahim Kalın, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye ve beraberindeki heyet ile dün Doha’da bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede Hamas’ın, İsrail ile yürütülen müzakere sürecinde Türkiye’nin girişimlerinden memnuniyet duyduğu belirtildi. Görüşmede müzakerelerdeki son durum, ateşkes girişimleri ve Filistin’e daha fazla insani yardımın ulaştırılmasına izin verilmesi konuları ele alındı.
BATI ATEŞKES TOPUNU HAMAS’A ATIYOR
İsrail ve Hamas arasında, arabulucu ABD ve Katar’ın eşliğinde süren müzakerelerin durma noktasına gelmesi sonucu Batı, ateşkese varılamamasıyla ilgili Hamas tarafını suçladı. ABD Başkanı Joe Biden, Washington’da katıldığı bir etkinlikte ateşkes görüşmelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Süreci yakından izlediklerini belirten ABD lideri “Eğer Hamas elindeki rehineleri, kadınları ve yaşlıları serbest bıraksa, hemen yarın ateşkes olurdu” dedi.
İngiltere hükümetinden de benzer bir açıklama geldi. Dışişleri Bakanı David Cameron, savaşın sona ermesinin yolunun rehinelerin serbest bırakılmasını sağlayacak bir anlaşma olduğunu söyledi. İngiliz basınına konuşan Cameron, “Sorun şu ki, mesele Hamas’a dönüyor. Hamas’a yüzlerce mahkûmu İsrail hapishanelerinden serbest bırakacak, çatışmalara ara verecek bir anlaşma teklif edildi. Ancak onlar bu anlaşmayı kabul etmiyorlar” şeklinde konuştu.
Hamas’tan yapılan açıklamada ise Refah kentine saldıran ve sınır kapısını yardım geçişine kapatan İsrail’in ateşkese yanaşmadığı belirtildi. Biden’ın sözleri, Kahire’deki son müzakere turunda alınan sonuçlardan geri adım atmak olarak değerlendirildi. Associated Press’e konuşan Mısırlı bir yetkili, Refah saldırısı sebebiyle müzakerelerin yüksek risk altında olduğunu kaydetti.

BM: GÜNEYDE GIDA TÜKENİYOR
İsrail ordusunun “kısıtlı operasyonlara” devam ettiği güney Gazze’de, insani yardım ablukası yüzünden gıda tükenmek üzere. BM İnsani Yardım Ajansı’nın (OCHA) başkanı Georgios Petropoulos, yaklaşık 1.5 milyon Filistinlinin İsrail saldırılarından kaçıp sığındığı güneyde, yiyeceğin tükenmek üzere olduğunu açıkladı. Öte yandan Mısır medyasına göre, Kahire yönetimi Gazze’deki insani durumun felakete dönüşmesinden İsrail’in sorumlu olduğunu belirterek “Refah kapısından yardım geçişleri konusunda İsrail’le işbirliği yapmayı” reddetti. Yardımlar için kritik önemdeki Refah sınır kapısı 7 Mayıs’tan bu yana kapalı.
ARAP ÜLKELERİNDEN İSRAİL’İN ‘SAVAŞ SONRASI’ PLANINA RET
Suudi Arabistanlı medya kuruluşu Al-Arabiya’nın haberine göre Mısır ve Katar, İsrail’in “savaş sonrası Gazze Şeridi’ndeki sivil idareyi kontrol etme” önerisini reddetti. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de planı reddettiğini açıkladı. BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah El Nahyan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu eleştirerek “Netanyahu’nun bizi Gazze Şeridi’nin sivil yönetimine katılmaya davet edecek hiçbir yasal yetkisi yok” dedi. El Nahyan, bölgede ancak “Filistin halkının bağımsızlığı için çabalayan bir Filistin hükümetini desteklemeye hazır olacaklarını” vurguladı.
Netanyahu hafta başında BAE, Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkelerinin savaştan sonra bölgede sivil hükümet kurulmasına yardım edebileceğini söylemişti.
İsrail hükümeti, savaşın ardından Gazze’nin güvenlik kontrolünü sürdürmek niyetinde olduğunu belirtirken, ABD ve Arap ülkeleri Gazze’de kontrolün Ramallah merkezli Filistin Yönetimi’ne geçmesinden yana. ABD lideri Joe Biden, daha önce savaş sonrası Gazze’nin yönetimiyle ilgili, “bölgenin rehabilitasyonuna katkıda bulunmaya hazır olduğunu beyan eden Arap ülkeleriyle” çalıştıklarını açıklamıştı.
]]>
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, Filistin’in BM üyeliğinin BMGK’de tekrar görüşülmesi ve gözlemci statüsünde olan Filistin’e bazı ilave haklar tanınması talep edilen karar tasarısını kabul etti. Karara tepki gösteren İsrail Dışişleri Bakanı Yısrael Katz, “”BM adı verilen siyasi tiyatro, gerçeklikten kopuk, sadece terörizmi cesaretlendiren yapay bir karar almıştır. İsrail barış istemektedir ve barış ancak taraflar arasında doğrudan müzakere yoluyla sağlanacaktır. İsrail, tarihin ve ahlakın doğru tarafında durmayı tercih ederek bu çarpık hamleyi desteklemeyen ya da işbirliği yapmayan tüm ülkelere minnettardır” dedi.
En yakın müttefiki ABD’den gelen itirazlara rağmen Refah’a askeri operasyondan vazgeçmeyen İsrail, kenti güneyden kuşattı. İsrail savaş kabinesi operasyonların genişletilmesine izin verirken, ordu yerinden edilmiş 100.000 Filistinlinin tahliye edilmesini emrettiği “kırmızı bölge”nin kuşatmasını tamamladı.
Bugün, İsrail’in Refah’a havadan tahliye emirleri attığı öğrenildi.
Aljazeera’ya konuşan kaynaklara göre İsrail attığı broşürlerle Filistinlilerin Refah’ın sadece çatışmaların şiddetlendiği doğu kısımlarından değil, merkezi bölgelerinden de kaçmalarını emrediyor. Tahliye emri verilen bölgeler ise şimdilik şöyle;
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail ordusunun Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin merakla beklenen raporu ABD Kongresi’ne sundu. Dışişleri Bakanlığı bünyesinde çalışan diplomatların görüşleri ile Pentagon ve Beyaz Saray’dan sağlanan bilgiler ışığında hazırlanan raporda İsrail’e yönelik eleştiriler dikkat çekti. İsrail’in 1 Ocak 2023’ten bu yılın Nisan ayı sonuna kadar olan dönemde uluslararası insani hukuku ihlal ettiğine dair iddialar olduğu belirtilen raporda, bu eylemlerde ABD silahlarının kullanılıp kullanılmadığına dair “kesin bilgiye” sahip olunmadığı ifade edildi. Buna rağmen, İsrail’in ABD yapımı savunma malzemelerine önemli ölçüde bağımlı olduğuna dikkat çekilen raporda, “Bu malzemelerin 7 Ekim’den bu yana İsrail güvenlik güçleri tarafından uluslararası insani hukuk yükümlülüklerine veya sivillere yönelik zararı azaltmaya yönelik uygulamalara aykırı şekilde kullanılmış olabileceğini değerlendirmek mümkündür” ifadeleri kullanıldı. Raporda, Gazze’deki şartların bölgede yaşanan bireysel olaylara ilişkin kesin bulgulara ulaşmayı zorlaştırdığı kaydedildi.
SİVİL YARDIM YETERSİZ
İsrail’in 7 Ekim’den sonraki ilk aylarda insani yardım akışını artırmak için ABD hükümetiyle “tam olarak işbirliği yapmadığı” belirtilen raporda, son zamanlarda ise bu yöndeki çabalarda “önemli artış olduğu” tespiti yapıldı. Buna rağmen, Filistinli sivillere ulaşan yardımın miktarının “yetersiz” kalmaya devam ettiğine dikkat çekilen raporda, “Şu anda İsrail hükümetinin ABD insani yardımının taşınmasını veya teslim edilmesini yasakladığını veya başka bir şekilde kısıtladığını değerlendirmiyoruz” denildi.
İSRAİL’E ELEŞTİRİ
Raporda, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) sivil kayıpları azaltma konusunda başarısız olmakla eleştirildi. İsrail ordusunun sivillere yönelik zararı azaltabilecek bilgi, deneyim ve teknolojiye sahip olduğu vurgulanan raporda, “Yüksek seviyelerdeki sivil kayıplar da dahil sahadan elde edilen sonuçlar, IDF’nin tedbirleri her durumda etkili bir şekilde kullanıp kullanmadığı konusunda önemli soru işaretleri yaratmaktadır” ifadelerine yer verildi.
İsrail’in sivil kayıpları önlemek adına Gazzelileri saldırılar hakkında önceden bilgilendirmeye çalıştığı iddia edilen raporda, “Çatışmalarda bildirilen sivil kayıp oranı aynı zamanda İsrail’in ihtiyati tedbirlerinin etkinliği hakkında da ciddi soruları gündeme getiriyor” denildi.
İsrail’in sivilleri hedef aldığı Gazze Şeridi’nde bulunan toplu mezarlar endişeye neden oldu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyeleri, aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu yüzlerce cesedin ortaya çıkarıldığına dair haberler nedeniyle “derin endişe” duyduklarını belirtti.
BMGK üyeleri, uluslararası hukuk ihlalleri konusunda hesap verilmesi yönünde ihtiyacın altını çizerek, Gazze’deki tüm toplu mezar yerlerine engelsiz erişim sağlanıp, Nasır ile Şifa Hastaneleri ve çevresinde bulunan toplu mezarlara ilişkin acil, bağımsız, detaylı, şeffaf ve tarafsız soruşturma yürütülmesini talep etti.
İsrail ile Hamas arasında Mısır’ın başkenti Kahire’de gerçekleştirilen esir takası ve ateşkes müzakereleri sonuca ulaşmıyor. ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, müzakerelerdeki son duruma ilişkin yaptığı açıklamada, görüşmelerin şimdilik anlaşma sağlanamadan sona erdiğini belirterek, “Açıkçası bir anlaşmaya varamadık ve bu son derece üzücü” dedi.
ABD’nin anlaşmazlıkların aşılabileceğine inandığını belirten Kirby, “Yüz yüze görüşmeler sona ermiş olsa da, sanal ortamda da olsa müzakerelerin sürmesi için çok çalışıyoruz. Biz hala bir anlaşmanın mümkün olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu.
İsrail’in Refah kentindeki saldırılarına da değinen Kirby, operasyonun büyük çaplı olmadığını söyleyerek, “Endişeyle takip ediyoruz. İsraillileri bir kez daha Refah sınırını insani yardıma açmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.
Canlı Anlatım Özeti
İsrail Dışişleri Bakanı, BM kararını ‘siyasi tiyatro’ olarak adlandırdı
İsrail Refah için tahliye emrini genişletiyor
ABD Dışişleri Bakanı Blinken İsrail raporunu Kongre’ye sundu
BMGK üyelerinden Gazze Şeridi’ndeki toplu mezarlara acil soruşturma talebi
ABD: “Gazze ateşkesinde bir anlaşmaya varamadık ve bu son derece üzücü”
‘TALİHSİZ ETKİ’ DEDİ
Ekim ayından beri 35 bine yakın Filistinli sivilin öldürülmesinde ABD bombalarının rol oynaması konusunda Ryder, şunları söyledi: “Gazze’de çatışma ilerledikçe bu çatışmanın sivil nüfus üzerinde yarattığı talihsiz etkiyi gördük. Masum sivillerin öldürüldüğünü görmek istemediğimizi çok açık şekilde ifade ettik. İster Filistinli ister İsrailli olsun.” Ryder ayrıca sivilleri korumak için daha fazla şey yapılması gerektiği gerçeğinin de farkında olduklarının altını çizdi.
SÖZCÜDEN KAÇAMAK YANIT
Bir savaş sırasında savaş suçları işleyen, insani yardımların girişini kasıtlı olarak engelleyen ve masum sivilleri kasıtlı olarak hedef alan ülkelere askeri yardım gönderilmesini engelleyen yasalara sahip olan ABD’nin bu hafta gelen itiraftan sonra İsrail’e silah gönderip gönderemeyeceği de gündeme geldi. Ryder, “Varsayımlara girmeyeceğim. Bildiğiniz gibi güvenlik yardımlarını değerlendirirken uyguladığımız bir sürecimiz var ve bu süreç şu anda devam ediyor” dedi.
‘BAŞKAN ENDİŞELENDİ’
Aynı gün Hürriyet’in katıldığı bir brifing sırasında Beyaz Saray Sözcüsü John Kirby, Başkan Biden’ın İsrail’in Refah’a girmeye yönelik hamleler yaptığına dair gelişmeleri gördüğünü ve bu konuda endişelendiği için 1800 adet 900 kilogramlık ve 1700 adet 225 kilogramlık ağır bombaların sevkiyatını durdurduğunu söyledi.

BORRELL: ‘BOMBA OLMAZSA SALDIRI DA OLMAZ’
AVRUPA Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İsrail saldırılarının ancak ellerinde bomba olmadığında duracağını söyledi. İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares ile başkent Madrid’de yaptığı görüşme öncesi basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Borrell, ABD’nin İsrail’e silah sevkıyatını durdurma kararıyla ilgili bir soruya, “Bombaların atılmasını önlemenin tek yolu, bombalara sahip olmamaktır” cevabını verdi. Öte yandan AB üyeleri İspanya, Malta, İrlanda ve Slovenya’nın Filistin devletini yakın bir zamanda tanıyacağını söyledi. Halihazırda Bulgaristan, Polonya, Çekya, Romanya, Slovakya, Macaristan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsveç olmak üzere Filistin’i sekiz AB üyesi tanıyor.

NETANYAHU: GEREKİRSE TIRNAKLARIMIZLA SAVAŞIRIZ
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, X üzerinden yayınladığı video mesajında ABD Başkanı Joe Biden’ın silah sevkiyatını durdurma tehdidinin İsrail’in Gazze’deki saldırısını sürdürmesini engellemeyeceğini belirterek “Eğer yalnız kalmamız gerekiyorsa, yalnız kalacağız. Gerekirse tırnaklarımızla savaşırız. Ama tırnaklarımızdan çok daha fazlasına sahibiz” dedi. İsrail’in en üst düzey askeri sözcüsü Tuğamiral Daniel Hagari de silahların durdurulmasının pratikteki etkisinin az olacağını ifade etti. Hagari, “Ordunun Refah’taki görevler için mühimmatı var, ihtiyacımız olana sahibiz” ifadesini kullandı.
ALMANYA DA SİLAH AKIŞINI KESER Mİ
ABD’yi ziyaret eden Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, ABD Başkanı Biden’ın ‘İsrail’in Refah’a geniş çaplı saldırıyla girmesi durumunda silah göndermeyi durduracağına’ dair sözlerini anlayabildiğini, Alman hükümetinin de bu konuyu istişare ettiğini açıkladı. Bu konudaki sorumluluğun öncelikle Almanya’nın başbakanlığı ve dışişleri bakanlığında olduğunu belirten Pistorius, net bir ifade kullanmaktan kaçındı. Almanya, ABD’nin ardından İsrail’e en büyük silah sevkiyatı yapan ülke olarak öne çıkıyor. Berlin’i İtalya, İngiltere, Kanada ve Hollanda takip ediyor.
]]>
Amerika genelinde 140 üniversiteye yayılan Gazze yanlısı protestolar için ilk kez konuşan ABD Başkanı Joe Biden, protestoculara yasalara uyma çağrısı yaptı.
Biden Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada, “Düzen yeniden sağlanmalı” dedi ve “Biz otoriterliğin hakim olduğu bir ulus değiliz. İnsanları susturmak ve muhalefeti bastırmak amacında değiliz. Ama kanunsuzluğun hüküm sürdüğü bir ülke de değiliz” mesajını verdi.
Protestonun bir hak olduğunu söyleyen Biden, “Kimsenin kaos yaratma hakkı yok” dedi. ABD Başkanı, öğrencilerin saldırıya uğrama korkusu olmadan kampüste dolaşabilme hakkı olduğunu da söyledi.
Hamas, Gazze’de bir ateşkes anlaşmasını “olumlu bir ruhla” değerlendirdiğini söylerken BM, harap olmuş Filistin topraklarını yeniden inşa etmenin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülmemiş çabalar gerektireceği uyarısında bulundu.Aylardır devam eden müzakerelerin ardından Hamas’ın ateşkes karşılığında rehineler teklifine iyimser yaklaşması yakında bir anlaşmaya varılabileceği umutlarını arttırdı.
Hamas’ın resmi internet sitesinde yer alan açıklamada, Hamas lideri İsmail Haniye’nin, arabulucu ülkeler tarafından Kahire’de sunulan son ateşkes önerisini “olumlu bir ruhla” incelediği bildirildi.
Hamas’ın ABD askerlerine saldıracağı yönündeki iddialara en yetkili isimden cevap geldi. ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Hamas’ın ABD askerlerine saldırma yönünde “aktif bir niyeti” olduğuna dair “herhangi bir belirti” görmediğini söyledi.
Şu anda Gazze kıyısı açıklarında geçici bir iskele inşasını destekleyen yaklaşık 1000 ABD askeri bulunuyor. Önümüzdeki günlerde açılması planlanan iskele, kuşatma altındaki bölgeye insani yardım akışını artıracak.
ABD’nin New York kentinde 18 Nisan’da başlayan ve ülke genelindeki üniversitelere yayılan Filistin’e destek gösterileri devam ediyor. George Washington Üniversitesi’nde gösterilere destek verenlerin sayısı her geçen gün artıyor.
Birçok üniversitede polis göstericilere müdahale ederken, başkent polisi henüz George Washington Üniversitesi’nde müdahalede bulunmadı. Göstericiler, geceleri kampüste kurdukları çadırlarda geçiriyor..
Associated Press (AP) haber ajansı, polisin son haftalarda ABD genelindeki üniversite kampüslerinde düzenlenen Filistin yanlısı protestolar sırasında yaklaşık 2.200 kişiyi gözaltına aldığını bildirdi.
Ticaret Bakanlığı, 9 Nisan’da açıkladığı İsrail ile yapılan ihracat işlemlerini kısıtlama kararının ardından, bugün yayınladığı yeni açıklamada her türlü ihracat ve ithalat işleminin durdurulduğunu duyurdu.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, İsrail’in hükümetinin uluslararası ateşkes çabalarını karşılıksız bıraktığı ve insani yardımları engellediği vurgulandı ve “Türkiye bunun üzerine 9 Nisan 2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 54 ürün grubunun İsrail’e ihracatını kısıtlamıştır. Alınan bu kararda, İsrail Gazze’de derhal ateşkes ilan edene ve yeterli miktarda ve kesintisiz insani yardım akışına izin verinceye kadar kısıtlama tedbirlerinin yürürlükte kalacağı vurgulanmıştır. Buna rağmen, İsrail Hükümetinin saldırgan tutumunu sürdürdüğü, Filistin’deki insani trajedinin kötüleştiği müşahede edilmektedir. Bu itibarla, devlet düzeyinde alınan tedbirlerin ikinci aşamasına geçilmiş, İsrail’le ilgili ihracat ve ithalat işlemleri tüm ürünleri kapsayacak şekilde durdurulmuştur” denildi.
Canlı Anlatım Özeti
Biden’dan ‘Düzen yeniden sağlanmalı’ açıklaması
“Hamas teklifi olumlu bir ruhla değerlendiriyor”
Hamas’ın Amerikan birliklerine saldırmayı planladığına dair bir belirti yok
ABD üniversitelerinde 2 binden fazla gözaltı
Türkiye, İsrail ile olan tüm ticaretini durdurduABD’nin New York kentindeki Columbia Üniversitesi’nde 18 Nisan’da başlayan Filistin yanlısı protestoların 16 eyalette 20 üniversiteye yayıldığı bildirildi. ABD basınında yer alan haberlere göre, üniversitelerde kamp kurarak İsrail’e saldırılarına son verme çağrısı yapan ve üniversitelerini İsrail’e silah satan şirketlerle ilişkilerini kesmeye çağıran öğrenci ve akademisyenlerden gözaltına alınanların sayısı bine ulaştı.
Bölge ülkeleri başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinden üst düzey temsilciler Dünya Ekonomik Forumu (WEF) zirvesi için Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da bir araya geldi.Toplantı sonrası ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Hamas’a cömert bir teklif sunulduğunu açıklarken, uluslararası ajanslar Hamas’ın söz konusu teklifi incelediğini yazdı.
Mısır basınına göre iki aşamalı anlaşmada öncelikle 3 haftalık bir ateşkes ve 30 İsrailli esirin serbest bırakılması öngörülüyor. İsrail ise sayıları henüz kesinleşmeyen Filistinli mahkûmları serbest bırakacak. İkinci aşamada 10 haftalık bir ateşkes ve tarafların müzakere edilecek daha geniş bir esir takasını uygulaması öngörülüyor. Ayrıca en az 300 bin Filistinlinin Gazze’nin orta ve kuzey kesimlerine dönüşü planlanıyor.
ABD’li yayın organı CNN, aylar sonra süren çıkmaz sonrası tarafların anlaşmasının savaşın sona ermesi için önemli bir adım olacağını, aksi durumda bölgedeki krizin derinleşebileceğini yazdı. CNN’e göre anlaşmaya varılamaması durumunda İsrail, 1 milyondan fazla Filistinlinin barındığı güney Gazze şehri Refah’a geniş çaplı bir kara saldırısı başlatabilir.İsrail kaynakları da anlaşma çabalarının saldırıyı engellemek için son şans olduğunu doğruluyor. Müzakerelere aşina olan İsrailli kaynak CNN’e yaptığı açıklamada “Refah’ı durdurmanın tek yolu anlaşmadır” dedi.
ABD ordusu, ağır saldırı altındaki Gazze Şeridi’ne daha fazla yardım ulaştırılmasına yardımcı olacak iskelenin yapım aşamasında olduğunu gösteren fotoğraflar yayınladı.Görüntülerde yüzer platformlar üzerinde askeri üniformalı işçiler görülüyor.ABD merkez komutanlığı görüntüleri X’te “iskele inşası başlıyor” diye duyurdu.
Pier-building begins
Construction of the floating JLOTS pier in the Mediterranean is underway.
The pier will support @USAID and humanitarian partners to receive and deliver humanitarian aid to the people of Gaza. @USTRANSCOM and @USEUCOM support the movement of… pic.twitter.com/tC9J12wz4Z
— U.S. Central Command (@CENTCOM) April 29, 2024
İsrail medyası, Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya karşı “tutuklama emri” çıkarabileceğini ve Netanyahu “olağandışı bir stres” altında olduğunu iddia etmişti.
Bugün ABD medyasında yer alan haberlere göre, Netanyahu için olası tutuklama emri Beyaz Saray’dan döndü. The Hill’de yer alan haberde Biden yönetiminin, İsrail hükümeti üyelerine yönelik olası bir kovuşturmaya karşı çıktığı vurgulandı.Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karine Jean-Pierre de haftalık basın brifinginde soruşturmayı desteklemediklerini duyurdu.
Ne Amerika Birleşik Devletleri ne de İsrail UCM’ye üye 124 ülke arasında yer alıyor. Ve İsrail’in Lahey’de yargılanmak üzere hükümetinin herhangi bir üyesini teslim etme şansı fiilen sıfır. Ancak yine de İsrailli yetkililere göre Netanyahu hakkında tutuklama kararı çıkarılması onu eleştirenlerin iddialarını güçlendirecektir. İsrail başbakanı Netanyhu’nun tutuklama emri korkusu ile ABD Başkanı Joe Biden’ı arayıp yardım istediği iddiası da bugün dünya medyasının öne çıkan başlıklarından biri oldu.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları 206 gündür devam ederken, Gazze Şeridi’ndeki esirlerin aileleri ve destekçileri İsrail’in başkenti Tel Aviv’de sokağa indi.
Göstericiler, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetine en kısa sürede esirlerin serbest bırakılması için bir ateşkes anlaşmasını kabul etmesi çağrısında bulunarak, ellerinde “Refah bekleyebilir, onlar bekleyemez” yazılı pankart taşıdılar.
Tel Aviv’deki Begin Caddesi’ni trafiğe kapatan göstericiler, yolda ateş yaktı. Polis ile göstericiler arasında arbede çıktı.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da olası Refah operasyonu, ateşkes anlaşması ve İsrail-Suudi Arabistan normalleşmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Hamas’a iletilen son teklifi “İsrail açısından olağanüstü derecede cömert” olarak nitelendiren ABD’li Bakan, grubun kararını “hızlı bir şekilde vermesi gerektiğini” belirterek, “Doğru karar vereceklerinden umutluyum” ifadelerini kullandı.
Olası bir ateşkes anlaşmasıyla sahadaki “dinamiklerde temelden bir değişim” olabileceğini kaydeden Blinken, bölgedeki insani yardımların arttırılması için ise bir ateşkese ulaşılmasını beklememeleri gerektiğini söyledi.
Blinken ile aynı etkinlikte konuşan Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükri de Blinken’ın açıklamalarına pararlel şekilde, Hamas’a sunulan teklifin “her iki tarafın da pozisyonlarını göz önünde bulundurduğunu” ifade ederek, anlaşma sağlanmasından “umutlu” olduğunu söyledi.
Canlı Anlatım Özeti
ABD üniversitelerindeki Filistin’e destek gösterilerinde gözaltı sayısı bine ulaştı
Anlaşma sağlanamazsa İsrail Refah’a saldırabilir
ABD ordusu Gazze açıklarında inşa edilmekte olan yardım iskelesinin görüntülerini yayınladı
Tutuklama emri Beyaz Saray’dan döndü
İsrailliler sokağa döküldü: Refah bekleyebilir
Blinken: ‘Hamas’a cömert bir teklif sunduk’
‘ORDU HAZIR’
İsrail haberlerine göre, önceki akşam toplanan İsrail savaş kabinesini operasyonla ilgili bilgilendiren İsrail Genelkurmay Başkanı Herze Halevi karada hazırlıkların tamamlandığını söyledi. Haberlerde, Refah operasyonunun ilk ayağını sivillerin tahliyesinin oluşturacağı iddia edildi. Tahliye sürecinde çatışma bölgesinin dışında kurulacak 40 bin çadıra sivillerin yerleştirilmesi, 10 sahra hastanesi kurulması, su ve iletişim ağlarının kurulması gibi altyapı çalışmalarının gerçekleştirilmesi safhaları yer alıyor. Tahliye aşamasının beş hafta sürmesi öngörülüyor.

