REKLAM“20 YILLIK HAYAL”
Türksat 6A’nın en yüksek yerlilik oranıyla tamamlanabilmesinin arkasında Türksat tarafından başlatılan teknoloji transfer eğitim programının bulunduğunu vurgulayan Uraloğlu, “Ülkemizin uydu operatörü Türksat tarafından başlatılan program ile Türksat 3A’nın yanı sıra Türksat 4A ve Türksat 4B’nin yapımında Türksat mühendislerinin de yer alması sağlanmıştı. Ayrıca Türksat 5A’nın ve 5B’nin yapımında da teknoloji transfer programı kapsamında yine Türksat mühendisleri, uydu tasarım, üretim ve test süreçlerinde bulundu. Ve şu anda da teknoloji transfer programı kapsamında uzay teknolojileri alanında eğitim alan Türksat mühendislerinin katkısıyla Türksat 6A’yı en yüksek yerlilik oranıyla ürettik. Aslına bakarsanız 10 yıl önce sözleşmesine imza atılarak başlatılan Türksat 6A, neredeyse Türksat’ın kuruluşu ile başlayan 20 yıllık bir hayalin sonucu” dedi.
Bakan Uraloğlu, Türksat’ın 50 Derece doğu yörüngesine ulaşmasının ardından, büyük bölümü Türkiye’de üretilen faydalı yük testlerinin burada tamamlandığını kaydederek, “Türksat 6A’nın bu testlerin hepsinden de başarıyla geçtiğini gururla söylemek isterim. Bu kapsamda da, Türkiye’de üretilen ekipmanlarımız başta olmak üzere uydumuzun 15 yıllık görevine hazır bir şekilde 42 derece Doğu yörüngesinde bulunan daimi yörüngesine geçtiğimiz günlerde hareket etti. 42 derece Doğu yörüngesine doğru hareketinde de uydumuz uzayda toplam 6 ateşleme yaptı ve Türkiye Saatiyle 05:00 sıralarında yaptığı son ateşleme sonrası bugün itibariyle 35 bin 786 kilometre uzakta jeosenkron yörüngesine başarıyla ulaştı” diye konuştu.
“TÜRKİYE, ULUSLARARASI OYUNCU KATEGORİSİNE YÜKSELECEK”
Bakan Uraloğlu, Türksat 6A’nın yörünge testlerinin 42 derece Doğu yörüngesinde tamamlanmasının ardından nihai kabulünün yapılacağını kaydederek “Ülkemizin en büyük Ar-Ge Projesi olan milli gururumuz Türksat 6A test süreçlerini tamamlayarak 2025 yılının ilk çeyreğinde hizmet vermeye başlayacak. Türkiye’yi uydu ve uzay çalışmaları alanında uluslararası oyuncu kategorisine yükseltmiş olacağız” dedi. Türksat 6A’nın yapımında ASELSAN, TUSAŞ, TÜBİTAK UZAY ve CTECH ile birlikte çalıştıklarını da anımsatan Uraloğlu, “Bu firmalarımız tarafından yerli ve milli olarak üretilen her parça artık uydu deneyimi kazanmış oldu. Bu çok önemli. Çünkü ülkemizde üretilen bu parçaların hepsi uzay deneyimi kazanarak uzayda başarıyla hizmet verebildiği için tüm dünyaya ihracının önü de artık açıldı. Artık haberleşme uydusu üreten tüm ülkeler, bu ürünleri bizden alabilecek. Üretilen her parça, artık farklı görev yüklerine sahip uydular için de kullanılabilecek” açıklamasında bulundu.
Bakan Uraloğlu, Türksat’ın 31 derece, 42 derece ve 50 derece Doğu yörüngelerinde Türksat 3A, 4A, 4B, 5A ve 5B olmak üzere toplam 5 haberleşme uydusuyla faaliyetlerine devam ettiğini ve bu kapsamda dünyada 3,5 milyar nüfusa ulaştığını anımsattı. Türksat 6A’nın 2025 yılı ilk çeyreğinde hizmete girmesi ile daha önce Türksat uydularıyla kapsanmayan Güney-Doğu Asya gibi yeni coğrafyalara hizmet sunulacağını da açıklayan Uraloğlu, “Türksat 6A uydusu ile Türksat’ın hizmet verdiği kapsama alanı Hindistan, Tayland, Malezya ve Endonezya’yı kapsayacak şekilde genişleyecek. Böylece Türksat 6A ile Türkiye’nin uydularının ulaştığı nüfus, 3,5 milyardan 5 milyarın üzerine çıkacak. Türkiye, kendi haberleşme uydularıyla dünya nüfusunun yüzde 65’inden fazlasına ulaşabilir hale gelecek” şeklinde konuştu.
Bakan Uraloğlu, Türkiye’de son 20 yılı aşkın sürede yaşanan dönüşümün önemli olduğuna işaret ederek, denizde, karada, demir yolarında ve uzay vatanda Türkiye’nin gücünü bütün dünyanın gördüğünü söyledi. Uraloğlu, Türkiye’nin bölgesinde lider, dünyada da söz sahibi ülke olmaya devam ettiğini, Türksat 6A ile birlikte ise uzayda da söz sahibi ülke konumuna yükseldiğinin altını çizdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son yıllarda Türkiye’nin askeri havacılık alanındaki başarıları, dünya çapında büyük bir dikkatle takip ediliyor.
Ülkeler arası rekabetin giderek arttığı bu dönemde, Türkiye’nin geliştirdiği yerli ve milli havacılık teknolojileri ve stratejik adımlar, global arenada önemli bir yer tutuyor.
“İHA ÜRETİM ŞAMPİYONU OLAN TÜRKİYE”
Fransız haber sitesi “Secret Defence” bu başarıya dikkat çeken bir makale yayınladı.
“Zaten askeri İHA üretim şampiyonu olan Türkiye, jeopolitik nüfuzunu daha da güçlendirecek bir yenilik hazırlığında” başlığıyla “Gözde ve Gökçe” savunma kitlerini anlattı.
GÖKÇE VE GÖZDE YENİ NESİL GÜDÜM KİTLERİNE ÖVGÜ
Türk Hava Kuvvetleri’nin ve silahlı insansız hava araçlarının “gelecekteki ihtiyaçlarına uygun” olarak tasarlanan Tübitak Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü’nün geliştirdiği “Gökçe ve Gözde” yeni nesil güdüm kitlerinden övgüyle bahsedildi.
Site, “Gökçe’nin operasyonel ihtiyaçlara bağlı yöntemleri entegre etme ve hareketli hedeflere angajman konusunda benzeri görülmemiş” bir esnekliği olduğunu kaydetti.
Türkiye’nin insansız hava aracı teknolojisinde ilerlemesi, bu kitlerle daha da gözle görünür hale geliyor.
Gözde, yerli Aksungur ve Akıncı SİHA’larına entegre edilebilecek böylece araçların verimliliği artacak.
Türkiye, Afrika’dan Asya’ya, Orta Doğu’dan Avrupa’ya birçok ülkeye dron ihracatı yapıyor, bu da sıklıkla dünya basınında yer alıyor.

Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Instagram, içerik üreticileri için yeni bir özellik olan “Deneme”yi duyurdu. Bu özellik sayesinde, içerik üreticileri yeni fikirlerini sınırlı bir kitleyle test edebilecek ve takipçilerinin tepkilerini görebilecekler.
DENEME ÖZELLİĞİ NASIL ÇALIŞIYOR?
Deneme özelliği, içerik üreticilerinin oluşturdukları Reels videolarını tüm takipçileriyle paylaşmadan önce küçük bir grup kişiye göstermelerini sağlıyor. Bu test grubu, içerik üreticisini takip etmeyen kişilerden oluşuyor.
Deneme özelliği, içerik üreticilerinin yeni fikirlerini denemelerine ve takipçilerinin tepkilerini görmelerine olanak tanıyor. Bu sayede, içerik üreticileri daha özgün ve ilgi çekici içerikler üretebilirler.
NASIL KULLANILIR
Deneme özelliğini kullanmak için, bir Reels oluşturduktan sonra “Deneme” seçeneğini aktif hale getirmeniz yeterli. Deneme videoları, profilinizdeki taslaklar bölümünde görünüyor.

Deneme makarasını paylaştıktan 24 saat sonra, görüntülenme, beğeni, yorum ve paylaşım gibi metrikleri takip edebilirsiniz. Bu veriler, içeriğinizin performansı hakkında fikir edinmenizi sağlar.
Deneme videolarını, istediğiniz zaman tüm takipçilerinizle paylaşabilir veya Instagram’ın otomatik olarak paylaşmasını sağlayabilirsiniz.
Muhammet Karal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
OnePlus, Android 15 tabanlı OxygenOS 15 güncellemesini OnePlus 11 için yayınladı. Güncelleme, yapay zeka destekli özellikler, daha akıcı animasyonlar ve yeni Always-On Display (AOD) seçenekleri sunuyor.
OXYGENOS 15’TEKİ YENİLİKLER
OxygenOS 15, OnePlus 11 kullanıcılarına birçok yeni özellik ve iyileştirme getiriyor.
OxygenOS 15 güncellemesi, şu anda Hindistan’daki kullanıcılara Sürüm Adayı (RC) olarak sunuluyor.
Kullanıcı geri bildirimlerine göre OnePlus, önümüzdeki haftalarda başka bir RC yayınlayabilir veya güncellemeyi diğer bölgelere ve cihazlara genişletebilir.
OnePlus, bu yıl Android 15 güncellemelerini hızlı bir şekilde yayınlayarak Samsung gibi rakiplerinin önüne geçti.
Şirket, kasım ayının başında OnePlus 12 için Android 15 güncellemesini yayınlamıştı. OnePlus Open ve OnePlus Pad 2 de Android 15 güncellemesini aldı.

ONEPLUS 11 KULLANICILARINI NELER BEKLİYOR
OxygenOS 15 ile OnePlus 11 kullanıcıları, yapay zeka destekli araçlar, daha akıcı animasyonlar ve daha fazla özelleştirme seçeneği gibi gelişmiş özelliklerden yararlanabilecekler.
OnePlus, OnePlus 11 için 5 yıl yazılım güncellemesi sözü verdiği için kullanıcılar, 2028 yılına kadar yeni güncellemeler almaya devam edecekler.
Muhammet Karal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
NASA, Europa veya Enceladus gibi okyanus uydularına yapılacak görevlerde kullanılmak üzere yapay zeka destekli otonom yazılımlar geliştiriyor.
Bu yazılımlar, uzay araçlarının zorlu koşullarda kendi başlarına kararlar alarak görevlerini tamamlamalarını sağlayacak.
Jüpiter’in uydusu Europa gibi uzak uydulara yapılacak görevlerde, Dünya ile iletişim gecikmesi önemli bir sorun oluşturuyor.
Dünya ile Jüpiter arasındaki mesafe nedeniyle, komutların iletilmesi ve geri bildirim alınması saatler sürebilir. Bu nedenle, uzay araçlarının beklenmedik durumlarla karşılaştığında kendi başına kararlar alabilmesi gerekiyor.
JPL VE AMES’TEN YAZILIM GELİŞTİRME
NASA’nın Jet Tahrik Laboratuvarı (JPL) ve Ames Araştırma Merkezi, bu sorunu çözmek için yapay zeka destekli otonom yazılımlar geliştiriyor.
JPL’deki Ocean Worlds Lander Autonomy Testbed (OWLAT) ve Ames’teki Ocean Worlds Autonomy Testbed for Exploration, Research and Simulation (OceanWATERS) adlı iki program, bu çalışmaları yürütüyor.

OceanWATERS, sanal gerçeklik ortamında bir iniş aracının Europa’daki görevlerini simüle ediyor.
Bu simülasyon, farklı arazi modelleri ve zorluklar kullanarak aracın otonom yazılımını test etmeye olanak tanıyor.
ROBOT İŞLETİM SİSTEMİ
Hem OWLAT hem de OceanWATERS, Robot İşletim Sistemi adlı bir yazılım kullanıyor. Bu yazılım, robotun sensörlerinden gelen verileri işleyerek kararlar almasını ve komutlar vermesini sağlıyor.
Yapay zeka tabanlı hata düzeltme yazılımı, uzay aracının karşılaştığı sorunları otonom olarak çözmesine yardımcı oluyor.
Bu yazılım, görev hedeflerini simüle ederek ve beklenmedik durumlar karşısında çözümler üreterek aracın güvenliğini ve başarısını artırıyor.
Muhammet Karal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Samsung, Galaxy S25 serisinde yeni nesil manyetik kablosuz şarj teknolojisini kullanacak. Qi2 standardını destekleyecek olan Galaxy S25 serisi, daha hızlı ve verimli kablosuz şarj imkanı sunacak.
QI2 KABLOSUZ ŞARJ STANDARDI
Qi2, Wireless Power Consortium (WPC) tarafından geliştirilen yeni nesil kablosuz şarj standardı.
Qi2, manyetik hizalama özelliği sayesinde daha verimli ve güvenli bir kablosuz şarj deneyimi sunuyor.
SAMSUNG, QI2’Yİ İLK KULLANAN OLABİLİR
Samsung, Galaxy S25 serisiyle birlikte Qi2 teknolojisini kullanan ilk akıllı telefon üreticisi olabilir. Bu sayede, Samsung kablosuz şarj konusunda Apple ve Çinli rakiplerinin önüne geçebilir.

YÜKSEK HIZLI KABLOSUZ ŞARJ
Oppo Find X8 serisi gibi bazı Çinli telefonlar, manyetik kablosuz şarj ile 50W’a kadar şarj hızlarına ulaşabiliyor.
Samsung’un Galaxy S25 serisinde bu kadar yüksek hızlar sunması beklenmiyor, ancak Qi2 standardı sayesinde kablosuz şarj hızlarında önemli bir artış olması muhtemel.
Qi2 standardının en önemli özelliği, manyetik hizalama. Bu özellik, cihazın şarj cihazıyla mükemmel bir şekilde hizalanmasını sağlayarak kablosuz şarj verimliliğini artırıyor ve ısınma sorunlarını azaltıyor.
Samsung’un, Galaxy S25 serisi için MagSafe tarzı kılıflar, kablosuz şarj diskleri ve harici batarya paketleri gibi yeni manyetik şarj aksesuarları piyasaya sürmesi bekleniyor.
Muhammet Karal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Samsung, Galaxy S25 serisinin fiyatlarını artırmaya hazırlanıyor. Güney Kore merkezli teknoloji devi, artan maliyetleri gerekçe göstererek Galaxy S25, S25+ ve S25 Ultra modellerinin fiyatlarını Galaxy S24 serisine göre biraz daha yüksek belirleyecek.
GALAXY S24 SERİSİ FİYATLARI
Galaxy S24 serisinin mevcut fiyatları şöyle:
Galaxy S24 (6.2 inç): 128 GB – 799,99 dolar / 256 GB – 859,99 dolar
Galaxy S24+ (6.7 inç): 256 GB – 999,99 dolar / 512 GB – 1.119,99 dolar
Galaxy S24 Ultra (6.8 inç): 256 GB – 1.299,99 dolar / 512 GB – 1.419,99 dolar
GALAXY S25 SERİSİNDE FİYAT ARTIŞI
Galaxy S25 serisi, Galaxy S24 serisine göre daha pahalı olacak. Bu fiyat artışının nedenleri arasında, artan döviz kuru ve Snapdragon 8 Elite işlemcisinin yüksek maliyeti gösteriliyor.

TAHMİNİ FİYATLAR
Galaxy S25 serisinin tahmini fiyatları şöyle:
Galaxy S25 (6.2 inç): 128 GB – 849,99 dolar / 256 GB – 899,99 dolar
Galaxy S25+ (6.7 inç): 256 GB – 1.049,99 dolar / 512 GB – 1.159,99 dolar
Galaxy S25 Ultra (6.8 inç): 256 GB – 1.349,99 dolar / 512 GB – 1.499,99 dolar
GALAXY S25 SLİM
Galaxy S25 ailesinin bir diğer üyesi olan Galaxy S25 Slim’in ise Mart veya Nisan 2025’te piyasaya sürülmesi bekleniyor.
S25 Slim, ince tasarımı ve gelişmiş kamera özellikleriyle dikkat çekecek. Ancak, bu modelin de yüksek bir fiyat etiketine sahip olması bekleniyor.
Muhammet Karal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
YouTube, uygulaması ve web sitesinde Playables adlı mini oyunlar sunuyor. Platform, şimdi de bu oyunlar için çok oyunculu modu test ediyor.
YouTube, Playables koleksiyonundaki bazı mini oyunlar için çok oyunculu modu test etmeye başladı.
Bu mod, kullanıcıların diğer oyuncularla gerçek zamanlı olarak oyun oynamasını sağlıyor.
PLAYABLES KÜTÜPHANESİ GENİŞLİYOR
YouTube, Playables kütüphanesine sürekli yeni oyunlar ekliyor. Şu anda 130’dan fazla oyun bulunan platformda, aksiyon, bulmaca, yarış ve simülasyon gibi farklı kategorilerde oyunlar bulunuyor.
Playables, YouTube kullanıcılarına eğlenceli ve ücretsiz oyunlar sunuyor. Çok oyunculu modun eklenmesiyle birlikte, platform daha da sosyal ve etkileşimli hale gelecek.
Playables özelliği, şu anda ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya’daki kullanıcılara sunuluyor. YouTube’un bu özelliği diğer ülkelere de getirmesi bekleniyor.

Muhammet Karal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rektörlükten yapılan açıklamaya göre, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığı ve Dijital Dönüşüm Ofisi işbirliğiyle organize edilen programın Bursa EskişehirBilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) tarafından yürütülen Bursa ayağına, mühendislik fakültelerinde eğitim gören öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.
Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) ve Mudanya Üniversitesinden öğrencilerin de dahil edildiği programın ilk dersi, BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz ve BEBKA Genel Sekreteri Sabri Bayram’ın katılımıyla gerçekleştirildi.
Bayram, ders öncesi yaptığı konuşmada, programın 17 kalkınma ajansı vasıtasıyla 23 ilde uygulandığını bildirdi.
BEBKA sorumluluk alanındaki illerden 5 bin 160 kişinin programa başvurduğunu belirten Bayram, “Başvurular değerlendirildi ve 944 kişi seçildi. Online eğitimlerin ardından sınava girenler arasından 85 kişi seçildi ve programa dahil edildi. Gelişen teknolojilerle ülkemizin dijital altyapısının güvenli hale getirilmesi hedefleniyor. Bunun için de sizin gibi siber güvenlik uzmanlarına ihtiyaç duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Rektör Yılmaz da eğitimlere katılmaya hak kazanan öğrencilerden çok büyük beklentileri olduğunu kaydederek, “Ülkemizin savunma ve güvenlik geleceğine değerli katkılar sunacağınıza inanıyoruz. Girişimcilik anlamında da bu eğitimlerin ardından mevcut ekosisteme dahil olabilir ve kuracağınız şirketlerde değerli projelere imza atabilirsiniz.” değerlendirmesinde bulundu.
Program kapsamında, yaklaşık 8 ay sürecek teknik eğitimleri başarıyla tamamlayacak öğrenciler, çeşitli ödevler, görevler ve sınavlar aracılığıyla değerlendirilecek. Başarılı olanlar “Bootcamp” programına katılmaya hak kazanarak, Siber Vatan takımlarına seçilecek ve Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi koordinasyonunda çeşitli firmalarda stajyer olarak istihdam edilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Duman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, otonom araç teknolojisinin, dünya genelinde giderek daha yaygın hale geldiğini ve birçok ülkede test sürüşleri aşamasında olmasının yanı sıra belirli bölgelerde kullanımının arttığını belirtti.
Duman, otomotiv sektöründe elektrifikasyondan sonra otonom araçlara olan yatırımların artmasını beklediklerini dile getirdi.
Özellikle 2030’dan sonra müşterilerin araç seçimlerinde büyük ölçüde otonom özellikleri dikkate alacağının öngörüldüğünü aktaran Duman, “Bu doğrultuda sektördeki AR-GE ve inovasyon yatırımlarının arttığı, bağlantılı ve otonom araçlara yönelik siber güvenlik gibi regülatif çalışmaların öncelikli konular arasında yer aldığını söyleyebiliriz. Otonom teknolojilerin, mobilite çözümlerini daha güvenli, kolay ve keyifli bir sürüş deneyimine dönüştürerek, otomotiv sektörüne katma değer sağlaması öngörülüyor.” diye konuştu.
Duman, otonom araç teknolojisinin günlük hayata entegre olması için yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini hatırlatarak, araçların güvenliğini artırmak için teknolojik ilerleme, yeni sensörler, yapay zeka tabanlı iletişim sistemleri gibi yeniliklerin hayata geçmesi gerektiğini ifade etti.
Kamuoyunda otonom araçların güvenirliliğine inanıcın arttığına vurgu yapan Duman, “Öte yandan otonom araç teknolojisine uygun yollar için gerekli altyapının da tesis edilmesi son derece kritik önem taşıyor.” dedi.
Ford Trucks olarak, “Generation F” adını verdikleri, sıfır emisyonlu, bağlantılı ve otonom teknolojilerle büyük bir dönüşüm başlattıklarını aktaran Duman, bu vizyonun bir parçası olarak, otonom sürüş teknolojisinin ağır ticari taşımacılıkta kullanımı için 2020’den bu yana otoyol taşımacılığında kullanılmak üzere Seviye-4 Otoyol Pilotu teknolojisi üzerinde çalışmalarına devam ettiklerini dile getirdi.
Seviye-4 Otoyol Pilotu’nun, özelliklerine dikkati çeken Duman, şerit takibi, öndeki aracı güvenli takip mesafesini koruyacak şekilde takip etme, yan şeritleri kontrol edip gerektiğinde şerit değiştirme ve ardından tekrar şeridine dönme, dur-kalk manevraları gibi kritik sürüş davranışlarını başarıyla gerçekleştirdiğini söyledi.
Duman, otonom araçların, güvenlik performansının teknolojik ilerlemeler sayesinde her geçen gün daha da üst seviyeye çıktığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Bu çerçevede gelişen kamera ve radar sistemleri, yapay zeka ve makine öğrenimi temelli algoritmalar, Küresel Konumlama Sistemi (GPS) ve haritalama teknolojisi gibi yenilikler, otonom araçların güvenliği noktasında süreci hızlandırıyor. Bu noktada sadece otonom araçların değil, bu araçlara uygun yol teknolojilerinin de gelişimi önem arz ediyor.”
Ford Trucks olarak, Seviye-4 Otoyol Pilotu’nun geliştirme faaliyetlerini hem simülasyon ortamında hem de fiziksel araç üzerinde, trafiğe kapalı otoyol kısmında son 1 yıldır test ederek gerekli doğrulama faaliyetlerini tamamladıklarını hatırlatan Duman, Ford Trucks’ın, bir kamyon sürücüsünün günlük sürüşünün hemen hemen yüzde 90’ını karşılayacak sürüş koşullarında, sürücünün desteğine ihtiyaç duymadan kendi kendine gidebilen bir teknolojiye sahip olduğunun altını çizdi.
Duman, Türkiye’de bir ilke imza atarak, güvenlik sürücüsüyle otoyolda ilk denemeleri gerçekleştirmeye başlayacaklarına dikkati çekerek, böylece olası farklı senaryoları gözlemleyerek, 3 aylık periyotlarla yeni özelliklerin geliştirilmesini hedeflediklerini dile getirdi.
Seviye-4 Otoyol Pilotu fonksiyonuna ek olarak, uzaktan araç kontrol teknolojisini kullanarak, aracın uzaktan çalışmasının gözlemlendiğini ve insan müdahalesinin gerekli olduğu durumlarda otonom kamyonun güvenli bir şekilde çalışmaya devam etmesini sağladıklarını belirten Duman, “Yükleme ve boşaltma istasyonunda otonom geri park teknolojisiyle araçların lojistik üsler içerisindeki hareketini otonom hale getirmek için de çalışıyoruz.” dedi.
Otonom araçların enerji verimliliği açısından geleneksel araçlara göre çeşitli avantajlar barındırdığının altını çizin Duman, ilk olarak algoritmalar tarafından kontrol edilen sistemler sayesinde, hızlanma, yavaşlama ve dur-kalk gibi sürüş davranışlarını optimize ettiklerini söyledi.
“Yakıt tüketimini yaklaşık yüzde 10 azaltmayı hedefliyor”
Duman, otonom araçların birbirleriyle iletişim kurarak, trafik akışını iyileştirebildiğini, gereksiz dur-kalk hareketlerini ortadan kaldırıp, enerji tasarrufu da sağladığını ifade etti.
Otonom araçların, yapay zeka, GPS ve haritalandırma teknolojileri sayesinde en kısa ve en az enerji tüketen rotaları seçerek, daha verimli bir enerji kullanımı sağlayabileceğini anlatan Duman, “Tüm bu avantajlar, otonom araçların, enerji tüketimini optimize ederek hem yakıt maliyetlerini düşürüyor hem de karbon salınımını azaltarak, çevresel fayda da getirmiş oluyor.” diye konuştu.
Duman, Ford Trucks’ın, Seviye-4 Otoyol Pilotu’nun, verimlilik, güvenlik ve sürdürülebilirlik açısından pek çok avantaj sunduğuna vurgu yaparak, “Lojistikte artan talebe bağlı maliyetleri düşürürken, araçların günlük kullanım süresini artırarak daha yüksek verimlilik sağlıyor. Ayrıca operasyonları optimize ederek, insan hatalarından kaynaklanan kazaları en aza indirmeyi ve yakıt tüketimini yaklaşık yüzde 10 azaltmayı hedefliyor.” şeklinde konuştu.
Özellikle sensör, kontrol ünitesi, güç kaynağı, direksiyon-fren sistemi yedeklemesi, acil durumlarda aracı durduran çevresel anormallikleri algılayıp ona göre tepki vermesini sağlayan çeşitli uygulamaların gelişim aşamasında olduğunu vurgulayan Duman, sözlerini şöyle tamamladı:
“Yakın gelecekte daha somut gelişmeler olacağını düşünüyoruz. Ford Trucks özelinde ise otoyollarda kullanılabilecek olan Seviye?-?4 Otoyol Pilotu fonksiyonuna ek olarak, uzaktan (?tele?-?operasyon?) sürüş, otomatik park etme ve liman?-?lojistik alanlarında altyapı destekli düşük hızda otonom sürüş gibi tamamlayıcı fonksiyonları, Ford Otosan ve Ford Trucks çatısı altında geliştirmeye devam ediyoruz. Otonom sürüş geliştirmesi sırasında kazanılan tecrübe ve bilgi birikimini bugün piyasada olan Ford Trucks araçlarımızın sürücü destek sistemlerinde de aktif olarak kullanıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FKGAL Havacılık Kulübü öğrencileri, tasarladıkları insansız hava aracıyla ABD’de dünyanın dört bir yanından üniversite ve lise düzeyinde takımların yarışacağı SUAS 2025’e katılacak.
Ekibin çalışmalarını AA muhabirine anlatan öğretmen Semra Aktaş, T3 Vakfı’nda eğitim gören öğrencilerinin TEKNOFEST yarışmalarına katıldıklarını, okuldaki havacılık kulübünü ise 3 yıl önce kurduklarını söyledi.
Kulübün takım kaptanı 11. sınıf öğrencisi Mert Tayfur ise ilk sene kulübün altyapı çalışmalarının yapıldığını, sonraki yıllarda sponsorların desteğiyle okul bünyesinde atölye kurduklarını belirtti.
Atölyede 3 farklı insansız hava aracı prototipi geliştirip uçuşlarını yaptıktan sonra yurt dışındaki yarışmaları araştırmaya başladıklarını anlatan Tayfur, “Amerika’daki SUAS 2025 yarışmasına başvurduk ve kabul aldık. Yarışma 24-26 Haziran’da düzenlenecek.” dedi.
SUAS’ın dünya çapında en prestijli insansız hava aracı yarışması olduğunun altını çizen Tayfur, “Yarışmaya 20 farklı ülkenin hem askeri hem sivil yüksek öğretim kurumları katılım sağlıyor. Ülkemizde bu yarışmaya katılmış lise yok, az sayıda üniversite takımımız düzenli olarak katılıyor. Biz bu sene ilke imza atarak, bu yarışmadan kabul alan ilk Türk lise takımı olduk.” diye konuştu.
Tayfur, Türkiye’nin gelecekte daha iyi yerlerde olabilmesi için çalıştıklarını, bu nedenle bu alana yöneldiklerini sözlerine ekledi.
“Amacımız dışa bağımlılığı azaltmak”
Kulüp üyesi 11. sınıf öğrencisi Erdem Kürşat Bakır da yarışma için otonom şekilde çalışan insansız hava aracı istendiğini, tasarımını ve yazılımını yaptıktan sonra ürettikleri araçla yarışmaya kabul edildiklerini anlattı.
ABD’de düzenlenecek yarışmaya Türkiye’den 8 üniversitenin katılacağını aktaran Bakır, şunları kaydetti:
“Özellikle BAYKAR, TUSAŞ gibi şirketlere özenerek bu yola çıktık. İleride buralarda çalışma hayaliyle bu işlere başladık. Yerli ve milli teknoloji üretmek sadece bizim için değil, bütün Türkiye için önemli. Amacımız dışa bağımlılığı azaltmak.”
Okul müdürü Muhammet Atilla ise gençlerin çalışmalarını gurur ve mutlulukla takip ettiklerini dile getirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>STM’den yapılan açıklamaya göre STM, Malezya Kraliyet Donanması için LMS Batch-2 programı kapsamında inşa edeceği 3 korvetin çalışmalarına başladı. STM ana yükleniciliğinde başlayan projede, korvetlerin sac kesim töreni İstanbul Denizcilik AŞ Tersanesi’nde gerçekleştirildi.
Törene, Malezya’nın Ankara Büyükelçisi Sazali Bin Mustafa Kemal, Malezya Kraliyet Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral (ADM) Datuk Zulhelmy Bin Ithnain, Malezya Savunma Bakanlığı Genel Sekreter Yardımcısı Mohd Bakhari Bin Ismail ve STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz katıldı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Güleryüz, STM’nin Türkiye’nin askeri denizcilik alanında lider firması olduğunu belirterek, Türk donanmasına modern ve milli savaş gemileri kazandırdığını ifade etti.
Türk bayrağını dünya sularında başarıyla dalgalandıracak platform ihracatlarına imza attıklarını aktaran Güleryüz, şunları kaydetti:
“Dost ve kardeş Malezya donanması için LMS Batch-II projesi kapsamında, inşa edeceğimiz 3 korvetin sac kesim törenini yapmaktan mutluluk duyuyoruz. Uluslararası sularda güvenilirliğini ve etkinliğini başarıyla kanıtlamış olan Ada sınıfı tasarımına dayalı olarak 3 korvetin inşasına bu yıl başladık ve 2027 yılının sonuna kadar teslim etmeyi hedefliyoruz. Bu korvetler, Kraliyet Malezya Donanmasının çok çeşitli görevleri etkili bir şekilde yerine getirmesini sağlayacak şekilde gelişmiş silah sistemleri, sensörler ve savaş yönetim sistemi ile donatılacak. İnşası Türkiye’de yapılacak bu savaş gemilerinde, Türk savunma sanayisi firmalarımızın birçok milli sistemi kullanılacak.”
Helikopter iniş platformuna ve 111 kişilik personel kapasitesine sahip olacak
STM tarafından Malezya Kraliyet Donanmasının gereksinimlerini karşılayacak şekilde tasarlanmış ve özelleştirilmiş 3 korvet, Kıyı Görev Gemisi İkinci Seri (LMSB2) Projesi kapsamında Türkiye’de inşa ediliyor. STM, tasarımdan performansa, inşadan gemilerin teslimine kadar projenin tüm aşamalarından sorumlu ana yüklenici konumunda bulunuyor.
STM, gemi tasarımı, proje yönetimi, inşaat yönetimi, malzeme/sistem tedariki, entegrasyon tasarımı ve montajı, testler ve entegre lojistik destek (ELD) faaliyetleri ile projeye ilişkin tasarım ve ELD dokümanlarının hazırlanmasını üstlenecek.
Proje kapsamında gemilerin inşası ve donatımı Türkiye’de, Türk savunma sanayisi şirketlerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirilecek. STM ana yükleniciliğinde inşa edilecek gemilerde, ASELSAN tarafından geliştirilen, 30 mm MUHAFIZ (Smash) Uzaktan Komutalı Stabilize Top Sistemi, CENK 3D Arama Radarı, ARES 2D Su Üstü Radar ED sistemi, Akrep Atış Kontrol Radarı, Chaff Aldatma Sistemi, Dost-Düşman Tanıma Sistemi IFF ve diğer elektronik sensörler; ROKETSAN tarafından geliştirilen ATMACA Gemisavar Füzesi, HAVELSAN tarafından geliştirilen Savaş Yönetim Sistemi (SYS) ve 76 mm top atış kontrol sistemi yer alacak.
Gemiler, 99,56 metre boya, 2 bin 500 ton deplasmana, 26 knot maksimum hıza, helikopter iniş platformuna ve 111 kişilik personel kapasitesine sahip olacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkan Yardımcısı Salih Zeki Murzioğlu, Samsun TSO Meclis Başkanı Haluk Akyüz ve Yönetim Kurulu üyelerinden oluşan heyet, Gürcistan’ın Batum kentinde düzenlenen 13. Uluslararası İnşaat Malzemeleri, Teknolojileri ve Gayrimenkul Fuarı (Batumi Build 2024) açılış programına katıldı. Ardahan Valisi Hayrettin Çiçek, Gürcistan’ın Acara Özerk Cumhuriyeti Ekonomi ve Maliye Bakanı Jaba Putkaradze, Türkiye’nin Batum Başkonsolosu Adnan Altay Altınörs, Gürcistan’ın Trabzon Başkonsolosu Nikoloz İashvili’nin yanı sıra Doğu Karadeniz Bölgesi’nin birçok ilinden oda başkanı ve yöneticilerinin katılım sağladığı fuara iştirak eden Samsun TSO heyeti, sektörlerdeki yenilikçi çözümleri ve teknolojik gelişmeleri yakından gözlemleme fırsatı buldu. Samsun TSO Yönetimi ayrıca, üç gün süren fuarda, stant ziyaretleri yaparak, ikili iş görüşmeleri gerçekleştirdi.
Yatırımda Türkler ilk sırada
Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Başkan Yardımcısı Salih Zeki Murzioğlu, fuara katılan oda başkanlarıyla birlikte ayrıca, bir dizi ziyaret ve temaslarda bulundu. Murzioğlu başkanlığındaki iş dünyası heyeti, Batum temaslarına Acara Özerk Cumhuriyeti Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Giorgi Romanadze’yi ziyaret ederek başladı. Oda başkanlarını ağırlamaktan dolayı memnuniyetini dile getiren Romanadze, Acara Özerk Cumhuriyeti’nde yatırım yapan yabancı iş insanları arasında Türklerin ilk sırada olduğunu ifade ederek, “Burada yatırım yapmak isteyen Türk iş insanları bizimle temasa geçip yola çıkarsa ilerideki seneler için avantaj olur. Şirket kurma işlemlerinden hukuk işlerine kadar her türlü hizmetimiz bulunuyor. Türk iş insanları kurumumuzu Gürcistan’daki evleri gibi hissedebilirler. AB ülkelerine ticarette de çeşitli avantajlarımız bulunuyor” diye konuştu.
Murzioğlu: “Karşılıklı diyaloğu önemsiyoruz”
Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Başkan Yardımcısı Salih Zeki Murzioğlu, Acara Özerk Cumhuriyeti’nin Türk iş dünyası ile iyi ilişkileri olan bir bölge olduğunu ifade ederek, “Gürcistan bizim için çok önemli bir komşu. Dost ve kardeş ülke. Aynı zamanda çok büyük ticari partneriz. Uzun yıllardan beri süregelen ticari ve kültürel ilişkilerimiz var. Ekonomilerimizi büyütmek için birbirimize muhtacız ve ticaret odaları birlikte çalışınca büyük fayda sağlayacağız. Onun için karşılıklı diyaloğu çok önemsiyoruz” dedi.
Türk firmaları Acara’da çok güçlü
Ardından aynı heyet Acara Özerk Cumhuriyeti Finans ve Ekonomi Bakanlığı’nı da ziyaret ederek Bakan Yardımcısı Ucha Surmanidze ile görüştü. Türkiye ile hemen hemen her sektörde çalıştıklarını vurgulayan Surmanidze, “Acara’nın 7 milyar Lari bütçesi var. İnşaat, gıda ve teknoloji sektörleri ön planda. 2018 yılından bu yana ekonomimizde yüzde 15 büyüme var. Direkt yabancı yatırımlarımız gün geçtikçe artıyor. Ağır sanayimiz yok ve turizme önem veriyoruz. Geçen yıl 1 milyon 100 bini Türk olmak üzere 2 milyon 200 bin turist ağırladık. Türkiye-Gürcistan ticaret hacmi 3 milyar doları geçti. Türk firmaları Acara’da çok güçlü. Çapraz Kümülasyon Anlaşması’nı tekstilde başardık. Mobilya ve inşaatta da başarmak istiyoruz. En büyük sıkıntımız nitelikli eleman konusunda yaşanıyor” diye konuştu.
Surmanizde, yatırım imkanları, vergi ve yatırım sistemi hakkında da heyete bilgi verdi.
İkili iş görüşmeleri yapıldı
Heyet ayrıca, Batum Başkonsolosu Adnan Altay Altınörs’le bir araya gelerek, Gürcistan’daki genel ekonomik durum, Acara ve diğer bölgelerdeki yatırım fırsatları, sektörlerin durumu ve diğer konularda görüş alış verişinde bulundu. Samsun TSO heyeti program çerçevesinde, oda koordinatörlüğünde yürütülmekte olan Avrupa İşletmeler Ağı Karadeniz Projesi kapsamında, proje ortağı Trabzon TSO ile birlikte ikili iş görüşmeleri organizasyonu gerçekleştirdi. Programa, inşaat sektöründe faaliyet gösteren Samsun TSO Meclis Başkanı Haluk Akyüz, Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Süleyman Hızır ve gümrük müşavirliği alanında faaliyet gösteren Yönetim Kurulu Üyesi Ayhan Çakır katıldı. İnşaat alanında birçok sektörden firmaların katıldığı etkinlikte, Gürcistan’daki sektör temsilcileri ile 150’den fazla ikili iş görüşmesi yapıldı. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Düzce’nin en eski saat tamircilerinden olan Murat Tüfekçi geçen yıl vefat etti. Küçüklüğünden beri babasının yanında saat tamirini öğrenen, ancak babası olduğu için mesleği yapmayan Nilay Tüfekçi, babasının vefatının ardından dükkanı devraldı. Saati bozulanlar soluğu Türkiye’nin 5 kadın saat tamircisinden birisi olan Nilay Tüfekçi’nin yanında alıyor. Kadın hassasiyeti ile saatlerin mekanizmalarını açan, bozuk saatleri tamir eden Nilay Tüfekçi, teknolojiye meydan okuyarak saat kullanmaya devam edenlerin en yakın çalışma arkadaşı oluyor, hem de erkek işi gibi görülen saat tamirciliğini kadınlarında yapabileceğini gösteriyor.

“İNSANLAR ALIŞKIN DEĞİLLER”
Mesleğe başlama hikayesini anlatan Nilay Tüfekçi, “Ben babamdan saatçiliği devraldım. Yaklaşık 1 sene oldu ama küçüklüğümden beri ilkokul ve üniversite de dahil hep babamın yanına geldim gittim, küçüklüğümden beri mesleğe dahilim. Babamdan bana çok güzel bir miras olarak kaldı bu meslek. Ben de devam ediyorum. İnşallah da ömrüm boyunca devam ederim. Mesleğin çok zor kısımları var. İnsanlar bir kadın saat tamircisine alışkın değil, çok şaşırıyorlar, ‘Yanında bir erkek yok mu? Baban yok mu? Abin yok mu?’ gibi sorular da geliyor. Bazı bilinçli insanlarımızda ‘Çok güzel ilk defa bir kadın saatçi görüyorum’ dediklerinde ‘Evet Düzce’de ilkim’ diyorum. Türkiye’de ise yaptığım araştırmalarda 5 kadınız. Zorlukları tabi ki de var ama sabırlı olduktan sonra mesleğin kolaylıkla devam edebileceğini düşünüyorum” dedi.

“SAAT TUTKUNLARI VAR”
Gelişen teknolojiye rağmen saat kullananların ve meraklılarının olduğunu ifade eden Nilay Tüfekçi, “Hastalık derecesinde hala saat tutkunları var. Telefona bağımlısı olanlar, telefonlarda saat kullanıyor. Telefoncularımız sağ olsunlar bizim mesleğimizi bir tık elimizden alsalar da, akıllı saatleri bizden daha fazla satsalar da yine de saat kullanımı devam ediyor” diye konuştu.
Saat tamir etmenin kendisine hobi gibi geldiğini belirten Nilay Tüfekçi, saatlerle uğraşırken dinlendiğini de ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TREDAŞ’tan yapılan açıklamaya göre, TEDAŞ Gelişim Yönetim Dairesi Başkanlığı Eğitim Müdürlüğü personelince tanıtımı yapılan Dijital Atölye Sistemi’nin kurulumu TREDAŞ Teknik Eğitim Merkezinde yapıldı.
Eğitim süreçlerinde çalışanların teknik bilgi ve becerilerini modern teknolojilerle geliştirmeyi hedefleyen Dijital Atölye Sistemi ile TREDAŞ’ta simülasyon tabanlı eğitimler, sanal gerçeklik destekli öğrenme araçları ve sektörel deneyim kazandıran uygulamalı modüller, eğitim süreçlerinin bir parçası haline gelecek.
Elektrik dağıtım sektörü çalışanlarının karşılaşabileceği 400’den fazla senaryoyu simüle ederek eğitim süreçlerini daha erişilebilir ve etkili hale getiren Dijital Atölye Sistemi, çalışanların mesleki gelişimine katkıda bulunurken, zorlu saha koşullarında karşılaşılabilecek risklerin simülasyon ortamında önceden tatbik edilmesini sağlıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CHP Engelsiz Yaşam Komisyonu üyeleri, 3 AralıkDünya Engelliler Günü kutlamaları kapsamında Erdoğan Öven Engelliler Köyü öğrencilerine bir sürpriz hazırladı. Öğrencileri evlerinde ziyaret eden komisyon üyeleri, hayallerindeki mesleğin ne olduğunu sordu. Aldıkları yanıtları çektikleri fotoğraflarla yapay zeka ortamına taşıyan üyeler, öğrencilerin rüyalarını süsleyen meslekte nasıl görüneceklerini hazırladı.
Fotoğraflar, Pera Düğün Organizasyon ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte CHP Engelsiz Yaşam Komisyonu üyeleri tarafından öğrencilere hediye edildi. Doktor, öğretmen, mühendis, subay, pilot, avukat ve gazeteci gibi mesleklerde kendi fotoğraflarını gören öğrenciler çok mutlu oldu. CHP Kuşadası İlçe Başkanı Mehmet Gürbilek, Kuşadası Belediye Başkan Yardımcısı Ayşegül Dağlı ve Belediye Meclis üyelerinin de katıldığı etkinlik, Erdoğan Öven Engelliler Köyü öğrencilerinin hazırladığı resim sergisinin açılışıyla sona erdi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bayraktar, 5. Petrol Endüstrisinde Milli Teknolojiler Konferansı’nın (PEMTEK) açılış konuşmasında, bir dönem “girilemez” denilen Gabar’ı adeta bir petrol üretim üssü haline dönüştürdüklerini söyledi.
Türkiye’nin en kaliteli petrolünün Gabar’da üretildiğine işaret eden Bayraktar, burada günlük petrol üretiminin 61 bin varilin üzerine çıktığını kaydetti.
Bayraktar, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO), 70’inci kuruluş yıl dönümünü kutladıklarını ve aynı zamanda PEMTEK’i gerçekleştirdiklerini belirterek, şöyle konuştu:
“Türkiye Petrolleri, bundan tam 70 yıl önce 10 Aralık 1954’te petrol ve doğal gazda arama ve sondaj yapmak, üretim, rafineri ve pazarlama faaliyetlerinde bulunmak amacıyla kuruldu. İlk keşfini, 1958’de Germik-1 kuyusunda yapan şirketimiz, ülkemizde bu alanda birçok ilke imza attı. Karada, denizde tarihi petrol ve doğal gaz keşifleri gerçekleştirdi. Birçok boru hattını işletmeye aldı, rafineriler, akaryakıt istasyonları kurdu. Bugün ülkemizin ekonomisinde önemli yeri olan birçok sanayi devinin kuruluşunda başrolü oynadı. Türkiye Petrolleri bugün, ülkemizde ve bölgemizde enerji sektörünün en önemli markalarından biri haline gelmiş durumda.”
Bayraktar, TPAO’nun çıkartılan petrol ve doğal gazın yüzde 80’ini ürettiğini anlattı.
Toplamda 3 bin 692 personeli ile 5 bölgede 130’dan fazla üretim sahasında operasyon yürütüldüğünü dile getiren Bayraktar, “Türkiye Petrolleri, Türkiye’nin ve bölgenin önde gelen şirketlerinden biri olarak Azerbaycan’dan, Irak’a, Rusya’dan Somali’ye kadar farklı coğrafyalarda ülkemizin gücüne güç katıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Enerjide tam bağımsızlık hedefine doğru yürüyeceğiz”
Bayraktar, piyasalarda yaşanan tüm zorluklara rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu güçlü siyasi irade ile 2017’de “Milli Enerji ve Maden Politikası”nı hayata geçirdiklerini anımsattı.
Bu yeni yaklaşımla Türkiye’nin petrol ve gaz aramacılığında büyük bir paradigma değişikliğine gittiğini belirten Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu yeni strateji, ‘kendi filomuzla, insan kaynağımızı oluşturarak, ekipmanlarımızı geliştirerek, daha önce arama yapmadığımız coğrafyalarda aranmadık hiçbir yer bırakmayarak, enerjide tam bağımsızlık hedefine doğru yürüyeceğiz’ anlamına geliyordu. 2017’de ilk derin deniz sondaj gemimiz Fatih’i filomuza dahil ettik. Fatih, ilk derin deniz sondajını Akdeniz’de Alanya-1 kuyusunda yaptı. Sırasıyla Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han gemilerimizi aldık. Sismik araştırma gemilerimiz Barbaros Hayrettin Paşa ve Oruç Reis ile birlikte bugün, dünyanın en modern arama ve üretim filosuna sahip ülkelerinden biri haline geldik. Mavi Vatan’ın her bir karışında istediği zaman, istediği yerde operasyon yürütebilen bir kabiliyete kavuştuk.”
Bayraktar, bu süreçte önemli bir beyin göçünü başlattıklarını, TPAO’nun mevcut yetişmiş ekibini bir araya getirdiklerini ve büyük bir zihniyet dönüşümüne imza attıklarını vurguladı.
Tüm bu gelişmelerle 2020’de Karadeniz’de tarihin en büyük doğal gaz keşfini gerçekleştirdiklerine işaret eden Bayraktar, şöyle devam etti:
“3 yıldan daha kısa bir sürede deniz yüzeyinin yaklaşık 4 bin metre altından çıkardığımız doğal gazı, yine deniz altından 170 kilometre mesafede, karaya yani Filyos’a ulaştırdık. Halihazırda Sakarya Gaz Sahası’ndaki üretimimiz günlük 7 milyon metreküpe yaklaştı. Diğer sahalardaki üretimimizle bugün çok şükür 3,5 milyon hanemizin ihtiyacını kendi doğal gazımızla karşılıyoruz. Üretimi arttırma hedefi doğrultusunda adeta bir sanayi üssü olan yüzer üretim platformunu da ülkemize getirdik. 2026’de devreye alacağımız 3 futbol sahası büyüklüğündeki bu platformla birlikte günlük üretimimizi 20 milyon metreküpe çıkaracağız. Yani hanelerimizin yarısına Sakarya Gaz Sahası’ndan doğal gaz sağlayacağız.”
“Dost ve kardeş ülkelerde yetkinliğimizi kullanıyoruz”
Bakan Bayraktar, Türkiye’nin petrol ve doğal gaz aramacılığı ve üretimindeki yetkinliğini, sadece Mavi Vatan’da değil farklı coğrafyalardaki dost ve kardeş ülkelerin gelişmesi için de kullandıklarını söyledi.
Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her platformda her daim ortaya koyduğu şekilde eşitsizliği ve sömürüyü ortadan kaldıracak, yoksulluğun önüne geçecek, kalkınmanın anahtarı olacak paylaşılabilir bir enerji modelini ikili ve çok taraflı projelerle hayata geçiriyoruz. Somali denizlerinde yürüttüğümüz sismik çalışmalar da bunun en somut örneği. Türk mühendisler tarafından dizayn edilerek Türkiye’deki tersanelerde inşa edilen milli sismik araştırma gemimiz Oruç Reis, Somali görevine ekim sonunda başladı. Oruç Reis, her biri 5 bin kilometrekare olan 3 ruhsat sahasında 7 ay boyunca petrol ve doğal gaz sismik arama faaliyetinde bulunacak. Bu sismik çalışmaların olumlu neticelenmesi halinde sondaj aşamasına geçmeyi hedefliyoruz.”
Bayraktar, Oruç Reis Sismik Araştırma Gemisi’nin Somali’de gerçekleştirdiği çalışmaları Türk petrol doğal gaz ve aramacılık sektörünün dönüm noktası olarak gördüklerini kaydetti.
Gelecek dönemde yurt dışında çok daha aktif ve güçlü bir TPAO hedeflediklerinin altını çizen Bayraktar, “Irak’ta, Libya’da, Afrika’da, Orta Asya’da, Kafkas coğrafyasında, Güney Amerika’da uluslararası ortaklıklarla petrol ve doğal gaz üretimimizi arttırmayı hedefliyoruz. Mili enerji ve maden politikaları doğrultusunda en önemli ithalat kalemimiz olan petrolde daha önce arama yapmadığımız bölgelere odaklandık. Bugün itibarıyla Gabar’da günlük üretimimiz 61 bin varilin üzerine çıktı. Kasımda Türkiye genelinde toplamda 3 milyon 425 bin varil ham petrol üretimiyle rekor kırıldı.” ifadelerini kullandı.
Bakan Bayraktar, tüm bu gelişmeleri gerçekleştirirken Gabar’ı adeta bir yol ağıyla donattıklarını, 540 kilometre yol yaparak yol ağını bölgede yaşayan vatandaşların istifadesine sunduklarını anlattı.
Petrol piyasasında yeni bir ekosistem oluşturuldu
Milli Enerji ve Maden Politikası ile üretime yoğunlaşırken diğer yandan bir millileştirme hamlesini de başlattıklarını vurgulayan Bayraktar, petrol endüstrisinde milli teknolojilerin ülke topraklarında filizlenmesini sağlayarak yeni bir ekosistem oluşturduklarını söyledi.
Bayraktar, özellikle petrol endüstrisinde kullanılan her türlü cihaz, yazılım, ekipman ve araç gerecin de millileştirilmesi için atılım içine girdiklerini belirterek, şunları kaydetti:
“AR-GE faaliyetleri başlatarak sismikten sondaja, üretimden dağıtıma kadar tüm aşamalarda ihtiyaç duyulan ekipmanları Türkiye’de üretmeye başladık. İlk yerli sondaj kulemiz, adını gücü ve heybeti ile dünyayı titreten pehlivanımız Koca Yusuf’tan aldı. Koca Yusuf Sondaj Kulesi, 5 bin metre sondaj kapasitesi, yerli yazılımı ve 1500 HP gücüyle bugün Gabar’da üretimimizi bereketlendiriyor. Kaşif-3, offshore arama sondajlarında deniz altı gözetim ve müdahale aracı olarak sondaj gemilerimizde kullanılıyor. Kanuni Sondaj Gemimizi tamamen milli olarak sertifikalandırdık. Kare Taban ile deniz sondajı çalışmalarında, ekipmanların deniz tabanına dengeli yüklenmesini ve tabanda temiz bir satıh oluşmasını sağlıyoruz. Dikey Ham Petrol Stok Tankı ile üretilen ham petrolü depoluyoruz. Tüm bu yerlileştirme çalışmalarımız, AR-GE faaliyetlerimiz rakamlara da yansıdı.”
TPAO’nun yerli mal ve hizmet tedarikinin de her yıl arttığını ifade eden Bayraktar, şirketin 2023’te mal alımlarının yüzde 53’ünü, hizmet alımlarının neredeyse tamamını yurt içinden temin ettiğini bildirdi.
Son 5 yılda TPAO’nun çalıştığı yurt içi ve yurt dışı tedarikçi sayısının 2 bin 621’e ulaştığını, bunların yüzde 91’inin yurt içi gerçek ve tüzel kişilerden oluştuğunu belirten Bayraktar, “Tedarik ettiği mal ve hizmetlerin yüzde 78’ini yurt içinden sağlayan TPAO, bu mal ve hizmetler için 2024’te 25,2 milyar liralık kaynak ayırdı. Enerjide tam bağımsızlık yolunda yerlileştirme programımız hız kesmeden devam edecek. Böylece bir yandan cari açığın azaltılmasına katkı sunacak diğer yandan da oluşturduğumuz bu ekosistem sayesinde kazandığımız kabiliyetleri yeni projelerde kullanacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Bayraktar, Türkiye Petrollerinin 70’inci kuruluş yıl dönümünü tebrik ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda çalışan mesai arkadaşlarımın, çalışma ve gayretlerinin ülkemizin aydınlık yarınları için çok büyük bir önemi var. Bu kapsamda yeni dönemde, çalışma şartları ve özlük hakları çok daha iyileştirilmiş, hızlı karar alabilen, esnek ve modern yönetişime sahip ülkemizin milli şampiyonu olacak bir TPAO’yu inşallah hep birlikte yeniden yapılandıracağız.”
Bakan Bayraktar, konferans sonunda, 2019’da Şırnak’ın İdil ilçesinde PKK’lı teröristlerce tuzaklanan el yapımı patlayıcıya müdahale sırasında meydana gelen patlamada şehit düşen ve Gabar’daki petrol sahasına adı verilen Astsubay Esma Çevik’in annesiyle sohbet etti ve hatıra fotoğrafı çektirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geleceğin lider adaylarına ilham veren ve onları “çift kanatlı” bakış açısıyla donatan YGA Zirvesi, Türkiye’nin en etkileyici gençlik programlarından biri olarak öne çıkıyor. YGA, sosyal fayda odaklı gençlerin, bilgiyi, donanımı ve vicdanı bir araya getirerek dünyayı daha iyi bir yer haline getirmesi için önemli bir adım atıyor. YGA zirve programı ile gençler, alanlarında uzman konuşmacılar ve rol modelleri dinleyip tanışarak, sosyal inovasyon projeleri geliştirme ve liderlik potansiyellerini güçlendirme fırsatı buluyor. Her yıl büyük bir ilgiyle takip edilen YGA Zirvesi, başvuru süreci ve içeriğiyle de dikkat çekiyor.
YGA Zirvesi Nedir?
YGA Zirvesi, Türkiye’de 2000 yılından bu yana faaliyet gösteren YGA tarafından düzenlenen bir liderlik ve sosyal inovasyon programıdır. Her yıl on binlerce gencin katılmak için başvurduğu bu zirve, gençleri sosyal projelerde liderlik yapmaya teşvik ederken, onları çift kanatlı bireyler olarak yetiştirmeyi amaçlar. Çift kanat, YGA tarafından gençlere kazandırılması hedeflenen “donanım” ve “vicdan” değerlerini ifade eder. YGA zirve programı, bu iki değer ekseninde, gençlerin yalnızca akademik başarılarına değil, toplumsal farkındalık ve empati yönlerine de odaklanır.
YGA Zirvesi’nin Amacı ve Avantajları Nedir?
YGA Zirvesi, sosyal sorumluluk ve inovasyon alanında fark yaratmak isteyen gençlerin liderlik becerilerini geliştirmeyi amaçlar. Zirve, gençlerin dünyaya daha geniş bir perspektiften bakmalarını sağlayacak eğitimler ve panel etkinlikleri sunar. YGA zirve programı, gençlerin yaratıcı düşünme, takım çalışması ve sosyal girişimcilik gibi konularda kendilerini geliştirmelerine yardımcı olur. Zirveye katılan gençler, kendileri gibi düşünen ve topluma katkı sunmayı amaçlayan diğer gençlerle bir araya gelme fırsatını yakalar. Bu da onlara uzun vadeli bir sosyal ağ kazandırarak kariyerlerinde önemli bir avantaj sağlar. YGA zirvesi avantajları aşağıdaki gibi sıralanır:
Gençlerin liderlik ve sosyal girişimcilik becerilerini geliştirme fırsatı sunar.
Yaratıcı düşünme, takım çalışması ve problem çözme gibi yetenekleri güçlendirmeye yardımcı olur.
Katılımcılara sosyal sorumluluk bilincini derinleştiren eğitimler ve paneller sağlar.
Gençlerin farklı bakış açıları kazanmalarına ve dünyayı daha geniş bir perspektifle değerlendirmelerine olanak tanır.
Sosyal fayda odaklı projeler geliştirmek için ilham ve rehberlik sunar.
Zirveye katılanlar, kendileri gibi sosyal sorumluluk bilinci taşıyan gençlerle tanışarak uzun vadeli bir sosyal ağ kurma fırsatı elde eder.
Kariyer yolculuğunda değerli bağlantılar ve iş birlikleri kurarak, profesyonel gelişimlerinde avantaj sağlar.
Çift kanat yaklaşımıyla bilgi ve vicdan odaklı bireyler yetiştirmeye katkıda bulunur. Bu sayede katılımcıların hem bireysel hem de toplumsal alanda etkili bireyler olmalarını destekler.
YGA zirve programı, gençlere bilgi ile vicdanı dengeli bir şekilde birleştirmeleri için rehberlik eder. Zirveye katılan gençler, topluma katkı sunmayı amaçlayan, benzer hedefleri paylaşan diğer katılımcılarla bir araya gelerek değerli sosyal bağlar kurma fırsatını yakalar.
YGA Zirvesi’ne Kimler Katılabilir?
YGA Zirvesi’ne katılmak isteyen lise ve üniversite öğrencisi olan gençlerin başvuru sürecini başarılı bir şekilde geçmesi gerekmektedir. Fayda yaratma amacı güden ve kendini geliştirme isteği taşıyan herkes YGA zirve başvurusu yapabilir. Bu süreçte adaylardan sosyal sorumluluk bilincine sahip olmaları, empati yeteneklerini güçlü bir şekilde kullanmaları ve ekip çalışmasına yatkın olmaları beklenir. YGA, zirveye seçilecek adaylarda yalnızca başarı odaklı değil, vicdani değerlere önem veren bireyleri arar.
YGA Zirvesi’ne Başvuru Nasıl Sağlanır?
YGA Zirvesi başvurusu, online platform üzerinden belirli dönemlerde kabul edilmektedir. Başvuru sürecinde adaylar, özgeçmiş bilgileri, motivasyon mektubu ve referans mektupları gibi dokümanlarla değerlendirilmektedir. YGA, her başvuruyu özenle inceleyerek, sosyal fayda bilinci yüksek ve potansiyel lider özelliklerine sahip adayları seçer. Adaylar, başvuru aşamasında ayrıca mülakatlara ve grup çalışmalarına da katılarak değerlendirilir. Zirveye katılmak isteyen gençler için detaylı başvuru adımlarına “YGA Zirvesi” sayfasından ulaşmak mümkündür.
YGA programları, gençlerin liderlik potansiyellerini geliştirirken, onları toplumsal sorunlara duyarlı bireyler olarak yetiştirme amacını taşır. Sosyal sorumluluk bilincine sahip gençler için özel olarak tasarlanan bu zirve, gençlerin kariyer yolculuklarında önemli bir basamak niteliğindedir. Siz de çift kanatlı bir lider olarak topluma katkı sunmak istiyorsanız, YGA zirve başvurusu ile bu anlamlı yolculuğa adım atabilirsiniz. YGA’nın sunduğu fırsatlarla dolu bu program, gençlerin geleceğe emin adımlarla ilerlemesini desteklemeye devam etmektedir.
TeknolojiGençlikTürkiye
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ülkenin Başbakanı Anthony Albanese’nin merkez sol hükümeti, çocukların sosyal medya kullanımına yönelik dünyanın en sıkı kontrollerinden bazılarını içeren yasa tasarısını, parlamentonun yıl sonu oturumuna kadar yasalaştırmak istediğini duyurmuştu. Tasarı, geçen hafta parlamentoya sunuldu ve görüş bildirimleri için bir gün açık kaldı.
“ÖNLEMLERİN SONUCU BEKLENMELİ”
Google ve Meta, hükümetin yaş doğrulama denemesinin sonuçlarını beklemesi gerektiğini belirtti. Yaş doğrulama sistemi, sosyal medya yaş sınırını uygulamak için biyometrik veriler veya hükümet kimliklerini içerebilir. Meta, “Bu sonuçlar olmadan, ne sektör ne de Avustralyalılar, tasarının gerektirdiği yaş doğrulama ölçeğini veya bu tür önlemlerin Avustralyalılar üzerindeki etkisini anlayamayacak. Mevcut haliyle, tasarı tutarsız ve etkisiz” ifadelerini kullandı.
REKLAMYASA TASARISININ DETAYLARI
Yasa, sosyal medya platformlarını, ebeveynler veya çocuklar yerine, yaş doğrulama korumalarının uygulanmasını sağlamak için makul adımlar atmaya zorlayacak. Sistematik ihlaller için şirketler 49,5 milyon Avustralya doları (32 milyon ABD doları) kadar para cezasına çarptırılabilir. Muhalefetteki Liberal Parti’nin tasarıyı desteklemesi bekleniyor, ancak bazı bağımsız milletvekilleri hükümeti süreci bir hafta içinde aceleye getirmekle suçladı. İletişim yasalarından sorumlu bir Senato komitesi, bugün bir rapor sunacak.
TASARI ACELEYE GETİRİLİYOR
Bytedance’ın TikTok’u, tasarının netlikten yoksun olduğunu ve hükümetin tasarıyı uzmanlar, sosyal medya platformları, ruh sağlığı örgütleri ve gençlerle detaylı bir şekilde istişare etmeden geçirme planıyla ilgili “önemli endişeleri” olduğunu belirtti. TikTok, “Yeni bir politika önerildiğinde, yasanın belirtilen amacına ulaşabilmesini sağlamak için dikkatli ve düşünülmüş bir şekilde hazırlanması önemlidir. Bu tasarı için bu durum söz konusu olmamıştır” açıklamasını yaptı.
Reuters haber ajansının bildirdiğine göre Elon Musk’ın X’i de, tasarının çocukların ve gençlerin insan haklarını, ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim haklarını olumsuz etkileyeceği konusunda endişelerini dile getirdi. ABD’li milyarder, geçen hafta Avustralya hükümetini eleştirerek, tasarının internet erişimini kontrol etmenin arka kapı bir yolu gibi göründüğünü belirtmişti.
Avustralya’nın 16 yaş altı çocuklar için sosyal medya yasağı tasarısı, teknoloji devleri ve hükümet arasında büyük bir tartışma yarattı. Google, Meta, TikTok ve X gibi şirketler, tasarının aceleye getirildiğini ve potansiyel etkilerinin yeterince değerlendirilmediğini savunuyor. Hükümet ise çocukların çevrimiçi güvenliğini artırmak için bu adımı atmanın gerekli olduğunu belirtiyor. Tasarının geleceği, önümüzdeki günlerde parlamentoda yapılacak oylamalarla netleşecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>PLANLAMA ALANI 12 HEKTAR
Urla ilçesi, Gülbahçe Mahallesi sınırları içinde, İzmir – Çeşme Yolu üzerinde yer alan ve Haziran 2022’de İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi Güney Yerleşkesi Ek Alanı’ olarak ilan edilen bölgede planlama alanının toplam büyüklüğü ise yaklaşık 12 hektar olarak belirlendi. Türkiye’nin teknoloji, inovasyon ve girişimcilik üssü olma yolunda hızla ilerleyen bölgeye olan talepleri Teknopark İzmir’in karşılayamaması nedeni ile ek bölgeye ihtiyaç duyuldu öğrenildi. Projenin hayata geçmesi ile birlikte Türkiye’nin dördüncü, Ege Bölgesi’nin ise ilk teknoloji geliştirme bölgesi Urla’da hizmete girmiş olacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yabancı yatırımcıları çekmek için önemli
Entertech Genel Müdürü Dr. Muhammed Kasapoğlu; Gamenter oyun kümelenmesinin, Türkiye’yi küresel oyun endüstrisinin önde gelen bir oyuncusu haline getirmek için gerekli altyapıları sağlayan ve iş birliğine teşvik eden ağları oluşturarak sektördeki tüm paydaşları bir araya getiren bir platform olduğunu belirtti. Gamenter’da yürütülen Uluslararası Hızlandırıcı Programlarının önemine dikkat çeken Kasapoğlu, bu programların yabancı yatırımcıları ülkemize çekme konusunda çok önemli olduğuna dikkat çekti.
Avrupa’nın önde gelen oyun ekosistemi sağlayıcılarından Spielfabrique iş birliği ile yürütülen Gamenter Uluslararası Hızlandırıcı Programında Türk oyun stüdyolarına, kapsamlı eğitim, mentorluk ve danışmanlıklar verilerek iş ağı oluşturma etkinliklerine katılım imkanı sağlanıyor.
Programa katılan Türk oyun stüdyoları
Tiplay Studio: Denizli merkezli Tiplay, küresel olarak sürdürülebilir bir oyun ekosistemi oluşturma vizyonu ve sektör tecrübesine sahip kurucuları ile daha ilk yılında 20 Milyon indirme gibi etkileyici bir rakama ulaşmıştır.
Umuro Game: Çanakkale merkezli Umuro Game, Türk ve Avrupa tarihinden karakterleri baz alan oyunlar başta olmak üzere her türden oyun yayınlama kapasitesine sahip olup oyunları 22 Milyon’dan fazla tekil kullanıcıya ulaşmıştır.
NoExit Games: Ankara merkezli NoExit Games, yapay zekayı oyun mekaniğinin merkezine yerleştiren yenilikçi ve yaptığı oyunlar ile insanların kalplerine dokunarak günlerini güzelleştirmeyi hedefleyen bir mobil oyun stüdyosudur.
Negentra: Eskişehir merkezli Negentra, VR, blockchain ve yapay zeka teknolojilerini kullanan, son derece etkileşimli ve rekabetçi oyunlarda uzmanlaşmış uçtan uça bir stüdyodur.
Core Game: İstanbul merkezli Core Game, verilere, kullanıcı deneyimine ve sektör trendlerine dayalı, güçlü bir ekip ile desteklenen yenilikçi mobil oyunlar geliştiren özel bir oyun stüdyosudur.
Compactive: İstanbul merkezli Compactive, hayal gücünü gerçeğe dönüştürme misyonuyla sanatsal detaylara önem veren mobil oyunlar ve oyun teknolojileri geliştirmektedir.
Çeşitli etkinlikler sergilenecek
30 Ekim’den 3 Aralık’a kadar sürmesi planlanan program, Almanya’nın Köln kentindeki ESL ofisinde oryantasyon eğitimleri ile başladı. Oyun içi reklam, oyunda büyüme stratejileri, Avrupa’da girişimcilik, şirketleşme ve yatırım ortamı gibi eğitimlerin yanı sıra 3 Kasım Cuma günü Hollanda Rotterdam’daki Cambridge Innovation Center (CiC) ziyaret edilerek iş ağları genişletildi. Katılımcılar ayrıca Ubisoft ve EA Games gibi sektör devlerini ziyaret etme fırsatına da sahip olacak. Ayrıca, Türk oyun ekosistemi, Game Zone Dortmund, NRW Games Developer Meet Up ve Deutsche Entwickler Preis gibi çeşitli etkinliklerde sergilenecek. Program, Türk oyun stüdyolarının eserlerini Avrupalı yatırımcılara, yayıncılara ve müşterilere sunacağı ve 7 Aralık 2023’te düzenlenmesi planlanan Demoday etkinliği ile taçlanacak.
Armağan YILMAZ-SABAH
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bayram, “TEKNOFEST 2024, genç zekâlara büyük fırsatlar sunuyor. TEKNOFEST 2024’te düzenlenecek Roket, Model Uydu, Sağlıkta Yapay Zekâ, Biyoteknoloji İnovasyon, Sanayide Dijital Teknolojiler gibi 46 ana kategori ve 117 alt kategoride düzenlenecek yarışmalar, gençlerimizin hayallerini gerçeğe dönüştürme ve en iyisi olma fırsatı sunuyor” dedi.

Adana’nın TEKNOFEST’e ev sahipliği yapmasının öneminden de bahseden Bayram, “TEKNOFEST 2024, şehrimizin sadece tarım ve sanayi şehri kimliğinin ötesine geçmesini sağlayacak. Ülkemizin geleceğini şekillendiren bu tür etkinliklerin Adana gibi dinamik bir kente gelmesi, bizlere büyük sorumluluklar yüklüyor. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmeli, gençlerimizi cesaretlendirmeli ve şehrimizi teknolojinin öncü kentlerinden biri haline getirmeliyiz” diye konuştu.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BİRİNCİLİK İÇİN YARIŞACAK
Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi öğrencilerinden oluşan AKAY FOF Roket Takımı’nca tasarlanan ve “BİRGÜL” adı verilen roket, 2023 yılındaki TEKNOFEST’te roket yarışmasında orta irtifa kategorisinde finale kalmaya hak kazandı. Çalışmalarını sürdüren, 10 kişiden oluşan grup, özelliklerini geliştirdikleri roketleriyle TEKNOFEST’te birincilik için yarışacak.

ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPMAYA HAZIRIZ
Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü 3. sınıf öğrencisi Emircan Babat, geliştirdikleri roketleriyle yaptıkları simülasyonlarda başarılı olduklarını söyledi. Roketlerinin 3 kilometre irtifaya çıkabildiğine işaret eden Babat, “Bu yıl finale kaldık ve roketimizi uçuracağız. Hava muhalefeti nedeniyle yarışma ertelendi ancak biz Ankara’da olacağını umuyoruz. Roketimizi hazırladık ve bitirdik şuanda uçuş için bekliyoruz. Farklı bölümlerden arkadaşlarımızla birleşerek bir çalışma yaptık. Biz gençler olarak milli teknoloji hareketi kapsamında üzerimize düşeni her daim yapmaya hazırız. Bu yıl roket yarışmasına katılıyoruz ancak seneye farklı kategorilerden de katılabiliriz” diye konuştu.

“RAKİP DEĞİLİZ”
Roketin teknik özelliklerden bahseden Bilgisayar Mühendisliği Bölümü 3.sınıf öğrencisi Kübra Yayla ekip olarak güzel bir çalışma ile roketi tamamladıklarını dile getirdi. Yayla, “Bizim devre kartlarımız özgün sistemle çalışıyoruz. Bizim kriterlerimiz rastgele belirlenmiyor. Donanımsal ve yazılımsal olarak aviyonik sistemle tamamlayıp roketi kurtarmış oluyoruz. Bu üniversitede roket takımı yoktu. Biz aslında diğer öğrencilere öncü olmak istiyoruz. Birbirimize rakip gibi bakmıyoruz. Diğer takımlarla da dirsek teması yaparak projemizi sürdürüyoruz” dedi.

ALT YAPIMIZ GAYET GÜÇLÜ
Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü Dekanı Prof. Dr. Mustafa Güneş ise öğrencilerinin başarılarından memnun olduğunu belirterek şunları söyledi: “Öğrencilerimiz çeşitli yarışmalara katılıyorlar. Üniversitemizdeki atölyeler bu öğrencilerimizin kendilerini geliştirmesi anlamında çok katkı sağlıyor. Biz havacılık alanında YÖK tarafından ihtisas üniversitesi olarak belirlendik. Bunun içinde özerk bir yapımız var. Diğer fakültelerden ayrılıyoruz. Altyapımız gayet güçlü. Bunların bilinciyle de çalışıyoruz.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Rektör Prof. Dr. Yücel Oğurlu, Uluslararası Efficiency Challenge elektrikli araç yarışlarında yer alan, Milli Savunma ve Teknoloji Topluluğu ile Robot Topluluğu üyesi öğrencilerinden oluşan ROTEK CAR Takımı ile Uluslararası Elektrik Elektronik Mühendislik Topluluğu (IEEE) ve Roket yarışmasında yer alan Misya Havacılık ve Uzay Teknolojileri Topluluğu Roket Takımı üyelerini gösterdikleri başarılı çalışmalarından dolayı tebrik etti.

Ulusal ve uluslararası platformda Balıkesir Üniversitesini temsil eden tüm öğrencilerin destekçisi olmayı sürdüreceklerini ifade eden Rektör Prof. Dr. Yücel Oğurlu, başarılarından dolayı takım danışmanları ve öğrencilerine teşekkür ve başarı belgesi takdim etti. Balıkesir Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren ve Mühendislik Fakültesi öğrencilerinden oluşan 3 takımın öğrencileri de kendilerine sunulan destekler ve ilgileri dolayısıyla Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu’ya teşekkür etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
5G ve potansiyel olarak gelişmiş 6G teknolojileri afetlerle mücadeleden iklim sorunlarına, trafikten enerji ve sağlığa kadar akıllı şehirlerin yönetiminde kritik bir rol oynayacak. İşte 5G ve 6G’nin akıllı şehirlerdeki önemli katkıları:
Hızlı İnternet Bağlantısı: 5G ve 6G, akıllı şehir uygulamalarının daha hızlı ve güvenilir bir şekilde çalışmasını sağlar. Büyük miktarda veri, sensörler aracılığıyla toplandığından, hızlı veri iletimi şehir altyapısının daha etkili yönetilmesine yardımcı olacak.
Nesnelerin İnterneti (IoT): 5G ve 6G, milyonlarca cihazın aynı anda bağlanmasına ve iletişim kurmasına olanak tanır. Bu da akıllı trafik, enerji, atık yönetimi gibi çeşitli uygulamaların daha etkili bir şekilde çalışmasına imkân sağlar.
Düşük Gecikme Süresi (Low Latency): 5G ve 6G, düşük gecikme süreleri sağlar. Bu, acil durum müdahaleleri, trafik yönetimi gibi hızlı tepki gerektiren uygulamalar için kritik öneme sahiptir.

Artırılmış Gerçeklik (AR) ve Sanal Gerçeklik (VR): Akıllı şehirlerde AR ve VR gibi gelişmiş teknolojiler, eğitim, turizm, şehir planlama gibi alanlarda kullanılabilir. 5G ve 6G, bu teknolojilerin daha geniş kitlelere daha yüksek kalitede ve gerçek zamanlı olarak sunulmasına yardımcı olabilir.
Analitik Veri İşleme: Akıllı şehirler, büyük miktarda veri üretir. 5G ve 6G, bu veriyi hızlı bir şekilde işleyerek anlamlı bilgilere dönüştürme kapasitesini artırır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TEKNOLOJİNİN SINIRLARI ZORLANACAK
Bu yarışmalar, katılımcılara teknolojiyle yakından ilgilenme ve uygulama fırsatı sunar. Yarışmaların bitiminde ödüller verilerek katılımcıların başarıları ödüllendirilecek. Drone yarışları, robot yarışmaları, yapay zeka yarışmaları, insansız hava araçları yarışmaları gibi birçok farklı yarışma düzenlenecek. TEKNOFEST’in yanı sıra, teknoloji fuarı, konferanslar, atölye çalışmaları, seminerler ve paneller gibi birçok etkinlik de yer alacak. Bu etkinlikler, katılımcıların teknoloji dünyasındaki son yenilikleri yakından takip etmelerine ve yeni teknolojiler hakkında bilgi edinmelerine olanak tanıyor. Ayrıca, etkinliklerde yer alan paneller ve konferanslar sayesinde, teknolojinin geleceği hakkında fikir alışverişinde bulunmak, sektördeki uzmanlarla tanışmak ve yeni iş fırsatları yaratmak mümkün.

BAŞVURULAR AÇIK
Cumhuriyetimizin 100. yılında, İstanbul’da gerçekleştirilecek TEKNOFEST 2023’ün Teknoloji Yarışmaları için başvurular açıldı. Toplumun tamamında teknoloji ve bilim konusunda farkındalık oluşturarak Türkiye’nin bilim ve mühendislik alanlarında yetişmiş insan kaynağını artırmayı hedefleyen TEKNOFEST’te bu sene tamamı geleceğin teknolojileri üzerine kurgulanmış, Türkiye tarihinin en büyük ödüllü 41 farklı teknoloji yarışması olacak.

HERKESE ÜCRESTSİZ
Teknofest Havacılık ve Uzay Festivali’ne yaş ya da meslek grubu ayrımı olmaksızın herkes ücretsiz şekilde ziyaretçi olarak katılabilecek. 13 yaşından küçük ziyaretçiler etkinlik alanına ebeveynleri ya da öğretmenleri ile girebilecek.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“HEPSİ BİZİM İÇİN BİRER GURUR”
Bakırköy sahilde gösteri uçuşlarından etkilendiğini dile getiren Murat Ayyıldız, şöyle konuştu: “21 yaşında bir genç olarak hayatım boyunca her zaman coşkulu kutlamaları çok sevdim. Bayramlarımızda, teknofest gibi etkinliklerde milli duygularımızı kabartan gösterileri daha fazla görmeyi iple çekiyorum. Gerçekleşmesinde emeği olan herkese ve usta pilotlarımıza çok teşekkür ederim. Hepsi bizim birer gurur” dedi.


“GÖĞSÜM KABARARAK SEYREDİYORUM”
Renkli gösteri uçuşlarını Ataköy sahilden takip eden Ahmet İkiz (29) ise duygularını şu cümlelerle ifade etti: “29 yaşında bir Türk genci olarak son yıllarda güzel ülkemin ürettiği muhteşem eserlerle yapılan kutlamaları büyük bir gururla göğsüm kabararak seyrediyorum. Teknofestin düzenlediği bu denli mükemmel organizasyonların bizlere yaşattığı gurur ve sevinci her bayramda görmek en büyük arzumdur. Büyük Türk pilotlarına ve emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Ne mutlu Türküm diyene” dedi.

“TEKNOFEST GENÇLERİNİN TEKNOLOJİK ÜRETİMLERİNİ TANITMALARI BÜYÜK ŞANS”
Yaşadığı duygulardan dolayı emeği geçen herkese teşekkür eden Ebru Özdemir (40): “Hayatım boyunca çoşkulu kutlamaları çok sevdim. Milli birlik ve beraberlik duygularının yükseldiği, insanların kaynaştığı teknofest gibi etkinlikleri daha çok görmek istiyorum . Günlük hayatımızda kıllandığımız teknolojiyi ileride çok daha fazla kullanacağımız kesin. Genç nüfusun teknoloji adına yaptığı atılımlar da son derece mutluluk vericidir. Bu anlamda teknofest gençlerinin teknolojik üretimlerini tanıtmaları için büyük şanstır. Gerçekleşmesinde emeği geçen herkese, bize coşku dolu duygular yaşatan pilotlarımıza çok teşekkür ederim. Hepsi bizim birer gururumuzdur” dedi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Önce Avrupa’yı daha sonra Avustralya hükümetini hedef alan paylaşımlarıyla tepki çeken, bununla birlikte diğer sosyal medya uygulamalarına da göndermelerde bulunan Musk, bu sefer de önde gelen çevrimiçi profesyonel profil paylaşımı uygulaması Linkedin’e göndermede bulunan bir paylaşım yaptı.
Geçtiğimiz günlerde Mark Nelson Twitter (X) üzerinden RWE CEO’su Markus Krebber’in bir Linkedin paylaşımını takipçilerine, “Bu sabah LinkedIn’de daha “güvenli” güç kaynakları için umutsuz bir ricada bulundu” ifadeleriyle paylaşırken, X CEO’su Elon Musk’tan göndermeli bir cevap geldi.
Bu Tweeti alıntılayan Musk, “LinkedIn’de paylaşım yapan herkese olan saygımı anında kaybediyorum. Dayanılmaz derecede utanç verici bir durum” ifadelerini kullandı.
I instantly lose respect for anyone who posts on LinkedIn. Unbearably cringe. https://t.co/tuCWhXYGOI
— Elon Musk (@elonmusk) November 22, 2024
Popüler sosyal medya uygulaması Linkedin’de Elon Musk ismiyle farklı hesaplar bulunuyor ancak hem paylaşımları yok hem de kendisinin olup olmadığı doğrulanmış değil…
CİDDİ TEPKİ ÇEKİYOR
Milyarder Elon Musk, X’i satın aldığından bu yana ciddi bir kullanıcı kitlesini de uygulamadan kaybetti. Hem yaptığı değişikliklerle hem de paylaşımlarıyla tepki çeken Elon Musk’a tepki gösteren kullanıcılar farklı uygulamalar olan Threads ve Bluesky’a da geçiş yapıyorlar.
Bluesky ve Threads, X’e karşı… Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KASAPOĞLU: “HAVADA, KARADA, DENİZDEYİZ”
Gençlik ve Spor Bakanı, İzmir Milletvekili Mehmet Kasapoğlu, açılışta yaptığı konuşmada, “Türkiye artık hayallerine yürüyen bir ülke, Türkiye’de gençlerimizin öncülüğünde ortaya çıkan sonuçlar hem hayallerimizi gerçekleştirirken hem de yeni hayallere koşuşumuzu müjde ediyor. İşte aracımız burada, havada, karada, denizde nerede olmak gerekirse oradayız. Bu ülkenin hiçbir zaman elini taşın altına koymaktan kaçınmayan, yüreği zengin evlatlarıyla oradayız ve olmaya devam edeceğiz. Birileri bu noktada hayal dahi edemezler bizim yaptıklarımızı. Onların hayal edemediklerine, çamur atarak örtmeye kalktıklarına biz ulaşırız. Bu nasibi tatmak, hepimiz için bahtiyarlıktır. Türkiye’nin 21 yıllık dönüşümünde ve bundan sonraki ufkunda muhteşem bir liderlik vizyonu vardır, o lider de Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Onun dik duruşu ve ön açan liderlik ruhuyla tıpkı bugün olduğu gibi bundan sonra da yerli ve milli ruhla bu ülkenin evlatları çağlar açmaya devam edecek” dedi.

“GENÇLERİMİZLE BİRLİKTE OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Türkiye’nin 21 yılda büyük dönüşüm gerçekleştirdiğini belirten Bakan Kasapoğlu, ” Sanayisi, ticaretiyle, altyapısı, sağlığı, eğitimi, turizmi, sporuyla, gençlik yatırımlarıyla muhteşem bir süreç. Özellikle son 5 yıllık süreç. Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi, bu koridor, yıllarca gerçekleşmeyi bekledi, bu açılış bu sürecin ne kadar etkin işlediğinin, sonuç odaklı olduğunun örneğidir. Birileri Türkiye’yi geri döndürmeye, eski köhne anlayışa götürmeye gayret ediyorlar ama milletimiz ferasetiyle, yaşadıklarıyla, gördükleriyle inanıyoruz ki asla bu önemli kazanımlardan geri dönüşe fırsat vermeyecek. 20 milyondan fazla genç, özgüven sahibi, dinamik bir anlayışla var olan gençler, yüreğini ortaya koyan gençler… Bu ülkenin evlatlarına imkan verildiğinde, yanlarında samimiyetle olunduğunda başarıyorlar, biz onların yanında her daim var olarak bir olduk. Bundan sonrada gençlerimizle aynı ruh ve inançla beraber olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“10 YURTLARI 1 YURDUMUZUN KAPASİTESİNDE DEĞİL”
Kasapoğlu şu açıklamada bulundu: “Bugün İzmir teknoloji Yüksek Enstitüsü alanında yer alan birçok yatırım, genç odaklı siyasetin yatırımları. Yurtlar Türkiye’nin gururu yatırımlarımızdan. İzmir’de de bu öğretim döneminde başvuran tüm gençlerimizi yurtlara yerleştirdik. Yurtları istismar etmeye çalışanlar, yerel yönetimlerde kaç kapasiteli yurt yaptıklarının hesabını versinler. Yaptıkları 10 yurt bizim 1 yurdumuz kadar kapasiteye sahip değil. Bu konunun istismarını, algısını yapmakla meşguller sadece.
VARANK: “TEKNOLOJİ ALANINDA GÜÇLÜ ADIMLAR ATTIK”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “Geçtiğimiz 1 ay boyunca, devreye aldığımız teknolojik yatırımlar teknoloji önemini bir kez daha ortaya koydu. Türkiye uzaydaki varlığını artırmaktan, aşı ve ilaç teknolojilerindeki yatırımlardan, ilk elektrikli anahat lokomotif raylara indirilmesinde, elektrikli araçlara hizmet etmeye kadar geleceğin teknolojilerine ilişkin güçlü adımlar attık. 6 yıl önce çalışmalarına başladığımız Türkiye’nin ilk yerli ve milli uydusu İMECE, uzaydaki görevine başladı. Dünyanın etrafında günde 14 kez dönen uydumuzdan ilk görüntüler gelmeye başladı. Sayın Cumhurbaşkanımız bayrağımızı uluslararası uzay istasyonunda temsil edecek Türkiye ilk uzay yolcularını da açıkladı” dedi.
“1 MİLYAR DESTEK VERİLECEK”
Bakan Varank açıklamasını şöyle sürdürdü: “Bu tesisin tamamlanmasıyla birlikte yarı iletkenler üretmemiz, kimlik kartı çipleri gibi devreler burada üretilebilecek. Çip tasarımıyla ilgili yeni bir destek programı da var, genç girişimcilere 1 milyara yakın desteği vermeye başlayacağız. Bu da ülkemizde hem çip tasarımı, hem üretimiyle ilgili sıçrama yaşamamız için önemli bir adım olacak.
“KILIÇDAROĞLU ‘NEREDE’ DİYE SORDU: İŞTE BURADA”
500 tane anahat lokomotifi alınması gerekiyordu Türkiye’ye; ana hat lokomotiflerini Türkiye’de üreterek, cari açığın azalmasına katkı sağlayacağız. 500 tanesinin maliyeti 2 milyar dolar, bunun yurt dışına çıkmasını engellemiş olacağız. 81 ilde 1572 şarj istasyonu kurulmasına destek verdik. TOGG akıllı cihazlarının bataryaları için üretim kampüsü temelini attık. TOGG ile Türkiye’nin teknoloji ve mühendislik kabiliyetlerini tüm dünyaya gösterdik ama bir türlü müzmin muhalifleri ikna etmeyi başaramadık. Kılıçdaroğlu, ‘Bir araya geldiğiniz, imzalar attınız büyük törenler yaptınız, nerede Türkiye’nin otomobili diye sordu mu? Sordu. İşte burada, Urla’da!
“2025’te TOGG’UN İHRACATINA BAŞLAYACAĞIZ”
Arkadaşlarımızla TOGG’a bindik, genç arkadaşımızın birinin üzerinde Mercedes montu vardı, ‘Sayın Bakanım iner inmez bu montu yakacağım’ dedi. Kılıçdaroğlu, her gün bu ülkede yerli otomobil üretiliyormuş gibi ‘Otomobil üretmek sıradan bunu kime satacaksınız’ diye sordu. Onun aksine ülkesine inanan, Türk mühendislerine güvenen aziz Türk Milletimiz bu aracı satın alıyor. Ön siparişler alındı, şu anda teslimler yapılıyor. 2025 yılından itibaren bu araçları tüm dünyaya ihraç etmeye başlayacağız.
“BİZ AÇIKLADIKÇA DENGELERİ ŞAŞIYOR”
Biz açıkladıkça birilerinin dengesi şaşıyor. Yok ‘Gece gümrüklerden gizlice bu araçları getiriyorlar’ diyorlar, ya sizin hiç iş bilen bir gazeteciniz yok mu, çıkarın, hangi araçlarla gece yarısı Gemlik’e taşınıyor, ispat edin. Varsa yoksa karalama, Teknofest için ‘panayır’ diyenlerin, Türkiye ye ne faydası var. Hangi icraatı ortaya koyabilmişler. Biraz utanmak lazım. Teknolojisini tüm dünyaya kanıtlamış SİHA’larımız için ‘oyuncak’ diyenler, TCG Anadolu için ‘iki bomba atsan batar’ diyenler… Sizin takdirinizi aramıyoruz ama bir kere de hazmedin, sesinizi çıkarmayın ama böyle bir muhalefeti de karşımızda göremiyoruz. Hep bir karalama kampanyası. Bizim ak dediğimize kara deme… Bu bir muhalefet anlayışı değil, bunlarla Türkiye’yi ileri götürmek mümkün değil.
GENÇLERE MÜJDE: SENE SONUNA KADAR ÜCRET ALINMAYACAK
Bilişim Vadisi İzmir; 63 metrekare kapalı alana sahip, 6 binden fazla insana istihdam sağlayacak. Bilişim Vadisi İzmir, bizim 2018 yılında seçim vadimizdi, ham olsun sözümüzü yerine getirdik. Biz İzmir’in teknoloji tabanlı girişimlerde nasıl öneme sahip olduğunu biliyoruz. Her geldiğimizde burada girişimci arkadaşlarımızla bir araya geliyoruz. Bu eser İzmir’e değer katacak bir eser oldu. Emin olun bu iş için ilmek ilmek çalıştık. Mimarisiyle, katılacak şirketleriyle, hizmetlerle örnek bir yapıyı İzmir’e kazandırdık. Bazıları Amerika’ya, Hamburgerciye teknoloji görmeye gidiyorlar ya tekonoloji görmek isteyen İzmir’e gelecek. İzmir’e bir müjde vermemiz gerekirdi, Sayın Bakanımız Mehmet Kasapoğlu ile çalıştık, onun da bu altyapıya ne kadar sahip çıkacağını biliyoruz. Sene sonuna kadar buraya başvuracak kuluçka firmalardan hiç ücret almayacağız. Gençlerimiz gelsinler, fikirlerini getirsinler, kabul aldıklarında sene sonuna kadar kendilerinden ücret almayacağız.
“GENÇLERİMİZ HİDROJENLE ÇALIŞAN OTOMOBİL YAPACAK”
Bu hizmet kervanına, yatırımlara devam edeceğiz. Biz ülkemiz ve gençlerimiz için büyük gayret gösteriyoruz, biz bu yatırımları gerçekleştiriyoruz ama bunların çok daha güzellerini gençlerimiz hayata geçirecek, biz elektrikli otomobil yaptık, onlar hidrojenle çalışan otomobil yapacak, onlar uzay çalışmalarında tarih yazacak. Gençlerimizin yaptığı işler bizi gururlandırıyor. Onların önüne ne kadar imkan sunarsak gurur duyuyoruz
VALİ KÖŞGER: “İSTİHDAM VE EKONOMİYE KATKI SAĞLAYACAK”
İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger ise, “Bu projenin başka projelerin de önünü açacağı kanaatindeyim. Emeği bulunanlara şükranlarımı sunuyorum. İzmir’in tüm bileşenleri kentin potansiyelini açığa çıkarmak için çalışıyor, bizde önlerini açmak adına tüm adımları atıyoruz. Bilişim vadimizde de inşallah potansiyel ortaya konulacak, 6 bin vatandaşımız hem İzmir hem de ülkemiz için faydalı işlere imza atacaklar. İzmirimizde teknolojinin sanayideki etkin ve yaygın kullanımı birçok sektöre güç katacak, istihdam ve ekonomiye de katkı sağlayacaktır” diye konuştu.
DAĞ: “BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN VAADİYDİ BİZ YAPTIK”
İzmir Bilişim Vadisi, Mega Teknoloji Koridoru İzmir’den açıldı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Bilişim Vadisi açılışında konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Hamza Dağ, “Bu proje sadece bizim vaadimiz değil. Diğer siyasi partilerin vaatlerinin tamamında, yani Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylıklarında burada teknoloji üssü kurma vaadi vardı. Sanayi ve Teknoloji Bakanımız atandıktan sonra bir formül bulduk, biz burayı üniversite paydaşlarından ziyade burası bilişim vadisi yapalım dedi. Ve sonra zaten buranın kaynağı vardı, birinci etabı tamamlamış olduk, bundan sonra ikinci, üçüncü etabı gelir. Biz takipçisiyiz ama artık alan İzmir’in, hepimizin. Bilişim vadisi buraya geldiğinde ‘İzmir’den çıkacak mı’ denildi, çıkmayacak, İzmirli müteşebbisler, İzmirli beyinler öncelikli olacak. İlk etapta bunu göreceğiz” dedi.
“SÖZ VERMEK KOLAYDIR, ÖNEMLİ OLAN HAYATA GEÇİRMEK”
AK Partili Dağ, AK Parti’nin söz verdiği projeleri hayata geçirdiğini anlatarak, “Bir söz vermek kolaydır, önemli olan hayata geçirmek. Birileri sadece vaatte bulanabilir, biz ise bugün somut olarak hayata geçirdik. 14 Mayıs’tan sonra da hep birlikte yeni eserler ülkemize kazandırmaya devam edeceğiz. Bilişim Vadisi İzmir’in, teknoloji kentinin şehrimize, ülkemize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
GÖREV AFETZEDEYE PARAŞÜTLE YARDIM KİTİ ULAŞTIRMAK
Şehzadeler Belediyesi’nin Fatih Gençlik Merkezi’ndeki İHA Yapım Atölyesi’nde yarışma için son hazırlıklarını yapan Şehzadeler Ventus Takımı üyeleri, kendilerini bugüne getiren yolculuğu şu sözlerle dile getirdi; “Takımımız Sosyal Bilimler Lisesi 10 Sınıfta okuyan dört kişiden oluşuyor. Bayraktar TB2’den etkilenerek ‘Neden biz de kendi iHA’mızı yapmayalım ki’ diyerek kendi İHA’mızı yapmayı hedefledik. Bu hedefimizden de ilk olarak Danışman Öğretmenimiz Leyla Sınay Altaylı ‘ya bahsettik ve onun da desteğini aldık. CBÜ Mühendislik Fakültesi Havacılık Uzay ve Teknoloji Kulübü ile bağlantıya geçerek geçen yıl TEKNOFEST’te yarışan Şehzade İHA Takımı üyelerine danıştık ve onlarla birlikte çalıştık. Sonunda da Latince rüzgar anlamına gelen Şehzade Ventus adını verdiğimiz İHA’mız ortaya çıktı. Bu sene ilk kez TEKNOFEST’e katılıyoruz. Aracımız Serbest Kanat Kategorisinde serbest görev dalında yarışacak. Görevimiz afetzedelere acil durum kitinin paraşütle ulaştırılması olacak. Aracımızın yapım aşamasında bize destek olan Şehzadeler Belediye Başkanı Ömer Faruk Çelik’e bize güvendiği ve destek verdiği için teşekkür ederiz. Katılacağımız yarışmada iyi bir derece alarak okulumuza ve ilimize büyük bir gurur yaşatmak istiyoruz.”

ŞEHZADE İHA TAKIMI YARIŞMA TECRÜBESİNİ LİSELİ GENÇLERE AKTARDI
Şehzadeler Ventus Takımı’na bir önceki yıl katıldıkları yarışmada edindikleri tecrübeleri aktaran ve danışmanlık yapan CBÜ Mühendislik Fakültesi Havacılık Uzay ve Teknoloji Kulübü Başkanı Emirhan Yıldırım ise duygularını şöyle dile getirdi; “Şehzade İHA Takımı olarak bu sene Manisa’daki lise takımlarına yardımcı olduk. Arkadaşlarımız 5 ay önce geldiklerinde bize projelerinden bahsettiler. İlk aşamada düşündükleri vitol projenin zorluğundan bahsederek toplantılar yaptık. Tecrübelerimize dayanarak sabit kanat dalında yarışmalarının daha uygun olacağını aktardık ve bu dalda yarışmaya katılmalarını kararlaştırdık. Elektronik aksam, yazılım noktasında öğrenci kardeşlerimize gereken her türlü desteği verdik.”

BİR HAYAL GERÇEĞE DÖNÜŞTÜ
Manisa Sosyal Bilimler Lisesi Başmüdür Yardımcısı Adem Kurt öğrencilerinin kendilerine İHA yapma fikriyle geldiklerinde önce bir tereddüt yaşadıklarını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü; “Öğrencilerimiz bize geldiğinde çok ciddi bir heyecan duyan ve bir hedefe kilitlenmiş öğrencilerimiz ile karşı karşıya olduğumuzu gördük. Bize İHA’dan söz ettiklerinde şöyle bir tereddüt yaşadık. Biz sosyal bilimler lisesinde daha çok psikoloji, kamu yönetimi, işletme, iktisat alanında eğitim verirken enerjilerini teknik bir alana vermelerinin ne kadar doğru olacağını düşündük. Öğrencilerimizde gördüğümüz İHA aşkı bizleri de heyecanlandırdı ve daha sonra okul müdürümüzle de toplantılar yaptık ve ekibimiz bugünlere geldi. CBÜ Mühendislik Fakültesi Havacılık Uzay ve Teknoloji Kulübü ile protokol yapıldı ve öğrencilerimiz orada gerekli eğitimleri aldılar. Sonuçta Şehzade Ventus’un yapımı başladı. Sosyal Bilimler Lisesi olarak biz bu yola çıkarken en büyük destekçimiz CBÜ ve Şehzadeler Belediyesi oldu. Şehzadeler Belediyesi bize Fatih Gençlik Merkezi’ndeki İHA Yapım Atölyesini açtı. Tam herşey bitti dediğimiz noktada Şehzadeler Belediye Başkanımız Ömer Faruk Çelik maddi manevi arkanızdayız dedi. Belediye Başkanımız Ömer Faruk Çelik’e teşekkür ediyoruz. Bu heyecan bu destek Şehzadeler Ventus’u ortaya çıkardı. Finallerde alacağımız güzel bir sonuç Manisa Celal Bayar Üniversitesine, Mühendislik Fakültesi Havacılık Uzay ve Teknoloji Kulübü’ne ve Şehzadeler Belediyesi’ne güzel bir armağan olacak. “

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
2 ARAÇ İLE KATILDILAR
Teknik Tasarım raporlarında başarılı bulunan 60 üniversite takımının katıldığı Uluslararası Efficiency Challenge (EC) Elektrikli Araç Yarışları’na Çukurova Üniversitesi 1.5 Adana Elektromobil Takımı, bu yıl Elektromobil ve Hidromobil kategorileri olmak üzere 2 araç ile katıldı.

Elektromobil kategorisinde yarışlara katılan 1.5 Adana T8 adlı araç Kurul Özel Ödülü kazanarak 30.000 TL ödülün sahibi oldu. Bu sene Hidromobil kategorisinde ilk defa piste çıkmaya hak kazanan 1.5 Adana H2 adlı araç, Uluslararası Efficiency Challenge Elektrikli Araç Yarışları’nda Türkiye Şampiyonu olarak 100.000 TL’lik ödülün sahibi oldu.

ÖDÜLLERİNİ SELÇUK BAYRAKTAR’DAN ALDILAR
Ödül kazanan her iki araç da İstanbul Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirilen TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’nde sergilendi. Rektör Prof. Dr. Meryem Tuncel, şampiyonluk ödülünü TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar’dan alan Çukurova Üniversitesi 1.5 Adana Elektromobil Takımı’nı tebrik etti. Rektörlükte şampiyonlarla bir araya gelip sohbet eden Prof. Dr. Tuncel, gençlerin bilime olan ilgilerinin, başarılarının çok mutluluk ve gurur verici olduğunu ifade ederek desteklerinin artarak devam edeceğini söyledi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Konuşmaların ardından Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Meclis Başkanı İsrafil Uçurum ve Adana Kadın Kooperatifleri Birliği Başkanı Zeynep Kırılmış Bakan Kacır’a hediye takdim etti. Açılış kurdelesinin kesilmesini müteakip Sanayi Kampüsündeki merkezleri ziyaret eden Kacır, personelden bilgi aldı. Sanayi Kampüsü önünde günün anısına hatıra fotoğrafı çekimi ile program sona erdi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom, geleceği yeni nesil teknolojilerle şekillendirmek üzere çalışmalarını sürdürüyor.
Türk Telekom’un, yerli mühendislerin katkılarıyla başlattığı ve geliştirdiği, dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden Net Insight işbirliği ile hayata geçirdiği, ‘Uydu Bağımsız Zaman Senkronizasyonu İletimi Çözümü’ için ITU-T’de yeni bir çalışma maddesi oluşturularak standartlaştırma sürecine girildi.
Özellikle telekomünikasyon, enerji, finans gibi sektörlerin ihtiyacını karşılayan, 5G için dünyadaki tüm mobil operatörlere GPS/GNSS’den bağımsız stabil senkronizasyon servisi sunmayı hedefleyen çözüm, uydu sistemlerinden bağımsız olarak çalışabiliyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Türk Telekom Üst Yöneticisi (CEO) Ümit Önal, şirketlerin, şehirlerin ve endüstrilerin dijital dönüşümünün son derece önemli olduğu böyle bir teknolojik bir çağda, kurumların rekabette öne çıkabilmek adına dijital dönüşümü bir yol haritası olarak ele aldığını belirtti.
Türk Telekom olarak, bu dönüşüm sürecinde yeni nesil teknolojilere ayırdıkları kaynakları, ürün ve çözümleriyle öncü olarak yer aldıklarını aktaran Önal, ‘Türk Telekom olarak, teknolojiyi üreten bir şirket olma vizyonu ile sektöre değer katmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Yerli mühendislerimizin çalışmalarıyla gerçekleştirilen yenilikçi çözümümüzün küresel arenada önemli bir potansiyel olduğunu görüyoruz. Alanında öncü, uydu bağımsız zaman senkronizasyonu çözümümüz patent ve ürünleşme sürecini tamamlamasının ardından global standardizasyon yolunda emin adımlarla ilerliyor.’ ifadelerini kullandı.
Önal, teknolojinin sağladığı imkanları her alanda kullandıkları gibi, bu alanda öncelikli odaklarının yerli teknoloji geliştirmek olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
‘Bu kapsamda, Türk mühendislerinin patentlerinden yararlanarak Net Insight ile birlikte geliştirilen, yenilikçi teknolojiler için kritik öneme sahip yeni nesil senkronizasyon çözümünü geliştirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Net Insight ile geliştirdiğimiz zaman ve frekans senkronizasyonu alanındaki bu patentli teknoloji, ürünleştirilip tüm dünyaya ihraç edilerek, özellikle telekomünikasyon, enerji, finans gibi sektörler için çözüm sağlayacak. Yatırımlarımıza aralıksız devam ederken, bir yandan da Türk mühendislerin katkılarıyla üretilen yerli çözümleri, tüm dünya için geliştirme konusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz’
Net Insight CEO’su Crister Fritzson da hatasız senkronizasyonun bu günün gelişmiş telekom ağlarında temel bir işlev haline geldiğini anlattı.
Güvenli ve gerçekten dayanıklı bir senkronizasyon hem kritik kamu işlevlerinin hem de yeni nesil kurumsal hizmetlerin sağlanması için kritik önem taşıdığına vurgu yapan Fritzson, ‘Türk Telekom ile gerçekleştirdiğimiz başarılı iş birliği, 5G ve diğer kritik altyapıların yaygınlaştırılmasını güvence altına alacak ve hızlandıracak benzersiz bir senkronizasyon çözümü sağladı. Türk Telekom’u stratejik ortaklığından dolayı gurur duyuyoruz. Çözümü küresel bir standart haline getirmek için ilk adımlar atıldı. Bu adımlar; senkronizasyonun birçok sektördeki kritik ağ altyapısında açık ve güvenli bir şekilde kullanılmasını daha da geliştirecek.’ açıklamasında bulundu.
UYDU SİSTEMLERİNE BAĞIMLILIĞI ORTADAN KALDIRIYOR
Açıklamaya göre, Türk Telekom’un 5G için dünyadaki tüm mobil operatörlerin ihtiyaç duyduğu GPS/GNSS’den bağımsız stabil senkronizasyon servisini sunma hedefiyle başlattığı çalışmalar neticesinde, çözüm uydu sistemlerinden tamamen bağımsız Türk Telekom şebekesinde başarı ile çalıştırıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ATIŞ TESTİ BAŞARILI
Baykar tarafından geliştirilen yüksek teknoloji ürünü insansız sistemler, testleri başarıyla geçmeye devam ediyor. Bayraktar TB2 SİHA’ya entegre edilen KEMANKEŞ Mini Akıllı Seyir Füzesi de KEŞAN’da icra edilen motorlu ilk atış testini başarıyla tamamladı. Atış testini gerçekleştirmek üzere 14 Haziran Çarşamba, Keşan’da bulunan Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nden havalanarak test için belirlenen hedefe yol alan Bayraktar TB2, 20 kilometre mesafeden KEMANKEŞ’i ateşledi. Milli olarak geliştirilen jet motoruyla yüksek süratte 33 kilometre yol alan mini akıllı seyir füzesi belirlenen hedef bölgeye ulaşarak görevi gerçekleştirdi.
İLK KEZ TEKNOFEST’TE SERGİLENDİ
Stratejik hedeflere karşı kullanılmak üzere Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen mini akıllı seyir füzesi KEMANKEŞ, 27 Nisan – 1 Mayıs tarihleri arasında Atatürk Havalimanı’nda TEKNOFEST 2023 kapsamında ilk kez halka açık bir şekilde sergilendi. KEMANKEŞ, adını attığı okla en zorlu şartta dahi hedefi tam isabetle vuran tarihimizdeki okçulardan alıyor.
MİLLİ İHA’LARIN YENİ VURUCU GÜCÜ
KEMANKEŞ, Baykar’ın milli ve özgün olarak geliştirdiği Bayraktar AKINCI TİHA, Bayraktar TB2 SİHA ve Bayraktar TB3 SİHA’ya entegre edilerek görev yapabilecek. Yaklaşık 1 saat havada kalabilen mini akıllı seyir füzesi, sahip olduğu jet motoru sayesinde süratle yol alarak düşman hattı gerisindeki en riskli hedeflere karşı etkinlik gösterebilecek. 200+ kilometre görev menziline sahip KEMANKEŞ, yapay zekâ destekli optik güdüm sistemi sayesinde hedefini tanıyarak zorlu hava şartlarında dahi tam isabetle imha kabiliyetine sahip olacak.
MUHARABE SAHASINDA DENGELERİ DEĞİŞTİRECEK
Yapay zekâ destekli oto pilot sistemi ile otonom uçuş gerçekleştirip stratejik hedefleri yüksek hassasiyetle etkisiz hale getirerek muharebe sahasında dengeleri değiştirecek. Gece ve gündüz şartlarında kullanılabilecek KEMANKEŞ, barındırdığı anti-jamming teknolojisi sayesinde elektronik karıştırmalardan etkilenmeden görev yapabilecek. Bağlı olduğu platform ile tüm görüş hattı haberleşmesi gerçekleştiren KEMANKEŞ, elde ettiği tüm veri ve görüntüleri platform üzerinden yer kontrol istasyonuna ileterek kullanıcıya veri takibi konusunda destek sağlayacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KKTC’nin yerli İHA’sı; 8 Ağustos 1964 tarihinde Türk Hava Kuvvetleri’nin Kıbrıs’ta Erenköy Mücadelesine destek vermek için gerçekleştirdiği harekat sırasında şehit olan Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel’in adını taşıyor.

TOPEL-1’in tasarım ve üretimini yapan ekibin lideri olan Girne Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Pilotaj bölümü ikinci sınıf öğrencisi Ahmet Furkan Laz, TOPEL-1 insansız hava aracını geliştirmek, tasarlamak ve prototiplendirmek için 1,5 yılı aşkın bir süre çalıştıklarını söyledi. Ahmet Furkan Laz, “Üniversitemizin sağladığı olanaklarla, 22 kişilik büyük bir takım çalışmasıyla tamamladığımız TOPEL-1’in test uçuşunu başarıyla tamamlaması hepimize büyük bir gurur yaşattı. Gündüz derslerimize devam edip, gece laboratuvarlarda sabahladık. Proje ile birlikte Girne Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi’nde aldığımız uygulamalı eğitiminde katkısıyla havacılık alanında bilgi ve deneyim kazanmamıza olanak sağladı. TOPEL-1’le önümüzdeki dönemde TEKNOFEST gibi ulusal veya uluslararası etkinliklerde KKTC’yi temsil edeceğiz” dedi.

22 öğrencinin büyük bir emekle geliştirdiği TOPEL-1’in test uçuşlarının başarıyla gerçekleştirilmesinin sadece Girne Üniversitesi için değil Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için de büyük bir gurur olduğunu vurgulayan Girne Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlkay Salihoğlu, “Öğrencilerimizle gurur duyuyoruz. Öğrencilerimizin geliştirerek başarıyla uçurduğu TOPEL-1, destek verilmesi durumunda Türk gençlerinin neler başarabileceğine çok iyi bir örnek. Bütün imkanlarımızla üniversitemizin 15 fakültesinde eğitim gören bütün öğrencilerinin yanında durmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ’Nİ TEMSİL EDECEKLER
Milli Savunma ve Teknoloji Topluluğu ile Robot Topluluğundan oluşan ROTEK CAR Takımı, başta motor ve batarya dengeleme sistemi olmak üzere birçok parçasının yerli olarak üretildiği araçları ile şasi ve gövde sayesinde yarış alanının en hafif araçlarından biri olma yolunda ilerleyen Balıkesir Üniversitesi Uluslararası Elektrik Elektronik Mühendislik Topluluğu da ürettikleri araçla 25-29 Nisan tarihlerinde yapılacak olan 2023 yılı Uluslararası Efficiency Challenge elektrikli araç yarışlarında Balıkesir Üniversitesini temsil edecekler.

ROKET YARIŞMASINDA FİNALİST OLDULAR
Roket yarışmasında finale kalan Balıkesir Üniversitesi Elektrik-Elektronik, Makine ve Bilgisayar Mühendisliği öğrencilerinden oluşan Misya Havacılık ve Uzay Teknolojileri Topluluğu Roket Takımının da Bilgisayar Mühendisliği Teknofest Laboratuvarında ürettikleri mekanik parçalar, aviyonik devreler ve kompozit gövdeden oluşan roketinin atışı 27 Nisan 2023 tarihinde Aksaray’da gerçekleştirilecek.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mehmet Cennet: “Evimiz çok güzel, devletimizden Allah razı olsun”
Azime Cennet: “Bu evi yapan Selçuk Bayraktar’a teşekkür ederim, Allah razı olsun”
HATAY – Depremin vurduğu Hatay’ın Antakya ilçesinde teknoloji devi Baykar tarafından inşa edilen 19 blok 352 konuttan oluşan deprem konutları afetzede ailelerin sıcak yuvaları oldu. Kışı sıcak yuvasında geçirecek olmanın mutluluğunu yaşayan Azime Cennet, “Bu evi yapan Selçuk Bayraktar’a teşekkür ederim, Allah razı olsun” dedi.
Kahramanmaraş merkezli depremlerde Hatay’da binlerce bina yerle bir olmuştu. Bölgenin yeniden ihyası ve inşası için hayırsever vatandaşlarda devlet tarafından yürütülen çalışmalara destek olmuştu. Antakya ilçesi Gülderen Mahallesi’nde teknoloji devi Baykar’da 19 bloktan oluşan 352 konutun inşası için çalışmalara başlamıştı. Gece, gündüze ve 7 gün 24 saat süren çalışmaların neticesinde Baykar tarafından inşa edilen konutların hak sahipleri belirlenmiş ve aileler yeni sıcak yuvalarına taşınmaya başlamıştı. Evinin anahtarını teslim alan Cennet ailesi, asrın felaketinin acılarını yeni yuvaların da bir nebze de olsa dindirmeye çalışıyor.
“Evimiz çok güzel, devletimizden Allah razı olsun”
Yeni evlerine kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Mehmet Cennet, “Depremde neler yaşamadık ki, her şeyi yaşadık. Allah bir daha böyle bir deprem göstermesin. Depremde evim yıkılmadı ama ikinci depremde yıkıldı. Depremde çok sevdiğim 2 yeğenimi kaybettim. Evimiz çok iyi ve güzel. Devletimizden Allah razı olsun. Bu yeni evimiz için Selçuk Bayraktar’a teşekkür ederim” dedi.
“Bu evi yapan Selçuk Bayraktar’a teşekkür ederim, Allah razı olsun”
Kış ayını yeni yuvasında geçirmenin mutluluğunu yaşayan Azime Cennet, “Yeni evimi beğendim. Yeni evimde ufak tefek işlerimi yapıyorum. İhtiyar olduğum için ayaklarım ağrıyor. Bu yüzden yavaş yavaş kendi işimi evde yapıyorum. Evin mutfağını da ve her odasını da beğendim. Bu kışı bu yeni evimizde geçirmek nasip olur. Oradan kurtulduk. Önceden kaldığımız yere su bastı. Bunlar yüzünden felç geçirdim ve tansiyonum yükseldi. Evin odaları çok iyi. Bana göre odalar yeterli. Bu evi yapan Selçuk Bayraktar’a teşekkür ederim. Ondan Allah razı olsun” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hikmet Kiler Fen Lisesi öğrencileriyle bir araya gelen Alper Gezeravcı, ilk Türk astronot olarak uzay yolculuğu süreci hakkında bilgiler verdi. Alper Gezeravcı, Bitlis Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen etkinlikte uzay yolculuğu deneyimlerini ve Türkiye’nin uzay programı hakkında bilgiler paylaştı.
Öğrencilerin sorularını yanıtlayan Gezeravcı, onlara bilim, teknoloji ve uzay alanlarında ilham vererek kariyer hedeflerine ulaşma konusunda motivasyon sağladı. – BİTLİS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, SİBERAY programı çerçevesinde MuratlıAnadolu Lisesi ve Hacıilbey Ortaokulu’nda öğrencilerle bir araya geldi. Eğitimlerde, güvenli ve bilinçli internet kullanımı, siber zorbalık, sosyal medya bağımlılığının zararları, yasa dışı bahis ve teknoloji bağımlılığı gibi konularda kapsamlı bilgilendirme yapıldı.
Ekipler, dijital ortamda karşılaşılabilecek tehditlere karşı nasıl önlem alınması gerektiğini anlatırken, sosyal medya bağımlılığının öğrencilerin akademik ve sosyal hayatlarına etkileri üzerinde durdu. Ayrıca yasa dışı bahis ve siber zorbalık gibi suçların bireylere maddi ve manevi zararlar verebileceği vurgulandı.
Yetkililer, öğrencilerin teknolojiyi daha sağlıklı kullanmaları ve dijital dünyada güvenliklerini sağlamaları için dikkat etmeleri gereken noktaları aktardı. Eğitimin ardından öğrenciler, programın faydalı olduğunu belirterek, teknolojiyi daha güvenli ve kontrollü kullanma konusunda bilinçlendiklerini ifade etti.
Yetkililer, bu tür bilgilendirme çalışmalarının il genelinde devam edeceğini ve gençlerin dijital dünyada karşılaşabilecekleri tehlikelerden korunmaları için farkındalık faaliyetlerinin süreceğini açıkladı. – TEKİRDAĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AOSB Seyhan Salonu’nda düzenlenen ve AOSB Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü, Yönetim Kurulu Üyeleri Nedim Büyüknacar ve Yusuf Kara, AOSB Bölge Müdürü Ersin Akpınar ile çok sayıda sanayici ve davetlinin katıldığı seminer, sanayicilere hem ilham verdi hem de global iş dünyasında başarının formüllerini sundu.
“Geleceği iyi okuyup doğru pozisyon almalıyız”
Süreyya Ciliv, işletmelerin globalleşmenin gerekliliklerini anlaması ve geleceği okuyarak doğru adımları atması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin dünya nüfusunun yüzde 1’ine sahip olduğunu ancak, dünya ekonomisinin yüzde 99’unun Türkiye dışında olduğunu belirten Ciliv, “Sadece Türkiye’ye odaklanarak global rekabet ortamında başarılı olamazsınız. Globalleşmek, yeni pazarlara açılmak ve inovatif çözümlerle fark oluşturmak bir zorunluluktur” dedi.
“İnovasyon: fikirden faydaya”
Ciliv, inovasyonun yalnızca fikir üretmek olmadığını, bu fikirlerin toplumsal ve ekonomik faydaya dönüşmesinin esas başarıyı getirdiğini belirtti. Şirketlerin yenilikçi ve girişimci çalışanları teşvik etmesi gerektiğini söyleyen Ciliv, “İnovasyon, şirketinizi global pazarlarda rekabetçi hale getiren en önemli güçtür” dedi.
“Akıllı sistemler rekabette fark oluşturur”
Akıllı sistemlerin iş süreçlerini optimize etme ve verimliliği artırma konusundaki önemine değinen Ciliv, yapay zeka ve büyük veri analiziyle işletmelerin rekabet avantajı kazanabileceğini belirterek, şu önerilerde bulundu:
“Makinelerinizi ve süreçlerinizi akıllı sistemlerle donatın. Bu, hem maliyetleri düşürür hem de süreçleri hızlandırır. Akıllı sistemler, şirketlerin global pazarlarda öne çıkması için kritik bir role sahiptir.”
“Adana sanayisinin geleceği sizin elinizde”
Ciliv, Adana’nın Türkiye’nin en önemli sanayi şehirlerinden biri olduğunu belirterek, şehrin geleceğinin sanayicilerin yenilikçi adımlarıyla daha iyi yerlere geleceğini belirterek, “Adana, geçmişiyle büyük bir sanayi şehri. Ancak Adana’yı yeniden canlandıracak olan sizlersiniz. Globalleşmeye açık, yenilikçi ve girişimci şirketlerle Adana, hak ettiği yerlere ulaşacaktır” görüşünü dile getirdi.
Takım ruhunun önemi
Ciliv, müşteri odaklılığın ve takım ruhunun şirketleri ileri taşıyacağını belirterek şunları kaydetti:
“Müşteriniz için vazgeçilmez bir marka olmalısınız. Bunun yolu, müşteriye özel çözümler üretmek ve benzersiz bir deneyim sunmaktan geçer. Ayrıca, iş dünyası bir takım oyunudur. Doğru insanlarla güçlü bir takım kurarak başarıyı yakalayabilirsiniz.”
Seminerden öne çıkan vurgular
Süreyya Ciliv, globalleşme ve inovasyonun, şirketlerin sürdürülebilir büyümesi için hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Ciliv, kıllı sistemlerin, veri analizi ve yapay zeka kullanımıyla iş süreçlerini optimize ederek işletmelere büyük bir rekabet avantajı sunduğunu belirtti. Ayrıca, müşteri odaklı yaklaşımın şirketlerin başarısında kritik bir rol oynadığını ve müşteriye değer sunan farklı ve güvenilir hizmetlerin vazgeçilmez olduğunu ifade eden Ciliv, güçlü bir takım ruhunun, yenilikçi ve girişimci bireylerle dolu ekiplerin, işletmeleri global başarıya taşıyacağını söyledi.
Seminerin sonunda bir panel düzenlendi. Panelde, global iş dünyasında başarılı olmanın yolları, girişimcilik ekosistemi ve teknolojinin şirketlere sunduğu fırsatlar detaylı bir şekilde ele alındı. – ADANA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“HIRVATİSTAN’IN YETENEKLERİNİ DAHA DA GÜÇLENDİRECEK”
Hırvatistan’da yayınlanan günlük gazete Glas Slavonije, “Türk savunma sisteminin her türlü güvenlik durumuna hızla uyarlanmasının önemine” dikkak çekerken, “Bu insansız hava aracı sistemi Hırvatistan’ın yeteneklerini daha da güçlendirecek” yorumunu yaptı.
Türk İHA sisteminin dünyanın 37 ülkesinde kullanıldığını belirten gazete Hırvat Bakan Anusic “Bayraktar İHA’larının dünyadaki en iyi sistemlerden biri olduğunu vurgulamak önemli” sözlerine yer verdi. Haberde, “İnsansız hava sistemi Bayraktar TB2, sınır gözetleme, yangın ve benzeri durumlarda kullanışlı ve etkili bir uygulamaya sahip, yani diğer devlet kurumları tarafından da kullanılabiliyor. Hırvatistan’ın aldığı sette konfigürasyon, sabit ve mobil versiyonlarda, silah seti de dahil olmak üzere, elektro-optik keşif kameralarıyla donatılmış altı uçağa bulunuyor” bilgisi verildi.

“HIRVATİSTAN İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR YATIRIM”
Hırvatistan’ın DNEVNIK gazetesi, Hırvatistan’ın Türkiye anlaşmasını öne çıkarırken Hırvat Savunma Bakanlığının vergiler hariç 67 milyon Euro değerindeki anlaşmasının Hırvatistan için önemli bir savunma yatırımı olduğunu kaydetti. Hırvatistan Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Ivan Anusic ile Haluk Bayraktar tarafından imzalanan anlaşmayla ilgili Hırvat Bakan’ın “Türk İHA’larının muharebe operasyonlarının yanı sıra yasadışı göçü de izleyebilecek çok ihtiyaç duyulan bir sistem olduğunu da sözlerine” yer verdi.
Haberde yeni İHA’ların Tarım Bakanlığı ve Mekansal Planlama Bakanlığı tarafından da kullanılabileceği kaydedilirken, İHA’ların özellikleri şöyle yer aldı; “İHA anlaşması paketinde kameralı ve silahlı uçakların yanı sıra komuta kontrol merkezi, eğitim simülatörü, yer izleme ve kontrol istasyonları, yer veri istasyonları, gerekli tüm ekipman ve bakım dahil 4 bin uçuş saatine yetecek yedek parça başlangıç seti yer alıyor.”

“ÇİN, ABD, İNGİLTERE VE İSRAİL’İN GERÇEKLEŞTİREMEDİĞİ OLAĞANÜSTÜ BİR BAŞARI”
Öte yandan india.com’un “Türkiye İsrail, Çin ve ABD’nin yapamadığını yaptı; F-35’leri drone’larla değiştirerek insansız savaşın geleceğini değiştirdi mi? İşte bildiklerimiz” başlıklı analiz haberinde Bayraktar TB3 testine değinerek “Türkiye, Türk Donanması’nın savaş gemisi TCG Anadolu’ya başarılı bir şekilde inip hemen ardından aynı gemiden kalkış yapan Baykar Bayraktar TB3 insansız hava aracını test etti. Çin, ABD, İngiltere veya İsrail gibi küresel askeri güçlerin bile henüz gerçekleştiremediği olağanüstü bir başarı” ifadelerini kullandı ve ekledi; “Bu olağanüstü başarı ABD yapımı F-35’ler gibi geleneksel insanlı savaş uçaklarını, insansız savaş uçakları aynı görevleri bir insan pilota ihtiyaç duymadan gerçekleştirebildiği için, geçersiz kılma potansiyeline sahip.”

“GÖZETLEME VE CASUSLUK GÖREVLERİNDE KULLANILABİLİR”
Bayraktar TB3’ün yeteneklerini sıralayan analizde “İHA, C4I ve yapay zeka konusunda uzmanlaşmış özel bir Türk savunma şirketi olan Baykar tarafından geliştirilen ve üretilen TB3, saldırı görevleri için füzeler de dahil olmak üzere küçük ve hassas mühimmatlarla donatılabiliyor. Milliyet’te yer alan habere göre ilk olarak Baykar Savunma CTO’su Selçuk Bayraktar tarafından 29 Ekim 2020’de tanıtılan insansız hava aracı, gözetleme ve casusluk görevlerinde de kullanılabilir” ifadeleri yer aldı. Analizde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı olduğu belirtilen Selçuk Bayraktar’ın “Sınıfında benzersiz, bir uçak gemisine iniş yapabilen bir uçak geliştirdik” sözlerine de yer verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şirketten yapılan açıklamada, Genel Kuruldaki konuşmasına yer verilen Vestel Mobilite Genel Müdürü Hakan Kutlu, Vestel’in mobilite alanında 10 yılı aşkın süredir hayata geçirdiği çalışmalar, Vestel Mobilite’nin sektöründe üstlendiği öncü rol ile mevcut ürün ve teknolojileri hakkında Birlik üyelerine bilgi verdi.
Kutlu, Vestel Mobilite’nin ürün ve teknolojileriyle akıllı bir geleceğe yön verdiğini belirterek, “Bu geleceğe, EASE’nin çok önemli bir rol oynadığına inandığımız adil, geleceğe yönelik, sürdürülebilir bir enerji piyasası olmadan ulaşılamaz.” ifadelerini kullandı.
Kutlu, EASE’nin sektörün diğer oyuncularıyla sadece iş amaçlı bağlantı kurdukları bir yapı olmadığını, aynı zamanda üyelerinin ortak tasarım ve geliştirme faaliyetlerine katıldığı önemli bir platform olduğunu aktararak, “Günümüzde enerji piyasasının ancak işbirliğiyle büyüyeceğine inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
2011’de Belçika’da kurulan ve halen 70 üyesi bulunan EASE, enerji depolama teknolojilerinin Avrupa genelinde benimsenmesini teşvik ederek daha sürdürülebilir bir enerji sistemine geçişe destek olmayı hedefliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Toplum Destekli Polislik ve Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde yer alan Soğukkuyu Camii Kur’an-ı Kerim Kursu ve Hacı Sabri Kur’an-ı Kerim Kursu’nda eğitim gören kursiyerlere ve eğitmenlere önemli bilgiler aktardı. Ekipler, dolandırıcılıkla mücadelede alınabilecek tedbirleri detaylı şekilde anlatırken, yankesicilik ve hırsızlık suçlarına karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.
Kadınların acil durumlarda yardım almasını sağlayan Kadın Destek Uygulaması (KADES) da tanıtıldı. Polisler, uygulamanın nasıl indirileceği ve kullanılacağına dair bilgiler vererek katılımcılara teknolojinin suçla mücadelede nasıl etkin şekilde kullanılabileceğini gösterdi.
Yetkililer, dolandırıcıların özellikle telefon ve internet üzerinden gerçekleştirdiği yöntemlere dikkat çekerek, tanımadıkları numaralardan gelen şüpheli aramalara karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Ayrıca, şüpheli bir durumla karşılaşıldığında hemen 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiği ifade edildi.
Katılımcılar, emniyet güçlerinin bu bilgilendirme faaliyetlerinden memnuniyet duyduklarını belirterek dolandırıcılıkla mücadelede daha bilinçli hale geldiklerini ifade etti. – TEKİRDAĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KASIM indirimlerini fırsat bilen dolandırıcılar, bilişim teknolojileri uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık’ı da sahte linkle dolandırmaya kalkıştı. Uyarılarda bulunan Prof. Dr. Kırık, “‘Siparişiniz iade edilecektir, adresinizi güncelleyin’ gibi mesajlar, sahte ya da kopyalanmış e-ticaret sitelerine yönlendirme yapıyor” dedi.
‘Kasım fırsatları’, ‘Muhteşem kasım’ ve ‘Efsane kasım’ adı altında uygulanan indirim kampanyalarını fırsat bilen dolandırıcılar, kişileri ağına düşürmeye çalışıyor. Kullandıkları sistemlerle kişileri tuzağa çekmek için her türlü yönteme başvuran dolandırıcılar, bu kez de bilişim teknolojileri uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık’ı hedef seçti. Sahte ‘Sipariş iadesi için adres güncellemesi’ linki gönderen dolandırıcıların oyununu ortaya çıkaran Prof. Dr. Kırık, uyarılarda bulundu.
SİPARİŞ EKSİKLİĞİNİ BAHANE EDİYORLAR
Kasım indirimleri döneminde dolandırıcılık olaylarının arttığını belirten Prof. Dr. Kırık, “Siparişinizle ilgili bilgi eksikliğinin olduğunu söylüyorlar. Bu sayede sahte sitelere yönlendirme işlemi gerçekleştiriyorlar. Vatandaşların tuzağa düşmesi ve oltaya gelmesine sebep oluyor. ‘Siparişiniz iade edilecektir, adresinizi güncelleyin ya da formu doldurun’ gibi mesajlarla, tamamen sahte ya da kopyalanmış kargo, e-ticaret sitelerine yönlendirme yapıyor. Bu sayede dolandırıcılar sizin banka hesaplarınızı boşaltabiliyor. Hatta adınıza her türlü işlemi gerçekleştirebiliyor. Uygulamalar aracılığıyla sizin kimlik bilgilerinize ulaşıyor. Galerinize ve videolarınıza da ulaşabilme durumu söz konusu oluyor” dedi.
TÜM BİLGİLER DOLANDIRICILARIN ELİNE GEÇİYOR
Gönderilen linkin içindeki tuzağı adım adım gösteren Prof. Dr. Ali Murat Kırık, “Kısaltılmış linke tıklamanızla birlikte karşınıza otomatik olarak adres düzenleme formu çıkmış oluyor. Burada sanki kargo formunda bir hata ya da eksiklik olduğundan dolayı sizden kişisel bilgilerinizi istiyorlar. ‘Düzenlemeye devam et’ seçeneğini seçtikten sonra ödeme yöntemi sayfası geliyor. Ödeme yönteminde adınızı, soyadınızı, kart numaranızı ve kartınızın arkasındaki CVV numaranızı ele geçiriyorlar. Bu tarz mesajlar geldiğinde Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı Siber Suçlarla Mücadeleye yaşadığınız mağduriyeti bildirmelisiniz. Banka kartınızın arkasındaki CVV- CVC kodunu girdiyseniz, ilgili bankaya bloke işlemlerini başlatmanız gerekiyor. Ayrıca mağdur olmamak için suç duyurusunda da bulunmanız önem arz ediyor” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Farklı ülkelerden enerji bakanları, yerli ve yabancı sivil toplum örgütü, uluslararası kuruluş temsilcileri, akademisyenler, medya mensupları ve iş dünyasının önde gelen isimlerin katılımıyla gerçekleşen forumda katılımcılar, küresel düzeyde diyalog imkanı yakalayarak enerji sektörünün geleceğine yön verecek.
Forumun ana oturum konuşmaları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz tarafından yapılacak.
Bakan Bayraktar moderatörlüğündeki “Dirençli Bir Gelecek için Zorluklar ve Fırsatlar” başlıklı Bakanlar Oturumu’nda geleceğin enerji politikaları ele alınacak.
Oturumda, Azerbaycan Enerji Bakanı Parviz Shahbazov, Bulgaristan Enerji Bakanı Vladimir Malinov, GürcistanEkonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Levan Davitashvili, Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto, Moldova Enerji Bakanı Victor Parlicov???????, Libya Petrol ve Gaz Bakanı Khalifa Abdulsadek, Sırbistan Enerji ve Maden Bakanı Dubravka Djedovic Handanovic ile Özbekistan Enerji Bakanı Jurabek Mirzamahmudov??????? konuşmacı olarak yer alacak.
“Gaz Güvenliğinin Yeni Dinamikleri: Bölgesel Perspektifler” başlıklı BOTAŞ özel oturumu, “Akıllı Enerji Dönüşümünde Yeni Teknolojiler ve Yakıtlar için Beklentiler”, “Enerji Dönüşümünün Finansmanı: Beklentiler ve Öncelikler” oturumlarının yapılacağı Forum, “Anadolu Ajansı Teşekkür ve Değerlendirme Toplantısı” ile sona erecek.
İstanbul Kongre Merkezi’nde gün boyu sürecek forumda enerji sektöründe bölgesel hedefler, doğal gaz arz güvenliğinin sağlanmasında Türkiye’nin rolü, enerji dönüşümünün finansmanı gibi konuların yanı sıra, sektördeki bölgesel ve uluslararası gündemlerle birçok başlık ele alınacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çakar, Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de düzenlenen Avrupa’nın en önemli teknoloji ve startup etkinliklerinden Slush 2024’te AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Slush’ın Avrupa’nın en kapsamlı teknoloji ve startup etkinliklerinden birisi olduğunu belirten Çakar, etkinliğe Türk girişimci ve yatırımcılarının ilgisinin her yıl giderek arttığını söyledi.
Çakar, etkinliğin ilk yılında Türkiye’den 40 kişilik katılım olduğunu anımsatarak, şunları kaydetti:
“Fuarın kayıtlarına göre, bu yıl Türkiye’den iştirakçi sayımız 400 civarında. Türkiye’den öğrencilerimiz, genç girişimcilerimiz var. Burada tabii sayının bu kadar yüksek olmasında, devletimizin ve kalkınma ajanslarımızın sağladığı desteklerin de çok büyük önemi var. Girişimcilerimize ayrıca Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisinin de çok büyük bir katkısı var. Hem bunların eş güdümünün sağlanmasında ve hem buraya getirilmelerinde bireysel katılımcıların da kendi aralarında gruplaşarak geldiklerini görebiliyoruz. Dolayısıyla bunun verimli sonuçlarla bize döneceğine gönülden inanıyoruz.”
“Türkiye Ticaret Bakanı Finlandiya’yı ziyaret edecek”
Türkiye’nin Helsinki Büyükelçisi Deniz Çakar, Türkiye ile Finlandiya arasındaki ticari ilişkilere de değinerek, iki ülke arasındaki ticaretin istikrarlı şekilde geliştiğini belirtti.
Türkiye ile Finlandiya arasında 2023’te 2,1 milyar avroluk bir ticaret hacmine ulaşıldığını aktaran Çakar, şöyle konuştu:
“Bu konuda biz de yakın takipçisiyiz. Dolayısıyla bu yıl içinde benzer bir rakamı yakalayacağımızı düşünüyoruz. İlk 8 ay rakamları 1,2 milyar avro civarında. Bunun yıl sonuna kadar 2 milyar avroyu bulacağını tahmin ediyoruz. Şimdilik ilişkilerimiz çok farklı bir mecrada. Ticari ilişkilerimizde öncelikle 2022’de Türkiye’de Ekonomi ve Ticaret Ortak Komisyon toplantısı yapıldı. Şimdi bunun ikinci ayağı Şubat 2025’te yapılacak. Ticaret Bakanımızı ve büyük bir heyeti ağırlayacağız. Burada bu tür ziyaretlerin ticari ilişkilerin gelişmesine de çok büyük katkısı var. Finlandiya şirketlerinden ilgiyi görüyoruz. Türk şirketlerimizin de aynı şekilde özellikle yeşil dönüşüm, yenilenebilir enerji ve dijitalleşme konusunda bize ve firmalarımıza büyük fırsatlar olduğunu düşünüyoruz.”
Çakar, Türkiye ile Finlandiya arasındaki iyi olan ilişkilerin istikrarlı bir seviyede ve olumlu çerçevede ilerlediğini, bunun NATO şemsiyesi altına alınmasıyla savunma sanayi dahil daha farklı bir boyuta geçtiğini belirterek, şunları söyledi:
“Finlandiya ile zaten iyi olan ilişkilerimiz açıkçası 2024 itibarıyla en iyi seviyesine çıkmıştır. Tarihinin en iyi seviyesinde. Bunda NATO bünyesi çerçevesinde iki kanat ülkesi olarak, Finlandiya en kuzeyde Türkiye’de güneyde, zaten bir ortak paydamız var. Dolayısıyla üstlendiğimiz sorumluluklar arasında benzerlikler var. Ancak Finlandiya ile ilişkilerimizin bu yıl bir de 100’üncü yılını kutluyoruz. NATO çerçevesinde hem savunma alanında hem NATO’nun gereği çerçevesindeki alanlarda yakın işbirliğimiz devam ediyor. Bu işbirliğimizin derinleşmesi çerçevesinde Finlandiya ile savunma sanayii konusunda işbirliğimizin artması söz konusu. Çünkü bu ikimizin de menfaatine.”
“Görüşmeler arttıkça birbirimizi çok iyi anlamaya başladık”
Çakar, “Son iki yılda iki kere Finlandiya Cumhurbaşkanı’nı ağırladık. Türkiye ve Finlandiya ile ilişkilerimiz düzenli mekanizmalarla ilerledi. Bunlar arasında terörizm alanı olsun, İçişleri, Adalet, Dışişleri bakanlıkları olsun ve NATO üyelik sürecinde oluşturulan daimi ortak mekanizma olsun çok sık bir görüşme trafiği var.” diye konuştu.
Bütün bu görüşme trafiğinin her iki tarafın da yararına olduğuna işaret eden Çakar, “Birincisi, birbirimizi çok daha iyi anlamaya başladık. İkincisi, sorunlarımızı görüşme yoluyla aşabileceğimizi anlıyoruz ve bunlar için çözüm üretme gayretine giriyoruz ki bu da çok kıymetli iki ülke ilişkilerinde.” ifadelerini kullandı.
“Finlandiya, teknoloji, inovasyon ve startup bakımından dünya pazarlarına açılan bir kapı niteliğinde”
Deniz Çakar, Finlandiya ile ticaret, teknoloji ve yatırım fırsatlarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Slush etkinliğinde de gördüğümüz gibi Türkiye’de çok dinamik, teknoloji odaklı yetişen gençlerimiz ve girişimcilerimiz var. Bu girişimcilerimizin Finlandiya üzerinden dünya pazarlarına açılma konusunda büyük fırsatlara sahip olacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla odaklandığımız alan esasen yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve yüksek teknoloji alanlarında genç girişimcilerimizin, firmalarımızın Finlandiya ile ortak işbirliği konusunda çalışması.”
Üçüncü ülkelerde işbirliği fırsatları
Çakar, Finlandiya’nın Türkiye’nin belirli coğrafyalardaki etkinliğinden çok etkilendiğini aktararak, Finlandiya yetkililerinin ve iş dünyasının Afrika ve Orta Asya bölgesinde müteahhitlik dahil Türkiye ile ortak işbirlikleri, ortak yatırımlar ve birlikte çalışma arzusu olduğunu anlattı.
Ukrayna’nın yeniden inşasına dikkati çeken Çakır, “Burada da savaş döneminde bile Ukrayna’da işlerini aksatmadan devam eden Türk inşaat sektörünün Finlandiyalı inşaat sektöründeki meslektaşlarıyla yapabilecekleri, onlara verebilecekleri bilgiye dayalı destekler var ve birlikte hareket edebilirler. Biz bunun da gerçekleşmesini öngörüyoruz ve bekliyoruz.” dedi.
“Finler ve Türkler birbirine yakın halklar”
1924’te Türkiye Finlandiya diplomatik ilişkilerini kuran anlaşmanın imzalandığını hatırlatan Çakar, şöyle konuştu:
“Bu çerçevede her iki ülkenin büyükelçiliği de hem Ankara’daki meslektaşım hem biz, burada halklarımızı daha yakınlaştırmak, kurumlarımızı daha yakınlaştırmak için ciddi gayret sarf ettik ve bunun sonuçlarını da görüyoruz. Esasen Finler ve Türkler birbirine yakın halklar. Sadece arayı çok açık tutmamak lazım. Bu ilişki sıklığının gerek halklar arasında gerek resmi makamlar arasında gerek ticaret ve ekonomi alanında ve NATO bünyesinde askeri işbirliğimiz çerçevesinde sıcak bir şekilde geliştirilmesi ve derinleştirilmesinin, her iki ülkeye de sonsuz fırsat ve yarar sağlayacağı kanaatindeyim.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NÜKLEER Sanayi Derneği (NIATR) Yönetim Kurulu Başkanı Alikaan Çiftçi, dünya çapında nükleer bir rönesans yaşadığını belirterek, Türk nükleer sanayisinin de bu trendleri yakından takip ederek dünya piyasalarında aktif olmayı hedeflediğini söyledi. Çiftçi, “Nükleer, artık dünyanın en büyük ve en gelişmiş teknoloji şirketlerinin, veri merkezi operatörlerinin ilgisini ve yatırımını çekiyor. Nükleer sanayinin büyümesini uluslararası finans kuruluşları da desteklemeye başladı. Türk sanayicileri olarak Akkuyu’da kazandığımız inşaat ve ekipman üretimi deneyimimizi dünya pazarlarına taşımaya kararlıyız” dedi.
Türk nükleer sanayisi olarak yeni dünyada hızla artan nükleer santral yatırımlarını yakından takip ettiklerini belirten Çiftçi, “Akkuyu NGS ile attığımız adımı yukarı taşımalıyız. Sinop, Trakya ve küçük modüler reaktörlerin (SMR) yatırım planlarının hayata geçmesini bekliyoruz. Türkiye, COP 29 kapsamında geçen yıl hazırlanan Nükleer Enerjiyi Üç Katına Çıkarma Deklarasyonu’na da imza atarak büyük bir kararlılık ortaya koydu. Biz de NIATR ve üye firmalar olarak küresel enerji dönüşümüne katkı sağlamak amacıyla önemli bir adım attık ve 2050 yılına kadar küresel nükleer kapasitenin en az üç katına çıkarılmasını hedefleyen Net Zero Nuclear Industry Pledge’e imza attık. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin nükleer yatırımlara ağırlık vereceğini görüyoruz. Türk sanayicileri olarak Akkuyu’da kazandığımız inşaat ve ekipman üretimi deneyimimizi dünya pazarlarına taşımaya kararlıyız. Türkiye, nükleer yatırımlarında gecikmemeli. Trendi takip etmeliyiz. Yaşanan’nin dünyada yaşanan nükleer rönesansta yerini almasını destekleyecek potansiyelimiz de var” diye konuştu.
Nükleer enerjinin öngörülen enerji gereksinimlerini karşılamanın yanı sıra iklim taahhütlerini yerine getirilmesinde de yardımcı olacak bir yol olarak görüldüğünü hatırlatan Çiftçi, “Geçtiğimiz birkaç hafta içinde Microsoft, Google ve Amazon’un önümüzdeki yıllarda nükleer enerji kullanmak için anlaşmalar imzaladığı görüldü. Onlar, karbon emisyonlarını azaltırken güç kullanımını artırmaya çalışan diğer şirketleri de aynı yolu izlemeye teşvik edecektir.”
‘GELECEĞİN ENERJİSİ: NÜKLEER’
Başta Avrupa olmak üzere Amerika’dan Ortadoğu’ya kadar pek çok noktada nükleer alanda yeni yatırımlar yapıldığına dikkat çeken Çiftçi, “Halen 15 ülkede 64 reaktörün inşası devam ediyor. Gana, Polonya ve Filipinler gibi 20’den fazla ülke, ilk nükleer santrallerinin inşasını sağlayacak politikaları geliştirme sürecindeler. 2050 yılına kadar şu anki nükleer kapasitenin 3 katına ulaşılması için tüm dünyada çalışmalar sürüyor. COP 28’de alınan kapasite artırım kararlarına uluslararası bankalar da dahil olmak üzere dünya finans devlerinin destek verdiğini görüyoruz. COP 29’da da nükleer enerjinin gelecek için ne kadar büyük bir önem taşıdığı önemle vurgulandı. Tüm bunlar nükleer enerjinin geleceğin en çok ihtiyaç duyulan enerji kaynağı olacağını açıkça ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.
“AKKUYU NGS TEMİZ ENERJİ YOLUNDA ATILAN EN BÜYÜK ADIM”
Türkiye’nin de Akkuyu NGS ile bu enerji türünü kullanan ülkeler arasına girerek önemli kazanımlar elde edeceğini belirten Çiftçi şöyle devam etti:
“Ülkemiz, enerji arz güvenliğini sağlamak, çevresel sürdürülebilirliği artırmak, 2053 yılı için konulan karbon nötr hedefine ulaşabilmek ve enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla nükleer enerjiyi önemli bir kaynak olarak görüyor. Bu kapsamda Rusya ile Akkuyu NGS projesini hayata geçiriyoruz. Türkiye’nin bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük doğrudan yatırım projesi haline gelen santralin yapımı, ülkemizin temiz enerji yolunda attığı en büyük adımdır. Ülkemizin yanı sıra tüm dünyada nükleer sektörde yeni yatırımlar yapılıyor. Rusya devi Rosatom şu anda 7 farklı ülkede toplam 22 nükleer güç ünitesi inşa ediyor. Ayrıca, Rosatom’un uluslararası sözleşmeler portföyünde 10 farklı ülkede toplam 39 reaktör bulunuyor. 56 reaktörün faaliyette olduğu Çin ise şu anda 25 reaktör daha inşa ediyor. Yine aynı şekilde Birleşik Krallık, nükleer üretim kapasitesini 2050 yılına kadar 24 GW artırmayı planlıyor. Avrupa da yeniden nükleere dönüş sürecinde. Ortadoğu, Afrika ve Amerika’da yeni projeler konuşuluyor. Yalnızca bu kadar da değil. Son dönemde Microsoft, Google, Amazon gibi dünyanın en önemli teknoloji şirketlerinin yapay zeka nedeniyle artan elektrik talebinin bir bölümünü nükleer enerjiden sağlama kararı almaları da son derece önemli.”
Türkiye’nin de 2053 hedefleri çerçevesinde nükleer kapasitesini artırma yoluna gideceğini hatırlatan NİATR Başkanı, Türk sanayicileri olarak bu yolda atılacak her türlü adıma destek vereceklerini vurguladı. Çiftçi, “Sinop ve Trakya’da kurulması planlanan nükleer santrallerin yanında Küçük Modüler Reaktörlerin (SMR) yapımı için de harekete geçildi. Buna ek olarak SMR teknolojisini kullanmak ve uygulamak için mevzuatın gereklerini de yerine getirme konusunda ‘SMR Kanunu’ olarak adlandırılacak yeni kanun için de hazırlıklar başladı. Bu konuda biz de üstümüze düşen her şeyi yapmaya hazırız” ifadelerini kullandı.
7 MİLYAR DOLARLIK YERELLEŞTİRME POTANSİYELİ
Akkuyu NGS ile gelişen Türk nükleer sektörünün bu yeni projeler sayesinde daha da büyüyeceğini belirten Çiftçi, şunları söyledi:
“Akkuyu NGS dünyanın en büyük inşaat sahası olmasının yanı sıra imzalanan ve imza aşamasında olan 7 milyar dolar tutarındaki sözleşmelerle de yerelleşme konusunda da son derece başarılı bir örnek haline geldi. İlk nükleer santralimiz, bu anlamda Türk firmaları için bir ‘gurur ve deneyim’ projesine dönüşmüş durumdadır. Akkuyu sayesinde Türk şirketleri nükleer alanda hangi malzemelerin nasıl üretilmesi gerektiği ve inşaat aşaması konusunda büyük deneyim kazanıyor. Bundan sonraki projelerle de bu deneyimin büyüyeceğine eminim.”
‘AKKUYU NGS TÜRKİYE’NİN ENERJİ YOLCULUĞUNDA BİR DÖNÜM NOKTASIDIR’
Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener de Akkuyu NGS ile kazanılan deneyimin Türkiye için büyük bir önem taşıdığını vurgulayarak, “Akkuyu NGS Türkiye’nin nükleer enerji yolculuğunda bir dönüm noktasıdır. Dünyanın en ileri teknolojileri kullanılarak inşa edilen santral, ülkemizi enerji alanında geleceği yakalayan ülkeler sınıfına sokmuştur” ifadelerini kullandı.
Santralin Türkiye’de nükleer sektörün ve ilgili alt sektörlerin gelişmesi ve insan kaynaklarının yetişmesi bakımından öncü rol oynadığını belirten Akyener, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye, Akkuyu NGS ile neredeyse 40 yıla dayanan hayallerini gerçeğe dönüştürmeyi başardı. Bu santralle Türk sanayicisine açılan kapılar, bundan sonraki nükleer santral ve SMR projeleriyle de katlanarak büyüyecektir. Akkuyu NGS’nin inşa sürecinde Türkiye’nin nükleer alandaki bilgisi, deneyimi ve kabiliyetleri artmaktadır. Türkiye’nin Akkuyu NGS için yer seçiminden farklı teknolojiler arasında doğru olanı tercih etmesine, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile çalışma düzlemini yürütme biçiminden nükleer alanda yürüttüğü müzakerelerdeki başarısına, hatta günümüzde Akkuyu NGS’de ortaya çıkan bazı yaptırım süreçlerinin aşılmasına kadar yoğun bir tecrübesi oluştu. Yani Akkuyu NGS Türkiye’ye çok önemli ve farklı alanlarda deneyimler kazandırmış durumda. İkinci ve üçüncü nükleer santrallerde bu tecrübenin ve santrallerdeki yerelleştirme oranlarının daha da artacağını düşünüyorum. Belki de 4’üncü nükleer santralimizi artık edindiğimiz bu büyük deneyimle kendimiz inşa edecek ve hatta başka ülkelerde nükleer teknolojiler geliştireceğiz. Kazakistan ve Türk ülkeleri de daha şimdiden Türkiye’den bu alanda destek ve tecrübelerini aktarmalarını istiyorlar. Bu anlamda geleceğin en parlak enerji kaynağı olan nükleer konusunda bugün olduğu gibi gelecekte de önemli adımlar atacağımıza inanıyorum.”
TÜRKİYE DİĞER ÜLKELERE ÖNCÜLÜK EDECEK
“Belki bundan 20-30 sene sonra üretilen bir teknolojinin transferi süreçlerine geldiğimizde Türk ekonomisine ciddi anlamda katma değer sağlanabilecektir” diyen Akyener, “Nükleer sadece Türkiye için değil tüm dünya için önemi artan bir enerji kaynağı. Diğer taraftan nükleer teknolojiyi paylaşma noktasında birçok ülke temkinli adımlar ile diğer ülkelerle temas kuruyor. Türkiye’nin Akkuyu NGS ile nükleer teknolojiye sahip olması, bu bağlamda know-how kabiliyetlerini geliştirmiş olması, uzmanlarını yetiştirmesi, bu süreçleri nasıl tamamladığı ile ilgili tecrübelerini arttırmasının akabinde, öncelikle Türk ülkeler olmak üzere; dost, müttefik ve medeniyet coğrafyamızdaki ülkelere yol gösterici olacaktır. Ülkemiz şimdiden Türk dünyasında nükleer enerji alanında iş birliği sürecini başlatıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız Kırgızistan’da Türk Devletleri Teşkilatı toplantısında yeni iş birliklerine imza atıldığını duyurmuştu. Bu, ekonomimize ciddi bir katma değer sağlayabilir. Türk Devletleri Teşkilatı’na üye ülkeler, zengin uranyum kaynaklarına sahip olmalarına rağmen, bu kaynakları değerlendiremiyor. Türkiye, bu ülkelerle iş birliği yaparak, uranyum arama ve geliştirme süreçlerinden, nükleer yakıt çubuğu üretimine kadar geniş bir yelpazede ortak projeler geliştirebilir. Türkiye’nin mevcut kabiliyetleriyle, bu sürecin öncüsü olacağını söyleyebiliriz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, Türkiye Yüzyılı hedeflerini gerçekleştirmek için nükleer enerjiyi de bir kaldıraç olarak kullanabilecektir. Bu bağlamda nükleer ile ilgili süreç yönetimine dair tecrübe aktarımını ihtiva eden diplomasi süreci daha şimdiden başlamıştır” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konya Teknik Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu Görsel İşitsel Teknikler ve Medya Yapımcılığı Bölümü Başkanı Bilişim Uzmanı Doç. Dr. Yağmur Küçükbezirci, gelişen teknolojiyle beraber internet siteleri ve oyunlar üzerinden yürütülen bilinçaltı faaliyetlerinin yanı sıra kıyafet üzerindeki yazılarla da çeşitli subliminal mesajlar verildiğini belirtti. Doç. Dr. Küçükbezirci, “Üzerimizde bulunan tişörtlerde ne yazdığı konusunu yıllardan beri eleştiriyoruz, araştırıyoruz. İnsanları bu konuda uyarıyoruz. Bizim buradaki amacımız, özellikle tişört yazıları konusunda insanları bu konuda aydınlatmaya, bilgilendirmeye çalışıyoruz; bakıp görmek, görüp fark etmek yani farkındalık oluşturmak. Tişörtlerde neler var denildiğinde, tişörtlerdeki yazılarla genellikle olumsuz mesajlar veriliyor. Bu olumsuz mesajların içerisinde cinsellik içeren, insan öldürmekle alakalı olan mesajlar var. Onun haricinde ülkemizi kötüleyen mesajlar var. O kadar çok mesajlar var ki örneğin İslamofobi ile alakalı tişört yazıları var. Yani İslam düşmanlığıyla alakalı yazılar var. Bugün Filistin’de yaşanan, yapılan katliamla alakalı yıllar öncesinde bir tişört yazısı; hamile kadın, tüfeğin dürbününde bu hamile bayan var, altında da Türkçe olarak söylüyorum ‘bir taşla iki kuş yazıyor’ tişörtün altında. Kadını öldürmek, toplumu öldürmek demektir. Çocuğu öldürmek, o bebeği öldürmek de toplumun geleceğini öldürmektir” dedi.
“Toplum olarak en çok mazeret üretiyoruz”
Subliminal mesajların her yerde olduğunun altını çizen Doç. Dr. Küçükbezirci, “Fakat insanlara sorduğum zaman tişörtünde ne yazıyor diye, böyle eğilip bakıyor, okuyamıyorum ya da sırtında yazıyorsa diyor ki, ‘Nasıl okuyabilirim ki.’ Ben de diyorum ki ‘Ya kardeşim bunu alırken ya da ne bileyim evdeyken hiç çıkartıp bakmıyor musun.’ Bakıyorum cevabını alıyorum ama bu sefer İngilizce bilmiyorum diyorlar. Ben de cep telefonumu gösteriyorum, burada uygulamalar var, tüm dünya dillerini biliyor. Siz tişörtünüzde ne yazdığını, uygulamaya yazdığınız zaman orada ne olduğunu Türkçe olarak görebiliyorsunuz. Yani dolayısıyla anlayabiliyorsunuz. Fakat ben şu sözü de çok kullanıyorum; ‘Biz yerli ve milli olarak, toplum olarak en çok mazeret üretiyoruz.’ İşte nereden bileyim, ben İngilizce bilmiyorum, Almanca bilmiyorum ya da şu dili bilmiyorum diyorum ama işte o sözlükte yazıyor. Dijital dünyanın bize sağlamış olduğu olumlu yönlerden bir tanesi bu. İstediğiniz zaman orada sözlüğe girip ne yazdığını görebiliyorsunuz” şeklinde konuştu.
“Gönüllü olarak birilerinin mesajlarını taşıyorsunuz”
Küçükbezirci, “Benim özellikle toplumumuza tavsiyem, tişört alırken özellikle bilmediğiniz yazıları alıp, birilerinin amaçlarına aracı olmayın. Yürüyen billboard olmayın, en büyük söylediğim söz de bu. Yani bu konuyla alakalı en yaygın olarak yürüyen billboard oluyorsunuz. Gönüllü olarak birilerinin mesajlarını taşıyorsunuz olumsuz anlamda. O yüzden de dikkat etmek gerekiyor” diye konuştu.
Yazılı kıyafet giyen gençlerden bazıları bilinçli olarak kullanmadıklarını söylerken, çoğunluğu yazının anlamını bilmeden giydiklerini belirtti. – KONYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük edenlerden Türk Telekom, 10 yılı aşkın süredir hızlandırma programı PİLOT ile yenilikçi girişimlerin büyümelerinde öncü rol oynarken, girişim sermayesi şirketi Türk Telekom Ventures ve TT Ventures GSYF ile geleceğin teknolojilerine odaklanan girişimlere yatırım yapıyor; küresel iş birlikleri ile girişimlerin küresel pazarda büyümesine destek oluyor. Girişimcilik ekosistemini güçlendirmeyi hedefleyen şirket, bugüne kadar sağlıktan eğitime, üretken yapay zeka çözümlerinden görüntü işleme ve büyük veri çözümlerine kadar pek çok alandaki girişime önemli katkılar sağladı.
“Sağlıkta teknoloji ile insan odaklı bir dijital dönüşüm hedefliyoruz”
Türk Telekom Ventures Genel Müdürü Muhammed Özhan, “Türkiye’nin en fazla yatırım yapan teknoloji şirketlerinden şirket olarak, birçok sektörün dijitalleşmesine öncülük ederken, özellikle girişim ekosistemini güçlendirecek girişimlere odaklanıyoruz. Girişimlere sunduğumuz hızlandırma programları ve yatırım fırsatları ile girişimcilik ve inovasyon kültürünün gelişmesine katkı sağlıyoruz. Gelişen teknolojilerin yaşamın her noktasında olduğu gibi sağlık alanında da önemli fark oluşturduğunu biliyoruz. Yaptığımız işlerin merkezine insanı ve sunabileceğimiz değeri koyarak sağlık sektörü de dahil olmak üzere pek çok alanda dijitalleşmeye katkı sunuyoruz. Bu kapsamda dijital patoloji alanında hizmet sunan yerli yazılım şirketi Virasoft ve yapay zeka destekli sesli sağlık asistanı Albert Health önemli yatırımlarımız arasında bulunuyor. TT Ventures PİLOT mezunlarından Aivisiontech sporda ve çalışma hayatında sağlık için yapay zeka çözümleri geliştirirken, Hevi AI yapay zeka destekli sistemleriyle kritik sağlık problemlerine yönelik teşhis süreçlerini hızlandırıyor. Yatırımcısı olduğumuz TT Ventures PİLOT mezunu aile teknolojileri alanında faaliyet gösteren Kidolog, 7/24 online uzman desteği ile bugüne kadar 35’ten fazla ülkede, ailelere hizmet ihracatı gerçekleştirdi. Bu yenilikçi girişimlerle insan yaşamını iyileştirmeyi amaçlayan dijital çözümlerin yaygınlaşmasına ve girişimlerin dünyaya açılmasına öncülük etmeyi sürdüreceğiz” dedi.
Aivisiontech: Sporda ve çalışma hayatında sağlık için yapay zeka çözümleri
Spor ve sağlık alanlarında inovatif yapay zeka çözümleri geliştiren teknoloji şirketi Aivisiontech, geliştirdiği ai4sports platformu ile sporcuların antrenman öncesi ve sonrası termal görüntülerini analiz ederek kas yorgunluğu ve sakatlık riskini 15 saniye içinde değerlendiren bir sistem sunuyor. Spor takımlarına yönelik sunulan çözümlerle takımların teknik ekiplerine yapay zeka tabanlı destek veriliyor. Kamu hastanelerine yönelik geliştirilen uygun fiyatlı çözümlerle de hasta değerlendirme süreçleri kolaylaştırılıyor.
Hevi AI: Sağlık hizmetlerini dönüştüren yapay zeka çözümleri
TT Ventures PİLOT programından 2020 yılında mezun olan Hevi AI, sağlık sektörüne yapay zeka tabanlı çözümler sunuyor. Hevi AI’ın ürün portföyü, kritik sağlık problemlerine yönelik teşhis süreçlerini hızlandıran ve teşhis doğruluğunu artıran yapay zeka destekli çözümler ile küresel pazarlarda kolay uyarlama imkanı sağlıyor. Azerbaycan, Ukrayna ve Bulgaristan’da hizmet veren Hevi AI 2025 yılı itibarıyla Katar pazarına giriş yapmayı hedefliyor. Ürünlerini kamu sağlığı alanında erişilebilir hale getirerek Türkiye’de sağlık sektörünün dijitalleşmesine katkı sağlıyor.
Virasoft: Kanser teşhisinde yapay zeka destekli çözümler
Yapay zeka destekli karar destek algoritmaları, iş akışı çözümleri ve telepatoloji platformlarıyla kanser teşhisi ve tedavisini iyileştirmeye odaklanan Virasoft, yılda 400 bin vaka ile 20’den fazla kurumda patologların iş akışını ve karar alma süreçlerini destekliyor. New York’taki merkez ofisi ve İstanbul’daki Ar-Ge ekibiyle küresel genişleme yolunda adımlar atan Virasoft, Singapur, Malezya, Gürcistan, Katar, Suudi Arabistan gibi ülkelerde de demo süreçlerini sürdürmektedir.
Kidolog: Ebeveynler için teknoloji destekli danışmanlık
Ebeveynlere ihtiyaç duyabilecekleri birçok alanda multidisipliner bir yaklaşımla online destek sağlayan bir aile teknolojisi şirketi olan Kidolog, 10 farklı kategoride, doğrulanmış ve alanında profesyonel uzmanlardan 7/24 online destek sunuyor. Sağlık Bakanlığı onaylı sistemleri; e-Devlet, e-Nabız ve e-Reçete entegrasyonlarıyla güvenilirlik sağlayan Kidolog, bugüne kadar 35’ten fazla ülkede ailelere hizmet ihracatı gerçekleştirdi.
Albert Health: Yapay zeka destekli sesli sağlık asistanı
Kronik hastalara tedavilerini yönetmede yardımcı olan sesli bir sağlık asistanı olarak Albert Health, Türkiye’nin ‘ilk’ sesli sağlık asistanı olarak tanımlanıyor. Düzenli kullanılan ilaçlar için hatırlatmalar yapıp tansiyon, şeker ve nabız değerlerini kaydediyor. Bu sayede sağlık ölçümleri kayıt altında tutuluyor ve sağlık takibi yapmak kolaylaşıyor. Her yaştan insanın kullanabileceği arayüze sahip olan sistemde hastaların tüm sağlık ölçümlerini sesli komut sistemiyle de kaydederek doktoruyla ya da yakınlarıyla paylaşıyor. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ERÜ Fen Fakültesi Fizik Bölümü Nükleer Fizik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Araştırma Dekanlığı Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Emrah Tıraş, AA muhabirine, düşük voltajda çalışabilen dedektörlerin daha az enerji harcadığı için büyük avantaj sağladığını söyledi.
Bu kapsamda düşük voltajda çalışabilen, silikon tabanlı, alan etkili nükleer radyasyon dedektörlerinin üretimi için proje hazırladıklarını anlatan Tıraş, tasarladıkları küçük çaptaki dedektörleri 1 santimetreye 1 santimetre kapalı yüzey alanında ürettiklerini belirtti.
Projelerinin TÜBİTAK 1001 Projesi kapsamında 2 milyon TL destek aldığını anlatan Tıraş, “Bu projenin ön çalışmalarına Erciyes Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi’nde başladık. Aynı zamanda bu projemiz için BoluAbant İzzet Baysal Üniversitesi Nükleer Radyasyon Dedektörleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (NÜRDAM) ile ortak çalışıyoruz. Projemizde Doç. Dr. Şenol Kaya’nın danışmanlığında bu çalışmayı yürütüyoruz. Projenin temiz oda çalışmaları ERÜ Nanoteknoloji Araştırma Merkezinde, karakterizasyonu, yüzey analiz testleri bizim laboratuvarlarımızda gerçekleştirilecek. Ancak daha sonraki aşamada bazı testlerinin NÜRDAM’da yapılmasını amaçlıyoruz.” diye konuştu.
Tıraş, bu tür radyasyon dedektörlerinin birçok alanda kullanılabildiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Öncelikle nükleer radyasyon ölçümlerinde, dozimetrik ölçümlerde bunları kullanabiliriz. Savunma sanayinde, uzay projelerimizde, uydu projelerimizde uzaydaki radyasyonun ölçümü konusunda rahatlıkla kullanabiliriz. Aynı zamanda hem gamaya hem de nötrona duyarlı dedektörler ürettiğimiz zaman bunları uluslararası hızlandırıcı deneylerinde, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezindeki (CERN) ve Fermi Ulusal Hızlandırıcı Laboratuvarı’ndaki (Fermilab) nötrino deneylerinde kullanabiliriz. 28-30 volt gibi düşük voltajda çalışabilmesi, aslında birkaç pilin bile vereceği güçle çalışıyor olması büyük avantaj. Üretim aşamalarında tabii ki zorluklar var. Çünkü temiz odada çok hassas üretimler yapmanız gerekiyor. Ancak bunları başarıyla ürettikten sonra düzgün bir şekilde kapsüle yerleştirebilirseniz uluslararası büyük deneylerde, su Çerenkov dedektörlerinde, sintilasyon dedektörlerinde de kullanılabilir.”
Üç yıl sürecek projenin devamında şu anda ikili işbirliği içinde oldukları ABD’deki Iowa Üniversitesinde NASA’nın ortak projesini yapan bir ekiple çalışmayı hedeflediklerini ifade eden Tıraş, şöyle devam etti:
“Onlara bu projeyle alakalı İngilizce özet metni gönderdik. Şu anda NASA için uydular tasarlıyorlar, ekiple görüşme aşamasındayız. Burada üretmiş olduğumuz RadFET (Radyasyona Duyarlı Alan Etkili Transistörler Dedektörleri) dedektörlerinin onlar da kabul ederlerse ilerleyen süreçte uydulara entegre edilmesini ve uzaydaki radyasyon ölçümlerinde, gama ve nötron ölçümlerinde de kullanılmalarını amaçlıyoruz. Bu gerçekleşecek olursa tabii ki de bu proje 3 yılla sınırlı olmayacak. İlerleyen zamanlarda daha büyük çaplı RadFET dedektörlerinin gama ve nötronlar için üretilmesi amacıyla Avrupa Birliği projelerinden fon desteği almayı da amaçlıyoruz.”
Projenin araştırmacılarından Nijeryalı Saleh Abubakar da radyasyon dedektörleri alanında doktora yaptığını belirterek şimdi de silikon tabanlı ince filmlerden radyasyon dedektörleri geliştirdiklerini aktardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Facebook Messenger, iletişim deneyimini zenginleştirmek için yapay zeka destekli yeniliklerle karşımıza çıkıyor.
Görüntülü görüşmeler için yapay zeka tarafından oluşturulan arka planlar, yüksek çözünürlüklü (HD) arama ve gelişmiş ses özellikleri, Messenger’ı daha da kullanışlı hale getiriyor.
YAPAY ZEKA DESTEKLİ ARKA PLANLAR
Messenger, görüntülü görüşmeler için yapay zeka (AI) tarafından oluşturulan benzersiz arka planlar sunuyor.
Kullanıcılar, dinamik görsellerle görüşmelerini kişiselleştirebilir ve sohbetlerine farklı bir atmosfer katabilirler.
Bu özellik, Meta’nın platformlarına yapay zekayı entegre etme stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor.