BİRLİKLERE ROTASYON
Ancak İsrail’in sivilleri tahliye etme planları en başından beri uluslararası kamuoyunu tatmin etmiyor. ABD başta olmak üzere birçok ülke İsrail’e kara harekâtından vazgeçmesi çağrısı yapsa da Tel Aviv yönetimi “Hamas’ın bitirilmesi” hedefi için operasyonun gerekli olduğunu savunuyor. İsrail ordusu dün de Gazze Şeridi’nde bıraktığı tek birlik olan Nahal Taburu’nu geri çekerek bölgeye iki farklı birlik konuşlandırıldığını açıkladı.
Refah operasyonunun Mısır’ın Sina Yarımadası’na doğru kitlesel bir göçü tetiklemesi endişesini taşıyan Kahire yönetimi de harekete geçti. Kahire’nin saldırıyı önlemek amacıyla ateşkes görüşmelerine ivme kazandırmaya çalıştığı belirtilirken, Mısır lideri Abdülfettah es-Sisi de İsrail’i uyardı. Filistinlilerin yerlerinden edilmesi ve Sina’ya ya da başka bir yere zorla göç ettirilmesini reddettiklerini söyleyen Sisi, İsrail’in Refah’a kara operasyonunun Gazze’deki insani durum ve bölgesel barış üzerinde “felaket sonuçları” olacağını kaydetti.
BLINKEN’DAN YEDİNCİ TUR
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Blinken da haftaya İsrail’de temaslarda bulunacak. Bu, Blinken’ın 7 Ekim’den bu yana bölgeye yedinci ziyareti olacak. Blinken’ın gündeminde ilk maddenin Refah operasyonu olacağı, ayrıca çatışmaları durdurma ve rehinelerin serbest bırakılması yönündeki müzakerelerin görüşüleceği belirtildi.

AŞIRI SAĞCI BAKAN TRAFİK KAZASI GEÇİRDİ
-İSRAİL’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, trafik kazası geçirdi. Remle şehrinde 18 yaşındaki İsrailli bir kadının ağır yaralanmasıyla sonuçlanan olayı yerinde incelemek üzere bölgeye giden Ben Gvir, burada İsrail hükümetine terör olaylarına karışanlar için idam cezası çağrısında bulundu. 47 yaşındaki Bakan’ın aracı, dönüş yolunda bir başka otomobille çarpışarak takla attı. Ben Gvir ve beraberindeki 2 kişinin hafif yaralandığı ve yakındaki bir hastaneye sevk edildiği belirtildi. Gvir’in durumunun ciddi olmadığı aktarıldı. Öte yandan görgü tanıkları, bakanın otomobilinin kırmızı ışıkta geçtiğini söyledi. Polis kazayla ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı.

ABD GAZZE’DE İSKELE İNŞASINA BAŞLADI
– ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) önceki gün yaptığı açıklamada, ABD ordusunun Gazze Şeridi’ne insani yardımların girmesini sağlayacak iskele inşasına başladığını duyurdu. İskelenin mayıs ayının ilk haftası içinde faaliyete geçmesinin planlandığı belirtilirken, inşanın İsrail tarafından da onaylandığı ifade edildi. ABD Başkanı Joe Biden mart ayında, ABD ordusunun, aylardır açlıkla mücadele eden milyonların yaşadığı Gazze’nin Akdeniz kıyısında insani yardımların deniz yoluyla ulaştırılması için geçici bir iskele inşa edeceğini ilan etmişti. Pentagon daha önce yaptığı açıklamada iskele aracılığıyla Gazze Şeridi’ne ulaşan yardımın dağıtımının bölgede yer alan sivil toplum örgütleri tarafından gerçekleştirileceğini aktarmıştı.
Geçici limanın ya da bölgeye giden yardımların güvenliğini kimin sağlayacağı ise belli değil. Biden, plan kapsamında Gazze’ye ABD botlarının girmeyeceğini söylemişti. Gazze’deki yardım dağıtımları sırasında zorluklar yaşanıyor. Bazı konvoylar insanlar tarafından kuşatılıp malzemeler yağmalanıyor. Filistin polisi ise İsrail saldırıları sebebiyle konvoylara eşlik etmeyi bıraktı.
]]>Wang, “Çin ve ABD istikrarla ilerlemek için doğru yönde ilerlemeye devam mı etmeli yoksa iniş sarmalına mı dönmeli?” diye sordu.
Bir yıldan kısa bir süre içinde Çin’e ikinci ziyaretini gerçekleştiren Blinken, Cuma günü öğleden sonra Devlet Başkanı Şi ile görüşerek gezisini tamamladı.
Çin Dışişleri Bakanı Wang, iki ülkenin ya işbirliği ya da çatışma içine girebileceği, hatta “çatışmaya kayabileceği” uyarısında bulundu.

Wang, Çin’in egemenlik, güvenlik ve kalkınma konularındaki “kırmızı çizgilerini” ortaya koydu ve ABD’yi bu çizgileri aşmaması konusunda uyardı.
“[ABD-Çin] ilişkilerindeki olumsuz faktörler artmaya ve gelişmeye devam ediyor ve ilişki her türlü aksaklığa maruz kaldı” hatırlatmasında bulunan Wang, “Çin’in meşru kalkınma hakları makul olmayan bir şekilde bastırıldı ve temel çıkarlarımız zorluklarla karşı karşıya” dedi.
Wang bu zorlukları açıklamadı ancak iki süper güç arasında Güney Çin Denizi’ndeki pozisyonları, ABD’nin Tayvan hükümetine desteği ve insan hakları da dahil olmak üzere birçok hassas alevlenme noktası söz konusu.
Blinken, Wang ile basın önünde yaptığı açıklamalarda daha ihtiyatlı davrandı.
Blinken, Pekin ve Washington’un “aktif diplomasi” ile ilişkileri ilerletme konusunda ortak sorumlulukları olduğunu söyledi.
Bununla birlikte, dünyanın en önemli ilişkisi olarak nitelendirdiği iki ülke arasındaki ilişkide yanlış hesaplamalardan kaçınmak için ülkelerinin farklılıkları konusunda açık ve net olacağını söyledi.

Şİ: RAKİP DEĞİL ORTAK OLMALIYIZ
Blinken ve Şi arasındaki görüşme, gerçekleşmesinden sadece birkaç saat önce duyuruldu.
Çin devlet kanalı Xinhua Haber Ajansı’nın haberine göre, Devlet Başkanı Şi Jinping toplantıyı açarken Çin ve ABD’nin “farklılıkları koruyarak ortak zemin aramaları ve kısır bir rekabete girmemeleri” gerektiğini söyledi.
Şi, “bir şey söyleyip başka bir şey yapmak” yerine “sözlerine sadık kalmaları” gerektiğini kaydetti.
Çin ve ABD’nin “birlikte gelişip ayrı ayrı zenginleşmesinin” mümkün olduğunu söyleyen Şi, “Çin kendine güvenen, açık ve müreffeh bir ABD görmekten mutluluk duyuyor. ABD tarafının da Çin’in kalkınmasına olumlu bakacağını umuyoruz” dedi.
Şi, iki ülkenin “rakip değil ortak olması gerektiğini” belirterek, ABD-Çin ilişkileri için “üç ana ilke” olarak karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazan işbirliği çağrısında bulundu.
Bu hafta başında Washington, Tayvan’a askeri yardım içeren son yardım paketini onayladı. Bu durum Pekin’den sert eleştiriler aldı ve Pekin bunu “tek Çin ilkesinin ciddi bir ihlali” olarak nitelendirdi.
Çin, özerk yönetime sahip Tayvan’ın eninde sonunda Pekin’in kontrolü altına girecek ayrılıkçı bir eyalet olduğunu iddia ediyor, ancak ada kendisini farklı görüyor.

Blinken’in ziyareti, ABD’nin Çin’e ait popüler video uygulaması TikTok’u satmaya zorlayan, aksi halde Amerika’da yasaklanmasını sağlayacak bir yasayı kabul etmesinden birkaç gün sonra gerçekleşti.
ABD ayrıca Pekin’i, belli malzemelerin Rusya’ya ihracatını durdurması konusunda uyarıyor ve Moskova’nın bunları Ukrayna savaşı için silah üretiminde kullandığını savunuyor.
Ancak bu ziyaret, soğuk da olsa, iki rakip güç arasındaki diyalog ve diplomasideki önemli artışın göstergesi, geçen yıl tırmanan gerginliğin ardından ilişkileri eşit bir zemine oturtma çabası olarak değerlendiriliyor.
ABD Başkanı Joe Biden ve Şi bu ayın başlarında yaptıkları telefon görüşmesinde iklim değişikliği ve narkotikle mücadele de dahil olmak üzere işbirliği yollarını ele aldılar.
Ancak ABD’nin Tayvan’a verdiği destek ve teknolojiye yönelik ticari kısıtlamalar konusunda anlaşmazlık devam ediyor.
]]>Wang Yi, “Çin ve ABD istikrarla ilerlemek için doğru yönde mi yol almalı yoksa aşağı doğru bir sarmala mı dönmeli? Bu, iki ülkemizin önündeki önemli bir sorudur, samimiyetimizi sınamaktadır. Taraflar küresel sorunlara karşı uluslararası iş birliğine öncülük edip herkes için kazan-kazan mı sağlamalı yoksa rekabete ve çatışmaya mı girmeli, hatta çatışmaya mı sürüklenmeli? Uluslararası toplum cevabımızı bekliyor” şeklinde konuştu.
ABD’YE ÇAĞRI
Wang Yi, “Çin’in tavrı tutarlı. Her zaman insana, dünyaya ve geleceğe karşı sorumluluk duygusuyla hareket ettik. Çin’in konumu hep tutarlıydı. (Çin) Devlet Başkanı Xi Jinping’in ortaya koyduğu karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama ve kazançlı iş birliği ilkelerini izliyoruz. İstikrarlı, sağlıklı ve sürdürülebilir bir Çin-ABD ilişkisine bağlıyız. Çin’in endişeleri de tutarlı. Her zaman birbirimizin temel çıkarlarına saygı gösterilmesi çağrısında bulunduk ve ABD’yi Çin’in iç işlerine müdahale etmemeye, Çin’in kalkınmasını engellememeye, Çin’in egemenlik, güvenlik ve kalkınma çıkarları konusunda Çin’in kırmızı çizgilerine basmamaya çağırdık. Bu seferki ziyaretiniz, başkanlarımızın iletişimin sürdürülmesi, farklılıkların yönetilmesi, iş birliğinin ilerletilmesi ve uluslararası ilişkilerde koordinasyonun güçlendirilmesi konularındaki ortak anlayışlarının hayata geçirilmesine yönelik çabaların bir parçası. Bugün sizinle derinlemesine bir görüş alışverişinde bulunmayı sabırsızlıkla bekliyorum” dedi.
“YÜZYÜZE DİPLOMASİNİN YERİNİ HİÇBİR ŞEY TUTAMAZ”
Blinken ise konuşmasında, “Dün Şanghay’a güzel bir ziyaret gerçekleştirdik. Parti Sekreteri Chen’le, birlikte çalışan ve öğrenen Çinli ve ABD’li öğrencilerle ve Çin’de çok aktif olan iş dünyamızla güzel, samimi sohbetler gerçekleştirdik. Başkan (Joe Biden) benden iki başkanımızın geçtiğimiz yılın sonunda San Francisco’da mutabık kaldığı narkotikle mücadele konusunda iş birliğinin yeniden başlatılması, ordulararası görüşmelerin yeniden başlatılması, yapay zekanın geleceğine, risklerine ve güvenlik sorunlarına birlikte bakmak ve haklarımız arasındaki bağın güçlendirilmesi, aynı zamanda eleştirel bir şekilde farklılıklarımızın sorumlu bir şekilde yönetilmesi konularında ilerleme sağlamak için buraya gelmemi istedi. Başkanlarımızın belirlediği gündemde ilerlemek aktif diplomasi gerektirir ve bizce ilerleme sağlamak için yüz yüze diplomasinin yerini hiçbir şey tutamaz. Ancak aynı zamanda en azından yanlış anlamaları önlemek için farklılıklarımızın olduğu alanlar hakkında mümkün olduğunca net olmamızı sağlamak için. Ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin dünya çapında yol açtığı etki göz önüne alındığında bu sadece kendi halklarımız için değil, dünyanın her yerindeki insanlar için de sahip olduğumuz ortak bir sorumluluktur” ifadelerini kullandı.
Blinken, “Görüşmelerimizde farklılıklarımızın olduğu alanlar ve ABD’nin nerede durduğu konusunda çok açık olmayı sabırsızlıkla bekliyorum ve sizin de Çin adına aynısını yapacağınızdan hiç şüphem yok. Ancak bunu yapmamızın önemli olduğunun bir kez daha altını çiziyorum. Bence ilişkiyi sorumlu bir şekilde yönettiğimizi göstermek önemli. Umarım başkanlarımızın iş birliği yapmamız konusunda mutabakata vardığı konularda ilerleme kaydedebilir, aynı zamanda farklılıklarımızı, niyetimizi netleştirebilir ve birbirimize nerede durduğumuzu net bir şekilde anlatabiliriz” ifadelerini kullandı.
Blinken’in akşam saatlerinde Washington’a dönmeden önce Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile de görüşmesi bekleniyor.
“DERİNLEMESİNE VE KAPSAMLI BİR GÖRÜŞME YAPTIK”
Bakan Blinken, Çinli mevkidaşı Wang Yi ile gerçekleştirdiği görüşmeye dair sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Blinken, “Bugün Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Wang Yi ile derinlemesine ve kapsamlı bir görüşme yaptım. Rekabeti sorumlu bir şekilde yönetme çabamızın bir parçası olarak, her iki halkımıza da fayda sağlamak için ilerleme kaydedebileceğimiz (narkotikle mücadele gibi) ortak ilgi alanlarına ek olarak farklılıklarımızı da tartıştık” ifadelerini kullandı.
]]>SAHAYI DEĞİŞTİRECEK Mİ
ABD Kongresi’mde Cumhuriyetçi kanat uzun süredir Ukrayna’ya yapılacak yardımları engelliyordu. Kiev yönetimine en son yardım tasarısı yaklaşık 1.5 yıl önce geçmiş ve Pentagon’un elinde Ukrayna’ya gönderebilmek için bütçe kalmamıştı. Bu sebeple silah sevkiyatları durma noktasına gelmişti. Geçen süre içinde Ukrayna ciddi bir mühimmat sorunu yaşarken, Rus birlikleri cephede stratejik avantajı ele geçirmişti. Pentagon, ilk silah sevkiyatı için kolları sıvadı. ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri, bürokratik sürece takılmadan hızla ilerleyebilecek, içerisinde top mermileri ve hava savunma sistemleri bulunan bir ABD mühimmat paketi hazırlıyor. ABD yetkilileri tam olarak hangi sistemlerin Ukrayna’ya sevk edileceğini açıklamasa da Amerikan basınına konuşan yetkililer, yardımlar sonrası sahada “gözle görülür bir değişiklik” beklendiğini belirtiyor.

Mühimmat eksikliği yaşayan Ukrayna ordusu son aylarda cephede zorlanıyor.
‘EVLATLARIMIZ YERİNE KURŞUN’
Cumhuriyetçi Parti içinde aylardır çatlağa sebep olan ve çok tartışılan yardım paketlerini oylamaya sunarak siyasi kariyerini tehlikeye atan Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Başkanı Johnson, oylamadan sonra yaptığı açıklamada kararını savunarak “yurtdışındaki çatışmalara kendi evlatlarımızı göndermektense kurşun göndermeyi tercih ederiz” dedi.
KİEV’DEN TEŞEKKÜR MOSKOVA’DAN TEPKİ
– Uzun zamandır yardım paketini bekleyen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, oylama sonrası ABD’ye teşekkür etti. Yardımın geçirilmesinin “çok anlamlı” olduğunu belirten Ukrayna lideri, cephelerde savaşan Ukraynalı askerlerin ve bombardıman altındaki Ukrayna köylerinin bunu hissedeceğini söyledi. Zelenski, “bizzat Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’a ve tıpkı bizim Ukrayna’da inandığımız gibi Rus kötülüğünün kazanmaması gerektiğine inanan tüm Amerikalı kalplere teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Rusya cephesinden ise oylamaya tepki geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, “Kiev rejimi daha fazla Ukraynalıyı öldürerek ABD’yi daha da zenginleştirecek ve Ukrayna’yı daha da mahvedecek” dedi. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise ABD’nin yardım paketini onaylamasının dünyadaki krizleri daha da kötüleştireceğini savundu.

Volodimir Zelenski
İSRAİL’E DE SİLAH YAĞACAK
– Yardım paketi kapsamında İsrail’e de yüklü miktarda askeri yardım yapılması öngörülüyor. Bu silah yardımları içerisinde Demir Kubbe ve Davud’un Sapanı isimli füze savunma sistemlerine 4 milyar dolar, Demir Işın hava savunma sistemine 1.2 milyar dolar, çeşitli gelişmiş silah sistemleri ve savunma ürünlerine 3.5 milyar dolar, top mermileri ile kritik mühimmatlar için 1 milyar dolar ve ABD’nin İsrail’e kendi stoğundan sağladığı savunma sanayi ürünlerini yenilemek için 4.4 milyar dolar ayrıldı. Ayrıca ABD ordusunun bölgedeki faaliyetlerini sürdürmesi ve genişletmesi için ise 2.4 milyar dolar ayrılacak.
BBC: SAVAŞTA EN AZ 50 BİN RUS ASKERİ ÖLDÜ
İngiliz kamu yayıncısı BBC, bağımsız medya grubu Mediazona ve gönüllülerle birlikte savaşın başladığı Şubat 2022’den bu yana yürüttüğü araştırmayla Ukrayna’da bugüne kadar 50 binden fazla Rus askerinin öldüğünü belirledi. Çalışma için, Rusya genelinde 70 mezarlıkta, savaşın ardından kazılan yeni askeri mezarlar sayıldı.

Ayrıca havadan çekilen görüntülerle mezarlıkların ne ölçüde genişlediği incelendi. Fotoğraf ve videoların yanı sıra sahada yapılan sayımlar ile yeni mezarların çoğunun Ukrayna’da öldürülen Rus asker ve subaylarına ait olduğu tespit edildi. Bulgulara göre, savaşın ikinci yılında 27 bin 300, toplamda ise 50 binden fazla Rus askeri hayatını kaybetti. Bu rakam, Moskova tarafından Eylül 2022’de açıklanan tek resmi ölüm rakamından sekiz kat daha fazla. Analizin çatışmaların en şiddetli olduğu doğu Ukrayna’da Donetsk ve Luhansk’taki ölümleri içermemesi nedeniyle gerçek sayının çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.


BABASI ‘BURAYI BOŞALTIN’ DEMİŞTİ
İngiliz Daily Mail gazetesinin elde ettiği resmi kayıtlara göre Sussex Dükü Harry, ikametgah kayıtlarının Yeni Ülke- Genellikle Yaşanılan Yer kısmına ‘ABD’ yazarak artık vatanı İngiltere ile bağlarını kağıt üzerinde bile kesmiş oldu.
Bu gerçek, Prens’in eko seyahat girişimi Travalyst için hazırlanan belgelerle ortaya çıktı. Söz konusu belge 17 Nisan 2004 günü hazırlandı. Fakat buna rağmen Prens Harry, ikametgahının değişim tarihini 29 Haziran 2023 olarak belirtti.
Elbette bu tarihin hem Harry hem de Meghan açısından farklı bir önemi var.
Çünkü Harry ile Meghan bundan bir gün önce yani 28 Haziran 2023 günü, Kraliçe 2. Elizabeth tarafından kendilerine evlilik hediyesi olarak verilen Frogmore Cottage’da kalan son eşyalarını da alıp burayı boşaltmıştı. Bunu çiftten isteyen kişi ise Harry’nin babası Kral Charles’ın ta kendisiydi.
Belli ki Harry, o günü kendisi için bir dönüm noktası kabul etti ve bir gün sonrasını da resmi belgelerde ABD’ye kesin olarak yerleştiği tarih olarak gösterdi.

O KONUTTAN TAŞININCA ÜLKESİYLE KALAN SON BAĞI DA KOPTU
Harry ile Meghan’ın Frogmore Cottage’ı boşaltması ise babası Kral Charles’ın isteğiyle oldu. Geçen yılın mart ayında Charles, oğlu ile gelininden artık kullanmadıkları konutu boşaltmalarını istemişti.
Hatta bu durum bazı basın organları tarafından “Harry ile Meghan, Frogmore’dan kovuldu” olarak nitelendirilmişti.
Frogmore Cottage, İngiliz kraliyet ailesinin sahip olduğu resmi konutlardan biri. 2018 yılında Harry ile Meghan evlendiklerinde, Kraliçe Elizabeth, bu mülkü çifte düğün hediyesi olarak verdi.
Harry ile Meghan, evlendikten sonra Kensington Sarayı’nda Prens’e ait küçük konutta yaşamaya başladı.Fakat bir bebek beklediklerini öğrenen çift, hamilelik sürecinde buraya taşınma kararı aldı ve büyük bir restorasyon yapıldı.
Beş yatak odalı Frogmore Cottage, çok büyük bir tadilattan geçirildi. Ne yazık ki bu işe harcanan para ve emek boşa gitti. Harry ile Meghan bu konutta çok uzun süre oturmadı.
KRALİÇE CHARLOTTE’UN SEVDİĞİ KIR EVİYDİ: Frogmore Cottage’a biraz daha yakından bakalım ister misiniz? Her ne kadar modern çağlarda Frogmore Cottage olarak bilinse de Windsor’da bulunan bu mülkün orijinal adı Double Garden Cottage (Çifte Bahçeli Kır Evi). 1801 yılında, dönemin kralı 3. George’un karısı Konsort Kraliçe Charlotte’un isteğiyle inşasına başlandı. İngiliz kraliyet ailesinin resmi konutlarından biri olan mülk, uzun süre de Konsort Kraliçe Charlotte tarafından bir dinlenme evi olarak kullanıldı. Bu mülk 1975 yılında Ulusal Kültürel Miras olarak nitelendirilmeye başladı. Uzun tarihi boyunca İngiliz kraliyet ailesinin üyeleri tarafından sık kullanılan Frogmore Cottage, Balmoral’da bulunuyor. Geniş bahçeleri dillere destan olan mülkün Harry ile Meghan açısından başka bir önemi daha var. Çiftin, nişan fotoğrafları bu mülkün bahçesinde çekildi.