HD GÖRÜNTÜLÜ ARAMALAR
Messenger, yüksek çözünürlüklü (HD) görüntülü aramalarla daha net ve keskin görseller sunuyor.
Arka plan gürültüsünü azaltma ve ses izolasyonu özellikleriyle birleştiğinde Messenger, gürültülü ortamlarda bile kaliteli bir arama deneyimi sağlıyor.
GELİŞMİŞ SES ÖZELLİKLERİ
Messenger, arka plan gürültüsünü azaltma ve ses izolasyonu özellikleriyle kullanıcıların seslerini daha net duymasını sağlıyor. Bu özellik, özellikle gürültülü ortamlarda yapılan aramalarda büyük fayda sağlıyor.

SESLİ VE GÖRÜNTÜLÜ MESAJLAR
Messenger, cevaplanmayan aramalar için sesli veya görüntülü mesaj bırakma özelliği sunuyor. Bu özellik, çağrıyı kaçıran kişilere kolayca ulaşmanızı sağlıyor.
SIRI ENTEGRASYONU
Messenger, eller serbest arama ve mesajlaşma için Siri ile entegre edildi. Kullanıcılar, Siri’ye sesli komutlar vererek arama başlatabilir ve mesaj gönderebilirler.
Muhammet Karal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Samsung’un merakla beklenen yeni amiral gemisi Galaxy S25 Ultra’nın prototipine ait görüntüler internete sızdırıldı.
Sızdırılan görüntüler, telefonun tasarım detayları hakkında önemli ipuçları veriyor. Galaxy S25 Ultra, Galaxy S24 serisinden bazı tasarım öğelerini korurken, bazı yeniliklerle de geliyor.
GALAXY S25 ULTRA’NIN TASARIM DETAYLARI
Sızdırılan görüntüler, Galaxy S25 Ultra’nın Galaxy S24 Ultra’nın keskin köşelerinden farklı olarak hafif kavisli kenarlara sahip olacağını gösteriyor.
Ancak telefon, Galaxy S25 ve Galaxy S25+ modelleri kadar yuvarlak kenarlı bir tasarıma sahip olmayacak.
Galaxy S25 Ultra’nın düz yan çerçevelere sahip olacağı da sızdırılan görüntüler arasında yer alıyor.
Bu tasarım detayı, telefonun elde daha rahat tutulmasını sağlayabilir. Ayrıca düz yan çerçeveler, telefonun çerçevelerinin daha ince görünmesine de yardımcı olabilir.

DAHA İNCE ÇERÇEVELER
Galaxy S25 Ultra’nın, 2024 yılında piyasaya sürülen diğer telefonlara kıyasla daha ince çerçevelere sahip olacağı söyleniyor.
Bu da telefonun ekran alanını daha da genişletecek ve daha modern bir görünüm sağlayacak.
GÜÇLÜ DONANIM
Galaxy S25 Ultra’nın, Qualcomm Snapdragon 8 Elite yonga seti ve 16 GB RAM ile güçlendirilmesi bekleniyor.
Ayrıca telefonun kamera sisteminde de bazı değişiklikler olabilir. 12 MP ultra geniş açılı kameranın yerine 50 MP’lik bir kamera kullanılabilir.
Muhammet Karal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Apple, donanım ve yazılım alanında tam kontrol sağlama hedefiyle önemli bir adım daha atıyor.
Şirket, uzun süredir tedarikçisi olan Broadcom’dan aldığı Wi-Fi ve Bluetooth çiplerini kendi üretmeye başlayacak.
Bu stratejik karar, Apple’ın maliyetleri düşürmesine ve cihazları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmasına olanak tanıyacak.
iPhone 17 serisiyle başlayacak bu geçiş, önümüzdeki üç yıl içinde tüm Apple ürünlerini kapsayacak.
Ming-Chi Kuo’nun raporuna göre, TSMC’nin N7 düğümü kullanılarak üretilecek yeni çip, en güncel Wi-Fi 7 standardını destekleyecek.

IPHONE 17 SLIM ÖNCÜ OLABİLİR
5G ve Wi-Fi çipleri ayrı olarak üretilecek ve farklı TSMC düğümlerinde inşa edilecek. Üretim zaman çizelgelerindeki farklılık nedeniyle 5G modem ilk olarak piyasaya sürülecek.
iPhone 17 Slim, Apple’ın kendi geliştirdiği Wi-Fi ve Bluetooth çipleriyle donatılacak ilk modellerden biri olacak.
Diğer iPhone 17 modelleri ise muhtemelen Qualcomm modemini kullanmaya devam edecek.
Muhammet Karal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
iPhone’lar uzun yıllardır hız konusunda Android telefonlara üstünlük sağlıyordu. Ancak Qualcomm’un her yeni işlemci nesliyle bu fark giderek azalıyor.
Şirketin en yeni amiral gemisi işlemcisi Snapdragon 8 Elite, performans konusunda Apple’ı geride bırakma potansiyeline sahip.
Ancak, ortaya çıkan aşırı ısınma sorunları, bu iddialı işlemcinin geleceği hakkında soru işaretleri yaratıyor.
REALME GT7 PRO’DA ENDİŞE VERİCİ ISINMA
Snapdragon 8 Elite’i kullanan ilk telefonlardan biri olan Realme GT7 Pro, şimdiden bazı teknoloji yayınlarının elinde.
Android Authority ve Digital Trends gibi yayınlar, telefonu inceledikten sonra rahatsız edici derecede ısındığını bildirdi.
Bu durum, Snapdragon 8 Elite’in Galaxy S25 serisi de dahil olmak üzere 2025’in birçok üst düzey Android telefonunda kullanılacak olması nedeniyle endişe verici.

STRES TESTLERİNDE CİHAZ KENDİNİ KAPATIYOR
Stres testleri sırasında Realme GT7 Pro o kadar ısındı ki, koruyucu mekanizmalar devreye girdi ve testin yarısında kıyaslama uygulaması sonlandırıldı.
Telefon ayrıca Telefon ve Mesajlar dışındaki tüm uygulamaları devre dışı bıraktı. Telefonun bir soğutma haznesi bile olduğu düşünüldüğünde bu durum oldukça endişe verici.
QUALCOMM SUÇU REALME’YE ATIYOR
Qualcomm, aşırı ısınma sorunuyla ilgili olarak Realme’yi suçluyor. Görünüşe göre Realme GT7 Pro, kıyaslama uygulamalarında hile yapmaya çalıştı ve güç sınırlarının ötesine geçti.
Bu durum, telefonun algılamak üzere tasarlanmadığı sahte kıyaslama uygulamaları sürümleri kullanıldığında da doğrulandı.
Kıyaslamaların dışında, telefonun oyun performansı takdire şayan bulundu ve 30 dakikalık bir oyun seansından sonra yalnızca biraz ısındı. Ancak bu, optimize edilmemiş veya daha ağır oyunlar oynarken ısınmayacağı anlamına gelmiyor.

GEEKBENCH TESTLERİNDE BEKLENTİNİN ALTINDA KALDI
Telefonlara stres testlerinden daha az yük bindiren Geekbench testleri sırasında Snapdragon 8 Elite, son nesil çipe göre daha iyi performans gösterdi, ancak yalnızca %11 ila %13 oranında. Bu, Qualcomm’un %40’tan fazla artış iddiasının oldukça altında.
Snapdragon 8 Elite, yüksek performans vadeden bir işlemci olsa da aşırı ısınma sorunları, geleceği hakkında soru işaretleri yaratıyor.
Qualcomm’un bu sorunu çözmek için ne gibi adımlar atacağı merak konusu. Aksi takdirde, Galaxy S25 serisi de dahil olmak üzere 2025’in üst düzey Android telefonları bu sorundan etkilenebilir.
Muhammet Karal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Günümüzde akıllı telefonlar hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Ancak pil ömrü, kullanıcıların en büyük sorunlarından biri olmaya devam ediyor.
Neyse ki, birkaç basit ayarla cihazınızın pil ömrünü önemli ölçüde artırabilirsiniz. İşte Android pilinizi daha uzun süre dayanacak hale getirmek için 11 etkili ipucu:
ALWAYS-ON DİSPLAY’İ DEVRE DIŞI BIRAKIN
Always-on display, birçok yeni akıllı telefonda bulunan kullanışlı bir özelliktir. Saat, tarih ve bildirimleri ekranı tamamen açmadan görmenizi sağlar.
Ancak, bu özellik pil ömrünü olumsuz etkileyebilir. Cihazınıza dokunmadan saati kontrol etmek güzel olsa da, always-on display’i kapatmak pil ömrünü uzatmak için iyi bir yöntemdir.
Ayarlar > Kilit Ekranı’na gidin ve “Her Zaman Açık Ekran” veya benzeri bir seçeneği bulun ve kapatın.
UYARLANABİLİR (ADAPTİF) PİL MODUNU ETKİNLEŞTİRİN
Android’in Uyarlanabilir Pil özelliği, kullanım alışkanlıklarınızı öğrenerek ve nadiren kullanılan uygulamaların pil kullanımını sınırlayarak telefonunuzun enerji tüketimini optimize eder.
Bu özellik, telefonunuzun performansından ödün vermeden pil tasarrufu yapmanızı sağlar.
Ayarlar > Pil > Uyarlanabilir tercihler bölümüne gidin ve “Uyarlanabilir (Adaptif) Pil”i etkinleştirin.

PİL TASARRUFU MODUNU AÇIN
Android’in Pil Tasarrufu modu (bazı cihazlarda Güç Tasarrufu Modu olarak adlandırılır), arka plan etkinliğini sınırlayarak, ekran parlaklığını azaltarak ve karanlık modu etkinleştirerek pil ömrünü uzatır. Bu özellik, pil seviyesi düşük olduğunda özellikle faydalıdır.
Google Pixel telefonlarda Ayarlar > Pil > Pil Tasarrufu’na gidin. Samsung Galaxy cihazlarda Ayarlar > Pil ve Cihaz Bakımı > Pil > Güç Tasarrufu Modu’nda bulunur.
KARANLIK MODA GEÇİN
Eğer telefonunuz OLED ekran kullanıyorsa, karanlık moda geçmek pil tüketimini azaltabilir. OLED ekranlarda, siyah pikseller kapalı durumdadır ve bu da daha az enerji harcanmasını sağlar. Karanlık modu kullanarak hem pil tasarrufu yapabilir hem de daha şık bir görünüm elde edebilirsiniz.
Ayarlar > Ekran’ı açın ve Koyu Mod veya Koyu Tema’yı seçin. Bu modu her zaman açık tutabilir veya belirli saatlerde otomatik olarak etkinleşmesini sağlayabilirsiniz.
EKRAN PARLAKLIĞINI VE UYKU SÜRESİNİ AYARLAYIN
Yüksek ekran parlaklığı, pil tüketimini artıran en önemli faktörlerden biridir. Özellikle iç mekanlarda veya gece saatlerinde ekran parlaklığını azaltmak pil ömrünü uzatabilir.
Ayrıca, ekranın otomatik olarak kapanma süresini (uyku süresi) kısaltmak da pil tasarrufu sağlayabilir.
Hızlı ayarlara erişmek için ana ekranda parmağınızı yukarıdan aşağıya kaydırın ve parlaklık ayarını azaltın. Ekran uyku süresini ayarlamak için Ayarlar > Ekran > Ekran Zaman Aşımı’na gidin ve 30 saniye veya daha kısa bir süre seçin.

KULLANILMAYAN HESAPLARI KALDIRIN
Telefonunuzda kayıtlı olan kullanılmayan hesaplar, arka planda gereksiz senkronizasyonlara neden olarak pil tüketebilir. Bu hesapları silmek pil ömrünü uzatabilir ve performansı artırabilir.
Ayarlar > Hesaplar veya Ayarlar > Parolalar ve Hesaplar’a gidin (cihazınıza göre değişebilir). Hesapları seçin ve kaldırma seçeneğini arayın.
KLAVYE SESİNİ VE DOKUNSAL GERİ BİLDİRİMİ KAPATIN
Klavye sesleri ve titreşimleri (dokunsal geri bildirim) yazma deneyimini geliştirebilir, ancak aynı zamanda pil tüketimine de neden olurlar. Bu özellikleri kapatmak pil ömrünü biraz artırabilir.
Ayarlar > Dil ve Giriş’i açın ve varsayılan klavyenizi seçin. Ardından Tercihler > Tuş basımı’na gidin ve hem “Tuş basıldığında ses” hem de “Tuş basıldığında dokunsal geri bildirim”i kapatın.
UYGULAMA BİLDİRİMLERİNİ SINIRLAYIN
Çok sayıda uygulamadan gelen bildirimler, ekranı sürekli olarak açarak ve uygulamaları arka planda çalışır durumda tutarak pil tüketebilir. Sadece önemli uygulamaların bildirimlerine izin vermek pil ömrünü uzatabilir.
Ayarlar > Bildirimler > Uygulama Bildirimleri bölümüne gidin ve gereksiz bildirimleri kapatın.
“HEY GOOGLE” ALGILAMAYI DEVRE DIŞI BIRAKIN
Cihazınız sürekli olarak “Hey Google” komutunu dinliyorsa, bu durum pil tüketimini artırabilir. Sesli asistanı sık kullanmıyorsanız, bu özelliği devre dışı bırakmayı düşünebilirsiniz.
Google uygulamasını açın, profil simgenize dokunun, Ayarlar > Google Asistan > Hey Google ve Voice Match’e gidin ve “Hey Google” özelliğini devre dışı bırakın.

EKRAN YENİLEME HIZINI AZALTIN
Daha yüksek ekran yenileme hızları (90Hz veya 120Hz gibi) daha akıcı bir görüntü sağlar, ancak daha fazla pil tüketir. Standart 60Hz yenileme hızına geçmek, pil ömrünü uzatmanıza yardımcı olabilir.
Ayarlar > Ekran’a gidin ve “Yenileme Hızı” veya “Hareket Düzgünlüğü”nü arayın (cihazınıza göre değişebilir). Daha düşük pil tüketimi için 60Hz veya “Standart” seçeneğini belirleyin.
GEREKSİZ KABLOSUZ ÖZELLİKLERİNİ KAPATIN
Bluetooth, Wi-Fi ve konum hizmetleri gibi kablosuz özellikler açık kaldığında pil tüketimini artırabilir. Bu özellikleri kullanmadığınız zamanlarda kapatmak pil ömrünü uzatacaktır.
Hızlı ayarlara erişmek ve kullanmadığınız kablosuz özellikleri kapatmak için ana ekranda parmağınızı yukarıdan aşağıya kaydırın.
Muhammet Karal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yapay zeka alanında rekabet kızışırken, Meta da boş durmuyor. Facebook ve Instagram’ın arkasındaki şirket, Google ve Microsoft’un Bing’ine olan bağımlılığını azaltmak ve kendi arama motorunu geliştirmek için harekete geçti.
YENİ ARAMA MOTORU YAPAY ZEKA DESTEKLİ OLACAK
The Information’ın haberine göre, Meta’nın geliştirdiği arama motoru, yapay zeka tabanlı olacak ve Meta AI aracılığıyla güncel olaylar hakkında sohbet tarzında yanıtlar sunacak.
Şirket, yapay zekasının haberlerle ilgili soruları daha doğru yanıtlayabilmesi için Reuters ile de iş birliği yapmış durumda.
META, 8 AYDIR WEB’İ DİZİNLEMEKLE MEŞGUL
Meta’nın yaklaşık 8 aydır web’i dizinlediği ve bu verileri Meta AI’ya entegre etmeyi planladığı belirtiliyor.
Şirket, bu yılın başlarında web tarama teknolojisine dair ipuçları vermiş ancak tam bir arama motoru geliştirdiğini doğrulamaktan kaçınmıştı.

BAĞIMSIZLIK HEDEFİ
Meta’nın bu hamlesi, özellikle Apple’ın Uygulama İzleme Şeffaflığı (ATT) özelliğinin Meta’nın reklam gelirlerini olumsuz etkilemesinin ardından, diğer teknoloji devlerine olan bağımlılığını azaltma amacını taşıyor. ATT, Meta’nın reklam gelirlerinde 10 milyar doların üzerinde bir düşüşe neden olmuştu.
Meta, kendi arama motorunu geliştirerek Google ve Microsoft’a olan bağımlılığını azaltmayı ve bu şirketlerin web aramalarına erişimini kısıtlaması durumunda yaşanabilecek sorunları önlemeyi hedefliyor.
Meta AI, şu anda dünyanın birçok ülkesinde kullanılabiliyor ve hızla büyüyor. Mark Zuckerberg, ağustos ayında Meta AI’nın haftalık 185 milyondan fazla, aylık ise 400 milyondan fazla aktif kullanıcıya sahip olduğunu açıklamıştı.
Muhammet Karal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Apple’ın merakla beklenen yapay zeka sistemi Apple Intelligence, macOS kullanıcıları tarafından kullanılabilir hale geldi.
Ancak Avrupa Birliği’ndeki iPhone ve iPad kullanıcıları için aynı şeyi söylemek mümkün değil.
Dijital Piyasalar Yasası (DMA) nedeniyle Apple Intelligence’ın AB’deki iPhone ve iPad lansmanı Nisan 2025’e ertelendi.
MACOS KULLANICILARI ŞANSLI
AB’deki macOS kullanıcıları, Apple Intelligence’ı bugünden itibaren kullanmaya başlayabilirler.
Yazma Araçları, canlı transkripsiyonlar, bildirim özetleri gibi özellikler, uygun Mac’lerde kullanılabilir durumda.
Apple, AB’deki iPhone ve iPad kullanıcılarının Apple Intelligence’ı kullanabilmesi için Nisan 2025’i beklemesi gerektiğini duyurdu. Şirket, bu gecikmenin DMA düzenlemelerinden kaynaklandığını açıkladı.

YENİ DİLLER YOLDA
Apple Intelligence, şu anda İngilizce olarak kullanılabiliyor. Ancak Apple, nisan ayında ve yıl boyunca Çince, Korece, Fransızca, Japonca, İngilizce (Hindistan), İngilizce (Singapur), İtalyanca, Portekizce, İspanyolca, Almanca ve Vietnamca gibi daha fazla dil desteği ekleyeceğini duyurdu.
APPLE INTELLIGENCE’IN ÖZELLİKLERİ
Apple Intelligence, iOS 18.1 ve macOS Sequoia 15.1 ile birlikte kademeli olarak kullanıma sunulacak.
İlk etapta Yazma Araçları, canlı transkripsiyonlar, bildirim özetleri gibi özellikler sunulacak. iOS 18.2 ve macOS Sequoia 15.2 ile birlikte ChatGPT entegrasyonu, Genmoji, Görsel Zeka ve Görüntü Oyun Alanı gibi yeni özellikler eklendi.
Apple Intelligence’ı kullanabilmek için uyumlu bir iPhone, iPad veya Mac’e sahip olmanız gerekiyor. iPhone’larda iPhone 15 Pro, iPhone 15 Pro Max ve iPhone 16 serisi, iPad’lerde ise M serisi iPad’ler, Mac’ler ve yeni yedinci nesil iPad mini destekleniyor.
Muhammet Karal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Apple, uydu bağlantısı hedeflerini genişletmek adına GlobalStar ile stratejik ortaklığını derinleştirdi.
Teknoloji devi, GlobalStar’ın uydu altyapısını geliştirmek için 1,1 milyar dolarlık ek ön ödeme yapacağını ve şirketin yaklaşık 400 milyon dolara yüzde 20 hissesini satın alacağını duyurdu.
UYDU ÜZERİNDEN MESAJLAŞMA DÖNEMİ BAŞLIYOR
Bu yatırım, Apple’ın iPhone kullanıcılarına yenilikçi özellikler sunmak için uydu teknolojisinden yararlanma stratejisinin bir parçası.
iOS 18 ile birlikte Apple, acil SOS özelliğinin yanı sıra uydu üzerinden kısa mesaj gönderme yeteneğini de kullanıma sundu.

APPLE’IN PARA KAZANMA STRATEJİLERİ
Apple şu anda bu uydu hizmetlerini ücretsiz sunarken, gelecekteki para kazanma stratejilerine dair ipuçları da verdi.
Acil SOS için ücretsiz deneme süresi 2025’te sona ereceğinden, Apple’ın yatırımını geri kazanmak ve ek gelir elde etmek için bir abonelik modeli veya operatör tabanlı planlar sunması bekleniyor.
UYDU BAĞLANTISI NASIL KULLANILIR
iPhone 14 veya daha yeni bir cihazınız varsa, uydu üzerinden Acil SOS özelliğini deneyebilirsiniz.
WiFi ve hücresel bağlantınızın olmadığı durumlarda Ayarlar > Acil SOS > Uydu Üzerinden Acil SOS > Demoyu Dene yolunu izleyerek özelliği test edebilirsiniz.
UYDU BAĞLANTISI TÜM BÖLGELERDE MEVCUT DEĞİL
Acil SOS özelliğinin tüm bölgelerde mevcut olmadığını unutmamak önemli. Şu anda hizmetin sunulduğu bölgeler arasında Avustralya, Avusturya, Belçika, Kanada, Fransa, Almanya, İrlanda, İtalya, Japonya, Lüksemburg, Hollanda, Yeni Zelanda, Portekiz, İspanya, İsviçre, Birleşik Krallık ve ABD bulunuyor.
Muhammet Karal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
iPhone SE 4, Apple’ın uygun fiyatlı telefon serisi SE’nin en yeni üyesi olacak. Telefonun Mart 2025’te piyasaya sürülmesi bekleniyor. SE 4 ile ilgili birçok söylenti dolaşırken, en çok merak edilen konulardan biri de kamerası.
YÜKSEK ÇÖZÜNÜRLÜKLÜ ANA KAMERA
Sızıntılara göre Apple, iPhone SE 4’ü iPhone 15 ve 16’nın ana kameralarıyla aynı çözünürlüğe sahip 48 megapiksellik bir kamera ile donatacak.
Ancak, bu modellerin aksine iPhone SE 4, yalnızca tek bir arka kameraya sahip olacak.
FUSION KAMERA İHTİMALİ
Apple’ın iPhone 16 ve 16 Plus modellerinde, özel bir telefoto lens olmadan 2x optik kalitede yakınlaştırma sağlayan bir “Fusion” kamera bulunuyor.
iPhone SE 4’ün bu özelliği içerip içermeyeceği henüz net değil, ancak tek kamera kurulumunun potansiyelini en üst düzeye çıkarmak için yararlı bir ekleme olabilir.

ÖNDE DE İYİLEŞTİRME BEKLENİYOR
Ön kamera ile ilgili henüz bir sızıntı yok, ancak iPhone SE 4’ün iPhone SE 3’teki 7 MP’lik eski kamerayı koruması pek olası değil. Ön kameranın da 12 MP’ye yükseltilmesi bekleniyor.
iPhone SE 4’ün kamerasıyla ilgili sızıntılar, telefonun görüntü kalitesi konusunda önemli bir adım atacağını gösteriyor.
48 MP’lik ana kamera ve geliştirilmiş ön kamera, kullanıcıların daha kaliteli fotoğraflar ve videolar çekmelerini sağlayacak.
Ancak, görüntü sensörleri ve görüntü işleme gibi faktörler performansta önemli bir rol oynadığından, iPhone 15 ve iPhone 16 ile aynı görüntü kalitesini beklemek doğru olmayabilir.
Muhammet Karal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Google, arama deneyimini geliştirmek için yapay zeka teknolojilerine yatırım yapmaya devam ediyor.
Şirket, geçtiğimiz günlerde AI Overviews özelliğinin 100’den fazla ülkede kullanıma sunulacağını ve dil desteğinin genişletildiğini duyurdu.
Bu, kullanıcıların arama sonuçlarını daha hızlı ve etkili bir şekilde anlamalarına yardımcı olacak önemli bir adım.
AI Overviews, artık İngilizce, Hintçe, Endonezyaca, Japonca, Portekizce ve İspanyolca dahil olmak üzere birçok dilde kullanılabiliyor.
Bu sayede dünya genelinde daha fazla kullanıcı, arama sonuçlarını kendi ana dillerinde özetlenmiş halde görebilecek.
HEDEF 1 MİLYAR KULLANICI
Google, AI Overviews’ın dünya çapında 1 milyardan fazla kullanıcı tarafından her ay kullanılmasını hedefliyor.

AI OVERVIEWS NEDİR
Google, AI Overviews ile arama sayfasının en üstünde içerikle ilgili özetler sunuyor ve kullanıcıların web sitelerini ve içerik üreticilerini daha kolay keşfetmelerini amaçlıyor.
Özellik, arama sonuçlarıyla ilgili web sitelerine daha görünür bağlantılar sunuyor. Kullanıcılar, masaüstü ve mobil cihazlarda bu bağlantılara kolayca erişebiliyor.
Ayrıca, AI Overviews metninde yer alan satır içi bağlantılar da kullanıcıların ilgili içeriklere daha hızlı ulaşmalarını sağlıyor.
Google, AI Overviews’daki reklamların sayfada belirli alanlarda gösterilmeye devam edeceğini ve organik sonuçlardan ayırt edilebilmesi için açıkça etiketleneceğini belirtti.
Muhammet Karal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) tarafından yapılan bir çalışma sonrasında Avrupa ülkelerinde haftalık ortalama çalışma saatlerini açıkladı.
Açıklanan verilere göre yapılan listede Avrupa Birliği ülkelerinin ortalama haftalık çalışma süresi 36.1 olarak belirlenirken Türkiye’nin ortalaması şaşırttı.
Haftalık çalışma saatlerine göre değerlendirilen ülkeler arasında Türkiye’nin sıralaması şaşırtırken listenin zirvesinde Hollanda yer aldı.

İŞTE HAFTALIK ÇALIŞMA SAATLERİNE GÖRE ÜLKELER
1- Hollanda: 32,2 saat
2- Avusturya: 33,6 saat
3- Norveç: 33,9 saat

4- Almanya: 34 saat
5- Danimarka: 34,3 saat
6- Finlandiya: 34,8 saat
7- Belçika: 34,9 saat

8- Lüksemburg: 35,3 saat
9- İrlanda: 35,5 saat
10- İsveç: 35,7 saat
33- Türkiye: 44,2 saat
Seda Yeşilyurt
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kanada’nın Montreal şehrindeki itfaiyeciler, akıllı telefon kullanıcılarına gece boyunca telefonlarını şarj etmemeleri konusunda önemli bir uyarıda bulundu.
Bu uyarının nedeni, lityum iyon pillerin yangın riski taşıması. Telefonunuz şarj olurken siz uyurken bu piller alev alabilir ve ciddi sonuçlara yol açabilir.
Geçtiğimiz ay Montreal Limanı’nda meydana gelen ve 15 bin kilogram lityum iyon pil taşıyan bir konteynerin alev almasıyla oluşan büyük yangın, bu uyarının yapılmasında etkili oldu.
Yangın sonucunda oluşan yoğun duman ve zehirli gazlar, çevre sakinleri için tehlike oluşturdu ve bölge tahliye edildi.
LİTYUM İYON PİLLER NEDEN TEHLİKELİ
Lityum iyon piller, akıllı telefonlar başta olmak üzere birçok elektronik cihazda kullanılan güçlü enerji kaynaklarıdır.
Ancak bu pillerin aşırı ısınması veya hasar görmesi durumunda yangın çıkma riski bulunmaktadır.
Özellikle gece boyunca şarj edilen telefonlarda, pilin uzun süre yüksek sıcaklıklara maruz kalması bu riski artırabilir.

Lityum iyon pillerin yaygınlaşmasıyla birlikte, bu pillerin neden olduğu yangınların sayısı da her geçen yıl artıyor.
Montreal itfaiyecileri, bu uyarıyı dikkate alarak telefonlarınızı güvenli bir şekilde şarj etmenizi ve olası yangın risklerini en aza indirmenizi öneriyor. Unutmayın, küçük bir önlem büyük bir felaketi önleyebilir.
Muhammet Karal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Endonezya hükümeti, Apple’ın ülkeye yapmayı taahhüt ettiği yatırımları tamamlamasını bekliyor.
Şirketin, Endonezya’da “Apple Akademileri” kurma ve yerel üretim tesisleri açma planları bulunuyor.
Ancak Apple, henüz taahhüt ettiği yatırımın tamamını gerçekleştirmediği için Endonezya hükümeti, iPhone 16 satışına yasak getirdi.
TURİSTLER İÇİN İSTİSNA
Endonezya Sanayi Bakanlığı’nın açıklamasına göre, turistler yanlarında en fazla iki adet iPhone 16 getirebilecekler.
Yani, Endonezya’ya seyahat eden turistler, telefonları nedeniyle endişelenmek zorunda kalmayacaklar.
Endonezya vatandaşları da yurtdışından iPhone 16 getirebilecekler. Ancak, bunun için vergilerini ödemeleri ve telefonu başka bir ülkeye satmamaları gerekiyor.
Bu durum, Endonezya’da yaşayan Apple kullanıcıları için bir rahatlama olsa da ülkedeki birçok kişi hala yeni iPhone’a ulaşmakta zorlanacak.

Endonezya’daki yasak, iPhone 16 satışlarının önündeki tek engel değil. Avrupa Birliği de, Apple’ın “duvarla çevrili bahçe” yaklaşımını eleştiriyor ve iPhone 16’nın bazı özelliklerinin AB’de kullanılmasına izin vermiyor.
Ayrıca, iPhone 16 üretimi, dünya çapında talebin azalması nedeniyle durduruldu. Bu durum, Apple’ın yeni telefonunun beklenen başarıyı yakalayamadığını gösteriyor.
Muhammet Karal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Apple uzmanı Mark Gurman, iOS 18.2 ile birlikte Apple Intelligence’ın önemli bir sıçrama yaptığını açıkladı. Aralık ayında yayınlanması beklenen güncelleme, yapay zeka destekli bir dizi yeni özellik getirecek.
GELİŞMİŞ CHATGPT
iOS 18.2 ile birlikte ChatGPT, Apple Intelligence’a entegre ediliyor. Bu entegrasyon, kullanıcıların modern yapay zeka hizmetlerine erişimini sağlayacak.
Apple’ın ayrıca Google Gemini ve diğer sohbet robotlarını da entegre etmeyi planladığı belirtiliyor.
Apple Intelligence içindeki ayarlar paneli, birden fazla sohbet robotu için yer ayrıldığını gösteriyor. Bu da kullanıcıların ihtiyaçlarına ve tercihlerine göre farklı sohbet robotları arasında seçim yapabileceği anlamına geliyor.

Image Playground, iOS 18.2 ile gelen bir diğer önemli özellik. Kullanıcılar, bu uygulama ile fotoğraflarını kullanarak özel resimler oluşturabilecek ve önceden ayarlanmış temalar üzerinde çizim yapabilecekler.
iOS 18.2, Apple Intelligence için önemli bir adım olarak görülüyor. Güncelleme, Apple’ın yapay zeka alanındaki iddiasını ortaya koyuyor.
Birden fazla sohbet robotunun entegrasyonu, kullanıcı deneyimini daha da kişiselleştirecek ve zenginleştirecek gibi görünüyor.
SİRİ YENİLEMESİ İÇİN BEKLEMEK GEREKECEK
Daha kapsamlı bir Siri yenilemesi için ise iOS 18.4’ü beklemek gerekecek. Bu yenileme ile Siri, kişisel bağlam ve ekran analizi gibi özelliklerle daha da akıllı hale gelecek.
Muhammet Karal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Uygulamanın terörist ve aşırılıkçı amaçlarla kullanıldığı, bu amaçlarla vatandaşların kandırıldığı, uyuşturucu satışı ve yasa dışı bilgilerin yayılmasını sağladığı kaydedilen açıklamada, bu gerekçelerle uygulamaya engelleme kararı getirildiği ifade edildi.
Açıklamada, geçen yıl mahkeme kararıyla uygulamada yasa dışı bilgileri silmediği gerekçesiyle Discord’a 6 milyon ruble (yaklaşık 62 bin dolar) ceza kesildiği hatırlatıldı.
Roskomnadzor, daha önce Discord yönetimine 947 yasa dışı materyalin kaldırılması için talep göndermişti.
DİSCORD NEDİR?
ABD merkezli bir anlık mesajlaşma ve dijital dağıtım platformu olan Discord’un Türkiye’de de çok fazla kullanıcısı bulunuyor. Kasım 2015’te piyasa sürülen platform başta yerel ağ oyuncuları ve Twitch yayıncıları arasında kullanılıyordu.
Sonrasında sadece oyuncular değil her türlü topluluğun iletişim ihtiyacına cevap verecek şekilde geliştirilen Discord’da kullanıcılara ses ve video görüşme imkânı sunuluyor. Discord’un sohbet odaları, oyunlarla muhtelif entegrasyonlar sağlama gibi olanakları da bulunuyor.
Discord’da hobi grupları, kitap kulüpleri gibi topluluklar oluşturulabiliyor ve buradan tartışmalar yapılabiliyor. Etkinlikler, oyun geceleri ve izleme partisi gibi organizasyonlar da Discord üzerinden gerçekleştirilebiliyor. Öğrenciler ve öğretmenler ders ve çalışma grupları oluşturabiliyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Rus TASS haber ajansına göre, Roskomnadzor basın servisinden yapılan açıklamada, Discord mesajlaşma uygulamasının Rus yasalarını ihlal ettiği belirtildi.
Uygulamanın terörist ve aşırılıkçı amaçlarla kullanıldığı, bu amaçlarla vatandaşların kandırıldığı, uyuşturucu satışı ve yasa dışı bilgilerin yayılmasını sağladığı kaydedilen açıklamada, bu gerekçelerle uygulamaya engelleme kararı getirildiği ifade edildi.
Açıklamada, geçen yıl mahkeme kararıyla uygulamada yasa dışı bilgileri silmediği gerekçesiyle Discord’a 6 milyon ruble (yaklaşık 62 bin dolar) ceza kesildiği hatırlatıldı.
Roskomnadzor, daha önce Discord yönetimine 947 yasa dışı materyalin kaldırılması için talep göndermişti.
Discord, 2015’te bilgisayar oyuncularının daha iyi iletişim kurmasını sağlamak amacıyla kurulmuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mahkeme, Google’a, internet reklamlarıyla ilgili hizmeti AdSense’de piyasa hakimiyetini kötüye kullandığı için AB Komisyonu tarafından 5 yıl önce kesilen 1,49 milyar Euro para cezasını yürürlükten kaldırdı.
Kararda, “Genel Mahkeme, Komisyonun Google AdSense ile ilgili kararını iptal etti” ifadesi kullanıldı.
Mahkeme, Komisyonun Google’a yaklaşık 1,5 milyar Euro para cezası verdiği kararda yer alan sözleşme maddelerinin süresinin değerlendirilmesinde hatalar yapıldığına hükmetti.
AB Komisyonu, 2019’da Google’a, internet reklamlarıyla ilgili hizmeti AdSense’de piyasa hakimiyetini kötüye kullandığı için 1,49 milyar Euro para cezası kesmişti.
Google AdSense, internet sitesi sahipleri ile reklam verenler arasında aracılık yapıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Operatörlere zam tepkisi Haberi Görüntüle
Şikayetlerde en çok abonesi olan Türk Telekom ve Turkcell başı çekerken gözler Türkiye Varlık Fonu hissesi ile yönetimi kamuda olan bu iki şirketin mali tablolarına da çevrildi. Zira her iki şirket de borsada işlem gördüğü yani halka açık olduğu için bilançolarını kamuoyuna açıklıyor.
Sektörün tek özel sektör ve yabancı markası Vodafone’un ise mali tabloları ana sahibinin İngiltere’deki bilançolarında konsolide oluyor ancak firmanın gelirleri ve yatırımları gibi sınırlı mali bilgileri Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) raporlarından takip edilebiliyor.
Peki adeta eski kiracısına 3 katlık zam isteyen vicdansız ev sahibi gibi davranan bu şirketler kâr rekorları kırarken yönetim ve pazarlamaya kaç para harcadı?
REKLAM
Zamda şampiyonluğa hızda ve yatırımda kümeye oynuyorlar Haberi Görüntüle
Bugün Türk Telekom’un 26.3 milyonu mobil olmak üzere 52.6 milyon müşterisi var. Turkcell’in ise 3.1 milyonu sabit internet olmak üzere toplam 45.9 milyon abonesi bulunuyor. Yani bu iki kamu ana hissedarı olan şirketin Türkiye’de girmediği hane, para toplamadığı vatandaş adeta yok denebilir.
Önce 2023 yılı finansallarına bir göz atalım. 2023’te 100 milyar lira gibi rekor bir satış rakamına ulaşan Türk Telekom abonelerine sattığı hizmetler üzerinden tam 16.4 milyar liralık kâr etti.
TURK TELEKOM’UN YÖNETİM GİDERİ 13 MİLYAR LİRA(Milyon TL)ÖZET MALİ DURUMAra-23Haz-24Hasılat100.18463.232Satışların maliyeti78.31544.408Brüt Kar21.86818.823Genel Yönetim Gideri13.0217.827Pazarlama gideri10.3836.917Dönem karı16.4212.549Toplam Varlıklar194.720225.199Toplam Yükümlülükler96.430101.899
Finansal ve iş ortaklarına toplam borçları bu dönemde 96.4 milyarı bulan Türk Telekom danışmanlık hizmetleri reklam vb gibi pazarlama faaliyetlerine ne kadar ödedi? 2022’de 9 milyar liralık pazarlama gideri olan şirketin 2023’te bu gideri 10.3 milyarı buldu. Şirket son olarak 2024’ün Haziran ayını da kapsayan 6 aylık bilançosunu da açıkladı. Pazarlama kalemi 6 ayda 6.9 milyar lirayı aştı. Benzer şekilde şirketin personel maaşlar vb giderleri çatısı altında bulunduran Genel Yönetim Giderleri de rekor kırdı. Şirkette Türk Telekom’u yönetmek için 2023 yılında toplam 13 milyar TL harcandı. Bu rakam 2022’de 11.3 milyar TL düzeyindeyken bu senenin ilk 6 ayında şimdiden 7.8 milyar lirayı bulan bir Genel Yönetim Gideri harcaması yapıldı.
Türk Telekom CEO’sundan damacanalı savunma Haberi Görüntüle
Peki toplam varlıkları 225 milyar lirayı aşan dev telekom şirketinin sizce geçen yıl teknolojide gelişimin olmazsa olmazı olarak görülen Araştırma ve Geliştirme Gideri ne oldu?
Türk Telekom’un 2023’te Ar-Ge Gideri sadece 1.3 milyar TL’de kaldı. 2022’de bu gider kalemi 1 milyarı bulmayan şirket bu yılın ilk 6 ayında da 1 milyar TL’lik Ar-Ge harcaması yaptı.
Esas faaliyet alanında milyonlarca abonesinden gelir elde eden Türk Telekom bankadaki tasarruflarından da rekor gelirler elde etti. Şirket dövizlerini de Hazine’nin üzerinde adeta kambur olan Kur Korumalı Mevduat’ta değerlendirdi. 2023’te Türk Telekom, Kur Korumalı Mevduatı hesabına yatırdığı paradan bilançosuna yanlış duymadınız 4 milyar TL kazanç yazarken 2022’de yine aynı kalemde 2.7 milyar liralık rekor kazançlar sağladı. Yani yüzde 25’i Hazine’ye ait olan Turk Telekom’un 2 yılda KKM ile Hazine’den sağladığı kazanç 7 milyar lirayı buldu. Böylece adeta bir cepten diğer cebe gibi Hazine’den milyarlarca liralık kaynak Türk Telekom’a aktarılmış oldu.
REKLAM
Damacana mı ucuz internet mi? Haberi Görüntüle
Gelelim kamu yönetimindeki mobil aboneden en yüksek geliri elden Turkcell’in mali tablolarına.
Turkcell de tıpkı Türk Telekom gibi cirosu gibi pazarlama giderlerinde rekor kırdığı bir 2023’ü geride bırakmış.
Şirketin 2023’te cirosu Türk Telekom’u da sollayıp 107 milyar lira ile rekorlara imza atmış. 2-3 katlık zamlı faturalarla elbette bu rekor hasılatlar şaşırtıcı değil. Zira Turkcell, sektörde net gelir açısından yüzde 45’lik payla pazar lideri. Mobil pazarda da Turkcell abone sayısına göre pazar payı yüzde 39.7, kamudaki rakibi Türk Telekom’un ise mobilde payı yüzde 27.2. Şirketlerin en kârlı alanları ise cep telefonu data (internet) kullanımı.
TURKCELL’DE 107 MİLYARLIK SATIŞ HASILATI(Milyon TL)ÖZET MALİ DURUMAra-23Haz-24Hasılat107.11668.326Satışların maliyeti82.24052.738Brüt Kar22.69815.587Genel Yönetim Gideri3.4292.456Pazarlama gideri5.6824.162Dönem karı12.5325.753Toplam Varlıklar247.083299.714Toplam Yükümlülükler124.848147.423
Son rekor zamlardan önce Turkcell’in abone başına aylık geliri 193,1 TL ile zirvedeyken, Vodafone’da bu tutar 160 TL oldu. Sabit ev internetinden daha fazla kazanan Türk Telekom’da cep müşterilerinden elde edilen abone başına gelir (ARPU) rakamı ise 146,6 TL. Şimdi bu rakamlarda zamlar geri çekilmezse 2-3 katlık artışlar bekleniyor.
Dönelim Turkcell’in bilançosuna…
Turkcell, 2023’de Genel Yönetim Gideri 3.4 milyar lira olurken bu yılın ilk 6 ayında rakam şimdiden 2.5 milyarı buldu. Şirkette danışmanlıklar reklam ilan harcamaları gibi kalemleri kapsayan pazarlama giderleri ise 2023 5.6 milyar lira gibi önemli bir büyüklüğe ulaştı. Bu yıl 6 ayda sadece neredeyse 2023’ün tamamı kadar pazarlama gideri harcanarak tutar 4.1 milyara şimdiden ulaşıldı.
Yenilenen sözleşmelerle abonelerinin faturalarını uçuran şirketin 2023’de karı ise 12.5 milyar lira ile rekor kırdı. Yine Turkcell daha rekor zamları açıklamadan bile ilk 6 ayda 5.7 milyar lira kâr etti. Son zamlardan sonra şirketin kâr rakamında nasıl bir değişim olacağı da merak konusu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX şirketi, dünyanın ulaşılamayan her noktasına internet götürme projesi kapsamında, yeni Starlink uydularını fırlatmaya devam ediyor.
SpaceX’in alçak dünya yörüngesindeki Starlink uydu sayısı 6 bini aşarken, şirketin 12 bin Starlink uydusunu yörüngeye yerleştirme izni var.
4 MİLYON KULLANICIYA ULAŞTI
Elon Musk’ın SpaceX şirketi tarafından geliştirilen uydu internet hizmeti Starlink, büyük bir başarıya imza atarak 4 milyon kullanıcıya ulaştı.
Bu önemli dönüm noktası, uydu internet teknolojisinin hızla yaygınlaştığının ve dünya genelinde internet erişiminde yeni bir çığır açtığının bir göstergesi.
Starlink; Aralık 2022’de 1 milyon aboneye, Eylül 2023’te 2 milyon aboneye ve Mayıs ayında 3 milyona ulaşmıştı.

Uydu internet teknolojileri hızla gelişmeye devam ediyor ve Starlink gibi projeler, dünya genelinde internet erişimini daha da demokratikleştirecek.
Önümüzdeki yıllarda, uydu internetin hayatımızın her alanında daha fazla yer alacağı öngörülüyor.
Muhammet Karal
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD merkezli teknoloji devi Apple, 9 Eylül akşamı merakla beklenen iPhone 16 modellerini tanıtacak.
Ancak yeni iPhone serisi, Türkiye’deki fiyat artışını da beraberinde getirecek. Gelen bilgilere göre şirket, iPhone 16 lansmanı sonrasında ülkemizde satılan tüm ürünlerine zam yapabilir.
SON ZAM MART AYINDA YAPILMIŞTI
4 Mart’taki son zamdan bu yana dolar kurundaki yükseliş, şirketin bu kararı almasında en büyük etken olarak gösteriliyor.
Henüz resmi bir fiyat listesi açıklanmasa da sektör uzmanları ve geçmişteki zam oranlarına bakarak bazı tahminlerde bulunabiliriz.
Döviz kurundaki artışın doğrudan yansımasıyla birlikte, yüzde 6 ile 10 arasında bir fiyat artışı yaşanabileceği öngörülüyor.

Apple, 4 Mart 2024 tarihinde iPhone 15 Pro’nun fiyatını 69 bin 999 TL’den 75 bin 499 TL’ye yükseltmişti.
Bu artış, o dönemde 1 doların 31 TL, 1 euronun ise 34 TL seviyelerinde olmasıyla ilişkilendirilmişti.
3 Eylül itibarıyla, 1 dolar neredeyse 34 TL, 1 euro ise 37 TL seviyesine ulaştı. Bu kur değişimleri, Apple’ın Türkiye’deki ürün fiyatlarını tekrar gözden geçirmesine neden olacak.
Bu nedenle, iPhone 16 serisinin Türkiye başlangıç fiyatının 79 bin 999 TL seviyesinde olabileceği, hatta daha yüksek fiyatların da gündeme gelebileceği düşünülüyor.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar AKINCI TİHA’ya yerli üretim yeni mühimmat ve sistemlerin entegrasyonu başarıyla devam ediyor.
ASELSAN tarafından geliştirilen TOLUN Minyatür Bomba’nın entegrasyonu ile AKINCI TİHA, atış testlerine hız kesmeden devam ediyor.
“TOLUN” İLE DE TAM İSABET
Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “TOLUN mühimmat atış testi tam isabet” notuyla test anına ait görüntüleri paylaştı.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Programa; 2018- 2023 yılları arasında TEKNOFEST yarışmalarında finalist olmuş takım üyeleri ve projesini şirketleştirmiş girişimler başvurabilir. Başvurular 20 Mart 2024 saat 23:59:59 tarihine kadar https://t3gm.t3vakfi.org/tr/basvuru/teknofest-girisim-programi/ adresinden yapılabilecek.
TEKNOFEST Girişim Programının 3. Dönem İçeriği
TEKNOFEST Girişim Programı 3. dönem sürecini başarıyla tamamlayan ön kuluçka girişimlerine 250 bin TL, hızlandırma girişimlerine ise 500 bin TL’ye kadar maddi destek sağlayacak. Seçilen ekiplere maddi desteğin yanı sıra girişimcilik eğitimleri, alanında uzman ve yönetici mentor görüşmeleri, ofis ve patent desteği, yatırımcı ve işbirliği görüşmeleri desteği verilecek.
TEKNOFEST Girişim Programı 1. ve 2. Dönem
2022 yılında başlayan TEKNOFEST Girişim Programı, ilk döneminde 24 girişime 3 Milyon TL, ikinci döneminde ise 16 girişime 3.6 Milyon TL maddi destek sağladı. İlk iki döneminde mezun olan 40 girişime toplam 6.6 Milyon TL maddi destek sağlanırken 5 girişim son 1 yıl içerisinde yatırım aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hastaneden çıktıktan sonra eve geçen Tuğçe, geçmiş dosyaları inceleyip Eren’e yardım etti.
‘Aradığın kişi seri katil değil de kiralık katil olabilir mi’ sorusuyla babasına farklı bir açıdan bakması gerektiğini söyledi.
NEVZAT, OKTAY’I ÖLDÜRDÜ
Oktay’ı kaçıran Nevzat, Yeliz’in ‘Oktay’ı bırak’ demesine rağmen söyleneni yapmadı ve açığa çıkmamak için Oktay’ı öldürdü.
Eski aşkı Zümrüt’e kocasını öldürmek için yardım edeceğini söyleyen Osman bir zehir hazırladı.
Rafet, Bülent Kısmetov’un yanına gidip ‘Duydum ki beni arıyormuşsunuz, Bülent Bey zahmet etmesin kendim gideyim ayağına’ sözleriyle kendini tanıttı.
Kısmetov ‘Kim taktı seni benim peşime’ diye sordu. Rafet de ‘Benim derdim para, kim verirse ona çalışırım’ dedi.
Rafet, para karşılığı Yekta’ya çalıştığını söyledi.

Eren edindiği bilgileri İclal Savcı ile paylaştı. Şüphelilerin banka hesaplarını incelemek istediğini İclal’e bildirdi.
20 yıl önce oğlu öldürülen Meral, Ilgaz ile görüşmek için adliyeye geldi. Her şeyi anlatan Meral, ‘Bir anne için en zoru evladını kaybetmek’ sözleriyle, kızı Yeliz’in abisi ve yengesini öldürdüğünü Ilgaz’a anlattı ve ifadesinin kayda geçmesini istemedi.
Çınar’ı kurtarmak için harekete geçen Ceylin, Dilan’a ulaştı.
‘Ömrün boyunca polisten kaçamazsın, kendi isteğinle teslim olursan cezan hafifler. Onlara her şeyi anlatmak zorundasın’
Ceylin’in söylediklerini düşünen Dilan, teklifini kabul etti.

Oktay’ın asistanı, Ilgaz’ı arayıp ‘Oktay Bey size bir kutu bıraktı’ dedi. Ilgaz da kutuyu almak için verilen adrese doğru yola çıktı.
Bülent Kımetov, Yekta’yı arayıp yemeğe davet etti; ‘İclal Savcı’dan kurtulmanın bir yolunu buldum’
Yekta mecbur kalıp, teklifi kabul etti.
Merdan Dede, taksi durağına gidip Osman’ın durumunu sordu. Durak yetkilisi Osman’ın bir süredir durağa gelmediğini söyledi. Eve dönen Merdan, Osman’ın odasını karıştırdı. Kutu içindeki zehir buldu.
Oktay’ın bıraktığı kutuyu almaya gitti. Ceylin de eşini ziyaret etti ama onu odasında bulamadı. Telefon açıp nerede olduğunu sordu. Melis, Ilgaz’ı Oktay’ın odasına alıp kutunun yerini gösterip dışarı çıktı. Kutunun içinden ekmek bıçağı çıktı. Ilgaz, Oktay’ın nerede olduğunu sordu yurt dışına çıktığını öğrendi.

Ilgaz, Eren’i arayıp ‘Oktay’ın peşinde polis yok muydu’ diye sordu. ‘Vardı’ cevabını alınca kontrol etmelerini istedi. Eren, Oktay’ın kaçtığını Ilgaz’a bildirdi.
Ilgaz tam arabasına binecekken arkadan aldığı darbeyle yere yığıldı. Nevzat ve adamı Ilgaz’ı bir arabanın bagajına koydu.

Osman hazırladığı zehri, Zümrüt’ün eşinin ilaçlarının arasına koydu.
Dilan’ın ifadesinden sonra Ceylin, Çınar’ın cezaevinden çıkmasının önünde engel kalmadığını Yekta ile paylaştı.
Okul çıkışı bekleyen Mercan, babası gelmeyince ağlamaya başladı. Öğretmeni de Ceylin’i arayıp haber verdi. Duruşmadan çıkan Ceylin, Ilgaz’a ulaşmaya çalıştı.
Mercan’ı okuldan alan Ceylin kızını havuza götürdü.

YEKTA İÇİN İTİRAF VAKTİ
Başına geleceklerden habersiz Bülent Kısmetov ile yemekte buluşan Yekta bir şeylerden şüphelenmeye başladı. Yemeğini yiyip masadan kalmak isteyen Yekta, engellemeyle karşılaştı. Kısmetov, ‘Yekta için itiraf vakti’ sözleriyle Yekta’dan her şeyi anlatmasını istedi. Köşeye sıkışan Yekta, ne yapacağını bilemedi. Kısmetov’un adamları tarafından darp edilen Yekta, bir arabaya bindirildi daha sonra bir köşeye bırakıldı. İclal, Yekta ve Rafet’in Kısmetov’u cezaevine göndermek için birlikte hareket ettiği ortaya çıktı.
ADLİYEDE BÜYÜK TELAŞ
Ilgaz’a ulaşamayan Eren, İcal’in odasına gidip son durumu anlattı. Olaya dahil olan Efe, Başsavcıdan onay alıp telefon takibi başlatmayı teklif etti.
Adliye ve emniyette büyük bir telaş başladı. Ekipler Ilgaz’ın en son gittiği yere doğru harekete geçti.

OSMAN HER ŞEYİ ÖĞRENDİ
Gizlice Zümrüt’ün odasına geçen Osman, başına geleceklerden habersiz şekilde Zümrüt’ü beklemeye başladı. Odaya gelen Zümrüt, sevgilisini arayıp olanları anlattı. Osman da konuşulanları duyunca büyük şok yaşadı. Zümrüt’ten hesap sordu. Evin güvenlik görevlisi Osman’I dışarı attı. Eve giden Osman’a Merdan Dede yardım etti.

ÖLMEK İSTEMİYORUM
Kendine gelen Ilgaz, elleri ve ayakları bağlı bir şekilde nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Nevzat’ı karşısında gören Ilgaz, ‘Kimsin’ diye sordu. Nevzat’ın cevabı ise, ‘Evet, sayın Savcım nasıl ölmek istersiniz’ oldu.

Ilgaz, ‘Sen o kişisin, insanları nasıl ölmek istiyorsa öyle öldürüyorsun. Seri katil değil, kiralık katilsin. Seni de Yeliz tuttu’ karşılığını verdi.
Nevzat, ‘Nasıl ölmek istersiniz’ diye tekrarladı. Ilgaz ise, ‘Bilmiyorum, çünkü ölmek istemiyorum’ cevabını verdi.
ILGAZ, BIÇAĞI OFİSTE BIRAKTI
Ilgaz’ın en son bulunduğu yere giden ekip, Oktay’ın odasında arama yaptı. Eren, kasada bir kağıda sarılı şekilde bıçak buldu. Yeliz kendisine gelen kutuyu açtı, içinden fil figürü çıktı. Daha sonra Ilgaz’ın görüntülerine yer verildi. Oktay’ın ofisine giderken takip edildiğini anlayan Ilgaz’ın kutuyu alıp, bıçağı ofise bıraktığı anlar ekranlara yansıdı.

EKİP ILGAZ’IN PEŞİNDE
Olay yeri inceleme ekibi Ilgaz’ın arabasının otoparkta olduğunu tespit etti, hemen incelemeye başladı. Ekip, Ilgaz’ın otoparka giriş görüntülerini izledi. Takip eden aracı tespit etti.
Nevzat, tekrar Ilgaz’a nasıl ölmek istediğini sordu. Daha sonra Ilgaz ile sohbet etti. Nevzat, kendi hikayesini anlattı; ‘Babam kasaptı, ilk o verdiği bıçağı elime. Hayvanı ürkütmeden okşaya okşaya kurban etmeyi öğretti bana. Sonra okudum Subay oldum, meslekte kendimi de buldum. Babam yanına çağırdı, ‘amcanı öldür’ dedi. Ben sözünden çıkmazdım babamın ikiletmedim, öldürdüm amcamı. Hiç üzülmedim de, sonra yakaladılar cezaevine girdim. İçeride bir adam vardı, eziyorlardı. Bunun derdini çözdüm, sonra duyan geldi. Neticesinde bir düzen kurdum kendime. Sonuç olarak buradayım’
CEYLİN, YELİZ’E SALDIRDI
İfade için emniyete gelen Yeliz, Ceylin’in saldırısına uğradı. Ceylin’i sakinleştirmek Eren’e düştü.
Gözyaşlarına boğulan Ceylin’e İclal destek olmaya çalıştı.
Sorguya giren Yeliz, suçlamaları reddetti.

ILGAZ NEREDE?
Ekiple işbirliği yapan Ceylin, Yeliz’in bulunduğu odaya girip Ilgaz’ın nerede olduğunu sordu. Yeliz de ‘bıçağı ver söyleyeceğim’ karşılığını verdi. Bıçağı Yeliz’in avukatına götüren Ceylin, Ilgaz’ın yerini öğrendi.

Nevzat’ın bulunduğu çiftliğe baskın yapan ekipler Oktay’ın cesedini buldu. Ilgaz’a ise ulaşılamadı.
Ilgaz’ın kravatını bulan Ceylin, sinir krizi geçirdi.
Nevzat ve adamı, Ilgaz’ı alıp deniz kenarına götürdü. Elleri kolları bağlı bir şekilde orada bırakıp gitti.

]]>
◊ “Neler Oluyor Hayatta” ile yıllardır her sabah izleyici karşısına çıkıyorsunuz. Reyting listelerinin de hep üst sıralarındasınız. Nedir bu başarının sırrı?
– Ekran önü her iş, izleyici takdiri ile başarılı olabilir. Bizi de yıllardır ilgileri, alakaları ile başarılı kılan izleyicilerimize en içten sevgi, saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Biz, güncel ve gündem olan, halkın genelinin ilgisini çeken haberleri ele alıyoruz.
İnsanlar, öncelikle bizi kabullendi ve samimi buldu. Söylediklerimize itibar ediyorlar, eksik olmasınlar. Ben de olayları ele alırken, yaşanmışlıklarım, hatalarım ve şahit olduklarımdan yaptığım çıkarımları sentezleyip düşüncelerimi aktarıyorum. Yorumlarım izleyicilere mantıklı geliyor, ilgi görüyor. Meşrebimiz de çok benimsedi, izleyiciler bizi artık ailelerinden biri olarak görüyor.
◊ Çıtayı her daim yüksek tutmanın zorlukları neler?
– Zirvede olmanın iklim şartları vardır. Bunlara psikolojik olarak hazır olmanız gerekiyor. Aile gibi çok sağlam bir ekibimiz var.
HATALARIM BENİ, BEN YAPTI
◊ Programda yaptığınız yorumlar gündem oluyor. Buna karşı bakışınız nedir?
– Ben, Yeşilçam’da ilk filmimi çektiğimde 16 yaşımdaydım. 1984’te, Banu Alkan ile “Mavi Yolculuk”. 40 yıldır bu piyasadayım, 70’ten fazla film ve dizide başrol oynadım. Kariyerim öncesinde de bir hayatım vardı. 56 yaşında, ikinci evliliğini yapmış, üç çocuk babası bir adamım. Yaşadığım hayattan çıkarttığım, aldığım dersler var.
Hatalarım da oldu. Tüm bunlar da beni, ben yaptı. Kendim gibi olabilip hakaret etmeden, fikirlerimi açıkça söyleyip, bu özelliklerimle kendimi ifade etmeye çalışıyorum. Düşüncelerimin halkta karşılık bulması bazı zihin yapılarını rahatsız ediyor. Ben de cevap verme zorunluluğu hissedebiliyorum. Tecrübeli de olsam nihayetinde insanım. Hoş, sosyal medyada saldırıya uğramayan başarılı insan yok!
1000 bölüm canlı yayın yapmak çok zor
◊ Geçtiğimiz günlerde “Neler Oluyor Hayatta” 1000’inci bölümü ile ekrandaydı. Dile kolay, büyük gurur 1000. bölüm. 1’inci ve 1000. bölümü göz önüne alırsak bu başarı dolu yolculuğu bize nasıl anlatırsınız?
– Hakan Ural: Bugünün dünyasında bir işte muvaffak olmak, 1000 bölüm canlı yayın yapmak çok zor. Bir de ele aldığımız konuları göz önüne alırsak, mucize gerçekten. Allah’ıma hamdolsun; öncelikle sevdiğim bir işte, devamlılık ve başarı nasip ettiği için. Sonra da tüm ekip arkadaşlarıma minnettarım, sonuçta hep birlikte ortaya koyduğumuz bir iş. Herkesin emeği var. Nur Tuğba’ya ayrıca müteşekkirim. Harika bir ekran ortağı. Uzun lafın kısası, şu an çalıştığım gibi bir ekibe sahip olduğum için çok şanslıyım.
– Nur Tuğba Namlı: Emek ve sevgiden oluşan bir yol bu. Düşünsenize herkesin evde olduğu pandemi döneminde bile biz yayın yaptık. Beraber güldük, beraber ağladık, hüzünlendik, kahkaha attık… O kadar tarifi zor ki… Dile kolay 1000 tane yayında buluştuk seyircimizle. Var olsunlar. Hep karşılıklı sevgimiz daim olsun.
NUR TUĞBA NAMLI: HAYATTAKİ HER ŞEYE POZİTİF BAKIYORUM
◊ “Neler Oluyor Hayatta” ile yıllardır her sabah izleyici karşısına çıkıyorsunuz. Ekrandaki enerjiniz her daim pozitif… Peki, sizin hayatınızda neler oluyor?
– Ben çok düzenli bir aile hayatı yaşıyorum. En çok aile hayatının düzeninden, sevgisinden besleniyorum. Sanırım bu beni hep enerjik ve pozitif tutuyor. Bu arada kendimi bildim bileli her şeyde bir hayır vardır mantığı ile hareket ederim. Her olayın pozitif yönü benim daha mutlu olmama neden olur. Şu an hayatımın tam anlamıyla ne istediğimi bildiğim, hatta ne istemediğimi de bildiğim dönemindeyim diyebilirim.
◊ Sevilen bir insansınız. Bu durum sizi bazen şaşırtıyor mu? Unutmadığınız bir anınız var mı mesela?
– Sevgi her zaman karşıya geçer. İşimi o kadar severek yapıyorum ki, çok şükür çok güzel bir bağ kuruluyor seyircimizle ve bu beni inanılmaz mutlu ediyor. Aklımda kalan anlar o kadar çok ki… 3 çocuğumun hamilelik sürecini seyircimizle birlikte yaşamam, Aren’in doğumundan 1 ay bile geçmeden ekrana dönmem… Bunlar hem büyük macera hem de büyük anılar oldu bana. Lohusalığımı bile ekranda yaşadım.
İŞ HAYATI BENİ BESLİYOR
◊ Yoğun hayat temponuzun içinde kendinize sık sık hatırlattığınız, çok sevdiğiniz bir alıntı ya da bir söz var mıdır?
– İşimi o kadar seviyorum ki gerçekten bunu hep söylüyorum. Çalışırken daha mutlu, daha özgüvenli, daha aşk dolu, hayata daha pozitif bakan bir Nur Tuğba oluyorum. Kısaca iş hayatı beni her yönden besliyor. Hayat gerçekten çok tempolu.
Bazen bir bakıyorum akşam olmuş ve yine yeniden tempo başlıyor. Arden artık 8 yaşında, kızım Eliz 5 oldu neredeyse, Aren ise henüz 18 aylık. Hepsinin birbirinden ayrı beklentileri, istekleri var. Hepsine yetişmeye çalışırken kendimi de unutmamaya çalışıyorum elimden geldiğince. Alıntıdan ziyade ben hep her şeye pozitif bakmaya çalışıyorum. Dolayısıyla beni motive eden cümle genelde “hayat yaşamaya değer”.
]]>
Azem (Yılmaz Erdoğan), kendisine mesaj atan numaranın Gümüşkaya Şirketler Grubu’na ait olduğunu öğrenince şirkete ait oteli ziyarete gitti. Nehir (Sera Kutlubey), Mahun Hanım’ın (Gülenay Kalkan) kendisi hakkındaki gerçekleri öğreneceği korkusuyla önlemler almaya çalıştı. Arcan (Bora Cengiz), Nehir’e destek olurken Mahun Hanım ise onu ailesi konusunda köşeye sıkıştırdı.

ZERRE ATEŞLE OYNUYOR
Yıldız (Ümit Beste Kargın) ile bir iş kurmaya karar veren Dilber (Hazar Ergüçlü) tefeciden aldıkları para yeterli olmayınca bir kez daha Kamuran‘ın (Deniz Erdoğan) kapısını çaldı. Kamuran bu sefer parayı vereceğini ama faizi ile geri alacağını söyledi. Zerre de (Orkuncan İzan) arkadaşlarına destek olmak için kendince bir çözüm buldu. Bahis oynayarak para kazanmaya çalışan Zerre tüm parayı kaybetti… Dilber ve Yıldız kaybolan paralarını alanın Zerre olduğunu fark edip büyük hayal kırıklığına uğradı…

NECMİ’DEN SERT TEPKİ
Cihan (Kubilay Aka) Reyyaz (Selim Erdoğan) ile konuştuklarını Necmi (Onur Akbay), Nusret (Rıza Kocaoğlu) ve Berzan (Fatih Yücebağ) ile paylaştı. Reyyaz’ın işlerin başına kendilerini geçireceğini ama Aleyna’yı öldürme şartını öne sürdüğünü açıkladı. Eğer Aleyna’yı öldürürlerse daha önce Sırat’ın olan ne varsa onların olacağını söyleyen Cihan’a Nusret’in “Süper lige çıkacağız yani” demesi Necmi’yi çileden çıkarttı. Necmi “Top mu oynuyoruz biz burada?” diyerek arkadaşlarına sert tepki gösterdi.

ZAHİR TAHLİYE OLDU
Kamuran’dan para almadan sahneye çıkmayacağını söyleyen Dilber istediğini elde etti. Dilber dans ederken pavyona Zahir (Mustafa Yıldıran) girdi. Dilber cezaevinden erken çıkan Zahir’i karşısında görünce dünyası başına yıkıldı.

FİNAL SAHNESİ YÜREKLERİ DAĞLADI
İnci Taneleri final sahnesi ile seyircileri bir kez daha ekrana kilitledi. Cihan, Reyyaz’a arkadaşlarını yarı yolda bırakmayacağını ancak; ilişkilerini bozmadan Reyyaz’ın emrettiği işleri de yapabileceğini açıkladı. Reyyaz bu durumu kabullendi ve karar verdiğinde Cihan’ın Aleyna’yı öldürmesi konusunu tekrar açtı. Reyyaz’ın bir kez daha gözüne giren Cihan Sırat’ın yerine geçti. Otoparka artık sahibi olduğu galeriden aldığı arabayla gelen Cihan durumu arkadaşlarına anlattı. Arkadaşlarıyla konuşurken arkadan “Özgür” diye seslenen kişinin ablası olduğunu anlayan Cihan gözyaşlarına boğuldu. Songül Güner’in “Dağlara mı Yazdın” türküsü eşliğinde gelen bu sahne izleyicilerin de yüreğini dağladı.

TÜM KATEGORİLERDE 1’İNCİ
İnci Taneleri’nin 14’üncü bölümü yine izleyicinin yoğun ilgisi ile karşılaştı. Duygusal sahneleri ile dikkat çeken bölüm üç kategoride de yüksek izlenme rakamlarına ulaşarak reytinglerin zirvesine oturdu. Çarpıcı diyalogları ve dram sahneleri ile ekrana gelen bölüm reytinglerin yanı sıra; sosyal medyada da TT listelerinde yer aldı.

GÜÇLÜ KADRO, GÜÇLÜ SENARYO
BKM imzalı “Yılmaz Erdoğan’dan İnci Taneleri” dizisinin güçlü oyuncu kadrosunda Yılmaz Erdoğan ile birlikte Hazar Ergüçlü, Selma Ergeç, Kubilay Aka, Rıza Kocaoğlu, Sera Kutlubey, Güven Kıraç, Yasemin Baştan, Bora Cengiz ve Gülenay Kalkan yer alıyor. Herkesin ‘inci’likli bir hikayesinin olduğu projenin yönetmen koltuğunda ise Şenol Sönmez oturuyor.
“Yılmaz Erdoğan’dan İnci Taneleri” yeni bölümleri ile perşembe akşamları Kanal D’de ekrana gelmeye devam edecek.
]]>
Nehir’in hikayesine yer verildi. İstanbul dışında olan ve İstanbul’a gelir gelmez annesinin mezarını ziyarete giden Nehir’in kardeşi ve babasını mezarlıkta gördüğü anlar ekranlara yansıdı.

Annesinin öldüğü gün babasının gözaltına alındığı anları hatırlayan Nehir, gözyaşlarına boğuldu. Nehir kardeşini takip ettikten bir süre sonra mezarlığa geri dönüp annesine seslendi; ‘Anne sana çok ihtiyacım var. Rüyama gir, bir ses ver. Ne yapacağımı bilmiyorum’
ARCAN İLE TAYFUN ARKADAŞ ÇIKTI
Nehir ile Arcan İstanbul’a dönüşleri şerefine evlerinde parti verdi. Partiye, Piraye’nin kardeşi Tayfun da katıldı. Yakın arkadaşı Sedef ile sohbet eden Nehir, kardeşini ve babasını gördüğünü söyledi. Sedef arkadaşını uyardı; ‘Hiçbir şekilde iletişime geçmeyi düşünmüyorsun değil mi? Senin ailen trafik kazasında öldü ve hiçbir yaşayan akraban yok. Bu bir yalandı ama artık yaşadığımız bir gerçek’

MESAJI SEDEF ATMIŞ
Meltem, Mahun’a Nehir ve Arcan’ın düğünleriyle ilgili sunum yaparken Nehir’e yetiştirme yurdundan telefo geldi. Babasının sesini telefonda duyan Nehir’in elleri titredi. Nehir, Sedef’e yaşadıklarını anlatırken Arcan ile tartıştı. Daha sonra dışarı çıkan ikili Piraye’lerinde olduğu bir partiye katıldı. Tayfun, Arcan’ın yanına gelerek onları pavyona gitmeye davet etti. Nehir isteksiz davranınca ikili bu daveti geri çevirdi.
Arkadaşını ailesinden uzak tutmak için elinden geleni yapan Sedef, Azem’e ‘Çocukların peşini bırak. Sen bir katilsin’ mesajını attı. Azem kendisini takip eden arabanın ‘Gümüşkaya Şirketler Grubu’na kayıtlı olduğunu öğrendi.

Elif, babası Reyyaz hakkındaki gerçeği anlatırken ‘Siz nasıl adamlarsınız, kötü adamlar mı?’ diye sordu. Cihan tam olarak değil cevabını verdi. Elif, ‘O zaman siz babamla aynı değilsiniz’ dedi. Aleyna, Reyyaz’dan kendisini öldürmesini istedi. Reyyaz da ‘zamanı var’ cevabıyla ona karşılık verdi. Elif ile sohbet eden Cihan’ın yanına giden Nusret, arkadaşının kız arkadaşıyla tanıştı. Cihan ve ortakları toplantı yaptı. Reyyaz ile görüşmenin detaylarını anlattı; ‘Reyyaz’ın bize yol vermek için bir şartı var, henüz kararını vermemiş ama işaret çaktığında Aleyna’yı öldürmemizi istiyor. Eğer kabul edersek daha önce Sırat’ın olan ne varsa şimdi bizim olacak.’

Reyyaz, Aleyna’yı affetti. Birlikte yemek yiyen ikili sohbet etti. Reyyaz, ‘Necmi kim’ diye sordu. Aleyna da ‘Cihan’ın ekibinde öyle bir çocuk vardı. O çocuk saf, beni kardeşine mi ne benzetti, acıdı bana’ sözleriyle geçiştirmeye çalıştı.
ZAHİR MÜZİKOLE GELDİ
Zerre, Dilber ve Yıldız’ın parasını bahise yatırdı. İzzet ne olduğunu sorunca, ‘Ben bittim’ dedi. Ayça ailesiyle tekne turuna çıktı. Azem de ders vermek içni tekneye gitti. Azem çorabının yırtık olduğunu Ayça’yla paylaştı ancak ikili bir çözüm bulamadı. Ayça, Azem’e ‘Siz annemle birbirinizden hoşlanıyor musunuz? Çok güzel bakıyorsunuz sürekli birbirinize” dedi. Azem de, “Annenin hayatınızda birisi var şu an” cevabını verdi. Dilber dans ederken mekana Zahir geldi. Koluna yaptırdığı ‘Dilber’ dövmesini gösterdikten sonra Zahir mekandan ayrıldı.

MAHUN’UN SÖZLERİ NEHİR’İ SARSTI
Mahun, Nehir’i yemeğe davet etti. Yemekte, oğlu Arcan’la yaşadıkları tartışmalar yüzünden bir daha düşünmeleri gerektiğini, bu evliliğin ikisini de mutsuz edeceğini söyledi. Bir oğlunu bağımlılık yüzünden kaybettiğini diğer oğlunu korumak isterken onun da bir bağımlıyla evlenmesinin düşündürdüğünü söyledi. Düğüne kız tarafından kimsenin gelmeyecek olması cemiyette kötü anlaşılabileceğini ifade etti.

DİLBER PARASININ ÇALINDIĞINI FARK ETTİ
Azem onu takip eden otomobilin plakasının Arcan’ların otellerinden birisine ait olduğunu görünce hemen harekete geçti. Azem yetkili kişiye yaşadıklarını anlattıktan sonra otelden ayrıldı. Otel müdürü gidip durumu Mahun’a anlattı. Mahun durumdan çok şüphelendi. Nehir, babasının hapisten çıktığı Arcan’la paylaşınca Arcan çok sinirlenerek ailesiyle temas kurmasını istemediğini dile getirdi. Dilber parasının kaybolduğunu fark etti. Dilber ve Yıldız paranın yerini onlar dışında bilen Zerre’den şüphelendi.

YILLAR SONRA YAN YANA
Reyyaz ile Cihan, Sırat’tan kalan galeride görüşme gerçekleştirdi. Reyyaz, “Artık çakallık dönemi bitti, artık beyefendi olacaksın evlat” diyerek galerinin yeni sahibi olduğunu söyledi. Cihan, galeriden ayrılarak otoparka gelip arkadaşlarıyla konuşurken Nehir de, otoparka geldi. Nehir, ‘Özgür’ diye seslenince Cihan ablasını sesinden tanıdı. Yıllar sonra yan yana gelen kardeşler gözyaşları içinde kaldı.
]]>Rüya mahkemede tanık olarak kürsüye çıktı ve olay gecesi mekana geri döndüğünü itiraf ederek gerçekleri anlattı. Rüya’nın açıklamalarından sonra Fecir serbest bırakılırken; ortada tek şüpheli olarak kalan Azad’ın ise tutuklu yargılanmasına karar verildi. Fecir’in hapisten çıkarken davullu zurnalı kutlamasına tanık olan Azad; amcası Bünyamin’den de sessiz kalma talimatı alınca hayal kırıklığına uğradı ve tek başına kaldığının farkına vardı.

UMUT TANRIKULU DÖNEMİ BAŞLADI!
Fecir’le yaptıkları anlaşmada sözünü tutan Umut, aynı karşılığı Emirkıranlar’dan göremeyince Bünyamin’le karşı karşıya geldi. Umut, Azad’ı kurtarması karşılığında hem babasının tahliye sözünü aldı hem de Harun Yakar’ın kovulmasını sağladı. Hukuk bürosundan ayrılışını bir gösteriye çeviren Harun, “Beni yakan bu ateş, dikkat et, seni kül eder.” sözleriyle Umut’u uyarmayı ihmal etmedi. Harun’un koltuğuna geçen Umut, Azad’ın avukatlığını üstlendi ve onu zayıf karnından vurarak Erdem’i öldürdüğünü itiraf ettirdi. Azad, köşeye sıkışınca; Umut son kozunu kullandı. “Ya seni hiç umursamayan Fecir’i seçeceksin ya da kendi hayatını!” diyerek, onu bu davadan kurtarmak koşuluyla Azad’a bir anlaşma sundu ve babasının dosyasını yeniden açabilmek için Azad ’tan yardım istedi.

HARUN GİZEMLİ KAZANIN ARDINDAKİ GERÇEKLERİN PEŞİNE DÜŞTÜ
Yıllar önce yaşanan kazada, arkadaşı olan savcı Süreyya’nın parmağı olduğunu fark eden Harun; ondan habersiz dosyayı tekrar açtı. Süreyya’ya amacını belli etmeden, kazadaki detayları araştıran Harun; hayatının seyrini değiştiren kazanın arkasında kimler olduğunu bulmak için Alev’den yardım istedi. Peşine düştüğü çeteye ait tüm bilgilerin Harun’da olduğunu öğrenen Alev, ona istediği bilgiyi vermek zorunda kaldı. Dosyadaki gizemli isme ulaşan Harun, onu bulmak için Kadri abisini devreye soktu. Sönmez Karakoç’la buluşmaya giden ikilinin başları belaya girince bu işten sıyrılıp sıyrılamayacakları merak konusu oldu.

UMUT, BABASINI KURTARMAYA ÇOK YAKLAŞTI
Mahkemede Erdem Kubilay cinayetinde ön otopsi raporunun hatalı olduğunu söyleyen Umut; maktulün kesin ölüm sebebinin yüksek doz madde kullanımına bağlı kalp krizi olduğunu iddia etti. Soruşturmada delil karartma olduğunu fark eden Umut’un, raporu yazan adli tıp doktorundan gerçekleri öğrendiği ve Azad’la da bu bilgiyi paylaştığı ortaya çıktı. Amcası Bünyamin’in, oğlunu kurtarmak için kendisini harcadığını öğrenen Azad, Umut’un teklifini kabul etti. Böylece babasının yeniden yargılanması için başvuruda bulunan Umut, Süreyya Savcı’dan başvurunun kabul edildiğini öğrendi. Babasını kurtarmaya çok yaklaşan genç avukatın sevinci ve babasıyla kucaklaşması ise izleyicilerin yüreklerini ısıttı.

RÜYA GERÇEĞİ ÖĞRENDİ!
Rıza’nın yeniden yargılanacağı haberi, Emirkıranlar cephesinde büyük bir şok etkisi yaratırken; bu işte Azad’ın bir parmağı olduğunu anlayan Fecir, öfkeden deliye dönüp Büşra Korkmaz cinayetiyle ilgili konuşunca; Rüya, abisinin Büşra’yı öldürdüğünü duydu. Bunun üzerine Rüya’nın Fecir’in yanında mı duracağı, yoksa Umut’a adalet savaşında destek mi olacağı, dizinin yeni bölümünde cevap bulacak.

MF Yapım imzalı Taş Kağıt Makas: Hayatın Oyunu dizisinin oyuncu kadrosunda Ekin Koç, Serra Arıtürk, Ozan Güven, Hande Ataizi, Burak Yörük, Hüseyin Avni Danyal, Yüsra Geyik, Bülent Seyran, Aytaç Uşun, Selim Galip ve Anıl Taşezen gibi usta isimler yer alıyor. Yönetmen koltuğunda Yusuf Pirhasan ve Volkan Keskin’in oturduğu, senaryosunu Uğraş Güneş’in kaleme aldığı Taş Kağıt Makas: Hayatın Oyunu, çarşamba akşamları Kanal D’de ekrana gelmeye devam edecek.
]]>
Survivor All Star’dan elenen son yarışmacı, dün gece netlik kazandı. Tv8 ekranlarında yayınlanan Survivor 2024 All Star’ın 8 Mayıs tarihli son bölümünde, eleme potasındaki isimler eleme düellosunda karşı karşıya geldi. 4 aşamalı oynanan düelloda Furkan, Batuhan, Sercan ve Yunus Emre kazanmak için adeta canını dişine taktı. Nefeslerin tutulduğu oyunun finalinde kaybeden Furkan oldu ve Survivor All Star’a veda etti. Peki, 8 Mayıs 2024 Çarşamba Survivor’dan kim elendi? Bu hafta Survivor’a veda eden isim kim oldu? İşte, Survivor All Star’dan elenen isim ve son bölümde yaşananlar.

SURVİVOR’DAN KİM ELENDİ?
Heyecanına hız kesmeden devam eden Survivor All Star’da çarşamba akşamı eleme düellosu izleyenleri ekran başına kilitledi. Bu hafta eleme potasına giren Yunus Emre, Sercan, Furkan ve Batuhan Survivor’da kalmak için karşı karşıya geldi. Öte yandan bu hafta Survivor’dan adaylığını ilk turda sildiren yarışmacılara kuzu tandır, pilav ve probiyotik yoğurt ödülü de verileceği açıklandı. Ayrıca ödülün sahibi olan yarışmacıların iki arkadaşını da ödüle götürme hakkı verildi.

Performans eşleşmesine göre ilk önce Yunus Emre ve Sercan karşı karşıya geldi. Bu etabın sonunda Sercan 5-4 skorla ilk turda kazanarak adaylığını sildirdi. İkinci karşılaşma ise Batuhan ve Furkan arasında oldu. Bu karşılaşmanın kazananı ise 5-1’lik skorla Batuhan oldu. Böylece Batuhan da eleme potasından çıktı.

Üçüncü etapta bu kez Yunus Emre ve Furkan final düellosunda mücadele verdi. 5 olan yarışmacının adaylığının düşeceği oyunda iki yarışmacı da kazanmak için canını dişine taktı. Nefeslerin tutulduğu etapta Yunus Emre 5-1’lik skorla Furkan’a karşı düelloyu kazandı. Böylece Survivor’dan elenen yarışmacı Furkan oldu. Adaya veda eden Furkan son kez duygularını dile getirdi.

‘MENTAL OLARAK YORGUNDUM…’
Survivor’dan elenen Furkan, “Dört buçuk aydır hatta daha fazla belki mücadele ediyoruz. Son iki haftadır mental olarak gerçekten yorgundum. Yani erkek evlatlar annelerine düşkün olur ya benim de annem biraz rahatsızdı buraya gelmeden önce. Annemi çok merak eder oldum, çok özler oldum. Kız arkadaşımı özlüyorum, açım. Herşey üst üste vurdu. Performansımda da zaten bir düşüş olmuştu. Ama bu sene burada olmaktan gerçekten çok mutluyum. Neden mutluyum; izlerken çok merak ettiğim, yarışmak istediğim bir Turabi ile yarıştım. Hızını çok merak ettiğim bir Hilmi Cem vardı karşıda eski şampiyon onunla yarıştım. Kendimi denedim. Çok sevdiğim arkadaşlarım oldu dışarıda görüşeceğim arkadaşlarım oldu. Yani buraya gelince insan ne söyleyeceğini bilmiyor. Şuan tüy gibi hafif hissediyorum. Açıkçası babam, dayım, kız arkadaşım bana kızacaklar. Neden daha fazla mücadele etmedin diye kızacaklar belki de. Ama emin olsunlar gerçekten terimin son damlasına kadar mücadele ettim. Burası çok yorucu. Çıkacak arkadaşlara da şimdiden söyleyeyim. Normal oynadığımız oyunlara da benzemiyor, atmosfer çok farklı. Hakkım geçtiyse birine yani benden taraf helal olsun. Sizleri çok seviyorum. Hatam olduysa yine kusura bakmayın.” dedi.

YENİ BÖLÜM FRAGMANI YAYINLANDI MI?
Survivor yeni bölüm fragmanı henüz yayınlanmadı. Fragman yayınlandığı zaman haberlerimizde yer vereceğiz.
Elindeki en büyük kozu sona saklayan Umut, Sude’nin tanık olarak duruşmaya bağlanmasını sağladı.
Fecir’in masumiyetini ispatlayan Umut, müvekkilinin beraatini talep etti.
Alev, elindeki büyük bir delili mahkeme başkanına sundu.
Ogün olay yerine geri dönen biri daha vardı. Kendisi bunu gizleme gereği duysa da baz istasyonlarından alınan raporlar o an orada olduğunu ispatladı… Bu kişi Rüya Emirkıran’dır…
Alev’in ağzından çıkan sözler duruşma salonunda buz gibi rüzgarlar estirdi.
Dizinin yeni bölümünde;
HTS kayıtlarına göre Rüya ve Azad’ın o gece Fecir’in ardından olay yerine gittikleri belirlendi.
Rüya, savunması ile kendisini aklamayı başarırken; bütün oklar Azad’a döndü.
Duruşmanın sonunda Fecir, denetimli serbestlik ile özgürlüğüne kavuştu. Azad ise tutuklanarak ceza evine gönderildi.

Umut, dava ile birlikte Bünyamin’in güvenini de kazandı.
Yeni avukatı ile bire bir görüşen Bünyamin, onun isteğini kırmadı ve Harun’un işine son verdi.
Emirkıranlar ile ilişiğinin kesildiğini Fecir’den öğrenen Harun, şirketin ortasında şov yaptı.

Neşet ile buluşan Umut, ona Emirkıranlar’ın baş avukatı olduğunu söyledi. Neşet’in endişesini gören Umut, ona her şeyin bir plan olduğunu söyledi.
Karanlıktan kurtulmak istiyorsan içeride bir ışık yakacaksın. Ben şu anda içerdeyim ve ateş de benim elimde. Rahat ol…
Savcı Alev, adli tıpa giderek Erdem’in otopsi raporunu aldı. Şüphelerinde haklı çıkan Alev, Erdem’in cinayete kurban gittiğini öğrendi.
Çıkışta Rüya ile karşılaşan Alev, Umut’un Emirkıran Holding’te çalışmaya başladığını öğrendi. Rüya’nın kendisini kıskandırmaya çalıştığını fark eden Alev’in de söyleyecek bir sözü vardı:
Avukatınıza söyleyin, Erdem’in itmeye bağlı olarak düştüğü ve cinayete kurban gittiği ortaya çıktı…
Azad’ı hapishanede ziyarete giden Umut, onu gerçekleri itiraf etmesi için zorladı.
Alev’e bir türlü ulaşamayan Umut, çareyi karşısına çıkmakta buldu.

Sevgilisinin Rüya ile yakınlığından rahatsız olan Alev, Umut’un sözleri ile ikna oldu.
Azad’ı kurtaracak hiçbir delil bulamayan Umut, ona sözde az ceza aldırmak için kusursuz bir plan yaptı.
Babasını kurtarmak için büyük bir adım atan Umut, Rüya’yı kullandı.

Emirkıranlar ile akşam yemeğinde buluşan Umut, karşısında Alev’i görünce neye uğradığını şaşırdı.
İlişkisine bu şekilde devam edemeyeceğini söyleyen Alev, Umut’u terk etti: Artık özgürsün…
Azad’ın duruşma günü geldiğinde Rüya ve Umut, salondaki yerlerini aldılar.

Bünyamin ve Fecir’in de hazır bulunduğu duruşmada, Umut beklenmedik bir tanık ile Erdem’in kalp krizi nedeniyle öldüğünü ispatladı.
Günün sonunda tutuklama kararı kaldırılan Azad, özgürlüğüne kavuştu.
Uzun takipler sonucu, Fecir’in doğum günü partisine yasaklı madde taşıyan kişiye ulaşıldı. Polislerin ifade için savcının odasına getirdiği kişi Alev’in babası çıktı.

Azad’ın imzaladığı belgelerle babasının yeniden yargılanması için talepte bulunan Umut’un başvurusu kabul edildi.
Savcı Süreyya vakit kaybetmeden gelişmeleri Bünyamin Emirkıran ile paylaştı:
Rıza Tanrıkulu yeniden yargılanacak…

Dizinin final sahnesinde;
Büyük panik yaşayan Fecir, olayın sorumlusu olarak Azad’ı gördü:
Bu korkak her şeyi anlatmıştır… Büşra Korkmaz’ı nasıl öldürdüğümü… Delilleri nasıl sakladığımı…
Baba-oğulun konuşmalarının hiç beklenmedik bir şahidi vardı: Rüya…
Daha önce birçok kez ailesinin Büşra Korkmaz cinayeti ile alakasının olup olmadığını araştıran Rüya, duydukları ile şoke oldu.
5 yıldır verdiği mücadelenin sonunda babasının yeniden yargılanmasını sağlayan Umut, güzel haberi Rıza’ya da verdi…

]]>
Şirketlerde teknoloji, yapay zeka ve dayanıklılığın öneminin ele alınacağı Teknoloji Liderleri Zirvesi’nde, Türk teknolojisinin global pazarlardaki yerinin yanı sıra global trendlerin şirketlerin teknoloji stratejilerine ve yatırımlarına etkisi tartışılacak. Etkinlikte, CIO’ların gözünden dijital dönüşümün sürdürülebilirliği ve yapay zekâ teknolojilerinin kullanımı gibi konular da masaya yatırılacak.
Günümüzde yerel yönetimlerin gündeminde yer alan ‘akıllı şehirler’ de yapay zekanın dokunacağı alanların başında geliyor. Bu kapsamda Dünya Ekonomik Forumu (WEF) için de birçok şehrin raporunu yöneten ve katkıda bulunan PwC’nin şehirler ve yerel yönetimler alanında global lideri Hazem Galal da zirvede bulunacak. Akıllı şehirler de dahil olmak üzere şehirlerin, yerel yönetim birimlerine strateji oluşturma ve uygulama konusunda uzmanlığa sahip olan Hazem Galal, akıllı şehir uygulamaları ve yapay zekaya dair katılımcılara küresel bir perspektif sunacak.
Teknoloji Liderleri Zirvesi’nin bu yılki farklı panellerinde 20’nin üstünde üst düzey konuşmacı yer alacak. TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, açılış konuşmasını yapacağı etkinlikte yapay zeka çağında yeşil ve dijital dönüşüm odağında görüşlerini paylaşacak. Vestel CEO’su Ergün Güler ‘Mobilite’ konusunda, Kalyon PV CEO’su Ersan Tüfekçi ise ‘Yenilenebilir Enerjide Yüksek Teknoloji ve Ar-Ge’nin Önemi’ başlığında görüşlerini aktaracak.
Etkinlikte yer alacak isimlerden bazıları şöyle: Hepsiburada CTO’su Alexey Shevenkov, Zorlu Enerji Ticaret Genel Müdürü İnanç Salman, Kontrolmatik Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Sami Aslanhan, Google Cloud Ülke Kanal Lideri Dr. Serhan Yılmaz, BCG Yönetici Direktör & Partneri Roberto Ventura, KP Law Yönetici Ortağı Av. Onur Küçük, Securitas Bilgi Teknolojileri Ülke Yöneticisi Aykut Yılmaz, QNB Finansbank GMY Derya Düner ve Global IT Bulut Mühendisliği Direktörü Burak Akusta.
Teknoloji liderleri hangi alanlara yatırım yapıyor
Teknoloji Liderleri Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen En Etkin 50 Teknoloji Lideri Araştırması’na katılan teknoloji liderlerinin son bir yılda yatırım yaptıkları yenilikçi teknolojiler arasında; bulut teknolojileri, yapay zekâ, veri analitiği, dijital dönüşüm ve siber güvenlik çalışmaları ön plana çıkıyor.
Çeşitli kriterler ile oluşturulan En Etkin 50 Teknoloji Lideri listesinde yer alan yöneticilerin yüzde 30’u yüksek lisans derecesine sahip. Söz konusu liderlerin yüzde 20’si ODTÜ ve İTÜ mezunu iken, bu üniversiteleri yüzde 12 ile Boğaziçi Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi takip ediyor. En Etkin 50 Teknoloji Lideri’nin yüzde 50’si, ortalama yedi yıl ve üzeri üst düzey yöneticilik tecrübesine sahip.
]]>
Survivor All Star’da 4. ve son eleme adayı salı akşamı dokunulmazlık mücadelesi sonrası ada konseyinde belli oldu. TV8 ekranlarında sevenleri ile buluşan Survivor’ın 7 Mayıs 2024 tarihli son bölümünde, dokunulmazlık mücadeleleri devam etti. Konseyde açıklamalarda bulunan Acun Ilıcalı, “Artık Survivor’da yeni bir döneme giriyoruz.” diyerek yeni kuralları duyurdu. Bu hafta Survivor’da eleme adayları, Yunus Emre, Batuhan ve Sercan olarak belirlenmişti. Hız, denge ve gücün ön planda olduğu haftanın son dokunulmazlık oyununu kırmızı takım kazanırken, mavi takımda ise takım arkadaşlarından en fazla oyu alan bir erkek yarışmacı Survivor eleme adayı oldu. 4 adayın da belirlenmesinin ardından, eleme düellosunun eşleşmeleri de şekillendi. Peki, 7 Mayıs 2024 Survivor All Star son eleme adayı kim oldu, eleme potasına kim gitti? İşte, son bölümde yaşananlar.

SURVİVOR’DA ELEME ADAYI KİM OLDU?
Büyük finale adım adım yaklaşan Survivor All Star’da dokunulmazlık karşılaşmaları dün gece de devam etti. Dokunulmazlık oyununu kaybeden mavi takımda konsey toplandı. Yarışmacılar ilk olarak adadan gitmesini istedikleri isimler için oylarını verdi. Yapılan oylama sonucu, Furkan 4 oy alarak haftanın son eleme adayı seçildi.

Survivor All Star’da haftanın diğer eleme adayları ise Yunus Emre, Batuhan ve Sercan olmuştu. 4 yarışmacının da belli olmasının ardından düello eşleşmeleri de netlik kazandı.

PERFORMANS EŞLEŞMESİ BELLİ OLDU
Adayların belli olmasının ardından Acun Ilıcalı performansa göre düello eşleşmelerini açıkladı. Ilıcalı, düelloda eşleşmenin Yunus Emre-Sercan, Furkan-Batuhan olduğunu açıkladı.

SURVİVOR DOKUNULMAZLIK OYUNUNU KİM KAZANDI?
Survivor 2024 All Star’da kırmızı ve mavi takım dün gece haftanın 4. ve son dokunulmazlık mücadelesinde karşılaştı. Kazanan takımın ödülü de elde edeceği dokunulmazlık oyununda ilk önce avantaj heyecanı yaşandı. 8 olanın kazanacağı avantaj mücadelesinin finalinde parkura Özgür ve Batuhan çıktı. Heyecan dolu karşılaşmada, Özgür’ün sayısı ile avantajı kırmızı takım 8-2 kazandı.

Dokunulmazlık karşılaşmasının ikinci etabında ise bu kez takımlar bayrak yarışında karşı karşıya geldi. 12 olanın dokunulmazlığın sahibi olacağı oyunun final etabında parkura Seda ve Nefise çıktı. Son sayıyı Nefise’nin almasıyla kırmızı takım bayrak yarışını 12-3 kazandı. Böylece kırmızı takım dokunulmazlığı ve ödülü elde etti.

ACUN ILICALI YENİ KURALLARI AÇIKLADI
Öte yandan dün gece ada konseyinde Acun Ilıcalı Survivor’daki kural değişikliklerini açıkladı. “Artık yeni bir döneme giriyoruz.” diyen Ilıcalı, sistemde yenilik yapılacağını söyledi. Ilıcalı şunları söyledi;

“Survivor’da bundan sonra kadın erkek karışık aday olabileceksiniz. Artık düellolarda erkek ve kadın olma zorunluluğunuz yok. İkinci büyük haberimiz de takımlar haftalık kaptanlık sistemine geçiyor. Üçüncü haberim de Survivor’da haftalar artık 4 gün… Çünkü hızlandırılmış elemeler bu hafta itibariyle başlıyor. Sistemin son detayını da söyleyeceğim. Sistem şöyle olacak; artık 3 dokunulmazlık oynayacaksınız ve 4 aday çıkaracaksınız.” dedi.

YENİ BÖLÜM FRAGMANI YAYINLANDI
Survivor All Star 2024'e hangi yarışmacı veda edecek? Survivor All Star 2024 yeni bölümüyle bu akşam 20.00'de TV8'de. #SurvivorAllStar2024 #SurvivorTürkiye #Survivor #SurvivorAllStar pic.twitter.com/uNj9rI5Ifd
— Survivor Türkiye (@survivorturkiye) May 7, 2024
– Süreç çok zordu. 3 sezon geçirdik ve biz 86’ncı bölümde bunu işlemeye başladık. 86 bölüm öncesinde bir Tuğçe büyüttüm içimde. Elini tuttuğumda ergendi. Düştük, ayağa kalktık, toparladık, polis oldu, hayata tutundu, âşık oldu derken böyle bir olayın başına gelmesini beklemiyordum. Süreç içinde de bir süre kabullenmedim.
◊ Senaryoyu görünce ne yaptınız?
– Direkt ağladım. Eve gittim bir daha ağladım ve şunu dedim kendime: “Yapacak bir şey yok. Tuğçe’sin. Yapacaksın. Ekibine güven, senaryoya güven, hocalarına güven.” Hep bir güven sürecinden geçiyor, bir noktada da seyirciye güvenmek gerekiyor. Güvenle atlattım ama zor bir süreçti.
◊ Role nasıl hazırlandınız?
– Hazırlanılmıyor. Bir kadın olarak, bir kız olarak çok gerçek işlendi. Bir noktaya kadar performans kaygısı güttüm çünkü gerçek hayatın içinde olan bu konuyu gerçek oynamam gerekiyordu. Çok hassas bir konu. Sonra da role nasıl girerim, o durumdan nasıl çıkarım onu düşündüm. Kendime hep bunun bir kurgu olduğunu hatırlattım. Kurgu ile gerçeği hep ayırmaya çalıştım.

◊ Ne tür yorumlar aldınız?
– Hem çok güzel hem de olumsuz eleştiriler aldım. Bir grup seyirci bu konunun ekrana taşınması doğru bulmadığını belirten yorumlar yaptı. Ama gerçek hayatta da yaşanan bu konu karşısında susmamamız lazım. Biz “Yargı”da hep ağır konuları işledik. Toplumun aynası bir iş bu. Biz gerçek hayatta olmayan hiçbir şeyi işlemedik. O yüzden maalesef cinsel istismar da var ki “Yargı”da yer aldı.
◊ Setteki hava nasıldı o sahnelerin çekildiği süreçte?
– Ben çok seviyorum ekibimi. Muazzam hocalarımız var. Hepsi abim ablam gibi. Gülay Say oyuncu koçluğumu yaptı. Beni gerçekle kurgu arasından koparan ve birleştiren de oydu.
‘YARGI’ DOĞUM NOKTAM
◊ “Yargı” dizisi dönüm noktanız mı oldu?
– Kesinlikle. Hatta “Yargı” doğum noktam bile diyebilirim. Gözlerimi açtığımdan beri oyunculuk yapıyorum ama “Yargı” her şeyin daha gerçek olduğu hayatı daha gerçek noktadan görmeye başladığım yaşlarımın ilk sürecinde hayatıma dahil oldu. 16 yaşındaydım girdiğimde. Ne olacak bilmeden iş ilerledi, uzun soluklu oldu. İyi senaryoda herkesin hikâyesi de iyi işleniyor. O yüzden kendi karakterimin de hikâyesini iyi performansla gösterebildiğimi düşünüyorum. “Yargı” bu noktada kesinlikle doğum noktam.
◊ Canlandırdığınız Tuğçe karakteri cevval, cesur bir tip. Sizinle kesişen ve ayrışan yanları neler?
– Başlarda hiç kesişmiyorduk. Ben Tuğçe’yi başlarda hiç sevmiyordum. Ama sevgi nefret bağı kurduk birlikte. Çünkü benden çok ayrı. İşin zaten zevkli tarafı buymuş; kendinden alakasız bir şeyle empati kurabilmek. O yüzden Tuğçe bana çok farklı şeyler öğretti. Artık daha fazla kesiştiğimiz nokta var. Sanırım en benzer yanımız kararlılığımız ve hırsımız. Son bölümlerde de yaşadığı zorluklara rağmen hayata tutunan bir kadın görüyoruz. Bana da öğrettiği en büyük şey o oldu. Umarım hiçbir kadın bunu yaşamaz. Keşke yaşamasa. Tuğçe güçlü bir karakter, bana da güçlü durmayı öğretti her noktada.
◊ Siz daha sessiz sakinsiniz sanırım.
– Ben bir tık daha sessiz sakinim ama yerine göre değişir. Arkadaşlarım çok konuştuğumu söyler mesela. Sette de acayip gevezeyimdir.

SERÜVENİN SONUNA GELMEK HEPİMİZİ ÜZÜYOR
◊ Finale doğru gidiyorsunuz, nasıl hissediyorsunuz?
– Sette herkes çok duygusal. Çünkü 3 sene yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmedi. Bir hikâyenin sonuna geliyor ve bir serüvenin sonuna gelmek hepimizi çok üzüyor. O kadar fazla anım var ki herkesle. Çok fazla ders, öğreti var. Ben bayağı bir buruğum. Ama her güzel şeyin bir sonu var. “Yargı”nın bu kadar güzel başlayıp noktalanması da geriye dönüp bakınca ileride çok güzel bir anı olarak kalacak.
Sınırlarımı zorlayacak işler yapmayı çok seviyorum
◊ Siz çok küçük yaşlarda girdiniz sektöre, nasıl oldu?
– Ailem yönlendirdi. 3.5 yaşlarında girdim sektöre. Oyunculuğu çok seviyorum ben. Hayat çok kısa ama tek bir insan olmak için de fazla uzun. Ben her güne farklı bir insan olarak uyanabilirim. Bir sürü hayat ve bu fikrin bana çocukken verilmiş olması çok güzel hissettiriyor. Bir daha dünyaya gelsem yine oyuncu olmak isterdim.
◊ Şu an hangi rol hayaliniz?
– Çok fazla var. Sınırlarımı zorlayacak işler yapmayı çok seviyorum. Bir deliyi oynamak isterdim. Ya da tamamen silik bir karakteri oynamak isterdim.
◊ İşin eğitim süreci ne durumda?
– Oyunculuk adına bir eğitim almıyorum. İstanbul Üniversitesi’nde Felsefe okuyorum. 14 sene sette zaten her günüm bir ders niteliğinde oldu. Çok değerli isimlerle çalıştım; Cezmi Baskın, Hüseyin Avni Danyal, Haluk Bilginer… Onların kendi aralarında tiyatroyla alakalı konuştuğu bir anısını asla dinlemekten çekinmem. O yüzden setlerde geçirdiğim her gün bir ders gibi.
En büyük hayalim tiyatro yapmak
◊ Dışarıda aldığınız en enteresan yorum ne oldu?
– Marmaray’da tatlı teyzeler, ablalar yanındaki arkadaşıyla konuşurken ben orada değilmişçesine “Bak bak Tuğçe, komiserin kızı. Ekranda ne kadar kiloluymuş, burada ne kadar zayıf” diye konuşuyorlar. Bayılıyorum, günüm neşeleniyor onlarla karşılaşınca.
◊ Kendinizi 10 yıl sonra nerede hayal ediyorsunuz?
– Tiyatro sahnesinde hayal ediyorum. Çünkü en büyük hayalim tiyatro yapmak. 10 sene sonra kariyerim nasıl ilerler bilmem ama kesinlikle ben oyunculuğu seviyorum. Her güne başka biri olarak uyanmayı seviyorum ve bu noktada bana en iyi hissettirecek, besleyecek şey de tiyatro yapmak.
]]>İTÜ, Turkcell ve Ericsson arasındaki Ar-Ge iş birliği; öğrencilere ve akademisyenlere 5G’ye yönelik araştırma-geliştirme projelerinde aktif olarak çalışma fırsatı sunacak. Projenin, telekomünikasyon ekosistemi ve teknoloji endüstrisine nitelikli insan kaynağı yetişmesi adına da önemli bir rol üstlenmesi hedefleniyor. Turkcell’in fiber altyapısı üzerinde inşa edilen 5G test ağı, Ericsson tarafından sağlanan çekirdek şebeke ve yeni nesil akıllı antenler gibi donanımlar ile Turkcell şebeke yönetim sistemlerine entegre şekilde hizmet verecek.
İmza töreninde konuşan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu, “İTÜ olarak, eğitim ve araştırmanın yanı sıra inovasyon ve teknoloji transferinde de öncü rol oynamaktayız. Turkcell ve Ericsson ile gerçekleştirdiğimiz bu Ar-Ge iş birliği, üniversitemizin akademik birikimini sanayi ve teknolojiyle buluşturarak, öğrencilerimiz ve araştırmacılarımız için benzersiz fırsatlar sunuyor. 5G Teknoloji Kampüsü, akademik araştırmaların gerçek dünya uygulamalarına dönüşebileceği bir ortam sağlayarak, bilimin sınırlarını genişletiyor. Burada kurulan 5G test ağı, araştırmacılarımızın bu yeni teknolojileri kullanarak insanların yaşamlarını nasıl iyileştirebileceğini keşfetmeleri için bir test ortamı görevi görecek. Ayrıca öğrencilerimizin 5G çalışmalarına katılmaları ve yenilikçi bilgi ve iletişim teknolojileri çözümlerinin gelişimine aktif olarak katkıda bulunmaları için ideal bir fırsat sunacak. Bu sayede, teknoloji alanında güçlü yetenek havuzuna da katkılar sağlamış olacağız” dedi.

Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ise imzalanan anlaşma kapsamında şunları söyledi: “Turkcell olarak, ülkemizi global teknoloji haritasında daha rekabetçi bir konuma taşıyacak her türlü yenilikçi yaklaşımı destekliyoruz. Yeni nesil 5G teknolojisi; yakın gelecekte eğitimden sağlığa, ulaşımdan sanayiye tüm endüstrilerde dönüştürücü bir etki oluşturacak. İstanbul Teknik Üniversitesi ve Ericsson ile olan bu iş birliğiyle başlattığımız 5G Teknoloji Kampüsü projesi ile hem akademisyenleri ve genç zihinleri iş dünyasıyla bir araya getiriyor, hem de çeşitli kullanım senaryolarını ve son teknolojilerin pratik uygulamalarını gerçekleştiriyoruz. Bireyler ve kurumlar için yeni nesil mobil ağları, ilk ve öncü olarak sunma konusundaki çalışmalarımız sürüyor. Önümüzdeki yıllarda da benzer Ar-Ge projeleriyle birçok yeniliğe imza atacak ve yerli teknoloji ekosistemini genişletmeye devam edeceğiz. Oluşan bu birikimlerle ülkemizin 5G teknolojisine geçişinde de liderliğimizi ve rehberliğimizi sürdüreceğiz.”
Ericsson Türkiye Genel Müdürü Işıl Yalçın ise “Ericsson olarak, ülkenin önde gelen akademik kurumları ve iletişim altyapısı sağlayıcılarıyla iş birliği içinde Türkiye’deki yerel Ar-Ge ekosisteminin gelişimini sürdürmeye kararlıyız. 5G Teknoloji Kampüsü’nün İstanbul Teknik Üniversite yerleşkesinde başlatılması, gelişmekte olan teknolojileri kullanarak daha bağlantılı bir dijital gelecek inşa etmek için ortak çabalarımızın bir adımı. Ericsson ve Turkcell, Türkiye’de 2G mobil iletişimin tanıtımından bu yana verimli bir ortaklık yürütüyor. İki şirket, ülkenin ve bölgenin yaşam kalitesini artırmak, işletmeleri güçlendirmek ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek adına, son teknoloji mobil telekomünikasyon ağları kurmak için yakın iş birliği içindedir. Bunun güzel adımlarından birini de İTÜ’deki 5G Teknoloji Kampüsü’nde attığımız için çok mutluyuz” yorumunda bulundu.
]]>Otelden ayrılan Dilber, Azem’e mesafeli davranmaya devam etti
Özgür, sevgilisi Elif’e yaşadıklarını anlatıp, işleri daha iyi bir hale getireceğini söyledi.
İkili vedalaşırken romantik anlar yaşadı.

Arkadaşı Kasım’ın yanına giden Azem, kızını bulmaya yaklaştığını söyledi. Kasım da eşi Nergis ile kavga ettiğini anlattı.
Hapisten çıkan Nusret, otoparka geldi. Güngör, Nusret’i görünce oğlunun başını belaya sokmasından korktu. Nusret’i tersleyen Güngör, ‘Bunlar okuluna giden, sokakta top oynayan iyi çocuklardı. Hepsini baştan sen çıkardın, umarım akıllanmışsındır. Kız kardeşini buradan kurtarmaya çalışıyorsun, başkalarının çocuklarını neden kurtarmıyorsun’ diye sordu.
Nusret ise, ‘Ben arkadaşların hiçbirine zorla bir şey yaptırmadım.’ dedi.
Öfkelenen Nusret, kardeşi Hatice’nin sevgilisi Suat’ın yanına gidip onu kovdu; ‘Bana seviyorum ayağı yapma, seven insan vazgeçer, bir şeyden vazgeçer… Git babanın dükkanına iyi bir berber ol, sonra gel kızı iste.’

Suat, Hatice’nin çalıştığı eve gidip onunla görüştü. Abisinin söylediklerini anlattı; ‘Beni kovdu, git berberde çalış’ dedi. Daha sonra Hatice’ye veda etti; ‘Büyük hedeflerim var bu hayatta benim. Babamdan daha güçlü olmak istiyorum’

Yıldız ile Dilber, müzikholden ayrılıp dükkan açma planları yaptı. Kamuran’a giden ikili iş yeri açmak için 200 bin TL istedi. Kamuran ise para vermeyip ikiliye kapıyı gösterdi.

Hatice ile dertleşen Ayça, okulun tuvaletinde şarkı söylerken müdüre yakalandığını anlattı. Okul müdürü, Ayça’dan bahar şenliğinde şarkı söylemesini istedi. Rezil olmaktan korkan Ayça’ya Azem destek oldu. Piraye de kızın şarkı söyleyeceğini duyunca büyük heyecan yaşadı ama Ayça teklifi kabul etmeyeceğini söyledi.

Aleyna’yı bir odaya kapatan Reyyaz, ‘Ben nerede yanlış yapıyorum, bütün sevdiklerim neden bana ihanet ediyor’ diye sordu. Aleyna da ‘Belki onlar seni o kadar sevmiyordur’ karşılığını verdi. Necmi ise Aleyna’ya mesaj atıp iyi bir haber bekledi.
Reyyaz, Özgür’ü arayıp iş konuşmak için evine davet etti; ‘Yalnız gel, kimseye de bahsetme’
Özgür ile Reyyaz bir araya geldi. Reyyaz, Aleyna’yı öldürmediğini söyledi. Özgür’e ‘Ne yapmalıyım’ diye sordu. Özgür de ‘Kalbinizi dinleseniz daha iyi bence’ karşılığını verdi.

Reyyaz ‘Necmi kim? O çocuk ne için Aleyna’ya mesaj gönderiyor’ diye sordu. Özgür duydukları karşısında büyük bir şaşkınlık yaşadı.
Reyyaz, ‘Sen benim işime yaracak bir adamsın, yanındakileri istemem, Sırat’ın adamlarını al sen benim için bir şey daha yapacaksın; Aleyna’yı öldüreceksin’ teklifinde bulundu.

Nergis, Azem’i arayıp romanı çok beğendiğini söyledi. Kasım da eşine destek verdi.
TEFECİYE DÜŞTÜLER
Zerre, Yıldız ve Dilber, ‘Yorgancı’ olarak bilinen tefecinin yanına gitti. Yorgancı üçlüye 100 TL vermeyi kabul etti.

Suat, Nusret’in yanına gelip, Hatice’den ayrıldığını söyledi. Nusret de ‘Neden sevdanı seçmedin’ diye sordu.
‘Bence insan birini seviyorsa olduğu gibi kabul etmek, ben kabul ettim o etmedi. Değişmemi istedi’

Reyyaz’ın yanından çıkan Özgür, Necmi’nin yanına gitti. “Aleyna’ya neden mesaj attın” diye sordu. İkili tartışma yaşadı.
Kendisini takip eden aracın plakasını alan Azem, eski öğrencisi polis Erman’ı arayıp ondan yardım istedi. Erman hocasına yarım sözü verdi.

Özgür, babasının kaldığı otele gitti. Baba-oğul dışarı çıkıp sohbet etti. İçinde bulunduğu durumu babasına anlattı; ‘Reyyaz Bey enteresan bir adam. Şimdiye kadar karşılaştığım insanlara benzemiyor. Sırat’ın pozisyonunu teklif etti ama sadece beni istedi, arkadaşlarımı bırakmam şartıyla. Ya teklifi kabul edeceğim ya da her şeyi kaybedeceğim.

Azem de ‘Eğer sana iki kötü seçenek sunuyorsa yapacağın tek şey üçüncü bir alternatif bulmaktır’ sözleriyle oğluna yol gösterdi.
Reyyaz’ın yanına giden Özgür, tam teklifini söyleyecekken odaya sevgilisi Elif girdi, karşısında Elif’i görünce büyük şaşkınlık yaşayan Özgür ne diyeceğini bilemedi.

ANADOLU ATEŞİ’NDEN ÖZEL GÖSTERİ
Ayça’nın okulunda düzenlenen bahar şenliklerinde Anadolu Ateşi sahne aldı. Gösteri büyük ilgi gördü.

AYÇA SESİYLE BÜYÜLEDİ
Daha sonra Ayça, ‘Sen Orda Yoksun’ performansını sergiledi. Bütün salon Ayça’yı alkışladı. Kızıyla gurur duyan Piraye gözyaşlarını tutamadı. Bu özel günlerinde Azem, Piraye ve Ayça’yı yalnız bırakmadı.

Elif ile buluşan Özgür, Reyyaz’ın Elif’in babası olduğunu öğrendi. “Doktor demiştin, yalan mı söyledin?” diye sordu. Elif de ‘O üvey babam’ cevabını verdi.

NEHİR, ÖZGÜR’Ü GÖRDÜ
Özgür ve Elif’i uzaktan izleyen Nehir ilk kez yüzünü gösterdi. Nehir kardeşini görünce gözyaşlarını tutamadı.

]]>

Fecir, (Burak Yörük) görkemli doğum günü partisine Rüya’yla (Yüsra Geyik) birlikte Umut’un (Ekin Koç) da katıldığını görünce neye uğradığını şaşırdı. İkilinin arasındaki soğuk savaş tüm hızıyla sürerken; Umut’un Fecir için hazırladığı sürpriz, doğum gününe damgasını vurdu. DJ setinin başına geçen Umut, Büşra’nın ölmeden önce yorumladığı duygu yüklü şarkıyı açtı. Tüm dengesi alt üst olan Fecir, arkadaşı Erdem’in Rüya hakkında söylediği uygunsuz lafları da duyunca öfkesine yenik düştü ve herkesin içinde tehditler savurarak üzerine saldırdı. Ertesi sabah partinin gerçekleştiği plazanın bahçesinde Erdem’in ölü bulunması ise bütün okları Fecir’e yöneltti. Bu şüpheli ölüm dosyasında maktulün Emirkıranlar’a ait bir plazanın bahçesinde bulunduğunu öğrenen Savcı Süreyya (Hande Ataizi), dosyayı yardımcısı Alev’e (Serra Arıtürk) verdi. Olay yerinde inceleme yapan Alev, Fecir ve Azad’ı Erdem Kubilay’ın ölümünün baş şüphelileri olarak gözaltına aldırdı.

FECİR’İN ZOR SEÇİMİ
Harun, (Ozan Güven) olayla ilgili hiçbir şey hatırlamayan Fecir’e ancak o geceyi bilen, her detayı hatırlayan Umut’un onu bu işten sıyırabileceğini söyledi. Köşeye sıkışan Fecir, Umut’tan yardım istedi ama Umut, “Sana çölde bir damla bile su yok” diyerek Fecir’in ona yaptığı tüm teklifleri reddetti. Bu esnada Fecir’i gören ve onu daha önce hapishanede ziyaret ettiğini hatırlayan Rıza (Bülent Seyran), aniden fenalaştı. Babası için vaktin daraldığını anlayan Umut, düşmanı Fecir’in avukatlığını üstlendi ve “Ben seni bu işten kurtarırım şayet sen de istediğim şeyi bana verirsen” diyerek ona bir anlaşma teklif etti. Fecir’den babasının tahliye olmasının önündeki engellerin kaldırmasına yardımcı olmasını talep eden Umut, aynı zamanda Harun Yakar’ı bitirmesini ve ona sağladığı tüm imkanları geri çekmesini istedi.

SIR PERDESİ ARALANIYOR
Geçmişte babasını kaybettiği kazada Umut’la kaderlerinin bağlandığını fark eden Harun, tarihin tozlu sayfalarını yeniden açtı. Olayla ilgili aydınlanması gereken noktaların olduğunu bilen Harun, bu kazayı derinlemesine araştırmaya başladı. İstediği sonuçlara bir türlü ulaşamayan Harun, acılı ortak geçmişlerini Umut’la paylaşmak istedi. Günlerdir Harun Yakar’dan kaçan Umut, konunun ailesiyle ilgili bir durum olduğunu öğrenince onunla buluştu. İkilinin kader ortaklığı ve geçmişlerine dair yaptığı duygu yüklü konuşma ise izleyicileri derinden etkiledi.

YOKSA RÜYA KATİL Mİ?
Umut, Alev ve Fecir’i bir araya getiren duruşmada; Erdem Kubilay’ın intihar ettiğini ileri sürerken, Alev ise dosyadaki kanıtlar doğrultusunda bunun bir intihar vakası olmadığını ve Erdem’in kasıtlı olarak binadan atıldığını iddia etti. Umut bu iddia karşısında sessiz kalınca; Bünyamin, Rıza için verdikleri sözün geri alınmasını emretti ve polisler Rıza’yı cezaevine götürmek için hastaneye gitti. Herkes Umut’un Fecir’e bir oyun oynadığını düşünürken, Umut mahkemeye sürpriz bir tanık davet etti. Duruşmadan önce, Fecir’e saplantılı bir şekilde takıntılı olan Sude’nin beyanlarındaki eksikleri fark eden Umut’un, onunla konuştuğu ve gerçekleri anlatması için onu ikna ettiği ortaya çıktı. Sude’nin tanıklığından sonra Fecir’in Erdem’i öldürmediği kanıtlansa da davanın seyrini değiştiren asıl hamleyi Alev yaptı. Erdem’in ölü bulunduğu gece olay yerine Rüya’nın geri döndüğünü güçlü kanıtlarla mahkemeye sunan Alev, Rüya’nın tanık olarak dinlenmesini talep etti. Mahkeme salonundakiler bu bilgiyle şoke olurken, bu cinayette Rüya ve Azad’ın bir parmağının olup olmadığı ise izleyiciler için büyük merak konusu oldu.

Yönetmen koltuğunda Yusuf Pirhasan ve Volkan Keskin’in oturduğu, senaryosunu Uğraş Güneş’in kaleme aldığı Taş Kağıt Makas: Hayatın Oyunu, çarşamba akşamları Kanal D’de ekrana gelmeye devam edecek.
]]>
Survior All Star 28 Nisan Pazar akşamı 98. bölümüyle izleyicilerin karşısına çıktı. Geçtiğimiz akşam yayınlanan bölümde haftanın ikinci eleme adayı belli oldu. Son bölümü kaçıranlar ise merak içerisinde “Survivor All Star ikinci eleme adayı kim oldu?” sorusunun cevabını araştırıyor. İşte dokunulmazlık oyunu ve sonrasında konseyden çıkan haftanın ikinci eleme adayı…

BATUHAN’DAN SERT SÖZLER: ÖYLE KOLAY PRİM VAR MI?!
Bir önceki Konsey’de yaşananlarla ilgili Batuhan’dan ilk yorum geldi. Batuhan konseyde olanları şu sözlerle değerlendirdi:
Sağına soluna baktı, dedi ki ben burada tutunamıyorum. SMS de yok ama şarkı oylamaları falan da var, bir yerden yürümek lazım. Ne yapsak diye düşünürken bir hikaye yazması lazım olduğunu düşündü. 2021’den bir hikaye tuttu oradan bir tane. Acun abinin çok sevdiği bir şarkı vardır bilir misiniz? Alçaklara kar yağıyor üşümedin mi, sen bu işin sonunu düşünmedin mi? Öyle kolay kolay prim var mı ya. Kaldı mı o dönemler. Artık öyle her konuşana yükselmek yok. ‘Buyur kardeşim o senin fikrin devam et’ var.

ALEYNA NOKTAYI KOYDU: BEN ONUN BİLDİĞİ KADINLARDAN DEĞİLİM!
Yunus Emre ile arasında yaşanan gerginlik ve konseydeki Batuhan olayını değerlendiren Aleyna ise şu yorumlarda bulundu:
Ada hayatında ve normalde oyunlarda sürekli bir şeyleri kırıyor. Sürekli bir yerleri yakıyor ve kendisine zarar veriyor. Kendisine zarar verdiğinden ötürü bir aydır oynayamayan bir oyuncu var. Ben de bacağımın yanmasıyla bir tepki verdim. Beni sakın ama sakın ne karısıyla, ne kardeşiyle, ne annesiyle ne de ailesinin herhangi bir kadınla karıştırmasın. Çünkü bana kimse bu zamana kadar küfredemedi. Kötü söz söyleyemedi. İstediğine gitsin istediğini söylesin ama ben onun o bildiği kadınlardan değilim.
Bana çok kötü dakikalar yaşattı ailemle. Söz hakkım olmadığı için bir cevap veremedim. Onu o konseyde yerin dibine sokmasını da bilirdim ama ben o konseyde olsaydım zaten o konuşmayı yapamayacaktı. Aynı bu konseyde olduğu gibi öyle bir R yaptı ki. Özürler dilendi, yanlış anlaşıldığını dile getirmeye çalıştı ama olayda aslında yanlış anlaşılan bir durum yok. Batuhan tam olarak ne hissettiğini söyledi ve gayet açıktı. Ondan almam gereken bir intikam var aslında ama hala onu alabilmiş değilim. Benim kardeşimin gözünden düşecek bir damla gözyaşı için ben bu dünyayı yakarım. Batuhan’ı da tanımam kimseyi tanımam. Benim bir tane kırmızı çizgim var arkadaşım, ailem. Sen benim aileme laf edersen olacaklardan bu saatten sonra sen sorumlu olursun.

FURKAN VE MERVE ARASINDA GERGİN DAKİKALAR
Dokunulmazlık oyunu sırasında Furkan, takım arkadaşlarını yeteri kadar destek olmamakla suçlayınca Merve çileden çıktı ve Furkan’a “Bu gerginliğe hiç gerek yok. Böyle gerildiği zaman ben çok gerilim tokatlarım yani Furkan’ı. Gerçekten tokatlarım. Bu tezahürat etmek ya da yanında olmak böyle bir şey değil. Böyle gerginlikle ona buna ahkam kesmekle olmuyor.” sözleriyle tepki gösterdi.

DOKUNULMAZLIK OYUNUNU HANGŞ TAKIM KAZANDI?
Geçtiğimiz akşam ekrana gelen Survivor All Star 98. bölümde dokunulmazlık oyununu ise 12-8’lik skorla “kırmızı takım” kazandı.

İKİNCİ ELEME ADAYI KİM OLDU?
Dokunulmazlık yarışını kaybeden mavi takımdan bu hafta eleme potasına ikinci isim olarak Batuhan gitti. Adının eleme potasına yazılması sonrası Batuhan, “Girdik yine potaya inşallah sağ salim çıkarız. Ondan sonra haftaya yine erken sonra karışık. Düelloya girmek bir adet oldu benim için” yorumunda bulundu.

Dizinin yeni bölümünde;
Ev kazasına tanıklık edenleri ifadeye alan Ilgaz’a Eren Komiser eşlik etti.
Karısının öldürüldüğünü iddia eden Yılmaz, eşinin temizlik görevlisi olduğunu kazadan da ev sahiplerinin sorumlu olduğunu söyledi.
Ilgaz, ev sahiplerini de ifadeye aldı. İkili, hizmetçi Serap’ın merdivenden düştüğünü iddia etti.
Ilgaz’dan yardım isteyen Yılmaz, ‘ne olur bizi yalnız bırakmayın Savcım, paraları var, güçlüler ya…’ sözleriyle gözyaşlarına boğuldu.

Efe’nin evlilik teklifiyle büyük sevinç yaşayan Tuğçe, sevgilisinin desteğiyle zor günleri atlatmaya başladı.
YEKTA HARAKETE GEÇTİ
İclal Savcı’nın babasının katilinin peşine düşen Yekta, Rafet’ten bilgi aldı. Yekta, Rafet’e suç duyurusunda bulunmasını istedi. İclal Savcı’nın yanına giden Rafet çektiği fotoğrafları verdi. İclal de Kubilay amiri görevlendirdi.

Ceylin, yeni bir dosyaya başladı. Okula gittiğini söyleyen Ceylin, ‘Çocuklar gözümün önünde hastalandı, bunun sebebi de öğretmenleri’ dedi. Öğretmen hakkında bilgi toplayan Ceylin, bir ipucu aradı. Tekrar okula giden Ceylin, öğrencilerle konuşup bilgi aldı.

Serap’ın ölümünü araştıran Ilgaz olay yerine gitti. Çalışanlardan bilgi aldı. Olay yeri incelemede çalışan Göksu, bulduğu delilleri Ilgaz’a anlattı.
İCLAL SUÇLULARIN PEŞİNDE
Olay yerine giden Kubilay amir, Bülent Kısmetov’un darp ettirdiği şahsı buldu. İclal Savcı hemen Kısmetov’u ifadeye çağırttı.
Bülent Kısmetov avukatını aradı, avukatı da kendisini Yekta’ya yönlendirdi.

Ceylin, eşi Ilgaz’ı arayıp sitem etti; ‘Bizim evlilik yıl dönümümüz ne zaman, biz hiç kutlamadık’ Ilgaz da eşine sürpriz yapacağının sözünü verdi.
Görevine geri dönen Eren Komiser ekip arkadaşlarının sıcak karşılamasıyla büyük mutluluk yaşadı.
ILGAZ’I ŞÜPHELENDİREN İDDİA
Serap’ın ölümünü araştıran Ilgaz, ev sahibi Oktay ile görüştü. ‘Duştaydım, sesi duyunca çıktım Serap’ı yerde gördüm. Serap yıllardır bizimle çalışıyor, ilişkimiz hizmetli patron şeklindeydi’
Ev sahibi Yeliz de ifadesinde ‘Çığlık sesini duydum, çıktım. Korkunç bir manzaraydı. Kaç defa söyledim, ‘aşağıdan başlama, yukarıdan başla kuru zemine bas’ dedim dinlemedi’
Yeliz’in hemşiresini de ifadeye çağıran Ilgaz, o gün yaşananları anlattı; ‘ Ben tansiyon ölçüyordum, Serap odaya girince Yeliz hanımın tansiyonu yükselti daha sonra odadan kovdu. Biraz sonra da Oktay beyin Serap’ı azarladığını duydum. Cam kırılma sesi duydum. İşim bitince de çıktım. Ben gelirken Serap, merdivenleri silmiş aşağıya kovayı koyuyordu. Çıkarken de kova kenardaydı’
Yekta’nın yanına giden Bülent Kısmetov ondan yardım istedi. Öte yandan, Ceylin okuldaki araştırmalarına devam etti. Dosyaya bakan Ilgaz Savcı, Nuray öğretmenle görüşmek istedi.

Tuğçe’nin evlilik teklifi aldığını duyan Parla, büyük şaşkınlık yaşadı. Arkadaşının sevincine ortak olmayan Parla tepkileriyle kendini ele verdi. Daha önce Efe’nin gizlice insanların eşyalarını aldığını gördüğünü söyledi. Tuğçe de ‘Efe’nin durumunu biliyorum’ karşılığını verdi.
İCLAL BABASININ KATİLİYLE KARŞI KARŞIYA
Bülent Kısmetov, avukatı Yekta ile İclal Savcı’nın yanına ifadeye girdi. Babasının katiliyle yüz yüze gelen İclal öfkesini korudu. Suçlamaları anlatan İclal, Kısmetov’u köşeye sıkıştırdı.
Sinirlerine hakim olamayan Bülent Kısmetov, Yekta’ya Kazakistan’a kaçacağını söyledi. Hemen İclal’in yanına giden Yekta, müvekkilinin kaçacağını söyledi. Kubilay amiri arayan İclal, Bülent Kısmetov’u gözaltına almasını istedi, yurt dışına da çıkış yasağı aldırdı.

Bülent Kısmetov, yurt dışı yasağı çıkınca Yekta’nın yanına gitti. Yardım isteyen Kısmetov, İclal Savcı’yı çok eskiden tanıdığını söyledi. Yekta, bildiklerini İclal Savcı’ya anlattı.
BABAMIZIN CESEDİNİ GETİRDİK
Emniyete gelen iki kardeş, ‘babamızın cesedini getirdik’ sözleriyle Eren Başkomiser’in yanına geldi. Olanları anlatan kardeşler, ‘Kapıyı açtık, kefenli birisi. Kefeni açtık babam. Yıkanmış, ağzı bağlanmış eşyaları da yanındaydı. Sadece dedemden kalan çakmak yoktu. Babamın adı Abdullah Özkap’ ifadesini verdi.

SERAP’I KİM ÖLDÜRDÜ?
Olay yeri inceleme ekibi topladıkları bulguları, Ilgaz’a iletti. ‘Olayın kaza olma ihtimali var’ dedi.
Serap’ın kız kardeşi emniyete gelip ifade verdi; ‘Ablam Oktay beye gönlünü kaptırmış, karşılıklı bir şeydi hediyeler almış ablama bir de bu telefon var’ dedi. Ilgaz Savcı olayı araştıracağını söyledi.
Bilişimden gelen haberi Eren Başkomiser, Ilgaz’a ‘Serap attığı mesajlarda, ‘Yeliz biliyor, bakışlarından anlıyorum’ yazmış.” bilgisini verdi.
YILMAZ ŞİKAYETİNİ GERİ ÇEKTİ
Serap’ın eşi Yılmaz, şikayetini geri çektiğini Ilgaz’a bildirdi. Ilgaz da ‘Neden, kan parası mı verdiler’ sözleriyle sitem etti. Yılmaz da ‘Ölüyorum ben Savcım dördüncü evre çocuklara kim bakacak. Acımı kalbime gömeceğim çocuklarım geleceği için kan parasını kabul etti’ karşılığını verdi.

ILGAZ VE CEYLİN YEMEKTE
Ilgaz, evlilik yıl dönümü için bir akşam yemeği organize etti. Yemekte bir araya gelen ikili keyifli anlar yaşadı.
Gittikleri mekanda bir hayli keyifli halde Yeliz’i gören Ilgaz, büyük şaşkınlık yaşadı. Ilgaz, Yeliz’i suçladı, ‘Güzel mi böyle birini öldürüp, sonra da kutlamaya çıkmak.’

Ilgaz’ın Yeliz’i uyardığı görüntüler Başsavcı’ya ulaştı. Yeliz ve avukatı Ilgaz’ı şikayet etti. Başsavcı da Ilgaz’a tepki gösterdi; ‘Birilerine parmak sallamak sizin göreviniz değil, sadece görevinizi yapın kabadayılığa yer yok’
OSMAN, ZÜMRÜT’ÜN EVİNDE
Osman, Zümrüt’ün eşini öldürmek için boyacı kılığında eve girdi. Bir plan hazırlayan Osman doğru zamanı bekledi.
Yekta, Bülent Kısmetov’dan gelen mesajla şoke oldu. ‘Şahsımı ispiyonlayanı buldum. Rafet’

ŞÜPHELİ ÖĞRETMEN!
Efe Savcı okulda olan ilginç olayları araştırmaya devam etti. Ceylin de öğrencilerle buluşup, okulda yaşananları öğrenmeye çalıştı. Öğrenciler, Nuray öğretmeni anlattı; ‘Yaramazlık yapınca birbirimize vurduruyor, sakın anne ve babama bir şey söylemeyin’

Trafikte seyir halinde giderken Ceylin’e arkadan bir araba çarptı. Panik yaşayan Ceylin arabasına çarpanın öğretmen Nuray olduğunu gördü.
YELİZ’İ SUÇLU ÇIKARACAK DOSYA
Eren Başkomiser, zaman aşımına uğramak üzere olan dosyalardan Yeliz’in cinayete karıştığı bir davayı bulup Ilgaz’a getirdi.

‘NASIL ÖLMEK İSTERSİNİZ’
Daha sonra dizide Ilgaz’ın elleri bağlı halde olduğu anlara yer verildi. Bir adam Ilgaz’a ‘Evet Sayın Savcım, nasıl ölmek istersiniz’ diye sordu.
]]>
Halası ile konuşmak için baba evine giden Türkan, Müjgan’ın hareketlerinden şüphelendi. Anahtarı kayıp olan kulübeye giden Türkan, içeride Sevilay’ın olduğunu görünce şoke oldu ve hemen kardeşlerini aradı.
Babalarını Müjgan’dan kurtarmaya kararlı olan üç kız kardeş, planlarını uygulamaya başladılar…

Müjgan’ın Sevilay’ı kulübede sakladığını kendi gözleriyle gören Sadık, büyük yıkım yaşadı.
Bir anlık boşluktan faydalanarak kaçan ve buluşma yerine giden Sevilay’ı bekleyen tek kişi Kartal değildi…
Dizinin yeni bölümünde;
Müjgan’ın ihaneti kadar kızlarına karşı duyduğu mahçubiyet de Sadık’ı derinden sarstı. Müjgan eşyalarını toplayıp evden giderken, Derya’nın söyleyecek bir çift sözü vardı: Yürü anca gidersin!
Gidecek hiçbir yeri olmayan Müjgan, eski dostu Rüçhan’ı aradı. Müjgan’ın Sevilay’a yardım etmesini hazmedemeyen Rüçhan, çok sert konuştu.

Kendini affettirmek isteyen Müjgan, savaşı başlatan kişinin Dönüş olduğunu söyledi.
Sevilay’ın gerçek yüzünü gören Özer, bir kez daha evine ve ailesine döndü. Anne ve babasının birlikte vakit geçirmeye ihtiyaçları olduğunu düşünen Somer, onlara kısa bir Paris seyahati ayarladı.

Serdar, dört bir yandan Dönüş’ün nükseden hastalığına çare ararken; Dönüş ise bir türlü vakit geçiremediği Serdar’a içten içe kırılmaya başladı.
İyileşmeyi zamandan beklemek insanoğlunun en iyimser aptallığı…
Nezahat, Sadık kovduktan sonra Kormanlar’ın yanında işe başlayan Cevriye ve Fatih’i çağırmak için malikaneye gitti ama bu çaba sonuçsuz kaldı.
Hem Cevriye hem de Fatih eve geri dönmeyeceklerini söylediler.
Annesine verdiği sözü tutan Türkan, mezarlığa gitti. Olup biteni uzun uzun Nesrin’e anlattı…
Derya’yı ziyarete giden Dönüş, ona hiç de duymak istediği şeyler söyledi:
Ben bu kez başaramayabilirim… Benim belki sayılı yıllarım, aylarım, günlerim kaldı…
Dönüş’ü hayatta tutabilmek için tüm gücüyle uğraşan Serdar, Sadık’ın yanına gidip ona Dönüş’ün hastalığının nüksettiğini söyledi.
Vakit kaybetmeden Dönüş’ün yanına giden Sadık, kızını balık tutmaya götürdü.

Dönüş, babasına hastalığının yeniden nüksettiğini bu nedenle de Serdar’dan ayrılmaya karar verdiğini söyledi.
Baba ben hissediyorum, bu defa başaramayacağım…
Türkan ile Somer’in zor kurtulduğu yangının araştırmaları sürerken, gözler firari olan Mustafa’ya çevrildi. Bu ihtimal Derya ile Kartal arasında gerginliğe neden oldu.

Serdar’ın eve gelişini dört gözle bekleyen Dönüş, ona ayrılık kararını söyledi. Dönüş’ü bırakmak istemeyen ve hastalığından dolayı kendisini terk ettiğini düşünen Serdar, duyduğu her cümle ile biraz daha yıkıldı.
Bugünü sakın unutma Dönüş! Çünkü ben seni yaşatacağım… 70 yaşına, 80 yaşına gelince bugünü düşün…
Elinde valiziyle baba evine dönen Dönüş, tedavisine devam edeceğine söz verdi.

Derya’nın hamile olduğunu tesadüfen öğrenen Türkan’ın kardeşine öfkesi ikiye katlandı.
Unuttuğu eşyaları almak için Sadık’ın evinde giden Müjgan, Dönüş ile karşılaştı.
Siz babamın canını çok yaktınız. Gözünün ışığı söndü. Dilerim sizin de hayat ışığınız sönsün…
Aileyi bir araya getirmek isteyen Nezahat; Türkan, Somer, Cevriye, Fatih ve çocukları akşam yemeğine davet etti.
Dizinin final sahnesinde;
Evin bahçesinde oyun oynayan Efe, eve girmek üzereyken bahçede birisinin kendisini izlediğini fark etti: Baba…

Ayni dakikalarda Kalender Ailesi, günler sonra bir masada toplanmıştı. Sadık, Türkan’a bazı nasihatlerde bulundu.
Derya’yı bağışlamak zorundasın. Benden sonra senin kanatlarının altında olacaklar. Ben ömrüm el verdiği sürece sizin ardınızda olacağım…Elbet günün birinde bu dünyadan sessiz sedasız gideceğim ama ardımda birbirlerine sırtını dönmüş evlatlar bırakırsam gözüm açık gider
Sadık konuşmasını tamamlayamadan fenalaştı. Babasının durumunu fark eden Dönüş ve Türkan çığlık çığlığa yardım arayışına girdiler…

DİLBER’İN AŞK ACISI
Azem ile yollarını ayıran Dilber depresyona girdi. Yıldız arkadaşına destek olmaya çalışsa da başarılı olamadı.
‘Bu son gözyaşlarım insan kendisine ayıp etmemeli. Nedir bu Dilber’in benden çektiği. İnsan ne yapıyorsa kendine yapıyor. Herkes kendine iyi davransın’

Azem arkadaşı Kasım’ın yanına gidip gelen ‘Sen katilsin çocukların peşini bırak’ mesajını gösterdi. İkilinin yanına Nergis dahil oldu. Azem’in verdiği kitabı okuyan Nergis çok beğendiğini söyledi.
Azem daha sonra gelen mesajı Nergis’e de okuttu ve mesajı göndereni bulacağını söyledi.
Azem, Dilber ile ayrıldığını dostlarıyla paylaştı. Azem bir kez daha kızını evlat edinen ailenin evine gitti. Tedavi merkezine gittiğini söyleyen Azem, Dila’nın tepkisiyle karşılaştı; ‘Sizi görmek istemiyoruz bir daha gelmeyin.’

Zahir teslim olmadan önce Dilber ile bir araya geldi.
‘Hayvanlık yapıyorum bazen ama şunu bil ki benim sana olan sevdam asla bitmez. Çıktığımda barışalım, bundan sonra sana bir fiske vurursam adam değilim’

Özgür, adamlarıyla bir araya gelip toplantı yaptı. Aleyna ile arkadaşlığını ilerleten Necmi, Aleyna’yı Reyyaz’a teslim etmek istemedi. Özgür ise ne yapması gerektiğine karar veremedi.
Azem oğlunun yanına gelip ablasıyla ilgili son gelişmeleri anlattı. Özgür’e de Sırat ile olan meselesini sordu. Babasını olaylardan uzak tutmak isteyen Özgür bilgi vermedi. Reyyaz, Özgür’ü arayıp Aleyna’yı getirmesini istedi ve tehdit etti.
Özgür, babasına Dilber ile arasında olanları imalı bir şekilde dile getirdi. Azem de ortada göründüğü gibi bir durum olmadığını söyledi.
AZEM’DEN PİRAYE’YE HER ŞEYİ ANLATTI
Azem, iş yerine gitti. Piraye ile bir araya gelip sohbet etti. Yaptığı konuşmadan dolayı tebrik etti. Pavyondaki karşılaşmalarına da değinen Azem, ‘enteresan bir karşılaşmaydı’ sözleriyle merak ettiklerini Piraye’ye sordu. Piraye de ‘tesadüfen oradaydım’ dedi.
Aralarında yaşananları netleştirmek isteyen Azem, ‘Siz benim öğrencimin velisi misiniz, yoksa arkadaş mıyız? Ben arkadaş olduğumuzu düşünüyordum’ dedi ve hislerini Piraye ile paylaştı.
Piraye de ‘aramızdaki diyaloğu tanımlamak benim için de zor ama arkadaşız herhalde’ karşılığını verdi.
Azem tam kimliği hakkındaki gerçekleri açıklayacakken odaya Piraye’nin arkadaşı Cenk girdi.

Azem, Sibel’den Cenk hakkında bilgi aldı. İkiliye daha sonra Piraye eşlik etti. Azem, Piraye’yi yemeğe davet etti.
Kasım ve Nergis, Azem’i yemek için hazırladı.
DİLBER SAHNELERİ BIRAKIYOR!
Dilber müzikholün sahibi Kamuran’ın yanına gidip ev tutana kadar konsa çıkacağını söyledi. Evi tutunca da bu işleri tamamen bırakacağını belirtti. Kamuran buna karşı çıktı, ‘bende beş yıllık sözleşmen var, işinin başına dön’ dedi.

Azem ve Piraye yemekte buluştu. Piraye’ye mesleği bıraktığını söyleyen Azem, ‘Öğretmenlik mesleğini bırakmak zorunda kaldım, ailemden uzaklaştım. Çok param yoktu olanı da kaybettim. Şehrin en ucuz otelini buldum. Yan odamda bir komşum var, adı Dilber. Çocuğu var bir de kendisini bırakmayan ve şiddet uygulayan kocası var. Bütün bunlar bana da sürpriz olmuştu, oysa ben pencereme konan yaralı bir kuşa yardım etmek istemiştim. Hepsi buydu aslında.’ dedi.
Piraye ise,’ Seviyor musun onu’ diye sordu. Azem de ‘aslında dün gece bu maceralı ilişkiye son verdik’ cevabını verdi.
Azem de Cenk ile aralarında ne olduğu sorusunu yöneltti Piraye de ‘Çok eğleniyorum onunla’ dedi.
Azem daha sonra oğlundan bahsedip onu bulduğunu söyledi, ‘Şimdi de kızımı arıyorum.’
İkili güzel geçen yemeğin ardından aralarındaki sorunları düzeltti.
Azem, Piraye’yi eve bıraktı ikiliyi gören Ayça büyük mutluluk yaşadı.

Azem ile konuşmasının ardından büyük hayal kırıklığı yaşayan Dilber yapayalnız kaldı. İş çıkışı sarhoş olan Dilber’i arkadaşı Yıldız otele götürdü.
ALEYNA VE NECMİ YAKINLAŞTI
Necmi ve Aleyna baş başa sohbet etti. Necmi ‘Ne işin vardı Reyyaz ile’ diye sordu. Aleyna da ‘Üç kişi bir evde kalıyorduk evden atılmak üzeriydim, parası için’ cevabını verdi daha sonra da Necmi’yi öptü.

ÖZGÜR AŞKINI İTİRAF ETTİ
Özgür, arkadaşı Elif’in yanına gitti ve aşkını itiraf etti: ’Evet, berbat bir hayatım var. Berbat işlere bulaştım. Acımasız bir dünyada hayatta kalmaya çalışıyorum ve seni çok seviyorum’ dedi. Elif de Özgür’e sarılıp onu sevdiğini söyledi.

NUSRET CEZAEVİNDEN ÇIKTI
Özgür’ün ortağı Nusret cezaevinden çıktı. Mahalleye dostlarının yanına giden Nusret olaylara dahil oldu. Özgür son kararını vermeden Aleyna ile görüşmek istedi ama evde Aleyna’yı bulamadı.
Nusret, ‘Kafam çok karışık, herkesin çok karışık seninle ilgili. Sen Sırat’ı satan adam mısın yoksa bizi kurtaran mı?’ diye sordu. Berzan da ‘O büyük patronun namusuna göz dikti gerekeni yaptım’ dedi. Özgür, ekine Aleyna’nın kaçtığını söyledi.

DİLBER DÜKKAN ARIYOR
Dükkan arayışına giren Dilber, emlakçıya gitti. Kira fiyatlarını duyan Dilber büyük şaşkınlık yaşadı. Emlakçı Dilber ve Yıldız’a sarkıntılık yapınca olay çıktı.
AZEM, NEHİR’İN İZİNE ULAŞTI
Kızını aramaya devam eden Azem, Nehir’in bir dönem tedavi gördüğü merkeze tekrar gitti. Merkezde çalışan bir hemşireyle sohbet eden Azem, bilgi edinmeye çalıştı.
Hemşire Nehir’i tanıdığını söyledi, ‘Öyle bir aşk hikayesi her zaman denk gelmez.’ dedi ve Nehir’in erkek arkadaşı Arcan’dan bahsetti. Tedavi merkezinin yöneticisi gelip ikilinin konuşmasını böldü.
Azem tekrar hemşire Kadriye’yi bulup, kızını aradığını söyledi. Kadiriye hemşire de Nehir’in erkek arkadaşının adını soyadını verdi, ‘Arcan Gümüşkaya’

Özgür ve Necmi, Reyyaz’ın yanına gitti. Aleyna’nın kaçtığını söyleyen Özgür, Reyyaz’ı ikna edemedi.
Reyyaz, Aleyna gelene kadar Necmi’yi misafir etmek istedi ama Aleyna kendi isteğiyle geldi. Otoparka dönen Özgür, Nusret ile konuştu.
Olanları anlatan Necmi, “Delikanlı kızmış, biz onu kurtaramadık ama o bizi kurtardı. Kendi teslim oldu Reyyaz’a” dedi.
Aşk acısı yaşayan Necmi’ye Özgür destek oldu. Aleyna’nın ardından yas tutan Necmi, yaşadığı üzüntüyü anlattı.

BİZ SENİNLE ARKADAŞ OLAMAYIZ
Azem kendisiyle konuşmak istemeyen Dilber’e ‘artık arkadaş değil miyiz’ sözleriyle sitem etti. Dilber de ‘biz seninle arkadaş olamayız, cahil insanlarınız neticede’ karşılığını verdi.

İş çıkışı otele sarhoş dönen Dilber, Zahir’i öldüreceğini söyledi. Camdan Dilber’i izleyen Azem büyük üzüntü yaşadı.

]]>
18. sezonda da izleyicisinin yakın takibinde olan Arka Sokaklar 26 Nisan cuma akşamı yeni bölümü ile bekleniyor. Yayınlanan Arka Sokaklar son bölüm fragmanı ile Mesut komiser sahnesi merak uyandırdı. Mesut komiser sezon başında senaryo gereği ölerek diziden ayrılmıştı. Ancak Arka Sokaklar son fragman ile Mesut Arka Sokaklar’a geri mi dönüyor sorusu hız kazandı. Peki, Arka sokaklar kaç bölümde 2024?Arka Sokaklar kaç yılında başladı? İşte Arka Sokaklar oyuncuları ve konusu…

ARKA SOKAKLAR KAÇ YILINDA BAŞLADI?
Arka Sokaklar, Erler Film (2006-2022) ve D Media (2023-günümüz) imzalı, ilk bölümü 31 Temmuz 2006 tarihinde yayınlanan, yönetmenliğini Orhan Oğuz’un yaptığı, senaryosunu Ahmet Yurdakul, Ozan Yurdakul, Sinan Yurdakul, Barkın Şenüren ve Metin Arslan’ın yazdığı polisiye, aksiyon, dram ve komedi türündeki Türk yapımı televizyon dizisi. 18 yıldır (18 sezon) yayınlanan Arka Sokaklar; yayın yılı, sezon sayısı ve bölüm sayısı bakımından Türk televizyon tarihinin en uzun süren haftalık dizisidir.

ARKA SOKAKLAR KAÇINCI BÖLÜMDE?
18 sezondur devam eden Arka Sokaklar 672. bölüm ile ekranlara geliyor. Arka Sokaklar yeni bölüm 26 Nisan Cuma saat 20.00’da Kanal D’de!

ARKA SOKAKLAR KONUSU NEDİR?
Dizide, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’nde özel bir ekipte görev yapan polislerin aile yaşamları ve İstanbul sokaklarındaki maceraları anlatılmaktadır. Ekip, görevleri sırasında değişik ve çeşitli insan hikâyeleriyle sürekli karşılaşmaktadır. Zaman zaman gülümseten, zaman zaman da iç burkan bu hikâyelere, meslek yıllarının tecrübesi ve babalığıyla yaklaşan, ekibin diğer genç üyelerine de yol gösteren İstanbul Emniyet Müdürü Rıza Soylu olur.

ARKA SOKAKLAR NEREDE ÇEKİLİYOR?
Dizi çekimlerinde tercih edilen iç mekan genellikle İstanbul’un Fatih ilçesinde bulunan Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’dür. Dış çekimler için tercih edilen bölgeler Avrupa Yakası’nda Beyoğlu ve Şişli gibi ilçeler; Anadolu Yakası’nda ise Kadıköy ve Beykoz ilçeleridir. Bunun dışında 324. bölümün çekimleri Mardin’de, 424 ve 425. bölümlerin çekimleri Safranbolu’da, 433 ve 434. bölümlerin çekimleri Bursa’da, 448 ve 449. bölümlerin çekimleri Şanlıurfa’da, 663. bölümün çekimleri ise Hatay’da gerçekleşmiştir.