RESTORASYON PARASINI GERİ ÖDEDİLER
Bebekleri Archie’nin dünyaya gelmesinden sonra Kanada’ya geçtiler. Orada uzun süre kalan çift, Londra’ya döndü. Herkes onların artık bebekleriyle birlikte Frogmore Cottage’da yaşayacaklarını düşünürken Harry ile Meghan, ailedeki görevlerinden ayrılma kararını açıkladı.
Yani Frogmore Cottage’da beklenildiği gibi kendilerine yeni bir hayat kurmadılar. Bu arada bu konutun Harry tarafından kuzeni Prenses Eugenie ve kocası Jack Brooksbank’e verildiği haberleri de basına yansımıştı.
Frogmore Cottage’ın restorasyonu için harcanan para da uzun süre tartışma konusu oldu. Yenileme çalışmaları için iddialara göre 2.4 milyon sterlin harcandı. Bu para, vergi mükelleflerinden temin edilmişti. Fakat Harry ile Meghan, ABD’ye taşındıktan sonra bu parayı geri ödedi.

ABD VATANDAŞLIĞINI DA DÜŞÜNÜYOR
Yaşanan bu son gelişmenin Prens Harry ve Meghan Markle’ın Sussex Dükü ve Sussex Düşesi unvanlarını etkileyip etkilemeyeceği henüz bilinmiyor. Ama görünüşe göre çift şimdilik ticari girişimlerinde de bu unvanı kullanıyor.
Her ne kadar yeni belgelere göre sürekli ikametgahını ABD olarak gösterse de Harry, 2023 yılının aralık ayında yaptığı bir açıklamada İngiltere’yi “evi” olarak gördüğünü söyledi. Çocuklarının geçmişinin merkezinde İngiltere’nin yer aldığını söyleyen Harry, yine de bazı güvenlik endişeleri yüzünden ABD’ye taşındıklarını ifade etti.
Prens Harry, bu yılın şubat ayında katıldığı bir TV programında ABD vatandaşlığı almakla ilgilendiğini de belirtti. O sırada bu konuda şunları söyledi Harry: “Amerikan vatandaşlığı aklımdan geçen bir düşünce. Ama bu durum şu anda benim için öncelikli değil.”

UNVANINDAN VAZGEÇMESİ GEREKEBİLİR: Eğer Harry günün birinde ABD vatandaşı olmak isterse muhtemelen unvanını da bırakmak zorunda kalabilir. ABD vatandaşlığı alırken uyulması gereken kurallara göre herhangi bir yabancı devlette herhangi bir unvana ya da asalet pozisyonuna sahip olan başvuru sahibinin bu unvandan vazgeçmek zorunda.
]]>1. KARŞILIK VERİLMEZ GERİLİM DÜŞER
İsrail’in önündeki seçeneklerden ilki İran’ın misillemesine karşılık vermemek. Bu seçeneğin gerçekleşmesinde en büyük payın ABD’nin yapacağı baskı olacağı belirtiliyor. ABD Başkanı Joe Biden’ın 13 Nisan’daki saldırının ardından yaptığı ilk açıklamada İsrail’in savunmasına olan desteklerini sürdürecekleri yönündeki açıklamasını İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya verdiği “karşı saldırıda yanınızda olmayız” mesajı izlemişti. ABD yönetimi o günden beri İsrail’e 300’den fazla dron ve füzeyle gerçekleşen saldırının önlenmiş olmasını ‘zafer sayması’ ve yeni bir saldırı düzenlememesi yönünde telkinlerde bulunuyor. Biden yönetimi Tahran’a karşı diplomatik bir tepki koyulmasını isterken, son olarak ABD Savunma Bakanı Lloyd J. Austin’in İsrailli mevkidaşı Yoav Gallant ile telefonda görüştüğü ve ABD’nin İsrail’e karşı saldırı başlatmaması yönünde çağrıda bulunduğunu söylediği belirtiliyor. Ancak İsrail’den sert açıklamalar, Tel Aviv yönetiminin bu seçeneğe odaklanmadığına işaret ediyor.
2. VEKİL GÜÇLERE SINIRLI OPERASYON
Tel Aviv yönetiminin bir diğer seçeneği ise doğrudan İran topraklarını hedef almak yerine Tahran’ın Suriye, Irak, Lübnan gibi ülkelerdeki vekil güçlerine saldırarak misillemenin kapsamını sınırlandırmak. Amerikan NBC televizyonuna konuşan ABD’li savunma yetkilileri İsrail’in bu seçeneği ciddi şekilde değerlendirdiği görüşünde. ABD tarafı İsrailli yetkililerle olan önceki görüşmelerinde, Tel Aviv’in bu yönde bir adım atılacağına yönelik sinyaller verdiğini söylüyor. ABD’li yetkililer ayrıca tüm müttefiklerinin İsrail’i bölgesel bir savaşı tetiklememesi yönünde uyardığını belirterek, aksi yönde bir girişimin İran’a karşı oluşan savunma cephesinde de çatlaklara neden olacağı değerlendirmesini yapıyor. Daha önce de Ortadoğu’da İran destekli milis güçlerini vuran İsrail ordusu, bu bağlamda İran’ın en büyük destekçisi Lübnan Hizbullah’ına ait mevzileri de sık sık hedef alıyor. İsrail ordusu dün de Hizbullah’ın Lübnan’ın güneyindeki mevzilerine hava saldırısında bulundu. 3 Hizbullah komutanının öldürüldüğünü duyuruldu.
3. KORKUTAN SENARYO İRAN’A DİREKT SALDIRI
İsrail-İran geriliminde en korkulan senaryo ise Tel Aviv yönetiminin rest çekerek doğrudan İran’ı hedef alması. İran’ın “olası saldırıya misliyle yanıt verilecek” açıklamalarıyla birlikte okunduğunda bir misilleme döngüsü yaratması ve bölgesel bir savaşı tetikleme ihtimali bulunan bu adım, İsrailli üst düzey yetkililerin söylemlerine bakılınca Tel Aviv tarafından tamamen reddedilmiş değil. Netanyahu hükümetinde şahin kanadı temsil eden Savunma Bakanı Gallant ve ona yakın ordu temsilcileri İran’a karşılık verileceği yönünde açıklamalar yaparken, 7 Ekim’den bu yana Netanyahu üzerinde etkili olan Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Kamu Güvenliği Bakanı Itamar Ben Gvir gibi aşırı sağcı isimlerin de el yükseltme çağrısı devam ediyor. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Rafael Grossi’nin İran’ın 13 Nisan saldırısı sonrası bir günlüğüne nükleer tesislerini kapattığı açıklamasını yapması, Tahran yönetiminin de İsrail’in doğrudan saldırıya başvurabileceğini değerlendirdiğine işaret ediyor.
]]>Axios’ta Barak Ravid’in üç İsrailli yetkiliye dayandırdığı habere göre, İran’ın İsrail’e hava saldırısı başlatmasının ardından cumartesi gecesi savaş kabinesi toplantısında bakanlar Benny Gantz ve Gadi Eisenkot, Başbakan Netanyahu’ya derhal karşı saldırı yapması yönünde baskı yaptı.
Başbakanlık ise bu raporu “gerçeğin tam tersi” olarak nitelendirerek yalanladı. Gantz ve Eisenkot’un, İsrail’in İran bombardımanına yanıt vermek için ne kadar uzun süre beklerse, bunu yaparken o kadar az uluslararası destek alacağını savundukları bildirildi.
Ayrıca, İran drone’ları hâlâ İsrail’e doğru giderken başlatılan acil bir karşı saldırının başka bir dalgayı savuşturacağını ve mübadeleyi sona erdireceğini iddia ettiler.
Söz konusu habere göre Netanyahu ve savaş kabinesinin diğer üyeleri, acil bir karşı saldırıyı reddettiler ve bunun yerine İran saldırısının ne kadar can kaybına ve ne kadar hasara yol açtığını görmek için beklemeyi seçtiler
Associated Press haber ajansı, İran’ın İsrail’e yönelik yüzlerce balistik füze ve insansız hava aracının fırlatılmasını içeren misilleme saldırısının, ABD’li yetkililerin beklediğinin “en üst noktasında” olduğunu bildiriyor.

İsminin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililere atıfta bulunan kurum, yüksek engelleme oranına rağmen İran’ın amacının “yok etmek ve kayıplara neden olmak” olduğunu ve başarılı olması halinde saldırıların Ortadoğu’da “kontrol edilemeyen” bir tırmanışa neden olacağını söyledi. .
ABD başkanı , Washington’un İran’ın misilleme saldırılarına tepkisini görüşmek üzere Kongre liderlerini İsrail’e 14 milyar dolarlık yardımı içeren bir harcama tasarısını geçirmeye çağırdı.
Biden’la görüşen Cumhuriyetçi Meclis Başkanı Mike Johnson, Fox News’e partisinin “İsrail’in yanında durmanın gerekliliğini” anladığını ve bu hafta harcama paketini ilerletmeye çalışacağını söyledi.
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), ABD Avrupa Komutanlığı muhripleri tarafından desteklenen ABD kuvvetlerinin, dün gece İran ve Yemen’den İsrail’e yönelik 80’den fazla tek yönlü saldırı uçağını ve en az altı balistik füzeyi imha ettiğini söyledi.
srail ordusunun sözcüsü Daniel Hagari, Pazartesi günü yerel saatle 00:00’dan (GMT Pazar 21:00) itibaren İsrail genelinde eğitim faaliyetlerine yönelik kısıtlamaların kaldırıldığını söyledi.
Times of Israel’in haberine göre, 1000’den fazla kişinin bir araya gelmesine yönelik kısıtlamaların da kaldırıldığını ve spor etkinliklerinin ve konserlerin devam etmesine izin verildiğini söyledi.
Canlı Anlatım Özeti
İsrailli bakanlar Gantz ve Eizenkot, İran’a derhal karşı saldırı yapılmasını istedi
İran’ın füze ve insansız hava aracı saldırısı ABD’li yetkililerin beklediğinin ‘en üst seviyesindeydi’
Biden, ABD Temsilciler Meclisi’nden İsrail’e 14 milyar dolarlık yardım öngören tasarıyı geçirmesini istedi
ABD ordusu, dün geceki saldırıda İran ve Yemen’den fırlatılan 80 İHA ve 6 füzenin imha edildiğini açıkladı
İsrail okullar ve toplantılara yönelik kısıtlamaları kaldırdıO GENERAL BÖLGEDE
Medyada çıkan ‘İran yanıt verecek’ iddialarının yanı sıra Amerikan Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı General Michael Erik Kurilla’nın İsrail’e giderek üst düzey yetkililerle görüşmesi de durumun vahametini gösteren bir diğer işaret oldu. Terör örgütü PKK/YPG ile zaman zaman görüşen Kurilla, ABD’nin bölgedeki en üst düzey askeri yetkilisi. ABD Başkanı Joe Biden, önceki gün İran ve ona bağlı gruplardan gelebilecek tehditlere karşı İsrail’e desteklerinin tam olduğunu belirterek, “İsrail’in güvenliğini korumak için elimizden gelen her şeyi yapacağız” diye konuşmuştu. İran daha önce de kendisini hedef alan Amerikan ve İsrail kaynaklı saldırılara karşı yanıt vereceklerine dair ‘yüksek tondan’ açıklamalar yapsa da kapsamlı bir saldırı düzenlememişti.

Michael Erik Kurilla – Yoav Gallant
EN KÖTÜ SENARYOYA HAZIRLIK
Amerikan medyasından benzer bir iddia da CBS News’ten geldi. Tel Aviv hükümetinin en kötü senaryoya karşı hazırlandığı belirtilen haberde İran ordusu ve ona bağlı ‘vekil güçlerin’ 100’den fazla İnsansız Hava Aracı (İHA) ve düzinelerce füze ile İsrail’e saldırabileceği aktarıldı. Bununla birlikte İsrail’in kendisini savunmasının kolay olmayabileceği dile getirildi.
GALLANT: KARŞILIK VERİRİZ
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant telefonda görüştüğü Amerikalı mevkidaşı Lloyd Austin’e, İran’ın kendilerine düzenleyeceği her saldırıya, uygun şekilde yanıt vereceklerini söylerken ABD’li yetkililer, İran’ın İsrail’e karşı kapsamlı ancak bölgesel bir savaş çıkarmayacak bir misillemede bulunacağını düşünüyor. Bir diğer telefon görüşmesi de İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron ile İranlı mevkidaşı Hüseyin Emirabdullahiyan arasında oldu. İngiliz bakan, İranlı mevkidaşına gerilimi daha fazla artırmaması çağrısı yaptı.
ABD SAVAŞ GEMİLERİNİ GÖNDERİYOR
Öte yandan ABD, İran’ın beklenen saldırısını önlemeyi umarak, İsrail’i ve bölgedeki Amerikan güçlerini korumak için savaş gemilerini harekete geçirdi. ABD Başkanı Joe Biden, İran’ı, “Yapma! İsrail’in savunması için kendimizi adadık” diyerek son kez uyardı. Biden, İran’ın er ya da geç İsrail’e saldıracağını belirtti.