ARKA SOKAKLAR OYUNCULARI
Ana karakterler
Rıza Soylu / Rıza Baba (Zafer Ergin): 4. Sınıf Emniyet Müdürü’dür.
Hüsnü Çoban (Özgür Ozan): Ekibe ilk dahil olanlardandır. Başkomiser’dir.
Engin Balkan (İlker İnanoğlu): 3. Sınıf Emniyet Müdürü’dür. Ekibin eskilerindendir.
Hakan Çınar (Ozan Çobanoğlu): Daha önce TEM Şube’de çalışmış bir komiserdir.
Aylin Aydın (Özlem Çınar): Ekibe ilk dahil olanlardandır. Komiserdir.
Mehmet Bozok (Pamir Pekin): Özel Harekât’ta çalışmış bir komiserdir.
Seval Aslan (Burcu Kara): Daha önce Narkotik Şube Müdürlüğü’nde çalışmış bir komiserdir.
Arif Sağlam (Can Başak): Emniyet Genel Müdürlüğü, İstihbarat Daire Başkanlığı’nda Şube Müdürü’dür. Ekibin önemli konularıyla ve önemli işleriyle ilgilenir.
Arda Atik (Tunç Oğuz): Komiser yardımcısı ve ekibin keskin nişancısıdır.
Emre Gürbüz (Oğuz Peçe): Komiser yardımcısıdır.
Kadir Korkmaz (Hasan Denizyaran): Komiserdir.
Cansu Toprak (Ece Aydemir): Olay yeri inceleme uzmanı olan polis memurudur.
Zeki Çevik (Burak Satıbol): Komiserdir.
Yardımcı karakterler
Nazike Özçaylan (Nazlı Tosunoğlu): Suat’ın teyzesidir.
Tunç Güneri (Kerimhan Duman): Mesut’un oğludur.
Esra Çoban (Gaye Gürsel): Hüsnü’nün eşidir.
Metin Çoban (Furkan Göksel): Hüsnü’nün oğludur.
Arzu (Gizem Birdan): Ekibin teknik işlerinden sorumlu polis memurudur.
Hatice Korkmaz (Elçin Atamgüç): Kadir Korkmaz’ın annesidir.
Şule Çoban (Ecem Öz): Hüsnü’nün kızıdır.
Haydar Berk Çoban (Mustafa Efe Günay): Hüsnü’nün en küçük oğludur.
Alpay Öztürk (Şehsuvar Aktaş): Doktordur.
Yerinin tespit edileceğini öğrenen Umut, peşinde olan herkese ters köşe yaptı.
Elindeki belgeleri kendi kanalında yayınlamaktan başka çaresinin olmadığını düşünen Umut, tam yayına girmek üzereyken Harun ve Kadri’nin gelişiyle her şey alt üst oldu.
Harun ile Kadri, Umut’u kimsenin bilmediği bir adrese götürdüler. Umut’a Harun’un yıllardır Rıza’yı koruyan kişi olduğunu söyleyen Kadri, kapının açılmasıyla büyük şok yaşadı.

İçeri Fecir ile birlikte giren Harun, ellerini bağladığı Umut’u düşmanının kucağına bıraktı…
Dizinin yeni bölümünde;
Umut’a Rıza’yı hapishanede ziyaret ettiğini söyleyen Fecir, genç avukatın sözleri ile derinden sarsıldı.
Elindeki silahı Umut’un kafasında doğrultan Fecir’e son anda Harun engel oldu.

Çok geçmeden polis sirenleri duyuldu. Harun, Fecir’e Umut’u ihbar ettiğini söyledi.
Cevher ve ekibi içeriye girdiklerinde Umut çoktan ellerindeki ipi çözmüş ve kayıplara karışmıştı…

Umut’un hala dışarıda olmasından rahatsız olan Bünyamin, Süreyya Savcı’yı makamında ziyaret etti.
Makamınıza sığınırken o makama nasıl geldiğinizi sakın unutmayın!
Sığınmak için bir kez daha Alev’in yanını tercih eden Umut, cinayete dair çok önemli detayları hatırladı ve katilin kim olduğunu çözdü.

Alev, Neşet ve Umut yaptıkları plan sayesinde Makbule’nin gerçek katilini yakalamayı başardılar.

Savcıya gidip bizzat ifade veren Umut, kaçak olarak girdiği odadan masumiyetini ispatlamış bir avukat olarak çıktı.
Umut düzenlediği basın toplantısı ile bütün Türkiye’ye masumiyetini anlattı ve cinayetin azmettiricisini açıkladı:
Bu cinayetin azmettiricisi Kadri Palaz’dır
Aynı dakikalarda polis ekipleri çoktan harekete geçmiş ve Kadri’yi olduğu yerde gözaltına almışlardı…
Alev’e aşık olan Fecir, onu hastanede ziyaret etti. Duygularını anlatmaya çalışan Fecir’e Alev unutamayacağı bir ders verdi:
Sen hiç kimseyi gerçekten sevemezsin ve hiçbir kadın da seni gerçekten sevemez anlatabildim mi?
Babasını ziyarete giden Umut, onu hasta bir şekilde görünce hapishane doktorundan hesap sordu. Doktor, vakit kaybetmeden Rıza’yı hastaneye sevk etti.
Adliyede Alev ile karşılaşan Süreyya, onu üstü kapalı bir şekilde kariyerini bitirmekle tehdit etti.

Makbule’nin aile avukatlığını üstlenen Umut, Kadri’nin avukatı Harun ile yüzleşeceği duruşmaya tüm gücüyle hazırlandı.

Mahkeme günü geldiğinde, Harun’un tüm savunmalarına rağmen Umut eski dosyaları da gün yüzüne çıkararak Kadri’nin tutuklanmasını sağladı.
Hapishanede fenalaşan Kadri, hemen hastaneye kaldırıldı. Kontrol altındaki Kadri’ye ilk geçmiş olsun mesajı aynı odada kaldığı Rıza Tanrıkulu’ndan geldi.
Alev’in her söylediği zihnine kazınan Fecir, genç kızın evinin önüne gitti. Umut ile Alev’i dudak dudağa gören Fecir yıkıldı.
Alev’in babası borçlu olduğu adamla alacak verecek tartışması yaşarken; imdadına Fecir yetişti. Alev’in arkadaşı olduğunu söyleyen Fecir, bütün borcu üstlendi.

Kadri Palaz davasının ikinci duruşması görüldü. Umut’un en güçlü tanıklarından olan Suat Palaz, son dakikada kararını değiştirdi.
Harun Yakar, kendi tanığının da dinlenmesini talep etti. Herkesin merakla beklediği tanık Rıza Tanrıkulu’ydu…

Her şeyin Harun’un planı olduğunu fark eden ve eli zayıflayan Umut, şoke oldu.
Dizinin final sahnesinde;

Büşra Korkmaz cinayeti ile ilgili bilgi almak için Alev’i arayan ve ‘benim ailemin bir ilgisi var mı’ diyen Rüya’nın duydukları hiç hoşuna gitmedi:
Evet var… Büşra Korkmaz o gece en son senin abinin eve dönüş partisinde görüldü…
Mahkemeden sonra Rıza’yı ziyaret için hastaneye giden Harun, kapıda Umut ile karşılaştı. Umut’un anne ve babasını 30 Mart’ta trafik kazasında kaybettiğini söylemedi, Harun’u bilmediği bir gerçekle yüzleştirdi.

Umut’un annesinin ve abisinin ölümüne neden olan kazada kamyondaki kişiler Harun ve babasıydı…
Rıza’nın doktoru ile görüşen Umut, eğer iyi şartlarda bakılmazsa babasının en fazla 6 ay yaşayabileceğini öğrendi.

‘Dönüşüm muhteşem olacak’ sloganlaştı
◊ Çok bilinen şarkılarınız gazetecilik döneminde mi ortaya çıktı?
– Evet, konserleri organize ederken hep sanatın ve sanatçıların merkezindeydim. İlk Ferdi Tayfur’un 145 bin bilet girişli konseri kamuoyunda çok ses getirince hemen ardından İbrahim Tatlıses, Ahmet Kaya, Müslüm Gürses, Zülfü Livaneli, Emrah konserleri organize ettim. İşte o sıralar Harun Kolçak ile “En Büyük Aşk” şarkısında birlikte çalıştık daha sonra başka besteler de yaptım. Kibariye, “Dinle” şarkımı seslendirdi. Şu anda birçok ülkede kendi dillerinde icra edilen dünya çapında ünlenen bir eser oldu. Ardından başka çalışmalar geldi.
◊ En çok bilinen “Dönüşüm Muhteşem Olacak” besteniz nasıl ortaya çıktı?
– O aralar Hakkı Yalçın’la gazetede çalışırken şiirlerinden bahsetti. Bilgisayarda “Dönüşüm Muhteşem Olacak” şiirini bana gösterdi. Çok beğendim ve besteledim. Dinlerken ağlıyordum ve mükemmel bir şarkı oldu. Prodüktör Erol Köse, kendi eserlerimden oluşan bir albüm yapma teklifinde bulundu. 10 şarkıdan oluşan “Technobesk” albümünü yaptık. Listeleri altüst etti. Büyük ses getirdi. O günden bu günlere geldik. “Dönüşüm Muhteşem Olacak” sloganlaştı artık.
Ömürlük bir albüm yaptım
◊ Yeni albümünüz “Kılıçsız Merasim”in hikayesi nedir?
– Aslında albüm olayını kapatmıştım. Hiç de niyetim yoktu. Kendiliğinden güzel bir ekip oluştu. Tuğba Baylan’ın 5 şiirini besteleyip stüdyoya girdim. İlk prodüktörüm Erol Köse ile dinledik şarkıları ve çok beğendi. 10 şarkıdan oluşan farklı tarzda ve iddialı bir albüm yaptık. 7 ay stüdyoda kapanıp günümüz sound’una uygulayarak ömürlük bir albüm yaptık.
◊ Albüme adını veren şarkı oğlunuza mı ait?
– “Kılıçsız Merasim” oğlum Berk Tapucu’nun eseri ve çok güzel tepkiler alıyoruz. Klipte bir bestecinin yaşadığı dramı canlandırıyoruz. Ayrıca albümdeki eserlere baktığımızda farklı temalar işlediğimiz hemen fark edilecektir. Aranjesiyle, sözleriyle hep yenilik arayışındaydık. Çok çeşitliliği olan ve sıkıcı olmaktan uzak, kendini tekrar etmeyen bir albüm oldu.
◊ Bundan sonraki planlarınız neler?
– Şu an için ikinci klibe ve konserlere hazırlanıyoruz. Bu albüm için 5 klip daha çekeceğiz. Güzel bir orkestra kurduk ve provalardayız. Son nefesime kadar da beste yapacağım.
]]>
Rüçhan’ın Sevilay ve Özer’e kestiği faturanın hesabını ödeyen Türkan ve Somer oldu. Yangının ortasında kalan ikili, dumandan zehirlendi.
Kötü haber düğün yerine çabuk ulaştı. Başta Rüçhan olmak üzere herkes büyük panik yaşarken, Sevilay gerçekleri bildiği halde sessiz kalmayı tercih etti.

Evin önündeki çaresiz bekleyişin ardından, önce Somer ardında da Türkan dışarı çıkarıldı.
Somer ve Türkan’ı eve kilitleyen Sevilay, gerçeklerin ortaya çıkmasından korkup Müjgan’ın yanına gitti. Ondan kendisini saklamasını istedi.
İfade almak için hastaneye gelen polisler, yangının sabotaj nedeniyle çıktığını söylediler.
Benzin dökülüp yakılmış, dış kapı içeridekilerin üzerine kilitlenmiş
Duyduklarından sonra Rüçhan’ın vicdan azabı yerini şaşkınlığa bıraktı.
Somer’in kendine gelir gelmez ilk işi Türkan’ı ziyaret etmek oldu. Polislere ifade veren Somer’in söyledikleri Derya ve Kartal’ı şoke etti.

Polisler gelişmeleri Rüçhan ile Özer’e de anlattılar:
Somer Bey’in ifadesine göre üzerlerine kapıyı kilitleyen kişi Sevilay Yalçın’mış…
İyice köşeye sıkışan Sevilay, para istemek için Kartal’ı aradı. Kartal’ın teklife tavrı netti.
Müjgan’ın gerçek yüzünü gören Nezahat, ona meydan okudu.
Kardeşimi evden kovdun, kızları gönderdin… Sırada ben varsam hiç deneme, boğazında kalırım. Bu evin direği abimse; çatısı ve düzeni de benim
Dönüş’ü korumak için her yolu deneyen, en sonunda onun adına ailesine rest çeken Serdar sonunda pes etti.

Dönüş’ün suçlamalarına dayanamayan Serdar bir çırpıda ‘hastalığın nüksetti’ dedi.
Bir doktor olarak değil, sevgilin olarak söylüyorum. Çünkü seni çok seviyorum Çalıkuşu
Gözyaşlarına boğulan Dönüş, Serdar’a iyi olacağının sözünü verdi.
Derya’nın ısrarlarına kayıtsız kalamayan Kartal, Somer’i arayıp ona buluşma teklif etti. Kartal, kardeşine Sevilay’ın kaçmak için kendisinden para istediğini söyledi.

Daha önce dayısını polise yakalatan Somer’in planı hazırdı:
Ara ve ‘paran hazır’ de. Polise haber verip, paket edelim. Biliyorsun bu konuda iyiyiz
Bu durum Kartal ve Somer arasındaki buzları da tamamen eritti.
Kulübede saklanan Sevilay, evde kimsenin olmamasını fırsat bilip Sadık’ın evine girdi. Sevilay’ı bir anda karşısında gören Müjgan; ne yapacağını şaşırdı.

Müjgan, Sevilay’ın mesajını iletmek için Kartal’ın iş yerine gitti. Teklifi kabul eden Kartal, Sevilay için bir buluşma yeri planladı.
Yarın saat 16:00’da eski fabrikanın oradaki sahile gelsin… Efe’nin velayetini istemeyeceğine dair de bir kağıt imzalasın
Efe ile arasındaki uçurumu yok etmeye kararlı olan Kartal, her hamlesi ile Derya’yı kendisine biraz daha bağladı.
Kartal, Derya’ya Sevilay ve Müjgan’ın iş birliği içinde olduğunu söyledi. Derya vakit kaybetmeden Dönüş’ü aradı ve öğrendiklerini kardeşiyle paylaştı.

Kaybettiği eşi Nesrin’in anılarıyla donattığı kulübeye giden Sadık, kapıyı açamayınca Müjgan’dan yardım istedi.
Sevilay’ın görülmesinden korkan Müjgan, Nesrin’in gölgesi ile yaşamaktan sıkıldığını ve kulübeyi kapattığını söyledi.
Serdar ile Dönüş’ü kurtarmak için Fatih’e iş teklif eden Somer, başına aldığı beladan habersizdi…

Halası ile konuşmak için baba evine giden Türkan, Müjgan’ın hareketlerinden şüphelendi. Anahtarı kayıp olan kulübeye giden Türkan, içeride Sevilay’ın olduğunu görünce şoke oldu ve hemen kardeşlerini aradı.
Dizinin final sahnesinde;
Babalarını Müjgan’dan kurtarmaya kararlı olan üç kız kardeş, planlarını uygulamaya başladılar…
Müjgan’ın Sevilay’ı kulübede sakladığını kendi gözleriyle gören Sadık, büyük yıkım yaşadı.
Bir anlık boşluktan faydalanarak kaçan ve buluşma yerine giden Sevilay’ı bekleyen tek kişi Kartal değildi…

Umut, babası Rıza’nın yeniden yargılanması için önemli bir tanık olan Makbule’nin yanına gitti. Fakat eve girdiğinde Makbule’nin çoktan öldürülmüş olduğunu gören Umut, polis baskınıyla beraber bir kumpasın içine düştüğünü anladı. Cinayet üzerine kalınca kaçmaktan başka çaresi kalmayan Umut, heyecan ve gerilim dolu bir kovalamacanın ortasına düştü.
“SANA İNANMADIĞIM İÇİN ÇOK ÖZÜR DİLERİM!”
Cevher komiser, Umut’u elinden kaçırınca, iş yerine baskın yaptı ve o sırada büroda bulunan Alev ve Neşet, Umut’un cinayet zanlısı olarak arandığını duyunca şok oldu. Neşet, büronun aranmasına engel olunca polis memurları tarafından tutuklandı. Bu baskından sonra büroya gelen Umut, Alev’le karşılaştı ve Alev, beş yıl önce ona inanmadığı için Umut’tan özür diledi. Savaştığı yapının ne kadar tehlikeli olduğunu bilen Umut, Alev’i bu meseleden uzak tutmak istedi. Yıllar sonra yolları yine zorlu bir mücadeleyle kesişen ikilinin birbirlerine olan sevgisi ise izleyicileri duygulandırdı.
“SENDEN TEK BİR ŞEY İSTEDİM; O ÇOCUĞA ZARAR GELMESİN…”
Süreyya’dan Umut’un cinayet zanlısı olarak arandığını duyan Harun, bu işi Fecir’in organize ettiğini düşündü. Fakat cinayetin ardındaki gerçeği öğrenince, Kadri hakkında hayal kırıklığına uğradı ve onunla yüzleşti. Kadri, suçu Umut’un üzerine yıkacaklarını bilmediğini söylese de bugüne kadar Kadri’nin her istediğini yapan ve onun yüzünden bir canavara dönüştüğünü düşünen Harun, “Ya bu canavarı şimdi kendi ellerinle temizlersin ya da bu canavar alayınızı temizler,” diyerek Kadri’ye resti çekti.

RIZA VE FECİR KARŞI KARŞIYA
Büşra Korkmaz cinayetinden sonra ilk kez bir araya gelen Rıza ve Fecir’in karşılaşması sosyal medyada gündem oldu. Fecir’in suçlamaları ve rahatsızlığı yüzünden hiçbir şey hatırlamayan Rıza’nın çaresizliği, sahneye damgasını vururken; Bülent Seyran ve Burak Yörük’ün oyunculukları da övgü dolu yorumlar aldı.

UMUT’UN MEYDAN OKUMASI
Babasını kurtarmak için önce kendini aklaması gereken Umut, büyük bir hamle yaptı ve Tarık Yalman’ın ona verdiği bilgileri haber spikeri Neslihan Öncü’yle paylaştı. Ardından Fecir’i arayıp “Açık havaya çok alışma Fecir, yakında gökyüzünü sadece cezaevi avlusundan göreceksin,” diyen Umut, Makbule’nin gerçek katilini teslim etmesi için ona 24 saat süre verdi. Emirkıranların kurduğu kirli ilişki ağını öğrenen Neslihan Öncü, haber programında elinde gündemi sarsacak çok önemli bir dosya ve sürpriz bir tanık olduğunu söyledi. Ekranlarda bu açıklamayı gören Emirkıranlar ve Süreyya Savcı cephesinde ise panik rüzgarları esti. Kadri, ailenin itibarını yerle bir edecek bu haberi engellemek için Neslihan’ı ziyaret etti. Neslihan, Kadri’nin tehditlerine pabuç bırakmayınca herkes için gergin bekleyiş başladı.

HARUN YAKAR’DAN ŞOK EDEN TERS KÖŞE
Bünyamin Emirkıran’ın talimatıyla kanala giden Süreyya; Neslihan Öncü’ye, cinayet zanlısı Umut’la temas halinde olduğu için, suçluyu kayırma suçundan soruşturma başlatacağını söyledi ve Umut’un yerini teknik takiple bulmak için onunla iş birliği yaptı. Cevher komiser, yeri tespit edilen Umut’a baskın yaptı fakat karşılaştığı manzarayla şok oldu. Alev’in Neşet’e verdiği haberle operasyonu öğrenen Umut, peşindeki polisleri atlatsa da planladığı yayını yapamadan Harun ve Kadri tarafından yakalandı. Umut, yaşadığı her şey için Harun’u suçlarken; Kadri, Harun’un onu hep koruduğunu, kardeşi gibi sevdiğini söyledi. Bu esnada içeriye Fecir’le birlikte giren Harun, ekran başındaki izleyicileri şok etti. “Buyurun Fecir Bey, istediğiniz gibi!” diyen Harun’un yaptığı ters köşe, sosyal medyada çok konuşulurken, Fecir’in silah doğrulttuğu Umut’a ne olacağı ise merak konusu oldu.

Yönetmen koltuğunda Yusuf Pirhasan ve Volkan Keskin’in oturduğu, senaryosunu Uğraş Güneş’in kaleme aldığı dizinin kadrosunda; Ekin Koç, Serra Arıtürk, Ozan Güven, Hande Ataizi, Burak Yörük, Hüseyin Avni Danyal, Yüsra Geyik, Bülent Seyran, Aytaç Uşun, Selim Galip, Anıl Taşezen gibi usta isimler yer alıyor.
“Taş Kağıt Makas: Hayatın Oyunu” çarşamba akşamları Kanal D’de ekrana gelmeye devam edecek.

Vicdan azabına yenilen Makbule, Umut’u arayarak ona her şeyi anlatacağını söyledi. Makbule’nin verdiği adrese giden Umut, tek tanığının öldürüldüğünü görünce şoke oldu.
Bir anda eve gelen polisler, cesedin başında buldukları Umut’u büyük bir çaresizlikle karşı karşıya bıraktılar:
Katil babanın katil oğlu
Tuzağa düştüğünü fark eden Umut, polislerin elinden kaçmayı başardı.

HARUN’A KÖTÜ HABER
Harun’un Umut’a olan düşkünlüğünü bilen Süreyya, vakit kaybetmeden kötü haberi verdi:
Ben sana çömez avukatlara güvenme demedim mi? Umut katil zanlısı olarak her yerde aranıyor…
Furkan’ın suçunun ispatlanmasıyla davayı kaybeden Rüya, durumu abisi Fecir ile paylaştı. Rüya’nın tepkisi oldukça sertti.
Makbule’nin öldürülmesi ana haber bültenlerindeki yerini aldı. Umut’un her yerde arandığını öğrenen Azad’ın vicdan azabı yüzüne yansıdı.

FECİR’İN PLANI
Umut’un başına gelenleri çözmeye çalışan Harun, çok geçmeden işin arkasındaki kişinin Fecir olduğunu öğrendi.
Makbule’nin ortadan kalkması gerekiyordu ama ben suçu Umut’un üzerine yıkacaklarını bilmiyordum…
Harun, daha önce birçok kez yardımına koştuğu Kadir’i affetmedi.
Artık bitti ihtiyar! Umut gelene kadardı… Ya bu canavarı kendi ellerinle temizlersin yada bu canavar hepinizi temizler
Umut’un hukuk bürosuna giden polisler, gizli odayı bulmak üzereyken Neşet araya girdi ve onları engelledi.

UMUT’UN BÜYÜK KOZU
Babasını kurtarmak için önce kendisini kurtarması gerektiğini bilen Umut, elindeki büyük kozu Neşet ile paylaştı.
Ya Türkiye Emirkıranlar’ın tüm pisliklerini öğrenecek yada Makbule’nin katilini bize verecekler
Elindeki belgelere güvenen Umut, Neslihan Öncü’ye ulaşmanın bir yolunu buldu.

HARUN MEYDAN OKUDU
Süreyya ile buluşan Harun, savcıya meydan okudu.
Eğer Umut’u kılına zarar gelirse en alttaki tuğlayı çekerim her şey üzerimize çöker… Ben de dahil!
Fecir’i adım adım takip eden Umut, beklenmedik bir telefonla Emirkıranlar’ın huzurunu kaçırmayı başardı.
Yarın saat 12:00’ye kadar Makbule’nin katilini emniyete teslim edeceksin. Yoksa senin ve ailenin tüm kirli işlerini tüm Türkiye ile birlikte canlı yayında izlersin…
Umut’u telefonu sadece Fecir’i değil, Savcı Süreyya’yı da panikletti.

NESLİHAN’A TEHDİT
Hem kendini hem de Emirkıranlar’ı kurtarmak isteyen Kadir, Bünyamin’in talimatı ile Neslihan’ı ziyarete gitti. Neslihan’dan Emirkıranlar ile ilgili haberi yapmamasını isteyen Kadir, onu geçmişini ortaya çıkaramakla tehdit etti.
Takip edildiğinden habersiz olan Umut, Neşet ile buluşarak babasını aradı. Çok geçmeden polisler, nerede olduğunu tespit ettikleri Umut’un peşine düştü.

ALEV’DEN YARDIM ELİ
Umut, ustaca bir planla onları bir kez daha atlatmayı başardı.
Gidecek hiçbir yeri olmayan Umut, geceyi Alev’in ailesine ait restoranda geçirdi.

MECBURİ İŞBİRLİĞİ
Saatler öncesinden tanıtımları dönen program için beklenen gün geldi. Yayına engel olmaya kararlı olan Bünyamin, son tuşa bastı.
Savcı Süreyya, ekibi ile birlikte kanala giderek Neslihan’ı köşeye sıkıştırmayı başardı. Başlarda Umut Tanrıkulu’nu tanımadığını söyleyen Neslihan, sonunda işbirliği yapmaya mecbur kaldı.

YERİ TESPİT EDİLDİ
Yerinin tespit edileceğini öğrenen Umut, peşinde olan herkese ters köşe yaptı.
Elindeki belgeleri kendi kanalında yayınlamaktan başka çaresinin olmadığını düşünen Umut, tam yayına girmek üzereyken Harun ve Kadir’in gelişiyle her şey alt üst oldu.

Dizinin final sahnesinde;
Harun ile Kadir, Umut’u kimsenin bilmediği bir adrese götürdüler. Umut’a Harun’un yıllardır Rıza’yı koruyan kişi olduğunu söyleyen Kadir, kapının açılmasıyla büyük şok yaşadı.
İçeri Fecir ile birlikte giren Harun, ellerini bağladığı Umut’u düşmanının kucağına bıraktı…

]]>
ÇÖLDE DJ MAHMUT ORHAN ENERJiSi
Türk DJ Mahmut Orhan 13 Nisan Cumartesi günü sahnedeydi.
Coachella gibi ikonik bir etkinlikte performans sergilenmesi gurur verici.
Mahmut
Orhan’ın
Coachella konser listesinde yer alması, etkileyici sahnesi, kalabalığın enerjisi onun kendi alanında nasıl bir yetenek olduğunu bir kez daha ispatladı.
TÜRK MiMARDAN COACHELLA HEYKELi
Issız çölü renk, ışık ve tasarımlarıyla yeniden yaratan isimlerden biri de Güvenç Özel’di. Teknoloji uzmanı, mimar ve Kaliforniya Üniversitesi’nde profesörlük yapan Özel geçen sene Coachella Müzik ve Sanat Festivali tarafından eser yaratmak üzere görevlendirilen nadir sanatçılardan biri. Holoflux adını verdiği eser ışık ve grafikler arasında geçiş yapıp değişik renk şemalarını yansıtıyor.
]]>
Will Smith,2022 Oscar Ödül Töreni’nde Chris Rock’a tokat atmıştı.
Hayatının bu döneminde yapmak istediklerini de anlatan Will Smith, programda şunları da söyledi:
“Hayatımın ilk yarısında her şeyi biriktirmiş gibiyim, hayatımın ikinci yarısında biriktirdiklerimi geri vereceğim.
Bunu sadece para vermek anlamında demiyorum, tecrübelerimden ve bilgilerimden yola çıkarak insanlara bir şeyler öğretmek istiyorum. İnsanlar hayatım boyunca karşılaştığım sorunları nasıl atlattığımı öğrendiklerinde kalplerine daha kolay ulaşabildiğimi hissediyorum. Gözlerimdeki dayanıklılığı fark ettiklerinde onlarla farklı düzeyde daha derin bağlantı kurmak kolay olacak…”
6 YILLIK VELAYET SAVAŞI DEVAM EDİYOR
4 Nisan’da Angelina Jolie’nin Brad Pitt’e yönelik yeni şiddet iddiaları sonrasında ikilinin velayet davası yine manşetlere taşındı.
İlişkilerinin başlamasıyla tüm zamanların en çok konuşulan çiftlerinden olan Brad ve Angelina’nın birliktelikleri 2004’te başladı 2014 yılında evlendiler.

Angelina Jolie 20 Eylül 2016’da iki yıllık evliliğin ardından boşanma davası açtı. 12 Nisan 2019’da boşanmaları henüz karara bağlanmamış olsa da mahkeme Jolie ve Pitt’in yasal olarak bekar olduğuna karar verdi.
İlişkileri başladığında Pitt hâlâ Jennifer Aniston’la evliydi. (2005’te ayrıldılar.)
Jolie 2002’de Kamboçya’dan evlat edindiği Maddox’a anneliğin tadını çıkarıyordu.
Mutlu âşıklar birlikte 2 çocuk daha evlat edindi. 3 tane de biyolojik çocukları oldu. Büyük ailenin peri masalı 2016 yılında özel bir uçakta yaşanan kavga olayından sonra darmadağın oldu.
Kavga sonrası Angie, Brad’i terk etti.
FBI raporuna göre uçakta Brad Pitt ile Angelina Jolie arasında Jolie’nin anneliğine yönelik kavga çıkıyor. Jolie, Pitt’in kendini başından yakaladığını ve sarstığını, ardından uçağın tavanına defalarca yumruk attığını söylüyor. Sonrası zaten yıllar süren velayet davası.
FİZİKSEL İSTİSMAR İDDİASI
Brad Pitt’in tek istediği 50/50 velayet.
Gayet adil bir istek ama Angelina Jolie çocukların velayetinin sadece kendinde olmasını istiyor. Angelina için çocukların velayetini babalarıyla paylaşmak neden bu kadar zor anlamıyorum. Jolie, çocukların Brad aleyhine ifade vermek istediğini söylüyor.
Angelina’nın çocukları bu işe bulaştırıp tanıklık etmelerini istemesinin yanlış olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca iddialarının ardı arkası gelmiyor. Brad’in çocukları fiziksel ve duygusal olarak istismar ettiğini iddia ediyor ama hiçbir polis raporu yok. Sadece Angelina’nın ifadeleri var. FBI ve Çocuk Koruma Hizmetleri, Angie’nin iddialarını araştırıyor.
Güvenilir bir kanıt bulamıyor.

Çocuklara karşı fiziksel veya başka herhangi istismar belirtisinin olmadığını belirtiyor. Brad Pitt’i suçlu bulmuyor.
Pitt, Jolie’nin iddia ettiği gibi çocuklara yanlış yapmaktan hiçbir ceza almıyor.
Jolie geçen hafta yeni iddialarla gündeme geldi. Bu savaşı uzatabildiği kadar uzatıp çocukların 18 yaşına gelmesini bekleyeceği söyleniyordu.
Başardı da, ikizler (16 yaşında) dışında diğer tüm çocuklar kendi kararlarını verebilir. İşin aslını bilemeyiz ama görünen bir tarafta çocuklarını seven ve onları görebilmek isteyen bir baba ve diğer tarafta babalarının çocuklar üzerinde kötü etki yarattığını ispat etmek isteyen bir anne.
Angie eminim çok iyi ve aşırı korumacı bir anne ama çocuklarını babalarına karşı yabancılaştırması ve yıllar süren velayet savaşına sürüklemesi bence sadece çocuklara zarar veriyor.
]]>

GÖRENLER TANIYAMADI
Estetik günümüzde artık sıradanlaştığından kimin estetikli kimin doğal güzel olduğunu anlamak güçleşti. Ünlü isimlerin birçoğu da güzelleşmek için neler yapıyor neler. İşte estetikli ünlüler…
SON HALİNİ PAYLAŞTI
Cenk Eren, geçtiğimiz mart ayında yüz gerdirme ameliyatı olmuş, haberi “Nerelerdesin diye sorup duruyordunuz?” notuyla paylaştığı fotoğrafla duyurmuştu.

Cenk Eren iyileşti son halini takipçileri ile paylaştı. 58 yaşındaki Eren’in görüntüsü takipçilerinin beğenisini topladı.

HER ŞEY YILLARA MEYDAN OKUMAK İÇİN
Seda Sayan, estetik operasyonlarına bir yenisini daha ekledi.
Doktorun kapısını çalan 60 yaşındaki Sayan, dekolte bölgesindeki yanık izinden kurtulmak için harekete geçti.

Seda Sayan görüntüleri sosyal medya hesabında paylaştı. Sayan “Benim kadar uslu bir hasta yok. Bakın şu iğneler yapıldı. Hiç şımarıklık yapıyor muyum? İlk olarak sünnet derisi enjekte ettik. Bu sefer ikincisi… Yanık izim vardı. Yaktılar beni…Dudak üstümden de çok rahatsız oluyordum. Bir de dudak kenarlarım…” dedi.

Seda Sayan daha önce Fransız askısı ve Deeplift tekniğiyle yüzünü, gıdısını gerdirmişti.

‘SADECE BURNUMU YAPTIRDIM’ DEMİŞTİ… SON HALİ ŞAŞIRTTI
Oyuncu Büşra Pekin diyet ve spor ile 15 kilo verdi. Saçlarını kısacık kestirip sarıya boyatan Pekin’in yüzündeki değişimler de dikkat çekti.

Daha önce ‘Estetiğim yok, yüz bandı kullanıyorum’ açıklaması yapan Büşra Pekin, son paylaşımı ile dikkatleri bir kez daha üzene çekti. Büşra Pekin’in görüntüsü takipçilerini ikiye böldü.
Bazı takipçileri övgüler yağdırırken, bazıları ise ‘Çok güzlesiniz, doktorunuz kim?’ diye sordu.

Büşra Pekin, verdiği bir röportajda “Yüzümdeki tek ciddi işlem burun dokunuşudur. Hollywood yıldızlarının uyguladığı bir dokunuşu uyguladık. Rollerin durumuna göre de oyuncu botoksu yaparım. Dudaklarımı ve yanaklarımı elletmem. Ciddi kilo verdim. İnsanlar haklı hiç alınmadım. Kendi doğallığımı bozmayı düşünmüyorum filmler için her şeyi yaparım” demişti…
Büşra Pekin fotoğrafını da “Yüzümde film için gerginleştirici bant uygulaması var. Estetik haberleri çıkarmayın” notuyla paylaşmıştı…

ALIN DARALTMA YAPTIRMIŞTI, İŞTE SON HALİ…
Türk Sanat Müziği sanatçısı Umut Akyürek geçtiğimiz yıl göz kapağı ameliyatı yaptırmış, kasım ayında ise alın daraltma işlemi için bıçak altına yatmıştı.
Ünlü müzisyen son halini sosyal medya hesabında sevenleriyle paylaştı.

Umut Akyürek operasyon sonrası “Ameliyatım başarıyla geçti, geceyi hastanede geçirdim. Her şey yolunda. Sizler merak edip sordunuz. Alın daraltma ameliyatı geçirdim. Yurt dışından çok fazla talep var. Ülkemizde de yeni yeni duyulmaya başladı. Çok basit bir operasyon, bir saat sürdü. Bir şişlik, ödem morarma da yok. Merak edenlere çok teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullanmıştı.
YENİ EBRU
Ebru Gündeş yeni fotoğraflarını Instagram hesabında yayınladı.
Ünlü şarkıcının yüzündeki değişim takipçilerinin dikkatinden kaçmadı. Daha önce göğüslerini ve burnunu yaptıran 49 yaşındaki Gündeş’in yüzüne estetik yaptırdığı iddia edildi.

’10 SENE SONRASINI DÜŞÜNDÜM, ROKETLEDİM’
TÜRK halk müziği sanatçısı Bedia Akartürk, “2. Sayfa” adlı programa konuk oldu. Estetik operasyonla yüz ve boyun bölgesini gerdiren 82 yaşındaki sanatçı, “Kendimi halkıma karşı sorumlu hissediyorum. Hem ses olarak hem de görüntü olarak. Yüz gerdirme operasyonunu yaşım daha geçmeden yaptırmak istedim. Öyle küçük operasyonlar da olmaz. Bir kere bayılacaksın, her yeri keseceksin” dedi.
Akartürk sözlerine şöyle devam etti: “Doktorum da cesaret verdi. 10 sene sonrasını düşündüm, roketledim.”

KALÇA ESTETİĞİ Mİ YAPTIRDI?
Ebru Polat Nişantaşı City’s çıkışı aracına binerken görüntülendi.
Polat, sahibi olduğu güzellik merkezinde kalçasına işlem uygulattığını söyledi ve ekledi:
“Herhangi bir estetiğim yok. Bu doğal halim. Sadece ufak işlemler yaptırdım. Ufak dokunuşlara da estetik denilmez.”

YÜZÜNDEKİ DEĞİŞİM DİKKAT ÇEKTİ
Adı bir dönem Murat Boz ile aşk dedikodularına karışan oyuncu Ayça Ayşin Turan’ın sosyal medya hesabında paylaştığı fotoğraf takipçilerinin dikkatini çekti. Ekranın en doğal isimleri arasında yer alan Ayça Ayşin Turan’ın sivrilen çenesi gözlerden kaçmadı.

DİLAN DA MODAYA UYDU
Oyuncu Dilan Çiçek Deniz, geçtiğimiz haftalarda yüzü olduğu markanın lansmanına katıldı.
Mini elbisesi ve kusursuz fiziği ile bakışları üzerinde toplayan Dilan Çiçek Deniz’in yüzündeki değişim dikkatlerden kaçmadı.

KALÇA ESTETİĞİ Mİ YAPTIRDI?
Şarkıcı Ceylan’ın kalça estetiği yaptırdığı iddia edildi.
Daha önce bir çok kez ameliyat masasına yatan Ceylan, hakkındaki idddialara konuk olduğu 2. Sayfa programında yanıt verdi.
Estetik yaptırmadığını söyleyen”Görüntüm doğal. Getirin Kuran’ı el basayım.” dedi.

BIÇAK ALTINA YATTI
Görüntüsünü değiştirmek isteyen şarkıcı dudak ve kol operasyonları geçirdi. Karlı, “Küçük yaşlarda kilolu olduğumdan ve spor yapsam bile sağlıklı beslenemediğim için kollarımda sarkmalar oluyordu. Onlar da güzel olacak” dedi.

GENÇ KIZ GİBİ OLDUM!
Safiye Soyman, geçirdiği boyun ve yüz gerdirme operasyonu sonrası görüntülendi.
Şarkıcı, en az 20 yaş gençleştiğini söyledi: “10 gün önce ameliyat oldum, boyun ve yüz gerdirme. Pişman değilim. Genç kız gibi oldum. Faik Öztürk çok memnun bu durumdan. 20 yıl geriye gittim. Dişçiye gider gibi iki saatte operasyon yaptılar.”

Safiye Soyman boyun ve yüz gerdirme operasyonu yaptırdı.
Soyman, yaşlanma korkusu olmadığını ancak sahneye çıktığı için seyirciye olan saygısından operasyon yaptırdığını açıkladı: “Sanatçı yaş almaz, sanatçının yaşı olmaz. Ses sanatçısı sahneye çıkıyorsa kendine bakmalı.” (Behlül AYDIN)

ESKİ HALİNDEN ESER YOK
Şarkıcı Sertab Erener, Instagram sayfasında paylaştığı fotoğraflarla takipçilerini şaşırttı. Yeni şarkısının müjdesini veren Erener’i görenler tanımakta güçlük çekti.

Fotoğraf çekimi için stüdyoya giren 58 yaşındaki Sertab Erener’in yüzündeki değişim dikkatlerden kaçmadı. Sertab Erener gözaltı ışık dolgusu yaptırdı, kaşlarını kaldırdı.

BESTE DE MODAYA UYDU
Bir süre önce İpek Açar ile yaşadığı soyadı polemiği nedeniyle gündem olan Beste Açar, estetik modasına uydu.

Yüzünü gerdiren ve kaş şeklini değiştiren Beste Açar, son görüntüsü ile şaşırttı. Açar’ın sosyal medya hesabında paylaştığı fotoğraflara beğeni ve yorum yağdı!
GÖRENLER TANIMADI
Ünlü şarkıcı Funda Arar, Volkan Konak’ın sunduğu ‘Kuzeyin Oğlu’ programındaki görüntüsü ile şaşırttı…

Arar’ın yanak dolgusu ve alın bölgesine botoks yaptırdı iddia edildi.
FRANSIZ ASKISI YAPTIRDI
Şarkıcı Işın Karaca da bıçak altına yattan ünlüler kervanına katıldı.

‘Fransız askısı’ yaptırdığını belirten Karaca, ‘bugünü kendimi yenilemeye adadım’ dedi. Karaca, ameliyat öncesi ve sonrasını paylaştı.
NOLUR BANA DUA EDİN
Geçirdiği estetik operasyonlarıyla adeta bambaşka birine dönüşen ünlü şarkıcı Lara, son olarak dudaklarını küçültmüştü. Şarkıcının dudaklarına 30 dikiş atıldı.

Konuşmakta ve yemek yemekte güçlük çeken Lara, “Ne olur bana dua edin. Lütfen hiçbir yerinize hiçbir şey yaptırmayın. Dudağınız kötüyse bile kalsın. Bakın dudağımla pipet bile tutamıyorum” diyerek ağladı.
GÖZ KAPAKLARINI ALDIRDI
Yeliz Yeşilmen estetik operasyonu geçirdi.

6 saat süren bir ameliyatın ardından gıdısını ve göz kapaklarını aldıran Yeşilmen, ‘hem para veriyorsunuz hem acı çekiyorsunuz’ dedi.
İŞTE YENİ HALİM!
Türk Sanat Müziği sanatçısı Umut Akyürek geçirdiği estetik operasyonlarla gündeme gelmişti.

Son olarak göz kapağı ameliyatı yaptıran Akyürek, son halini sosyal medya hesabından paylaştı.
12 KEZ BIÇAK ALTINA YATTI
Süperstar Ajda Pekkan 14 kez ameliyat masasına yattı.

Pekkan, 3 kez burnunu yaptırdı, 6 kez dudaklarına silikon enjekte ettirdi.Diz kapaklarını ve karın bölgesini gerdirdi, 4 kez de yüz gerdirme operasyonu geçirdi. Ajda Pekkan her 6 ayda bir yüzüne botoks yaptırıyor.
REKOR DENİZ’İN
Deniz Akkaya da 17 kez bıçak altına yattı.

Akkaya, 3 kez burnunu yaptırdı, yüzüne dolgu maddesi koydurttu, çenesini törpületti, iki kez göğüs kaldırma operasyonu geçirdi, basen ve bel bölgesindeki yağları aldırttı, kalçalarını kaldırttı.
]]>
Survivor All Star’da 4 ve son eleme adayı kim oldu? sorusu dün gece yanıtını buldu. TV8 ekranlarında sevenleri ile buluşan Survivor’ın 9 Nisan 2024 tarihli son bölümünde, dokunulmazlık mücadeleleri devam etti. Hız, denge ve gücün önemli olduğu parkurda haftanın son dokunulmazlık oyununu mavi takım kazanırken, kırmızı takımda ise takım arkadaşlarından en fazla oyu alan bir erkek yarışmacı Survivor eleme adayı oldu. Nagihan ve Damla Can’ın tartışmasının damga vurduğu gecede, Acun Ilıcalı’dan gelen büyük ödül müjdesi de konseydeki nabzı düşürdü. Peki, 9 Nisan 2024 Survivor All Star son eleme adayı kim oldu, eleme potasına kim gitti? İşte, son bölümde yaşananlar.

SURVİVOR’DA ELEME ADAYI KİM OLDU?
Cuma akşamı yapılacak olan Survivor All Star’da dokunulmazlık karşılaşmaları dün gece de devam etti. Dokunulmazlık oyununu kaybeden kırmızı takımda konsey toplandı. Yarışmacılar ilk olarak adadan gitmesini istedikleri isimler için oylarını verdi.

Yapılan oylama sonucu, Sercan 3 oy, Yunus Emre 2 oy, Özgür 1 oy, Atakan 1 oy, Hilmi Cem 2 oy aldı. Bu sonuçla haftanın 4. ve son eleme adayı Sercan olarak belirlendi. Haftanın diğer eleme adayları ise Yaman, Hakan ve Yasin olmuştu.

Adayların belirlenmesinin ardından Acun Ilıcalı düello eşleşmelerini de açıkladı. Performansa göre düelloda Sercan-Hakan, Yaman-Yasin karşı karşıya gelecek.

SURVİVOR DOKUNULMAZLIK OYUNUNU KİM KAZANDI?
Haftanın 4. ve son dokunulmazlık oyunu için takımlar parkurda karşı karşıya geldi. İlk olarak avantaj oyununun oynandığı dokunulmazlık oyununda, yarışmacılar havuz üzerindeki dengede durmaya ve suya düşmeye çalıştı. Avantaj mücadelesinin finalinde Yasin-Yunus Emre eşleşmesi kazananı belirledi. Yunus Emre’nin suya düşmesiyle sayısı Yasin kazandı. Bu sonuçla mavi takım avantajı 8-3 kazandı.

Dokunulmazlık karşılaşmasının ikinci etabında ise bu kez takımlar bayrak yarışında karşı karşıya geldi. 12 olanın dokunulmazlığın sahibi olacağı oyunun final etabında mavi takımda kadınlar ve erkekler ayrı ayrı oynadı. İkili eşleşmede ilk önce kadınlar ardından da erkekler parkura çıktı. Nefeslerin tutulduğu oyunun final eşleşmesinde Seda-Nefise, Sercan-Furkan eşleşmesi kazananı belirledi. Son sayıyı Furkan’ın alması ile dokunulmazlıkta bayrak yarışını mavi takım 12-4 kazandı. Böylece haftanın 4. dokunulmazlık oyununu mavi takım kazandı.

ACUN ILICALI’DAN YARIŞMACILARA 1 MİLYON TL’LİK ÖDÜL MÜJDESİ
Öte yandan Acun Ilıcalı, ada konseyinde yarışmacılara bayram haftası müjdesini verdi. Ilıcalı, 21 Nisan’da birleşme olacağını söyleyerek, şunları ifade etti; “Bayramda iletişim ödülü koymadık, bunun sebebi de bayramın hepimiz için çok özel olduğu ve bu yüzden de bütün yarışmacılarımıza mesaj hakkı veriyoruz. 3’er dakika mesajlaşacaksınız, en ayından aile tarafıyla gerçekleştireceksiniz.

Bayramın ilk günü akşamında oyun ertesi güne yansıyacak bir ödül, açık artırma. İkinci gün oynayacağınız ödülü kazanan takım, takım olarak 1 milyon TL kazanacak. Bu da bu sezon varını yoğunu koyan yarışmacılarımızın bizim tarafımızdan ödülü olarak görebilirsiniz… Bayramın son gününde hayatın gerçekleriyle buluşup tarihi düelloyu hep birlikte yaşayacağız.” dedi.

YENİ BÖLÜM FRAGMANI YAYINLANDI
Ödül oyununu hangi takım kazanacak? İşte yeni bölüm tanıtımı… #SurvivorAllStar #Survivor #Survivor2024 #SurvivorTürkiye pic.twitter.com/YXb31b7a7a
— Survivor Türkiye (@survivorturkiye) April 9, 2024
Survivor All Star’dan elenen yarışmacı, dün geceki eleme düellosu heyecanı sonrası netlik kazandı. Tv8 ekranlarında yayınlanan Survivor 2024 All Star’ın 4 Nisan tarihli 76. son bölümünde, kırmızı ve mavi takım ilk olarak ödül oyunu mücadelesi verdi. Güç, denge ve hızın ön planda olduğu oyunda takımlar zorlu anlar yaşarken, kazanan mavi takım oldu. Bu hafta takım arkadaşları tarafından potaya gönderilen yarışmacılar Hakan, Sercan, Poyraz ve Özgür olmuştu. Erkekler potasında yer alan eleme adayları düelloda karşı karşıya geldi. Nefeslerin tutulduğu oyunun finalinde Hakan’a yenilen Poyraz adaya veda etti. Poyraz’ın vedası karşısında takım arkadaşları gözyaşlarına hakim olamadı. Peki, 4 Nisan 2024 Survivor’dan kim elendi? İşte, Survivor All Star’dan elenen isim ve yeni bölüm fragmanı.

SURVİVOR’DAN KİM ELENDİ?
Heyecanına hız kesmeden devam eden Survivor All Star’da eleme potasına giren Hakan, Sercan, Poyraz ve Özgür eleme düellosunda karşı karşıya geldi. Performans eşleşmesine göre ilk düello Hakan ve Özgür arasında gerçekleşti. Bu etabın sonunda Özgür kazanarak eleme potasından çıktı.
İkinci karşılaşma ise Sercan ve Poyraz arasında oldu. Bu karşılaşmanın kazananı ise Sercan oldu. Böylece potadan Sercan çıktı.

Üçüncü etapta bu kez Poyraz ve Hakan karşı karşıya geldi. 5 olan yarışmacının adaylığının düşeceği oyunda Hakan ve Poyraz kazanmak için elinden geleni yaptı. Nefeslerin tutulduğu etapta Hakan’ın aldığı son sayı ile Hakan düelloyu 5-3 kazandı. Adaya veda eden Poyraz son kez duygularını dile getirdi.

“YENECEĞİME İNANIYORDUM BÜYÜK PATLADIM”
Survivor’dan elenen Poyraz, “Ne diyeceğim hakkında hiçbir fikrim yok, beynim yanmış durumda. Algılayamıyorum, idrak edemiyorum şuan olup biteni. Hakan’ı çok tebrik ediyorum, Sercan keza. Sercan beni darmaduman etti, sorumlusu Sercan. Zaten iyi değildim, mental olarak son bir aydır kötü dönemden geçiyorum. Toparlamaya çalışıyordum kendimi sürekli düzeltmeye çalışıyordum, kafamı tekrar buraya odaklamaya çalışıyordum. En son çare olarak da arkadaşlarıma da bu yüzden bunun ısrarını yaptım. Kendimi iyi hissetmeye başlamıştım.
Böyle bir ateşlenmeye hırslanmaya gerçek Survivor’ı tatmaya düelloyu tatmaya ihtiyacım vardı. Kendime de çok güveniyordum açıkçası. Sercan’la iddialaşmalarımız meydan okumalarımız… Kendime olan güvenim tamdı ve yeneceğime de inanıyordum. Olmadı büyük konuştum büyük patladım. Büyük pakete ben girdim bu sefer. Yolumun daha büyük olduğunu düşünüyordum, hedeflerim büyüktü. Sonuna kadar gideceğime de inancım tamdı. Bu çöküntüden bir şekilde çıkacağıma da inanıyordum. Olmadı yapamadım başarısız oldum. Özellikle ailemden dostlarımdan çok özür diliyorum. Seda beni uzun bir süre affetmeyecektir, Damla da öyledir. Ben onlardan beni yazmalarını istedim zorla yaptım bunu. Onlar da bana olan saygısından sevgisinden güven duygularından dolayı istediğimi verdiler bana. Onlar için de kötü oldu, takımda olup onlara destek olamayacağım için de üzgünüm. Teşekkür ederim.” dedi.

SURVİVOR’DA ÖDÜLÜ KİM KAZANDI?
Öte yandan Survivor’da 4 Nisan eleme düellosundan önce kırmızı ve mavi takım yarışmacıları, ödül için Survivor ödül oyununda karşı karşıya geldi. Parkurda sayı almaya çalışan mavi ve kırmızı takım zorlu anlar yaşadı.

Yiyecek ödülü için tek etaplı oynanan oyunda Batuhan-Ogeday, Nefise-Hilmicem karşılaşması kazananı belirledi. Ogeday’ın son sayısı ile ödülü 6-3 mavi takım kazandı.

YENİ BÖLÜM FRAGMANI YAYINLANDI
Survivor All Star 2024'e veda eden isim Poyraz oldu. #SurvivorAllStar #Survivor #Survivor2024 #SurvivorTürkiye pic.twitter.com/wRcQpxLAzY
— Survivor Türkiye (@survivorturkiye) April 4, 2024
Fecir ile bağış töreninde bir araya gelen Umut, her sözü ile düşmanını biraz daha iğneledi.
Aynı dakikalarda Rıza, kendisini öldürmek için kiralanan katil ile yüz yüzeydi…

Çok geçmeden Neşet’ten Umut’a beklenmedik bir telefon geldi. Hapishanede tatsız şeyler olduğunu öğrenen Umut, babasının yanına koştu.
Babasının öldüğünü düşünen Umut, gerçeği öğrenince derin bir nefes aldı.

Ölümle burun buruna olan Rıza’yı kimseye fark ettirmeden kurtaran kişi Harun’un ayarladığı mahkumdu.
Meryem’in oğlu Furkan, lüks aracı ile bir kuryeye çarptı ve ölümüne neden oldu. Kötü haber Meryem’e Savcı Süreyya ile yemekteyken geldi.

Meryem, ehliyeti dahi olmayan oğlunu kurtarmak için abisi Bünyamin’in kapısını çaldı.
Asmayın suratınızı Bünyamin Emirkıran hayattayken size kimse dokunamaz!
Olay yerine giden Savcı Süreyya, bütün tutanakları ve ifadeleri aldı.
Bünyamin’in yardım için aklına gelen ilk kişi Harun oldu. Şoförünün bir kazaya karıştığını ve kuryenin öldüğünü söyleyen Meryem, Harun’a bu davada titizlikle çalışmasını istedi.

Büroya döndüğünde odasında kendisini bekleyenleri gören Harun, Fecir’i Rıza’yı kurtaran kişinin kendisi olmadığı konusunda ikna etmeye çalıştı… Başarılı da oldu.
Alev’e gönlünü kaptıran Fecir, adım adım genç avukatı takip etmeye devam etti. Başlarda Fecir’i reddeden Alev, Fecir’in ağzından kaçırdığı cümlenin ardından akşam yemeği teklifini kabul etti.

Harun, kuryeye çarptığı iddia edilen şoför ile görüşürken; Umut ve Neşet de acılı ailenin yanındaydı.
Neşet’i de yanına alarak olay yerine giden Umut, davanın seyrini değiştirecek bir detayı yakaladı.

İlk duruşmada müvekkilini kurtaracağının garantisini veren Harun, bir kez daha Umut’un hamlesi ile bozguna uğradı.
Elindeki kanıtları mahkemeye sunan Umut, şoförün tutuklanmasını sağladı.
Kazayı yapan asıl kişinin Furkan olduğunu öğrenen Harun, Kadir’e hesap sordu.
Bir anne-baba 17 yaşında çocuğa neden araba verir?
Emirkıranlar’ın pisliklerin, temizlemekten sıkılan Harun, davayı Alev’e verdi.
Umut, yalancı şahitlik yaparak babasının hapse girmesine katkıda bulunan Makbule ile yıllar sonra karşılaştı. Babasının dosyasını yeniden açtırabilmek için Makbule’den yardım isteyen Umut, ona telefon numarasını bıraktı.
Umut’u takip eden Azad, gelişmeleri Fecir’e anlattı. Rıza’dan kurtulmayı başaramayan Fecir, Azad’a Makbule’yi öldürmesi için talimat verdi.

Babasını ziyarete giden Umut, ona güzel haberi verdi. Uzun süre oğlunu hatırlamayan Rıza, söyledikleri ile Umut’un kalbine dokundu.
Avukat benim bir oğlum mu var? Çıkarın beni buradan… Oğlum için çıkarın…
Farkında olmadan her geçen gün Umut’a biraz daha yakınlaşan Rüya, genç avukatın geçmişin, araştırdı. Rüya, sorduğu kritik soru ile her şeyin tesadüf olduğunu söyleyen Umut’u köşeye sıkıştırdı.
Babanın eski bir Emirkıran çalışanı olması da mı mesela?

Makbule’yi öldürmek için talimat alan Azad, Fecir’in bu isteğini yerine getirmedi.
Ben senin için her şeyi yaparım ama insan öldüremem…
Kuryenin hayatını kaybettiği kazanın ikinci duruşmasında Umut ile Rüya karşı karşıya geldiler.

Umut, elindeki delilleri mahkeme başkanına tek tel sunarak kazayı yapan asıl kişinin 17 yaşındaki Furkan olduğunu ispat etti.
Bu bir kaza değil, cinayettir. Ve bu cinayetin Failleri Furkan Laçiner ile annesi Meryem Laçiner’dir…
Her şeyin ortaya çıkmasının ardından panik yaşayan ve yurtdışına kaçma planları yapan Meryem ile Furkan, polisler tarafından yakalandı.

Fecir ile Alev’in akşam yemeği Rüya’nın telefonu ile bölündü. Fecir’in kardeşi ile konuştuğu sırada internete düşen videoyu izleyen Alev, hızlı bir vedanın ardından Umut’un ofisine gitti.
Ofisteki gizli odayı bulan Alev, Umut’un gerçek niyetini anladı.
Dizinin final sahnesinde;
Vicdan azabına yenilen Makbule, Umut’u arayarak ona her şeyi anlatacağını söyledi. Makbule’nin verdiği adrese giden Umut, tek tanığının öldürüldüğünü görünce şoke oldu.
Bir anda eve gelen polisler, cesedin başında buldukları Umut’u büyük bir çaresizlikle karşı karşıya bıraktılar:
Katil babanın katil oğlu…

– Hollanda’da doğdum. İspanya ve Türkiye’de yaşadım. 2006’dan beri de bu işi yapıyorum. Tiyatrocu bir ailede yetiştim. Annem ile babam beni hep kültür ve sanatın içinde yetiştirdi. Değişik ülkelerde yaşayıp kaptığım deneyimlerle ve evden aldığım öğreti ile ben de kendi hikayemi yazmaya başladım.
Ben her zaman yaptığım işin kalitesine güvendim ve inandım. Başkalarının anlamayıp inanmadığı dönemlerde daha da çok inandım. Kendimden taviz vermedim, yolumdan hep devam ettim. Onun bana verdiği ödül de bir dünya turu oldu. Minnettarım beni o sahnelere çıkaran sevenlerime, aileme ve dostlarıma.
◊ Avrupa turnesinden sonrada Amerika’ya geçtiniz. 4 eyalette sahne aldınız. 25 yaşında bir Murda hayranı olan Selin Taşkın’ın başlattığı Amerika turnesi nasıl geçti?
– Selin süper ağırladı bizi. Tüm ekibin enerjisi güzeldi. Yaklaşık iki bin kişi izledi. Yakın tarihteki en büyük Türk konseri olduğunu söylediler. İlk etkinlik için bence gayet başarılıydı. Umarim bu yolda devam eder daha çok konser yaparız beraber.
En büyük hayalim Sezen Aksu ile bir şey yapmak
◊ Türk sanatçılar arasında Hadise dışında kendinize yakın hissetiğiniz ya da ortak bir proje yapmak istediğiniz isimler var mı?
– Ezhel ile “Made in Turkey” diye ortak bir proje yaptık. Hadise’yle de 2 düetimiz var ve ileride albüm yapma fikrini de konuşuyoruz. Neden Hadise? Çünkü Hadise! Tanıdığım en güzel insanlardan biri. Müzik dışında çok iyi bir ilişkimiz oluştu. Müzikal açıdan çok saygı duyduğum ve beraber çalışmaktan hep çok gurur duyduğum biri.
Bu ilişkiler doğal bir şekilde oluşur. Sezen Aksu ile beraber bir şey yapmak en büyük hayallerimden biri. Onun dışında arzu ettiğim veya kovaladığım bir isim yok. İsimler beni kovalasın.

Kızıma destek ve güç vermek isterim
◊ Geçen sene sahneye büyük kızınız ile çıktınız. İleride kızınızla şarkı söylemek ister misiniz?
– Kızımın isteği benim isteğimden önemli. Tabii ki isterim ileride kızımla bir düet yayınlamak. Onu sahnelerde söylemek… Ama belki onun yolu bambaşka olacak. Ben en çok onun istediği yolda ona destek ve güç vermek istiyorum.
◊ Yeni çıkacak albümünüzün adı “Dua”. 2021 yılında 13 günlükken hayatını kaybeden kızınız Dua Ayla’ya mı ithaf ettiniz?
– Albümün adı “Dua”. Kızım için… Fazla söze gerek yok bence. Çıkınca inşallah sevenlere ulaşır ve kızım yukardan babasıyla gurur duyar.
Türk olmayanları şarkılarımı ezberlettim
◊ Türkiye şartlarında doğup büyüyen biri olsaydınız bugünkü müzik kariyeriniz sizce nasıl şekil alırdı?
– Bilmem. Bunu düşünmedim hiç. Belki bambaşka biri olurdum ve Murda diye biri asla olmazdı. Belki de bu yaptıklarım kader ve hangi ülkede olsa da zaten olacaktı hep bir Murda.
◊ Günün birinde yabancılara Türk rap’ini söyletmek gibi bir hedefiniz var mı?
– İlk hedefim oydu ve o hedefime ulaştım. Türk müziğine yeni bir dalga getirdik ve o sound’u evrensel yaptık. Sadece hip-hop değil. Bizden önce yoktu bu. Amerika ve Kanada turumda Türk olmayan ama şarkılarımı ezbere bilen bir sürü insan vardı. Bu büyük bir gurur. İleride ne olur bilemem ama ben bildiğim yolda devam ediyorum ve inşallah şarkılarım dünyaya hitap etmeye devam eder.
Kızımın varlığını kutluyoruz
Murda’nın ikinci kızı Dua Ayla 20 Nisan 2021’de dünyaya geldi. Kızı, 13 günlükken hayatını kaybetti. Rap’çi yeni albümünü kızına neden adadığını da şöyle anlattı: “Hayatımın en büyük acısı. Son Felemenkçe albümünün adı ‘Baba’. Ondan sonraki albümün adı da ilk kızım ‘Doğa’. Ve bu albüm ‘Dua’. Albümü yaparken değişik bir ruh halinde ve depresyondaydım. O his de albüme yansıdı. Ama kızımın annesi rengarenk bir albüm yapmamı istedi. Kızımızın varlığını kutlamamız lazımdı. Üzüntüyü güzel bir şeye çevirmemizi istedik.”
Tarkan’a bir saygı göstergesi
◊ “O Ses Türkiye Rap” hikayeniz nasıl başladı?
– Acun Ilıcalı, rap’i çok seviyor. Her şey Acun Abi ile başladı. Bana bir telefon geldi ve jüri üyesi olmam istendi. Fazla düşünmeye gerek yok öyle telefonlar gelince. Ben zaten hep Acun Abi ile çalışmak istiyordum. Bu şekilde de o hedefe ulaşabildim. Aşırı keyifli geçti yaptığımız iki sezon.
◊ Bir şarkınızın klibinde Tarkan’ın resmini kullanıldığınız için hukuksal bir sıkıntı yaşadığınıza dair haberler çıktı. Bu doğru mu?
– Onu, “Napıyon Lan” klibimde Tarkan’a sevgi ve saygı göstergesi olarak yaptım. Sonra bize bir e-mail geldi: “O resmi indirin ya da mahkemede görüşürüz”. Biz de indirmedik. Ama olayın arkası gelmedi. Bence Tarkan’ın o e-mailden ve olaydan haberi bile yok. Tarkan, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük erkek pop starı. Benim ona saygı ve sevgiden başka hiçbir şeyim yok.
]]>
Derya’dan vazgeçmeyeceğini herkese söyleyen Kartal’ın aşması gereken son bir engel kaldı: Sadık!
Özer’in ardından Kartal da Sadık ile konuşmak için iş yerine gitti.
Kartal’ın Sadık’a söyleyecek iki çift lafı vardı:
Derya’dan da çocuğumdan da vazgeçmeyeceğim. Karnında benim çocuğumu taşıyor
Türkan’ı arayan Sadık, Somer’i de alıp eve gelmesini söyledi. Çok geçmeden Derya ile Kartal da baba evindeki yerlerini aldılar.

Günler sonra karşı karşıya gelen aile bireyleri Sadık’ın ağzından çıkanlarla büyük şok yaşadılar.
Hiç kimseden itiraz istemiyorum. Tartışma istemiyorum. Soru istemiyorum. Derya, boşanır boşanmaz Kartal ile nikah kıyacak… Siz de kabullenip, kendinizi kapatacaksınız…
Bu durum Türkan’ın hiç hoşuna gitmedi. Tüm gücüyle babasına karşı çıkan Türkan’ın ağzından öfkeyle geri dönüşü mümkün olmayan sözler çıktı.
Avukatı arayarak babasının heyet karşısına çıkmasını isteyen Türkan, Somer’i şaşkına çevirdi.

Müjgan’ın mal varlığını araştıran Dönüş, üzerine kayıtlı hiçbir şeyin olmadığını öğrendi ve bu durumu Derya ile paylaştı.
Kızlar durumu şimdilik babalarından saklamaya karar verseler de; Müjgan’ın Kalender Ailesi ile ilgili bambaşka planları vardı…
Kartal’ın da yardımlarıyla eski güçlerine kavuşan Kormanlar, aylar sonra yönetim kurulu toplantısında çalışanları ile bir araya geldiler.

Toplantıya Rüçhan ve Özer arasındaki gerilim damga vurdu. İkili arasındaki tartışmaya Türkan da dahil oldu.
Derya, Efe’yi okuldan almaya Kartal ile birlikte gitti. Ancak işler oğluna Kartal ile birlikte olduğunu açıklamaya hazırlanan Derya’nın istediği gibi gitmedi.
Dönüş’ün hastalığının nüksettiğini öğrenen Serdar, büyük yıkım yaşadı.
Derya ile babasını topa tutan Türkan için sırada Dönüş vardı. Babasına heyet raporu aldıracağını söyleyen Türkan’a Dönüş sert çıktı. Büyük bir çaresizlikle baş başa kalan Serdar, abla-kardeşin tartışmasına daha fazla kayıtsız kalamadı.
Ya huzur vereceksiniz yada Dönüş’ün hayatından çıkacaksınız
Olup biteni anlamaya çalışan Dönüş, çok geçmeden testlerinin kötü çıktığını öğrendi.
Eşi ile arasındaki uçurum her geçen gün biraz daha açılan Özer, Somer’in tüm ısrarlarına rağmen eve dönmedi.

Selçuk ile evlenmeye karar veren Figen, bu kararını birlikte çıktıkları akşam yemeğinde Kartal’a da açıkladı. Önce ‘bu adamla evlenmene rızam yok’ diyen Kartal, Figen ile Selçuk’a kısa süreli şok yaşattı.
Kalender Ailesi en büyük şoku İrfan’ın eve getirdiği tebligatı görünce yaşadı.

Kızının kendisini heyetin önüne çıkaracağını öğrenen Sadık büyük şok yaşarken, Nezahat soluğu Türkan’ın kapısında aldı.
Benim çocuğum olmadı Türkan, Allah da nasip etmedi ama 3 kızım var dedim. Bu dünyada neyim var neyim yoksa onlarındır dedim. Şimdiki aklım olsa hepsini ele verirdim.
Kontrol için hastaneye giden Derya ve Kartal, çıkışta Serdar ile karşılaştılar. ‘Dönüş’ü bu olaylardan uzak tutun ‘ diyen Serdar, kötü haberi Derya’ya verdi:
El birliği ile hasta ettik yine kızı… son değerleri kötü çıktı. Haberi yok hastalığının nüksettiğinden.
Halasının çıkışıyla kendine gelen Türkan, babasından özür dilemek için hastaneye gitti.

Kızını reddeden Sadık, heyetin karşısına çıktı.
Sen hiç merak etme kızım ben aklımı yüreğimi çocuklarım için feda ettiğimi söyler, o raporu alırım sana…
Mahkemeden sağlık raporunu alan Sadık, evi satışa çıkardı.

Babasının evini satın almak isteyen Türkan, Somer’i arayıp para istedi. Somer, Türkan’ı kesin bir dille reddetti.
Mustafa ile boşanma davası süren Derya, sonunda özgürlüğüne kavuştu.

Müjgan ile iş birliği yapan Sevilay, Sadık’ın iş yerine gelerek Derya ile Kartal’ın birlikte olduğunu Dönüş’ten öğrendiğini anlattı.
Ev halkının dalgınlığından faydalanan Efe, babaannesi Sevilay’ı arayarak ona annesi ile yaşamak istemediğini ve kendisini almasını söyledi.
Türkan’ın hisse satışını araştırdığını öğrenen Somer, onunla ciddi bir konuşma yaptı:
Buraya nikah günümüzü almaya geldik. Ya bu kapıdan döner yollarımızı ayırırız ya da birbirimizden başka herkese kapımızı kapatırız…

]]>
Uslu’nun yeni albüm hakkındaki sorusuna cevap veren Bilge Kağan Etil, “Albüm biraz soru işareti çünkü çok kısa sürede çok çalışman gerekiyor. Biraz hızlı bir çağdayız albüm eskisi gibi değil. Bir Tek Ben Anlarım’ın başarısından sonra biraz bekledik. Yavaş yavaş şarkı çıkarmaya başladık ve Yakışıklı’yı çıkardık. Biz biraz daha single, proje odaklı gideriz diye düşünüyoruz.
Single olunca daha çok enerjimizi verebiliyoruz ve daha çok çeşitli olabiliyor. Albümde bir konsepte sıkıştırmak zorunda kalıyorsun ve bu da dinleyiciye çok iyi gelmiyor” ifadelerini kullandı.
İŞİMİZE YATIRIM YAPTIĞIMIZ NOKTADAYIZ
Bir Tek Ben Anlarım şarkısından sonra müzik hayatlarının nasıl şekillendiğini anlatan Salman Tin, “İnsanlar bizim şarkıyı çıkarınca sonrasında ne yapacağız diye gerildiğimizi düşünüyorlar ama biz çok rahatladık. Sonuçta en iyi not verici halkımız ve onların algısından geçmiyorsa kendine müzik yapmış oluyorsun. Bu da değerlidir ama sonuçta pop müzik yapıyoruz ve beğenilmesi beni aşırı rahatlatmıştı. Ünlü olduk ve istediğimizi yapabildik. Finansal olarak müzikal anlamda iyi şeyler yapabilmeyi kazandık. İşimize yatırım yaptığımız noktadayız” dedi.
Bilge Kağan Etil ise, “Konfor alanı yaratıp, bizi üretkenlikten kopartmadı. Tam tersine, bizim daha çok şey yapabilmemiz için rahatlık sağladı” diye konuştu.
KONSERLERİMİZDE SELAMİ ŞAHİN ŞARKILARI DA SÖYLÜYORUZ.
“Gitme Sana Muhtacım” şarkısını yeniden yorumlayarak, “Selami Şahin Şarkıları-2”de yer alan grup, projede nasıl yer aldıklarını da anlattı. Bilge Kağan Etil, “Salman evde bazı şarkıları sürekli söyler. Kendini öyle geliştirdiği benim de çok rahat inceleme imkânım oluyordu. Bazı şarkılarda o etkiyi yakalıyordum, Salman’ı Salman yapacak etki var. Gitme Sana Muhtacım
şarkısı da bunlardan biriydi. O yüzden hep bu kafada vardı ve Selami Şahin projesi olduğunda gitmek kesin olacaktı” dedi.
Salman Tin ise, Saygı albümünden önce kendilerinin Selami Şahin projesi yapmaya başladıklarını söyleyerek, “Dört şarkı planlanmıştı zaten Seninle Başım Dertte şarkısını konserlerde çalıyoruz” diye konuştu. Uslu’nun “Geçmiş dönem popüler müzik türlerine ve şarkılarına bakışınız nedir?” sorusunu da cevaplayan Bilge Kağan Etil, “Bilinçli de yapıldığı bir kısmı var, özellikle benim yaptığım kısımda. İkimizin avantajı kendi kültürümüzdeki başka kültürlerdeki müziklere kendimizi maruz bırakmak. Gerçekten özlerimizi özümseyebiliyoruz. Ben caz piyanistliğinden gelme biriyim ama Türk sanat müziğiyle büyümüş birisiyim. Salman da Anadolu çocuğudur. Biz hiçbir şeye uzak değiliz, her şeyin içindeyiz. İçinde olduğumuz için de insanlara hepsini
karıştırıp verebiliyoruz” ifadelerini kullandı.
Uslu’nun “Müzik hayatınızda, ‘olmazsa olmazdı’ dediğiniz ne var?” sorusu üzerine, Bilge Kağan Etil, “Geçmişe gidersem kişisel hayatımda Doğan hocam var. Bendeki bütün kapıları açan, tetikleyen, beni eğiten ve müzik öğretmenliğine hazırlayan oydu. Bende çok vizyon aşılamış bir insandı” açıklamasında bulundu.
Salman Tin ise “Üniversite dönemlerimde Amerikan folk müziğine çok ilgiliydim. Beni bu topraklara Neşat Ertaş çekti geri buraya. Bu kadar iyi müzisyenlik, bu kadar iyi bir söz, bu kadar iyi bir duygu durumuna çeken Neşat Ertaş olmuştur” dedi
]]>
BENİ ASLA YAKALAYAMAYACAKSIN
Dreyfus şok içinde “Ne demek senden hoşlanmazdı, neden” diye sorunca da Jane Fonda şu yanıtı verdi:
“Don Juan’a benim ruhsuz olduğumu söylemiş.
Zaten onunla ilk tanıştığımda benden hoşlanmadığını söylemişti.
Bir sürü sebep vardı, kıskanıyordu. Rekabetçi ve hırslı bir kadındı. Ona karşı itaatkâr olmam gerekiyordu. İtaatkâr olmaya başladığımda bana iyi davrandı.
Ben, babam (Henry Fonda) ve o (Hepburn) Oscar’a adaydık (1982). Benim iki, Katharine’in üç Oscar ödülü vardı. Eğer ben kazansaydım eşit olacaktık.
Ama ben kazanmayıp o kazanırsa onun 4 Oscar’ı olacaktı. Kahtarine kazandı.
Tebrik etmek için aradım, ‘Artık beni asla yakalayamayacaksın’ dedi.
Ne söylediğini anlamam birkaç dakikamı aldı. Böylesine bir rekabetten bahsediyoruz.”
Sosyal medya kullanıcılarının empati konusunda tedaviye ihtiyacı var
Kate Middleton’ın yokluğunun ameliyatla bağlantılı olduğunu en başından beri biliyorduk. Sadece “Hasta ve zamana ihtiyacı var” açıklaması, empati için yeterli olmalıydı.
Ama ne oldu? Halktan mahremiyet isteyen bir kadının hayatı ve ailesi internette eğlence aracı oldu…
Tık almak için TikTok videolarıyla özel kaynaklardan duyduklarını iddia ettikleri dedikoduları paylaştı, ünlü isimler dalga geçen paylaşımlar yaptı. Tam bir pembe dizi tadında entrika içeren bir sürü teori öne sürüldü.
Bu komplo teorilerini eli ayağı düzgün diğer sosyal medya sayfaları paylaşarak besledi.
Tüm dünyada yayılan bu iddialar basında da yer alınca, Kate hasta olduğunu açıklamaya mecbur kaldı.
Erken teşhis edilse bile kanser tramvatik bir hastalık.
Dünya sizi izleyip iğrenç komplo teorileri yapmasa da psikolojik olarak kabullenmek zor.
“Kate Middleton kraliyet ailesinin üyesi, toplumun bilmeye hakkı var” diyenlere katılmıyorum ve annesini kanserden kaybeden biri olarak, Kate’in hastalığını saklama isteğini çok iyi anlıyorum.
İnsanların sağlıkları söz konusu olduğunda, özellikle kanser gibi hastalıklarda mahremiyet hakları var.
Kate devlet başkanı değil.
Sağlığının detaylarının ülkeyle, toplumla, kamuoyuyla hiçbir ilgisi yok.
Herkes şimdi sarayın PR ekibini suçluyor. Ama yokluğuna ilişkin kısa bir açıklama yapıldı, Paskalya sonrasına kadar geri dönmeyeceği söylendi zaten.
İnsanları gerçekten tatmin etmek için ne açıklanmalıydı?
Doktor raporları, tümör marker düzeyleri, kan testi sonuçları, kemoterapi detayları mı…
Sosyal medya kullanıcılarının empati konusunda ciddi bir tedaviye ihtiyacı var.
Bir insan yalnızca kanser tanısı almakla kalmadı, üstüne bir de tüm bu saçmalıklarla yüzleşip açıklama yapmaya zorlandı.
Çok üzücü.
]]>
“ARTIK GERÇEK BİR MAKİNE GİBİYİM”
76 yaşındaki oyuncu artık, başrolünü oynadığı ve kendiyle özdeşleşen Terminatör karakteri gibi bir “makineye” dönüştüğünü ve spor salonuna ara vermek zorunda kalacağını söyledi.

Pazartesi günü yayınlanan podcast’i Arnold’s Pump Club’da “Geçtiğimiz pazartesi günü biraz daha makine olmak için ameliyat oldum: Kalp pili taktırdım” diyen Schwarzenegger sağlık durumuyla ilgili olarak “Size şunu söylemeliyim ki bu, kimsenin asla tıbbi konulardan bahsetmediği Avusturya’daki yetişme tarzıma çok ters düşüyor. Sağlıkla ilgili her şeyi kendinize saklardınız ve kimsenin bundan haberi olmazdı” yorumunu yaptı.

Arnold Schwarzenegger kalp pili taktırdıktan sonra bir başka Hollywood efsanesi, 86 yaşındaki Jane Fonda ile bir araya geldi ve hayranlarına sağlığının iyi olduğunu söyledi… Arnold “Bir süre spor salonlarından uzak kalacağım” dedi
SAĞLIK DURUMUNU BAŞKA HASTALARA MORAL VERMEK İÇİN ANLATTI
Arnold Schwarzenegger buna rağmen sağlık durumu hakkında açıklama yapmasıyla ilgili olarak da ”Ancak benim gibi biküspit aort kapağı ile doğan insanlardan, kapak replasmanı ameliyatlarım hakkında konuşmanın kendilerine cesaret ve umut verdiğini söyleyen çok sayıda mesaj ve e-posta aldım” dedi.
Daha önce üç kez kalp ameliyatı geçiren usta oyuncu “Genetik bir kalp sorunuyla yaşamak böyle bir şey. Ama şikayet ettiğimi duymayacaksınız” sözleriyle geçirdiği bu sağlık sorunlarının doğuştan olduğunu da belirtti.

Doğuştan gelen kalp rahatsızlıkların nedeniyle daha önce üç kez açık kalp ameliyatı geçiren Schwarzenegger 2020’de hayranlarına bu paylaşımla duyuru yapmıştı
Arnold hayranlarına iyileşme sürecinin iyi gittiğine dair güvence vererek “Her şeyden önce, harika olduğumu bilmenizi istiyorum!” dedi. “Tüm doktorlar ve hemşireler benimle inanılmaz ilgilendiler ve ameliyatı olabildiğince acısız hale getirdiler” sözleriyle kendisini ameliyat eden ekibe teşekkür eden Arnold Schwarzenegger önceki ameliyatından kalan bazı yara dokuları kalp atışlarını düzensizleştirdiği için operasyon sırasında bu durumun da düzeltildiğini anlattı.

Avusturyalı bir vücut geliştirme şampiyonu olan Arnold Schwarzenegger Hollywood’da şansını denemek isteyip önce Conan sonra da Terminatör filmleriyle zirveye çıktı… Yıllar sonra siyasete de atılan usta aktör California valisi olarak da görev yapmıştı
YAŞADIĞI SIKINTILAR DOĞUŞTAN GELEN GENETİK BİR DURUM SONUCU
Arnold Schwarzenegger 1997 yılında, doğuştan kusurlu olan aort kalp kapağını değiştirmek için elektif bir kalp ameliyatı geçirmişti. Yıldız isim daha sonra Nisan 2018’de Los Angeles’ta kalbine takılan yeni pulmoner kapakçığıyla birlikte kullanılmak üzere 2020 yılında Cleveland, Ohio’da aort kapakçığının da değiştirildiği üçüncü bir operasyon daha geçirmişti.

Usta aktör uzun oyunculuk kariyeri boyunca sayısız filmde rol alsa da tüm dünya onu Teminatör serisinde canlandırdığı cyborg karakteriyle tanıdı ve hâlâ da öyle hatırlıyor
Bu doğuştan gelen hastalıkları anne tarafından gelen Arnold Schwarzenegger “Annem ve annesini bu doğuştan gelen durum öldürdü. Tıbbi yenilikler ve doktorlarımla iletişim halinde olma ve onları dinleme konusunda çok gayretli olduğum için hala buradayım. Annem kapakçık değiştirme ameliyatı olmayı reddetti ve onu kaybettim” dedi.
]]>Dizinin yeni bölümünde;
ILGAZ OLAY YERİNDE
Ilgaz ile Fırat, Tuğçe’nin saldırıya uğradığı binaya gitti. Olay yeri inceleme yapan ikili giriş kattaki dairenin kapısının kırıldığını fark etti.
İnceleme ekibinden polis Göksu’yu eve çağıran Ilgaz, etrafı taramasını istedi. Göksu, Tuğçe’nin kolyesini bulup Ilgaz’a verdi.
Laçin’in tarafından reddedilen Yekta kendini eve kapadı. Ceylin, Yekta’nın yanına gidip, Tuğçe’nin başına gelenleri anlattı. Yekta, yardım için harekete geçti.

EREN İPUÇLARINI BİRLEŞTİRDİ
Eren Başkomiser, kızına işkence edenlerin peşine düştü. Bulduğu görüntüleri büyük bir öfkeyle izleyen Eren, videodakileri tek tek fotoğrafladı.
TACİZCİLERİ KORKU SARDI
Tuğçe’nin yaşadığını öğrenen tacizciler kendi aralarında tartıştı. Tuğçe’nin apartmanda kurtardığı Arzu televizyonda haberi görünce saldırganları şikayet etmek için ablasını aradı. Ablası da polise gitmemesi için Arzu’yu uyardı.

Olayın gerçekleştiği binada yaşayan Irmak, emniyete gelirken giriş kattaki dairenin kapısının kapalı olduğunu söyledi. Ilgaz, kapıyı kıranın Eren olduğunu düşündü.
Emniyete giden Eren, saldırganlar hakkında bilgi toplamak için sisteme giriş yapmaya çalıştı. Kubilay amir ise Eren’e uzaklaştırıldığını söyleyip, silah ve kimliğini teslim etmesini istedi.
EFE’DEN EREN’E DESTEK – İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Efe Savcı, Eren’in yanına gelip ‘ne lazım’ diye sordu. Eren’i gizli gizli takip edip her şeyin farkında olan Efe ona yardım etmek istediğini söyledi. Eren de teklifi kabul etti.
Efe’ye bulduklarını anlatan Eren, saldırganların yüzlerini göremediğini söyledi ama vücutlarındaki dövme ve izlerin fotoğraflarını gösterdi.

Eren ‘Bak aslanım benim yolum yol değil, yardım etmek istediğine emin misin’ diye sordu. Efe de ‘sonuna kadar’ cevabını verdi.
Eren’i arayan Ilgaz, hastaneye gitti. Ceylin ile karşılaşan Ilgaz, olay yeriyle ilgili bilgiler verdi. Hastaneye gelen Eren, Ilgaz’a neler olduğunu sordu. Ilgaz da soruşturmayla ilgili son bilgileri aktardı. Ceylin, Yekta ile birlikte Tuğçe’nin avukatı olacağını Ilgaz’a söyledi.
Savcı Efe, Eren’den aldığı fotoğrafları araştırmaya başladı. İclal Savcı da Efe’ye geçmiş olsun dileklerini iletti.
CEYLİN’İN ÖFKESİ – İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Olay yerine giden Ceylin, Tuğçe’nin saldırıya uğradığı daireye girdi. Büyük üzüntü yaşayan Ceylin, ‘O adamı bulup etlerini kemiklerinden ayırmamız gerek Ilgaz’ sözleriyle öfkesini dile getirdi.

Çevre araştırması yapan Yekta, sokakta yaşayan birine para verip bilgi topladı. ‘O gün bir kız geldi, çığlık sesi duydum sonra da binadan kaçarak uzaklaştı’
KIZIM SANA EMANET EFE
Dolandırıcılık büro amirliğinden gelen bilgi Efe Savcıya ulaştı. Bardağın hangi işletmeye ait olduğu ortaya çıktı.
Efe, elindeki bilgilerle Eren’in yanına gidip dosyaları teslim etti. Efe’yi olaylardan uzak tutmak isteyen Eren, kızını ona emanet etti.
CİHAN’IN SIRRI ORTAYA ÇIKTI
Öte yandan kesik baş cinayetini araştıran Ilgaz, Doktor Cihan’ı sorguya aldı. Kesik başın annesine ait olduğunu iddia etti. Cihan ise iddiaları yalanladı.
Daha sonra Nur’un yanına giden Ilgaz, fotoğrafları gösterdi. Köşeye sıkışan Nur, gerçekleri itiraf etti; ‘Ben dedim ama dinlemedi. Annesini ölü gösterdi. Babası genç bir sevgili buldu. Bütün malını mülkünü genç kıza yedirecekti. Cihan babasını öldürdü. Annesi de hasta oldu. Annesine kıyamadı, kıya bilseydi onu da öldürecekti. Sırlarıyla birlikte odaya kapadı.’
SALDIRGANLAR ORTAYA ÇIKTI
Saldırganları arayan Eren ipuçlarını takip edip meyhaneye gitti. Görüntüleri izleyen Eren, saldırganlardan ikisinin yüzünü gördü. Rıvan ve Ferdi isimlerine ulaşan Eren, Efe’yi bilgilendirdi.
Yekta, Ilgaz’ın yanına gidip, olay günü yaşananlara tanık olan birinden bahsetti. Apartmanda o gün bir kadının çığlık attığını söyledi. Ekip toplantı yapıp, ellerindekileri değerlendirdi.
Kızının yanına giden Eren ondan gelecek iyi bir haber bekledi. Hastaneye gelen Ilgaz, arkadaşına destek oldu.
ÇINAR ÇILGINA DÖNDÜ
Cezaevinde Tuğçe’nin yaralandığını öğrenen Çınar, büyük üzüntü yaşadı. Arkadaşından telefon bulmasını isteyen Çınar, Parla’yı arayıp Tuğçe’ye ne olduğunu sordu. ‘Kötü Çınar, çok kötü. Saldırıya uğradı’
TUĞÇE KENDİNE GELDİ
Doktor Tuğçe’nin kendine geldiğini ailesine söyledi. Eren kızını görmek istedi. Baba-kızın kavuşmasında duygusal anlar yaşandı. Odaya giren Ilgaz, Tuğçe’ye ‘bana söylemek istediğin bir şey var mı’ diye sordu. Tuğçe de ‘hiçbir şey hatırlamıyorum’ cevabını verip kötüleşti.
Saldırganlardan biri olan doktor son gelişmeleri arkadaşlarına anlattı.

EREN SALDIRGANLARA ULAŞTI
Efe Savcı topladığı bilgileri Eren’e verip ne yapacağını sordu, ‘İti ite öldürteceğim. Baktım beceremiyorlar kendim yapacağım’
CEYLİN VE YEKTA, ARZU’YA ULAŞTI
Hastaneye gelen bir kadın Tuğçe’nin son durumunu öğrenmek istedi. Yekta ve Ceylin kadının yanına gidip neden aradığını sordu. Köşeye sıkışan kadın olay günü saldırıya uğrayan Arzu’nun arkadaşı olduğunu itiraf etti.
İkili Arzu’nun telefonun numarasını aldı.
Yekta, Arzu’yla randevu ayarlayıp otele getirdi. Ceylin ve Yekta saldırganları öğrenmek istedi. Arzu o gün nereler yaşandığını tek tek anlattı: ‘Abla aradı beni buluşma yerini söyledi. Beyoğlu’na gittim, dört kişiydiler. Bunlar iki kişi olarak ayarlamışlar, dört kişi olunca istemedim. Gitmeye kalktım. Beni bırakmayıp tepeme üşüştüler. Sonra o kız çıkıp geldi. O gelince ben de kaçtım.’ Karakola gitmek istemeyen Arzu’yu Ceylin ikna etti. Arabaya binmeyip kaçan Arzu, tacizcilerden birine yakalandı.
EREN SALDIRGANI YAKALADI
Eren, saldırganlardan birine ulaşıp çalıştığı dükkana gitti. Yaptığı planı uygulayan Eren, saldırganı tuzağa çekti. Aracıyla Ferdi’yi takip eden Eren, diğer tacizcilere ulaşmaya çalıştı.

TUĞÇE DOKTORU HATIRLADI
Tuğçe’ye saldıran doktor, odasına girip ‘Bir şey hatırlamıyor musunuz, çok yazık. Şimdi bunu yapanlar cezasız mı kalacak. Çok yazık. Gerçekten çok üzücü!’ dedi. Doktorun söylediklerini duyan Tuğçe tepki verdi. Doktor, arkadaşlarına mesaj gönderdi: ‘Hatırlıyor kız, sesimden tanıdı’
İKİ SALDIRGAN BİR ARAYA GELDİ
Saldırgan diğer arkadaşını arayıp, arabasına aldı. Panikleyen saldırganlar, kaçmak için plan yaptı. İki daha sonra kavgaya tutuştu. Saldırganlardan biri diğerini vurdu. Panikleyen saldırganı bayıltan Eren sürükleyerek olay yerinden götürdü.

Saldırganı ayıltan Eren, ‘Canını yaktığınız kız çocuğu var ya onun babasıyım.’ dedi. Tacizciyi konuşturan Eren diğer iki kişinin de adını öğrendi. Daha sonra silah sesi duyuldu.
CEYLİN, ARZU’YU BULDUK
Ceylin, Ilgaz’a ‘Olay günü saldırganlar dört kişiymiş’ dedi. Arzu’ya ulaştığını anlatan Ceylin, Ilgaz’ı bilgilendirdi. Polis ekipleri Arzu’nun bıçaklandığını söyledi.
İCLAL VE YEKTA YÜZLEŞTİ
Yekta, İclal Savcının yanına gidip, ‘O kız çocuğu bana hala mı kırgın. O zaman yeni avukattım. 16 yaşındaydın, üzerinden bir hayat geçti. Çocuk annede kalır. Yasalar ne diyorsa onu yaptım, senin annene verilmeni sağladım’ dedi.
İclal ise, ‘Ben o üvey babayla iki yıl geçirdim. Her gece yastığıma sarılırken senin attığın o kahkaha çınladı kulaklarımda! Ama ben 16 yaşımda kaybettim yaşama sevincimi. İçimdeki kız çocuğu hala burada. Nefreti de seni boğacak kadar güçlü.’ karşılığını verdi.
YARGI, PAZAR’IN GALİBİ OLDU
Yargı’nın yayınlanan yeni bölümü izleyicinin yoğun ilgisi ile karşılaştı. Heyecanın ve temponun bir an olsun düşmediği bölüm iki kategoride yüksek izlenme rakamlarına ulaşarak reytinglerin zirvesine oturdu. Çarpıcı diyalogları ve dram sahneleri ile ekrana gelen bölüm reytinglerin yanı sıra; sosyal medyada da TT listelerinde yer aldı.
TÜRKİYE’NİN EMMY ÖDÜLLÜ DİZİSİ
2023 yılında Uluslararası Emmy Ödülleri’nde en iyi “Telenovela” ödülünü alan, Sema Ergenekon’un usta kaleminin Ali Bilgin rejisiyle buluştuğu dizinin başrollerinde Kaan Urgancıoğlu ve Pınar Deniz yer alırken onlara Uğur Polat, Cezmi Baskın, Zeyno Eracar, Uğur Aslan, Defne Kayalar, Alican Yücesoy, Arda Anarat, Pınar Çağlar Gençtürk, Nilgün Türksever, Onur Özaydın, Naşit Özcan, Sermet Yeşil, Ayşegül Cengiz, Muttalip Müjdeci, Ulvi Kahyaoğlu, Beren Nur Karadiş, Zeynep Atılgan, Merve Ateş, Gece Işık Demirel, Duygu Serin, Tolga Canbeyli, Onur Tekin, Çağrı Atakan ve Dilara Çakır gibi usta ve genç isimler eşlik ediyor.
‘Yargı’ heyecan dolu yeni bölümleri ile pazar akşamları Kanal D’de ekrana gelmeye devam edecek.
]]>
Sanatçı Kadir İnanır, bu sabah evinde rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Acil bir şeklide Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan ünlü sanatçı hemen tedavi altına alındı. Peki, Kadir İnanır’ın sağlık durumu nasıl, hastalığı nedir? İşte son dakika haberleri…

KADİR İNANIR’IN SAĞLIK DURUMU NASIL?
Alınan bilgiye göre, İnanır’ın bilinci kapalı şekilde Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesi’ne sevk edildiği belirtildi.
Hürriyet’in ulaştığı ünlü sanatçının yeğeni Levent İnanır ” Beyin damarlarında pıhtı atması olmuş. Doktorlar müdahale ediyor” dedi.

Yeşilçam’ın usta oyuncularından Kadir İnanır, 2021 yılında beyin damarında pıhtı atması nedeniyle Denizli Pamukkale Üniversitesi Hastanesi’ne tedavi görmüştü.

PIHTI ATMASI NEDİR; BELİRTİLERİ NELERDİR?
Beyin damarlarının tıkanması ile yeteri miktarda kanın pompalanmaması, damarın beslendiği bölgede kanlanma yetersizliği ve buna bağlı olarak beyin fonksiyonlarının bozulması durumuna pıhtı atması denir. Hastalık beyin damar tıkanıklığı veya iskemik inme olarak adlandırılıyor.
Beyin Damar Tıkanıklığı aniden gelişen kol ve bacaklarda felç, konuşma yetisinin yitirilmesi, görmede bozulma, baş dönmesi, ağızda yamulma, bilinç kaybına neden olur.

KADİR İNANIR KİMDİR?
Kadir İnanır, 15 Nisan 1949 yılında Ordu’da doğmuştur. Fatsa doğumlu olan Kadir İnanır, ailesinin son çocuğudur. Fatsa’daki ilkokul ve ortaokul eğitimi sırasında sahne yeteneğini çeşitli okul gösterilerinde sergiledi. İnanır, yatılı olarak okuduğu İstanbul Haydarpaşa Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Radyo-Televizyon Bölümü’nü bitirdi.
1967 yılında Ses dergisi’nin düzenlediği “Sinema Artisti Yarışması”‘nda finale kaldı, 1968 düzenlenen Saklambaç gazetesinin “Fotoroman Artisti Yarışması”‘nda da birinci oldu.Bir süre fotoromanlarda oynadıktan sonra Yedi Adım Sonra (1968) adlı filmdeki küçük bir rolle sinemaya başladı. İlk kez başrolde oynadığı 1970 tarihli, Atıf Yılmaz’ın yönettiği Kara Gözlüm filminde Türkân Şoray’la başrolleri paylaştı. Daha sonra Şoray’la birçok film daha çevirerek Türk sinemasının erkek yıldızları arasına girdi.
Zamanla daha nitelikli filmlere yöneldi. Atıf Yılmaz’ın yönettiği Utanç (1972), Selvi Boylum, Al Yazmalım (1977) ve Bir Yudum Sevgi (1984), Ömer Kavur’un yönettiği Ah Güzel İstanbul (1981), Kırık Bir Aşk Hikayesi (1981) ve Amansız Yol (1985), Şerif Gören’in yönettiği Tomruk (1982), Sen Türkülerini Söyle (1986) ve Katırcılar (1987), Erdoğan Tokatlı’nın yönettiği Suçumuz İnsan Olmak (1986) ve 72. Koğuş (1987), Zeki Alasya’nın yönettiği Dikenli Yol (1986), Zafer Par’ın yönettiği Yedi Uyuyanlar (1988), Melih Gülgen’in yönettiği Tatar Ramazan (1990) ve Tatar Ramazan Sürgünde (1992) bu filmler arasındadır.
5. Altın Koza Film Festivali’nde başrolünü Filiz Akın’la paylaştığı Utanç (1973) adlı filmle En İyi Erkek Oyuncu seçilen Kadir İnanır, başrollerini Fatma Girik, Serpil Çakmaklı, Nur Sürer, Erdal Özyağcılar ile paylaştığı 1985 tarihli Yılanların Öcü adlı Şerif Gören filmiyle ise 1986 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünün sahibi oldu. Kadir İnanır, 1990’da Medcezir Manzaraları adlı film ile 3. Ankara Film Festivali’nde de En İyi Erkek Oyuncu dalında ödülün sahibi oldu. 1998 yılında Flash TV’de 8 ay boyunca ana haber bülteni sunmuştur.

Son dönem Türk sinemasında 2000 yapımı Komser Şekspir adlı Sinan Çetin filminde yer alan ünlü oyuncu, 24 yıl aradan sonra 2003 yılında Gönderilmemiş Mektuplar adlı filmde Türkân Şoray’la yeniden bir araya geldi. Uzun yıllar birbirine yakıştırılan ikili bu filmle de büyük ilgi topladı.
2005 yılında Memduh Ün ve Tunç Başaran’ın yönettiği, Fatma Girik ile birlikte başrollerini paylaştığı, Sinema Bir Mucizedir adlı yapımda oynadı.
Oynadığı filmlerin içeriği konusunda da etkili olan İnanır genellikle onurlu, özverili ve güçlü erkek tiplerini canlandırmıştır. Toplam 182 sinema filminde ve 12 televizyon dizisinde rol alan İnanır’ın en uzun soluklu dizisi Marziye adlı yapım oldu. 1995-1996 yılları arasında Kanal D’de yayınlanan Böyle Gitmez adlı bir haber programının sunuculuğunu yaptı.
Şubat 2012’de bel fıtığı ameliyatı olan İnanır, ardından akciğerlerinde görülen bir tümör nedeniyle bir operasyon daha geçirdi. 20 Kasım 2021 tarihinde rahatsızlandığından dolayı hastaneye kaldırıldı. Hastaneden yapılan açıklamada felç riskinin olmadığı ve sağlık durumunun iyi olduğu belirtilmişti.
Özgür babasına annesini onun öldürmediğini ispat edene kadar onu görmek istemediğini söyledi. Azem de “Ne olursa olsun, ben kızımı bulacağım. Ondan sonra verecek bir selamın olursa görüşürüz” dedi.
“YAZAN KALEM SİYAH”
Azem, Dilber ile iftardan sonra Kasım ve Nergis’in evine gitti. Dilber oğlu Alişan’ı başka okula kaydettirmek konusunda yaşadığı sıkıntıları anlattı. Azem de oğlu Cihan ile Hande’nin mezarı başında vedalaştığını söyleyince evdekiler bu duruma çok üzüldü. Arkadaşlarının türkü isteğini kıramayan Azem “Yazan kalem siyah” türküsünü söyledi. İzleyicilerin yüreğine dokunan bu sahneler sosyal medyada da çok konuşuldu.

CİHAN’IN BAŞI BELADA
Cihan, (Kubilay Aka) Elif (İrem Çıray) ile bir kafede otururken Berzan (Fatih Yücebağ) ve adamları Cihan’ı zorla Sırat’ın (Emrah Aytemur) yanına götürdü. Bunun üzerine Elif, Cihan’ın başına bir şey gelmemesi için Güngör’e durumu anlattı. Güngör’ün kafesinde toplanan Necmi ve Azem Cihan’ı kaçıranın Sırat olduğunu öğrendi. Azem, Necmi’den (Onur Akbay) Sırat hakkında bilgi aldı ve onun mekanına gitti. Oğlu için çok endişelenen Azem, “Sizin Cihan dediğiniz adam benim oğlum. Özgür o, Özgür’üm benim. Sizin saçma sapan fikirleriniz onun hayatını mal olabilir. Şu andan itibaren eğer oğlum söz konusuysa sen ve bütün çocuklar ben ne diyorsam onu yapacak.” diyerek rest çekti.

Azem, bir hamle yaparak Berzan ile buluştu ve ona teklifte bulundu. Ertesi gün Sırat adamlarıyla birlikte Cihan’ı otoparka götürdü. Azem, Sırat ile özel görüşmek istediğini söyledi. Sırat’a patronunun sevgilisiyle olan görüntülerini izleten Azem “Cezaevinde geçirdiğim yıllarda ben bu raconları biraz öğrendiysem sen artık ölü bir adamsın. Şimdi oğlumu bırakacaksın bir daha da asla karşısına çıkmayacaksın hayatta kalmak istiyorsan tabi.” diyerek racon kesti. Görüntülerden sonra morali bozulan Sırat teklifi kabul etti.

PİRAYE GERÇEKLERİ ÖĞRENECEK Mİ?
Piraye’nin abisi Talip’in (Suat Güzey) isteği üzerine Niyazi (Muhammet Kulu) Azem hakkında bilgi toplamak için onu gizlice takip etti ve Azem’in Dilber ile olan samimi fotoğraflarını Piraye’ye gösterdi. Fotoğrafları gören Piraye büyük hayal kırıklığına uğradı. “Hırka” şarkısı eşliğinde gelen bu sahneler izleyicileri derinden etkiledi.

ZAHİR, ALİŞAN’I KAÇIRDI
İnci Taneleri final sahnesiyle izleyenleri bir kez daha ekrana kilitledi. Zahir, saklandığı yerden çıktı ve adamlarıyla birlikte Dilber’in kaldığı otele gitti. Oğlunu yalnız yakalayan Zahir, onu kandırıp kaçırdı. Odasına döndüğünde oğlunun Zahir tarafından götürüldüğünü öğrenen Dilber adeta yıkıldı ve gözyaşlarına boğuldu.

TÜM KATEGORİLERDE 1’İNCİ
İnci Taneleri’nin dokuzuncu bölümü yine izleyicinin yoğun ilgisi ile karşılaştı. Duygusal sahneleri ile dikkat çeken bölüm üç kategoride de yüksek izlenme rakamlarına ulaşarak reytinglerin zirvesine oturdu. Çarpıcı diyalogları ve dram sahneleri ile ekrana gelen bölüm reytinglerin yanı sıra; sosyal medyada da TT listelerinde yer aldı.

GÜÇLÜ KADRO, GÜÇLÜ SENARYO
BKM imzalı yapımın güçlü oyuncu kadrosunda Yılmaz Erdoğan ile birlikte Hazar Ergüçlü, Selma Ergeç, Kubilay Aka, Güven Kıraç ve Yasemin Baştan yer alıyor. Herkesin ‘inci’likli bir hikayesinin olduğu projenin yönetmen koltuğunda ise Şenol Sönmez oturuyor.
“Yılmaz Erdoğan’dan İnci Taneleri” yeni bölümleri ile her perşembe akşamı Kanal D’de ekrana gelecek.
]]>Azem oğlu Özgür’ü (Cihan) de alarak eşi Hande’nin mezarına geldi. Azem, “Bak sana kimi getirdim. İnsan bir şeyin hayalini çok uzun süre kurduğunda söz de hükmünü yitiriyor artık. Sana verdiğim sözün yarısını tuttum. Geriye kaldı elmamızın diğer yarısı” dedi.

AZEM’İ İZLEYEN KIZI MI? İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Azem ile Cihan mezar başında duygularını ifade ederken bir kadının uzaktan izlemesi dikkat çekti. Özgür babasına annesini onun öldürmediğini ispat edene kadar görmek istemediğini söyledi. Azem de, ‘Ne olursa olsun, ben kızımı bulacağım. Ondan sonra verecek bir selamın olursa görüşürüz’ dedi.

‘AZEM’DEN ALİŞAN’A YOĞUN İLGİ’
Azem otele geldiğinde Dilber oğlu Alişan’ın ondan matematik öğretmesini istediğini söyledi. Dilber bu konuda çok iyi olmadığından Azem’den bunu yapmasını rica etti. Piraye’yi Ayça’nın müdürü aradı, genç kızın ödevlerini yapmadığını ifade etti.

Piraye kızına ödevlerini yapmasını söyleyince Ayça, Azem hocasının eve ödev vermenin doğru bir yöntem olmadığını söylediğini belirtti. Dilber çocuğuna ders veren Azem’e ‘Bir ev tutarsak sen de oturacak mısın bizimle?’ diye sordu. Azem şu an önemli olanın Alişan olduğunu söyledi.

DİLBER’İ KIZDIRAN GÖRÜŞME – İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Dilber oğlu Alişan’ın eğitiminin devam etmesi için bir okulla görüşmeye geldi. Dilber okul müdüresi Zühal ile görüşürken işini söyleyince Zühal’in tavrı değişti, doluluktan ötürü Alişan’ı okula kabul edemeyeceğini söyledi.
Zühal’in tavrının değiştiğini fark eden Dilber, çıkmak üzereyken ‘Çocuğumun okuluyla benim yaptığım işin ne alakası var?’ diye sordu. Zühal, ‘Dilber hanım, yaptığınız işin çocuğunuzun hayatıyla çok ilgisi var.’ cevabını verdi.

Azem’i takip ettiren Talip, Niyazi’den bilgi toplamasını istedi. Niyazi de emirleri yerine getirdi.
CİHAN, SIRAT’IN ELİNDE! – İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Cihan (Özgür) kız arkadaşı Elif’le yemek yerken Sırat’ın adamları mekana geldi. Sırat’ın sağ kolu Berzan, Cihan’ın yanına gelerek Sırat’ın konuşmak istediğini söyleyerek ‘Bu bir rica değil’ dedi. Elif’in yanında zor bir duruma düşmek istemeyen Cihan, Sırat’ın adamlarıyla beraber mekandan ayrıldı.

CİHAN’DAN SIRAT’A REST!
Cihan’ı esir alan Sırat şu ifadeleri kullandı:
“Cihan anlıyorsun değil mi? Bak üç tane adam yolluyorum seni aldırıyorum. Bu kadar basit. Peki sen neyine güveniyorsun da bu kadar artistlik yapıyorsun. Şimdi Terzi Dayı’nın hatırına bir şekilde senin hayatını bağışladık. Peki sen ne yaptın? Dayının yanında beni küçük düşürdün.”

Sırat, Berzan’a Cihan’ın yakınlarındaki adamlardan birisini aramasını istedi. Berzan şartlarını söylemek için Necmi’yi aradı. Necmi telefonu açınca Azem devreye girdi, Sırat da babasının açtığını öğrenince telefonu eline aldı. Şartları sıralayan Sırat, “Yarın sabah otoparkı boşaltıyorsun, gerçek sahibine, bana geri veriyorsunuz. Bir de siz bu video işlerini çok seviyorsunuz diye. Biz de Cihan’la bir video çekeceğiz. Abi senden özür diliyorum diyecek.” ifadelerini kullandı. Cihan özür dilemeyi kabul etmeyince Sırat tarafından darp edildi.

AZEM OĞLUNU KURTARDI – İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Azem ile Necmi, daha önce Cihan’ı uyaran Berzan’la görüşme ayarlayarak ondan yardım istedi. Berzan’ın da yardımıyla Azem ile Sırat otoparkta yan yana geldi. Sırat, Cihan’ı serbest bırakmak için herkesin içinde özür dilemesini istedi. Azem de Sırat’a önemli bir konu için özel görüşmek istediğini belirtti. Sırat’ın patronunun sevgilisiyle olan yakın anlarının kaydını gösteren Azem, bunları patronu görmek istemiyorsa Cihan’ı serbest bırakması gerektiğini vurguladı. Görüntülerden sonra morali bozulan Sırat teklifi kabul etti.

ZAHİR ORTAYA ÇIKTI
Polisler Zahir’i bulmak için kardeşini takip etti. Çiğ köfte dükkanına gelen ekipler Zahir’in gizli bölümünü buldu. Polislerin dükkanına geldiği anlar da Zahir’de adamlarıyla beraber otele gelerek oğlu Alişan’ı kaçırdı. Dilber oğlunu göremeyince krize girdi.

PiRAYE’Yİ SARSAN FOTOĞRAFLAR
Niyazi, Talip’in verdiği görevi yerine getirdi. Azem ve Dilber’in birlikte görüntüleyen Niyazi fotoğrafları patronu Piraye’ye gösterdi. Dilber ve Azem’i sarmaş dolaş gören Piraye büyük şok yaşadı.

AZEM’İN KIZI ORTAYA MI ÇIKTI
Dizinin final sahnesinde Azem’in eşi Hande Yücedağ’ın mezarı başında dua eden bir kadına yer verildi. Dizinin takipçileri, ‘Azem’in kızı ortaya çıktı’ yorumlarında bulundu. Azem’in ailesini bir araya getirip getiremeyeceği merak konusu oldu.

]]>

DOSTU DÜŞMANI GÖRDÜK ÇOK ŞÜKÜR
Memlekette büyük bir sorundu bu biliyorsunuz. Herkes için değil elbet. Onlar tüm süreci benimle yaşayan canım ciğerlerim.. Dostu, düşmanı gördüğümüz çok şükür bir kıymetli sürecin daha sonuna geldik.
Başka gündemi olamayan herkes için biraz yaralara su serptiyse ne mutlu.:) en çok kadınların, sakın karıştırılmasın ‘kadınların’ linç yağmuruna tuttuğu şu merama şifa olabildiysem ne mutlu.
Biz zaten evliydik. Çocuğumuz için bunu resmileştirdik. Ben zar zor yürüyerek karnım burnumda bir şekilde bu işi de halettik.
Parti is over:) yani.. sessizce dağılabiliriz.
Başka gündemlerde görüşmek üzere…
Ve benim biricik Monem,
Sana aşık olduğumu anladığım anı hatırlıyorum da..
Bir gece yarısı felaket tartışmışız, yer gök inliyor.. hızlı hızlı yürüyordum kaldırımda.. kendiliğinden yavaşlayıp, yorulduğunda bedenim, olduğum yerde kalakalmıştım..
Kendimi aşka direnirken bulmuştum. Beynimin içinde öğretilenlerden koca bir balon.. ‘Aşk diye bir şey yok’ sesi.. kimseyle ömür boyu yaşamak ve yaşlanmak istememek.. hepsi.
Birbirimizin hislerine teslim oluşumuzun ve hayat hikayemizin merakla nereye akacağını izlemeye koyulduğumuz resmi olarak ilk gün, bir iki haftaya ilk yıl..
İyi ki o akşam buluşup dertleştik @deryasensoy @celalcanalgul
iyi yan masaya dostlarınız geldi ve birleşti masalar.. iyi ki sohbete doyum olmadı ve başım Levent’in omuzuna düştü..
Darısı sevenlerin başına.
Diyeyim bari:)


EŞİM DEVLET MEMURU
Gonca Vuslateri, anne olacağını şu sözlerle duyurmuştu:
“Evet, hamileyim. Bilinmesi için erken bir dönem. İşe gidip geliyorum, ortamım sakin. Kadın olduğum için doğurma özelliğim var zaten… Öncelikle şaşkınlığa son vereyim. Yani bu genelde olabiliyor. ‘Anne olmak çok istemedim’ açıklamamı önüme getirmeyin. Hala aynı fikirdeyim… Sadece gelene ‘git’ demiyorum. Bu da seçimim. Hazır demiyorken de; bu beni otomatik çocuk annesi yapar.
“Mükemmel bir sevgilim var”
Kendini kaybetmiş, annelik ayinlerinde görünür müyüm bilmiyorum ama gayet cool akıyor hayatım. Mükemmel bir sevgilim var. Gözüne ilk baktığımda ‘bu adam’ dediğim. Hala da o adam. Sanırım hep o. Fakat ünlülük işinde değil. Var olmak istememek demokratik hakkı. Öyle de olacak. Biz onu göreceğiz fakat hakkında konuşmayacağız. Nasıl ama? Cillop. Çünkü herkes baba olamaz. O bir baba adayı… Ne isterse o!
“Bir kez evlendim”
Evlilik tabii çocuk haberini aldığımda düşündüğüm bir şey. Bir kez evlendim. Gelinlik, takı, tabak çanak, pasta-börek sevmiyorum zira acayip rahatsız edici bir ses.
Tüm düğünlerin ses sistemi korkunçtur. Düğün kanaatim budur. Aile hukuku her şeyin üstündedir. Olmalıdır. Çocuğun özlük hakları için. Fakat hava soğuk, ısınınca bir düğün yaparım.”
BİZİM SEKTÖRDEN UZAKTA
Vuslateri, bebeğinin babasının devlet memuru olduğunu belirterek “Levent ile birlikteliğimize başladığımızda başka sektörden biriyle olmanın huzurunu yaşamıştım. Devlet memuru, benim hayatımdan ve sektörümden çok uzakta bir yerde. Benim işimin magazinsel bir tarafı var, o biraz kışkırtıcı. Erkek arkadaşımla hiçbir ortak yanımız yok.”
ASYA BEBEK!
‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ filmini çok sevdiğini daha önce birçok kez dile getiren oyuncu, kızının adını Asya (yapımın başrol oyuncusu Türkan Şoray’ın canlandırdığı karakterin ismi) koyacağını da açıkladı.
]]>
İş birliği yaptığı kızları Fecir’in yanına gönderen Harun, masanın üzerine bıraktırdığı gizli kamera ile aradığı delile ulaştı. Görüntülendiğinden habersiz olan Fecir, Büşra’yı öldürdüğünü itiraf etti.
Harun’u ofisinde ziyaret eden Fecir, ona kendisiyle uğraşmaması için pare teklif etti. Ancak Harun’un eli Fecir’in tahmin edemediği kadar güçlüydü.
İtiraf görüntülerini izleyen Fecir, neye uğradığını şaşırdı.
Hukuk bürosuna giden Umut, Harun’un olmadığını öğrenince onu odasında bekledi. Umut, Fecir’in itiraf görüntülerini görünce sevinçten havalara uçtu.
Aynı dakikalarda bir işinin olduğunu söyleyerek ofisten ayrılan Harun, Fecir’in babası ile yemekteydi…
Dizinin yeni bölümünde;
Harun ile görüşmesi kötü geçen Fecir, amcaoğlundan şüphelendi ve ona saldırdı.
Amcaoğlu, “Olaylar beni aştı, seni baban korudu” diyerek kendini savundu.
Babasının kitap tanıtımına giden Fecir, büyük bir çaresizlikle yüzleşmeyi bekledi.
Büşra’yı öldürmek istemediğini söyleyen Fecir, babasının şiddetine maruz kaldı.

Bünyamin, Fecir’i kırbaçla dakikalarca dövdükten sonra oğlundan o gece yaşananları tek tek anlatmasını istedi.
O gece ‘Güzel bir ece olsun istedim, sen geceyi kana buladın’ diyen Fecir’in Büşra’yı öldürdüğü ortaya çıktı.
Sabah olduğunda Fecir’in olduğu konuma giden amcaoğlu Azad, ikiliyi yerde kanlar içinde yatarken buldu.
Fecir’in geceye dair hiçbir fikri yoktu.
Tek amacı babasını kurtarmak olan Umut, evden çıktığında Alev ile karşılaştı. Her geçen gün Umut’a biraz daha yaklaşan Alev; işe evin duvarındaki yazıları silmekle başladı.

Boyayı bitirdikten sonra hapishaneye babasını ziyarete giden Umut, onunla uzun uzun konuştu.
Kazandığı davalarla ünlü olan Harun, zaferlerine bir yenisini daha ekledi.
Harun müvekkili ile kutlama yemeğine çıktı ve gittiği mekanda Savcı Süreyya’yı gördü.

Hem heyecanını hem de Süreyya’ya karşı olan duygularını gizlemekte güçlük çeken Harun, kendini sürpriz bir teklifin ortasında buldu.
Çaresiz kaldığı her an Alev’in yardımıyla ayağa kalkan Umut, duygularını itiraf etti.
Rıza’yı kurtarmak için gerekli delilleri bulan Harun, duruşmadan dakikalar önce Kadir ile görüştü.
Kadir, Harun’dan davayı kaybetmesini istedi.

Kalem çoktan kırıldı Harun, bu davayı kaybedeceksin!
Harun’u ikna etmek için her yolu deneyen Kadir, en büyük kozunu sona sakladı:
Ya bu davayı kaybedeceksin ya beni…
Babasının yerine koyduğu Kadir’in sözleri ile köşeye sıkışan Harun kararını verdi.
Rıza’nın davasında tanık olarak dinlenen Umut, ellerinde Fecir’in Büşra’yı öldürdüğünü itiraf ettiği videonun olduğunu söyledi.
Harun ise çaresiz bir şekilde bu iddiayı yalanladı.

Günün sonunda mahkemeden Rıza’nın tutukluluk haline devam kararı çıkarken, duruşma ileri bir tarihe ertelendi.
Kızının odasında Emirkıran Holding’e ait bir not bulan Haydar, vakit kaybetmeden adliyeye koştu.
Haydar, elindeki belgelerle Savcı Süreyya’dan yardım istedi.
Süreyya, olayların dikkat çekici olduğunu ve konuyu araştıracağını söyledi.

Büşra’yı öldüren kişinin Fecir olduğunu bilen Umut, gerçekleri anlatmak için Haydar’ın evine gittiğinde acılı babayı ipte asılı halde buldu.
Büşra Korkmaz cinayetinin son duruşmasında, bütün oklar Rıza’yı gösterdi. Yalancı şahitlerin de art arda verdiği ifadeler sonucu Rıza Tanrıkulu ağırlaştırılmış müebbet ile cezalandırıldı.
Mahkeme salonundan çıkarılırken Umut babasına sıkı sıkı sarıldı.
Seni bırakmayacağım baba
Kaybedilen davanın ardından Harun’dan ilk hesap soran Alev oldu:
Bu hayatta en çok sana güvendi… Söyle kaça sattın onu?

Umut ile babasını yarı yolda bırakmanın vicdan azabını çeken Harun, Kadir’e tavır koydu:
Bir daha hiç temizlenmeyecekmişiz gibi kirlettin bizi abi…
Alev’den sonra Harun’un ofisine giden Umut da avukatından hesap sordu:
Bu hayat benden annemi aldı, abimi aldı… Bir babam kalmıştı onu da sen aldın. Değdi mi aldığın paraya?
Babasını kurtarmak için yemin eden Umut, Harun’u derin bir mutsuzluğun içine attı.

Görüş gününde babasını ziyarete giden Umut, onu kurtaracağına dair söz verdi.
Rıza’nın oğluna tek bir nasihati vardı:
Siyah ayakkabılarımı kapının önüne koy, seni evde yalnız sanmasınlar…
Karara itiraz için adliyeye giden Umut, avukat Nevzat ile karşılaştı. Nevzat, ‘Senin baban katil falan değil, yürüyen masumiyet’ diyerek Umut’a destek oldu.

Alev ile Savcı Süreyya’nın konuşmasına şahit oldu. Umut ikinci yıkımı Alev’in ağzından çıkanları duyduğunda yaşadı…
Senin baban masum değil Umut! Bunu kabullenmen lazım
Dizinin final sahnesinde;
Hırs yapan ve üniversite sınavlarına giren Umut, hukuk fakültesini birincilikle bitirdi ve Türkiye’nin en iyi avukatlarından biri oldu.
Yıllar sonra İstanbul’a geri dönen Umut, kendisinden desteğini bir an olsun esirgemeyen Neşet’e planlarından bahsetti:
Onlar bize yaptıkları her şeyi unuttu ama ben hiçbir şeyi unutmadım. Rahat uyumak yok artık. Kurdukları huzuru başlarına yıkmaya geldim!

Jimmy Kimmel: Bu olayla hiç ilginiz yok gibi davranmayın
“Barbie filmi canavarca bir hit oldu. Kimsenin umursamadığı plastik bebekten büyük bir başarı çıktı. En iyi yönetmen ödülüne aday gösterilmeyi hak eden Greta Gerwig sayesinde Barbie artık feminist bir simge…”
Bu sözlerini tüm salon alkışlayınca Kimmel, Akademi üyelerinin de yer aldığı izleyicilere “Alkışlıyorsunuz ama ona aday olması için oy vermeyen de sizsiniz. Bu olayla hiç ilginiz yok gibi davranmayın” dedi.
Emma Stone kızdı
11 dalda aday gösterilen “Poor Things” filminin kısa tanıtımı gösterildikten sonra filmdeki erotizm ve çıplaklığa gönderme yapan Kimmel “TV’de gösterilmesine izin verilen kısım zaten bu kadardı” deyince Emma Stone yanında oturan kocasına dönüp için ‘prick’ (mal-ahmak) dedi.
Genetik piyango
Jimmy Kimmel törende “Barbie” filminin yıldızları Ryan Gosling ve Margot Robbie’ye “Bilmenizi isterim ki bu gece Oscar kazanamasanız bile çok daha önemli bir şeyi zaten kazanmışsınız: Genetik piyango” diyerek takıldı.
Eski endişelerinize geri dönün
Steven Spielberg ve eşi Kate Capshaw’un grev sırasında işsiz kalan oyunculara ve yazarlara yardım etmek için büyük miktarda para bağışladığını belirten Jimmy Kimmel, “148 gün grevdeydik. Yapay zekâya karşı korunmazsak anlaşmayacağımızı söyledik. Sonuç olarak, artık oyuncular yerlerini yapay zekâ alacak diye endişelenmiyor. Bu tarihi anlaşma sayesinde eski endişelerine yani yerlerine daha genç, daha çekici insanların gelebileceği korkusuna geri döndüler” diye konuştu.

AKM yararına kadın dayanışması
Oscar Ödül Töreni için Los Angeles’a gelen modacı Gülafer Ataş, Amerika’dayken Atatürk Kültür Merkezi Los Angeles’a destek amacıyla bir defileye imza attı.
Santa Monica’da düzenlenen şov Emine Gülistan sponsorluğunda AKM Los Angeles başkanı Dr. Vega Sankur ve stilist Ceren Curun iş birliğiyle yapıldı.
Marka yöneticisi Ümit Temurçin, Oscar töreninde oyuncu Saint Heart, “Öğretmenler Odası” filmiyle Oscar’a aday olan yönetmen İlker Çatak’ın eşi Ayda Aybartlı, KTLA 5 kanalının kırmızı halı sunucuları Anya Sarre ve Jasmine Akai Simpkins’in Gülafer Ataş giydiğini söyledi.
Karaca ile Oscar’ı ve mutfak sanatlarını kutladık
Oscar’da bu yıl yemekler Karaca tabaklarla servis edildi. Karaca, Hollywood’un en büyük gecesinin parçası olurken Los Angeles’ta özenle hazırlanan iki etkinliğin de ev sahipliğini yaptı:

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde ikonik Spago Beverly Hills’te Oscar’ların şefi Wolfgang Puck’ın katılımıyla Oscar menüsü tadım yemeği ve 1929 yılında ilk Oscar Ödül Törenleri’nin düzenlendiği Roosevelt Otel’de Oscar Ödül Töreni’ni izleme partisi…
Kadınlar Günü kutlamalarına da denk gelen bu organizasyonların arkasında da kadınlar vardı.

İdea İletişim’in sahibi Şila Gök ve Karaca Kurumsal İletişim Direktörü Seray Anıl seçkin konuklarının kalplerinde ve damaklarında Oscar -Karaca global hikâyesinin izini bıraktılar. Konuklar arasında Danla Bilic, oyuncu Laura Dunn, Cemal Can Canseven, Los Angeles Başkonsolosu Sinan Kuzum, şef Wolfgang Puck, YouTuber Enes Yılmazer, moda yazarı Ümit Temuçin ve modacı Gülafer Ataş vardı.

DEMİRKUBUZ: SENARYO YAZMAK BİR YOL, YÖNTEM, METOT MESELESİ DEĞİL
Uzun bir aradan sonra Hayat adlı filmiyle yeniden beyazperdede boy gösteren Zeki Demirkubuz, senaryo yazma sürecini anlattığı söyleşide, “Benim için bu bir yol, yöntem, metot meselesi değil. Son derece duygu serüvenlerine açık şekilde yazmaya çalışıyorum. Bu bir iş değil, teknik olarak öyle olsa da. Büyük yöntemler, matematik, kimyası falan yok. Ben böyle yapmıyorum. Duygumdan emin oluyorum. Yıllarca insan olarak biriktirdiğim meseleleri anlatmanın yolunu arıyorum. Bunun en etkileyicisi insan doğasının karanlık yüzü. Benim aşağı yukarı 12 filmimden bu çıkar: akıldışılık. Bunların çoğu da felsefeciler, büyük edebiyat yazarlarından besleniyorum. Nietzsche ve Camus gibi. Bu çok özel bir şey gibi düşünmeyin. Birine mektup yazmak gibi… Basit düşünün. Eğer duygular provoke olmuş, bir yanınızda çaresizlik varsa, çok duygu varsa içinizde uzun uzun yazarsanız. Yazdıklarınızla yetmeye yetmeye ilerlersiniz” diye konuştu.

“MASA BAŞINDA TEZGAHLANAN, DUYGUDAN UZAK FİLMLER, GÜNÜMÜZ İNSANINI DAHA ÇOK KARŞILIYOR”
Sinemanın da artık postmodern zamanlardan nasibini aldığını dile getiren Demirkubuz, “Artık sinemada masa başında tezgâhlanan Ressam Bob gibi şu araya bilmem ne lazım diyerek, hesapla kitapla yapılan, duygudan uzak filmler günümüz insanını daha çok karşılıyor. Bunlar öz ve ateşten yoksun filmler. Sadece ticari anlamda değil, sanat filmlerinde de böyle olmaya başladı. Kendinize sadık kalarak, dışarıya dönük nedenlerden çok içe dönük, kendinize ait, sizi dertlendiren meselelere uygun temaları, canınızı acıtan hikâyeleri, emek vererek, çalışarak, bıkmadan, kendinizden şüphe ederek, yenilikçi olmaya çalışarak, arayış insanı olarak bu işi yapmak benim için önemli. Özü ve ateşi olan insanlar olmak çok önemli… Lütfü Akad, Yılmaz Güney, Tarkovski gibi… Öz ve ateşin bir arada olmasının önemi de orijinal olabilmektir” dedi.
ZEKİ DEMİRKUBUZ’DAN NETFLİX’E GÖNDERME: KİMLERİN FİLMLERİNİ ALACAĞINI BİLİYORUZ
Ünlü yönetmen Zeki Demirkubuz, bir hayranının “Son filminiz ‘Hayat’ korsana veya dijital platformlara ne zaman düşecek?” sorusu üzerine, “Hayat’ın korsana ne zamana düşeceği ben değil korsancıların becerisine bağlı. Dijital platformlara ise birkaç ay içinde gelir, Netflix’e gelmez ama kimlerin filmini alacağını biliyoruz” ifadelerini kullandı.

DEMİRKUBUZ’DAN OYUNCU ADAYLARINA: KİMSE KENDİNDE ÖZGÜN OLANI ORTAYA ÇIKARMIYOR
Oyuncu adaylarına da tavsiyede bulunan Demirkubuz, “Bu ülkede sorun; oyunculuk adına öğretilen klişeler ve saçmalıklar, oyunculuk adına öğretilen yalanlardır. Al Paçino ve Nicholson bu ikisi de hiçbir karakterin kılığına girmezler, büyük makyajlar yapmazlar, şekil değiştirmezler ki bunlar Hollywood adamları. Al Pacino oynayacağı karakterin duygusunu edinerek, oynuyor. Buradaki mesele anlatacağımız şeyin duygusunu edinebilmek. Bunu sağlam şekilde edinebilirsek, sonrasında süsler, yalanlarla besler, ilgi çekici hale getirebiliriz. Oyuncu olacaklar; oyunculuğun Türkiye’deki karşılıkları, adalet duyguları, seçmelerde yapılan eşitsizlikler, sektörün sorunlarını falan öne çıkararak, bahanelerini bulup, hiç kendilerine neden oyunculuk yapıyorum, bana fırsat verilirse ne yaparım diye sorgulamadan, öğrendiklerini papağan gibi tekrar ediyorlar. Kimse kendindeki özgün olanı ortaya çıkarmıyor” diye konuştu.
]]>
Dizinin yeni bölümünde;
Çınar’ı saklandığı karavan parkından Ilgaz ve Eren gelmeden kaçıran Ceylin ve Yekta, Çınar’ı saklamak için Yekta’nın evine götürdü.
Çınar olup biteni anlamaz bir halde teslim olmak isterken Ceylin ona eskiden dernek ile bağlantısı olduğunu o yüzden onun da başının belaya girebileceğini söyledi.
İclal Savcı’nın talimatıyla yakalama kararı çıkartılan Çınar için polis Merdan ve Defne’nin kapısına gitti.
Yekta Ceylin’e derneğe gidip onları uyaralım dese de Ceylin, Çınar’ı da bu işten kurtarabilmek için kabul etmedi.
İclal Savcı, Çınar’la ilgili bulduğu görüntüleri Ilgaz’a izletirken Ilgaz, İclal Savcı’ya ‘Ne gerekirse yapın’ dedi.
Ceylin, Çınar’la ilgili durumu Ilgaz’a anlatmaya karar verdi ve onunla konuşmaya gitti. Ceylin, Ilgaz’a Çınar’ın dernekle ilgili bağlantısını tüm içtenliğiyle anlatsa da Ilgaz duruma Ceylin gibi yaklaşmadı ve sert şekilde gelip ifade vermesini istedi.

Ceylin, Çınar için Ilgaz’dan tek bir gece istedi. Ceylin, Ilgaz’ın yanından ayrıldığı gibi Defne ve Merdan’ı evden alıp Çınar’ı görmeleri için Yekta’nın evine götürdü.
Bu esnada Ilgaz da onları takip etti. Duygusal anların yaşandığı bu veda buluşması esnasında Ilgaz da Yekta’nın kapısına geldi, her ne kadar içeri girmek istese de gözyaşları içinde geri döndü.
Ardından Eren ve İclal Savcı ile derneğe baskına gitti. Osman ve Aylin kavga ederlerken yanlarına gelen Elif’e Aylin hiç düşünmeden Osman’ın evi terk edeceğini söyledi.
Çantasını alıp evden çıkan Osman Zümrüt’ün kapısına gitse de Zümrüt onu boşanmadan eve almayacağını söyledi ve sokakta kalan Osman bu kez de Parla’nın evine gitti.
Ertesi sabah Efe Savcı, Ceylin’in ofisine onu kullandığı için sitem etmeye gitti. Bu sırada Defne de adliyeye Ilgaz’ın yanına giderek abisini kurtarmasını istedi.
Özge’den İclal Savcı’yı araştırmasını isteyen Yekta ondan aldığı bilgilerle İclal Savcı’nın yıllardır Yekta’nın diplomasının peşinde olduğunu öğrenirken Ceylin de Ilgaz’la geçmiş bağlantısını öğrenmiş oldu.
Çınar adliyeye ifade vermeye geldi ve her şeyi anlattı. Sulh Ceza’ya sevk edilmek üzere gözaltına alınan Çınar’ı Tuğçe adliyeye götürdü. Tam gidecekleri esnada Ilgaz’ın Çınar’a seslendiği ve iki kardeşin birbirlerine sarıldığı anlar izleyenleri gözyaşlarına boğdu.

Tüm bu acı olaylar yaşanırken Ilgaz ve Ceylin’i Mercan’ın doğum günü heyecanı sardı. İkili birlikte hediye seçmeye gitti. Bu esnada İclal Savcı dernekten alınan kayıt defterine bakarken içinden Ceylin’in olduğu bir fotoğrafı buldu ve ‘Bunun açıklaması ne?’ notuyla Ilgaz’a gönderdi.
Gördüğü karşısında şok olan Ilgaz, Ceylin’e ‘Bana anlatmak istediğin bir şey var mı?’ diye sorarken Ceylin de kurşun yarasıyla ilgili aynı soruyu Ilgaz’a yöneltti.
Ceylin, Ilgaz’a dernekle ilgili bağlantısını anlatırken Ilgaz kendini tehlikeye atarak derneğin adını neden verdiğini sorduğunda Ceylin’in cevabı da ‘Çınar için’ oldu.
Bu itirafın üstüne Ilgaz da İclal Savcı ile geçmiş bağlantısını Ceylin’e anlattı. Mercan’ın doğum günü esnasında herkes keyifli vakit geçirdiği esnada Ceylin’in yanına bir anda gelen İclal Savcı, Ceylin’e dernekle bağlantısı olduğunu bildiğini söyledi ve üstüne derneğin odasında Yekta’nın kayıt defterinden bir sayfayı kopardığı görüntüleri gösterip onun Ceylin’in kaydı olduğunu bildiğini söyledi.
YARGI ZİRVEDE
‘Yargı’nın yayınlanan 85. bölümü AB’de 5,93 izleme oranı, 15,89 izlenme payı, 20+ABC1’de 5,96 izlenme oranı, 14,04 izlenme payı; TOTAL’de 4,58 izlenme oranı, 11,54 izlenme payı ederek AB kategorisinde gecenin en çok izlenen dizisi oldu.
Sema Ergenekon’un usta kaleminin Ali Bilgin rejisiyle buluştuğu dizinin başrollerinde Kaan Urgancıoğlu ve Pınar Deniz yer alırken onlara Uğur Polat, Cezmi Baskın, Zeyno Eracar, Uğur Aslan, Defne Kayalar, Alican Yücesoy, Arda Anarat, Pınar Çağlar Gençtürk, Nilgün Türksever, Onur Özaydın, Naşit Özcan, Sermet Yeşil, Ayşegül Cengiz, Ulvi Kahyaoğlu, Beren Nur Karadiş, Zeynep Atılgan, Merve Ateş, Gece Işık Demirel, Esma Yeşim Gül, Duygu Serin, Tolga Canbeyli, Çağrı Atakan, Onur Tekin ve Dilara Çakır gibi usta ve genç isimler eşlik ediyor.
‘Yargı’ yeni bölümüyle Pazar akşamı Kanal D ekranlarında…
]]>
Kızılcık Şerbeti 53. bölüm cuma akşamı ekranlarda izleyicisiyle buluşuyor. Son olarak senaryo gereği covid virüsüne yakalanan Kızılcık Şerbeti Abdullah Bey, gerçek hayatta da beyin kanaması nedeniyle 2 ameliyat atlatmış ve yoğun bakımda tedavi görüyordu. Geçtiğimiz hafta dizinin yapım şirketinden bir açıklama geldi. Kızılcık Şerbeti Apo karakterine hayat veren Settar Tanrıöğen’in sağlık sorunları nedeniyle diziden ayrılacağı duyuruldu. Yeni Kızılcık Şerbeti Apo’su Ahmet Mümtaz Taylan oldu. Ahmet Mümtaz Taylan Kızılcık Şerbeti 53. bölüm itibariyle dizide rol alacak. Peki, Kızılcık Şerbeti’nin Apo’su Ahmet Mümtaz Taylan kimdir, kaç yaşında, nereli? İşte merak edilenler…

KIZILCIK ŞERBETİ APO DEĞİŞTİ!
Yapım şirketinden yapılan açıklama şu şekilde;
Kamuoyunun Dikkatine,
Yapımını Gold Film’in üstlendiği, Show TV’nin reyting rekortmeni dizisi Kızılcık Şerbeti’nde Abdullah Ünal karakterine hayat veren değerli oyuncumuz Settar Tanrıöğen’in geçirdiği beyin kanaması sonrası tedavisi hastanede devam etmektedir.
Show TV olarak tedavi sürecini yakından takip ettiğimiz oyuncumuzun, nekahat döneminin bir süre daha devam etmesi gerektiğini doktorlarından öğrenmiş bulunmaktayız.
Show TV ve Gold Film olarak Settar Tanrıöğen’e dizimize kattığı değerden dolayı teşekkür eder, en kısa sürede sağlığına kavuşmasını temenni ederiz.
Dizinin bu hafta yayınlanacak 53. Bölümünden itibaren Abdullah Ünal karakterini bir diğer değerli oyuncu Ahmet Mümtaz Taylan devralacaktır…
Saygılarımızla.

AHMET MÜMTAZ TAYLAN KİMDİR?
Ahmet Mümtaz Taylan, 12 Eylül 1965 tarihinde Ankara’da doğdu. Maden işletmeciliği yapan babasının işi nedeniyle çocukluğu, ilk ve orta öğrenim yılları değişik şehirlerde geçti. İlköğrenimine beş yaşında iken Isparta’nın Eğirdir ilçesinin Şarkikaraağaç beldesinde ikinci sınıftan başladı; Ankara’da bitirdi. Liseyi İzmir’de Karataş Lisesi’nde okudu. Yükseköğrenimine 15 yaşında Gazi Üniversitesi İktisat Bölümünde başladı. Buradan mezun olduktan sonra Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümüne girdi, 1989 yılında mezun oldu. Öğrencilik yılları boyunca yaz aylarında maden işçiliği, asfalt şantiyelerinde kantarcılık (kamyon tartma), çiçekçilik, garsonluk gibi işler yaptı.
1989 yılından itibaren Devlet Tiyatrolarında 18 yıl süreyle oyunculuk, yönetmenlik, sanat yönetmenliği, genel müdür danışmanlığı gibi görevler üstlendi. 1989-1993 yılları arasında Diyarbakır Devlet Tiyatrosunda görev yaptı. 1993-1994 tiyatro sezonunda Almanya’da Theater an Der Ruhr’da İtalyan asıllı Alman yönetmen Roberto Ciulli ile, 1994’ten itibaren bir çok projede Yücel Erten’le çalıştı. Diyarbakır ve Almanya’dan sonra Ankara Devlet Tiyatrosu’nda görev yaptı. Devlet Tiyatroları Sanatçıları Derneği (DETİS)’nin kurucu üyeleri arasında yer aldı ve ilk genel başkanı oldu. 2006 yılında Devlet Tiyatroları’ndan istifa etti. Tiyatroda kendini yönetmen olarak daha iyi ifade ettiğini düşünen sanatçı, 2000 yılından itibaren tiyatroda sadece yönetmenlik yaptı. Eskişehir Belediye Tiyatrosu’nda sahnelediği Bilgesu Erenus’un Misafir oyun ile 2002 İsmet Küntay En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazandı. Sanatçı, 1996 yılından itibaren çeşitli televizyon ve sinema yapımlarında oynadı. Televizyonda Kurşun Yarası, Çapkın, Ezo Gelin gibi pek çok dizide rol aldı. Leyla ile Mecnun dizisindeki “İskender” rolü ile tanındı. Leyla ile Mecnun’un yayından kaldırılmasından sonra aynı kadro ile çekilen Ben de Özledim adlı absürt komedi dizisinde oynadı. Taylan, sinemada önemli filmlerde yer aldı ve ödüller kazandı.

AHMET MÜMTAZ TAYLAN DİZİLERİ VE FİLMLERİ
Ömer Vargı’nın İnşaat (2004) filmindeki rolüyle 36. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülüne aday oldu. İnan Temelkuran’ın Made in Europe (2007) filmindeki rolüyle 15. Altın Koza Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu ödülünü, Ahmet Haluk Ünal’ın 2011 yapımı Saklı Hayatlar filmindeki rolü ile Rusya-Tataristan’daki 8. Uluslararası Kazan Müslüman Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandı. Nuri Bilge Ceylan’ın 2011 yapımı Bir Zamanlar Anadolu’da filminde Arap Ali rolünü canlandırdı Yılmaz Erdoğan’ın Oscar aday adayı olan Kelebeğin Rüyası (2013) filminde de rol aldı.[ 2020 yılında Gelincik filmi ile Altın Portakal En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı. Deneyimlerini Irmak Zileli’nin “Ara Toplam – Yolumu Ararken Öğrendiklerim” adıyla kitaplaştırdığı nehir söyleşi ile aktardı. Kitap, Mart 2021 tarihinde yayımlandı.
Piraye, Azem’i arayıp eğitim seminerine davet etti. Teklifi kabul eden Azem, yola çıkmak izin hazırlandı.
Babasının itirafından sonra anlattıklarını umursamayan Cihan, annesi Güngör ile konuştu.
Oğlu vurulduktan sonra tedirgin olan Güngör neler olup bittiğini sordu.

DİLBER, AZEM’DEN ÖZÜR DİLEDİ
Seminerden önce bir araya gelen Azem ile Dilber, Özgür hakkında konuştu. Azem görüşmenin kötü geçtiği söyledi.
Dilber, Azem’in hazırlık yaptığını görünce nereye gittiğini sordu. Azem de ‘seminere’ cevabını verdi.
Kıskançlık krizi yaşayan Dilber, seminerin detaylarını öğrenmek istedi. Azem ise konutu kapattı. Piraye hakkında söylediklerinden pişman olan Dilber özür diledi.

CİHAN’IN İNTİKAMI
Necmi otoparka baskın yapanları öğrendi. Arkadaşlarıyla plan yapan Cihan, intikam yemini etti. Bir gelin arabası hazırlatan Cihan düşmanlarının mekanına gitti. Saldırının arkasında Sırat’ın olduğunu öğrendi.
PİRAYE’NİN AZEM’E İLGİSİ ARTTI – İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Piraye ve Azem seminere birlikte gitti. Eğitim toplantısında Azem gözetmenlik yaptı.
Piraye, daha sonra Azem’e eğitim departmanında danışmanlık teklifinde bulundu.
Otelde huzursuzluk çıkaran Tayfun’u Azem konuşarak sakinleştirdi. Gözyaşlarına boğulan Tayfun’u gören Piraye kardeşini şaşkınlıkla izledi.
Eğitim seminerinin ardından düşüncelerini şirket çalışanlarıyla paylaşan Azem, onlara tavsiyelerde bulundu.

DİLER, KASIM’DAN YARDIM İSTEDİ
Dilber, Kasım’ın yanına gidip Azem’in nereye gittiği hakkında bilgi aldı. Azem’in Piraye ile görüntülendiğini anlatan Dilber, umduğunu bulamadı.
Azem’e telefonla arayıp ulaşamayan Dilber, çaresizce haber bekledi.
‘ELMAYI NAZİK SOYDUM’ PERFORMANSI İLGİ GÖRDÜ – İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Müzikholde sahne alan Dilber, Havva Öğüt’ün ‘Elmayı Nazik Soydum’ performansında dans etti. Dilber’in dansı büyük ilgi gördü.

CİHAN VE ELİF YEMEKTE
Cihan kendisini tedavi eden Doktor Elif’e ulaşmak için arkadaşı Necmi’yi kullandı. Hastaneye giden ikili acil servise giriş yaptı. Cihan, Elif’e arkadaş olmak istediğini söyleyip yemeğe davet etti.
Kız arkadaşıyla yemekteyken Sırat ve adamları otoparka baskın yaptı. Necmi ve yanındakiler dayak yedi.

‘HABERİ YOK AMA BANA ÇOK AŞIK’ – İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Arkadaşı Kasım’ın yanına uğrayan Azem, eczaneye Dilber’in geldiğini öğrendi. Azem arkadaşlarına Piraye’den iş teklifi aldığını söyledi. Nergis, Azem’e ‘kendi hayatını kurmalısın’ önerisinde bulundu.
Yalnız kalan Dilber arkadaşı Yıldız ile dertleşti: ‘Kendisinin haberi bile yok ama o bana aşık’

AZEM, DİLBER’İ REDDETTİ!
Otele dönen Azem, Dilber’in yanına gitti. İkili sohbet etti. Dilber ev bakmaya başladığını söyledi. Azem de ‘Kasım’a mı gittin’ diye sordu.
Azem’e olan ilgisini dile getiren Dilber ‘Sence biz neyiz’ diye sordu. Azem de ‘Seni üzmek istemiyorum. Ben sana daha kaç defa anlatayım halimi’ sözleriyle yanıt verdi.
Dilber’in cevabı ise ‘Ben artık, sensiz yaşayamam’ oldu.
İZZET’TEN AZEM’E YARDIM
Piraye’nin iş teklifini kabul etmeye düşünen Azem, İzzet’ten sahte kimlik belgeleri hazırlatması için yardım istedi.
Ayça’ya ders vermek için eve giden Azem, Hatice’nin de derse katılmasını istedi.
CİHAN’IN YENİ PLANI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Cihan, arkadaşı Nusret’i arayıp düşmanı Sırat ile ilgili konuştu. Nusret’ten onay alan Cihan yeniden harekete geçti.
Sırat’ın oto galerisinde araç test eden müşterilerin yolunu kesen ekip, kullandıkları otomobili alıp kaçtı.

DİLBER ÖLDÜ MÜ? İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Dilber’in kocası Zahir otele gelip kapıya dayandı. Alkollü bir şekilde Dilber ile konuşmak isteyen Zahir, yanında getirdiği yüzüğü çıkarıp, ‘Dön yuvana, nikah tazeleriz.’ teklifinde bulundu.
Dilber ise bu teklifi reddetti. Sinirlenen Zahir zorla Dilber’e sahip olmaya çalıştı. İkili arasında yaşanan arbede sonrası otele ambulans geldi.
İşten dönen Azem, sedyede kanlar içinde Dilber’i görünce büyük şaşkınlık yaşadı.
]]>
Telefonunun çalındığını fark eden ve suçluyu yolcular arasında arayan Alev, bütün yolcuları karakola gitmeye zorladı.

Alev’in ilk suçladığı kişi çarpıştığı Umut oldu. Müthiş hafızası ile gerçek suçluyu ortaya çıkaran Umut, hem polis memurlarını hem de Alev’i şoke etti.
Karakol çıkışı Umut’a özür borçlu olduğunu düşünen Alev, hayatının en unutulmaz derslerinden birini aldı.
Sen bir de avukat olacaksın değil mi? Senin insanlık hali dediğin şey insanların hayatını karartabilir…
Kadir’i nezarette ziyaret eden Harun, onu dışarıya çıkaracağına söz verdi. Olayı en tepeden halletmeye çalışan Harun, Kadir’e denediği bütün yolların boşa çıktığını anlattı.
Rahat ol ya! Yakarsa dünyayı Harun yakar…
Kendisi için parti organize eden Fecir, gecede daha önce dinlediği ve sesini çok beğendiği Büşra’nın sahne almasını istedi.
Parti için mekana gelen Fecir, girişte Kadir’in avukatı Harun ile karşılaşınca gerildi.

Büşra’yı kulisinde ziyaret eden Fecir, genç kızın tedirginliğini fark edince onu sakinleştirmeye çalıştı:
Bu gece benim memlekete dönüş partim. Senlik hiçbir şey yok, keyfine bak… Biz seni dinlemeye geldik.
Parti başlasın!
Gecenin sonunda alkolün de etkisiyle ayakta durmakta zorlanan Fecir, arkadaşlarıyla birlikte eve dönmek yerine bir kez daha Büşra’nın odasına gitti.
Ne sen Leyla’sın ne de ben Mecnun!
Sana ‘yürekten oku’ dedim, sen canımızı okudun. İnsanın hem sesi, hem kendi güzel olur mu? Açık söyleyeyim sana doyamadım!

Uyandığında babasının evde olmadığını fark eden Umut, telefona sarıldı.
Güç bela babasının olduğu yeri öğrenen Umut, yardıma gittiğinde yerde cansız bir şekilde yatan Büşra’yı gördü.

Vakit kaybetmeden polisi arayan Umut, babası da hastaneye götürdü. Çok geçmeden polis memurları da Rıza’nın ifadesini almak için hastaneye geldiler.
Umut ve Rıza’nın hayata tutunma çabası!
Polisler, Rıza’nın tavırlarını oldukça şüpheli buldular.

Fecir’in bir açığını arayan avukat Harun, onun ölümü bütün ülkede infial yaratan Büşra’yı en son görenlerden biri olduğunu öğrendi.
Harun’un soruları ile köşeye sıkışan Fecir, avukata saldırdı.
Kavga görüntülerini kayda aldıran Harun, Fecir’e karşı son kozunu oynadı:
Sen şikayetini geri al ben de bu görüntülerin hepsini sildireyim…
Büşra toprağa verilirken, acılı ailesini teselli edenlerin başında Umut ve babası Rıza vardı. Sirenlerin böldüğü cenaze töreninde Rıza cinayet şüphesi ile gözaltına alındı. Umut’un olayı ihbar edenin kendileri olduğunu söylemesi de duruma engel olmaya yetmedi.
Rıza Tanrıkulu! Büşra Korkmaz cinayetinin baş şüphelisi olarak savcının talimatı ile gözaltına alınıyorsun
Mezarlığın ortasında eli kolu bağlı bir şekilde kalan Umut’u tesadüfen tanıştığı Alev teselli etti.

Ekip otosuna bindirilen Rıza, yolun yarısında karakol yerine başka bir yere götürüldüğünü fark etti.
Rıza, kendini bekleyen kötü sürprizden habersizdi.
Televizyon kanallarında geçen son dakika bütün mahalle sakinlerinde soğuk duş etkisi yaptı.
Büşra’nın katili komşusu çıktı
Olup bitene inanamayan Umut, soluğu babasının yanında aldı. Umut’u Rıza’nın katil damgası yemesinden daha çok onu tanımaması yaraladı.

Rıza yüksek güvenlik önlemleri ile adliyeye götürülürken, içinde Büşra’nın babası Haydar’ın ve komşularının bulunduğu kalabalık bir grup onu yuhaladı.

Büşra’nın yakınları tarafından saldırıya uğrayan Umut, can havli ile içeriye girip Rıza’yı gözaltına alan polislere babasının masum olduğunu anlatmaya çalıştı.
Baban masumsa çok iyi bir avukat tutacaksın!
Umut bu dakikalarda hayatını bütünüyle değiştirecek olan Fecir ve Harun ile aynı karede olduğundan habersizdi.

Günün sonunda Harun, Fecir’e karşı zaferini kazandı ve Kadir’i nezaretten çıkardı.

Dizinin final sahnesinde;
Karakoldaki masanın üzerinde babasının dosyası duran Umut, o geceye ait kamera kayıtlarını gördü.
TAŞ KAĞIT MAKAS’IN 2. BÖLÜM FRAGMANINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN
SOSYAL MEDYAYI SALLADI
‘Taş Kağıt Makas’ın ilk bölümü sosyal medyaya damga vurdu. TT listesinde yerini bulan dizi ile ilgili yüzlerce tweet paylaşıldı.
*Beni ruh hastası bir karakterin bağımlısı yapan Burak Yörük’ten ben razıyım…
*Mükemmel bir dizi
*Bu dizi nedense bana Yeşil Yol’u hatırlattı. Çok ağlattı…
*Mafyatik Burak Yörük bambaşka bir mevzuymuş

*İlk bölüm olarak baya iyi giriş yaptı bence oyuncular rolüne çok yakışmış hepsi harika oynuyor Ekin Koç farklı bir karakter ortaya koymuş. Bülent Seyran ve Ekin Koç’un karşılıklı sahneleri çok iyidi dokunaklıydı. Kısaca baya iyi bir iş çıkmış emeklere sağlık.
*Denk gelerek izledim. Yıkılıyor dizi resmen hayran bıraktınız.
*Çok iyi bir ilk bölümdü çok sağlam bir hikayesi var su gibi aktı yarın inşallah güzel bir başlangıç yaparız.
*Çarşamba günlerine artık plan yok. Yerimiz belli #taşkağıtmakas
*Kanal D ‘İnci Taneleri’nden sonra efsane bir yapıma daha imza attı. Tebrikler.
İşte Taş Kağıt Makas: Hayatın Oyunu’nun karakterleri;
EKİN KOÇ (UMUT TANRIKULU)

Çocuk yaşta anne ve abisini bir trafik kazasında kaybeden Umut; babası Rıza’yla birlikte, şehrin en büyük gökdelenlerinin arkasındaki dik yokuşa kurulmuş bir gecekondu mahallesinde, yoksul bir hayat sürmektedir. Hipertimezi hastalığına sahip olan Umut’un sıradışı bir hafıza yeteneği vardır. Yaşadığı her anı en küçük ayrıntılarına kadar hatırlar, çevresindeki dünyayı farklı bir şekilde algılar. Babası bir cinayet soruşturması kapsamında tutuklanınca tüm hayatı değişir. Babasının masum olduğunu ispatlamak ve adaleti sağlamak için bu yeteneğiyle birlikte kazanmaya odaklı, özgüvenli ve güçlü bir avukata dönüşür. Alev’le tanışmalarını ve ilişkilerinin ilerlemesini sağlayan en önemli etken, yine bu hatırlama yeteneği olacaktır.
SERRA ARITÜRK (ALEV DÖNERTAŞ)

Alev, zorluklar karşısında pes etmeyen, hayatı adalet ve doğruluk üzerine kurulmuş, cesur, kararlı ve zeki bir hukuk öğrencisidir. Umut ile bir belediye otobüsünde sürpriz bir şekilde tanıştıklarında aralarında özel bir bağ oluşur. Zaman zaman yolları ayrılsa da Umut’un adalet arayışında en büyük destekçisi olan Alev, adalet mücadelesi ve profesyonel başarılarıyla; yıllar içinde güçlü, bağımsız, kararlı bir avukata dönüşür.
OZAN GÜVEN (HARUN YAKAR)

Zeki, karizmatik, komik ve şeytan tüylü, yıldızı yüksek bir avukat olan Harun; karanlık bir geçmişe sahiptir. Cesur ve hırslı bir yapısı vardır ve amacına ulaşmak için her yolu denemekten çekinmez. Büyük iş adamları, mafyalar ve suç örgütleriyle olan ilişkileri, onu karmaşık ve tehlikeli sularda yol almaya iterken; her ortama uyum sağlama yeteneği ve renkli kişiliğiyle adeta bir bukalemundur. Güçlü iletişim yeteneği ve kullandığı farklı yöntemlerle kariyerinde aldığı bütün davaları kazanan Harun; lüks yaşamı, tatlı dili ve flörtöz tavırlarıyla da renkli bir özel hayata sahiptir. Bir dava yüzünden Umut’la yolları kesişen Harun, hem süreçte öğrendiği bilgilerle kendi geçmişine bir yolculuk yapacak hem de karakterinin farklı yönlerini keşfedecektir.
HANDE ATAİZİ (SÜREYYA UYAR)

Süreyya, zeki, güzel ve sert bir Cumhuriyet savcısıdır. Kendisine has bir tavrı ve müthiş bir hitabet yeteneği olan Süreyya, hukuk camiasında çekinilen, işinde çok başarılı bir kadındır. Üniversite yıllarından arkadaşı, aralarında adı konmamış bir çekim ve kıyasıya bir rekabet olan Harun’dan farklı olarak devlete, iş etiğine ve kurumlara aşırı bağlı bir hukukçudur. Savcısı olduğu bir dosyada aldığı hızlı karar, Umut’un babası için başlattığı adalet savaşını tetikleyecektir.
BURAK YÖRÜK (FECİR EMİRKIRAN)

Dışarıdan bakıldığında güçlü, çekici ve karizmatik biri gibi görünen Fecir, duygusal dalgalanmalara sahip, kibirli, maço ve öfke kontrolünü sağlayamayan bir sosyopattır. Duygularını sınırların ötesinde yaşayan Fecir, travmatik geçmişinin yaralarını iç dünyasında hissetmeye devam eder. Babasının feodal fikirleri yüzünden ona yüklediği sorumluluklarla, Emirkıran Grup’un başkanı olması için büyütülmüş Fecir; duygusal zayıflığını saklamaya çalışsa da zaman zaman dinlediği şarkılarla açık eder. Bir sosyal medya uygulamasında keşfettiği ve şarkı söyleyişinden çok etkilendiği Büşra’yla yollarının kesişmesi, herkesin hayatını değiştirecektir.
HÜSEYİN AVNİ DANYAL (KADRİ PALAZ)

Kadri Palaz, babasının ölümünden itibaren tanıdığı Harun’u adeta bir oğul gibi sahiplenmiştir. Harun’u en iyi okullarda okutup muhteşem bir avukat olmasını sağlamıştır. Kadri, Harun’u bir avukatın ötesinde bir araç olarak kullanarak hukuki arenada adeta bir satranç ustası gibi oyun oynamaktadır. Az ile yetinmeyi hiç sevmeyen Kadri Palaz’ın en büyük amacı, patronlar kulübü içerisinde kendisine de yer bulmaktır. Harun’la kurduğu baba oğul ilişkisi, aralarındaki çok kuvvetli bağ, Fecir Emirkıran davasıyla birlikte büyük bir testten geçecektir.

Barbenheimer etkisine kayıtsız kalmayan bir izleyici olarak iki filmi de sinemada izledim. Şimdiye kadar yapılmış en akıllı gişe filmlerinden “Oppenheimer”ı 2 kez daha izledim.
13 dalda Oscar adaylığı alan film bence 10 Mart’ta Oscar’ları silip süpürmeli.
Neden mi?
Film, sadece atom bombasının babası J. Robert Oppenheimer’ın biyografisi değil, aynı zamanda Robert Oppenheimer’ın düşünceleri, duyguları, tarihin karmaşıklığı, hırs, vicdan ve bilimsel ilerlemenin getirdiği sorumlulukların da analizi.
Yönetmen , bu zeki adamların yok edici bir teknolojiyi geliştirirken kimsenin dikkate almadığı insan bileşenini ve duygusunu mükemmel bir şekilde yakalıyor.
Teknolojinin ahlaki sonuçlarını, zihindeki çatışmaları ve yapılanların karmaşıklığını hissettiriyor.
Filmde, başarılar övüldüğü gibi kötülükler de anlatıyor, ikiyüzlülükler dile getiriyor. “Oppenheimer”ı ilk izlediğimde tamamen şeffaftım.
Konu hakkında hiçbir bilgim yoktu. Gerçek olayların kurguyla çok güzel birleştirildiğini düşünmüştüm.
2 ve 3’üncü izleyişimde tasvirin yüzde 100’e yakın doğru olduğunu biliyordum.
Çünkü ‘Oppenheimer nasıl bir adamdı’ sorusunun yanıtını araştırdıktan sonra izlemiştim.
İlk büyük akademik dersini 12 yaşında vermiş. Metinleri orijinal dilinden okuma alışkanlığı varmış. Üçüncü ve dördüncü sınıfı bir yılda bitirmiş, sekizinci sınıfın yarısında üst sınıfa atlamış.
Dil öğrenme konusunda yeteneği varmış. Hollanda’ya konferans vermesi için davet edilmiş ve konferansı Hollandaca vererek herkesi şaşırtmış. Sadece 6 haftada Hollandacayı öğrenmiş.
Depresyonu yenmek için dört ay içinde üç psikiyatriye gitmiş ama Marcel Proust okuyarak depresyonunu hafiflettiğini söylemiş.
Kendi dünyasında yaşıyormuş. 1929’daki Wall Street çöküşünü olaydan 6 ay sonra öğrenmiş. Şiiri ve tasavvufu çok severmiş.
Arkadaşı France Ferguson onu ziyaret ettiğinde nişanlanmak üzere olduğunu söylemiş.
Oppenheimer habere sevineceğine bağırmaya başlayıp “Bu adam nasıl benden daha iyi olabilir” düşüncesiyle üzerine atlayıp arkadaşını boğmaya çalışmış.
“Flört yalnızca boşa harcayacak zamanı olan insanlar için önemlidir” demiş. Hatta Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’de profesörken kır randevusu için bir kızla buluşmuş. Buluştuktan sonra kızı randevuda unutup evine geri gitmiş.
Cambridge Üniversitesi’nden neredeyse kovulacakmış çünkü okuldaki hocasını zehirleyip öldürmeye kalkışmış.
Yetenekli bir müzisyenmiş ve piyano ve çello çalıyormuş.
Albert Einstein’ın arkadaşı ve meslektaşıymış.
Freeman Dyson (fizikçi ve matematikçi) Oppenheimer için “Çok iyi bir arkadaştı. Öte yandan, bilimsel konularda mantıksız boyutta acımasızdı. Çok önyargılıydı, insanlar hakkında çok hızlı karar verirdi ve bu son kararı olurdu” demiş.
Max Born (fizikçi ve matematikçi) “Şüphesiz çok yetenekli ama zihinsel disiplinden tamamen yoksun bir insandı. ” demiş.
Şiiri ve tasavvufu çok seven Oppenheimer, 16 Temmuz 1945’te Los Alamos, New Mexico’daki atom bombası patlamasından çıkan ateş topuna bakarken Hindu kutsal kitabı Bhagavad Gita’dan alıntı yapmış ve “Şimdi, dünyayı yok eden ölüm oldum” demiş.
Christopher Nolan sektörde bir sembol
Nolan, yönetmen olarak en sektörün en iyilerinden ama bence aynı zamanda harika bir yapımcı ve yazar.
“Dunkirk”, “Tenet”, “Interstellar”, “Inception”, “Oppenheimer” gibi senaryoları yazmak ne kadar çok araştırma ve zaman gerektiriyor hiç düşündünüz mü?
CGI (bilgisayar grafikleri) olmadan bu filmi yaratma yeteneği, teknoloji bilgisi, kimsenin denemediğini denemeye yönelik yaklaşımı Nolan’ın “Oppenheimer”ını saf sinema deneyimi yapıyor.
Hikâyeyi zaten bilseniz de senaryoya kendinizi kaptırıp Oppenheimer’ın yaşadığı duyguları yaşıyorsunuz.
]]>
Taş Kağıt Makas oyuncuları kimler sorusu izleyenler tarafından merak konusu oldu. Bu çarşambailk bölümü ile görücüye çıkacak dizinin yönetmen koltuğunda Yusuf Pirhasan otururken, senaryosunu Uğraş Güneş‘in kaleme alıyor. “Taş Kağıt Makas” dizisi, gecekondu mahallesinde yaşayan Umut’un (Ekin Koç), düzenin gerçek sahiplerine karşı babasının suçsuzluğunu ispatlamak için verdiği adalet savaşıyla ekrana gelecek. Zengin oyuncu kadrosu ve olay örgüsüyle ekranlara gelmeye hazırlanan Taş Kağıt Makas’ın oyuncu kadrosu arasında Ekin Koç, Serra Arıtürk, Ozan Güven, Hande Ataizi, Burak Yörük, Hüseyin Avni Danyal bulunuyor. İşte, Taş Kağıt Makas konusu, oyuncu kadrosu ve karakterleri hakkında bilgiler.