Hamas’ın elindeki rehinelerin geri dönmesini ve savaşın bitmesini isteyen İsrailliler gösteri düzenliyor.
HİZBULLAH’TAN İSRAİL’E FÜZE SALDIRISI
Hizbullah, dün gece İsrail’in kuzeyindeki askeri üssüne onlarca katyuşa füzesi fırlattığını duyurdu. İsrail, 40 adet füzenin bir kısmının hava savunma sistemiyle imha edildiğini, geri kalanının da boş arazilere düştüğünü açıkladı. Saldırıyla ilgili İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, herhangi bir can kaybının yaşanmadığı aktarıldı.
AMERİKA VE FRANSA DİPLOMATLARINI UYARDI
Washington, İran’ın saldırı düzenleyebileceği endişesi üzerine İsrail’deki elçilik çalışanlarına seyahat kısıtlaması getirdi. İsrail’de görevli ABD’li diplomatik personele, Kudüs ve çevresi ile Tel Aviv ve Beerşeba bölgeleri dışına çıkmamaları uyarısı yapıldı. Diplomatik misyonlarda hareketliliğe Fransa da katıldı. Paris yönetimi vatandaşlarına, İran, Lübnan, İsrail ve Filistin topraklarına seyahat etmemeleri için uyarıda bulunurken İran’da ikamet eden Fransız diplomatların ailelerini tahliye kararı aldı.
BİLGİ NOTU
İran’ın Şam’daki konsolosluk binasına 1 Nisan’da düzenlenen saldırıda İran Devrim Muhafızları’ndan ikisi general rütbesinde yedi kişi ölmüştü. İran saldırıdan İsrail’i sorumlu tutarak misillemede bulunacağını bildirmişti.
]]>
“JAPONYA ABD ORTAKLIĞI KÜRESEL İTTİFAKA DÖNÜŞTÜ”
Japonya ve ABD arasındaki ortaklığın son 3 yılda gerçek anlamda küresel bir ortaklığa dönüştüğünü söyleyen Biden, bunda Kishida’nın liderliğinin payının büyük olduğunu ifade etti. Savunma ve güvenlik işbirliğini güçlendirmek için önemli adımlar attıklarını vurgulayan Biden, “Japonya, ABD ve Avustralya’nın ilk kez hava, füze ve savunma unsurlarından oluşan bir ağ oluşturacağını duyurmaktan memnuniyet duyuyorum. Ayrıca Japonya ve Birleşik Krallık ile üçlü bir askeri tatbikat gerçekleştirmeyi de sabırsızlıkla bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
“EN BÜYÜK YABANCI YATIRIMCIYIZ”
Ekonomik alandaki ilişkilerin de hiç bu kadar güçlü olmadığına dikkat çeken Biden, “Japonya, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en büyük yabancı yatırımcıdır. Biz de Amerika Birleşik Devletleri olarak Japonya’daki en büyük yabancı yatırımcıyız. Yaklaşık 1 milyon kişi Amerikalı Birleşik Devletleri’ndeki Japon şirketlerinde çalışıyor” dedi.
Biden, güçlü ekonomik ilişkilere örnek olarak, Toyota’nın Kuzey Carolina’da binlerce kişiye istihdam sağlayacak devasa bir batarya üretim tesisi için 8 milyar dolarlık yatırım yapma planını gösterdi.
ÇİN İLE DİYALOĞU SÜRDÜRME KARARI
Japonya Başbakanı Fumio Kishida ise, iki ülke ilişkilerinin savunma başta olmak üzere her alanda geliştiğini belirterek, “Japonya’nın Ulusal Güvenlik Stratejisi temelinde savunma kabiliyetlerini güçlendirmeye kararlı olduğunu ifade ettim ve Başkan Biden bu çabalara güçlü destek verdiğini yineledi” dedi. Japonya – ABD ittifakının caydırıcılık ve mukabele yetenekleri ile güvenlik ve savunma işbirliğini güçlendirme konusunda mutabık kaldıklarını söyleyen Kishida, “Nerede olursa olsun statükoyu güç veya baskı yoluyla değiştirmeye yönelik tek taraflı girişimlerin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve bu tür eylemlere karşı müttefiklerimiz ve benzer düşünen uluslarla işbirliği içinde karşılık vermeye devam edeceğimizi yineledik” ifadelerini kullandı. Çin eksenli zorluklara karşı yakın koordinasyonu sürdüreceklerini kaydeden Kishida, “Çin ile diyaloğumuzu sürdürmenin ve ortak zorluklar karşısında Çin ile işbirliği yapmanın önemini teyit ettik” şeklinde konuştu.
“İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM İÇİN İŞBİRLİĞİNİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Tayvan Boğazı’nda barış ve istikrarın önemini de ele aldıklarını vurgulayan Kishida, meselenin barışçıl yollardan çözümünü teşvik etme konusundaki tutumlarında değişiklik olmadığının altını çizdi. Kuzey Kore tehdidi ve Rusya’nın Ukrayna işgali gibi konuların çözümü için ABD ve diğer paydaş ülkelerle çalışacaklarını ifade eden Kishida “Özgür ve açık Hint-Pasifik” vizyonu çerçevesinde ABD ile işbirliğini sürdüreceklerini vurguladı. Kishida, Gazze’deki insani krizin sona ermesi ve sürdürülebilir bir ateşkesin gerçekleştirilmesi için diplomatik çabaları sürdüklerini belirterek, “Durumun iyileştirilmesi, iki devletli çözümün gerçekleştirilmesi ve bölgenin istikrara kavuşturulması için yakın işbirliğini sürdürme konusunda mutabık kaldık” dedi.
]]>BELİRSİZLİK KORKUTUYOR
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve ülkenin dini lideri Ayetullah Humeyni’nin “intikam sözü” vermesinin ardından Tahran’ın ne zaman ve nereye saldıracağı belirsizliğini koruyor. Altıncı ayına giren Gazze Savaşı’nda Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen’de destek verdiği gruplarla İsrail ve ABD güçlerine saldıran İran’ın bir ilki gerçekleştirerek, doğrudan kendi topraklarından İsrail’e saldırması halinde, Ortadoğu’da zaten çalkantılı olan durumun hızla tırmanmasından korkuluyor.
‘DOĞRUDAN SALDIRACAĞIZ’
İran’ın, Suriye’deki askeri güçlerini “alarma” geçirdiği bildirildi. Amerikan New York Times gazetesine konuşan iki İranlı yetkili, Tahran’ın caydırıcılık için “doğrudan İsrail’e saldırma kararı aldığını” söyledi. Cuma günü Şam saldırısında ölen Devrim Muhafızları üyeleri için Tahran’da düzenlenen cenaze töreninde konuşan ordu başkomutanı Hüseyin Selami, “Cesur adamlarımız Siyonist rejimi cezalandıracak. Düşmanlarımızın eylemlerinin cevapsız kalmayacağı konusunda uyarıyoruz” dedi. Cenaze töreninde videosu yayınlanan İran destekli Lübnanlı Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah da “İran’dan her an yanıt gelebileceği ve her olasılığa hazırlıklı olunması gerektiği” uyarısında bulundu.
Diğer yandan Amerikan basınına konuşan ABD’li yetkililer, İran’ın saldırısının “kaçınılmaz” olduğunu ve destek verdiği gruplar aracılığıyla değil doğrudan kendisinden geleceğine inandıklarını söyledi. Washington ve Tel Aviv hükümetleri, ABD ve İsrail varlıklarının ve personelinin hedef alınma riskiyle karşı karşıya olduğunu öngörüyor. Amerikan istihbaratına göre İran Ramazan Bayramı’na kadar kamikaze dronlar ve seyir füzeleriyle İsrail’in diplomatik temsilciliklerini hedef alacak.
ABD’DEN İRAN’A MESAJ
İsrail topraklarına yapılacak herhangi bir misillemenin muhtemelen sivillerden ziyade askeri veya istihbarat hedeflerine odaklanacağı tahmin ediliyor. Tahran’ı “Ortadoğu’daki gerilimi daha da tırmandırmamak adına Amerikan üsleri ve yapılarına saldırmama” konusunda uyaran Washington, her ihtimale karşı bölgede yüksek alarma geçmiş durumda.
İSRAİLLİLER STOK YAPIYOR
İSRAİL, Tahran’dan gelen tehditlerin hemen ardından ordusunu yüksek alarm durumuna geçirmiş, askeri personelin tüm izinlerini iptal ederek ek hava savunma birimlerini savaşa hazır hale getirmişti. Askeri teyakkuz haline karşın yetkililerin halka yönelik “paniğe gerek yok” açıklamaları ise etkili olmadı. İsrailliler jeneratör, yiyecek ve nakit para stoklamaya başladı. Ordunun “bazı tehditleri etkisiz hale getirmek için” bölgede GPS sinyallerini bozmaya başladığını açıklaması paniği daha da artırdı. İsrail medyasına konuşan market zinciri sahipleri, su ve jeneratör stoklarının kısa süre içinde tükendiğini söylerken bazı bölgelerde belediyeler, sakinlerine “her türlü senaryoya hazırlıklı olma” çağrısı yaptı.
GAZZE’DE MÜZAKERELER YENİDEN BAŞLIYOR
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana saldırılarını sürdürdüğü Gazze Şeridi’nde ateşkes ve esir takası müzakerelerinin Mısır’ın başkenti Kahire’de yeniden başlayacağı belirtildi. Müzakerelere CIA Direktörü Bill Burns, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ve İsrail heyeti ile Hamas’ın önde gelen isimlerinden oluşan bir heyetin katılacağı bilgisine yer verildi.
]]>
Hizbullah savaşçıları, dün Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta Kudüs Günü münasebetiyle düzenlenen mitingde Filistin bayraklarıyla yürüdüler. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah törende yaptığı açıklamada, Şam’daki konsolosluklarına düzenlenen ve iki İranlı general ile beş subayın ölümüne yol açan hava saldırısına İran’ın vereceği yanıtın ‘kaçınılmaz’ olduğunu söyledi.
İran’ın bu hafta başlarında Şam’daki konsolosluk binalarından birine düzenlenen saldırı sonrası misilleme hazırlığında olduğu iddiası dünyayı alarma geçirdi. CNN International’da yer alan bilgilere göre ABD, İran’ın gelecek hafta Orta Doğu’daki İsrail ve ABD hedeflerine saldırı düzenlemesini bekliyor.
ABD SALDIRININ KAÇINILMAZ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR
CNN’e konuşan ismi açıklanmayan bir yetkili, ABD’nin İran’ın misilleme saldırısını kaçınılmaz olarak görüyor ve bu yönde hazırlıklar yapıyor. Biden yönetimine göre bölgedeki en kötü senaryo İran’ın İsrail’i doğrudan vurması. Çünkü bu Gazze’deki çatışmayı bölgesel bir düzeye taşıyabilir.
İRAN DOĞRUDAN YANIT KARARI ALDI
Bölgedeki ABD ve İsrail askerleri yüksek alarma geçerken, ABD’li New York Times gazetesine konuşan üst düzey İranlı bir kaynak, İran’ın tüm silahlı kuvvetlerini yüksek alarm durumuna geçirdiğini ve caydırıcılık sağlamak için İran’ın Şam saldırısına doğrudan yanıt vermesi yönünde karar alındığını söyledi. İsrailli bir savunma yetkilisi de askeri analistlerin aynı sonuca vardıklarını, İran’ın İsrail’e doğrudan saldıracağını düşündüklerini açıkladı.
CBS News, ABD’nin, İran’ın bir dizi insansız hava aracı ve seyir füzesini içeren bir saldırı planladığını gösteren istihbaratlar elde edildiğini yazdı. Yayın organına konuşan ABD’li yetkililer, İran’ın beklenen tepkisinin zamanlamasını ve hedefini bilmediklerini ancak bunun önümüzdeki hafta Ramazan bitmeden gerçekleşebileceğini söylediler.
İsrail, ABD baskısı nedeni ile Gazze’ye daha fazla yardım sağlanması için Beit Hanoon (Erez) sınır kapısını açmayı kabul etti. Yardım kuruluşları geçiş kapısının açılmasının bölgenin kuzeyindeki bazı acıları hafifletmeye yardımcı olacağını, ancak acil bir ateşkes sağlanmadığı sürece buradaki felaketin önlenmesinin pek mümkün olmadığını söylüyor.
ABD’li ve İsrailli müzakerecilerin, ateşkese dayalı bir anlaşmaya varmak için hafta sonu Kahire’de yeni bir girişimde bulunması bekleniyor. AFP haber ajansına konuşan üst düzey bir yetkili, ABD Başkanı Joe Biden’ın görüşmeler öncesinde Mısır ve Katar liderlerine bir mektup yazarak onlara Hamas’a baskıyı artırmaları için çağrıda bulunduğunu açıkladı.
Beyaz Saray müzakerelerin bu hafta sonu Kahire’de yapılacağını doğruladı ancak CIA direktörü Bill Burns’ün görüşmelere İsrail istihbarat şefi David Barnea, Katar Başbakanı Muhammed bin Abdulrahman Al Thani ve Mısır istihbarat şefiyle birlikte katılacağı yönündeki haberler hakkında yorumda bulunmadı.
Beyaz Saray’ın açıklamasına göre Biden, Netanyahu’yla yaptığı telefon görüşmesinde desteklerinin devamı için sivillere zarar verilmesini ve insani sorunları önlemek için adımlar atması gerektiğini söyledi.Bu insani yardım koridorlarının açılmasını Biden’ın özel olarak istediği anlaşılıyor.
ABD Ulusal Güvenlik Konseyi, İsrail’in duyurduğu adımları memnuniyetle karşıladıklarını ve şimdi “tamamen ve çabucak uygulanması gerektiğini” vurguladı.Biden, World Central Kitchen (WCK) adlı yardım kuruluşu çalışanlarının İsrail tarafından öldürülmesinden sonra Netanyahu ile görüştü.
Biden, İsrail’e verilen koşulsuz askeri yardımı azaltması yönünde baskı altındaydı. Biden yaklaşık 6 aydır devam eden Gazze’ye saldırılar konusundaki söylemini keskinleştirdi. Ancak ABD’den İsrail’e bomba, füze ve cephane sevkiyatı kesintisiz devam etti.
Canlı Anlatım Özeti
Hizbullah’tan gövde gösterisi! ‘İran’ın misillemesi kaçınılmaz’
Orta Doğu adeta alarma geçti! İran misillemesine karşı hazırlıklar başladı
İsrail Erez kapısını açmayı kabul etti
Ateşkes müzakerelere bu hafta sonu Kahire’de! Biden’dan Hamas’a baskı çağrısı
Biden söylemini keskinleştirdi“UKRAYNA’NIN ACİL İHTİYAÇLARI VAR”
Avrupa’nın bir savaşla karşı karşıya olduğunu belirten Stoltenberg, Rusya’nın son günlerde Ukraynalı sivilleri ve altyapıyı hedef alan büyük saldırılar gerçekleştirdiğini ve cephede baskı yapmaya devam ettiğini ifade etti. Bu nedenle müttefiklerin Ukrayna’ya destek sağlama konusunda kararlı olması gerektiğini vurgulayan Stoltenberg, “Müttefiklerin büyük miktarda silah, mühimmat ve teçhizat teslimatı yapmaya devam etmelerini memnuniyetle karşılıyorum. Ancak Ukrayna’nın acil ihtiyaçları var. Destek sağlanması konusunda herhangi bir gecikmenin, savaş alanında sonuçları olacaktır. Bu nedenle desteğimizin dinamiklerini değiştirmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.
Ukrayna’ya uzun vadede güvenilir ve öngörülebilir yardımı sağlanması gerektiğine dikkat çeken Stoltenberg, bu nedenle bakanların, Ukrayna’ya askeri teçhizatın ve eğitim programlarının koordinasyonu konusunda nasıl daha fazla sorumluluk üstlenebileceğini tartışacağını kaydetti. NATO’nun Ukrayna’ya desteğinin devam etmesi için çok yıllı bir finansal taahhüdü de görüşeceklerini belirten Stoltenberg, “Bakanlar toplantısı, Washington Zirvesi’ne hazırlanırken bu konularda fikir birliğine varılması için zemin hazırlayacak” diye konuştu. Ukrayna’ya verilen askeri desteğin yüzde 99’unu NATO müttefiklerinin sağladığını hatırlayan Stoltenberg, bu nedenle NATO kapsamında daha fazla yardım yapılmasının çabaların daha verimli ve etkili olmasını sağlayacağını vurguladı.
Yarın NATO-Ukrayna Konseyi toplantısının da yapılacağını söyleyen Stoltenberg, “Bakan Kuleba ile birlikte hem mevcut hem de Ukrayna’nın gelecekteki durumunu ve ihtiyaçlarını ele alacağız. NATO’nun kapsamlı yardım paketini çok yıllı bir yardım programına dönüştürüyoruz. Ukrayna’nın tedarikten lojistiğe kadar her konuda NATO standartlarına yaklaşmasına yardımcı oluyoruz. Ukrayna’nın ittifaka yakınlaştırılmasına yönelik reform çabalarını destekliyoruz. Ukrayna NATO’ya üye olacak. Sorun ne zaman olacağı, üye olup olmayacağı değil” dedi.
ÇİN SAVAŞ EKONOMİSİNİ DESTEKLİYOR
Yarın NATO’nun Avrupa Birliği ile Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya ve Güney Kore’den oluşan Hint-Pasifik ortaklarıyla toplantı gerçekleştireceğini kaydeden Soltenberg, “Rusya’nın Asya’daki dostları savaşı sürdürebilmesi için hayati önem taşıyor. Çin, Rusya’nın savaş ekonomisini destekliyor. Moskova, buna karşılık geleceğini Pekin’e ipotek ediyor. Kuzey Kore ve İran önemli miktarda silah ve mühimmat sağlıyor. Pyongyang ve Tahran bunun karşılığında füze ve nükleer kapasitelerini geliştirmelerine yardımcı olacak Rus teknolojisi ve malzemelerini alıyor. Bunun bölgesel ve küresel güvenlik sonuçları var. Bu nedenle benzer düşüncelere sahip ulusların bir arada durması gerekiyor” diye konuştu.
“ABD UKRAYNA’NIN TEK DESTEKÇİSİ DEĞİL”
Donald Trump’ın yeniden ABD başkanı seçilmesi halinde ABD’nin değişmesi beklenen Ukrayna politikasına ilişkin soruları yanıtlayan Stoltenberg, “ABD Ukrayna’nın tek destekçisi değil. Avrupalı müttefikler ve Kanada, askeri desteklerinin yaklaşık yüzde 50’sini Ukrayna’ya gönderiyor. Yani bu aslında Amerika Birleşik Devletleri, Avrupalı müttefikler ve Kanada’nın ortak çabasıdır. Ama tabii ki ABD en fazla askeri desteği sağlayan en büyük müttefikimiz. ABD Kongresi’nde bu desteğin arttırılması veya devam ettirilmesi konusunda bir anlaşmaya varılmamış olmasının da sonuçları var” dedi.
Stoltenberg, dışişleri bakanlarının ayrıca Orta Doğu’daki istikrarsızlığın ve terör tehdidinin nasıl çözüleceğini ilişkin de değerlendirmelerde bulunacağını belirterek, “Ayrıca kadın, barış ve güvenlik konusunda da yeni bir politika üzerinde anlaşacağız. Çünkü halklarımızın katkılarından faydalandığımızda toplumlarımız daha güçlü ve daha güvenli oluyor” şeklinde konuştu.
]]>
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Washington D.C’ye ilk ziyaretini gerçekleştiren İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant ile bir araya geldi. ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Blinken görüşmede, ABD’nin Refah’ta bulunan 1.4 milyondan fazla Filistinli sivili daha da tehlikeye atacak büyük bir kara operasyonuna karşı olduğunu yineledi
Blinken, hem İsrail’in güvenliğini sağlayacak hem de Filistinli sivilleri koruyacak büyük bir kara operasyonuna “alternatiflerin olduğunu” ifade etti. Blinken ayrıca Gazze’deki sivillerin ihtiyaçlarını karşılamak için insani yardımın derhal artırılması ve sürdürülmesi ihtiyacını da ele aldı.
İsrail Savunma Bakanı Gallant, Washington temasları çerçevesinde ABD’li mevkidaşı Lloyd Austin ile de bir araya gelecek.
BM Güvenlik Konseyi’nde dün yapılan oylamada 14 üye evet oyu verirken ABD çekimser kaldı. Cezayir’in Gazze’de acil ateşkesin sağlanmasını öngören tasarı ABD’nin çekimser oy kullanmasıyla kabul edilmiş oldu. İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD’nin çekimser oyuna tepki göstererek, “Amerika Birleşik Devletleri BM’deki politikasından vazgeçmiştir. Ne yazık ki ABD, rehinelerin serbest bırakılması şartına bağlı olmayan bir ateşkes çağrısında bulunan yeni kararı veto etmedi. Bu durum, ABD’nin savaşın başından bu yana Güvenlik Konseyi’nde sergilediği tutarlı tutumdan açık bir sapma teşkil etmektedir. Bu karar Hamas’a, uluslararası baskının İsrail’i rehinelerimiz serbest bırakılmadan ateşkesi kabul etmeye zorlayacağı ve böylece hem savaş çabalarına hem de rehinelerin serbest bırakılması çabalarına zarar vereceği umudunu vermektedir” dedi.
WASHINGTON ZİYARETİ İPTAL
Netanyahu, geçtiğimiz günlerde ABD’nin BM politikasında değişiklik yapması durumunda Washington’ı ziyaret etme planının iptal edileceğini söylemişti. BM’deki oylamanın ardından açıklama yapan İsrail Başbakanlığı Basın Ofisi, “Başbakan Netanyahu dün gece yaptığı açıklamada, ABD’nin ilkeli politikasından sapması ve bu zararlı kararı veto etmemesi halinde, İsrail heyetinin ABD ziyaretini iptal edeceğini açıkça ifade etti. ABD’nin tutumundaki değişiklik ışığında Başbakan Netanyahu heyetin İsrail’de kalmasına karar verdi” ifadelerini kullandı.
CENTCOM’dan yapılan açıklamada, “ABD Merkez Komutanlığı, devam eden çatışmalardan etkilenen sivillere temel yardım sağlamak amacıyla 25 Mart 2024 tarihinde saat 12.10’da kuzey Gazze’ye havadan insani yardım operasyonu gerçekleştirdi. Ortak operasyonda iki adet C-17 ABD Hava Kuvvetleri uçağı ve ABD insani yardım malzemelerinin havadan ulaştırılmasında uzmanlaşmış ABD ordusu askerleri yer aldı. ABD C-17 uçakları 46 binden fazla yemeye hazır gıda paketini büyük bir ihtiyaç bölgesi olan kuzey Gazze’ye bırakarak sivillerin kritik yardıma erişimini sağladı” denildi.
Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, İsrail’in bölgedeki insan hakları ihlalleri ve savaş suçu sayılabilecek eylemlerine dair raporunu BM Güvenlik Konseyi’ne sundu. İsrail’in Gazze’de Filistinlilere yönelik soykırıma varan eylemlerinin uzun süredir devam eden yerleşimci ve sömürgeci bir sürecin son aşaması olduğu vurgulanan raporda, “Bu süreç, yetmiş yılı aşkın bir süredir devam etmekte ve Filistin halkını demografik, kültürel, ekonomik ve siyasi olarak baskı altına alarak yerinden etmeye, topraklarını ve kaynaklarını gasp etmeye ve kontrol etmeye çalışmaktadır” ifadeleri kullanıldı.
“MAKUL KANITLAR VAR”
Raporda, Filistinlilere yönelik eylemler arasında bir gruba mensup kişilerin öldürülmesi, ciddi bedensel veya zihinsel zarara uğratılması ve fiziksel yıkıma yol açacak yaşam koşullarına kasıtlı olarak maruz bırakılması gibi suçların yer aldığı vurgulandı. Filistinlilere karşı soykırım eşiğinin aşıldığına dair “makul kanıtlar” olduğu belirtilen raporda, ayrıca İsrail’in korunan bir grubun tamamına ve yaşam alanlarına fiilen “terörist” ya da “terörist destekçisi” muamelesi yaparak, her şeyi ve herkesi “öldürülebilir veya yok edilebilir hale getirdiği” kaydedildi.
Canlı Anlatım Özeti
Blinken: “Refah kentine yönelik kara operasyonuna alternatifler var”
BM’de ateşkes oylaması kabul edildi: İsrail, ABD ziyaretini iptal etti
CENTCOM: Gazze’ye 46 bin gıda paketi gönderildi
BM Filistin raportörü Gazze’de soykırıma dikkat çekti: “Makul kanıtlar var”BAŞARISIZLIK AFFEDİLEMEZ
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, kararın kabul edilmesini, X isimli platform üzerinden yorumladı. “Güvenlik Konseyi, Gazze konusunda uzun süredir beklenen, derhal ateşkes sağlanmasını ve tüm rehinelerin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasını talep eden bir kararı az önce onayladı” diyen Guterres, “Bu kararın mutlaka uygulanması gerekiyor. Başarısızlık affedilemez olacaktır” diye ekledi.
ABD KISMEN DESTEKLEDİ
Çin ve Rusya’nın yanı sıra Birleşmiş Milletler’deki 22 ülkeli Arap Grubu’nun da desteklediği tasarının başarılı oylamasından sonra konuşan ABD’nin BM Büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield, tasarının içindeki hedeflerden bazılarını tamamen desteklediklerini ancak Hamas’ın kınanması metne eklenmediği içi ‘Evet’ oyu veremediklerini belirtti.
ABD’Lİ ELÇİNİN SÖZLERİ
Büyükelçi Thomas-Greenfield, “Konseyin, herhangi bir ateşkesin tüm rehinelerin serbest bırakılmasıyla birlikte gelmesi gerektiğini açıkça ifade etmesi önemliydi. Daha da önemlisi, ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması, kıtlığın giderek arttığı bir dönemde Gazze’ye çok daha fazla insani yardımın ulaşmasını sağlayacak ve düşmanlıkların sürdürülebilir bir şekilde durdurulması için çalışma fırsatı sunacaktır” dedi.
POLİTİKAMIZ DEĞİŞMEDİ
Karardan sonra Hürriyet’in de aralarında bulunduğu basın mensuplarına konuşan Beyaz Saray Sözcüsü John Kirby, “Oyumuz, politikamızda bir değişikliği temsil etmiyor, tekrar ediyorum, değişiklik temsil etmiyor” dedi ve şunları ekledi: “Biz hâla bir ateşkes görmek istiyoruz. Biz bütün rehinelerin dönmesini görmek istiyoruz ve biz Gazze halkına daha fazla insani yardımın verildiğini görmek istiyoruz.” ABD, geçtiğimiz hafta cuma günü BMGK’ya bir ateşkes tasarısı sunmuş ancak o tasarı, Rusya ve Çin tarafından “karar taslağında kayıtsız şartsız ateşkes çağrısı olmaması” sebebiyle veto edilmişti.
RAMAZANDA ACİL ATEŞKES
Kararda, BMGK’nın Filistin meselesine ilişkin şimdiye kadar kabul edilen kararları hatırlatılarak, tüm tarafların uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukukuna uyma yükümlülüğü bulunduğu belirtildi.
Kararda, Gazze Şeridi’ndeki korkunç insani durum hakkında derin endişe duyulduğunun altı çizilerek, Mısır, Katar ve ABD tarafından yürütülen diplomatik çabalar tasdik edildi. “Ramazan ayında tüm tarafların saygı duyacağı acil ateşkes sağlanması, bunun sürdürülebilir ateşkese yol açması ve tüm rehinelerin acil ve koşulsuz serbest bırakılması” talep edilen kararda, rehinelerin insani ve tıbbi yardımlarının karşılanması için erişim sağlanması istendi.

NETANYAHU ABD’YE TEPKİ GÖSTERDİ
GAZZE’de sürdürülebilir ateşkese dönüşecek şekilde ramazan ayında acilen ateşkes sağlanması talep edilen tasarının kabul edilmesi sonrası İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Washington’a daha önceden planlanmış olan bir İsrail heyeti ziyaretini iptal etti. Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, İsrail liderinin Stratejik İlişkiler Bakanı Ron Dermer başkanlığındaki İsrail heyetinin Washington ziyaretini iptal ettiği bildirildi. Açıklamada, “ABD daha birkaç gün önce ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması arasında bağlantı kuran BMGK’daki istikrarlı pozisyonundan çekilmiştir. Bu geri çekilme hem savaş çabalarına hem de rehinelerin serbest bırakılması çabalarına zarar vermektedir çünkü Hamas’a rehineleri serbest bırakmadan ateşkesin onaylanabileceğine dair uluslararası baskı oluşturulduğu umudunu vermektedir” dendi.
TÜRK DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: OLUMLU BİR ADIM
BMGK karar tasarısının onaylanmasına ilişkin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “BM Güvenlik Konseyi’nin, Ramazan ayı boyunca Gazze’de acil ateşkes ilan edilmesini ve ayrıca Gazze’ye insani erişim sağlanmasını talep eden kararını olumlu bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz, İsrail’in bu kararın gereklerini bir an evvel yerine getirmesidir. Gazze’deki insani felaketin sona ermesi ve İsrail-Filistin meselesine kalıcı bir çözüm bulunabilmesi için uluslararası kamuoyunu İsrail’e karşı ortak bir tutum takınmaya çağırıyoruz” denildi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de kararı ümit veren bir gelişme olarak yorumladı. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Çelik, “Kuşkusuz bu karar, başta küresel vicdanı temsil eden Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan olmak üzere küresel vicdana kulak veren liderlerin yürüttükleri yoğun diplomasinin sonucudur. Bu kararın, en kısa zaman ‘kalıcı’ bir ateşkese yol açması gerektiğine inanıyoruz” dedi. (ANKARA)
HAMAS: MEMNUNUZ
Hamas’tan yapılan yazılı açıklamada, “BMGK’nin bugün yaptığı acil ateşkes çağrısını memnuniyetle karşılıyoruz. Her iki taraftaki esirlerin serbest bırakılmasına izin veren bir esir takası sürecine bir an önce girişmeye hazır olduğumuzu teyit ediyoruz” denildi.
KARAR BAĞLAYICI MI DEĞİL Mİ:
BM Şartı’nın 25. Maddesi’ne göre, BMGK’da alınan kararlar bağlayıcı nitelikte. Ancak ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield’in BM oturumunda, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby ve Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller’ın basın toplantısında BMGK kararı için “bağlayıcı değil” ifadeleri ilk günden tepkilere neden oldu.
PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK:
İsrail’in, şu andan itibaren ateşkes şartlarına uyması beklenirken, aksine İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz da, dün kararın açıklanmasının ardından “ateşi kesmeyeceğiz açıklaması” yapması, İsrail’in karara uymayacağı sinyalini vermiş durumda.
İSRAİL KARARA UYMAZSA NE OLUR:
İsrail karara uymazsa herhangi bir yaptırım uygulanıp uygulanmayacağı konusunda şuan için BM’den bir açıklama yok ancak BMKG isterse barış gücü gönderme, ekonomik yaptırımlar ya da tampon bölge oluşturma gibi yaptırım kararları da alabilir.
]]>ÖNKAYIT PARALARINI TOPLUYORLAR
Programlara katılabilmek için 3 bin 500 ile 4 bin 500 dolar arasında değişen bir başvuru ücreti ödenmesi gerekiyor. Bu ödeme işe yerleşme imkanlarının sağlanması, sağlık sigortası ve danışmanlık hizmetlerini kapsıyor. Yurt dışında staj için hizmet verdiğini iddia eden birçok şirketin öğrencileri tam da bu noktada mağdur ettiğini belirten Türk Amerikan Kültürel Değişim Programları Derneği (TACEPA) kurucularından Mesut Yıldız mevcut durumu şöyle anlattı:
“Bu tarz şirketlerin yurt dışı staj olanaklarını organize ettiğini belirterek pazarlama yaptığını görüyoruz. Yurt dışı stajlar aslında organizasyonu zor programlar. Hiçbir altyapıları olmayan bu firmalarsa başvuranlardan para topluyorlar. Daha sonrasında süreçle ilgili aksaklılar sebebiyle organizasyonun iptal olduğunu duyuruyorlar. Bizim sektörde iptal ve iade koşullarında öğrencinin ödediği ön kayıt ücretin iadesi olmuyor. Dolayısıyla bunu kötüye kullanabiliyor art niyetli kişiler.
KONSOLOSLUK ONAYLI ŞİRKETLER
Bu noktada programları organize eden şirketlerin listesi ABD Konsolosluğunun internet sitesinde mevcut. Bunlar kontrol edilerek listede yer alan aracılar tercih edilmeli ki mağduriyet olmadın. Ayrıca bu kayıtlı şirketler birbirilerine destek olarak da adaylara avantaj sağlayabiliyor.
HER YIL 1500 KİŞİ GİDİYOR
ABD’de maaşlı staj en çok turizm otelcilik, gastronomi ve hizmet sektöründe tercih ediliyor. Şu an 35 eyalette mevcut 200 pozisyonumuz var. Hyatt Regency’den Fourseasons’a, Hilton’a kadar birçok otelin koordinatörleriyle de çalışıyoruz. Türkiye’den her yıl ortalama 1500 kişi kariyer odaklı eğitim alıyor. Turizm otelcilik dışında, işletme ve mühendislik dallarında da uygun pozisyonlara stajyer gönderiyoruz. Ancak bu alanlarda iş imkanları daha limitli. Geçtiğimiz yıllarda lojistik alanı çok popülerdi.
HER ŞİRKETE ÖĞRENCİ GÖNDERİLMİYOR
ABD’de her şirketle çalışmıyoruz. Burada koşullar çok sıkı tutuluyor. Yıllık 3 milyon dolar ve üzeri cirosu olan, aynı zamanda 20 ve daha fazla çalışanı olan işletmeler bu öğrencileri kabul ediyor.”
ÜCRETLİ STRAJ KRİTERLERİ
Ücretli staj programlarına kabul kriterlerinde adayların o bölümde eğitim alıyor ya da yeni mezun olması gerekiyor. Diğer bir olasılık da en az lise mezunu ve 5 yıllık deneyiminin olması gerekiyor. Kişinin ekonomik durumu kriterler arasında yer almıyor. Ancak yaş bakımından 35 yaşına kadar öğrencilerin kabulü sağlansa da 18-32 arasındaki adaylar daha kolay kabul ediliyor.
7 MADDEDE ÜCRETLİ STAJ
– Öğrenciler ABD’de en çok California, Florida, Texas, Colorada, New York ve New Jersey bölgelerini tercih ediyor. Yılın neredeyse 7-8 ayında festivalleri olan New Orleans şehri sebebiyle Louisanna eyaleti de en çok iş imkanı sağlayan yerler arasında yer alıyor.
– Gastronomi ve turizm otelcilik alanları tercihlerin yüzde 95’ini oluşturuyor.
– İşe başlamadan önce yöneticiler, stajyer için her ay neler öğreneceğini, hangi sorumlulukları alacağını gösteren özel bir program hazırlıyor. Bu sayede öğrencinin ABD’de geçirdiği 12 ay bolunca her 2 ayda bir çalıştığı bölüm değişiyor ve işletmenin bütün düzenini öğrenmesi sağlanıyor. Ve bu program çok katı kurallarla denetleniyor.
– Stajların ortalama 10 dolardan başlayıp 25 dolara kadar çıkabilen saatlik ücretleri var. Program kapsamında ise haftalık 32 ile 40 saat arasında değişen çalışma planı oluyor.
– Stajyerlerin ikinci bir işte çalışması kesinlikle yasak. Tespit edildiğinde sınır dışı ediliyorlar.
– Program tamamlanınca stajyer için 2 yıl kuralı geçerli oluyor. Göçü engellemek için programdan döndükten sonra kişi 2 yıl ABD’ye giremiyor.
– Programın 6 ay ve 12 ay olmak üzere iki farklı şekli var. Turizm otelcilik ve ziraat mühendisliği bölümü stajyerleri çok talep olması sebebiyle en çok 12 ay kalabiliyor. Bunlar dışındaki adaylar ise 18 aya kadar çalışma imkanı bulabiliyor.
]]>BM soruşturmasına göre, bir İsrail tankı geçen yıl Lübnan’da “kimliği açıkça belli olan bir grup gazeteciye” ateş açtığında bir Reuters muhabirini öldürmüştü.
13 Ekim’de gazeteci Issam Abdallah’ın öldürüldüğü, 6 gazetecinin de yaralandığı olayı BM ekibi araştırdı. Soruşturmada olay sırasında herhangi bir çatışma yaşanmadığı tespit edilirken, raporda sivillere ateş açılmasının uluslararası hukuku ve BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı Kararını ihlal ettiği belirtildi. Raporda, saldırının nedeninin bilinmediği belirtildi.
İstihbarat şirketi “Buzzilla”nın Maariv için yaptığı özel bir analiz, son üç haftadır Gazze’deki Arapça sosyal medyadaki genel söylemin genel olarak Hamas’a ve onun Gazze’deki liderine yönelik olumlu olduğunu gözler önüne serdi. Bir başka İsrail gazetesi Jerusalem Post bu gelişmeyi ‘Sinwar sığınakta bile hâlâ Gazze’nin kralı’ başlığı ile okurlarına duyurdu.
Politico’nun haberine göre, ABD’li yetkililer İsrailli mevkidaşlarına, Biden yönetiminin Gazze’nin en güneydeki şehri Refah’ta, “yüksek değerli” Hamas hedeflerine öncelik verecek ve geniş çaplı bir saldırıdan vazgeçecek sınırlı bir operasyonu destekleyeceğini iletti.
Politico haberini adlarının açıklanmaması koşulu ile konuşan 4 ABD’li yetkiliye dayandırdı. Yetkililer Politico’ya, üst düzey yönetim yetkililerinin özel toplantılarda İsraillilere, ABD’nin Gazze’nin başka yerlerinde olduğu gibi tam ölçekli bir savaş yerine Refah’ta “terörle mücadele operasyonları” stratejisini destekleyeceğini söylediğini söyledi.
İsrailli bir yetkili ise, Politico’ya Gazze’ye operasyonun kaçınılmaz olduğunu söyledi. Haaretz bu gelişmeyi ‘İsrail, İsrail’in Refah’ı işgal etmemesi halinde Hamas liderlerine karşı İsrail saldırısını destekleyecek’ manşeti ile okurlarına duyurdu.
ABD ordusu, Yemen’in Husi kontrolündeki bölgelerinde dört insansız hava sistemini ve bir karadan havaya füzeyi imha ettiğini açıkladı. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ise İran destekli Husilerin Yemen’den Aden Körfezi’ne bir gemisavar balistik füze fırlattığını, ancak bunun hiçbir gemiye zarar vermediğini söyledi.
IDF, Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine saldırdığını bildirdi. Açıklamaya göre, Hava Kuvvetleri kısa bir süre önce Hizbullah’ın birçok yerindeki askeri binalara saldırırken, İsrail ordusu da Çarşamba günü erken saatlerde Lübnan’a topçu ateşi açmıştı.
Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah, Ramazan ayında yaptığı konuşmada, ‘İsrail, Hamas’ı ezmek amacıyla savaşa girdi. Bugün, altı ay sonra, İsrail, Hamas’la aracılar aracılığıyla müzakerelere başlıyor. Bu, İsrail’in yenilgisinin bir işaretidir’ dedi.
Canlı Anlatım Özeti
BM soruşturması: IDF’nin tank ateşi Lübnan’da ‘kimliği açıkça belli’ olan gazeteciyi öldürdü
İsrail’den itiraf gibi haber: Sinwar sığınakta bile hâlâ Gazze’nin kralı
Politico ABD’nin ‘Refah’ desteğini yazdı
ABD ordusu, Yemen’in Husi kontrolündeki bölgelerinde 4 insansız hava sistemini imha ettiğini açıkladı
IDF: Hava Kuvvetleri Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine saldırdı
Hizbullah lideri: İsrail’in Hamas’la müzakereleri ‘yenilgi’ işaretidirİlişkilerin gelişmesinin önündeki en büyük engelin PYD/YPG olduğunu belirten Keçeli, “Terörle mücadele alanında bizim ABD’ye çok net bir mesajımız oldu. Onlara PKK, YPG ve FETÖ’yle ilgili beklentilerimizi net bir şekilde ilettik. Müttefik bir ülkenin, ülkemizin güvenliğini hedef alanlarla iş birliği yapmasının asla kabul edilemez olduğunu belirttik. Türkiye-ABD Stratejik ilişkilerinin daha fazla derinleşmesinin önündeki en büyük engelin ABD’nin YPG’ye verdiği destek olduğunu aktardık” dedi.
EN ÇOK ZAMAN GAZZE KISMINA AYRILDI
Washington’da savunma sanayi alanındaki kısıtlamalar kaldırılması gerektiğini de belirtiklerini söyleyen Keçeli, “CATSAA yaptırımlarından çıkarılma talebimizi tekraren vurguladık. F-16 programıyla ilgili devam eden süreç var. Ayrıca, F-35 ile ilgili prosedürün tamamlanması gerekiyor. Bu konular da ele alındı. Tabi ekonomik konuları da görüştük. Şu an ABD ile ikili ticaret hacmi 30 milyar düzeyinde, bunu 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Enerji alanındaki iş birliğinin arttırılması konusunda görüştük. Sıvılaştırılmış doğalgaz ve nükleer enerji konularında görüşmelere devam edeceğiz. Görüşmelerde bölgesel konular da ele alındı. Bunların başında Gazze geliyor. Hem çalışma gruplarında hem de Sayın Bakanın Blinken ile olan görüşmesinde en fazla zamana ayrılan kısım Gazze oldu” diye konuştu.
BM DIŞINDA KİMSEDEN İCAZET ALMAYIZ
Keçeli, “Güvenliğimizi tehdit eden yurt dışı kaynaklı bir terör örgütü operasyon yapacaksak icazet alacağımız tek yapı BM’nin 51’inci maddesidir. Onun dışında herhangi bir uluslararası yapı veya tarafla bu konuyu ele almıyoruz. Diğer taraftan ABD’nin Irak’ta askerleri var dolayısıyla bizim PKK’ya yönelik mücadelemizle bağlantılı olarak onlarla da görüşüyüz. Ama bu izin almak, icazet almak değil” ifadelerini kullandı.
IRAK ZİYARETİ
Keçeli, Bakan Fidan, Bakan Güler ve MİT Başkanı Kalın’ın Irak’ı ziyaret edeceğini duyurdu. Keçeli, Aralık ayında Ankara’da Irak’la güvenlik zirvesi gerçekleştirmiştik. Güvenlik zirvesinin bir sonraki toplantısı yarın Bağdat’ta yapılacak. Yarınki görüşmelerde güvenlik ve askeri işbirliği konuları öncelikli gündem maddesi olacak. Terörle mücadele ortak bir hamle geliştirilebilmesi ve bu doğrultuda atılabilecek somut adımlar masada olacak. PKK’ın Irak makamları tarafından ortak bir güvenlik tehdit olarak tanımlanmasını, Irak tarafında PKK ile mücadele azminin gelişmeye başladığının bir işareti olarak görüyoruz. Bu bakımdan memnuniyet duyuyoruz” açıklamasını yaptı. Ziyarette, güvenlik konuları dışında iki ülke arasında işbirliği konuları da ele alınacağını söyleyen Keçeli, “Bunların başında enerji konusu geliyor. Irak’taki doğalgaz kaynaklarının geliştirilmesi ve bunların uluslararası pazarlara sevk edilmesi konusunda görüşmeler gerçekleştireceğiz. Ayrıca, Irak’taki yenilenebilir enerji bağlamında nasıl ortak projeler geliştirebiliriz buna odaklanacağız. Irak-Türkiye petrol boru hattı bir süredir kapalı, biz bu boru hattından sevkiyata başlanabileceğini bizim açımızdan bir sorun olmadığını geçtiğimiz Ekim ayında söylemiştik. Ancak Irak tarafının henüz sevkiyata başlama konusunda hazır olmadığını anlıyoruz. Irak’taki tüm tarafların karşılıklı mutabakata ulaşmasını ve boru hattının en kısa sürede başlamasını ümit ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın önümüzdeki dönemde Irak’a yapacağı ziyaretin de detayları ele alınacak” dedi.
FİDAN’IN BAKÜ ZİYARETİ
Bakan Fidan’ın Irak ziyaretinin ardından Bakü’ye gideceği bilgisini veren Keçeli, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan üçlü dışişleri bakanları toplantısının dokuzuncusuna katılacak. Güney Kafkasya’daki huzur ve refah, istikrar Türkiye açısından çok önemli: buradaki ülkelerin daha iyi koşularda yaşayabilmesi için çaba gösteriyoruz” diye konuştu.
GAZZE’DEN TAHLİYELER
Gazze’ye yönelik yardımlara da değinen Keçeli, “Oradaki insani felaket giderek daha kötü bir hale dönüşüyor. Ramazan ayından da Gazzeli kardeşlerimize destek vermeye devam edeceğiz. Krizin başından bu yana Gazze’ye yaptığımız yardım 40 bin tonu aştı. Gazze’ye havdan insani yardım operasyonu da başladı. Biz buraya da destek sağlamak üzere yaklaşık 9 bin ton tıbbi malzeme ve bebek malzemesi tedarik ettik. Birçok paraşütle de Ürdün makamlarında bu operasyona destek vermek üzere iletildi. Bu sabah itibariyle bin 489 vatandaşımızı Gazze’den tahliye ettik” bilgisini verdi.
DENİZ YOLUYLA GAZZE’YE YARDIM
Keçeli, “ABD’nin Gazze’deki insani felakete bir çözüm arayışı içine girmesini dünya kamuoyunun ABD üzerinde kurduğu basının bir sonucu olarak görüyoruz. Eğer ABD’nin Gazze’deki insani felaketi kabul etmesi anlamına geliyorsa iyi bir gelişme. Biz karayolu ile yardım ulaşması mümkün iken daha az etkili denemeleri doğru bulmuyoruz. Yardımın, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından yapılmasını da soru işaret görüyoruz. Rum tarafının muhatabı KKTC’dir. Biz KKTC’nin haklarının hiçbir şekilde zedelenmesi izin vermeyiz. Deniz yoluyla, hava yoluyla yardım ulaştırılması ne yazık ki kara yoluyla ulaştırılacak bir yardımı ne nitelikle ne de nicelik olarak alternatifi değil. Bu bizim öznel bir değerlendirmemiz değil, BM ve sivil toplum kuruluşları da aynı gözlemde bulunuyorlar. Bizim Washington’da Amerikalılara verdiğimiz mesajların temelinde bu yatıyor. Bir an önce ateşkes sağlayalım, bu esnada da insani yardımların en etkili ve hızlı sürdürülebilir şekilde Gazze’ye girmesi için İsrail üzerindeki bütün etkinizi kullanın” ifadesini kullandı.
TÜRK-YUNAN HEYETLER ATİNA’DA GÖRÜŞECEK
Öncü Keçeli, Yunanistan ve Türkiye arasındaki Güven Artırıcı Önlemler Toplantısının yeni turunun 22 Nisan’da Atina’da yapılması beklendiğini belirtti.
Türk ve Yunan heyetleri arasında Güven Arttırıcı Önlemler (GAÖ) toplantısının bir önceki turu geçtiğimiz yıl Kasım ayında Ankara’da yapılmıştı.
]]>Görüşmeden gelen açıklamalar uluslararası haber ajansları tarafından sıcağı sıcağına aboneleri ile paylaşılırken dünyanın dört bir yanından pek çok gazete İstanbul’daki zirveyi mercek altına aldı.
Fransız Le Monde ‘Zelensky, İstanbul ziyaretinin ardından Türkiye’nin desteğine güveniyor’ başlığı ile okurlarının karşısına çıktı.
Haberde ‘Ukrayna cumhurbaşkanı, Kiev ile Moskova arasında bir kez daha arabuluculuk yapmaya çalışan Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi’ denildi.
LE MONDE’DAN TÜRK SİLAH SANAYİ VURGUSU
‘Savunma Bakanı Rüstem Umerov ile birlikte İstanbul’a giden Zelenski, ülkesinin askeri ortaklıkla bağlı olduğu Türkiye’nin desteğine güveniyordu’ diyen Fransız gazete Türk şirketlerin Ukrayna ordusun başarısındaki önemine vurgu yaptı.
Euronews ‘Türk lider Erdoğan, Ukrayna-Rusya barış görüşmelerine ev sahipliği yapmayı teklif etti’ dedi. Haberde Türkiye’nin NATO üyesi olduğu ve hem Ukrayna hem de Rusya ile yakın ilişkileri bulunduğuna dikkat çekildi.
Çin merkezli Xinhua ‘Türkiye, mevcut Ukrayna krizinin çözümü için Rusya’nın da dahil olacağı bir barış zirvesi düzenlemeyi teklif ediyor’ dedi.
ABD merkezli haber ajansı UPI ‘Erdoğan: Türkiye, Ukrayna ve Rusya arasındaki barış görüşmelerine ev sahipliği yapabilir’ başlığını tercih etti.

AL JAZEERA TÜRKİYE’NİN STRATEJİK KONUMUNU YAZDI
Katar merkezli Al Jazeera ‘Erdoğan Zelenski’yi ağırlarken Türkiye Rusya-Ukrayna barış görüşmelerine ev sahipliği yapmayı teklif ediyor’ dedi. Haberde Türkiye’nin stratejik önemine şu ifadeler ile dikkat çekildi;
‘Türkiye’nin Karadeniz’deki stratejik konumu ve Boğazlar üzerindeki kontrolü, ona çatışmada benzersiz bir askeri, siyasi ve ekonomik rol kazandırıyor.’
Los Angeles Times ‘Ukrayna cumhurbaşkanının ziyareti sırasında Türk lider Erdoğan, Rusya ile bir barış zirvesine ev sahipliği yapmayı teklif etti’ dedi.
Hindistan merkezli NDTV haberinde ‘Erdoğan Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasındaki barış görüşmelerine ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu söyledi’ ifadesine yer verdi.
Voice of America ‘Zelenski ve Erdoğan Ukrayna ve Rusya Arasındaki Barış Beklentilerini Görüştü’ başlığı ile okurlarının karşısına çıktı.
Türkiye ABD 7. Stratejik Mekanizması dışişleri bakanları düzeyinde gerçekleştirildi. Toplantıların ardından yapılan ortak açıklamada teröre karşı iş birliği mesajı verildi ve ABD Dışişleri Bakanı Blinken’ın terör örgütü PKK, DHKP-C ve DEAŞ’ı kınadığı belirtildi.
ABD İLE ORTAK AÇIKLAMA KOMŞUDA MANŞET
Proto Thema Washington’da yapılan görüşmelerde Türk ve Amerikalı yetkililerin, Ukrayna ve Gazze’deki savaşların yanı sıra çeşitli ikili konularda da kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdiğini yazdı. ‘Hakan Fidan: Washington’un F-35’lere ‘daha açık’ yaklaşması gerekiyor’ başlığı ile okurlarının karşısına çıkan Yunan gazete Fidan’ın açıklamalarına geniş yer ayırdı.
‘Blinken-Fidan Washington’da neler konuştu?’ sorusuna yanıt arayan Kathimerini ‘ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’in Türk mevkidaşı Hakan Fidan ile Washington’da yaptığı görüşmede Doğu Akdeniz’de istikrarın önemi vurgulandı’ dedi.
Ethnos ‘Washington’da Ortak Stratejik Mekanizma toplantısı sonrasında Türkiye – ABD ortak bildirisinde , Yunanistan – Türkiye yakınlaşmasına atıf yapıldı’ dedi.
BAE merkezli Al Ain ise ‘Türkiye ve ABD’den ortak açıklama: Terör istişareleri yeniden başlıyor’ manşetini attı. Haberde ‘ABD Stratejik Mekanizması 7-8 Mart tarihlerinde Washington’da yapılmıştı. Hakan Fidan ve Antony Blinken’in başkanlık ettiği heyetlerle yapılan toplantılarla ilgili Türkiye ve ABD’den ortak açıklama geldi. Ortak açıklamada Gazze ve terörle mücadele başlıkları öne çıktı’ ifadelerine yer verildi.
Middle East Monitor ‘Türkiye ve ABD, Gazze’deki çatışmaların sona erdirilmesinin önemi konusunda hemfikir’ dedi.
]]>PARÇA PARÇA KURULACAK
Pentagon Sözcüsü Tümgeneral Pat Ryder, kurulacak platform için bin ABD askerinin bölgeye konuşlanacağı ve geçici limanın inşasının yaklaşık 60 günde tamamlanacağını aktardı. Devasa çelik parçalarının birbirine kilitlenerek meydana getirilecek platformun 550 metre uzunluğa sahip olacağı belirtildi. Plana göre, Gazze’ye insani yardım gemileri bu platforma demirleyecek, malzemeler küçük teknelerle Gazze sahilinde yüzer iskeleye ulaştırılıp buradan dağıtımı sağlanacak. Ryder, geçici iskele ile bölgeye günde 2 milyondan fazla öğünün transfer edilmesinin mümkün olduğunun altını çizerken yardımların dağıtılması için Amerikan askerlerin karaya çıkmasına gerek olmadığı, sivil toplum kuruluşları ve Birleşmiş Milletler ile birlikte çalışılmasının planlandığını dile getirdi. Söz konusu iskele, 2012 yılında Avustralya’da düzenlenen bir tatbikatta denenmişti.
ABD’NİN ÇELİŞKİLİ TAVRI
Amerikan New York Times gazetesi, ABD Başkanı Joe Biden’ın Gazze açıklarına geçici liman kurulması talimatının, ABD’nin İsrail’in en önemli silah tedarikçisi olmasıyla ortaya çıkan çelişkiyi gündeme taşıdı. Haberde ABD’nin havadan gerçekleştirdiği yardımlara referansla, “Bugünlerde Gazze semalarında Amerikan bombaları ve yardım paketleri aynı anda görülüyor” denilirken ABD’nin İsraillileri silahlandırırken, bir yandan da zarar görenlerle ilgilenmeye çalıştığını ifade etti. Washington’daki Arap Merkezi’nin Başkanı Yousef Munayyer de ABD’nin yardımlarını, “kundakçıya yakıt verip bir bardak suyla yangını söndürmeye çalışmaya” benzetti.
HAMAS: OLUMLU BİR ADIM
Hamas’ın Gazze yönetiminde bulunan bir yetkili, El Cezire’ye verdiği demeçte ABD’nin geçici liman adımının doğru yönde atılmış bir adım olduğunu belirtti. Hamas yöneticisi, planın Gazze’ye yardım ulaştırmanın ‘en kısa ve en kolay yolu olmadığına’ da dikkati çekti.

İKİNCİ ABLUKA İDDİASI
Söz konusu plan doğrultusunda Beyt Hanun (Erez), Refah ve Kerem Ebu Salim (Kerem Şalom) sınır kapılarının baypas edileceği ve Gazze’nin Mısır ile bağlantısının kesileceği de öne sürülüyor. Diğer bir iddia da Doğu Akdeniz’de Gazze kıta sahanlığında, Filistinlilere ait olan doğalgaz rezervlerine dair. 4 milyar dolar olduğu belirtilen rezervin bulunduğu bölgede ABD’nin liman projesiyle bir otorite oluşturmasının ‘manidar’ bulunduğu yorumları yapılıyor.
BM YETKİLİSİ: SAÇMA PLAN
Birleşmiş Milletler Gıda Hakkı Özel Raportörü Michael Fakhri, Biden’ın geçici bir limanın Gazze’ye ulaşan insani yardım miktarında büyük bir artış sağlayacağı yönündeki açıklamasını eleştirdi. “Ne iskele ne de Gazze’ye hava yoluyla yapılan yardımların artması açlıktan ölümleri engelleyecek” diyen BM yetkilisi, İsrail’in ana müttefiki Amerika’nın böyle bir tedbire başvurmasının ‘alaycı bir şekilde saçma’ olduğunu söyledi.
AÇLIKTAN ÖLÜMLER ARTIYOR
Yarın başlayacak olan ramazan öncesinde ateşkes ihtimali azalırken İsrail’in Gazze’ye yönelik topyekûn saldırıları durmak bilmiyor. 7 Ekim’den bu yana hayatını kaybeden Filistinli sivil sayısı 31 bini geçerken artık ölüm sebeplerine bombaların yanı sıra açlık ve susuzluk da ekleniyor. Gazze kentindeki El Şifa Hastanesi’nde üç çocuğun daha yetersiz beslenme ve su kaybından ölmesinin ardından İsrail’in yardım girişini engelleyerek büyük bir insani felakete neden olduğu bölgede, yetersiz beslenme ve susuzluktan ölenlerin sayısı 23’e ulaştı.
]]>
ABD, Gazze’ye havadan ilk yardımında 3 askeri kargo uçağıyla 38 bin öğünlük kumanya dağıttığını açıkladı.
JOE BIDEN AÇIKLADI
Önceki gün Beyaz Saray’da İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi kabul eden ABD Başkanı Joe Biden, görüşme öncesi yaptığı açıklamada, “Masum insanlar korkunç bir savaşın içinde ailelerini doyuramaz hale geldi ve yardım almaya çalıştıklarında verilen tepkiyi gördünüz. Daha fazlasını yapmalıyız ve ABD daha fazlasını yapacaktır” dedi. Biden, Ürdün ile birlikte gelecek günlerde Gazze’ye paraşütle insani yardım atmaya başlayacaklarını söyledi. Ürdün hava kuvvetleri, Fransa, Belçika ve Hollanda’nın desteğiyle birkaç defa bölgeye insani yardım yapmıştı. Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de benzer girişimi olduğu biliniyor.
38 BİN ÖĞÜN
ABD Ulusal Güvenlik Konseyi İletişim Danışmanı John F. Kirby, ilk hava yardımlarının gıda üzerine yoğunlaşacağını, bunu su ve ilacın izleyeceğini söyledi. Gazze’ye ilk havadan ABD yardımı, üç C-130 tipi askeri kargo uçağıyla dün gerçekleştirildi. ABD Merkez Komutanlığı, “66 paraşütle 38 bin domuz etsiz kumanya dağıtıldığını” açıkladı. Dağıtımın ardından sosyal medyadan açıklama yapan ABD Başkanı Biden, “Gazze’ye akan yardım miktarı yeterli değil. Daha fazla yardım için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz” dedi.