TAŞ KAĞIT MAKAS DİZİSİNİN KONUSU NEDİR?
Daha yayına girmeden oyuncu kadrosu ve çarpıcı fragmanları ile merak uyandıran dizide, masum bir delikanlı olan Umut’un (Ekin Koç) babasını kurtarmak için düzenin gerçek sahiplerine karşı verdiği büyük adalet savaşı ekrana gelecek.

TAŞ KAĞIT MAKAS OYUNCULARI KİMLER?
Oyuncu kadrosunda Ekin Koç, Serra Arıtürk, Ozan Güven, Hande Ataizi, Burak Yörük, Hüseyin Avni Danyal, Aytaç Uşun, Bülent Seyran, Selim Galip ve Anıl Taşezen’in olduğu, yapımcılığını MF Yapım’ın üstlendiği Taş Kağıt Makas dizisi Çarşamba akşamı başlıyor!

EKİN KOÇ (UMUT TANRIKULU)
Çocuk yaşta anne ve abisini bir trafik kazasında kaybeden Umut; babası Rıza’yla birlikte, şehrin en büyük gökdelenlerinin arkasındaki dik yokuşa kurulmuş bir gecekondu mahallesinde, yoksul bir hayat sürmektedir. Hipertimezi hastalığına sahip olan Umut’un sıradışı bir hafıza yeteneği vardır. Yaşadığı her anı en küçük ayrıntılarına kadar hatırlar, çevresindeki dünyayı farklı bir şekilde algılar. Babası bir cinayet soruşturması kapsamında tutuklanınca tüm hayatı değişir. Babasının masum olduğunu ispatlamak ve adaleti sağlamak için bu yeteneğiyle birlikte kazanmaya odaklı, özgüvenli ve güçlü bir avukata dönüşür. Alev’le tanışmalarını ve ilişkilerinin ilerlemesini sağlayan en önemli etken, yine bu hatırlama yeteneği olacaktır.

SERRA ARITÜRK (ALEV DÖNERTAŞ)
Alev, zorluklar karşısında pes etmeyen, hayatı adalet ve doğruluk üzerine kurulmuş, cesur, kararlı ve zeki bir hukuk öğrencisidir. Umut ile bir belediye otobüsünde sürpriz bir şekilde tanıştıklarında aralarında özel bir bağ oluşur. Zaman zaman yolları ayrılsa da Umut’un adalet arayışında en büyük destekçisi olan Alev, adalet mücadelesi ve profesyonel başarılarıyla; yıllar içinde güçlü, bağımsız, kararlı bir avukata dönüşür.

OZAN GÜVEN (HARUN YAKAR)
Zeki, karizmatik, komik ve şeytan tüylü, yıldızı yüksek bir avukat olan Harun; karanlık bir geçmişe sahiptir. Cesur ve hırslı bir yapısı vardır ve amacına ulaşmak için her yolu denemekten çekinmez. Büyük iş adamları, mafyalar ve suç örgütleriyle olan ilişkileri, onu karmaşık ve tehlikeli sularda yol almaya iterken; her ortama uyum sağlama yeteneği ve renkli kişiliğiyle adeta bir bukalemundur. Güçlü iletişim yeteneği ve kullandığı farklı yöntemlerle kariyerinde aldığı bütün davaları kazanan Harun; lüks yaşamı, tatlı dili ve flörtöz tavırlarıyla da renkli bir özel hayata sahiptir. Bir dava yüzünden Umut’la yolları kesişen Harun, hem süreçte öğrendiği bilgilerle kendi geçmişine bir yolculuk yapacak hem de karakterinin farklı yönlerini keşfedecektir.

HANDE ATAİZİ (SÜREYYA UYAR)
Süreyya, zeki, güzel ve sert bir Cumhuriyet savcısıdır. Kendisine has bir tavrı ve müthiş bir hitabet yeteneği olan Süreyya, hukuk camiasında çekinilen, işinde çok başarılı bir kadındır. Üniversite yıllarından arkadaşı, aralarında adı konmamış bir çekim ve kıyasıya bir rekabet olan Harun’dan farklı olarak devlete, iş etiğine ve kurumlara aşırı bağlı bir hukukçudur. Savcısı olduğu bir dosyada aldığı hızlı karar, Umut’un babası için başlattığı adalet savaşını tetikleyecektir.

BURAK YÖRÜK (FECİR EMİRKIRAN)
Dışarıdan bakıldığında güçlü, çekici ve karizmatik biri gibi görünen Fecir, duygusal dalgalanmalara sahip, kibirli, maço ve öfke kontrolünü sağlayamayan bir sosyopattır. Duygularını sınırların ötesinde yaşayan Fecir, travmatik geçmişinin yaralarını iç dünyasında hissetmeye devam eder. Babasının feodal fikirleri yüzünden ona yüklediği sorumluluklarla, Emirkıran Grup’un başkanı olması için büyütülmüş Fecir; duygusal zayıflığını saklamaya çalışsa da zaman zaman dinlediği şarkılarla açık eder. Bir sosyal medya uygulamasında keşfettiği ve şarkı söyleyişinden çok etkilendiği Büşra’yla yollarının kesişmesi, herkesin hayatını değiştirecektir.

HÜSEYİN AVNİ DANYAL (KADRİ PALAZ)
Yönetmen koltuğunda Yusuf Pirhasan’ın oturduğu, senaryosunu Uğraş Güneş‘in kaleme aldığı “Taş Kağıt Makas” dizisi, gecekondu mahallesinde yaşayan Umut’un (Ekin Koç), düzenin gerçek sahiplerine karşı babasının suçsuzluğunu ispatlamak için verdiği adalet savaşıyla ekrana gelecek.
Survivor All Star’da 3. eleme adayı dokunulmazlık mücadelesi sonrası merak konusu oldu. TV8 ekranlarında sevenleri ile buluşan Survivor’ın 26 Şubat Pazartesi akşamı yayınlanan son bölümünde, dokunulmazlık mücadeleleri devam etti. Hız, denge ve gücün ön planda olduğu haftanın üçüncü dokunulmazlık karşılaşmasını mavi takım kazanırken, şoke eden olay yaşandı. Gece kamp alanında Sema ve Pınar birbirlerine girdi. Sema’nın Pınar’a tekme atarak fiziksel müdahale etmesinin ardından Acun Ilıcalı acil durum konseyini topladı. Ilıcalı Sema’nın Survivor’dan ayrıldığını açıkladı. Yaşanan olay nedeniyle Survivor’da dün gece eleme adayı belirlenemedi. Peki, 26 Şubat 2024 Survivor All Star son eleme adayı kim oldu, eleme potasına kim gitti? İşte, son bölümde yaşananlar.

SURVİVOR’DA ELEME ADAYI KİM OLDU?
Nefes kesen Survivor’da dokunulmazlık oyunu sonrası Acun Ilıcalı acil durum konseyini topladı. Sema ve Pınar arasındaki kavga nedeniyle Sema ile baş başa konseyde konuşan Ilıcalı, Sema’nın veda ettiğini açıkladı. Bu nedenle dün gece Survivor’da eleme adayı belirlenemedi.
Hafta boyunda yapılan oylamalar sonucu eleme potasına Pınar ve Begüm gitmişti. 3. eleme adayının ise salı akşamı belli olması bekleniyor.

DOKUNULMAZLIK OYUNUNU HANGİ TAKIM KAZANDI?
Survivor 2024 All Star’da kırmızı ve mavi takım dün gece haftanın 3. dokunulmazlık mücadelesinde karşılaştı. İlk olarak avantaj oyununun oynandığı dokunulmazlık oyununun finalinde, Gizem ve Seda karşılaşması nefes kesti. Son etapta Seda’nın aldığı sayı ile avantajı 8-6 mavi takım kazandı.

Dokunulmazlık karşılaşmasının ikinci etabında ise bu kez takımlar bayrak yarışında karşı karşıya geldi. 12 olanın dokunulmazlığın sahibi olacağı oyunun final etabında Sercan-Gizem, Furkan-Yağmur eşleşmesi yapıldı. Son sayıyı alan Furkan’ın kazanmasıyla mavi takım dokunulmazlığı 12-9 kazandı. Böylece mavi takım akşam yemeği ödülünün de sahibi oldu.

PINAR VE SEMA BİRBİRİNE GİRDİ!
Survivor Sema Aydemir, gece saatlerinde Pınar ile sohbetlerinde birden gerilim arttı. Sema’nın “İnsanlara hakaret edemezsin, o yılan dilinle sokamazsın. Bir hakaret daha edersen… ” sözünün üzerine, Pınar ‘Sana mı soracağım’ dedi ve Sema Pınar’a yaklaşarak ayağına tekme attı. Ve ikiliyi arkadaşları ayırmaya çalıştı.

ACİL DURUM KONSEYİ!
Yeni bölümde yaşanan olay sonrası Acil Durum konseyini toplayan Acun Ilıcalı, yarışmacıları dinledi. Nagihan, bütün hikâyenin bir önceki Survivor ve 2017 yılına dayanan olimpiyatlarda madalya aldıktan sonraya dayandığını söyledi. Merve Aydın ve Pınar Saka’nın da olimpiyatlarda olduğunu dile getiren Nagihan, “Pınar ile Sema’nın anlaşamadığı ve orta yolu bulamadığı kan davası var. ‘Benim hakkımdı, senin hakkındı.’ Aslında net olan bir şey vardı atletizmde saniyeler konuşur. O zamanki madalyayı aldığımız dönemde hocamız bizi öne sürdü. Çıktığımızda da en iyi dereceyi yapıp madalya getirdik ülkemize. Ama bu bir türlü atlatamadık üzerimizden. Burada da hiçbir olay olmadan bilenmiş 2 yarışmacı vardı. İkisi de iyi arkadaşım iyi anlaşırım. Ama koruma noktasında da ben de ne yapacağımı bilemedim. Kendimi olayın içerisinde buldum.” dedi.
Olaya şahit olan yarışmacıları dinledikten sonra açıklamalarda bulunan Acun Ilıcalı; “Sizin gözleminiz bizim için değerli ancak bizim tarafımızdan görünen Sema’nın kavgayı başlattığı ve devam ettirdiği. Bizim Pınarla ilgili değil daha çok Sema ile olacak. Çünkü Pınar’ın yaptığı bir şey yok bizim açımızdan.” dedi.
Yarışmanın ilerleyen dakikalarında da Sema ile konseyde yalnız konuşan Ilıcalı, “Arkadaşlarımızla konuyu değerlendirdik. Sonrasında da bir kanaate ulaştık.” dedi. Pınar’ın ise olmaması Pınar diskalifiye mi oldu sorusunu beraberinde getirdi.

ŞOKE EDEN VEDA!
Yarışmanın ilerleyen dakikalarında da Sema ile konseyde yalnız konuşan Ilıcalı, “Bizim istemediğimiz şey yarışmacı kaybetmemek. Çok eleştiriye maruz kalan ekibiz. Ama hiçbir zaman taviz vermedik. Her şeyi doğru yaptık da demiyorum. Biz hata yapmadık demiyoruz. Konu şu; Baraka bölümünde senin fiziksel bir temasın var zaten. Sonrasında yatışır gibi oluyor. Ama yaşam alanındaki bölüm bizim için çok hassas. Yaşam alanında şiddet başka boyut oluyor. İkinci durumda saldırı oluyor.” dedi.
Bunun üzerine ikinci partide daha çok öfkelendiğini söyleyen Sema gözüne de darbe aldığını belirtti.
Konunun oyunun getirdiği gerilimin yansıması olduğunu dile getiren Acun Ilıcalı sözlerini şöyle sürdürdü;

“Seni çok iyi anlıyorum ama bence sen de beni çok iyi anlıyorsun. Bizim dostluğumuzu Türkiye biliyor. Bir karar verilmesi gerekiyor. Bir değerlendirme yapmak gerekiyor ve bizim bu konudaki değerlendirmemizi sana söyleyeceğim. Arkadaşlarımızla konuyu değerlendirdik baya da uzun süren toplantı sonrasında.
Olayı defalarca seyredip diğer yarışmacılarla da konuyu konuştuk. Sonrasında da bir kanaate ulaştık. Değerlendirme sonucunda açıkcası çok emeğin olan bize de çok faydası olmuş bir yarışmacısın. Bunları çok iyi biliyoruz. Bizim için değerin çok yüksek. Sen bana göre örnek bir annesin. Fevri bir olaydan biryere varmak bence insanı yanlışa götürür. Ancak yaşanan bu olay yarışmanın çizgisinin çok dışına taştığı için bir karar vermek zorundayız. Bu karara göre Sema seni maalesef Survivor 2024’ten ayırmak zorundayız.”

YENİ BÖLÜM FRAGMANI YAYINLANDI
Dokunulmazlık oyununu hangi takım kazanacak? İşte yeni bölüm tanıtımı… #SurvivorAllStar #Survivor #Survivor2024 #SurvivorTürkiye pic.twitter.com/H0C6EMadZw
— Survivor Türkiye (@survivorturkiye) February 26, 2024
Bir süre yapılan yardımlar ile hayata tutunan Tüdanya’nın sorunları devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde Bilal Özcan’ın canlı yayın konuğu olan Onur Akay, Tüdanya’nın sitemli sözlerini aktardı:
“Ben Bir Tek Oda İstiyorum”
“İçim kahır ve üzüntü dolu, evime bir gelip halimi görseniz. Ben bir tek oda istiyorum. Damı akmayan, ev sahibinin aramadığı. Bir gecekondu alacak kadar bir gece yapılmaz mı ablam? Maddi yardım değil, sadece gece yapılmasını istiyorum. Ben öldükten sonra mı yapacaklar? Bana yapılacak diye söylenen ama yapılmayanları sana anlatsam şaşırırsın.”
HAYATLARI DA SÖYLEDİKLERİ ŞARKILAR KADAR ACIKLIYDI
“Öyle fakirdik ki, ekmek bile özendiğimiz bir şeydi…” Bu cümle hiç ummadığı bir anda milyonların kalbine seslenen ve albümleri satış rekorları kıran; bir döneme damgasını vurmuş bir sanatçıya ait… Onunki, Külkedisi’nin sadece bir masal olduğunu ve gerçek hayatta böyle şeylerin olmayacağını düşünenleri yanıltacak bir öykü… Bugün yeni nesillerin belki hiç tanımadığı belki de sadece anne- babaları sayesinde adını duyduğu Hatice Döngü’nün yani Türkiye’de arabesk müziğin kraliçelerinden birinin öyküsü bu… İzmir’in Bergama ilçesinde doğup büyüyen, nice zorluklardan geçip adını ve sesini tüm Türkiye’ye duyuran Tüdanya’nın öyküsü…

Arabeskin altın çağını yaşadığı günlere damga vuran bir sanatçı Tüdanya…
Ekmeğin bile lüks sayıldığı bir ailenin kızı… Annesi ev kadını babası ise ayakkabı boyacısı… İlk evliliğini henüz 15 yaşındayken yapıyor… Ama kocası da fakir… İlk çocuğu bakımsızlıktan donarak ölüyor. Daha sonra iki çocuk daha dünyaya getiriyor… Ama kaderi tıpkı söylediği şarkılar kadar acıklı… Eşi ölüyor… O da mecburen babasının evine yani o kopkoyu yoksulluğa geri dönüyor. Üstelik yanında iki çocuğuyla birlikte.
Aile bütçesine katkıda bulunmak ve çocuklarına bakabilmek için evlere temizliğe gidiyor Tüdanya… Ama aklında hep tek bir şey var: Müzik…Sesi de güzel… Kimse onu almadan ırgatlığa gitmiyor… Pamuk toplarken, tütün kırarken onun söylediği şarkıları dinliyorlar hep. O arada Tüdanya’nın ya da o zamanki adıyla Hatice’nin aklında cevabını aradığı bir soru var. Bunca beğenilen sesiyle para kazanabilir mi acaba… Sonunda hayatını değiştirecek kararı veriyor Hatice: İzmir’de Pırlanta Pavyon’a gidecek… Sesini dinletecek… Yeşilçam filmlerinde örneğine defalarca rastlandığı gibi…

Sonunda gidiyor… Ayağında yarısı yırtık naylon terliklerle… Pavyonun o dönemdeki patronu Cengiz Özşeker ona kaderini değiştirmesi için güç verecek o cümleyi söylüyor: “Sesin çok güzel, bir yıldız olabilirsin.” Aslında Tüdanya’nın o pavyona gitmesinin bir başka nedeni daha var: Bergen ve Kibariye de orada keşfedilmiş.
Orada çalışmaya başlamış Tüdanya… Annesi ve babası pavyonun nasıl bir yer olduğunu bilmedikleri için seslerini çıkarmamışlar. O dönemde arabesk müzikle pek ilgisi yokmuş Tüdanya’nın… En sevdiği sanatçı ise Neşet Ertaş… Onun türkülerini ve Hamiyet Yüceses’in seslendirdiği Türk sanat müziği parçalarını söylüyor.
Ama devir arabesk devri. Dönülmez Akşamın Ufkundayız, Leyla Bir Özge Candır gibi parçalar yerine daha popüler olan arabesk şarkılar söylemesi gereklidir… Ona çok inanan patronu tam iki ay boyunca gazetelere ilan verir. Ama ne bir fotoğraf vardır ne de açıklama. Sadece tek bir cümle: “Tüdanya geliyor”… Sahiden de gelir Tüdanya…
Tam da İzmir Fuarı’nın popüler zamanlarıdır… Bir gün İbrahim Tatlıses’in saz ekibi onu dinlemeye gider… Sesini çok beğenirler ve kaset yapmasını teklif ederler. Ama tek bir şartları vardır: Sahnedeki gibi Türk sanat müziği değil arabesk okuması gereklidir. 1983’te ilk kaseti Sıra Dağlar çıkar. O zamanlar için rekor sayılabilecek 650 binlik satış rakamına ulaşır. Ama ikinci albümü Azap beklenen başarıyı gösteremez. Aslında bu ikinci kaset ‘damardan’ arabesktir. İşin gerçeği Tüdanya da bu şarkıları çok isteyerek okumamıştır.
1986 yılında yine bir İzmir Fuarı döneminde kapısı çalınır Tüdanya’nın… İbrahim Tatlıses’e soyadını veren Yılmaz Tatlıses’in bağlamasıyla çalıp söylediği bir şarkıdır bu.. Tüdanya bu şarkıyı seslendirir: “”Her şey yalan gerçek sensin/ Gelirse dert senden gelsin/ Bence aşkın kendisi sensin/ Seni sevmeyen ölsün.”
İşte Tüdanya’nın arabesk dünyasının unutulmazları arasına girmesine vesile olacak şarkıdır bu…
Bu sırada ikinci kez evlenmiştir Tüdanya… Albüm için stüdyoya girdiğinde de 7 aylık hamiledir. Temmuz’un yakıcı sıcağında önünde bir kova buz, hem yiyip hem şarkı söyler. Bu kadar zahmetine de değer… Seni Sevmeyen Ölsün şarkısını seslendirdiği bu albüm tam 2 milyon satar. Üstelik korsanlar hariç.
Ondan sonra da kendi deyimiyle “Türkan Şoray gibi hisseder. ” Röportajlar, gazetelerde çıkan boy boy resimleri… Bülent Ersoy, Yüksel Uzel, İbrahim Tatlıses gibi yıldızlarla aynı sahneyi paylaşır. Üstelik kendisi de bir yıldızdır artık. Şarkılı- türkülü filmlerin, arabesk furyasının sinemayı da kasıp kavurduğu bir dönemdir o.. Sinema filmleri için de kamera karşısına geçer.

Ama 1990’ların sonlarına doğru işler tersine dönmeye başlar. Bugün şarkıyı hiç dinlememiş olanların bile o meşhur nakaratını ezbere bildiği Seni Sevmeyen Ölsün şarkısının başarısını bir daha tekrarlayamaz. Çıkardığı kasetlerden para bile kazanamaz olmuştur artık.
O da piyasanın değişen koşulları yüzünden köşesine çekilmeye karar verir. Zaten kendi deyimiyle ‘o dünyanın insanı değildir.’ 25 yıl bu piyasada çalıştığı halde hiç dostu olmadığını söyleyen Tüdanya 2000’de bir albüm daha çıkarır. Ama artık dinlenen müzik türü de değişmiştir, onun dinleyicisi de… Yine de hayranları için unutulmaz bir isim, onu hiç dinlememiş olanlar için de “Seni Sevmeyen Ölsün” şarkısına can veren kadındır o… Tüdanya 2020 yılında yakalandığı gırtlak kanseri nedeniyle sesini kaybetti. Arabesk müziğin efsane ismi şimdilerde zor günler yaşıyor…
]]>
Yapımcılığını MF Yapım’ın üstlendiği, yayınlanan tanıtımları ile büyük beğeni toplayan “Taş Kağıt Makas: Hayatın Oyunu” seyirci karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Çekimlerinin tüm hızla devam ettiği dizi Çarşamba akşamları ekranlarda olacak. Peki, Taş Kağıt Makas oyuncuları kimler? Taş Kağıt Makas dizi konusu nedir?

TAŞ KAĞIT MAKAS DİZİSİ NE ZAMAN BAŞLAYACAK?
Kanal D’nin yeni dizisi “Taş Kağıt Makas: Hayatın Oyunu” ekrana gelmek için gün sayıyor. Sürükleyici bir hikayeyi ekrana getirecek olan dizinin 28 Şubat Çarşamba akşamı ilk bölümü yayınlanacak.

TAŞ KAĞIT MAKAS DİZİSİNİN KONUSU NEDİR?
Daha yayına girmeden oyuncu kadrosu ve çarpıcı fragmanları ile merak uyandıran dizide, masum bir delikanlı olan Umut’un (Ekin Koç) babasını kurtarmak için düzenin gerçek sahiplerine karşı verdiği büyük adalet savaşı ekrana gelecek.

TAŞ KAĞIT MAKAS OYUNCULARI KİMLER?
Oyuncu kadrosunda Ekin Koç, Serra Arıtürk, Ozan Güven, Hande Ataizi, Burak Yörük, Hüseyin Avni Danyal, Aytaç Uşun, Bülent Seyran, Selim Galip ve Anıl Taşezen’in olduğu, yapımcılığını MF Yapım’ın üstlendiği Taş Kağıt Makas dizisi Çarşamba akşamı başlıyor!

UMUT TANRIKULU (EKİN KOÇ)
Çocuk yaşta anne ve abisini bir trafik kazasında kaybeden Umut; babası Rıza’yla birlikte, şehrin en büyük gökdelenlerinin arkasındaki dik yokuşa kurulmuş bir gecekondu mahallesinde, yoksul bir hayat sürmektedir. Hipertimezi hastalığına sahip olan Umut’un sıradışı bir hafıza yeteneği vardır. Yaşadığı her anı en küçük ayrıntılarına kadar hatırlar, çevresindeki dünyayı farklı bir şekilde algılar. Babası bir cinayet soruşturması kapsamında tutuklanınca tüm hayatı değişir. Babasının masum olduğunu ispatlamak ve adaleti sağlamak için bu yeteneğiyle birlikte kazanmaya odaklı, özgüvenli ve güçlü bir avukata dönüşür. Alev’le tanışmalarını ve ilişkilerinin ilerlemesini sağlayan en önemli etken, yine bu hatırlama yeteneği olacaktır.

ALEV DÖNERTAŞ (SERRA ARITÜRK)
Alev, zorluklar karşısında pes etmeyen, hayatı adalet ve doğruluk üzerine kurulmuş, cesur, kararlı ve zeki bir hukuk öğrencisidir. Umut ile bir belediye otobüsünde sürpriz bir şekilde tanıştıklarında aralarında özel bir bağ oluşur. Zaman zaman yolları ayrılsa da Umut’un adalet arayışında en büyük destekçisi olan Alev, adalet mücadelesi ve profesyonel başarılarıyla; yıllar içinde güçlü, bağımsız, kararlı bir avukata dönüşür.

HARUN YAKAR (OZAN GÜVEN)
Zeki, karizmatik, komik ve şeytan tüylü, yıldızı yüksek bir avukat olan Harun; karanlık bir geçmişe sahiptir. Cesur ve hırslı bir yapısı vardır ve amacına ulaşmak için her yolu denemekten çekinmez. Büyük iş adamları, mafyalar ve suç örgütleriyle olan ilişkileri, onu karmaşık ve tehlikeli sularda yol almaya iterken; her ortama uyum sağlama yeteneği ve renkli kişiliğiyle adeta bir bukalemundur. Güçlü iletişim yeteneği ve kullandığı farklı yöntemlerle kariyerinde aldığı bütün davaları kazanan Harun; lüks yaşamı, tatlı dili ve flörtöz tavırlarıyla da renkli bir özel hayata sahiptir. Bir dava yüzünden Umut’la yolları kesişen Harun, hem süreçte öğrendiği bilgilerle kendi geçmişine bir yolculuk yapacak hem de karakterinin farklı yönlerini keşfedecektir.

SÜREYYA UYAR (HANDE ATAİZİ)
Süreyya, zeki, güzel ve sert bir Cumhuriyet savcısıdır. Kendisine has bir tavrı ve müthiş bir hitabet yeteneği olan Süreyya, hukuk camiasında çekinilen, işinde çok başarılı bir kadındır. Üniversite yıllarından arkadaşı, aralarında adı konmamış bir çekim ve kıyasıya bir rekabet olan Harun’dan farklı olarak devlete, iş etiğine ve kurumlara aşırı bağlı bir hukukçudur. Savcısı olduğu bir dosyada aldığı hızlı karar, Umut’un babası için başlattığı adalet savaşını tetikleyecektir.

FECİR EMİRKIRAN (BURAK YÖRÜK)
Dışarıdan bakıldığında güçlü, çekici ve karizmatik biri gibi görünen Fecir, duygusal dalgalanmalara sahip, kibirli, maço ve öfke kontrolünü sağlayamayan bir sosyopattır. Duygularını sınırların ötesinde yaşayan Fecir, travmatik geçmişinin yaralarını iç dünyasında hissetmeye devam eder. Babasının feodal fikirleri yüzünden ona yüklediği sorumluluklarla, Emirkıran Grup’un başkanı olması için büyütülmüş Fecir; duygusal zayıflığını saklamaya çalışsa da zaman zaman dinlediği şarkılarla açık eder. Bir sosyal medya uygulamasında keşfettiği ve şarkı söyleyişinden çok etkilendiği Büşra’yla yollarının kesişmesi, herkesin hayatını değiştirecektir.

KADRİ PALAZ (HÜSEYİN AVNİ DANYAL)
Kadri Palaz, babasının ölümünden itibaren tanıdığı Harun’u adeta bir oğul gibi sahiplenmiştir. Harun’u en iyi okullarda okutup muhteşem bir avukat olmasını sağlamıştır. Kadri, Harun’u bir avukatın ötesinde bir araç olarak kullanarak hukuki arenada adeta bir satranç ustası gibi oyun oynamaktadır. Az ile yetinmeyi hiç sevmeyen Kadri Palaz’ın en büyük amacı, patronlar kulübü içerisinde kendisine de yer bulmaktır. Harun’la kurduğu baba oğul ilişkisi, aralarındaki çok kuvvetli bağ, Fecir Emirkıran davasıyla birlikte büyük bir testten geçecektir.
Kızılcık Şerbeti’nin Apo’su başarılı oyuncu Settar Tanrıöğen diziden ayrılacağı ve yerine Ahmet Mümtaz Taylan’ın geleceği sosyal medyada konuşuluyordu. Settar Tarıöğen’in tedavi süreci devam ederken, dizideki akıbeti merak konusu oldu. Son gelişmelerle birlikte yeni Kızılcık Şerbeti Abdullah Bey karakterine hayat verecek oyuncu belli oldu. Peki, Kızılcık Şerbeti Apo Ahmet Mümtaz Taylan mı oldu? İşte, yapım şirketinin açıklaması…

KIZILCIK ŞERBETİ’NİN ABDULLAH BEY’İ AHMET MÜMTAZ TAYLAN OLDU!
Kızılcık Şerbeti resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklama şu şekilde:
“Yapımını Gold Film’in üstlendiği, Show TV’nin reyting rekortmeni dizisi Kızılcık Şerbeti’nde Abdullah Ünal karakterine hayat veren değerli oyuncumuz Settar Tanrıöğen’in geçirdiği beyin kanaması sonrası tedavisi hastanede devam etmektedir.
Show TV olarak tedavi sürecini yakından takip ettiğimiz oyuncumuzun, nekahat döneminin bir süre daha devam etmesi gerektiğini doktorlarından öğrenmiş bulunmaktayız.
Show TV ve Gold Film olarak Settar Tanrıöğen’e dizimize kattığı değerden dolayı teşekkür eder, en kısa sürede sağlığına kavuşmasını temenni ederiz.
Dizinin bu hafta yayınlanacak 53. Bölümünden itibaren Abdullah Ünal karakterini bir diğer değerli oyuncu Ahmet Mümtaz Taylan devralacaktır…
Saygılarımızla.”

SETTAR TANRIÖĞEN SON DURUMU!
Beyin kanaması nedeniyle 26 Ocak 2024 tarihinde uygulanan girişimsel işlemin ve yoğun bakım tedavisinin ardından hasta odasına alınan sanatçı Settar Tanrıöğen’in sağlık durumu ile ilgili Acıbadem Ataşehir Hastanesi Başhekimi Dr. Engin Çakmakçı şu bilgileri verdi:
RİSKLER ORTADAN KALKTI
“Hastamız Settar Tanrıöğen’in hasta odasında sürdürülen tedavisi bir müddet daha devam edecektir. Genel durumu iyidir. Klinik olarak her gün olumlu gelişim gösteren Settar Tanrıöğen’in beyin kanamasına yol açan sebep ve ardından yapılmış olan embolizasyona bağlı komplikasyon riskleri de ortadan kalkmıştır. Multidisipliner bir yaklaşımla tedavisi gerçekleştirilen hastamızın rehabilitasyonuna devam edilmektedir”

AHMET MÜMTAZ TAYLAN KİMDİR?
12 Eylül 1965 tarihinde Ankara’da, Arnavut kökenli bir baba ve Çerkes kökenli bir annenin çocuğu olarak doğdu. Maden işletmeciliği yapan babasının işi nedeniyle çocukluğu, ilk ve orta öğrenim yılları değişik şehirlerde geçti. İlköğrenimine beş yaşında iken Isparta’nın Eğirdir ilçesinin Şarkikaraağaç beldesinde ikinci sınıftan başladı; Ankara’da bitirdi. Liseyi İzmir’de Karataş Lisesi’nde okudu.
Yükseköğrenimine 15 yaşında Gazi Üniversitesi İktisat Bölümünde başladı. Buradan mezun olduktan sonra Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümüne girdi, 1989 yılında mezun oldu.
1989 yılından itibaren Devlet Tiyatrolarında 18 yıl süreyle oyunculuk, yönetmenlik, sanat yönetmenliği, genel müdür danışmanlığı gibi görevler üstlendi. 1989-1993 yılları arasında Diyarbakır Devlet Tiyatrosunda görev yaptı. 1993-1994 tiyatro sezonunda Almanya’da Theater an Der Ruhr’da İtalyan asıllı Alman yönetmen Roberto Ciulli ile, 1994’ten itibaren bir çok projede Yücel Erten’le çalıştı.

Diyarbakır ve Almanya’dan sonra Ankara Devlet Tiyatrosu’nda görev yaptı. Devlet Tiyatroları Sanatçıları Derneği (DETİS)’nin kurucu üyeleri arasında yer aldı ve ilk genel başkanı oldu. 2006 yılında Devlet Tiyatroları’ndan istifa etti.
Tiyatroda kendini yönetmen olarak daha iyi ifade ettiğini düşünen sanatçı, 2000 yılından itibaren tiyatroda sadece yönetmenlik yaptı. Eskişehir Belediye Tiyatrosu’nda sahnelediği Bilgesu Erenus’un Misafir oyun ile 2002 İsmet Küntay En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazandı.
Sanatçı, 1996 yılından itibaren çeşitli televizyon ve sinema yapımlarında oynadı. Televizyonda Kurşun Yarası, Çapkın, Ezo Gelin gibi pek çok dizide rol aldı. Leyla ile Mecnun dizisindeki “İskender” rolü ile tanındı. Leyla ile Mecnun’un yayından kaldırılmasından sonra aynı kadro ile çekilen Ben de Özledim adlı absürt komedi dizisinde oynadı.
Taylan, sinemada önemli filmlerde yer aldı ve ödüller kazandı. Ömer Vargı’nın İnşaat (2004) filmindeki rolüyle 36. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülüne aday oldu. İnan Temelkuran’ın Made in Europe (2007) filmindeki rolüyle 15. Altın Koza Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu ödülünü, Ahmet Haluk Ünal’ın 2011 yapımı Saklı Hayatlar filmindeki rolü ile Rusya-Tataristan’daki 8. Uluslararası Kazan Müslüman Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandı. Nuri Bilge Ceylan’ın 2011 yapımı Bir Zamanlar Anadolu’da filminde Arap Ali rolünü canlandırdı. Yılmaz Erdoğan’ın Oscar aday adayı olan Kelebeğin Rüyası (2013) filminde de rol aldı. 2020 yılında Gelincik filmi ile Altın Portakal En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı.
2012-2014 yıllarında Hürriyet gazetesinde haftalık yazılar yazdı. Gezi Parkı olayları sırasında gerilimi sonlandırmak üzere cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmek için davet edilen 11 kişilik heyette yer aldı, farklı kesimlerden davetlilerle birlikte 5 saatlik bir toplantıya katıldı.
2022 yılından itibaren NTV kanalı için hazırlanan Empati adlı programı sundu. Türk yapımcıların geliştirdiği özgün bir formatı olan programda ünlü kişileri ağırladı ve bir gerçek yaşam öyküsü anlatarak konuğundan, anlatılan kişi ile empati kurmasını istedi.
Deneyimlerini Irmak Zileli’nin “Ara Toplam – Yolumu Ararken Öğrendiklerim” adıyla kitaplaştırdığı nehir söyleşi ile aktardı. Kitap, Mart 2021 tarihinde yayımlandı
Taylan, üç evlilik yaptı; Müge Kızılbağlı ile evliliğinden kızı Ayşe Dilan adına bir kızı doğdu. Oyuncu Ayçin İnci ile 2007’de evlendi, bu evliliği 2012’de boşanma ile sonlandı.
Dizinin yeni bölümünde;
İclal Savcı ile konuşan Ilgaz’ı, Ceylin gördü. İkilinin keyifli anları Ceylin’i rahatsız etti.
Savcı İclal, Cellat Kadir’i kimin öldürdüğünü öğrenmek için ilacı alan şahsın peşine düştü. Komiser Fırat, Ilgaz’la buluşup gizli tanığın öldürüldüğünü söyledi.
Kubilay Amir de İclal Savcı’ya eczaneye Ceylin ve Yekta’nın gittiğini, ikilinin ilacı alan kişinin görüntüsünü sildiğini söyledi.

EŞİNİZİ Mİ KORUYORSUNUZ?
Ilgaz’a rest çeken İclal, ‘eşinize siz mi destek veriyorsunuz’ diye sordu. Ilgaz ise böyle bir şeyin olmadığını söyledi.
Mustafa’nın öldürüldüğü gara gelen Ceylin ve Yekta, Ilgaz’ı görmek istedi.
Ilgaz, Yekta ve Ceylin’i cinayetin işlendiği alana alıp, ‘Bu gördüğünüz Yiğit’in abisi Mustafa, bizim gizli tanığımızdı. Kardeşini öldüreni görmüş, ifade vermek için yanımıza geliyordu. Bu cinayetin sorumlusu içimizden biri.’ sözleriyle Ceylin’i suçladı. Ceylin de ‘Sorguda mıyız’ çıkışını yaptı.
Komiser Fırat gizli tanık olduğunu Ceylin’e söylediğini itiraf etti. Çok sinirlenen Ilgaz, eşine tepki gösterdi.

MERDAN DEDE PARALARI DAĞITTI
Merdan Dede, Parla’yı çağırıp yardım istedi. Paraları, Parla aracılığıyla dağıtan Merdan bir an önce mağdur kızlara ulaşması için harekete geçti.
Cellat Kadir’in paralarını bir kısmını Merdan Dede’den gizlice kendine ayıran Osman yakalandı. Merdan, Osman’a tepki gösterip, evden kovdu.

CEYLİN VE YEKTA AÇIĞA ÇIKTI
Eczacıyı ifadeye çağıran İclal, Yekta ve Ceylin’in fotoğraflarını gösterip ‘görüntüleri sildiren bu şahıslar mı’ diye sordu. Eczacı da ‘şahıslar bunlar’ sözleriyle teyit etti.
Kubilay amir, İclal’in emriyle Ceylin ve Yekta’yı adliyeye çağırdı. Ceylin ise ‘toplantıdayız’ deyip gitmedi.
Çocuk büroda çalışan Fırat Komiser, Ilgaz’ın talimatıyla görev yerine gönderildi.
Fırat Komiser’in Ceylin’e ‘gizli tanık var’ dediği anın görüntülerini izleyen ekip, Mustafa’nın ailesinden şüphelendi.
Feyyaz’ı sorguya alan Ilgaz, yeğeni Mustafa’nın gizli tanık olduğunu ve bu sabah öldürüldüğünü söyledi.
Yiğit’in amcası Feyyaz’ın verdiği ifadeleri tek tek masaya koyan Ilgaz, neden yalan söylediğini sordu.
Daha sonra Cennet’in yanına giden Ilgaz, olay günü ne yaptığını sordu. Cennet de evde olduğunu, dizi izlediğini söyledi.

BEDELİNİ ÖDETİRİM
Yekta ve Ceylin, Savcı İclal’in yanına gitti. İclal ikiliye Kadir Adarlı’yı öldüren ilacın satıldığı eczaneye neden gittiklerini sordu.
Ceylin de müvekkilini savunmak için araştırma yaptığını, görüntü silmediklerini belirtti.
İclal Savcı ‘Görüntüyü sildiğinizi kanıtlarsam ödetirim bedelini’ sözleriyle ikiliye gözdağı verdi.

ILGAZ CİNAYETİ ÇÖZDÜ
Ilgaz, Yiğit’in annesi ve amcasının yasak aşkını gördüğü için öldürüldüğünü öne sürdü.
Mustafa’nın da bu olaya şahit olduğu için gizli tanık olarak ifade vermek istediğini söyledi.
Eren Komiser, Feyyaz ve Cennet’i nezarethanede bir araya getirdi. Şüpheli ikili tedirgin oldu.
Mustafa’nın babası ve üvey annesi serbest bırakıldı. Alper’i odasına çağıran Ilgaz, Yiğit’in ardından oğlu Mustafa’nın da öldüğünü söyledi.

OSMAN İKİ KADIN ARASINDA KALDI
Osman, eski aşkı Zümrüt’ün verdiği kargoyu istediği yere götürdü. Daha sonra Zümrüt’ün yanına giden Osman ‘beni bu iş için mi çağırdın’ diye sordu. Zümrüt de ‘Bu kapıyı açsam girebilecek misin içeri? Sence ben artık evli bir adamın metresi olur muyum, oradan bir çare mi gözüküyorum? Kapı ardına kadar açık gireceksen, Aylin’siz var mısın’ diye sordu. Osman ise sessiz kaldı.

KATİL KİM?
Ceylin, adliyede Ilgaz ile bir araya geldi. Feyyaz ve Cennet’in şüpheli olduğunu öğrenen Ceylin şaşkınlık yaşadı.
Ilgaz, Cennet’i sorguya aldı ‘Feyyaz’la ne zamandır ilişkin var’ diye sordu. Cennet bunun iftira olduğunu söyleyip, inkar etti.
Ilgaz, büyük oğlu Mustafa’nın da öldürüldüğünü söyleyince Cennet sinir krizi geçirip, gözyaşlarına boğuldu.
Köşeye sıkışıp yasak aşkı itiraf eden Cennet, ‘Ben öldürmedim, oğlumu Feyyaz öldürdü. Ben engel olamadım elleriyle boğdu yavrumu’ dedi.
Duydukları karşısında şoke olan Ceylin, ‘Durdurmadın mı’ diye sordu. ‘Adam evladını boğarken sen… Sen annesin evladın gözünün önünde boğulurken ne yaptın. Biz senin acına inandık, ben sana inandım. Oğlunun ölüm haberini biz verdik sen bizi kandırmışsın. Herkes anne olmamalı’ sözleriyle çılgına döndü.

FEYYAZ İTİRAF ETTİ
Eren Komiser de Feyyaz’ın yanına gidip ‘Biliyoruz Yiğit’i sen öldürmüşsün’ sözleriyle kafasını karıştırdı.
Ilgaz daha sonra nezarete inip Feyyaz’a o gece ne olduğunu sordu.
Cennet ile birlikte olduğunu itiraf eden Feyyaz, Yiğit’in o gece onları gördüğünü söyledi.
‘Yiğit bizi görünce, Cennet panikledi. Yiğit’i yatırdı, yüzüne yastık bastırdı engel olamadım. Yastığı kaldırdım, Yiğit nefes almıyordu. Aldım bodruma götürdüm, herhalde Mustafa o sırada gördü. Ben öldürmedim sadece taşıdım’
Feyyaz’ı da Cennet’in yanına getiren Ilgaz ikiliyi yüzleştirdi. İkili birbirini suçladı.
Feyyaz, ‘avukata gizli tanık var’ diye söyledim. ‘Bir dernek var, sana bu iyiliği yapar, zamanı gelince de senden bir iyilik ister’ dedi. Ama o derneği ya da kişileri bilmiyorum. Gizli tanığın da Mustafa olduğunu bilmiyordum.’ ifadesini verdi.

ÇINAR ORTADAN KAYBOLDU
Kadir Adarlı’nın öldürülmesinin ardından ortadan kaybolan Çınar, tek başına kaldı.
Tuğçe ile Savcı Efe, Parla’ya yeni evine taşınması için yardım etti. Apartmanda Efe Savcı’yı gören Ceylin, Çınar’ı bulması konusunda kendisine yardım etmesini istedi.
Kızı Parla’ya yardım eden Aylin eve dönüş yolunda eşi Osman’ın ‘ben boşanmak istiyorum’ sözleriyle neye uğradığını şaşırdı.
Mustafa’nın cinayetini araştıran Komiser Eren, yeni bilgileri Ilgaz’a verdi. Mustafa’nın zehirlenerek öldürüldüğünü söyledi. Trende Mustafa’nın yanına bir kadın oturduğu da tespit edildi.

OKLAR ÇINAR’IN ÜSTÜNDE!
Ilgaz, Mustafa’nın adının yazıldığı zarfın açıldığını öğrendi. Yardımcısı Eda’ya odasına giren olup olmadığını soran Ilgaz, ‘hayır cevabını’ aldı. Başsavcının yardımcısı ise ‘Kardeşiniz Çınar o gün adliyedeydi’ dedi.
Kubilay amir de eczanenin kamera kayıtlarını inceleyip Çınar Kaya’nın olay günü eczaneye gittiğini İclal Savcı’ya bildirdi.
Kubilay amir ayrıca cezaevinde görevli Erdal’ın Çınar ile bir araya geldiği, ilaç alışverişinde bulundukları anın görüntüleri izletti.
Adliyedeki kamera kayıtlarını inceleyen Ilgaz odasına kardeşinin girdiğinden emin oldu. Ilgaz, Çınar için yakalama kararı çıkarttı.
Son yaşananlardan haberi olmayan Savcı Efe, Çınar’ın yerini Ceylin’e bildirdi. Ilgaz ve Eren, Çınar’ın yanına giderken Ceylin ve Yekta da ikiliden habersiz Çınar’la buluştu.

CEYLİN VE YEKTA, ÇINAR’I BULDU
‘Cellat Kadir’in öldürülmesiyle ne alakan var’ diye soran Ceylin, Çınar’dan cevap bekledi. ‘Evden çıktıktan sonra benim yaşlarımda biriyle tanıştım. Onlara yaşananları anlattım ‘Kadir Adarlı’nın ölmesini istiyorum’ dedim. Onlar da ‘Kadir öldü’ diye geldiler. Sonra ben iyilik yaptığımı sanırken Kadir’i öldüren ilacı bana taşıttıklarını anladım. Bu insanları tanımıyorum, dernek gibi bir şeyler’
Çınar’ı alan Yekta ve Ceylin oradan uzaklaştı. Teslim olmak istediğini söyleyen Çınar’a Yekta , ‘Burada kurtardığımız sen değilsin Ceylin’ sözleriyle karşılık verdi.
]]>
İnci Taneleri’nin yayınlanan son bölümü duygusal anları ile olduğu kadar samimi ve içten sahneleri ile de izleyiciden tam not aldı. Oğlu Cihan’ın çocukluğu ile ilgili her detayı hatırlayan Azem, hastaneye giderken ona kuş lokumu götürdü. Ekrana gelen bu sahne Cihan’ın kalbine olduğu kadar seyircinin de yüreğine dokundu.
AZEM’DEN BÜYÜK İTİRAF
“BEN YAPMADIM. ANNENİZİ BEN ÖLDÜRMEDİM.”
“DAĞLARA MI YAZDIN” YÜREKLERİ DAĞLADI
İnci Taneleri final sahnesi ile de herkesi ekrana kilitledi. Oğlu Cihan’ı yeniden kazanmaya çalışan Azem, ne yaptıysa başarılı olamadı. Dizinin finalinde ise Cihan ile konuşan Azem ona gerçeği itiraf ederek “Ben yapmadım. Annenizi ben öldürmedim.” dedi. Bölüm boyunca babasını reddeden Cihan duydukları karşısında şoke oldu. Ancak Cihan gerçekleri öğrense de yolundan dönmedi ve babasını bir kez daha reddetti. Tüm çabalarına rağmen oğlu Cihan’ı kazanamayan Azem, finalde giden oğlunun arkasından çaresizce baka kaldı. Songül Güner’in “Dağlara mı Yazdın” türküsü eşliğinde ekrana gelen bu sahne milyonları ağlattı. Şarkının YouTube sayfasına binlerce yorum ve beğeni yapıldı. Şarkıyı ilk kez dizide dinleyenler, “İnci Taneleri’nden gelenler” başlığı altında yorumlar yaptı.
YILMAZ ERDOĞAN HEM AĞLADI HEM AĞLATTI
CİHAN’IN KANI, AZEM’İN ÜZERİNDE…
İnci Taneleri’nin yayınlanan son bölümü duygusal sahneleri ile olduğu kadar Cihan’ın vurulma sahnesi ile de çok konuşuldu. Otopark baskınında omzundan vurulan Cihan, babası Azem’in kucağında hastaneye yetiştirildi. Kanamayı durdurmak için yaptığı turnike yöntemi ile oğlunun hayatını kurtaran Azem, bir an olsun onun başından ayrılmadı. Cihan’ın kanının ellerine, yüzüne ve beyaz gömleğine bulaştığını hastane tuvaletinde bir kez daha gören Azem, kendine engel olamayarak göz yaşlarına boğuldu. Yılmaz Erdoğan’ın hüngür hüngür ağladığı bu sahne izleyicilerin de yüreğini dağladı.
DİLBER’İN HAYAL KIRIKLIĞI
İnci Taneleri’nin beşinci bölümünde yaralı olan sadece Cihan değildi. Azem’in Piraye ile yediği yemek magazin basınına haber olarak düştü. Haberi gören Dilber ise yıkıldı. Bölüm boyunca Azem ile konuşmanın yolunu arayan Dilber sonunda Azem’e hesap sordu. Sevgi, acı, ayrılık ve nefreti barındıran bu sahneler bölümün sürükleyici sahneleri arasında yer aldı.
ZİRVENİN SAHİBİ DEĞİŞMEDİ
İnci Taneleri yayınlanan son bölümü ile hem sosyal medya hem de reyting listelerinin zirvesine oturdu. Çarpıcı diyalogları, şarkıları, dans sahneleri ile gece boyunca konuşulan İnci Taneleri, günün en çok izlenen dizisi oldu.
Tüm Türkiye’nin büyük bir ilgiyle izlediği dizinin beşinci bölümü AB kategorisinde 10,97 reyting 28,91 izlenme oranı, 20+ABC1 kategorisinde 12,02 reyting 28,23 izlenme oranı, tüm kişilerde ise 8,86 reyting 21,88?izlenme oranı alarak tüm kategorilerde zirvenin sahibi oldu.
İNCİ TANELERİ’NDE ORTALIK KARIŞIYOR
“DOĞRUSUNU İSTERSENİZ ŞU AN AKLIMDA, KALBİMDE CEHENNEMİN DİBİNDE”
İnci Taneleri’nin 29 Şubat Perşembe akşamı yayınlanacak olan yeni bölümünden tanıtım filmi yayınlandı. Yayınlanan fragman yine çok izlenecek bir bölümün izleyici ile buluşacağının sinyalini verdi. Azem ile Piraye arasında bir çekim başlamıştır; ancak Azem’in aklı hala oğlundadır. Cihan, kendine savaş açanlarla savaşa girmeye karar verir. Dilber’in ise Azem’i Piraye’ye kaptırmaya hiç niyeti yoktur. Peki, Azem’in kararı ne olacak? Azem, Dilber’i terk edecek mi? Tüm bu soruların cevabı yeni bölümde belli olacak.
GÜÇLÜ KADRO, GÜÇLÜ SENARYO
BKM imzalı yapımın güçlü oyuncu kadrosunda Yılmaz Erdoğan ile birlikte Hazar Ergüçlü, Selma Ergeç, Kubilay Aka, Güven Kıraç ve Yasemin Baştan yer alıyor. Herkesin ‘inci’likli bir hikayesinin olduğu projenin yönetmen koltuğunda ise Şenol Sönmez oturuyor.
“Yılmaz Erdoğan’dan İnci Taneleri” yeni bölümleri ile her perşembe akşamı Kanal D’de yayınlanacak.
]]>
– Ben Grammy’i birkaç saat süren bir etkinlik zannediyordum. Meğer Grammy’ler tüm gün süren hatta tüm hafta boyunca birçok etkinlik, konser ve partilerle desteklenen bir etkinlikler dizisiymiş. Asıl Grammy gününden bahsedecek olursak sabah 11.30’dan itibaren tören alanındaydım. İlk tören ödüllerin çoğunun verildiği Peacock Theater’da yapıldı. Sonra küçük bir ara ve ardından Crypto.com Arena’daki tüm dünyanın canlı izlediği ikinci bölüm ve after party…
Kırmızı halıda yürümek ve o sırada fotoğraflarımızı çekmeye çalışan yüzlerce fotoğrafçıya poz vermek çok keyifliydi. Ama ailenizle beraber yürüyemiyorsunuz. Ben eşim Giacomo Sanna ile gittim.
Bu benim Grammy’lere ilk katılışımdı. İlk gidişimde aday olmak hayatım boyunca asla unutamayacağım bir anı oldu. Elbisem ve takılarımla da ülkemi temsil etmek istediğim için Özlem Süer’in elbisesi ve Sevan Bıçakçı’nın takılarıyla katıldım. Saç ve makyajımı Burçin Göksu yaptı. Kahramanınız olarak değerlendirdiğiniz insanlarla aynı ortamda olmak ve bu kişilerin sizin yaptığınız işlerden haberdar olup konuşmak istemesi çok özeldi. Ödülü alamamış olsam da rüya gibi bir gündü.

◊ Grammy adaylık madalyanızın hikayesi nedir?
– Grammy’den bir gece önce bu seneki adayların yer aldığı yemekli, müzikli bir gecede verildi madalyalarımız. Sanırım o geceye kadar aday olduğumu tam olarak algılayamamıştım. Madalya adaylığımın ilk somut kanıtıydı. Tiffany& Co’nun hazırladığı çok zarif ve çok anlamlı bir madalya. Kutusunu açtığımda gerçekten çok duygulandım. Sonrasında Recording Academy’nin fotoğrafçıları madalyamla ilk fotoğraflarımı çektiler. Türk müzisyen olarak bu noktaya gelebildiğim için çok mutluyum.
KENDİMİZİ BAŞKALARIYLA DEĞİL KENDİMİZLE KIYASLAMALIYIZ
◊ Adaylık haberini aldığınızda neredeydiniz?
– Turne otobüsündeydim. Teksas’tan Arizona’ya gidiyorduk. Uyuyordum ve gözlerimi açtığımda tebrik mesajları gelmeye başlamıştı. Kendi gözlerimle görene kadar inanamadım. Annemle babamı aradım. Otobüsün ilk durduğu benzincide kendimi dışarı atıp çılgınlar gibi sevindim.
◊ Grammy başarınız genç Türk müzisyenlere ilham olacaktır. Onlara neler söylemek istersiniz?
– Öncelikle hiç kimsenin ve hiçbir şeyin hele de kendilerinin cesaretlerini kırmasına asla izin vermesinler. Müzik dünyası çok fazla ilginin ve çok fazla reddin olduğu bir alan. Kendi kendimizle karşılaştırmamız lazım, başkalarıyla değil. Kendilerini mutlu eden ve içlerinden gelen müziği yapsınlar. Kariyerimde en büyük kapıları açan noktalar, çok fazla başvuru yapmam ve gelen her teklife açık olmamdı. Başvuru yaparken “Bu tam benlik” dediğim projeler olmadı. Ama ya olursa hissi hayatımı değiştirdi. Bu yaklaşımı herkese öneririm. Cesaret, sabır ve hayal gücü diliyorum.

FAZIL SAY’DAN İLHAM ALDIM
◊ Türk ezgileri ilham veriyor mu?
– Tabii ki… İlk aklıma gelen isim Fazıl Say. O nasıl değerli şairlerimizin şiirlerini, yazarlarımızın hayatlarını müzik ile birleştiriyorsa ben de yazarlarımızın, senaristlerimizin işlerini gerek film gerek konser müziklerim olarak tanıtmak istiyorum.
Çocukluğum İstanbul’da geçti. İKSV ve İş Sanat konserleriyle büyüdüm. Bu konserlerin gelişimimde yeri büyük. Bu yüzden Türkiye’de klasik müziğe, sanata ve müzelere erişimi olmayan çocuklar için projelerim var.
◊ Yeni projeler neler?
– Birleşmiş Milletler için yeniden derlediğim ve daha büyük orkestra için uyarladığım eserim “The Romantic Roller Coaster” var. 12 Mart’ta Dünya Kadınlar Günü kutlamaları çerçevesinde yapılacak Global Women in Music konserinde yer alacak. Bu eserle Türkiye’yi temsil edeceğim. Tamamı Birleşmiş Milletler çalışanlarından oluşan orkestradan eserimi dinlemeyi iple çekiyorum.
Sertab Erener için yaptığım düzenlemeler var. Ömer Seyfettin’in “Bomba” isimli hikayesinin kısa filmine müzik yazıyorum. Dzintra Erliha’nın Prima Classics’ten çıkacak albümleri için solo piyano eserleri yazıyorum. Orkestra şefi olarak AMP Worldwide ile anlaştım. Geçtiğimiz sonbaharda Disney/Pixar’ın “Coco” filminin müziklerini filme senkronize olarak yönettiğim Kuzey Amerika turnesi yapmıştık.
]]>
Aldığı notun etkisinden çıkamayan Merve, söylenen adrese gittiğinde Hakan ile Sahra’yı el ele gördü.
Çaresizce otele dönen Merve, Hakan geldiğinde ona sakladığı her şeyi anlattı:
Bir çocuğum olmayacağını öğrendim Hakan… Sana hiçbir zaman bir aile veremeyeceğimi öğrendim… Ellerinle tasarladın bahçedeki parkı, odayı… 4 ay önce öğrendim. O günden beri de seni terk etmek için her şeyi denedim. Kaç doktora gittim, kaç hastaneye danıştım. Hepsi de aynı şeyi söyledi. Benimle birlikte olursan çocuğun olmayacak… Ben seninle ömrümün sonuna kadar yaşayabilirim… Sen aynı şeyi yapabilecek misin?
Kocası ile arasındaki buzları eritmeyi başaran Merve, balkona çıktığında Sahra ile karşılaştı. Hakan ile Sahra arasında olup bitenleri anlayan Merve, her sözü ile rakibine “ben buradayım” mesajı verdi.
Saunaya giden Merve, Sahra’yı karşısında görünce kısa süreli bir şaşkınlık yaşadı. Birbirlerine gözdağı veren iki kadının çocukluk arkadaşı olduğu ortaya çıktı. Hakan ve Merve evliliği de sanılanın aksine aşk evliliği değil sadece yıllar önce birbirlerine ‘kimseye aşık olmayacağız’ sözü veren iki arkadaşın planıydı…

Beklenmedik bir şekilde Hakan’a aşık Merve, Sahra’ya vazgeçmek istediğini söyledi ancak bu teklif kabul görmedi.
Merve’yi kararından vazgeçiremeyeceğini anlayan Sahra, bu kez el değiştirdi ve Hakan’a mesaj atıp onu İstanbul’a dönmeden önce son kez görmek istediğini söyledi.

Sahra’nın davetini karşılıksız bırakmayan Hakan, söyledikleri ile genç kadını şaşırttı.
Yaşadıklarımız benim hatamdı, karımla aramızdaki sorunları çözdük. Her şey bitti
Gizlendiği yerde Hakan ile Sahra’nın konuşmalarını dinleyen Merve bu durumdan çok mutlu oldu.

Sahra’yı Hakan’dan uzak durması konusunda uyaran Merve’nin kocasına olan aşkını anlatması da sonuç vermedi.
Bizim geçmişimiz öyle karanlık ki o aşk dediğin şey bile aydınlatamaz
Merve’nin Hakan’a anne olamayacağını söylediğini ve yaptıklarına gerekçe olarak bu durumu gösterdiğini öğrenen Sahra, bilinmeyen bir sırrı daha ortaya çıkardı.
Anne olabildiğini ikimiz de biliyoruz!

Günün sonunda iki eski dost son bir anlaşma yaptılar:
Hakan’ı baştan çıkarmayı başarırsam işimize kaldığımız yerden devam edeceğiz

Kendini köşeye sıkışmış hisseden Merve, doktora gitti ve anne olup olamayacağını sordu.
Daha önce olduğu gibi yine hamile kalabilirsiniz Merve Hanım
Merve ve Hakan’ı daha fazla rahatsız etmek istemeyen Kaan, kendine yeni bir ev bakmaya başladı. Kaan’a bu konuda yardım eden kişi Ömer, bulduğu emlakçı ise Sahra idi!

Yıllar önce eşini kaybeden ve kalbini aşka kapatan Kaan, Sahra’dan çok etkilendi.
Abisindeki değişimi fark eden ve bu durumdan rahatsız olan Hakan, durumu Merve ile de paylaştı.

Planlarını adım adım uygulamaya başlayan Sahra, öğle yemeği için Kaan ile sözleşti. Kaan yemeğe kardeşi Hakan ve Merve’yi de davet etti.
Abisinin bahsettiği emlakçının Sahra olduğunu gören Hakan, büyük şok yaşadı.

Merve ile konuşmadan şirkete giden Hakan, Ömer’i odasına çağırıp ona Sahra’nın abisinden uzak durması gerektiğini söyledi.
Bunun için geçerli bir neden arayan Ömer, Hakan’ın Sahra’yı tanıdığını ve Merve’yi aldattığını öğrendi.

Dizinin final sahnesinde;
Sahra, Kaan ve ailesiyle yemek için sözleşti. Adı geçen emlakçının Sahra olduğunu gören Merve, kendisine açılan savaşın farkına vardı.
Merve, sorduğu soru ile Hakan’ı şaşırttı:
Sana da çok tanıdık gelmiyor mu?

– Çok heyecanlıyım. Hayatımda ilk defa heyecandan uçuk çıkardım. Çünkü çok büyük bir işe kalkıştım. Etrafımdaki birçok kişinin de kaygısı vardı. “Beceremezsen hayal kırıklığına uğrarsın” gibi yorumlarda bulundular. Ama niyeyse içimden bir ses bana, başkaları benim için korkarken kendim için çok cesaretli olmam gerektiğini söylüyor.
◊ Böyle büyük bir gösteriyi aklınıza düşüren ne oldu?
– Ben bir Ricky Gervais hayranıyım. Onun bir “Armageddon” gösterisi var, kocaman bir kalabalığın karşısına çıkıyor. Görünce “Bu neden Türkiye’de olmasın ve neden bunu bir kadın başaramasın?” dedim. Aslında “Armageddon” bu fikri sadece ateşleyen kısım. Yoksa benim stadyum hayalim vardı. Yapımcımız bir gün Nejat Uygur’dan bahsetti. Nejat Uygur bir şehre gidiyor ve orada salonlar yetmiyor, stadyuma çıkarmak zorunda kalıyorlar. Halkı selamlıyor. O hikâye benim kafama oturdu bir kere. O gün bugündür WhatsApp grubumuzun adı bile “Yasemin Arena” oldu. Biz o enerjiyi çağırdık yani.
◊ Hazırlıklar nasıl gidiyor?
– Çok güzel. 35 dansçımız var. Ben 35 yaşında bu hikâyeyi başlattığım için 35 dansçı olsun dedik, onu simgelesin diye. Sık sık serum yiyorum ayakta kalabilmek adına.

AİLEMİ SEYİRCİME ŞİKÂYET EDİYORUM
◊ Anneniz de sizi ilk kez izleyecek. Bu zamana kadar neden izlemedi?
– Ben cesaret edemedim.
◊ “Gelme” mi dediniz?
– Dedim. Ben 1.5 yıldır terapi alıyorum. Kendimi bu sürece hazırladım; annemin, babamın beni izlemesine. Çünkü aslında komedi bir nevi yaşadığın şeyi şaka yoluyla şikâyet etmek demek. Ben ailemi 4 yıldır seyircime şikâyet ediyorum. Ama şimdi “Şikâyet ettiğim insanlar bakın onlar” diyorum. O yüzden o kadar kolay bir süreç değil benim için.
◊ Gösteri sonrası anne-babanıza terapi gerekir mi?
– Annem zaten kazanacağım parayı hesaplayınca o onu çok mutlu edecek! (Gülüyor)
HEM GÜLDÜRÜP HEM AĞLATIYORUZ
◊ Ağlatmak güldürmekten daha kolaydır derler, sizce siz hangi yönünüzle güldürmeyi başarıyorsunuz?
– Aslında biz hem güldürüp hem ağlatıyoruz. Gösteride çok derin bir anne-kız ilişkisi var. O ilişki hem güldürüyor hem izleyene kendi gerçeğini hatırlattığı için ağlatıyor.
BİRİLERİ İÇİN İDOLÜM O BANA YETER
◊ Türkiye’de böyle büyük bir arenada stand-up yapan ilk kadın komedyen olacaksınız. Bu nasıl bir haz veriyor?
– Bu bana hazdan ziyade çok büyük bir yük veriyor. Çünkü bir şeyi ilk yaparsan, onun ne kadar önemli olduğunu anlatmak zorunda olan da sensin demektir. Ben şu anda hem önemli bir şey yapıyorum hem de “Bakın önemli bir şey yapıyorum” diyorum. Bu çok zor. Benden sonra gelen kadın komedyenler o yolları çok daha rahat aşacaklar. Biz hep erkeğin yaptığını daha değerli buluruz. Bu stand-up’ta da geçerlidir. Ben bunun için çok büyük bir savaş veriyorum. Mesela AVM’de küçücük bir kız gördüm, 16 yaşında. “Sen olmak istiyorum” dedi. Bu kadar güzel bir şey olabilir mi? Gözünün içine bakarak “Benden daha iyisi ol” dedim. İnsanın en keyif aldığı şey idol olabilmek biri için. Şu anda birileri için idolüm, o bana yetiyor.
SEKTÖR BENİ
MARATONA SOKTU
◊ Hep böyle hırslı ve azimli miydiniz?
– Ben kendimi azimli zannederdim, azimli artı hırslıymışım onu anladım. Çünkü her geçen gün hedef yükseltiyorum. Yakında stand-up mitingi yapacağım! Oraya doğru gidiyor bu. Ne zaman ki ilk gösterimin biletleri 36 saatte tükendi, bana bir zehir bulaştı. Ve ben ondan sonra her gösterimin biletlerinin böyle tükenmesini istedim.
◊ Şaşırdınız mı biletler tükenince?
– Çok şaşırmıştım. Hiç kimsenin aklına benim gösterimin biletlerinin 36 saatte tükenebileceği gelmedi. Yurtdışına gösteri koydular, yurtdışındaki organizatör “Bu kızın biletleri burada satar mı?” dedi, 6 saatte tükendi biletler. Hızlı başladığım için farkında olmadan sektör beni maratona soktu. Sonra benim tek görevim topu yere düşürmemek oldu.
◊ Ülker Sports Arena’yı dolduracak mısınız sizce?
– İnşallah. Dolmazsa da canım sağ olsun. Ben bu işe baş koydum, denedim. Bugüne kadar denemeyenlerin karşısında denedim diyebilen tarafım. Çok büyük bir adım atıyorum şu anda. Bir kadın komedyen yapacağı en iyi şeyi yapsın istiyorum. 20 yıl sonrasına çalışıyorum, bugüne değil.
◊ Gösterinizin dışında başka projeleriniz var mı?
– Dijital platform için 8 bölümlük bir dizi yazıyorum.
◊ Yine komedi mi?
– Komedi-dram. Hem güleceğiz, hem ağlayacağız.
◊ İnsanlar sizi izleyerek deşarj oluyor. Siz nasıl deşarj olursunuz?
– Terapiye giderek. Terapiye başlamadan önce uyuyarak, yemek yiyerek deşarj olurdum. O yüzden kilo aldım.
◊ Çok mu duygusalsınız?
– Çok. Bence her komedyen duygusaldır. Kavramlar karşıtlarıyla vardır diyorlar ya, bir insan ne kadar gülüyorsa o kadar ağlıyordur.
◊ En çok ne ağlatır sizi?
– Birinin bana yalan söylemesi çok ağlatır. Yalana hiçbir şekilde tahammülüm yok.
◊ En çok neye veya kime gülersiniz?
– Herkese. Bence herkesin komik bir tarafı var, kimse bunun farkında değil.
BEN DİŞİ GÖZÜKMEKTEN KORKMUŞUM
◊ Bir röportajınızda “Şık ve bakımlı olunca komik olamıyorum” demişsiniz…
– Artık olabiliyorum. Bu da terapiyle oldu. Çünkü ben aslında kilonun ve fazla doğallığın arkasına sığınmışım. Bazı şeyleri beceremediğim için. Becerebildiğimi görünce komik olmaya engel olmadığını gördüm. Bir kadın hem güzel hem komik olabilir. Kendini nasıl yansıttığınla alakalı. Ben güzel olmaktan, dişi gözükmekten korkmuşum, o korkumu yendim. Yetiştirilme tarzım, ailem, abilerim her şey bunun etkeniymiş.
HERKES KENDİ HAYALİNİ ALIP GELSİN
◊ 20 Şubat’taki gösteriniz için seyircilere nasıl seslenmek istersiniz?
– İyi şeyler gördüğümüz zaman iyi şeylerin olacağına daha çok inanırız. O akşam da Türk izleyicisi bir kadının bir şeyi hayal ettiğinde sonuna kadar gidebildiğini görecek. O nedenle herkes kendi hayalini alıp gelsin, bu akşamı kendine kerteriz alsın. Ve kendi hayalini gerçekleştireceğini kafasına koyarak çıksın oradan.
]]>
Ulusal Futbol Ligi’ndeki etkisi
Durum böyle olunca NFL’de Swiftie’lerden nasibini aldı.
Futbol dünyası yepyeni bir izleyici kitlesine kavuştu.
Taylor Swift’in katıldığı Chiefs maçlarını izleyen 12-17 yaş arası kadın sayısı yüzde 50’den fazla artmış.
Forbes’a göre Taylor’ın maça geleceği haberi bilet fiyatlarını yüzde 40 artırıyormuş.
Taylor, Super Bowl’da da etkili oldu ve localar 1 milyon dolardan satışa çıktı.
En iyi biletlerin yer aldığı C134 bölümünde bilet fiyatları 26 bin 734 dolardan başladı.
Vegas’taki maçın çok pahalı olduğunu ilk ağızdan sizce kim ifade etti. Taylor’ın sevgili Travis Kelce.
‘Büyük maça nasıl hazırlanıyorsun’ sorusuna ‘Ailem ve arkadaşlarımın izlemesi için lanet Super Bowl’a ne kadar para harcadığımı hesaplıyorum’ dedi.
Taylor etkisi NFL’e daha fazla izleyici ve kazanç olarak geri dönerken memnun olmayan bir kitle de var.
Erkek futbol tutkunları Taylor Swift’ten bıktıklarını şarkıcının oyunun önüne geçmesinden nefret ettiklerini açıkça ifade ediyor.
Zaten Altın Küre ve Grammy’lerde de Taylor şakaları NFL’in Taylor takıntısı üzerine odaklanmıştı.
Taylor, Time Dergisi’ne konuyla ilgili ‘Sadece Travis’i desteklemek için maçlardayım. Kameralar beni gösterdiği için birkaç babayı kızdırdığımın farkında değilim. Hangi suitte olduğumu nasıl biliyorlar?
Kameralar uzakta nereden çektiklerinin ve beni ne zaman yayına soktuklarına dair hiçbir fikrim yok’ dedi.
Hollywood’da olanlar Hollywood’da kalmıyor
Ben Affleck ve söz yazarı Diane Warren’ın yer aldığı 1999 yılına ait siyah beyaz fotoğrafı Instagram hesabından paylaşan Britney Spears gönderisinin altına ‘Muhteşem bir aktör. O gece Ben’le öpüştüğümü söylemiş miydim? Unuttum… Çok çılgınca. Keşke size yaşanan hikâyeyi anlatabilseydim! Ah dedikoducu kız gibi davranıyorum’ yazdı.
Britney 1999 yılında 17 yaşındaydı.
Ben Affleck 28 yaşındaydı.
Şarkıcının geçmişte yaşanan özel durumu paylaşması 3 çocuk babası ve evli Ben Affleck’i çileden çıkartmış.
Benim takıldığım Britney sosyal medyasında eğlenceli minik bir hatıra paylaştığını mı düşünüyor yoksa ne yaptığını tam olarak bilerek ‘En başarılı aktörlerinden biriyle öpüştüğümü söylemiş miydim’ paylaşımıyla drama mı yaratmak istiyor?
Sizce hangisi?
Aşık Taylor
San Francisco 49ers ve Kansas City Chiefs Las Vegas Allegiant Stadyumu’ndaki final maçına Taylor Swift Japonya’dan yetişebilecek mi sorusu yüzlerce farklı olasılıkla tüm hafta boyunca konuşuldu. Tabii ki Taylor’ın aşkı mesafe ve yorgunluk tanımadı.
Geçen haftaki Grammy Ödül Töreni’nden sonra Eras Turu için Japonya’ya giden şarkıcı 7-10 Şubat tarihleri arasında Tokyo Dome’da art arda dört konser verdi.
Son konserini tamamladıktan sonra sahneden Tokyo Haneda Havalimanı’na gitti. Zamana karşı yarışarak sevgilisi Travis Kelce’nin Super Bowl maçına yetişti.
Maç öncesi sevgilisini görmeye izni olmayan şarkıcı stadyuma arkadaşı Blake Lively ile geldi.
Taylor ve Kelce’nin sezon boyu izlediğimiz romantik aşkına yakışır bir şampiyonluk kazanan Kansas City Chiefs ayrıca NFL’de 20 yıl sonra arka arkaya Super Bowl şampiyonluğu kazanan ilk takım oldu. New England Patriots 2004 -2005’te arka arkaya şampiyon olmuştu.
Show Tv ekranlarının yeni dizisi Bahar 13 Şubat Salı akşamı 1. bölümü ile ekranlara geliyor. Oyuncu Buğra Gülsoy da Bahar dizisinde Evren Yalkın karakterine hayat veriyor. İlk, orta ve lise eğitimini Ankara’da tamamlayan Buğra Gülsoy, 13 yaşında ilk sahne deneyimini yaşamıştır. Doğu Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Bölümünden 2004 yılında mezun olan Gülsoy ilk olarak, 2008 yılında Kanal D ekranlarında yayınlanan Hepimiz Birimiz İçin dizisinde oynamıştır. İşte Buğra Gülsoy hayatı ve biyografisi!

BUĞRA GÜLSOY KİMDİR, KAÇ YAŞINDA VE NERELİ?
Buğra Gülsoy, 22 Şubat 1982’de Ankara’da dünyaya geldi. Babası Niğdeli, annesi Erzincanlı olan Buğra Gülsoy ilk, orta ve lise eğitimini Ankara’da tamamlamıştır. 13 yaşında ilk sahne deneyimini yaşamıştır. Doğu Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Bölümünden 2004 yılında mezun olan Buğra Gülsoy, Kıbrıs’ta bulunduğu süre içerisinde Kıbrıs Devlet Tiyatrosu’nda çeşitli oyunlarda rol almış, aynı zamanda kısa film yönetmenliği ve oyunculuk da yapmıştır. Bu filmler; Trio, Heterotopya, İnsan Üçleme, Alt Üst, Nar Yarası ve Mutlu Son’dur. Kıbrıs Film Derneğinin kurucularından biri olan Gülsoy, aynı zamanda Uluslararası Kıbrıs Kısa Film Festivali’nin proje tasarımcısı ve direktörüdür. Birleşmiş Milletler Kalkınma Projesi kapsamında düzenlenen bir yarışmada filmcilik üzerine eğitim aldı.

İlk olarak, 2008 yılında Kanal D ekranlarında yayınlanan Hepimiz Birimiz İçin adlı dizinin başrol oyuncusu olarak Nazım karakteri ile Türk izleyicilerinin karşısına çıkan oyuncu, dizinin ardından yönetmenliğini Mahsun Kırmızıgül’ün yaptığı Güneşi Gördüm filminde Berat karakteriyle beyazperdeye adım attı. Ardından, 2009-2011 yılları arasında atv’de yayınlanan Unutulmaz adlı dizide Tolga karakterini canlandırdı. Derviş Zaim tarafından yönetilen ve ilk gösterimi 2010 Altın Portakal Film Festivali’nde yapılan ve 2011 yılında gösterime girmiş olan Gölgeler ve Suretler isimli filmde Ahmet isimli bir Türk gencini canlandırmıştır.

Kanal D’de yayınlanan Fatmagül’ün Suçu Ne? dizisinde bir sezon boyunca Vural karakterini canlandırmıştır. Daha sonra, Kanal D’de yayınlanan, Kuzey Güney isimli dizide Kıvanç Tatlıtuğ ile başrolleri paylaşmış ve bu dizide Güney Tekinoğlu karakterini canlandırmıştır. Sonrasında TRT 1’de yayınlanan Eski Hikâye dizisinde başrol oynamış ve Mete karakterini canlandırmıştır. 2015-2016 yılları arasında FOX’ta yayımlanan Aşk Yeniden adlı dizide Fatih Şekercizade rolünü oynamış ve Özge Özpirinçci ile başrolü paylaşmıştır. 2018-2019 yılları arasında TV8’de yayımlanan Kızım dizisinde başrol olarak Demir Göktürk karakterini canlandırmıştır.

Ankara doğumlu olan oyuncu İstanbul’da ikamet etmektedir. Tiyatro hayatına arkadaşları Serhat Teoman, Fatih Sönmez ve Emre Erkan’la birlikte kurduğu Tiyatro Kutu ile devam etmiştir. Tiyatro Kutu’nun kapanmasının ardından Serhat Teoman ve Emre Erkan’la birlikte kurdukları GET Yapım ile sinema ve tiyatro çalışmalarına devam etmektedir. Kendisi gibi dizi ve film oyuncusu olan Burcu Kara ile 2011 yazında evlenmiş; 2 Ağustos 2012 tarihinde boşanmıştır. 23 Eylül 2018’de Nilüfer Gürbüz ile evlenmiş; 28 Şubat 2023’te anlaşmalı olarak boşanmıştır. Çiftin 12 Nisan 2019’da Cem adında bir oğulları olmuştur.