NİYE TEPKİ ÇEKİYOR
Daha önce Irak, Afganistan savaşlarında denenen bu yardım şeklinin Gazze’de uygulanacak olması tepki çekiyor. New York Times yazarı Nicholas Kristof, “Yardımların havadan atılması normalde acil durumlarda başvurulacak son çaredir ve eğer Biden, Filistinli sivillerin hayatını kurtarmak konusunda ciddiyse, yardım ulaştırmanın daha iyi yolları var” diyerek İsrail’in ikna edilmesi gerektiğini belirtti. ABD’nin eski Suriye ve Cezayir büyükelçisi Robert Ford ise, “Ortadoğu’daki en özel müttefiki” İsrail’in ABD’yi havadan yardıma mecbur bırakmasını “aşağılayıcı” olarak nitelendirdi.
Birçok yorumcu ABD’nin İsrail’e baskı yerine, jestten öteye gitmeyecek bir metoda başvurmasının yeterli olmayacağı görüşünde. ‘Uluslararası Kurtarma Komitesi’ isimli yardım kuruluşu, “Havadan yardım bu acıyı dindirmek için bir çözüm değildir, geniş çaplı yardım çözümünden uzaklaştırır. Tüm diplomatik çabalar, İsrail’in Gazze kuşatmasını kaldırmasını sağlamaya odaklanmalıdır” dedi.
İSRAİL’E BASKI YAPIN
İngiltere merkezli sivil toplum örgütü Oxfam da havadan yardımın yalnızca “Gazze’deki zulüme katkıda bulunan Amerikalı yetkililerin vicdan azabını hafifletmesine hizmet ettiği” yorumunda bulundu. Havadan yardım riskli de bulunuyor. Paketlerin siviller yerine, eli silahlı Hamas üyelerinin eline geçme ihtimalinin daha fazla olduğu yorumları yapılıyor.
OKSİJENE ANESTEZİYE HURMAYA YASAK
-CNN International, yüz binlerce insanın kıtlıkla boğuştuğu Gazze’ye birçok ürünün girişine izin verilmediğini kaydetti. Bunlar arasında anestezikler ve anestezi makineleri, oksijen tüpleri, ventilatörler ve su filtreleme sistemleri yer alıyor.
–İsrail’in engeline takılan diğer malzemeler arasında hurma, uyku tulumu, kanser ilaçları, su arıtma tabletleri ve doğum kitleri de yer alıyor.
ABD: İSRAİL HAMAS’TAN YANIT BEKLİYOR
-ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili, İsrail’in Gazze’de altı haftalık ateşkes önerisinin “temel çerçevesini kabul ettiğini” söyledi. Yetkili, bu aşamada İsrail’in, Hamas’tan “serbest bırakılacak rehinelerin kimler olacağı konusunda” cevap beklediğini kaydetti.
-ABD kaynaklarına göre, taslak anlaşmaya dair müzakereler Katar’ın başkenti Doha’da devam ediyor.
]]>1999-2002 arasında ABD’nin Bolivya Büyükelçisi olarak görev yapan Rocha, Perşembe günü Florida eyaletindeki Miami’de görülen mahkemede suçsuz olduğuna ilişkin ilk ifadesini değiştirdi.
12 Nisan’da görülecek duruşmada Rocha’nın cezası belli olacak.
Böylece Küba ile ABD arasındaki en yüksek profilli casusluk davalarından biri, beklenmedik şekilde hızla karara bağlanacak.
Miami Herald gazetesine göre, Perşembe günkü duruşmada davayla ilgili gizli belgelerin nasıl ele alınacağı görüşülecekti. Ancak bunun yerine Rocha’nın mahkemeyle anlaştığı açıklandı.
Rocha, yabancı ülkeler için casusluk yapmak, para transferi sahtekarlığında bulunmak ve ABD pasaportu almak için yanlış beyan vermekle suçlanıyor.
ABD’Yİ DÜŞMAN OLARAK NİTELENDİRMİŞ
Soruşturmayı yürütenler tarafından toplanan deliller arasında Rocha’nın onlarca yıldır Küba için çalıştığını kabul ettiği, Küba’nın eski lideri Fidel Castro’dan “Komutan” şeklinde söz ettiği ve ABD’yi “düşman” olarak nitelendirdiği gizli kayıtlar da yer alıyor.
Rocha ve avukatlarının artık suçu kabul etmenin en akıllıca seçenek olduğunu düşündükleri anlaşılıyor.
CIA’in eski karşı istihbarat başkanı James Olson, geçen ay BBC’ye yaptığı açıklamada, olayın Küba’nın istihbarat servislerinin ABD hükümetini nasıl alt ettiğini gösterdiğini söyledi. Olson, “Küba istihbarat servisine karşı kişisel kin duymamın nedenlerinden biri bize karşı operasyonlarda çok başarılı olmaları” dedi.
Olson, Rocha’nın ömür boyu hapis cezasına çarptırılacağını tahmin ettiğini belirtti.
ABD ve Küba’nın, Fidel Castro’nun 60 yıl önce ABD destekli hükümeti devirmesinden bu yana ilişkisi gerilimli.
ABD, 1960’lı yıllarda Küba’ya ticari ambargo uyguladı. Eski ABD Başkanı Barack Obama ve eski Küba Devlet Başkanı Raul Castro, 2015 yılında ilişkileri normalleştirmek için adımlar attılar, ancak eski ABD Başkanı Donald Trump daha sonra bunların çoğundan geri adım attı.
Kolombiya’da doğan Rocha ise New York’ta büyüdü ve ülkenin önde gelen Yale, Harvard ve Georgetown gibi üniversitelerinde okudu.
25 YIL BOYUNCA FARKLI GÖREVLERDE YER ALDI
Savcılara göre 1999’dan 2002’ye kadar ABD’nin Bolivya Büyükelçisi olarak çalıştı ve 25 yıl boyunca Ulusal Güvenlik Konseyi de dahil olmak üzere hükümette çeşitli görevlerde bulundu. Bolivya’nın yanı sıra Arjantin, Honduras, Meksika ve Dominik Cumhuriyeti’nde de görevler üstlendi.
Dışişleri Bakanlığı’ndan ayrıldıktan sonra, ABD ordusunun Küba’dan sorumlu kısmı olan ABD Güney Komutanlığı’nın özel danışmanı olarak çalıştı.
İddianamede, Kasım 2022’de bir FBI ajanının Küba İstihbarat Servisleri’nin temsilcisi olduğunu iddia ederek, “Havana’daki arkadaşlarından bir mesaj iletmek için” Rocha ile WhatsApp aracılığıyla temasa geçtiği belirtildi.
Rocha, dava belgelerine göre “kimsenin kendisini orada görme ihtimali bulunmadığından” biri bir alışveriş merkezindeki yemek katı olmak üzere bu kişiyle birkaç kez görüşmeyi kabul etti.
İddianameye göre, gizli görevdeki FBI ajanıyla yaptığı üç görüşme sırasında Rocha, Küba hükümeti için ajan olarak çalıştığı süreye ilişkin detaylar vermeye başladı.
Rocha’nın Küba ve kendisinden söz ederken “biz” ifadesini kullandığı iddia ediliyor.
İddianameye göre Küba için çalışan bir casus kılığındaki FBI ajanı “Hala bizimle misin?” diye sorduğunda Rocha, sadakatinin sorgulanmasına “kızdığını” söyleyerek “Erkekliğimi sorgulamak gibi bir şey bu” demişti.
]]>‘SURİYE’NİN DOĞUSUNDAKİ GÜÇ DENGESİ DEĞİŞECEK’
Robert Ford: Öncelikle ben Biden yönetiminin Doğu Suriye’den yakın bir zamanda çekileceğini düşünmüyorum. Kasım’daki seçimlerden önce de böyle bir çekilme beklemiyorum ama daha sonra olabilir, hatta yıllar sonra olabilir. Tabii ki Irak’taki duruma da bağlı bu geri çekilme. Eğer Amerikalılar buradan çekilirse ne değişecek? Suriye’nin doğusundaki güç dengesi değişecek ve Türk ordusuyla karşı karşıya olan SDG kuvvetleri ciddi bir dezavantaj elde edecek.
‘IRAK’TAN ÇEKİLİRLERSE SURİYE’DEN DE ÇEKİLEBİLİRLER’
Zeynep Özipekçi: Eğer ABD geri çekilmeyi gerçekten istiyorsa, neden istiyor?
Robert Ford: Gerçekten açık olmak için Biden yönetimi Suriye’den çekilmek istemiyor. Kesinlikle istemiyor. Şu anda en yakın zamanda bunu istemiyor. Bu konuda çok net olmamız gerekiyor. Amerikalıların Doğu Suriye’den çekilmesini beklemek doğru değil. Sadece, Irak’tan çekilirlerse Suriye’den de çekilebilirler.
‘UKRAYNA ÖNCELİK’
Zeynep Özipekçi: Biden yönetiminin Suriye’ye öncelik vermek istemiyor olabileceğini ifade etmiştiniz. Eğer ABD buraya öncelik vermeyecekse neden şimdi çekilmek istemiyor?
Robert Ford: Biden yönetimi, Suriye’de sessiz bir statüko istiyor. Nesnel koşullara bakarsak sessiz bir statüko olduğunu söylememiz gerekiyor. Eğer böyle bir imkan varsa, ABD kuvvetlerini Doğu Suriye’de tutmaya devam etmek istiyor ama burada herhangi bir bedel ödemek istemiyor. Herhangi bir Amerikan askerinin yaralanmasını ya da öldürülmesini istemiyor. Böylece burada kalmaya devam etmek konusunda mutlu olacaklar. Ama Suriye Biden yönetimi için bir öncelik değil, Ukrayna öncelik. Çin ile olası bir rekabet durumunda Asya, Biden yönetiminin önceliği Suriye değil. Dolayısıyla eğer ABD güçlerinin burada konuşlandırılması ciddi bir bedeli olursa o zaman Biden yönetimi geri çekilmek zorunda kalır.
‘ANKARA İLE İŞ BİRLİĞİNİ DEVAM ETTİRMEK İSTİYOR’
Zeynep Özipekçi: Ama ABD çekilse bile burada aynı zamanda ABD destekli güçler de var. Terör örgütü YPG de bunlardan biri. Türkiye sınırında bulunan bu güçler Türkiye sınırları için ciddi bir tehdit. Bu tehdide karşı ABD ne yapacak?
Robert Ford: Türk hükümeti bu konuda çok net ve YPG milislerinin PKK’ya bağlı olduğunu söylüyor. Türkiye her zaman Amerikalılara karşı bu konuda açık oldu. Amerika’ya her zaman YPG ile iş birliğinin kabul edilemez olduğunu ifade etti. Washington, bu sorunlara rağmen Ankara ile iş birliğini devam ettirmek istiyor.
‘YPG, ABD’DEN MÜHİMMAT ALIYOR VE EĞİTİM ALIYOR’
Zeynep Özipekçi: Türkiye’ye rağmen terör örgütü YPG’nin ABD’den aldığı destekle burada varlığını devam ettirmesi mümkün mü?
Robert Ford: YPG ve PKK Suriye’de 25 yıldır faaliyet gösteriyor. Suriye başkanının babası Hafız Esad’tan bu yana buradalar ve o zamandan beri Suriye hükümeti PKK’yı ve YPG’yi Türkiye’ye karşı bir araç olarak kullanıyor. ABD Suriye’den yarın çekilse bile hala Doğu Suriye’de bir YPG ve muhtemelen YPG Şam’daki hükümetle bir çeşit anlaşma yapabilir. YPG, ABD’den mühimmat alıyor, eğitim alıyor. ABD diplomatik ve politik bir destek veriyor ve ABD onlara koruma sağlıyor. özellikle Rusya’ya karşı ya da Suriye Hükümeti’ne karşı dolayısıyla YPG için ABD ile birlikte olmak doğru bir karar. Şu anda Suriye’nin doğusunda, Suriye Kürt YPG milislerine yakın konuşlanmış Amerikan güçleri olduğu sürece, iş birliği ve karşılıklı destek olacağını düşünüyorum. Ancak bir gün Amerikalıların Suriye’den ayrılacağı bir gün gelecek. Amerikalılar sonsuza kadar Suriye’de kalmayacaklar ve Amerikalıların ayrılmasıyla birlikte gelecekte Beyaz Saray’ın YPG’den ve Kürt yönetimine verdiği önemden vazgeçecek artık önem vermeyecek.
‘GAYRİRESMİ ATEŞKESİ BOZDULAR’
Zeynep Özipekçi: Aynı zamanda ABD, Rusya ve İran’ın Suriye’de bir gücü olduğunu söylemiştiniz. Ayrıca Suriye’de kontrol noktaları ve merkezler bulunmakta, ancak Orta Doğu’da Suriye’nin yakınında devam eden bir çatışma da mevcut. Bu çatışma bölgeyi nasıl etkiler ve nasıl yeni tehditler oluşturur?
Robert Ford: Evet tabii ki Gazze çatışması Amerikalılar ve İranlılar arasındaki geçen yaz başlayan gayriresmi ateşkesi bozdu. İran destekli milisler, Suriye Ürdün sınırında 3 ABD askerini öldürdüler. Bu nedenle bunun Doğu Suriye’de de bölgesel etkileri olacak.
‘ŞAM HÜKÜMETİNİN CİDDİ BİR SÖZ VERMESİ GEREKİYOR’
Zeynep Özipekçi: Suriye’deki bu çatışmaların ve iç savaşın nasıl bitebileceğini düşünüyorsunuz?
]]>
1.5 milyon Filistinlinin sığındığı Refah’ta insanlar kalacak yer bulmakta sorun yaşıyor. Bazı aileler boş çiftliklere sığınırken, çocuklar tavuk kafeslerinde uyumak zorunda kalıyor.
NETANYAHU KARARLI
Önceki akşam Kudüs’te basın toplantısı düzenleyen Netanyahu, Refah’a harekât düzenlenmesinde kararlı olduklarını belirtti. ABD ve İsrail’in bazı Batılı müttefikleri yaklaşık 1.5 milyon yerinden edilmiş Filistinlinin son sığınağı olan kente yönelik bir saldırının felakete yol açabileceği uyarıları yoğunlaşsa da Tel Aviv yönetimi geri adım atmıyor. Basın toplantısında, “Refah’a girmemizi engellemeye çalışanlar aslında bize ‘Savaşı kaybedin’ diyor” diyen Netanyahu, bu konuda herhangi bir baskıya boyun eğmeyeceklerini söyledi. Netanyahu, Biden ile yaptığı telefon görüşmesinde, ABD liderine “İsrail’in tam bir zafer elde edene kadar savaşacağını ve buna Refah’ın da dahil olduğunu söylediğini” aktardı.
YENİ SİLAH TESLİMATI
ABD yönetimi Netanyahu’ya Refah ve ateşkes baskısı kurmaya çalışırken, bir yandan da İsrail’e silah göndermeye devam ediyor. Amerikan Wall Street Journal gazetesine göre Biden yönetimi İsrail’e 10 milyonlarca dolarlık silah gönderme hazırlığında. Gazeteye konuşan ABD’li yetkililer söz konusu teslimatın yaklaşık bin adet MK-82 bombası, bombalara hassas yönlendirme sağlayan KMU-572 ve FMU-139 bomba fitillerini içerdiğini söylüyor.
FİNANSMAN SORUNU
-Savaş sonrasında Gazze’nin idaresini Ramallah merkezli Filistin Yönetimi’nin devralmasını isteyen Biden yönetiminin önündeki bir diğer sorun da Ramallah’ın finansmanı. Amerikan basınına göre ABD’li yetkililer Ramallah’ın şubat ayı sonunda memur maaşlarını ödemek ve temel hizmetleri sağlamak için gereken parasının tükenebileceği uyarısını yapıyor. Filistin Yönetimi’nin bu aşamada yaşayacağı bir finansal zaafiyetin, Washington’ın savaş sonrasına dair senaryolarını zayıflatabileceği öngörülüyor.

ATEŞKES GÖRÜŞMELERİ TIKANDI
-GEÇTİĞİMİZ haftalarda İsrail ve arabulucu ülkeler arasında Paris’te başlayan ve daha sonra Kahire’de devam eden ateşkes müzakerelerinin tıkandığı belirtiliyor. Paris’te oluşturulan anlaşma taslağıyla birlikte ivme kazanan görüşmeler, Hamas ve İsrail’in özellikle “kalıcı ateşkes” konusundaki derin beklenti ayrılığı sonrası durgunlaşmıştı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu önceki akşam yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Joe Biden’ın isteği üzerine bir heyeti Kahire’ye gönderdiğini ama Hamas’ın “hayali istekleri” nedeniyle bir ilerleme kaydetmenin mümkün olmadığını söyledi. Görüşmelere arabuluculuk eden Katar Başbakanı Muhammed el-Sani de görüşmelerin çok iyi gitmediğini belirterek, İsrail’in ateşkes için rehineleri şart koşmasını gösterdi. El-Sani, “İçinde bulunduğumuz ikilem bu ve ne yazık ki birçok ülke tarafından suistimal ediliyor; ateşkesi sağlamak için rehine anlaşmasının şart olması gerekiyor. Bu şart olmamalı” ifadelerini kullandı.
]]>1-BAŞKAN BIDEN’IN YAŞI
Dünya liderlerinin isimlerini karıştıran, ölmüş kişileri yaşıyor zanneden, boşlukla tokalaşan, defalarca dengesini kaybedip düşen 81 yaşındaki ABD Başkanı Joe Biden’ın ilerleyen yaşı, uzunca bir süredir seçmenlerin endişelenmesine sebep olurken; Özel Yetkili Savcı Robert Hur’un 8 Şubat’ta yayımlanan soruşturma raporu, yangını daha da alevlendirdi.
Raporunda Biden için “iyi niyetli, hafızası zayıf, yaşlı biri” diyen Hur, başkanın aynı zamanda aklının gidip geldiğini ve hafızasının bulanık olduğunu iddia etti. Aynı gün rapora meydan okumak için ulusa sesleniş konuşması yapan Biden, konuşma sırasında Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah El Sisi’ye Meksika devlet başkanı deyince tartışmalar daha da büyüdü. Bu hafta yayımlanan ABC News/Ipsos anketine göre halkın yüzde 86’sı, Biden’ın başkanlık görevini yerine getirmek için çok yaşlı olduğunu düşünüyor.
Demokrat Parti’ye yakın New York Times, CNN, MSNBC gibi ana akım medya kuruluşlarının da her gün Biden’ın yaşını tartışmaya başlaması tecrübeli siyasetçinin 5 Kasım seçimleri için adaylığını tehlikeye atıyor.
2-YARGI TRUMP’I ENGELLER Mİ
ABD’nin 45’inci Başkanı ve 2024 Cumhuriyetçi Parti aday adayı Donald Trump, partisinin adaylığını kazanmaya çok yakın fakat başı yargı ile dertte. 4 ayrı dava ile boğuşan Trump, 700 yıldan fazla hapis istemiyle yargılanıyor.
Colorado ve Maine eyaletlerinin kendisini seçime katılmaktan men etmesinden sonra kararları ABD Yüksek Mahkemesi’ne taşıyan eski başkanın seçimlerde eşit şartlarda yarışabilmesi için kaderi, 9 yargıcın elinde. Geçen yıl hakkında hazırlanan dört farklı iddianameden sonra hızla oylarını yükselten Trump, mitinglerinde seçmenlerine bunun bir “cadı avı” ve “herhangi bir siyasi rakibe yönelik tarihte daha önce görülmemiş bir zulüm” olduğunu söylüyor. Trump, bu 4 davadan herhangi birinde hüküm giyse dahi Başkan adaylığı tehlikeye girmeyecek. 77 yaşındaki siyasetçi hapse girse dahi başkan seçilme ihtimali bulunuyor.
3-GÖÇ KRİZİ SEÇMENİ ETKİLER Mİ
Demokrat Partili Biden’ı ankette en çok zorlayan konulardan biri ABD’nin güneyindeki Meksika sınırındaki mülteci akını. Son üç yılda kaçak yollarla ülkeye giriş yapan 6 milyondan fazla mülteci, Biden yönetiminin yeniden seçilme şansını ciddi manada azaltıyor. Geçen ay yapılan Harvard/Harris ve bu ay yapılan ABC/Ipsos anketlerine göre göç, seçmenlerin en muzdarip olduğu konu olurken bu sorunların çözümü için Trump’a daha çok güveniliyor.
4-ABD’NİN BİTMEYEN SAVAŞLARI
ABD Başkanı Joe Biden’ı seçimlere giderken zorlayan konulardan biri de ABD’nin Ukrayna, Gazze, Suriye, Irak ve Yemen’deki savaşların bir şekilde aktif olarak parçası olması. İki yıldır devam eden Ukrayna savaşına 75 milyar dolardan fazla para ayıran Biden’ın daha fazla bütçe talebi, Kongre’ye takılmışken halkın Ukrayna savaşına desteği de giderek azalıyor. Öte yandan Gazze’deki katliam da toplumu ikiye bölmüş durumda. Anket sonuçlarına göre kendi tabanı Biden’ın Binyamin Netanyahu hükümetine kayıtsız şartsız desteğini onaylamıyorken ABD bu zamana kadar İsrail’den desteğini çekmiş değil.
Buna ek olarak Suriye, Irak ve Ürdün’deki ABD üslerine İran destekli milisler tarafından 17 Ekim’den bu yana yapılan 200’e yakın saldırı, 3 ABD askerinin ölümüne sebep oldu. ABD ayrıca Husilerin Kızıldeniz’deki ticari gemilere saldırılarına da cevap vermekle meşgul. Bunların hepsi 5 Kasım seçimlerine kısa bir süre kala seçmene ABD’yi Ortadoğu’da bir bataklıkta gösteriyor.
5-BIDEN ÇEKİLİRSE NE OLUR?
ABD’de en çok konuşulan konulardan biri de Biden’a bir şey olması ya da Biden’ın yarıştan kendi isteğiyle çekilmesi durumunda yerine gelebilecekler. ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, doğal alternatif konumunda ancak kendisine yönelik anket sonuçları, popülaritesinin Biden’dan da düşük olduğunu gösteriyor. California Valisi Gavin Newsom ve Ulaştırma Bakanı Pete Buttigieg de Demokrat Parti’nin yıldızlarından. Ancak en sansasyonel alternatif isim, eski ABD Başkanı Barack Obama’nın eşi Michelle Obama. Cumhuriyetçi Parti’den bazı isimler, Demokrat Parti tarafından Biden’a düzenlenecek bir darbe ile Michelle Obama’nın adaylığa getirileceğini iddia etmeye devam ediyor.
]]>TEZLERİNİ YİNELEDİ
Röportajın başlangıcında yaklaşık 25 dakika boyunca Rus devletinin kuruluşunun tarihinden, Ukrayna ile Rusya arasındaki tarihi ve kültürel bağlardan bahseden Putin, daha önce de birçok kez dile getirdiği şekilde “Ukrayna’nın yapay bir devlet olduğu” tezini ve Rusya’nın günümüz Ukrayna topraklarındaki hak iddiasını yineledi. Sovyetlerin dağılmasından sonra Batı dünyasının Rusya’ya karşı tutumundan rahatsızlık duyduğunu belirten Putin, “Rusya’nın, kardeş ‘uygar halklar’ ailesine alınmayı beklediği ama bunun yaşanmadığı 1991’den konuşalım. ABD bizi aldattı. NATO’nun doğuya genişlemeyeceği sözünü verildi ama beş genişleme dalgası oldu” diye konuştu.
‘POLONYA’YA NEDEN SALDIRALIM’
Ukrayna’daki çatışmayı bu ülkede yaşanan devlet darbesinin körüklediğini belirten Putin, “Ukrayna yönetimi savaşı 2014’te başlattı. Amacımız bu savaşı durdurmak. 2022’de savaş başlatmadık, ona son vermeye çalıştık. Şimdilik (Ukrayna’da) hedeflerimize tam olarak ulaşmadık, çünkü bu hedeflerden biri Ukrayna’yı Naziler’den arındırmak” ifadelerini kullandı. Carlson’un Avrupa’da dile getirilen ‘olası Rus saldırısı’ iddialarını sorması üzerine Putin, “Bu senaryo sadece Polonya’nın Rusya’ya saldırması halinde gerçek olabilir. Neden? Çünkü Ne Polonya ne de Letonya’da bir çıkarımız var. Bu ülkelerle bir meselemiz yok” yanıtını verdi. Ukrayna’daki mevcut durumla ilgili değerlendirmelerde bulunan Putin, ABD ve Batı dünyasına Ukrayna’daki çatışmayı bitirmek için diyaloğa girme çağrısında bulundu.
‘DAHA İYİ BİR İŞİNİZ YOK MU’
ABD’nin Ukrayna’ya düzenli birlik göndererek Rusya’yla savaşmaya kalmasının “insanlığı çok ciddi bir küresel çatışmanın eşiğine getireceğini” söyleyen Putin, “ABD’nin buna ihtiyacı var mı? Yapacak daha iyi bir işiniz yok mu? Sınırda sorunlarınız var. Göçle ilgili sorunlar, ulusal borçla ilgili sorunlar, 33 trilyon dolardan fazla. Yani Ukrayna’da savaşmalı mısınız? Rusya ile müzakere etmek daha iyi olmaz mı” dedi. “Rusya’yı savaş alanında yenilgiye uğratma yönünde gürültü ve çığlıklar vardı. Ama şimdi görünüşe bakılırsa bunu başarmanın, eğer mümkünse, çok zor olduğunu anlamaya başlıyorlar. Bana göre, imkânsız” diyen Putin, ABD’ye yönelik “Savaşı durdurmak istiyorsanız, silah tedarikini bırakmanız gerekir” açıklamasında bulundu.
‘İSTANBUL’DA ANLAŞMAYI BORİS BOZDU’
Putin röportajda, İstanbul’da 2022 Mart’ta yapılan barış müzakerelerine de değindi. Bir ön anlaşma sağlandığını belirten Putin, Ukrayna heyetinin başkanı David Arahamiya’nın da belgeyi imzaladığını söyledi. Arahamiya’nın anlaşmayı dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın bozduğunu söylediğini savunan Vladimir Putin, “İmzasını attı ve daha sonra şunu anlattı: ‘İmzalamaya hazırdık ve savaş çoktan biterdi. Ama Johnson geldi, bizi vazgeçirdi ve şansı kaçırdık.’ Şimdi tekrar buna dönsünler, o kadar” diye konuştu.
ABD MEDYASI ‘PROPAGANDA’ DEDİ
ABD’li gazeteci Tucker Carlson’ın Putin ile gerçekleştirdiği röportaj özellikle ABD ve İngiliz medyasında eleştirilerin hedefi oldu. Putin’in hem vücut dili hem de sözleriyle Carlson’ı domine ettiği ve röportajın kendi istediği doğrultuda akmasını sağladığı yorumları yapılırken, Rusya’nın Ukrayna’da işlediği iddia edilen savaş suçları ve sivil altyapıya yönelik saldırılar ya da Putin’in kendisine de dava açılan Ukraynalı çocukların alıkoyulması hakkında soru sormadığı için Carlson’a “Putin propagandasına alet olduğu” yönünde eleştiriler geldi. Putin’in röportaj sırasında bacağını tutması, Putin’in hasta olduğu yönündeki iddiaları da yeniden gündeme getirdi.
]]>Biden’ın evindeki gizli belgeleri incelemekle görevlendirilen özel savcı Robert Hur’un hazırladığı son rapor ise tartışmalara adeta benzin döktü ve büyük bir siyasi krizi tetikledi.

İncelenen belgeler Adalet Bakanlığı dosyasında yer aldı/AP
RAPOR AÇIKLANDI: BAŞKAN YARDIMCISI OLDUĞUNU VE OĞLUNUN ÖLDÜĞÜ TARİHİ HATIRLAMIYOR
Dün ABD Adalet Bakanlığı, Biden’ın 2016 yılından beri gizli belgeleri nasıl kullandığına ilişkin bir rapor yayınladı. Ancak raporda gizli belge kullanımından daha çok Biden’ın sağlık durumu öne çıktı.
388 sayfalık raporda yer alan detaylara göre, 81 yaşındaki Biden, Barack Obama döneminde başkan yardımcısı olduğunu ve 2015 yılında kanserden hayatını kaybeden oğlu Beau’nun ölüm tarihini hatırlayamıyor.
Olayı araştıran özel komisyon, Biden’ın hafızasının sorunlu olduğuna dikkati çekerek Biden’ı “iyi niyetli, zayıf bir hafızası olan yaşlı biri” olarak nitelendirdi ve başkanın yargılanmamasına karar verdi. Ancak raporda Biden’ın hafızası ile ilgili verilen detaylar muhalefete istediği malzemeyi verdi.
Beyaz Saray, Biden’ın yargılanmamasını memnuniyetle karşıladıklarını ancak raporda yer alan ‘yanlış ve uygunsuz’ ifadelere katılmadıklarını açıkladı.

“RAPOR BAŞKANLIK İÇİN UYGUN OLMADIĞININ KANITI”
ABD gündemine bomba gibi düşen rapor sonrası, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Cumhuriyetçi Mike Johnson, raporun Biden’ın başkanlık için “uygun olmadığının” kanıtı olduğunu öne sürdü ve “Gizli bilgileri yanlış kullanmaktan sorumlu tutulamayacak kadar aciz bir adam kesinlikle Oval Ofis için uygun değildir” dedi.
Trump’ın sözcüsü Karoline Leavitt ise, “Hafızası bu kadar kötüyse, ülkemizi yönetmesi için ona nasıl güvenebiliriz?” diye sordu.
” HAFIZAM ÇOK İYİ” DERKEN YENİ POT KIRDI
Biden dün akşam yaptığı bir konuşma sonrası kendine raporla ilgili soru soran gazetecilere bağırarak cevap verdi ve “Hafızam çok iyi” dedi.
“Evet yaşlıyım ama ne yaptığımı çok iyi biliyorum. Bu ülkeyi tekrar ayakları üzerine kaldırdım.” diyen Biden, raporda oğlunun ölümü ile ilgili detaya öfkelendi ve “Nasıl olur da bu konuyu dile getirmeye cüret edebilir? Kimsenin bana oğlumun ne zaman öldüğünü hatırlatmasına ihtiyacım yok.” ifadelerini kullandı.
Biden ayrıca soruşturmanın yürütüldüğü 8-9 Ekim 2023 tarihlerinde İsrail ve Hamas savaşının başladığını hatırlatarak uluslararası bir krizi yönettiğini ve çok meşgul olduğunu söyledi ancak konuşmasının ilerleyen zamanlarında Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah el-Sisi’yi Meksika Başkanı olarak andı.

GAF SERİSİ: SON OLARAK ÖLEN ALMANYA ŞANSOLYESİ İLE KONUŞTUĞUNU İDDİA ETTİ
81 yaşındaki Biden, sık sık ilerleyen yaşı, hafıza durumu ve yaptığı gaflarla gündeme geliyor ancak bu durum Kasım ayındaki seçimler öncesi çok daha kilit bir konu haline geldi.
Daha önce sahneden çıkış yolunu bulamayıp kaybolan, boşlukla tokalaşan ve isimleri karıştıran Biden son olarak dün 2017’de vefat eden eski Almanya Şansölyesi Helmut Kohl ile 2021’de konuştuğunu iddia etmişti.

İNGİLİZ BASINI: HİÇBİR ŞEY GİZLEYEMEZ, BİDEN BU İŞE UYGUN DEĞİL
Biden’ın sağlık durumu ile ilgili rapor bugün sadece ABD değil, dünya medyasının da bir numaralı gündem maddesi oldu.
İngiliz Telegraph gazetesi Joe Biden’ın akıl sağlığı ile ilgili uzun süredir endişeler olduğunu ancak bakanlık tarafından yayınlanan raporun bir şok etkisi yarattığını yazdı.
Gazete “Joe Biden’ın zihinsel kapasitesi bu işe uygun değil” başlıklı analizinde artık gerçeğin gizlenemeyeceğini, Biden’ın sağlık durumunun demokratlar ve ABD için büyük bir tehdit oluşturduğunu öne sürdü.
“SEÇMEN DURUMU ZATEN BİLİYOR, SEÇİM SONUÇLARINI ETKİLEMEZ”
Forbes, Biden’ın hafızası ile ilgili raporun hemen ardından yeni bir gaf yapıp Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah el-Sisi’yi “Meksika’nın başkanı” olarak nitelendirdiğine dikkat çekerken Guardian gazetesi ise raporun 2024 seçimlerine etki edeceğini iddia etti.
Insider ise raporun 2024 seçimlerini etkilemeyeceğini seçmenin Biden’ın durumunu çoktan bildiğini ve Trump’ı yeniden reddetmeye hazır olduğunu yazdı.
ABD’nin eski başkanı Donald Trump da evinde bulunan gizli belgelerden ötürü yargılanıyor. Biden Mayıs ayında Florida’da yargılanacak olan Trump’ın aksine hukuki sürecin önüne geçmedi ve işbirliği yapmayı kabul etti. Trump uzun bir süre hakkındaki iddiaları reddedip bir karalama kampanyası yürütüldüğünü öne sürmüştü.
NETANYAHU KENDİ DERDİNDE
7 Ekim Hamas saldırılarının ardından siyasi kariyerinin en büyük sınamasıyla karşı karşıya kalan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, karar verirken pamuk ipliğine bağlı iktidarını kurtarmayı düşünüyor. Netanyahu, Hamas’ın elindeki rehinelerin baskısı, aşırı sağcıların sürekli sarstığı kırılgan koalisyonu ve en büyük müttefiki ABD’nin artan ikazlarının arasında, kalıcı ateşkes ihtimalini kesin bir dille reddediyor. Hamas’ı yok etme ve “tam zafer” elde etme hedefleri ulaşılamaz olarak değerlendirilse de iç kamuoyu desteğini bu yolla geri kazanabileceğini uman Netanyahu, iktidarda kalabilmek için ateşkesi ve Gazze’nin geleceğini konuşma aşamasına geçmek istemiyor.
HAMAS BÖLÜNMÜŞ DURUMDA
Elinde kalan rehineleri savaşı durdurmak için en büyük koz olarak kullanan Hamas’ın lider kadrosu, ateşkes anlaşmasının kapsamı konusunda görüş ayrılığı yaşıyor. İsrail ordusuyla çatışmalardan bitkin düşen “askeri” kadro ile Katar’da bulunan siyasi kadronun öncelikleri çatışıyor. İsrail ordusu, 7 Ekim saldırısının sorumlu liderlerini yakalamak için Gazze’yi yerle bir ederken, bölge sorumlusu Yahya Sinvar ve beraberindekiler bir an önce anlaşmaya ulaşmak istiyor. Başta İsmail Haniye olmak üzere siyasi büro ise olası anlaşmayla binlerce Filistinli mahkûmun serbest bırakılması, Gazze’nin yeniden inşası ve İsrail’in bölgeden geri çekilmesi gibi ciddi kazanımların peşinde.
ABD KARAR VEREMİYOR
Tisdall’a göre, bir yandan İsrail’e sarsılmaz desteğini her fırsatta yineleyen, diğer yandan artan iç ve küresel kamuoyu baskısı yüzünden Netanyahu’yu durdurmaya çalışan ABD yönetimi ise Gazze’deki savaşı, Ortadoğu’da daha kapsamlı bir çözüme ulaşmak için fırsat olarak görüyor. Bir yandan “düşmanlıkların kalıcı şekilde sona ermesini” isterken, bir yandan da “kalıcı ateşkese” karşı çıkmaya devam ediyor. Washington’ın uzun vadeli pazarlığı, İsrail’in bölge ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirmesi amacına kilitlenmiş durumda. Aralarındaki gerilim gittikçe artsa da ABD’nin nüfuzu, Netanyahu’ya açıktan karşı çıkmayı reddettiği sürece sınırlı kalıyor.
REHİNELERE KARŞILIK SİNVAR’A SÜRGÜN
Amerikan NBC haber sitesi, İsrail’in Gazze’de kalan 136 rehinenin tamamının serbest bırakılması karşılığında Hamas lideri Yahya Sinvar’ın Gazze Şeridi’nden ayrılmasına izin vermeye hazır olduğunu yazdı. Altı İsrailli yetkiliye dayandırılan habere göre, Hamas’a tüm rehinelerin salınması halinde, Sinvar’ın “Arafat gibi gitmesine” izin verilmesi teklifi sunulması gündemde. Bu hafta İsrail basınında ABD ve Tel Aviv’in “üst düzey Hamas üyelerinin sürgüne gönderilmesine ilişkin bir planı” görüştükleri yönünde haberler çıkmıştı. Filistin Kurtuluş Örgütü lideri Yaser Arafat, Tunus’a güvenli geçişi garanti edildikten sonra 1982’de Lübnan’ın başkenti Beyrut’tan ayrılmıştı.
]]>
Joe Biden
BIDEN’A YÜKLENDİLER
ABD’nin Suriye ve Irak’tan askerlerini çekme hazırlığında olduğuna dair haberlerin yoğunlaştığı bir dönemde gelen saldırı sonrası çok sayıda Cumhuriyetçi isim Biden yönetimini eleştirdi. Cumhuriyetçi Kongre üyeleri Biden yönetiminin Ortadoğu’daki “hareketsizliğinin, ABD’nin düşmanlarını cesaretlendirdiğini” savunurken, Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham, Biden yönetimine “İran’ı vuralım” çağrısı yaptı. Teksas Senatörü John Cornyn ise doğrudan “Tahran’ın hedef alınması gerektiğini” söyledi.

Lindsey Graham
DENGE ARAYIŞI
Gazze’deki savaşın başladığı 7 Ekim’den bu yana Ortadoğu’daki ABD üslerine yönelik İran destekli gruplar 150’den fazla dron ve roket saldırısı düzenlemiş ancak saldırılar düşük yoğunluklu taciz saldırıları boyutunda kalmıştı. Söz konusu dönemde ilk kez asker kaybeden ABD’de Biden yönetiminin hem bölgedeki çatışmaları tırmandırmamak hem de İran’a net bir mesaj vermek istediği belirtiliyor. Bloomberg’de yer alan bir habere göre Washington yönetimi bu doğrultuda İran’a gizli bir operasyon düzenleyebilir.
GİZLİ OPERASYON
Bloomberg’ün haberine göre Biden yönetimi İran’a verilecek yanıtta iki olasılığı değerlendiriyor. İlk senaryoda ABD’nin İran’ı vuracağı ama sorumluluğunu üstlenmeyeceği bir operasyon düzenleyerek, İran’a açık bir mesaj gönderilebileceğinin değerlendirildiği aktarılırken, ikinci senaryoda ise 2020 yılında İranlı Devrim Muhafızları Generali Kasım Süleymani’ye düzenlenen saldırıya benzer şekilde üst düzey bir İranlı yetkilinin hedef alınabileceği düşünülüyor. Öte yandan Beyaz Saray sözcüsü John Kirby de dün yaptığı açıklamada, İran ile bir savaş istemediklerini ancak saldırıya bir yanıt gerektiğini söyledi.
TRUMP: BEN OLSAYDIM BU SALDIRI OLMAZDI
Bu arada, 2024 seçimlerinde başkan aday adayı olan Donald Trump, Biden’a yönelik, “Birleşik Devletler’e yapılan bu yüzsüz saldırı, Joe Biden’ın güçsüzlüğü ve teslimiyetinin korkunç ve trajik sonuçlarından sadece bir diğeri” ifadelerini kullanarak, “Ben başkan olsaydım, bu saldırı asla gerçekleşmezdi” dedi.
İRAN: BİZ YAPMADIK
ABD “intikam alacağız” açıklamaları yaparken İran, Ürdün’deki saldırıyla bir bağlantısı olmadığını öne sürdü. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Naser Kenani saldırının arkasında Tahran olduğu iddialarını “temelsiz” olarak nitelendirdi, “bölgesel direniş gruplarının karar ve eylemlerinde” İran’dan emir almadığını söyledi. “ABD’yi bölgede savaşa çekmek isteyen kesimler” olduğunu savunan Kenani, Tahran yönetiminin “bölgenin yeni bir gerilime ve savaşa ihtiyacı olmadığına inandığını” kaydetti. Gazze’deki savaşta Hamas’a destek veren İran, 7 Ekim’den bu yana açıkça İsrail ya da ABD’yi hedef almadı. Ancak Washington yönetimi Suriye ve Irak’ta İran destekli milislerin; Lübnan’da Hizbullah, Yemen’de ise Husilerin saldırılarını İran bağlantılı olarak değerlendiriyor.

‘ÇOK BİLİNMEZLİ’ ÜS
DRON saldırısına hedef olan, Irak, Suriye ve Ürdün’ün kesişim sınırındaki ABD üssü ‘Tower 22’ (Kule 22) hakkında kamuoyunda çok az şey biliniyor. Ürdün topraklarının en kuzeydoğusunda, Suriye ve Irak sınırına yakın bir noktada yer alan üs, stratejik açıdan önemli bir konuma sahip. Tower 22, aynı zamanda Suriye’de DEAŞ’a karşı mücadelede önemli rol oynayan ve şu anda az sayıda Amerikan askerinin bulunduğu El Tanf garnizonunun yakınında bulunuyor. Bu sebeple üssün, El Tanf’taki ABD birliklerini desteklemenin yanı sıra, Irak ve Suriye’deki İran destekli militanlara karşı koymada rol oynadığı değerlendiriliyor. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Tower 22’de “DEAŞ’a karşı mücadeleye destek veren 350 ordu personelinin” konuşlandırıldığını açıklarken, üste hangi tip silahların bulunduğu ve saldırı esnasında tam olarak neyin yanlış gittiği henüz bilinmiyor.
KAFALARI KARIŞTI
ABD’li Wall Street Journal gazetesine konuşan ABD’li yetkililer, 3 askerin ölümüne neden olan İHA’nın engellenememesinin nedenini; “Aynı anda bir ABD İHA’sı üsse dönüyordu, ‘düşman-dost’ ayrımı güçleşti. Bu da kafa karışıklığına yol açtı” şeklinde açıklıyor. İncelemelerin sürdüğü belirtildi.
]]>YPG-ESAD İŞBİRLİĞİ Mİ?
ABD’nin şu an Suriye’de resmi rakamlara göre 900 ila 1000 arası askeri bulunuyor. Suriye’nin doğusu ve kuzeydoğusunda çeşitli üsleri bulunan ABD ordusu, bölgede Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adını verdikleri terör örgütü YPG/PKK uzantısı ile yıllardır öne sürdüğü “DEAŞ ile mücadele” bahanesiyle çalışıyor. ABD ordusunun Suriye’den çekilmesi durumunda YPG/PKK’nın geleceğine dair Washington’da görüşmelerin yapıldığını da söyleyen haberler, seçeneklerden birinin YPG/PKK’yı Suriye rejimi ile ortak bir paydada buluşturmak olduğunu bildiriyor. Foreign Policy, “ABD hükümetindeki bazı yetkililer şu anda ABD’nin geri çekilmesine yönelik bir yol olarak SDG ile Suriye rejimi arasında, DEAŞ’a karşı koymak için bir işbirliği düzenlenmesini öneriyor” dedi. ABD’li siyaset dergisi Politico’nun ulusal güvenlik muhabiri Alex Ward’a konuşan üst düzey ABD yönetimi kaynakları ise “Biden yönetiminin Suriye’den çekilmeyi düşünmediğini” söyledi.
IRAK’TAN ÇEKİLME GÖRÜŞMELERİ
Bu ayın başlarında Irak Başbakanı Muhammed el-Sudani’nin artık ABD askerlerine Irak’ta ihtiyaç olmadığını söylemesiyle başlayan tartışma, ABD’nin çekilme görüşmelerine başlaması haberiyle hız kazandı. Sudani, “(ABD’nin başını çektiği koalisyonun çıkışı için) dürüstçe, hızlı bir zaman çerçevesi üzerinde anlaşalım, böylece uzun süre kalmazlar” demişti. CNN’in özel haberine göre ise ABD ve Irak hükümetlerinin, ülkede bulunan ABD askerlerinin geleceği konusunda yakında görüşmelere başlaması bekleniyor. 17 Ekim’den bu yana Gazze’deki savaşın etkisiyle ABD üslerinin Suriye ve Irak’ta İran destekli gruplar tarafından 150’den fazla kez saldırıya uğramasının da bu görüşmeleri hızlandırdığı gelen bilgiler arasında. ABD’nin şu an Irak’ta 2 bin 500 askeri bulunurken, Pentagon, DEAŞ karşıtı operasyonlara destek için ülkede bulunduğunu öne sürüyor.
PENTAGON TEYİT ETTİ
ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesi yönündeki gelişmeleri Pentagon, dün yaptığı açıklamayla doğruladı. ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin imzalı açıklamada, ağustos ayında kurulan ABD-Irak ortak askeri işbirliği diyalog komisyonunun önümüzdeki günlerde “DEAŞ ile mücadelede ortaklıktan ABD ile Irak arasında kalıcı bir ikili güvenlik ortaklığına geçişi” görüşmeye başlayacağı bildirildi. Pentagon’a göre ABD, Irak’tan çekilme sürecini ve zaman çizelgesini üç faktöre bağlamak istiyor. DEAŞ tehdidi, operasyonel ve çevresel gereksinimler ve Irak güvenlik güçlerinin yetenek seviyeleri.
‘GÖRÜŞMELER ÇEKİLME İÇİN DEĞİL’
Dün basın mensuplarına konuşan üst düzey ABD Savunma Bakanlığı yetkilisi, medyadaki haberleri reddederek ABD-Irak görüşmelerinin, ülkedeki ABD askerlerinin çekilmesi için olmadığını belirtti. Üst düzey yetkili, şunları söyledi: “Açık konuşayım; komisyon toplantısı ABD kuvvetlerinin Irak’tan çekilmesiyle ilgili bir müzakere değil. Iraklı ortaklarımız, gelecekteki ABD askeri varlığını şekillendirmek ve IŞİD’in kalıcı yenilgisini sağlamak için birlikte çalışma konusundaki kararlılıklarının güvencesini verdi.”
UZMAN İSİMLER: GERÇEKÇİ DURMUYOR
Hürriyet Ortadoğu’da tansiyonun giderek yükseldiği bir ortamda ABD’nin Suriye’den çekilip çekilmeyeceği sorusunu uzman isimlere yöneltti. Hürriyet’e konuşan uzmanlar, bu iddiayı pek gerçekçi bulmadıklarına dair yorumda bulundular. İşte uzman yorumları:
ABD VARLIĞINI SÜRDÜRÜR
Emekli Büyükelçi Uluç Özülker: “Biden’ın çekebilmesi ihtimali yoktur. İstese de istemese de Amerika orada varlığını devam ettirmeye devam edecek. İsrail’in güvenliği ABD’nin olmazsa olmazıdır. ABD kendi elini zayıflatacak bir adım içine nasıl girer onu da sorgulamak lazım. Bir diğer soru işareti de şudur; İran artık Ortadoğu da savaşa girmesi muhtemel olacak bir ülke konumunda da değil. Bizim de İran ile terör konusunda varılmış mutabakatı hayata geçirmemiz ABD’nin sıkıntıya girmesi demektir. İran ve Türkiye’nin ortak hareket etmesi ABD’yi rahatsız eder. Haber spekülasyon da olabilir. Bunu okuduğum zaman çok heyecanlanmadım.”
GERÇEKÇİ BULMUYORUM
İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu: “Çekilmenin tabi anlamı ne? ‘Yeterince eğittik, yeterince biz oldu, onlar artık bir parçamız oldu’ dedikleri için mi çekiliyor? Yoksa planlarından vazgeçti de ‘Suriye’nin ve Irak’ın toprak bütünlüğü kıymetlidir, Türkiye gibi kıymetli bir müttefikimiz var onun safındayız teröre karşı asıl mücadeleyi Türkiye veriyor dolayısıyla biz bugüne kadar yanlış yaptık, o yüzden çekiliyoruz’ Bu mudur? Bunların hiç biri bu zaviyeden gerçekleşmediği sürece bir anlamı yok. Daha önce Trump (Eski ABD Başkanı) döneminde de birkaç kere çekilmişti, ben bu yüzden gerçekçi bulmuyorum.
BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİNE UYMAZ
Emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş: Suriye’de Amerika’nın asker mevcudiyeti bin 200 civarı deniliyor. Orada amaç zaten PKK’yı eğitmek, donatmaktı. PKK’yı eğitip, 15 milyar dolarlık silah, malzeme, teçhizat desteği verdiler. ABD, Suriye’de askerini sıfırlasa bile orada PKK’yı eğitti. ABD’li emekli generaller bile istedikleri zaman bölgeye geliyor. ABD’nin çekilmesi bana gerçekçi gelmedi. ABD’nin çekilmesi aynı zamanda PKK’dan eteğini elini çekmiş olması konumuna girer ki, bu da Büyük Ortadoğu Projesine uymaz. İsrail zaten ABD’nin çekilmesini istemez. ABD medyası neye dayanarak bunu söylüyor beni pek tatmin etmiş değil.
]]>‘ZORLA GÖÇ KABUL EDİLEMEZ’
Netanyahu ve kabinesinin defalarca ortaya attığı “Filistinliler Gazze’den çıkarılmalı” tezinin kesinlikle kabul edilemez olduğunun altını çizen Blinken, “Netanyahu’ya Filistinli sivillerin koşullar izin verir vermez evlerine dönebilmeleri gerektiğini açıkça ifade ettim. Gazze’den ayrılmaları yönünde baskı yapılmamalı. Başbakan’a da söylediğim gibi ABD, Filistinlilerin Gazze dışına yerleştirilmesini savunan her türlü öneriyi kesin olarak reddediyor” ifadelerini kullandı. Yakın zamanda bir Filistin devletinin kurulmasını engellediği için gurur duyduğunu dahi kamuoyu önünde paylaşan Netanyahu, ABD’nin “savaş sonrası Gazze planına” Washington çevrelerinde bir engel olarak görülüyor. Bu konuya da değinen Bliken, bölgede barışın sadece “Filistin devletine giden yolu içeren bölgesel bir yaklaşım” ile gerçekleşebileceğini söyledi.