BUĞRA GÜLSOY’UN ROL ALDIĞI DİZİLER
2008 Hepimiz Birimiz İçin – Nazım
2009-2011 Unutulmaz – Tolga
2010-2011 Fatmagül’ün Suçu Ne? – Vural Namlı
2011-2013 Kuzey Güney – Güney Tekinoğlu
2013-2014 Eski Hikaye – Mete
2014 Bana Artık Hicran De – Sinan
2015-2016 Aşk Yeniden – Fatih Şekercizade
2018 8. Gün – Ozan Taşkıran
2018-2019 Kızım – Demir Göktürk
2019 Azize – Kartal Alpan
2020-2021 Uyanış: Büyük Selçuklu – Melikşah
2021 – Misafir – Erdem Ersoy
2022 – Dünyayla Benim Aramda – Tolga Karanç
2024 – Bahar – Evren

BUĞRA GÜLSOY SİNEMA FİLMLERİ
2004 Trio – Pamir
2005 Heterotopya – Şahin
2006 İnsan Üçleme – Faruk
2007 Alt Üst – Ömer Demir
2007 Nar Yarası – Kuzgun
2008 Mutlu Son – Arda Çakır
2009 Güneşi Gördüm – Berat
2010 Gölgeler ve Suretler – Barış
2011 Güzel Günler Göreceğiz – Cumali
2015 Görümce – Ahmet
2016 Robinson Crouse – Mehmet
2016 Mahalle – Ilgaz
2017 Acı Tatlı Ekşi – Murat
2018 Cebimdeki Yabancı – Kerem
2024 – Yaren Leylek – Hakan
FIRAT, YİĞİT’İN CANSIZ BEDENİNİ BULDU
Komiser Fırat okuduğu günlükteki ipuçlarını birleştirip Yiğit’in saklandığı eve gitti. Yiğit’i hareketsiz halde gören Fırat, büyük şok yaşadı. Ilgaz, kötü haberi Ceylin ve Yekta’ya verdi. Eren baş komiser olay yerine Kubilay amir ile beraber gitmeye karar verdi.
ÇINAR EŞYALARINI ALDI
Defne, bir gece Çınar’ın eve geldiğini, elbiselerini alırken onu araması konusunda ikna ettiğini abisi Ilgaz’a söyledi. Defne ailesinden birini daha kaybetme korkusu yaşarken Ilgaz kardeşini rahatlattı.
PARLA TAŞINMAK İSTEDİĞİNİ AİLESİNE SÖYLEDİ
Eşi Osman’la sıkıntılı günler yaşayan Aylin, kızı Parla’nın kararıyla neye uğradığını şaşırdı. Ailesi oturdukları evden ayrılıp bir arkadaşıyla eve çıkma kararını annesiyle paylaşan Parla beklemediği bir tepki aldı. Aylin kızına çok sinirlendi. Parla, “Benim aklıma, kararlarıma saygı duymayı öğreneceksin” diyerek masayı terk etti.
ADLİ TIP’TAN SONUÇ ÇIKTI
Ceylin ve Ilgaz yemek yerken Başkomiser Eren’den gelen telefonla Adli Tıp kontrollerinin ardından Yiğit’in öldürüldüğünü öğrendiler..

CEYLİN, FIRAT’LA YAŞADIKLARINI ANLATTI
Ilgaz ile evliliğinde sorun yaşayan Ceylin eski sevgilisi Fırat’ın ortaya çıkmasıyla daha da zor duruma düştü. Ilgaz, Ceylin ve Fırat’ın arasında geçenleri merak etti. Ceylin ise şu ifadeleri kullandı:
“Şimdi seninle geçmişe doğru sohbet edeceğiz. Mesela bir hırsızlık olayında tanıştım Fırat’la. Hırsız da bendim. Yani herkesin vardır geçmişinde hatırlamak istemediği sırlar. Bu da benimkilerden biri. Sadece biri… O zamanlar babam tutuklanıp içeri girmişti. İşte evde derin mutsuzluk, umutsuzluk, acı, parasızlık yani psikolojin darma duman olmuştu benim de hayata kızgındım. Gerçi hala çok kızgınım. Babamı çok özlüyorum neyse sonra bir dükkanda hırka yürütürken yakalandım. Bunu anlatmak çok utanç verici gerçekten. Çok salakça biliyorum ama müdür de polis çağırdı Fırat geldi. Yanına gittim çünkü beni bıraktı, ‘tamam’ dedi bu seferlik. Bende teşekkür etmek için yanına gittim. Öyle çay, kahve falan derken öptü beni sevgili olduk. Sonra iki yıl sevgili olduk. Doğuya gönderdiler bunu. Geldi ‘ben gideceğim’ dedi, bende ‘tamam’ dedim ama ‘gidene kadar bana söyleme, gideceğin zaman sadece git’ dedim. Oda gitti. Yani gitmiş olmalı ki bir daha hiç görüşemedik.”

KUBİLAY AMİR İŞ BAŞINDA
Eren, Fırat ve Ilgaz adliyede Yiğit cinayetiyle ilgili konuşurken Kubilay amir müsaade isteyerek içeri girdi. Yiğit’in hayatını kaybettiği binanın giriş görüntülerini bulan Kubilay amir ekibe büyük bir ipucu verdi. Yaşananlarından ardından delil sonrası tüm şüphe binada yaşayanlara çevrildi.
‘OSMAN’I BIRAKACAĞIM’
Aşk hayatlarında sıkıntılar yaşayan Aylin ve Laçin dertleşti. Aylin, “Ben karar verdim önce iş bulacağım, sonra da Osman’ı bırakacağım.” dedi. Önce şaşıran Laçin daha sonra Aylin’in çok istemesi üzerine bu konuda yardımcı olabileceğini söyledi.
OSMAN, ZÜMRÜT’ÜN PEŞİNDE
Eşi Aylin ile arası açık olan Osman eski aşkı Zümrüt’ün peşine düştü. Taksicilik yaptığını itiraf eden Osman, Zümrüt’e ne zaman isterse yanında olacağını söyledi..

‘ALPER YALAN SÖYLÜYOR’
Yiğit cinayetini araştıran Ilgaz ve Fırat olay yerine giderken Tuğçe’den sürpriz bir telefon geldi. Ilgaz’ı arayan Tuğçe, “Savcım, baba Alper yalan söylüyor. Bir kere eve gelenler Alper’in iki arkadaşıymış. Adamlar tartışmış Alper’le o da adamlar gittikten sonra sinirlenmiş evden kovmuş Yiğit’i” dedi.
KADİR HAYATINI KAYBETTİ
Metin amiri öldürten Cellat Kadir koğuşta yürüyüşe çıktığında bir anda gözleri bulanıklaşıp yere düştü. Koğuş arkadaşları ‘Kadir abi iyi misin?’ sözleriyle panikle yanına gelse de Kadir’in hayatını kaybetti anlaşıldı.

‘NE KADAR MUTLU OLABİLİRSİN’ – İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Fırat ve eski sevgilisi Ceylin konuşurken Ilgaz uzaktan onları izledi. Fırat, Ceylin’e mutsuz olduğunu ve mutlu gibi davrandığını söyledi. Ceylin ise söylenenlere karşı çıktı. Fırat, ‘Kendin olarak var olmadığın bir ilişkide ne kadar mutlu olabilirsin Ceylin?’ sözleriyle oradan uzaklaştı. Ceylin, Ilgaz’ın yanına gelip konuşmak istese de Ilgaz ‘sonra’ diyerek Ceylin’i reddetti.
KADİR ÖLDÜRÜLMÜŞ
Çınar, Kürşat ve arkadaşlarının yanına gelerek Kadir’in fotoğrafının ellerine nasıl geçtiğini sordu. Çınar ısrar edince Kadir’in öldürüldüğünü öğrendi. Arkadaşları Çınar’a yaşananları anlattığı gün Kadir’in öldürülmesini istediğini hatırlattı. O sözler üzerine harekete geçen ekip Kadir’i öldürttüklerini söyledi.
‘ÇÜNKÜ O BENİM OĞLUM’
Bakkal Özgür ifade vermesi için Emniyet’e getirildi. Eren, Yiğit’i eve almasıyla şüpheleri üzerine çektiğini söyleyince Özgür, “Çünkü o benim oğlum. Oğluma bakıyordum ben” dedi.

Meyveleri toplamanın zamanı geldi!
Haberlerin baş köşesine oturan ChatGPT gibi ‘büyük dil modelleri’nde (LLM’ler) yaşanan muazzam ilerleme ile 2023, YZ alanındaki neredeyse 70 yıllık çalışmanın karşılığını aldığımız yıl oldu. Üretici YZ’nın dijital içerik üreticileri arasında yarattığı heyecanı bir kenara koyarsak, YZ’nin tarihi gelişimini kabul etmek çok önemli. Bu gelişim bilim insanlarının sürdürülebilir büyüme ve ilerlemedeki önemli zorlukları çözmeye yönelik çabalarıyla şekillendi.
YZ: İlerlemenin hızlandırıcısı
Çok büyük verileri işleyebilme yeteneği ile, tahmine dayalı modeller oluşturup, görevleri otomatikleştirmesiyle, YZ küresel sorunların çözümüne dair güçlü bir araç olarak ortaya çıktı. Verimli, uygun maliyetli, uyarlanabilir çözümler sağlayan YZ, daha önceden göz korkutan alanlarda önemli değişimler yapabilir. Birleşmiş Milletlerin Sürdürülebilir Gelişme Hedeflerine ulaşma konusunda çok önemli bir sürece giriyorken, YZ alanındaki başarılar küresel topluluğun harekete geçmesi için yeni fırsatlar sunuyor.
Tıbbi yapay zekânın geleceği
YZ şimdiden sağlık alanındaki gelişmeleri derinden etkiliyor. YZ yardımı ile yetersiz sağlık hizmetlerindeki kapasite boşluklarını doldurabiliriz, özellikle de orta ve düşük gelirli ülkelerde. Bakım ve hastalık yönetimine erişim de önemli sorunlar olarak karşımızda ve yapay zekânın bu alanda da sunacak çok şeyi var.
Ayrıca, YZ temelli ilaç keşifleri de heyecan verici seviyeye ulaştı. 2023 yılı Aralık ayında, MIT ve Harvard’tan bilim insanları YZ’nin milyonlarca kimyasal bileşenin incelenmesinde önemli bir rol oynadığını açıkladı. Bu da iki farklı tip, ilaçlara karşı dirençli bakteri türünü ortadan kaldırabilecek antibiyotiklerin tanımlanabilmesine yol açtı.
YZ ile alternatif maddeleri keşfetmek
Başka bir heyecan verici araştırma sonucu da, YZ ve süper bilgisayarlar kullanılarak bulunan bir maddenin pillerde kullanılan lityum miktarını yüzde 70 oranında azaltılabileceğini gösteriyor. Araştırmayı gerçekleştiren Microsoft, 23 milyon potansiyel madde arasından sadece bir kaç gün içerisinde uygun materyal sayısını “bir kaç yüz aday”a kadar indirebildi. Eğer geleneksel laboratuvar yöntemleri kullanılsaydı, inceleme süreci yıllar boyunca devam edebilirdi.
Bu gelişmeler, YZ kullanımının yeni ya da alternatif materyal ve ilaç araştırmasını nasıl genişlettiğini gösteriyor. YZ açık bir şekilde bu küresel sorunları çözmeye yardımcı olacak güce sahip.
Yapay zekâyı sorumlu bir şekilde kullanmak
2023 yılı Eylül ayında, BM tarafından düzenlenen bir etkinlikte, dünyada YZ alanında önde gelen isimler ile pek çok ülkeden görevliler bir araya geldi ve YZ ile ilgili temel ilkeleri desteklediklerini duyurdu. Açıklamaları, kapsayıcı ve sürdürülebilir büyümeyi teşvik amacıyla yapay zekânın yaşamları iyileştirme, bireyleri güçlendirme, çevresel sürdürülebilirliği geliştirme ve yoksulluk ile eşitsizliği azaltma konularındaki olumlu etkisini vurguladı. Ancak önemli bir uyarı da vardı. Bu da YZ’nin hızlı gelişimi göz önüne alındığında, gelişmekte olan dünyanın geride kalabileceği ve yapay zekânın yeterince sorumlu ve kapsayıcı şekilde geliştirilmediği koşullarda, eşitsizliği daha kötü hâle getirip, toplumu alt üst edebileceği uyarısıydı.
Herkesin iyiliği için bir araç
Geçtiğimiz yıl yaşanan büyük heyecanın ardından, 2024 YZ’nin denetim ve etik alanında hangi yöne gittiği tartışmalarının yılı olacak. Ancak YZ’nin sunduğu olanaklar tüm dünyanın yararına kullanılırsa, gezegenimiz için daha iyi adımları, daha kısa sürede atabiliriz. Bunu yapabilmek için tüm paydaşların; yani hükümetler, özel sektör, akademik camia ve sivil toplumun, yapay zekânın geleceğin şekillendirilmesi için sorumlu bir şekilde kullanılmasına eşit şekilde katılması çok önemli.
]]>Ayla’dan Sevilay’ın malikaneye yerleştiğini öğrenen Rüçhan, hemen yola çıktı. Kapıda Kartal ile karşılaşan Rüçhan, içindeki bütün öfkeyi bir çırpıda kustu.

Rüçhan’ı sakinleştirmek için her yolu deneyen Kartal, onu hayatının gerçeği ile yüzleştirdi:
Öldüğünü sandığınız oğlunuz yaşıyor
Rüçhan duydukları ile büyük şok yaşarken aynı dakikalarda Türkan, fenalaşarak yere yığıldı. Panikleyen Somer, onu hastaneye götürdü.
Kartal ile konuşmasını bitiren Rüçhan, öfke ile malikaneye girip Sevilay’a saldırdı.

Neye uğradığını şaşıran Sevilay, öylece kala kalmışken bir darbe de Nezahat’tan geldi.
Her geçen gün Kartal’a biraz daha bağlanan Derya, ona attığı mesajla aralarında geçen her şeyi unutmanın daha doğru olduğunu söyledi. Kartal da Derya ile aynı fikirdeydi.

Sabırsızlıkla Türkan ve Somer’in hastaneden dönüşünü bekleyen ev halkı korkulan bir şey olmadığını öğrenince derin bir nefes aldılar.
Annesinin ısrarına daha fazla dayanamayan Somer, hapishaneye babasını görmeye gitti.
Sevilay’ın Rüçhan’a ait kıyafetleri çöpe atmasına gönlü razı olmayan Ayla, topladığı her şeyi Kalender Ailesi’nin evine getirdi.
Eve sığamamaktan şikayetçi olan Nezahat’ın sözleri Türkan’ı kırdı.

Sadık’ı yemeğe davet eden Adnan; ona Müjgan ile ilgili bambaşka bir hikaye anlattı.
Uzay nedeniyle Sadık ile karşı karşıya gelen Serdar hastanede Müjgan ile karşılaştı.
Serdar sözleriyle Müjgan’ı etkilemeyi başardı.
Adnan’ı arayarak onunla görüşmek istediğini söyleyen Rüçhan, abisi ile malikanenin bahçesinde yüzleşti. Kartal’ın kendisine söylediklerini Adnan’a anlatan Rüçhan, istediği ipucunu yakaladı.

Vakit kaybetmeden Kartal’ın ofisine giden Rüçhan, oğluyla ilgili sorular sordu. Karşısındakinin annesi olduğunu bilen ancak durumu çaktırmamaya çalışan Kartal, sorularıyla gerçekleri Rüçhan’ın ağzından öğrenmeye çalıştı.
Somer’in saçlarını okşarken; vazgeçtiğiniz oğlunuzun bir yerlerde üşüyebileceğini düşündünüz mü?
Kızlarının istediklerini alabilmek için çalışmaktan başka çaresi olmayan Somer, inşaatta günlükçü olarak işe başladı.

Hastaneden taburcu olan Uzay, bahçede gördüğü Dönüş ve Serdar’ın yanına gitti. Ayvalık’ta kalmaya devam edeceğini söyleyen Uzay, Serdar’ın endişelerini haklı çıkardı.

Kartal ile Rüçhan’ın yakınlaşmasından korkan Adnan, manevi oğlunu zor duruma sokacak bir planın startını verdi.
Ailecek oturulan yemek masasına Uzay’ın gölgesi düştü. Ortamı bozmak istemeyen Dönüş, masadan kalktı. Kızının peşinden giden Sadık, Uzay’ın İstanbul’a gitmeyeceğini öğrenince şoke oldu.
Serdar haklı çıktı. Ana-oğul seni kandırmışlar baba…
Sinirleri bozulan Sadık, Müjgan’ı arayarak duyduklarının doğru olup olmadığını sordu. Müjgan, sözleri Sadık’ı rahatlattı.
Babasının suçsuzluğunu ispatlayıp, onu hapisten kurtarmayı kafasına koyan Somer; kayıp danışmanın peşine düştü.

Adrese ulaşan Somer, Türkan’ı arayıp kendisine eşlik etmesini istedi.
Halasının söylediklerine kulak veren ve babasında haksızlık yaptığını düşünen Dönüş, gönlünü almak için postaneye gitti. İrfan’dan Sadık’ın Müjgan ile birlikte çıktığını öğrenen Dönüş, sahilde babası ile Müjgan’ı sarmaş dolaş görünce yıkıldı.

Ev ekonomisine katkıda bulunmak isteyen Türkan, bir restoranla anlaştı ve onlara yemek hazırlamaya başladı.
Efe konusunda Derya ile inatlaşan Sevilay, torununu görebilmek için yalan bir hikaye anlattı ve üstü kapalı Adnan’dan yardım istedi.
Oğlundan gelecek haberi bekleyen Rüçhan, Kartal’ı aradı. Kartal, Rüçhan’a “Sizi yarın oğlunuza götüreceğim” dedi.

Gizlice malikaneye giren ve Adnan’ın odasında araştırma yapan Somer, kara kaplı defteri buldu. Özer Korman’ın üzerinin çizildiğini gördü.
Adnan’ın beklenmedik gelişi Somer’i şoke etti.
Hapishanede özgür kalacağı günlerin hayalini kuran Özer ise bambaşka bir sınav ile baş başaydı…
?

]]>
Özer’in polis eşliğinde evden alınması Rüçhan’ı bir kez daha yıktı.
Annesini çıplak ayakla sokakta koşerken bulan Somer, onu Sadık’ın evine götürdü. Ev halkı, gururundan eser kalmayan Rüçhan’ı karşılarında görünce büyük şok yaşadılar.

Rüçhan, Somer ve Özer’in perişanlığını gören Derya, Kartal ile buluştu.
Kartal’dan bitmeyen öfkesinin hesabını soran Derya, yıllardır gizli kalan gerçeği bir çırpıda söyledi:
O kadın senin öz annen!
Neye uğradığı şaşıran Kartal, soluğu Adnan’ın yanında aldı ve ona duyduklarınının doğru olup olmadığını sordu.
Gerçekleri daha fazla saklayamayacağını fark eden Adnan, Kartal’ın sorusuna ‘doğru’ yanıtını verdi.

Kartal’ı kendi tarafında tutabilmek için yaşanmamış bir hikaye uyduran Adnan, onu Rüçhan’a karşı doldurmayı başardı.
Annen para için senden vazgeçti…
Özer’i hapse yollayan ve her şeyini kaybeden Rüçhan, geceyi Kalender Ailesi’nin evinde geçirdi.

Adnan’dan Rüçhan’ın Sadık Bey’in evinde olduğunu öğrenen Müjgan, vakit kaybetmeden eski dostunu ziyarete gitti.
Zor günlerde ailesini yalnız bırakmak istemeyen Rüçhan, Müjgan’ın çiftlik davetini reddetti.
Kafasındaki parçaları birleştirmeye çalışan Kartal, Derya ile buluştu.
Müjgan’ın Uzay’ı da alarak İstanbul’a döneceğine inanan Sadık, şikayetini çekmesi için Fatih ile konuştu.

Sevilay’ı hapisten çıkarmak için harekete geçen Adnan, ona şartlarını bir bir sıraladı.
Oğlunu ziyarete giden Müjgan, bir kez daha onun yalanlarına inandı ve doktor Serdar’ı tehdit etti

Serdar ile buluşan Dönüş, amcasının şikayetini geri alacağını söyledi. Uzay’ın güvenilmez biri olduğunu anlatmaya çalışan Serdar, ne söylese Dönüş’ü ikna edemedi.
Dönüş’ü eve bırakan Serdar, kapıda Sadık ile karşılaştı. Uzay hakkında konuşmaya başlayan ikili arasında sesler yükseldi ve Sadık müstakbel damadını evden kovdu.

Yaşadığı ekonomik sıkıntıların altında ezilmeye başlayan Somer’in her gece alkollü bir şekilde eve gelmesi Sadık’ı rahatsız etti.
Sadık, Serdar’ın haklı olduğunu söyleyen Türkan’ı Somer’in durumu ile vurdu.

Gittikleri mekanda tesadüfen karşılaşan Somer ile Kartal kavgaya karıştılar. Garsonlar, mekan sahibinin talimatı ile ikiliyi yaka paça dışarı attı.
Bir kez daha eve sarhoş gelen Somer’e kapıyı Türkan açarken, Sadık da yaşananlara şahit oldu.

Devir işlemleri için son kez holdinge giden Rüçhan’ı oğlu yalnız bırakmadı. Kartal belli etmese de anne-oğulun çaresizliğine üzüldü.
Kızlarına ve Serdar’a rağmen şikayetini geri alan Sadık, güzel haberi Müjgan’a verdi.
Uzay’ın serbest kalacak olmasını bir türlü hazmedemeyen Serdar, Dönüş’e rest çekti.

Gerçekleri öğrendiğinden beri uyku uyumakta zorlanan Kartal, Derya’ya Rüçhan ile ilgili sorular sordu.
Bir anne nasıl olur da doğar doğmaz yavrusundan vazgeçer
Kartal’ın çektiği acıyı gören Derya, ona sıkı sıkı sarıldı. İkilinin ilk yakınlaşması tam da bu anda oldu…

Adnan tarafından hapisten çıkarılan Sevilay, Korman Malikanesi’ne yerleşti.
Artık bu evin yeni hanımı benim
Dizinin final sahnesinde;
Ayla’dan Sevilay’ın malikaneye yerleştiğini öğrenen Rüçhan, hemen yola çıktı. Kapıda Kartal ile karşılaşan Rüçhan, içindeki bütün öfkeyi bir çırpıda kustu.

Rüçhan’ı sakinleştirmek için her yolu deneyen Kartal, onu hayatının gerçeği ile yüzleştirdi:
Öldüğünü sandığınız oğlunuz yaşıyor
Aynı dakikalarda Türkan, fenalaşarak yere yığıldı. Panikleyen Somer, onu hastaneye götürdü.

Dizinin yeni bölümünde;
Ceylin, Ilgaz’a katilin kim olduğunu söylemedi. Ceylin ile Meltem’in bir araya geldiği sahne yayınlandı. Meltem babasını öldürdüğünü itiraf etti. Ceylin, Yekta’ya katilin Meltem olduğunu açıkladı ve bunu saklamaları gerektiğini söyledi.
CEYLİN KATİLİN KİM OLDUĞUNU SÖYLEMEDİ – İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

‘Bu kız yıllarca şiddet gördü. İtildi kakıldı, babasının yaptıklarına maruz kaldı. Bu kızı korumalıyız’
Önce Ceylin’e karşı çıkan Yekta daha sonra destek kararı aldı. Olay gününü anlatan Cengiz, kardeşi Meltem’in Sercan’la kavga ettiğini duyduğunu babasının da öldüğünden haberi olmadığını söyledi.

TUĞÇE’DEN EFE’YE DESTEK
Cezaevine babasını görmeye giden Efe’ye Tuğçe destek oldu. Zor anlar yaşayan Efe toparlamakta güçlük çekti.
‘Dünya başıma yıkılıyor gibi oluyor, sonra elimi tutuyorsun. Dünyanın en ilginç hisleri uyanıyor içimde daha önce hiç tatmadığım.’
ÇINAR’IN YENİ HAYATI
Çınar ile kavga eden Parla, Ilgaz’ın yanına gitti. Çınar’ın çok kötü olduğunu söyleyen Parla, ‘Ne yapsam da geri getiremedim. Kaldı orada’ sözleriyle gözyaşlarına boğuldu. Olayı duyan Tuğçe de Çınar’la konuşmak için Ilgaz’dan izin istedi.
AYLİN, OSMAN’I AFFETMİYOR
Osman’ı affetmeyen Aylin eşine yüklenmeye devam etti. Osman’a iş bulması konusunda uyaran Aylin, sakinleşmekte zorlandı. Merdan dede Osman’ı taksi şoförü olarak işe aldırdı.
CİNAYET GECESİ NELER OLDU?
Ekiplerden önce Meltem ve ailesinin evine giden Yekta ile Ceylin, sorguda yapmaları gerekenleri anlattı.
Olay yerine giden ekipler Meltem’e cinayet gecesi yaşananları anlattırdı.
“Babam ile o adam yanıma geldi. Sercan’ı ittim babam bana vurdu. Daha sonra ikisi de odadan çıktı. Ben uyumaya devam ettim, babamla o adam konuştu.
Annem sabah seslenince odaya girdim. Babamın başında ağlarken gördüm. Daha sonra ambulansı aradık.”
Olay günü giydikleri kıyafetleri toplayan Ilgaz incelemeye alınmasını istedi.
ÇINAR YENİ ARKADAŞLAR EDİNDİ
Babasının ölümünden sonra tek başına kalan Çınar, sığınakta Kürşat ile tanıştı. Arkadaş olan ikili kayıplarından bahsedip dertleşti. Çınar’ı bir yardım evine götüren arkadaşı oradakilerle tanıştırdı. Yardıma muhtaç insanlara destek olmaya başlayan Çınar zor günleri iyilik yaparak aşmaya çalıştı.
CEYLİN VE ILGAZ’IN NEŞELİ ANLARI!
Eşiyle baş başa kalan Ceylin, işi ve aşkı nasıl karıştırmadıkları üzerine konuşmalar yaptı. Ilgaz ise bu duruma karşı çıktı. Kendini hiç iyi hissetmediğini söyledi. Ceylin ise Ilgaz’ı öperek onu sakinleştirdi.
Çift kızları Mercan’ı pedagoga götürdü. Doktorla görüşen ikili kızlarının eskiye göre daha iyi olduğunu öğrendi.

Defne’nin yanına giden Ceylin onunla dertleşti. Babasıyla geçirdiği anları anlatan Defne gözyaşlarını tutamadı.
Ilgaz eşiyle birlikte kardeşi Çınar’ı aramak için yola çıktı. Çınar’ın odasına giren Ilgaz, babasına yazdığı mektubu buldu. Kardeşinin yazdıkları Ilgaz’ı çok etkiledi.
Çınar ise Kürsat ve arkadaşlarına yaşadıklarını anlattı. Cellat Kadir’den bahseden Çınar onlardan da destek aldı. Abisinin Cellat Kadir’i öldürmediği için de öfkeli olduğunu ifade etti.
Savcı Efe, Ilgaz’a Cellat Kadir’in mahkemeye itirazda bulunduğunu söyledi.
“Savcım haberler biraz can sıkıcı. Kadir Adarlı’nın avukat ordusu mahkemeye her gün dilekçe yazıyor, itiraz. Tutukluluğun tekrar değerlendirilmesi için işte bir ton bahane. Kadir Adarlı da bütün suçlamaları reddediyor. Kara para akladığını, örgüt lideri olduğunu, bütün suçlamalarını… Metin amiri de ben öldürdüm, beni de kaçıran adamlar öldürdü. Bende mağdurum. Düşmanlarım tarafından kaçırıldım. Onlardan kaçarken de polise yakalandım diyor. Adamlarının da hiçbiri satmıyor, aralarında itirafçı yok. Biz de emri verdiğine dahir bir delil bulamadık.”

SERCAN’IN İFADESİ GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARDI
İhsan’ın arkadaşı Sercan yakalanıp sorguya alındı. Olay gecesini anlatan Sercan, “İhsan beni zorla Meltem’in odasına götürdü. Meltem istemeyince İhsan kızı tekme tokat dövdü. Ben de üstümü giyindim. Salona geçtim, İhsan’ı bıçaklanmış olarak gördüm ama kimin yaptığını görmedim. Sonra dışarı çıktım, cüzdanımı yerde buldum.”
Sercan’ı dinleyen Ilgaz cinsel saldırı suçundan tutuklanmasını istedi. Sorgunun ardından Ilgaz aile üyelerini yeniden ifade almaya çağırdı.
Sercan’ın ifadesini Meltem ve annesine anlatan Ilgaz, Yekta’nın savunmasıyla çaresiz kaldı. Ceylin ile tartışan Ilgaz, mesleğine saygı göstermesini istedi.
Katili bulmakta kararlı olan Ilgaz, Eren’le birlikte dosyayı yeniden gözden geçirdi. Meltem ve annesi çıkarıldıkları mahkemede adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

ILGAZ CİNAYETİ ÇÖZDÜ
Tekrar Meltem ve ailesinin evine giden Ilgaz ile Eren Komiser, İhsan’ın oğlu Atilla’nın elinin sargılı olduğunu fark etti. Ilgaz pedagoğun söylediklerini hatırladı. ‘Çocuklar kendilerini suçlu hissettiklerinde o şeyden kendilerini mahrum bırakırlar’
Olay gecesi yaşananlar ekrana geldi. Atilla’nın masadan aldığı bıçakla babasını öldürdüğü anlar izleyiciyle paylaşıldı.
Ilgaz, Ceylin’e ‘Kimin yaptığını biliyorum ama senin sakladığın kişi değil’ sözleriyle olayı çözdüğünü söyledi.
MERDAN, CELLAT KADİR’İN KASASININ PEŞİNDE – İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Merdan Dede oğlunun katili Cellat Kadir’in sakladığı paraların peşine düştü. Cezaevine giden Merdan, Cellat Kadir ile yüzleşti. Kasasının yerini soran Merdan, Cellat Kadir’i kızı ve karısıyla tehdit edip parayı mağdur ettiği kızlar için kullanacağını ifade etti.

]]>
İnci Taneleri 1. bölüm izleyiciler tarafından merakla takip ediliyor. Yılmaz ERdoğan’ın kaleminden İnci Taneleri dizisi için geri sayım başladı. Yıllar sonra ekrana dönüş yapmaya hazırlanan Yılmaz Erdoğan’ın hem yazıp hem de başrolünde yer alacak. Peki, İnci Taneleri Azem kim? Yılmaz Erdoğan kimdir, kaç yaşında, nereli? İşte İnci Taneleri’nin Azem’i Yılmaz Erdoğan’ın hayatı ve kariyeri…

İNCİ TANELERİ AZEM KİMDİR?
İnci Taneleri Azem karakterine başarılı oyuncu Yılmaz Erdoğan hayat veriyor. Azem, eşini öldürdükten sonra cezaevinde yıllarca kalmış kader mahkumu bir karakter. Yılmaz Erdoğan’ın canlandırdığı Azem karakteriyle Dilber’in yolları cezaevinden çıkmasının ardından kesişiyor. Özel öğretmenlik yapan Azem’in hikayesi İnci Taneleri yeni bölümde ekrana gelecek.
https://www.hurriyet.com.tr/galeri-inci-taneleri-dilber-kim-gercek-adi-ne-hazar-erguclu-kimdir-kac-yasinda-hangi-dizilerde-oynadi-42395975

YILMAZ ERDOĞAN KİMDİR?
Yılmaz Erdoğan, 4 Kasım 1967, Hakkâri doğumludur. Yönetmen, senarist, yapımcı ve şair kimliğiyle tanınan Yılmaz Erdoğan, Sadri Alışık Ödülleri en iyi erkek oyuncu, Altın Kelebek Ödülleri en iyi komedi dizisi, AACTA en iyi yardımcı erkek oyuncu, Afife Tiyatro Ödülleri Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü sahibidir.
İlk kez, 1988 yılında Olacak O Kadar adlı televizyon komedi programının senaryo yazar kadrosunda yer aldı. 1993 yılında kendi yazdığı ve Demet Akbağ ile başrolünü paylaştığı Bir Demet Tiyatro isimli televizyon programı ile geniş kitleler tarafından tanındı. Erdoğan 1993-1998 yılları arasında Sanem Oktar ile evli kalmış, 1996 yılında Berfin Erdoğan isimli bir kız evladı dünyaya gelmiştir. 2006-2018 yılları arasında evli bulunduğu Türk sinema ve dizi oyuncusu Belçim Bilgin ile evli olan sanatçının bu evlilikten 2010 yılında doğan Rodin Erdoğan isimli bir erkek çocuğu vardır.
İlk ve ortaokulu Hakkari’de bitirdikten sonra Ankara Aydınlıkevler Lisesine devam eden oyuncu, lise eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesini kazandı.Eğitim hayatını yarıda bırakarak Ferhan Şensoy’un Nöbetçi Tiyatro kadrosuna katılmıştır.

İlk kez 1988’de “Olacak O Kadar” adlı televizyon komedi programının senaryo-yazar kadrosunda yer aldı. Tiyatro hayatına Necati Akpınar ile birlikte kurduğu Beşiktaş Kültür Merkezi´nde devam etti.1993 yılında kendi yazdığı ve Demet Akbağ ile baş rollunü paylaştığı “Bir Demet Tiyatro” isimli televizyon dizisinde Mükremin Çıtır karakteriyle ülke çapında tanındı. ‘Otogargara’ ise son olarak yazdığı müzikaldi ve tiyatro severlerin yoğun ilgisiyle 4 yıl kapalı gişe oynadı. Yine kendisinin yazdığı ve oynadığı tek kişilik ‘Cebimdeki Kelimeler’ oyunu Beşiktaş Kültür Merkezi´nde sahnelendi. Erdoğan’ın ayrıca çok sayıda şiiir kitabı da bulunmaktadır. Senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini paylaştığı Vizontele filmi büyük başarı kazandı. Sadri Alışık Ödülleri en iyi erkek oyuncu , Altın Kelebek Ödülleri en iyi komedi dizisi , AACTA en iyi yardımcı erkek oyuncu , Afife Tiyatro Ödülleri Cevat Fehmi Başkurt özel ödülü gibi birçok sahibidir. 2013 yılında yazıp yönetip oynadığı sinema filmi “Kelebeğin Rüyası” ile yurt dışına açıldı. 2016 yılında ise başrollerinde Zeynep Farah Abdullah, Şükran Ovalı ve Songül Öden’in yer aldığı “Ekşi Elmalar” filmini çekti. Beğenilen filmde kendisi de rol aldı.
İnci Taneleri oyuncuları ve konusu dikkat çekiyor. Yılmaz Erdoğan’ın hem yazıp hem de Azem Yücedağ karakterine hayat vereceği İnci Taneleri dizisi Kanal D ekranlarında bu akşam başlıyor. Dilber dansı ile tanıtım fragmanlarında yer alan Hazar Ergüçlü dizide Dilber karakterine hayat verecek. Kıbrıs’ta dünyaya gelen Hazar Ergüçlü daha önce Medcezir, Analar ve Anneler, Yüksek Sosyete, Hayat Bugün, Ahlat Ağacı, Her Şey Seninle Güzel, Kar gibi dizi ve filmlerde rol aldı. İşte, İnci Taneleri dizisinin Dilber’i Hazar Ergüçlü’nün hayatı hakkında bilgiler.

HAZAL ERGÜÇLÜ KİMDİR?
Hazar Ergüçlü 1 Ocak 1992’de Kıbrıs’ta dünyaya geldi. Lefkoşa Türk Belediyesi’nde gençlere yönelik tiyatro çalışmaları yapan Hazar Ergüçlü, Derviş Zaim’in yönettiği Gölgeler ve Suretler adlı sinema filmiyle profesyonel oyunculuğa adım attı. 7 Eylül 2011 tarihinde Kanal D’de yayımlanmaya başlayan Kuzey Güney adlı dizide canlandırdığı “Simay Canay” karakteri ile televizyonda görünmeye başladı.
2013-2015 yılları arasında Star TV’de yayımlanan Medcezir dizisinde başrollerden biri olarak “Eylül Buluter” karakterini canlandırdı. Daha sonra Analar ve Anneler dizisinde “Kader” adlı karakteri canlandırmıştır. 2016 yılında Star TV’de yayımlanan Yüksek Sosyete dizisinde başrol olarak “Cansu Koran” karakterini canlandırdı.

2017-2018 yılları arasında Star TV’de yayımlanan Hayat Sırları adlı dizide başrol olarak “Seher Kuzgun” karakterini canlandırdı. 2017 yılında Kar filminde “Müzeyyen” karakterini canlandırarak büyük beğeni toplayan oyuncu 2018 yılında Nuri Bilge Ceylan’ın yönettiği Ahlat Ağacı filminde ise “Hatice” karakterine hayat verdi.
2018 yılında dijital içerik platformu olan BluTV’de yayımlanan Dudullu Postası adlı dizide “Melis” karakterini canlandırdı. İlk sezonu, 2018 yılı Aralık ayında yayımlanan Netflix yapımı ilk Türk dizisi olan Hakan: Muhafız’da dört sezon boyunca başrollerden biri olarak “Zeynep Erman” karakterini canlandırdı. 2019 yılında BBC dizisi olan The Mallorca Files adlı dizide “Azra Bolat” karakteriyle konuk oyuncu olarak yer aldı.

2020 yılının Kasım ayında Show TV’de yayımlanmaya başlayan ve 1 sezon süren Alev Alev dizisinde başrollerden biri olarak bir yangın ile hem fiziksel görünümü hem de hayata bakışı değişen “Çiçek Görgülü” karakterine hayat verdi. Kasım 2021’de BluTV’de yayımlanan ‘The Affair’ uyarlaması ‘Saklı’ dizisinde “Aslı” karakteriyle başrol oynadı.
Funda Eryiğit ve Kubilay Tunçer ile birlikte Timsah Ateşi isimli tiyatro oyununda “Fianna” karakteriyle yer almaktadır. Hazar Ergüçlü’nün “Sümbül” rolüyle başrolünde yer aldığı Gönül filmi 10 Ağustos 2022’de Netflix platformunda yayınlandı ve film, yayına girdiği tarihten bu yana ilk haftada 2,5 milyon saat izlenerek Netflix’in dünyada en çok izlenen 10 yapımı arasında yerini aldı. Hazar Ergüçlü’nün “Ece” karakterine hayat verdiği ve Kubilay Aka ile başrolleri paylaştığı “Love Snack” uyarlaması Sadece Arkadaşız dizisi, Eylül 2022’den itibaren Exxen’de 15 dakikalık bölümler halinde yayımlanmaya devam etmektedir.

Hazar Ergüçlü; 2022 yılında Show TV’de yayımlanan Ulaş Tuna Astepe, Tansel Öngel ve Hande Doğandemir gibi isimleri buluşturan ve Çiğdem Bozali’nin yönetmen koltuğunda oturduğu “New Amsterdam” uyarlaması olan Hayat Bugün dizisinde Onkoloji Uzmanı Doçent Doktor “Suzan Mayer” karakterine hayat verdi.
Hazar Ergüçlü, oyunculuk kariyerinin yanı sıra sinemaya destek veren isimler arasında da yer alıyor. Hazar Ergüçlü’nün yapımcısı olduğu ilk film ‘Beni Sevenler Listesi’ 40. İstanbul Film Festivali’nden Altın Lale En İyi Film Ödülü ile ayrıldı.
Mahkumlara af beklentisi, 8. yargı paketi çalışmaları ile arttı. Yılbaşı öncesi hazırlıklarına başlanan 8. Yargı Paketi’nde sona yaklaşıldı. Buna göre hükümlü cezasının en az yüzde 40’ını cezaevinde çekecek. Ayrıca anneye, baba ile çocuk arasındaki soy bağının reddi davası açma imkanı tanınacak. 8. yargı paketinde infaz düzenlemeleri için beklentiler yoğunlaşırken Bakan Tunç yaptığı açıklamada, düzenlemenin şubat sonu gibi Meclis’ gelebileceğini belirtti. Peki, 8. Yargı Paketi maddeleri neler, ne zaman çıkacak? İşte, o konu hakkında ayrıntılar.

8. YARGI PAKETİ NE ZAMAN ÇIKACAK?
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, CNN TÜRK’te Hakan Çelik’in sunduğu Hafta Sonu programında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.
Tunç 8. yargı paketiyle ilgili yaptığı açıklamada, “Henüz taslak aşamasında. Son şekli verilmek üzere. Uzun süredir çalışma gerçekleştiriyoruz. Cevdet Yılmaz başkanlığında değerlendirdik. Yakın zamanda vekillerimize sunulacak. Takvim çok uzamaz. Meclis ara vermeden, Şubat sonu gibi Meclis’te görüşülür.” dedi.

8. YARGI PAKETİ NELERİ İÇERİYOR?
Bakan Tunç’un konuşmasından satır başları şöyle:
Çok sayıda kanunda değişiklik yapılıyor. Uyum düzenlemeleri var. Toplumda cezasızlık algısı yaygın. Bunu ortadan kaldıracak düzenlemeler var. İki yıl ceza alan biri bunun koşullu salı verilmesi bunun yarısıdır. Bazı suçlarda dörtte üçtür. 2 yıl ceza alan biri 1 yıl sonra koşullu salıverilme süresi dolar. Denetimli serbestlik de 1 yıl. Öyle olunca hiç cezaevinde kalmamış olur.
1 Yıllık denetimli serbestlik yerine oran getirmek istiyoruz. 2 yıl ceza almışsa en az 5 ay cezaevinde kalsın istiyoruz. Ceza ile oranlı denetimli serbestlik getirilsin istiyoruz. 3 yılı da geçmesin.
Bizimki taslak çalışması. Meclis’e gidince meclis grubu da muhalefet ile görüşüyor. Toplumun genelini ilgilendiren siyasi tarafı olmayan konular bunlar. Meclis’e gidince komisyonlarda tartışılıyor. Parti temsilcileri ile tartışılıyor ve karara bağlanıyor. Bir takım değişiklikler olabiliyor. En doğru kararı verebilmek en önemlisi. Başka düzenlemeler de var. 70’e yakın madde. Temyiz süreleri bunlardan biri. Farklılık arz ediyor bu süreler. Tamamını standarda bağlıyoruz. 2 hafta diyoruz. Sadeleşme olmuş olacak. Hukuk profesörleri ile çalıştık. Bir kısmı tebliğden bir kısmı yüze karşı okunmadan başlıyor bu ayrımı da kaldırdık.

2024 MAHKUMLARA AF ÇIKACAK MI?
Geçtiğimiz haftalarda Bakan Tunç yargı paketinin detaylarını açıklamıştı. 8. Yargı Paketi çalışmalarının devam ettiğini ifade eden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “ Şunu ifade edebilirim, 60’tan fazla maddeden oluşan bir paket söz konusu, taslak söz konusu. Milletvekillerimiz bunlara yenilerini ilave edebilir ya da uygun görmeyebilir. Takdir onların” dedi.
Özellikle cezasızlık algısını ortadan kaldıracak düzenlemelerin yapılması noktasında büyük bir beklenti olduğuna dikkat çeken Tunç, “Suç, işleyenin yanına kar kalmaması lazım. Yani 2 yılın altında cezaya hüküm giyen biri, koşullu salıverme süresiyle beraber denetimli serbestliği de dikkate aldığımızda hiç cezaevinde barındırılmadan tahliye oluyor.
Bu da toplumda bir cezasızlık algısına neden oluyor. Bu anlamda denetimli serbestlik süresini otomatik 1 yıl şeklinde değil de bir oran getirerek, beşte 1 olabilir, bu tabii milletvekillerimizin takdirindedir. “ ifadelerini kullandı.
– Beyza Alkoç: İlk kez bir kitabım film oluyor, aşırı heyecanlıyım. Kitap da elime ilk geldiğinde çok heyecanlanmıştım ama bu seferki bambaşka bir heyecan. Aslında başta biraz çekinerek yaklaşmıştım film projesine. “Acaba kitabım yeterli mi film olmak için” diye çok düşündüm. Ama ortaya çıkan sonuç çok içime sindiği için şimdi iyi ki böyle bir işe girişmişiz diyorum.
◊ “3391 Kilometre”, sosyal medyadan tanışan iki gencin uzak mesafe ilişkisini anlatıyor. Filme aktarılırken çok değişiklik oldu mu hikâyede?
– Kitapta karakterlerin daha çok iç dünyalarına yer verdiğim için, ufak tefek eklemek gerekiyordu ki heyecanı bir tık artıralım. Kitabı çok küçük yaşta yazdığımdan film için yetersiz kalan noktalar vardı. O nedenle eklemeler yaptık tabii.

16 YAŞINDAYKEN YAZDIM
◊ Kaç yaşında yazdınız kitabı?
– 16 yaşında. Film öncesinde çok toplantı yaptık, “Şu yaşımda yazsaydım kitabı, nasıl bir şey olurdu” diye fikirler ürettik. Senaryoya da katkıda bulundum, senaristimiz Fulya Özcan sağ olsun fikirlerime önem verdi. Değişiklikler yaptık ama okurlar Ege ve İzmir’in yani baş karakterlerimizin aşkını o kadar çok seviyor ki, onlara dokunmak istemedik. O aşkı olduğu gibi yansıttık. Sadece etraflarındaki olaylara, yan karakterlere dokunduk.
ARTIK ELEŞTİRİLERİ DAHA ÇOK DİKKATE ALIYORUM
◊ Daha önce Wattpad’de tefrika gibi mi yayınlıyordunuz yazdıklarınızı?
– Evet. Belli bir yayın günü ve saati vardı. Dizi bekler gibi bekliyorlardı. 1-2 dakika geciksem, mesajlar geliyordu “Nerede kaldın” diye. Hatta bir de rutinimiz vardı. Her bölümün başına “Şimdi sessiz bir odaya geçelim, ışıklarımızı kısalım ve öyle okuyalım” diye yazardım. Geçen gün filmimizin fragmanının altına bunu yazdıklarını gördüm sosyal medyada, çok duygulandım.
◊ Peki yazdıklarınıza “Neden böyle yaptırdınız karaktere, keşke şöyle olsaydı” şeklinde yorumlar yapıyor muydu takipçileriniz?
– Tabii ki. Son zamanlarda eleştirileri daha çok dikkate aldığımı söyleyebilirim. O yaşlarda insan kafasının dikine gitmeyi seviyor…
ERGENLİĞİMDE TWILIGHT FANIYDIM
◊ Kaç yaşından beri yazıyorsunuz?
– 13 yaşından beri. İlk kitabım da 16 yaşındayken basıldı.
◊ Yazmak için okumak da gerekiyor tabii. Ne tür kitaplara meraklıydınız o dönem?
– ‘Fan’ kelimesi var ya, ben onun tam karşılığıydım! Ergenliğimi “Twilight”ın çok meşhur olduğu dönemde yaşadım. Zaten Stephenie Meyer’i deli gibi okuyordum. O dönem vampir hikâyeleri yazmaya çok özenirdim. Daha sonra okuma tarzım biraz daha Sophie Kinsella’ya kaydı. Chick lit, tema olarak çok tüketilir. O dönemde dedim ki; “Ben bu tarz şeyler yazmak istiyorum”. Kitap dediğimiz şey bir noktada insanlara dizi izlemek, film izlemek, oyun oynamak gibi eğlenceli vakit geçirten bir içerik aslında. Ve ben kendi ergenliğinde chick lit okumayı çok sevdim.
◊ “3391 Kilometre” tür olarak hangi kategoriye giriyor?
– Genç kurguya giriyor. “Aynı Yıldızın Altında” tarzında serilere benzetebiliriz. Aşk romanı olarak niteleyemiyorum tam olarak, çünkü aşk romanı dediğim zaman aklıma daha yetişkin aşk romanları geliyor. Karakterlerin 18-19 yaşlarındaki hayatla mücadelelerini ve kendilerini tanıma süreçlerini de işliyorum bir yandan.
◊ Türk yazarları okur musunuz?
– Aslı Biçen’i çok severim. Tüm kitaplarını okudum. Ege Soley’i de severim. Diline bayılırım.
YAYINCILIK SEKTÖRÜNDE ÇEVİRMEN OLARAK YER ALMAYI HAYAL EDİYORDUM
◊ Üniversitede ne okudunuz?
– Beyza Alkoç: İngiliz Dili ve Edebiyatı. Ben hep yayıncılık sektöründe çevirmen olarak yer almayı hayal ederdim. Şimdi yine yayıncılık sektöründeyim ama farklı bir şekilde…
◊ Sizi kalbinizden vuran İngiliz yazarlar var mı?
– “Karantina” romanımda çok fazla Shakespeare alıntısı kullanmıştım. Öğrencilik dönemimde sınavlara çalışırken sevdiğim bölümleri not alırdım, kendi romanımda yer vermek için. Shakespeare’i çok severim.
◊ “3391 Kilometre”de karakterlerden biri Paris’te yaşıyor. Siz Paris’te yaşadınız mı?
– Yaşamadım ama çok gittim geldim. Benim için çok büyük bir hayaldi Paris’e gitmek. “3391 Kilometre”yi yazdıktan sonra kazandığım ilk parayla oraya gittim.
◊ Tipik bir aşk filmi değil bu. Aynı zamanda günümüz ilişkilerini sorgulayan, yeni dünya sisteminin zorlukları ve yeni kuşağı anlatan derinlikli bir film, öyle değil mi?
– Bir de karakterler kusursuz değil. Kusurlu karakterlerimiz var ve bu çok gerçek bir şey bence. İkisinin dahil olduğu bir sosyal medya grubu var ve arkadaşlarının hepsi farklı şehirlerde yaşıyor. Bir grubun uzak mesafe arkadaşlığını da işliyoruz. Ve baş karakterlerin geçmiş yaşamlarındaki travmalarını da. O açıdan çok yönlü bir film. Bir sahnede gülerken, bir diğer sahnede ağlarken bulacağız kendimizi.

İNTERNETTEKİ OYLAMALAR
◊ Deniz Bey, “3391 Kilometre” genç kuşağa hitap eden bir proje. Casting’i yaparken nelere dikkat ettiniz?
– Deniz Enyüksek: Böcek Film’le bu iş için anlaşıldığında, ben projede henüz yoktum. Ama Ömer Abi’yle (Ömer Faruk Sorak) çalışıyordum. Onun Derya’ya (Derya Pınar Ak) “Bir film var, seninle çalışmak istiyorum” dediğini duydum. “Umarım ben çekerim bu işi” diye geçirmiştim içimden. Ömer abi benim sinemayla olan bağımı gördüğü için “Sen yapar mısın” diye sordu sonra. “Seve seve” dedim. Ben dahil olduğumda, ‘İzmir’ karakteri için zaten Derya seçilmişti. Beyza’nın okurlarının internette yaptığı oylamalar vardı, “3391 Kilometre film olsa İzmir’i ve Ege’yi kim oynar?” diye. Haktan’la Derya’nın rol aldıkları dizilerden sahnelerini de alıp klipler hazırlamışlar. Onlar zaten çoktan karar vermişlerdi yani.
KİTAPTAKİ EGE’YE ÇOK KIZIYORDUM
◊ Karakterlerin biri Paris’te, diğeri İzmir’de…
– Deniz Enyüksek: Evet, daha sonra kızımız İzmir’den İstanbul’a taşınıyor.
◊ Başrol oyuncularınız nasıl oynadı? Kitaptaki o iki kişiyi gördünüz mü karşınızda?
– Birebir karşılığını gördüm. Ben kitaptaki Ege’ye çok kızıyordum. Çünkü ailesini kaybetmiş bir kıza haksızlık yaptığını düşünüyordum. Hatta sette Haktan’la konuşurken “Zaten bu karakter uyuz, sen de beni zorlama” diye tartıştım tatlı tatlı.
HAKTAN’A BAŞTA ÇOK UYUZ OLDUM
◊ Ahmet Haktan Zavlak zorladı mı sizi çekimlerde?
– Deniz Enyüksek: Derya’yla 3 yılda üç proje yaptık. Haktan’la ilk kez çalıştım. Çok uyuz oldum başta Haktan’a. Çünkü düşündüğü şeyi hemen söyleyen birisi. Mesela ben ona “Şöyle yapalım” dediğimde o bana hemen bir fikirle geliyordu. Ama bir noktada o duvarlarını kaldırıyor. Yani finalde birbirimize sarıldığımız bir iş yaptık. İkisinden de çok razıyım.
BÜTÇEMİZ 40 MİLYON LİRANIN ÜSTÜNDE
◊ Gişe beklentiniz nedir?
– Deniz Enyüksek: 1 milyonu rahat aşar.
◊ O zaman devamı da gelir sanırım…
– Seve seve. Kitabın devamı var; “0 Kilometre”. İkinci kitapta hikâye daha çok Fransa’da geçiyor. Olursa büyük zevkle yaparız.
◊ Büyük bütçeli bir film mi bu?
– PR ve bütün her şey dahil olmak üzere Otto Holding’in açıkladığı rakam, 40 küsurdu diye hatırlıyorum.
]]>
Survivor All Star’dan ilk elenen isim dün gece netlik kazandı. Tv8 ekranlarında yayınlanan Survivor 2024 All Star’ın 10 Ocak tarihli son bölümünde kırmızı ve mavi takım ödül oyunu için parkurda mücadele verdi. Kıran kırana yarışın sonunda ödülü mavi takım kazandı. Bu hafta takım arkadaşları tarafından potaya gönderilen yarışmacılar Doğukan, Ersin ve Sercan olmuştu. Artık SMS oylamasının yapılmadığı Survivor’da potaya yer alan 3 yarışmacı düelloda karşı karşıya geldi. Ersin ve Doğukan arasındaki mücadeleyi Ersin kazanırken, elenen isim Doğukan oldu. Peki, Survivor’dan kim elendi? İşte, Survivor All Star’dan elenen ilk isim ve son bölümde yaşananlar.

SURVİVOR’DAN KİM ELENDİ?
Bu sezon SMS oylamasının olmadığı Survivor All Star’da haftanın eleme adayları Doğukan, Ersin ve Sercan olarak belirlenmişti. Yeni kurala göre konseylerde belirlenen eleme adayları performans oyunu oynayacak. Elenen yarışmacının belirleneceği Survivor eleme düellosunda ilk olarak Sercan-Ersin mücadelesi yaşandı. 5 olan yarışmacının adaylığının düşeceği oyunda, Murat Ceylan istatistiği yüksek olanın avantajlı olacağını hatırlattı. Hız, denge ve atışların ön planda olduğu parkurda ilk düelloda Sercan Ersin’i 5-0 yendi. Böylece Sercan’ın eleme adaylığı düştü.

Düellonun ikinci etabında ise bu kez Ersin ve Doğukan Manço karşı karşıya geldi. Son düello Ersin Korkut’un 5-1’llik skoru ile Doğukan Survivor All Star’a veda etti. Böylece Survivor’dan elenen ilk yarışmacı Doğukan Manço oldu.

DUYGUSAL VEDA
Survivor’dan elenen Doğukan, “Belki de hayırlısı oldu. Ben kendimi her şeye hazırladım. İnanılmaz rakipler var karşımda. Elimden geleni yaptım, yeteneklerim buna müsaade etti. Bu kadar erken eleneceğimi bilmiyordum. Bir sonraki All Star ne olacaksa ona katılmak istiyorum.” dedi.

SURVİVOR’DA ÖDÜLÜ KİM KAZANDI?
Eleme düellosundan önce kırmızı ve mavi takım yarışmacıları, Survivor ödül oyununda karşı karşıya geldi. Kıran kırana mücadelenin yaşandığı ödül oyununda ilk turda kadınlar mücadelesi yaşandı. Hız, denge ve atışların ön planda olduğu zorlu parkurda kadınlar mücadelesini kırmızı takım kazandı.

Erkekler mücadelesinde ise kazanan mavi takım oldu. 1-1 eşitlik olmasından dolayı oyun bu kez bayrak yarışına gitti. Son turda ise Ogeday’ın Turabi’ye karşı aldığı sayı ile ödülü mavi takım kazandı.

TURABİ VE OGEDAY ARASINDA TANSİYON YÜKSELDİ
Gerginliğin eksik olmadığı Survivor’da dün gece Turabi ve Ogeday arasında tansiyon yükseldi. Oyun sırasında Ogeday, Turabi’nin yanına giderek ‘Şöyle atacaksın’ dedi. Bunun üzerine de Turabi sinirlerine hakim olamadı. Ogeday’ın ‘Biat edeceksin’ sözleri üzerine Turabi ‘Sen kimsin de sana biat edeceğim’ diyerek karşılık verdi. İkili arasındaki gerginlik takım arkadaşları tarafından yatıştırıldı.

Oyun sonrası yaşanan kavgayı Murat Ceylan değerlendirdi. Turabi yaşanan olayla ilgili “Açlıktan gerçekten ölüyoruz. Hem açlıkla mücadele ediyorum. Hem de burada bir tane de öpülmemiş kurbağa çocukla mücadele ediyorum. İkide bir kendisine bir unvan biçiyor. Eğer bir unvan biçilecekse Survivor’ın kralı ben, kendi de soytarısı olur. Kendisi durmadan ders ders diyor. 3 tane şampiyonluğu olan. Survivor’ın yüzü Turbo Turabi’ye ders vermek anca böyle birisinin düşüneceği bir şeydir.” dedi.
Bunun üzerine Ogeday da Bir odada fotoğraf koyup, talihsiz bir kaza sonucu tövbe edip, SMS’siz bir sene olduğu için tekrar Survivor’a geldiğin için bunları göz önünde bulundurarak SMS’le buralara gelirsen, buralardan çıkamam diye düşündüğün için bu sezonda gelip kendini gösterdiğin için teşekkür ederim.” ifadelerini kullandı.
– Kendimi direkt oturtturduğum bir nokta yok. İnsan hayatında doğal bir akış vardır ya hani, büyürsün, bir meslek edinirsin, emekli olursun. Bende öyle olmadı. 17 yaşına kadar Malatya’da yaşadım. Liseyi bitirdikten sonra yurtdışına gittim. Almanya’daki öğrencilik dönemimi ayrı bir yere koyuyorum, mimarlık dönemimi ayrı bir yere, stand-up ve kabare yaptığım dönemi ayrı bir yere koyuyorum. Yazmayla da ilgili bir dönemim var. Kabare tekstleri ve şiirle başladı, sonra romana dönüştü. Benim hayatım sanki altı-yedi farklı kadının hayatı gibi. İçinde bulunduğum sanatın her dalı hem birbirini besleyen hem de hayatımı, oyunculuğumu destekleyen şeyler oldu.
◊ Almanya demişken, sizin de rol aldığınız Fatih Akın imzalı “Yaşamın Kıyısında”dan bahsetmemek olmaz. Yolunuz nasıl kesişti?
– Hani Hollywood oyuncuları anlatır ya “Bir gün Pedro Almodovar aradı” ya da “Tarantino telefon açtı” diye, Fatih de bir gün beni aradı. (Gülüyor) Tanışıyorduk zaten. Hatta aynı yapım şirketinde film çekmiştik. Fatih’in birçok filmi Wüste Film’deydi. Benim “Anam” filmim de oradaydı. “Anam” filminin galasına geldi, bana orada “Sen çok iyi oyuncusun, seninle mutlaka çalışacağız” dedi. Ben hemen hayallere kapıldım ama aradan 4 sene geçmişti aradığında. Telefonda “Nurselciğim önümüzdeki 2 yılda hamile kalacak mısın?” diye sordu. “Yoo öyle bir niyetim yok” dedim, “O zaman birlikte sinema filmi çekeceğiz” dedi. Tabii biz burada 150 dakikayı 5 günde çektiğimiz için 1.5-2 sene insanlara uzun gibi gelebilir. Ama o filmin doğasında böyle bir zaman gerekiyor. İşte o dönem birlikte çalıştık. “Yaşamın Kıyısında” beni dünya platformuna savuran filmdir. O nedenle benim için çok önemlidir.
TRAKTÖRE ÇALIŞTIRAN ADAM SETTE BENİ TANIYAMADI
◊ Gelelim “Başkan”a. Çekimleri Tunceli-Ovacık’ta yaptınız, ben de sete geldim hatta. Sizden dinleyebilir miyiz, nasıl bir film oldu?
– Ben daha senaryoyu okurken çok sevdim. Zaten senaryo seni sarıyorsa, o iyi bir film olacak demektir. Karakteri de “Hı?” filan diyerek okudum. “Çirkin” diyor mesela senaryonun en başında, “Kadın çok çirkin.” Kendime baktım sonra…
◊ Çirkinlik göreceli bir kavram…
– Öyle ama bu kadının dış görünüşü çirkin. Böyle tarif edilmiş bir karakter Hacer. Bir gücü var ama aşiretten çok zengin, kocasına da destek olmuş. Fikri Donsuz kocasının adı. Adı üstünde işte donsuz, parası pulu olmayan bir herif. Onu büyütmüş, ön plana atmış bir kadından bahsediyoruz. Hatta ben Hacer’i şöyle görüyorum; Ovacık’taki sosyete. Bütün o halkın arasında kendini sivriltmiş, zenginliğiyle, stil farkıyla, oraya uyumsuzluğuyla. Tüm bunlar farklı bir karakter yarattı. Dış görünüşüyle de uğraştık. Role bürününce tanımadılar hatta beni!
◊ Oradaki yerel halk mı…
– Evet. Traktör sürüyorum filmde. Traktöre çalıştım. Bir bey beni çalıştırdı. Öğleden sonra setimiz var. Adam traktörün başında bekliyor, ben de gittim hazırlandım. Döndüm sonra, “Hadi, ben biniyorum” dedim. “Abla başka birisi gelecek. Ben başka bir ablayla çalıştım” dedi. Dedim “O abla benim”. “Ablam yok ya” dedi, inanmadı. Onun bu kadar yabancılaşması, benim için çok büyük bir kazanç. Sinemanın böyle sihirli sürprizleri var işte.

◊ Neler bekliyor seyirciyi peki?
– Herkes bir defa eğlenecek. Hem tatlı mizahı, hem kara mizahı olan bir film. Tam bir aile filmi. Filmde önde birbirine rakip iki başkan adayı var ama onların da arkalarında aileleri var. Herkes her şeyin içinde, çocuklar da, eşler de, akrabalar da. O anlamda herkesi kucaklayacak sıcacık bir film oldu.
◊ Başrolü paylaştığınız isimler; Diren Polatoğulları, Necip Memili ve Büşra Pekin. Rol arkadaşlarınızla ilgili neler söylemek istersiniz?
– Üçüyle de daha önce çalışmıştık. Büşra’yla “Dilberay”ı çektik, Necip ve Diren’le “Üç Kuruş” dizisinde çalıştık. Hatta Diren bana “Üç Kuruş” dizisinde sürekli “Abla abla” diyordu, ben de o çok bayatlamış espriyi yapıyordum: “Abla deme lazım olur!” “Başkan”ın okuma provasında hatırlattım, “Ya Diren gördün mü, abla deme lazım olur diyordum, bak şimdi karı kocayı oynuyoruz” dedim. Güldük. Bütün oyuncu arkadaşlar filme sarıldılar. Zaten çok tecrübeli bir ekip, çok iyi oyuncular. Ama asıl çocuklar inanılmaz yetenekliydi. Üç çocuğumuz var ki, korkuyorsun zekâlarından. Tekstlerini bizden daha iyi ezberlediler.
◊ Tunceli’de çalışmak nasıldı?
– Normalde İstanbul’da çalıştığında çekimden sonra evine gidiyorsun. Ama Tunceli’deyken akşamları hepimiz bir aradaydık. Boş zamanlarımızda da birlikte olduğumuz için hep sinemayı, bu filmi ve karakterlerimizi konuşuyorduk. Bir de o yöreyi hep beraber tanımaya, gezmeye zamanımız oldu. Halkla birebir ilişkiler kurduk. Ben aşure yapıp dağıttım. Munzur Çayı’na da daldık. Orada şok geçirenler oldu hatta, soğuktan birkaç saniye hafıza kaybı yaşayanlar oldu.
Biraz farklı olmak kadınlar için zor
◊ Filmden geriye ne kaldı size?
– Çirkin olmak ayıp değil dermişim! (Gülüyor) Herkes estetik görünmek istiyor. Biraz farklı olmak, kendini kabul etmek kadınlar için zor. Ben Hacer’i öyle kabul ettim. Herkesin “çirkin” diye bahsettiği bir karakter. Ben onun derinliğine inmek istedim. Dış görünüşle iç dünyanın çok farklı olduğunu gördüm. Ben o kadının ihtiyaçlarına baktım. “Sevişmek benim de hakkım” diye bağıran bir kadın bu… Bu çok önemli bir slogan. Kadınlarımız bunu ne filmlerde söyleyebiliyor ne gerçek hayatta. Herkesin zorlandığı bir şeyi söylemesi Hacer’i bana kazandırdı. Acayip sevdim. Kadınların ihtiyaçlarını göz ardı ediyoruz. Filmde de iki erkeğin başkanlığı için mücadele eden eşler var. Niye öbür sefere Hacer başkan olmasın?
◊ Siz siyasetçi olur musunuz?
– Olmam. Ben sanatı seçtim.
OYUNCU İÇİNDEKİ SOYTARIYI KEŞFETMEK ZORUNDA
◊ Yayınladığınız üç kitabı da konuşalım. İlki bir şiir kitabıydı, değil mi?
– Evet, “Sevdaya İnat”. Alman yayınevi tarafından yayımlandı. Hem Türkçe hem Almanca iki dildeydi. Şiir için “Ekmek getirmeyen iş” derler ya, ben bu şiir kitabından ekmek yedim. Sonrasında kabare testleri yazdım. Ama kafamda hep otobiyografi yazmak vardı. 2015’te “Soytarı Özgürlüğü”nü çıkardım. Komedi oyunculuğuna bakan bir kitap bu. Hani hep diyoruz ya “İçimizdeki çocuğu keşfedelim” diye. “Oyuncu da içindeki soytarıyı keşfetmek zorunda” fikrinden yola çıktım. Bize yol gösteren, utanma duygusundan kurtaran işte o soytarı. Oyuncu utanmaz olmalıdır. Arsız anlamında değil ama. Destek Yayınevi’nden çıktı.
◊ Peki ya son kitabınız?
– Son kitabım “5. Kan”. Bilimkurgu polisiye. Beşinci kan diye bir kan bulunuyor. Bu, insanlığı kurtaran altın kan. Böyle bir buluş kime iyi gelmez? İlaç endüstrisine, gıda endüstrisine. Bunlar da ana düşmanlarımız olarak kitapta yerini alıyor.
◊ Bilimsel yanı var mı kitabın?
– Ben kan grubuna göre beslenmeyle uğraştım yıllarca. Bilimsel kitap yazamayacağıma göre, oradaki tecrübeleri buraya yamadım…
]]>
Figen henüz art arda yaşadığı olayları hazmedememişken, Kenan Efkan ile yaptığı planı devreye soktu ve söyledikleri ile eski nişanlısının kafasını Mustafa konusunda karıştırmayı başardı.

Figen, içinde bulunduğu durumu ve çaresizliği Mustafa’ya anlattı. Ona tek bir soru sordu:
Kimsin sen?
Sorularına beklediği yanıtı alamayan Figen, hayatının belki de en zor kararını verdi ve Mustafa’ya onunla görüşmek istemediğini söyledi.
Figen kararını annesi ile de paylaşırken; en başından beri Mustafa’yı sevmeyen Asuman bu durumdan çok memnun oldu.

Hayatını yoluna koymak isteyen Kenan, Sevda’ya yeşil ışık yaktı.
Mustafa’yı dağ evine çağıran Aziz, ona Figen’den uzak durması gerektiğini söyledi.
Evlat! Senin benim gibi adamlar kadınlarını çok sevdikleri için terk ederler…
Evden çıkmak üzereyken Aras’a yakalanan Rüçhan, herkesten gizi Dündar ile buluştu.
Karısını merak eden Aras, müştemilata gittiğinde Rüçhan’ın oraya hiç uğramadığını öğrendi.
Akşam yemeği için salonda toplanan Ronalar’ın keyfi Figen’in annesinden konu açılınca kaçtı.

Anlaşılmadığını düşünen Sevda, yemek masasında terör estirdi.
Köşkte Mustafa ile karşılaşan Asuman, onu kızından uzak durması konusunda uyardı.
Eğer bir daha kızımın gözünden bir damla yaş akmasına sebep olursan kör bıçakla kıtır kıtır keserim seni!
Asuman ile Mustafa’nın tartışmasının üstüne gelen Figen, sevgilisi ile son kez de olsa konuşmak istedi.
İkilinin konuşması, beklenmedik vedayı da beraberinde getirdi.

Kenan ile birlikte dışarı çıkmak için hazırlanan Sevda, evden çıkmadan önce babasıyla konuştu.
Yıllardır içinde tuttuklarını bir çırpıda anlatmaya başlayan Sevda, Aras’ı beklemediği bir yerden vurdu.
Evlat! Senin benim gibi adamlar kadınlarını çok sevdikleri için terk ederler…
Sevda’nın sözlerinden etkilenen Aras, babasıyla birlikte ajansa gitti.
Harun, oğlundan eşyalarını toplayıp odasını boşaltmasını istedi.
Günlerdir kafasını meşgul eden sorularla boğuşan Aras, sonunda patladı.

“Bana kızdığını hatırlamıyorum, senin pisliğini temizledim dediğini hatırlamıyorum, Fatma’nın bana hesap sorduğunu da hatırlamıyorum” diyen Aras; cümleleri ile babasını köşeye sıkıştırdı:
Figen benim kızım değil, Figen benim kardeşim Harun Rona…
Ajanstan çıkarken Figen ile karşılaşan Aras, bombanın fitilini ateşledi: Babamız seni bekliyor Figen…
Harun vakit kaybetmeden Macide’yi aradı ve ona Aras’ın gerçeği öğrendiğini söyledi.
Macide, telefonu kapattıktan sonra baygınlık geçirirken kötü haber hemen ajansa ulaştı.

Mustafa’nın ağzından çıkacak tek bir sözü bekleyen Figen, istediklerini duyamayınca büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.
Sevda’nın broşunu Efkan’dan alan Kenan; genç kızını gönlünü bir kez daha fethetti.
Kenan ile evlilik hayalleri kuran Sevda, büyük aşkını annesine de anlattı. Rüçhan, kızına şiddetle karşı çıktı.
Sen onların evinde nasıl yaşayacaksın? Ya da Kenan bu eve nasıl adapte olacak?
Yaşadığı hayal kırıklığı içe başa çıkmaya çalışan Figen, bütün çeyizlerini köşkün bahçesinde ateşe verdi.
Kenan’ı kızından uzak durması konusunda uyaran Rüçhan, beklemediği bir tepki ile karşılaştı.
Rüçhan’ı Dündar’ın evinde gören Kenan onu üstü kapalı tehdit etti…

İstese de Figen’e gerçekleri söyleyemeyen Mustafa, kızı Cemre’yi ona emanet etti.
Bana bir şey olursa Cemre sana emanet… Duymaya ihtiyacım var. Söz mü?
Kendisine daha fazla engel olamayan Figen, Mustafa’ya sıkı sıkı sarıldı.
Kenan’ın tehditlerine boyun eğmek istemeyen Rüçhan, Dündar’dan yardım istedi.

Adamlarına Kenan’ı aldıran Dündar, ondan iki küçük ricada bulundu:
Bir daha Rüçhan Hanım’ın gözüne gözükmeyeceksin, Sevda Hanım’dan uzak duracaksın
Dizinin final sahnesinde;
Aziz ile birlikte çatışmaya giren Mustafa, ağır yaralı halde bir balıkçı barakasına sığındı.
Mustafa, Figen’i arayıp haber vermeyi başardı.
Balıkçının verdiği adrese giden Figen, Mustafa’yı baygın bir halde buldu.
Kemal’i ve adamlarını atlatmayı başaran Figen, Mustafa’yı tekneyle kaçırdı.
Aynı dakikalarda Kenan’ın Ronalar’ın hayatını baştan sona değiştirecek olan mektubu köşke ulaştı…

]]>
Veeam Kurumsal Stratejilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Dave Russell ve Veeam Ürün Stratejilerinden Sorumlu Kıdemli Direktör Rick Vanoverkonuyla ilgili şunları aktarıyor:
İnsan hatası, kamu ve özel sektördeki veri ihlallerinin açık ara en büyük nedenlerinden biri. Öyle ki, Dünya Ekonomik Forumu’nun 2022 Küresel Riskler Raporu, siber güvenlik tehditlerinin %95’inin bir tür insan hatasından kaynaklandığını ortaya koyuyor. 2022 Veri İhlali Araştırmaları Raporu (DBIR) ise ihlallerin %82’sinin insan hatalarından kaynaklandığını ortaya çıkarıyor.
Dolayısıyla, kazara gerçekleşen veri sızıntıları yıllardır hükümetlerin baş belası olmaya devam ediyor. Dünya genelinde, bir İngiliz memurun El-Kaide dosyalarını trende bırakması, Avustralya hükümet dosyalarının satılan dolaplarda bulunması ve İngiltere hükümetinin terörle mücadele araçlarının yanlışlıkla Trello’da sızdırılması gibi vakalar yaşandı. ABD’de ise 2015 yılında 191 milyon seçmenin kişisel bilgileri internette yayınlanmış ve ABD askerleri nükleer sırları yanlışlıkla bir çalışma uygulamasına sızdırmıştı.
Aslında bu sorunun ortadan kalmayacağını, hatta daha da kötüye gidebileceğini söyleyebiliriz. Veri taşınabilirliği katlanarak artıyor ve bu durum hükümetlere verileri farklı lokasyonlarda barındırma ve hibrit çalışma ortamlarında çok departmanlı erişime izin verme gibi avantajlar sunuyor. Online çalışma arttıkça, kurumların çalışanlarının teknoloji uygulamaları üzerindeki denetim düzeyi azalıyor. Buluttaki daha fazla veri, bilgisayar korsanlarının özensiz veri kullanımından yararlanmaları için daha fazla portal yaratıyor. Bu eğilimler, personelin siber hijyen veya OPSEC (operasyon güvenliği) konusundaki bilgi eksikliğiyle birleştiğinde, kamu veri kaynakları bir bilgisayar korsanının iştahını kabartan kolay bir hedef haline geliyor.
Peki, kamu ve özel sektör, bilgilerin sızıntı yapabilecek noktalardan geçirilmemesi noktasında çalışanlarına nasıl yardımcı olabilir?
İlk olarak, kuruluşlar bulut ve konteyner ortamlarındaki verilerinin güvenliğini sağlayabilirler. Kuruluşlar buluta yatırım yaptıkça, birçoğu tesislerinde bekledikleri titiz standartları karşılayan ağ ve güvenlik çerçeveleri oluşturmakta başarısız oluyor. Kuruluşlar uygulamadan önce bulut güvenlik modelleri oluşturmazlarsa, geri dönüp uygun kontrolleri yapmak için genellikle çok geç olur ve bu kuruluşların IP’sini riske atar. Bu, kötü niyetli bir aktörün ağ içinde yaşamasına izin vermek gibi bir şeydir.
Ayrıca, kuruluşlar kimin hangi verilere erişebileceğine ilişkin politikalarını iyileştirebilirler. Bilginin kritik değeri göz önünde bulundurulduğunda, özellikle de bu bilgi gizli bilgi kategorisindeyse, kuruluşların “en az ayrıcalık” ilkesine dayalı sıfır güven güvenlik modelleri ve rol tabanlı erişim kontrolü (RBAC) prosedürleri oluşturması gerekir.
Sıfır güven güvenlik modelleri, kullanıcıları aradıkları bilgilere erişmek için kendilerine güvenilebileceğini aktif olarak göstermeye zorlar. Bu da bilinen kullanıcıları parolalar, oturum açma bilgileri veya biyometrik veriler temelinde tanımlayabilen araçların kullanılması anlamına gelir. En az ayrıcalık ilkesi, kullanıcıların yalnızca kullanmaya yetkili oldukları araçlara, teknolojilere ve belgelere erişmelerine izin vererek açıyı daraltır. Kuruluşlar, çalışanların rolleri değiştiğinde ise bu erişim ayrıcalıklarını değiştirebilir.
Son olarak, kuruluşlar kasıtsız veri sızıntıları konusunu, personelin “dijital hijyen” uygulamasını iyileştirmek için bir tetikleyici olarak ele almalıdır. Bu, siber güvenlik uygulamaları ve uygun veri işleme ihtiyacı hakkında düzenli eğitim turlarını içerir. Kuruluşlar güvenlik uzmanlarıyla dolu olmadığından, çalışanlarına güvenlikle ilgili temel bilgileri vermeleri ve bir sızıntıyla karşılaştıklarında yapılması gereken uygun eylemlerin neler olduğunu aktarmaları gerekir. Ayrıca siber güvenlik eğitim programlarının etkinliğini tekrar tekrar test etmeleri de önemlidir. Birçok kuruluş yılda bir ya da iki kez güvenlik farkındalığı eğitimleri düzenliyor, ancak bu yeterli değil. “İnsan güvenlik duvarı” eğitimi sürekli olmalı ve çalışanlara tehditler ortaya çıktıkça güncellemeler ve yeni talimatlar sunulmalıdır.
Bu aynı zamanda önemli dijital varlıkların belirlenmesini de içerir. Bir kuruluş için hangi varlıkların kritik öneme sahip olduğu ve bunların nasıl etkili bir şekilde korunacağı konusunda bilgi sahibi olmak, başarılı bir siber güvenlik müdahale planı oluşturmak için hayati önem taşır.
Diğer en iyi uygulamaları ise şöyle sıralayabiliriz:
Hükümetler ve özel kuruluşlar saldırı altında. Sahte aktörler her geçen yıl daha yaratıcı ve daha bilgili hale geliyor, bu da hayati önem taşıyan varlıkların yanlış ellere geçmesini önlemek için kurumları daha fazlasını yapmaya zorluyor. Koruma taktikleri düşmanca tehditlere odaklanmalı, ancak düşmanca olmayan tehditleri de kapsamalıdır, çünkü kasıtsız bilgi paylaşımları da kuruluşları büyük risklerle karşı karşıya getirebilir.
Veeam Yazılım Hakkında
Veeam®, kuruluşlara hibrit bulutları için veri güvenliği, veri kurtarma ve veri özgürlüğü yoluyla esneklik sağlar. Veeam Veri Platformu; Bulut, Sanal, Fiziksel, SaaS ve Kubernetes ortamları için tek bir çözüm sunarak işletmelerin uygulamalarının ve verilerinin korunduğundan ve işlerini devam ettirebilmeleri için her zaman kullanılabilir olduğundan emin olmalarını sağlar. Merkezi Columbus, Ohio’da bulunan ve 30’dan fazla ülkede ofisleri bulunan Veeam, Fortune 500’ün %82’si ve Global 2.000’in %72’si dahil olmak üzere dünya çapında 450.000’den fazla müşteriyi koruyor. Veeam’in küresel ekosisteminde 35.000’den fazla teknoloji iş ortağı, satıcı, hizmet sağlayıcı ve Küresel iş ortağı bulunur. Daha fazla bilgi edinmek için veeam.com adresini ziyaret edin veya Veeam’i LinkedIn @veeam-software ve Twitter @veeam üzerinden takip edin.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
]]>