GAZZE’YE BM MİSYONU
İsrail hükümeti ile bir anlaşma sağladıklarını belirten Blinken, bu suretle Birleşmiş Milletler (BM) misyonunun Gazze’nin kuzeyine girebileceğini duyurdu. “Bu misyon, yerinden edilmiş Filistinlilerin kuzeydeki evlerine güvenli bir şekilde dönmelerini sağlamak için ne yapılması gerektiğini belirleyecek” diyen Blinken, söz konusu sürecin güvenlik, altyapı ve insani zorlukların aşılmasından sonra başlayabileceğini kaydetti.
SİVİL KAYIPLAR VURGUSU
Sivil ölümlerine dikkat çeken Blinken, “Gazzelilere, özellikle de çocuklara yönelik kayıplar çok yüksek” dedi. Buna rağmen ABD’nin İsrail’e verdiği askeri desteğin azalma göstermemesi bazı çevrelerde iki yüzlü bir tavır olarak yorumlanıyor. Görüşmelerin ardından yazılı açıklama yayımlayan ABD Dışişleri Bakanlığı, Blinken’ın temasları sırasında İsrail’e “sivillerin daha fazla zarar görmesinden kaçınmanın ve Gazze’deki sivil altyapının korunmasının önemini vurguladığını” aktardı.
AŞIRI SAĞ ETKİSİ
Netanyahu’nun kararlarında, kendi siyasi kariyerini koalisyon ortağı aşırı sağcı isimlere korumak için taviz vermesinin de etkili olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Kabinenin en aşırılıkçı isimlerinden Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, Blinken’ın Tel Aviv’de olduğu salı günü sosyal medya hesabından, “Sayın Bakan Blinken, Hamas’la yumuşak konuşmanın zamanı değil, o büyük sopayı kullanmanın zamanı” paylaşımıyla ABD’nin çatışmaları dindirme çabalarına karşı bir mesaj verdi. Söz konusu durumun Washington’da rahatsızlık yarattığı belirtiliyor. Nitekim, ABD Başkanı Joe Biden, geçtiğimiz ay yaptığı eleştiri dolu konuşmasında Ben Gvir’i direkt olarak hedef almıştı. Biden, “Kendisi (Netanyahu) iyi bir dost ama bence değişmesi gerekiyor, hükümetiyle de. Bu, İsrail tarihindeki en muhafazakâr hükümet. Ben Gvir, arkadaşları ve yeni gelenler, iki devletli çözümle ilgili uzaktan yakından hiçbir şeyi istemiyorlar” ifadelerini kullanmıştı.

Blinken’ın konvoyu Batı Şeria’ya vardığında protestocular “Blinken dışarı” sloganları attı.
BLINKEN: HAMAS’I TAMAMEN ORTADAN KALDIRMAK İMKÂNSIZ
İsrail basınında yer alan haberlere göre, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın, Ortadoğu turu kapsamında görüştüğü İsrail Savaş Kabinesi bakanlarına, “Hamas’ı tamamen ortadan kaldırmak imkansız. Sizin istekleriniz olduğu gibi Filistinlilerin de istekleri var. Bunu kabul etmelisiniz.” dediği, ‘Gazze’deki savaşın ertesi günü’ planı olarak ABD’nin iki devletli çözümü uygulama talebini ilettiği öğrenildi. Öte yandan Blinken dün Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile görüştü. Görüşmede Blinken, Abbas’a “Washington’ın, Filistin devletinin kurulmasına yönelik somut adımları desteklediğini” söyledi. Abbas ise “Gazze Şeridi’nin Filistin devletinin ayrılmaz bir parçası olduğunun” altını çizerek “hiçbir Filistinlinin yerinden edilmesine izin vermeyeceklerini” söyledi.
]]>IRAK ABD’Yİ SUÇLADI
İran destekli milis gücü olan Haşdi Şabi’nin karargâhına en az iki füzenin isabet ettiği saldırı sonucunda Saidi’nin yanı sıra 3 kişinin daha öldüğü, 6 kişinin de yaralandığı belirtildi. Pentagon sözcüsü General Pat Ryder, saldırının ABD tarafından meşru müdafaa eylemi olarak gerçekleştirildiğini açıkladı. Ryder, saldırı sırasında hiçbir sivilin zarar görmediğini ve hiçbir altyapı ya da tesisin vurulmadığını bildirdi. Haşdi Şabi’ye ait sosyal medya platformu Telegram hesabından yapılan açıklamada da, Ebu Takva Saidi’nin saldırıda hedef alınarak öldürüldüğü belirtildi. Irak Başbakanı Muhammed es-Sudani’nin ofisinden yapılan açıklamada, saldırıyla ilgili ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon güçleri suçlanırken, bunun “açık bir saldırganlık” ve “gerilimi tırmandırma” eylemi olduğu belirtildi.
ÜSLERE SALDIRI
Saldırının, İran destekli grupların Suriye ve Irak’taki ABD üslerine yönelik son dönemde artan saldırılarına yanıt olabileceği düşünülüyor. Irak’ta 2 bin 500, Suriye’de ise 900 civarında askeri bulunan ABD’nin bölgedeki üslerine Gazze’deki savaşın başlamasından bu yana 100’den fazla saldırı düzenlendi. ABD Başkanı Joe Biden söz konusu saldırılarla ilgili ABD Kongre liderlerine bir mektup yazarak, “gerektiğinde ve uygun olduğunda daha çok tehdit ve saldırıya karşılık vermek için daha ileri adımlar atmaya hazırız” mesajı vermişti. Haşdi Şabi’ye bağlı Nuceba Hareketi de bu saldırıları gerçekleştiren Şii silahlı grupların başını çekiyor.
3 SALDIRI DA İRAN BAĞLANTILI
Üç gün üst üste düzenlenen saldırıların tamamının İran ile doğrudan ya da dolaylı olarak bağlantılı olması dikkat çekti. Aruri, İran destekli Hizbullah’ın himayesindeyken suikasta uğrarken, dünkü saldırı da yine Tahran bağlantılı Şii milislere yönelik düzenlendi. ABD’nin İsrail-Hamas savaşının bölgede daha geniş bir çatışmaya dönüşmesini engellemeye yönelik diplomatik çabaları yoğunlaşırken, söz konusu saldırıların bu durumu olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor.
KİRMAN’DAKİ ÇİFTE SALDIRIYI DEAŞ ÜSTLENDİ
Terör ögütü DEAŞ, İran’ın Kirman kentinde düzenlenen çifte bombalı saldırıyı üstlendiğini duyurdu. Sosyal medya hesabı üzerinden yayınlanan bir açıklamada, iki DEAŞ üyesinin İran’ın güneydoğusundaki Kirman kentindeki mezarlıkta Kasım Süleymani’nin ölüm yıldönümü nedeniyle toplanan kalabalıkta patlayıcı kemerlerini patlattığını söyledi.
Öte yandan, terör saldırısıyla ilgili yapılan incelemelerde ilk patlamanın canlı bomba tarafından gerçekleştirildiğinin tespit edildiği öğrenildi. İran resmi haber ajansı IRNA’ya konuşan ismi açıklanmayan İranlı kaynak, Kirman’da Süleymani’nin mezarı yakınlarındaki terör saldırılarıyla ilgili olay yerinde yapılan incelemelerde ilk patlamanın kesin olarak bir canlı bombanın saldırısı sonucu gerçekleştiğinin tespit edildiğini söyledi. Canlı bombanın erkek olduğu ve kimliğini tespit etmek için çalışmaların sürdüğü aktarıldı. Kaynak, ikinci patlamanın da incelendiğini ve onun da intihar saldırısı olması ihtimali üzerinde durulduğunu belirtti.
İSRAİLLİ SÖZCÜYE SORDULAR: İRAN’DAKİ SALDIRIYI SİZ Mİ YAPTINIZ
İran’da önceki gün düzenlenen terör saldırısının ardından ‘olağan şüpheli’ pozisyonundaki İsrail’den dikkat çeken bir açıklama geldi. Ordu sözcüsü Daniel Hagari, Kirman’daki patlamaların arkasında İsrail’in olup olmadığıyla ilgili soruyu yanıtlamaktan kaçınarak “Bu konuda yorum yapmayacağım” dedi. Odaklarının Hamas ile yürütülen savaşta olduğunu vurgulayan Daniel Hagari, gerçekleştirmeleri gereken açık hedeflerin olduğunu ve bu hedeflere ulaşmak için çalışmaya devam edeceklerini ifade etti. İsrail’in, Aruri suikastı ve İran’daki saldırıların peşine Hizbullah’ın olası misillemelerine hazırlıklı olup olmadığı sorusuna da cevap veren İsrailli sözcü, sadece Lübnan sınırında değil, Suriye sınırı ve Kızıldeniz’de de zorluklarla karşı karşıya olduklarını ve her türlü senaryoya ileri derecede hazır olduklarını söyledi.
TAHRAN, ABD VE İSRAİL’İ SUÇLADI
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Muhammed Cemşidi, Kirman’daki terör eyleminin arkasında ABD ve İsrail’in olduğunu söyledi. İran’ın haber ajansı IRNA’ya konuşan Cemşidi, saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin Washington ve Tel Aviv tarafından kullanılan bir maşa olduğunu kaydetti. Sosyal medya platformu X üzerinden de paylaşımlarda bulunan İranlı yetkili, Beyaz Saray’dan yapılan, terör saldırılarına ABD ve İsrail’in karışmadığını belirten açıklamaları da hedef aldı. “Suçlu en ufak bir hareketle korkup kaçar” diyen Cemşidi, onlarca sivil İranlının öldürülmesinin sorumlusunun ‘siyonist rejim’ olduğunu öne sürdü. İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney de İran rejiminin düşmanlarına sert bir yanıt verileceğini söyledi.
]]>YILIN OLAYI: PRİGOJİN’İN İSYANI

– Ukrayna’da ön cephede savaşan Rus paralı ordusu Wagner’in patronu Yevgeni Prigojin, Moskova’ya karşı memnuniyetsizliğini 23 Haziran’da bir isyanla gösterdi. Wagner birlikleri Moskova’ya varmak üzereyken araya Belarus girdi, isyancılar durdu. Rus lideri Putin, Prigojin’i hain ilan etti. Dünya Putin’in bu başkaldırıyı yanıtsız bırakmayacağına emindi. Nitekim Prigojin tam 2 ay sonra, 23 Ağustos’ta özel jetinin düşmesiyle öldü.
YILIN DAVASI: TRUMP MAHKEMELERDE

– 2023 eski ABD Başkanı Donald Trump için bir hayli çalkantılı geçti. 2024’ye yeniden başkanlık yarışına gireceğini duyuran Trump, yargılandığı 4 farklı davayla tarihe “sabıka fotoğrafı çektiren ilk ABD başkanı” olarak geçti. Eski Başkan’ın mahkeme ziyaretleri mart ayında bir porno yıldızına sus payı ödediği iddiasıyla açılan davayla başladı. Ardından Florida’daki evinde gizli devlet belgelerini saklamakla suçlandı. Bunu 6 Ocak Kongre baskınını kışkırttığı iddialarıyla açılan davalar izledi. Suçlamaları “cadı avı” olarak nitelendiren Trump’ın adaylığı, Colorado yüksek mahkemesinin eyalette ön seçimlere girmesine yasak getirmesiyle tartışmalı hale geldi.
YILIN DENSİZLİĞİ: KURAN YAKMA
-2022’de Danimarkalı İslam düşmanı siyasetçi Rasmus Paludan’la başlayan Kuran yakma provokasyonları, 2023’te tüm dünyanın tepkisini çeken peş peşe saldırılara dönüştü. İsveç’te taşayan Irak asıllı Salman Monika, Stockholm Türkiye büyükelçiliği önü de dahil sene içinde defalarca Kuran yakma eylemi gerçekleştirerek Müslüman âleminin tepkisini çekti. Momika’nın provokasyonları, Türkiye’nin NATO üyeliğini onaylamasını bekleyen İsveç’i zor durumda bıraktı. Stockholm eylemi durdurmak için yasa değişikliğini tartıştı. Avrupa’da yükselen aşırı sağ ile beraber İslami değerlere saldırılar artıyor.
YILIN PARLAYANI: YAPAY ZEKÂ

– 2023 yılı belki de gelmiş geçmiş ‘en zeki’ yıl olarak adlandırılabilir. Zira şu ana kadarki en fazla yapay zekâ uygulaması bu yıl ortaya çıktı. Grafik düzenlemeden metin yazmaya, fotoğraf manipülasyon uygulamalarından sohbet robotlarına kadar birçok yapay zekâ aracı bu yıl kullanıcılarla buluştu. Ama özellikle biri vardı ki tüm uygulamaları gerisinde bırakarak yılın gündemine oturdu: ChatGPT. Uygulamayla hastasını muayane eden doktor, şarkı sözlerini yazdıran şarkıcı, ödevini yaptıran öğrenci, daha niceleri… ABD merkezli OpenAI şirketinin ChatGPT yapay zeka uygulaması piyasaya sürüldüğü tarihten 2 ay sonra 100 milyon kullanıcıyı aştı.
YILIN HAYAL KIRIKLIĞI: UKRAYNA’NIN KARŞI SALDIRISI

-Şubat ayında Rus işgalinin yıldönümünde konuşan Ukrayna lideri Volodimir Zelenski, 2023’ün kendileri için “zafer yılı” olacağını söylemişti. Nitekim savaşın ilk yılını atlatan Kiev yönetimi, Batılı ülkelerin de yardımıyla Rus ordusuna karşı saldırı hazırlıklarına başladı. Haziranda Ukrayna güçleri doğu ve güney cephelerinde saldırıya geçti. Ancak işler umulduğu gibi gitmedi. Aylar boyunca cephede cephede çok az ilerleme sağlayan Ukrayna ordusu çok fazla asker kaybetti. Kiev, başarısızlığın sebebi olarak Batı’nın silah yardımlarında gecikmesini işaret ederken, ABD’li savunma yetkilileri ise Ukrayna’nın Pentagon’un sahayla ilgili önerilerine kulak tıkadığı görüşünde.
YILA DAMGASINI VURAN: İKLİM KRİZİ

– Dünya Meteoroloji Örgütü’ne göre “gelmiş geçmiş en sıcak yıl” olarak kayıtlara geçen 2023’te, iklim krizinin yıkıcı etkilerini yakından tecrübe ettik. Temmuzda komşu Yunanistan, orman yangınları nedeniyle adeta cehennemi yaşadı. İtalya, İspanya, Kanada, Avustralya, Kazakistan, Cezayir de orman yangınlarıyla mücadele eden ülkeler arasında yer aldı. Libya’nın doğusunu 10 Eylül’de “Daniel Fırtınası” vurdu, sel sularına dayanamayıp çöken 2 baraj, Derne kentinde en az 11 bin 300 kişinin hayatını aldı. Ağustosta ise ABD’nin Hawaii eyaletinde çıkan ve 3 gün süren orman yangınında 100 kişi hayatını kaybetti.
YILIN YAKINLAŞMASI: ANKARA-ATİNA

– 2019’dan bu yana gergin bir dönem geçiren Türk-Yunan ilişkileri, 6 Şubat depremlerinden sonra Yunanistan’ın Türkiye’ye yaptığı insani yardımların ardından yumuşama dönemine girdi. Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından o dönem Dışişleri Bakanı olan Nikos Dendias’ın Hatay’ı ziyaret etmesi de iki ülke arasındaki buzların erimesine katkı sağladı. Atina-Ankara hattında yoğunlaşan diplomatik temaslar, eylül ayındaki zirvelerle taçlandı. Dışişleri ve savunma bakanları arasındaki toplantıların ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 6 yıl aradan sonra Atina’ya yaptığı ziyaretle Yunanistan ile ilişkilerde yeni bir sayfa açılmış oldu.
YILIN DİPLOMATİK AÇILIMLARI
– 2023 diplomatik sahada Türkiye için pek çok gelişmenin yaşandığı bir yıl oldu. Mısır ile 2022’de başlayan normalleşme süreci, meyvelerini bu sene verdi. Temmuzda Ankara-Kahire ilişkilerinin yeniden büyükelçi düzeyine çıkmasını ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Mısır lideri Sisi bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Türkiye, Suriye yönetimiyle de iç savaştan bu yana bozuk olan ilişkileri onarmak için adım attı, ancak bu adımı Şam’dan olumlu karşılık görmedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İsrail lideri Netanyahu’nun eylülde New York’ta görüşmesi, iki ülke arasında pozitif bir hava estirirken Gazze Savaşı’yla bu sürece balta vurulmuş oldu. Ek olarak Türkiye-İsveç-ABD üçgeninde NATO müzakereleri sürdü. Ankara, Stockholm’e İttifak vizesi için ABD’den F-16 savaş uçağı satışına onayı şart koştu.
YILIN DRAMI: GAZZE SAVAŞI

– 2023’e Gazze Savaşı damga vurdu. Hamas’ın 7 Ekim’deki sürpriz baskını Gazze Şeridi’ne amansız saldırıları tetikledi. İsrail ordusu “Hamas’ı bitirme” hedefiyle dünyanın gözleri önünde sivil katliamına girişti. Haftalardır süren aralıksız bombardımanda 21 bin 507 sivil öldü. Filistinliler bölge içinde göçe zorlandı, tam abluka altında gıdasız, susuz, ilaçsız kaldı. İsrail ordusu hastaneleri, sığınakları, okulları hedef aldı. Rehine yakınlarının baskısı üzerine Hamas ve İsrail arasında mahkum takası anlaşması da yapıldı. Fakat çatışmalara verilen ara yalnızca 7 gün sürdü.
YILIN AFETİ: KAHRAMANMARAŞ DEPREMLERİ

-Türkiye, 6 Şubat 2023’te peş peşe yaşanan Kahramanmaraş merkezli 7.8 ve 7.5 büyüklüklerindeki iki depremle sarsıldı. Türkiye’deki 10 ilin yanı sıra Suriye’de de büyük yıkım yaşandı. ‘Yüzyılın afeti’ olarak nitelendirilen deprem sonrası Ankara’nın dünyaya yardım çağrısı üzerine, onlarca ülkeden ekipler gelerek arama-kurtarma çalışmalarına katıldı. Ermenistan ile kara sınırı yardım TIR’ları için yıllar sonra ilk kez açıldı; Atina ile deprem diplomasisi başladı.

Felakette Türkiye’de yaklaşık 50 bin, Suriye’de ise 8 bin kişi hayatını kaybetti. 2023 başka coğrafyalarda da yıkıcı depremlerin yaşandığı bir sene oldu. Fas’ta eylülde yaşanan depremde 3 bin kişi öldü. Afganistan ise ekimde peş peşe üç büyük depremle sarsıldı, 1500 kişi hayatını kaybetti.
YILIN ZAFERİ: KARABAĞ’DA TERÖR OPERASYONU
– 2020 yılında 44 gün süren İkinci Karabağ Savaşı sonrası Azerbaycan’ın Karabağ bölgesindeki Ermeni ayrılıkçı rejimin attığı adımlar, tansiyonun yükselmesine neden olunca Azerbaycan ordusu, 19 Eylül’de Karabağ’da “terörle mücadele operasyonu” başlattı. Yalnızca 24 saat süren operasyon zaferle sonuçlandı, Ermeni gruplar silah bırakmayı kabul etti. 32 yıl önce yasadışı olarak Azerbaycan’dan tek taraflı bağımsızlığını ilan eden sözde Dağlık Karabağ Cumhuriyeti, kendini feshetmek zorunda kaldı, Ermeni nüfus bölgeyi terk etti.
YILIN MURADINA ERENİ: KRAL 3’ÜNCÜ CHARLES

– İngiltere, 2022’de vefat eden Kraliçe 2. Elizabeth’in 1953’te tahta çıkmasından 70 yıl sonra bir taç giyme törenine şahit oldu. 74 yaşındaki Prens Charles, mayıs ayında ihtişamlı bir törenle İngiltere Kralı oldu. Kral 3. Charles, kraliçe olarak taç giyen eşi Camilla ile beraber Buckingham Sarayı’nın balkonundan halkı selamladı. Böylece hayatının büyük bir bölümünü “veliaht prens” olarak geçiren Charles ve kraliçe unvanına kavuşan Camilla muratlarına ermiş oldu.
YILIN FAVORİSİ: TAYLOR SWIFT

– Başarılı müzik kariyeriyle dünya çapında üne kavuşan ABD’li şarkıcı ve söz yazarı Taylor Swift, Amerikan Time dergisi tarafından 2023 yılının kişisi ilan edildi. Swift’in yıl boyunca sürdürdüğü ‘Eras’ turnesi, 1 milyar doları aşan hasılatıyla tüm zamanların en yüksek hasılatlı turnesi olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi, yılın en çok dinlenen kadın sanatçısı seçildi. Time dergisi pop ikonunu, “kendi hikayesinin hem yazarı, hem de kahramanı” olarak tanımladı.
]]>